Özel hükümler › Kişilere karşı suçlar › Malvarlığına karşı suçlar
Mala zarar verme ve mala zarar vermenin nitelikli halleri
Kısaca
5237 sayılı Kanun'un 151. maddesi, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkma, tahrip etme, yok etme, bozma, kullanılamaz hale getirme ve kirletme fiillerini suç olarak düzenler ve bu suçun temel halinin cezasını gösterir.
Kapsam
Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.151–160 hükümlerini kapsar.
- TCK m.151Mala zarar verme
- TCK m.152Mala zarar vermenin nitelikli halleri
- TCK m.153İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme
- TCK m.154Hakkı olmayan yere tecavüz
- TCK m.155Güveni kötüye kullanma
- TCK m.156Bedelsiz senedi kullanma
- TCK m.157Dolandırıcılık
- TCK m.158Nitelikli dolandırıcılık
- TCK m.159Daha az cezayı gerektiren hal
- TCK m.160Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
TCK m.151 — Mala zarar verme
5237 sayılı Kanun'un 151. maddesi, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkma, tahrip etme, yok etme, bozma, kullanılamaz hale getirme ve kirletme fiillerini suç olarak düzenler ve bu suçun temel halinin cezasını gösterir. Suçun konusu, başkasının mülkiyetindeki taşınır veya taşınmaz maldır. Madde, failin kim olabileceği bakımından herkesi kapsar; mağdur, malın sahibi ya da zilyetliği korunan kişidir. Madde nitelikli halleri düzenlemez; bunlar 152. maddededir. Ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme 153. maddede, hayvanlara zarar verme ise bu maddenin mülga ikinci fıkrasından farklı olarak ayrı hükümlere ve genel hükümlere bağlıdır. Etkin pişmanlık (m.168), şahsi cezasızlık ve cezada indirim sebepleri (m.167) ve iştirak, teşebbüs ve içtima kuralları genel ve ortak hükümlerde yer alır ve bu maddede ayrıca düzenlenmez. Şikâyete bağlılık ve uzlaştırma usulü de bu maddenin kapsamı dışında, CMK hükümlerinde yer alır.
Mala zarar verme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mal
- Mala zarar verme suçunun konusunu oluşturan, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz şeydir. Taşınmaz mal, arazi ve üzerindeki yapıları da kapsar.
- Yıkma
- Malın kısmen veya tamamen yıkılarak eski hâlini kaybetmesidir. Yıkılan mal tamir edilse bile fiil tamamlanmış sayılır.
- Tahrip, yok etme ve bozma
- Malın kullanım değerini veya fiziksel bütünlüğünü azaltan, zarar veren hareketlerdir. Malın tamamen ortadan kaldırılması yok etme, kısmi hasar vermesi tahrip veya bozma olarak nitelendirilir.
- Kullanılamaz hale getirme
- Malın sahibinin onu normal amacına uygun biçimde kullanmasını engelleyecek duruma sokulmasıdır. Malın fiziksel olarak yok olması gerekmez.
- Kirletme
- Malın temizliğini, görünümünü veya niteliğini bozacak biçimde pislik, boya, yazı veya benzeri maddelerle lekelenmesidir. Örneğin başkasının duvarına yazı yazmak veya afiş yapıştırmak kirletme sayılır.
- Seçimlik hareket
- Suçun maddi unsurunu oluşturan hareketlerden her birinin tek başına suçu tamamlamasıdır. Birden fazla hareketin birlikte gerçekleşmesi tek suç sayılır ve bu durum cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.
- Şikâyet
- Temel halde kovuşturmanın başlaması için malikin ya da zilyedin suçu öğrendiği tarihten itibaren yetkili makamlara başvurarak kovuşturma istemesidir. Şikâyet yoksa kovuşturma yapılamaz.
Mala zarar verme: hangi şartlar aranır?
- Fiilin başkasına ait bir taşınır veya taşınmaz mal üzerinde işlenmesi gerekir.
- Hareketin yıkma, tahrip etme, yok etme, bozma, kullanılamaz hale getirme veya kirletmeden biri olması gerekir; bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
- Malın zarar görmesi kalıcı olmak zorunda değildir; sonradan tamir veya tadilatla giderilmiş olması suçu ortadan kaldırmaz.
- Fail kastla hareket etmelidir; doğrudan kast veya olası kast yeterlidir, taksirle işlenen zarar verme cezalandırılmaz.
- Fiilin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir.
- Temel halin oluşması için mağdurun şikâyetinin bulunması gerekir.
Mala zarar verme: hangi sonuçları doğurur?
- Temel halde fail, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
- Fail hapis veya adli para cezasından birini seçimlik olarak alabilir; hangisinin uygulanacağı hâkimin takdirindedir.
- Malın kısmen zarar görmesi de suçu tamamlar; tamamen yok edilmesi şart değildir.
- Malın zarar gördüğü hâlde fail hareketine başlamamışsa ya da zarar gerçekleşmemişse teşebbüs hükümleri uygulanır; yargı kararlarında bu hâlde hareket tamamlanmış sayılmamıştır.
- Fiil taksirle işlenmişse bu madde kapsamında suç oluşmaz.
- Mağdur şikâyetinden vazgeçerse ya da şikâyette bulunmazsa temel halde kovuşturma yapılamaz.
- İkinci fıkra mülga edildiği için hayvanlara yönelik ayrı hüküm bu maddede bulunmamaktadır.
Taşınır mal ile taşınmaz mal arasındaki fark nedir?
Taşınır mal, yerinden oynatılabilen eşyadır; örneğin araç, cep telefonu veya mobilya.
Taşınmaz mal, arazi ve arazi üzerindeki yapılardır; örneğin bina, duvar veya tarla.
Her iki mal türü de suçun konusu olabilir ve hırsızlıktan farklı olarak taşınmaza karşı işlenen fiil de bu maddede cezalandırılır. Cezanın miktarı mal türüne göre değişmez.
Yıkma-tahrip-yok etme ile kirletme arasındaki fark nedir?
Yıkma, tahrip, yok etme, bozma ve kullanılamaz hale getirme malın fiziksel bütünlüğünü veya kullanımını ortadan kaldıran ya da azaltan fiillerdir.
Kirletme ise malın fiziksel bütünlüğünü bozmadan görünümünü veya temizliğini olumsuz etkileyen fiildir.
Her iki hareket de seçimlik olarak aynı suçu oluşturur; hangi hareketin yapıldığı suçun varlığını değil cezanın takdirinde ölçü olarak değerlendirilir.
Temel hal ile nitelikli hal (m.152) arasındaki fark nedir?
Bu maddede düzenlenen temel halde mal kamu malı, dini yapı veya grev malı gibi özel bir nitelik taşımaz.
Kamu malı, yangına karşı koruma ekipmanı, ağaç veya grev ve lokavt hallerindeki eşya gibi haller m.152'de ayrıca düzenlenmiştir.
Temel halde şikâyet şartı aranır; nitelikli hallerde ise kovuşturma re'sen yapılır ve ceza daha ağırdır.
Mala zarar verme ile ibadethaneye zarar verme (m.153) arasındaki fark nedir?
Mala zarar verme genel olarak başkasının malına karşı işlenen suçtur.
İbadethane, mezarlık ve benzeri yapılara yönelen zarar m.153'te ayrı suç olarak düzenlenmiştir.
Fail bir ibadethaneye zarar verirse m.151 değil m.153 uygulanır; bu durumda cezanın alt ve üst sınırı farklıdır.
Mala zarar verme ile hırsızlık ve yağma arasındaki fark nedir?
Mala zarar vermede failin amacı malı ortadan kaldırmak ya da değerini azaltmaktır; malı kendisi almaz.
Hırsızlık ve yağmada fail malı rızaya aykırı olarak alır; yağmada bunu cebir veya tehditle yapar.
Malı almadan yalnızca zarar veren fail m.151 kapsamında sorumlu olur; malı alıp zarar veren fail için ayrı suçların ve içtimanın değerlendirilmesi gerekir.
Mala zarar verme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mala zarar vermeyi yalnız taşınır mala karşı işlenebilen suç saymak; madde taşınmaz mala karşı işlenmesini de kapsar.
- Yıkma, tahrip, bozma gibi hareketleri ayrı suçlar gibi değerlendirip birden fazla hareketin gerçek içtimasını uygulamak; seçimlik hareketlerin birden fazlası tek suç sayılır ve bu cezanın takdirinde dikkate alınır.
- Zararın sonradan tamir edilmesini suçun ortadan kalkması olarak görmek; zarar kalıcı olmak zorunda değildir.
- Malın tamamen yok edilmesini aramak; kısmi zarar ya da kullanılamaz hâle getirme de suçu tamamlar.
- Taksirle zarar veren kişiyi m.151 kapsamında cezalandırmak; suç yalnız kasten işlenebilir.
- Malın kamu malı ya da ibadethaneye ait olduğunu fark etmeden m.151 uygulamak; bu hâllerde m.152 veya m.153 uygulanır.
- Mülga ikinci fıkrayı dikkate alarak hayvana zarar vermeyi bu madde kapsamında saymak; ikinci fıkra 2021'de yürürlükten kalkmıştır.
- Şikâyet süresini ve şikâyetin geri alınmasını gözden kaçırmak; temel halde şikâyet olmadan kovuşturma yapılamaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, mala zarar verme suçunda malın zarar gördüğünün tespit edilmesini ve fiilin tamamlanıp tamamlanmadığını gerekçede ayrıntılı tartışmayı aramaktadır; zarar oluşmadan tamamlanmış kabul edilmesi bozma nedeni sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/185 E., 2010/210 K., 26.10.2010)
- Yargıtay, malın zarar gördüğüne ilişkin görgü ve tespit tutanağı bulunmadığında teşebbüs ile tamamlanmış suç ayrımının gerekçede yapılmasını gerekli görmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/3197 E., 2026/934 K., 03.02.2026)
- Yargıtay, aynı eylemle hem mala zarar verme hem de başka bir suçun oluşması hâlinde fikri içtima kurallarının uygulanmasını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/117 E., 2010/146 K., 15.06.2010)
- Yargıtay, fiilin ibadethaneye zarar verme niteliğinde olduğu hâllerde m.151 yerine m.153 uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/1671 E., 2025/4246 K., 11.03.2025)
- Yargıtay, mala zarar verme suçunun hangi ceza hükmüne göre uygulanacağının belirlenmesinde kanunların karşılaştırılmasını ve lehe hükmün seçilmesini aramaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2025/950 E., 2025/3309 K., 25.02.2025)
- Uygulamada mala zarar verme suçunda belirlenen temel ceza, adli para cezası biçiminde verildiğinde günlük miktar belirlenerek hüküm kurulmaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2024/6116 E., 2024/17584 K., 25.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Şikâyet ve kovuşturma şartı: Temel halde kovuşturmanın başlaması için mağdurun şikâyetinin bulunduğu ispat yükü savcılıktadır; şikâyetin varlığı dosya kapsamındaki belgelerle gösterilir.
- Malın zarar gördüğünün ispatı: Zararın varlığı ve niteliği, olay yeri inceleme raporu, tutanak, fotoğraf ve tanık beyanı ile ispatlanır; ispat yükü iddia makamındadır.
- Kast ve hareketin niteliği: Failin kastı ve fiilin hangi seçimlik hareketle işlendiği, olay tutanağı ve tanık beyanları ile belirlenir; fail haklı sebep ileri sürerse bu savunmayı ispat etmesi beklenir.
- Teşebbüs ile tamamlanmış suç ayrımı: Zararın gerçekleşmediğini savunan sanık, tutanak ve bilirkişi raporu ile bu savunmasını dayandırabilir; hükmün gerekçesinde bu ayrım açıklanmalıdır.
- Zarar ve tamirin etkisi: Verilen zararın sonradan tamir edildiği savunması, zararın varlığını ortadan kaldırmaz; bu durum tazminat ve cezanın takdiri bakımından değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.152: Mala zarar verme suçunun nitelikli hallerini düzenler; kamu malı, yangın koruma eşyası, ağaç ve grev malı gibi hallerde temel halin cezası ağırlaşır ve şikâyet şartı aranmaz.
- 5237 sayılı Kanun m.153: İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme fiillerini ayrı suç olarak düzenler; bu fiiller m.151 kapsamına girmez.
- 5237 sayılı Kanun m.167: Malvarlığına karşı suçlarda uygulanacak şahsi cezasızlık ve cezada indirim sebeplerini gösterir; mala zarar verme suçu bakımından da uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.168: Mala zarar verme suçunda etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasını sağlar.
- 5237 sayılı Kanun m.155: Güveni kötüye kullanma suçunu düzenler; mülkiyetin başka bir biçimde ihlali olarak m.151 ile karıştırılmamalıdır.
TCK m.152 — Mala zarar vermenin nitelikli halleri
Mala zarar verme suçunun nitelikli hâllerini düzenler: suçun konusunun kamu kurum ve kuruluşlarına ait ya da kamu hizmetine tahsis edilmiş yer, bina, tesis veya eşya olması, yangın, sel, taşkın ve felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş eşya veya tesis olması, Devlet ormanı dışında dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu olması, sulama, içme suyu ve afet korunma tesisleri olması, grev ve lokavt hâlinde taraf kuruluşların mülkiyetinde veya kullanımında bulunan mallar, siyasi parti ve meslek kuruluşlarının mallarının konu olması, görevden ötürü öç amacıyla kamu görevlisinin zararına işlenmesi, suçun yakarak, toprak kaydırarak veya radyasyon ya da kitle imha silahlarıyla işlenmesi ile haberleşme, enerji ve ulaşım hizmetlerinin aksamasının sonucu. Kişisel cezasızlık ve cezada indirim sebepleri ile etkin pişmanlık bu maddede düzenlenmez; bunlar 167 ve 168. maddelerde yer alır (m.167, m.168). Temel suçun unsurları ve cezası (m.151) bu maddenin kapsamı dışındadır. Ayrıca ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme (m.153) ile hakkı olmayan yere tecavüz (m.154) ayrı suçlar olarak bu maddede yer almaz. Kapsamda düzenlenmeyen konular: temel suç (m.151), ayrı suç tipleri (m.153), şahsi cezasızlık ve indirim sebepleri ile etkin pişmanlık (m.167, m.168).
Mala zarar vermenin nitelikli halleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nitelikli hal
- Temel mala zarar verme suçunun cezasını ağırlaştıran, madde metninde sayılan konu, araç ya da sonuç unsurlarıdır. Nitelikli hâl gerçekleşince temel suç ayrıca değil, bu fıkralar uyarınca cezalandırılır.
- Kamu hizmetine tahsis edilmiş eşya
- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait olsun veya olmasın, kamu hizmetine ya da kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya eşyadır. Eşyanın mülkiyetinin kamuya ait olması şart değildir; belirleyici olan kamu hizmetine ya da kamu yararına tahsistir.
- Devlet ormanı statüsü
- Ağaç ve fidanların bulunduğu yerin devlet ormanı niteliği taşıyıp taşımadığını belirten ölçüttür. Bu nitelikteki yerlerdeki ağaç ve fidanlara zarar verilmesi bu bent kapsamında değildir.
- Etkin pişmanlık
- Failin, suç tamamlandıktan sonra ve kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararını aynen geri vererek veya tazmin ederek tamamen gidermesi hâlinde cezada indirim sağlayan kurumdur. Bu madde içinde düzenlenmiş olmakla birlikte, mala zarar verme suçunda uygulanması 168. maddeye göre yapılır.
- Görevden ötürü öç alma
- Kamu görevlisinin görevi nedeniyle, görevden ayrılmış olsa bile, ona karşı intikam duygusuyla işlenen mala zarar verme hâlidir. Zararın kamu görevlisinin kendisine yönelmesi gerekir; kamu kurumuna yönelik zarar bu bent kapsamında değildir.
Mala zarar vermenin nitelikli halleri: hangi şartlar aranır?
- Temel mala zarar verme suçunun unsurları (başkasına ait malın yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılmaz hâle getirilmesi ya da kirletilmesi) bulunmalıdır.
- Suçun konusu, birinci fıkranın (a) ila (g) bentlerinden birinde sayılan mal niteliklerinden birini taşımalıdır.
- Failin, konunun bu niteliğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi, yani kastının bulunması gerekir (kasten işlenebilen suç).
- Görevden ötürü öç bendinde, zararın sona ermiş olsa bile bir kamu görevlisinin zararına olarak işlenmiş olması gerekir.
- İkinci fıkrada sayılan araçlardan (yakma, yakıcı veya patlayıcı madde kullanma, toprak kayması, çığ, sel veya taşkın oluşturma, radyasyon veya kitle imha silahı kullanma) birinin kullanılması gerekir.
- Üçüncü fıkrada, suç sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımında kamu hizmetinin geçici de olsa aksamış olması gerekir.
Mala zarar vermenin nitelikli halleri: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki nitelik bulunduğunda fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- İkinci fıkradaki fiil araçlarından biriyle işlenirse verilecek ceza bir katına kadar artırılır.
- Üçüncü fıkradaki hizmet aksaması gerçekleşirse, önceki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
- Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen felaket koruma eşyasına zarar verilmesi hâlinde nitelikli hâl uygulanır.
- Görevden ötürü öç bendi kapsamındaki fiil, zararın kamu kurumuna değil kamu görevlisine yöneldiği sürece uygulanır; kamu kurumuna zarar verilmesi hâlinde yalnız (a) bendi uygulanır.
- Nitelikli hâlin koşulları gerçekleşmezse fail temel mala zarar verme suçundan (m.151) sorumlu tutulur.
- Madde metninde açıkça belirtilmemekle birlikte, bu maddede düzenlenen şahsi cezasızlık sebepleri ve cezada indirim sebepleri (eşler, altsoy ve üstsoy, kardeşler, kayınlar, amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve ikinci dereceden kayınlar) suçun bu nitelikli hâllerinde de uygulanır.
Kamu kurumu malı / kamu hizmetine tahsis edilmiş mal (a bendi) / yararlanılan mal: fark nedir?
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da kamu hizmetine tahsis edilmiş ya da kamunun yararlanmasına ayrılmış mal, mülkiyet kamuya ait olmasa bile bu kapsamdadır.
Özel kişiye ait mal ise bu bent kapsamında değerlendirilmez; temel suç uygulanır.
Kamu hizmeti tahsisi bulunan mal için nitelikli hâl uygulanır, temel suçtaki ceza yerine bu fıkranın cezası verilir.
Grev veya lokavt sırasında kullanılan mal (e bendi) ile siyasi parti ve meslek kuruluşlarının malı (f bendi) arasındaki fark nedir?
Grev veya lokavt hâlinde işveren, işçi veya bunların sendika ve konfederasyonlarının mülkiyetinde ya da kullanımında olan bina, tesis veya eşya söz konusudur.
Siyasi partilerin ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ile üst kuruluşlarının mülkiyetinde ya da kullanımında olan bina, tesis veya eşya söz konusudur.
Her iki bentte de nitelikli hâl uygulanır; ancak grev/lokavt bendinde zarar bu hâller sırasında işlenmiş olmalıdır.
Devlet ormanı dışında ağaç (c bendi) ile devlet ormanındaki ağaç arasındaki fark nedir?
Devlet ormanı statüsündeki yerler dışında, nerede olursa olsun dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu bu bent kapsamındadır; meyve verme şartı aranmaz.
Devlet ormanı statüsündeki yerlerdeki ağaç ve fidanlara zarar verilmesi bu bent kapsamında değildir; Orman Kanunundaki ayrı suçlar söz konusudur.
Devlet ormanı dışındaki ağaca zarar nitelikli hâl oluşturur; devlet ormanındaki ağaca zarar bu madde kapsamında değildir.
Birinci fıkra nitelikli hâli ile ikinci fıkra araç nitelikli hâli arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, malın niteliğine (konu) bağlanmıştır.
İkinci fıkra, fiilin işleniş biçimine (yakma, patlayıcı, toprak kayması, radyasyon vb.) bağlanmıştır.
İkinci fıkrada ceza bir katına kadar artırılır; birinci fıkrada verilen cezanın üzerine ayrı bir ağırlaştırma yapılmaz, bu fıkra ayrıca uygulanır.
Görevden ötürü öç (g bendi) ile kamu kurumuna zarar arasındaki fark nedir?
Sona ermiş olsa bile görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına işlenmesi bu bent kapsamındadır.
Zararın kamu kurumuna yönelmesi durumunda kamu görevlisi zararına işlenmemiştir.
Kamu kurumuna zarar veren fail için g bendi uygulanmaz; a bendi uygulanır.
Üçüncü fıkra (ağırlaştırılmış hâl) ile birinci ve ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Suç sonucu haberleşme, enerji ya da ulaşım hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlidir.
Birinci ve ikinci fıkra, malın niteliği veya fiilin işleniş biçimi hâlidir.
Üçüncü fıkrada, önceki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
Mala zarar vermenin nitelikli halleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kamu kurumu malını yalnız mülkiyet esasına göre değerlendirmek; mülkiyetin kamuya ait olmadığı hâlde tahsis nedeniyle a bendinin uygulanacağını gözden kaçırmak.
- Devlet ormanı statüsündeki yerlerdeki ağaca zarar verilmesini c bendi kapsamında saymak; oysa bu yerler bent dışındadır.
- Ağaçta meyve verme şartı aramak; oysa yalnız dikili olması yeterlidir.
- Kamu kurumuna zarar verilmesinde g bendini uygulamak; g bendi yalnız kamu görevlisinin zararına işlenen hâllerde geçerlidir.
- Grev/lokavt bendinde failin grevci işçi ya da lokavt eden işveren olmasını aramak; bent, failin bu sıfatta olmasını şart koşmaz.
- Üçüncü fıkrayı ayrı bir suç gibi değerlendirip önceki fıkralardan bağımsız ceza vermek; üçüncü fıkra önceki fıkralara göre verilecek cezayı artırır.
- Madde metninde değişiklik (2014) öncesi kararlardaki ceza ya da içtima yorumunu güncel metne aynen uygulamak; 2014 değişikliği 3. fıkrayı eklemiştir, bu fıkra öncesi kararlarda yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kamu malına zarar verme suçunda (a) bendi uygulanırken kamu kurumuna ait eşyanın mülkiyetinin kamuya ait olması aranmaz, kamu hizmetine tahsis edilmiş olması yeterli kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/132 E., 2006/160 K., 13.06.2006)
- Haksız tahrik hükmünün, kamu kurumuna yönelik zarar verme eylemlerinde kamu görevlisine karşı işlenmemiş bir fiil olması nedeniyle uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/204 E., 2011/239 K., 22.11.2011)
- Tek bir fiille hem mala zarar verme hem de başka bir suçun meydana geldiği hâllerde, fiil birliği hükümleri uygulanarak meydana gelen suçların en ağırından ceza verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012)
- Camiye ait kapıya zarar verilmesi eyleminin, kamu malına zarar verme suçu yerine ibadethanelere zarar verme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Nitelikli hâlin iddiasını ileri süren savcılık ya da müşteki, eşyanın kamu kurumuna ait olduğunu ya da kamu hizmetine tahsis edildiğini belgeyle (tahsis kararı, kurum yazısı, kullanım kayıtları) ispatlamalıdır.
- Grev ya da lokavt hâlinin varlığı, işyeri kayıtları, sendika veya işveren yazıları ile ispatlanır.
- Devlet ormanı statüsünün bulunmadığı iddiası, orman kadastro kayıtları ya da tapu ve orman idaresi yazısı ile kanıtlanır; savunmada bu yönün ileri sürülmesi hâlinde savcılık bu belgeleri temin etmelidir.
- Failin, mal niteliğini bilerek hareket ettiği yani kastının bulunduğu olay tutanağı, tanık beyanı ve görüntü kayıtları ile ortaya konulur.
- Etkin pişmanlık ve cezada indirim sebepleri bakımından, zararın aynen geri verilmesi veya tazmin edilmesi bilgisi, ödeme belgesi ve mağdurun beyanıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.151: Temel mala zarar verme suçunu düzenler; nitelikli hâller bu suçun unsurlarına eklenerek ağırlaştırılmış cezaya bağlanır.
- 5237 sayılı Kanun m.153: İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunu düzenler; bu madde kapsamındaki eylemlerde ayrı suç tipi olarak uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.167: Şahsi cezasızlık sebeplerini ve cezada indirim gerektiren şahsi sebepleri düzenler; bu maddedeki aile ilişkilerine dayanan sebepler için ilgilidir.
- 5237 sayılı Kanun m.168: Etkin pişmanlık hükmünü düzenler; mala zarar verme suçunda cezada indirim sağlar.
TCK m.153 — İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme
TCK m.153, ibadethanelere, bunların eklentilerine, buradaki eşyaya, mezarlara, mezar üstü yapılara, mezarlıklardaki tesislere ve mezarlıkların korunmasına yönelik yapılara yıkmak, bozmak, kırmak suretiyle zarar verilmesini (birinci fıkra) ve bu yerleri kirletilmesini (ikinci fıkra) suç olarak düzenler; birinci ve ikinci fıkradaki eylemlerin, ilgili dini inancı benimseyen toplum kesimini küçümseme amacıyla gerçekleştirilmesi halinde cezanın artırılmasını (üçüncü fıkra) öngörür. Kişi bakımından genel bir düzenlemedir; fail ve mağdur sınırlaması yoktur. Maddenin düzenlemediği konular: din ve ibadet hürriyetinin engellenmesi (m.115), dini değerlerin aşağılanması (m.216/3), mala zarar verme suçunun genel ve nitelikli halleri (m.151, m.152), ölülere hakaret ve ceset ile kemiklerin alınması (m.130). Bu fiillerin mala zarar verme suçunun nitelikli hali olarak ağırlaştırılması da m.152 kapsamındadır.
İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme: hangi kavramlar bilinmeli?
- İbadethane
- Halkın erişimine açık bulunan ve ilgili din mensuplarının ortak veya münferit olarak ibadet etmeleri için tahsis edilmiş yerdir. Yapının kim tarafından yaptırıldığı önemli değildir; cami, mescit, kilise, havra ve sinagog bu niteliktedir.
- Eklenti
- İbadethanenin fiziksel parçası olmayan ancak ona bağlı ve onun hizmetine ayrılmış yapı ya da bölümlerdir. Kapsamı, ibadethaneyle fonksiyonel bağının bulunup bulunmadığına göre belirlenir.
- Mezar üstü yapılar
- Mezarın bir parçasını oluşturan ya da mezarla birlikte yapılmış olan taş, şahide ve benzeri yapılardır. Mezar taşı mezarın parçası sayılır.
- Kirletme
- Yapı, eşya veya mezarın görünüşünü ya da temizliğini bozacak biçimde atık, artık, yazı, afiş, resim gibi nesnelerin bırakılması ya da yapılması fiilidir. Yıkma, bozma veya kırma değildir; zarar verme ile ayrı bir fiil olarak düzenlenmiştir.
- Tahkir maksadı
- Failin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini küçümseme ya da aşağılama amacı taşımasıdır. Üçüncü fıkrada cezanın artırılmasını gerektiren özel saiktir ve fiilin tamamlanması için aranmaz; ancak fiilin bu kastla işlenmiş olması artırım için gereklidir.
İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme: hangi şartlar aranır?
- Fail, birinci fıkradaki yerlerden birine (ibadethane, eklentisi, buradaki eşya, mezar, mezar üstü yapı, mezarlık tesisi veya mezarlığın korunmasına yönelik yapı) yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar vermiş olmalıdır.
- Birinci fıkradaki zarar verme fiili, kasten işlenmiş olmalıdır; doğrudan kast da olası kast da yeterlidir, taksirli hali kanunda yoktur.
- İkinci fıkradaki suç için ilgili yerleri ve yapıları kirletme fiili gerçekleşmiş olmalıdır; kirletme, zarar verme ile ayrı bir fiildir.
- Üçüncü fıkranın uygulanması için birinci veya ikinci fıkradaki fiilin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmiş olması gerekir.
- Birinci fıkradaki suçta fiilin sonucunda belirli bir netice aranmaz; zarar verme fiilinin gerçekleşmesi yeterlidir.
- Birinci ve ikinci fıkradaki fiiller birlikte işlenmişse her biri ayrı fiil olarak değerlendirilir ve seçimlik hareketlerin birden fazlasının gerçekleşmesi cezanın belirlenmesinde dikkate alınır; gerçek içtima uygulanmaz.
İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki fiili işleyen kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- İkinci fıkradaki fiili işleyen kişi üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır; bu seçimlik yaptırım hâkime bırakılmıştır.
- Birinci ve ikinci fıkradaki fiillerin tahkir maksadıyla işlenmesi halinde, fıkralarda öngörülen ceza üçte bir oranında artırılır.
- Birinci ve ikinci fıkradaki fiiller birlikte işlenmişse, her biri için ayrı hüküm kurulmak yerine seçimlik hareketlerin birden fazla gerçekleştiği dikkate alınarak ceza belirlenir; gerçek içtima uygulanmaz.
- Fiil, mala zarar verme suçunun nitelikli hallerinden birine de uyuyorsa, m.152 uygulanması hukuka aykırı kabul edilmektedir; yalnız m.153 uygulanır.
- Mezar taşı mezarın bir parçası sayıldığından, mezar taşına verilen zarar m.153 kapsamında değerlendirilir.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, yıkma, bozma veya kırma yoluyla fiziksel zarar verilmesini cezalandırır.
İkinci fıkra, yapıların veya yerlerin kirletilmesini cezalandırır; fiziksel tahribat aranmaz.
Birinci fıkrada bir yıldan dört yıla kadar hapis, ikinci fıkrada üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanır.
Yıkma, bozma, kırma ile kirletme arasındaki fark nedir?
Yıkma, bozma ve kırma, yerin ya da eşyanın fiziksel bütünlüğünü bozan hareketlerdir.
Kirletme, yerin temizliğini ya da görünümünü bozan (atık bırakma, yazı yazma, afiş yapıştırma, resim yapma gibi) hareketlerdir.
Bir fiil birinci, diğeri ikinci fıkra kapsamına girer ve iki fıkrada da ayrı ceza öngörülür.
Üçüncü fıkrasız hal ile üçüncü fıkralı hal arasındaki fark nedir?
Fiilin dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmemesi halidir.
Fiilin bu tahkir maksadıyla işlenmesi halidir.
Üçüncü fıkralı halde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
m.153 ile m.152 (e bendi) arasındaki fark nedir?
m.153 ibadethane, mezar ve bunlara bağlı yerlere yönelik özel bir düzenlemedir.
m.152 kamu hizmetine tahsis edilmiş yerler, koruma tesisleri, dikili ağaç gibi konularda mala zarar verme suçunun nitelikli hallerini düzenler.
Bu özel yerlerde işlenen fiil m.153 kapsamında kalır; m.152 ile birlikte uygulanmasının hukuka aykırı olduğu yönünde karar bulunmaktadır.
İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mezar taşını mezarın dışında bir eşya saymak; oysa mezar taşı mezarın bir parçasıdır ve m.153 kapsamındadır.
- İbadethaneye zarar verme fiilinde m.152/1-a nitelikli halini de uygulamak; uygulamada bu hukuka aykırı bulunmaktadır.
- Kirletme fiilini birinci fıkradaki zarar verme gibi değerlendirip bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası uygulamak; kirletme için ikinci fıkra ve üç aydan bir yıla kadar ceza geçerlidir.
- Üçüncü fıkradaki artırımı, tahkir maksadı olmadan sadece yerin dini nitelikli olmasından hareketle uygulamak.
- Kamuya açık olmayan, evde ibadet için ayrılmış bir odayı ibadethane saymak; bu tür yerler ibadethane kapsamında değerlendirilmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mezarlara ve mezar üstü yapılara yönelik zarar verme fiillerinin m.153 kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2008/5701 E., 2010/9175 K., 10.06.2010)
- İbadethaneye zarar verilmesi fiilinin m.153/1 kapsamında olduğu, buna karşılık m.152/1-a nitelikli halinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/3967 E., 2026/986 K., 03.02.2026)
- İbadethaneye zarar verme suçu ile hırsızlık birlikte işlendiğinde her iki suçtan ayrı değerlendirme yapıldığı görülmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2008/5701 E., 2010/9175 K., 10.06.2010)
- Ceza, m.153/1 ve m.62 uyarınca belirlenip cezanın infazında kazanılmış hak gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2022/11608 E., 2024/14021 K., 08.10.2024)
- Aleniyet, m.153'ün dördüncü fıkrasıyla ilgili bir unsur olarak Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınmıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2004/201 E., 2005/30 K., 15.03.2005)
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkradaki zarar verme fiilini ileri süren savcılık ya da müşteki, yıkma, bozma veya kırma fiilinin gerçekleştiğini keşif, bilirkişi raporu, tanık beyanı ve fotoğraf gibi delillerle ispatlar.
- Kirletme fiilini ileri süren taraf, kirletmenin ibadethane, eklenti, eşya veya mezar üzerinde yapıldığını yer görüşü, fotoğraf ve tanıkla ispatlar.
- Tahkir maksadının varlığını ileri süren taraf, fiilin ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimine yönelik küçümseyici bir amaçla işlendiğini fail beyanı, yazılı metin, sosyal medya kayıtları veya fiilin niteliğinden çıkan karinelerle ispatlar.
- Sanık, fiilin tahkir maksadıyla işlenmediğini ya da fiilin m.153 kapsamındaki yerlere yönelmediğini savunursa, bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
- Aynı fiil m.152 kapsamında da tartışılıyorsa, yerin niteliğini (ibadethane, mezarlık, kamu hizmeti tesisi) belgeleriyle ortaya koymak iddia sahibine düşer.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.152: Mala zarar verme suçunun nitelikli hallerini düzenler; m.153 kapsamına giren yerler (örneğin ibadethane ve mezar) için m.152 uygulamasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir.
- 5237 sayılı Kanun m.115: İbadetin engellenmesi suçunu düzenler; m.153 ile fiil konusu ve koruma amacı farklıdır, birlikte uygulanabilecek ayrı bir suç tipidir.
- 5237 sayılı Kanun m.216: Dini değerlerin aşağılanmasını düzenler; ibadethanelere yönelik aşağılayıcı davranışlar m.216/3 kapsamında değerlendirilebilir, zarar verme ise m.153 kapsamındadır.
- 5237 sayılı Kanun m.130: Ölünün ceset ve kemiklerinin alınmasını ve tahkirini düzenler; mezara zarar verme ile ceset ve kemiklere yönelik fiiller ayrı suçlardır.
TCK m.154 — Hakkı olmayan yere tecavüz
Madde, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi işgal etme, sınırlarını değiştirme veya bozma ve hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasına engel olma fiillerini; köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazlara yönelik zapt, tasarruf ve sürüp ekme fiillerini ve kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştirme fiilini suç olarak düzenler. Kapsadığı kişiler bakımından herkes fail olabilir; hak sahibi ise mağdurdur. Madde, konut dokunulmazlığının ihlalini (m.116) ve hırsızlık veya mala zarar verme gibi mülkiyet suçlarını düzenlemez. Aynı şekilde, taşınmazın üçüncü kişiye yapılan kötü niyetli işgalinde kullanılan güveni kötüye kullanma veya dolandırıcılık hükümleri (m.155, m.158 gibi) bu maddenin kapsamı dışındadır. Köy taşınmazlarına ilk tecavüzün idari yolla önlenmesine ilişkin 3091 sayılı Kanun ve ceza muhakemesi usulü de madde kapsamında değildir.
Hakkı olmayan yere tecavüz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hakka dayanmaksızın
- Failin taşınmaz üzerinde kanundan, sözleşmeden veya ilgilinin rızasından doğan bir yetkisinin bulunmamasıdır. Hak iddiası samimi ve makul bir dayanağa sahipse fiil bu unsuru taşımaz.
- Eklenti
- Taşınmazın ayrılmaz parçası olmayan ancak onun ekonomik kullanımına hizmet eden yapı ve yerlerdir. Madde, taşınmazla birlikte bunların da korunduğunu belirtir.
- Malik gibi işgal
- Failin taşınmazı kendi malıymış gibi fiilen egemenliği altına alması ve hak sahibini dışlayacak biçimde kullanmasıdır.
- Mecra
- Suyun akışını sağlayan yatak veya kanaldır. Suyun mecrasının değiştirilmesi, suyun doğal akış yolunun fiilen başka yöne çevrilmesi anlamına gelir.
- Öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yer
- Köy tüzel kişiliğine ait olmasa bile uzun süredir köy halkının ortak kullanımına bırakılmış taşınmazlardır. Bu nitelik, failin bilgisine bağlıdır.
Hakkı olmayan yere tecavüz: hangi şartlar aranır?
- Taşınmaz mal veya eklentisinin başkasına ait olması ve failin bu taşınmaz üzerinde bir hakkının bulunmaması gerekir.
- Fail, taşınmazı malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etmeli, sınırlarını değiştirmeli ya da bozmalı, ya da hak sahibinin taşınmazdan kısmen de olsa yararlanmasına engel olmalıdır (birinci fıkra).
- Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş olduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazları zapt etmeli, bunlar üzerinde tasarrufta bulunmalı ya da sürüp ekmelidir (ikinci fıkra).
- Kamuya veya özel kişilere ait suyun mecrası değiştirilmelidir (üçüncü fıkra); suyun kamuya ait olması ya da özel nitelikte olması fark yaratmaz.
- Birinci fıkrada ve ikinci fıkrada kasten hareket edilmelidir; fail hakkı olmadığını bilmelidir.
- Birinci fıkra kapsamındaki fiil için suçtan zarar görenin şikâyeti aranmalıdır; ikinci ve üçüncü fıkralar için de birinci fıkradaki cezalar uygulanır.
- Bu fiillerin hukuka uygunluk nedeni (hakkın kullanılması gibi) taşımaması gerekir.
Hakkı olmayan yere tecavüz: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki fiili işleyen kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası verilir.
- İkinci fıkradaki fiili işleyen kişi hakkında birinci fıkradaki cezalar uygulanır.
- Üçüncü fıkradaki fiili işleyen kişi hakkında birinci fıkradaki cezalar uygulanır.
- Hak iddiasına dayanan fiil bu suçu oluşturmaz; hakkın varlığı kanıtlanmalıdır.
- Taşınmazın köy tüzel kişiliğine ait olduğunu bilmeyen kişi için ikinci fıkra uygulanmaz, ancak birinci fıkra koşulları varsa o hüküm uygulanabilir.
- Madde, cezanın belirlenmesinde ayrıca nitelikli hal veya cezada indirim öngörmez; bunlar genel hükümlere göre değerlendirilir.
- Suç dışında, hak sahibi taşınmazın iadesi ve tazminat için hukuk davası açabilir.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, herhangi bir başkasına ait taşınmazı kapsar ve mağdur hak sahibi bir kişidir.
İkinci fıkra, köy tüzel kişiliğine ait veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş belirli taşınmaz türlerini kapsar ve bilgi unsurunu özel olarak aranır.
İkinci fıkrada fail, taşınmazın köy niteliğini bilmelidir; bu bilgi yoksa fiil birinci fıkraya da girmeyebilir. Her iki halde yaptırım aynıdır.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra taşınmaz mal ve eklentisini korur.
Üçüncü fıkra sudaki mecra değişikliğini düzenler.
Suyun mecrası değiştirilen hallerde taşınmaz üzerinde işgal aranmaz; fiil üçüncü fıkra kapsamında değerlendirilir ve aynı cezalar uygulanır.
Hakkı olmayan yere tecavüz ile konut dokunulmazlığının ihlali arasındaki fark nedir?
Bu madde, taşınmazın kullanım ve yararlanma düzenini korur.
m.116, kişinin konutuna girme veya orada kalma hürriyetini korur.
Konut niteliğindeki yere girilmesi halinde m.116 da gündeme gelebilir; bu iki suç için şikâyet koşulları ve cezalar ayrı değerlendirilir.
Basit hal ile hak sahibinin şikâyeti arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki fiil, şikâyete bağlıdır.
İkinci ve üçüncü fıkralar açıkça şikâyet koşulu getirmez; fıkra metni birinci fıkradaki cezalara yollama yapar.
Şikâyet koşulunun ikinci ve üçüncü fıkralara uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır; metin açık olmadığından bu husus dikkatle belirlenmelidir (metinde açıkça belirtilmemiş; yorumdan çıkarılmıştır).
Hakkı olmayan yere tecavüz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki hapis cezasını üç yıl yerine altı aydan iki yıla kadar gibi farklı bir aralıkla hesaplamak; ceza sınırları madde metnindeki aralıkla uygulanmalıdır.
- Hak iddiasını yeterli görüp tüm işgali hukuka uygun saymak; hakkın gerçekten varlığı ve sınırı araştırılmalıdır.
- İkinci fıkradaki köy taşınmazı koşulunu aramadan birinci fıkraya doğrudan dayanmak; ikinci fıkranın bilgi unsuru ayrıca değerlendirilmelidir.
- Mecra değişikliğini taşınmaz işgali sayarak birinci fıkra kapsamında değerlendirmek; üçüncü fıkra ayrı bir fiil olarak ele alınmalıdır.
- Hukuk davası ile ceza davasının sonuçlarını birbirine karıştırmak; tazminat ve iade talebi ayrı bir hukuk yoluyla yürütülür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Köy tüzel kişiliğine ait mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazlara yapılan ilk tecavüzlerin önlenmesi 3091 sayılı Kanuna göre yapılmakla birlikte, tecavüzde bulunanlar hakkında m.154 uyarınca cezai işlem yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1443 E., 2017/203 K., 28.03.2017; Ceza Genel Kurulu, 2013/222 E., 2014/6 K., 14.01.2014)
- Hakkı olmayan yere tecavüz suçundan hüküm kurulurken m.154/2 hükmünün m.154/1 ile birlikte uygulandığı ve buna bağlı olarak m.62, m.52 ve m.58 hükümlerinin de dikkate alındığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/218 E., 2025/385 K., 08.10.2025; Ceza Genel Kurulu, 2022/178 E., 2024/24 K., 24.01.2024; Ceza Genel Kurulu, 2022/567 E., 2024/28 K., 24.01.2024; Ceza Genel Kurulu, 2022/568 E., 2024/29 K., 24.01.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hakkı olmayan yere tecavüzü ileri süren taraf (hak sahibi veya savcılık), taşınmazın başkasına ait olduğunu tapu, kadastro kaydı veya köy tüzel kişiliğinin belgeleriyle ispatlamalıdır.
- Failin hakkı bulunduğu savunmasında bulunursa, bu hakkın varlığını ispat yükü faildedir; samimi bir hak iddiası bulunduğu kabul edilirse kasıt ortadan kalkabilir.
- İkinci fıkra için köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edildiğini bilme durumunun ispatı gerekir; bu bilgi tanık beyanları, köy muhtarlığı kayıtları ve yerel uygulamalarla değerlendirilir.
- Üçüncü fıkrada suyun mecrasının değiştirildiğinin ispatı, keşif ve bilirkişi incelemesiyle yapılır.
- Şikâyet koşulunun varlığı, şikâyetçinin mağdur sıfatı ve süresinde şikâyette bulunduğu belgelerle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.116: Konut dokunulmazlığının ihlali suçunu düzenler; taşınmaz üzerindeki fiil konut niteliğindeki bir yere girme veya orada kalma niteliği taşıyorsa iki suç birlikte gündeme gelebilir.
- 5237 sayılı Kanun m.155: Güveni kötüye kullanma suçunu düzenler; taşınmazın kendisine teslim edildiği kişinin bu taşınmazı sahiplenmesi bu madde yerine m.155 kapsamında değerlendirilir.
- 5237 sayılı Kanun m.158: Nitelikli dolandırıcılık hallerini düzenler; hukuka aykırı işgal bir yanıltma ile gerçekleşmişse bu madde ile ilişkilendirilebilir.
- 3091 sayılı Kanun: Köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlara ilk tecavüz ve müdahalenin idari yolla önlenmesini düzenler; ceza hükmü ile birlikte uygulanır.
TCK m.155 — Güveni kötüye kullanma
Madde, başkasına ait malın muhafaza veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere zilyedliği devredilmiş kişi tarafından, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulmasını veya devir olgusunun inkâr edilmesini güveni kötüye kullanma suçu olarak düzenler; temel hali (birinci fıkra), meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etme yetkisi nedeniyle işlenen nitelikli hali (ikinci fıkra) ve motorlu taşıt konusunda cezayı artıran hükmü (üçüncü fıkra) kapsar. Kişisel olarak fail ile mağdur arasındaki ilişkiye dayanır ve hukuki ilişkinin türüne göre zilyedlik devrinin varlığı aranır. Maddede mağdurun şikâyet koşulu, akraba ilişkisine dayalı cezasızlık ve indirim halleri, etkin pişmanlık, zamanaşımı ve uzlaştırma düzenlenmemiştir (m.167, m.168, m.73 ve ilgili usul hükümleri). Mala zarar verme ve dolandırıcılık gibi komşu suç tipleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.151, m.157 ve m.158 ile ilgili hükümler).
Güveni kötüye kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zilyedlik devri
- Malın fiilen veya hukuken fail lehine tesis edilmesi; malın muhafaza veya belirli bir şekilde kullanım amacıyla failin egemenliğine bırakılmasıdır. Devrin hukuka uygun ve rızaya dayalı olması gerekir.
- Devir amacı dışında tasarruf
- Failin zilyetliği kendisine devredilen malı, devrin amacı ve dayandığı hukuki ilişkinin sınırlarını aşarak kullanması ya da işlem yapmasıdır. Maddi bir zarar doğması aranmaz.
- Devir olgusunun inkârı
- Failin malın kendisine devredildiğini yok sayması, devredilmediğini ileri sürmesi veya devir amacını gerçeğe aykırı biçimde gizlemesidir. İcrai veya ihmali bir davranışla, örneğin iadeden kaçınmakla gerçekleşebilir.
- Meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi
- İkinci fıkradaki nitelikli halin dayanağıdır. Failin bu faaliyeti sürekli olarak yürütüyor olması ve mal bu ilişki gereği teslim edilmiş olması gerekir; bir defaya mahsus iş ilişkisi bu kapsamda değerlendirilmez.
- Başkasının mallarını idare etme yetkisi
- Malik adına mal yönetme yetkisinin gereği olarak malın teslim edilmesidir; vekâlet gibi ilişkiler bu kapsamda yer alır.
Güveni kötüye kullanma: hangi şartlar aranır?
- Malın başkasına ait olması ve fail lehine zilyedliğin, muhafaza veya belirli bir şekilde kullanma amacıyla, geçerli bir hukuki ilişkiye dayanarak devredilmiş olması bulunmalıdır.
- Failin zilyedliğin devri amacı dışında kendisinin veya başkasının yararına tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi gerçekleşmelidir; bu hareketlerden biri yeterlidir.
- Failin kastı, en azından olası kast biçiminde, zilyedliğin devri amacına aykırı hareket ettiğini bilmesini ve istemesini kapsamalıdır.
- Maddi bir zararın doğması aranmaz; tamamlanma için amaca aykırı tasarrufun gerçekleşmesi yeterlidir.
- Birinci fıkradaki suçun şikâyete bağlı olması nedeniyle mağdurun şikâyetinin bulunması gerekir.
- Nitelikli hal için suçun meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi gerekir; bu ilişkiden kaynaklanmayan teslim varsa ikinci fıkra uygulanmaz.
- Konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olan suçta, birinci ve ikinci fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Güveni kötüye kullanma: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki hal şikâyete bağlıdır; şikâyet yoksa kovuşturma yapılamaz.
- Birinci fıkra kapsamındaki fail altı aya kadar başlayan, iki yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır.
- İkinci fıkradaki nitelikli halde fail bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
- Konusu motorlu taşıt olduğunda, verilecek ceza birinci veya ikinci fıkra uyarınca belirlenip bir kat artırılır.
- Amaca aykırı tasarrufta bulunulmuş olsa dahi malın zarar görmemesi suçun oluşmasına engel değildir.
- Devir olgusunun inkârı halinde iadeden kaçınma, icrai davranış gibi değerlendirilir ve suç tamamlanır.
- Zilyedlik devrinin dayandığı hukuki ilişki geçersiz ise veya devir hukuka aykırı ise bu suç oluşmaz.
- Hapis hakkı gibi özel hukuk hükümlerine dayanan hukuka uygun bir hak kullanımı varsa fiil hukuka aykırı olmaz ve suç oluşmaz.
- İlgilinin rızasına dayanan tasarruf güveni kötüye kullanma sayılmaz; bu durumda yeni bir hukuki ilişki kurulmuş sayılır.
Zilyedliğin devri amacı dışında tasarruf ile devir olgusunun inkârı arasındaki fark nedir?
Failin malı devrin amacına aykırı biçimde kullanması, satması veya tüketmesi (örneğin tamir için alınan saatin satılması) hareketi.
Failin malın kendisine verilmediğini ileri sürmesi, devrin amacını gizlemesi ya da iadeden kaçınması hareketi.
İki hareket de seçimlik olarak aynı suçu oluşturur; birinin gerçekleşmesi yeterlidir ve ayrı suç doğmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra (nitelikli hal) arasındaki fark nedir?
Malın meslek, ticaret veya hizmet ilişkisi dışında, sadece hukuki ilişkiyle devredilmiş olması (örneğin ödünç verilen para).
Malın meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş olması (örneğin muhasebecinin müvekkil parası).
Birinci fıkrada altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası; ikinci fıkrada bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası uygulanır.
Genel fail ile mesleki ilişkiye dayalı fail arasındaki fark nedir?
Ödünç, vedia, kira gibi geçici bir ilişkiyle mal alan kişi.
Sürekli yaptığı işi veya geçimini sağladığı faaliyeti yürüten, bu faaliyet nedeniyle teslim alan kişi.
İkinci fıkradaki nitelikli hal yalnız ikinci gruptaki fail bakımından uygulanır; bir seferlik işte teslim alan kişi temel hale göre sorumlu olur.
Motorlu taşıt konusu ile diğer mal konusu arasındaki fark nedir?
Konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olan suç.
Konusu diğer bir mal olan suç.
Taşıt konusunda birinci ve ikinci fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır; diğer mallarda bu artırım yoktur.
Güveni kötüye kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddi zararın oluşmadığı için suçun tamamlanmadığını düşünmek; oysa amaca aykırı tasarruf yeterlidir ve suç tamamlanır.
- Birinci ve ikinci fıkra cezalarını karıştırmak; ikinci fıkra için bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası uygulanır, birinci fıkra için altı aydan iki yıla kadar hapis söz konusudur.
- Bir seferlik veya geçici iş ilişkisini meslek veya hizmet ilişkisi saymak; süreklilik aranır ve bu olmadan nitelikli hal uygulanmaz.
- Motorlu taşıt artırımını yalnızca birinci fıkraya uygulamak ya da artırımı ikinci fıkranın cezasına ayrıca eklemek; artırım her iki fıkraya göre belirlenen cezaya bir kat olarak uygulanır.
- Mağdurun şikâyet süresini ve şikâyetin geri alınmasını madde metninden çıkarmak; bu konular 5237 sayılı Kanun m.73 kapsamındadır.
- Hapis hakkı gibi hukuka uygunluk nedeni bulunan tasarrufu suç saymak; hukuka uygun hak kullanımı suçu oluşturmaz.
- Devir olgusunun inkârını yalnızca icrai bir davranışla sınırlamak; iadeden kaçınma ihmali bir davranışla da gerçekleşebilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, muhasebeci, avukat veya vekil gibi mal yönetme yetkisi bulunan kişilerin müvekkil parasını amacı dışında kullanmasını ikinci fıkradaki nitelikli halde değerlendirmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/198 E., 2026/1225 K., 04.02.2026)
- Hizmet nedeniyle teslim alınan eşyanın satılmayıp sahte satış sözleşmesiyle satılmış gibi gösterilmesi, zincirleme biçimde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/14 E., 2011/121 K., 14.06.2011)
- Vardiya amirinin depodaki malları işverenin talimatı dışında taşıtta çıkartması ikinci fıkra kapsamında değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/771 E., 2018/317 K., 26.06.2018)
- Postacı olarak imza karşılığı teslim alınan ve hizmet gereği muhafaza edilen koliyi teslim almadığını iddia etmesi hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/440 E., 2012/229 K., 12.06.2012)
- Mal üzerinde yalnızca temel hal değerlendirilip meslek veya hizmet ilişkisinin sürekliliği araştırılmadan nitelikli hal uygulanmamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/11 E., 2025/568 K., 10.04.2025)
- Mal sahibinin rızasına dayalı tasarruf, güveni kötüye kullanma kabul edilmemekte; yeni bir hukuki ilişki kurulmuş sayılmaktadır. (11. Ceza Dairesi, 2026/383 E., 2026/1083 K., 02.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren mağdur (malik veya zilyedliği devreden kişi) zilyedliğin devrini ve devrin amacını ispatlamakla yükümlüdür; devrin yazılı sözleşme, makbuz, teslim tutanağı veya tanık ile ispatı mümkündür.
- Failin devir amacı dışında tasarrufta bulunduğunu ispat yükü mağdur veya savcılıktadır; satış belgesi, banka kaydı, tanık beyanı gibi deliller kullanılır.
- Devir olgusunun inkârı iddiası bakımından, failin malın kendisine verilmediğini veya amacını gizlediğini ileri sürmesi halinde bu iddianın yanlışlığı mağdur tarafından ispatlanır.
- Hukuka uygunluk savunması (hapis hakkı, ilgilinin rızası) ileri süren fail, bu savunmanın dayanağını ispatlamakla yükümlüdür; hukuka aykırılık karinesi bulunduğundan savunmayı fail ileri sürer.
- Nitelikli hal bakımından meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin sürekliliği ve teslimin bu ilişkiden kaynaklandığı, iddiayı ileri süren tarafça belgelerle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.167: Akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin birbirleri aleyhine güveni kötüye kullanma suçunu işlemeleri halinde cezasızlık veya indirim hallerini düzenler; bu maddenin konusu olan suç bakımından istisna oluşturur.
- 5237 sayılı Kanun m.168: Etkin pişmanlık hükmüdür; malın değerinin geri verilmesi veya zararın giderilmesi halinde cezanın indirilmesini düzenler.
- 5237 sayılı Kanun m.73: Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi ve şikâyetin geri alınmasına ilişkin genel hükümleri içerir; bu maddenin şikâyet koşulunu tamamlar.
TCK m.156 — Bedelsiz senedi kullanma
Madde, kısmen veya tamamen ödenmiş bir senedin bedelsiz kalan kısmını, hukuki sonuç doğuracak biçimde kullanma fiilini suç olarak düzenlemektedir; tahsil için icra takibine konulması ve üçüncü kişiye devredilmesi bu kullanma biçimleri arasında sayılmaktadır. Suçun failini ve mağdurunu, kullanma fiilinin kapsamını ve suçun şikâyete bağlı olmasını düzenler. Suçun kasten işlenebilmesi bakımından manevi unsur da bu maddenin kapsamındadır. Madde, çekin karşılıksız çıkması halini düzenlemez (Çek Kanunu'nda ayrı yaptırımlar bulunmaktadır). Ödeme veya ibra gibi savunmaların ispatı ve ceza yargılamasında delil sınırları bu maddede düzenlenmez (CMK ve HMK hükümlerine tabidir). Senedin sahteciliğe dayalı kullanımı ya da dolandırıcılık sayılacak hileli kullanımı da bu maddenin değil başka suç tiplerinin alanına girer.
Bedelsiz senedi kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bedelsiz kalmış senet
- Borçlusu tarafından tamamen veya kısmen ödenmiş, ancak alacaklının elinde kalmış senettir. Senedin bedelinin ödenmiş olması, suçun konusunu oluşturan senedin niteliğini belirler.
- Kullanma
- Bedelsiz kalmış senedin hukuki sonuç doğurmaya elverişli biçimde sunulmasıdır. Tahsil amacıyla icra takibine konulması ve üçüncü kişiye devredilmesi bu kapsamdadır. Senedin tahsil edilmiş olması şart değildir.
- Şikâyet
- Kovuşturmanın şartı olan, zarar görenin failin cezalandırılmasını isteme beyanıdır. Şikâyet olmadan kovuşturma yapılamaz.
- Kısmen bedelsiz senet
- Senedin bir bölümünün ödenip kalan kısmının alacaklıda kalması halidir. Bu hâlde yalnız bedelsiz kalan kısım için kullanma suçu oluşur.
Bedelsiz senedi kullanma: hangi şartlar aranır?
- Konusu, borçlusu tarafından tamamen veya kısmen ödenmiş bir senet bulunmalıdır.
- Fail, senedin bedelsiz kalan kısmını kullanmalıdır; kullanma, hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir biçimde yapılmalıdır.
- Fail, senedin kısmen veya tamamen ödendiğini bilerek hareket etmelidir; suç kasten işlenebilir.
- Zarar görenin şikâyeti bulunmalıdır; şikâyet olmadan kovuşturma yapılamaz.
- Kullanma fiili icra takibine konulma veya devir ile gerçekleşmiş olmalıdır; bu tahsil edilmiş olma koşuluna bağlı değildir.
Bedelsiz senedi kullanma: hangi sonuçları doğurur?
- Bedelsiz kalmış senedi şikâyet üzerine kullanan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir.
- Şikâyet yoksa kovuşturma yapılamaz; şikâyetten vazgeçme kovuşturmayı sona erdirir.
- Senet borç içermiyorsa, örneğin failin borcunu sona erdiren bir senetse, suçun konusu oluşmaz ve bu madde uygulanmaz.
- Kullanma fiilinin tahsil edilmesi şart değildir; kullanmanın tamamlanmış olması yeterlidir.
- Sahtecilik veya hileyle elde edilmiş senedin kullanılması bu maddede değil başka suçlarda değerlendirilir.
Bedelsiz senet kullanma ile senedin hileyle ele geçirilmesi arasındaki fark nedir?
Senet borçlusu tarafından ödenmiş ve alacaklının elinde kalmıştır; fail bu senedi bedelsiz kaldığını bilerek kullanır.
Senet hileyle ya da hırsızlıkla ele geçirilmiş veya sahte biçimde ciro edilmiştir.
Birinci durumda bu madde uygulanır; ikinci durumda madde değil hırsızlık, sahtecilik veya dolandırıcılık gibi başka suçlar oluşur.
Senedi bedelini ödeyerek devralan ile bedelsiz senedi bilerek devralan arasındaki fark nedir?
Senedin bedelini ödeyerek alacağı temlik alan kişi, senet onun açısından bedelsiz kalmış olmadığından suçun faili değildir.
Senedin bedelsiz olduğunu bilerek devralıp kullanan kişi, bu suçun faili olabilir.
Bedel ödeyerek devralan kişinin kullanımı suç oluşturmaz; bedelsizliği bilerek devralanın kullanımı bu maddeye girer.
Tam bedelsiz senet ile kısmen bedelsiz senet arasındaki fark nedir?
Senedin tamamı ödenmiş ise bütün senet bedelsiz kalmıştır.
Senedin yalnız bir kısmı ödenmiş ise geri kalan miktar için senet hâlâ borç içerir.
Kısmen ödenmiş senette yalnız ödenmeyen miktar için kullanma suçu oluşur; fazla miktar için kullanma bu suçu oluşturur.
Bedelsiz senedi kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Senedin bedelsiz kalan kısmını tamamen ödenmiş sanıp suçun unsurlarını aramamak; kısmi ödeme hâlinde bile suç oluşabilir.
- Tahsil edilmiş olma koşulunu aramak; kullanmanın tamamlanması yeterlidir.
- Bedel ödeyerek devralan üçüncü kişiyi bu suçun faili saymak; onun açısından senet bedelsiz kalmamıştır.
- Hileyle elde edilmiş ya da sahte senedin kullanımını bu madde kapsamında değerlendirmek; bu hâllerde başka suçlar oluşur.
- Şikâyet koşulunu gözden kaçırıp resen kovuşturma yapmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay uygulamasında, borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için senedin kullanılmasının bu suçu oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/1086 E., 2013/40 K., 05.02.2013)
- Senedin ödendiğinin ispatında, ödemeyi iddia eden tarafın yazılı delille ispat yükü bulunduğu uygulanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2012/1086 E., 2013/40 K., 05.02.2013)
- Mahkemelerin bu suçta cezayı belirlerken adli para cezasını ve hapse çevirme hükümlerini birlikte uyguladığı görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/4162 E., 2024/9143 K., 04.07.2024; 11. Ceza Dairesi, 2022/7384 E., 2023/7405 K., 19.10.2023)
- Bedelsiz senedin sahte belgeyle ya da hileyle kullanılması hâlinde suç tipinin değiştiği, bu maddenin uygulanmadığı kabul edilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2014/22585 E., 2015/572 K., 19.01.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi, yani senedin bedelsiz kaldığını ve kullanıldığını ileri süren taraf, senedin ödendiğini ispat etmelidir; bu ispat yükü şikâyetçidedir.
- Ödemenin ispatında yazılı belge, makbuz ve banka kayıtları öncelikli delillerdir; tanıkla ispat sınırlıdır.
- Sanık, senedin ödenmediğini, fazlasıyla borcu olduğunu ya da senedin henüz bedelsiz kalmadığını savunabilir; bu savunmanın ispatı da savunmayı yapan tarafa düşer.
- Kullanma fiili icra dosyası, ciro belgesi veya devir kaydı ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.62: Maddede öngörülen cezanın takdiri ve uygulanması bakımından genel ceza indirimi hükümlerinin uygulanmasını sağlar.
- 5237 sayılı Kanun m.52: Adli para cezasının miktarının ve ödenmemesi hâlinin uygulanmasında başvurulan hükümdür.
TCK m.157 — Dolandırıcılık
Madde, dolandırıcılık suçunun temel şeklini tanımlar: hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, failin kendisine veya başkasına yarar sağlamasının cezasını düzenler. Maddede hapis ve adli para cezası yaptırımları yer alır. Kişilere karşı işlenen tüm fiillere uygulanır; failin ve mağdurun kim olduğu bakımından bir sınırlama yoktur. Nitelikli haller, cezanın artırılmasını gerektiren haller ve ikinci fıkra için geçerli bir ceza ayrımı madde içinde yer almaz; bunlar 158. maddededir. Hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla işlenen dolandırıcılığın cezası (m.159), bilişim sistemleri veya banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasıyla işlenen fiiller (m.245) ve dolandırıcılık suçuna ilişkin zamanaşımı ve şikâyet usulü düzenlenmez. Tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirleri de 169. maddede yer alır.
Dolandırıcılık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hile
- Failin karşı tarafta yanılgı yaratmak veya var olan bir yanılgıyı sürdürmek için yaptığı, kandırıcı ve aldatmaya elverişli davranıştır. Hile icrai bir hareketle yapılabileceği gibi, bir hataya düşen kişinin hatasından yararlanmak suretiyle, ihmali davranışla da gerçekleşebilir.
- Aldatma
- Hileli davranış sonucunda mağdurda gerçeğe aykırı bir kanaatin oluşmasıdır. Hilenin aldatmaya elverişli olması yetmez; mağdurun bu etkiyle hareket etmesi gerekir.
- Zarar
- Mağdurun veya bir başkasının malvarlığında hileli davranış nedeniyle meydana gelen eksilmedir. Yarar ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
- Yarar
- Failin veya başkasının malvarlığında meydana gelen artıştır. Maddi bir değerle sınırlı olmayıp, hukuka aykırı biçimde sağlanmış her türlü malvarlığı kazancını kapsar.
- Adli para cezası
- Maddede öngörülen ikinci yaptırımdır ve gün esasına göre belirlenen bir para cezası türüdür. Hapis cezasıyla birlikte, hükmedilmesi zorunlu olarak öngörülmüştür.
Dolandırıcılık: hangi şartlar aranır?
- Failin hileli davranışlarda bulunması gerekir; bu davranış kandırıcı nitelikte olmalı ve aldatmaya elverişli bulunmalıdır.
- Hileli davranışla bir kimsenin aldatılmış olması gerekir.
- Aldatılan kişinin veya bir başkasının malvarlığında zarar doğmalıdır.
- Zarar ile hileli davranış arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
- Fail veya bir başkası için yarar sağlanmış olmalıdır.
- Fail, hileli davranışın, aldatmanın, zararın ve yararın varlığını bilerek hareket etmelidir; bu kast doğrudan veya olası kast olabilir.
- Hileli davranışın nitelikli halde gerçekleşmemesi, yani 158. maddedeki hallerden birine girmemesi gerekir.
Dolandırıcılık: hangi sonuçları doğurur?
- Unsurları bulunan fail hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası verilir.
- Hapis cezası ile adli para cezası birlikte öngörülmüştür; yalnızca birinin verilmesi maddenin sınırları içinde değildir.
- Hileli davranış var, ancak aldatma ya da zarar gerçekleşmemişse dolandırıcılık tamamlanmış olmaz; teşebbüs hükümleri değerlendirilir.
- Hile ile zarar arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa, dolandırıcılık suçu oluşmaz.
- Hileli davranış aldatmaya elverişli değilse hile bulunmadığından dolandırıcılık suçu oluşmaz.
- Yarar sağlanmamışsa temel şekildeki dolandırıcılık tamamlanmış sayılmaz.
- Nitelikli hallerden birinin bulunması halinde cezanın nasıl belirleneceği 158. maddeye göre hesaplanır.
İcrai hile ile ihmali hile arasındaki fark nedir?
Failin aktif bir davranışla, aldatıcı beyanla veya görüntü yaratarak yanılgı oluşturduğu hal.
Failin kişinin içine düştüğü bir hatadan yararlandığı, yanlış bilgiyi düzeltmediği veya susmasıyla yanılgıyı sürdürdüğü hal.
İhmali hilenin suç sayılabilmesi için failin mağduru bilgilendirme yükümlülüğü bulunmalıdır; bu yükümlülük hukuki ilişki gibi bir kaynaktan doğar. Yükümlülük yoksa ihmali davranış dolandırıcılık hilesi olmaz.
Dolandırıcılık ile hileye dayanmayan haksız menfaat arasındaki fark nedir?
Hileli davranışla mağdurun aldatılıp rızasıyla malvarlığını kaybettiği hal.
Mağdurun aldatılmadan, zor kullanılarak veya rızası dışında malını kaybettiği hal.
Aldatma ve rıza unsuru yoksa dolandırıcılık oluşmaz; fiil, zor kullanma veya hırsızlık gibi başka bir suç olarak değerlendirilebilir.
Temel hal ile nitelikli hal (m.158) arasındaki fark nedir?
Maddede düzenlenen hile, aldatma, zarar ve yarar unsurlarının bulunduğu basit hal.
Dinî inanç istismarı, algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanma, kamu kurumu araç kılma gibi 158. maddedeki hallerden birinin bulunduğu hal.
Basit halde bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası; nitelikli halde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır.
Dolandırıcılık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hileyi yalnızca icrai davranışla sınırlı görmek; ihmali hilenin de suç oluşturabileceğini ve bunun için bilgilendirme yükümlülüğü aranması gerektiğini gözden kaçırmak.
- Hileli davranışın aldatmaya elverişli olup olmadığını değerlendirmeden doğrudan zarar varlığına bakmak.
- Dolandırıcılık ile zor kullanma, hırsızlık veya güveni kötüye kullanma arasındaki farkı, aldatma ve rıza unsurunu incelemeden kurmak.
- Nitelikli hal (m.158) unsurlarını, hile aldatmada kullanılmadan sadece olay bağlamında bulunmasına dayanarak uygulamak.
- Hilenin gerçek kişiye değil bilişim sistemine yöneltildiği hallerde m.157 uygulamak; bu hallerde m.245'in uygulanması gerekir.
- Hukuki ilişkiden doğan alacağın tahsili amacıyla işlenen dolandırıcılığı m.157 kapsamında değerlendirmek; bu durumda m.159 hükmü uygulanır.
- Cezayı yalnızca hapis cezası olarak belirlemek; maddede adli para cezası da birlikte öngörülmüştür.
- Bir yıl ile beş yıl arasındaki cezayı belirlerken, hile ve zararın ağırlığını dikkate almadan alt sınırı kendiliğinden uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hileli davranışın kandırıcı nitelikte olup olmadığı her somut olayın özellikleri ve aldatılanın durumu dikkate alınarak belirlenmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/13152 E., 2025/19561 K., 04.11.2025)
- Temel dolandırıcılık ile nitelikli halin ayrımında, Yargıtay'ın 158. maddedeki nitelikli unsurların aldatma sürecinde gerçekten kullanılıp kullanılmadığına baktığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/409 E., 2012/107 K., 20.03.2012)
- Mahkemelerin, hileli davranışın 158. madde kapsamında mı yoksa 157. madde kapsamında mı değerlendirileceğini suç vasfının doğru belirlenmesi açısından ayrıca tarttığı görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/7071 E., 2025/9428 K., 27.11.2025; 11. Ceza Dairesi, 2021/39141 E., 2025/7902 K., 25.06.2025)
- Lehe kanun uygulaması ve cezanın yeniden belirlenmesinde, 157/1 hükmünün esas alındığı kararlar bulunmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/1 E., 2010/72 K., 06.04.2010)
- Dolandırıcılık suçunun temel şekline ilişkin yargılamalarda, 157/1 ile birlikte 62 ve 52. maddelerin uygulanarak cezanın indirildiği kararlar bulunmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/488 E., 2012/97 K., 13.03.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Hileyi ileri süren ve dolandırıcılık suçunu iddia eden savcılık ya da katılan, hileli davranışın varlığını ispatla yükümlüdür; hile, yazılı belge, yazışma, tanık beyanı ve olay tutanaklarıyla ispatlanır.
- Aldatma ve aldatmanın mağdurun kararını etkilediği, mağdurun beyanı, tanık anlatımı ve olay öncesi-sonrası davranışlarıyla ortaya konur.
- Zarar ve yarar, banka kayıtları, fatura, makbuz ve bilirkişi raporu gibi belgelerle ispatlanır.
- Hile ile zarar arasındaki nedensellik bağı, olayın akışı ve tanık beyanlarıyla ortaya konur.
- Sanığın savunması, hilenin bulunmadığı, rızanın olduğu ya da mağdurun aldatılmadığı yönündedir; bu savunmayı yapan sanık, savunduğu durumu ispatla yükümlü değildir, ancak somut bir delil ortaya koymadığında savunma etkisiz kalır.
- Sanığın kastı, olayın koşullarından ve failin davranışlarından dolaylı olarak çıkarılır.
TCK m.158 — Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesi, dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerini düzenler. Birinci fıkrada (a)'dan (l)'ye kadar sayılan on iki bent, ikinci fıkrada kamu görevlileriyle ilişki ve hatırı sayılma yoluyla işlenen nüfuz tipi dolandırıcılık, üçüncü fıkrada birlikte işleme ve örgüt hali, dördüncü fıkrada ise iştirakin ödeme araçlarının veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ya da araçların verilmesiyle sınırlı kalması halinde ceza indirimi yer alır. Madde, dolandırıcılığı işleyen her kişi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: temel dolandırıcılık suçunun tanımı ve cezası (m.157), bilişim sistemi, sahte belge, kamu kurumu gibi ek nitelikli haller ile sanığın nitelikli hal ve ceza artırımına ilişkin özel halleri (m.159), iştirak ve teşebbüs genel hükümleri (m.37-43 ve m.35), birlikte işlemenin genel ceza sınırlarına etkisi, ayrıca şikâyete ve zamanaşımına ilişkin usul kuralları (m.73 ve m.66 çerçevesinde değerlendirilir).
Nitelikli dolandırıcılık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nitelikli dolandırıcılık
- Temel dolandırıcılık suçunun (m.157) madde 158'de sayılan maddi unsurlarla veya failin özel konumuyla ağırlaşmış biçimidir. Cezası temel suçtan daha ağırdır ve sayılan hallerin birinin varlığı yeterlidir.
- Tanıtma veya ilişki gösterme (158/1-l)
- Failin kendisini kamu hizmetinde bulunan ya da banka, sigorta veya kredi kuruluşunda istihdam edilen biri olarak göstermesi ya da bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesidir. Bu hal, failin sayılan niteliğe sahip olduğunu ileri sürmesi ve bunu aldatmada araç olarak kullanmasını gerektirir.
- Hatırı sayılma
- Failin kamu görevlileri nezdinde saygı görüp etkili olduğu izlenimini yaratmasıdır. Gerçek bir ilişkinin varlığı şart değildir; ikinci fıkranın uygulanması için bu izlenim, aldatma yoluyla kullanılmalıdır.
- Üç veya daha fazla kişi ile birlikte işleme
- Maddede sayılan suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Bu hal ceza artırımı nedenidir ve örgüt faaliyeti ayrı bir kat artırımına bağlanmıştır.
- Ödeme aracı ya da hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araç
- Banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları ile banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını mümkün kılan zorunlu bilgi ya da araçtır. Dördüncü fıkra yalnızca bu bilgi veya araçların verilmesiyle sınırlı iştirakte uygulanır.
Nitelikli dolandırıcılık: hangi şartlar aranır?
- Failin 157. maddedeki dolandırıcılık unsurlarını gerçekleştirmesi, yani hileli davranışla mağduru aldatıp onu bir malvarlığı zararına uğratarak failin veya başkasının haksız menfaat sağlamış olması gerekir.
- Birinci fıkranın bentlerinden birindeki nitelikli hal somut olayda gerçekleşmelidir; bent, aldatmada kullanılmış olmalıdır ve sadece ad anılması yeterli kabul edilmez.
- Dini inanç ve duyguların istismarında (a), kişinin dini duygusu aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı ve bununla haksız yarar sağlanmış olmalıdır.
- Kamu kurumları, kamu meslek kuruluşları, siyasi parti, vakıf veya dernek (d) bendi kapsamında araç olarak kullanılmalıdır; kurumun yalnız adının geçmesi yetmez.
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olma halinde (e) bendinde kurumun gerçekten zarar görmesi gerekir ve mağdur bu kurum adına tasarrufa yetkili gerçek kişilerdir.
- Kişinin kamu hizmetinde bulunan ya da banka, sigorta veya kredi kuruluşunda istihdam edilen biri olarak tanıtması ya da bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi (l) bendi için aranır ve bu beyan aldatmada araç olarak kullanılmalıdır.
- İkinci fıkrada failin kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını söylemesi, belli bir işin gördürüleceği vaadinde bulunması ve bu hususlarla aldatarak menfaat temin etmesi birlikte gerekir.
- Üçüncü fıkrada suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmelidir; örgüt faaliyeti kapsamında işlenme ayrı ve daha ağır bir artırıma tabidir.
- Dördüncü fıkrada iştirak, yalnızca ödeme aracını veya hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ya da araçların başkasına verilmesiyle sınırlı kalmalıdır; bu sınır aşılırsa indirim uygulanmaz.
Nitelikli dolandırıcılık: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki nitelikli hal bulunursa fail üç yıldan on yıla kadar hapisle ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
- (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıl olur.
- Aynı bentlerde adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
- İkinci fıkra kapsamında failin kamu görevlileriyle ilişkisi veya hatırı sayılma iddiası aldatma ile birlikte bulunmazsa, fiil dolandırıcılık yerine nüfuz ticareti (255. madde) olarak değerlendirilir.
- Üçüncü fıkrada üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlemede ceza yarı oranında artırılır.
- Üçüncü fıkrada örgüt faaliyeti kapsamında işlemede ceza bir kat artırılır.
- Dördüncü fıkrada iştirak yalnızca ödeme aracı veya hesap kullanımını sağlayan bilgi ya da araçların verilmesiyle sınırlı kalırsa ceza yarı oranında indirilir.
- Nitelikli halin şartları oluşmazsa temel dolandırıcılık hükümleri (m.157) uygulanır.
Birinci fıkra (e) ile (d) bentleri arasındaki fark nedir?
(e) bendinde kamu kurum veya kuruluşunun zarar görmesi gerekir ve mağdur o kurumda tasarrufa yetkili gerçek kişilerdir.
(d) bendinde kurumun araç olarak kullanılması yeterlidir, kurumun zarar görmesi aranmaz.
Zarar gerçekleşmeyen ama kurum adının kullanıldığı olayda yalnız (d) bendi uygulanabilir.
Birinci fıkra (l) bendi ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
(l) bendi, failin kamu hizmetinde bulunan ya da banka, sigorta veya kredi kuruluşunda istihdam edilen biri olarak tanıtmasını ya da bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesini konu alır.
İkinci fıkra, failin kamu görevlileriyle ilişkisi veya onlar nezdinde hatırı sayılması ile belli bir işin gördürüleceği vaadini konu alır.
Tanıtma (l)'ye, hatırı sayılma ve iş vaadi ikinci fıkraya girer. İkinci fıkra fail birinci fıkraya göre cezalandırılır ve yukarıdaki (l) hükmünün alt sınırı ile para cezası kuralı ona da uygulanır.
Birinci fıkra (k) ile (e) bentleri arasındaki fark nedir?
(k) bendi, sigorta bedelini almak maksadıyla işlenmesini düzenler; mağdur sigorta şirketidir.
(e) bendi, kamu kurumunun zararını düzenler.
Her iki hal de ceza sınırının özel alt sınırına tabidir. Mağdurun kamu kurumu olup olmadığı belirleyicidir.
Üçüncü fıkra birlikte işleme ile örgüt faaliyeti arasındaki fark nedir?
Üç veya daha fazla kişinin birlikte işlemesi, cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir.
Suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenme ayrı bir hâldir.
Örgüt hâlinde ceza bir kat artırılır, birlikte işleme ise yarı oranda artırılır.
Dördüncü fıkra iştirak ile iştirakin ötesi arasındaki fark nedir?
Ödeme aracı veya hesap kullanımını sağlayan bilgi veya aracı başkasına vermekle sınırlı iştirak, ceza indirimi kapsamındadır.
Bu fiilin ötesinde kalan ve fiilî yardımı aşan iştirak, dördüncü fıkra kapsamına girmez.
İndirim yalnızca birinci kapsamdaki iştirakte yarı oranında uygulanır; ötekinde normal ceza verilir.
Nitelikli dolandırıcılık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kamu görevlisi olarak tanıtmayı (l) bendi yerine (d) bendi ile karıştırmak; (l) bendinde kurumun araç olarak kullanılması değil, failin sıfat beyanı aranır.
- Dolandırıcılığın kamu kurumu adına işlenmesini (d) ile zarar gören kurum durumunu (e) ile karıştırmak; (e)'de kurumun gerçekten zarar görmesi gerekir.
- Hatırı sayılma iddiasını aldatma olmaksızın yalnız nüfuz kullanımı olarak görüp dolandırıcılık yerine nüfuz ticareti hükmünü gözden kaçırmak; aldatma varsa 158/2 uygulanır.
- (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde dört yıl alt sınırını atlayıp genel üç yıl alt sınırını uygulamak.
- Adli para cezasının alt sınırını menfaatin iki katına bağlamamak; bu bentlerde ceza miktarı menfaatin iki katından az olamaz.
- Üçüncü fıkrada birlikte işleme ile örgüt faaliyetini aynı artırımla değerlendirmek; birlikte işlemede yarı oran, örgütte bir kat uygulanır.
- Dördüncü fıkrayı her iştirak türüne uygulamak; indirim yalnızca ödeme aracı veya hesap bilgisi verme fiiliyle sınırlı kalındığında geçerlidir.
- Madde metnindeki 16.07.2026 tarihli değişikliği göz ardı edip eski kararlardaki hükümleri güncel metne uygulamak; 158/4 yalnızca yeni düzenlemeyle gelmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kamu kurumlarının zarara uğratılması (e) bendinde, zararın kurum adına tasarrufa yetkili gerçek kişilerin aldatılmasıyla meydana gelmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2023/56418 E., 11.03.2026)
- Dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılıkta 158/1-f ve 43 ile birlikte uygulanan ceza artırımı ve indirimin uygulanması, hükmün gerekçesinde açıkça gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/246 E., 2010/266 K., 21.12.2010; Ceza Genel Kurulu, 2010/128 E., 2010/153 K., 15.06.2010; Ceza Genel Kurulu, 2007/137 E., 2009/73 K., 24.03.2009)
- Kamu görevlisiyle ilişki beyanı ile nüfuz ticareti ayrımında, aldatma unsurunun varlığı belirleyici sayılmaktadır; hatırı sayılmanın yalnız kullanılmaması hâlinde fiil 255. maddeye girer. (Ceza Genel Kurulu, 2010/249 E., 2011/24 K., 29.03.2011)
- Kamu görevlisi olarak tanıtma (l) bendinde, mağdurun sorgulamasının önüne geçen bir aldatma biçimi olarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2005/137 E., 2005/142 K., 22.11.2005)
Nasıl ispat edilir?
- Nitelikli halin varlığını ileri süren savcılık veya katılan, failin kamu görevlisi veya kurum çalışanı olarak tanıtıldığını veya hatırı sayıldığını ve bunun aldatmada kullanıldığını ispatlamakla yükümlüdür; delil olarak tanık beyanı, yazışma ve kayıtlar kullanılır.
- Kamu kurumunun zarara uğradığı iddiasında (e), zararın ve kurum adına tasarrufa yetkili kişinin aldatılmasının somut olarak gösterilmesi gerekir; kurum statüsü ilgili mevzuatla belirlenir.
- Dini inanç istismarında (a) ve tehlikeli durum yararlanmasında (b) mağdurun durumu ve failin bunu bilerek kullandığı, tanık ve bilirkişi raporu ile ortaya konur.
- Fail, ikinci fıkrada hatırı sayılma veya ilişki iddiasının gerçek olduğunu ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı ispat yükü ona düşmez, ancak gerçek bir ilişki varsa ikinci fıkra ile nüfuz ticareti ayrımı yapılır.
- Birlikte işleme (üçüncü fıkra) için üç veya daha fazla kişinin katılımı, iddia eden tarafça delillerle gösterilir; örgüt iddiasında örgütün varlığı ayrıca ispatlanır.
- Dördüncü fıkra indirimine dayanan fail, yalnızca ödeme aracı veya hesap bilgisini vermiş olduğunu ve başka bir fiil işlemediğini göstermekle yükümlüdür; bu iddia dosya kayıtlarıyla değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.157: Temel dolandırıcılık suçunu tanımlar; m.158'deki tüm nitelikli haller bu tanımın üzerine eklenir.
- 5237 sayılı Kanun m.159: Dolandırıcılığın diğer nitelikli hallerini düzenler; m.158'deki hallerle birlikte uygulanabilir ve ceza sınırlarını etkiler.
- 5237 sayılı Kanun m.255: Nüfuz ticareti suçunu düzenler; 158/2'deki fiilin aldatma içermediği hallerde uygulanacak hükümdür.
TCK m.159 — Daha az cezayı gerektiren hal
Bu madde, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde uygulanacak cezayı ve bu suçun şikâyete bağlı olmasını düzenler. Dolandırıcılık suçunun tanımı, temel ceza ve nitelikli hâller madde kapsamında değildir. Maddenin uygulanması, alacak iddiası ile hileli davranış arasında bağ bulunan olaylarda söz konusu olur; hukuki ilişkiye dayanmayan bir alacak iddiasının ileri sürüldüğü olaylar bakımından madde uygulanmaz. Dolandırıcılık suçunun temel tanımı (m.157), nitelikli hâller (m.158), bu suçta etkin pişmanlık ve indirim hükümleri ile şikâyet süresi gibi usul kuralları maddede düzenlenmez.
Daha az cezayı gerektiren hal: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hukuki ilişkiye dayanan alacak
- Taraflar arasında sözleşme, borç ilişkisi ya da benzeri bir hukuki bağdan doğmuş, var olduğu iddia edilen bir para veya başka bir edim alacağıdır. Alacağın gerçekte var olup olmadığı ya da miktarı tartışmalı olsa da, hukuki ilişkiye dayanma koşulu aranır.
- Alacağın tahsili amacı
- Failin hileli davranışla elde ettiği yararın, kendisine borçlu olunan bir edimin ifası niteliğinde olması ve bu amaçla hareket edilmesidir. Hukuki bir dayanağı bulunmayan bir menfaatin sağlanması bu amaca girmez.
- Şikâyet
- Mağdurun failin cezalandırılmasını talep eden irade beyanıdır. Maddedeki suç şikâyete bağlıdır; bu nedenle soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Daha az cezayı gerektiren hal: hangi şartlar aranır?
- Failin dolandırıcılık suçunun unsurlarını taşıyan bir fiil işlemiş olması gerekir; yani aldatıcı hareketle mağdurun hataya düşürülmesi ve bu yolla malvarlığı zararı doğması bulunmalıdır.
- Fiilin, failin mağdurdan bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla işlenmiş olması gerekir.
- Fiilin, nitelikli dolandırıcılık hâllerinden birine (m.158) girmemesi gerekir; nitelikli hâl varsa bu madde değil m.158 uygulanır.
- Suçun takibi için mağdurun şikâyetinin bulunması gerekir.
Daha az cezayı gerektiren hal: hangi sonuçları doğurur?
- Fiil bu maddedeki koşulları taşıdığında failin cezası altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
- Hapis cezası yerine adli para cezasına hükmedilmesi de mümkündür; seçim hâkime aittir.
- Alacağın hukuki ilişkiye dayanmadığı ya da tahsil amacının bulunmadığı hâllerde bu madde uygulanmaz ve fiil genel dolandırıcılık hükmüne göre değerlendirilir.
- Fiil nitelikli dolandırıcılık hâllerinden birini de taşıyorsa m.158 uygulanır ve cezanın belirlenmesinde bu maddeye göre değil m.158'e göre hareket edilir.
- Mağdur şikâyette bulunmamışsa veya şikâyetinden geçerli biçimde vazgeçmişse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
- Maddede herhangi bir takdiri indirim veya cezasızlık düzenlenmez; genel indirim hükümleri ayrıca uygulanabilir.
Temel dolandırıcılık ile alacak tahsili amacıyla dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
Temel dolandırıcılıkta fail, mağdurun malvarlığından hukuken dayanağı olmayan bir yarar sağlar.
Bu maddede fail, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağını tahsil etmek amacıyla hileye başvurur.
Alacak tahsili amacı taşıyan fiil, m.157 yerine bu maddeye göre cezalandırılır; daha hafif ceza öngörülür ve soruşturma şikâyete bağlanır.
Hukuki ilişkiye dayanan alacak ile dayanaksız alacak iddiası arasındaki fark nedir?
Taraflar arasında gerçek bir hukuki ilişki bulunur ve alacak bu ilişkiden doğar.
Hukuki ilişkinin var olduğu ileri sürülse de gerçekte bir ilişki kurulmamış ya da alacak uydurulmuştur.
Gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığı saptanan olaylarda bu madde uygulanmaz ve fiil genel dolandırıcılık hükmüne göre değerlendirilir.
Şikâyete bağlı suç ile resen kovuşturulan dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
Bu maddedeki suçta mağdurun şikâyeti kovuşturma şartıdır.
Temel dolandırıcılık ve nitelikli hâller bakımından şikâyet aranmaz, kovuşturma resen yapılır.
Alacak tahsili amacı taşıyan olayda mağdur şikâyetinden vazgeçerse kovuşturma sona erer; diğer hâllerde bu etki yoktur.
Daha az cezayı gerektiren hal: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hukuki ilişkiye dayanan her alacak iddiasını m.159 kapsamında saymak; hileli davranışın varlığı ve tahsil amacı ayrıca aranmalıdır.
- Alacak tahsili amacının olmadığı, yani dayanaksız bir menfaat elde edildiği hâlde m.159 uygulamak.
- Olayda nitelikli dolandırıcılık unsurlarının bulunduğunu gözden kaçırıp m.159 uygulamak; nitelikli hâl varsa m.158 uygulanır.
- Şikâyete bağlı suç olduğunu dikkate almadan, şikâyet bulunmadığı hâlde kovuşturma yürütmek.
- Ceza aralığının 6 ay ile 1 yıl olduğunu unutup hapis yerine adli para cezası seçeneğini dikkate almamak ya da cezayı bu aralığın dışında belirlemek.
- Takdiri indirim veya genel hükümleri m.159 içinde ayrı bir indirim sayıp hesaplamada iki kez indirim yapmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Alacak tahsili amacının bulunup bulunmadığı, olayın hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığı ve aldatıcı hareketin hile boyutuna ulaşıp ulaşmadığının birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/9698 E., 2023/3657 K., 08.05.2023)
- Senedin ya da belgenin gerçek bir hukuki ilişkinin ispatı için düzenlenip düzenlenmediği incelenmeden m.159 uygulamasının dışlanmasının eksik inceleme sayıldığı kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/9698 E., 2023/3657 K., 08.05.2023)
- Tapu kaydı ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek fiilin m.159 kapsamında alacak tahsiline ilişkin olup olmadığının ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2023/6083 E., 2024/85 K., 09.01.2024)
- Olayda m.159 uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, hükmün bozulması nedeni sayılmaktadır. (11. Ceza Dairesi, 2023/568 E., 2023/5798 K., 11.07.2023)
- Mahkemelerin hüküm kurarken m.159'u uygulayıp 1 yıl üst sınırına yakın ya da 6 ay alt sınırına yakın ceza verdiği; bu takdirin gerekçesinin gösterilmesi gerektiği uygulamada görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2021/19211 E., 2023/3826 K., 10.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Alacağın hukuki ilişkiye dayandığını ve tahsil amacının varlığını iddia eden taraf, bu iddiayı kanıtlamakla yükümlüdür; savcılık bu unsurları ortaya koymakla yükümlüdür.
- Hukuki ilişkinin varlığı sözleşme, senet, fatura, banka kaydı gibi yazılı belgelerle ispatlanabilir; yazılı belgenin gerçek bir ilişkiyi yansıtıp yansıtmadığı incelenmelidir. (11. Ceza Dairesi, 2022/9698 E., 2023/3657 K., 08.05.2023)
- Sanığın, alacağın gerçek olmadığı ya da hileli bir amaç taşımadığı yönündeki savunmasını ispat etmesi gerekmez; ancak bu savunmanın dosya kapsamıyla çelişmediğini göstermesi beklenir. (11. Ceza Dairesi, 2022/9698 E., 2023/3657 K., 08.05.2023)
- Belgenin düzenleme amacını ve gerçekliğini ortaya koymak için bilirkişi incelemesi yapılması gerekebilir; bu inceleme yapılmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılır. (11. Ceza Dairesi, 2023/568 E., 2023/5798 K., 11.07.2023)
- Mağdurun şikâyetinin varlığı, kovuşturma şartı olduğundan savcılık bu şartın gerçekleştiğini dosyadan göstermek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.157: Dolandırıcılık suçunun temel tanımını ve temel cezasını düzenler. Bu maddedeki fiilin suç niteliği m.157'deki unsurlara dayanır; m.159 ise alacak tahsili amacını taşıyan özel bir hâli daha hafif cezaya bağlar.
- 5237 m.158: Nitelikli dolandırıcılık hâllerini düzenler. Alacak tahsili amacıyla işlenen fiil nitelikli bir hâl taşıyorsa m.158 uygulanır ve m.159 devreye girmez.
- 5237 sayılı Kanun: Maddede adı geçen takdiri indirim ve genel hükümleri ile birlikte değerlendirilir.
TCK m.160 — Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
Bu madde, kaybolmuş eşyayı ya da hata sonucu ele geçirilen eşyayı iade etmeyerek veya yetkili mercilere bildirmeyerek malik gibi tasarrufta bulunma fiilini düzenler ve bu fiili şikâyete bağlı bir suç olarak cezalandırır. Maddenin uygulanması bakımından kaybolmuş eşya ile hata sonucu ele geçirilen eşya üzerindeki zilyetliği bulunan herkes, yani bu tür bir eşyayı ele geçiren kişi, konusunda muhatap olabilir. Madde, eşyanın bulunması veya ele geçirilmesi sırasında hırsızlık kastının bulunduğu hâlleri düzenlemez; bu hâller hırsızlık suçuna (TCK m.141) girer. Ayrıca unutulmuş eşyalar ile sahipsiz malların sahiplenilmesi bu madde kapsamında değildir; bunlar hırsızlık ya da medeni hukuk düzenlemeleri kapsamında ele alınır (TMK m.683-778). Bulunmuş eşyanın bildirilmesi, muhafazası ve mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin medeni hukuk yükümlülükleri (TMK m.683 vd.) ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin cezai sonucu da bu maddede aranmaz.
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kaybolmuş eşya
- Malikinin iradesi dışında zilyetliğinden çıkmış ve malikin nerede olduğunu bilmediği, egemenlik alanı dışına düşmüş eşyadır. Malikin yerini bildiği veya egemenlik alanında bulunan eşya kaybolmuş sayılmaz.
- Hata sonucu ele geçirilen eşya
- Malikin veya zilyedin hatası nedeniyle zilyetliğinin failde geçtiği eşyadır. Failin bu eşyayı kendi kusuruyla almaması, hata nedeniyle zilyetliğin devredilmiş olması gerekir.
- Malik gibi tasarruf
- Eşya üzerinde malik sıfatıyla hareket etmek, onu kendi malıymış gibi kullanmak, satmak, harcamak veya elden çıkarmaktır. Basit bir bulundurma bu kavrama girmez.
- Yetkili merciler
- Eşyanın bulunduğunu bildirmek için başvurulacak kolluk kuvvetleri ya da ilgili kamu makamlarıdır. Bildirim, bu mercilere yapılarak yükümlülük yerine getirilmiş olur.
- Şikâyete bağlı suç
- Soruşturma ve kovuşturmanın mağdurun şikâyetine bağlı olduğu suçtur. Şikâyet yoksa kamu davası açılamaz.
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf: hangi şartlar aranır?
- Failin, kaybolmuş bir eşyayı ya da hata sonucu zilyetliği kendisine geçmiş bir eşyayı ele geçirmiş olması gerekir.
- Failin, eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunması gerekir.
- Failin eşyayı sahibine iade etmemiş veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmemiş olması gerekir.
- Eşyanın kaybolma veya hata nedeniyle zilyetliğin geçmesi, failin eşyayı ele geçirme anında bulunan bir durum olarak aranmalıdır; eşyanın başkasına ait olduğu fail tarafından bilinmesi gerekmez, ancak hırsızlık kastıyla alınmış bir eşya bu maddenin değil hırsızlığın konusudur.
- Şikâyet, suçun kovuşturulması için zorunludur; şikâyet yoksa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf: hangi sonuçları doğurur?
- Fail, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
- Şikâyet yoksa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; şikâyet üzerine suç kovuşturulur.
- Eşyayı iade eden veya yetkili mercilere bildiren kişi bakımından suç oluşmaz.
- Eşya bulunduktan sonra fail tarafından bir amaçla alınmışsa, bu madde değil hırsızlık hükümleri uygulanır.
- Mal sahibinin bulunduğu yerden alınmasıyla oluşan hırsızlık ile bu maddenin sonuçları birbirinden ayrılmalıdır.
Hırsızlık ile kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf arasındaki fark nedir?
Hırsızlıkta fail, malın zilyetliğini sahibinin elinden fiilen alır; zilyetliğin ortadan kaldırılmasına yönelik bir fiil vardır.
Bu maddede mal zaten zilyetlikten çıkmıştır; fail yalnızca bulur veya hatalı teslim almış olur ve sonradan tasarruf eder.
Mal alındığı sırada kasıt varsa hırsızlık (TCK m.141) oluşur; mal sonradan tasarruf edilirse bu madde uygulanır.
Unutulmuş eşya ile kaybolmuş eşya arasındaki fark nedir?
Unutulmuş eşya, malikin egemenlik alanında ve yerini bildiği eşyadır.
Kaybolmuş eşya, malikin yerini bilmediği ve egemenlik alanı dışına çıkmış eşyadır.
Unutulmuş eşyanın alınması hırsızlık oluşturur; kaybolmuş eşyanın bulunup tasarruf edilmesi bu maddenin konusudur.
Güveni kötüye kullanma ile hata sonucu ele geçirme arasındaki fark nedir?
Güveni kötüye kullanmada malın zilyetliği fail tarafından bir amaçla, bilerek devralınmıştır.
Bu maddede zilyetlik kaybolma veya hata yoluyla geçmiştir; fail bir amaçla devralmamıştır.
Zilyetliği bir amaçla devralınan malın tasarrufu güveni kötüye kullanma olur; bu madde uygulanmaz.
Hata sonucu zilyetlik ile hukuki ilişkiye dayalı zilyetlik devri arasındaki fark nedir?
Hata sonucu zilyetlik, malikin ya da zilyedin yanılması sonucu geçer.
Hukuki ilişkiye dayalı devirde malik zilyetliği bilerek ve bir amaçla bırakır.
Hata yoluyla geçen zilyetlikte bu madde uygulanır; bilerek devredilen zilyetlikte uygulanmaz.
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Unutulmuş eşyayı kaybolmuş eşya saymak; oysa malikin yerini bildiği eşya bu madde kapsamında değildir.
- Hırsızlık kastıyla alınan eşyayı bu madde kapsamında değerlendirmek; kast alım anında bulunmalıdır.
- Şikâyet koşulunu gözden kaçırıp resen soruşturma yapmak.
- Bu suçu güveni kötüye kullanma ile karıştırmak; zilyetliğin bir amaçla devredilmiş olması hâlinde güveni kötüye kullanma hükümleri geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hata sonucu başkasına ait bir malın teslim alınıp sahibine geri verilmeyerek kullanılmasının bu suç kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/90 E., 2010/126 K., 25.05.2010)
- Bulunan eşyanın sahibine veya yetkili mercilere bildirilmemesi ve harcanmasının bu suç kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2023/19482 E., 2023/4376 K., 13.09.2023)
- Mal alındıktan sonra sahibinin öğrenilmesi hâlinde, eşyanın sahibine veya yetkili mercilere teslim edilmemesinin bu suç kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (17. Ceza Dairesi, 2020/7272 E., 2020/3590 K., 09.03.2020)
- Suç bakımından temel cezanın adli para cezası olarak belirlenmesinin uygulamada sık görüldüğü kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/10052 E., 2025/16232 K., 23.09.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Şikâyeti ileri süren mağdur, eşyanın kaybolduğunu veya hata sonucu zilyetliğinin geçtiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu tür bir delil genellikle tanık beyanı ve olay tutanaklarıyla yapılır.
- Failin eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunduğunu, mağdur ya da tanıklarla ve eşyanın kullanımına ilişkin somut bulgularla ispat etmek gerekir.
- Failin eşyayı iade ettiğini veya yetkili mercilere bildirdiğini ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı ileri süren fail ispatlamakla yükümlüdür; tutanak veya bildirim kaydı bu konuda belirleyicidir.
- Failin eşyanın başkasına ait olduğunu bilmediğini ileri sürmesi hâlinde, eşyanın niteliği, bulunduğu yer ve failin davranışları birlikte değerlendirilerek sonuca gidilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.141: Eşyanın alınması sırasında hırsızlık kastı varsa uygulanacak madde budur; bu maddenin sınırını belirler.
- 5237 sayılı Kanun m.157: Hileli davranışla kişinin aldatılıp malın teslim edilmesi hâlinde dolandırıcılık hükmü, hata sonucu zilyetlikle sınırdaş olduğu için ayırt edilmelidir.
- 4721 sayılı Kanun m.683-778: Bulunmuş eşyanın bildirilmesi, muhafazası ve mülkiyetin kazanılması yükümlülüklerini düzenler; bu yükümlülüklerin ihlali, bu maddedeki fiilin hukuka aykırılığını belirler.
- 5237 sayılı Kanun m.165: Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın sonradan satın alınması veya kabulü bakımından ayrı bir suç düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| dört aydan | m.151 | (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile… |
| üç yıla | m.151 | (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile… |
| bir yıldan | m.152 | (1) Mala zarar verme suçunun; a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında, b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı… |
| dört yıla | m.152 | (1) Mala zarar verme suçunun; a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında, b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı… |
| bir yıldan | m.153 | (1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren… |
| dört yıla | m.153 | (1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren… |
| üç aydan | m.153 | (2) Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.153 | (2) Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.154 | (1) (Değişik: 25/2/2009-5841/1 md.) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa… |
| üç yıla | m.154 | (1) (Değişik: 25/2/2009-5841/1 md.) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa… |
| altı aydan | m.155 | (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu… |
| iki yıla | m.155 | (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu… |
| bir yıldan | m.155 | (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla… |
| yedi yıla | m.155 | (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla… |
| altı aydan | m.156 | (1) Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. |
| iki yıla | m.156 | (1) Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. |
| bir yıldan | m.157 | (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. |
| beş yıla | m.157 | (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. |
| üç yıldan | m.158 | (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak… |
| on yıla | m.158 | (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak… |
| dört yıldan | m.158 | Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. |
| altı aydan | m.159 | (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. |
| bir yıla | m.159 | (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. |
| bir yıla | m.160 | (1) Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine,… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
59 karar- Ceza Genel Kurulu, 2022/218 E., 2025/385 K., 08.10.2025İlgili madde: m.154
- Ceza Genel Kurulu, 2024/73 E., 2024/142 K., 27.03.2024İlgili madde: m.159
- Ceza Genel Kurulu, 2022/178 E., 2024/24 K., 24.01.2024İlgili madde: m.154
- Ceza Genel Kurulu, 2022/567 E., 2024/28 K., 24.01.2024İlgili madde: m.154
- Ceza Genel Kurulu, 2022/568 E., 2024/29 K., 24.01.2024İlgili madde: m.154
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1518 E., 2020/139 K., 13.02.2020İlgili madde: m.160
- Ceza Genel Kurulu, 2014/771 E., 2018/317 K., 26.06.2018İlgili madde: m.155
- Ceza Genel Kurulu, 2016/1443 E., 2017/203 K., 28.03.2017İlgili madde: m.154
- Ceza Genel Kurulu, 2013/222 E., 2014/6 K., 14.01.2014İlgili madde: m.154
- Ceza Genel Kurulu, 2012/1086 E., 2013/40 K., 05.02.2013İlgili madde: m.156
Diğer 49 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2011/440 E., 2012/229 K., 12.06.2012İlgili madde: m.155
- Ceza Genel Kurulu, 2011/409 E., 2012/107 K., 20.03.2012İlgili madde: m.157
- Ceza Genel Kurulu, 2011/488 E., 2012/97 K., 13.03.2012İlgili madde: m.157
- Ceza Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012İlgili madde: m.152
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012İlgili madde: m.152
- Ceza Genel Kurulu, 2011/204 E., 2011/239 K., 22.11.2011İlgili madde: m.152
- Ceza Genel Kurulu, 2011/14 E., 2011/121 K., 14.06.2011İlgili madde: m.155
- Ceza Genel Kurulu, 2010/249 E., 2011/24 K., 29.03.2011İlgili madde: m.158
- Ceza Genel Kurulu, 2010/246 E., 2010/266 K., 21.12.2010İlgili madde: m.158
- Ceza Genel Kurulu, 2010/185 E., 2010/210 K., 26.10.2010İlgili madde: m.151, m.152
- Ceza Genel Kurulu, 2010/117 E., 2010/146 K., 15.06.2010İlgili madde: m.151
- Ceza Genel Kurulu, 2010/128 E., 2010/153 K., 15.06.2010İlgili madde: m.158
- Ceza Genel Kurulu, 2010/90 E., 2010/126 K., 25.05.2010İlgili madde: m.160
- Ceza Genel Kurulu, 2010/1 E., 2010/72 K., 06.04.2010İlgili madde: m.157
- Ceza Genel Kurulu, 2007/137 E., 2009/73 K., 24.03.2009İlgili madde: m.158
- Ceza Genel Kurulu, 2006/311 E., 2006/304 K., 19.12.2006İlgili madde: m.152
- Ceza Genel Kurulu, 2006/132 E., 2006/160 K., 13.06.2006İlgili madde: m.152
- Ceza Genel Kurulu, 2005/137 E., 2005/142 K., 22.11.2005İlgili madde: m.158
- Ceza Genel Kurulu, 2004/201 E., 2005/30 K., 15.03.2005İlgili madde: m.153
- 11. Ceza Dairesi, 2025/198 E., 2026/1225 K., 04.02.2026İlgili madde: m.155
- 6. Ceza Dairesi, 2025/3197 E., 2026/934 K., 03.02.2026İlgili madde: m.151
- 6. Ceza Dairesi, 2025/3967 E., 2026/986 K., 03.02.2026İlgili madde: m.153
- 11. Ceza Dairesi, 2026/383 E., 2026/1083 K., 02.02.2026İlgili madde: m.155
- 8. Ceza Dairesi, 2025/7071 E., 2025/9428 K., 27.11.2025İlgili madde: m.157
- 6. Ceza Dairesi, 2025/3474 E., 2025/9783 K., 18.11.2025İlgili madde: m.153
- 2. Ceza Dairesi, 2025/13152 E., 2025/19561 K., 04.11.2025İlgili madde: m.157
- 2. Ceza Dairesi, 2025/10052 E., 2025/16232 K., 23.09.2025İlgili madde: m.160
- 11. Ceza Dairesi, 2021/39141 E., 2025/7902 K., 25.06.2025İlgili madde: m.157
- 2. Ceza Dairesi, 2025/1671 E., 2025/4246 K., 11.03.2025İlgili madde: m.151
- 4. Ceza Dairesi, 2024/7861 E., 2025/3891 K., 03.03.2025İlgili madde: m.159
- 2. Ceza Dairesi, 2025/950 E., 2025/3309 K., 25.02.2025İlgili madde: m.151
- 2. Ceza Dairesi, 2024/6116 E., 2024/17584 K., 25.11.2024İlgili madde: m.151
- 2. Ceza Dairesi, 2022/11608 E., 2024/14021 K., 08.10.2024İlgili madde: m.153
- 11. Ceza Dairesi, 2022/4162 E., 2024/9143 K., 04.07.2024İlgili madde: m.156
- 2. Ceza Dairesi, 2021/12175 E., 2024/290 K., 10.01.2024İlgili madde: m.153
- 11. Ceza Dairesi, 2023/6083 E., 2024/85 K., 09.01.2024İlgili madde: m.159
- 11. Ceza Dairesi, 2022/7384 E., 2023/7405 K., 19.10.2023İlgili madde: m.156
- 2. Ceza Dairesi, 2023/19482 E., 2023/4376 K., 13.09.2023İlgili madde: m.160
- 11. Ceza Dairesi, 2023/568 E., 2023/5798 K., 11.07.2023İlgili madde: m.159
- 11. Ceza Dairesi, 2022/7686 E., 2023/3801 K., 10.05.2023İlgili madde: m.156
- 11. Ceza Dairesi, 2021/19211 E., 2023/3826 K., 10.05.2023İlgili madde: m.159
- 11. Ceza Dairesi, 2022/9698 E., 2023/3657 K., 08.05.2023İlgili madde: m.159
- 11. Ceza Dairesi, 2022/6646 E., 2023/393 K., 06.02.2023İlgili madde: m.156
- 17. Ceza Dairesi, 2020/7272 E., 2020/3590 K., 09.03.2020İlgili madde: m.160
- 15. Ceza Dairesi, 2014/22585 E., 2015/572 K., 19.01.2015İlgili madde: m.156
- 2. Ceza Dairesi, 2013/17693 E., 2013/15637 K., 12.06.2013İlgili madde: m.160
- 6. Ceza Dairesi, 2008/5701 E., 2010/9175 K., 10.06.2010İlgili madde: m.153
- Birinci Bölüm, 2023/56418 E., 11.03.2026İlgili madde: m.158
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/11 E., 2025/568 K., 10.04.2025İlgili madde: m.155
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.07.2026 (m.158).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 10. Kişilere Karşı Suçlar - 3 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış