Genel hükümler › Borç ilişkilerinde taraf değişiklikleri

Alacağın devri

TBK m.183–194Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Kısaca

TBK m.183 alacağın devrinin temel kuralını ve devre karşı borçlunun savunma imkanını düzenler. TBK m.184, alacağın devrinde geçerlilik şeklini yazılı şekil olarak düzenler ve alacağın devrini yapma vaadini şekil serbestisine bırakır. TBK m.185, alacağın kanun veya mahkeme kararı gereğince geçmesi hâlinde bu geçişin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini düzenler; devrin şekline ve önceki alacaklının rızasına gerek olmadığını belirtir.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.183–194 hükümlerini kapsar.

TBK m.183 — Genel olarak

Bu madde alacağın devrinin temel kuralını ve devre karşı borçlunun savunma imkanını düzenler. Alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilmesi ile devir yasağı içermeyen yazılı borç tanımasına güvenen devralana karşı borçlunun devir yasağı savunmasını ileri süremeyeceği hükmü bu maddenin konusudur. Madde, alacaklı ile devralan arasındaki ilişkiye ve borçlunun devralana karşı konumuna uygulanır. Madde, devir yasağının kanundan, sözleşmeden veya işin niteliğinden doğan sınırlarını ayrıntılı olarak düzenlemez; bunlar için 184 ve 185. maddelere bakılmalıdır. Borcun üstlenilmesi (m.195 vd.), sözleşmenin devri (m.205) ve borca katılma (m.201) ile malvarlığı devralınması (m.202) bu maddenin kapsamında değildir. Devrin şekli ve devre ilişkin borçlunun bildirimi de bu maddede yer almaz; bunlar m.184 ve m.185 kapsamındadır.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Alacağın devri
Alacaklının, bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızası olmadan üçüncü bir kişiye devretmesi işlemidir. Devirle alacak hakkı devralana geçer ve devralan alacaklının yerini alır; alacağın varlığı ve miktarı değişmez.
Devir yasağı
Kanun, sözleşme veya işin niteliği alacağın devrini engelliyorsa ortaya çıkan sınırdır. Kanundan doğan yasak için ilgili özel hükümler, sözleşmeye dayanan yasak için ise sözleşme kaydı esas alınır.
Devralan
Alacağı devir yoluyla edinen üçüncü kişidir. Devralan, devredenin yerine geçer ve alacak üzerinde tasarruf yetkisini kazanır.
Yazılı borç tanıma
Borçlunun alacaklıya karşı borcunu yazılı olarak kabul ettiği belgedir. Bu maddenin koruması, devir yasağı içermeyen bir borç tanımasına dayanan iyi niyetli devralan için geçerlidir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Devredilen alacağın, kanun, sözleşme veya işin niteliği gereği devredilemez olmaması gerekir.
  • Alacaklının devir işlemi yapması ve bu işlemin üçüncü kişiye alacağı geçirmesi gerekir; borçlunun rızası aranmaz.
  • Devir yasağının kararlaştırılmış olması durumunda, borçlunun devralana karşı bu savunmayı ileri sürebilmesi için devralanın yasağı bilmesi veya bilmesi gerektiği ortaya konulmalıdır; yazılı borç tanımasına güvenen devralan bakımından bu savunma kapatılmıştır.
  • Devralanın korunması için borçlunun yazılı bir borç tanıması vermiş olması ve bu tanımada devir yasağının yer almaması gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı, borçlunun rızasını almadan alacağını devredebilir; devir geçerli olur ve alacak devralana geçer.
  • Kanun, sözleşme veya işin niteliği devri engelliyorsa devir yapılamaz ve bu engele aykırı devir geçersiz olur.
  • Devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan üçüncü kişiye karşı, borçlu devir yasağı savunmasını ileri süremez.
  • Devir yasağı kararlaştırılmış olsa bile, yazılı borç tanımasına güvenen iyi niyetli devralan açısından bu yasak borçluya karşı ileri sürülemez.
  • Borçlu, devralana karşı devir yasağı savunmasını ileri süremediğinde devralana ödeme yapmak zorunda kalır.

Kanuni devir yasağı ile sözleşmesel devir yasağı arasındaki fark nedir?

Kanun, alacağın devrini doğrudan yasaklar; örneğin nafaka alacağı veya vergi alacağı gibi.

Taraflar sözleşmeyle devri yasaklayabilir; bu yasak alacaklı ile borçlu arasında kararlaştırılır.

Kanuni yasağa aykırı devir geçersizdir. Sözleşmesel yasak ise bu maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde iyi niyetli devralana karşı ileri sürülemeyebilir.

Borçlunun devreden alacaklıya karşı savunması ile borçlunun devralana karşı savunması arasındaki fark nedir?

Borçlu, devredenle arasında devir yasağı kararlaştırılmış olduğunu alacaklıya karşı ileri sürebilir.

Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı borç tanımasına güvenen devralana karşı aynı savunmayı ileri süremez.

Devralan, yazılı borç tanımasına güvenerek alacağı devraldıysa devir yasağına dayanarak borçlu sorumluluktan kurtulamaz.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Devrin borçlunun rızasına bağlı olduğunu varsaymak; kanun gereği rıza aranmaz.
  • Sözleşmesel devir yasağını kanuni devir yasağı gibi değerlendirmek; ikisinin hukuki sonucu aynı değildir.
  • Yazılı borç tanımasının varlığını yeterli saymak; tanımanın devir yasağı içermemesi de aranır.
  • Borçlunun devralana karşı devir yasağı savunmasını her zaman ileri sürebileceğini düşünmek; iyi niyetli devralan açısından bu savunma kapatılmıştır.
  • Borcun üstlenilmesi ile alacağın devrini karıştırmak; birincisinde borçlu değişir, ikincisinde alacaklı değişir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alacağın devrinde borçlunun rızası aranmadığı, bu nedenle devrin geçerliliğinin borçlunun onayına bağlanamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/43 E., 2024/76 K., 07.02.2024)
  • Devir sözleşmesinin geçerliliği tartışıldığında, devir yasağının kanun, sözleşme veya işin niteliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/2259 E., 2023/334 K., 02.03.2023)
  • Alacağın devri ile hak ve alacakların devrine ilişkin sözleşmelerin bu madde kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/361 E., 2025/337 K., 21.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/975 E., 2025/324 K., 21.05.2025)
  • Bir payın devrinde de bu maddedeki alacağın temliki hükümlerinin uygulanabileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/444 E., 2024/1482 K., 17.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Devri ileri süren alacaklı veya devralan, devir sözleşmesinin varlığını ve alacağın devredildiğini yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
  • Devir yasağını ileri süren borçlu, devir yasağının kararlaştırıldığını veya kanun gereği yasak bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlu, devralanın devir yasağını bildiğini ya da bilebileceğini ileri sürüyorsa bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; devralan ise yazılı borç tanımasına güvendiğini belgeyle göstermelidir.
  • Borç tanımasının yazılı olup olmadığı ve içeriğinde devir yasağının yer alıp almadığı belgeyle ispatlanır; yazılı belge yoksa savunma kapsamı değerlendirilemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.184: Alacağın devrinin, devir yasağının ve borçlunun devralana karşı savunmalarının sınırını ve ayrıntılarını düzenler; bu maddenin uygulanmasında bakılması gereken hükümdür.
  • 6098 sayılı Kanun m.185: Devralanın, devir sonrasında borçluya bildirim veya borçlunun devirden haberdar olmasına ilişkin sonuçlarını düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.195: Borcun üstlenilmesi kurumunu düzenler; alacağın devrinden ayrı bir kurum olduğu için bu maddeyle karıştırılmamalıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.201: Borca katılmayı düzenler; alacağın devrinden ayrı bir kurum olarak bu maddenin kapsamı dışındadır.
  • 6098 sayılı Kanun m.205: Sözleşmenin devrini düzenler; alacağın devri ile sözleşmenin devri birbirinden ayrıdır.

TBK m.184 — Şekli

Madde, alacağın devrinde geçerlilik şeklini yazılı şekil olarak düzenler ve alacağın devrini yapma vaadini şekil serbestisine bırakır. Madde, alacağın devrine ilişkin sözleşmenin tarafları olan alacaklı ile devralan arasındaki ilişkiye uygulanır. Madde, devrin borçluya karşı etkisini düzenlemez (m.187, m.188). Devredilemeyen alacaklar ve devir yasakları da düzenlenmez (m.183). Devrin hukuki sonuçları, devreden alacaklının sorumluluğu ve devir sonrası borçlunun def'i de bu maddenin dışındadır (m.189, m.190).

Şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Alacağın devri
Alacaklının, alacağı üçüncü bir kişiye devretmesi işlemidir. Madde bu hukuki işlemin geçerlilik koşulunu düzenler.
Yazılı şekil
Devir sözleşmesinin yazılı olarak yapılmasını ifade eder. Bu şeklin geçerlilik şekli olduğu, yani şekle uyulmadan yapılan devrin geçersiz olduğu kabul edilir.
Sözü verme
Alacağın devrini ileride yapma borcu doğuran sözleşmedir. Devir işleminden ayrı bir sözleşmedir ve şekle bağlı değildir.
Geçerlilik şekli
Sözleşmenin hüküm doğurabilmesi için kanunun öngördüğü şeklin uyulmasını gerektiren şekil türüdür. Şekle uyulmaması kesin hükümsüzlük sonucunu doğurur.

Şekli: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın devrine ilişkin sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olması gerekir.
  • Yazılı şekle uyulmadan kurulan devir sözleşmesi geçerli olmaz; bu nedenle devrin yazılı şekilde yapılmamış olması devri geçersiz kılar.
  • Devri yapma vaadi (sözü verme) için yazılı şekil aranmaz; sözü verme sözleşmesi şekle tabi değildir.

Şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacağın devri yazılı şekilde yapılmamışsa devir sözleşmesi geçersizdir.
  • Devir yazılı şekle uygun yapılmışsa, devir geçerli olarak kurulur ve alacak devralana geçer.
  • Alacağın devrini yapma sözü vermesi şekle bağlı olmadığından, yazılı olmayan sözü verme geçersiz sayılmaz.
  • Devir yazılı şekilde yapılmadan verilen sözü verme, devri yapma borcu doğurabilir; devralan bu borcun ifasını isteyebilir.

Alacağın devri ile alacağın devrini yapma sözü verme arasındaki fark nedir?

Devir, alacağın doğrudan alacaklıdan devralana geçmesini sağlayan tasarruf işlemidir ve yazılı şekle bağlıdır.

Sözü verme, ileride devir yapılacağını kabul eden borç doğuran sözleşmedir ve şekle bağlı değildir.

Sözü verme yazılı şekle uyulmadan geçerli kurulabilir; ancak devir yapılmadan önce yazılı şekil sağlanmadıkça devir geçerli olmaz.

Şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözü verme sözleşmesini devrin kendisi gibi değerlendirip yazılı şekil aramak; sözü verme şekle bağlı değildir.
  • Devir sözleşmesinde alacaklının yazılı imzasını yeterli görmeyip, devralanın da imzalaması gerektiğini varsaymak; m.184 yalnızca yazılı şekil öngörür, devralanın imzasını zorunlu kılmaz.
  • Yazılı şekle uyulmayan devri, sonradan borçlunun ödemesi veya devrin kabulü ile geçerli hale getirilebileceğini düşünmek; metin böyle bir düzeltme öngörmez.
  • Maddeyi taşınmaz satışına veya bağışlamaya ilişkin resmi şekil kurallarıyla karıştırmak; m.184 yazılı şekil öngörür, resmi şekil aramaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yazılı şekle uyulmaksızın yapılan alacak devri geçersiz kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/1270 E., 2025/1173 K., 09.10.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/584 E., 2025/877 K., 23.05.2025)
  • Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yaptığı binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde, üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı şekilde yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/43 E., 2024/76 K., 07.02.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/578 E., 2026/126 K., 03.02.2026)
  • Arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kazanılacak şahsi hakkın temliki hâlinde de m.184'ün yazılı şekil koşulunun uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)
  • Devir sözleşmesinin devreden alacaklının imzası ile yapılmış olması yeterli görülmekte; devralanın imzasının bulunmamasının sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği yönünde görüş bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacağın devrine dayanan kişi, devrin yazılı şekilde yapıldığını ispatla yükümlüdür; yazılı devir sözleşmesi bu ispatın temel delilidir.
  • Devreden alacaklının devir iradesinin yazılı belgede bulunması ve imzasıyla teyit edilmiş olması yeterli kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)
  • Devir senedinde devralanın imzasının bulunmaması, devrin geçerliliğini kendiliğinden etkilemez. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)
  • Devralanın imzasının veya devir senedinin noterde düzenlenmesi, ileride imzanın inkarı durumunda delil sağlamak bakımından yararlıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.12: Sözleşmelerde şekil serbestisini ve kanunda öngörülen şeklin kural olarak geçerlilik şekli olduğunu düzenler; m.184 bu genel kuralın alacağın devrindeki uygulamasıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.17: Tarafların anlaşmasıyla bir sözleşmeye geçerlilik şekli getirebilmesini düzenler; m.184 kanuni bir şekil olduğundan burada doğrudan kanun kaynaklı şekil söz konusudur.
  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devrinin tanımını ve devredilebilirlik sınırlarını düzenler; m.184 bu devrin şekline ilişkin hükümdür.
  • 6098 sayılı Kanun m.187: Alacağın devrinin borçlu bakımından etkisini düzenler; m.184'teki geçerlilik şekli bu etkinin ön koşuludur.

TBK m.185 — Yasal veya yargısal devir ve etkisi

TBK m.185, alacağın kanun veya mahkeme kararı gereğince geçmesi hâlinde bu geçişin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini düzenler; devrin şekline ve önceki alacaklının rızasına gerek olmadığını belirtir. Hüküm, alacaklının irade beyanına dayanmayan kanuni ve kazai (yargısal) geçişlere uygulanır. Maddede geçişin taraflar arası hükümleri, iradi devrin şartları ve sözleşme ile devir yasağı yer almaz. Bu maddede düzenlenmeyen konular: iradi devrin şekli ve devir yasağı (m.183), borçlunun def'ileri ve iyi niyetle ifası (m.186-187), devreden ile devralanın garanti yükümlülüğü (m.190-191), kanuni geçişte garanti yükümlülüğü (m.191/II), alacağın devrinin özel rejime tabi olduğu hâller (m.194) ve borcun üstlenilmesi (m.199 vd.).

Yasal veya yargısal devir ve etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kanuni geçiş (kanuni devir)
Alacağın, kanunda öngörülen bir olayın gerçekleşmesi üzerine alacaklının irade beyanına gerek kalmadan kendiliğinden başka bir kişiye geçmesidir. Miras ve halefiyet bunun tipik örnekleridir.
Kazai (yargısal) geçiş
Mahkeme kararının kesinleşmesiyle alacağın bir kişiden diğerine geçmesidir. Karar inşai niteliktedir ve alacaklının rızası aranmaz.
İradi devir
Alacaklının devralanla yaptığı sözleşmeye dayanan ve alacağı doğrudan devralana geçiren tasarruf işlemidir. Maddedeki şekil ve rıza serbestisi bu devir türü için geçerli değildir.
Üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilirlik
Kanunen veya kararla gerçekleşen geçişin, borçlu dahil üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmasıdır. Geçişin dayandığı olayın gerçekleşmiş olması yeterlidir.

Yasal veya yargısal devir ve etkisi: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın geçişinin bir kanun hükmüne veya mahkeme kararına dayanması gerekir.
  • Geçişin kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmiş olması, yani kanunda öngörülen olayın meydana gelmesi veya kararın kesinleşmesi gerekir.
  • Geçen alacak devredilebilir nitelikte olmalıdır; kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ve yenilik doğuran haklar bu kapsamda değildir.
  • Geçiş için devreden ile devralan arasında yazılı şekil ya da önceki alacaklının rızası aranmaz.

Yasal veya yargısal devir ve etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacağın kanun veya mahkeme kararı gereğince geçmesi hâlinde geçiş, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
  • Bu geçiş için özel bir şekil aranmaz ve önceki alacaklının rızası gerekmez.
  • Geçişin kanuni veya kazai olması, iradi devir hükümlerinin tamamen dışında kaldığı anlamına gelmez; kıyas yoluyla uygulanabilir.
  • Geçen alacak devredilemeyen bir hak ise geçiş gerçekleşmez.

Kanuni geçiş ile iradi devir arasındaki fark nedir?

Kanuni geçişte alacak, kanunda öngörülen olayla alacaklının iradesi olmadan kendiliğinden geçer.

İradi devirde alacak, devreden ile devralan arasındaki sözleşme ile geçer ve bu sözleşmenin geçerlilik şartları vardır.

Kanuni geçişte özel şekil ve önceki alacaklının rızası aranmaz; iradi devirde bunlar aranır.

Kazai geçiş ile iradi devir arasındaki fark nedir?

Kazai geçişte mahkeme kararı alacağı inşai biçimde başka kişiye geçirir.

İradi devirde alacak, alacaklının sözleşmesi ile devralana geçer.

Kazai geçişte alacaklının rızası ve devir sözleşmesi aranmaz; kararın kesinleşmesi yeterlidir.

Madde 185 kapsamındaki geçiş ile alacağın devrine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması arasındaki fark nedir?

Kanuni ve kazai geçişte kanun özel bir hüküm bulunmadığı ölçüde devir hükümlerini kıyasen uygulanabilir kabul edilir.

Kanunda özel rejimi bulunan devirler (örneğin m.194 kapsamındaki haller) madde 185'in dışında kalır.

Özel rejimli devirlerde o rejim uygulanır; diğer geçişlerde devir hükümleri kıyas yoluyla uygulanabilir.

Yasal veya yargısal devir ve etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanuni veya kazai geçişte iradi devir gibi yazılı şekil aramak; madde 185 bu şekli açıkça dışlar.
  • Mahkeme kararının kesinleşmeden geçişi doğurduğunu varsaymak; kararın kesinleşmesi gerekir.
  • Kanuni geçişte önceki alacaklının rızasının bulunmasını şart koşmak.
  • Madde 185'i her türlü geçişe genişletmek; kişiye sıkı bağlı haklar ve yenilik doğuran haklar bu hükmün kapsamında değildir.
  • Kanuni geçişte devredenin garanti yükümlülüğü olduğunu varsaymak; madde 191/II bunu dışlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkeme kararıyla alacağın geçmesinde kararın kesinleşmesinin geçişin gerçekleşmesi için belirleyici olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/975 E., 2025/324 K., 21.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023)
  • Kanuni ve kazai geçişte alacağın devre elverişli olması ve eski alacaklının tasarruf yetkisinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)
  • Alacağın devrine ilişkin hükümlerin, geçişin niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Kanuni geçişi ileri süren taraf, geçişe yol açan kanun hükmünü ve olayı (örneğin ölüm ve mirasçılık belgesi) ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kazai geçişi ileri süren taraf, geçişe dayanak olan mahkeme kararını ve bu kararın kesinleştiğini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Geçişin üçüncü kişiye karşı ileri sürülmesinde, yazılı şekil veya rıza bulunmadığı iddiası karşı taraf tarafından ileri sürülemez; şekil ve rıza aranmadığı için bu yönde bir delil de gerekmez.
  • Geçen alacağın devre elverişli olmadığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın iradi devrini ve devir yasağını düzenler; madde 185 ise irade beyanına dayanmayan geçişleri kapsar.
  • 6098 sayılı Kanun m.186: Devirden haberi olmayan borçlunun eski alacaklıya iyi niyetle ifası hâlinde borçtan kurtulmasını düzenler; kanuni ve kazai geçişte de borçlu bakımından önemlidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.191: Devredenin garanti yükümlülüğünü düzenler; ikinci fıkra kanuni geçişte devredenin garanti yükümlülüğü bulunmadığını belirtir.
  • 6098 sayılı Kanun m.194: Kanunda özel rejime tabi tutulan devirleri gösterir; bu hâllerde madde 185'in genel çerçevesi yerine özel hükümler uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.599: Miras açılınca mirasbırakanın alacaklarının mirasçılara geçmesi, madde 185 kapsamındaki kanuni geçişin tipik örneğidir.

TBK m.186 — İyiniyetle yapılan ifa

Madde, alacağın devrinden sonra borçlunun devri bilmeden eski alacaklıya ya da önceki devralana iyiniyetle yaptığı ifanın borcu sona erdirmesini düzenler. Alacak birden fazla kez devredilmişse, borçlunun son devralan yerine önceki devralanlardan birine yaptığı iyiniyetli ifa da bu kapsamdadır. Kural, alacağın devrinin borçluya bildirilmemiş olduğu hallerde borçlu ile ilgili olarak uygulanır ve tarafları devreden, devralan ve borçludur. Madde, devrin geçerlilik koşullarını, devrin borçluya bildiriminin şeklini ve bildirimin hukuki niteliğini düzenlemez (m.183-185). Borçlunun devirle ilgili savunmalarının yeni alacaklıya karşı ileri sürülmesi (m.188), eski alacaklıya yapılan ifanın sebepsiz zenginleşme ya da istihkak yoluyla geri istenmesi ve borçlunun devralana karşı ifa yükümlülüğü ayrı hükümlere bağlıdır. Tevdi yoluyla borçtan kurtulma m.187'de düzenlenmiştir.

İyiniyetle yapılan ifa: hangi kavramlar bilinmeli?

Devir bildirimi (ihbar)
Alacağın devredildiğinin devreden veya devralan tarafından borçluya bildirilmesidir. Bildirim bir irade açıklaması değil, borçlunun hakimiyet alanına ulaşarak hüküm doğuran bir ihbardır. Şekle bağlı değildir; ispat kolaylığı için yazılı yapılması önerilir.
İyiniyet
Borçlunun alacağın devredildiğini bilmemesi ve bilmesi gerekmemesidir. Devrin borçluya başka bir yoldan öğrenilmesi iyiniyeti ortadan kaldırır. Bildirim yapılmamış olması tek başına iyiniyeti ortaya koymaz; borçlunun devri öğrenmediği de ayrıca değerlendirilir.
Eski alacaklı
Alacağı devreden kişidir. Devirden sonra alacak hakkına sahip olmadığı halde borçlu tarafından ödeme alabilen kişidir.
Önceki devralan
Alacak birden çok kez devredilmişse, son devralandan önce alacağı devralmış olan kişilerdir. Borçlu, son devralan yerine bunlardan birine ifa ederek borçtan kurtulabilir.
Tercih edilmeyecek devralan
Devir sözleşmesi geçersiz olduğu için alacağa hak kazanamayan ancak devir işlemi nedeniyle borçluya ulaşan kişidir. Bu kişiye iyiniyetle yapılan ifa madde kapsamında değerlendirilir.

İyiniyetle yapılan ifa: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın geçerli bir devri yapılmış olmalıdır; devir sonrası borçlu ile yeni alacaklı arasında borç ilişkisi değiştirilmiş olmalıdır.
  • Devir, devreden veya devralan tarafından borçluya bildirilmemiş olmalıdır; bildirim borçluya ulaşmadan önce ifa yapılmış olmalıdır.
  • Borçlu ifayı iyiniyetle yapmış olmalıdır; devri başka bir yoldan öğrenmiş olmamalıdır.
  • İfa, eski alacaklıya ya da alacak birden çok kez devredilmişse son devralan dışında önceki devralanlardan birine yapılmalıdır.
  • İfa, alacağın devrinden sonra yapılmış olmalıdır; devirden önce yapılan ifa bu hükmün kapsamında değildir.

İyiniyetle yapılan ifa: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleşirse borç, eski alacaklıya veya önceki devralana yapılan ifa ile sona erer ve borçlu yeni alacaklıya karşı sorumluluktan kurtulur.
  • Borçlu, devrin bildirilmesinden sonra eski alacaklıya ifada bulunursa borçtan kurtulamaz ve ifayı yeniden yapmak zorunda kalır.
  • Borçlu devri başka bir yoldan öğrenmişse iyiniyeti kalmaz; eski alacaklıya yaptığı ifa geçerli sayılmaz ve borç devam eder.
  • Borçlu iyiniyetle ifa yapmış ise devralan, eski alacaklıya karşı kendi hakkını kaybeder ve borçluya başvuramaz; devralanın yalnızca eski alacaklıyla arasındaki anlaşmaya dayanarak eski alacaklıdan talepte bulunma imkânı kalır.
  • Borçlunun eski alacaklıya ifası, borçtan kurtulma sonucunu doğurmuşsa, eski alacaklının aldığı ödeme ile yeni alacaklının zararı arasındaki ilişki devralan ile eski alacaklı arasında çözülür.
  • Madde, bildirimin ispatı ve iyiniyetin ispatı bakımından kendi başına yetki ve sonuç bağlayan emredici bir hüküm kurmaz; borçlu iyiniyet koşulunu sağladığını ispatlamakla yükümlü değildir; iyiniyetin yokluğunu iddia eden taraf ispatlar.
  • Madde, bildirimin yapılmadığını ve iyiniyeti borçlunun lehine değerlendirilen bir yorum kuralıdır; sözleşme ile bu korumayı tamamen ortadan kaldıran bir kayıt bulunması ayrıca değerlendirilir.

Bildirim öncesi ifa ile bildirim sonrası ifa arasındaki fark nedir?

Devir borçluya bildirilmeden önce iyiniyetle yapılan ifa, borcu sona erdirir.

Devir bildirildikten sonra eski alacaklıya yapılan ifa borcu sona erdirmez; borçlu yeni alacaklıya ödemek zorundadır.

Bildirim, borçlunun eski alacaklıya iyiniyetle ifa yoluyla kurtulma imkânını ortadan kaldırır.

Tek devir ile birden çok devir arasındaki fark nedir?

Alacak bir kez devredilmişse borçlu yalnızca eski alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak kurtulur.

Alacak birkaç kez devredilmişse borçlu son devralan yerine önceki devralanlardan birine ifa ederek kurtulabilir.

Birden çok devirde borçlunun ifa yapabileceği kişi kümesi genişler; ancak son devralana yapılan ifa için madde bir ayrıcalık tanımaz.

m.186 ile m.187 arasındaki fark nedir?

Madde 186, iyiniyetli borçlunun önceki alacaklıya ifasını geçerli sayar.

Madde 187, borçlunun borcunu tevdi ederek kurtulabilmesini düzenler.

Borçlu, iyiniyetle eski alacaklıya ödeme yapmadıysa veya tartışmalı durumda kaldıysa m.187 yolu açıktır.

İyiniyetle yapılan ifa: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bildirimin devrin geçerlilik şartı olduğunu düşünmek; oysa bildirim yalnızca borçlunun iyiniyetini ortadan kaldırır, devrin kendisi için şart değildir.
  • Borçlunun bildirim yapılmadığı için her zaman iyiniyetli sayılacağını varsaymak; devri başka bir yoldan öğrenmiş borçlunun iyiniyeti kalmaz.
  • Son devralana yapılan ifanın da m.186 kapsamında korunacağını sanmak; madde son devralan yerine önceki devralanlardan birine ifayı korur.
  • Alacağın tartışmalı olduğunu bilerek ifada bulunan borçluyu m.186'nın korumasına dahil etmek; bu durumda m.187 esasları uygulanır.
  • Madde 186'nın bildirim sonrası eski alacaklıya ifayı koruduğunu sanmak; bildirim sonrası ifa borçtan kurtarmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alacağın devredildiğinin borçluya bildirilmemesi ve borçlunun iyiniyetle eski alacaklıya ödeme yapması halinde borcun sona erdiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/342 E., 2024/3194 K., 26.11.2024)
  • Borçlunun iyiniyetinin devrin bildirilmesinden önce değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/342 E., 2024/3194 K., 26.11.2024)
  • Devir bildirimi ile birlikte borçlunun eski alacaklıya yaptığı ödemenin borcu sona erdirmediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025)
  • Alacağın devri ve borçlunun korunmasına ilişkin hükümlerin TBK m.183-194 bütünlüğünde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023)
  • Madde 186 kapsamında yapılan ödemenin hangi hallerde iyiniyet koşulunu sağladığı, somut olayın delilleri ile birlikte değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/975 E., 2025/324 K., 21.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, yani borçlunun borcundan kurtulduğunu iddia eden borçlu, eski alacaklıya ifanın devir bildirimi yapılmadan önce yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bildirimin yapıldığı, devreden veya devralan tarafından yazılı belge, ihtarname, tebligat veya başka bir delil ile ispatlanabilir; bildirim şekle bağlı olmadığından tanık ve karine de kullanılabilir.
  • Borçlu, bildirimden sonra devri başka bir yoldan öğrendiğini iddia eden tarafın, bu öğrenmeyi ispatlaması gerekir; bu ispat yükü devreden veya devralana aittir.
  • Borçlunun ifa belgesi, dekont veya makbuz gibi delillerle ifanın yapıldığı ve eski alacaklıya ulaştığı gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.183: Alacağın devrinin genel koşullarını düzenler; m.186'daki iyiniyetli ifanın ön koşulu olan geçerli devir bu maddeye göre belirlenir.
  • 6098 m.187: Borçlunun iyiniyetle ifa yapamadığı veya devrin tartışmalı olduğu hallerde borcunu tevdi ederek kurtulma yolunu düzenler; m.186'nın tamamlayıcısıdır.
  • 6098 m.188: Borçlunun eski alacaklıya karşı sahip olduğu savunmaları yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilmesini düzenler; m.186 ile birlikte borçlunun korunmasını tamamlar.
  • 6098 m.184: Devrin borçluya bildirilmesi ve bildirimin etkisi ile ilgilidir; m.186'daki bildirim şartının ön hükmüdür.

TBK m.187 — İfadan kaçınma ve tevdi

Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusunun ifadan kaçınarak alacağın konusunu tevdi yoluyla borçtan kurtulmasını, tevdiye ilişkin yükümlülük sonucunu ve taraflardan birinin borçluyu tevdiye zorlama hakkını düzenler. Madde, alacağın devrinde veya çoklu alacaklı iddialarında borçlunun korunmasına hizmet eder ve tevdi yerinin belirlenmesi, tevdi ile borçtan kurtulma ve çekişmeli alacağın muacceliyet koşulu bakımından uygulanır. Madde alacaklının temerrüdü halindeki tevdiyi (TBK m.107) ve alacaklı temerrüdünde satış yetkisini düzenlemez; bu konular ayrı maddelerde yer alır. Tevdi edilen şeyin geri alınması ve tevdi yerine ilişkin ayrıntılı usul de bu maddede yer almaz (TBK m.107 ve m.111 bağlamında değerlendirilir). Alacağın devrinin geçerliliği (TBK m.183 vd.) ve borçlunun devirden doğan savunmaları da bu maddenin dışındadır.

İfadan kaçınma ve tevdi: hangi kavramlar bilinmeli?

Çekişmeli alacak
Alacağın kime ait olduğu konusunda, yani gerçek alacaklının kim olduğu hususunda borçlu bakımından tereddüt bulunan alacaktır. Çekişmenin mahkemeye taşınmış olması gerekmez; borçlunun çekişmeden haberdar olması yeterlidir.
Tevdi
Borç konusu şeyin hâkimin belirlediği yere bırakılmasıdır. Bırakılmakla borçlu, alacağın konusunu ilgili yere koymuş olur ve borçtan kurtulur.
Tevdi yeri
Tevdinin yapılacağı yerdir; ifa yerindeki hâkim tarafından belirlenir. Yer, tevdi alacak kişi veya kurum da olabilir (banka, kamu kurumu gibi).
Muaccel borç
Ödeme zamanı gelmiş, vadesi dolmuş borçtur. Üçüncü fıkradaki tevdiye zorlama hakkı yalnız muaccel borç bakımından doğar.

İfadan kaçınma ve tevdi: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın kime ait olduğunun çekişmeli olması gerekir; borçlu, gerçek alacaklı konusunda tereddüt içinde olmalıdır.
  • Borçlu ifadan kaçınmalı ve alacağın konusunu ifa yerindeki hâkimin belirlediği yere tevdi etmelidir.
  • Tevdi yapılırken borçlunun çekişmeyi bilmesi, buna karşın ifada bulunmuş olmaması gerekir; aksi halde 2. fıkra uygulanır.
  • Borçlu, çekişmeli alacağı bildiği hâlde ifada bulunursa bundan doğan sonuçlardan sorumlu olur.
  • Dava konusu çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış olmalı ve borç muaccel bulunmalıdır; bu hâlde taraflardan her biri borçluyu tevdiye zorlayabilir.

İfadan kaçınma ve tevdi: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu usulüne uygun tevdi yaptığında borçtan kurtulur.
  • Tevdi hakkı doğduğu hâlde borçlu tevdi yapmazsa, gerçek alacaklı ifa talep etmeye devam eder; borçlu temerrüde düşebilir.
  • Borçlunun çekişmeyi bilerek ifada bulunması hâlinde, gerçek alacaklı olmadığı ortaya çıkan kişiye yapılan ödemenin sonuçlarından borçlu sorumlu olur.
  • Tevdi hakkı, borçlu bakımından ilke olarak bir haktır; borçlu tevdi yapmakla zorunlu değildir, ancak üçüncü fıkra kapsamında yükümlülük doğabilir.
  • Dava konusu çekişmede borç muaccel ise taraflardan her biri borçluyu edimi tevdiye zorlayabilir.
  • Borç muaccel değilse veya dava konusu çekişme sonuçlanmışsa tevdiye zorlama hakkı doğmaz.

Tevdi hakkı ile tevdi yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Borçlu, çekişmeyi bilmekle birlikte gerçek alacaklıya ödemek istemiyorsa tevdi, borçlu için bir hak olarak doğar.

Dava konusu çekişme mahkemede görülüyor ve borç muaccelse taraflar borçluyu tevdiye zorlayabilir; bu hâlde tevdi bir yükümlülük olur.

Yükümlülük hâlinde tevdiyi yapmayan borçlu, gerçek alacaklıya ifa etmekle yükümlü kalabilir.

Çekişmeli alacağa ifa ile çekişmeyi bilerek ifa arasındaki fark nedir?

Borçlu çekişmeyi bilmiyorsa veya bilmesi gerekmiyorsa ifa geçerli olabilir.

Borçlu çekişmeyi bildiği hâlde ifada bulunursa ifa riskini borçlu üstlenir.

Gerçek alacaklı olmayana yapılan ifanın sonucundan borçlu sorumlu olur; borçlu bunu kendi zararına yapmış sayılır.

Birinci fıkra (ifadan kaçınma) ile üçüncü fıkra (zorlama) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, borçluya ifadan kaçınma ve tevdi olanağı tanır; borçlu bunu kendiliğinden yapar.

Üçüncü fıkra, taraflardan birine borçluyu tevdiye zorlama imkânı verir; koşulu dava konusu çekişme ve muacceliyettir.

Zorlama ancak dava konusu çekişmenin sonuçlanmamış ve borcun muaccel olduğu hâllerde mümkündür.

TBK m.187 ile TBK m.107 (alacaklı temerrüdü) arasındaki fark nedir?

Bu madde, alacağın kime ait olduğunun çekişmeli olduğu hâli düzenler.

TBK m.107, alacaklının temerrüde düşmesi hâlinde tevdiyi düzenler.

Her iki hâlde de tevdi ile borçtan kurtulma sağlanır; ancak sebep ve ispat yükü farklıdır. Çekişme hâlinde borçlunun temerrüt aranmaz.

İfadan kaçınma ve tevdi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çekişmeyi bildiği hâlde ifada bulunan borçlunun sorumluluğunu yalnızca dava açılması hâlinde doğduğunu sanmak; oysa çekişmenin mahkemeye taşınması gerekmez.
  • Üçüncü fıkradaki tevdiye zorlamayı her muaccel borç için uygulamak; zorlama yalnızca dava konusu çekişme sonuçlanmamışsa mümkündür.
  • Tevdi yerini borçlunun kendisinin seçebileceğini sanmak; ifa yerindeki hâkim tevdi yerini belirler.
  • Alacaklı temerrüdü (TBK m.107) ile çekişmeli alacağı aynı şey saymak; temerrüt aranmaz, çekişme ve tevdi yeterlidir.
  • Borçlunun tevdi hakkı olup olmadığını hâkimin tevdi yerini belirlerken inceleyeceğini sanmak; hâkim yalnızca yeri belirler, hakkın varlığı ileride incelenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Borçlunun tevdi yoluna başvurabilmesi için alacağın kime ait olduğunun çekişmeli olması yeterlidir; çekişmenin mahkemede görülmesi aranmaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2023/1287 E., 2023/964 K., 26.09.2023)
  • Alacağın devrinin geçersizliği iddiası ya da alacağı kendisinin devraldığını ileri süren iki kişi arasındaki uyuşmazlık, bu maddenin uygulanmasına olanak tanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/975 E., 2025/324 K., 21.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)
  • Borç, devredilen alacağın bildirilmemesi gibi nedenlerle temlik tartışmalıysa, alacağın kime ait olduğu çekişmesi bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tevdi yoluyla borçtan kurtulduğunu ileri süren borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu ve tevdiyi usulüne uygun yaptığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Çekişmenin varlığı, devir sözleşmesi, ihtarnameler, dava dilekçeleri veya ihtilafa ilişkin yazılı belgelerle ispatlanır.
  • Borçlunun çekişmeyi bildiğini karşı taraf ileri sürdüğünde, borçlunun bu bilgiyi bilmediğini veya çekişmeyi bilmesine rağmen tevdi yerine ifada bulunmadığını ispat etmesi gerekir; gerçek alacaklının kendisi olduğunun borçlu tarafından bilindiğini ispat yükü, gerçek alacaklıdadır.
  • Tevdi yerinin hâkim tarafından belirlenmiş olması, yazılı karar ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.107: Alacaklının temerrüdü hâlinde borçlunun tevdi yoluyla borçtan kurtulmasını düzenler; bu madde ise alacağın kime ait olduğunun çekişmeli olduğu özel hâli kapsar.
  • 6098 sayılı Kanun m.111: Alacaklının kim olduğunda tereddüt hâlinde tevdi imkânı tanıyan genel hükümdür; bu madde onun özel bir görünümüdür.
  • 6098 sayılı Kanun m.186: Devir bildirilmeden önce evvelki alacaklıya iyiniyetle yapılan ödemenin borçtan kurtarıcılığını düzenler; çekişme hâlinde borçlunun tercih edebileceği alternatif yoldur.
  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devrine ilişkin genel hükümdür; devrin geçersizliği ileri sürüldüğünde bu maddedeki çekişme ortaya çıkabilir.

TBK m.188 — Borçluya ait savunmalar

Madde, alacağın devri halinde borçlunun yeni alacaklıya karşı ileri süreceği savunmaları düzenler. Birinci fıkra, borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu itiraz ve def'ileri devralana karşı da ileri sürebilmesini kabul eder. İkinci fıkra, borçlunun devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını devredilen alacakla takas edebilmesi koşullarını belirler. Madde, devrin hangi şekilde yapılacağını, devrin geçerlilik koşullarını, devrin borçluya bildirilmesinin şeklini ve borçlunun iyiniyetle ödemesinin sonucunu düzenlemez. Bunlar devrin geçerliliği ve borçluya karşı hüküm ifade etmesi konularıdır (m.183, m.186). Takasın genel koşulları ve sonuçları ile takas beyanının yapılmasına ilişkin kurallar da bu maddede yer almaz (m.139 vd.). Devredenin borçluya karşı alacaklılık sıfatının sürmesi, devir sonrası ödemeye ilişkin kurallar ve zamanaşımı savunmasının süresi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.186, m.146 vd.). Madde, alacağı devralana karşı borçlunun itiraz ve def'ilerini koruyan bir hükümdür ve hem alacağın doğmamış olması, hem de sona ermiş olması gibi savunmaları kapsar. Maddenin uygulanması, devralana karşı borçlunun konumunun devirle değişmemesi ilkesine dayanır."

Borçluya ait savunmalar: hangi kavramlar bilinmeli?

Savunma
Borçlunun alacaklıya karşı borcu ifadan kaçınmak için ileri sürebildiği her türlü araç olarak kullanılan geniş bir kavramdır. Madde metninde hem def'i hem itiraz türündeki savunmaları kapsar.
Def'i
Alacağın varlığını kabul edip edimi reddetmeyi ya da geciktirmeyi sağlayan savunma aracıdır. Örneğin zamanaşımı def'i ve takas def'i bu türdendir.
İtiraz
Alacağın hiç doğmadığını ya da sona erdiğini ileri süren savunma aracıdır. Borç ilişkisinin geçersizliği, ifa ve ibra bu niteliktedir.
Devrin borçluya zarar vermemesi
Devrin borçlunun durumunu değiştirmemesi ilkesidir. Devralan, devredenin sahip olduğundan fazla bir hak elde etmez ve borçlu aynı savunmalarla korunur.
Muaccel olmayan alacak
Vadesi henüz gelmemiş olan alacaktır. Borçlunun devri öğrendiği anda bu nitelikte bir alacağı varsa, ikinci fıkra uyarınca takas imkânı doğar.

Borçluya ait savunmalar: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın geçerli bir şekilde devredilmiş olması gerekir.
  • Borçlunun devri öğrenmiş olması gerekir; devri öğrenmemiş borçlu bu kurallara dayanamaz.
  • Borçlunun devredene karşı devirden önce sahip olduğu bir savunma bulunmalıdır; bu savunma def'i ya da itiraz niteliğinde olabilir.
  • Takas imkânından yararlanılabilmesi için borçlunun devri öğrendiği anda muaccel olmayan bir alacağı bulunmalıdır.
  • Takasa konu alacak, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olmalıdır.
  • Takas, devralana karşı borçlunun kendi borcu ile yapılmalıdır; takas beyanı ayrıca karşı tarafa iletilmelidir.

Borçluya ait savunmalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir.
  • Devir, borçlunun durumunu ağırlaştırmaz; alacak devralana devredenin malvarlığında olduğu hâliyle geçer.
  • Borçlunun devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağı, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olduğu sürece devralana karşı takas edilebilir.
  • Takas koşulları gerçekleşmezse borçlu devralana karşı takas def'isini ileri süremez ve borcunu ifa etmek zorunda kalabilir.
  • Borçlunun devri öğrendikten sonra devredene karşı yaptığı takas, bu madde kapsamında devralana karşı etkili değildir.
  • Maddede bir emredicilik ibaresi bulunmakla birlikte, devralana karşı savunmaların sınırını daraltan bir sözleşme kaydının geçerliliği konusunda madde metninden kesin bir sonuç çıkmaz.

Def'i ile itiraz arasındaki fark nedir?

Def'i, alacağın doğmuş olduğunu kabul edip edimin reddini ya da geciktirilmesini sağlayan savunmadır. Zamanaşımı bu türdendir.

İtiraz, alacağın hiç doğmadığını ya da sona erdiğini ileri süren savunmadır. Borç ilişkisinin geçersizliği, ifa ve ibra bu türdendir.

Madde metni her iki türü de kapsadığı için her ikisi de devralana karşı ileri sürülebilir. Yalnız def'i ile itiraz arasındaki ayrım, savunmanın hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınıp alınmayacağı konusunda önem taşır.

Devirden önce öğrenilen savunma ile devirden sonra öğrenilen savunma arasındaki fark nedir?

Borçlunun devredene karşı devir öğrenilmeden önce sahip olduğu savunmalar.

Borçlunun devri öğrendikten sonra ortaya çıkan savunmalar.

Birinci fıkra metninde yalnızca devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olunan savunmaları devralana karşı kullanma imkânı tanır. Sonradan doğan savunmalar için bu fıkra uygulanmaz.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, borçlunun savunmalarının devralana karşı da ileri sürülebilmesini düzenler.

İkinci fıkra, borçlunun bir takas istisnası olarak devralana karşı takas yapabilmesini düzenler.

İkinci fıkra, takasın genel kuralından sapar; karşılıklılık aranmadan, devralana karşı devredene ait alacakla takas yapılabilir.

Borçluya ait savunmalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkrayı, devri öğrendikten sonra ortaya çıkan savunmalar için de uygulamak; fıkra yalnızca devri öğrendiği sırada var olan savunmalara bağlar.
  • İkinci fıkrayı genel takas kuralıyla karıştırmak ve karşılıklılık aramak; fıkra, devralana karşı devredene ait alacakla takası ayrık bir kuralla düzenler.
  • Takas için alacağın muaccel olmasını yeterli görmek; ikinci fıkra, borçlunun alacağının devredilen alacaktan önce veya aynı anda muaccel olmasını ayrıca şart koşar.
  • Devir öncesi borçlunun devredene yaptığı ödemenin devralana karşı etkisini bu maddeye dayandırmak; bu konu m.186 kapsamındadır.
  • Savunmanın itiraz mı def'i mi olduğunu ayırmadan hareket etmek ve her iki türün sonucunu aynı kabul etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Borçlunun devralana karşı ileri süreceği savunmalar, alacağın dayandığı borç ilişkisinin geçersizliği, ifa, ibra ve takas gibi nedenlerle sınırlıdır. Mahkemeler bu savunmaların devirden önce doğmuş olmasını aramaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2023/1226 E., 2025/1171 K., 12.11.2025)
  • Yazılı borç tanıma senedine dayanan devirlerde borçlu, alacağın muvazaalı olduğunu devralana karşı ileri süremez; bu, devralanın iyiniyetini koruyan bir istisnadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024)
  • Davada alacağın kime ait olduğu konusunda bir tartışma bulunuyorsa, borçlunun ifadan kaçınabilmesi bu tartışmaya bağlıdır ve tarafların savunmaları bu bağlamda değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/975 E., 2025/324 K., 21.05.2025)
  • Devralana karşı ileri sürülecek savunmaların dayandığı devir ilişkisi ve bildirim tarihi dosya kapsamında incelenmekte, bildirimden önceki ödemelerin etkisi ayrıca değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Savunmayı ileri süren borçlu, devri öğrendiği tarihi ve devredene karşı sahip olduğu savunmanın devir öncesi doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Devrin varlığı ve geçerliliği devralan tarafından ileri sürülüyorsa, devralan devir sözleşmesini ve bildirimi yazılı belgelerle ispat etmelidir.
  • Takas savunmasında borçlu, kendi alacağının varlığını, muaccel olmayışını ve devredilen alacaktan önce veya aynı anda muaccel olduğunu belgeyle ispat etmelidir.
  • Yazılı borç tanıma veya senet gibi belgelerin muvazaalı olduğu iddiası, muvazaayı ileri süren tarafça ispat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.183: Devrin kuruluşu ve geçerliliği konusunda hükümler içerir; bu maddedeki savunma hakkı, devrin geçerli olmasına dayanır.
  • 6098 m.186: Devrin borçluya bildirilmesi ve bildirimden önce iyiniyetle yapılan ödemenin etkisini düzenler; devrin borçluya karşı hüküm ifade etmesine ilişkindir.
  • 6098 m.139: Takasın genel koşullarını ve sonuçlarını düzenler; madde 188/f.2 bu genel kuralın istisnasını oluşturur.
  • 6098 m.82: Sebepsiz zenginleşme hükümleri; borçlunun sebepsiz zenginleşmeye dayanan def'isinin devralana karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda bu maddeyle birlikte değerlendirilir.

TBK m.189 — Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi

Bu madde, alacağın devri ile alacağın öncelik haklarının ve bağlı haklarının (fer'ilerinin) devralana geçmesini ve devir anına kadar işlemiş faizlerin devralana geçip geçmediğine ilişkin karineyi düzenler. Madde, devredenin kişiliğine özgü hakların devralana geçmeyeceği kuralını da içerir. Maddenin uygulandığı kişiler, alacağı rızaen devreden devreden ile devralan arasındaki ilişki ve bu devir sonucunda borçlu ile devralan arasındaki ilişkidir. Madde, devrin borçluya karşı hükümlerini (m.188), devredenin garanti sorumluluğunu (m.191-193), belgelerin teslimini (m.190) ve kanun veya mahkeme kararıyla alacağın geçmesini ayrıca düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Devrin geçerlilik şartları ve devir sözleşmesinin kurulması da bu maddenin konusu değildir.

Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi: hangi kavramlar bilinmeli?

Öncelik hakkı (rüçhan)
Alacaklıya, diğer alacaklılar karşısında öncelik sağlayan, alacağa bağlı ayrıcalıktır. Örneğin İcra ve İflas Kanunu'nun iflasta tanıdığı imtiyazlar bu kapsamdadır. Alacaklının kişisine tanınmış olmayan, alacakla birlikte geçen haklardır.
Bağlı (fer'i) haklar
Asıl alacağa bağlı olan ve onunla birlikte geçen haklardır. Rehin, kefalet, hapis hakkı, ceza koşulu ve faiz alacağı bu kapsama girer. Alacağa bağlı yenilik doğuran haklar da bu kavrama dahildir.
Devredenin kişiliğine özgü haklar
Devredenin şahsıyla bağlantılı olup alacakla birlikte devralana geçmeyen haklardır. Bu hakların kapsamı, devredenin kişisel durumuna göre belirlenir ve madde bu hakları sayarak tanımlamaz.
İşlemiş faiz
Asıl alacağın devri sırasında muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş faiz alacaklarıdır. Madde, bunların devralana geçtiğini karine olarak kabul eder.
Adi karine
Aksi ispat edilebilen karinedir. Bu maddedeki işlemiş faiz karinesi, tarafların devir anına kadar işlemiş faizlerin devredene ait kalacağını kararlaştırdığını ispatla çürütülebilir.

Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi: hangi şartlar aranır?

  • Geçişin gerçekleşmesi için geçerli bir alacak devri bulunmalıdır; geçiş kanun gereği gerçekleşir ve borçlunun ayrıca onay vermesi gerekmez.
  • Geçecek hak, alacağa bağlı bir öncelik hakkı veya bağlı bir hak olmalıdır.
  • Öncelik hakkı devredenin kişiliğine özgü bir hak olmamalıdır; kişiliğe özgü haklar devralana geçmez.
  • Faiz bakımından, devre konu alacağın işlemiş faizi bulunmalıdır; bu durumda faiz devir ile birlikte devralana geçmiş sayılır.
  • Faizin geçişine karşı taraflar arasında aksi bir anlaşma yapılmışsa, bu anlaşma karineyi çürütür ve faiz devredene ait kalır; anlaşma devralana karşı etkili olabilmesi için ispatlanmalıdır.

Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacağın devri ile öncelik hakları ve bağlı haklar devralana kendiliğinden geçer; tarafların bunu ayrıca kararlaştırmasına gerek yoktur.
  • Devredenin kişiliğine özgü öncelik hakları devralana geçmez.
  • Devir anına kadar işlemiş faizler devralana geçmiş sayılır.
  • Devirden sonra işleyecek faizler devralana aittir.
  • Tarafların devir öncesi işlemiş faizin devralana geçmeyeceğini kararlaştırması mümkündür; bu halde faiz devredene ait kalır, ancak anlaşma ispatlanmalıdır.
  • Kanun gereği bağlı hakların geçişi, taraflar aksini kararlaştırmadıkça devam eder; kanun bu hakların geçişini taraflar arasında kural olarak aksine kararlaştırmaya bırakmaz.
  • Devir öncesi temerrüt faizi devralana geçmez, devirden sonra gerçekleşen temerrüt faizi geçer.

Öncelik hakkı ile devredenin kişiliğine özgü öncelik hakkı arasındaki fark nedir?

Alacaklının iflas, icra gibi alanlarda alacağa tanınmış ve alacakla birlikte devredilebilen öncelik hakları.

Devredenin şahsına sıkı sıkıya bağlı, alacağın kendisinden ayrılamayan öncelik hakları.

Birinci grup devralana geçer; ikinci grup geçmez ve devralan bu haktan yararlanamaz.

Devir öncesi işlemiş faiz ile devir sonrası işleyecek faiz arasındaki fark nedir?

Devir anına kadar işlemiş ve ödenmemiş faiz alacakları.

Devirden sonra işleyecek faiz.

Devirden sonra işleyen faiz kesin olarak devralana geçer. Devir öncesi işlemiş faiz ise karineyle devralana geçmiş sayılır; taraflar aksini kararlaştırmışsa bu faiz devredene aittir.

Kanuni faiz ile akdi faiz arasındaki fark nedir?

Kanundan doğan faiz alacağı.

Taraflar arasında kararlaştırılmış faiz.

İki faiz türü de işlemiş faiz olarak devralana geçebilir.

Asıl alacak ile fer'i hak arasındaki fark nedir?

Devredilen temel alacak hakkı.

Asıl alacağa bağlı rehin, kefalet, faiz gibi haklar.

Asıl alacağın devri, fer'i hakları da kendiliğinden geçirir; borçlunun ayrıca onayı gerekmez.

Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Devir öncesi işlemiş faizi kendiliğinden devredene ait saymak; karine gereği bu faiz devralana geçmiş sayılır ve aksi ancak anlaşmayla çürütülebilir.
  • Karineyi kesin hukuk kuralı gibi okumak; madde adi karine koyduğu için aksi ispat mümkündür.
  • Devredenin kişiliğine özgü hakları ayırt etmeden tüm öncelik hakları devralana geçer demek; kişisel nitelikli öncelik hakları devralana geçmez.
  • Devirden sonra işleyecek faizi de devir öncesi faiz gibi ele almak; devirden sonra işleyen faiz doğrudan devralana aittir.
  • Devir öncesi temerrüt faizini devralana geçmiş saymak; yargı uygulamasında bu faiz devralana geçmez, sonrası geçer.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Devir sonrası faiz talebinde devir tarihinden önceki işlemiş faizin de devralana ait olduğu, karinenin ancak aksi ispatla çürütülebileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/1270 E., 2025/1173 K., 09.10.2025)
  • Alacağın devri ile öncelik ve bağlı hakların devralana geçtiği, bu hükmün tarafların aksini kararlaştırmasına bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/2075 E., 2026/821 K., 09.04.2026; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2025/1161 E., 2025/2250 K., 29.09.2025)
  • Devredilen alacağın temlik edildiği tutar kadar, devir tarihinden itibaren işlemiş faiziyle birlikte devralana ödenmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/1270 E., 2025/1173 K., 09.10.2025)
  • Alacağın devri, sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemi olarak değerlendirilmekte; devreden borç ilişkisinden çıkmakta ve yerine devralan alacaklı sıfatı kazanmaktadır. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1071 E., 2026/34 K., 14.01.2026)
  • Alacağın devri hükümleri, TBK m.183-194 arasında düzenlenmiş olarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Devir sonrası alacağı talep eden devralan, devrin geçerli yapıldığını ve alacağın kendisine geçtiğini belgeyle (temlik sözleşmesi, bildirim) ispatlamakla yükümlüdür.
  • Devir öncesi işlemiş faizin devralana geçtiğini ileri süren taraf, devrin tarihini ve faizin devir anına kadar işlediğini ispatlamalıdır.
  • Faizin devredene ait kaldığını ileri süren devreden, devir sözleşmesinde devir öncesi faizin devralana geçmeyeceğine dair bir anlaşma bulunduğunu yazılı delille ispatlamalıdır; aksi ispat karineyi çürütür.
  • Devredenin kişiliğine özgü olduğunu ileri süren taraf, söz konusu önceliğin kişisel niteliğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Anlaşma ispatlanamazsa karine geçerliliğini korur ve faizin devralana geçtiği kabul edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.188: Borçlunun devri öğrendiği anda devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceğini düzenler; bu madde ile birlikte devralanın hakkının kapsamını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.190: Devredenin alacak senedi ve ispat belgelerini teslim yükümlülüğünü düzenler; öncelik ve bağlı hakların fiilen kullanılabilmesi için gereklidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.191: Edim karşılığı devirde devredenin alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti ettiğini düzenler; devrin sonucuna ilişkin ayrı bir sorumluluk rejimi getirir.
  • 6098 sayılı Kanun m.194: Bazı hakların devrine özgü kanuni hükümlerin saklı kalacağını belirtir; bu madde ile özel rejimlerin öncelikli olduğunu gösterir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.206: Borçlunun iflası halinde alacaklılara tanınan imtiyazları düzenler; devredilen alacağın öncelik hakkına örnek oluşturur.

TBK m.190 — Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi

Madde, alacağın devrinde devredenin (eski alacaklının) devralana karşı yan yükümlülüklerinden birini düzenler: alacak senedinin ve alacağın ispatına yarayan diğer belgelerin teslimi ile alacağın ileri sürülebilmesi için gerekli bilgilerin verilmesi. Kural, alacağın devrine taraf olan devreden ile devralan arasındaki ilişkide uygulanır. Madde, devredenin alacağın varlığından ve tahsil edilebilirliğinden sorumluluğunu (m.191) ve devir sözleşmesinin şekil ve geçerlilik koşullarını düzenlemez. Devrin geçerlilik koşulları ve devredenin sorumluluğu (m.183-194 arası ilgili hükümler) ayrı maddelerde ele alınır; senedin borçlu tarafından geri alınması ve iptali (m.104-105) borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkiye aittir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.

Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Devreden
Alacağı başkasına devreden, yani eski alacaklı olan kişidir. Yükümlülük devredene aittir ve devir sözleşmesinin tarafı olarak doğar.
Devralan
Alacağı devir yoluyla edinen yeni alacaklıdır. Madde uyarınca belgelerin teslimini ve bilgilerin verilmesini talep etme hakkı devralana aittir.
Alacak senedi
Alacağın varlığını gösteren yazılı belgedir. Borç senedi gibi ispat senetleri ile kıymetli evrak niteliğindeki senetler arasında ayrım yapmak uygulamada önemlidir; senet devredenin elinde olmalıdır.
İspatla ilgili diğer belgeler
Alacağın doğumunu, varlığını ve miktarını gösteren, senet dışındaki yazılı ya da diğer delillerdir. Örneğin sözleşme, fatura veya teminat belgeleri bu kapsamda değerlendirilebilir; kapsamı alacağın ispatına yarama ölçütüyle belirlenir.
Gerekli bilgiler
Alacağın ileri sürülebilmesi için devralanın bilmesi gereken hususlardır; alacağın vadesi, ifa yeri ve borçlunun kimliği gibi unsurlar buna girer. Bilgilerin kapsamı, devralanın alacağı tahsil edebilmesi için ihtiyaç duyduğu ölçüde belirlenir.
Yan edim yükümlülüğü
Devir sözleşmesinin asıl edimi olmayan, ancak sözleşmenin amacını gerçekleştirmek için gerekli olan yükümlülüktür. Bu yükümlülüğe aykırılık devri geçersiz kılmaz; sözleşmeye aykırılık doğurur.

Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Bir alacağın devri, geçerli bir devir sözleşmesi ile gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Devredenin elinde alacak senedi veya alacağın ispatına yarayan diğer belgeler bulunmalıdır; bu belgeler devralana teslim edilmelidir.
  • Devredenin, devralanın alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermesi gerekir; bilgi verme yükümlülüğü, devralanın alacağı tahsil edebilmesi için ihtiyaç duyduğu ölçüde doğar.
  • Yükümlülüğün doğması için devredenin bu belgeleri ve bilgileri elinde bulundurması veya bilgisine sahip olması gerekir; belgeler üçüncü kişide ise devredenin bunları temin etmesi beklenmez.
  • Teslim ve bilgi verme, devrin geçerlilik koşulu değildir; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi devri geçersiz kılmaz.

Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Devredenin belge teslimi ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davranması devri geçersiz kılmaz; devir geçerli kalır.
  • Aykırılık sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilir ve devralan, bu yüzden uğradığı zararı devredenden talep edebilir.
  • Devredenin belgeleri ve bilgileri eksik vermesi halinde devralan alacağı tahsil etmekte güçlük çekebilir; bu durumda devralanın başvuracağı yol zarar talebidir.
  • Yükümlülük, devredenin sorumluluğunu sınırlayan m.191 ile birlikte okunmalıdır; belgelerin teslimi devredenin alacağın varlığına ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • Madde emredici nitelik taşımaz; taraflar sözleşmeyle yükümlülüğün kapsamını daraltabilir veya genişletebilir. Sözleşmede bu yükümlülüğün tamamen kaldırılması, devralanın alacağı tahsil etme olanağını ortadan kaldırıyorsa, ilgili kayıt uygulamada tartışmalıdır.

Senet ile diğer ispat belgeleri arasındaki fark nedir?

Alacak senedi, alacağın yazılı olarak kaydedildiği ve doğrudan ispatına yarayan başlıca belgedir.

Diğer ispat belgeleri ise teminat, sözleşme veya fatura gibi alacağın ispatına yarayan yan belgelerdir.

Madde her iki belge türünü de teslim kapsamında sayar; senet ayrıca teslim edilmesi gereken öncelikli belge olarak değerlendirilir.

Belge teslimi ile bilgi verme arasındaki fark nedir?

Belge teslimi, somut bir belgenin fiziksel olarak devralana geçirilmesidir.

Bilgi verme ise, alacağın vadesi, ifa yeri veya borçlunun adresi gibi kayıt altına alınmamış hususların aktarılmasıdır.

Her iki yükümlülük aynı maddede düzenlenmiştir; birinin yerine getirilmemesi ayrı bir aykırılık oluşturur ve zarar talebine yol açabilir.

Devredenin yükümlülüğü ile devralanın garantisi arasındaki fark nedir?

Bu madde devredenin yan yükümlülüğünü düzenler.

Alacağın varlığına ilişkin garanti ve sorumluluk ise m.191 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Belgeleri teslim etmek, alacağın varlığından sorumluluk doğurmaz; bu sorumluluk m.191'e göre değerlendirilir.

Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Belge teslimi yükümlülüğünün ihlalini devrin geçersizliği olarak değerlendirmek; oysa bu yükümlülük yan edim niteliğinde olup devir geçerli kalır.
  • Devredenin belge teslimi yükümlülüğünü alacağın varlığına ilişkin garanti sorumluluğu ile karıştırmak; garanti sorumluluğu m.191 kapsamındadır.
  • Senet ile diğer ispat belgelerini aynı nitelikte kabul etmek; senedin ispat ve tahsil bakımından öncelikli önemi vardır ve eksikliği ayrı değerlendirilir.
  • Bilgi verme yükümlülüğünü yalnızca yazılı belgelerle sınırlamak; alacağın vadesi, ifa yeri gibi kayıt dışı hususlar da bilgi verme kapsamındadır.
  • Sözleşmeyle yükümlülüğün tamamen kaldırıldığı durumda, bunun geçerliliğini tartışmadan kabul etmek; kaydın devralanın tahsil olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığı ayrıca incelenmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alacağın devri hallerinde, devredenin ispat belgelerini ve bilgileri devralana vermediği durumlarda, devralanın bu eksiklikten doğan zararını devredenden talep edebildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/496 E., 2024/1768 K., 31.10.2024)
  • Alacağın devrinin geçerliliği, devredenin belge teslimi yükümlülüğüne bağlanmamakta; belge teslimi eksikliği devir sözleşmesini geçersiz kılmamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023)
  • Devir sözleşmesinin geçerliliği ve devredenin belgeleri teslim etme yükümlülüğü, alacağın devrini düzenleyen TBK m.183-194 hükümleri birlikte değerlendirilerek incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022)
  • Faktoring ilişkilerinde devredenin belge teslimi yükümlülüğünün, sözleşmenin ödeme aracı olarak düzenlenmiş hükümleriyle birlikte yorumlandığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/496 E., 2024/1768 K., 31.10.2024)
  • Devralanın alacağı tahsil edemediği hallerde, temlik işleminin ispat ve bilgi yönünden yeterli olup olmadığı, uyuşmazlık konusu olarak değerlendirilmektedir. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/865 E., 2023/789 K., 13.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Belge teslimi ve bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü devredenindir; devreden teslimi yazılı bir belge (teslim tutanağı, ödeme dekontu veya yazışma) ile ispatlamalıdır.
  • Devralan, devredenin belgeleri teslim etmediğini veya eksik bilgi verdiğini iddia ediyorsa, bu iddiasını yazılı belgeler, sözleşme metni ve tanık beyanı ile ispatlamalıdır.
  • Devralanın zararını ispat yükü devralana aittir; zararın ve yükümlülük ihlali ile zarar arasındaki illiyet bağı devralan tarafından ortaya konulmalıdır.
  • Devredenin, belgeleri elinde bulundurmadığını veya bilgisine sahip olmadığını savunması halinde, bu savunmayı ispatlaması gerekir.
  • Devralanın alacağın varlığını ispatlaması için devredenin teslim ettiği senet ve belgeler birlikte değerlendirilir; belgelerin eksikliği, alacağın varlığının ispatını zorlaştırabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.191: Devredenin alacağın varlığından ve tahsil edilebilirliğinden sorumluluğunu düzenler; m.190'daki belge ve bilgi yükümlülüğü, devredenin bu sorumluluğunun yanında değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.104: Borç senedinin borçluya geri verilmesi halinde borcun sona ermiş sayılmasını düzenler; devredenin senedi teslim etmesi bu hükmün işleyişine doğrudan etki eder.
  • 6098 sayılı Kanun m.105: Senedin kaybedilmesi halinde iptal belgesi verilmesini düzenler; belgelerin teslim edilemediği durumlarda uygulanabilir hükümdür.

TBK m.191 — Genel olarak

Madde, alacak devrinde devredenin devralana karşı alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü bakımından garanti yükümlülüğünü düzenler. Devrin ivazlı yapılması halinde doğan garanti sorumluluğunu ve ivazsız ya da kanun gereği gerçekleşen devirlerde devredenin sorumsuzluğunu kapsar. Madde, devredenin sorumluluğunun kapsamını düzenlemez; bu konu garanti kapsamındaki zarar kalemleri için TBK m.193 kapsamındadır. Ayrıca alacağın devrinin geçerlilik koşulları (m.183 ve devrin geçersizliği hâlleri) ile devrin ispatı ve borçlunun bildirimi gibi usul konuları maddenin dışındadır.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Garanti (tekeffül) yükümlülüğü
Devredenin, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü devralana karşı güvence altına alması borcudur. Bu yükümlülük, ayrıca bir garanti taahhüdü aranmaksızın, ivazlı devirde kanundan doğar. Yükümlülük devredenin kendi kusurundan bağımsız bir sorumluluk olarak kurulmuş değildir; kapsamı alacağın varlığı ve ödeme gücü ile sınırlıdır.
Alacağın varlığına ilişkin garanti
Alacağın doğmuş olmasını, ileride doğma imkânının bulunmasını ve devir anında sona ermemiş olmasını kapsar. Devirden sonra alacağın başkasına devredilmiş olması da bu kapsama girer.
Borçlunun ödeme gücü
Borçlunun alacağı ödeyebilecek malvarlığına sahip olmasıdır. Devredenin bu konudaki sorumluluğu, borçlunun ödeme gücünden yoksunluğunun devralanın tahsilat yapamaması ile sonuçlanması hâline bağlıdır.
İvazlı devir
Devrin bir edim karşılığında yapılmasıdır. Yalnız bu hâlde madde birinci fıkra uyarınca garanti doğar.
İvazsız veya kanun gereği devir
Hiçbir karşılık alınmadan yapılan devir ya da kanun hükmü ile alacağın başkasına geçmesidir. Bu hâllerde devreden alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın bir edim karşılığında devredilmiş olması gerekir; bu durumda devreden garanti yükümlüsü olur.
  • Devir, ivazsız yapılmış olmamalı veya kanun gereğince başkasına geçmiş bir alacak olmamalıdır; aksi hâlde garanti doğmaz.
  • Garanti, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü kapsar; devir sonrası sonradan ortaya çıkan olaylar bu kapsama girmez.
  • Devrin geçerli olması gerekir; geçersiz bir devirde madde uygulanmaz.
  • Alacağın devir anında var olmadığını devralanın bilmemesi gerekir; devralan bunu biliyorsa garanti doğmaz.
  • Devralanın, alacağın varlığını veya borçlunun ödeme gücünün eksikliğini ispatlaması gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • İvazlı devirde devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş olur.
  • İvazsız devirde veya kanun gereği geçişte devreden alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olmaz.
  • Devir sırasında alacağın mevcut olmaması hâlinde ivazlı devirde devreden garanti sorumluluğuna girer.
  • Sorumluluğun doğması için borçlunun ödeme gücünden yoksunluğu tahsilatı engellemiş olmalıdır; borçlunun sadece bulunamaması yeterli değildir.
  • Devralanın devredenden talep edebileceği kalemler m.193'te düzenlenir; devreden yalnızca alacağın değerini değil, devrin doğrudan giderlerini ve ivazın faizi ile birlikte iadesini de ödemekle yükümlü olabilir.
  • Garanti yükümlülüğü sözleşme ile tamamen kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir; devreden ayrıca bir taahhütte bulunmadıkça ödeme gücü için sorumlu tutulmaz.
  • Devralan alacağın devir anında mevcut olmadığını biliyorsa garanti doğmaz.
  • Alacağın devrinden sonra eski alacaklının alacağı azaltan veya ortadan kaldıran işlemleri, garanti yükümlülüğü kapsamında değildir; bu hâllerde genel sorumluluk kuralları uygulanır.

İvazlı devir ile ivazsız devir arasındaki fark nedir?

Devir bir edim karşılığında yapılmışsa devreden birinci fıkra uyarınca alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti eder.

Devir bir edim karşılığı olmaksızın yapılmışsa devreden alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olmaz.

İvazlı devirde garanti kendiliğinden doğar; ivazsız devirde ayrıca bir garanti taahhüdü yoksa devreden hiçbir garanti yükümlülüğü taşımaz.

Sözleşmesel devir ile kanundan doğan geçiş arasındaki fark nedir?

Alacak taraflar arasındaki devir işlemi ile devredilmiştir.

Alacak kanun gereği başkasına geçmiştir; önceki alacaklının iradesi bulunmamaktadır.

Kanun gereği geçişte önceki alacaklı garanti sorumluluğu taşımaz; ivazlı sözleşmesel devirde ise sorumluluk doğar.

Alacağın varlığına ilişkin garanti ile borçlunun ödeme gücüne ilişkin garanti arasındaki fark nedir?

Alacağın varlığına ilişkin garanti, alacağın doğmuş olmasını ve sona ermemiş olmasını kapsar.

Ödeme gücü garantisi, borçlunun alacağı ödeyebilecek malvarlığına sahip olmasını kapsar.

Eski düzenlemeden farklı olarak yeni düzenlemede ödeme gücü garantisi ayrı bir taahhüt aranmaksızın ivazlı devirde kendiliğinden doğar.

Geçerli devir ile geçersiz devir arasındaki fark nedir?

Devir geçerli ise devredenin garanti yükümlülüğü doğar.

Devir kanuna veya ahlaka aykırılık, ehliyetsizlik ya da irade sakatlığı nedeniyle geçersizse garanti söz konusu olmaz.

Geçersiz devirde devreden birinci fıkra uyarınca değil, genel kurallar çerçevesinde sorumlu olur.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Devrin ivazlı olduğunu tespit etmeden birinci fıkrayı uygulamak; ivazsız devirde de garanti olduğunu varsaymak yanlıştır.
  • Borçlunun ödeme gücünün yetersizliğini, borçlunun sadece bulunamamasıyla karıştırmak yanlıştır; tahsilatın engellenmesi ödeme gücünden kaynaklanmalıdır.
  • Eski Borçlar Kanunu döneminde olduğu gibi borçlunun ödeme gücü için ayrı bir taahhüt aramak yanlıştır; yeni düzenlemede ivazlı devirde bu garanti kendiliğinden doğar.
  • Alacağın devrinden sonra eski alacaklının alacağı azaltan işlemlerini garanti sorumluluğu kapsamında saymak yanlıştır.
  • Devralanın alacağın mevcut olmadığını bildiği hâlde garanti talep edebileceğini düşünmek yanlıştır.
  • Devir geçersiz olduğu hâlde birinci fıkraya dayanmak yanlıştır; bu durumda genel kurallar uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alacağın devrinin ivazlı olup olmadığı, garanti yükümlülüğünün doğup doğmadığında belirleyici kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/793 E., 2023/2097 K., 27.12.2023)
  • Alacağın devredilmesi ile devralanın borçluya karşı tahsil edemediği tutarlar arasında doğrudan bağ bulunması, garanti sorumluluğunun ön koşulu olarak aranmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/793 E., 2023/2097 K., 27.12.2023)
  • Alacağın devrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 183-194. maddeleri arasında düzenlendiği ve devrin geçerliliğinin bu hükümler çerçevesinde değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Garanti sorumluluğunu ileri süren devralan, devir sırasında alacağın mevcut olmadığını ispat etmelidir; borçlunun alacağı inkâr etmesi tek başına yeterli değildir.
  • Borçlunun ödeme gücünden yoksun olduğu, usulüne uygun yapılan takibin sonuçsuz kalması ve bu durumun belgeye bağlanması ile ispat edilir.
  • Alacağın bir edim karşılığında devredildiğini ileri süren taraf, devir sözleşmesi ve ivaza ilişkin belgelerle bu hususu kanıtlamalıdır.
  • Devredenin sorumsuzluğunu ileri süren taraf, devrin ivazsız veya kanun gereği olduğunu ispatlamalıdır.
  • Devralanın alacağın devir anında mevcut olmadığını bildiğini ileri sürmesi hâlinde, bu bilgiyi devredenin ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.193: Garanti yükümlüsünün devralana karşı sorumluluk kapsamını belirler; bu madde ile birlikte uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devredilebilirliğinin sınırlarını düzenler; devredilemeyen bir alacağın devrinde birinci fıkra uygulanmaz.
  • 6098 sayılı Kanun m.112: Devrin temelini oluşturan sözleşmeye aykırılık hâlinde devredenin genel sözleşme sorumluluğu bu maddeye göre belirlenir.
  • 6098 sayılı Kanun m.27: Kanuna veya ahlaka aykırılık nedeniyle geçersiz devirde birinci fıkra uygulanmaz.
  • 6098 sayılı Kanun m.39: İrade sakatlığı nedeniyle iptal edilen devirde garanti doğmaz.
  • 6098 sayılı Kanun m.128: Üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile garanti sözleşmesi arasındaki ilişki için karşılaştırma yapılır; m.191 ivazlı alacak devrine özgüdür.

TBK m.192 — İfaya yönelik devir

TBK m.192, alacağın ifaya yönelik devrinde (ifa uğruna devir değil, borcu ifa amacıyla yapılan devirde) devralanın, borca mahsup edilecek miktarın belirlenmemiş olması hâlinde mahsup miktarını nasıl belirleyeceğini düzenler. Maddenin konusu, devralanın borçludan tahsil ettiği ya da gereken özeni gösterseydi tahsil edebileceği miktar ile devredenin borcuna mahsup edilecek tutar arasındaki ilişkidir. Madde, devralanın hangi miktarı mahsup etmek zorunda olduğunu belirler ve devredenin borcunun hangi ölçüde sona ereceğine ilişkin sınırı çizer. Madde, alacağın ivazlı devrinde devredenin varlık ve ödeme gücü garantisini (m.191), garanti kapsamındaki zarar kalemlerini (m.193) ve ifa uğruna (ifa yerine) devrin garanti hükümlerini düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Devrin tarafları arasındaki temel ilişkinin geçerliliği ve devrin şekli de bu maddenin kapsamında değildir (m.183 ve devamı). Borçlunun devri öğrenmesi sonrası savunmaları ve borcu iletakas hakkı (m.188) ile devredenin bilgi ve belge verme yükümlülüğü (m.190) de bu maddede düzenlenmez.

İfaya yönelik devir: hangi kavramlar bilinmeli?

İfaya yönelik devir
Alacaklının, kendi borcunu ödemek amacıyla alacağını devrettiği devir türüdür. Devralan alacağı tahsil ederek devredenin borcuna mahsup eder. Devralanın alacağı bir borca karşılık devralması, devredenin borcunu ifa etmesi anlamına gelir. Devir sözleşmesinde mahsup edilecek miktar açıkça belirlenmişse madde uygulanmaz.
Borca mahsup edilecek miktar
Devralanın tahsil ettiği tutarın devredenin borcundan düşülecek kısmıdır. Taraflar bu miktarı sözleşmede belirlememişse, madde metnindeki ölçüt devreye girer. Bu ölçüt, devralanın borçludan fiilen aldığı miktar ile gereken özeni gösterseydi alabileceği miktardır.
Gereken özen
Devralanın alacağı tahsil ederken göstermesi gereken dikkat ve çaba ölçüsüdür. Devralan bu özeni göstermiş olsaydı alabileceği miktar, mahsup için tavan oluşturur. Devralanın fiilen tahsil ettiği miktar bu tavanın altında kalmışsa mahsup yalnız tahsil edilen tutar üzerinden yapılır.
Tahsil edilemeyen alacak
Devralanın özeni göstermesine rağmen borçludan tahsil edemediği alacaktır. Bu durumda madde uyarınca hiçbir mahsup yapılmaz ve devredenin borcu devam eder.

İfaya yönelik devir: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın, bir borcun ifası amacıyla devredilmiş olması gerekir.
  • Devir sözleşmesinde borca mahsup edilecek miktarın belirlenmemiş olması gerekir.
  • Devralanın borçludan tahsil ettiği miktar ya da gereken özeni göstermiş olsaydı tahsil edebileceği miktar belirlenmelidir.
  • Mahsup tutarı, devralanın borçludan aldığı miktar ile gereken özeni gösterseydi alabileceği miktarın ölçüsünde olmalıdır; devralan bu ölçüyü aşan bir tutarı mahsup edemez.

İfaya yönelik devir: hangi sonuçları doğurur?

  • Devralan, borçludan aldığı miktar ile gereken özeni gösterseydi alabileceği miktardan hangisi düşükse onu devredenin borcuna mahsup etmek zorundadır.
  • Devralan, mahsup edilecek miktar üzerinden fazla tahsil ettiği tutarı devredene iade etmek zorundadır.
  • Devralan alacağı hiç tahsil edemez ve gereken özen de bu alacağın tahsilini sağlayamayacaksa, devredenin borcuna hiçbir mahsup yapılmaz ve borç devam eder.
  • Devralanın tahsil ettiği tutar devredenin borcunu aşıyorsa, fazla kısım devralan tarafından devredene verilir.
  • Madde emredici nitelikte değildir; taraflar sözleşmede mahsup miktarını belirleyerek bu ölçütü dışlayabilir.

İfaya yönelik devir ile ifa uğruna (ifa yerine) devir arasındaki fark nedir?

İfaya yönelik devirde alacaklı, alacağı devralana borcunu ödemek için verir ve devralan alacağı tahsil ederek borca mahsup eder.

İfa yerine devirde ise devir, borcun yerine geçen bir edim olarak yapılır ve garanti hükümleri ayrıca uygulanır. Bu yapıda borç, devir ile sona erer.

Madde metni yalnız ifaya yönelik devri düzenler. İfa uğruna devirde garanti hükümleri (m.191 f.1 ve m.193) uygulanır; bu ayrım, devredenin sorumluluğunun kapsamını belirler.

Mahsup miktarı belirlenmiş devir ile belirlenmemiş devir arasındaki fark nedir?

Taraflar sözleşmede mahsup edilecek tutarı açıkça belirlemişse, devralan bu tutarı mahsup eder.

Taraflar mahsup miktarını belirlememişse, madde metnindeki ölçüt uygulanır: devralanın tahsil ettiği ya da gereken özeni göstersе tahsil edebileceği miktar.

Belirlenmemiş hâlde mahsup, fiilen tahsil edilen tutara ve özen ölçüsüne bağlanır. Belirlenmiş hâlde taraf iradesi esas alınır.

Gerçek tahsilat ile gereken özenle ulaşılabilecek tahsilat arasındaki fark nedir?

Devralan borçludan fiilen bir miktar tahsil etmişse, bu miktar esas alınır.

Devralan fiilen daha az tahsil etmiş ancak gereken özeni göstermemişse, özen gösterseydi alabileceği miktar ölçüt olur.

Devralanın ihmali, mahsup tutarını artırmaz, devredenin borcunu azaltmaz; devralan fiilen tahsil edemediği miktarı gereken özeni göstermemiş olsa bile mahsup edemez. Mahsup tavanı, özenle ulaşılabilecek miktardır.

İfaya yönelik devir: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mahsup tutarını devralanın borçludan fiilen tahsil ettiği miktarla sınırlı saymak; oysa gereken özenle tahsil edilebilecek miktar da ölçütün parçasıdır.
  • Gereken özen ölçüsünü, devralanın tahsil ettiği tutarın üstünde bir tavan gibi okumak; madde, özenle ulaşılabilecek miktarı sınır olarak koyar, daha yüksek bir mahsup tutarı kurmaz.
  • Devralanın tahsil edemediği alacak için devredenin borcundan mahsup yapmak; madde tahsil edilemeyen alacak için mahsup öngörmez ve borç devam eder.
  • Belirlenmiş mahsup tutarını m.192 ölçütüne bağlamak; madde yalnız belirlenmemiş hâlde uygulanır.
  • Madde m.191 ve m.193'teki garanti hükümlerini bu hükümle karıştırmak; mahsup ölçütü ile devredenin garanti sorumluluğu ayrı değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alacağın devrinde mahsup edilecek tutarın belirlenmemesi hâlinde, devralanın borçludan aldığı tutar ile gereken özenle elde edilebilecek tutarın karşılaştırılması gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025)
  • Alacağın devri ve bu devrin hükümlerinin 6098 sayılı Kanun'un 183 ila 194. maddelerinde düzenlendiği, uygulamada devrin ayrı ayrı maddelere göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022)
  • Kullanım bedeli gibi ek alacakların m.192 kapsamında değerlendirildiği bazı kararlarda, bu kalemin mahsup hesabına dahil edilip edilmeyeceği somut olayın özelliğine göre tartışılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1849 E., 2024/1657 K., 24.10.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2303 E., 2021/1564 K., 04.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Mahsup miktarını belirlemeyen devralan, devredenin borcundan düşülmesini istediği tutarı ve fiilen tahsil ettiğini belgeyle ispatlamalıdır; tahsilat makbuz, banka dekontu ve takip dosyasıyla gösterilir.
  • Gereken özen ölçüsünde ulaşılabilecek tutarı ileri süren taraf, borçlunun ödeme gücünün ve tahsilin mümkün olduğunu ispat etmelidir; bu ispat çoğunlukla icra takibi dosyası ve bilirkişi raporu ile yapılır.
  • Devredenin, devralanın tahsilatının gereken özenden uzak olduğunu ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı ileri süren devreden ihmali ispatlamalıdır.
  • Taraflar arasında yazılı mahsup sözleşmesi varsa, mahsup miktarının belirlendiği belge öncelikle esas alınır; bu belgenin bulunmaması hâlinde m.192 ölçütü uygulanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.191: Alacağın ivazlı devrinde devredenin alacağın varlığı ve borçlunun ödeme gücü için garanti sorumluluğunu düzenler. İfaya yönelik devirde bu garantinin kapsamı, m.192'nin mahsup ölçütüyle birlikte değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.193: Devralanın devredenden isteyebileceği garanti kapsamındaki zarar kalemlerini sayar. Mahsup tahsil edilemeyen alacak için devredenin garanti sorumluluğu ile birlikte okunur.
  • 6098 sayılı Kanun m.188: Borçlunun devri öğrendiği anda devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilmesini düzenler; devralanın tahsil ettiği tutarın itiraz ve def'i ile ilişkisi bu maddeyle belirlenir.
  • 6098 sayılı Kanun m.194: Bazı hakların devrine özgü kanun hükümlerinin saklı kalmasını düzenler; m.192'nin uygulanması özel düzenlemelerle sınırlanabilir.

TBK m.193 — Sorumluluğun kapsamı

TBK m.193, alacağı devreden kişinin (devredenin) devralana karşı garanti yükümlülüğü kapsamında hangi istemlerde bulunulabileceğini düzenler. Hüküm, devredenin ödediği karşı edimin iadesini, devrin sebep olduğu giderleri, alacağı tahsil etmek için yapılan sonuçsuz girişimlerin giderlerini ve devredenin kusursuzluğunu ispat edememesi halinde doğan diğer zararları kapsar. Hüküm, alacağın devrinde garanti ile yükümlü olan devreden ile devralan arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: alacağın devrinin şekli ve geçerlilik koşulları (TBK m.183-188), devredenin alacağın varlığından sorumluluğunun sınırları ve borçlunun ödeme gücünden sorumluluğu (TBK m.189-190), devredenin sorumluluğunun sınırlandırılması ve sorumsuzluk anlaşması (TBK m.195 ve 27 ile 115 ilgili hükümler), devralanın alacağın tahsili için borçluya karşı dava açma hakkı ile zamanaşımı ve usul yönleri.

Sorumluluğun kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?

Garanti ile yükümlü devreden
Alacağı devrederken devralana alacağın ya da borçlunun ödeme gücünün bulunacağını garanti eden devreden kişidir. Bu garanti, devrin kapsamını ve devredenin sorumluluğunu belirler.
Karşı edim
Devralanın alacağın devri karşılığında devredene ifa ettiği bedeldir. Madde uyarınca devralan bu tutarın faizi ile birlikte geri istenmesini talep edebilir.
Devrin sebep olduğu giderler
Alacağın devri işlemi nedeniyle devralanın katlandığı masraflardır. Devralanın bu giderleri devredenden isteyebilmesi için devrin doğrudan bu giderlere yol açmış olması gerekir.
Sonuçsuz girişim giderleri
Devralanın devraldığı alacağı borçludan tahsil etmek için yaptığı ve sonuç vermeyen işlemlerin masraflarıdır. Girişimlerin sonuçsuz kalmış olması şarttır.
Kusursuzluk ispatı
Devredenin alacağın varlığı veya tahsili konusunda kendi kusurunun bulunmadığını ortaya koymasıdır. Madde, dördüncü bentteki diğer zararlar bakımından bu ispatın yapılmadığı hallerde devredene sorumluluk yükler.

Sorumluluğun kapsamı: hangi şartlar aranır?

  • Devralanın, devredenin alacağın devri sırasında garanti ile yükümlü olduğu bir devir ilişkisi bulunmalıdır.
  • Devralan, devreden aleyhine istem ileri sürdüğünde, ilgili istemin madde metnindeki dört bentten birine dayanması gerekir.
  • Birinci bent bakımından devralanın devir karşılığında gerçekten bir karşı edim ifa etmiş olması gerekir; istem bu edimin faizi ile birlikte geri verilmesine yöneliktir.
  • İkinci ve üçüncü bentlerde devrin sebep olduğu giderlerin ya da sonuçsuz kalan tahsil girişimlerinin varlığı ve bunların devirle bağlantılı olması aranır.
  • Dördüncü bentte, devredenin kusursuzluğunu ispat edememiş olması gerekir; bu hâlde devralan alacağın mevcut olmaması ya da borçlunun ödeme gücünün bulunmaması nedeniyle uğradığı diğer zararları isteyebilir.
  • Dördüncü bentteki zararın, maddede sayılan diğer kalemlerle örtüşmemesi ve ayrıca ispat edilmesi gerekir.

Sorumluluğun kapsamı: hangi sonuçları doğurur?

  • Devralan, devredenden ifa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini isteyebilir.
  • Devralan, devrin sebep olduğu giderlerin devredenden tahsilini isteyebilir.
  • Devralan, devraldığı alacağı tahsil etmek için yaptığı ve sonuçsuz kalan girişimlerin giderlerini devredenden isteyebilir.
  • Devreden kusursuzluğunu ispat edemezse, devralanın uğradığı diğer zararlar da devredenden istenebilir.
  • Devreden kusursuzluğunu ispat ederse, dördüncü bent kapsamındaki diğer zararlardan sorumlu tutulmaz; ancak birinci-üçüncü bentlerdeki kalemler yine istenebilir.
  • Maddede sayılan kalemler sınırlı sayıda değildir; dördüncü bent genel bir zarar kalemi olarak işler, fakat kusur karinesine bağlıdır.

Birinci-üçüncü bent ile dördüncü bent arasındaki fark nedir?

Birinci, ikinci ve üçüncü bentlerdeki kalemler, devredenin kusursuz olsa bile devralana ödemek zorunda olduğu tutarlardır. Bu kalemlerde kusur aranmaz.

Dördüncü bentteki diğer zararlar ise devredenin kusursuzluğunu ispat edememesine bağlanmıştır. Burada kusur karinesi işler.

Birinci-üçüncü bentlerdeki kalemler devredenin kusurundan bağımsız olarak istenebilir; dördüncü bentteki zararların tazmini ise devredenin kusursuzluk savunmasının başarısızlığına bağlıdır.

Karşı edim iadesi ile tazminat niteliğindeki zarar arasındaki fark nedir?

Birinci bentteki karşı edimin iadesi, devralanın ödediği bedelin geri alınmasıdır ve faiz eklenir.

Dördüncü bentteki zarar ise alacağın mevcut olmaması ya da borçlunun ödeme gücünün bulunmaması gibi nedenlerden doğan tazminat niteliğindeki kalemlerdir.

Birinci bent devralanın ödediği bedelin iadesini sağlar; dördüncü bent ise tazminat kapsamında daha geniş bir zarar talebine imkân tanır.

Sorumluluğun kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dördüncü bent kapsamındaki zararı kusursuz sorumluluk gibi değerlendirmek; oysa kusur karinesine bağlıdır ve devreden kusursuzluğunu ispat ederek kurtulabilir.
  • Birinci-üçüncü bentlerdeki kalemleri de kusur şartına bağlamak; bu kalemler devredenin kusurundan bağımsız olarak istenebilir.
  • Birinci bentteki karşı edimi alacağın nominal tutarı ile karıştırmak; istem devralanın ödediği karşı edimin iadesine yöneliktir.
  • Maddede sayılan kalemleri kapalı sayarak dördüncü bendi dar yorumlamak; dördüncü bent diğer zararları da kapsar.
  • Devredenin sorumluluğunu tek başına alacağın tutarı ile sınırlamak; madde bu sınırı aşan zararları da kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alacağın devrinde devredenin garanti yükümlülüğünün TBK m.193 kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/3677 E., 2023/7457 K., 18.12.2023)
  • Alacağın devri işlemlerinde 183-194. maddeler arasındaki hükümlerin bütünlüklü uygulandığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/865 E., 2023/789 K., 13.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Devralan, devredenden talep ettiği her kalem bakımından dayanağını ispat etmelidir; karşı edimin ödendiğini banka kaydı, makbuz veya senet ile ispat eder.
  • Devrin sebep olduğu giderler ve sonuçsuz girişim giderleri, fatura, masraf belgesi ve dava dosyası gibi yazılı belgelerle ispatlanır.
  • Devreden kusursuzluğunu ispat etmekle yükümlüdür; bu ispat yapılamazsa dördüncü bentteki diğer zararlardan sorumlu olur.
  • Devralanın dördüncü bentteki zararı ispat etmesi gerekir; alacağın mevcut olmadığını ya da borçlunun ödeme gücünün bulunmadığını gösteren belgeler ve bilirkişi raporu kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devrine ilişkin genel hükümlerin başlangıcıdır; garanti yükümlülüğü bu devir işlemine bağlı olarak doğar.
  • 6098 sayılı Kanun m.194: Alacağın devrine ilişkin hükümler arasında yer alan ve devredenin sorumluluğunu düzenleyen maddelerin sonuncusudur; 193. maddenin tamamlayıcısıdır.

TBK m.194 — Özel hükümlerin saklılığı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183-194. maddeleri arasında düzenlenen alacağın devri hükümlerinin, devrin özel olarak kanunla düzenlendiği haller bakımından genel hükümlerin önüne geçeceğini belirten bir saklı tutma kuralını içerir. Madde, alacak devri dışında bir hakkın devrine ilişkin özel kanun hükümlerinin korunmasını düzenler. Madde kendi başına bir hak devri rejimi kurmaz; kanunun ilgili hükümlerinin uygulanmasını genel düzenlemeye bağlamaz. Maddenin uygulanıp uygulanmayacağı, belirli bir hakkın devrine özgü kanun hükmünün varlığına bağlıdır. Alacağın devrinin genel şartları, devrin şekli, borçlunun bildirimi ve devredenin sorumluluğu (m.183 vd.) bu maddenin konusu değildir. Hakkın devrinin genel ilkeleri (m.183 ve sonrası) ile devrin borçluya karşı etkisi bu maddede düzenlenmez. Özel kanunlardaki devir yasakları ve devrin sınırları da bu maddenin kapsamına girmez.

Özel hükümlerin saklılığı: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklı tutma
Bir hükmün, başka bir hükümle düzenlenen alanda o hükmün uygulanmasını dışta bırakmadan kendi geçerliliğini koruması anlamına gelir. Bu maddede genel alacak devri rejimi, hakların devrine özgü kanun hükümlerini ortadan kaldırmaz.
Hakların devrine özgü kanun hükmü
Belirli bir hakkın devrini, o hakkın niteliğine göre ayrı şartlara bağlayan ya da devri sınırlayan kanun hükmüdür. Bu hüküm, genel devir hükümlerinden ayrı bir rejim öngörür ve yalnızca ilgili hak türü bakımından geçerlidir.
Genel devir hükümleri
Türk Borçlar Kanunu'nun alacağın devrine ilişkin genel düzenlemesidir. Bu hükümler, özel bir kanun hükmü bulunmayan hallerde uygulanır.

Özel hükümlerin saklılığı: hangi şartlar aranır?

  • Devredilmek istenen hakkın türüne özgü bir kanun hükmünün bulunması gerekir.
  • Bu özel hükmün, devri şekil, şart veya yasak bakımından genel devir hükümlerinden farklı düzenlemesi gerekir.
  • Özel hükmün devrin yapılmasına ilişkin bir kural içermesi, genel hükümlerin o konuda uygulanmasını dışlar.

Özel hükümlerin saklılığı: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakkın devrine özgü kanun hükmü bulunan hallerde, devir bakımından o özel hüküm uygulanır.
  • Özel hüküm bulunmayan hallerde, genel devir hükümleri (m.183 ve sonrası) uygulanır.
  • Özel hükmün devri sınırlaması, genel hükümlerdeki serbestliğe üstün gelir.

Genel devir hükümleri ile hakların devrine özgü kanun hükmü arasındaki fark nedir?

Alacağın devrine ilişkin genel hükümler, devrin genel şartlarını ve sonuçlarını düzenler.

Belirli bir hak türüne özgü kanun hükmü, devri o hakka özgü şartlara bağlar veya sınırlar.

Hakkın devrine özgü hüküm varsa o hüküm uygulanır; genel hükümler yalnızca özel hükmün düzenlemediği noktalarda devreye girer.

Özel hükümlerin saklılığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 194'ü bağımsız bir devir rejimi gibi okumak; madde yalnızca özel hükümlerin korunduğunu söyler, kendi başına devir şartı getirmez.
  • Alacak devrine özgü bir kanun hükmü bulunmadığı halde özel hükmün uygulanacağını varsaymak.
  • Özel hükmün uygulanacağı alanda genel devir hükümlerini aynı şekilde uygulamak; özel hüküm genel hükmü önceler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Derece mahkemeleri, alacağın devrinde 6098 sayılı Kanun'un 183-194. maddeleri arasındaki genel düzenlemeyi temel alır ve bu çerçevede devrin geçerliliğini değerlendirir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/865 E., 2023/789 K., 13.09.2023; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/440 E., 2022/66 K., 24.01.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacağın devrini ileri süren taraf, devrin geçerliliğini ve şartlarını ispatlamakla yükümlüdür. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/865 E., 2023/789 K., 13.09.2023)
  • Devrin özel bir kanun hükmüne tabi olduğunu ileri süren taraf, o hükmün varlığını ve uygulanma koşullarını ispatlar.
  • Devrin yazılı yapılması ya da bildirim gibi şekil unsurları, belge ile ispatlanır; belgenin bulunmaması devrin ispatını güçleştirir. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/865 E., 2023/789 K., 13.09.2023)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devrine ilişkin genel hükümlerin başlangıcıdır. Bu madde, saklı tutulan özel hükümlerin karşısındaki genel rejimi oluşturur.
  • 6098 sayılı Kanun m.183-194: Alacağın devrine ilişkin genel düzenleme bu aralıktadır. Madde 194, bu aralıktaki genel hükümlerin özel kanun hükümlerini bozmadığını belirtir.

Konuda geçen kararlar

28 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/26 E., 2025/608 K., 08.10.2025
    İlgili madde: m.188
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/361 E., 2025/337 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.183
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/975 E., 2025/324 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.183, m.185, m.186, m.187, m.188
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.184, m.185, m.186, m.187, m.188
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2024/43 E., 2024/76 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.183, m.184
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2021/729 E., 2022/165 K., 22.02.2022
    İlgili madde: m.185, m.190, m.191, m.192, m.193, m.194
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2022/3677 E., 2023/7457 K., 18.12.2023
    İlgili madde: m.193
  8. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/2075 E., 2026/821 K., 09.04.2026
    İlgili madde: m.189
  9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/578 E., 2026/126 K., 03.02.2026
    İlgili madde: m.184
  10. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1071 E., 2026/34 K., 14.01.2026
    İlgili madde: m.189
Diğer 18 karar
  1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2023/1226 E., 2025/1171 K., 12.11.2025
    İlgili madde: m.188
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/1617 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.183, m.184, m.185, m.186, m.187, m.188, m.189, m.190, m.191, m.192, m.193, m.194
  3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/1270 E., 2025/1173 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.184, m.189
  4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2025/1161 E., 2025/2250 K., 29.09.2025
    İlgili madde: m.189
  5. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/584 E., 2025/877 K., 23.05.2025
    İlgili madde: m.184
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2163 E., 2025/583 K., 02.05.2025
    İlgili madde: m.185, m.186, m.187, m.189, m.190, m.191, m.192, m.193, m.194
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/342 E., 2024/3194 K., 26.11.2024
    İlgili madde: m.186
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/496 E., 2024/1768 K., 31.10.2024
    İlgili madde: m.190
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1849 E., 2024/1657 K., 24.10.2024
    İlgili madde: m.192
  10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/444 E., 2024/1482 K., 17.10.2024
    İlgili madde: m.183
  11. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/793 E., 2023/2097 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.191
  12. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2023/1287 E., 2023/964 K., 26.09.2023
    İlgili madde: m.187
  13. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/865 E., 2023/789 K., 13.09.2023
    İlgili madde: m.190, m.191, m.193, m.194
  14. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/441 E., 2023/307 K., 06.03.2023
    İlgili madde: m.185, m.186, m.187, m.190, m.191, m.192, m.193, m.194
  15. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/2259 E., 2023/334 K., 02.03.2023
    İlgili madde: m.183
  16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1385 E., 2022/1562 K., 10.11.2022
    İlgili madde: m.188
  17. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/440 E., 2022/66 K., 24.01.2022
    İlgili madde: m.194
  18. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2303 E., 2021/1564 K., 04.11.2021
    İlgili madde: m.192

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5. BORÇ İLİŞKİLERİNDE TARAF DEĞİŞİKLİKLERİ bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış