İlamsız takip

İcra tebliğleri ve takip talebi

İİK m.57–68/Aİcra ve İflas HukukuSon değişiklik: 02.07.2012 (m.58)

Kısaca

İcra dairelerinin yaptığı tebliğlerde hangi hukukun uygulanacağını belirler ve bu tebliğlerin hangi kişilere, hangi hâllerde yapılabileceğine ilişkin iki ek kural koyar: borçlunun kanunen mümessil (temsilci) atanması gereken kişilerden olması hâli ile meslek veya sanat işlerinden doğan borçlarda tebliğin ilgili kişilere yapılması hâli. İcra ve İflas Kanunu m.58, ilamsız takiplerde takip talebinin hangi yollarla yapılabileceğini ve talepte hangi kayıtların bulunması gerektiğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.57–68/A hükümlerini kapsar.

İİK m.57 — İcra tebliğleri

İcra dairelerinin yaptığı tebliğlerde hangi hukukun uygulanacağını belirler ve bu tebliğlerin hangi kişilere, hangi hâllerde yapılabileceğine ilişkin iki ek kural koyar: borçlunun kanunen mümessil (temsilci) atanması gereken kişilerden olması hâli ile meslek veya sanat işlerinden doğan borçlarda tebliğin ilgili kişilere yapılması hâli. Kapsamı icra dairelerinin tebliğleri ile sınırlıdır ve maddenin uygulanması, İcra ve İflas Kanunu'nun 21. maddesindeki tebliğ düzeniyle birlikte okunur. Maddede tebligatın adres, elektronik tebligat, yurt dışı tebligat, ihbarname ve tebliğ mazbatası usulü ayrıca düzenlenmez; bunlar Tebligat Kanunu'nda (7201 sayılı Kanun) yer alır. Tebligatın sonuçları ile ödeme emrinin tebliğine bağlanan ödeme ve itiraz süresi gibi konular da maddenin kapsamı dışındadır ve İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili maddelerinde (m.61 ve devamı) düzenlenmiştir. İcra dairesinin tebliğ yetkisinin sınırları ve şikâyet yolu da bu maddede aranmamalıdır.

İcra tebliğleri: hangi kavramlar bilinmeli?

İcraya ait tebliğ
İcra dairesinin takip işlemlerini ilgililere bildirmek için yaptığı yazılı bildirim. Madde, bu tebliğlerin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağını söyler.
Kanunen mümessil
Kanun gereği, tüzel kişilik ya da ehliyet eksikliği nedeniyle yerine temsilci tayin edilmesi gereken kişi. Bu kişilere tebliğ, temsilci tayin edilene kadar sorunlu olabilir; borçlu bu durumda temsilci tayinini ister.
Mümessil tayini
Kanunen temsil edilmesi gereken kişi için, yetkili merciden temsilci atanmasıdır. Tayin talebi icra memuruna yapılır, icra memuru bunu kısa sürede ilgili makama iletir.
Meslek veya sanat işi
Medeni Kanun'un 159 ve 396. maddelerine göre yetkili kılınmış kişilerin mesleki faaliyeti kapsamındaki işlemler. Bu işlemlerden doğan borç, tebliğin ilgili kişiye yapılmasını gerektirir.

İcra tebliğleri: hangi şartlar aranır?

  • Tebligatın bir icra dairesi işlemi olması ve icraya ait bir tebliğ niteliği taşıması gerekir; bu durumda tebliğde Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.
  • Borçlunun kendisine kanunen mümessil tayin edilmesi gereken bir şahıs olması hâlinde, borçlunun kısa sürede mümessil tayin edilmesini ilgili makamdan istemesi gerekir.
  • Mümessil tayin talebi icra memuruna yapılmalıdır; icra memuru bu talebi ait olduğu makama iletmelidir.
  • Tebliğin, Medeni Kanun'un 159 ve 396. maddelerine göre yetkili kılınmış kişilerin meslek veya sanatına ilişkin işlemlerden doğan bir borca dair olması gerekir.
  • Bu ikinci halde tebliğ, borcun doğduğu meslek veya sanat işlemini yapan ilgili kişiye yapılmalıdır.

İcra tebliğleri: hangi sonuçları doğurur?

  • İcraya ait tebliğ Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır; tebligat yolu ve muhatabın tespiti bu kanunla belirlenir.
  • Kanunen mümessil tayin edilmesi gereken borçlu için icra memuru, borçlunun talebi üzerine mümessil tayinini ilgili makama iletir.
  • Meslek veya sanat işinden doğan bir borçta tebliğ, Medeni Kanun 159 ve 396. maddelerine göre yetkili kılınmış kişiye yapılır.
  • Bu hâllerin dışındaki genel tebliğlerde madde ek bir muhatap belirlemez; Tebligat Kanunu'nun genel muhatap kuralları geçerlidir.

Genel tebliğ kuralı ile mümessil gerektiren hâl arasındaki fark nedir?

Genel kural: Tebliğ, Tebligat Kanunu'na göre muhataba yapılır; borçlunun tüzel kişilik ya da ehliyet bakımından temsilci gerektirmediği hâllerde bu yol izlenir.

Mümessil gerektiren hâl: Borçlu kanunen temsil edilmesi gereken bir kişidir ve temsilcinin tayin edilmesi gerekir.

Mümessil gerektiren hâlde borçlu, icra memurundan temsilci tayinini ister; tayin süreci tebliğin hangi kişiye yapılacağını belirler.

Genel tebliğ ile meslek veya sanat borcu tebliği arasındaki fark nedir?

Genel tebliğ, borçlunun kendisine ya da Tebligat Kanunu'nda öngörülen kişilere yapılır.

Meslek veya sanat borcunda tebliğ, Medeni Kanun 159 ve 396. maddelerine göre yetkili kılınmış kişiye yapılır.

Meslek veya sanat işinden doğan borçta tebliğin muhatabı, bu özel yetki sahibi kişidir.

İcra tebliğleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İcra dairesi tebliğinde Tebligat Kanunu'nun genel muhatap kurallarının yerine doğrudan 57. maddeyi uygulamak; önce Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanacağını hatırlamak gerekir.
  • Mümessil tayinini kendiliğinden icra dairesinin yapacağını sanmak; maddede talebin borçludan gelmesi ve ilgili makama iletilmesi öngörülür.
  • Meslek veya sanat borcunda tebliği genel hükme göre borçluya yapmak; bu hâlde tebliğ, Medeni Kanun 159 ve 396. maddelerine göre yetkili kılınmış kişiye yapılmalıdır.
  • Mümessil tayini için süre sayıp kesin bir gün sayısı vermek; metinde yalnızca kısa bir zaman öngörülmüştür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İcra dairelerince yapılan tebliğlerde Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanması, icra tebligatında da adres ve muhatap sorunlarının tebligat hukukunun genel kuralları ile çözüldüğü anlamına gelir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/728 E., 2025/261 K., 30.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/994 E., 2023/48 K., 08.02.2023)
  • Tebligatın usulsüzlüğü ve bunun icra işlemlerine etkisi, Yargıtay'ın tebligat konusundaki kararlarında ayrı bir ölçüt olarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/728 E., 2025/261 K., 30.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/994 E., 2023/48 K., 08.02.2023)
  • 57. maddenin ikinci fıkrasına dayanan meslek veya sanat borcu tebliğinde, tebligatın Medeni Kanun'un ilgili hükümleri ile sınırlandığı kabul edilmektedir. (Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/131 E., 2023/360 K., 31.05.2023)
  • Mümessil tayini ile tebligat arasındaki ilişkide, mümessil tayin edilmeden yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığının somut olay bakımından değerlendirildiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5859 E., 2024/3195 K., 24.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebligatın usulüne uygun yapıldığını ve muhatabın doğru belirlendiğini ileri süren taraf (genellikle alacaklı ya da icra dairesi) bunu ispatla yükümlüdür; tebliğ mazbatası ve tebliğ belgesi bu ispatın temel delilidir.
  • Borçlu, tebligatın kendisine usulüne uygun yapılmadığını ya da kendisine mümessil tayin edilmesi gerektiğini ileri sürerse bu iddiasını ispatla yükümlüdür; belge ve resmi kayıtlar kullanılabilir.
  • Borçlunun kanunen mümessil tayin edilmesi gerekip gerekmediği, tüzel kişilik ya da ehliyet durumunu gösteren resmi kayıtlarla ispat edilir.
  • Meslek veya sanat işinden doğduğunu ileri süren alacaklı, borcun ilgili Medeni Kanun maddelerine göre yetkili kişinin işlemi sonucu doğduğunu belgelerle göstermek zorundadır.
  • Tebligatın usulsüzlüğü iddiasında, borçlunun tebligatı fiilen öğrendiği ve bunu ispatlayamadığı durumda, usulsüz tebliğin sonuçları değerlendirilir; bu konu karar içeriğine göre farklılaşabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.21: İcra dairelerince yapılacak tebliğlerin yazılı yapılmasını ve Tebligat Kanunu'na göre yürütülmesini düzenler. 57. madde ile birlikte tebligatın genel çerçevesini oluşturur.
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu: Maddenin uygulanacağı tebligat kuralları (muhatap, adres, memur ile tebligat, elektronik tebligat) bu kanunda düzenlenmiştir.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.159: Maddede anılan meslek veya sanat yetkisini düzenleyen hükümdür; tebliğin kime yapılacağını belirleyen ölçütü verir.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.396: Maddede anılan ikinci meslek veya sanat yetki hükmüdür; 159. madde ile birlikte tebliğin muhatabını belirler.

İİK m.58 — Takip talebi ve muhtevası

İcra ve İflas Kanunu m.58, ilamsız takiplerde takip talebinin hangi yollarla yapılabileceğini ve talepte hangi kayıtların bulunması gerektiğini düzenler. Talebin yazılı, sözlü veya elektronik ortamda yapılabilmesi, alacaklı, borçlu ve tereke mirasçılarına ilişkin kimlik ve adres bilgileri, alacağın Türk parası karşılığı, faiz ve kur bilgileri, takibe dayanak senet ya da borcun sebebi ile takip yolunun seçilmesi bu maddenin konusudur. Madde, takip talebinin kime ve hangi icra dairesine yapılacağını, ödeme emrinin düzenlenmesini ve harç ile gider ödemesini düzenlemez (m.59 ve m.58'in dışındaki yetki kuralları). Kambiyo senetlerine özgü takip usulünü, ödeme emrinin içeriğini ve itiraz süresini de düzenlemez (İİK m.60, m.62 ve m.164 vd.). Madde, takibe başlamanın hangi koşullarda mümkün olduğunu değil, talebin içeriğini düzenler; ilamlı takip ve abonelik sözleşmelerinden doğan takiplere ilişkin özel usuller ayrıdır.

Takip talebi ve muhtevası: hangi kavramlar bilinmeli?

Takip talebi
Alacaklının alacağının tahsili için icra dairesine yaptığı, takip işlemini başlatan irade beyanıdır. Bir taraf takip işlemi olduğundan tatil ve erteleme süreleri içinde de yapılabilir.
Zorunlu unsurlar
Talepte bulunması gereken ve eksikliğinde ödeme emri gönderilmesini engelleyen kayıtlardır. Maddenin birinci ve ikinci bentlerinde ve üçüncü bentte sayılanlar bu kapsamdadır.
Tereke mirasçıları
Miras bırakanın terekesine karşı yapılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak kişilerdir. Adları, soyadları, biliniyorsa kimlik veya vergi kimlik numaraları ile yerleşim yerleri talepte gösterilir.
Yabancı para alacağı
Türk parası dışındaki bir para birimi üzerinden talep edilen alacaktır. Talepte alacağın hangi tarihteki kur üzerinden istendiği ve faizinin gösterilmesi gerekir.
Takip dayanağı senet
Alacağın dayandığı belgedir. Resmi senet olmak zorunda değildir; taraflar arasındaki yazılı sözleşme de bu anlamda senet sayılır. Senet yoksa borcun sebebi yazılır.
Tevdi mecburiyeti
Alacak belgeye dayanıyorsa belgenin aslının ya da alacaklı veya mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine bırakılmasıdır.

Takip talebi ve muhtevası: hangi şartlar aranır?

  • Takip talebinin yazılı, sözlü veya elektronik ortamda icra dairesine yapılması gerekir.
  • Talepte alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ile vekilinin adı ve soyadı bulunmalıdır.
  • Talepte alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri gösterilmelidir.
  • Alacaklının varsa T.C. kimlik veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri talepte yer almalıdır; yabancı memlekette oturan alacaklı Türkiye'de bir yerleşim yeri göstermelidir.
  • Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı ile alacaklı tarafından biliniyorsa kimlik veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri yazılmalıdır.
  • Tereke aleyhine yapılan takipte tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı ve biliniyorsa kimlik veya vergi kimlik numarası ile yerleşim yerleri gösterilmelidir.
  • Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı yazılmalıdır; faizli alacakta faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün de belirtilmelidir.
  • Yabancı para alacağında alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi gösterilmelidir.
  • Alacak senede dayanıyorsa senet talepte yer almalı, senet yoksa borcun sebebi yazılmalıdır.
  • Takip yollarından hangisinin seçildiği talepte belirtilmelidir.
  • Alacak belgeye dayanıyorsa belgenin aslı veya tasdikli örneği ile borçlu sayısından bir fazla örnek takip talebi anında icra dairesine verilmelidir.
  • Talebi yapan alacaklı veya vekilinin imzası bulunmalıdır.

Takip talebi ve muhtevası: hangi sonuçları doğurur?

  • Talepte maddede sayılan zorunlu unsurlar bulunuyorsa icra dairesi takibi işleme koyar ve borçluya ödeme emri gönderir.
  • Zorunlu unsurlardan biri eksikse talep, ödeme emri düzenlenmesine elverişli değildir ve icra dairesi eksikliğin giderilmesini ister.
  • Alacak belgeye dayanıyorsa belgenin aslı veya tasdikli örneği ile borçlu sayısından bir fazla örnek talep anında verilmezse talep eksik sayılır.
  • Takip talebinde bulunan alacaklıya talep ve takip masrafları ile belgeler için bedava ve pulsuz bir makbuz verilir.
  • Talep alacaklının takip işlemi olarak tatil ve erteleme süreleri içinde de yapılabilir.
  • Sözlü talep yapıldığında bilgiler tutanağa geçirilir ve alacaklı ile icra müdürü veya yardımcısı ya da kâtip tarafından imzalanır.

Yazılı talep / sözlü talep / elektronik talep: fark nedir?

Yazılı talep alacaklının imzalı dilekçe ile yaptığı başvurudur.

Sözlü talepte alacaklı gerekli bilgileri icra müdürüne verir ve bu bilgiler tutanağa geçirilir; elektronik talepte ise başvuru elektronik ortamda yapılır.

Üç biçim de geçerlidir; hangi biçimde yapılırsa yapılsın talepte aynı zorunlu unsurların bulunması gerekir.

Genel zorunlu unsurlar ile senede dayalı talepte ek unsurlar arasındaki fark nedir?

Her takip talebinde alacaklı, borçlu, alacak tutarı ve takip yolu gibi unsurlar aranır.

Alacak belgeye dayanıyorsa belgenin aslı ya da tasdikli örneği ile borçlu sayısından bir fazla örnek de icra dairesine verilmek zorundadır.

Belgenin ibrazı yapılmazsa talebin eksik kaldığı kabul edilir; belgesiz talepte bu unsur eksik sayılır.

Yabancı para alacağı ile türk parası alacağı arasındaki fark nedir?

Yabancı para alacağında alacağın Türk parasıyla tutarı, kurun tarihi ve faiz talepte gösterilir.

Türk parası alacağında yalnızca Türk parasıyla tutar ve faiz gerekir; kur bilgisi aranmaz.

Yabancı para alacağında kur tarihinin ve Türk parası karşılığının eksik yazılması, ödeme emrinin düzenlenmesini engelleyen eksiklik oluşturur.

Alacaklının Türkiye'de yerleşim yeri var ile yabancı memlekette oturan alacaklı arasındaki fark nedir?

Türkiye'de yerleşim yeri bulunan alacaklı, kendi yerleşim yerini talepte gösterir.

Yabancı memlekette oturan alacaklı Türkiye'de bir yerleşim yeri göstermek zorundadır.

Türkiye'de yerleşim yeri göstermeyen yabancı alacaklının yerleşim yeri icra dairesinin bulunduğu yer sayılır.

Borçlunun kimlik numarası biliniyor ile bilinmiyor arasındaki fark nedir?

Alacaklı borçlunun T.C. kimlik veya vergi kimlik numarasını biliyorsa talepte yazmak zorundadır.

Alacaklı bu numarayı bilmiyorsa numara eksikliği talebin geçersizliği için yeterli değildir.

Kimlik numarası yalnızca biliniyorsa zorunlu olur; bilinmeyen numara nedeniyle talep reddedilmez.

Genel takip talebi ile tereke aleyhine takip talebi arasındaki fark nedir?

Kişiye karşı yapılan takipte borçlunun kendi bilgileri yazılır.

Tereke aleyhine yapılan takipte kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı ve yerleşim yerleri ayrıca gösterilir.

Mirasçı bilgilerinin eksik bırakılması tebligat yapılmasını engeller ve takibin yürütülmesini zorlaştırır.

Takip talebi ve muhtevası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kimlik numarasının ya da yerleşim yerinin her durumda zorunlu olduğunu varsaymak; madde bu bilgileri yalnızca biliniyorsa ya da varsa aradığından doğrusu koşullu aramaktır.
  • Yabancı para alacağında kur tarihini ve Türk parası karşılığını yazmadan talep vermek; bu eksiklik ödeme emrinin düzenlenmesini engeller.
  • Senede dayanan alacakta belgenin aslını ya da borçlu sayısından bir fazla örneğini talep anında icra dairesine vermemek.
  • Yabancı memlekette oturan alacaklının Türkiye'de yerleşim yeri göstermeden takip açmak; bu durumda icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır ve bu hukuki sonucu gözden kaçırmak.
  • Tereke aleyhine takipte mirasçıların adlarını ve yerleşim yerlerini eksik yazmak; tebligat yapılacak kişiler belirlenemeyeceğinden takip işleyemez.
  • Sözlü talepte bilgileri tutanağa geçirme ve imza şartını atlamak; tutanak imzasız kalırsa talebin geçerliliği tartışmalı olur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Takip talebinin içeriğinin genel haciz yolundaki takiple aynı olduğu ve m.58'de öngörülen kayıtları içermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/725 E., 2011/314 K., 18.05.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2010/724 E., 2011/289 K., 11.05.2011)
  • Yabancı para alacağında Türk parası karşılığının ve kur bilgisinin ödeme emrinde yazılmamasının takibin geçersizliğini doğurduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/957 E., 2024/281 K., 22.05.2024)
  • Zorunlu unsurların takip talebinde bulunması gerektiği ve eksikliğin takibi etkilediği, Bölge Adliye Mahkemelerince de benimsenmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1902 E., 2025/270 K., 12.02.2025)
  • Senede dayalı takiplerde senet bilgisinin ve senedin takip talebinde yer almasının önemi, Yargıtay'ın kararlarında vurgulanmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2025/755 E., 2025/1337 K., 29.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Takip talebinin zorunlu unsurlarını eksiksiz yazmak ve gerekli belgeleri ibraz etmek alacaklıya düşer; talebin eksiksiz olduğunu icra dairesi önünde alacaklı göstermelidir.
  • Alacağın varlığını ve miktarını ortaya koyan senet veya borcun sebebi, takip talebinin ekinde ya da tevdi edilen belgede yer alır.
  • Yabancı para alacağında kur tarihi ile Türk parası karşılığının talepte yer aldığı, talep belgesinin kendisiyle ispatlanır.
  • Borçlu, takip talebindeki eksikliği itiraz yoluyla ileri sürebilir; eksikliğin varlığını ileri süren taraf bunu ispatlar.
  • Sözlü talepte bilgilerin tutanağa doğru geçirildiği, tutanağın alacaklı ve icra memuru tarafından imzalanmasıyla belgelenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.59: Takip talebi ile birlikte başvurma harcı, binde beş peşin harç ve tebliğ masrafının peşin olarak verilmesini düzenler; m.58'deki kayıtların yanında ödenmesi gereken bedelleri belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.60: Kambiyo senetlerine özgü takipte ödeme emrinin içeriğini düzenler; yabancı para alacağında Türk parası karşılığının ödeme emrinde yer alması bu maddeyle ilgilidir.
  • 2004 sayılı Kanun m.62: Borçlunun ödeme emrine karşı itiraz hakkını düzenler; takip talebindeki bilgilerin borçluya tebliğ edilebilmesinin dayanağıdır.

İİK m.59 — Takip masrafları

İİK m.59, takip masraflarının kimin tarafından ve ne zaman ödeneceğini ve sonradan kimin sorumlu olacağına dair ilk ilkeyi düzenler. Madde, takip masrafının borçluya ait olduğunu söyler; alacaklının işlemin masrafını ve borçluya itiraz tebliğ masrafını peşin avans olarak ödemesini zorunlu kılar; ilk ödenen paradan masrafını alabileceğini belirtir. Madde ilamlı ve ilamsız takiplerde, cebri icra işlemlerinin tümünde alacaklı bakımından uygulanır. Maddede yer almayan konular şunlardır: takip harçlarının miktarı ve türleri (Harçlar Kanunu'na yollama, İİK m.15), vekâlet ücretinin hesabı ve tarifesi (İİK m.138), takip sonunda haksız çıkan tarafa masrafın yükletilmesi (İİK m.138), tebligatın usulü (İİK m.62 ve tebligat mevzuatı) ve gider avansının medeni yargılamadaki karşılığı (HMK). Bu konular ayrı maddelerde ya da başka mevzuatta düzenlenmiştir.

Takip masrafları: hangi kavramlar bilinmeli?

Takip masrafları (takip giderleri)
İcra organlarının takibi tam ve doğru yürütebilmesi için yaptığı harcamalardır; tebligat, muhafaza, taşıma, satış, ilan giderleri ve vekâlet ücreti bunlara örnektir. Harçlardan farklı olarak devlete kalmaz, hizmeti gören kişiye ödenir.
Avans
Bir işlemin yapılabilmesi için alacaklının işlemden önce peşin olarak ödediği tutardır. Avans ödenmezse talep hükümsüz kalır ve işlem yapılmaz.
Takip talebine bağlı itiraz tebliği masrafı
Takip talebinde bulunurken borçlunun 62. maddeye göre yapabileceği itirazın borçluya tebliği için gereken masraftır. Alacaklı bu tutarı da takip talebiyle birlikte peşinen öder.
İlk ödenen para
Takip kapsamında borçludan tahsil edilen ilk paradır. Alacaklı, peşin ödediği masrafları bu paradan geri alabilir; bu hak, masrafın sonradan sorumlusunun kim olacağından bağımsız olarak doğar.

Takip masrafları: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının icra dairesine takip talebinde bulunmuş olması gerekir.
  • Alacaklı, talep ettiği her icra işleminin masrafını işlemden önce peşin olarak ödemelidir.
  • Alacaklı, takip talebi sırasında borçluya itiraz tebliği için gereken masrafı da peşin olarak ödemelidir.
  • Peşin ödenmeyen işlem için talep hükümsüz kalır; icra dairesi o işlemi yapmaz.
  • Ödeme, alacaklı tarafından yapılmalıdır; masraf borçludan tahsil edilecek ise bu, takibin sonunda ve borçludan gerçekleşir.

Takip masrafları: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı talep ettiği işlemin masrafını peşin ödemezse, o işlem yapılmaz ve talep hükümsüz kalır.
  • Alacaklı, takip talebi sırasında itiraz tebliği masrafını da ödemezse takip ilerletilemez.
  • Alacaklı, takibin ilk tahsil edilen parasından peşin ödediği masrafları geri alabilir.
  • Masrafın borçluya ait olduğu kuralı, takip sonunda haksız çıkan tarafın masrafı ödemesi anlamına gelmez; bu sonuç ayrı bir kurala göre belirlenir.

Takip masrafının ödenmesi ile takip masrafının sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Ödeme anı, takibin başında alacaklının peşin avans olarak masrafı ödemesidir. Bu, işlemin yapılabilmesi için zorunlu bir ön koşuldur.

Sorumluluk ise takip sona erdiğinde masrafın kime yükletileceğidir. Bu, takip sonucunda haklı çıkan tarafın durumuna bağlıdır.

Başlangıçta ödeme alacaklıya aittir; son sorumluluk ise haksız çıkan tarafa aittir. Madde metni yalnızca ilk ödeme yükümünü düzenler ve sorumluluğu sonuca bağlamaz.

Genel masraf ile tebliğ masrafı arasındaki fark nedir?

Genel masraf, işlemin yapılmasını isteyen alacaklının talep ettiği her muamelenin masrafıdır.

Tebliğ masrafı ise takip talebi sırasında borçluya itiraz tebliği için ayrıca avans olarak ödenen tutardır.

Her ikisi de takip talebiyle birlikte peşin ödenir; ancak tebliğ masrafı, maddede özellikle belirtilen ayrı bir kalemdir.

Takip masrafları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Takip masrafının borçluya ait olduğu kuralını, takip sonunda borçlunun haklı çıksa bile masrafı ödemesi biçiminde yorumlamak; sonuç bakımından masraf, haksız çıkan tarafa yüklenir.
  • Peşin ödenmesi gereken masrafı takip sonunda tahsil edilecek bir kalem gibi değerlendirmek; avans ödenmeden işlem yapılamaz.
  • Tebliğ masrafını genel masraf kalemi içinde sayıp takip talebiyle birlikte ödenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Alacaklının ilk ödenen paradan masrafını alma hakkını, masrafın sonradan borçluya yüklenmesiyle karıştırmak.
  • Gider avansı kurumunu HMK'daki dava avansıyla aynı görüp icra takiplerinde doğrudan uygulamak; icra takibinde avans yalnızca m.59 gibi açık bir hükümle alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sıra cetvelinin hangi kurallara göre düzenleneceği konusunda Yönetmeliğin 59. maddesi atıf yapılmaktadır; bu atıf, m.59'un kendisi yerine yönetmelik düzenlemesine yönelen bir uygulama olarak okunmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/729 E., 2021/265 K., 16.03.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2017/262 E., 2020/751 K., 13.10.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2022/976 E., 2023/32 K., 08.02.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2019/52 E., 2022/1141 K., 22.09.2022)
  • Borçlunun 59. ve 62. maddelerdeki itiraz hakkına ilişkin düzenlemelerin, yargılamanın hiçbir aşamasında ileri sürülmediği durumda mahkemenin resen davalı lehine hüküm kuramayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2022/647 E., 2024/389 K., 31.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Takip masrafını avans olarak ödediğini ileri süren alacaklıdır; icra dairesinin tahsilat veya masraf makbuzu bu ödemeyi ispat eder.
  • Alacaklının peşin ödemeyi yapmadığı iddiası borçlu tarafından ileri sürülürse, icra dairesi kayıtları ve ödeme belgeleri ile ispat edilir.
  • Alacaklı, ilk tahsil edilen paradan masrafını geri aldığını iddia ediyorsa tahsilat makbuzu ve icra dairesi dosyası ile ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.62: Borçlunun takip talebine itiraz hakkını düzenler; m.59'un tebliğ masrafı ayrımının konusudur.
  • 2004 sayılı Kanun m.15: İcra harçlarının Harçlar Kanunu'na göre belirleneceğini düzenler; m.59'da harç değil masraf ödenir.
  • 2004 sayılı Kanun m.138: Takip masraflarının takip sonunda haksız çıkan tarafa yükletilmesini ve vekâlet ücretinin takip gideri olarak hesaplanmasını düzenler; m.59'un sorumluluk boyutunu tamamlar.

İİK m.60 — Ödeme emri ve muhtevası

Madde, icra müdürünün takip talebi üzerine düzenleyeceği ödeme emrinin içeriğini ve nüsha sayısını düzenler. Ödeme emrinde yer alacak bilgi kısmı (alacaklı, borçlu ve alacağa ilişkin kayıtlar), borca ve masrafa ilişkin ödeme ihtarı, senet altındaki imza ve borca itiraz ihtarları, mal beyanı ihtarı, cebri icraya devam ihtarı, nüsha düzenleme ve alacaklıya verilen nüshanın harçsızlığı konularını kapsar. Kanun, kararın tebliği ve borçlunun itiraz süresinin işleyişini düzenlemez; bu konular ödeme emrinin tebliğine (m.61), itiraza (m.62) ve ödeme emrine karşı şikâyete (m.16) ilişkindir. Takip talebinin şartları (m.58) ve icra müdürünün talebi inceleme yetkisi de bu maddenin konusu değildir; ödeme emri ile talep arasındaki uygunluk ise şikâyet yoluyla denetlenir.

Ödeme emri ve muhtevası: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme emri
Borçluya icra dairesi tarafından gönderilen, borcun ödenmesi ya da itiraz edilmesi çağrısını içeren resmî takip işlemidir. Takibin ilk icra işlemi olup borçluya savunma imkânı tanır.
Bilgi kısmı
Ödeme emrinde takip talebindeki alacaklı, borçlu ve alacağa ilişkin kayıtların yer aldığı bölümdür. Alacaklı ya da vekilinin banka hesap numarası bu bölüme yazılmaz.
İhtar kısmı
Borçluya ödeme, itiraz, mal beyanı ve cebri icra sonuçlarını bildiren bölümdür. Ödeme emrinin hukuki sonuçlarını doğuran kısım budur.
Teminat ihtarı
Borç yerine teminat verilmesi gereken hallerde, teminatın yedi gün içinde gösterilmesini borçluya bildiren ihtardır. Teminat mükellefiyeti yoksa bu ihtar yazılmaz; ödeme ihtarı tek başına yeterlidir.
Müşterek nüsha farkı
Ödeme emri nüshaları arasında çelişki bulunduğunda borçludaki nüshanın esas alınmasıdır. Kanun, nüshalar arasında uyuşmazlığa borçlu nüshası lehine çözüm getirir.

Ödeme emri ve muhtevası: hangi şartlar aranır?

  • Takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine icra müdürünce karar verilmiş olmalıdır; bu karar verilmezse talep kabul edilmeyip karar tutanağa yazılır.
  • Ödeme emrinin bilgi kısmında alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası dışında, 58. maddeye göre takip talebine yazılması gereken kayıtlar yer almalıdır.
  • Ödeme emrinde, borç ve giderlerin yedi günlük süre içinde icra dairesinin banka hesabına yatırılmasına dair uyarı bulunmalıdır; borç teminat verilmesine bağlıysa teminatın bu süre içinde gösterilmesi de ihtar edilmelidir.
  • Takibin dayandığı senet altındaki imza borçluya ait değilse bunun yedi gün içinde ayrıca ve açıkça bildirilmesi, aksi halde imzanın borçlu tarafından atılmış sayılacağı ihtar edilmelidir; imzayı reddeden borçlunun icra mahkemesindeki duruşmada hazır bulunması ve bulunmazsa itirazının geçici olarak kaldırılacağı da ihtar edilmelidir.
  • Borcun tamamına veya bir kısmına ya da alacaklının takip yapma hakkına ilişkin itirazın yedi gün içinde bildirilmesi ihtar edilmelidir.
  • Senet veya borca itiraz edilmediği takdirde yedi gün içinde 74. maddeye göre mal beyanında bulunulması, bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı ve gerçeğe aykırı beyanın ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtar edilmelidir.
  • Borç ödenmez ya da itiraz edilmezse cebri icraya devam edileceği beyan edilmelidir.
  • Ödeme emri iki nüsha düzenlenmeli; bir nüsha borçluya gönderilmeli, diğeri icra dosyasına konulmalıdır. Alacaklı isterse ona ayrıca tasdikli bir nüsha verilebilir.

Ödeme emri ve muhtevası: hangi sonuçları doğurur?

  • Takip talebine uygun olarak düzenlenmeyen ödeme emri şikâyet yoluyla iptal edilebilir.
  • Ödeme emrinde 58. maddeye göre gerekli kayıtlar veya zorunlu ihtarlar bulunmazsa, borçlu süresiz şikâyet yoluyla ödeme emrinin iptalini isteyebilir.
  • Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi halinde sonraki takip işlemleri geçersiz olur ve şikâyet üzerine iptal edilebilir.
  • Yedi günlük süre dolmadan yapılan haciz gibi takip işlemleri, borçlunun şikâyeti üzerine iptal edilebilir.
  • Borçlu süresinde itiraz etmez ve borcu ödemezse cebri icraya devam edilir.
  • Borçlu süresinde imza ya da borca itiraz ederse takip, itiraz hükümlerine göre seyreder.
  • Senedin altındaki imza itirazı süresinde bildirilmezse imza borçlu tarafından atılmış sayılır.
  • Mal beyanı ihtarının bulunmaması ödeme emrinin iptalini gerektirmez; ancak borçlu hakkında cezai yaptırımların uygulanmasına engel olur.

Bilgi kısmı ile ihtar kısmı arasındaki fark nedir?

Bilgi kısmı, takip talebindeki alacaklı, borçlu ve alacağa ilişkin kayıtları taşır.

İhtar kısmı, borçlunun ödeme, itiraz ve mal beyanı yükümlülüklerini ve bunların sonuçlarını bildirir.

Bilgi kısmındaki eksiklik ödeme emrinin şikâyetle iptalini doğurabilir; ihtar kısmındaki eksik ihtar ise borçlunun süresiz şikâyet yoluyla sonraki işlemlerin iptalini isteyebilmesine yol açar.

Alacaklı nüshası ile borçlu nüshası arasındaki fark nedir?

Borçluya gönderilen nüsha, borçlunun savunma ve ödeme yükümlülüğünün dayanağıdır.

Alacaklıya verilen nüsha, alacaklının isteğine bağlı olarak verilen tasdikli örnektir.

İki nüsha arasında fark varsa borçludaki nüsha geçerlidir; alacaklıya verilen nüsha hiçbir resim ve harca tabi değildir.

Ödeme ihtarı ile teminat ihtarı arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak borcun ve masrafların icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarı yazılır.

Borç teminat verilmesine bağlıysa, ayrıca teminatın yedi gün içinde gösterilmesi ihtar edilir.

Teminat yükümlülüğü varsa ihtar kapsamı genişler; teminat gösterilmediğinde takibin devamı bu yükümlülüğe bağlanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ödeme emrinin takip talebine uygun düzenlenmemesi kamu düzenine ilişkin kabul edilmekte ve bu durumda şikâyetin süreye bağlı olmadığı belirtilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1139 E., 2024/581 K., 27.11.2024)
  • Ödeme emrinde unsurların noksan bulunmasının ödeme emrini kendiliğinden batıl kılmadığı, eksikliğin şikâyet yoluyla ileri sürülebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1139 E., 2024/581 K., 27.11.2024)
  • Borçlu, ödeme emrine süresinde itiraz etmiş olsa da bu durum, ödeme emrinin şikâyet yoluyla iptalini istemesine engel değildir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/1241 E., 2025/1460 K., 10.07.2025)
  • Senede dayanan takiplerde ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının yazılmamasının ödeme emrindeki eksiklik olarak değerlendirildiği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/957 E., 2024/281 K., 22.05.2024)
  • Ödeme emrinde alacaklının banka hesabının yazılmaması zorunlu kabul edilmekte, borçlunun ödemesinin icra dairesinin banka hesabına yapılması gerektiği belirtilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2025/703 E., 2025/709 K., 22.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme emrinin 58. madde kapsamındaki kayıtları taşıdığını ve takip talebine uygun olduğunu gösterme yükü icra dairesindedir; ödeme emrinin dosyadaki nüshası ile takip talebi karşılaştırılarak bu hususta belge sunulur.
  • Ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini ispat yükü icra dairesinde ve tebliğ belgesinde bulunur; tebliğ belgesi bu konuda temel delildir.
  • Borçlu, ödeme emrinde yazılı ihtarın bulunmadığını ya da ödeme emrinin takip talebine aykırı olduğunu iddia ederse, bu iddiayı ödeme emri ile takip talebinin karşılaştırılmasıyla ispatlar.
  • Senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasını yedi gün içinde yazılı olarak bildirmesi gerekir; bu bildirimin yapılıp yapılmadığı icra dosyasındaki belgelerle ispatlanır.
  • Borçlunun süresinde itiraz ettiğini ispat yükü borçludadır; itirazın icra dairesine ulaştığını gösteren dilekçe veya tutanak bu konuda delil olur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.58: Takip talebinde yer alması gereken kayıtları belirler; ödeme emrinin bilgi kısmı bu kayıtlara göre düzenlenir.
  • 2004 sayılı Kanun m.61: Ödeme emrinin borçluya tebliğini ve birden fazla borçlu ya da takip olduğunda uygulanacak usulü düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.62: Ödeme emrine itiraz hakkını ve itirazın kapsamını düzenler; bu maddedeki yedi günlük ihtarlar oradaki itiraz rejimine bağlanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.74: Ödeme emrinde yer alan mal beyanı ihtarının dayanağıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.16: Ödeme emrinin usule ve içeriğe aykırılığı halinde şikâyet yolunu düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.68: İmza itirazı yapan borçlunun icra mahkemesindeki duruşmaya katılmaması halinde itirazın geçici kaldırılmasını düzenler.

İİK m.61 — Ödeme emrinin tebliği

İİK m.61, ödeme emrinin borçluya gönderilme süresini, belgeye dayanan takiplerde belgenin tasdikli örneğinin ödeme emrine bağlanmasını, müşterek borçlulara ve aynı gün veya ayrı günlerde yapılan birden çok takibe ilişkin tebliğ sırasını düzenler. Maddenin uygulanması icra dairesi ile ödeme emrinin muhatabı olan borçlu ve müşterek borçlular bakımından söz konusudur. Ödeme emrinin içeriği ve düzenlenmesi (m.60), itiraz süresi ve şekli (m.62, m.66), tebligatın yapılış usulü (7201 sayılı Tebligat Kanunu) bu maddede düzenlenmez. Ödeme emrinin tebliğinden sonra doğan itiraz ve takibin durması sonuçları ile şikâyet yolu da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ödeme emrinin tebliği: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme emri
Borçluya takibi ve borcunu ödemesi ya da itiraz etmesi gerektiğini bildiren, icra müdürünce düzenlenen ilk icra takip işlemidir. Düzenlenmesi yetmez, borçluya tebliğ edilmesiyle hüküm ve sonuçlarını doğurur.
Müşterek borçlular
Aynı alacak bakımından birlikte takip edilen birden çok borçludur. Bunların tümü veya bir kısmı tek bir mümessil tarafından temsil ediliyorsa, her birine ayrı ayrı ödeme emri tebliği zorunluluğu aranmaz.
Belgeye dayalı takip
Takibin, takip talebine bağlanan bir belgeye, örneğin senede dayandığı takiptir. Bu takiplerde belgenin tasdikli bir örneği ödeme emrine bağlanır.
Takip talebinden itibaren süre
Tebliğ süresinin başlangıç noktasıdır. Süre, icra dairesine takip talebinin verildiği andan itibaren işler, ödeme emrinin düzenlendiği ya da tebliğ edildiği andan değil.

Ödeme emrinin tebliği: hangi şartlar aranır?

  • Icra dairesine geçerli bir takip talebinin verilmiş ve icra müdürünce ödeme emri düzenlenmesine karar verilmiş olması gerekir.
  • Ödeme emrinin, takip talebinden itibaren en geç üç gün içinde borçluya tebliğe gönderilmesi gerekir; bu süre geçildikten sonra gönderilen ödeme emri de geçerlidir, ancak icra müdürünün sorumluluğu doğabilir.
  • Takip bir belgeye dayanıyorsa belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanması gerekir.
  • Birden çok müşterek borçlu aynı anda takip ediliyorsa her birine ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edilmesi gerekir; bunların tümü veya bir kısmı bir mümessil tarafından temsil ediliyorsa bu zorunluluk aranmaz.
  • Bir borçlu hakkında aynı günde birden çok takip talebi varsa, bu takiplerin ödeme emirleri aynı zamanda tebliğe gönderilmelidir.
  • Kanunen eklenmesi gereken müddetler saklıdır; bu sürelerin ödeme emri tebliğ süresine eklenmesi mümkündür.
  • Borçlu hakkında ayrı günlerde birden çok takip talebi bulunuyorsa, en eski talep tarihli takip talebinden önce hiçbir ödeme emri tebliğe gönderilemez.

Ödeme emrinin tebliği: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme emri takip talebinden itibaren üç gün içinde tebliğe gönderilirse süre yönünden kanuna uygun olur.
  • Üç günlük süre geçtikten sonra gönderilen ödeme emri de geçerlidir; bu süre ödeme emrinin geçerlilik şartı değildir.
  • Belgeye dayalı takipte tasdikli örnek ödeme emrine bağlanmazsa bu eksiklik şikâyet sebebi olur.
  • Müşterek borçlulardan birine ayrı ödeme emri tebliğ edilmezse ve temsil hali de yoksa usulsüz tebliğ söz konusu olur.
  • Ayrı günlerdeki talepler sırasına aykırı şekilde işlenip daha yeni talebe ait ödeme emri önce tebliğe gönderilirse, bu durum borçlu bakımından takibin iptalini gerektirebilecek bir usulsüzlük oluşturur.
  • Ödeme emrinin usulüne uygun tebliği yapılmadan takibe devam edilemez; aksi halde sonraki işlemler şikâyetle iptal edilebilir.
  • Kanunen eklenmesi gereken müddetler saklı olduğundan, bu süreler ödeme emri tebliğ süresine eklenebilir.

Tek borçlu ile müşterek borçlular arasındaki fark nedir?

Tek bir borçluya yapılan takipte tek ödeme emri tebliğ edilir.

Birden çok müşterek borçluya yapılan takipte her borçluya ayrı ayrı ödeme emri gönderilir.

Ayrı tebliğ yapılmazsa ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmiş sayılmaz; mümessil ile temsil hali ayrı tebliğ zorunluluğunu kaldırır.

Aynı gün takipler ile ayrı günlerde takipler arasındaki fark nedir?

Aynı gün birden çok takip talebi verilmişse ödeme emirleri aynı zamanda tebliğe gönderilir.

Ayrı günlerde verilen takiplerde en eski talepten önce hiçbir ödeme emri tebliğ edilemez.

Aynı gün talepler birlikte işlenir; ayrı günlerdeki talepler tarih sırasına bağlanır ve eski talep sahibinin önceliği korunur.

Belgeye dayalı takip ile belgesiz takip arasındaki fark nedir?

Takip bir belgeye dayanıyorsa belgenin tasdikli örneği ödeme emrine bağlanır.

Belgeye dayanmayan takipte bu ek belge zorunluluğu yoktur.

Belgeli takipte tasdikli örnek eklenmezse ödeme emri eksik kalır ve şikâyet sebebi olabilir.

Ödeme emrinin tebliği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç günlük süreyi ödeme emrinin geçerlilik şartı saymak; oysa süre geçse de tebliğ edilen ödeme emri geçerlidir, yalnızca icra müdürünün sorumluluğu doğabilir.
  • Müşterek borçlulardan birine tebliğ yapıp diğerine yapmamak; her borçlu için ayrı tebliğ gerekir, mümessil hali dışında bu zorunluluk aynen geçerlidir.
  • Ayrı günlerdeki takipleri aynı gün takipleriyle karıştırmak; aynı gün talepler birlikte tebliğe gönderilirken ayrı günlerdeki taleplerde en eski talepten önce tebliğ yapılamaz.
  • Belgeye dayalı takipte tasdikli örnek eklenmesi gerektiğini unutmak; bu eksiklik şikâyet sebebidir.
  • Kanunen eklenmesi gereken müddetleri hiç hesaba katmamak; süre hesabında saklı tutulan sürelerin eklenip eklenmediği kontrol edilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesiyle kendisinden beklenen hüküm ve sonuçların doğduğu kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/1241 E., 2025/1460 K., 10.07.2025)
  • Ödeme emrinin tebliği icra takip işlemi sayıldığından, tebliğ ile zamanaşımının yeniden başlayacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4040 E., 2024/5984 K., 04.09.2024)
  • Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden önceki itirazlarını ödeme emrine karşı açtığı süreyle birlikte değerlendirdiğinde, tebliğ tarihi itirazların zamanında yapılıp yapılmadığının belirlenmesinde esas alınmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4040 E., 2024/5984 K., 04.09.2024)
  • Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmeyen takibin sonraki işlemleri, şikâyet üzerine her aşamada iptal edilebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/59 E., 2023/233 K., 22.03.2023)
  • Ödeme emrinin tasdikli belge eki eksikse, bu eksiklik şikâyet sebebi sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/205 E., 2023/455 K., 17.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve tebliğ tarihini alacaklı değil, icra dairesi kayıtları ve tebliğ mazbatası ile belirler; tebliğin usulüne uygunluğunu ileri süren taraf, usulsüzlüğü iddia eden borçlu ise gösterir.
  • Üç günlük sürenin aşıldığını ileri süren taraf, takip talebinin tarihini ve ödeme emrinin gönderilme tarihini belgeyle gösterir.
  • Belgeye dayalı takipte tasdikli örneğin ödeme emrine bağlanıp bağlanmadığı icra dosyasındaki nüshadan anlaşılır; eksikliği ileri süren borçlu bunu ispat eder.
  • Müşterek borçlulara ayrı ayrı tebliğ yapıldığını icra dairesi, temsil iddiasını ise temsil iddiasında bulunan taraf belgeyle ispatlar.
  • Aynı gün veya ayrı günlerdeki takip taleplerinin sırası, icra dosyasındaki giriş kayıtlarıyla saptanır; sıra ihlalini ileri süren taraf bunu ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.58: Takip talebinin kanuni şartlarını düzenler; ödeme emrinin düzenlenmesi için ön koşuldur ve belgeye dayalı takipte belgenin ekini ilgilendirir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.60: Ödeme emrinin içeriğini ve düzenlenme usulünü düzenler; m.61 tebliğ tarafını, m.60 ise düzenleme tarafını belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.62: Borçlunun itiraz süresi ve şeklini düzenler; ödeme emrinin tebliğinin sonucu olarak doğan itiraz hakkını tamamlar.
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu: Ödeme emrinin tebliğinin hangi usulle yapılacağını belirler; m.61 tebliğ süresini düzenlerken tebligat usulü bu kanuna bağlanır.

İİK m.62 — Süresi ve şekli

İİK m.62, genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun ödeme emrine itirazının süresini, şeklini, yapılacağı icra dairesini, kısmi itirazın koşullarını, yurt içi adres bildirimi yükümlülüğünü, senet altındaki imzanın reddine ilişkin özel kuralı ve itirazın belgelendirilmesini düzenler. Maddenin uygulanması, itirazın kime ve nerede yapılacağı, sözlü ya da yazılı biçimi bakımından ödeme emrini tebliğ almış borçlu ve vekili için geçerlidir. Düzenlemediği konular: itiraz sebeplerinin yargılamadaki görünümü ve icra mahkemesinde itirazın incelenmesi (m.66 ve m.67 kapsamında), gecikmiş itiraz (m.65), ödeme emrinin tebliği ve içeriği (m.60, m.61), itirazın kaldırılması yolu ve itiraz üzerine takibin durması ile sonuçları (m.66 ve m.67 ilgili hükümleri), kambiyo senetlerine mahsus itiraz kuralları (İİK m.[ilgili kambiyo hükümleri] ve ilamsız takibe ilişkin ayrı yollar) ile yetkisiz icra dairesi itirazının ayrıca değerlendirilmesi.

Süresi ve şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme emrine itiraz
Borçlunun, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı icra dairesine yaptığı, takibi durduran ve alacaklının haciz aşamasına geçmesini engelleyen beyandır. Takibin tebliğden önce yapılan itirazları geçerli değildir.
İtiraz süresi
Ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük süredir. Süre kesin olup, geçirilmesi halinde itiraz hüküm doğurmaz.
Yurt içi adres
Borçlunun, takip ve dava işlemlerine esas olmak üzere itirazla birlikte bildirmek zorunda olduğu Türkiye'deki adresidir. Bu adrese yapılan tebligat borçluya yapılmış sayılır.
Kısmi itiraz
Borcun yalnız bir bölümüne itiraz edilmesidir. Itiraz edilen cihet ve miktarın açıkça gösterilmesi gerekir; aksi halde itiraz yapılmamış sayılır.
İmzaya itiraz
Takibin dayanağı senetteki imzanın borçluya ait olmadığının ileri sürülmesidir. Açıkça ve ayrıca beyan edilmediğinde borçlu imzayı kabul etmiş sayılır.

Süresi ve şekli: hangi şartlar aranır?

  • İtirazın, ödeme emrinin borçluya tebliğinden sonra yapılmış olması gerekir; tebliğden önce yapılan itiraz geçerli değildir.
  • İtirazın, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerekir.
  • İtirazın icra dairesine yapılması gerekir; icra mahkemesine yapılan itiraz geçersizdir. Yazılı dilekçe veya sözlü beyan biçiminde yapılabilir.
  • Borçlu veya vekilinin itirazla birlikte yurt içinde bir adres bildirmesi gerekir.
  • Borca kısmen itiraz edilecekse, itiraz edilen cihet ve miktar açıkça gösterilmelidir; aksi halde itiraz yapılmamış sayılır.
  • Senet altındaki imzaya itiraz edilecekse bu itirazın ayrıca ve açıkça beyan edilmesi gerekir; aksi halde takip yönünden imza kabul edilmiş sayılır.
  • Takibi yürüten daireden başka bir icra dairesine yapılan itirazda, bu dairenin gereken masrafı itirazla birlikte alması ve itirazı derhal yetkili daireye göndermesi gerekir.

Süresi ve şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu yedi gün içinde geçerli itirazda bulunursa takip durur ve alacaklı, itirazı hükümden düşürmedikçe takibe devam edemez.
  • Borçlu süre içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz aşamasına geçebilir.
  • Tebliğden önce yapılan itiraz geçersizdir ve takibi durdurmaz.
  • İcra mahkemesine yapılan itiraz hüküm doğurmaz; icra mahkemesi bu itirazı icra dairesine göndermek zorunda değildir.
  • Başka icra dairesine yapılan itirazda itiraz, bu dairenin bildirim aldığı tarihte yetkili daireye yapılmış sayılır.
  • Yurt içi adres bildirilmez ve yeni adres de tespit edilemezse, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılan tebligat borçluya yapılmış sayılır.
  • Kısmi itirazda itiraz edilen cihet ve miktar açıkça gösterilmezse itiraz yapılmamış sayılır ve takip bu kısım için kesinleşir.
  • Senet imzasına ayrıca ve açıkça itiraz edilmezse takip yönünden imza kabul edilmiş sayılır.
  • Borçluya itiraz ettiğine dair bedelsiz ve pulsuz belge verilir; itirazdan dolayı borçludan gider alınmaz.

Takibi yürüten daire ile başka icra dairesi arasındaki fark nedir?

Borçlu, itirazını takibi yapan icra dairesine bildirebilir; bu en kısa yoldur.

Borçlu, bulunduğu yerdeki icra dairesine de itiraz edebilir; bu durumda itiraz bu daireye bildirildiği tarihte yapılmış sayılır.

Başka daireye yapılan itirazda itiraz o tarihte geçerli olur; daire masrafı alır ve itirazı derhal yetkili daireye gönderir. Masrafı almayan memur şahsen sorumludur.

Yazılı itiraz ile sözlü itiraz arasındaki fark nedir?

Borçlu itirazını dilekçe ile yapar; dilekçe derhal icra tutanağına geçirilir.

Borçlu itirazını sözlü olarak bildirir; icra müdürü bunu tutanağa geçirir.

Her iki biçimde de itiraz geçerlidir ve borçlu itiraz ettiğine dair bedelsiz, pulsuz bir belge alır.

Tam itiraz ile kısmi itiraz arasındaki fark nedir?

Borçlu borcun tamamına itiraz eder; itiraz iradesinin anlaşılması yeterlidir.

Borçlu borcun yalnız bir kısmına itiraz eder; itiraz edilen kısmı açıkça belirtmesi gerekir.

Kısmi itirazda belirtilmeyen kısım için takip kesinleşir; açık belirtilmeyen kısmi itiraz tümüyle itiraz edilmemiş sayılır.

Senet imzası ile diğer itiraz sebepleri arasındaki fark nedir?

Takibin dayanağı senetteki imzanın borçluya ait olmadığı iddiası, ayrıca ve açıkça beyan edilmelidir.

Borcun ödendiği, zamanaşımı, vade gelmemesi gibi diğer itiraz sebepleri için özel bir şekil aranmaz; itirazın anlaşılması yeterlidir.

İmza itirazı yapılmazsa takip yönünden imza kabul edilmiş sayılır. Adi senette sebep bildirilmeden yapılan itirazda borçlu imzayı ikrar etmiş sayılır ve sonra inkâr edemez.

Süresi ve şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İtiraz süresini ödeme emrinin gönderildiği tarihten değil, tebliğ tarihinden saymak; süre başlangıcını yanlış hesaplamak.
  • Yedi günlük süreyi takvim günü yerine iş günü gibi hesaplamak ya da süreyi kesin olmayan bir süre sanmak.
  • İcra mahkemesine yapılan itirazı geçerli saymak; itirazı icra dairesine yapılmış saymak.
  • Borçlunun 'borcum yoktur' ya da 'borcum bu kadar değildir' gibi ifadelerini kısmi itiraz saymak; kısmi itirazda itiraz edilen miktar ve cihetin açıkça belirtilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Senet imzasına itirazın diğer itiraz sebepleriyle birlikte yeterli olacağını düşünmek; imza itirazının ayrıca ve açıkça yapılması gerektiğini ihmal etmek.
  • Borçlunun başka daireye yaptığı itirazın, bu dairenin itirazı alma tarihinde yetkili daireye yapılmış sayılacağını unutmak.
  • Yurt içi adres bildirilmediğinde takibin geçersiz olduğunu düşünmek; tebligatın takip talebindeki adrese yapılmış sayılacağını gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Borçlunun itiraz süresinin kesin olduğu ve icra memurunun süreyi kendiliğinden inceleyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K., 22.11.2017)
  • İtiraz dilekçesinin icra dairesine verildiği tarih değil, dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarih itiraz tarihi sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/747 E., 2021/1047 K., 21.09.2021)
  • İtirazın, ödeme emri tebliğ edilmemişken yapılmış olması hâlinde geçersiz sayılacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K., 22.11.2017)
  • Kiracının kira alacağına ilişkin ödeme emrinde itiraz sebeplerini icra dairesine bu maddeye uygun biçimde bildirmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/996 E., 2023/642 K., 21.06.2023)
  • Belediye gibi kamu idarelerinin itirazı, belgenin verilmemesi sebebiyle başka bir yönden değerlendirildiğinden, bu maddenin usul kurallarının hangi tarafa ne ölçüde uygulandığı somut olayda belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/279 E., 2017/635 K., 05.04.2017)
  • Kanun yoluyla ilamsız takipte itirazın şekli ve süresinin bu maddede düzenlendiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/185 E., 2009/182 K., 13.05.2009)

Nasıl ispat edilir?

  • Takibin tebliğ tarihi ile itirazın yapıldığı tarih, icra dosyasındaki tebligat belgesi ve icra tutanağı ile ispatlanır; tebliğ tarihini ileri süren taraf (genellikle alacaklı ya da icra dairesi kayıtları) bunu belgelemelidir.
  • Borçlu süresinde itiraz ettiğini ileri sürüyorsa, itirazın icra tutanağına geçirildiği tarih veya dilekçenin icra dairesine verildiğine dair kayıt ile bunu göstermelidir.
  • Yurt içi adres bildirilmediği ve yeni adresin tespit edilemediği iddiası, tebligat memurunun düzenlediği tutanak ile ispatlanır.
  • Kısmi itiraz iddiasında, itiraz edilen miktarın ve cihetin açıkça belirtildiğini ileri süren borçlu, itiraz dilekçesi ya da tutanağı ile bunu göstermelidir.
  • İmza itirazının ayrıca ve açıkça yapıldığı iddiasını ileri süren borçludur; itirazın bulunmaması halinde alacaklı, imzanın kabul edildiğini icra dosyası üzerinden ileri sürebilir.
  • Borçluya verilen itiraz belgesi, itirazın yapıldığının yazılı delilidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.59: Alacaklının avans yatırması, m.62/2 uyarınca itirazın alacaklıya bildirilmesinin giderini karşılar.
  • 2004 sayılı Kanun m.60: Ödeme emri ve içeriği; itiraz süresinin başlangıcı olan tebliğ ile ilgilidir.
  • 2004 sayılı Kanun m.61: Ödeme emrinin tebliğ süresi ve tebliğ kuralları; m.62'deki yedi günlük sürenin başlangıcını belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.65: Kusursuz engel halinde süresinde yapılamayan itirazın sonradan yapılmasına izin verir; m.62'deki kesin süre kuralının istisnasıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.8: Yapılan itirazın icra tutanağına geçirilmesi usulünü belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.58: Alacaklı için de yurt içi adres bildirme yükümlülüğü öngörür; m.62 borçlu için aynı düzenlemeyi kurar.
  • 2004 sayılı Kanun m.66: İtirazın sonucu olarak takibin durması ve itirazın kaldırılması yollarını düzenler.

İİK m.63 — İtiraz sebepleri

İİK m.63, borçlunun itirazın kaldırılması duruşmasında itiraz sebeplerini değiştirme ve genişletme imkânını sınırlar. Borçlu, sebep bildirmiş olsa bile duruşmada alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında yeni sebep ileri süremez ve bildirdiği sebebi genişletemez. Hüküm, ilamsız takipte borca itiraz eden borçlu ile itirazın kaldırılması yargılaması bakımından uygulanır. Madde itirazın kaldırılması yargılamasının dışında kalan konuları düzenlemez; itirazın süresi ve şekli (m.62), itirazın iptali davası (m.67), itirazın kesin kaldırılması ve belgeye dayanan itirazlar (m.68), gecikmiş itiraz (m.65) ve itirazın iptali davasında açılacak yargılama usulü ile bu sınırlamanın dışında kalan ilamlı takip itirazları bu maddede düzenlenmemiştir.

İtiraz sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?

İtiraz sebebi
Borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın dayandığı maddi veya hukuki neden, örneğin borcun sona ermesi, vadenin gelmemesi ya da zamanaşımı. Borçlu sebep bildirmeden de itiraz edebilir; bu hâlde sebep ancak sınırlı biçimde ileri sürülebilir.
İtirazın kaldırılması duruşması
Alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesinde açtığı yargılama. Bu duruşmada borçlunun itiraz sebepleri, m.63 çerçevesinde incelenir.
Senet metninden anlaşılan
Alacaklının takibe dayanak yaptığı senedin içeriğinden, ek bir delile gerek kalmadan okunabilen hususlar. Senet dışı belge ya da tanık ile ortaya konacak bilgiler bu kapsamda değildir.

İtiraz sebepleri: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun ödeme emrine süresinde itiraz etmiş olması gerekir; bu sınırlama ancak itirazın kaldırılması duruşmasında söz konusu olur.
  • Borçlunun duruşmada ileri sürdüğü sebep, daha önce bildirdiği sebepten farklı ya da yeni bir sebep olmamalıdır; sebep değiştirilemez ve genişletilemez.
  • Yeni ileri sürülen husus, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılabilir olmalıdır; bu hâlde sınırlama uygulanmaz.
  • Sebep bildirilmemişse, sınırlama yalnızca senet metninden anlaşılabilen savunmalarla kendiliğinden sınırlanır; borçlu bu savunmaların dışında kalan sebepleri ileri süremez.

İtiraz sebepleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında senet metninden anlaşılmayan yeni bir itiraz sebebi ileri süremez.
  • Borçlu, bildirdiği itiraz sebebini genişleterek yeni vakıalar ekleyemez.
  • Senet metninden anlaşılan savunmalar bu sınırlamaya tabi değildir ve duruşmada ileri sürülebilir.
  • Sınırlama, borçlunun bu nedenlerle ileri süremediği savunmaları ayrıca dava konusu yapmasını engellemez; ancak bu, itirazın kaldırılması yargılamasında ele alınmamasını sonuçlandırır.

Sebep bildirilmiş itiraz ile sebep bildirilmemiş itiraz arasındaki fark nedir?

Borçlu itiraz sebebini ödeme emrine itiraz dilekçesinde ya da bildirimde açıkça ortaya koymuşsa, duruşmada bu sebebi değiştiremez ve genişletemez.

Borçlu yalnızca itiraz ettiğini bildirmiş, sebep göstermemişse, duruşmada ileri süreceği savunmalar senet metninden anlaşılabilenlerle sınırlıdır.

Her iki durumda da senet metninden anlaşılmayan sebep ileri sürülemez; sebep bildirilmemiş olması borçluya geniş bir savunma alanı kazandırmaz.

İtirazın kaldırılması duruşması ile itirazın iptali davası arasındaki fark nedir?

İtirazın kaldırılması duruşmasında m.63 sınırlaması geçerlidir ve yargılama icra mahkemesinde yürür.

İtirazın iptali davasında bu sınırlama uygulanmaz; dava genel hükümlere göre görülür.

Borçlunun ileri süreceği sebep, hangi yargılamada bulunduğuna göre farklı sınırlara tabi olur. Kitapta da sınırlamanın yalnız itirazın kaldırılması yargılamasında geçerli olduğu belirtilmektedir.

İtiraz sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sebep bildirilmemiş itirazda borçluya, senet dışı delille her savunmayı ileri sürme imkânı tanımak.
  • Sınırlamayı itirazın iptali davasına da uygulamak; bu sınırlama yalnız itirazın kaldırılması yargılamasında geçerlidir.
  • Senet metninden anlaşılan savunmayı da senet dışı sayarak dışarıda bırakmak; senet metninden anlaşılabilen sebepler duruşmada serbestçe ileri sürülebilir.
  • Borçlunun ilk itirazda bildirdiği sebebi duruşmada genişleterek yeni vaka eklemesine izin vermek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sebep bildirmeden itiraz eden borçlunun, icra mahkemesinde yalnızca alacaklının ibraz ettiği senet metninden anlaşılabilen sebepleri ileri sürebildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1217 E., 2014/813 K., 22.10.2014; Hukuk Genel Kurulu, 2010/658 E., 2010/665 K., 15.12.2010)
  • Senet metninden anlaşılamayan itiraz sebeplerinin, itirazın kaldırılması yargılamasında ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1217 E., 2014/813 K., 22.10.2014; Hukuk Genel Kurulu, 2010/658 E., 2010/665 K., 15.12.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Borçlu itiraz sebebini ileri sürdüğünde, bunun alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılabildiğini ispat etmek zorundadır; senet dışı delil ile yeni sebep ortaya konamaz.
  • Alacaklı, borçlunun ileri sürdüğü sebebin senet metninden anlaşılmadığını ileri sürerek sınırlamaya dayanabilir; bu savunmanın dayanağı takibe konu senet metnidir.
  • Vade, zamanaşımı ya da şartın gerçekleşmemesi gibi savunmalar senet metninden anlaşılabiliyorsa borçlu bunları senet üzerinden ispat edebilir.
  • Sebep bildirilmiş ise, değiştirilen ya da genişletilen sebebin ilk bildirimde yer alıp almadığı, bildirim belgesi ile karşılaştırılarak belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.62: İtiraz süresi ve şeklini düzenler. Borçlunun sebep bildirmeden itiraz ettiğinde senet imzasını ikrar etmiş sayılması gibi sonuçlar, m.63 kapsamındaki sınırlamanın uygulanma biçimini belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67: İtirazın iptali davasını düzenler. Bu dava m.63 sınırlamasına tabi olmadığı için, borçlunun ileri süreceği sebep bakımından farklı bir çerçeve oluşturur.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.68: İtirazın kesin kaldırılmasını ve belgeye dayalı itirazları düzenler. m.63 sınırının uygulanması, m.68'deki belge koşuluyla birlikte değerlendirilir.

İİK m.64 — Alacaklıya verilecek nüsha

Madde, ödeme emri nüshasına itirazın kaydedilmesini ve itiraz olmadığında bunun nüshaya işaretlenmesini düzenler. Ayrıca alacaklıya verilecek bu nüshanın ne zaman verileceğini belirler. Maddenin uygulanması itiraz edilen ya da edilmeyen ödeme emrine ilişkindir ve alacaklıya mahsus nüsha üzerinden yürür. Borçluya tebliğ edilen nüshanın işlemleri, itirazın süresi ve şekli (m.62), itirazın kaldırılması (m.68 vd.) bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Gecikmiş itiraz (m.65) ile ödeme emrinin tebliği (m.61) de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Alacaklıya verilecek nüsha: hangi kavramlar bilinmeli?

Alacaklıya mahsus ödeme emri nüshası
Ödeme emrinin, borçluya tebliğ edilen nüshasından ayrı olarak alacaklı için düzenlenen ve icra dosyasında bulunan nüshadır. Alacaklının isteğine bağlı olarak verilir ve üzerinde itiraz ya da itirazın olmadığına dair kayıt yer alır.
İtirazın kaydedilmesi
Borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın, alacaklıya mahsus nüshanın üzerine işlenmesidir. Kayıt, itirazın varlığını resmî olarak belgeler.
İtirazın vaki olmaması işareti
Borçlu süresi içinde itiraz etmediğinde, bu durumun alacaklıya mahsus nüshaya yazılmasıdır. Kaydın hiç yapılmaması değil, itirazsızlığın açıkça işaretlenmesi anlamına gelir.

Alacaklıya verilecek nüsha: hangi şartlar aranır?

  • Borçlu, ödeme emrine karşı itiraz etmiş olmalıdır ya da itiraz etmemiş olmalıdır; bu iki ihtimalden biri gerçekleşmiş olmalıdır.
  • İtiraz varsa, bu itiraz alacaklıya mahsus ödeme emri nüshasına kaydedilmelidir.
  • İtiraz yoksa, bu durum da alacaklıya mahsus nüshaya işaret olunmalıdır.
  • Alacaklıya verilecek nüsha, itirazdan sonra veya itiraz süresinin bitmesi üzerine alacaklıya verilmelidir.

Alacaklıya verilecek nüsha: hangi sonuçları doğurur?

  • İtiraz yapılmışsa bu itiraz alacaklıya mahsus nüshaya kaydedilir ve nüsha itirazdan sonra alacaklıya verilir.
  • İtiraz yapılmamışsa, itirazın vaki olmadığı nüshaya işaretlenir ve nüsha itiraz süresinin bitmesi üzerine alacaklıya verilir.
  • Madde, alacaklıya verilecek nüshanın sahip olması gereken içeriği ve verilme anını belirler; bu kayıtların yapılmaması nüshanın eksik düzenlenmesi anlamına gelir.
  • Madde metninde itirazın geçerliliği, süresi ya da sonuçları düzenlenmemiştir; bu konular m.62 ve ilgili maddelerdeki düzenlemelere tabidir.

Borçlunun borca itirazı ile itirazın olmaması arasındaki fark nedir?

Borçlu süresi içinde itiraz etmişse, itiraz alacaklıya mahsus nüshaya kaydedilir.

Borçlu itiraz etmemişse, itirazın vaki olmadığı nüshaya işaret olunur.

Her iki halde de alacaklıya verilen nüsha, takibin seyrini gösteren bir kayıt taşır; alacaklı itirazın varlığını ya da yokluğunu bu nüshadan görür.

İtirazdan sonra verilme ile itiraz süresinin bitmesi üzerine verilme arasındaki fark nedir?

Borçlu itiraz etmişse, nüsha itirazdan sonra alacaklıya verilir.

Borçlu itiraz etmemişse, nüsha itiraz süresinin bitmesi üzerine alacaklıya verilir.

Nüshanın alacaklıya verilme anı, itirazın varlığına göre değişir; ancak her iki halde de verme, itiraz sürecinin sona ermesine bağlanmıştır.

Alacaklıya verilecek nüsha: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacaklıya verilecek nüshanın, itiraz süresi dolmadan verilmesi; nüsha ancak itirazdan sonra ya da itiraz süresinin bitmesi üzerine verilmelidir.
  • İtiraz yapılmamışsa nüshaya hiçbir kayıt düşmemek; madde itirazın vaki olmadığının da işaretlenmesini zorunlu kılar.
  • İtiraz kaydını borçluya gönderilen nüshaya yazmak; kayıt alacaklıya mahsus nüshaya yapılmalıdır.
  • Maddedeki 'itiraz müddeti' ifadesini, 'itirazın bitiş anı' ile karıştırıp süre hesabını yanlış yapmak; metin süreyi ayrıca tanımlamaz, süre m.62'den okunur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İcra müdürü, ödeme emrini düzenlerken takip talebine uygun şekilde iki nüsha değil, borçlu sayısına göre gerekli sayıda nüsha hazırlar ve alacaklıya verilecek nüshayı ayrıca ayırır; bu uygulama ödeme emrinin ilgili nüshalarına kayıt düşülmesini gerektirir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2146 E., 2017/1733 K., 13.12.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacaklıya verilen nüsha üzerinde itirazın kaydedilip kaydedilmediği, icra dosyasından ve nüshanın kendisinden anlaşılır; bu kaydın varlığını isteyen taraf ispat yükü altındadır.
  • İtirazın yapılıp yapılmadığı, borçlunun itiraz dilekçesi ya da icra dosyasındaki kayıtlarla ispatlanır; itirazın yapılmadığını iddia eden alacaklı, bu iddiasını dosyadaki kayıtlarla gösterir.
  • Alacaklıya verilen nüshanın hangi tarihte verildiği, itiraz süresinin bitiş tarihine göre belirlenir; süre hesabını yapan taraf bunu dosya kayıtlarıyla ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.62: İtirazın süresini ve şeklini düzenler. Bu maddede kaydedilen itirazın hangi süre ve şekilde yapılmış olması gerektiğini belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.61: Ödeme emrinin borçluya tebliğini düzenler. İtiraz süresinin başlangıcı bu tebliğle ilişkilidir; ayrıca ödeme emri nüshalarının dağıtımı bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.65: Gecikmiş itiraz hâlini düzenler. Bu hâlde itirazın kaydı ve alacaklıya nüshanın verilmesi, gecikmiş itirazın kabul edilmesine göre değerlendirilir.

İİK m.65 — Gecikmiş itiraz

İİK m.65, borçlunun kusuru olmaksızın bir mani (engel) sebebiyle ödeme emrine süresinde itiraz edemediği hallerde, gecikmiş itiraz yoluyla icra takibinin durdurulmasını ve itirazın sonradan yapılmasını düzenler. Düzenlediği konular; gecikmiş itirazın koşulu olan mani, üç günlük başvuru süresi, başvurunun icra mahkemesine yapılması, mahkemenin takibi durdurma yetkisi, mazeretin kabulü halinde takibin durması ve alacaklının itirazın kaldırılmasını isteme imkânı ile haciz kalkması kuralıdır. Madde, normal itiraz süresi ve itirazın icra dairesine yapılması hususlarında uygulanmaz; bu konular m.62 ve m.66 kapsamındadır. Mazeretin kabulünden sonra alacaklının açacağı itirazın iptali davası (m.67) ile itirazın kaldırılması yolları (m.68 vd.) bu maddede düzenlenmez; bunlar m.67 ve m.68 vd. kapsamındadır. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğine ilişkin tebligat hukuku da bu maddenin konusu değildir.

Gecikmiş itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?

Gecikmiş itiraz
Borçlunun, ödeme emrine karşı yedi günlük süre içinde kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle itiraz edememesi halinde, bu engelin kalkmasından sonra icra mahkemesine yaptığı istisnai itiraz başvurusudur. Normal itirazdan farklı olarak icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve borçlunun mazeretini de bildirmesi gerekir.
Mani (engel)
Borçlunun süresinde itiraz etmesini fiilen veya hukuken önleyen, borçlunun kusuruna dayanmayan olaydır. Hastalık, afet, savaş gibi durumlar örnek olarak verilebilir; engelin borçlunun icra dairesine başvurmasını ya da vekil atamasını da engelleyecek nitelikte olması gerekir.
Paraya çevirme muamelesi
Haciz edilen malların satılarak paraya dönüştürülmesi işlemidir. Gecikmiş itiraz bu işlem bitinceye kadar yapılabilir; bu an, gecikmiş itiraz süresinin üst sınırını oluşturur.
Mazeretin kabulü
İcra mahkemesinin, borçlunun süresinde itiraz edememesinin kusuruna dayanmayan bir engelden kaynaklandığını kabul etmesi kararıdır. Karara bağlanan itirazın kendisi değil, süreyi kaçırmaya neden olan mazeretin haklılığıdır.
İtirazın kaldırılması
Mazeret kabul edildikten sonra takibin devamı için alacaklının icra mahkemesinden istediği ve itirazı ortadan kaldıran karardır. Bu istem m.65 uyarınca aynı celsede sözlü olarak da yapılabilir.

Gecikmiş itiraz: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun ödeme emrine karşı yedi günlük süre içinde itiraz edememiş olması gerekir; bu süre dolmadan engelin varlığı, süre aşımını doğuran sebep olarak ortaya konmalıdır.
  • Engelin borçlunun kusurundan doğmamış olması gerekir; borçlu ya da temsilcisi engeli kendi ihmali ile yaratmamış olmalıdır.
  • Engel, borçlunun süresi içinde icra dairesine başvurarak itiraz etmesini önleyecek nitelikte olmalıdır; borçlu adına hareket eden kişinin özrü de bu bakımdan değerlendirilir.
  • Engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte, itiraz sebeplerini ve dayanaklarını bildiren başvuru icra mahkemesine yapılmalıdır; icra dairesine yapılan başvuru sonuç doğurmaz.
  • Başvuru yapılırken duruşma için gereken harç ve masraflar ödenmelidir.
  • Paraya çevirme muamelesi bitmemiş olmalıdır; bu işlem bitmişse gecikmiş itiraz yapılamaz.

Gecikmiş itiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • Engelin kalkmasından sonra üç gün içinde mazeretini ve delillerini bildiren gecikmiş itiraz icra mahkemesine yapılırsa, mahkeme inceleme yapar.
  • Mahkeme mazeretin kabulüne karar verirse takip durur ve bu durum süreli itiraz gibi sonuç doğurur.
  • Mahkeme mazereti kabul etmezse takip devam eder ve borçlu aleyhine itirazın reddi sonucu doğar.
  • Gecikmiş itiraz kendiliğinden takibi durdurmaz; mahkeme tedbir olarak karar vermedikçe takip sürer.
  • Üç gün içinde icra mahkemesine değil icra dairesine yapılan gecikmiş itiraz geçersiz olur ve kesinleşen takibi etkilemez.
  • Mazeretin kabulü kararı verildikten sonra alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir; bu istemin ardından mahkeme tahkikata devam ederek karar verir.
  • Daha önce haciz konulmuşsa ve alacaklı yedi gün içinde itirazın kaldırılmasını veya m.67 uyarınca başvurmazsa haciz kalkar.
  • Gecikmiş itirazda duruşmaya karar verilmemişse, borçludan alınan masraflar kendisine iade edilir.
  • Paraya çevirme muamelesi bittikten sonra gecikmiş itiraz yapılamaz.

Normal itiraz ile gecikmiş itiraz arasındaki fark nedir?

Normal itiraz, yedi gün içinde icra dairesine yapılır ve gerekçe göstermeden iradenin ortaya konması yeterlidir.

Gecikmiş itiraz, engelin kalkmasından itibaren üç gün içinde icra mahkemesine yapılır ve mazeret ile itiraz sebepleri birlikte bildirilir.

Normal itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Gecikmiş itiraz ise kendiliğinden durdurmaz; takibin durması için mahkemenin ayrıca karar vermesi gerekir.

Mazeretin kabulü öncesi tedbir olarak takibin durdurulması ile mazeretin kabulü ile takibin durması arasındaki fark nedir?

Mahkeme, engelin niteliğine ve somut olaya göre inceleme sırasında takibin durdurulmasına tedbir olarak karar verebilir.

Mahkeme mazereti kabul ettiğinde takip durur ve bu durumda karara bağlanan şey itirazın değil süre kaçırmaya neden olan mazeretin haklılığıdır.

Tedbir kararı zorunlu değildir. Mazeretin kabulü ise takibi kesin olarak durdurur ve alacaklıya itirazın kaldırılmasını isteme imkânı tanır.

Mazeretin kabulü, haciz yokken ile haciz varken arasındaki fark nedir?

Borçlunun malları üzerinde daha önce haciz konulmamışsa, alacaklı mazeretin kabulü kararının ardından itirazın kaldırılmasını aynı celsede sözlü olarak isteyebilir.

Daha önce haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazın kaldırılması veya m.67 uyarınca başvuru yapılmalıdır.

Haciz varken yedi gün içinde başvuru yapılmazsa haciz kalkar. Haciz yokken ise bu yedi günlük yaptırım uygulanmaz.

Gecikmiş itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gecikmiş itirazı icra dairesine yapmak; bu başvuru geçersizdir ve kesinleşen takibi etkilemez, oysa başvurunun icra mahkemesine yapılması gerekir.
  • Gecikmiş itirazın normal itiraz gibi takibi kendiliğinden durdurduğunu varsaymak; mahkemenin ayrıca karar vermesi gerekir.
  • Mazeretin kabulü kararı ile itirazın kabulünü karıştırmak; karara bağlanan mazeretin haklılığıdır, itirazın kendisi değildir.
  • Üç günlük süreyi engelin kalkma tarihi yerine, ödeme emrinin tebliğ tarihinden saymak.
  • Vekilin kendi özrünü, borçlu adına tebligat alınmadan öne sürerek gecikmiş itiraz hakkını doğmuş saymak.
  • Mazeretin kabulü kararından sonra yedi günlük süreyi yalnızca haciz konulmuş olması halinde uygulamak yerine, her durumda uygulamak; m.65/5 yalnızca mevcut haciz için geçerlidir.
  • Mahkemenin itiraz sebeplerini incelemeden takibi durdurabileceğini varsaymak; mazeret kabul edilse de itiraz sebepleri incelenmeden takip durdurulamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gecikmiş itirazın koşullarının bulunup bulunmadığının, yazılı gerekçeyle reddetmek yerine öncelikle madde kapsamında değerlendirilmesi ve bu değerlendirmenin gerekçede açıkça yer alması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/412 E., 2023/271 K., 29.03.2023)
  • Gecikmiş itirazda, borçlunun engelinin bizzat borçluya ilişkin olması gerektiği; vekilin kendi özrünün, borçlu adına ödeme emri tebliğine dayanmadığı sürece gecikmiş itiraz sebebi sayılmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/412 E., 2023/271 K., 29.03.2023)
  • Süre aşımı varsa, istemin yazılı gerekçeyle reddi yerine süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/10572 E., 2023/3263 K., 10.05.2023)
  • Usulsüz tebligat şikâyeti ile gecikmiş itirazın birbirinden ayrılması gerektiği; borçlunun dilekçede gecikmiş itiraz ifadesini kullanmış olmasının hukuki nitelendirmeyi değiştirmeyeceği kabul edilmektedir. (İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/228 E., 2025/974 K., 12.11.2025)
  • Tebligatın usulüne uygun yapılmış olması ve engelin üç gün içinde bildirilmesinin birlikte aranması gerektiği kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2016/12161 E., 2017/3637 K., 09.03.2017)
  • Gecikmiş itirazın kabul edilmesi halinde, itiraz sebepleri incelenmeden takibin durdurulamayacağı ve alacaklının dinlenmeden nihai karar verilemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/135 E., 2013/1462 K., 09.10.2013)

Nasıl ispat edilir?

  • Gecikmiş itirazda bulunan borçlu, süresinde itiraz edememesine neden olan engeli ileri sürmek ve bu engelin kusurdan bağımsız olduğunu delillerle ispatlamak zorundadır; ispat yükü borçludadır.
  • Engelin varlığı için hastane raporu, sağlık kurulu raporu, afet veya seyahat belgesi gibi yazılı delillerle ispat yapılabilir; bu belgelerin yokluğunda mahkeme mazeretin kabulüne karar vermeyebilir.
  • Engelin kalkış tarihi ile başvuru tarihi arasındaki üç günlük sürenin korunup korunmadığı, başvuru tarihine ilişkin kayıt ve tebliğ belgeleriyle ispatlanır.
  • Alacaklı, borçlunun mazeretinin haklılığına karşı çıkabilir; bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlü değildir, ancak karşı delil sunabilir.
  • Daha önce haciz konulmuşsa, alacaklının yedi günlük süre içinde başvurduğunu gösteren belge alacaklı tarafından sunulmalıdır; bu belgenin bulunmaması haciz kalkması sonucunu doğurur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.66: Normal itiraz süresini ve itirazın takibi durdurmasını düzenler. Gecikmiş itiraz, bu normal süreyi kaçıran borçlu için istisnai olarak tanınmıştır.
  • 2004 sayılı Kanun m.62: İtirazın icra dairesine bildirilmesi kuralını koyar. Gecikmiş itirazın icra mahkemesine yapılması, bu kuralın istisnasıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.67: İtirazın iptali davasını düzenler. Mazeretin kabulünden sonra alacaklı bu yola da başvurabilir ve m.65/5 bu süreyi haciz kalkması bakımından bağlar.
  • 2004 sayılı Kanun m.68: İtirazın kaldırılması yolunu düzenler. Alacaklının m.65/4 uyarınca istediği itirazın kaldırılması bu hükme dayanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.89: Üçüncü kişiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itirazda, kusursuz engel halinde m.65 hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir.

İİK m.66 — İtirazın hükmü

İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesi, ödeme emrine karşı süresinde yapılan itirazın takibe etkisini, itiraz süresi geçtikten sonra takibin nasıl devam edeceğini ve borcun yalnız bir kısmına itiraz edilmesi halinde takibin hangi miktar için sürdürüleceğini düzenler. Ayrıca imzaya itiraz hâlinde alacaklının tatbika medar imzaların celbini isteme hakkını kapsar. Madde, ilamsız takipte borçlu aleyhine düzenlenmiş ödeme emrine karşı yapılan itirazlar bakımından uygulanır ve alacaklı ile borçlu ilişkisinin tarafları için geçerlidir. Gecikmiş itirazın koşulları (m.65), itirazın kaldırılması ve itirazın iptali davası (m.67-68), itiraz süresinin ve ödeme emrinin tebliğinin usulü (m.62, m.63 ve m.64) ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolundaki itirazın etkisi (m.168-169) bu maddede düzenlenmez.

İtirazın hükmü: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme emrine itiraz
Borçlunun, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı, süresi içinde icra dairesine yaptığı ve takibi durduran itiraz beyanıdır. Süresinde ve usulüne uygun yapılmış olması takibin durması için yeterlidir.
İtiraz müddeti
Borçlunun ödeme emrine itiraz edebileceği süredir. Süre geçtikten sonra yapılan itiraz takibi durdurmaz; sürenin başlangıcı ve hesabı ilgili maddelerde düzenlenir.
Kısmi itiraz
Borçlunun alacağın yalnız bir bölümüne itiraz etmesidir. Kabul ettiği kısım için takip durmaz ve alacaklı bu kısım için takibin devamını isteyebilir.
Tatbika medar imza
Borçlunun itirazında reddettiği, ancak icra dairesinde karşılaştırma için kullanılabilecek nitelikte bulunan imzalardır. Alacaklı bu imzaların icra dairesinden celbini derhal isteyebilir.

İtirazın hükmü: hangi şartlar aranır?

  • Ödeme emrine karşı itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren belirlenen itiraz süresi içinde yapılmış olmalıdır.
  • İtiraz usulüne uygun yapılmış olmalıdır; icra müdürü süreyi ve usulü kendiliğinden gözetmek zorundadır.
  • Süresinde ve usulünce yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurur; itirazın kaldırılması veya iptali gibi bir ek karar aranmaz.
  • Borç yalnız bir kısmına itiraz ediliyorsa, itiraz edilmeyen veya kabul edilen miktar için takibin devamı alacaklının talebine bağlıdır.
  • İtiraz süresi geçmişse takip alacağın tamamı için alacaklının talebi üzerine devam eder.
  • Borçlu imzayı reddetmişse, alacaklının tatbika medar imzaların celbini talep etme hakkı doğar.

İtirazın hükmü: hangi sonuçları doğurur?

  • Süresinde ve usulüne uygun yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurur ve borçluya karşı hiçbir takip işlemi yapılamaz hâle gelir.
  • Süresi geçtikten sonra yapılan itiraz takibi durdurmaz; alacaklının talebi üzerine icra memuru takibe alacağın tamamı için devam eder.
  • Borçlu borcun yalnız bir kısmına itiraz etmişse, takip kabul ettiği miktar için devam eder; itiraz edilen kısım için takip durur.
  • Alacaklı kısmi itirazda kabul edilen miktar için takibin devamını talep edebilir.
  • Borçlu imzayı reddetmişse, alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini isteyebilir.
  • Gecikmiş itiraz talebinin kabulü hâlinde takip durur; bu sonuç m.65 kapsamındadır.

Süresinde itiraz ile süresi geçmiş itiraz arasındaki fark nedir?

Müddeti içinde yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurur ve icra müdürü takip işlemlerini durdurur.

Müddet dışında yapılan itiraz takibi durdurmaz; alacaklının talebi üzerine takip alacağın tamamı için devam eder.

Süresi geçmiş itiraz ödeme emrini kesinleştirir ve borçlunun mallarına haciz yoluna geçilmesine engel olmaz. Gecikmiş itiraz yolu (m.65) bu sonucu değiştirebilir.

Tam itiraz ile kısmi itiraz arasındaki fark nedir?

Borcun tamamına yapılan itiraz, takibi tümüyle durdurur.

Borcun yalnız bir kısmına yapılan itirazda, borçlunun kabul ettiği miktar yönünden takip devam eder.

Kısmi itirazda alacaklı kabul edilen miktar için takibin devamını isteyebilir; itiraz edilen kısım için takip durur.

Borçlunun imza itirazı ile diğer itirazlar arasındaki fark nedir?

Borçlu imzayı reddederse, alacaklı imzaların celbini derhal icra dairesinden isteyebilir.

Diğer itirazlarda imzanın celbi söz konusu değildir; takibin durması itirazın kendisine bağlıdır.

İmza itirazında alacaklı, imzanın celbi yoluyla itirazın dayanağını doğrudan inceletebilir.

İtirazın hükmü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süresi geçmiş itirazı, gecikmiş itiraz olmaksızın takibi durduracak kabul etmek; süresi geçmiş itiraz takibi durdurmaz.
  • Kısmi itirazda takibin tamamını durdurmak; borçlunun kabul ettiği miktar için takibin devam ettiğini gözden kaçırmak.
  • İtirazın kaldırılması ve iptali davasını, takibi durduran itirazın ön koşulu saymak; durma kendiliğinden gerçekleşir.
  • Süre kontrolünü icra müdürünün kendiliğinden yapmasını unutmak; itirazın süresinde olup olmadığı icra müdürü tarafından gözetilir.
  • İmza itirazı yapılmadan imzaların celbini istemek; m.66'daki celp hakkı yalnızca borçlu imzayı reddettiğinde doğar.
  • Gecikmiş itiraz talebinin reddi hâlinde takibin durmuş kabul etmek; bu hâlde takip devam eder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Süresinde yapılan itiraz, icra dairesince ödeme emrine şerh verilerek takibin durdurulması hâlinde, takibin durması itiraz edilen kısmın duruşmada incelenmesine bağlı kalmadan gerçekleşir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023)
  • Borçlunun takip aşamasında itiraz tarihi ile icra dairesinin takibi durdurma işlemi ayrı tutulur; icra dairesinin itirazdan sonra takibe devam etmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023)
  • Süresinde yapılan itiraz üzerine icra dairesi takibi durdurmuşsa, sonradan itirazın iptali davası açılması bu durdurmayı geçersiz kılmaz; takip m.67-68 gereğince sonuçlanır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2026/371 E., 2026/449 K., 02.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026)
  • İtirazın iptali davası, icra takibine karşı borçlunun itirazının iptali ile m.66'ya göre durmuş takibin devamını amaçlayan bir dava olarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1309 E., 2026/118 K., 20.01.2026)
  • Borçlunun takibin yapıldığını haricen öğrenmesi hâlinde ödeme emri tebliğinden önce yaptığı itirazın süresinde sayılacağı ve takibin durmasına yol açacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K., 22.11.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • İtirazın süresinde yapıldığını ileri süren borçlu, itiraz tarihini gösteren belge ile ispat yükü altındadır; icra dairesinin verdiği itiraz belgesi bu konuda temel delildir.
  • Alacaklı, itirazın süre dışında yapıldığını ileri sürüyorsa, ödeme emrinin tebliğ tarihini ve tebliğ belgesini ibraz ederek ispat yükünü yerine getirir.
  • Kısmi itiraz iddiasında borçlu, kabul ettiği miktarı ve itiraz edilen kısmı açıkça belirtmelidir; bu beyan icra dairesinde tutanağa geçirilir.
  • İmzanın reddi hâlinde alacaklı, imzaların celbini talep ederek itirazın dayanağını inceletebilir; imzanın sahibine ait olduğunu alacaklı ispat etmelidir.
  • Tebliğin usulsüz olduğunu ileri süren borçlu, bu iddiasını tebliğ belgesindeki eksiklik ile ispatlar; usulsüz tebligatta süre başlamadığı için gecikmiş itiraz yoluna başvurulmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.62: İtiraz hakkını ve kısmi itirazın kapsamını tanımlar; m.66'daki takip durması ve kısmi itiraz sonucu bu maddeye dayanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.65: Süresi geçmiş itiraz için gecikmiş itiraz yolunu düzenler; m.66'nın süre geçtikten sonraki sonucunu sınırlandırır.
  • 2004 sayılı Kanun m.67: İtirazın kaldırılması ve iptali davasını düzenler; itiraz üzerine duran takibin devamının yolunu gösterir.
  • 2004 sayılı Kanun m.68: İtirazın kaldırılmasına ve iptaline ilişkin tazminat ve sonuçları düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.78: Süresi geçen ya da kesinleşen takipte haciz işleminin nasıl yapılacağını düzenler; m.66'daki devam sonucu bu maddeye bağlanır.

İİK m.67 — İtirazın iptali

İİK m.67, itiraz eden alacaklının takip talebine yapılan itirazı hükümden düşürmek için genel mahkemede açacağı itirazın iptali davasını düzenler; davanın süresini, davanın kabulü hâlinde takibin devamını ve icra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi koşullarını kapsar. Dava, takip talebine itiraz edilen alacaklı tarafından, borçluya karşı açılır; itiraz eden veli, vasi veya mirasçı bakımından tazminat koşulu ayrıca düzenlenmiştir. Maddede, itirazın icra mahkemesinde kaldırılması yolu (m.68-70), alacaklının itirazın iptali davasını açmadan önce ya da sonra başvurabileceği usul ile ilgili arabuluculuk zorunluluğu ve dava yetkisi düzenlenmemiştir; bunlar için ilgili kanun ve genel hükümlere bakılmalıdır. Tazminatın dava dışında, ilamsız takipte itirazın kaldırılması aşamasında hüküm altına alınması da bu maddenin kapsamında değildir (m.68).

İtirazın iptali: hangi kavramlar bilinmeli?

İtirazın iptali davası
Takip talebine itiraz edilen alacaklının, alacağının varlığını genel hükümlere göre ispatla, itirazın iptalini genel mahkemede istediği davadır. Başarısı hâlinde borçlunun itirazı hükümden düşer ve takip devam eder.
İcra inkâr tazminatı
Alacaklının davayı kazanması hâlinde, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere borçlu aleyhine hükmedilen tazminattır. Bu tazminat için kötü niyet ve zarar koşulu aranmaz, ancak alacağın likit olması gerekir.
Kötü niyet tazminatı
Borçlunun itirazının haksız ve borçlunun takipte kötü niyetli olduğunun belirlenmesi hâlinde, alacaklı lehine hükmedilebilen tazminattır. Haksız çıkan borçlu için de aynı düzenleme geçerlidir.
Likit alacak
Miktarı baştan belirli olan, ayrı bir anlaşma veya bilirkişi hesabı gerektirmeyen alacaktır. Alacağın bu niteliği icra inkâr tazminatının kesin hükmedilmesinin ön koşuludur.
Takip talebi veya davadaki talep
Tazminatın miktarının tespitinde esas alınan ölçüttür. Ödeme emrindeki tutar ya da dava dilekçesindeki talep esas alınır, tahsil edilen ya da hükmedilen başka bir tutar değil.

İtirazın iptali: hangi şartlar aranır?

  • Takip talebine itiraz edilmiş olmalıdır; itiraz edilmemiş ya da itirazın kaldırılmasıyla giderilmiş takipte bu dava açılamaz.
  • Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açmalıdır.
  • Dava genel mahkemede genel hükümlere göre açılmalı ve alacaklı alacağının varlığını ispat etmelidir; m.68'deki belgeye sahip olma zorunluluğu yoktur.
  • Alacaklının talebi, davanın kabulü hâlinde takibin devamı ve tazminat için yeterli olmalıdır; davanın kabulü için alacağın varlığı ispatlanmış olmalıdır.
  • Icra inkâr tazminatı hükmü için alacaklının dava açarken bu talebi ileri sürmüş olması gerekir ve tazminat, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
  • Kötü niyet tazminatı için borçlunun itirazının haksız olması ve takipte kötü niyetli görülmesi, ayrıca diğer tarafın talebinin bulunması gerekir.
  • İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu aleyhine tazminat hükmü için kötü niyetin ayrıca kanıtlanması gerekir.

İtirazın iptali: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava süre içinde açılır ve alacaklının alacağı ispat edilirse, borçlunun itirazı hükümden düşer, itiraz iptal edilmiş sayılır ve takip devam eder.
  • Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takipte haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine tazminatla mahkûm edilebilir.
  • Davanın reddi hâlinde tazminat, iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminat olabilir.
  • Alacaklı dava açarken talep etmişse ve alacak kesin ise, borçlu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilir; bu tazminat için kötü niyet ve zarar aranmaz.
  • Tazminatın tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
  • Bir yıllık süre geçerse alacaklı mevcut takibe devam edemez; ancak genel hükümlere göre alacak davası açabilir.
  • Veli, vasi veya mirasçı olarak itiraz eden borçlu hakkında tazminat hükmü, kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

Likit alacak ile likit olmayan alacak arasındaki fark nedir?

Miktarı baştan belli, ayrı anlaşma ya da bilirkişi hesabı gerektirmeyen ve borçlunun alacağı ve unsurları bildiği ya da bilmesi gereken alacak.

Miktarı yargılama ile belirlenmesi gereken veya ayrı bir anlaşma ya da bilirkişi hesabına bağlı alacak.

Likit alacakta icra inkâr tazminatı kesin olarak hükmolunur; likit olmayan alacakta bu tazminat hükmolunmaz, yalnızca kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir.

İcra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatı arasındaki fark nedir?

Alacaklının davayı kazanması hâlinde, alacağın yüzde yirmisinden az olmayan tutar üzerinden hükmedilen tazminat; kötü niyet ya da zarar aranmaz.

Borçlunun itirazının haksız ve takibinde kötü niyetli olduğunun kabulü hâlinde uygun bir tazminat; hem haksızlık hem kötü niyet birlikte aranır.

Icra inkâr tazminatı için kötü niyet ispatı gerekmez ve alt sınırı yüzde yirmidir; kötü niyet tazminatında ise miktar hâkimin takdirine bağlıdır ve kötü niyet ispat edilmelidir.

Borçlu ile veli, vasi veya mirasçı olarak itiraz eden arasındaki fark nedir?

Borçlunun kendi adına yaptığı itiraz; haksız çıkması hâlinde tazminat için haksızlık ve kötü niyet koşulu ayrıca aranmaz.

Veli, vasi veya mirasçı sıfatıyla yapılan itiraz; bu kişilerin itirazında tazminat için kötü niyet ayrıca kanıtlanmalıdır.

Veli, vasi veya mirasçı sıfatıyla itiraz edene karşı tazminat hükmü kötü niyetin sübutuna bağlanmıştır.

Davanın kabulü ile reddi arasındaki fark nedir?

Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi; alacaklı lehine takibin devamı.

Alacağın varlığının ispat edilememesi; davanın reddi ve itirazın geçerli sayılması.

Kabulde takip devam eder ve tazminat koşulları değerlendirilir; redde icra inkâr tazminatı söz konusu olmaz.

Bir yıllık dava süresi içinde açılan dava ile süreyi geçiren alacaklı arasındaki fark nedir?

Bir yıl içinde açılan ve itirazın iptali davası niteliği taşıyan dava.

Bir yıllık süreyi geçiren alacaklı.

Süre içinde açılan davada takip devam eder ve tazminat hükümleri uygulanır; süre geçmişse mevcut takip düşer, ancak alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açabilir.

İtirazın iptali: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Icra inkâr tazminatı ile kötü niyet tazminatını birbirine karıştırmak; birincisinde kötü niyet ve zarar aranmadığı halde ikincisinde bu koşulların ispatı gerektiğini gözden kaçırmak.
  • İcra inkâr tazminatının alt sınırını yüzde yirmi olarak hesaplarken ödeme emrindeki faiz ya da masrafları esas almak; tazminat tutarının takip talebi veya davadaki talep üzerinden belirlenmesi gerektiğini unutmak.
  • Alacağın likit olmadığı hâllerde de icra inkâr tazminatına hükmetmek; likitlik koşulunun aranmadığını varsaymak.
  • Dava dilekçesinde tazminat talebini ileri sürmeden, sonradan talep edilebileceğini varsaymak.
  • Bir yıllık süreyi tebliğ tarihi yerine itirazın borçluya yapılış tarihinden saymak.
  • Bir yıllık süre geçtikten sonra mevcut takibe devam etmeye çalışmak; bu hâlde yalnızca genel hükümlere göre alacak davası açılabileceğini gözden kaçırmak.
  • Veli, vasi veya mirasçı sıfatıyla yapılan itirazda kötü niyeti aramadan tazminata hükmetmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Likit alacakta icra inkâr tazminatı, alacağın yüzde yirmisi üzerinden hesaplanır ve alt sınır olarak uygulanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/964 E., 2024/532 K., 23.10.2024)
  • Miktarın belirlenmesi için ayrı bir anlaşma veya bilirkişi incelemesi gerekiyorsa alacak likit sayılmaz ve bu tazminat hükmolunmaz; mahkemeler kabul edilen kısmın varlığının muhakeme gerektirdiği durumlarda likit olmadığı sonucuna varmaktadır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1117 E., 2024/626 K., 24.05.2024)
  • Icra inkâr tazminatı için kötü niyet koşulu aranmaz; ancak kötü niyet tazminatı açısından alacaklının takipte kötü niyetli olduğunun delillerle ispatlanamaması hâlinde yasal şartlar oluşmamış sayılmaktadır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/268 E., 2025/1408 K., 11.07.2025)
  • Dava açarken tazminat talebinin ileri sürülmemiş olması, mahkemenin bu tazminata hükmedememesi sonucunu doğurmaktadır; talep esas alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/816 E., 2025/1534 K., 31.12.2025)
  • Dava dilekçesinde alacağın kesin bir miktar olarak belirtilmesi, tazminatın hesabında bu miktarın esas alınması gerektiğini ortaya koyar. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/964 E., 2024/532 K., 23.10.2024)
  • Zorunlu arabuluculuk sürecinin bir yıllık hak düşürücü süreye etkisinin değerlendirilmesi gerektiği yönünde kararlar vardır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1526 E., 2026/382 K., 12.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi, yani alacağın varlığını ve itirazın haksızlığını ileri süren alacaklı, bu alacağı genel hükümler çerçevesinde ispatla yükümlüdür; m.68'deki belge zorunlu değildir.
  • Delil olarak tanık ve yemin, bilirkişi ve diğer tüm deliller kullanılabilir; icra mahkemesindeki sınırlı belge incelemesinden farklıdır. Borçlu da yeni sebepler ileri sürebilir.
  • Icra inkâr tazminatı için alacaklının dava açarken bu talebi ileri sürmüş olması ve alacağın likit olması ispatlanmalıdır; kötü niyet ispatı gerekmez.
  • Kötü niyet tazminatı için borçlunun itirazının haksızlığı ve takipte kötü niyet, tazminat talep eden tarafça ispatlanmalıdır.
  • Veli, vasi veya mirasçı sıfatıyla itiraz eden borçlu aleyhine tazminat için kötü niyetin sübutu gerekir; bu, tazminatı isteyen tarafa düşer.
  • Borçlu, alacağın ödendiği veya sona erdiği gibi savunmalarda bulunursa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.68: Belgeye dayalı alacaklı için itirazın icra mahkemesinde kaldırılması yolunu düzenler; m.67 ile arasında seçim hakkı bulunur, ancak m.67 davası belgesiz alacaklı için de açılabilir.
  • 2004 sayılı Kanun m.68a: İmzaya itiraz hâlinde yalnızca geçici kaldırılmaya imkân verir; bu nedenle imza itirazında alacaklı m.67 davasında alacağını ispatla hükümden düşürme yolunu kullanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.65: Borçlunun itiraz süresini ve itirazın yapılış biçimini düzenler; bir yıllık sürenin başlangıcı olan itirazın tebliği ile bağlantılıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.66: İtiraz üzerine takibin durmasını düzenler; m.67 davasında takibin devamı bu durmanın giderilmesi anlamına gelir.

İİK m.68 — İtirazın kesin olarak kaldırılması

İcra ve İflas Kanunu m.68, alacaklının takibine itiraz edilmesi hâlinde, alacaklının elindeki belgeye dayanarak itirazın kaldırılmasını (kesin kaldırılmasını) icra mahkemesinden isteyebilmesinin koşullarını, bu istem için tanınan altı aylık süreyi, belgelerin türlerini, borçlunun belge karşısındaki savunmalarının sınırını, imzanın inkarı hâlinde uygulanacak para cezasını ve tazminat sonuçlarını düzenler. Hüküm, ilamsız takip yapan her alacaklı ile ona itiraz eden borçlu arasındaki ilişkilerde uygulanır. İmza inkarı hâlinde geçici itirazın kaldırılmasına ilişkin usul (m.68/a) ile itirazın iptali davasını düzenlemez; bunlar m.68/a ve m.67 kapsamındadır. Ayrıca ilamsız takibin dayanağı olan ödeme emrinin tebliğini (m.58 ve izleyen maddeler), itiraz süresini (m.62) ve tazminat ile menfi tespit ve istirdat davalarının genel usulünü (m.72) düzenlemez.

İtirazın kesin olarak kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

İtirazın kaldırılması (kesin kaldırılması)
Borçlunun takip konusu borca yaptığı itirazın icra mahkemesi kararıyla ortadan kaldırılmasıdır. Kararın kesinleşmesi gerekmez; ancak itirazın kesin kaldırılması kararı maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz, borçlu genel mahkemede menfi tespit davası açabilir.
İmzası ikrar edilmiş senet
Borçlunun imzasını açıkça kabul ettiği, kayıtsız ve şartsız para borcu içeren adi senettir. Senet altındaki imza inkar edilirse bu belge m.68 kapsamından çıkar.
Noterlikçe tasdik edilen borç ikrarı
Senedin noter tarafından düzenlenmesi şart değildir; noterin borçlunun imzasını onaylaması yeterlidir. Belgenin de kayıtsız ve şartsız para borcu içermesi gerekir.
Resmî daire veya yetkili makam makbuz ve belgesi
İlgili kamu kurumunun yetkisi dahilinde ve usulüne uygun düzenlediği makbuz veya belgedir. Bu belgenin sayılabilmesi için yetki ve usul şartlarının birlikte bulunması gerekir.
Hak düşürücü altı aylık süre
Alacaklının itirazın kaldırılmasını istemek için itirazın kendisine tebliğinden itibaren sahip olduğu süredir. Süre kamu düzenine ilişkin olup icra mahkemesi tarafından kendiliğinden gözetilir.
Borca batık miras
Borçlunun murisine ait alacak için takip yapılırken terekenin borca batık olduğu savunulmasıdır. Bu savunmayı ileri süren borçluya ilam getirmesi için münasip mühlet verilir.

İtirazın kesin olarak kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının elinde m.68 birinci fıkrasında sayılan belgelerden en az birinin bulunması gerekir: imzası ikrar edilmiş veya noterce tasdik edilmiş borç ikrarı içeren senet ya da resmî daire veya yetkili makamın yetkisi dahilinde ve usulüne göre verdiği makbuz veya belge.
  • Belgenin kayıtsız ve şartsız para borcu içermesi gerekir; şarta bağlı veya başka kayıt taşıyan belge bu hükme dayanak olamaz.
  • İtirazın kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine yapılmalıdır.
  • Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilmemelidir; inkar edilirse m.68 uyarınca kesin kaldırılma yolu kapanır ve m.68/a usulü devreye girer.
  • Borçlu itirazını varit gösterecek belge ibraz edememelidir; aksi hâlde icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
  • Borçlunun gösterdiği belge m.68 birinci fıkradaki belgelerden biri ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
  • Borçlu murisine ait alacak için takip edilmekte ve terekenin borca batık olduğu ileri sürülmüşse, borçluya ilam getirmesi için münasip mühlet verilmelidir.
  • Yukarıdaki hâller dışında itirazın kaldırılmasının kabulü veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

İtirazın kesin olarak kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Belgeler m.68 kapsamındaysa ve borçlu varit bir belgeyle itirazını ispatlayamazsa, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
  • Altı ay içinde itirazın kaldırılması istenmez ise alacaklı aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamaz.
  • Kesin kaldırılma kararı verilirse alacaklı takibe devam edebilir ve borçlunun mallarının haczini isteyebilir.
  • Borçlunun gösterdiği belge m.68 belgelerinden biriyse itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
  • İmza inkarı hâlinde imza alacaklıya aitse talep reddedilir ve alacaklı belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir.
  • Bu para cezasının infazı, alacaklı genel mahkemede dava açarsa dava sonuna kadar ertelenir; alacaklı davayı kazanırsa ceza kalkar.
  • Alacaklı duruşmaya bizzat gelmez ve kabul edilebilir mazereti olmadan gelmezse, borçlunun belgesinde yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.
  • Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, reddi hâlinde alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
  • Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa ya da alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir; davayı kazanan taraf lehine önceki tazminat kalkar.
  • Kanunun belirttiği belgelerle bulunmayan koşulda kesin kaldırılma yapılamaz; alacaklı genel mahkemede alacak davası açabilir.

İmza ikrarı ile imza inkarı arasındaki fark nedir?

Borçlu belge altındaki imzayı kabul ediyorsa, belge m.68 birinci fıkra kapsamında kalır ve alacaklı kesin kaldırılma isteyebilir.

Borçlu imzayı inkar ediyorsa, belge bu hükme dayanak olamaz; imza alacaklıya aitse alacaklı m.68/a usulüyle yüzde on para cezasına mahkûm edilir.

İmza inkarında itirazın kesin kaldırılması talebi reddedilir ve alacaklı, belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm olur.

Adi senet ile noterce tasdikli senet arasındaki fark nedir?

Adi senette borçlunun imzasının ikrar edilmiş olması gerekir.

Noterce tasdikli senette senedin noterde düzenlenmesi gerekmez, yalnızca borçlunun imzasının noterce onaylanması yeterlidir.

İkisinde de kayıtsız ve şartsız para borcu aranır; noter onayı, adi senetteki ikrar gereğinin yerini alır.

Belgenin bulunması ile belgenin borçlu tarafından gösterilmesi arasındaki fark nedir?

Alacaklının kendi elindeki m.68 belgesi, takibin dayanağı olarak kesin kaldırılma talebine konu olur.

Borçlunun gösterdiği belge m.68 belgelerinden biriyse, aynı belge alacaklının talebini reddettirir.

Her iki hâlde de m.68 belgesi bulunuyorsa talep kabul edilmez veya reddedilir; borçlunun belgesinin türü belirleyicidir.

Genel hal ile borca batık terekenin ileri sürülmesi arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak borçlu, belge karşısında yalnızca itirazını belgeyle ispat edebilir ve iddia ile savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

Murisin alacağına ilişkin takipte borçlu terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, ilam getirmesi için münasip mühlet verilir.

Bu istisnai hâlde talep hemen reddedilmez; borçluya ilam getirmesi için süre tanınır.

İtirazın kesin olarak kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Adi senette imzanın borçlu tarafından inkar edilmesi hâlinde senedin m.68 kapsamında kalmaya devam ettiğini saymak; imza inkarında kesin kaldırılma yolu kapanır, m.68/a usulü uygulanır.
  • Noterlikçe tasdikli senedin noterde düzenlenmiş olması gerektiğini sanmak; noter yalnızca imzayı onaylamış olabilir.
  • Altı aylık süreyi kesin kaldırılma için değil, itirazın iptali davası için uygulamak; itirazın iptali davası için bir yıllık süre geçerlidir (m.67).
  • Altı aylık süre geçtikten sonra da talebi esasa girerek incelemek; icra mahkemesi süreyi kendiliğinden gözetmek ve süre aşımından reddetmek zorundadır.
  • Borçlunun belgesinin m.68 kapsamında olup olmadığını dikkate almadan, sadece ödeme savunmasının varlığına bakarak talebi kabul etmek; yerleşik uygulamada borçlunun ödeme, takas veya faiz olgusuna dayanması bu incelemeyi etkiler, ancak bu sonucun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
  • Şarta bağlı veya kayıt taşıyan bir senedi kayıtsız ve şartsız para borcu içeren belge gibi değerlendirmek.
  • Alacaklı duruşmaya gelmediğinde bunu sadece bir usul eksikliği saymak; kabul edilebilir mazeret yoksa talep geri çekilmiş sayılır ve borçlunun belgesindeki miktar hakkındaki itiraz hükümden düşmez.
  • Tazminatı yalnızca kesin kaldırılma kararı verildiğinde doğan bir sonuç saymak; reddi hâlinde de alacaklı aleyhine tazminat doğabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkemenin uygulamasında, borçlunun itirazını ödeme, takas veya faiz olgusuna dayandırıp borç ilişkisini kabul etmesi hâlinde, alacaklının dayandığı belgenin m.68 belgelerinden olup olmadığına bakılmaksızın kesin kaldırılma talebi kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1259 E., 2023/1122 K., 22.11.2023)
  • Borçlu tarafından imzası inkar edilmeyen kira sözleşmesi, m.68 kapsamındaki belgelerden sayılmakta ve bu belgeye dayanılarak kesin kaldırılma istenebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/992 E., 2023/515 K., 24.05.2023)
  • İhtarnamenin m.68/b bağlamında tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olması hâlinde, bu belgenin m.68 kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1259 E., 2023/1122 K., 22.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/75 E., 2023/1011 K., 25.10.2023)
  • Kiracının sözleşme adresinde bulunmadığı ve bildirim yapmadığı hâllerde ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediği, belgenin m.68 kapsamında sayılması bakımından incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/1859 E., 2025/469 K., 13.03.2025)
  • Kesin kaldırılma talebinin reddi hâlinde, alacaklının takibi sona erer; ancak bu karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı için genel mahkemede alacak davası açılabilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/993 E., 2023/616 K., 14.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren alacaklı, dayandığı belgenin m.68 birinci fıkrasındaki türlerden olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; belge senet, noter tasdikli senet, makbuz veya resmî belge olarak sunulmalıdır.
  • Alacaklı, borçlunun gösterdiği belgedeki imzayı inkar ederse, bu belge m.68 kapsamında sayılmaz; imzanın kendisine ait olmadığını ayrıca ispatlamayan alacaklı için yüzde on para cezası ve genel mahkemede ispat sonucu doğar.
  • Borçlu, itirazını varit gösterecek belgeyle ispatlamakla yükümlüdür; m.68 kapsamında sayılan yazılı delil dışında tanık ve yemin gibi deliller bu aşamada kullanılmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/993 E., 2023/616 K., 14.06.2023)
  • Borçlu, alacağın borca batık olduğunu ileri sürüyorsa bu iddiayı ilam getirerek kanıtlamak zorundadır.
  • Karşı tarafın savunmaları, ödeme veya takas gibi itirazın dayandığı olgular, borçlunun belgesi ile ispatlanmalıdır; belgeye dayanmayan savunma bekletici mesele yapılamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.68/a: Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza inkar edildiğinde uygulanacak geçici itirazın kaldırılması ve imza incelemesi usulünü düzenler; m.68 üçüncü fıkrasındaki yüzde on para cezasının dayanağıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.67: Altı aylık süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davası açarak takibi sürdürme hakkını düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.16: Aynı alacak için m.68 hükmüne aykırı yeniden ilamsız takip yapılması hâlinde borçlunun şikâyet yoluna başvurmasını sağlar.
  • 2004 sayılı Kanun m.269: İlamsız icra takibine ilişkin hüküm, m.68 birinci fıkrası ile birlikte yorumlanır ve kesin kaldırılma sürecinin dışındaki takip sınırlarını belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.72: Talebin reddi veya kabulü hâlinde genel mahkemede açılacak menfi tespit, istirdat ve alacak davalarının genel usulünü düzenler; m.68 tazminat sonuçlarının dava ile bağlantısını kurar.

İİK m.68/A — İtirazın geçici olarak kaldırılması

İİK m.68/a, imza itirazı sırasında borçlunun reddettiği senet altındaki imza için alacaklının itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteme yolunu, bu istemin usulünü, borçlunun duruşmadaki yükümlülüğünü, imza incelemesinin yöntemini, borçlunun para cezası ve tazminat sorumluluğunu düzenler. Hüküm yalnızca takibin dayandığı hususi (adi) senedin imzasının borçlu tarafından reddedilmesi halinde uygulanır; resmi senet ve ilamsız takibin diğer dayanakları bakımından uygulanmaz. Düzenlemediği konular: itirazın kesin kaldırılması (m.68), borçtan kurtulma davası (m.69), itirazın geçici kaldırılması sonrası mal beyanı ve haciz sonuçları (m.69, m.75, m.78), itirazın iptali davası (m.67) ve menfi tespit ile istirdat davaları (m.72).

İtirazın geçici olarak kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

İtirazın geçici olarak kaldırılması
Borçlunun imza itirazı üzerine, icra mahkemesinin imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varması hâlinde borçlunun itirazını geçici olarak devre dışı bırakan ara karar niteliğindeki yoldur. Kesin hüküm niteliği taşımaz ve takip hukukuna ilişkin sonuçlar doğurur.
Hususi senet
Resmi memur huzurunda düzenlenmeyen, imzası reddedilebilen senettir. Bu maddenin uygulanabilmesi için takibe dayanak senedin hususi senet olması gerekir.
Muvakkaten kaldırma kararı sonrası tazminat
Kararda, alacaklının talebi üzerine, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçluya hükmedilen tazminattır. Alacaklının talebi ve borçlunun kararda bulunmasıyla birlikte doğar.
Yüzde on para cezası
Haksız yere imzayı inkâr eden borçluya, takip konusu alacağın yüzde onu oranında verilen para cezasıdır. Borçlunun mazeretsiz duruşmaya gelmemesi veya imzanın borçluya ait bulunması hâllerinde hükmolunur.
İmza tatbiki
Reddedilen imzanın borçluya ait olup olmadığının, tatbika medar imza, borçlunun yazdıracağı yazı ile yapılan mukayese veya diğer delil ve karinelerle incelenmesidir. Bilirkişi incelemesi de bu kapsamda yapılabilir.

İtirazın geçici olarak kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Takibin, imzası borçlu tarafından itiraz sırasında reddedilen hususi (adi) bir senede dayanması gerekir.
  • Alacaklının, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden muvakkaten kaldırma talebinde bulunması gerekir.
  • İcra mahkemesinin, iki taraftan izahat almak ve imza tatbikiyle imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varması gerekir; ya da borçlunun usulüne uygun çağrıldığı duruşmaya mazeretsiz gelmemesi gerekir.
  • Borçlunun, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilmişse mazeretini önceden bildirip belgelemediği sürece duruşmada bizzat bulunması gerekir; yetki çevresi dışında tebliğ edilmiş ve istinabe yoluyla isticvabına karar verilmişse aynı yükümlülük geçerlidir.
  • Davetiyede borçlunun gelmemesi hâlinde itirazın muvakkaten kaldırılacağı ve para cezasına hükmolunacağının yazılı olarak bildirilmiş olması gerekir.
  • Yüzde on oranında para cezası, imzanın borçluya aidiyetine karar verilmesiyle veya duruşmaya mazeretsiz gelmemeyle birlikte hükmolunur.
  • Tazminat hükmü için alacaklının açıkça talepte bulunması gerekir; talep yoksa tazminata hükmolunmaz.

İtirazın geçici olarak kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • İmzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılırsa veya borçlu mazeretsiz duruşmaya gelmezse itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilir.
  • Geçici kaldırma kararıyla birlikte borçluya takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezası verilir.
  • Alacaklı talep etmişse borçlu, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
  • Borçlu kaldırma duruşmasında veya senedin aslının ibrazı celsesinde imzayı kabul ederse para cezası hükmolunmaz ve yargılama giderleri yüklenmez.
  • Kötü niyetle takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderleriyle mülzem olur.
  • Borçlu borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa para cezası ve tazminatın infazı dava sonuna kadar ertelenir; borçlu davayı kazanırsa bu cezalar kalkar.
  • Alacaklı genel mahkemede alacak davası açarsa hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir; alacaklı davayı kazanırsa tazminat kalkar.
  • Kaldırma talebi reddedilirse alacaklı kendisine karşı hükmedilen tazminata da bu hükme göre mahkûm edilir ve tazminat talebine bağlı olarak sorumlu tutulabilir.
  • Muvakkaten kaldırma kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.

Yetki çevresi içi ile yetki çevresi dışı borçlu arasındaki fark nedir?

Ödeme emri icra dairesinin yetki çevresi içinde tebliğ edilen borçlu, mazeretini önceden bildirip tevsik etmediği sürece duruşmada bizzat bulunmakla yükümlüdür.

Ödeme emri yetki çevresi dışında tebliğ edilen borçlu, istinabe yoluyla isticvabına karar verilmedikçe duruşmada bizzat bulunmakla yükümlü değildir.

Yetki çevresi dışında tebliğ edilen borçlu duruşmaya gelmese de yalnızca bu nedenle para cezası ve muvakkaten kaldırma kararı ile karşılaşmaz; istinabe kararı verilirse aynı yükümlülük doğar.

Mazeretli ile mazeretsiz gelmeme arasındaki fark nedir?

Borçlu mazeretini duruşmadan önce bildirip belgelerse icra mahkemesi mazereti kabul ederek yeni duruşma günü belirler.

Borçlu mazeretini önceden bildirmeden ya da mazeretsiz duruşmaya gelmezse icra mahkemesi başka bir inceleme yapmadan kaldırma ve para cezası kararı verir.

Mazeret kabul edilirse muvakkaten kaldırma ve para cezası ertelenir; mazeretsiz gelmemede bu iki sonuç otomatik doğar.

İmza inkârından dönme ile inkârda ısrar arasındaki fark nedir?

Borçlu inkâr ettiği imzayı kaldırma duruşmasında veya en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse para cezası hükmolunmaz.

Borçlu imzayı kabul etmezse ve imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa icra hâkimi para cezasına hükmeder.

Zamanında kabul eden borçlu hakkında para cezası hükmolunmaz ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz; kötü niyetle takibe sebebiyet verenin giderlerle mülzem olması saklıdır.

Senedin aslının icra dairesine tevdi edilmesi ile edilmemesi arasındaki fark nedir?

Takip talebi anında senedin aslı icra dairesine tevdi edilmişse ve borçlu yetki çevresi içinde tebliğ almışsa, imza inkârını kabul etmeme nedeniyle para cezası uygulanmaz.

Senedin aslı tevdi edilmemişse, borçlu inkârda ısrar ederse para cezası hükmolunabilir.

Senet aslının tevdi edilmiş olması, yetki çevresi içi borçlu bakımından para cezası hükmünü devre dışı bırakır.

Tazminat talebinde bulunulması ile bulunulmaması arasındaki fark nedir?

Alacaklı talep ederse icra mahkemesi, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmeder.

Alacaklı talepte bulunmazsa icra mahkemesi tazminata hükmetmez.

Tazminat, yalnızca alacaklının açıkça talep etmesiyle gündeme gelir.

İtirazın geçici olarak kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Resmi senet veya ilam gibi imzası inkâr edilemeyen belgelere dayanan takipte bu yolun işletilmesi; yalnızca hususi senet altındaki imza reddinde uygulanabilir.
  • Altı aylık süreyi, itirazın kaldırılma talebinin yapıldığı tarihten değil, itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden saymamak; süre hesabını tebliğ tarihinden yapmak gerekir.
  • Borçlunun duruşmada bulunma yükümlülüğünü yetki çevresi dışında tebliğ edilen borçlu için de aynı şekilde uygulamak; bu borçlu, istinabe kararı verilmedikçe bizzat bulunmakla yükümlü değildir.
  • Davetiyede para cezası ve kaldırma ihtarının yer almaması hâlinde borçlu hakkında mazeretsiz gelmeme sonucunu uygulamak; bu ihtar yazılı olmadıkça para cezası hükmolunamaz.
  • Tazminatı alacaklının talebi olmaksızın kendiliğinden hükmetmek; tazminat yalnızca talep üzerine hükmolunur.
  • Alacaklının kötü niyetli olmasını tazminat için şart koşmak; tazminat yönünden kötü niyet aranmaz.
  • Kötü niyetle takibe sebebiyet vermeyen borçlu hakkında yargılama giderlerini yüklemek; kabul hâlinde bu giderler yüklenmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Muvakkaten kaldırma kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve borçlunun borçtan kurtulma davası açabileceği kabul edilmektedir.
  • Alacaklının tazminata hükmedilebilmesi için kötü niyetli olmasının aranmadığı kabul edilmektedir.
  • Altı aylık süre geçtikten sonra yapılan kaldırma talebinin icra mahkemesi tarafından esasa girmeden süre aşımından reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Altı aylık süre kaçırılsa bile alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davası açarak takibi sürdürebileceği kabul edilmektedir.
  • Muvakkaten kaldırma talebinin reddi kararının da maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve alacaklının aynı alacak için genel mahkemede dava açabileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • İtirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyen alacaklı, takibin hususi senede dayandığını ve senet altındaki imzanın borçlu tarafından reddedildiğini ispatlamakla yükümlüdür; senedin aslının ibrazı bu ispatın temel aracıdır.
  • İmzanın borçluya aidiyeti, tatbika medar imza ile borçlunun yazdıracağı yazı ve attıracağı imzanın mukayesesiyle ya da diğer delil ve karinelerle incelenir; hâkim gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
  • Borçlu, mazeretini duruşmadan önce belgeyle bildirmek zorundadır; mazeretini ispatlayamazsa mazeretsiz duruşmaya gelmemiş sayılır ve bu durum kaldırma ve para cezası sonucunu doğurur.
  • Tazminat talebinde bulunan alacaklı, talebini açıkça dilekçesinde belirtmek zorundadır; talebin yapılmamış olması hâlinde tazminat hükmolunamaz.
  • Borçlunun imzayı kabul ettiğini ileri sürerek para cezasından kurtulmak istemesi halinde, bu kabulün kaldırma duruşmasında veya senedin aslının ibraz edildiği celsede yapılmış olması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.68: Hususi senet dışındaki belgelere dayanan takipte itirazın kesin kaldırılmasını düzenler; bu maddenin imza itirazı dışındaki paralelidir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.69: Muvakkaten kaldırma kararı sonrası geçici haciz ve borçtan kurtulma davası sonuçlarını düzenler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67: İtirazın iptali davası için tanınan bir yıllık süreyi düzenler; altı aylık sürenin kaçırılması hâlinde bu yol açık kalır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72: Menfi tespit ve istirdat davalarını düzenler; bu davaların açılması, metinde öngörülen para cezası ve tazminatın ertelenmesi sonucunu doğurur.
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.303: Muvakkaten kaldırma kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini belirleyen kuralın dayanağıdır; metinde açıkça anılmaz, ancak uygulamada bu bağlantı kurulur.

Süreler

SüreMaddeHüküm
yedi günm.60(Değişik: 2/7/2012-6352/10 md.) Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını, 3.
yedi günlükm.60Senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yukarda yazılı yedi günlük süre içinde 74 üncü maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı; mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa…
3 günm.61(Değişik: 18/2/1965-538/32 md.) Ödeme emri borçluya takip talebinden itibaren nihayet 3 gün içinde tebliğe gönderilir.
yedi günm.62(Değişik: 18/2/1965-538/33 md.) İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.
üç günm.62(Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.
üç günm.65Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye…
yedi günm.65Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre…
bir senem.67(Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının…
bir senedem.68(Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili…
altı aym.68(Değişik: 18/2/1965-538/38 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili…
altı aym.68/A(Ek: 18/2/1965-538/39 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/17 md.) Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

65 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/523 E., 2025/332 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.58
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/728 E., 2025/261 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.57
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1139 E., 2024/581 K., 27.11.2024
    İlgili madde: m.60, m.61
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/964 E., 2024/532 K., 23.10.2024
    İlgili madde: m.67
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/932 E., 2024/380 K., 10.07.2024
    İlgili madde: m.62
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/957 E., 2024/281 K., 22.05.2024
    İlgili madde: m.58, m.60
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1259 E., 2023/1122 K., 22.11.2023
    İlgili madde: m.68
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2022/75 E., 2023/1011 K., 25.10.2023
    İlgili madde: m.68
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2021/996 E., 2023/642 K., 21.06.2023
    İlgili madde: m.62
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2021/993 E., 2023/616 K., 14.06.2023
    İlgili madde: m.68
Diğer 55 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2021/992 E., 2023/515 K., 24.05.2023
    İlgili madde: m.68
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2021/205 E., 2023/455 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.61
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2021/412 E., 2023/271 K., 29.03.2023
    İlgili madde: m.65
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2021/59 E., 2023/233 K., 22.03.2023
    İlgili madde: m.61
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023
    İlgili madde: m.66
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2021/994 E., 2023/48 K., 08.02.2023
    İlgili madde: m.57
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2022/976 E., 2023/32 K., 08.02.2023
    İlgili madde: m.59
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2019/52 E., 2022/1141 K., 22.09.2022
    İlgili madde: m.59
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021
    İlgili madde: m.59
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2017/747 E., 2021/1047 K., 21.09.2021
    İlgili madde: m.62
  11. Hukuk Genel Kurulu, 2017/729 E., 2021/265 K., 16.03.2021
    İlgili madde: m.59
  12. Hukuk Genel Kurulu, 2017/262 E., 2020/751 K., 13.10.2020
    İlgili madde: m.59
  13. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2146 E., 2017/1733 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.64
  14. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1856 E., 2017/1725 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.64
  15. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1855 E., 2017/1724 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.64
  16. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1880 E., 2017/1732 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.64
  17. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1879 E., 2017/1731 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.64
  18. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1878 E., 2017/1730 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.64
  19. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K., 22.11.2017
    İlgili madde: m.62, m.66
  20. Hukuk Genel Kurulu, 2017/279 E., 2017/635 K., 05.04.2017
    İlgili madde: m.62
  21. Hukuk Genel Kurulu, 2013/1217 E., 2014/813 K., 22.10.2014
    İlgili madde: m.63
  22. Hukuk Genel Kurulu, 2013/135 E., 2013/1462 K., 09.10.2013
    İlgili madde: m.65
  23. Hukuk Genel Kurulu, 2010/725 E., 2011/314 K., 18.05.2011
    İlgili madde: m.58
  24. Hukuk Genel Kurulu, 2010/724 E., 2011/289 K., 11.05.2011
    İlgili madde: m.58
  25. Hukuk Genel Kurulu, 2010/658 E., 2010/665 K., 15.12.2010
    İlgili madde: m.63
  26. Hukuk Genel Kurulu, 2009/185 E., 2009/182 K., 13.05.2009
    İlgili madde: m.62
  27. Hukuk Genel Kurulu, 2008/542 E., 2008/521 K., 17.09.2008
    İlgili madde: m.61
  28. 12. Hukuk Dairesi, 2025/8129 E., 2025/8357 K., 22.12.2025
    İlgili madde: m.57
  29. 5. Ceza Dairesi, 2024/7612 E., 2025/6100 K., 06.05.2025
    İlgili madde: m.63
  30. 5. Ceza Dairesi, 2021/3487 E., 2024/11107 K., 06.11.2024
    İlgili madde: m.63
  31. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4040 E., 2024/5984 K., 04.09.2024
    İlgili madde: m.61
  32. 11. Hukuk Dairesi, 2023/5859 E., 2024/3195 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.57
  33. 12. Hukuk Dairesi, 2022/10572 E., 2023/3263 K., 10.05.2023
    İlgili madde: m.65
  34. 12. Hukuk Dairesi, 2021/8499 E., 2022/1314 K., 08.02.2022
    İlgili madde: m.63
  35. 12. Hukuk Dairesi, 2016/12161 E., 2017/3637 K., 09.03.2017
    İlgili madde: m.65
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2026/371 E., 2026/449 K., 02.04.2026
    İlgili madde: m.66
  37. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026
    İlgili madde: m.66
  38. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1526 E., 2026/382 K., 12.02.2026
    İlgili madde: m.67
  39. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1309 E., 2026/118 K., 20.01.2026
    İlgili madde: m.66
  40. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/816 E., 2025/1534 K., 31.12.2025
    İlgili madde: m.67
  41. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2025/755 E., 2025/1337 K., 29.12.2025
    İlgili madde: m.58
  42. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/228 E., 2025/974 K., 12.11.2025
    İlgili madde: m.63, m.65
  43. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/268 E., 2025/1408 K., 11.07.2025
    İlgili madde: m.67
  44. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/1241 E., 2025/1460 K., 10.07.2025
    İlgili madde: m.60, m.61
  45. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2025/703 E., 2025/709 K., 22.05.2025
    İlgili madde: m.60
  46. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/56 E., 2025/706 K., 22.05.2025
    İlgili madde: m.60
  47. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/84 E., 2025/752 K., 08.05.2025
    İlgili madde: m.66
  48. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/1859 E., 2025/469 K., 13.03.2025
    İlgili madde: m.68
  49. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1902 E., 2025/270 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.58
  50. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/1611 E., 2025/82 K., 05.02.2025
    İlgili madde: m.60
  51. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1117 E., 2024/626 K., 24.05.2024
    İlgili madde: m.67
  52. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/2464 E., 2024/271 K., 15.02.2024
    İlgili madde: m.68
  53. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1547 E., 2024/198 K., 08.02.2024
    İlgili madde: m.67
  54. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2022/647 E., 2024/389 K., 31.01.2024
    İlgili madde: m.59
  55. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/131 E., 2023/360 K., 31.05.2023
    İlgili madde: m.57

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.58).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.1. Genel Haciz Yolu - Takip Talebi, Ödeme Emri ve İtiraz bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış