Haciz yoliyle takip
İstihkak iddiasına itiraz
Kısaca
İİK m.96, borçlunun elinde bulunan haczedilmiş bir malın başkasının mülkü veya rehni olarak gösterilmesi ya da üçüncü kişi tarafından mülkiyet veya rehin hakkı iddia edilmesi hâlinde icra dairesinin izleyeceği işlemleri düzenler: iddianın tutanağa geçirilmesi, tarafların bilgilendirilmesi, alacaklı ve borçluya üç günlük itiraz süresi verilmesi ve istihkak iddiasının kabulü sayılma hâlleri ile iddia sahibinin haczi öğrenme süresi ve ıttıla sayılacak kişiler.
Kapsam
Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.96–104 hükümlerini kapsar.
- İİK m.96Hazırlık safhası
- İİK m.97Üçüncü şahsın istihkak iddiası
- İİK m.97/Aİstihkak davalarında mülkiyet karinesi
- İİK m.98Çalınmış ve zayi olmuş şeyler
- İİK m.99Üçüncü şahsın zilyetıği
- İİK m.100Hacze iştirak derecelerinin teşkili
- İİK m.101Önce icrası lazım gelen merasime lüzum olmaksızın iştirak
- İİK m.102Haciz tutanağı tanzimi
- İİK m.103Davet
- İİK m.104Hacze iştirak halinde davet
İİK m.96 — Hazırlık safhası
İİK m.96, borçlunun elinde bulunan haczedilmiş bir malın başkasının mülkü veya rehni olarak gösterilmesi ya da üçüncü kişi tarafından mülkiyet veya rehin hakkı iddia edilmesi hâlinde icra dairesinin izleyeceği işlemleri düzenler: iddianın tutanağa geçirilmesi, tarafların bilgilendirilmesi, alacaklı ve borçluya üç günlük itiraz süresi verilmesi ve istihkak iddiasının kabulü sayılma hâlleri ile iddia sahibinin haczi öğrenme süresi ve ıttıla sayılacak kişiler. Maddeye göre istihkak iddiası yalnız mülkiyet ve rehin hakkıyla sınırlı değildir; ancak madde metni bu genişlemenin kapsamını ayrıca belirtmez. Madde, itiraz üzerine icra mahkemesinin takibin devamı veya ertelenmesi hakkındaki kararını düzenlemez (m.97). Haciz dışındaki durumlarda istihkak davasının esası, dava açma süresi ve yetkili mahkeme (m.99 ve m.97/a) bu maddede düzenlenmez; ayrıca üçüncü kişinin malın muhafazasına ilişkin işlemler (m.97/a) ve haczin usulüne uygun yapılmasına ilişkin kurallar (m.88 ve m.102) bu maddenin dışındadır.
Hazırlık safhası: hangi kavramlar bilinmeli?
- İstihkak iddiası
- Haczedilen malın borçlu dışındaki bir kişiye ait olduğunu, ya da bu mal üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin hakkı bulunduğunu öne süren beyandır. İddianın icra dairesine yapılması ile tutanağa geçirilmesi ilk aşamadır.
- Istihkak iddiasının kabulü sayılması
- Alacaklı ve borçlunun üç günlük süre içinde itiraz etmemesi hâlinde, iddiayı kabul etmiş sayılmalarıdır. Bu sayılma, süresinde bildirim yapılmış olmasına bağlıdır; bildirimde üç günlük süre açıkça yazılı değilse sükut kabul sonucu doğurmaz.
- Haczi öğrenme (ıttıla)
- Malın haczedildiğini bilen kişinin durumudur ve yedi günlük sürenin başlangıcını belirler. Maddenin üçüncü fıkrasına göre bazı kişilerin ıttılası, haczin bizzat öğrenilmesinden bağımsız olarak kabul edilir.
- Aynı takipte iddia hakkının kaybı
- Yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunulmazsa, aynı takip içinde bu iddiayı ileri sürme hakkının kaybedilmesidir. Kayıp yalnız aynı takip için geçerlidir; başka bir takipte ayrıca iddiada bulunulabileceği maddeden anlaşılır.
Hazırlık safhası: hangi şartlar aranır?
- Haczedilen malın borçlunun elinde bulunması veya borçlu ile birlikte üçüncü kişinin elinde bulunması gerekir.
- Borçlunun malı başkasının mülkü ya da rehni olarak göstermesi ya da üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin hakkı iddia etmesi gerekir.
- İcra dairesinin iddiayı haciz ve icra tutanaklarına geçirmesi ve keyfiyeti alacaklı ile borçluya bildirmesi gerekir.
- Alacaklı ve borçluya, istihkak iddiasına karşı itirazlarını bildirmek üzere üç günlük mühlet verilmesi ve bu sürenin bildirimde açıkça yazılması gerekir.
- İstihkak iddiasını ileri süren borçlu veya üçüncü kişinin, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde iddiada bulunması gerekir.
- Alacaklı veya borçlunun üç gün içinde itiraz etmemesi hâlinde iddiayı kabul etmiş sayılmaları gerekir; itiraz varsa dosya icra mahkemesine gönderilir.
Hazırlık safhası: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı ve borçlu üç gün içinde itiraz ederse, icra müdürü dosyayı tarafların ayrıca talep etmesini beklemeden icra mahkemesine gönderir.
- Alacaklı ve borçlu üç gün içinde itiraz etmezse, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.
- Üç günlük süreden sonra yapılan itiraz geçersizdir ve sonuç doğurmaz; bu durumda dosya icra mahkemesine gönderilemez.
- İcra dairesi, itiraz süresini bildirimde açıkça yazmadan verdiği bildirime dayanarak kabul sonucu çıkaramaz.
- İcra müdürü, itiraz üzerine kendisi istihkak davası açmak üzere süre veremez; işlemi dosyayı icra mahkemesine göndermekle sınırlıdır.
- Yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunulmazsa, aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkı kaybedilir.
- Madde, icra mahkemesinin itiraz üzerine verdiği takibin devamı veya ertelenmesi kararını düzenlemez; bu karar m.97 kapsamındadır.
Borçlunun gösterimi ile üçüncü kişinin iddiası arasındaki fark nedir?
Borçlunun, elindeki malı başkasının mülkü veya rehni olarak göstermesi hâli.
Üçüncü kişinin, haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı ileri sürmesi hâli.
Her iki hâlde de icra dairesi işlemi aynıdır: tutanağa geçirme, bildirim ve üç günlük mühlet. Yedi günlük süre ise iddiayı yapan kişiye göre işler.
Alacaklı-borçlu itirazı ile sükut arasındaki fark nedir?
Alacaklı veya borçlunun üç gün içinde itiraz etmesi hâli.
Üç gün içinde itiraz edilmemesi (sükut) hâli.
İtiraz varsa icra müdürü dosyayı icra mahkemesine gönderir. Sükut hâlinde istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır ve icra mahkemesine dosya gönderilmez.
Doğrudan ıttıla ile ıttılanın sayılması arasındaki fark nedir?
İddiayı yapan kişinin haczi fiilen öğrenmesi hâli.
İstihkak iddiasıyla birlikte oturan kişi, bunların iş ortakları ya da istihkak davası m.97/9 uyarınca açılmışsa davanın açıldığı tarihte ıttıla kazanmış sayılan kişiler.
Ikinci grupta haczi öğrenme tarihi, iddianın veya davanın tarihi olarak kabul edilir ve yedi günlük süre o tarihten işlemeye başlar.
Hazırlık safhası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üç günlük itiraz süresini bildirimde yazmadan sükut sonucunu kabul sayılma olarak uygulamak; süre açıkça yazılmadıkça kabul sonucu doğmaz.
- Haczi öğrenme tarihini yedi günlük sürenin başlangıcı olarak almak; birlikte oturan veya iş ortağı olan kişilerde ıttıla tarihi ayrıca belirlenir.
- Itiraz üzerine icra müdürünün kendisinin istihkak davası açması için süre vermesi; işlem yalnızca dosyanın icra mahkemesine gönderilmesidir.
- Madde metninde sayılan hakların dışında bir hakka dayanarak istihkak iddiasının reddedilmesi; mülkiyet ve rehin dışındaki sınırlı aynî haklar da iddiaya konu olabilir.
- Malın devri veya kullanımına ilişkin sözleşmeye dayanan talep hakkıyla istihkak iddiasında bulunulabileceğini kabul etmek; bu hak istihkak iddiasına konu olamaz.
- Icra mahkemesinin itiraz üzerine esas hakkında karar vermesi; bu karar m.97 kapsamında yalnız takibin devamı ya da ertelenmesi olabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Istihkak iddiasında bulunulabilecek hakların yalnız mülkiyet ve rehinle sınırlı olmadığı, irtifak, intifa ve hapis hakkı gibi sınırlı aynî hakların da bu kapsama girebildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1238 E., 2023/484 K., 17.05.2023)
- Tapu siciline şerh verilerek kuvvetlendirilen kişisel hakların istihkak davasının konusunu oluşturabildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1238 E., 2023/484 K., 17.05.2023)
- Malın devri, kullanımı ya da alacak temliğine dayanan talep hakları ile istihkak iddiasında bulunulamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1238 E., 2023/484 K., 17.05.2023)
- İcra müdürünün, istihkak iddiasına itiraz üzerine kendisinin istihkak davası açması için süre vermesinin yetkisi aşan bir işlem olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
- İcra mahkemesinin itiraz üzerine istihkak iddiasının esası hakkında haczin kaldırılmasına veya istihkak davasının kabulüne karar vermesinin yasaya aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/1008 E., 2023/175 K., 08.03.2023)
- Haciz şirket yetkilisi huzurunda yapılmamışsa, iddiayı yapanın haczi ne zaman öğrendiğinin somut delille değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/93 E., 2022/255 K., 03.03.2022)
- Üç günlük süre bildirimde açıkça yazılmamışsa kabul sayılma sonucunun doğmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/199 E., 2011/420 K., 15.06.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Istihkak iddiasını ileri süren kişi, mülkiyet veya rehin hakkının varlığını ve iddiasını yedi gün içinde yaptığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Haczi öğrenme tarihi, ilgili kişinin ıttıla kazandığını gösteren belgeyle ispatlanır; belge yoksa haciz tutanağı ve bildirim tarihi esas alınır.
- Alacaklının veya borçlunun kabul sayılma savunmasını ileri sürmesi halinde, bildirimde üç günlük sürenin açıkça yazılı olduğunu icra dairesinin kayıtlarıyla ispat etmesi gerekir.
- Üçüncü kişi, iddiasının dayanağı olan tapu kaydı, sözleşme veya diğer yazılı belgelerle hakkını ispatlar; tanık delili ancak bu belgeleri tamamlayabilir.
- Ittıla sayılan kişiler (birlikte oturan veya iş ortağı olan) hakkında ıttılanın varlığını iddia eden taraf bu hususu ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.97: Maddede itiraz yapıldığında dosyanın icra mahkemesine gönderilmesinden sonra verilecek takibin devamı veya ertelenmesi kararını ve istihkak davasının açılmasını düzenler; m.96'nın işlemesinin devamıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.99: Istihkak iddiasının reddi halinde açılacak istihkak davasının esasını ve süresini düzenler; m.96'da kabul edilmeyen iddiaların yargı yoluna taşınmasını sağlar.
- 2004 sayılı Kanun m.97/a: Üçüncü kişinin yedieminliği ve malın muhafazası bakımından m.96 ile birlikte uygulanan özel düzenlemedir.
İİK m.97 — Üçüncü şahsın istihkak iddiası
İİK m.97, üçüncü kişinin istihkak iddiasına alacaklı veya borçlunun itiraz etmesi hâlinde icra mahkemesinin takibin devamı veya ertelenmesi konusunda vereceği kararı, teminatı, erteleme kararına karşı istihkak davası açma süresini, dava reddinde ve kabulünde tazminatı, istihkak davasının yargılama usulünü ve davanın süratle görülmesini düzenler. Hüküm, haciz sırasında malın borçlunun elinde bulunduğu hâlde icra memurunun dosyayı icra mahkemesine göndermesi ve üçüncü kişi ile borçlunun birleşmesinin alacaklıya etkisi bakımından uygulanır. Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davalarında Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmüne uyulmasını da kapsar. Madde, istihkak iddiasının icra memuruna bildirilmesi ve haczi öğrenme süresini düzenlemez (m.96). Malın borçlunun ya da üçüncü kişinin elinde olması hâlinde mülkiyet karinesini düzenlemez (m.97/a). Malın üçüncü kişinin elinde bulunması hâlini düzenlemez (m.99). Haczedilen malın satışının ertelenmesinin ve paraya çevrilen bedelin paylaştırılmasının ayrıntıları ile icra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları (m.36, m.106) bu maddenin dışında kalır.
Üçüncü şahsın istihkak iddiası: hangi kavramlar bilinmeli?
- İstihkak iddiası
- Haczedilen bir malın üçüncü kişi tarafından mülkiyet veya başka bir aynî hak dayanağıyla kendisine ait olduğunun ileri sürülmesidir. Kişisel haklara dayanan talepler kural olarak bu kapsamda değerlendirilmez.
- Takibin ertelenmesi (talik)
- İstihkak iddia edilen mal bakımından satış ve diğer takip işlemlerinin durdurulmasıdır. Erteleme yalnızca istihkak iddia edilen malla sınırlıdır; istihkak iddia edilmeyen mallar için takip devam eder.
- Takibin devamı
- İcra mahkemesinin istihkak iddiasını haksız bulması ya da iddianın satışı geri bırakma amacıyla kötüye kullanıldığına dair ciddi sebepler görmesi hâlinde verdiği, istihkak konusu mal hakkındaki işlemlerin sürmesine ilişkin karardır. Bu karar kesindir.
- Teminat (m.36)
- Erteleme kararı verildiğinde, davacı üçüncü kişinin haksız çıkması hâlinde alacaklının uğrayabileceği zararı karşılamak üzere alınan güvencedir. Cins ve miktarı mevcut delillerin niteliğine göre belirlenir ve kanunda gösterilen cinsten olmak zorundadır.
- Basit yargılama usulü
- İstihkak davasının genel hükümler çerçevesinde, daha sade bir usulle görülmesidir. Davada her türlü delil kullanılabilir ve hâkim delilleri serbestçe takdir eder.
- Mülkiyet karinesi
- Haczedilen malın borçlu elinde bulunması hâlinde maddi olarak borçlunun malı sayılmasıdır; bu konu m.97/a'da ayrıca düzenlenmiştir. Madde 97'nin on ikinci fıkrası, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki birleşmenin alacaklıyı bağlamadığını belirtir.
- İstihkak davası açma süresi
- Üçüncü kişinin, takibin ertelenmesi veya devamı kararının tefhim ya da tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde dava açması gereken süredir.
Üçüncü şahsın istihkak iddiası: hangi şartlar aranır?
- Üçüncü kişinin haczedilen malda mülkiyet veya başka bir aynî hakka dayanarak istihkak iddiasında bulunmuş olması ve alacaklı ya da borçlunun bu iddiaya süresi içinde itiraz etmesi gerekir.
- İtiraz üzerine icra memurunun dosyayı hemen icra mahkemesine vermesi gerekir; icra memuru bu konuda kendisi karar veremez.
- İcra mahkemesinin, dosya üzerinden veya gerekirse ilgilileri davet ederek mürafaa yoluyla yaptığı inceleme sonunda takibin devamına ya da ertelenmesine karar vermesi gerekir.
- Takibin ertelenmesi talebi, istihkak davasının yalnızca satışı geciktirmek gayesiyle kötüye kullanıldığına inanmak için ağırlıklı nedenler bulunduğunda reddedilmelidir.
- Takibin ertelenmesine karar verilirse, davacı üçüncü kişiden m.36'da gösterilen teminatın alınması gerekir.
- Erteleme kararına karşı üçüncü kişinin, kararın tefhim ya da tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açması gerekir.
- Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya bakımından talik emri, Borçlar Kanunu'nun 268. maddesinin birinci fıkrasındaki hükümlere uygun olmadıkça verilemez.
- Davanın reddi hâlinde, erteleme nedeniyle geciken alacak miktarının en az yüzde yirmisi tutarında tazminat davacıdan istenmelidir.
- Davanın kabulü hâlinde, itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti varsa, haczedilen malın değerinin en az yüzde onbeşi tutarında tazminat itiraz edenden alınmalıdır.
Takibin devamı ile takibin ertelenmesi arasındaki fark nedir?
Takibin devamı kararında, icra mahkemesi istihkak iddiasını haksız bulduğunda ya da iddianın satışı geri bırakma amacıyla kötüye kullanıldığını ciddi sebeplerle gördüğünde verilir.
Takibin ertelenmesi kararı, iddianın ciddi görüldüğü ve iddia edilen mal bakımından işlemlerin durdurulduğu hâlde verilir.
Devam kararı kesindir. Erteleme kararına karşı ise üçüncü kişi yedi gün içinde istihkak davası açmak zorundadır.
Dava reddi ile dava kabulü arasındaki fark nedir?
Dava reddedilirse ve erteleme verilmişse, istihkak iddiası sahibi tazminata mahkûm edilir.
Dava kabul edilirse, mal üçüncü kişiye verilir ve kötü niyet varsa itiraz edenden tazminat alınır.
Reddinde alacaklının gecikmesine bağlı tazminat en az yüzde yirmi, kabulde kötü niyet hâlinde haczedilen malın değerinin en az yüzde onbeşi olarak hesaplanır.
Erteleme kararı sonrası dava ile haczi öğrenmeyi izleyen dava arasındaki fark nedir?
İcra memuruna itiraz üzerine verilen erteleme kararından sonra, üçüncü kişi yedi gün içinde dava açar.
Haczi öğrendikten sonra yedi gün içinde, itiraz ve erteleme kararı beklemeksizin dava açılabilir.
Birinci hâlde süre kararın tefhim ya da tebliğiyle başlar; ikinci hâlde süre haczi öğrenmeyle başlar.
Satış öncesi erteleme ile satılmış malın bedeli arasındaki fark nedir?
Mal henüz satılmamışsa icra mahkemesi istihkak davası sonuçlanana kadar satışı erteleyebilir.
Mal paraya çevrilmişse icra hâkimi bedelin ödenmemesine ya da teminatla veya teminatsız alacaklıya verilmesine ayrıca karar verir.
Paraya çevrilmiş malda istihkak konusu bedel üzerinde karar verilir.
Üçüncü şahsın istihkak iddiası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Erteleme kararının süresini haczi öğrenme tarihinden saymak; m.97'de yedi günlük süre, kararın tefhim veya tebliğinden başlar, haczi öğrenme tarihinden değil.
- Teminatı kanunda gösterilen cins dışında, örneğin nakdi olarak takdir etmek; m.36'da gösterilen cinsten olmak zorundadır.
- Tazminat oranını yanlış hesaplamak; erteleme ile dava reddinde geciken alacağın yüzde yirmisi, kabulde kötü niyet varsa malın değerinin yüzde onbeşi esas alınır.
- Dava reddinde tazminatı yalnız kötü niyetle bağlamak; reddin sonucu olan tazminat, kötü niyet aranmaksızın erteleme kararına bağlanır.
- Borçlunun istihkak iddiasını kabul etmesini alacaklıyı bağlayıcı saymak; bu ikrar yalnız borçlu aleyhine delil olur.
- Kişisel hak dayanağıyla istihkak iddiası kabul etmek; kiracılık gibi kişisel haklar kural olarak istihkak davasına konu olmaz.
- Dava reddinde tazminat hükmü yerine genel hükümlere göre dava gerekeceğini unutmak; m.97 tazminatı ile genel hükümlere göre açılan dava ayrı rejimlerdir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İstihkak davasında dava reddinde açılan tazminatın dayanağı m.97'dir; genel hükümlere göre ayrı dava açmak ve zararı ispatlamak mümkündür, ancak bu dava m.97/11 uyarınca değil genel hükümlere göre görülür. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1957 E., 2025/2206 K., 06.11.2025; Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1228 E., 2025/1977 K., 06.10.2025)
- Üçüncü kişi lehine ya da aleyhine tazminat hükmünün, istihkak davasındaki reddin ardından kendiliğinden verilmesi gerektiği yönünde görüş ağırlık kazanmıştır; ancak tazminat talebinin aranıp aranmadığı konusunda kanun açık değildir.
- Birlikte kullanılan malda borçlunun birleşmesi alacaklıyı bağlamaz; delil bakımından borçlunun ikrarı yalnız borçlu aleyhine değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/625 E., 2023/914 K., 11.10.2023)
- Mülkiyet karinesinin aksinin somut ve inandırıcı delillerle ispatlanmaması hâlinde, takibin talikine karar verilmiş olması m.97'nin on üçüncü fıkrası uyarınca sonuç doğurur. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/625 E., 2023/914 K., 11.10.2023)
- İstihkak davasının kabulü için m.97/15 hükmüne göre itiraz eden alacaklının ya da borçlunun kötü niyeti tahakkuk etmelidir ve tazminatın hesabı haczedilen malın değeri üzerinden yapılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/585 E., 2022/907 K., 14.06.2022)
- Dava açma süresi, istihkak iddiasının bildirildiği tutanağın alacaklıya bildirilmesi ile başlayan yedi günlük süreyle birlikte değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/166 E., 2013/1360 K., 18.09.2013)
Nasıl ispat edilir?
- İstihkak davacısı üçüncü kişi, mülkiyet veya aynî hakkını ispat etmekle yükümlüdür; mülkiyet karinesi borçlu lehine olduğundan ispat yükü davacıdadır.
- Malın borçlu ile birlikte üçüncü kişinin elinde olduğu durumda, mal borçlu elinde sayılır ve davacı üçüncü kişi aksini m.97/a'da belirtilen şekilde ispatlamak zorundadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/1008 E., 2023/175 K., 08.03.2023)
- Davada her türlü delil kullanılabilir ve hâkim delilleri serbestçe takdir eder; tanık ve bilirkişi de dinlenebilir.
- Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki sözleşmeler ya da borçlunun tek taraflı belgeleri, alacaklı aleyhine kesin delil değildir ve alacaklı tanıkla aksini ispat edebilir.
- Üçüncü kişinin istihkak iddiasını borçlunun kabulü alacaklıyı bağlamaz; ancak borçlu aleyhine delil oluşturur.
- Teminat miktarı ve cinsi, mevcut delillerin niteliğine göre takdir edilir; ispat yükünü taşıyan üçüncü kişi, teminatı yatırmazsa takibin devamına karar verilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/166 E., 2013/1360 K., 18.09.2013)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.96: İstihkak iddiasının haciz sırasında ya da haczi öğrenmeden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilmesini düzenler; m.97'deki sürecin başlangıcını oluşturur.
- 2004 sayılı Kanun m.36: Erteleme kararı verildiğinde davacıdan alınacak teminatın cins ve niteliğini belirler; m.97 tarafından doğrudan atıf yapılır.
- 2004 sayılı Kanun m.97/a: Malın borçlu elinde ya da borçlu ile birlikte üçüncü kişi elinde olduğu hâllerde mülkiyet karinelerini düzenler; m.97'nin ispat ve tazminat hükümlerine konu olan karinelerin dayanağıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.99: Malın üçüncü kişinin elinde bulunduğu hâli düzenler; m.97'deki istihkak prosedürünün ayrı bir uygulamasıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.106: Maddenin metninde andığı müddetlerin hesaplanması ve bu süreler bakımından dava esnasında işleyişi ile ilgilidir.
- 6100 sayılı Kanun m.312: Maddenin ilgili fıkrasında hükmü uygulanan istihkak davasında alacaklının dava açılmasına sebebiyet vermediği hâlleri düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.97/a: Mülkiyet karinesinin ispatı ve borçlu ile üçüncü kişi arasındaki birleşmenin etkisi bakımından 97. maddenin uygulamasında kullanılır.
İİK m.97/A — İstihkak davalarında mülkiyet karinesi
İİK m.97/a, taşınır malın haciz sırasında kimin elinde bulunduğuna göre mülkiyet karinesini ve bu karinenin ispat yükünü düzenler. Tek başına borçlunun elinde bulunan malda, malı borçlu ile üçüncü kişinin birlikte bulundurduğu hâllerde ve birlikte oturulan yerlerdeki mallarda hangi tarafın lehine karine bulunduğunu belirler. Ayrıca istihkak davacısının göstermesi gereken hukuki ve fiili sebepleri de kapsar. Madde, istihkak davasının hangi mahkemede ve hangi usulle görüleceğini, haciz yapılmasının koşullarını ve istihkak iddiasının iflastaki görünümünü düzenlemez; bunlar için haciz ve istihkak davasının genel hükümleri olan m.96 ve m.97 ile m.99 ve iflas hâli için m.228 incelenmelidir. Madde, istihkak davasının zamanaşımı ya da hak düşürücü süresini de düzenlemez.
İstihkak davalarında mülkiyet karinesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mülkiyet karinesi
- Taşınır malı elinde bulunduran kişinin o malın maliki sayılmasını sağlayan, icra hukukuna özgü kanuni karinedir. Türk Medeni Kanunu'ndaki zilyetlik karinesinden farklı olarak burada yalnızca elde bulundurma yeterli sayılmıştır. Karine çürütülebilir niteliktedir.
- Elinde bulundurma
- Malın fiilen borçlunun ya da üçüncü kişinin egemenliği altında bulunmasıdır. Maddede, malın borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde bulunması hâli de ayrıca düzenlenmiştir ve bu hâlde mal borçlu elinde sayılır.
- Yedieminlik
- Haczedilen malın üçüncü kişiye yedieminlik olarak bırakılmasıdır. Üçüncü kişi yedieminliği kabul ettiğinde, malı birlikte elinde bulunduran üçüncü kişi bakımından mal muhafaza altına alınmaz.
- Birlikte oturulan yer
- Borçlu ile üçüncü kişinin birlikte yaşadığı mekândır. Bu yerdeki mallardan mahiyeti itibarıyla kadın, erkek ya da çocuklara ait olduğu açıkça anlaşılanlar ile örf ve âdet, sanat, meslek veya meşgale gereği belli bir kişiye ait olanlar, o kişiye ait sayılır.
- Mahiyet itibarıyla aidiyet karinesi
- Malın niteliğinden, örf ve âdetten ya da meslek ve sanat gereğinden hangi kişiye ait olduğunun anlaşılmasına dayanan ikinci bir karinedir. Bu karinenin aksini ispat yükü iddia eden kişiye düşer.
- İstihkak davası
- Haczedilen bir malın üçüncü kişi tarafından kendi mülkiyetine dayanılarak alacaklıya karşı açılan davadır. Davacının hukuki ve fiili sebepleri göstermesi ve ispat etmesi gerekir.
İstihkak davalarında mülkiyet karinesi: hangi şartlar aranır?
- Haczedilen malın taşınır mal olması gerekir.
- Malın borçlunun elinde bulunması ya da borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde bulunması hâli gerçekleşmiş olmalıdır; bu hâllerde mülkiyet karinesi borçlu lehine işler.
- Malın birlikte oturulan yerde bulunması hâlinde, mahiyeti itibarıyla kadın, erkek ya da çocuğa ait olduğu açıkça anlaşılan ya da örf, âdet, sanat, meslek veya meşgale gereği belli bir kişiye ait olan mal o kişiye ait farz edilir.
- Mahiyet karinesinin aksini ispat yükü iddia eden kişiye aittir ve bu karine, malın borçlu ile birlikte bulunan üçüncü kişiye ait olduğunu kabule elverişlidir.
- Üçüncü kişinin istihkak davasında malı ne suretle iktisap ettiğini, yani hangi hukuki sebeple mal üzerinde hak kazandığını göstermesi gerekir.
- Üçüncü kişinin, malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve olayları göstermesi ve ispat etmesi gerekir.
- Üçüncü kişi yedieminliği kabul etmişse, birlikte bulundurulan mal muhafaza altına alınmaz; ancak 97. maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilirse mal muhafaza altına alınabilir.
İstihkak davalarında mülkiyet karinesi: hangi sonuçları doğurur?
- Taşınır mal borçlunun elinde bulunuyorsa, mal borçlunun malı sayılır ve üçüncü kişi istihkak davasında malın kendisine ait olduğunu ispat etmek zorundadır.
- Borçlu ile üçüncü kişi malı birlikte elinde bulunduruyorsa da mal borçlu elinde sayılır; üçüncü kişi karinenin aksini 97/a maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen biçimde ispat etmelidir.
- Birlikte oturulan yerde, malın mahiyeti itibarıyla belli bir kişiye ait olduğu açıkça anlaşılıyorsa, o kişi lehine karine doğar ve karinenin aksini ispat yükü alacaklıya geçer.
- Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse, birlikte bulundurulan mal muhafaza altına alınmaz.
- Üçüncü kişi istihkak davasında malı nasıl edindiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren sebepleri ispat edemezse, icra mahkemesi istihkak davasını reddeder.
- Karine yalnızca ispat bakımından etkilidir; istihkak davasını açma yükü yine malı elinde bulunduran üçüncü kişidedir.
Malın tek başına borçlunun elinde ile borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde bulunması arasındaki fark nedir?
Mal yalnız borçlunun elinde ise, mülkiyet karinesi borçlu lehinedir ve üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu, üstün hakkını ispat etmek zorundadır.
Mal borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde ise, mal yine borçlu elinde sayılır; ancak birlikte oturulan yerde mahiyet karinesi devreye girebilir.
Birlikte bulundurma hâlinde, malın mahiyeti gereği üçüncü kişiye ait olduğu anlaşılıyorsa ispat yükü alacaklıya geçer.
Mülkiyet karinesi ile mahiyet karinesi arasındaki fark nedir?
Mülkiyet karinesi, malı elinde bulunduran kişiyi maliki sayar ve borçlu lehinedir.
Mahiyet karinesi, birlikte oturulan yerde malın niteliğine göre belli bir kişiye aitliği farz eder.
Mahiyet karinesi yoluyla üçüncü kişi, malın kendisine ait olduğunu ayrıca ispat etmek zorunda kalmaz; karinenin aksini alacaklı ispat eder.
İstihkak davasında ispat yükü ile istihkak davası açma külfeti arasındaki fark nedir?
İspat yükü, mülkiyet karinesi ve mahiyet karinesi bakımından değişebilir.
İstihkak davasını açma ve sebepleri gösterme külfeti her hâlde malı elinde bulunduran üçüncü kişidedir.
Mahiyet karinesi yalnızca ispat bakımından etkilidir; davayı açma yükü üçüncü kişide kalır.
Yedieminlik kabulü ile yedieminlik kabul edilmemesi arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse, birlikte bulundurulan mal muhafaza altına alınmaz.
Yedieminlik kabul edilmezse ya da takibin devamına karar verilirse mal muhafaza altına alınabilir.
Muhafaza altına alma işlemi, üçüncü kişinin yedieminlik kabulü ile engellenmiş olur; ancak 97. maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamı kararı verilirse mal yine muhafaza altına alınabilir.
İstihkak davalarında mülkiyet karinesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birlikte bulundurma hâlinde malın üçüncü kişi tarafından kullanıldığını göstermeyi, mülkiyet karinesinin aksini ispat saymak; mahiyet karinesi bakımından ispat yükünün alacaklıya geçtiğini gözden kaçırmak.
- Mülkiyet karinesini Türk Medeni Kanunu'ndaki zilyetlik karinesiyle aynı saymak; 97/a'da elinde bulundurmanın yeterli olduğunu ve TMK'den farklı bir düzenleme bulunduğunu unutmak.
- Mahiyet karinesini malın birlikte oturulan yerde bulunması ile yetinerek her eşya için uygulamak; karinenin ancak mahiyeti itibarıyla belli bir kişiye ait olduğu açık olan mallarda işlediğini gözden kaçırmak.
- Üçüncü kişinin yalnızca bir belgeyle, örneğin borçlunun adına düzenlenmemiş bir fatura ya da kira sözleşmesiyle, karinenin aksini ispatlayabileceğini kabul etmek.
- Üçüncü kişinin yalnızca mülkiyetini değil, aynı zamanda malı nasıl iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunma sebebini de göstermesi gerektiğini atlamak.
- Yedieminlik kabulünü, muhafaza altına alınmama sonucunu doğurduğu hâlde, takibin devamı kararından sonra da mal muhafaza altına alınamaz sanmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haciz adresinde bulunan şirket belgeleri, fatura, kira sözleşmesi, vergi levhası ve ticaret odası kaydı gibi belgelerin, tek başına üçüncü kişi lehine mülkiyet karinesinin aksini ispat etmeye yeterli sayılmadığı kabul edilmektedir.
- Borçlu ile üçüncü kişinin ticari faaliyette bulunması, borçlunun ticari işletmesindeki emtianın önemli bir bölümünün üçüncü kişi tarafından satın alınmış olması ve benzeri hâllerde, örtülü iş yeri devri ve muvazaa iddiasının kabul edilebileceği kabul edilmektedir.
- Üçüncü kişi adresinde yapılan haciz ile borçlu adına düzenlenmiş eski bir belgenin bulunması, mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğunu ortaya koyabilmekte; alacaklının karinenin aksini inandırıcı ve güçlü delillerle ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.
- Haciz mahallinde borçlunun eşi ya da çocuğunun bulunması, mahiyet karinesinin uygulanmasında tek başına belirleyici sayılmamakta; malın niteliği ve kullanım amacı birlikte değerlendirilmektedir.
- İstihkak davasında ileri sürülen iddia, ticari defter kayıtları ile de ispat edilebilmekte; taraflar tanık ve bilirkişi incelemesi dahil bütün delillere başvurabilmektedir.
- Borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunması hâlinde, alacaklının muvazaa iddiasını diğer delillerle birlikte ileri sürebileceği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Üçüncü kişi, istihkak davasında malı ne suretle iktisap ettiğini ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebepleri göstermek ve ispat etmekle yükümlüdür.
- Mülkiyet karinesi borçlu lehine olduğundan, malı borçlu ile birlikte elinde bulunduran üçüncü kişi karinenin aksini ispat yükü altındadır; ispat, belgelerle ve tanıkla yapılabilir.
- Mahiyet karinesi bakımından karinenin aksini ispat yükü iddia eden kişiye düşer; malın niteliği gereği üçüncü kişiye ait olduğu anlaşılan mallarda, üçüncü kişi mülkiyetini ayrıca ispatlamak zorunda değildir ve ispat yükü alacaklıya geçer.
- Borçlu ile üçüncü kişi arasında düzenlenen belgeler, istihkak davasında kesin delil değildir; alacaklı bu belgelerin aksini tanıkla da ispat edebilir.
- Yedieminliği kabul eden üçüncü kişinin bu kabulü yazılı olarak yapması ve mal muhafaza altına alınmaması, muhafaza bakımından delil niteliği taşır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.97: İstihkak davasının açılmasını ve hükmünü düzenler; m.97/a'daki karineler bu davada uygulanır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.97: Madde metninde birinci fıkraya yapılan atıf, takibin devamı kararı verilmesi hâlinde muhafaza altına alınma imkânını belirler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.96: Üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunmasının ve haciz sırasında malın muhafazasının usulünü düzenler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.99: Haczin borçlunun takip adresi dışında, üçüncü kişinin adresinde yapılması hâlinde 97/a'daki karinenin uygulanmasına ilişkin bağlantıyı kurar.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.228: İflas hâlindeki istihkak davasını düzenler; hacizdeki istihkak davasından farklı olarak yalnızca mülkiyet iddiasına dayanır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Zilyetliğin mülkiyete karine teşkil ettiği genel düzenlemedir; 97/a bu genel düzenlemeden farklı olarak icra hukukuna özgü bir karine koymuştur.
İİK m.98 — Çalınmış ve zayi olmuş şeyler
İcra ve İflas Kanunu m.98, iki fıkradan oluşur. Birinci fıkra, çalınmış ve zayi edilmiş şeylerin icra takibinde satışına ilişkin olarak Medeni Kanun'un 902, 903 ve 904. maddelerindeki hükümlerin saklı olduğunu düzenler. İkinci fıkra, icra dairesi tarafından pazarlık suretiyle yapılan satışın Medeni Kanun'un 902. maddesindeki resmi artırma hükmünde sayılmasını öngörür. Madde, icra dairesinin satış yöntemini ve bu yöntemin hukuki niteliğini belirler; hangi kişilerin takibe katılabileceği veya satış ilanının nasıl yapılacağı gibi konular bakımından bir hüküm içermez. Kanun'un genel satış hükümleri, pazarlık satışının koşulları ve satış ilanı gibi konular 2004 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde düzenlenmiştir ve bu madde bunları kapsamaz. Medeni Kanun'daki iyi niyetli edinenin korunmasına ilişkin ayrıntılar da bu maddenin değil, atıf yapılan Medeni Kanun maddelerinin konusudur.
Çalınmış ve zayi olmuş şeyler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Pazarlık suretiyle satış
- İcra dairesinin, malın değerini ve satış şartlarını belirleyerek alıcıyla doğrudan anlaşması yoluyla gerçekleştirdiği satış türüdür. Madde bu satışın hukuki niteliğini belirler; yöntemin kendisini ayrıntılı düzenlemez.
- Resmi artırma
- Medeni Kanun m.902'de düzenlenen, yetkili makamca yapılan ve artırma usulüyle gerçekleşen satıştır. Pazarlık satışı, madde gereği bu satışla aynı hukuki sonucu doğurur.
- Çalınmış veya zayi edilmiş şey
- Maliki elinden hukuka aykırı biçimde çıkmış ya da kaybolmuş taşınır mallardır. Bu tür malların satışında Medeni Kanun'un 902 ila 904. maddeleri, iyi niyetli edinenin ve malikin hakları bakımından saklıdır.
Çalınmış ve zayi olmuş şeyler: hangi şartlar aranır?
- Haczedilen veya satışa konu olan malın çalınmış ya da zayi edilmiş bir şey olması hâlinde, Medeni Kanun'un 902, 903 ve 904. maddeleri hükümleri saklı kalır.
- Satışın icra dairesi tarafından pazarlık suretiyle yapılmış olması gerekir.
- Pazarlık suretiyle yapılan satışın Medeni Kanun m.902 anlamında resmi artırma niteliğinde sayılabilmesi için icra dairesinin bu satışı kendisi gerçekleştirmiş olması gerekir.
Çalınmış ve zayi olmuş şeyler: hangi sonuçları doğurur?
- Çalınmış veya zayi edilmiş bir şey icra yoluyla satıldığında, Medeni Kanun'un 902, 903 ve 904. maddelerinde öngörülen hükümler uygulanır.
- İcra dairesinin pazarlık yoluyla yaptığı satış, Medeni Kanun m.902 kapsamında resmi artırma sayılır ve bu niteliğiyle satışın sonuçları da resmi artırmaya ilişkin hükümlere göre doğar.
- Madde, pazarlık satışının resmi artırmadan farklı sonuçlar doğuracağını söylemez; bu nedenle aynı hukuki etkiyi doğurduğu kabul edilir.
Çalınmış veya zayi şey ile diğer taşınır mallar arasındaki fark nedir?
Malın çalınmış veya zayi edilmiş olduğu hâller, Medeni Kanun'un 902 ila 904. maddelerinin hükümlerine tabidir.
Bu niteliği taşımayan mallar, genel icra hükümlerine göre satılır.
Çalınmış veya zayi edilmiş malda Medeni Kanun hükümleri saklı kalır ve malikin ya da iyi niyetli edinenin hakları bu maddelerle belirlenir.
Pazarlık satışı ile resmi artırma arasındaki fark nedir?
İcra dairesinin pazarlık yoluyla yaptığı satış, madde uyarınca Medeni Kanun m.902'deki resmi artırma sayılır.
Resmi artırma usulüyle yapılan satış, Medeni Kanun m.902 uyarınca doğrudan bu hükme tabidir.
Pazarlık satışı ile artırma satışı arasında bu madde bakımından hukuki sonuç farkı yoktur; Medeni Kanun m.902'nin kuralları her iki satış için de geçerlidir.
Çalınmış ve zayi olmuş şeyler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Pazarlık satışını, icra dairesinin resmi artırma dışında kalan ve Medeni Kanun'un hükümlerinden bağımsız bir satış türü saymak; madde bu satışı açıkça m.902 kapsamında sayar.
- Madde 98'in çalınmış şeyler için Medeni Kanun'un 902 ila 904. maddelerini değiştirdiğini sanmak; madde yalnızca bu hükümleri saklı tutar, onları değiştirmez.
- Madde metninde yer almayan bir süre veya tutar aramak; maddede süre ve tutar bulunmamaktadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malzemede bu maddeye ilişkin yargı kararı alıntısı bulunmadığından uygulama eğilimi alanı boş bırakılmıştır.
Nasıl ispat edilir?
- Çalınmış veya zayi edilmiş olduğu ileri sürülen malın bu niteliği taşıdığını iddia eden taraf, bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Satışın pazarlık yoluyla yapıldığını ve icra dairesi tarafından gerçekleştirildiğini ileri süren taraf, icra dosyasındaki satış tutanağı ve ilgili işlemlerle bunu ispatlar.
- Medeni Kanun m.902 hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı tartışılırken, iyi niyetin varlığını iddia eden taraf bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.902: Resmi artırma yoluyla yapılan satışta iyi niyetli edinenin korunmasını düzenler. Madde 98, pazarlık satışının bu hükme tabi olduğunu belirtir.
- 4721 m.903: Çalınmış veya zayi edilmiş şeye ilişkin olarak malikin hakkını ve bu haklarla ilgili koşulları düzenler; madde 98 bu hükmü saklı tutar.
- 4721 m.904: Çalınmış veya zayi edilmiş şeylerin geri alınmasına ilişkin özel koşulları düzenler; madde 98 bu hükmü saklı tutar.
İİK m.99 — Üçüncü şahsın zilyetıği
İİK m.99, haczedilen malın borçlunun elinde değil, üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hak iddia eden üçüncü kişinin elinde bulunması halini düzenler. Bu durumda malın üçüncü kişiden alınıp muhafaza altına alınmaması, yedieminliğin kabulü, alacaklıya istihkak davası açması için verilecek süre ve süre içinde dava açılmamasının sonucu ile dava sürerken satışın yapılamayacağı kuralı düzenlenmiştir. Kural, haczin üçüncü kişinin yokluğunda yapıldığı ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulduğu hallerde de uygulanır. Madde, malın borçlunun elinde bulunduğu hali ve alacak veya başka bir talep hakkının haczini düzenlemez (m.89, m.96 ve m.97 ile ayrı hükümlere tabidir). Haczin kalkması, istihkak davasının esası ve tazminat sorumluluğu (m.97/13, m.97/15) ile üçüncü kişinin alacaklı aleyhine açacağı genel dava da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Üçüncü şahsın zilyetıği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Üçüncü kişi elinde haciz
- Haczedilen malın borçlunun fiilî egemenliğinde olmayıp, borçlu dışında bir kişinin zilyetliğinde bulunması durumudur. Malın üçüncü kişinin elinde bulunması, mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine işlemesine yol açar.
- Yedieminlik
- Üçüncü kişinin, haczedilen malın kendisinde muhafaza edilmesini kabul etmesidir. Üçüncü kişi yedieminliği kabul ettiğinde mal muhafaza altına alınmaz ve üçüncü kişide bırakılır.
- İstihkak iddiası
- Üçüncü kişinin haczedilen malın kendisine ait olduğu, ya da üzerinde ayni bir hakkı bulunduğu yönündeki iddiasıdır. Bu iddia, icra dairesi tarafından haciz tutanağına geçirilir.
- Yedi günlük süre
- İcra müdürünün, alacaklıya üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için verdiği süredir. Süre icra mahkemesi tarafından değil icra dairesi tarafından verilir.
- Kabul edilmiş sayılma
- Alacaklının yedi gün içinde dava açmaması hâlinde üçüncü kişinin istihkak iddiasının kabul edilmiş sayılmasıdır. Bu durumda malın haczi üçüncü kişiye karşı sonuç doğurmaz.
Üçüncü şahsın zilyetıği: hangi şartlar aranır?
- Haczedilen malın borçlunun elinde değil, üçüncü kişinin elinde bulunması gerekir.
- Üçüncü kişinin malın üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hak iddia etmesi gerekir.
- Üçüncü kişinin yedieminliği kabul etmesi hâlinde malın muhafaza altına alınmaması gerekir; yedieminlik kabul edilmezse mal üçüncü kişiden alınıp muhafaza edilebilir.
- İcra müdürünün alacaklıya yedi günlük süre vermesi ve alacaklının bu süre içinde icra mahkemesinde üçüncü kişiye karşı istihkak davası açması gerekir.
- Alacaklının süresinde açtığı dava sonuçlanıncaya kadar haczedilen malın satışı yapılamaz; satış yasağı bu dava süresi ile sınırlıdır.
Üçüncü şahsın zilyetıği: hangi sonuçları doğurur?
- Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse, haczedilen mal muhafaza altına alınmaz.
- İcra müdürü alacaklıya yedi gün süre verir ve bu süre içinde icra mahkemesinde istihkak davası açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
- Alacaklı süresinde istihkak davası açarsa, dava sonuçlanıncaya kadar haczedilen malın satışı yapılamaz.
- Haczin üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve sonradan üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması hâlinde de aynı hüküm uygulanır.
- Madde hükmü emredicidir; alacaklı ya da icra dairesi bu sıranın dışına çıkamaz.
Üçüncü kişinin yedieminliği kabul etmesi ile etmemesi arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse, mal onun elinde muhafaza edilir ve icra dairesi malı ondan alamaz.
Üçüncü kişi yedieminliği kabul etmezse, mal üçüncü kişinin elinden alınıp muhafaza altına alınabilir.
Yedieminlik kabulü, malın fiilen alınmasını engeller; kabul edilmezse haciz hemen muhafaza tedbirine dönüşebilir.
Alacaklı dava açarsa ile açmazsa arasındaki fark nedir?
Alacaklı yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açarsa, dava sonuçlanana kadar satış yapılamaz.
Alacaklı yedi gün içinde dava açmazsa, üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
Dava açılması satışı dava sonuçlanana kadar durdurur; açılmaması hâlinde mal üçüncü kişiye karşı haciz edilmiş sayılmaz.
Haciz üçüncü kişinin yokluğunda yapıldığı durum ile hazır bulunduğu durum arasındaki fark nedir?
Haczin üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve sonradan lehine istihkak iddiasında bulunulması hâlinde de madde hükmü uygulanır.
Üçüncü kişinin haciz sırasında hazır bulunup iddiasını doğrudan ileri sürmesi hâlinde de aynı hüküm geçerlidir.
Her iki durumda da yedi günlük süre ve satış yasağı aynı şekilde işler; haczin yapılış biçimi sonucu değiştirmez.
Üçüncü şahsın zilyetıği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yedi günlük süreyi icra mahkemesinin verdiğini sanmak; süre icra dairesi (icra müdürü) tarafından verilir.
- Yedi günlük süreyi uzatılabilir veya işletilmez bir süre saymak; süre geçince üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
- Yedieminlik kabul edilmiş malı, alacaklının talebi üzerine zorla muhafaza altına almak; üçüncü kişi kabul ettiği takdirde mal üçüncü kişide bırakılır.
- Alacaklının ayrıca istihkak davası açmadan satışa geçebileceğini düşünmek; süresinde dava açılmadan satış yapılamaz.
- Madde ile m.89 haciz ihbarnamesi usulünü karıştırmak; üçüncü kişinin borçlu olduğu bir alacak söz konusuysa m.89 ve m.120/II hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
- Satış yasağını sadece dava açılmasıyla başlatmak; yasağın dava sonuçlanıncaya kadar sürdüğünü gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Taşınır malın yalnız üçüncü kişi elinde haczedilmiş olması hâlinde, kural olarak dava açma ve ispat yükünün alacaklıya düştüğü kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/1008 E., 2023/175 K., 08.03.2023)
- Hukuk Genel Kurulu, istihkak iddiasının reddi davasının m.99 gereğince alacaklı tarafından açılmasını istemin niteliği olarak değerlendirmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1864 E., 2018/504 K., 21.03.2018)
- İcra mahkemesinde dava yolunun m.99 gibi açıkça sayılan özel hallerle sınırlı olduğu ve şikayet yolunun dava olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/2195 E., 2015/1141 K., 01.04.2015)
- Alacaklının m.99 kapsamındaki istihkak davası ile m.96 ve m.97 kapsamındaki işlemlerin ayrı hükümlere tabi olduğu, hukuki nitelendirmenin bu ayrıma göre yapıldığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/625 E., 2023/914 K., 11.10.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
- İstihkak iddiasının reddi davasında alacaklının, haczin kalkmasını önlemek için açtığı dava ayrı bir dava türü olarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1238 E., 2023/484 K., 17.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren alacaklı, malın üçüncü kişinin elinde haczedildiğini ve istihkak davasında ispat yükünün kendisine düştüğünü ispatlamalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/1008 E., 2023/175 K., 08.03.2023)
- Taşınır mal üzerinde mülkiyet karinesi, malı elinde bulunduran üçüncü kişi lehine işler; üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu veya borçlunun elinde bulunmadığını delil ile göstermelidir.
- Üçüncü kişinin, malın nasıl edindiğini ve borçlunun elinde bulunmadığını göstermesi gerekir; bu hususta yazılı belge, tanık ve fiili durum delilleri kullanılabilir. Hâkim delilleri serbestçe takdir eder.
- Borçlunun istihkak iddiasını kabul etmesi alacaklıyı bağlamaz; ancak borçlunun kendi aleyhine delil niteliği taşır.
- Alacaklının süresinde dava açtığını icra dairesine ve dosyaya belgelemesi, satış yasağının uygulanabilmesi için gereklidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.97: İstihkak davası ve dava sırasındaki hukuki rejimi düzenler; m.97/6 yedi günlük dava süresini, m.97/10 satışın ertelenmesini ve bedelin ödenmesini, m.97/11 ve 12 ispat ve iddianın etkisini, m.97/13 ve 15 ise dava sonucunda tazminat sorumluluğunu düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.89: Üçüncü kişi elindeki borçluya ait mal veya alacak için haciz ihbarnamesi usulünü düzenler; üçüncü kişinin borcunu veya malı olmadığını iddia etmesi hâlinde m.99 değil m.89 uygulanır.
- 2004 sayılı Kanun m.96: Malın borçlunun elinde bulunduğu hâlde haczini düzenler; m.99 ise malın üçüncü kişi elinde olduğu istisnai durumu kapsar.
- 2004 sayılı Kanun m.102: Maddenin atıf yaptığı üçüncü kişi tanımına ilişkin bağlantı kurar; haczedilen mal üzerinde ayni hak iddia eden kişinin istihkak iddiası hakkında bilgi verir.
İİK m.100 — Hacze iştirak derecelerinin teşkili
İİK m.100, borçlunun malına birden fazla alacaklının haciz koydurduğu ve satış bedelinin tüm alacakları karşılamayacağı hallerde, ilk hacze aynı derecede katılabilecek alacaklıların kimler olduğunu ve katılma talebinin hangi zamana kadar yapılabileceğini düzenler. Adi (takipli) iştirakin takip, öncelik ve belge şartlarını; ilk hacizden sonra yapılan ilave haczi ve ikinci derece alacaklıların durumunu kapsar. Madde, takipsiz (imtiyazlı) iştirakin kişilerini ve usulünü düzenlemez (m.101). Maaş ve ücret haczinde sıra kuralını düzenlemez (m.83). Hacizde istihkak iddiasını düzenlemez (m.96-99). İştirak talebinin reddine karşı şikâyet yolu ve ilave haczin tutanağa geçirilmesi gibi usule ilişkin hususlar ile satış sonrası paylaştırmanın sıra cetveli usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.16, m.104, m.140, m.206).
Hacze iştirak derecelerinin teşkili: hangi kavramlar bilinmeli?
- İlk haciz
- Borçlunun mallarına birden fazla alacaklı tarafından konulan hacizlerden ilk uygulananıdır. Haciz kararının alındığı tarihe değil, hacizin fiilen uygulandığı tarihe ve aynı gün uygulanmışsa saate göre belirlenir.
- Adi (takipli) iştirak
- Borçluya karşı kendi takibini yapmış ve bu takibi kesinleşmiş olan alacaklının, ilk haciz üzerine katılmasıdır. Takip yapılmadan katılım bu yolla mümkün değildir.
- Öncelik şartı
- İştirak eden alacaklının alacağının, ilk haciz sahibinin takip talebinden önce (ilamsız takipte) ya da ilamın alındığı davanın açıldığı tarihten önce (ilamlı takipte) doğmuş olmasıdır.
- Aciz vesikası
- Bir icra takibi sonucunda alınan ve borçlunun borcunu ödemekten aciz olduğunu gösteren belgedir. Öncelik şartının ispatında kullanılabilecek belgelerden biridir; takibin kendisi ilk haciz sahibinin takip talebinden önce yapılmış olmalıdır.
- Tarih ve imzası tasdikli senet
- Resmî olmayan ancak tarihi ve imzası resmi makamca onaylanmış senettir. Tarihi, öncelik tarihinden önce olmalıdır; adi senet bu kapsamda değildir.
- Derece
- Aynı tarihli haciz ve öncelik şartlarını taşıyan alacaklıların oluşturduğu sıradır. Birinci derece aynı derecede iştirak eden alacaklılardan, ikinci derece ise bu şartları taşımayan ve yalnız birinci derecenin artanından yararlanan alacaklılardan oluşur.
Hacze iştirak derecelerinin teşkili: hangi şartlar aranır?
- Katılmak isteyen alacaklının aynı borçluya karşı icra takibi yapmış ve bu takibin kesinleşmiş olması gerekir.
- Katılmak isteyen alacaklının alacağı, ilk haciz sahibinin takip talebinden önce doğmuş olmalıdır; ilk haciz sahibinin takibi ilamlı ise alacak, ilamın alındığı davanın açıldığı tarihten önce doğmuş olmalıdır.
- Katılmak isteyen alacaklının öncelik iddiasını, m.100/1-4'te sayılan belgelerden biriyle ispatlaması gerekir; bu belgeler aciz vesikası, öncelik tarihinden önce açılmış dava üzerine alınmış ilam, tarihten önceki resmi veya tarih ve imzası tasdikli senet, ile tarihten önceki resmi makam makbuz veya vesikasıdır.
- Katılma talebinin, ilk haciz üzerine satılan malın bedeli icra veznesine girinceye kadar yapılması gerekir; bu andan sonra iştirak mümkün değildir.
- Talep, ilk haczi uygulayan icra dairesine yapılmalıdır ve satış bedeli tüm katılan alacaklıların alacaklarını karşılamıyorsa ilave haciz için alacaklı veya alacaklıların talebi gerekir.
- Öncelik şartını ve belgeyi taşımayan alacaklı, ilk hacze aynı derecede katılamaz; yalnızca birinci derecenin artan bedelinden pay alabilir.
Hacze iştirak derecelerinin teşkili: hangi sonuçları doğurur?
- Şartları taşıyan alacaklı, satış bedeli icra veznesine girinceye kadar ilk hacze aynı derecede katılabilir.
- Bedel tüm katılan alacaklıların alacaklarını karşılamıyorsa icra müdürü, alacaklı veya alacaklıların talebi üzerine aynı derecedeki alacaklıların alacaklarına yetecek nispette ilave haciz yapar.
- Bedel tüm birinci derece alacaklıların alacaklarını karşılıyorsa, bu alacaklar ödenir ve artan para ikinci derece alacaklılara geçer.
- Öncelik veya belge şartını taşımayan alacaklı ilk hacze katılamaz ve yalnız birinci derecenin artan bedellerinden yararlanabilir.
- Satış bedeli icra veznesine girdikten sonra yapılan iştirak talebi geçerli değildir.
İlamsız takip ile ilamlı takip (öncelik tarihi) arasındaki fark nedir?
İlk haciz sahibinin takibi ilamsız ise, katılan alacağın takip talebinden önce doğmuş olması gerekir.
İlk haciz sahibinin takibi ilamlı ise, katılan alacağın ilamın alındığı davanın açıldığı tarihten önce doğmuş olması gerekir.
Öncelik karşılaştırmasının hangi tarihe göre yapılacağı değişir.
Birinci derece (aynı derecede iştirak) ile ikinci derece (artan bedel) arasındaki fark nedir?
Dört şartı birlikte taşıyan alacaklılar ilk hacze aynı derecede iştirak eder ve bunların alacakları birlikte ödenir.
Bu şartlardan birini taşımayan alacaklılar ilk hacze katılamaz; yalnız önceki dereceden artacak bedele ikinci derece olarak katılır.
Birinci derece alacakları tamamen ödenmeden ikinci derece alacaklılara ödeme yapılmaz; ikinci derece yalnız artandan yararlanır.
Adi (takipli) iştirak ile imtiyazlı (takipsiz) iştirak arasındaki fark nedir?
Adi iştirakte katılan alacaklının kesinleşmiş bir takibi ve m.100'deki belgeleri bulunmalıdır.
İmtiyazlı iştirakte, m.101'de sayılan kişiler takip yapmadan katılabilir.
Bu madde yalnız adi iştirakin şartlarını düzenler; imtiyazlı iştirak için ayrı kurallar uygulanır (m.101).
Aynı derecede iştirak ile ayrı derecede (ikinci derece) ilk hacze katılım arasındaki fark nedir?
Tüm şartları taşıyan alacaklılar ilk haciz sahibi ile eşit sırada yer alır.
Şartlardan birini eksik olan alacaklılar, ilk hacze eşit derecede katılamaz.
Eksik şartlı alacaklı yalnız artan bedelden yararlanabilir; önceliği ilk hacze katılma hakkı ile belirlenir.
Hacze iştirak derecelerinin teşkili: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İlk haczi, haciz kararının alındığı tarihe göre belirlemek; oysa esas alınan, haczin uygulandığı tarih ve aynı gün için saattir.
- Öncelik tarihini, ilamlı takipte takip talebine göre değerlendirmek; ilamlı takipte esas alınan, ilamın alındığı davanın açıldığı tarihtir.
- Adi senedi m.100/1-4 kapsamında belge saymak; adi senet, tarihi kesinleşmediği sürece bu belgeler arasında değildir.
- Aciz vesikasında belgenin tarihini aramak; aranan, belgenin alındığı takibin ilk haciz sahibinin takip talebinden önce yapılmış olmasıdır.
- İkinci derece alacaklıyı ilk hacze aynı derecede katılmış saymak; eksik şartlı alacaklı yalnız artan bedelden pay alabilir.
- Satış bedeli icra veznesine girdikten sonra yapılan iştirak talebini kabul etmek; bu andan sonra talep geçerli değildir.
- Maaş ve ücret haczinde iştirak kuralı uygulamak; bu hallerde sıra kuralı işler ve iştirak uygulanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, iştirak talebinde bulunan alacaklının öncelik şartını ispatlamasını aramakta; kesinleşmiş icra takibi ve m.100'deki belgelerle ispatlanmayan öncelik iddiasını kabul etmemektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/1662 E., 2023/3356 K., 30.05.2023)
- Kıymet takdiri ve satış ilanlarının ilgililere tebliğinin, iştirak eden alacaklıların haklarının korunması bakımından denetlendiği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/708 E., 2023/915 K., 11.10.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/253 E., 2023/748 K., 12.07.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/617 E., 2023/107 K., 22.02.2023)
- Alacaklının m.100 kapsamındaki belgelere sahip olmadığı savunmasının, satış ve ihale tarihinde ileri sürüldüğü ve bu yönde değerlendirildiği görülmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/5683 E., 2024/371 K., 24.01.2024)
- Geçici aciz vesikası alınmasının ya da tasarrufun iptali davası açılmasının zamanaşımını kesen işlemlerden sayılmadığı; ancak m.100 gereği yapılan icra işlemlerinin takip işlemi olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4890 E., 2024/6954 K., 01.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hacze iştirak talebinde bulunan alacaklı, öncelik şartını (alacağının ilk haciz sahibinin takip talebinden veya ilamlı takipte davanın açılış tarihinden önce doğduğunu) ve m.100/1-4'te sayılan belgelerden birini ileri sürdüğü için bu hususları ispatlamakla yükümlüdür.
- Öncelik şartının ispatında kullanılabilecek belgeler m.100/1-4'te sınırlı sayıdadır; adi senet bu belgeler arasında yer almaz. Alacaklı adi senede dayanıyorsa, senedin tarihinin kesinleşmiş olması gerekir.
- Aciz vesikası için aciz belgesinin alındığı icra takibinin, ilk haciz sahibinin takip talebinden önce yapılmış olması yeterlidir; belgenin tarihi değil takibin tarihi aranır.
- Karşı taraf (ilk haciz sahibi alacaklı veya borçlu) öncelik iddiasını çürütmek istiyorsa, belgenin tarihini veya sahteliğini ileri sürerek ispat yükünü taşır.
- Satış bedelinin iştirak eden alacaklıların alacaklarını karşılayıp karşılamadığı, satış sonrası hesaplama ve icra dosyasındaki kayıtlarla belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.101: Takipsiz (imtiyazlı) iştirakte, kanunda sayılan kişilerin takip yapmadan ilk hacze katılmasını düzenler; m.100'deki adi iştirak şartlarından ayrılır.
- 2004 sayılı Kanun m.16: İştirak talebinin kabul veya reddine karşı icra müdürünün kararına karşı şikâyet yolunu düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.104: İlave haciz yapılmasının tutanağa geçirilmesi ve ilgililere bildirilmesi usulünü düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.83: Maaş ve ücret hacizlerinde sıra kuralını düzenler; bu hallerde hacze iştirak uygulanmaz.
- 2004 sayılı Kanun m.140: Satış bedelinin iştirak eden alacaklılara yetmediği hallerde sıra cetvelinin düzenlenmesini sağlar.
İİK m.101 — Önce icrası lazım gelen merasime lüzum olmaksızın iştirak
İİK m.101, borçlunun eşi, çocukları ile vasi veya kayyımı olduğu kişilerin, evlenme, velayet veya vesayetten doğan alacakları için önceden icra takibi yapmadan, başka alacaklıların koyduğu hacze iştirak etmelerinin koşullarını ve usulünü düzenler. Ayrıca borçlunun reşit çocuklarının m.321'e dayanan alacakları ile nafaka ilamına dayanan alacaklının takipsiz iştirakini ve sulh mahkemesinin küçükler ve kısıtlılar adına iştirak talebini düzenler. Kapsam, takipsiz iştirakin hak sahipleri bakımındandır; hacizde ilk haczi koyduran alacaklının takip ve haciz yetkisi bu maddenin konusu değildir. Hacze iştirakin genel koşulları (m.100), iştirak eden alacaklının haciz isteme yetkisine ilişkin kurallar (m.78) ve iştirakin sıra cetveline etkisi (m.268 ve devamı) bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. İştirakin ilk dava açma süresi dışındaki dava usulü ve sonuçları da bu maddenin kapsamına girmez.
Önce icrası lazım gelen merasime lüzum olmaksızın iştirak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takipsiz (imtiyazlı) iştirak
- Alacaklının, borçlusu hakkında önceden icra takibi yapmadan ve haciz isteme yetkisi almadan, başkasının koyduğu hacze katılmasıdır. Bu imkân, takibin fiilen veya hukuken mümkün olmadığı belirli alacaklılara tanınmıştır. Madde bu yolla iştirak eden alacaklının başka alacaklılarla aynı derecede hak sahibi olmasını sağlar.
- Evlenme, velayet ve vesayetten doğan alacak
- Borçlunun eşinin, velayet veya vesayet altındaki çocuk veya kişinin, bu ilişkilerden doğan alacaklarıdır. Alacağın bu ilişkilerden doğması ve iştirak anında ilişkinin devam etmesi ya da en geç zevalinden sonraki bir yıl içinde haciz yapılması gerekir.
- Zeval
- Evliliğin, velayetin veya vesayetin sona ermesi anlamına gelir. Madde, zevalinden sonraki bir yıllık süreyi iştirak hakkının kullanılabileceği son süre olarak tanır.
- Reşit çocuğun m.321'e dayanan alacağı
- Borçlunun reşit çocuklarının Medeni Kanunun m.321 kapsamındaki bakım veya destek niteliğindeki alacaklarıdır. Bu alacaklılar için takipsiz iştirak hakkı zamana bağlı değildir; her zaman kullanılabilir.
- Nafaka ilamına dayanan alacaklı
- Nafakanın belirlendiğine dair ilamı bulunan alacaklıdır. Bu alacaklı, ilamın sahibi olduğu için takipsiz iştirakte her zaman, suiniyet hali dışında, hacze katılabilir.
- Suiniyet
- Nafaka alacaklısının iştirak hakkını kötüye kullanması durumudur. Madde bu hâlde nafaka alacaklısının takipsiz iştirak hakkını dışlar.
- Muvakkaten kabul
- İtiraz üzerine iştirak talebinin geçici olarak kabul edilmesidir. Bu kabul yalnızca davanın açılmasına kadar geçerlidir ve kesin bir karar niteliği taşımaz.
Önce icrası lazım gelen merasime lüzum olmaksızın iştirak: hangi şartlar aranır?
- Alacaklının, borçlunun eşi, çocuğu veya vasi ya da kayyımı olduğu kişi olması ya da m.321'e dayanan reşit çocuk alacağı ya da nafaka ilamına dayanan alacak sahibi olması gerekir.
- Evlenme, velayet veya vesayetten doğan alacaklarda haciz, vesayetin, velayetin veya evliliğin devamı sırasında ya da bunların zevalini izleyen bir yıl içinde yapılmış olmalıdır.
- Bir dava veya takibin devam ettiği süre, bu bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz.
- Alacaklının önce icra takibi yapmış olması ya da haciz isteme yetkisi almış olması gerekmez; hacze, ilk haczi koyduran alacaklının satış yapmasına kadar ve satılan malın bedeli vezneye girinceye kadar iştirak edilebilir.
- İştirak talebi, icra dairesine yapılır ve icra dairesi bu talebi borçlu ve alacaklılara bildirir.
- İtiraz edilmezse iştirak kabul edilir; itiraz edilirse iştirak talebinde bulunan kimsenin iştiraki muvakkaten kabul olunur ve yedi gün içinde dava açılması gerekir.
- Nafaka ilamına dayanan alacaklının iştiraki için suiniyet hali bulunmamalıdır.
Önce icrası lazım gelen merasime lüzum olmaksızın iştirak: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklının iştirak hakkı, evlenme, velayet veya vesayetten doğan alacaklarda, haciz ilişkinin devamı sırasında veya zevalini izleyen bir yıl içinde yapılmışsa kullanılabilir.
- Zevalden sonraki bir yıl geçmişse, alacaklının takipsiz iştirak hakkı düşer ve bu alacak için ayrıcalık tanınmaz.
- Bir dava veya takibin devam ettiği süre bu bir yıllık süreye eklenmez.
- İtiraz edilmeyen iştirak talebi kabul edilir ve iştirak eden alacaklı diğer alacaklılarla aynı derecede hacze katılır.
- İtiraz edilirse iştirak muvakkaten kabul olunur; yedi gün içinde dava açılmazsa iştirak hakkı düşer ve bu durumda iştirak talebi sonuçsuz kalır.
- Dava açılırsa, dava basit yargılama usulüne göre görülür.
- Reşit çocuğun m.321 alacağına dayanan iştirakinde ve nafaka ilamına dayanan iştirakte zaman sınırı yoktur; nafaka alacaklısı suiniyet hali dışında her zaman hacze katılabilir.
- Satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar aynı derecede hacze iştirak edilebilir; bedel vezneye girdikten sonra iştirak yapılamaz.
Eş, çocuk, vasi/kayyım alacağı ile reşit çocuğun m.321 alacağı arasındaki fark nedir?
Evlenme, velayet veya vesayetten doğan alacaklarda hak, ilişkinin devamına veya zevalinden sonraki bir yıla bağlıdır.
Reşit çocuğun m.321'e dayanan alacağında ise bu zaman sınırı yoktur ve ön takip de aranmaz.
Reşit çocuk, ilişki sona ermiş olsa bile her zaman iştirak edebilir; diğer alacaklılar yalnızca bir yıllık süre içinde iştirak edebilir.
Nafaka ilamına dayanan alacaklı ile diğer takipsiz iştirak eden alacaklılar arasındaki fark nedir?
Nafaka alacaklısının hakkı, ilamına dayanır ve her zaman kullanılabilir.
Diğer alacaklılar için zamansal sınır ve belirli bir dava açma süresi vardır.
Nafaka alacaklısı zamana bağlı olmadan, yalnızca suiniyet halinde dışlanarak iştirak edebilir.
Sulh mahkemesi adına iştirak ile ilgili kişinin kendi iştiraki arasındaki fark nedir?
Küçükler, vesayet altındakiler veya kendilerine kayyım atanmış kişiler adına iştirak talebi sulh mahkemesi tarafından yapılabilir.
Bu kişiler kendi adlarına da iştirak edebilir; ancak fiili takip engeli nedeniyle sulh mahkemesi aracılığı da mümkündür.
Aynı iştirak hakkı iki farklı yoldan kullanılabilir; sulh mahkemesi adına yapılan talep de aynı süre ve koşullara tabidir.
Önce icrası lazım gelen merasime lüzum olmaksızın iştirak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer almayan 'ön takip' ya da 'haciz isteme yetkisi' şartını takipsiz iştirakte aramak; m.101 bu şartları açıkça kaldırmıştır.
- Bir yıllık süreyi dava veya takibin devam ettiği dönemi de içine katarak hesaplamak; metin bu dönemin hesaba katılmayacağını söyler.
- Reşit çocuğun m.321 alacağında da bir yıllık süreyi uygulamak; bu alacaklı için zaman sınırı yoktur.
- İtiraz üzerine yedi günlük dava açma süresini icra dairesinin tebliğinden değil, iştirak talebinin yapıldığı günden saymak; süre bildirimden itibaren işler.
- Muvakkaten kabulü kesin kabul sanmak; itiraz varsa iştirak yalnızca geçici olarak kabul edilir ve dava açılmazsa düşer.
- Nafaka alacaklısında suiniyet istisnasını göz ardı etmek; suiniyet halinde iştirak hakkı yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Nafaka ilamına dayanan alacaklının ilk haczi koyduran alacaklının takip veya davasından önce iştirak talebi yapması gerektiği yolunda bir kısıtlama uygulanmamakta; nafaka alacaklısı ilamına dayanarak her zaman iştirak edebildiği kabul edilmektedir.
- Nafaka alacaklısının ilamlı takip yaparak sıra cetvelinde yer almadığını ileri sürüp m.101 uyarınca hacze iştirak talebiyle sıra cetvelinin iptalini istemesi, bu hakkın sıra cetvelinde ayrıca gözetilmesi gerektiği yönünde uygulanmaktadır.
- Nafaka alacağının ilk hacze iştirak edebileceği yönünde m.101 uygulanarak karar verilmektedir.
- Hacze iştirak iddiasında bulunan alacaklının, ihtiyati haciz ve iştirak taleplerinin sırasını m.100 ve m.101 birlikte değerlendirerek belirlediği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- İştirak talebinde bulunan alacaklı, alacağın varlığını, miktarını ve vadesinin geldiğini ispat yükü altındadır; ayrıca m.101'deki koşulların (ilişki, haciz tarihi, bir yıllık süre veya nafaka ilamı) gerçekleştiğini de ispatlamalıdır.
- Evlenme, velayet veya vesayetten doğan alacaklarda hacizle ilişkinin devamı ya da zevalden sonraki bir yıl içinde haciz yapıldığı belgelerle gösterilmelidir; bu tarihler iştirakin geçerliliği bakımından kritik delillerdir.
- Nafaka alacaklısı için ilam belgesi yeterli delil niteliğindedir; karşı taraf suiniyet iddiasında bulunuyorsa, bu iddiayı ispat yükü ona düşer.
- İtiraz eden alacaklı, iştirak talebinin koşullarının bulunmadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Dava açma süresinin kaçırıldığı iddiasında, icra dairesinin iştirak bildirim tebliğinin tarihi ve dava açılış tarihi belgelerle gösterilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.100: Hacze iştirakin genel koşullarını düzenler; m.101 bu genel kuralın takipsiz istisnasını oluşturur.
- 2004 sayılı Kanun m.78: Haciz isteme yetkisinin alınması koşulunu düzenler; m.101 takipsiz iştirakte bu yetkiyi aramaz.
- 2004 sayılı Kanun m.268: Hacze iştirak eden alacaklının sıra cetveline alınması ile ilgilidir; m.101 uyarınca iştirak eden alacaklı bu sıraya girer.
- 4721 sayılı Kanun m.321: Reşit çocukların ana-babasına karşı bakım ve destek alacağını düzenler; m.101 bu alacaklar bakımından takipsiz iştirak tanır.
İİK m.102 — Haciz tutanağı tanzimi
İİK m.102, taşınır bir malın haczinde mahallinde tutulacak haciz tutanağının içeriğini, taşınmaz mal haczinde icra dairesinin ilgili daireye tebliğini ve tutanağa yazılacak taşınmaz bilgilerini, ihtiyati haciz sahibinin iştirakini ve malların alacağı karşılamadığı ya da hiç bulunmadığı hallerin tutanağa kaydını düzenler. Hüküm, haciz işlemini yapan icra dairesi ile haciz konusu malın bulunduğu yerdeki borçlu ve alacaklı taraflar bakımından uygulanır. Tutanağın imzalanmasına ilişkin ayrıntılar ile davet, yediemin ve bilirkişi işlemleri bu maddede düzenlenmez; tutanağın imzası ve hazır bulunanlara örnek verilmesi İİK m.41 ve m.103 ile birlikte okunur. Tutanakta yazılan kesin ve geçici aciz belgesi sonuçları (m.105), taşınmaz haczinin tapuya şerhi (m.91) ve kıymet takdirinin esasları (m.87) ayrı maddelerde yer alır.
Haciz tutanağı tanzimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haciz tutanağı
- Haczi yapan memur tarafından malın bulunduğu yerde düzenlenen ve haczin unsurlarını kaydeden resmi belgedir. Taşınır ve taşınmaz mallarda mahallinde tutulması esastır.
- Takdir edilen kıymet
- Haczedilen malın icra müdürü tarafından, gerekirse bilirkişi yardımıyla belirlenen değeridir. Kıymet takdiri yapılmamış olması haczi geçersiz kılmaz; sonradan yapılabilir.
- Taşkın haciz
- Haczedilen malların değerinin alacak miktarını aşması durumudur. Kıymetlerin tutanağa yazılması bu durumun önlenmesine yardımcı olur.
- İhtiyati haciz sahibinin iştiraki
- Daha önce ihtiyaten haczedilmiş bir mala icra haczi konulduğunda, ihtiyati haciz alacaklısının tutanağa kaydedilen hakkıdır. Yeni bir tutanak tutulmaz, ihtiyati haciz sahibi tutanağa işaretle katılır.
- Kesin aciz belgesi
- Haciz edilecek hiçbir malın bulunmadığının tutanağa yazılması halinde tutanağın aldığı niteliktir. Sonuçları m.105 kapsamında değerlendirilir.
- Geçici aciz belgesi
- Haczedilen malların alacağı karşılamadığının tutanağa yazılması halinde tutanağın aldığı niteliktir. Sonuçları m.105 kapsamında değerlendirilir.
Haciz tutanağı tanzimi: hangi şartlar aranır?
- Taşınır bir malın haczi için haciz yapılan yerde, yani malın bulunduğu mahallinde tutanak tutulması gerekir.
- Tutanakta alacaklı ve borçlunun isim ve şöhretleri, alacağın miktarı, haczin hangi gün ve saatte yapıldığı, haczedilen mallar ile takdir edilen kıymetler ve varsa üçüncü şahısların iddiaları yazılmalıdır.
- Tutanağın haczi icra eden memur tarafından imzalanması gerekir.
- Haczi talep edilen mal taşınmaz ise icra dairesinin m.91 uyarınca haczi ait olduğu daireye tebliğ etmesi ve tutanakta taşınmazın nevi, mahiyeti, hudutları ve lüzumlu vasıflarının yazılması gerekir.
- Evvelce ihtiyaten haczedilmiş şeylere icra haczi konulduğunda tutanakta ihtiyati haciz sahibinin iştirak hakkının işaret edilmesi gerekir.
- Haczedilebilir mallar alacağı karşılamıyorsa veya hiç bulunmuyorsa bu durumun tutanağa kaydedilmesi gerekir.
Haciz tutanağı tanzimi: hangi sonuçları doğurur?
- Taşınır malın haczinde tutanağın mahallinde ve belirtilen unsurlarla tutulması haczin şekil koşulunu oluşturur.
- Tutanağa kıymet yazılmamış olması haczi geçersiz kılmaz; kıymet sonradan takdir edilebilir.
- Taşınmaz haczinde icra dairesinin tebliğ yükümlülüğü yerine getirilmelidir; bu tebliğ m.91 ile bağlantılı olarak tapuya şerh işlemini başlatır.
- Haczedilebilir mallar alacağı karşılamadığında veya hiç bulunmadığında bu durum tutanağa yazılır ve aciz belgesi niteliği kazanır.
- Tutanağa ihtiyati haciz sahibinin iştiraki işaretlenmediği takdirde ihtiyati haciz alacaklısının hakkı tutanakta görünmez hale gelir.
Taşınır mal ile taşınmaz mal arasındaki fark nedir?
Taşınır mallarda tutanak malın bulunduğu yerde tutulur ve alacaklı, borçlu, üçüncü kişi iddiaları ile kıymetler yazılır.
Taşınmazlarda ek olarak icra dairesinin m.91 uyarınca ilgili tapu dairesine tebliğ etmesi ve tutanağa taşınmazın nevi, mahiyeti ve hudutlarının yazılması gerekir.
Taşınmazda tutanağın içeriği genişler ve tapuya bildirim yükümlülüğü doğar.
İhtiyati haciz sahibi ile yeni icra haczi alacaklısı arasındaki fark nedir?
Daha önce ihtiyaten haczedilmiş mal üzerine icra haczi konulduğunda ihtiyati haciz sahibi tutanağa iştirak eder.
Malı ilk kez haczeden icra alacaklısının tutanağı ise asıl tutanaktır.
İhtiyati haciz sahibinin iştiraki tutanağa işaretle kaydedilir; ayrı bir tutanak düzenlenmez.
Malların alacağı karşılaması ile karşılamaması arasındaki fark nedir?
Haczedilebilir mallar alacağı karşılıyorsa tutanağa bu durum ayrıca yazılmaz; yalnızca takdir edilen kıymetler kayda geçer.
Haczedilen mallar alacağı karşılamıyorsa ya da hiç haczedilebilir mal bulunmuyorsa bu durum tutanağa kaydedilir.
Tutanağa yazılan bu durum, m.105 uyarınca geçici veya kesin aciz belgesi niteliği kazanır.
Haciz tutanağı tanzimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taşınır mal haczinde tutanağın malın bulunduğu yerde değil icra dairesinde düzenlenmesi.
- Kıymet takdir edilmediği için haczin geçersiz olduğunu düşünmek; kıymet eksikliği haczi geçersiz kılmaz.
- Taşınmaz haczinde m.91 uyarınca tebliğ yapılmadan tutanağın tamamlanmış sayılması.
- Malların alacağı karşılamaması durumunu tutanağa yazmamak; bu durum aciz belgesi sonuçlarını doğurur.
- İhtiyati haciz sahibinin iştirakini yeni bir tutanak düzenleyerek göstermek; iştirak tutanağa işaretle yazılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tutanakta malların kıymetlerinin yazılması taşkın haczin önlenmesi bakımından önemli kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/1000 E., 2022/373 K., 24.03.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2017/353 E., 2021/1254 K., 19.10.2021)
- Kıymet takdiri yapılmamış olması haczi geçersiz kılmaz; bu durumda yalnızca şikâyet yoluna gidilebilir ve icra dairesi kıymeti sonradan takdir eder. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/1000 E., 2022/373 K., 24.03.2022)
- Taşınır malın haczi için tutanağın mahallinde düzenlenmesi esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/1000 E., 2022/373 K., 24.03.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2017/353 E., 2021/1254 K., 19.10.2021)
- Taşınmaz haczinde haczin ne zaman geçerli olduğu ve satış isteme süresinin başlangıcı konusunda uygulamada haciz kararı esas alınmaktadır. (2024/97 E., 2024/234 K., 25.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Haczin usulüne uygun yapıldığını ileri süren icra dairesi tutanağın içeriğini ve imzalarını ispatlar; tutanağın kendisi bu konuda temel delildir.
- Tutanağa yazılmayan bir unsurun (örneğin kıymet) varlığını ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kıymet takdirinin yapılmadığını ileri süren taraf, tutanağın içeriğine ve icra dairesi kayıtlarına dayanarak bu iddiasını ortaya koyar.
- Haczedilebilir mal bulunmadığı yönündeki iddia tutanağa yazılmış olmasıyla belgelenir; karşı taraf aksini yazılı delille ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.41: Tutanağın asgari içeriğini ayrıntılı biçimde düzenler ve tutanağın kimler tarafından imzalanacağını belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.91: Taşınmaz haczinde icra dairesinin haczi ilgili daireye tebliğ etmesini düzenler; m.102 ikinci fıkrası bu tebliğe atıf yapar.
- 2004 sayılı Kanun m.105: Tutanağa yazılan malların alacağı karşılamaması veya hiç mal bulunmaması halinde doğan geçici ve kesin aciz belgesi sonuçlarını düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.87: Haczedilen malların kıymetinin takdirini düzenler; tutanağa yazılacak kıymetlerin dayanağıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.103: Tarafların hazır bulunmaması halinde tutanağın örneğinin ve bildirim işlemlerinin nasıl yapılacağını düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.100-101: Hacze yeni alacaklıların iştirakini düzenler; tutanağa iştirak kaydının yazılmasında bağlantılıdır.
İİK m.103 — Davet
Madde, haciz sırasında tutanağın örneğinin kime verileceğini ve haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklı veya borçluya nasıl davet yapılacağını düzenler. Düzenlenen durumlar; hazır bulunan tarafa tutanak örneği verilmesi, hazır bulunmayan tarafa üç günlük davet ve tebellüğe yetkili kişi bulunması halleridir. Madde, tutanağın içeriğini (İİK m.41), davet kâğıdının şekil ve içeriğini (İİK Yönetmeliği m.45) ve tutanağa karşı şikâyet yolunu düzenlemez; tutanağın içeriği ve imzası İİK m.41'de, davet kâğıdının şekli ve düzenlenmesi Yönetmelik m.45'te yer alır. Haciz işleminin kendisine ilişkin itiraz ve şikâyet süreleri ile icra mahkemesine başvuru usulü de bu maddede değil, İİK m.16 ve m.16'ya bağlı şikâyet hükümlerindedir.
Davet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tebellüğe yetkili kimse
- Tebligat Kanunu hükümlerine göre adına tebligat kabul etmeye yetkili olan kişidir. Maddenin uygulanmasında bu sıfıtın bulunup bulunmadığı, haciz sırasında hazır olan kişinin tebligat kabulü yetkisine göre belirlenir.
- 103 davet kâğıdı (davetiye)
- Haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklı veya borçluya, tutanağı üç gün içinde incelemeye ve diyeceklerini bildirmeye çağıran icra dairesi yazısıdır. Davet kâğıdı, tutanağın tebliği değildir; ayrı bir davet işlemidir.
- Geçici aciz belgesi
- Haciz edilen malların alacağı karşılamadığının tutanağa yazılması hâlinde tutanağın aldığı niteliktir. Kesin aciz belgesinden farklı olarak malların bulunduğu, ancak yetersiz kaldığı anlamına gelir.
- Üç günlük süre
- Davet kâğıdının tebliğinden itibaren hazır bulunmayan tarafın tutanağı incelemesi ve diyeceklerini bildirmesi için tanınan süredir. Kanunen ilave edilmesi gereken süreler saklıdır.
Davet: hangi şartlar aranır?
- Haciz işlemi yapılırken tutanağın tutulmuş olması gerekir.
- Alacaklı veya borçlunun haciz sırasında hazır bulunmaması, ya da hazır bulunsalar bile davet gerektirecek bir durumun oluşması gerekir.
- Hazır bulunmayan alacaklı veya borçlu adına Tebligat Kanunu'na göre tebellüğe yetkili kimsenin de hazır bulunmaması gerekir; bu kişi varsa davet yapılmaz.
- Davet, icra dairesinden davet kâğıdı ile yapılmalıdır ve davet kâğıdında dosya numarası, taraf adları, vekil bilgileri ve haczin tarihi yer almalıdır.
- Hazır bulunan alacaklı veya borçluya ya da tebellüğe yetkili kişiye tutanağın bir örneği verilmelidir.
Davet: hangi sonuçları doğurur?
- Hazır bulunan alacaklı veya borçluya ya da adına tebellüğe yetkili kişiye tutanağın bir örneği verilir ve bu kişilere ayrıca davet yapılmaz.
- Hazır bulunmayan alacaklı veya borçluya, adına tebellüğe yetkili kişi de bulunmuyorsa, üç gün içinde tutanağı incelemesi için davet kâğıdı gönderilir.
- Hazır bulunmayan tarafa ayrıca haber verilmez; bu taraf, hazır bulunan tebellüğe yetkili kişi bulunduğu hâlde davet kâğıdı ile çağrılmaz.
- Kanunen ilave edilmesi gereken süreler saklıdır; bu nedenle uzak mesafede oturan tarafın süresi buna göre uzayabilir.
- Davet kâğıdı tebliğ edilmeden haciz edilen malların satışı yapılamaz (Yönetmelik ve uygulama notları).
Alacaklı-borçlu hazır bulunması ile hazır bulunmaması arasındaki fark nedir?
Haciz sırasında alacaklı veya borçlu, ya da adına Tebligat Kanunu'na göre tebellüğe yetkili kimse hazırsa, tutanağın bir örneği bu kişiye verilir.
Haciz sırasında ne taraf ne de tebellüğe yetkili kimse hazır değilse, hazır bulunmayan taraf icra dairesine üç gün içinde tutanağı incelemeye ve diyeceklerini bildirmeye davet edilir.
Hazır bulunan tarafa tutanak örneği verilir ve ayrıca davet yapılmaz; hazır bulunmayan tarafa davet kâğıdı gönderilir ve üç günlük itiraz süresi başlar.
Tutanağın örneği ile davet kâğıdı arasındaki fark nedir?
Tutanağın bir örneğinin verilmesi, haciz anında hazır bulunan veya tebellüğe yetkili kişiye yapılan bir teslimdir.
Davet kâğıdı, hazır bulunmayan tarafa tutanağa karşı diyeceklerini bildirmek üzere gönderilen ayrı bir davetiyedir.
Tutanak örneği bilgilendirme amaçlıdır; davet kâğıdı ise itiraz ve şikâyet süresinin başlangıcına ilişkin usul işlevi görür.
Kesin aciz belgesi ile geçici aciz belgesi (tutanağın içeriğine göre) arasındaki fark nedir?
Haciz edilecek mal bulunmadığının tutanağa yazılması halinde tutanak kesin aciz belgesi niteliğindedir.
Haciz edilen malların alacağı karşılamadığının yazılması halinde tutanak geçici aciz belgesi niteliğindedir.
İki belgenin hukuki sonuçları farklıdır; kesin aciz belgesi ile geçici aciz belgesi aynı yaptırımı doğurmaz.
Borçlu adına tebellüğe yetkili kimse ile yetkili kimse bulunmaması arasındaki fark nedir?
Haciz sırasında borçlu adına Tebligat Kanunu'na göre tebellüğe yetkili kişi bulunuyorsa, davet yapılmaz ve tutanak örneği bu kişiye verilir.
Yetkili kişi bulunmuyorsa, borçlunun kendisine üç gün içinde tutanağı incelemesi için davet kâğıdı gönderilir.
Yetkili kişi bulunan halde borçluya ayrıca haber verilmez; bulunmayan halde ise davet kâğıdının tebliği zorunludur.
Yetki çevresi içinde oturan ile dışında oturan taraf arasındaki fark nedir?
Hazır bulunmayan tarafın icra dairesinin yetki çevresi içinde oturması halinde üç günlük süre işler.
Taraf icra dairesinin yetki çevresi dışında oturuyorsa, uygulamada süre ve davetin yapılışı farklı değerlendirilir.
Üç günlük süre, tarafın takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresinde oturması hâline göre hesaplanır; dışarıda oturan tarafta kanunen ilave edilecek süreler mahfuzdur.
Davet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hazır bulunmayan borçluya davet kâğıdı gönderilmeden haciz tutanağının kendisine tebliğ edilmiş sayılması; tutanak örneği ile davet kâğıdının birbirinin yerine kullanılmasıdır.
- Haciz sırasında tebellüğe yetkili kimse bulunduğu hâlde ayrıca davet kâğıdı düzenlemek; bu durumda davetin gereksiz olduğunu gözden kaçırmaktır.
- Üç günlük süreyi davet kâğıdının düzenlenme tarihinden değil tebliğ tarihinden saymamak hatasıdır.
- Kanunen ilave edilmesi gereken süreleri (uzak mesafe gibi) hesaba katmamak hatasıdır.
- Tutanağın içeriğinin değil, tutanağın örneğinin tebliğ edilmesinin zorunlu olduğunu varsaymak hatasıdır; madde tebliğ değil örneğin verilmesini düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Davet kâğıdının tebliğ tarihi, şikâyet süresinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/76 E., 2023/544 K., 31.05.2023)
- Haciz yapıldığında alacaklının talebi üzerine davet kâğıdı borçluya tebliğ edilmediği hâlde satış aşamasında borçluya davet tebliğ edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023)
- Borçlunun adına tebellüğe yetkili kimsenin hazır bulunup bulunmadığı, davet gönderilip gönderilmeyeceğini belirleyen temel ölçüt olarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/575 E., 2024/16 K., 24.01.2024)
- Davet kâğıdının borçluya usulüne uygun tebliğ edilmemesi hâlinde borçlunun şikâyet hakkının başlamadığı ve haczin kaldırılması talebinin bu nedenle kabul edildiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/591 E., 2025/103 K., 05.03.2025)
- Davet kâğıdının tebliği ile borçlunun öğrenme tarihi arasındaki ilişki uygulamada tartışılmakta; hacizden haberdar olduğu tarih ile davet tebliği tarihi ayrı değerlendirilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/1025 E., 2026/451 K., 30.04.2026)
- Davetiyenin tebliğ edilmesinin kendisi, borçlunun hacizden öğrenme tarihinin tespitinde esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Davet kâğıdının tebliğini ileri süren icra dairesi veya alacaklı, tebliğ mazbatası ile tebliğ tarihini ispatlar.
- Borçlu, davet kâğıdının tebliğ edilmediğini veya tebellüğe yetkili kimse bulunmadığı hâlde davet yapıldığını ileri sürer ve bunu tebliğ kayıtları ile ispatlar.
- Hazır bulunan kişinin tebellüğe yetkili olup olmadığı, tebligat kanunu hükümlerine göre belirlenir; iddiayı ileri süren taraf bu durumu gösteren belgeyi sunmalıdır.
- Tutanağın bir örneğinin verildiğini gösteren teslim kaydı ile davet kâğıdının içeriği (dosya no, taraflar, vekiller, haciz tarihi) belgelerle karşılaştırılarak incelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.41: Tutanağın içeriğini ve imzalanmasını düzenler; m.103'te söz konusu olan tutanak, m.41'de belirtilen içerikle düzenlenmelidir.
- 2004 sayılı Kanun m.45: Davet kâğıdının hazırlanma usulünü düzenleyen Yönetmelik hükmü olarak, davet kâğıdında hangi bilgilerin yer alacağını ve üç gün içinde itirazın ihtar edileceğini belirtir.
- 2004 sayılı Kanun m.102: Haciz tutanağına ilişkin hükümlerde, haciz sırasında hazır bulunan tarafların durumuna dair genel düzenleme yapar ve m.103 ile birlikte uygulanır.
İİK m.104 — Hacze iştirak halinde davet
İİK m.104, haciz tutanağına yeni alacaklıların iştirakinin ve bu nedenle yapılan ilave hacizlerin tutanağın altına işlenmesini, iştirak eden alacaklının tutanağın tam suretini almasını ve daha önce haciz koyduran alacaklı ile borçluya yeni iştirak ve ilavelerin bildirilmesini düzenler; ayrıca 309/a-309/l maddelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte gösterileceğine yollama yapar. Kural, haciz yapılan her icra dairesinde tutanağa ilave edilecek yeni alacaklılar bakımından uygulanır. Hacze iştirakin şartlarını (m.100, m.101), iştirak süresini ve türlerini düzenlemez (m.100, m.101). Haciz tutanağının içeriğini ve imzalarını düzenlemez (m.41). Davet kâğıdının üç günlük süresini ve tebliğ usulünü düzenlemez (m.103).
Hacze iştirak halinde davet: hangi şartlar aranır?
- Borçlunun mallarına birden fazla alacaklı tarafından haciz konulmuş olması ve sonradan konulan hacizle yeni bir alacaklının iştirak talebinde bulunmuş olması gerekir.
- Yeni iştirak ya da ilave haczin, tutanak düzenlendikten sonra gerçekleşmiş olması gerekir.
- Yeni iştirak eden alacaklının m.100 ve m.101 kapsamındaki iştirak şartlarını taşıması gerekir.
- İştirak ya da ilave haciz, tutanağın altına işlenmiş olmalıdır.
- Tutanağa daha önce katılmış ya da davet edilmiş alacaklı ve borçluya, yeni iştirak ve ilavelerin bildirilmesi gerekir.
Hacze iştirak halinde davet: hangi sonuçları doğurur?
- Yeni iştirak ve ilave hacizler tutanağın altına işaret olunur; böylece tutanak, sonradan gelen hacizleri de gösteren bir kayıt niteliği kazanır.
- Hacze iştirak eden her yeni alacaklı, tutanağın tam bir suretini isteyebilir.
- Daha önce haciz koyduran alacaklı ile borçlu, yeni iştirak ve ilaveler kendilerine bildirilmek üzere m.103 uyarınca davet olunur.
- Yeni iştirak ve ilavelerin tutanağa işlenmemesi halinde kayda geçmemiş iştirak kanunda öngörülen sonuçları doğurmaz (bu durum metinde açıkça düzenlenmemiştir; kanunun işaret ve bildirim emrinden çıkarılmıştır).
Yeni iştirak eden alacaklı ile tutanağın ilk düzenleyeni alacaklı arasındaki fark nedir?
Sonradan hacze katılan ve tutanağın tam suretini isteyebilen alacaklı, iştirak eden olarak tutanağa ilave edilir.
İlk haciz koyduran alacaklı, tutanak düzenlenirken hazır bulunmuş veya davet edilmiş olduğu için yeni iştirak kendisine bildirilir.
Yeni iştirak eden alacaklı tutanağın tam suretini alabilir; önceki alacaklıya ise iştirak bildirimi yapılır.
Haciz sırasında hazır bulunan ile bulunmayan ilgililer arasındaki fark nedir?
Haciz sırasında hazır bulunan alacaklı ve borçlu tutanağın bir örneğini alır.
Haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklı veya borçluya, m.103 uyarınca davet kâğıdı gönderilir.
Yeni iştirak ve ilaveler, daha önce davet edilenlere 'kendilerine bildirilmek üzere' bildirilir; bildirim yapılması kanunun açık emridir.
Adi iştirak ile imtiyazlı iştirak (m.104 yollaması) arasındaki fark nedir?
Adi (takipli) iştirakte alacaklının takip şartı vardır.
İmtiyazlı (takipsiz) iştirakte alacaklı borçlusu hakkında takip yapmadan katılır.
Her ikisinin tutanağa işlenmesi aynı kuralla yapılır; ayrıntılı usul yönetmelikte gösterilir.
Hacze iştirak halinde davet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sonradan iştirak eden alacaklının tutanağa işlenmesini unutmak; işlenmemiş iştirak, tutanağın kaydı bakımından eksik kalır.
- Daha önce davet edilmiş alacaklı ve borçluya yeni iştirak ve ilavelerin bildirilmesini atlamak.
- Tutanağın tam suretini yalnızca ilk alacaklıya vermek; her yeni iştirak eden alacaklının suret isteme hakkı vardır.
- m.104'ün 309/a-309/l yollamasını bu maddenin kendi hükmü sanmak; ayrıntılı usul yönetmelikte gösterilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada 103 davet kâğıdının haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklıya tebliğ edilmediği, alacaklının talep eden olması nedeniyle hacizden haberdar sayıldığı belirtilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021)
- Haciz tutanağına yeni iştirak ve ilavelerin kaydedilmesi, sonradan iştirak eden alacaklının haklarını korumak için gerekli görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Hacze sonradan iştirak eden alacaklı, iştirak talebini ve iştirak şartlarını ispat eder; dayanacağı belge ile m.100 veya m.101 şartlarını göstermesi gerekir.
- Tutanağa ilave yapılmış olması, icra dairesinin kayıtları ve tutanağın kendisi ile ispatlanır.
- Yeni iştirakin önceki alacaklıya bildirildiği, davet kâğıdı ve tebliğ belgeleriyle ispatlanır; bildirimin yapılmadığını ileri süren taraf bu savunmayı ispatlamalıdır.
- Tutanağın tam suretinin verilmesi talebi, iştirak eden alacaklı tarafından yapılır ve icra dairesinin kaydıyla belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.103: Yeni iştirak ve ilaveler, tutanağa karşı diyeceklerini bildirmek üzere daha önce davet edilmiş alacaklı ve borçluya, m.103 davet usulüyle bildirilir.
- 2004 sayılı Kanun m.100: Adi (takipli) iştirakin şartlarını düzenler; m.104 kapsamındaki iştirakin esas şartlarını belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.101: İmtiyazlı (takipsiz) iştirakin şartlarını düzenler; m.104'te anılan 309/a-309/l maddeleri bu iştirak türüne ilişkin usul hükümleridir.
- 2004 sayılı Kanun m.41: Tutanağın içeriğini ve imzalarını düzenler; m.104 ile ilave edilen iştirak ve hacizler bu tutanağın bir parçası olur.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| üç günlük | m.96 | İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. |
| yedi gün | m.96 | Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. |
| yedi gün | m.97 | Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. |
| yedi gün | m.99 | İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. |
| bir senede | m.100 | İlk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinciye kadar aynı derecede hacze iştirak edebilecek alacaklılar: 1 – İlk haciz ilamsız takibe müstenitse takip talebinden ve ilama istinat ediyorsa dava ikamesinden mukaddem yapılmış bir… |
| yedi günlük | m.101 | Onlara, itiraz etmeleri için yedi günlük bir mühlet verir. |
| yedi gün | m.101 | İtiraz halinde iştirak talebinde bulunan kimsenin hacze iştiraki muvakkaten kabul olunur ve yedi gün içinde dava açması lüzumu bildirilir. |
| üç gün | m.103 | (Değişik: 9/11/1988-3494/12 md.) Tutanak tutulurken alacaklı, borçlu veya namlarına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunmazsa, bulunmayan alacaklı veya borçlu üç gün içinde tutanağı tetkik ve diyeceği varsa… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
31 karar- 2024/97 E., 2024/234 K., 25.12.2024İlgili madde: m.102
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/591 E., 2025/103 K., 05.03.2025İlgili madde: m.103
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/575 E., 2024/16 K., 24.01.2024İlgili madde: m.103
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/625 E., 2023/914 K., 11.10.2023İlgili madde: m.96, m.97, m.99
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/708 E., 2023/915 K., 11.10.2023İlgili madde: m.100
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/253 E., 2023/748 K., 12.07.2023İlgili madde: m.100
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023İlgili madde: m.96, m.99, m.102
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/76 E., 2023/544 K., 31.05.2023İlgili madde: m.103
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1238 E., 2023/484 K., 17.05.2023İlgili madde: m.96, m.99
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023İlgili madde: m.102
Diğer 21 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023İlgili madde: m.103
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/1008 E., 2023/175 K., 08.03.2023İlgili madde: m.96, m.97, m.99
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/617 E., 2023/107 K., 22.02.2023İlgili madde: m.100
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023İlgili madde: m.103
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/585 E., 2022/907 K., 14.06.2022İlgili madde: m.97
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/1000 E., 2022/373 K., 24.03.2022İlgili madde: m.102
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/93 E., 2022/255 K., 03.03.2022İlgili madde: m.96
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021İlgili madde: m.102, m.104
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/353 E., 2021/1254 K., 19.10.2021İlgili madde: m.102
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1864 E., 2018/504 K., 21.03.2018İlgili madde: m.99
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/2195 E., 2015/1141 K., 01.04.2015İlgili madde: m.98, m.99
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/166 E., 2013/1360 K., 18.09.2013İlgili madde: m.97
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/199 E., 2011/420 K., 15.06.2011İlgili madde: m.96
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/9765 E., 2025/15772 K., 01.12.2025İlgili madde: m.98
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/8223 E., 2025/10678 K., 07.07.2025İlgili madde: m.98
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/4890 E., 2024/6954 K., 01.10.2024İlgili madde: m.100
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/5683 E., 2024/371 K., 24.01.2024İlgili madde: m.100
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/1662 E., 2023/3356 K., 30.05.2023İlgili madde: m.100
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/1025 E., 2026/451 K., 30.04.2026İlgili madde: m.103
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1957 E., 2025/2206 K., 06.11.2025İlgili madde: m.97
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1228 E., 2025/1977 K., 06.10.2025İlgili madde: m.97
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.11.2021 (m.97/A).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.3. Genel Haciz Yolu - Haciz, Hacze İştirak ve İstihkak bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış