Özel hükümler › Millete ve devlete karşı suçlar ve son hükümler › Adliyeye karşı suçlar
Suçu bildirmeme ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi
Kısaca
5237 sayılı Kanun'un 278. maddesi, işlenmekte olan veya işlenmiş bir suça ilişkin bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesini suç olarak düzenlemektedir.
Kapsam
Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.278–288 hükümlerini kapsar.
- TCK m.278Suçu bildirmeme
- TCK m.279Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi
- TCK m.280Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi
- TCK m.281Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
- TCK m.282Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama
- TCK m.283Suçluyu kayırma
- TCK m.284Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme
- TCK m.285Gizliliğin ihlali
- TCK m.286Ses veya görüntülerin kayda alınması
- TCK m.287Genital muayene
- TCK m.288Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs
TCK m.278 — Suçu bildirmeme
5237 sayılı Kanun'un 278. maddesi, işlenmekte olan veya işlenmiş bir suça ilişkin bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesini suç olarak düzenlemektedir. Madde; işlenmekte olan suçu bildirmeme (1. fıkra), sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün olan işlenmiş suçu bildirmeme (2. fıkra), mağdurun niteliğine bağlı ağırlatıcı hal (3. fıkra) ve tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından cezasızlık ile suçu önleme yükümlülüğü saklılığını (4. fıkra) düzenler. Kural olarak herkes bakımından uygulanır; kamu görevlisinin ya da sağlık mesleği mensubunun görevle bağlantılı bildirim yükümlülükleri ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: kamu görevlisinin görevle bağlantılı ihbar yükümlülüğü (m.279), sağlık mensuplarının bildirim yükümlülüğü (m.280), suçluyu kayırma (m.290 ve ilgili hükümler) ve yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu (m.98).
Suçu bildirmeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- İşlenmekte olan suç
- Icrası henüz tamamlanmamış ya da mütemadi suç niteliğinde olup devam eden suçtur. Bildirim yükümlülüğü bu hâlde doğar; suçun tamamlanmış olması yeterli değildir.
- Sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün olan suç
- Suçun icrası tamamlanmış olmakla birlikte, zararın veya netice-nin azaltılması, mağdurun korunması ya da malların geri alınması gibi bir müdahalenin hâlâ mümkün olduğu suçtur. Bu ölçüt, işlenmiş suçların hangilerinin bildirim kapsamına girdiğini belirler.
- Delil ve eser
- İşlenmiş bir suça ilişkin olup suçun ispatına yarayan şeyler ya da suç konusu eşyadır. Maddenin 2. fıkrasında, bunların başkaları tarafından saklandığı yerin bildirilmemesi suç sayılır.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişi
- Hukuk yargılamasındaki tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan yakınlardır. Bu kişiler bakımından 4. fıkra cezaya hükmedilmemesini öngörür; ancak suçu önleme yükümlülüğü bulunanlar bu kapsamda sayılmaz.
Suçu bildirmeme: hangi şartlar aranır?
- Failin, işlenmekte olan bir suçu ya da sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan işlenmiş bir suçu öğrenmiş olması gerekir.
- Bildirim, yetkili makamlara yapılmamış olmalıdır.
- Fail, bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiğini bilerek ve isteyerek hareket etmiş olmalıdır; suç yalnızca kasten işlenebilir.
- Maddede yer alan fiil, bildirim yapılmamasıdır; suç işlenmekte olan bir suç için 1. fıkrada, sınırlandırılması mümkün işlenmiş suç için 2. fıkrada cezalandırılır.
- Mağdurun on beş yaşını bitirmemiş çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli ya da hamileliği nedeniyle kendini savunamayacak durumda olan bir kişi olmamalıdır; aksi hâlde ağırlatıcı hal uygulanır.
- Failin tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasında bulunması hâlinde ceza verilmez; ancak suçu önleme yükümlülüğü bulunuyorsa bu cezasızlık uygulanmaz.
Suçu bildirmeme: hangi sonuçları doğurur?
- İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- İşlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu bildirmeyen kişi, 1. fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
- Mağdur on beş yaşını bitirmemiş çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli ya da hamileliği nedeniyle kendini savunamayacak durumda bulunan kimse ise verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından ceza verilmez.
- Suçu önleme yükümlülüğü bulunan kişi, tanıklıktan çekinebilecek olsa bile ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalır.
- Sınırlandırılması artık mümkün olmayan tamamlanmış suçun bildirilmemesi bu madde kapsamında suç oluşturmaz.
İşlenmekte olan suç ile işlenmiş suç (sınırlandırılabilir) arasındaki fark nedir?
1. fıkra, suç devam ederken bildirilmeyen durumu kapsar. Suçun icrası sürmekte olduğu için bildirim, suçun devamını engelleme imkânı taşır.
2. fıkra, icrası tamamlanmış ancak neticesi hâlâ sınırlandırılabilen suçu kapsar. Burada koşul, netice üzerinde müdahale imkânının bulunmasıdır.
Her iki hâlde de ceza bir yıla kadar hapistir. Sınırlandırılması mümkün olmayan, tamamlanmış ve neticesi sabit kalmış suçların bildirilmemesi bu maddeye göre suç oluşturmaz.
Genel kural ile mağdur niteliğine bağlı ağırlatıcı hal arasındaki fark nedir?
Mağdurun yukarıdaki niteliklerde olmadığı hâlde ceza, 1. ve 2. fıkrada belirtilen oranda kalır.
Mağdurun on beş yaşını bitirmemiş çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli ya da hamileliği nedeniyle kendini savunamayacak durumda olduğu hâlde ceza üçte birlik değil yarı oranında artırılır.
Öngörülen ceza, 1. ve 2. fıkra hükümlerine göre belirlenen cezanın yarı oranında artırılır.
Tanıklıktan çekinebilecek kişi ile suçu önleme yükümlülüğü sahibi arasındaki fark nedir?
Tanıklıktan çekinebilecek bir yakın, suçu bildirmediğinde 4. fıkra gereğince cezaya hükmedilmez.
Suçu önleme yükümlülüğü bulunan kişi, tanıklıktan çekinme hakkına sahip olsa bile bu yükümlülük dolayısıyla ceza sorumluluğu saklıdır.
Yakın olmasına karşın önleme yükümlülüğü bulunan kişi hakkında ceza sorumluluğu devam eder.
Suçu bildirmeme ile yardımda ihmal (iştirak) arasındaki fark nedir?
Suçu bildirmeme suçunda fail, bir suçun işlendiğini bildirmekle yükümlü olan kişidir ve kendi eylemi bir icra hareketi değildir.
Bir başkasının icrai davranışla işlediği suça karşı ihmali davranışla yardım eden kişi, suça iştirak eder.
Bu ikinci durumda sorumluluk 278. maddeye göre değil, ihmali iştirak hükümlerine göre belirlenir.
Suçu bildirmeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mütemadi suçun devam ettiği dönemde, failin suçun niteliğini bilmediğini gözden kaçırıp kasıt varlığını kabul etmek.
- Sınırlandırılması mümkün olmayan tamamlanmış suçu 2. fıkra kapsamında saymak.
- Ağırlatıcı hali üçte bir ya da başka bir oranla hesaplamak; metin yarı oranı öngörür.
- Tanıklıktan çekinme hakkını, suçu önleme yükümlülüğü bulunan kişiye de uygulamak; 4. fıkranın saklı tuttuğu hâl bu kapsamda değildir.
- Bir başkasının icrai suçuna ihmali yardım eden kişiyi 278. madde ile cezalandırmak; bu durumda iştirak hükümleri uygulanmalıdır.
- Kamu görevlisinin görevle bağlantılı bildirim yükümlülüğünü 278. madde ile çözmek; bu durumda m.279 esas alınır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Suçu bildirmeme suçunun yalnızca kasten işlenebileceği, failin hem ceza normunun varlığını hem de önündeki suçun niteliğini bilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/507 E., 2024/121 K., 13.03.2024; 1. Ceza Dairesi, 2025/6567 E., 2026/214 K., 15.01.2026)
- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma gibi mütemadi suçlarda, araçta bulunan kişinin suçun devam ettiğini bilmesi hâlinde bildirim yükümlülüğünün doğduğu kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/6567 E., 2026/214 K., 15.01.2026)
- Failin hem ceza normunun varlığını bilmesi hem de suçun sonucunu yeterince bildiğinin ortaya konulması gerektiği belirtilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/6567 E., 2026/214 K., 15.01.2026)
- Bu suç bakımından hukuk yargılamasındaki tanıklıktan çekinme ile ceza sorumluluğu ayrı değerlendirilmekte; önleme yükümlülüğü bulunan kişinin cezalandırılabileceği kabul edilmektedir. (16. Ceza Dairesi, 2015/4866 E., 2015/2553 K., 14.09.2015)
- Bir başkasının icrai davranışla işlediği suça ihmali davranışla yardım eden kişinin sorumluluğunun, 278. maddeye değil iştirak çerçevesine göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/454 E., 2023/324 K., 31.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Bildirim yükümlülüğünün ihlalini ileri süren taraf (savcılık), failin işlenmekte olan ya da sınırlandırılabilir işlenmiş bir suçu bildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu, tanık beyanı, tutanak, görüntü kayıtları ve olay yeri bilgileriyle yapılır.
- Failin kasıtlı hareket ettiğinin ispatı için, failin ceza normundan ve suçun niteliğinden haberdar olduğu ortaya konulmalıdır; yalnızca olayın bilinmesi bunu kendiliğinden kanıtlamaz.
- Mağdurun on beş yaşını bitirmediği, engelli olduğu ya da hamileliği nedeniyle savunamayacak durumda bulunduğu ağırlatıcı hal iddiasında, nüfus kaydı, sağlık raporu gibi resmi belgelerle ispat yapılır.
- Failin tanıklıktan çekinebilecek kişi olduğu iddiası, aile bağını gösteren nüfus kaydıyla kanıtlanır; suçu önleme yükümlülüğünün varlığını ise savunan taraf kanıtlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.279: Kamu görevlisinin görevi sırasında öğrendiği suçu bildirmemesini ayrı bir suç olarak düzenler; 278. madde kamu görevlisi bakımından değil, genel bildirim yükümlülüğü bakımından uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.280: Sağlık mesleği mensuplarının görevleri sırasında suç belirtisiyle karşılaşmaları hâlinde bildirim yükümlülüğünü düzenler; genel hükmün özel hâlidir.
- 5237 sayılı Kanun m.98: Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu düzenler; kendini idare edemeyen kişiye yardım edilmemesi bakımından ayrı bir suç tipidir.
- 5237 sayılı Kanun m.283: Maddenin gerekçesi ve Yargıtay incelemesi, gıyabi tutukluluk ile ilgili olarak bu madde ile bağlantı kurmaktadır.
TCK m.279 — Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi
5237 sayılı Kanun'un 279. maddesi, kamu görevlilerinin görevleri sırasında ve görevleriyle bağlantılı olarak öğrendikleri, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğünü düzenler; bildirimi ihmal eden veya gecikme gösteren kamu görevlisinin cezalandırılmasını ve adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde cezanın artırılmasını kapsar. Madde, kamu görevlisi olmayan kişilerin genel ihbar durumunu, görevle bağlantısı bulunmayan suçların bildirilmesini, sağlık mesleği mensuplarının bildirim yükümlülüğünü (m.280), yetkili makamlara bildirilmesi gereken suçları saklayan kişilerin durumunu (m.280 değil, 281 kapsamındaki suçlar dahil suçluyu kayırma hükümleri) ve görevi kötüye kullanma suçunu (m.257) düzenlemez. Görevle bağlantısı olmayan suçlarda kamu görevlisi, normal bir birey gibi 278. madde çerçevesinde değerlendirilir.
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren suç
- Şikayete bağlı olmayan, savcılık tarafından re'sen takip edilebilen suçlardır. Suçun niteliği bu ölçüte göre belirlenir; şikayete bağlı suçların bildirilmemesi bu madde kapsamında değerlendirilmez.
- Görevle bağlantı
- Kamu görevlisinin suçu görevinin ifası sırasında veya görevi nedeniyle öğrenmesidir. Suç, görevle bağlantılı olmayan bir biçimde öğrenilmişse bu madde uygulanmaz.
- Bildirim yükümlülüğü
- Suçun yetkili makamlara iletilmesi görevidir. İhmal ve gecikme bu yükümlülüğün ihlali sayılır; bildirimin geç de olsa yapılmış olması gecikme suçunu ortadan kaldırmaz.
- Adlî kolluk görevi
- Kolluk görevlisinin suç soruşturması yapma işlevidir. Bu görevi yapan kişi tarafından işlenmesi halinde 2. fıkra uyarınca ceza yarı oranında artırılır.
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi: hangi şartlar aranır?
- Failin kamu görevlisi olması gerekir.
- Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini öğrenmiş olması gerekir.
- Suçun öğrenilmesinin görevle bağlantılı olması gerekir.
- Yetkili makamlara bildirimde bulunmamış veya bildirimi gecikmiş olması gerekir.
- Fiilin kasten işlenmesi gerekir; ihmal ve gecikmenin bilerek yapılmış olması aranır.
- Suçun adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde 2. fıkra uyarınca cezanın yarı oranında artırılması gerekir.
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi: hangi sonuçları doğurur?
- Görevle bağlantılı olarak öğrenilen re'sen takip edilebilir bir suç yetkili makamlara bildirilmezse kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Bildirim gecikmeli yapılırsa gecikme de aynı ceza ile cezalandırılır.
- Suç adlî kolluk görevlisi tarafından işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Görevle bağlantı kurulamayan hallerde 279. madde uygulanmaz; kamu görevlisi olağan bir bireyin ihbar durumu içinde değerlendirilir.
- Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi, suçun failini bildirimde bulunan kamu görevlisinin kendisinin yapacağı bir işlem değildir; kamu görevlisi yetkili makama iletmekle yükümlüdür.
Görevle bağlantılı öğrenme ile görevle bağlantısız öğrenme arasındaki fark nedir?
Kamu görevlisi suçu görevinin ifası sırasında veya göreviyle bağlantılı olarak öğrenmişse bildirim yükümlülüğü doğar.
Suçu görev dışında, özel hayatında öğrenmiş kamu görevlisi için bu yükümlülük bulunmaz.
Görevle bağlantılı öğrenmede 279. madde uygulanır; bağlantı yoksa kamu görevlisi normal bir birey gibi 278. madde çerçevesinde değerlendirilir.
Kamu görevlisi ile sağlık mesleği mensubu arasındaki fark nedir?
279. madde kamu görevlilerini kapsar ve ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir.
280. madde sağlık mesleği mensuplarına özgü olup görevini yaparken suç belirtisiyle karşılaşmayı düzenler.
Sağlık mensubu için ceza bir yıla kadar hapistir ve ayrı madde uygulanır.
Adlî kolluk görevlisi ile diğer kamu görevlisi arasındaki fark nedir?
Suçu adlî kolluk görevini yapan kişi işlemişse 2. fıkra uygulanır.
Diğer kamu görevlileri için 1. fıkradaki ceza esas alınır.
Adlî kolluk görevlisinde ceza 1. fıkradaki cezanın yarı oranında artırılır.
Re'sen takip edilen suç ile şikayete bağlı suç arasındaki fark nedir?
Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren suç bildirim yükümlülüğünü doğurur.
Şikayete bağlı bir suçun bildirilmemesi bu maddenin konusu değildir.
Şikayete bağlı suçta kamu görevlisi bu madde kapsamında sorumlu tutulmaz.
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Suçun görevle bağlantısını yeterince araştırmadan 279. maddeyi uygulamak; görev dışında öğrenilen suçlarda bu maddeyi uygulamaya kalkmak.
- Sağlık mesleği mensuplarına ilişkin 280. maddeyi 279. maddenin kapsamında saymak.
- Adlî kolluk görevlisinin cezasını yarı oranında artırmak yerine cezayı iki katına çıkarmak; artırımın yalnız 2. fıkrada öngörülen oran kadar yapılacağını gözden kaçırmak.
- Şikayete bağlı bir suçun bildirilmemesini 279. madde kapsamında değerlendirmek.
- Bildirimde gecikmeyi ihmalden ayırmak ve gecikmeye ayrıca ceza uygulamamak; madde ihmal ve gecikmeyi aynı suç tipi içinde saydığı için her iki hali de dikkate almak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunun, suçun görevle bağlantılı olarak öğrenilmesi koşuluna bağlandığı ve bu bağlantı yoksa 279. maddenin uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1425 E., 2021/1174 K., 07.10.2021)
- Kamu görevlisi bir suçu gördüğü halde yardım etmeyen ve bildirmeyen polis memurunun hem öncül suç tipinden hem de 279. maddeden sorumlu tutulabileceği, bu durumda fikri içtima hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2018/37198 E., 27.07.2022)
- Suçu bildirmeme suçunun kasten işlenebilen bir suç olduğu, failin hem ceza normunun varlığını bilmesi hem de suçun varlığından haberdar olması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/6549 E., 2023/10545 K., 31.10.2023)
- Görevle ilgili suçun öğrenilmesi ile 279. maddenin ihlali arasında kurulacak bağın somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (16. Ceza Dairesi, 2015/4467 E., 2015/5095 K., 17.12.2015)
- Bir kamu görevlisinin kendi suçunu bildirmediği durumlarda da 279. maddenin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmalı olduğu ve sorumluluğun başka hükümlerle değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2011/19308 E., 2012/7899 K., 04.04.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Suçu bildirmeme iddiasını ileri süren taraf, kamu görevlisinin suçu öğrendiğini ve bildirmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Kamu görevlisinin suçu görevi sırasında öğrendiği, görev kayıtları, tutanaklar ve tanık beyanları ile ispat edilebilir.
- Kamu görevlisi, suçu görevle bağlantısız öğrendiğini veya bildirimde bulunduğunu savunursa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
- Suçun kasten işlendiğinin ispatı, failin suçun varlığından ve ceza normundan haberdar olduğunun delillerle gösterilmesini gerektirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.278: Görevle bağlantısı bulunmayan hallerde kamu görevlisinin bireysel suç ihbarı konusunu düzenler; 279. maddenin uygulanmadığı durumlarda devreye girer.
- 5237 m.280: Sağlık mesleği mensuplarının görevleriyle bağlantılı bildirim yükümlülüğünü düzenler; 279. maddenin kamu görevlisi kapsamına girmeyen meslek grubunu ayrıca ele alır.
- 5237 m.257: Görevini ihmal eden kamu görevlisine ilişkin genel norm olup 279. maddenin özel hükmünü tamamlar; bildirim dışında kalan görev ihmalleri 257 kapsamında değerlendirilir.
- 5237 m.44: Bildirme ihmali ile başka bir suç tipinin birlikte oluşması halinde fikri içtima hükümlerinin uygulanmasında başvurulur.
TCK m.280 — Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi
Madde, görevini yaparken bir suçun işlendiğine dair belirti ile karşılaşan sağlık mesleği mensubunun bu durumu yetkili makamlara bildirme veya gecikmeksizin bildirme yükümlülüğünü düzenler ve bu yükümlülüğe aykırılığı bir yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlar. Ayrıca sağlık mesleği mensubu deyiminin kapsamını tanımlar. Suç, sağlık mesleği mensupları bakımından uygulanır; kamu görevlisi sıfatıyla bildirim yükümlülüğü getiren 279. madde ve sağlık kuruluşu dışında öğrenilen suçlar bu maddenin kapsamında değildir. Maddenin, bildirim yükümlülüğünün hangi suçlar bakımından doğduğunu ve bildirimin yerine getirilip getirilmediğini ayrıca değerlendirmek gerekir. Kamu görevlilerinin genel ihbar yükümlülüğü (m.279) ile bir yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlalini düzenleyen m.98 bu maddenin dışında kalır. Suçun işlenmesinin hangi mahkeme yetkisine ya da soruşturma usulüne bağlı olduğu da bu madde ile düzenlenmez.
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sağlık mesleği mensubu
- Maddenin ikinci fıkrasında sayılan kişilerdir: tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler. Sağlık hizmeti veren diğer kişiler, muayene, teşhis ve tedaviyle ilgili sağlık hizmeti niteliğindeki işleri yapan kişileri kapsar.
- Belirti
- Görevin ifası sırasında müşahede edilen ve bir suçun işlendiğini gösteren emaredir. Hastanın kendi beyanı ile öğrenilen bilgi belirti sayılmaz.
- Görevin ifası sırasında
- Failin mesleki faaliyetini yürüttüğü sırada, görevle bağlantılı olarak belirtiyle karşılaşmasını ifade eder. Görevin dışında öğrenilen bilgi bu kapsama girmez.
- Yetkili makam
- Ceza soruşturması ve kovuşturması için ihbar ve şikâyeti kabule yetkili merciler olup Cumhuriyet başsavcılığı, kolluk makamları ve ilgili valilik, kaymakamlık veya mahkeme bu kapsamda değerlendirilir.
- Gecikme
- Bildirimin makul ölçüde olağan sayılabilecek süreyi aşarak yapılmasıdır. Makul süre somut olaya göre belirlenir.
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi: hangi şartlar aranır?
- Failin sağlık mesleği mensubu olması gerekir; suç özgü suçtur ve bu sıfatı taşımayanlar doğrudan fail olamaz.
- Fail, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiğine işaret eden bir belirtiyle karşılaşmış olmalıdır.
- Belirtinin hastanın beyanından değil, failin kendi müşahedesinden kaynaklanması gerekir; beyandan doğan öğrenme yükümlülük doğurmaz.
- Öğrenilen suç, görevin ifası sırasında belirtiyle anlaşılmış olmalıdır.
- Fail, durumu yetkili makamlara bildirmemiş ya da bildirimde gecikme göstermiş olmalıdır; bildirim, makul süre içinde yapılmalıdır.
- Failin kusurlu olması gerekir; bildirmeye zorlanmış ve tehdit altında bulunan kişi, tehdidin bildirim yükümlülüğünü ihlal etmeyi zorunlu kılacak ağırlıkta olması hâlinde cezalandırılmaz.
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi: hangi sonuçları doğurur?
- Görevini yaparken suç belirtisiyle karşılaşan ve bildirimde bulunmayan sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Bildirimde gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu da aynı cezaya tabi olur.
- Belirtinin beyana dayanması halinde yükümlülük doğmaz ve cezalandırma söz konusu olmaz.
- Tehdit sonucu bildirimden kaçınan ve bu tehdit bildirmeme zorunluluğu doğuracak ağırlıkta olan fail kusurlu sayılmaz ve cezalandırılmaz.
- Suç taksirle işlenemez; yalnızca kasıtlı ihmal yoluyla işlenebilir.
- Suça teşebbüs mümkün değildir.
Görevin ifası ile beyan yoluyla öğrenme: fark nedir?
Sağlık mesleği mensubunun görevini yaparken bir suç belirtisini kendi müşahedesiyle görmesi halinde yükümlülük doğar.
Hastanın beyanından suçun işlendiğini öğrenmesi halinde belirti oluşmaz ve yükümlülük doğmaz.
Beyana dayanan öğrenmede m.280 kapsamında suç oluşmaz.
Sağlık mesleği mensubu ile kamu görevlisi arasındaki fark nedir?
Sağlık mesleği mensubu olan fail m.280 kapsamında değerlendirilir.
Kamu görevlisi sıfatıyla bildirim yükümlülüğü altında olan kişi için m.279 uygulanır.
Devlet sağlık kuruluşunda çalışan mensup kamu görevlisi sıfatıyla m.279 kapsamında da sorumlu tutulabilir; m.280 hükmü uygulanır ancak iki hükmün ayrıca ele alınması gerekir.
Bildirim ile yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ihmal arasındaki fark nedir?
Yetkili makama yazılı veya sözlü bildirimde bulunulması yükümlülüğü yerine getirir.
Bildirimin yapılmaması ya da makul süreyi aşan gecikme ihmali oluşturur.
Bildirimin makul sürede ve yetkili makama yapılması halinde suç oluşmaz; aksi halde suç tamamlanmış olur.
Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Belirtinin beyandan öğrenildiği durumu, müşahedeye dayalı belirti sayarak yükümlülüğü hatalı şekilde doğmuş saymak.
- Sağlık mesleği mensubunu kamu görevlisi kabul ederek m.280 yerine yalnızca m.279 üzerinden değerlendirmek; iki hükmü birbirinden ayırmamak.
- Suçun taksirle işlenebileceğini kabul etmek; suç yalnızca kasıtlı ihmal ile işlenebilir.
- Suça teşebbüs mümkün sayarak eylemi cezalandırmaya çalışmak.
- Gecikmeyi değerlendirirken makul süreyi göz ardı edip bildirimin ilk anda yapılmamış olmasını doğrudan suç saymak.
- Tehdit altındaki sağlık mesleği mensubunun kusurunu ayrıca incelemeden cezalandırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, sağlık mesleği mensubunun yükümlülüğünü ancak görevi sırasında müşahede ettiği belirtilere dayandığında kabul etmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2011/19308 E., 2012/7899 K., 04.04.2012; 2. Ceza Dairesi, 2011/21414 E., 2011/25297 K., 13.07.2011)
- Sağlık mesleği mensubunun bildirimi yapmaması halinde ceza olarak adli para cezası veya hapis cezasının hükmedildiği görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/15182 E., 2022/4887 K., 23.03.2022; 4. Ceza Dairesi, 2011/19308 E., 2012/7899 K., 04.04.2012)
- Yüksek mahkeme, mahkemenin delil değerlendirmesinde belirtinin varlığı ve yükümlülüğün kapsamının somut olayda ayrıca tespit edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/4276 E., 2023/3503 K., 13.04.2023; 10. Ceza Dairesi, 2023/3929 E., 2023/3009 K., 04.04.2023)
- Bozma kararlarında, sağlık mesleği mensubunun belirtiyi görüp görmediği ve bildirimin zamanında yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenmiştir. (10. Ceza Dairesi, 2022/8880 E., 2023/3517 K., 24.04.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Suçu bildirmeyen sağlık mesleği mensubu hakkında iddianame ile savcılık, failin görevi sırasında belirtiyle karşılaştığını ve bildirimde bulunmadığını ispat etmek zorundadır.
- Görevin ifası sırasında belirtinin varlığı, hasta dosyası, tıbbi kayıtlar, tanık beyanları ve failin kendi ifadesi ile ortaya konur.
- Sağlık mesleği mensubu, belirtinin beyana dayandığını ya da tehdit nedeniyle bildirmekten kaçındığını ileri sürerek savunma yapabilir ve bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Bildirimin yapıldığı iddia edilirse, bildirimin yazılı veya tutanağa geçirilen sözlü biçimde yapıldığı ve yetkili makama ulaştığı belge ile ispatlanır.
- Gecikme iddiasında, belirtinin ilk görüldüğü tarih ile bildirim tarihi arasındaki sürenin makul olup olmadığı somut olaya göre tespit edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.279: Kamu görevlilerinin görevleriyle bağlantılı olarak öğrendikleri suçları bildirme yükümlülüğünü düzenler. Devlet sağlık kuruluşunda çalışan sağlık mensubu kamu görevlisi sıfatı taşıdığında bu hüküm de gündeme gelir.
- 5237 sayılı Kanun m.98: Kendini idare edemeyen kişiye yardım etmeme veya durumu bildirmeme halini düzenler; m.280 ise yalnızca suç belirtisine ilişkin bildirim yükümlülüğünü düzenler.
- 5237 sayılı Kanun m.40: Sağlık mesleği mensubu olmayanların bu suça ancak azmettiren veya yardım eden olarak katılabileceğini belirler.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.158: Yetkili makam kavramının ve bildirimin yapılabileceği merciin belirlenmesinde dayanak oluşturur.
TCK m.281 — Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
5237 sayılı Kanun'un 281. maddesi, bir suça ilişkin delilleri yok etme, silme, gizleme, değiştirme veya bozma fiillerini bağımsız bir suç olarak düzenler; fıkra 1'de temel cezayı, fıkra 2'de kamu görevlisi nitelikli halini, fıkra 3'te ise gizlenen delilleri teslim eden kişi için cezada indirimi kapsar. Kural, öncül suçu işleyen kişi dışında, her gerçek kişi faili için uygulanır. Kişinin kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suça ilişkin delilleri karartması bakımından fıkra 1'in ikinci cümlesi bir cezalandırılmama hali getirir. Maddenin kapsamında olmayan konular: resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçu (m.205), özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçu (m.208) ve bu suçlarla ilgili fiiller; öncül suçun kendisi ve onun cezalandırılabilirliği; yargılama sırasında tanığa veya bilirkişiye baskı kuran fiiller (ayrı düzenlenen suçlar); ceza muhakemesi hukukundaki delil toplama ve el koyma usulleri.
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yok etme, silme, gizleme
- Yok etme delilin maddi varlığını tamamen ortadan kaldırmayı, silme ise veri veya kayıt üzerindeki içeriği çıkarmayı ifade eder. Gizleme ise delilin ilgili makamların erişiminden uzak tutulmasıdır.
- Değiştirme
- Bir delilin yerine başka bir şeyi koymak veya delil üzerinde işlem yaparak içeriğini değiştirmektir. Örneğin ifade tutanağındaki beyanın olumsuza çevrilmesi bu kapsamdadır.
- Bozma
- Delilin maddi varlığını ortadan kaldırmadan ispat işlevini ortadan kaldıran ya da zedeleyen müdahaledir. Bilgisayar verisinin bozulması veya kan örneğine madde katılması buna örnektir.
- Gerçeğin meydana çıkmasını engelleme amacı
- Suçun manevi unsurudur; failin fiili gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellemek için işlemesi gerekir. Sadece delilin ortadan kalkması yeterli değildir, bu amaç aranır.
- Şahsi cezasızlık sebebi
- Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suça ilişkin delilleri karartan kişinin, bu fiilinden dolayı ceza almamasını sağlayan hükümdür. Suç oluşmuş olur, ancak cezalandırma gerçekleşmez.
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme: hangi şartlar aranır?
- Bir suç işlenmiş ve bu suça ilişkin bir delil ya da eser bulunmalıdır; delil niteliği taşımayan bir nesne üzerinde yapılan fiil bu suçu oluşturmaz.
- Failin fiili yok etme, silme, gizleme, değiştirme veya bozma hareketlerinden en az birini gerçekleştirmiş olmalıdır; bu hareketler seçimliktir.
- Fiil, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla işlenmiş olmalıdır; sadece delilin yok olduğunu bilmek kast için yeterli değildir.
- Öncül suça ilişkin cezalandırılabilirlik fiil işlendiği anda ortadan kalkmamış olmalıdır; dava zamanaşımı süresinin dolması veya şikâyet süresinin geçmesi halinde suç oluşmaz.
- Öncül suç tamamlanmış olmak zorunda değildir, icra hareketlerine başlanmış olması yeterlidir.
- Fail, öncül suçun işleyeni veya iştirakçisi ise kendi suçuna ilişkin delili karartması cezalandırılmama sebebi kapsamındadır; ancak bu hal suçu ortadan kaldırmaz.
- Fiilin kamu görevlisi tarafından görevi bağlantılı olarak işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılması gerekir.
- Gizlenen delilin hüküm verilmeden önce mahkemeye teslim edilmesi halinde, verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme: hangi sonuçları doğurur?
- Bir suça ilişkin delilleri yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suça ilişkin delilleri karartan kişi için bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.
- Kamu görevlisinin görevi bağlantılı olarak işlediği hallerde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Gizlenen delili hüküm verilmeden önce mahkemeye teslim eden kişi için bu suç nedeniyle verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
- Öncül suça ilişkin dava zamanaşımı dolmuş ya da şikâyet süresi geçmişse, delillerin karartılması bu suçu oluşturmaz.
- Öncül suç tamamlanmamış olsa bile icra hareketlerine başlanmış olması durumunda suç oluşabilir.
- Delil niteliği taşımayan bir nesne üzerindeki fiil bu suç kapsamında değerlendirilmez.
Failin öncül suçla ilişkisi ile cezalandırılma arasındaki fark nedir?
Başkasının suçuna ilişkin delili karartan kişi.
Kendi işlediği veya iştirak ettiği suça ilişkin delili karartan kişi.
Birinci kişi altı aydan beş yıla kadar hapis cezası alır. İkinci kişi için madde fıkra 1 hükmüne göre ceza verilmez; fiil suç oluşturur ama cezalandırılmama hali uygulanır.
Yok etme-gizleme ile değiştirme-bozma arasındaki fark nedir?
Delilin maddi varlığının ortadan kaldırılması ya da erişilmez hale getirilmesi.
Delilin içeriğinin değiştirilmesi ya da ispat işlevinin zedelenmesi.
Hareket türü fark etmeksizin suç oluşur; seçimlik hareketlerden birinin yapılması yeterlidir.
Genel hal ile kamu görevlisi hali arasındaki fark nedir?
Herhangi bir kişi tarafından işlenen fiil (fıkra 1).
Kamu görevlisinin görevi bağlantılı olarak işlediği fiil (fıkra 2).
İkinci halde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Delili gizleyen ile delili teslim eden arasındaki fark nedir?
Gizlediği delili gizli tutmaya devam eden kişi.
Hüküm verilmeden önce delili mahkemeye teslim eden kişi.
İkinci kişi için verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
Suç Delili ile resmi veya Özel Belge arasındaki fark nedir?
Soruşturma veya kovuşturma kapsamında istenen belgelerin verilmemesi.
Hukuki uyuşmazlık bağlamında belgenin gerçeğe aykırı olarak mevcut olmadığının bildirilmesi.
İlk durumda bu madde uygulanır; ikinci durumda m.205 veya m.208 uygulanır.
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Öncül suçun tamamlanmadığı gerekçesiyle suçun oluşmadığını kabul etmek; icra hareketlerine başlanmış olması yeterlidir.
- Kendi suçunun delillerini karartan kişiye fıkra 1 hükmüne göre ceza vermek; ikinci cümle bu hali cezalandırma dışı bırakır.
- Kamu görevlisi nitelikli halinde cezayı yarı oranında artırmayı unutmak ya da bu artırımı birden fazla kez uygulamak.
- Gizlenen delili hüküm verilmeden önce teslim eden kişiye indirimi uygulamamak ya da teslimin hüküm sonrası yapılması halinde indirimin uygulanabileceğini düşünmek; fıkra 3 hüküm verilmeden önceki teslimi aramaktadır.
- Resmi veya özel belge ile ilgili fiillerde m.205 ya da m.208 ile m.281 arasındaki sınırı karıştırmak; soruşturma kapsamında istenen belgenin verilmemesi m.281 kapsamındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Öncül suç için icra hareketlerinin başlaması yeterli kabul edilmekte, suçun tamamlanmış olmasının aranmadığı belirtilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/122 E., 2024/182 K., 06.06.2024)
- Delilin ilişkin olduğu suç hakkında yargılama yapılması veya sanığın mahkum edilmesi, suçun oluşması için gerekli görülmemekte; delilin sonradan başka yolla ulaşılmış olması da suçu ortadan kaldırmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/166 E., 2007/226 K., 06.11.2007)
- Hukuk davası kapsamında kanıtların değiştirilmesi, madde 281 kapsamında suç oluşturmaz kabul edilmiştir; bu görüşün bağlamda ilgili içtihat metninde yer aldığı belirtilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/582 E., 2025/574 K., 10.12.2025)
- Kişinin kendi suçunun delillerini karartması durumunda, fiilin suç niteliği korunmakta; cezalandırma yalnızca şahsi cezasızlık hükmü nedeniyle gerçekleşmemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/57 E., 2011/57 K., 19.04.2011; Ceza Genel Kurulu, 2009/21 E., 2009/46 K., 03.03.2009)
- Kamu görevlisinin görevi bağlantılı işlediği hallerde nitelikli hal uygulanmakta ve cezanın yarı oranında artırıldığı kararlarda görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/9207 E., 2024/4397 K., 12.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, yani iddia makamı veya şikâyetçi, fiilin bir suça ilişkin delil ya da eser üzerinde gerçekleştirildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Delilin varlığı ve karartılması, tanık beyanı, tutanak, bilirkişi raporu veya görüntü ve veri kayıtları ile ispatlanabilir.
- Failin gerçeğin meydana çıkmasını engelleme amacıyla hareket ettiği, fiilin koşullarından ve failin davranışlarından çıkarılarak ispatlanır.
- Fail, kendi suçunun delillerini kararttığını savunuyorsa, bu savunma cezalandırılmama hali kapsamında değerlendirilir; öncül suç ile olan ilişkisini belgeleyen kayıtlar bu bakımdan önemlidir.
- Öncül suçun zamanaşımı veya şikâyet süresi gibi cezalandırılabilirliği ortadan kaldıran hallerin varlığını ileri süren taraf, bunu resmi kayıtlarla ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.205: Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu düzenler. Belgenin soruşturma kapsamında istenmesine rağmen verilmemesi halinde m.281 uygulanır, hukuki uyuşmazlıkta gerçeğe aykırı beyan halinde m.205 uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.208: Özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu düzenler. Gerçek bir özel belgenin soruşturmada gizlenmesi m.281 kapsamındadır; sahte belge için m.208 uygulanmaz.
- 5237 sayılı Kanun m.62: Fıkra 1 hükmü uyarınca verilecek cezanın takdiri ile birlikte uygulanır; ilgili madde metinde anılmamakla birlikte ceza değerlendirmesinde gündeme gelir.
TCK m.282 — Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama
Madde, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu (birinci fıkra), bu suçun konusunu bilerek satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçunu (ikinci fıkra), bu suçlara ilişkin nitelikli hâlleri (üçüncü, dördüncü fıkralar), tüzel kişilere uygulanacak güvenlik tedbirlerini (beşinci fıkra) ve etkin pişmanlık hükmünü (altıncı fıkra) düzenler. Birinci fıkradaki suç, seçimlik hareketli bir suç olarak alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis gerektiren her suçun geliri bakımından uygulanır ve kime uygulandığı bakımından ayrım yapmaz. Öncül suçun kendisi, öncül suçun failinin cezalandırılması, malvarlığı değerlerinin el konulması ve müsadere, zamanaşımı ve kovuşturma usulü bu maddede düzenlenmemiştir; öncül suç bakımından ilgili suç tanımları (örneğin 5237 sayılı Kanunun öncül suçu düzenleyen hükümleri), zamanaşımı için TCK'nın zamanaşımına ilişkin hükümleri ve yaptırımlara ilişkin genel hükümler ayrıca incelenmelidir. Malvarlığı değerlerinin mali kurumlar tarafından bildirimi ve izlenmesi yükümlülükleri bu maddenin kapsamında değildir.
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama: hangi kavramlar bilinmeli?
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri
- Asgari hapis cezası altı ay veya daha fazla olan bir suçun işlenmesi yoluyla ya da dolayısıyla elde edilmiş ekonomik değerdir. Suçun türü veya mahiyeti önemli değildir; belirleyici olan, değerin bu nitelikteki bir suçtan elde edilmiş olmasıdır.
- Çeşitli işlemlere tabi tutma
- Suç gelirinin gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği izlenimi yaratmak amacıyla yapılan her türlü işlemdir. Kanun bu işlemleri sınırlı olarak saymaz; işlemin amacına bakılır.
- Yurt dışına çıkarma
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin Türkiye dışına transfer edilmesidir. Bu seçimlik hareket için gizleme veya meşru görünüm amacı aranmaz, kasıt yeterlidir.
- Etkin pişmanlık
- Kovuşturma başlamadan önce suç konusu değerlerin ele geçirilmesini sağlayan ya da yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişinin cezalandırılmamasını sağlayan cezayı kaldıran şahsi sebeptir.
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama: hangi şartlar aranır?
- Öncül suçun alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç olması ve malvarlığı değerinin bu suçtan kaynaklanması gerekir.
- Birinci fıkra bakımından failin yurt dışına çıkarma, gizleme, meşru görünüm verme veya çeşitli işlemlere tabi tutma hareketlerinden birini yapması gerekir; yurt dışına çıkarmada kasıt yeterlidir, diğer hareketlerde gizleme veya kanaat uyandırma amacının varlığı aranır.
- İkinci fıkra bakımından failin birinci fıkradaki suça iştirak etmemiş olması gerekir.
- İkinci fıkra bakımından failin malvarlığı değerinin suç gelirine ilişkin olduğunu bilerek satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma hareketlerinden birini yapması gerekir; olası kast yeterli değildir.
- Nitelikli hâl için suçun kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından mesleğin icrası sırasında işlenmesi ya da suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi gerekir.
- Etkin pişmanlık için suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce değerlerin ele geçirilmesini sağlamak ya da bulunduğu yeri haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştırmak gerekir.
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki aklama suçu için üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir.
- İkinci fıkradaki suç için iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
- Kamu görevlisi veya meslek sahibi tarafından mesleğin icrası sırasında işlenen birinci fıkra suçunda hapis cezası yarı oranında artırılır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçta verilecek ceza bir kat artırılır.
- Suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.
- Kovuşturma başlamadan önce suç konusu değerleri ele geçirtene ya da ele geçirilmesini kolaylaştırana bu suç nedeniyle ceza verilmez.
- Öncül suç alt sınırı altı ay altında bir suçsa, değerler aklama suçunun konusu olmaz ve birinci fıkra uygulanmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada fail suç gelirini aklamak için bir işlem yapar; aklama faaliyeti vardır.
İkinci fıkrada fail aklama işlemine katılmamıştır; yalnızca suç gelirini bilerek satın alır, kabul eder, bulundurur ya da kullanır.
Birinci fıkradaki suç üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası gerektirir; ikinci fıkradaki suç iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir.
Aklama faili ile öncül suçun failinin sonraki kullanımı arasındaki fark nedir?
Aklamayı yapan kişi, aklanmış değerleri daha sonra bulundurur veya kullanırsa bu eylem birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.
Bir başkasının aklamasını gerçekleştirdiği değeri bilerek satın alan ya da kabul eden kişi, ikinci fıkra kapsamında sorumlu olur.
Aklamanın kendi failinin sonraki hareketleri ayrıca ikinci fıkrada cezalandırılmaz; yalnızca birinci fıkradan sorumluluk doğar.
Birinci fıkra kapsamında olan ile birinci fıkra dışında kalan satın alma arasındaki fark nedir?
Suç gelirinin satın alınması ya da kabul edilmesi aklama işlemine tabi tutularak yapılırsa birinci fıkra değerlendirilir.
Aklama işlemine tabi tutulmadan doğrudan satın alma veya kabul etme yapılırsa aklama suçundan söz edilmez.
Doğrudan satın alma veya kabul etme halinde ikinci fıkranın koşulları aranır; eylem ikinci fıkra ya da suç eşyasına ilişkin ayrı bir hüküm kapsamında değerlendirilebilir.
Genel hal ile kamu görevlisi veya meslek sahibi arasındaki fark nedir?
Suçun sıradan bir fail tarafından işlenmesi halidir.
Suçun kamu görevlisi veya belli bir meslek sahibi tarafından mesleğin icrası sırasında işlenmesi halidir.
Verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.
Örgüt faaliyeti dışında ile örgüt faaliyeti çerçevesinde arasındaki fark nedir?
Suç bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemişse artırım yapılmaz.
Suç suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse verilecek ceza bir kat artırılır.
Artırım cezayı iki katına çıkarır; örgüt kurma, yönetme ya da üye olma suçundan ayrıca cezalandırmaya engel değildir.
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer alan 'veya' bağlacını 've' gibi okuyarak yurt dışına çıkarma dışındaki hareketlerde iki amacın birlikte aranacağını sanmak; oysa amaçlardan biri yeterlidir.
- İkinci fıkradaki suçu aklama suçuyla aynı görmek; ikinci fıkra gerçek olmayan aklama faaliyetidir ve aklama işlemine tabi tutulmuş olmayı gerektirmez.
- İkinci fıkrada olası kastın yeterli olduğunu sanmak; kanun doğrudan kastı aramaktadır.
- Aklamayı yapan failin sonraki bulundurma veya kullanma eylemlerini ikinci fıkrada cezalandırmak; bu hareketler birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.
- Öncül suçun alt sınırını 6 ay yerine farklı bir eşikle hesaplamak; madde yalnızca alt sınırı altı ay veya daha fazla olan suçları kapsar.
- Nitelikli hâl artırımını yarı oranında ile bir kat arasında karıştırmak; mesleki hâl yarı oranında, örgüt hâli bir kat artırır.
- Etkin pişmanlık hükmünü kovuşturma başladıktan sonraki işbirliği için uygulamak; hüküm kovuşturma başlamadan önceki davranışa bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aklama suçunun konusu, aklama işlemine tabi tutulmuş değerler olduğunda birinci fıkra değerlendirilir; kaynak karar bu yönde bir yorum yapmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/31 E., 2011/219 K., 01.11.2011)
- Suçun zincirleme suç hükümleri uyarınca değerlendirilebileceği, dönüştürme hareketlerinin dava açılıncaya kadar sürmesi hâlinde kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/31 E., 2011/219 K., 01.11.2011)
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama işlemleri yalnızca birinci fıkra kapsamında, bu değerin bilinerek yapılan işlemleri ile sınırlı olarak değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/266 E., 2026/604 K., 01.04.2026)
- Şüpheli işlem bildirimine konu işlemlerde 282. maddenin tanımı, öncül suçun alt sınırı ve kastın varlığı birlikte aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/894 E., 2024/1802 K., 14.11.2024)
- Yükümlülük kapsamındaki şüpheli işlemlerin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleriyle ilişkisi, madde metnindeki çeşitli işlemler ve kasıt unsurları birlikte incelenerek belirlenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/672 E., 2023/577 K., 14.04.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkradaki suçta öncül suçun varlığını, malvarlığı değerinin bu suçtan kaynaklandığını ve failin gizleme veya meşru görünüm amacını iddia makamı ispatlamalıdır.
- Öncül suçun varlığı ve alt sınırı, ceza mahkûmiyeti, dava dosyası veya diğer resmi kayıtlarla ispatlanır; malvarlığının kaynağına ilişkin bilgi belgeler ile tanık beyanları karşılaştırılarak değerlendirilir.
- İkinci fıkrada failin bilerek hareket ettiğinin ispatı, doğrudan kast için aranır; fail bilmediğini savunursa bu savunma olağan koşullarla değerlendirilir.
- Failin birinci fıkradaki suça iştirak etmediğini savunması hâlinde, bu savunma dosyadaki ilişki ve işlem kayıtlarıyla karşılaştırılır.
- Etkin pişmanlık savunmasında değerlerin ele geçirilmesi ya da yetkili makamlara haber verilmesi, kovuşturma başlamadan önce gerçekleşmiş olmalıdır ve bunun belgelenmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.52: Maddede kanunun genel ceza sistemine atıf yapılmamıştır; ancak ikinci fıkrada suç için 52/2 uyarınca iyi hâl ve hafifletme hükümleri uygulanabilir. Kaynaklarda genel hükümler olarak anılmaktadır.
- 5237 sayılı Kanun m.53: Kaynak karara göre hak yoksunluğu hükümleri bu suç bakımından ayrıca gündeme gelir; madde metninde doğrudan atıf yoktur.
- 5237 sayılı Kanun m.165: Aklama işlemine tabi tutulmadan satın alma ya da kabul etme hâlinde, aklama suçu yerine suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun oluştuğunu gösteren yorum bağlantısıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.282/2: Birinci fıkradaki suça iştirak etmeksizin işlenen gerçek olmayan aklama faaliyetini düzenler; m.282/1 ile m.282/2 aynı konuda bağlantılıdır.
TCK m.283 — Suçluyu kayırma
Bu madde, işlenmiş bir suçun failine araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlama fiilini (suçluyu kayırma) cezalandırır; fiilin kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı işlenmesi halinde cezanın artırılmasını ve failin önceden işlenen suça iştirak etmiş olması ya da suçun konusu kişiyle belli akrabalık bağı bulunması halinde cezaya hükmolunmamasını düzenler. Suçun delilleriyle ilgili gizleme ve saklama fiilleri bu maddenin değil, delilleri yok etme suçunu düzenleyen 281. maddenin kapsamındadır. Bildirim yükümlülüğünün ihlali olan suç için 284. madde, suç üstlenme için 270. madde, tutuklama kararı veya hükümlü bulunanlar bakımından bildirim yükümlülüğü için de 284. madde esas alınır. Maddenin usul yönü olan şikâyet, izin ve soruşturma usulleri ile bunların uygulanma biçimi bu maddede yer almaz.
Suçluyu kayırma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Suçluyu kayırma
- Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlama fiilidir. Fiilin sınırlı sayıda bir yöntemle işlenmesi aranmaz; serbest hareketli bir suçtur.
- Suç işleyen kişi
- Kayırılan kişinin önceden işlenmiş bir suça fail veya şerik olarak katılmış olmasıdır. Bu kişinin mahkûm olması şart değildir; şüpheli veya sanık olarak aranan kişi de suçun konusu olabilir.
- İmkân sağlama
- Kişinin kolluk, yargılama veya infaz makamlarından kaçmasını veya gizlenmesini kolaylaştıran her türlü eylemdir. Örneğin yer temin etmek, kaçırmak, ülke dışına çıkarmak veya para yardımında bulunmak bu kapsamdadır.
- Şahsi cezasızlık sebebi
- Fiilin suç niteliğini değiştirmeyen, yalnızca failin cezalandırılmasını engelleyen sebeptir. Bu maddede failin önceki suça iştiraki ya da akrabalık ilişkisi bu niteliktedir.
- Öncül suç
- Kayırılan kişinin, kayırma fiilinden önce işlediği ve kayırmanın konusunu oluşturan suçtur. Kanun öncül suçun niteliğini belirtmemiştir; kasten veya taksirle işlenebilen suçlar öncül suç olabilir, kabahatler ise olamaz.
Suçluyu kayırma: hangi şartlar aranır?
- Kayırılan kişinin, kayırma fiilinden önce bir suç işlemiş olması bulunmalıdır; bu suç mahkûmiyetle sabit olmasa da kayırılan kişinin şüpheli veya sanık sıfatı gerekir ve kabahat bu amaçla yeterli değildir.
- Failin kayırılan kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlaması gerekir.
- İmkân sağlama fiili, failin kişinin saklanmasını temin etmesi, kaçırılması, ülke dışına çıkarılması veya para yardımı yapması gibi bir hareketle gerçekleşmelidir.
- Fiilin kayırılan kişinin suçunun delilleriyle ilgili gizleme olarak kalmaması, kişinin kendisiyle ilgili bir imkân sağlaması olması gerekir.
- Failin önceden işlenen suça fail veya şerik olarak iştirak etmemiş olması bulunmalıdır; aksi halde ceza verilmez.
- Failin kayırılan kişiyle 3. maddedeki akrabalık bağlarından biri bulunmalıdır; bu halde de cezaya hükmolunmaz.
Suçluyu kayırma: hangi sonuçları doğurur?
- Suçluyu kayırma fiili, failin kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya infazdan kurtulması için imkân sağlamasıyla tamamlanır ve altı aylan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
- Kamu görevlisinin görevine bağlı olarak fiili gerçekleştirmesi hâlinde öngörülen ceza, yarısı oranında yükseltilir.
- Failin önceden işlenen suça fail veya şerik olarak katılmış olması halinde cezaya hükmolunmaz; fiil suç niteliğini korur ancak ceza verilmez.
- Failin suçun konusu kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi, kardeşi veya diğer suç ortağı olması halinde de cezaya hükmolunmaz.
- Failin kayırma fiili, kayırılan kişinin öncül suç nedeniyle mahkûmiyetine bağlı değildir; ancak öncül suçun failce işlenmiş olduğunun mahkemece hükümle sabit olması gerekir.
- Kayırılan kişinin öncül suçtan beraat etmesi halinde kayırma suçu oluşmaz.
- Failin kişiye insani nedenlerle yalnızca bazı ihtiyaçlarını karşılaması, araştırma, yakalama, tutuklama veya infazdan kurtulma amacı taşımıyorsa suç oluşmaz.
- Kayırma fiilinin yalnızca suçun delilleriyle ilgili olması halinde bu madde değil 281. madde uygulanır.
Suçluyu kayırma ile delil gizleme (m.281) arasındaki fark nedir?
Gizlemenin doğrudan kişiye, yani failin yakalanmasını ya da infazından kurtulmasını sağlamaya yönelik olması halinde suçluyu kayırma oluşur.
Gizlemenin suçun delillerine yönelmesi halinde suç delillerini yok etme veya gizleme suçu oluşur.
Her iki eylem de aynı anda gerçekleşebilir; bu halde iki suç birlikte değerlendirilir ve fikri içtima hükümleri uygulanır.
Suçluyu kayırma ile bildirim yükümlülüğü (m.284) arasındaki fark nedir?
Failin kişiye yer temin etmesi, yani saklaması, suçluyu kayırma fiilidir ve bu madde uygulanır.
Yalnızca kişinin yerini bilip yetkili makamlara bildirmeme hali bildirim yükümlülüğüne aykırılık olup 284. maddede düzenlenmiştir.
Saklama yapan kişi bakımından bildirim yükümlülüğü ihlali ayrıca cezalandırılamaz; bu sonraki hareketler kayırma kapsamında değerlendirilir.
Genel hal ile kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı işlemesi arasındaki fark nedir?
Failin kamu görevlisi olmadığı veya fiilin göreviyle bağlantılı olmadığı hallerde temel ceza uygulanır.
Failin kamu görevlisi olması ve fiilin göreviyle bağlantılı işlenmesi halinde nitelikli hal oluşur.
Nitelikli halde verilecek ceza, temel cezanın yarısı kadar artırılır.
Şahsi cezasızlık ile suç ortaklığı ve iştirak halleri arasındaki fark nedir?
Failin önceki suça iştirak etmiş olması veya suçun konusu kişiyle akrabalığı bulunması halinde ceza verilmez.
Bu sebepler bulunmayan failin cezalandırılması esastır.
Cezasızlık sebebi fiilin suç niteliğini kaldırmaz; fiil haksızlık olarak varlığını korur ve kişinin ceza sorumluluğu dışarıda kalır.
Suçluyu kayırma ile suç üstlenme (m.270) arasındaki fark nedir?
Failin kayırma suçu gerçek faili kendi suçunda koruyan bir imkân sağlamasıdır ve bu maddeye girer.
Failin gerçek faili kurtarmak için başkasının suçunu üstlenmesi suç üstlenme olup 270. maddeye girer.
Bir eylem iki suç tipine birden uyduğunda aynı anda iki suç yerine fikri içtima hükümleri uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Suçluyu kayırma suçunda öncül suçun mahkemece hükümle sabit olması aranır; öncül suçtan beraat eden kişi bakımından kayırma suçu oluşmaz. (8. Ceza Dairesi, 2023/555 E., 2024/6939 K., 23.09.2024)
- Kayırılan kişinin alkollü araç kullanarak yaralama suçunu işlemesi ve alkolsüz bir kişinin bu suçu üstlenmesi halinde, üstlenmenin objektif olarak imkânsız olduğu kabul edilerek 283. madde uygulanmamıştır; iddianamedeki eylem bakımından ayrı değerlendirme yapılmıştır. (8. Ceza Dairesi, 2023/2094 E., 2024/9093 K., 27.11.2024)
- Mahkemeler, kayırma suçunda kanunun temel ceza ile nitelikli hal arasındaki farkı gözeterek sanık hakkında hapis cezasını 283/1 ve nitelik hali bakımından ayrı ayrı belirlemektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/365 E., 2024/5217 K., 10.07.2024)
- Uygulamada 283. maddeden açılan kamu davalarında iddianamelerde madde birinci fıkra kapsamında gösterilmekte ve fiilin kişiyi yakalanmaktan kurtarmak için yer temin edilmesi olarak tanımlanmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2020/15494 E., 2023/1217 K., 13.03.2023; 8. Ceza Dairesi, 2021/16162 E., 2023/1245 K., 13.03.2023)
- Uygulamada kayırma eyleminin delil gizlemesi niteliği taşıyıp taşımadığı, sanığın fiilinin kişinin kendisine yönelik imkân sağlamasına mı yoksa delillere mi yönelik olduğuna göre değerlendirilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/1716 E., 2023/1059 K., 06.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kayırma suçunu ileri süren savcılık, öncül suçun failce işlendiğini ve kayırılan kişinin şüpheli veya sanık olduğunu mahkeme kararı, iddianame veya soruşturma evrakı ile ispatlar.
- Kayırılan kişinin öncül suçtan mahkûmiyeti aranmasa da öncül suçun kayırılan kişi tarafından işlendiğinin mahkemece hükümle sabit olması gerekir; bu hüküm olmadan kayırma suçu oluşmaz.
- Failin imkân sağlama fiilini ispat yükü savcılıktadır; fiilin saklama, kaçırma veya para yardımı gibi somut hareketle yapıldığı tanık beyanı, tutanak ve kamera kaydı gibi delillerle gösterilir.
- Failin önceki suça iştirak etmediği ya da akrabalık bağının bulunduğu savunmasında ispat yükü savunmayı ileri süren sanıktadır; akrabalık nüfus kaydı ile belgelenir.
- Failin kamu görevlisi olduğu ve fiilin göreviyle bağlantılı işlendiği iddiası, görev belgesi ve olayın görev yerine ilişkin delillerle ispatlanır.
- Fiilin insani nedenle yapıldığı ya da amaç taşımadığı savunmasında, sanığın bu amacının olmadığını ortaya koyan delil sunulur; mahkeme bu delili değerlendirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.281: Suçun delillerinin yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi fiilleri bu maddenin değil 281'in kapsamındadır; her iki suç aynı anda gerçekleşebilir.
- 5237 m.284: Hakkında tutuklama kararı bulunan veya hükümlü kişinin yerini bilip bildirmeme halini düzenler; saklama yapan kişi bakımından bu madde değil 283 uygulanır.
- 5237 m.270: Suç üstlenme suçunu düzenler; failin gerçek faili kurtarmak için suçu üstlenmesi halinde iki suç arasında fikri içtima ilişkisi kurulabilir.
- 5237 m.44: Tek fiille birden fazla suç oluştuğunda fikri içtima hükmünü içerir; kayırma ile başka suçların birlikte değerlendirilmesinde uygulanır.
- 4483 sayılı Kanun: Kamu görevlisinin görevi sırasında işlediği suçlar bakımından soruşturma izni usulünü düzenler; maddenin uygulanmasını değil, takip usulünü ilgilendirir.
TCK m.284 — Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 284. maddesi, hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildirmeme suçunu (1. fıkra) ve işlenmiş bir suça dair delil ve eserlerin üçüncü kişilerce muhafaza edildiği yeri bildirmeme suçunu (2. fıkra) düzenler. Ayrıca bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı işlenmesi halinde cezanın artırılmasını (3. fıkra) ve üstsoy, altsoy, eş veya kardeş lehine işlenmesi halinde cezasızlığı (4. fıkra) düzenler. Madde, bildirim yükümlülüğü bulunan herkese, yani genel olarak herkese uygulanır. Madde, suçluyu kayırma suçunu (m.283) düzenlemez; delil yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu (m.281) düzenlemez; kamu görevlisinin suç ihbar yükümlülüğünü (ilgili özel düzenlemeler) ve kovuşturma izni usulünü (4483 sayılı Kanun) düzenlemez.
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bildirim yükümlülüğü
- Hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü bir kişinin ya da işlenmiş bir suça ilişkin delil ve eserlerin saklandığı yerin, yetkili makamlara bildirilmesi zorunluluğudur. Yükümlülük, yerin bilinmesine bağlıdır; bilinmeyen yer bakımından doğmaz.
- Hakkında tutuklama kararı verilmiş kişi
- Hakkında tutuklama kararı çıkarılmış şüpheli veya sanıktır. Yakalama kararı veya yakalama emri bu kapsamda değerlendirilmez; gıyabi tutuklama kabul edilmediğinden yakalama kararıyla aranan kişinin yerini bildirmemek bu fıkra kapsamına girmez.
- Hükümlü
- Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunan kişidir. Suçun oluşması, hükmün infazı için aranmasına ve yerinin bilinmesine bağlıdır.
- İşlenmiş bir suça ilişkin delil ve eser
- Öncül bir suçun işlenmiş olmasıyla ilgili, başkaları tarafından saklanan delil ve eserlerdir. Öncül suçun kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle sabit olması gerektiği görüşü ileri sürülmektedir.
- Doğrudan kast
- Suçun her iki fıkrada da yalnızca doğrudan kastla işlenebilmesidir. Failin bildirmemesinin saikinin veya maksadının önemi yoktur, ancak yerin ya da delilin bilindiğinin kesin olması gerekir.
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme: hangi şartlar aranır?
- Hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü bir kişinin ya da işlenmiş bir suça ilişkin delil ve eserin başkaları tarafından saklandığı yerin bulunduğu fail tarafından bilinmelidir.
- Failin bu yeri bildiği halde yetkili makamlara (adli mercilere, mülki makamlara veya kolluğa) bildirmemesi gerekir; bildirimde bulunulmuş olması suçu ortadan kaldırır.
- Failin bilgisi kesin olmalıdır; yalnızca kişinin saklandığını görmesi, delilin suça ilişkin olduğunu bilmemesi halinde kast bulunmaz ve suç oluşmaz.
- Hakkında yakalama kararı verilmiş kişi bakımından 1. fıkradaki suç oluşmaz; 1. fıkra yalnızca tutuklama kararı veya kesinleşmiş hüküm bulunan kişiye ilişkindir.
- Kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılması gerekir (3. fıkra).
- Fail, üstsoy, altsoy, eş veya kardeş ise cezaya hükmolunmaz (4. fıkra); bu bir şahsi cezasızlık sebebidir.
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme: hangi sonuçları doğurur?
- Hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü kişinin bulunduğu yeri bilen ve bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- İşlenmiş bir suça dair delil ve eserlerin üçüncü kişilerce muhafaza edildiği yeri bilen ve bildirmeyen kişi, aynı şekilde bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Failin üstsoy, altsoy, eş veya kardeş olması halinde cezaya hükmolunmaz.
- Yerin bilinmediği veya bilginin kesin olmadığı hallerde suç oluşmaz.
- Yetkili makamlara bildirimde bulunulmuşsa suç oluşmaz.
- Yakalama kararı bulunan ancak tutuklama kararı verilmemiş kişinin yerinin bildirilmemesi 1. fıkra kapsamında suç oluşturmaz.
- Suç, kasten işlenebilir; ihmali olarak işlenemez, ancak bildirim yükümlülüğünün ihlali ile tamamlanan bir suçtur.
1. fıkra ile 2. fıkra arasındaki fark nedir?
1. fıkra, hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü bir kişinin yerinin bildirilmemesini düzenler; konusu kişidir.
2. fıkra, işlenmiş bir suça dair delil ve eserlerin üçüncü kişilerce muhafaza edildiği yerin bildirilmemesini düzenler; konusu eşya ve delildir.
Her iki suç da aynı ceza ile cezalandırılır (bir yıla kadar hapis). 2. fıkrada öncül suçun kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle sabit olması gerektiği görüşü ileri sürülmektedir.
Tutuklanmadan önce kaçan ile tutuklandıktan sonra kaçan şüpheli arasındaki fark nedir?
Tutuklama kararı yalnızca yakalama kararı yerine verilmiş ve kişi tutuklandıktan sonra kaçmışsa, yerinin bildirilmemesi 1. fıkra kapsamında değerlendirilir.
Yakalama kararı ile aranan ve yakalandıktan sonra tutuklamayı kabul eden kişinin yerinin bildirilmemesi, 1. fıkranın kapsamı dışındadır.
Gıyabi tutuklama kabul edilmediğinden, yalnızca yakalama kararı bulunan kişinin yerinin bildirilmemesi suç oluşturmaz.
Hükümlü ile tutuklu kişi arasındaki fark nedir?
Hükümlü bakımından suç, hükmün infazı amacıyla aranan ve yeri bilinen kişi için oluşur.
Tutuklu bakımından suç, tutuklama kararı bulunan şüpheli veya sanık için oluşur.
Hükümlü bakımından yerin bildirilmemesinin suç olabilmesi hükmün infazı için aranmasına bağlıdır. Sonradan yakalanmış olmak suçun oluşumunu etkilemez.
Genel hal ile kamu görevlisi hali arasındaki fark nedir?
Suçun failinin herkes olabildiği genel halde temel ceza uygulanır.
Kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak işlediği halde, 3. fıkra gereği ceza artırılır.
Verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kovuşturma için 4483 sayılı Kanun çerçevesinde izin usulü uygulanır.
Yakınlık hali ile yakınlık dışı hal arasındaki fark nedir?
Fail, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşse 4. fıkra uygulanır.
Bu yakınlıklar dışında kalan herkes bakımından 4. fıkra uygulanmaz.
Yakınlık halinde cezaya hükmolunmaz; diğer hallerde temel ceza uygulanır.
Bildirim yükümlülüğü ile avukatın sır saklama yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Genel hal bakımından, delillerin saklandığı yeri öğrenen kişi bunu yetkili mercilere bildirmek zorundadır.
Avukat, müdafiliğini üstlendiği veya üstlenmek üzere kendisine başvuran kişinin suçlarına ilişkin delillerin yerini sır saklama yükümlülüğü gereği öğrenmişse bildirmez.
Avukatın bildirmemesi suç oluşturmaz.
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yakalama kararı ile tutuklama kararını karıştırmak; yalnızca yakalama kararı bulunan kişinin yerinin bildirilmemesini 1. fıkra kapsamında değerlendirmek.
- Gıyabi tutuklamayı kabul etmek ve tutuklu bulunmayan kişi bakımından 1. fıkrayı uygulamak.
- Öncül suçun mahkeme hükmüyle sabit olmasını gerekli görmemek; 2. fıkrada hüküm kesinleşmeden suçu uygulamak.
- Kişinin yalnızca saklandığını görmesini yeterli görmek; bilginin kesin olması gerektiğini göz ardı etmek.
- Failin sonradan yakalanmış olmasını suçun oluşumunu ortadan kaldıran bir hal saymak.
- Avukatın sır saklama yükümlülüğünü genel bildirim yükümlülüğüyle karıştırmak; avukatın bildirmemesini suç saymak.
- 4. fıkradaki cezasızlığı kapsam dışı yakınlık ilişkilerine de genişletmek; yalnız üstsoy, altsoy, eş ve kardeş bakımından uygulamak.
- Kamu görevlisi hali için 3. fıkradaki yarı oranda artırımı uygularken kovuşturma izni usulünü (4483 sayılı Kanun) atlamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yerin bildirilmemesi suçunun 2. fıkra bakımından uygulanmasında, öncül suçun varlığının kesinleşmiş mahkeme hükmüyle sabit olması gerektiği görüşü kabul edilmektedir. (2025/87 E., 2025/253 K., 11.12.2025)
- 1. fıkra kapsamında, sanığın hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmediğinin anlaşılması durumunda suçun 1. fıkraya göre değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2020/15494 E., 2023/1217 K., 13.03.2023)
- Sanığın yakını olduğu hallerde 4. fıkra uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi uygulanmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2013/3 E., 2013/3061 K., 10.04.2013)
- Sanık, kişiye yardım etmediğini savunduğunda, bu savunmanın aksine delil bulunmaması halinde bildirim yükümlülüğünün ihlali sabit kabul edilebilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2020/15494 E., 2023/1217 K., 13.03.2023)
- Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği, sanığın kişinin yerini bildiği ve bildirmediği hususu, tanık ve belge ile değerlendirilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2021/37320 E., 2024/3383 K., 13.03.2024)
- Suçluyu kayırma sonucunda yer temin edilmesi, bildirim yükümlülüğü ihlalinin ayrı bir hareket olarak değerlendirilmesine yol açabilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2021/37320 E., 2024/3383 K., 13.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, yani savcılık, failin hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü kişinin yerini bildiğini ve bildirmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Yerin bilindiğinin ispatı için tanık beyanı, tutuklama kararı veya kesinleşmiş hüküm gibi resmi belgeler ve kişinin ilişkisini gösteren delil kullanılabilir.
- Failin 'bilmiyordum' ya da 'yalnızca gördüm' savunması, kastın yokluğunu ileri sürmesi anlamına gelir; bu savunmayı ispat yükü failde değil, iddianın gereği olarak savcılıktadır.
- Yazılı bildirim belgesi bulunmaması, bildirimde bulunulmadığı yönünde karine oluşturur; fail bildirimde bulunduğunu yazılı kayıtla ispatlamalıdır.
- Failin üstsoy, altsoy, eş veya kardeş olduğu hususu nüfus kaydı gibi resmi belgelerle ispatlanır; bu, 4. fıkra uyarınca cezasızlığı doğurur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.283: Suçluyu kayırma suçunu düzenler; yer temin eden kişi bakımından 1. fıkra yerine bu madde uygulanabilir.
- 5237 sayılı Kanun m.281: Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu düzenler; bu suçun faili 2. fıkradaki suçtan cezalandırılmaz.
- 4483 sayılı Kanun: Kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri suçlar bakımından kovuşturma izni usulünü düzenler.
TCK m.285 — Gizliliğin ihlali
Bu madde, soruşturma ve kovuşturma evresinde gizli tutulması gereken işlemlerin, kararların ve duruşma içeriklerinin alenen ihlalini suç olarak düzenler; ayrıca soruşturma işlemlerinin kişilerin suçlu gibi algılanmasına yol açacak biçimde görüntülerinin yayınlanmasını ve haber verme sınırları içinde kalan haberciliği ele alır. Kişiler bakımından herkesi, nitelikli hâl bakımından kamu görevlilerini kapsar. Maddede; suçun mağduru ve fail sıfatının ayrıntılı tanımı, kovuşturma usulü, zamanaşımı süreleri ve cezanın bireyselleştirilmesi düzenlenmemiştir; bunlar Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde (ör. zamanaşımı için 66 ve 68. maddeler) ve 5237 sayılı Kanun'un genel kurallarında yer alır. Gizlilik kararlarının içeriği ile tanığın korunmasına ilişkin kararların dayanağı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndadır.
Gizliliğin ihlali: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra kapsamında, soruşturma evresinde yapılan bir işlemin içeriğinin açıklanmış olması ve bu açıklamayla suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının, haberleşmenin gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmiş olması gerekir.
- Birinci fıkrada ayrıca, soruşturma evresindeki işlemin içeriğine ilişkin açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması gerekir.
- İkinci fıkra kapsamında, soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken bir karar ya da bunun gereği olarak yapılan bir işlemin gizliliğinin ihlal edilmiş olması gerekir.
- Üçüncü fıkra kapsamında, kanuna göre kapalı yapılması gereken ya da kapalı yapılmasına karar verilen bir duruşmadaki açıklama veya görüntünün gizliliğinin alenen ihlal edilmesi gerekir; tanığın korunmasına ilişkin gizlilik kararında aleniyet aranmaz.
- Fail, birinci ve ikinci fıkralardaki eylemleri kasten gerçekleştirmiş olmalıdır; eylemin hangi yolla yapıldığı ve failin saikinin önemi yoktur.
- Dördüncü fıkraya göre nitelikli hâl için fail kamu görevlisi olmalı ve suçu görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlemiş olmalıdır; fiil ile görev arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
- Beşinci fıkra kapsamında, soruşturma ya da kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanmış olması gerekir.
- Altıncı fıkraya göre, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmadan haber konusu yapılmış olmalıdır; bu hâlde suç oluşmaz.
Gizliliğin ihlali: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki eylemi gerçekleştiren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
- İkinci fıkradaki eylemi gerçekleştiren kişi aynı ceza aralığında cezalandırılır.
- Üçüncü fıkradaki duruşma açıklaması veya görüntüsünün alenen ihlalinde birinci fıkra hükmü uygulanır; tanığın korunmasına ilişkin kararda aleniyet koşulu aranmaz.
- Dördüncü fıkraya göre kamu görevlisinin görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlediği hâllerde ceza yarısına kadar artırılır.
- Beşinci fıkradaki görüntü yayınlama suçunda ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir.
- Altıncı fıkradaki haber verme sınırları aşılmadan yapılan haber suç oluşturmaz.
- Aleniyet gerçekleşmeden, yalnızca sınırlı bir çevrenin bilgi sahibi olması hâlinde suç oluşmaz.
- Gizli tutulan işlemlerin içeriği aleni hâle gelmemişse ya da kamuya açık biçimde öğrenilebilir olmuşsa gizliliğin ihlalinden söz edilemez.
- Gizli işlemlerin ihlalinde suç açıklama ile tamamlanır; zarar veya neticenin gerçekleşmesi aranmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, soruşturma evresindeki işlemin içeriğinin açıklanmasını ve bunun belirli hak ve değerleri ihlal edip maddi gerçeği engellemeye elverişli olmasını arar.
İkinci fıkra, soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafına karşı gizli tutulması gereken kararların ya da bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğinin ihlalini düzenler; burada içerik açıklanmasının belirli hak ihlaline ya da maddi gerçeğin engellenmesine elverişli olması aranmaz.
Her iki fıkrada da ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; ancak ikinci fıkrada ek unsur aranmaz.
Üçüncü fıkra ile birinci fıkra arasındaki fark nedir?
Üçüncü fıkra, kapalı yapılması gereken ya da kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğinin ihlalini düzenler.
Birinci fıkra, soruşturma evresindeki işlemlerin içeriğinin açıklanmasını konu alır.
Üçüncü fıkrada da ceza birinci fıkradakiyle aynıdır; ancak tanığın korunmasına ilişkin gizlilik kararı ihlalinde aleniyet aranmaz.
Birinci fıkra ile beşinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, soruşturma evresindeki işlemin içeriğinin açıklanmasıyla oluşan suçtur ve gizlilik ihlali esas alınır.
Beşinci fıkra, görüntülerin yayınlanması yoluyla kişinin suçlu gibi algılanmasına yol açan ayrı bir suç tipidir ve soruşturma ya da kovuşturma evresinde işlenebilir.
Beşinci fıkrada ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir ve adli para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir.
Temel suç ile nitelikli hâl (kamu görevlisi) arasındaki fark nedir?
Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralardaki temel suçta fail herkes olabilir.
Dördüncü fıkradaki nitelikli hâlde fail kamu görevlisi olmalı ve suç görevinin sağladığı kolaylıkla işlenmelidir.
Nitelikli hâlde ceza, öngörülen cezanın yarısına kadar artırılır.
Gizlilik ihlali ile haber verme (altıncı fıkra) arasındaki fark nedir?
Gizlilik ihlali, soruşturma işleminin içeriğinin yetkisiz biçimde aleni hâle getirilmesidir.
Haber verme, işlemlerin haber verme sınırları aşılmadan kamuya aktarılmasıdır.
Haber verme sınırları içinde kalan haber suç oluşturmaz; sınırın aşılması hâlinde suç doğabilir.
Gizliliğin ihlali: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü fıkrayı, tanığın korunmasına ilişkin gizlilik kararına da aleniyet aranarak uygulamak; oysa bu kararın ihlalinde aleniyet aranmaz.
- Birinci ve ikinci fıkraları aynı şartlarla değerlendirmek; ikinci fıkrada içeriğin maddi gerçeği engellemeye elverişli olması şartı aranmaz.
- Beşinci fıkradaki görüntü yayınlama suçunda adli para cezası seçeneğini uygulamak; bu fıkrada yalnızca hapis cezası öngörülmüştür.
- Birkaç kişinin bilgi sahibi olmasını aleniyet saymak; aleniyet için belirsiz sayıda kişinin haberdar olabilmesi gerekir.
- Kamu görevlisi failin nitelikli hâlini, fiil ile görev arasında illiyet bağı aramadan uygulamak.
- Altıncı fıkradaki haber verme sınırlarını aşmadan yapılan haberi suç saymak; bu hâlde suç oluşmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gizliliğin ihlali suçunun soruşturması re'sen yürütülür ve yetkili mahkeme kovuşturma evresinde Asliye Ceza Mahkemesidir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/243 E., 2023/160 K., 15.03.2023)
- Gizli işlemin aleni hâle gelip gelmediği, belirsiz sayıda kişinin haberdar olup olmadığı somut olayda araştırılmaktadır. (Genel Kurul, 2014/18803 E., 10.12.2014)
- Beşinci fıkradaki suçun oluşması için görüntünün yayınlanmasıyla kişinin toplum nazarında suçlu gibi algılanmış olması gerekir; mahkemenin bu etkiyi araştırması beklenir. (Genel Kurul, 2013/6367 E., 10.12.2015)
- Soruşturma içeriğinin basında yayınlanması hâlinde, yayının haber verme sınırları içinde kalıp kalmadığı değerlendirilmelidir. (Genel Kurul, 2013/6367 E., 10.12.2015)
- Gizlilik ihlali davalarında, dosyanın soruşturma aşamasında kaldığı dönemde işlenen eylemler için kararın hangi sürüm metnine göre verildiği dikkate alınmalıdır; 2012 değişikliğinden önceki kararlar değişikliği öncesi metni yorumlamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/178 E., 2011/41 K., 12.04.2011)
- Gizlilik ihlali ile birlikte başka suç (ör. TCK m.132 haberleşmenin gizliliğinin ihlali) da oluşabilir ve bu durumda birden fazla suç hükmü birlikte değerlendirilebilir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/385 E., 2023/534 K., 18.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, yani soruşturmanın gizliliğini ihlal edildiğini iddia eden savcılık veya şikâyetçi, gizli tutulması gereken işlemin varlığını ve içeriğinin açıklandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Aleniyet koşulunun gerçekleştiği, açıklamanın belirsiz sayıda kişinin erişebileceği biçimde yapıldığı, yayın kaydı, basılı belge veya tanık beyanı ile ispatlanır.
- Haber verme sınırları içinde kalındığını savunan sanık, yayının bu sınırları aşmadığını ispatlamakla karşı karşıyadır; savunma hakkı kapsamında bu iddiayı delille desteklemelidir.
- Görüntü yayınına dayanan beşinci fıkra suçunda, yayının kişinin suçlu gibi algılanmasına yol açtığı yayın içeriği ve izleyici tepkileri gibi delillerle ortaya konulur. (Genel Kurul, 2013/6367 E., 10.12.2015)
- Gizlilik kararının varlığı ve tebliğ durumu, ilgili kararın yazılı kaydı ile ispatlanır; kararın gizli olduğunun belgelenmemesi, suçun ispatını zorlaştırır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.53: Yukarıdaki cezaya bağlı hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin genel hükümdür; bu maddede düzenlenen cezalara bağlı olarak uygulanır.
TCK m.286 — Ses veya görüntülerin kayda alınması
5237 sayılı Kanun'un 286. maddesi, soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntülerin yetkisiz olarak kayda alınması ya da nakledilmesi fiilini suç olarak düzenler. Madde, kişiye ve konuya bakılmaksızın bu evrelerde yapılan işlemlerin ses ve görüntü kaydını kapsar. Maddenin uygulanması için kaydı alan ya da nakleden kişinin yetkisiz olması gerekir; yetkili makamların hâkim veya savcı kararına dayanan kayıtları suç oluşturmaz. Madde, teknik araçlarla izleme tedbirinin uygulanma koşullarını, kararın verilmesini ve sürelerini düzenlemez (CMK m.140). Gizlilik kararının ihlalini ve soruşturma bilgilerinin ifşasını düzenlemez (TCK m.285). Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların hukuka aykırı kaydını ve ifşasını düzenlemez (TCK m.133). Duruşma salonunda ses ve görüntü alınmasının yasaklanmasına ilişkin hükümler de bu maddenin kapsamında değildir (CMK m.? ilgili düzenleme ayrıca incelenmelidir).
Ses veya görüntülerin kayda alınması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Soruşturma ve kovuşturma işlemleri
- Ceza muhakemesinin soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılan usul işlemleridir. Madde koruma alanını bu evrelerde yapılan işlemlerle sınırlar; bu evrelerin dışındaki kayıtlar bu suçun konusu değildir.
- Yetkisiz kayıt
- Kayıt alma ya da nakletme yetkisi bulunmayan kişinin ses veya görüntüyü almasıdır. Yetkinin varlığı, kaydın hâkim veya savcı kararı gibi yasal bir dayanağa bağlı olup olmadığına göre belirlenir.
- Kayda alma
- Ses veya görüntünün bir kayıt aracıyla saklanabilir hale getirilmesidir. Kayıt, işlemin yapıldığı anda alınmış olmalıdır.
- Nakletme
- Ses veya görüntünün başka bir yere, kişiye ya da ortama iletilmesidir. Kaydın yalnız alınmış olması yeterli olmayabilir; aktarım fiili nakil sayılır.
Ses veya görüntülerin kayda alınması: hangi şartlar aranır?
- Fail, soruşturma veya kovuşturma işlemi sırasında ses veya görüntü kaydını alan ya da nakleden kişi olmalıdır.
- Kayda alınan ya da nakledilen ses veya görüntü, soruşturma veya kovuşturma işlemine ait bulunmalıdır.
- Kayıt ya da nakil yetkisiz yapılmış olmalıdır; hâkim veya savcı kararına dayanan kayıt bu unsuru taşımaz.
- Fail kayıt ya da nakil fiilini kasıtla gerçekleştirmiş olmalıdır.
- Fiilin işlenmiş olması için ayrıca bir mağdur veya zarar aranmaz; suç hareket suçu niteliğindedir.
- Failin cezalandırılması için alt sınır olarak ceza tehdidi altında altı aya kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Ses veya görüntülerin kayda alınması: hangi sonuçları doğurur?
- Soruşturma ya da kovuşturma işlemi sırasında yetkisiz olarak ses veya görüntü kaydı alan kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Yetkisiz olarak alınmış ses veya görüntüyü nakleden kişi de aynı hükme tabidir.
- Hâkim veya savcı kararına dayanarak yapılan kayıt, yetkisiz kayıt olmadığı için bu suçu oluşturmaz.
- Kaydın hukuka aykırı olarak elde edilmiş olması, ayrıca hukuka aykırı kaydın ifşasına ilişkin suçları oluşturabilir; bu durumda madde değil, başka maddeler uygulanır.
Yetkili kayıt ile yetkisiz kayıt arasındaki fark nedir?
Hâkim kararına veya savcının gecikmesinde sakınca bulunan hâllerdeki kararına dayanan kayıt, yasal yetkiye dayanır.
Yetkisiz kayıt, kayıt alan kişinin yasal bir dayanağının bulunmadığı kayıttır.
Yetkili kayıt bu suçu oluşturmaz; yetkisiz kayıt ise suç olur.
Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?
Soruşturma evresindeki işlemlerin ses veya görüntüsü maddenin koruma alanındadır.
Kovuşturma evresindeki işlemlerin ses ve görüntüsü de maddede açıkça sayılmıştır.
Her iki evredeki yetkisiz kayıt da bu madde kapsamındadır.
Kayda alma ile nakletme arasındaki fark nedir?
Kayda alma, ses veya görüntünün ilk kez saklanabilir hale getirilmesidir.
Nakletme, alınmış bir ses veya görüntünün başkasına aktarılmasıdır.
Maddede her iki fiil de sayıldığından, yalnız kaydı alan ya da yalnız nakleden kişi de suçun faili olabilir.
Ses veya görüntülerin kayda alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kayıt alınan işlemin soruşturma ya da kovuşturma işlemi olup olmadığını araştırmadan suçu uygulamak.
- Hâkim veya savcı kararına dayanan kaydı yetkisiz sayarak suçu oluşturmuş saymak.
- Maddenin koruma alanını teknik araçlarla izleme gibi ayrı bir tedbirle karıştırmak.
- Madde metninde yer almayan bir süre ya da ceza tutarını uygulamada esas almak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ses veya görüntünün kayda alınması suçunun konusunun soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüler olduğu kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2021/1402 E., 2023/3241 K., 25.09.2023)
- Asliye ceza mahkemelerinin bu suçtan verdiği kararlarda, kaydın hangi işlem sırasında ve yetkisiz olarak alındığı ayrıca değerlendirilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2019/10743 E., 2023/463 K., 20.02.2023; 12. Ceza Dairesi, 2019/12728 E., 2023/379 K., 13.02.2023; 12. Ceza Dairesi, 2019/12703 E., 2023/378 K., 13.02.2023)
- Ses veya görüntünün kayda alınması suçu nedeniyle verilen mahkûmiyetlerde, eylemin tarihi ve kayda alınan işlemin niteliği tespit edilerek ceza belirlenmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2017/11910 E., 2018/2544 K., 07.03.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Suçun varlığını iddia eden savcılık, kaydın soruşturma veya kovuşturma işlemi sırasında alındığını ve yetkisiz olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kayıt, kaydı yapanın kimliği ve kaydın içeriği ile tespit edilebilir; kaydın yetkili makamın kararına dayandığını ileri süren taraf bu kararı belgelemelidir.
- Yetkisiz kayıt savunmasını ileri süren sanık, hâkim veya savcı onayının bulunduğunu ispat yükü altındadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.133: Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi suçunu düzenler; bu madde ise soruşturma ve kovuşturma işlemlerindeki kayıtları konu alır, konu ve koruma alanı ayrıdır.
- 5237 m.285: Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin gizliliğinin ihlalini düzenler; kayıtların ifşası ayrıca bu madde kapsamına girebilir.
TCK m.287 — Genital muayene
5237 sayılı Kanun m.287, yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın kişiyi genital muayeneye gönderme veya bu muayeneyi yapma fiilini suç olarak düzenler. Ayrıca bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve yönetmeliklere uygun yapılan muayeneleri suç kapsamı dışında bırakır. Kişinin genital muayeneye ilişkin rızası, muayenenin tıbbi zorunluluğu ve kolluk işlemlerinin ayrıntıları bu maddede düzenlenmez. Genital muayenenin hukuka uygun yapılma şartları (CMK m.75 ve m.76) ile iç beden muayenesi ve vücuttan örnek alınmasına ilişkin usul kuralları Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alır. Bu maddenin kişinin cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen suçlarla ilişkisi ve cezanın belirlenmesine ilişkin genel hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Genital muayene: hangi kavramlar bilinmeli?
- Genital muayene
- Cinsel organ bölgesinde yapılan muayenedir. Madde bakımından suç unsurunu oluşturan fiilin konusudur. Muayenenin tıbbi bir amaçla yapılıp yapılmadığı, suçun oluşması bakımından ayrıca değerlendirilir.
- Yetkili hâkim ya da savcı kararı
- Muayenenin hukuka uygun olabilmesi için gereken adli merci onayıdır. Kararın bulunmaması fiilin suç oluşturmasının temel koşuludur. Kararın kapsamı ve şartları CMK'daki iç beden muayenesi hükümlerine göre belirlenir.
- Bulaşıcı hastalık muayenesi
- Kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve yönetmeliklerde öngörülen hükümlere uygun yapılan muayenedir. Bu muayeneler ikinci fıkra uyarınca suçun dışında kalır. Yalnızca mevzuatta öngörülen usule uygun yapılan muayene kapsama girer.
Genital muayene: hangi şartlar aranır?
- Failin, kişiyi genital muayeneye göndermesi veya bu muayeneyi bizzat yapması gerekir.
- Muayenenin yetkili hâkim veya savcı kararına dayanmaması gerekir.
- Muayenenin bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve yönetmeliklerde öngörülen hükümlere uygun yapılan bir muayene olmaması gerekir; bu durumda fıkra hükmü uygulanmaz.
- Fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilmesi için yukarıdaki fiil ve koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Genital muayene: hangi sonuçları doğurur?
- Yetkili hâkim veya savcı kararı olmadan kişiyi genital muayeneye gönderen fail üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Yetkili hâkim veya savcı kararı olmadan bu muayeneyi bizzat yapan fail de aynı cezayla cezalandırılır.
- Kamu sağlığını korumak amacıyla bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kanun ve yönetmeliklere uygun yapılan muayeneler bakımından birinci fıkra hükmü uygulanmaz ve suç oluşmaz.
- Hukuka aykırı genital muayene yoluyla elde edilen deliller bakımından ayrıca CMK'daki karar ve onay kuralları değerlendirilir.
Genital muayeneye gönderme ile muayeneyi yapma arasındaki fark nedir?
Kişiyi muayeneye gönderen, yani muayeneyi emreden veya talep eden fail.
Muayeneyi fiilen gerçekleştiren fail.
Madde her iki durumu da aynı şekilde fail olarak cezalandırır; iki sıfatın birlikte bulunması gerekmez.
Bulaşıcı hastalık muayenesi ile genel genital muayene arasındaki fark nedir?
Kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve yönetmeliklere uygun yapılan muayene.
Bu amaç ve usule dayanmayan, hâkim veya savcı kararı bulunmayan muayene.
Birinci grup ikinci fıkra gereği suç oluşturmaz; ikinci grup birinci fıkra kapsamında suç teşkil eder.
Genital muayene: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Cinsel organda yapılan aramayı iç beden muayenesi saymamak; bu durumda CMK'daki karar şartını gözden kaçırmak.
- Bulaşıcı hastalık istisnasını, kamu sağlığı amacı ve mevzuata uygunluk aranmadan her sağlık muayenesine uygulamak.
- Hâkim veya savcı kararının yalnızca varlığına bakıp kararın kapsamını ve usulünü denetlememek.
- Madde metnindeki cezayı üç ay ile bir yıl arası olarak değil, başka bir süreye bağlı ya da başka bir üst sınırla hesaplamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Cinsel organda yapılan aramanın iç beden muayenesi sayıldığı ve bunun ancak savcı veya hâkim kararı ile sağlık görevlilerince yapılabileceği kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2010/5509 E., 2010/11129 K., 16.06.2010)
- Hâkim veya savcı kararı olmaksızın kolluk tarafından cinsel organda arama yapılmasının kanuni dayanaktan yoksun olduğu kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2010/5509 E., 2010/11129 K., 16.06.2010)
- Sanığa atfedilen eylemin suç oluşturup oluşturmadığının, mağdurenin beyanlarının somut delillerle desteklenip desteklenmediği üzerinden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2023/13081 E., 2024/1584 K., 27.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Fiilin suç olarak kabul edilebilmesi için, muayenenin yetkili hâkim veya savcı kararı olmadan yapıldığını iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Karar yokluğu, soruşturma dosyasındaki karar belgeleri ve kolluk tutanakları ile ispat edilir; kararın bulunduğunu savunan taraf onu belgelemelidir. (3. Ceza Dairesi, 2010/5509 E., 2010/11129 K., 16.06.2010)
- Bulaşıcı hastalık savunması yapılırsa, muayenenin kanun ve yönetmeliğe uygun ve kamu sağlığı amacıyla yapıldığını ilgili mevzuat ve sağlık kayıtları ile savunan taraf ispat etmelidir.
- Mağdurenin beyanının tek başına değil, somut delillerle desteklenmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılır. (9. Ceza Dairesi, 2023/13081 E., 2024/1584 K., 27.02.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.281: Kanunda 287 ile birlikte kişinin cinsel dokunulmazlığına ilişkin suçlarla bağlantılı olarak anılan bir madde olup, kararda 287 ile birlikte değerlendirilmiştir.
- 5271 sayılı Kanun m.75: İç beden muayenesi ve cinsel organ muayenesinin hâkim veya savcı kararına bağlanmasını düzenleyen kuralların kaynağıdır; 287'nin hukuka aykırılık ölçütünü belirler.
- 5271 sayılı Kanun m.76: Diğer kişilerin (mağdur, tanık gibi) beden muayenesi ve vücuttan örnek alınmasına ilişkin kuralları düzenler; mağdur rızası ve karar gerekliliği bu madde ile birlikte değerlendirilir.
TCK m.288 — Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs
Madde, görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada hukuka aykırı karar verilmesi, hukuka aykırı işlem tesis edilmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunulması amacıyla yargı görevi yapanın, bilirkişinin veya tanığın alenen sözlü ya da yazılı beyanla hukuka aykırı biçimde etkilenmesini suç sayar ve yaptırıma bağlar. Kişi bakımından genel nitelikte olup herkes fail olabilir; etkilenen kişiler yargı görevi yapan, bilirkişi ve tanıktır. Madde, yargı kararı verilmesinden önce yargı süreçlerini etkileme fiilini düzenler; etkilemenin kapalı bir biçimde (alenen olmayan telkin, baskı ya da rüşvet gibi) yapılmasını düzenlemez. Yargı görevi yapanı hukuka aykırı biçimde etkilemeye teşebbüs suçunu (TCK m.277), adil yargılamanın etkilenmesi ile ilgili diğer suçları, tanığa veya bilirkişiye karşı rüşvet veya baskı suçlarını ve suç delillerinin yok edilmesini ayrıca düzenlemez. Ayrıca bu suç bakımından etkin pişmanlık, zamanaşımı ve takibe ilişkin genel usul kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır.
Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs: hangi kavramlar bilinmeli?
- Alenen beyan
- Beyanın birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda, kamuya açık biçimde yapılmasıdır. Kapalı bir görüşmede yapılan telkin alenilik unsurunu taşımaz.
- Hukuka aykırı etkileme amacı
- Beyanın, hâkim, savcı, bilirkişi veya tanığın hukuka aykırı bir karar, işlem ya da gerçeğe aykırı beyan vermesini sağlamaya yönelmiş olmasıdır. Amacın gerçekleşmiş olması gerekmez; saik ya da genel kamu yararı tartışması bu kavramın yerini almaz.
- Yargı görevi yapan
- Görülmekte olan dava ya da yapılmakta olan soruşturma bakımından karar veya işlem tesis etmeye yetkili kişidir. Bu kapsama hâkim, savcı ve sulh ceza hâkimi girer.
- Bilirkişi ve tanık
- Görülmekte olan dava veya yapılmakta olan soruşturmada görüş ya da beyanda bulunmak üzere görevlendirilen veya çağrılan kişilerdir. Maddede bunların gerçeğe aykırı beyanda bulunmaya yöneltilmesi cezalandırılır.
- Adli para cezası
- Ceza hukukunda gün-para esasına göre belirlenen para cezasıdır. Madde, bu suç için alt sınırı elli gün olarak belirler; gün sayısının üst sınırı bu maddede yer almaz ve genel hükümlere göre belirlenir.
Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs: hangi şartlar aranır?
- Görülmekte olan bir davanın veya yapılmakta olan bir soruşturmanın bulunması gerekir.
- Beyanın, yargı görevi yapan, bilirkişi veya tanık üzerinde hukuka aykırı etki yaratmaya yönelmiş olması gerekir.
- Beyanın hukuka aykırı bir karar verilmesi, hukuka aykırı bir işlem tesis edilmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunulması amacını taşıması gerekir.
- Beyanın alenen, yani kamuya açık biçimde sözlü ya da yazılı olarak yapılması gerekir.
- Fail bakımından özel bir nitelik aranmaz; herkes fail olabilir.
- Hareketin, yani beyanın, ilgili kişiye ulaşmış olması ve kişinin kabul etmesi gerekmez; madde tamamlanmış suç olarak beyanın yapılmasıyla yetinir.
- Fiilin kasten işlenmesi gerekir; taksirle işlenmesi cezalandırılmaz.
Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs: hangi sonuçları doğurur?
- Madde kapsamındaki fiili işleyen kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.
- Beyanın hedef kişiye ulaşması, kişinin etkilenip hukuka aykırı karar vermesi ya da işlem tesis etmesi suçun tamamlanması için gerekli değildir; beyanın yapılmasıyla suç tamamlanmış olur.
- Hedef kişi hukuka aykırı karar veya işlem tesis etmiş olsa bile bu, faile ayrı bir yaptırım yükler; madde kendi başına bu sonuçları ayrıca cezalandırmaz.
- Beyan alenen yapılmamışsa bu madde uygulanmaz.
- Taksirle yapılan beyan cezalandırılmaz.
Alenen beyan ile kapalı telkin arasındaki fark nedir?
Beyan kamuya açık bir ortamda, basın ya da başka bir alenî yolla yapılır. Bu durumda madde uygulanır.
Beyan yalnızca ilgili kişiye özel bir görüşmede, kapalı biçimde iletilir. Alenilik unsuru gerçekleşmez.
Alenilik yoksa bu madde uygulanmaz; fiil, varsa başka bir suç tipi (örneğin yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs) çerçevesinde değerlendirilir.
Sözlü beyan ile yazılı beyan arasındaki fark nedir?
Açıklama konuşma yoluyla, kamuya açık bir ortamda yapılır.
Açıklama yazılı metin, yayın ya da benzeri bir araçla yapılır.
Her iki biçim de madde kapsamındadır; biçim suçun varlığını etkilemez, yalnızca alenilik koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılır.
Yargı görevi yapan ile bilirkişi ve tanık arasındaki fark nedir?
Yargı görevi yapanın etkilenmesi, karar veya işlem üzerinde doğrudan yetkisi olan kişiye yönelik beyandır.
Bilirkişi ya da tanığın etkilenmesi, görüş veya beyan üzerinde etki yaratmaya yönelik beyandır.
Her iki hal de aynı madde kapsamındadır; fakat hedef kişinin niteliği, fiilin hangi hukuka aykırı sonuca yöneldiğini belirlemede önemlidir.
Görülmekte olan dava ile yapılmakta olan soruşturma arasındaki fark nedir?
Davada, yargılama süreci devam ederken yapılan beyan.
Soruşturma evresinde yapılan beyan.
Her iki süreç de maddenin koruma alanındadır. Ancak madde metni 'yapılmakta olan bir soruşturma' ibaresini içerdiği için bu ibareyi göz ardı etmek hata olur.
Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Alenilik unsurunu aramadan, kapalı bir görüşmede yapılan telkini bu madde kapsamında değerlendirmek; bu durumda madde yerine TCK m.277 uygulanmalıdır.
- Hedef kişinin hukuka aykırı karar vermediğini gerekçe göstererek suçun tamamlanmadığını kabul etmek; madde beyanın yapılmasıyla tamamlanmış suç öngörür.
- Maddede yer alan 'yapılmakta olan soruşturma' ibaresini yorumda göz ardı etmek; maddenin soruşturma evresini de kapsadığı dikkate alınmalıdır.
- Maddenin cezasını, TCK m.277'deki yargı görevi yapanı etkilemeye ilişkin cezayla karıştırmak; bu maddede ceza elli günden az olmamak üzere adli para cezasıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılamaya ilişkin bir beyanın alenen yapılıp yapılmadığı, delil olarak kayıtlarla ve tanık beyanlarıyla değerlendirilir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/298 E., 2023/395 K., 12.07.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Alenilik unsurunu ileri süren savcılık ispat yükü taşır; beyanın kamuya açık bir ortamda yapıldığı yayın kaydı, tutanak, tanık beyanı veya benzeri belgelerle ortaya konur.
- Hukuka aykırı etkileme amacının varlığı, beyanın içeriği ve yapıldığı bağlam dikkate alınarak değerlendirilir; amaç çoğunlukla dolaylı delillerle ispatlanır.
- Sanığın, beyanın alenî olmadığını ya da amaç taşımadığını ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı çürütmek savcılığa düşer.
- Beyanın kamuya açık yapıldığının ispatı için yazılı kayıt veya video gibi somut delil tercih edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.277: Yargı görevi yapanı hukuka aykırı biçimde etkilemeye ilişkin genel düzenlemedir; madde kapsamındaki alenen beyan dışındaki etkileme fiilleri bu madde ile değerlendirilir.
- 5237 sayılı Kanun m.6: Suçun yeri ve zamanı ile ilgili genel hükümler, alenen beyanın işlendiği yerin belirlenmesinde kullanılır.
- 5237 sayılı Kanun m.35: Suçun işlenmesinde iştirakin ve azmettirmenin genel hükümleri, maddede tanımlanan fiile katılanlar bakımından uygulanır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıla | m.278 | Değişik: 2/7/2012-6352/91 md.) (1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.279 | (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar… |
| iki yıla | m.279 | (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar… |
| bir yıla | m.280 | (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.281 | (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıla | m.281 | (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı ay | m.282 | (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde… |
| üç yıldan | m.282 | (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde… |
| yedi yıla | m.282 | (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde… |
| iki yıldan | m.282 | (2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla… |
| beş yıla | m.282 | (2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla… |
| altı aydan | m.283 | (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıla | m.283 | (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.284 | (1) Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.285 | (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/92 md.) (1) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. |
| üç yıla | m.285 | (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/92 md.) (1) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.285 | (5) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| iki yıla | m.285 | (5) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| altı aya | m.286 | (1) Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç aydan | m.287 | (1) Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| bir yıla | m.287 | (1) Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| elli günden | m.288 | (Değişik: 2/7/2012-6352/93 md.) (1) Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı,… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
58 karar- 2025/87 E., 2025/253 K., 11.12.2025İlgili madde: m.284
- 2010/52 E., 2011/113 K., 30.06.2011İlgili madde: m.278
- Ceza Genel Kurulu, 2022/582 E., 2025/574 K., 10.12.2025İlgili madde: m.281
- Ceza Genel Kurulu, 2021/122 E., 2024/182 K., 06.06.2024İlgili madde: m.281
- Ceza Genel Kurulu, 2022/507 E., 2024/121 K., 13.03.2024İlgili madde: m.278
- Ceza Genel Kurulu, 2019/385 E., 2023/534 K., 18.10.2023İlgili madde: m.285
- Ceza Genel Kurulu, 2023/298 E., 2023/395 K., 12.07.2023İlgili madde: m.288
- Ceza Genel Kurulu, 2019/454 E., 2023/324 K., 31.05.2023İlgili madde: m.278
- Ceza Genel Kurulu, 2018/243 E., 2023/160 K., 15.03.2023İlgili madde: m.285
- Ceza Genel Kurulu, 2019/26 E., 2023/91 K., 15.02.2023İlgili madde: m.285
Diğer 48 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2019/508 E., 2022/553 K., 15.09.2022İlgili madde: m.288
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1425 E., 2021/1174 K., 07.10.2021İlgili madde: m.279
- Ceza Genel Kurulu, 2015/172 E., 2018/435 K., 16.10.2018İlgili madde: m.282
- Ceza Genel Kurulu, 2012/322 E., 2012/221 K., 05.06.2012İlgili madde: m.288
- Ceza Genel Kurulu, 2011/31 E., 2011/219 K., 01.11.2011İlgili madde: m.282
- Ceza Genel Kurulu, 2011/57 E., 2011/57 K., 19.04.2011İlgili madde: m.281
- Ceza Genel Kurulu, 2010/178 E., 2011/41 K., 12.04.2011İlgili madde: m.285
- Ceza Genel Kurulu, 2010/204 E., 2011/39 K., 05.04.2011İlgili madde: m.288
- Ceza Genel Kurulu, 2010/207 E., 2010/238 K., 30.11.2010İlgili madde: m.279
- Ceza Genel Kurulu, 2009/21 E., 2009/46 K., 03.03.2009İlgili madde: m.281
- Ceza Genel Kurulu, 2008/221 E., 2009/20 K., 10.02.2009İlgili madde: m.288
- Ceza Genel Kurulu, 2007/234 E., 2008/16 K., 05.02.2008İlgili madde: m.288
- Ceza Genel Kurulu, 2007/166 E., 2007/226 K., 06.11.2007İlgili madde: m.281
- 1. Ceza Dairesi, 2025/6567 E., 2026/214 K., 15.01.2026İlgili madde: m.278
- 5. Ceza Dairesi, 2025/4065 E., 2025/6766 K., 02.06.2025İlgili madde: m.286
- 8. Ceza Dairesi, 2023/2094 E., 2024/9093 K., 27.11.2024İlgili madde: m.283
- 8. Ceza Dairesi, 2023/555 E., 2024/6939 K., 23.09.2024İlgili madde: m.283
- 1. Ceza Dairesi, 2024/365 E., 2024/5217 K., 10.07.2024İlgili madde: m.283
- 1. Ceza Dairesi, 2023/9207 E., 2024/4397 K., 12.06.2024İlgili madde: m.281
- 11. Ceza Dairesi, 2021/37320 E., 2024/3383 K., 13.03.2024İlgili madde: m.284
- 9. Ceza Dairesi, 2023/13081 E., 2024/1584 K., 27.02.2024İlgili madde: m.287
- 5. Ceza Dairesi, 2021/6549 E., 2023/10545 K., 31.10.2023İlgili madde: m.279
- 12. Ceza Dairesi, 2021/1402 E., 2023/3241 K., 25.09.2023İlgili madde: m.286
- 10. Ceza Dairesi, 2022/8880 E., 2023/3517 K., 24.04.2023İlgili madde: m.280
- 10. Ceza Dairesi, 2023/4276 E., 2023/3503 K., 13.04.2023İlgili madde: m.280
- 10. Ceza Dairesi, 2023/3929 E., 2023/3009 K., 04.04.2023İlgili madde: m.280
- 8. Ceza Dairesi, 2020/15494 E., 2023/1217 K., 13.03.2023İlgili madde: m.283, m.284
- 8. Ceza Dairesi, 2021/16162 E., 2023/1245 K., 13.03.2023İlgili madde: m.283
- 8. Ceza Dairesi, 2021/1716 E., 2023/1059 K., 06.03.2023İlgili madde: m.283
- 12. Ceza Dairesi, 2019/10743 E., 2023/463 K., 20.02.2023İlgili madde: m.286
- 12. Ceza Dairesi, 2019/12728 E., 2023/379 K., 13.02.2023İlgili madde: m.286
- 12. Ceza Dairesi, 2019/12703 E., 2023/378 K., 13.02.2023İlgili madde: m.286
- 8. Ceza Dairesi, 2021/15182 E., 2022/4887 K., 23.03.2022İlgili madde: m.280
- 12. Ceza Dairesi, 2017/11910 E., 2018/2544 K., 07.03.2018İlgili madde: m.286
- 16. Ceza Dairesi, 2015/4467 E., 2015/5095 K., 17.12.2015İlgili madde: m.279
- 16. Ceza Dairesi, 2015/4866 E., 2015/2553 K., 14.09.2015İlgili madde: m.278
- 1. Ceza Dairesi, 2013/3 E., 2013/3061 K., 10.04.2013İlgili madde: m.284
- 4. Ceza Dairesi, 2011/19308 E., 2012/7899 K., 04.04.2012İlgili madde: m.279, m.280
- 2. Ceza Dairesi, 2011/21414 E., 2011/25297 K., 13.07.2011İlgili madde: m.280
- 3. Ceza Dairesi, 2010/5509 E., 2010/11129 K., 16.06.2010İlgili madde: m.287
- 4. Ceza Dairesi, 2010/3202 E., 2010/6862 K., 13.04.2010İlgili madde: m.278
- İkinci Bölüm, 2018/37198 E., 27.07.2022İlgili madde: m.279
- Genel Kurul, 2013/6367 E., 10.12.2015İlgili madde: m.285
- Genel Kurul, 2014/18803 E., 10.12.2014İlgili madde: m.285
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/266 E., 2026/604 K., 01.04.2026İlgili madde: m.282
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2026/223 E., 2026/518 K., 12.03.2026İlgili madde: m.282
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/894 E., 2024/1802 K., 14.11.2024İlgili madde: m.282
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/672 E., 2023/577 K., 14.04.2023İlgili madde: m.282
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.285).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Topluma, Devlete Karşı Suçlar ve Diğer Suçlar bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış