TTK › Ticaret şirketleri › Anonim şirket › Genel hükümler, kuruluş ve temel ilkeler

Pay bedellerinin ödenmesi ve temel ilkeler

TTK m.344–358Ticaret HukukuSon değişiklik: 26.06.2012 (m.354)

Kısaca

TTK m.344, anonim şirkette nakden taahhüt edilen pay bedellerinin ne oranda ve hangi süreler içinde ödeneceğini ile primli payların çıkarma priminin ödenme zamanını düzenler. TTK m.345, anonim şirket kurulmadan önce kurulmakta olan şirketin nakdi sermaye ödemelerinin bir bankada özel hesaba yatırılmasını, bu ödemelerin ispatını ve bankanın bedelleri ne zaman ve kime ödeyeceğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.344–358 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.349, m.351.

TTK m.344 — Nakdî sermaye

Madde, anonim şirkette nakden taahhüt edilen pay bedellerinin ne oranda ve hangi süreler içinde ödeneceğini ile primli payların çıkarma priminin ödenme zamanını düzenler. Kanunun, pay bedellerinin ödenmesine ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerini saklı tuttuğu da bu maddededir. Madde, sermaye koyma borcunun temerrüdünü, ıskatı, bakiye sermayenin ilan yoluyla istenmesini ve ödeme yükümlülüğünün devrini düzenlemez (m.128, m.481, m.501, m.210). Ayni sermayenin devri ve ticari işletmenin sermayeye konulması da bu maddenin kapsamında değildir (m.342, m.127-128).

Nakden taahhüt edilen pay ile ayni taahhüt edilen pay arasındaki fark nedir?

Nakit karşılığı paylarda itibari değerin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce ödenir; kalan kısım tescilden sonra 24 ay içinde ödenir.

Ayni karşılığı paylarda 344. maddedeki nakit ödeme takvimi uygulanmaz; ayni sermaye devir ve tescil işlemleriyle ifa edilir.

Ödeme takvimi yalnız nakden taahhüt edilen paylar için geçerlidir; ayni sermaye bakımından 344. maddedeki yüzde yirmibeş ve 24 ay kuralı uygulanmaz.

Pay bedelinin ödenmesi ile çıkarma priminin ödenmesi arasındaki fark nedir?

Nakdi pay bedelinde tescilden önce ödenecek asgari oran yüzde yirmibeştir, kalanına 24 ay süre tanınır.

Çıkarma primi için süre tanınmaz; primli paylarda primin tamamı tescilden önce ödenir.

Primli pay bedelinin tescilden sonraya bırakılan kısmı bulunmaz; prim tamamen tescil öncesi ödenmelidir.

Kanun hükmü ile sermaye Piyasası Kanunu hükmü arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra genel ödeme takvimini düzenler.

İkinci fıkra, SPK'nın pay bedellerinin ödenmesine ilişkin hükümlerini saklı tutar.

SPK'ya tabi (halka açık) şirketlerde pay bedeli ödemesi, SPK'nın öngördüğü usul ve sürelere tabidir; 344. maddenin takvimi o hükümler yerine geçmez.

Kayıtlı sermaye sistemi ile esas sermaye sistemi arasındaki fark nedir?

Kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılacak yeni paylar için 460/3 uyarınca 459. madde uygulanır ve 344. madde kıyasen uygulanır.

Esas sermaye sisteminde 344. madde doğrudan uygulanır.

Her iki sistemde ödeme oranı ve süresi bakımından bir fark bulunmadığı, ancak tavan sermayeye kadar artırım için başlangıç sermayesinin tamamının ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Pay bedelinin ödenmesine ilişkin ihtilaflarda mahkemelerin 344. maddedeki takvimi esas aldığı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2748 E., 2024/7876 K., 07.11.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2022/2978 E., 2023/7292 K., 12.12.2023)
  • Esas sözleşmede daha sıkı bir ödeme düzeni bulunduğunda bu düzenin ayrıca uygulanacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2748 E., 2024/7876 K., 07.11.2024)
  • Nakit karşılığı paylara ilişkin yönetim kurulu kararlarının 344. maddeye aykırı olduğu iddiasının ayrıca incelendiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2978 E., 2023/7292 K., 12.12.2023)
  • Ayni sermaye olarak gösterilen alacakların nakdi değil ayni sermaye niteliğinde değerlendirildiği ve 344. maddenin nakit ödeme takvimi yerine ayni sermaye usulünün uygulanacağı kabul edilmektedir. (İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/1037 E., 2019/442 K., 09.05.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Pay bedelinin tescilden önce en az yüzde yirmibeşinin ödendiğini, ödemenin şirket adına açılan hesaba yapıldığını iddia eden taraf bu ödemeyi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Nakdi ödeme için banka dekontu ve bankanın ticaret sicili müdürlüğüne yazdığı banka mektubu temel delil niteliğindedir.
  • Primli paylarda çıkarma priminin tamamının tescilden önce ödendiğini iddia eden taraf bunu belgeyle ispatlamalıdır.
  • Kalan pay bedelinin yirmidört ay içinde ödendiğini savunan pay sahibi, ödemeyi belgeyle ispatlamalıdır; şirket ise ödenmeyen kısmın varlığını ilan ve kayıtlarla gösterir.
  • Ayni sermaye niteliğindeki bir değerin nakit gibi gösterilmesi halinde, bu değerin niteliğini belirleyen taraf sözleşme ve bilirkişi raporuna dayanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.345 — Ödeme yeri

Bu madde, anonim şirket kurulmadan önce kurulmakta olan şirketin nakdi sermaye ödemelerinin bir bankada özel hesaba yatırılmasını, bu ödemelerin ispatını ve bankanın bedelleri ne zaman ve kime ödeyeceğini düzenler. Ayrıca şirket tüzel kişilik kazanamadığında bedellerin sahiplerine iadesini düzenler. Hüküm, kurulmakta olan şirket adına yapılan nakdi ödemeler bakımından uygulanır. Maddede; kuruluş işlemlerinin tamamlanmasına ilişkin ayrıntılar, sermaye taahhüdünün ödenmemesinin yaptırımları, ayni sermaye koyma usulü ve kuruluş sırasındaki sorumluluk düzenlemez (TTK m.344, m.335 ve ilgili kuruluş hükümleri). Ayrıca tüzel kişilik kazanma işleminin kendisi ve tescil usulü de bu maddede yer almaz (TTK m.335 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği).

Ödeme yeri: hangi kavramlar bilinmeli?

Kurulmakta olan şirket adına açılan özel hesap
Şirket henüz tüzel kişilik kazanmadan, bankada şirket adına açılan ve yalnızca şirketin kullanabileceği biçimde işletilen hesaptır. Hesabın bu özelliği, nakdi ödemelerin kuruluş sürecinde korunmasını sağlar.
Banka mektubu
Taahhüt edilen payların kanunda öngörülenden yüksek kısmının ödendiğini, ticaret siciline yöneltilen bir bankanın yazılı beyanıdır. Bu belge, yüksek tutarların ödendiğinin ispat aracıdır.
Tüzel kişilik kazanma
Şirketin sicile tescil ile birlikte tüzel kişiliğe kavuşmasıdır. Bankanın bedeli şirkete ödemesi bu anın gerçekleşmesine bağlıdır.
Üç aylık süre
Noter onayı veya ticaret sicili müdürü huzurunda imzalanma tarihinden itibaren başlayan, şirketin tüzel kişilik kazanması için tanınan süredir. Süre geçtiğinde bedellerin iadesi talep edilebilir.

Ödeme yeri: hangi şartlar aranır?

  • Nakdi ödemelerin, kurulmakta olan şirket adına Bankacılık Kanunu'na bağlı bir bankada açılan özel hesaba yatırılmış olması gerekir.
  • Hesabın yalnızca şirketin kullanabileceği biçimde açılmış olması gerekir.
  • Taahhüt edilen payların kanunda veya esas sözleşmede öngörülen asgari tutardan yüksek kısmının ödendiğinin ticaret siciline yöneltilen banka mektubuyla ispatlanması gerekir.
  • Bankanın bedeli şirkete ödeyebilmesi için şirketin tüzel kişilik kazandığını bildiren sicil müdürlüğü yazısının sunulmuş olması gerekir.
  • Bedellerin iadesi için şirketin, 335. maddenin birinci fıkrasındaki noter onayı veya sözleşmenin ticaret sicili müdürü ya da yardımcısı huzurunda imzalanmasından itibaren üç ay içinde tüzel kişilik kazanamamış olması gerekir.
  • Üç aylık sürenin geçtiğini ve tüzel kişiliğin kazanılamadığını doğrulayan sicil müdürlüğü yazısının sunulmuş olması gerekir.

Ödeme yeri: hangi sonuçları doğurur?

  • Nakdi ödemeler kurulmakta olan şirket adına açılan özel hesaba yatırılmadığı sürece, bu ödemelerin şirket için geçerli bir sermaye ödemesi olarak kabul edilmesi maddenin koruma amacına aykırı kalır.
  • Şirket tüzel kişilik kazandığında bankanın bedeli şirkete ödemesi, ticaret sicilinden alınan sicil müdürlüğü yazısının sunulmasına bağlıdır.
  • Şirket üç ay içinde tüzel kişilik kazanamazsa ve bu durum sicil müdürlüğü yazısıyla doğrulanırsa bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir.
  • Kanunda öngörülen asgari tutarı aşan ödemeler, banka mektubuyla ispat edilmediği sürece ispat edilmiş sayılmaz.

Şirkete ödeme ile sahiplerine iade arasındaki fark nedir?

Şirket tüzel kişilik kazandığında banka bedeli yalnızca şirkete öder.

Şirket üç ay içinde tüzel kişilik kazanamazsa bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir.

Bedelin kime ödeneceği, tüzel kişiliğin üç aylık süre içinde kazanılıp kazanılmadığına göre belirlenir.

Asgari sermaye tutarı ile fazla ödenen tutar arasındaki fark nedir?

Kanunda veya esas sözleşmede öngörülen asgari tutarın ödendiği, tüzel kişilik ön koşulu olarak sicil kaydıyla gösterilir.

Kanundaki asgari tutarı aşan kısım, banka mektubuyla ayrıca ispatlanır.

Yalnız asgari tutarın aşılan kısmı için banka mektubu ispat aracıdır; bu kısım ayrıca ticaret siciline bildirilir.

Ödeme yeri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç aylık süreyi tüzel kişilik kazanılmasıyla değil, sözleşmenin tescil başvurusuyla başlatmak; süre noter onayı veya sicil müdürü huzurunda imzalanma tarihinden işler.
  • Bankanın bedeli herkese ödediğini sanmak; bedel yalnızca tüzel kişilik kazanıldığını gösteren sicil yazısıyla şirkete, süre geçtikten sonra ise sahiplerine geri verilir.
  • Fazla ödenen tutarı ticaret sicili dışında başka bir belgeyle ispatlamak; ispat aracı banka mektubudur.
  • Kanunda öngörülen asgari tutar ile esas sözleşmedeki tutarı karıştırmak; ispat yalnızca kanundaki asgari tutarı aşan kısım için banka mektubu ile yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bu maddenin uygulamasında, kuruluş sürecinde yatırılan paranın çekilmesinin bedelin ödenmesi koşuluna bağlandığı ve tüzel kişilik öncesinde şirketin hesabı kullanamadığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tüzel kişilik kazanıldığını ve bedellerin şirkete ödenmesi gerektiğini ileri süren şirket, ticaret sicili yazısıyla bunu ispatlar.
  • Taahhüt edilen payların asgari tutarın üzerindeki kısmının ödendiği, ticaret siciline yöneltilen banka mektubuyla ispatlanır.
  • Üç aylık sürenin geçtiğini ve tüzel kişiliğin kazanılamadığını ileri süren, bedelin iadesini isteyen kişi, sicil müdürlüğü yazısını sunarak ispat yükü altındadır.
  • Banka mektubu yoksa, asgari tutarın üzerindeki ödemeler için ayrı bir ispat aracı bulunmadığından bu kısım ödenmiş sayılmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.335: Maddede anılan noter onayı şartını ve esas sözleşmenin imzalanma anını belirler. Üç aylık sürenin başlangıcı bu işlemle bağlantılıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.344: Madde gerekçesinde belirtildiği üzere bu hükmün dayanağıdır ve nakdi sermaye ödemelerinin kuruluş sürecindeki genel çerçevesini oluşturur.
  • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu: Hesabın açılacağı bankanın nitelik şartını belirler; bu banka Bankacılık Kanunu'na tabi olmalıdır.

TTK m.346 — Halka arzedilecek paylar

TTK m.346, esas sözleşmede taahhüt edilmiş ve tescilden itibaren en geç iki ay içinde halka arzı öngörülmüş, ayrıca garanti edilmiş nakdi payların halka arzla kuruluşta sermayeye dönüştürülmesini düzenler. Düzenlediği konular; halka arz edilecek payların bedelinin satış geliri üzerinden ödenmesi, satış sonunda gelirin şirket ile pay sahipleri arasında paylaştırılması ve satılamayan ya da hiç arz edilmeyen payların bedelinin ödenme esasıdır. Hüküm, anonim şirketin kuruluşunda taahhüt eden kurucular ve yönetim kurulu üyeleri bakımından uygulanır. Hükmü düzenlemeyen konular; halka arzın sermaye piyasası mevzuatına göre yapılan usulü ve kayıt işlemleri (SPKn), tedrici kuruluşun kaldırılması ve kuruluş aşamasındaki genel denetim ve sorumluluk rejimidir (TTK m.350, m.553, m.559, m.562 ile SPKn hükümleri). Pay sahibi haklarının ortaya çıkışı ve paysahipliğinin tescille kazanılması da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Halka arzedilecek paylar: hangi kavramlar bilinmeli?

Halka arz
Payların sermaye piyasası mevzuatına uygun biçimde yatırımcı kitlesine satışa sunulmasıdır. Bu maddede halka arz, kuruluş sırasında taahhüt edilen nakdi payların satış yoluyla sermayeye dönüşmesi anlamındadır.
Taahhüt ve garanti
Taahhüt, payların esas sözleşmede kurucular ya da yönetim kurulu üyeleri tarafından üstlenilmesidir; garanti ise bu payların tescilden sonra iki ay içinde halka arz edileceğinin ayrıca güvence altına alınmasıdır. Bu iki unsur birlikte aranır.
Satış geliri
Halka arz edilen payların satışından elde edilen tutardır. Payların itibari değerinin ve varsa çıkarma priminin karşılığı şirkete, kalan tutar giderlerin düşülmesinden sonra halka arz eden pay sahiplerine ödenir.
Çıkarma primi
Payın itibari değerinin üzerinde, primli olarak çıkarılması hâlinde aradaki farktır. Primin karşılığı da şirkete ödenen tutarın parçasıdır.
Halka arz edilmeyen pay
Esas sözleşmede halka arzı öngörülmüş olmakla birlikte süresinde hiç arz edilmemiş paylardır. Satılamayan paylardan ayrı bir rejime tabidir.

Halka arzedilecek paylar: hangi şartlar aranır?

  • Payların nakdi olması ve esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunması gerekir.
  • Esas sözleşmede payların şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde halka arz edileceğinin öngörülmüş olması şarttır.
  • Payların taahhüt sahiplerince ayrıca garanti edilmiş olması gerekir.
  • Payların halka arzının sermaye piyasası mevzuatına göre yapılması gerekir.
  • Halka arz payların itibari değerinin altında yapılamaz; primli veya itibari değerin üzerinde bir bedelle yapılabilir.
  • Halka arzın tescilden sonra iki aylık süre içinde gerçekleşmesi gerekir; süre geçtikten sonra ödeme yükümlülüğü ayrı bir hükme göre doğar.
  • Satış sonunda gelirin, itibari değer ve varsa çıkarma primi şirkete, giderler düşüldükten sonra kalan tutar pay sahiplerine ödenmesi gerekir.

Halka arzedilecek paylar: hangi sonuçları doğurur?

  • Payların satış geliri üzerinden ödenmesi, peşin bedel yatırılmadan kuruluşun gerçekleşmesini sağlar.
  • Satış sonunda itibari değer ve varsa çıkarma primi şirkete ödenir; giderlerden sonra kalan tutar halka arz eden pay sahiplerine verilir.
  • İki aylık süre içinde halka arz edilip süresinde satılmayan payların bedelinin tamamı üç gün içinde şirkete ödenir.
  • Süresinde halka arz edilmeyen payların bedelinin yüzde yirmibeşi aynı üç günlük süre içinde ödenir.
  • Halka arz edilmeyen paylar için ödenmesi gereken asgari bedel, bu payları taahhüt etmiş olanlarca ödenir.
  • Halka arz edilecek payların nakdi olmayan karşılıkla taahhüdü bu hükmün kapsamında değildir.

Halka arz edilip satılan ile halka arz edilip süresinde satılmayan paylar arasındaki fark nedir?

Halka arz edilmiş ancak süresinde satılamamış paylardır; payların bedelinin tamamı ödeme yükümlülüğüne tabidir.

Esas sözleşmede halka arzı öngörülmüş fakat hiç arz edilmemiş paylardır.

Süresinde satılmayan payların tamamının bedeli, arz edilmeyen payların ise yalnızca belirli bir oranı, iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenir.

Satış geliri ile şirkete ödenen tutar arasındaki fark nedir?

Satış sonunda şirkete, payların itibari değeri ve varsa çıkarma primi ödenir.

Giderlerin düşülmesinden sonra kalan tutar pay sahiplerine verilir.

Şirketin alacağı sabit tutardır; pay sahiplerinin payı satış fazlası ve primli satıştan doğan kısımdır.

Nominal bedelle halka arz ile primli veya üstün bedelle halka arz arasındaki fark nedir?

Payın itibari değeri üzerinden satışıdır.

Primli ya da itibari değerin üzerinde bir bedelle satıştır.

Aradaki fark, kanuna göre pay taahhüdünde bulunanlara kalır; şirkete yalnız itibari değer ve varsa çıkarma primi aktarılır.

Kurucuların taahhüdü ile yönetim kurulu üyelerinin taahhüdü arasındaki fark nedir?

Taahhüt, kuruluş sırasında kurucular tarafından yapılır.

Taahhüt, yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabilir.

Her iki grubun garantisi, kuruluş taahhüdünün geçerli olması için yeterlidir ve ortak sorumluluk doğurabilir.

Halka arzedilecek paylar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Halka arz edilen payların peşin bedelinin bankaya yatırılması gerektiğini sanmak; bu maddede peşin yatırım aranmaz, bedel satış gelirinden karşılanır.
  • Süresinde satılmayan paylar ile hiç arz edilmeyen payların ödeme oranını karıştırmak; birincisinde tamamı, ikincisinde belirli bir oran ödenir.
  • İki aylık süreyi halka arzın tamamlanma süresi değil, ödeme süresi gibi okumak; iki ay halka arz süresidir, üç gün ayrıca ödeme süresidir.
  • Satış gelirinin tamamının pay sahiplerine verileceğini düşünmek; itibari değer ve varsa çıkarma primi şirkete ödenir, giderler düşülür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Halka arzın öngörüldüğü esas sözleşme hükmünün ve taahhüdün açıkça bulunup bulunmadığı, halka arz hakkının doğup doğmadığında belirleyici kabul edilmektedir. (İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/1064 E., 2024/352 K., 24.04.2024)
  • Halka arzın yapılmadığı durumlarda ödeme yükümlülüğünün kimin üzerinde doğacağı, taahhüt eden ve garanti eden kişiler açısından ayrı değerlendirilmektedir. (İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/1064 E., 2024/352 K., 24.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Halka arz edilecek payların esas sözleşmede taahhüt ve garanti edildiğini ileri süren taraf, esas sözleşme metni ve tescil kaydıyla ispatlar.
  • İki aylık sürenin tescilden itibaren işlemeye başladığı ve halka arzın bu süre içinde yapıldığı, satış belgeleri ve SPK kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Süresinde satılmadığı veya hiç arz edilmediği iddiasını ileri süren taraf, satış kayıtları ve halka arz onayı ile bunu ortaya koyar.
  • Ödemenin yapılıp yapılmadığı konusunda ödeme belgesi ve banka kayıtları ile ispat yükü ödeme iddiasını ileri süren tarafa aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.344: Kuruluşta peşin ödenmesi gereken pay bedelinin oranını belirler; bu maddedeki halka arz hükmü bu peşin ödeme yükümünün yerine geçer.
  • 6102 m.347: Payların itibari değerinin altında çıkarılamayacağını ve primli çıkarma koşulunu düzenler; halka arz bedelinin alt sınırını belirler.
  • 6102 m.350: Halka arzın kuruluşa dahil olduğunu ve onaylanmış sayılacağını düzenler; taahhüdün muhatabının sermaye piyasası yatırımcıları olduğunu belirtir.
  • 6102 m.553: Kuruluşta taahhüt eden ve halka arzı onaylayanların sorumluluğuna ilişkin genel hükümdür.
  • 6102 m.559: Yönetim kurulu üyelerinin kuruluşta sorumluluğuna ilişkin hükümdür.
  • 6102 m.562: Kuruluşta sorumluluk davalarına ilişkin hükümdür; yönetim kurulu ve taahhüt edenlerin sorumluluğu bakımından uygulanır.
  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu: Halka arzın usulünü, satış sürecini ve SPK denetimini düzenleyen özel mevzuattır; madde bu mevzuata atıf yapar.

TTK m.347 — Primli paylar

Madde, anonim şirketlerde payların çıkarılma bedelinin alt sınırını ve primli (agiolu) çıkarılmanın koşulunu düzenler. Payın itibarî değerinin altında bir bedelle çıkarılmasını yasaklar; itibarî değerin üstünde bir bedelle çıkarılmak için esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararı aranmasını öngörür. Kuruluşta ve sermaye artırımında uygulanır. Madde, payın itibarî değerinin asgari tutarını ve katlarını (m.476), itibarî değerin altındaki çıkarmanın sonuçlarını (m.353, m.447), yönetim kurulunun esas sözleşmeyle yetkilendirilmesi hâlini (m.460) ve çıkarma primi ile ilgili muhasebe ve yedek akçe kurallarını (m.519) düzenlemez. Bu konular ayrı maddelerde ele alınmalıdır; ayrıca kayıtlı sermaye sistemindeki istisnai ve SPK'ya tabi halka açık şirketlere ilişkin özel düzenlemeler bu maddenin kapsamı dışındadır.

Primli paylar: hangi kavramlar bilinmeli?

İtibarî değer
Payın senet üzerinde ve esas sözleşmede gösterilen, en az bir kuruş olan nominal tutarıdır. Payın piyasa değeri ile aynı şey değildir; piyasa değeri itibarî değerin üstünde ya da altında oluşabilir.
Primli (agiolu) pay
İtibarî değerinin üzerinde bir bedelle çıkarılan paydır. Aradaki fark çıkarma primi olarak adlandırılır ve bu fark şirket malvarlığına girer.
Çıkarma bedeli
Şirketin payı ilk kez ihraç ederken pay alıcısından talep ettiği tutardır. Asgari sınırı itibarî değerdir; bu sınırın altında kalamaz.
Esas sözleşmede hüküm
Primli çıkarmaya izin veren, esas sözleşmede yer alan açık bir düzenlemedir. Sermaye artırımında genel kurul kararıyla da aynı yetki sağlanabilir.

Primli paylar: hangi şartlar aranır?

  • Payın çıkarma bedelinin itibarî değerden aşağı belirlenmemesi gerekir; itibarî değerin altındaki bir bedelle pay çıkarılamaz.
  • Payın itibarî değerinin üzerinde bir bedelle çıkarılabilmesi için esas sözleşmede açık bir hüküm bulunmalıdır.
  • Esas sözleşmede hüküm yoksa, primli çıkarma için genel kurul kararında bu yetkinin açıkça yer alması gerekir.
  • Primli çıkarmanın hukuki sonucunun doğması için itibarî değerin üzerindeki farkın bedel olarak ödenmesi gerekir.
  • Bu yasak aynî sermaye koymalarında da geçerlidir; aynî karşılığın değeri itibarî değerin altında kalmamalıdır.

Primli paylar: hangi sonuçları doğurur?

  • Itibarî değerin altında çıkarılan paylar bu maddeye aykırıdır; yasak ihlal edilmiş olur.
  • Esas sözleşmede veya genel kurul kararında hüküm bulunduğunda itibarî değerin üzerinde çıkarılan paylar geçerlidir ve aradaki fark prim olarak şirkete geçer.
  • Hüküm bulunmadan primli çıkarma yapılırsa, bu maddeye aykırılık söz konusu olur; sonuç olarak payın geçersizliği ve tescilin reddi gibi yaptırımlar gündeme gelir.
  • Itibarî değerin altındaki çıkarmaya aykırılık, kuruluşta sicil memurunun tescili reddetmesine yol açabilir; tescil edilmiş ise fesih ve sorumluluk hükümleri devreye girer.
  • Madde emredici niteliktedir; esas sözleşmeyle bu yasağın aşılması mümkün değildir.

Itibarî değerin altında çıkarma ile itibarî değerin üstünde çıkarma arasındaki fark nedir?

Itibarî değerin altında bir bedelle çıkarma, payın itibarî değerinin karşılanmaması anlamına gelir ve tek başına yasak kapsamındadır.

Itibarî değerin üstünde çıkarma, yani primli çıkarma, esas sözleşme hükmü veya genel kurul kararına bağlıdır.

Birincisi kesin olarak yasaktır; ikincisi ancak yetki bulunduğunda yapılabilir.

Esas sözleşme hükmü ile genel kurul kararı arasındaki fark nedir?

Kuruluşta prim, esas sözleşmede öngörülmelidir; kurucular bu hükmü belirler.

Sermaye artırımında prim, genel kurul kararıyla öngörülebilir.

Kuruluş ve artırım arasında yetki kaynağı farklıdır; artırımda esas sözleşmede hüküm bulunsa da karar gerekir.

Primli pay ile itibarî değerden yoksun pay arasındaki fark nedir?

Primli payda itibarî değer vardır ve bu değer en az bir kuruştur; prim, itibarî değerin üstündeki farktır.

İtibarî değerden yoksun pay, TTK sisteminde kural olarak yoktur; bu madde ile ilgisi yoktur.

Maddenin uygulaması yalnız itibarî değeri bulunan paylarda söz konusudur.

Primli paylar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Esas sözleşmede hüküm bulunmasına rağmen primin genel kurul kararıyla da öngörülmesi gerektiğini düşünmek; kuruluşta esas sözleşme, sermaye artırımında genel kurul kararı yeterlidir.
  • Itibarî değerin altındaki çıkarmayı, itibarî değerden yoksun pay ile karıştırmak; bu iki kavram farklıdır.
  • Piyasa değerinin itibarî değerin üzerinde olmasını primli çıkarma için yeterli saymak; madde, esas sözleşme hükmü ya da genel kurul kararı aramaktadır.
  • Aynî sermaye koymasının değerinin yüksek tutulmasını, itibarî değerin altındaki çıkarmanın yasak kapsamı dışında saymak; madde aynî sermayeye de uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler primli çıkarmanın geçerliliğini esas sözleşmede açık bir hükmün veya genel kurul kararının varlığına bağlamaktadır. (4. Daire, 2019/4298 E., 2022/7718 K., 08.12.2022)
  • Itibarî değerin üzerindeki çıkarma bedelinin, esas sözleşmede öngörülen primle bağlantılı olarak bu maddeye uygun kabul edildiği görülmektedir. (9. Daire, 2022/4820 E., 2023/3548 K., 10.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Primli çıkarmayı ileri süren taraf, esas sözleşmede hüküm veya genel kurul kararının varlığını belgeyle ispatlar; bu belge esas sözleşme metni veya tescil ve ilan edilmiş genel kurul kararıdır.
  • Itibarî değerin altında çıkarıldığını ileri süren taraf, ihraç bedeli ile itibarî değer arasındaki farkı kayıt ve belgelerle ispatlar.
  • Şirket, primin esas sözleşmede veya genel kurul kararında öngörüldüğünü savunursa bu savunmayı yazılı belgeyle ispatlamak zorundadır.
  • Aynî sermaye koymasında değerin itibarî değerin altında kaldığını ileri süren taraf, bilirkişi raporu gibi teknik delillerle bu iddiayı ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.476: Payın itibarî değerinin en az bir kuruş olmasını ve kuruş katlarıyla belirlenmesini düzenler; bu maddedeki itibarî değer kavramının alt sınırını oluşturur.
  • 6102 sayılı Kanun m.353: Itibarî değerin altında çıkarma yasağına aykırılık hâlinde sonuçları, özellikle fesih ve sorumluluk bakımından bağlanır.
  • 6102 sayılı Kanun m.447: Maddeye aykırı genel kurul kararının geçersizliğini düzenler; sermaye artırımında primli çıkarmaya ilişkin karar bu hükme tabidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.519: Çıkarma primini kanuni yedek akçe sayar ve primin kullanımını sınırlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.551: Itibarî değerin altında çıkarılan paylarda taahhütte bulunana karşı tazminat sorumluluğunu düzenler.

TTK m.348 — Kurucu menfaatleri

Madde, anonim şirketlerde kuruculara tanınabilecek menfaatleri ve kurucu intifa senetlerinin sınırlarını düzenler. Kuruluş karşılığı olarak şirket sermayesinin azalmasına yol açacak menfaatlerin tanınmasını yasaklar, bu yasağa aykırı esas sözleşme hükümlerinin geçersizliğini öngörür, kâr dağıtımından kurucu intifa senedi sahiplerine yapılacak ödemenin üst sınırını belirler, kurucu intifa senetlerinin halka arz öncesi iptaline ve kârın dağıtılmaması halinde esas sözleşmedeki kâr payının ödenmesine ilişkindir. Kurucu intifa senedinin hukuki niteliği, yönetim kurulu üyelerine ve yöneticilere tanınan menfaatler, kuruluşta sorumluluk ve kurucuların genel sorumluluğu bu maddede düzenlenmez; bunların bir kısmı 502, 503 ve 519 uncu maddelerde yer alır. Madde kurucular ile intifa senedi sahipleri bakımından uygulanır, pay sahiplerinin genel kâr payı hakkı bu madde kapsamında değildir.

Kurucu menfaatleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Kurucu intifa senedi
Kuruculara kuruluş hizmetine karşılık tanınan ve kâr payından yararlanma hakkı veren senet türü. Payı temsil etmediği için pay sahipliği haklarını doğurmaz; kâr elde edilmesine bağlı bir alacak hakkı sağlar.
Sermaye azalmasına yol açabilecek menfaat
Kuruculara kuruluş emeği karşılığında para veya bedelsiz pay senedi gibi şirket varlığından çıkacak her türlü avantajı ifade eder. Bu tür menfaatin tanınması, şirket sermayesinin fiilen eksilmesi sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğu sürece yasaktır.
Dağıtılabilir kâr
Yıllık kârdan kanuni ve ihtiyari yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan ve pay sahiplerine dağıtılmasına karar verilebilecek kâr tutarıdır. Kurucu intifa senedi sahiplerine ödeme yalnızca bu tutar üzerinden yapılabilir.
Kanuni yedek akçe
519 uncu maddenin birinci fıkrasında düzenlenen, net dönem kârından kanun gereği ayrılması zorunlu olan yedek akçedir. Kurucu intifa senedi ödemesinden önce bu tutar dağıtılabilir kârdan düşülür.
Esas sözleşmede öngörülen kâr payı
Kurucu intifa senedi sahiplerine esas sözleşmede tanınan kâr payı oranı veya tutarıdır. Şirket kârın dağıtılmamasına karar verse dahi dağıtılabilir kâr varsa bu pay ödenir.

Kurucu menfaatleri: hangi şartlar aranır?

  • Kuruluşta kuruculara tanınacak menfaatin, kuruluş emeği karşılığı olarak şirket sermayesinin azalmasına yol açabilecek nitelikte olmaması gerekir; para ya da bedelsiz pay senedi verilmesi bu yasağın kapsamındadır.
  • Kâr payından kurucu intifa senedi sahiplerine ödeme yapılabilmesi için önce dağıtılabilir kârdan 519 uncu maddenin birinci fıkrasındaki kanuni yedek akçenin ayrılmış olması gerekir.
  • Kâr payından kurucu intifa senedi sahiplerine ödeme yapılabilmesi için pay sahipleri için yüzde beş oranında kâr payının da ayrılmış olması gerekir.
  • Kalan kârın en çok onda birinin kurucu intifa senetlerine ayrılabilmesi için bu tutarın yukarıdaki ayrımlardan sonra kalan kısmın on binde ya da onda biri ile sınırlı tutulması gerekir; aşan miktar kurucu intifa senedi sahiplerine ödenemez.
  • Halka arz edilecek bir anonim şirketin, 1.7.2012 tarihinden sonra kurulmuş olması halinde, pay senetlerini halka arz etmeden önce kurucu intifa senetlerini herhangi bir bedel ödemeden iptal etmesi gerekir.
  • Kâr dağıtılmamasına karar verilmiş olsa bile dağıtılabilecek kâr mevcutsa, kurucu intifa senedi sahiplerinin esas sözleşmede öngörülen kâr paylarını alabilmesi için bu koşulun gerçekleşmiş olması gerekir.

Kurucu menfaatleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Kuruculara kuruluş karşılığında şirket sermayesinin azalmasına yol açabilecek bir menfaat tanınırsa, bu hüküm esas sözleşmede geçersizdir.
  • Dağıtılabilir kârdan kanuni yedek akçe ve pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri kurucu intifa senetleri bağlamında kuruculara ödenebilir.
  • Kuruculara ödenecek tutar, kalan kârın onda birini aşamaz; bu sınırı aşan ödeme yapılamaz.
  • Sermaye azalmasına yol açacak menfaat tanıyan esas sözleşme hükmü geçersiz olduğundan, bu hükme dayanılarak kuruculara yapılan ödemeler hukuki dayanaktan yoksun kalır.
  • 1.7.2012 tarihinden sonra kurulan anonim şirketler, halka arzdan önce kurucu intifa senetlerini bedelsiz iptal etmezse, bu senetler kendiliğinden geçersiz sayılır.
  • Dağıtılabilir kâr varsa, kâr dağıtılmaması kararına rağmen kurucu intifa senedi sahipleri esas sözleşmede öngörülen kâr paylarını alır.
  • Dağıtılabilir kâr yoksa, üçüncü fıkra gereğince kâr payı ödenmez.

Kuruluş menfaati ile sermaye azalması arasındaki fark nedir?

Kuruculara kuruluş emeği karşılığında para veya bedelsiz pay senedi verilmesi, sermayenin azalmasına yol açabilecek bir menfaat olarak yasaklanmıştır.

Kurucu intifa senedi karşılığında kâr payından yapılan ödeme, dağıtılabilir kâr üzerinden ve sınırlı olarak yapılan bir menfaattir.

Birinci tür menfaat esas sözleşmeye konulamaz, konulursa geçersizdir. İkinci tür ödeme ancak 348 inci maddede öngörülen koşullarla mümkündür.

Kurucu intifa senedi ile pay senedi arasındaki fark nedir?

Kurucu intifa senedi pay sahipliğini temsil etmez, dolayısıyla oy ve yönetime katılma gibi pay haklarını doğurmaz.

Pay senedi, şirkette pay sahipliğini temsil eden ve bu haklara sahip olan senettir.

Kurucu intifa senedi sahiplerine kâr payı ödenebilir, ancak pay sahibi sayılmazlar.

Dağıtılabilir kâr var ile yok arasındaki fark nedir?

Dağıtılabilir kâr mevcutsa, şirket kârın dağıtılmamasını kararlaştırmış olsa bile kurucu intifa senedi sahipleri esas sözleşmede öngörülen kâr paylarını alır.

Dağıtılabilir kâr yoksa, kâr dağıtılmaması kararı ve yokluğu kurucu intifa senedi sahiplerinin kâr payı alacağını doğurmaz.

Dağıtılabilir kârın varlığı, esas sözleşmedeki kâr payı hakkının doğup doğmadığını belirler.

Yeni kurulan şirket ile 1.7.2012 öncesi kurulan şirket arasındaki fark nedir?

1.7.2012 tarihinden sonra kurulan anonim şirketler, halka arz öncesinde kurucu intifa senetlerini iptal etmek zorundadır.

Bu tarihten önce kurulan şirketler bakımından ikinci fıkranın iptal yükümlülüğü yoktur; bu şirketler için madde metninde ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır.

İptal yükümlülüğü ve aksi halde geçersizlik sonucu yalnızca belirtilen tarihten sonra kurulan şirketlerde doğar.

Kurucu menfaatleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kurucu intifa senedi sahibini pay sahibi gibi görüp oy veya yönetim hakkı tanımak; bu senetler pay temsil etmediği için pay sahipliği haklarını doğurmaz.
  • Kâr payını dağıtılabilir kârın tamamı üzerinden hesaplamak; önce kanuni yedek akçe ve pay sahipleri için yüzde beş kâr payının düşülmesi gerekir.
  • Kalan kârın onda birini sınır olarak almayıp kurucu intifa senedi sahiplerine kâr payının tamamını ödemek; ödeme ancak onda birle sınırlıdır.
  • Kâr dağıtılmaması kararı alınmışsa kurucu intifa senedi sahiplerine hiç ödeme yapılamayacağını varsaymak; dağıtılabilir kâr mevcutsa üçüncü fıkra gereğince esas sözleşmedeki kâr payı ödenir.
  • 1.7.2012 öncesi kurulan şirketlerde ikinci fıkradaki iptal yükümlülüğünü uygulamak; bu yükümlülük yalnızca belirtilen tarihten sonra kurulan şirketler için geçerlidir.
  • Kuruluş karşılığında sermayeyi azaltacak menfaat tanıyan esas sözleşme hükmünü geçerli saymak; bu hüküm baştan geçersizdir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kurucu intifa senedi sahiplerine kâr payı ödenebilmesi için önce kanuni yedek akçenin ve pay sahipleri için yüzde beş kâr payının ayrılmış olması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2020/6225 E., 2021/2885 K., 25.03.2021)
  • Kurucu intifa senedi sahiplerinin kâr payı alacağının, esas sözleşmede öngörülen kâr payı ile sınırlı olduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2020/6225 E., 2021/2885 K., 25.03.2021)
  • Kurucu intifa senetlerinin 348 inci maddeye ve 502, 503 üncü maddelere uygun düzenlenmesi gerektiği, aksi halde uyuşmazlık konusu olabileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5070 E., 2024/1494 K., 27.02.2024)
  • Kurucu intifa senedine dayanılarak yapılan ödemelerde, dağıtılabilir kârın varlığının ve sınırın aşılıp aşılmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/535 E., 2025/519 K., 27.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Kurucu intifa senedi sahibi, kâr payı talebini ileri sürdüğünde senedin kendisine ait olduğunu ve esas sözleşmede öngörülen kâr payı hakkını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat esas sözleşme ve kurucu intifa senedi ile yapılır.
  • Dağıtılabilir kârın varlığını ispat yükü, kâr payı talep eden kurucu intifa senedi sahibinde değil, bu kârın varlığını ileri süren tarafta ya da şirkette bulunan yıllık bilanço ve kâr dağıtım kararı belgelerinde aranmalıdır.
  • Şirketin kanuni yedek akçe ve pay sahipleri için yüzde beş kâr payını ayırdığını ispat yükü şirkettedir; bu belgeler yıllık bilanço ve genel kurul kararıyla ispatlanır.
  • Kuruculara yapılan ödemenin kalan kârın onda birini aşmadığını ispat yükü ödemeyi yapan şirkettedir; bu ispat muhasebe kayıtları ile yapılır.
  • Kurucu intifa senedinin 1.7.2012 sonrası kurulan bir şirkette halka arz öncesi iptal edilip edilmediği, şirket tarafından iptal kaydı ile ispatlanır; iptal yapılmamışsa senedin geçersizliğini ileri süren taraf bu durumu ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.519: Birinci fıkrada geçen kanuni yedek akçeyi tanımlar; kurucu intifa senedi ödemesinden önce bu akçenin dağıtılabilir kârdan ayrılması gerekir.
  • 6102 m.502: Kurucu intifa senedinin emre veya hamiline düzenlenebileceğini belirten ve bu maddede kurucu intifa senedine ilişkin bağlantı sağlayan hükümdür.
  • 6102 m.503: Kurucu intifa senedinin payı temsil etmediğini ve pay sahipliği haklarını doğurmadığını düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.
  • 6102 m.597: Kurucu intifa senetleri ile ilişkili sorumluluk ve yargılamaya ilişkin hükümlerin bağlantısını kurar; kararda birlikte anılmıştır.

TTK m.350 — Halka arz taahhüdü

Madde, anonim şirketin kuruluşu sırasında esas sözleşmede taahhüt edilen nakdi payların halka arz edilmesi halinde, halka arzın kurucular, yönetim kurulu veya yetkili herhangi bir organ tarafından onaylanmış sayılmasını düzenler. Hüküm, esas sözleşmede taahhüt ve garanti edilen payların halka arzına ilişkindir ve bu bakımdan kurucular, yönetim kurulu üyeleri ve yetkili organlar açısından uygulanır. Halka arz edilecek payların bedelinin ödenmesi, halka arz süresi ve satılmayan payların bedeli (TTK m.346), halka arz sorumluluğunun tazmini (TTK m.553, 559, 562) ve sermaye piyasası mevzuatının halka arz usulü ayrıntıları bu maddede düzenlenmez.

Halka arz taahhüdü: hangi kavramlar bilinmeli?

Halka arz taahhüdü
Esas sözleşmede, nakdi payların şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde halka arz edileceğinin öngörülmesi ve taahhüt sahiplerince garanti edilmesidir. Taahhüt, kuruluşun bir parçasını oluşturur.
Onaylanmış kabul edilme
Halka arzın kurucular, yönetim kurulu veya yetkili herhangi bir organ tarafından onaylanmış sayılmasıdır. Bu sonuç, taahhüdün varlığına bağlanmıştır ve ayrıca bir onay işlemi aranmaz.
Taahhüt sahipleri
Halka arz edilecek payları taahhüt eden ve bu payların halka arzını garanti eden kişilerdir. Madde metni bunların kurucular ve yönetim kurulu üyeleri olabileceğini dolaylı olarak kabul eder.
Garanti
Taahhüt sahiplerinin, öngörülen süre içinde payların halka arz edilmesini üstlenmesidir. Garanti, halka arzın kuruluş aşamasındaki güvencesini oluşturur.

Halka arz taahhüdü: hangi şartlar aranır?

  • Esas sözleşmede, nakdi payların halka arz edileceğinin ve bu payların taahhüt edildiğinin açıkça yer alması gerekir.
  • Halka arzın, şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde yapılacağının esas sözleşmede öngörülmüş olması gerekir.
  • Taahhüt sahiplerinin bu payların halka arzını ayrıca garanti etmiş olması gerekir.
  • Halka arzın yapılacağı payların nakdi pay olması gerekir.
  • Halka arzın, kurucular, yönetim kurulu veya yetkili herhangi bir organ tarafından ayrıca onaylanmasına gerek bulunmamalıdır; bu unsurlar birlikte varsa onay kanunen kabul edilir.

Halka arz taahhüdü: hangi sonuçları doğurur?

  • Taahhüt ve garanti şartları varsa halka arz, kurucular, yönetim kurulu veya yetkili herhangi bir organ tarafından onaylanmış kabul edilir.
  • Onay kanunen varsayıldığı için bu organlar, esas sözleşme değişikliği veya onaydan kaçınma yoluyla halka arz taahhüdünü ortadan kaldıramaz; gerekçe, bu sonucun esas sözleşmenin değiştirilmesiyle de önlenmesi gerektiğini belirtir.
  • Taahhüt bulunmadığında bu karine doğmaz ve halka arzın onaylandığı kabul edilemez.
  • Karine aksi ispat edilemez niteliktedir; yetkili organların onay vermediğini ileri sürmek bu sonucu değiştirmez.
  • Onay karinesi, halka arz taahhüdünden doğan sorumluluk açısından taahhütte bulunanlar ve yönetim kurulu üyeleri bakımından sonuç doğurur.

Onay fiilen verilmiş ile onaylanmış kabul edilmiş arasındaki fark nedir?

Kurucu, yönetim kurulu veya yetkili organın fiilen onay verdiği hal, somut bir karar veya işlem ile ortaya konur.

Esas sözleşmede taahhüt ve garanti bulunduğu için onayın kanunen varsayıldığı hal, ayrıca bir karar aranmaz.

Madde metnine göre taahhüt ve garanti bulunduğunda onay, fiilen verilip verilmemesinden bağımsız olarak kabul edilir. Kanun karinesi aksi ispat edilemez niteliktedir.

Halka arz taahhüdü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Onayın fiilen verilmiş olmasını aramak; oysa taahhüt ve garanti bulunduğunda onay kanunen kabul edilir.
  • Karineyi aksi ispat edilebilir saymak; madde metni ve gerekçe bu karinenin aksi ispat edilemez olduğunu belirtir.
  • Onay karinesini, taahhüt ve garanti şartları gerçekleşmeden uygulamak; karine yalnız bu şartların varlığında doğar.
  • Yönetim kurulunun esas sözleşme değişikliğiyle taahhüdü ortadan kaldırabileceğini düşünmek; gerekçe bu yolun kapalı olduğunu belirtir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Esas sözleşmede taahhüt ve garanti bulunduğu hallerde, ayrıca bir onay kararı aranmaksızın halka arzın onaylanmış sayıldığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/1989 E., 2024/6878 K., 30.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Halka arzın onaylanmış sayılması için, esas sözleşmede taahhüt, süre öngörüsü ve garantinin varlığını ileri süren taraf bunları esas sözleşme ve sicil kaydıyla ispatlar.
  • Taahhüt ve garanti esas sözleşme metninden anlaşılır; bu belgenin bulunması, onay karinesinin uygulanması için yeterlidir.
  • Karine aksi ispat edilemez olduğundan, yetkili organların onay vermediğini savunan taraf bu savunmayla sonucu değiştiremez.
  • Onay karinesinin sorumluluk sonucunu doğurması için, halka arzın gerçekleştiği ve taahhüt sahiplerinin bu sürece dahil olduğu da belgelerle gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.346: Taahhüt edilen nakdi payların halka arzının ve bedelinin nasıl ödeneceğini düzenler; bu madde, onaylanmış sayılan halka arzın uygulama koşullarını tamamlar.
  • 6102 m.553: Halka arzı onaylandığı kabul edilen taahhütte bulunanların ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümdür; onay karinesinin sonucunu oluşturur.
  • 6102 m.559: Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümdür; onay karinesiyle birlikte bu üyelerin sorumluluğu değerlendirilir.
  • 6102 m.562: Halka arz sorumluluğuna ilişkin hükümdür; onaylanmış kabul edilen halka arzdan doğan sorumluluk bakımından uygulanır.

TTK m.352 — Kuruluştan önce pay taahhüdünün devri

Madde, anonim şirkette henüz tescil edilmemiş şirketin pay taahhüdünün devrini düzenler ve bu devrin şirkete karşı geçersiz olduğunu belirtir. Kural, pay taahhüdünün devrinin yasaklanmadığı, yalnızca şirkete karşı hüküm doğurmadığıdır. Madde, devrin taraflar arasındaki geçerliliğini ve devrin sonuçlarını ayrıntılı düzenlemez. Tescilden sonra payın devri (TTK m.490 ve devamı) bu maddenin konusu değildir. Kuruluştan sonra devralma yasağı (m.356) ile kurucu ve kendi payını taahhüt yasağı (m.388/1) ayrı maddelerde düzenlenmiştir ve bu maddede yer almaz. Şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan pay senetlerinin geçersizliği (m.486/1) da bu maddede değil, ayrı bir hükümde düzenlenmiştir.

Kuruluştan önce pay taahhüdünün devri: hangi kavramlar bilinmeli?

Pay taahhüdü
Kurucu veya sermaye artırımında taahhüt eden kişinin, şirket sermayesinden pay alma yönündeki borç doğuran iradesidir. Tescilden önce henüz pay bulunmadığından, kanun pay yerine pay taahhüdünden söz eder.
Tescil
Şirketin ticaret siciline kaydı ile tüzel kişilik kazanmasıdır. Maddedeki geçersizlik ölçütü, devrin tescilden önce yapılıp yapılmadığıdır.
Şirkete karşı geçersizlik
Devrin şirketin yönünden hüküm doğurmamasıdır. Devir, devreden ile devralan arasında ayrıca geçerli olabilir; şirket devralanı pay sahibi olarak tanımak zorunda değildir.

Kuruluştan önce pay taahhüdünün devri: hangi şartlar aranır?

  • Devrin konusunun pay taahhüdü olması gerekir; henüz tescil edilmemiş şirkette pay senedi ya da tescil edilmiş pay bulunmamalıdır.
  • Devrin şirketin tescilinden önce yapılmış olması gerekir; tescilden sonra yapılan devir bu hükmün kapsamında değildir.
  • Şirkete karşı geçersizlik sonucunun doğması için devrin şirketin tanıdığı bir ilişkide ileri sürülmesi gerekir; şirket, devralanı taahhüt sahibi olarak kabul etmek zorunda değildir.

Kuruluştan önce pay taahhüdünün devri: hangi sonuçları doğurur?

  • Tescilden önce yapılan pay taahhüdü devri, şirkete karşı geçersizdir; şirket devralanı taahhüt sahibi olarak tanımak zorunda değildir.
  • Devir, devreden ile devralan arasında geçerli olabilir; madde bu ilişkiyi geçersiz kılmaz.
  • Madde devri yasaklamaz; kanun koyucu, pay taahhütlerinin devrine izin verilmesinin kurucu değişikliği ve denetim sorunları doğurabileceğini gerekçe olarak göstermiştir. Bu nedenle devrin şirket yönünden hüküm doğurmamasını öngörmüştür.
  • Devrin şirkete karşı geçersizliği, tescilden sonra devrin geçerli hale geldiği anlamına gelmez; tescil sonrası devir için ayrı bir işlem ve tescil gerekir.

Pay taahhüdü devri ile tescilden sonra pay devri arasındaki fark nedir?

Pay taahhüdünün devri, şirketin tescilinden önce yapılır. Konu henüz pay değil, taahhüt olduğundan devir tescile kadar şirkete karşı hüküm doğurmaz.

Tescilden sonra pay devri, pay sahipliğinin devridir ve şirkete karşı geçerlidir. Devrin koşulları ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Devrin tescilden önce mi sonra mı yapıldığı, devrin şirkete karşı hüküm doğurup doğurmayacağını belirler.

Kuruluştan önce pay taahhüdünün devri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tescilden önce yapılan devri, tarafların arasında da geçersiz saymak; madde yalnızca şirkete karşı geçersizlik öngörür.
  • Pay taahhüdü ile tescilden sonra devredilen payı aynı kavram olarak ele almak; maddenin konusu tescilden önceki taahhüt devridir.
  • Madde metninde olmayan bir süre veya hak düşürücü süre aramak; maddede süre yoktur.
  • Şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan pay senetlerinin geçersizliğini bu maddeden çıkarmak; bu hüküm m.486/1'dedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Devrin tescilden önce yapıldığını ileri süren taraf, devir tarihini ve tescil tarihini ispatlamalıdır; ticaret sicili kaydı bu konuda temel belgedir.
  • Devralanın şirkete karşı pay sahibi sıfatını ileri sürebilmesi için devrin tescilden sonra yapıldığını ya da şirketin devri kabul ettiğini ispatlaması gerekir; şirket, tescilden önceki devri geçersiz saydığını savunabilir.
  • Devrin yazılı yapılıp yapılmadığı ve tarafların imzalarının noterce onaylanıp onaylanmadığı, devrin taraflar arasındaki geçerliliğini gösteren belgelerle ispatlanır; bu belgeler şirkete karşı sonucu değiştirmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.388/1: Şirketin kendi paylarını taahhüt edememesi kuralını koyar; bu yasağın ihlalinde kurucular ve yönetim kurulu üyeleri sorumlu olur.
  • 6102 sayılı Kanun m.486/1: Şirketin ve sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan pay senetlerinin geçersiz olduğunu düzenler; bu maddedeki tescil ölçütünü tamamlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.356: Tescilden sonra iki yıl içinde yapılan ayın devralma işlemlerinin genel kurul onayına bağlanmasını düzenler; bu madde tescil sonrası dönemi kapsar, bu maddenin konusu değildir.

TTK m.353 — Fesih davası

Madde, anonim şirketin kuruluşunda kanuna aykırılık nedeniyle mahkemece feshine ilişkin koşulları düzenler; butlan ve yokluk kararının verilemeyeceği kuralını, fesih davasının açılabilmesi için gereken koşulları, davacıların sınırlı sayısını, mahkemenin ara tedbir ve eksiklik süresi yetkisini, delil sunma usulünü, süreyi ve tescil ve ilan yükümlülüğünü içerir. Kanun, kuruluştan sonraki bir fesih gerekçesini değil, kuruluş işlemine ilişkin aykırılığı konu alır. Madde, anonim şirketin butlan ve yokluk davalarına (TTK m.352 ve ilgili maddeler) ilişkin usulü, sermaye artırımı sırasındaki aykırılıkları, şirketin haklı sebeple feshini (TTK m.531) ve fesih sonrası tasfiye sürecini düzenlemez. Ayrıca kuruluştan sonra şirketin amacının dışına çıkılmasına ilişkin fesih davası ile Bakanlığın muvazaalı faaliyet nedeniyle açacağı fesih davası bu maddenin kapsamında değildir.

Fesih davası: hangi kavramlar bilinmeli?

Fesih (kuruluş aykırılığı nedeniyle)
Kuruluşta kanuna aykırı hareket edilmesi ve bunun alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatini önemli ölçüde tehlikeye düşürmesi ya da ihlal etmesi hâlinde, mahkemece şirketin sona erdirilmesi kararıdır. Bu karar şirketi geçersiz kılmaz; mahkeme kararı ile sona erdirir ve tasfiyeyi zorunlu kılar.
Önemli tehlike veya ihlal
Aykırılığın sıradan bir eksiklik olmayıp belirli kişilerin veya kamunun menfaatine ağır biçimde zarar verebilecek nitelikte olmasıdır. Madde, 'önemli' sözcüğünün hem tehlikeyi hem ihlali kapsadığını gösterir.
Butlan ve yokluk
Anonim şirketin geçersizliğini ifade eden kavramlardır. Madde, bu kararların verilemeyeceğini açıkça söyler; fesih, butlan yoluna alternatif bir sona erme yoludur.
Kesin süre
Mahkemenin, eksikliklerin giderilmesi veya aykırılıkların düzeltilmesi için şirkete tanıdığı süredir. Maddede süre sayısı belirtilmemiş, mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Kesin süre aynı zamanda delil ve bilgi getirtme isteminin kabulü için de kullanılır.
Acele işler usulü
Fesih davasının, yargılamanın hızlandırılması amacıyla, acele işlere ilişkin usul kurallarına tabi olmasıdır. Dava dilekçesindeki delillerin ilk celseye kadar hazır olması bu usulün gereğidir.

Fesih davası: hangi şartlar aranır?

  • Kuruluşta kanun hükümlerine aykırı bir hareket bulunmalıdır; madde, aykırılığın esas sözleşme veya kanun hükmüne değil kuruluş sürecindeki kanuna aykırılığa dayanmasını öngörür.
  • Bu aykırılık sonucunda alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olmalıdır.
  • Davayı yalnız maddede sayılan kişiler açabilir: yönetim kurulu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ilgili alacaklı veya pay sahibi. Bu sayım sınırlıdır ve başkaları dava açamaz.
  • Dava, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır.
  • Dava, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık süre içinde açılmalıdır.
  • Dava dilekçesine deliller ve gerekli bütün bilgiler eklenmelidir; sonradan delil sunulması, kesin süre ile mahkemece kabul edilmedikçe mümkün değildir.
  • Mahkemenin eksikliklerin giderilmesi veya aykırılıkların düzeltilmesi için süre vermesi hâlinde, şirket bu süre içinde eksiklikleri gidermelidir; süre verilmişse fesih derhal karar altına alınmaz.
  • Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri resen almalıdır.

Fesih davası: hangi sonuçları doğurur?

  • Aykırılık ve önemli tehlike ya da ihlal koşulları gerçekleşir ve dava süresinde açılırsa, mahkeme şirketin feshine karar verir.
  • Fesih kararı kesinleştiğinde şirket sona erer ve tasfiye zorunlu olur.
  • Dava açılmadan üç aylık süre geçerse dava hakkı düşer ve fesih talep edilemez.
  • Eksiklik veya aykırılık, mahkemenin verdiği süre içinde giderilirse fesih kararı verilmeyebilir.
  • Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri resen alır.
  • Kesinleşen karar ve davanın açıldığı, mahkemenin bildirimi üzerine derhal ve resen ticaret siciline tescil edilir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
  • Yönetim kurulu, tescil ve ilan edilen hususu internet sitesine koymakla yükümlüdür.
  • Dava dilekçesine delil ve bilgi eklenmezse ve mahkeme kesin süre ile kabul etmezse, sonradan delil sunma imkânı yoktur.
  • Kanunun bu hükmü kamu düzenine ilişkindir.

Butlan ile fesih (kuruluş aykırılığı) arasındaki fark nedir?

Butlan, kuruluş işleminin baştan geçersiz sayılmasıdır. Madde bu yolu anonim şirketler için kapatmıştır.

Fesih, şirketin tescilden sonra mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir; geçmişe etkili geçersizlik değil, sona erme sonucu doğurur.

Butlan kararı verilemez; aykırılık hâlinde yalnız fesih kararı verilebilir. Fesih kararı tasfiyeyi zorunlu kılar.

Yönetim kurulu ve Bakanlık ile ilgili alacaklı veya pay sahibi arasındaki fark nedir?

Yönetim kurulu ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı kurumsal davacılardır; kişisel bir menfaat aramaz.

İlgili alacaklı veya pay sahibi, aykırılıktan etkilenen kişisel bir menfaate sahip olmalıdır.

Her iki grup da dava açabilir; ancak madde davacıların sınırlı sayıda olduğunu belirtir, mahkemece genişletilemez.

Eksiklik süresi verilmesi ile doğrudan fesih arasındaki fark nedir?

Mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için süre verebilir; bu durumda aykırılık düzeltilirse fesih kararı verilmeyebilir.

Süre verilmemesi hâlinde ya da aykırılık düzeltilemiyorsa mahkeme doğrudan fesih kararı verir.

Mahkemenin takdiri ile fesih kararı ertelenebilir veya düzeltme yoluna gidilebilir.

Fesih davası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi butlan davası gibi ele alıp şirketin geçersizliğine karar verilebileceğini sanmak; madde butlanı açıkça dışlar, yalnız fesih vardır.
  • Davacı sıfatını genişletmek ve madde sayılmayan kişilerin, örneğin sicil müdürünün, dava açabileceğini kabul etmek; davacılar sınırlı sayıdadır.
  • Üç aylık süreyi kuruluş tarihinden değil, tescil ve ilan tarihinden hesaplamak.
  • Mahkemenin tedbiri yalnız taraf talebi üzerine alabileceğini düşünmek; Türk hukukunda tedbir resen alınır.
  • Mahkemenin eksiklik süresi vermeden doğrudan fesih kararı vereceğini varsaymak; madde süre verme yetkisi tanır.
  • Dava dilekçesine delil eklemeden, sonradan yargılama aşamasında delil sunulabileceğini düşünmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Fesih davasında mahkemenin, süre verme yetkisini kullanmadan doğrudan fesih kararı vermesi yerine, önce eksikliklerin giderilmesi için şirkete süre tanıması ihtimali kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2320 E., 2024/680 K., 25.04.2024)
  • Sermaye artırımına ilişkin kararların da bu maddenin kapsamında kaldığı ve maddenin sermaye artırımına kıyasen uygulandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2320 E., 2024/680 K., 25.04.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2024/2395 E., 2025/2533 K., 16.04.2025)
  • Dava açma süresinin üç aylık hak düşürücü süre olduğu ve süre tescil ve ilan tarihinden başlayarak hesaplandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/53 E., 2025/1557 K., 02.10.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/4643 E., 2024/8263 K., 25.11.2024)
  • Genel kurul kararlarının iptali veya butlanı gerektirmeyen gerekçelerle açılan davalarda, bu maddeye dayalı fesih talebinin kabul edilmediği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/53 E., 2025/1557 K., 02.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Fesih talebinde bulunan kişi, kuruluşta kanuna aykırı bir hareketin bulunduğunu ve bunun önemli tehlike ya da ihlal yarattığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Dava dilekçesine delil ve bilgi eklenmek zorundadır; sonradan delil sunma isteği kesin süre ile kabul edilmedikçe reddedilir.
  • Üç aylık sürenin tescil ve ilan tarihinden itibaren başladığını ve davanın bu süre içinde açıldığını gösteren tescil ve ilan belgeleri davacı tarafından sunulmalıdır.
  • Şirket, eksikliklerin giderildiğini veya aykırılığın düzeltildiğini ispatlayarak fesihten kaçınabilir; bu savunmanın ispat yükü şirkettedir.
  • Mahkemenin resen aldığı tedbirler dosya içeriğinden ve mahkeme kararından anlaşılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.531: Haklı sebeple şirket feshini düzenler; bu madde kuruluş aykırılığı nedeniyle fesihten ayrı bir fesih yolu sunar.
  • 6102 sayılı Kanun m.210/3: Bakanlığın muvazaalı iş ve faaliyetler nedeniyle fesih davası açma yetkisini ve bir yıllık süreyi düzenler; bu madde ile karıştırılmamalıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.352: Anonim şirket butlan ve yokluk davalarının usulünü düzenler; bu madde bu davaların verilemeyeceği kuralını koyar.

TTK m.354 — Şirketin tescili ve ilanı

TTK m.354, esas sözleşmenin tamamının tescil ve ilanını düzenler; tescil ve ilan edilen esas sözleşmeye hangi hükümlerin üçüncü kişilere karşı olumlu etki yaratacağını sekiz bentte sınırlı sayıda (numerus clausus) belirler. Maddenin uygulanması, anonim şirketlerde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı izni, diğer şirketlerde kuruluşu izleyen tescil süreci ile ilgilidir. Şubelerin tescilini ve bilirkişi raporunun ticaret siciline tevdiini de kapsar. Tescil için yapılacak başvurunun dilekçe ve belge içeriğini düzenlemez (TTK m.586). Tescil talebinin reddine karşı itiraz yolunu düzenlemez (TTK m.34). Ticaret sicilinin alenîliğini ve ilan-güven ilkesini genel olarak düzenlemez (TTK m.36, m.37). Kuruluştan sonra devralma işlemlerini düzenlemez (TTK m.355, m.356). Bilirkişi incelemesinin esaslarını düzenlemez (TTK m.343).

Şirketin tescili ve ilanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tescil ve ilan olunan esas sözleşme
Şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil edilen ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen esas sözleşme metnidir. Maddeye göre esas sözleşmenin tamamı tescil ve ilan edilir, ancak bu, her hükmün üçüncü kişilere karşı olumlu etki doğurduğu anlamına gelmez.
Olumlu etki
Tescil ve ilan edilen bir hususun üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi ve bu kişilerin o hususu bildiklerinin kabul edilmesi sonucudur. Madde yalnız sıralanan sekiz hususu bu etki kapsamında sayar.
Numerus clausus
Olumlu etkiye sahip esas sözleşme hükümlerinin kanunda sınırlı sayıda gösterilmesi ilkesidir. Listede olmayan hükümler, tescil ve ilan edilmiş olsa da 36. maddenin birinci fıkrası kapsamında olumlu etki doğurmaz.
Asgari kayıt
Esas sözleşmede bulunması gereken, maddede sayılan kayıtlardır. Madde bu kayıtları aynı zamanda sözleşmenin asgari içeriği olarak da gösterir.
Ön anonim şirket
Esas sözleşmenin noterce onaylanması veya ticaret sicili müdürü huzurunda imzalanmasıyla oluşan, tescil ile tüzel kişilik kazanacak olan şirket hâlidir. Bu madde tescil ve ilan işlemini düzenler; ön şirketin kuruluş sürecinin ayrıntıları maddede yer almaz.

Şirketin tescili ve ilanı: hangi şartlar aranır?

  • Anonim şirketlerde esas sözleşmenin Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulması gerekir; diğer şirketlerde ise kuruluşu izleyen otuz gün içinde tescil yapılmalıdır.
  • Tescil, şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline yapılmalı ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmelidir.
  • Esas sözleşmenin üçüncü kişilere karşı olumlu etki doğurabilmesi için hükmün maddede sayılan sekiz husustan birine girmesi gerekir: esas sözleşme tarihi, unvan ve merkez, süre, sermaye ve payların itibari değeri, pay senetlerinin türü ve nama/hamiline yazılılığı, temsil şekli, yönetim kurulu üyeleri ile temsile yetkililerin kimlik bilgileri, ilanların şekli ve yönetim kurulu kararlarının bildirimi.
  • Şubelerin tescili için merkezin sicil kaydına atıf yapılarak bulundukları yer ticaret siciline tescil başvurusu yapılmalıdır.
  • Esas sözleşmede tescile tabi bilirkişi raporu bulunması hâlinde bu rapor ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmelidir.

Şirketin tescili ve ilanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Esas sözleşmenin tamamı tescil ve ilan edildiğinde, sekiz bentte sayılan hususlar üçüncü kişilere karşı olumlu etki doğurur.
  • Sayılan sekiz husus dışındaki esas sözleşme hükümleri, tescil ve ilan edilmiş olsa da 36. maddenin birinci fıkrası anlamında olumlu etki doğurmaz.
  • Anonim şirketlerde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı izni alınmadan yapılan tescil talebi, izin koşulu yerine gelmediği için kabul edilmez.
  • Diğer şirketlerde kuruluşu izleyen otuz gün içinde tescil yapılmazsa, bu düzenleyici süreye uyulmamış olur ve tescil gecikmesi ortaya çıkar.
  • Şubeler merkezin sicil kaydına atıfla tescil edildiğinden, merkez tescili gerçekleşmeden şubenin tescili bağımsız olarak yapılamaz.
  • Bilirkişi raporu ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmezse, bu tescil eksikliği nedeniyle tescil işleminin tamamlanması güçleşir.

Anonim şirket ile diğer sermaye şirketleri arasındaki fark nedir?

Anonim şirketlerde esas sözleşme, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni alındıktan sonra tescil edilir.

Diğer şirketlerde tescil, 335. maddenin birinci fıkrası uyarınca kuruluşu izleyen otuz gün içinde yapılır.

Tescil süresinin başlangıç anı ve izin koşulu şirket türüne göre değişir.

Tescil ve ilan edilen tüm esas sözleşme ile olumlu etki doğuran hükümler arasındaki fark nedir?

Esas sözleşmenin tamamı tescil ve ilan edilir.

Ancak bu hükümlerin her biri 36. maddenin birinci fıkrası anlamında olumlu etki doğurmaz; yalnız sekiz bentte sayılanlar bu etkiye sahiptir.

Listede olmayan bir hükme dayanan üçüncü kişi, o hükmü bilmediğini ileri sürebilir; bu hükümler bakımından tescil bildirici etki yaratmaz.

Asgari içerik ile olumlu etki kapsamı arasındaki fark nedir?

Madde, sekiz bentte sayılan kayıtları aynı zamanda esas sözleşmenin asgari içeriği olarak gösterir.

Madde 339. maddenin ayırdığı genel asgari içerik düzenlemesinin yerine geçmez; 339. madde ayrıca esas sözleşmeye giren bağlayıcı hükümleri de kapsar.

Bir kaydın esas sözleşmede bulunması zorunlu olabilir ama her zorunlu kayıt olumlu etki doğurmayabilir.

Şube ile merkez tescili arasındaki fark nedir?

Merkez, kendi ticaret siciline esas sözleşme tescili yapılarak kayıt altına alınır.

Şube, merkezin sicil kaydına gönderme yapılarak bulunduğu yerdeki ticaret siciline tescil edilir.

Şubenin tescili merkezin tescilinden bağımsız bir ilk kayıt değil, atıfla yapılan bir tescildir.

Şirketin tescili ve ilanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Esas sözleşmenin tamamı tescil ve ilan edildiği için her hükmün üçüncü kişilere karşı olumlu etki doğurduğunu varsaymak; yalnız sekiz bentte sayılan hükümler bu etkiyi taşır.
  • Sekiz bent dışındaki bir hükmü, tescil ve ilan edilmiş olması nedeniyle 36. madde kapsamında saymak.
  • Anonim şirketlerde izin şartını diğer şirketler gibi otuz günlük tescil süresi ile karıştırmak; anonim şirketlerde süre başlamadan önce izin alınması gerekir.
  • Diğer şirketlerde otuz günlük süreyi hak düşürücü süre gibi okumak; madde bu süreyi düzenleyici süre olarak düzenler.
  • Şube tescilini merkezden bağımsız bir ilk tescil gibi yapmak; şube tescili merkezin sicil kaydına atıfla yapılır.
  • Sekiz bendin asgari içerik listesiyle birebir aynı olduğunu varsaymak; 339. madde ayrıca bağlayıcı hükümleri de düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sermaye artırımı bakımından 456/4, 353, 354 ve 355/1. maddelerin kıyasen uygulanacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2320 E., 2024/680 K., 25.04.2024; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/1255 E., 2020/470 K., 23.09.2020; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/310 E., 2020/407 K., 09.09.2020)
  • Ticaret sicilinde tescil edilen ve ilan edilen bir hususun bildirici etkisinin, 354. maddenin sekiz bendi dışında kalan esas sözleşme hükümleri için kabul edilmediği görülmektedir. (13. Daire, 2023/1045 E., 2023/2239 K., 08.05.2023; 13. Daire, 2021/3772 E., 2021/3713 K., 08.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Tescil ve ilan edilen esas sözleşmenin sekiz bentten birine girdiğini ileri süren taraf, bu hükmün esas sözleşmede yer aldığını ve tescil ile ilan edildiğini ispatlar; bu ispat ticaret siciline yapılan tescil kaydı ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nüshası ile yapılır.
  • Üçüncü kişi, tescil ve ilan edilmiş bir esas sözleşme hükmünü bilmediğini ileri sürdüğünde, bu savunmanın dinlenip dinlenmeyeceği, hükmün sekiz bentten birine girip girmediğine bağlıdır.
  • Anonim şirket tescilinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı iznini ileri süren taraf, iznin varlığını yazılı belge ile ispatlar.
  • Diğer şirketlerde tescil süresinin aşıldığını ileri süren taraf, kuruluş tarihini ve tescil tarihini ticaret sicili kayıtları ile ispatlar.
  • Bilirkişi raporunun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edildiğini iddia eden taraf, bu tevdiyi sicil müdürlüğünün kayıt veya yazısı ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.36: Tescil ve ilanın üçüncü kişilere karşı olumlu etkisini düzenler; 354. madde bu etkinin kapsamını esas sözleşmenin sekiz bendi ile sınırlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.335: Diğer şirketlerde otuz günlük tescil süresinin başlangıcı olan kuruluş anını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.339: Esas sözleşmenin asgari içeriğini ve bağlayıcı hükümlerini düzenler; 354. madde bu düzenlemeden olumlu etki bakımından ayrılır.
  • 6102 sayılı Kanun m.343: Bilirkişi raporunun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmesi bakımından 354/3 bu maddeye atıf yapar.
  • 6102 sayılı Kanun m.355: Tescilin tüzel kişilik doğurucu etkisini ve tescil öncesi işlemlerin devralınmasını düzenler; 354. maddenin tescil kapsamının kuruluş sonrası etkisini tamamlar.

TTK m.355 — Tüzel kişiliğin kazanılması

Madde, ticaret şirketinin tüzel kişilik kazanma anını (tescil) düzenler. Ayrıca tescilden önce şirket adına yapılan işlem ve taahhütlerden doğan sorumluluğu, bu işlemlerin şirket tarafından kabul edilmesi halinde sorumluluğun şirkete geçişini ve kabul edilmezse kuruluş giderlerinin kurucular tarafından karşılanmasını düzenler. Kurala, anonim şirket kuruluşunda şirket adına hareket eden kişiler bakımından uygulanır; madde metni anonim şirket hükmü olarak yazılmıştır ve limited şirket için de aynı hüküm 588. maddede tekrarlanmaktadır. Şirketin tescil öncesi hukuki durumunun ayrıntılı rejimini, tescilin üçüncü kişilere karşı ilanla hüküm ifade etmesini, paylarla ilgili kuruluş sürecini (346. madde) ve ön şirketin kuruluş sürecindeki usul kurallarını düzenlemez (ticaret sicili ilanı için 36. madde, halka arz için 346. madde, kuruluş sürecinin ayrıntıları için 335 ve 345. maddeler). Tüzel kişiliğe ilişkin genel hükümler ile tüzel kişilik kazanılmasını engelleyen amaç aykırılığı Medeni Kanun'da düzenlenmiştir.

Tüzel kişiliğin kazanılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tüzel kişilik
Şirketin, ortaklarından ve işlem yapanlardan ayrı, kendi hak ve borçlarına sahip hukuki kişi olmasıdır. Anonim şirkette bu nitelik ticaret siciline tescil ile kazanılır.
Tescil (kurucu etki)
Şirketin ticaret siciline kaydedilmesi işlemidir. Tüzel kişiliği doğuran tek işlem olup ilan, tüzel kişilik için gerekli değildir; ilan üçüncü kişilere karşı etki bakımından ayrı bir işlevdir.
Tescilden önce şirket adına işlem
Şirket henüz tüzel kişilik kazanmadan, kuruluş sürecinde şirket adına yapılan hukuki işlem ve üstlenilen taahhütlerdir. Bu işlemler tescile kadar kişisel sorumluluğu doğurur.
Kuruluş giderleri
Şirketin kurulması için yapılan ve şirket tarafından kabul edilmeyen harcamalardır. Kabul edilmediği takdirde kurucuların üstlendiği yükümlülük kapsamındadır.
Kabul (şirketin üstlenmesi)
Tescilden önce yapılan işlem ve taahhütlerin tescilden sonra üç ay içinde şirket tarafından benimsenmesidir. Kabul, işlemin şirkete geçmesini sağlar ve kişisel sorumluluğu ortadan kaldırır.

Tüzel kişiliğin kazanılması: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin ticaret siciline tescil edilmiş olması gerekir; tescil yapılmadan tüzel kişilikten söz edilemez.
  • Tescilden önce şirket adına işlem yapılmış veya taahhüte girilmiş olması gerekir.
  • Bu işlem veya taahhütlerin ileride kurulacak şirket adına yapıldığının açıkça bildirilmesi gerekir; bildirim yapılmamışsa sorumluluk şahsen ve müteselsilen işlemi yapanlardadır.
  • Şirketin tescilinden sonra üç aylık süre içinde bu taahhütlerin şirket tarafından kabul edilmesi gerekir; kabul yoksa işlemi yapanlar sorumludur.
  • Kabul edilmeyen işlem ve taahhütlerde, sorumluluğun şirkete geçmesi için kabulün bu süre içinde yapılmış olması zorunludur.
  • Kuruluş giderlerinin kurucular tarafından karşılanması için şirketin bu giderleri kabul etmemiş olması gerekir.

Tüzel kişiliğin kazanılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket ticaret siciline tescil edildiğinde tüzel kişilik kazanır ve hak ehliyetine sahip olur.
  • Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar ve taahhüde girenler bu işlem ve taahhütlerden şahsen ve müteselsilen sorumlu olur.
  • Bildirim yapılmış ve tescilden sonra üç ay içinde şirket tarafından kabul edilmiş taahhütlerde yalnız şirket sorumlu olur.
  • Kabul edilmeyen işlem ve taahhütlerde sorumluluk işlemi yapanlarda kalır.
  • Şirket kabul etmezse kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır.
  • Kurucuların kuruluş giderlerini karşılaması halinde pay sahiplerine rücu hakkı yoktur.
  • Tescil yapılmadan şirket tüzel kişilik kazanmaz; tescil öncesinde tüzel kişiliğe dayanılarak hak ve borç doğurulamaz.

Tescil öncesi işlem ile tescil sonrası işlem arasındaki fark nedir?

Tescilden önce şirket adına yapılan işlemler; şirket henüz tüzel kişi değildir ve işlemi yapanlar kişisel sorumluluk taşır.

Tescilden sonra şirketin kendi adına yaptığı işlemler; şirket tüzel kişi olarak doğrudan sorumludur.

Tescil anı, sorumlunun kim olacağını belirleyen ayırt edici andır. Tescilden önce yapılan işlemde sorumluluk işlemi yapana aittir.

Açık bildirilmiş işlem ile bildirilmemiş işlem arasındaki fark nedir?

İşlemin ileride kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş olan hal.

Bu bildirimin yapılmadığı hal.

Bildirim yapılmış ve tescilden sonra üç ay içinde kabul edilmişse yalnız şirket sorumlu olur; bildirim yoksa kabul yolu açılmaz ve işlemi yapanlar sorumludur.

Kabul edilen taahhüt ile kabul edilmeyen taahhüt arasındaki fark nedir?

Şirket tarafından tescilden sonra üç ay içinde kabul edilen taahhütler.

Şirket tarafından kabul edilmeyen taahhütler ve kuruluş giderleri.

Kabul edilenlerde yalnız şirket sorumlu olur. Kabul edilmeyen işlemlerde işlemi yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumlu kalır; kuruluş giderlerinde ise kurucular karşılar.

Kişisel sorumluluk ile rücu hakkı arasındaki fark nedir?

Tescilden önce işlem yapan veya taahhüde giren kişiler ve kurucular.

Bu kişilerin pay sahiplerine karşı rücu talebi.

Hem işlem sorumluluğunda hem kuruluş giderlerinde pay sahiplerine rücu hakkı yoktur.

Tüzel kişiliğin kazanılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tescilden önce yapılan işlemleri şirketin doğrudan sorumluluğu gibi değerlendirmek; şirketin tüzel kişiliğinin tescilden önce bulunmadığını gözden kaçırmak.
  • Üç aylık süreyi tescil tarihi yerine sözleşmenin imza tarihinden saymak; süre tescilin ardından işlemeye başlar.
  • Bildirimin bulunmadığı halde kabul yoluyla sorumluluğun şirkete geçebileceğini varsaymak; açık bildirim koşulu aranmalıdır.
  • Kabul edilmeyen işlemde kişisel sorumluluğu yalnızca kurucuya ait saymak; kişisel ve müteselsil sorumluluk işlemi yapan herkese yöneliktir.
  • Kuruluş giderlerinde pay sahiplerine rücu hakkı bulunduğunu varsaymak; madde rücuyu açıkça kapatmıştır.
  • Madde metnindeki kabul süresini kitap veya karar ifadeleriyle karıştırmak; süre yalnız metindeki üç aylık süredir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anonim şirketin tüzel kişilik kazanmasının ticaret siciline tescile bağlı olduğu, tescilin olmadığı yerde tüzel kişilikten söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. (Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/520 E., 2019/671 K., 23.10.2019; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/161 E., 2026/356 K., 08.04.2026; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/40 E., 2025/755 K., 16.09.2025; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/361 E., 2025/730 K., 11.09.2025)
  • Tescil öncesi işlemler bakımından uygulamada yalnız şirketin mi yoksa işlemi yapanların mı sorumlu olduğunun ayrımı yapılmakta; sorumluluğun şirkete geçişi için bildirim ve üç aylık kabul koşulunun birlikte aranması gerektiği vurgulanmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/6865 E., 2024/784 K., 06.02.2024)
  • Tescilli şirketin ticaret odası üyeliğinin askıda ya da terk durumda olmasının tüzel kişiliğini sona erdirmediği, tüzel kişiliğin tescile bağlı olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/877 E., 2025/1067 K., 31.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tescilden önce şirket adına işlem yapıldığını ve bunun ileride kurulacak şirket adına yapıldığını ileri süren taraf bu bildirimi ispatlamakla yükümlüdür; yazılı belge ve sözleşme metni en güçlü delildir.
  • Şirketin tescil tarihi ticaret sicili kaydıyla ispatlanır; tescil tarihinden üç aylık sürenin hesaplanmasının başlangıcı bu tarihtir.
  • Şirketin taahhüdü üç ay içinde kabul ettiğini ileri süren taraf, kabulün yazılı olarak veya fiilen yapıldığını ispatlamalıdır; kabulün bulunmadığını ileri süren karşı taraf bu savunmayı ispatlar.
  • Kuruluş giderlerinin şirket tarafından kabul edilmediğini ileri süren kurucular, bu savunmanın şirket kayıtları veya karar belgeleriyle desteklenmesine dikkat etmelidir.
  • Tescilden önceki işlemi yapan kişinin sorumluluğundan kurtulmak için ileri sürdüğü bildirim ve kabul iddiasının ispat yükü kendisindedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.335: Anonim şirketin kuruluşunda şirket sözleşmesinin noterce onaylanması veya sicil huzurunda imzalanması gerekliliğini düzenler; tescilden önceki ön şirket aşamasının başlangıcını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.345: Tescilden önce pay bedellerinin, tescil gerçekleşmezse bankadan sahiplerine geri verilmesini düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.36: Ticaret sicili kayıtlarının ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ifade etmesini düzenler; tüzel kişiliğin kazanılmasında ilanın gerekmediğini tamamlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.588: Limited şirketlerde aynı kurucu tescil ve tescilden önceki sorumluluk hükümlerini tekrarlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.346: Tescilden sonra payların halka arzına ilişkin ayrı kuruluş süreci hükümlerini içerir; bu madde ile ilgisi kuruluş sonrası aşamaya ilişkindir.
  • 4721 sayılı Kanun m.47: Tüzel kişiliğin genel tanımını ve amacı hukuka veya ahlaka aykırı kişi toplulukların tüzel kişilik kazanamayacağını düzenler.

TTK m.356 — Kanuna karşı hile

Türk Ticaret Kanunu'nun 356. maddesi, anonim şirketin kuruluşunun tescilinden sonraki iki yıl içinde, sermayenin belirli bir oranını aşan bedel karşılığında işletme veya ayın devralınmasına ya da kiralanmasına ilişkin sözleşmelerin geçerlilik koşullarını düzenler. Düzenlediği konular; sözleşmenin genel kurul onayına ve ticaret siciline tesciline bağlanması, onaydan ve tescilden önceki tasarrufların geçersizliği, devralınacak değerin yönetim kurulunun talebi üzerine atanacak bilirkişi tarafından biçilmesi, toplantı ve karar nisabı ile istisna hallerdir. Kurucuların kuruluş aşamasında ayın sermaye koyan ortaklarla anlaşarak değer biçme kurallarını dolanmasını önlemeye yöneliktir. Madde anonim şirketler bakımından uygulanır. Düzenlemediği konular arasında, kuruluş sırasında ayın sermaye konulmasına ilişkin değer biçme ve kuruluş denetimi (TTK m. 340 vd.), sermaye koyma borcu ve kuruluş işlemlerinin sorumluluğu (TTK m. 342 vd.) ile şirketin kuruluş tescilinden önceki sözleşmelerin hükmü yer almaz; ayrıca bu maddede düzenlenen iktisapların cebri icra ya da ticari işletme konusu kapsamında kalan bölümü de bu hükmün dışındadır.

Kanuna karşı hile: hangi kavramlar bilinmeli?

Sermayenin onda biri eşiği
Maddenin uygulanması için devralma veya kiralama bedelinin şirketin sermayesinin onda birini aşması gerekir. Eşik, bedelin şirket sermayesiyle karşılaştırılmasına dayanır; bedel bu sınırın altında kalırsa madde uygulanmaz.
İşletme veya ayın
Şirketin devralacağı veya kiralayacağı, maddi ya da işletme niteliğindeki malvarlığı unsurlarıdır. Şirketin işletme konusunu oluşturan ya da cebri icra yoluyla edinilen bunlar, bu hükmün kapsamı dışındadır.
Tasarruf
Maddede onay ve tescilden önce yapılan ödemeler dahil her türlü tasarruf geçersiz sayılmıştır. Sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla yapılan edimler de bu kapsama girer.
Resmî nitelikte rapor
Asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişinin devralınacak veya kiralanacak işletme ve ayınlara biçtiği değeri gösteren belgedir. Genel kurul kararından önce hazırlanması zorunludur.
Kuruluştan sonra devralma
Kurucuların kuruluş aşamasındaki değer biçme kurallarından kaçınmak için, ayın sermaye koyan ortaklarla kuruluştan sonra yapılan devir veya kiralama işlemleridir. Maddenin temel amacı bu dolanmayı engellemektir.

Kanuna karşı hile: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin konusunun, şirketin tescilinden itibaren iki yıl içindeki bir işletme veya ayın devralınması ya da kiralanması olması gerekir.
  • Devralma veya kiralama bedelinin şirketin sermayesinin onda birini aşması gerekir; bu eşik aşılmıyorsa sözleşme bu hükme tabi olmaz.
  • Şirketin devralacağı veya kiralayacağı değer, yönetim kurulunun talebi üzerine asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişi tarafından biçilmiş olmalı ve resmî nitelikte rapor düzenlenmiş bulunmalıdır.
  • Genel kurul, bilirkişi raporundan sonra sözleşmeyi onaylamalıdır; toplantı ve karar nisabında 421. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır.
  • Onaylanan sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir; tescil ve ilan olmadan sözleşme geçerli olmaz.
  • Onay ve tescilden önce yapılan ödemeler dahil her türlü tasarruf, sözleşmenin ifası amacıyla yapılmışsa geçersiz sayılır.
  • Şirketin işletme konusunu oluşturan ya da cebri icra yoluyla edinilen ayın ve işletmeler bakımından bu koşullar aranmaz.

Kanuna karşı hile: hangi sonuçları doğurur?

  • Sermayenin onda birini aşan bedelle yapılan devralma veya kiralama sözleşmesi, genel kurul onayı ve ticaret siciline tesciline kadar geçerli olmaz.
  • Onay ve tescilden önce yapılan ödemeler dahil her türlü tasarruf geçersizdir.
  • Bilirkişi raporu alınmadan genel kurul kararı verilmesi, onay şartını yerine getirmez.
  • Eşiğin altında kalan bedelli işlemler ile şirket işletme konusuna giren veya cebri icra yoluyla edinilen değerler bu koşullara bağlı değildir.
  • Sözleşmenin onayı ve tescili, onay kararının tarihi, değerin kimden alındığı ve bedeli ile birlikte sicile yazılır ve ilan olunur.

Kuruluştan önce ile kuruluştan sonra iktisap arasındaki fark nedir?

Kuruluş sırasında ayın sermaye konulması ve buna ilişkin değer biçme kuralları ile kuruluş denetimi.

Tescilden sonraki iki yıl içinde şirketin işletme veya ayın devralması ya da kiralaması.

İkinci hal 356. maddenin koşullarına tabi olur; kuruluş aşamasındaki değer biçme kuralları ise bu maddenin değil kuruluş hükümlerinin konusudur.

Sermayenin onda birini aşan ile aşmayan bedel arasındaki fark nedir?

Bedel şirket sermayesinin onda birini aşan işlemler.

Bedel bu eşiğin altında kalan işlemler.

Eşiği aşan işlemler genel kurul onayı ve tescil şartına bağlanır; eşiğin altındakiler bu hükmün dışında kalır.

Şirketin işletme konusu veya cebri icra ile diğer iktisaplar arasındaki fark nedir?

Şirketin işletme konusunu oluşturan ayın ve işletmeler ile cebri icra yoluyla iktisap edilenler.

Bunların dışındaki ve bedel karşılığında devralınan ya da kiralanan ayın ve işletmeler.

Birinci grupta 356. madde hükmü uygulanmaz; ikinci grupta onay, rapor ve tescil koşulları aranır.

Devralma ile kiralama ile sermaye artırımı arasındaki fark nedir?

Şirkete ayın sermaye olarak konulan değerler ve bu yoldan yapılan sermaye artırımı.

Şirketin ayrı bir bedel karşılığında mal veya işletme devralması ya da kiralaması.

Sermaye koyma niteliğindeki işlemler bu maddenin kapsamına girmez; madde bedel karşılığı devir ve kiralamayı düzenler.

Kanuna karşı hile: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirketin kuruluş tescilinden değil de sözleşme tarihinden itibaren iki yılı saymak; süre tescil tarihinden başlar.
  • Bedeli sermayenin onda biriyle değil, şirketin toplam aktifi veya başka bir ölçütle karşılaştırmak.
  • Bilirkişi raporu alınmadan genel kurul onayının yeterli sayılması; rapor onay kararından önce gerekir.
  • Onay ve tescilden önce yapılan ödemeleri eşiğin altında kalan işlem gibi serbest saymak; eşik aşılmışsa ödemeler de geçersizdir.
  • Şirketin işletme konusuna giren ya da cebri icra yoluyla edinilen değerleri de bu koşullara tabi tutmak; bu değerler 356. maddenin dışındadır.
  • Madde kapsamındaki sözleşmeyi yalnızca tescil ile geçerli saymak; genel kurul onayı da ayrıca gereklidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, kuruluştan sonra yapılan devir sözleşmelerinin bu hükmün amacına hizmet edip etmediğini, kuruluş değer biçme kurallarının hile yoluyla aşılıp aşılmadığına bakarak değerlendirmektedir.
  • Kuruluştan sonra devralmanın kuruluş aşamasındaki değer biçme kurallarını dolanmak amacı taşıdığı hallerde, sözleşmenin 356. madde kapsamında geçersiz sayılacağı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Onay ve tescil koşulunu ileri süren taraf, sözleşmenin tescilden sonraki iki yıl içinde yapıldığını ve bedelin sermayenin onda birini aştığını ispatlamalıdır; bu bilgiler sözleşme ve sicil kaydından çıkar.
  • Sözleşmenin geçerliliğine dayanan taraf, genel kurul onay kararı ve ticaret siciline tescil kaydı ile ispat yükünü yerine getirmek zorundadır; bu belgelerin bulunmaması onayın yokluğu sonucunu doğurur.
  • Bilirkişi raporunun varlığı ve tarihi, değer biçimin yapıldığını gösteren resmî belge olarak ispatlanır; rapor genel kurul kararından önce düzenlenmiş olmalıdır.
  • Devralınan değerin şirketin işletme konusuna girdiğini ya da cebri icra yoluyla edinildiğini ileri süren taraf, bu istisnayı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.421: Genel kurulun toplantı ve karar nisabını belirler; 356. maddenin üçüncü fıkrası bu hükmün üçüncü ve dördüncü fıkralarını uygulamaya alır.
  • 6102 m.340: Kuruluş aşamasında ayın sermaye konulmasına ilişkin değer biçme ve kuruluş denetimi düzenlemesidir; 356. madde ise kuruluştan sonraki devralmayı düzenler.

TTK m.357 — Eşit işlem ilkesi

TTK m.357, anonim şirkette pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulmasını, yani eşit işlem ilkesini genel bir kural olarak koyar. Hüküm, şirket organlarının (genel kurul ve yönetim kurulu) pay sahipleri arasında keyfi eşitsizlik yaratmasını sınırlar. Kapsamı anonim şirketin pay sahipleridir; şirket dışı işlemler bakımından uygulanmaz. Hüküm, pay sahiplerinin kâra, rüçhan hakkına ve diğer ortaklık haklarına ilişkin hangi somut eşitsizliklerin yasak olduğunu ayrıntılı saymaz. Oransal eşitliğin (sermayeye katılma oranına göre hak) ayrıntıları, imtiyazlı paylar ve esas sözleşmeden kaynaklanan eşitsizlikler başka hükümlere bağlıdır; bunları m.357 ile birlikte ayrıca değerlendirmek gerekir. Eşit işlem ilkesinin iptal davası yoluyla yaptırımı genel kurul kararları bakımından ayrı bir usule tabidir (m.445 ve devamı); bu usul m.357 metninde düzenlenmez. Kollektif ve komandit şirketlerdeki eşitlik ilkesi bu maddenin kapsamına girmez.

Eşit işlem ilkesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Eşit işlem ilkesi
Aynı koşullar altındaki pay sahiplerine aynı biçimde davranılması gerektiğini ifade eden, anonim şirket hukukunda kanunla düzenlenmiş genel ilkedir. Sayısal eşitlik ve orantılı eşitlik olarak iki biçimde görülebilir.
Eşit şartlar
Pay sahiplerinin durumunun aynı olduğu, yani aynı hukuki konumda ve aynı koşullarda bulundukları hali ifade eder. Farklı durumdaki pay sahipleri arasında eşitlik ilkesinin uygulanması söz konusu değildir.
Pay sahibi
Anonim şirkette pay sahibi olan kişidir. İlke, pay sahipliği sıfatı ve konumu ile ilgili olduğu için şirket dışı işlemlere uygulanmaz.
Sayısal eşitlik
Her payın aynı hakları taşıması ve pay sahiplerinin aynı işleme tabi tutulmasıdır. Pay başına eşit davranışı ifade eder ve emredici niteliktedir.
Orantılı eşitlik
Pay sahiplerine sermayeye katılma oranına göre hak tanınmasıdır. Sonuçta her payın oranı kadar yararlanma sağlanmasını ifade eder.

Eşit işlem ilkesi: hangi şartlar aranır?

  • Eşit işleme tabi tutulacak pay sahiplerinin eşit şartlarda bulunmaları gerekir; durumları farklı ise ilkenin uygulanması için ön koşul gerçekleşmemiş olur.
  • İşlemi yapan şirket organı (genel kurul veya yönetim kurulu) ile pay sahipleri arasında bir işlem veya karar bulunmalıdır; ilke şirket dışı işlemleri kapsamaz.
  • Pay sahipleri arasında eşitsizlik yaratan işlem, şirketin amacını doğruluyor ve bütün pay sahiplerinin menfaatini gerektiriyorsa eşitlikten sapma mümkün olabilir; bu istisna dar yorumlanmalıdır.
  • Eşit işlem ilkesine aykırılık, esas sözleşmeden kaynaklanan eşitsizlik ile esas sözleşmenin sonradan değiştirilmesiyle doğan eşitsizlik arasında ayırt edilmelidir; ikinci halde yaptırım uygulanabilir.
  • Pay sahiplerinin oylarıyla ve somut olaya özgü olarak ilkeden vazgeçmeleri mümkündür; ancak ilke bütünüyle ve her hal için kaldırılamaz.

Eşit işlem ilkesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Pay sahipleri arasında eşit şartlarda eşitsizlik yaratan şirket işlemi veya kararı bu ilkeye aykırı olur.
  • Eşitlikten sapma, şirketin amacını doğruluyor ve bütün pay sahiplerinin menfaatini gerektiriyorsa ve gerektirdiği ölçüde mümkündür.
  • Eşit işlem ilkesine aykırılık, somut olayın şartlarına bağlı olarak iptal sebebi oluşturur; iptal tek sonuç değildir.
  • Eşitlik ilkesi, şirket organlarının keyfi ve haksız eşitsizlik yaratmasını yasaklar; pay sahipliğini korur.
  • İlke emredicidir; pay sahiplerinin oylarıyla somut olaya özgü olarak vazgeçmesi mümkündür, ancak ilkenin tamamen kaldırılması mümkün değildir.
  • Eşit şartlar bulunmadığında ilke uygulanmaz; bu durumda farklı işlem hukuka aykırılık oluşturmaz.

Sayısal eşitlik ile orantılı eşitlik arasındaki fark nedir?

Sayısal eşitlikte esas olan, pay sahiplerine aynı işlemin yapılmasıdır; her pay aynı hakkı taşır.

Orantılı eşitlikte esas olan sonuçtur; haklar sermayeye katılma oranına göre dağıtılır.

Kâr veya tasfiye bakiyesi gibi haklarda orantılı eşitlik, sayısal eşitliğin bir sonucu sayılır. Azınlığın korunması gereken hallerde kanun sayısal eşitliği emredici biçimde gözetmiştir.

Kuruluş esas sözleşmesindeki eşitsizlik ile sonradan yaratılan eşitsizlik arasındaki fark nedir?

Kuruluş esas sözleşmesinde yer alan imtiyaz ve benzeri eşitsizlikler başlangıçta kabul edilmiş olur.

Esas sözleşmenin sonradan değiştirilmesiyle yaratılan eşitsizlik, eşit işlem ilkesine tabidir.

Sonradan yaratılan eşitsizliğe ilişkin genel kurul kararı iptale konu olabilir; kuruluş esas sözleşmesindeki eşitsizlik ise bu ilkeden etkilenmez.

Anonim şirket ile kollektif ve komandit şirket arasındaki fark nedir?

Anonim şirkette eşit işlem ilkesi bu maddede açıkça düzenlenmiştir ve pay sahiplerine ilişkindir.

Kollektif şirkette eşitlik ilkesi ortaklar arasındaki ilişkiye ilişkindir ve ayrı hükümlerle (TBK m.621 ve TTK'daki ilgili maddeler) düzenlenmiştir.

Anonim şirkette m.357 uygulanır; kollektif şirkette bu madde uygulanmaz, ortaklık sözleşmesi ve ilgili hükümler belirleyicidir.

Pay sahipleri ile şirket dışı işlemler arasındaki fark nedir?

Pay sahibi sıfatıyla yapılan işlemler ve kararlar eşit işlem ilkesinin kapsamındadır.

Pay sahibi sıfatıyla ilgisi olmayan şirket dışı işlemler bu ilkenin kapsamı dışındadır.

Şirket dışı işlemlerde eşit işlem ilkesine dayanılamaz; bu tür işlemler m.358 gibi ayrı hükümlere göre değerlendirilir.

Eşit işlem ilkesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirket dışı işlemleri eşit işlem ilkesi kapsamında saymak; bu ilke yalnızca pay sahipliği sıfatıyla ilgili işlemlere uygulanır.
  • Kollektif veya komandit şirket ortakları arasındaki eşitliği m.357 kapsamında değerlendirmek; ilke anonim şirket pay sahiplerine özgüdür.
  • Kuruluş esas sözleşmesindeki imtiyaz gibi eşitsizliği, sonradan yaratılan eşitsizlik ile karıştırmak; ikisi farklı hukuki sonuç doğurur.
  • Eşit işlem ilkesini mutlak sanıp hiçbir istisna tanımamak; gerekçeye göre şirketin amacını doğruluyor ve tüm pay sahiplerinin menfaatini gerektiriyorsa sapma mümkündür.
  • Eşit işlem ilkesinden pay sahiplerinin oylarıyla vazgeçilemeyeceğini sanmak; oyla ve somut olaya özgü vazgeçme mümkündür, ancak ilkenin tamamen kaldırılması mümkün değildir.
  • Sayısal ve orantılı eşitliği birbirine karıştırmak; kâr ve tasfiye bakiyesi gibi haklarda orantılı eşitlik de sonuçta ilkenin bir yansımasıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Genel kurulda veya yönetim kurulunda alınan kararların pay sahipleri arasında keyfi biçimde eşitsizlik yaratması hâlinde kararın eşit işlem ilkesine aykırılık gerekçesiyle iptali talep edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/5021 E., 2024/6916 K., 30.09.2024; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/134 E., 2020/170 K., 14.02.2020)
  • Kâr payı, kâr dağıtım ilkesi veya pay sahibine özgü bir mali hakkın ortaklıktan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklara etkisi bakımından eşit işlem ilkesine aykırılık ileri sürülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/1478 E., 2023/3793 K., 15.06.2023; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/134 E., 2020/170 K., 14.02.2020)
  • Hakim ortakların sistematik olarak kârı azaltan bir mali politika izlemesinin azınlık pay sahiplerine karşı eşit işlem ilkesini ihlal ettiği değerlendirilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/5021 E., 2024/6916 K., 30.09.2024)
  • Ortaklık ilişkilerinden doğan kazanç payının dağıtımına ilişkin oylamada, oy sonucunun eşitsizliğe yol açması durumunda m.357'ye dayanılmaktadır. (İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/965 E., 2024/782 K., 23.10.2024)
  • Genel kurul kararlarının iptali davalarında m.357 ile birlikte m.391 ve m.437 hükümlerine birlikte dayanılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/2396 E., 2024/4710 K., 05.06.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Eşit işlem ilkesine aykırılığı ileri süren pay sahibi, eşit şartlarda bulunduğunu ve farklı işleme tabi tutulduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Genel kurul kararına dayanılıyorsa karar tutanağı, genel kurul toplantı belgesi ve oy sonuçları temel delillerdir.
  • Yönetim kurulu kararında yazılı belgeler, karar defteri ve ilgili işlem kayıtları ispatta kullanılır.
  • Şirketin eşitsizliğin şirketin amacını doğruluyor ve tüm pay sahiplerinin menfaatini gerektiriyor olduğunu savunması hâlinde bu savunmayı ispat yükü şirkete aittir.
  • Eşitsizliğin esas sözleşmeden mi yoksa sonradan değişiklikle mi doğduğu, esas sözleşme ve değişiklik tescil kayıtlarıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.358: Eşit işlem ilkesinin pay sahipliği sıfatıyla ilgili olduğunu, şirket dışı işlemleri düzenleyen hükmün ayrı olduğunu gösterir; m.357 bu alanda uygulanmaz.
  • 6102 sayılı Kanun m.445: Genel kurul kararlarının iptali yoluyla eşit işlem ilkesine aykırılığın yaptırımına ilişkin usul hükmüdür.
  • 6102 sayılı Kanun m.391: Eşit işlem ilkesine aykırı kararların butlan sebepleri arasında yer alması bakımından ilgilidir.
  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.18: Halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulunun rüçhan haklarını kısıtlama yetkisini pay sahipleri arasında eşitsizlik yaratacak biçimde kullanmamasını öngörür; eşit işlem ilkesinin özel düzenlemesidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.478: İmtiyazlı paylara ilişkin hükümdür; eşit işlem ilkesinin değerlendirilmesi bu maddelerle birlikte yapılır (gerekçede anılır).

TTK m.358 — Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı

Madde, anonim şirket pay sahiplerinin şirkete borçlanmasını sınırlayan koşulları düzenler. Pay sahibinin sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borcunun ödenmesini ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârının geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmasını şart koşar. Kapsam, pay sahiplerini kapsar. Yönetim kurulu üyeleri ve yakınlarının borçlanma yasağını (m.395), rekabet yasağını (m.396), sermaye koyma borcunun temerrüt ve ıskat sonuçlarını, sermaye borcunun ayni olarak konulmasına ilişkin kuralları ve borçlanmanın zamanaşımını bu madde düzenlemez; bunlar ilgili başka maddelerde yer alır.

Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Pay sahibi
Anonim şirkette ortaklık payına sahip kişidir. Madde, yasağın kapsamını belirlerken intifa hakkı sahiplerini de pay sahibi gibi değerlendirir.
Sermaye taahhüdü
Pay sahibinin şirkete karşı üstlendiği, taahhüt ettiği pay bedelini ödeme borcudur. Yalnızca bu borç, vadesi gelmiş olduğunda borçlanma koşulunu etkiler.
Serbest yedek akçeler
Kanunen ayrılması zorunlu yedek akçelerden ayrı olarak, şirketin dağıtılabilir kâr hesabında yer alan ve serbestçe kullanılabilen yedek akçelerdir. Madde, kârın bu yedeklerle birlikte değerlendirilmesini öngörür.
Geçmiş yıl zararları
Önceki hesap dönemlerinden kalan ve henüz kapatılmamış zarar kalemleridir. Borçlanma koşulu, serbest yedek akçeler ve kârın bu zararları karşılamasını ölçü alır.

Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Pay sahibinin şirkete borçlanabilmesi için, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarının tamamını ifa etmiş olması gerekir.
  • Şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârının, geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde bulunması gerekir.
  • Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir; yalnızca birinin varlığı yasağı ortadan kaldırmaz.
  • Borçlanmanın yasak kapsamına girmemesi için, sermaye taahhüdü borcunun vadesi gelmemişse bu borcun varlığı tek başına yasağı doğurmaz; ancak vadesi gelmiş kısmı ödenmelidir.

Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleşmeden pay sahibi şirkete borçlanamaz; aksi halde madde uyarınca borçlanma yasağına aykırılık oluşur.
  • Koşullara uyulduğu sürece pay sahipleri şirkete dilediği kadar, dilediği zaman ve dilediği şekilde borçlanabilir.
  • Maddenin ihlali, TTK m.644/1-b yollaması ile geçerli kılınan kıyas yoluyla m.393 ikinci fıkra hükümlerinin uygulanmasına yol açabilir; buna göre şirket alacaklılarının başvuru hakkı kıyasen uygulanır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1796 E., 2024/4859 K., 10.06.2024)
  • Ödenmeyen sermaye borcu ortadan kalkmaz; borç devam eder ve borçlanma koşulu gerçekleşmediği sürece şirkete borç verilmesi yasak kalır.

Sermaye taahhüdü borcu ile diğer borçlar arasındaki fark nedir?

Pay sahibinin sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borcu, borçlanmanın ön koşuludur; bu borç ödenmeden şirkete borçlanılamaz.

Sermaye taahhüdü dışındaki, pay sahibinin şirkete karşı diğer borçları (ör. kişisel yükümlülükler) madde metninde ayrıca sayılmamıştır.

Maddenin ilk koşulu yalnız vadesi gelmiş sermaye taahhüdü borcuna bağlıdır; vadesi gelmemiş sermaye borcu bu koşulu ihlal etmez ancak borçlanma için kalan koşul da aranır.

Pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sermaye taahhüdünün vadesi gelmemiş kısmını da vadesi gelmiş gibi değerlendirmek; yalnızca vadesi gelmiş borç ödeme koşulunu etkiler.
  • Kâr-zarar koşulunu yalnız dönem kârına bakarak hesaplamak; madde serbest yedek akçelerle birlikte kârın geçmiş yıl zararlarını karşılamasını şart koşar.
  • Pay sahibine ait intifa hakkı sahiplerini yasak kapsamı dışında saymak; madde metnine göre intifa hakkı sahipleri yasağa tabidir.
  • Pay sahibinin vekili, velisi, vasisi veya temsilcisi gibi kişileri, pay sahibinin borçlanma yasağına tabi tutmak; bu kişiler kapsam dışındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Pay sahibinin şirkete borçlanmasının, vadesi gelmiş sermaye borcunun ödenmesi ve kâr-yedek koşulu olmadan geçersiz sayılabildiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1796 E., 2024/4859 K., 10.06.2024)
  • Şirketten yapılan borçlanmanın, kanuni koşullar sağlanmadan gerçekleştirildiği hallerde şirket yöneticisinin ve pay sahibinin sorumluluğunun tartışıldığı görülmektedir. (Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/827 E., 2019/538 K., 10.09.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, pay sahibinin şirkete borçlandığını ve borçlanma anında koşulların gerçekleşmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sermaye taahhüdü borcunun ödendiği, şirket defterleri, banka kayıtları ve pay defteriyle ispatlanır; pay sahibi borcunu ödediğini bu belgelerle göstermelidir.
  • Şirketin serbest yedek akçe ve kâr-zarar durumu, bilanço, kâr dağıtım kararı ve yıllık finansal tablolarla ispatlanır.
  • Pay sahibi, koşulların gerçekleştiğini iddia ederse bu iddiasını yazılı kayıtlarla ispatlamakla yükümlüdür; tanık beyanı tek başına yeterli sayılmayabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç aym.345(2) Şirket, 335 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen noter onayı veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanma tarihinden itibaren, üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı takdirde, bu hususu…
iki aym.346(1) Esas sözleşmede taahhüt edilmiş olup da taahhüt sahiplerince, şirketin tescilinden itibaren en geç iki ay içinde halka arzedileceği esas sözleşmede belirtilmiş ve ayrıca garanti edilmiş bulunan nakdî payların karşılıkları satıştan…
iki aylıkm.346(2) Halka arzedilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin tamamı, süresinde halka arzedilmeyen payların bedellerinin ise, yüzde yirmibeşi iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenir.
üç günm.346(2) Halka arzedilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin tamamı, süresinde halka arzedilmeyen payların bedellerinin ise, yüzde yirmibeşi iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenir.
üç aylıkm.353(4) Davanın, şirketin tescil ve ilanından itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılması şarttır.
otuz günm.354(1) Şirket esas sözleşmesinin tamamı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulacak olan anonim şirketlerde izin alınmasını, diğer şirketlerde 335 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca şirketin kuruluşunu izleyen otuz gün içinde…
üç aylıkm.355Ancak, işlem ve taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur.
iki yılm.356(1) Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin sözleşmeler, genel kurulca onaylanıp ticaret siciline tescil edilmedikçe…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

36 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2024/2395 E., 2025/2533 K., 16.04.2025
    İlgili madde: m.353
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4643 E., 2024/8263 K., 25.11.2024
    İlgili madde: m.353
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2024/2748 E., 2024/7876 K., 07.11.2024
    İlgili madde: m.344
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2024/1989 E., 2024/6878 K., 30.09.2024
    İlgili madde: m.350
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2024/5021 E., 2024/6916 K., 30.09.2024
    İlgili madde: m.357
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/1796 E., 2024/4859 K., 10.06.2024
    İlgili madde: m.358
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2023/2396 E., 2024/4710 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.357
  8. 11. Hukuk Dairesi, 2022/5070 E., 2024/1494 K., 27.02.2024
    İlgili madde: m.348
  9. 11. Hukuk Dairesi, 2022/6865 E., 2024/784 K., 06.02.2024
    İlgili madde: m.355
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2978 E., 2023/7292 K., 12.12.2023
    İlgili madde: m.344
Diğer 26 karar
  1. 9. Daire, 2022/4820 E., 2023/3548 K., 10.10.2023
    İlgili madde: m.347
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2022/1478 E., 2023/3793 K., 15.06.2023
    İlgili madde: m.357
  3. 13. Daire, 2023/1045 E., 2023/2239 K., 08.05.2023
    İlgili madde: m.354
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2021/6203 E., 2023/1328 K., 06.03.2023
    İlgili madde: m.352
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2021/5696 E., 2023/651 K., 07.02.2023
    İlgili madde: m.353
  6. 4. Daire, 2019/4298 E., 2022/7718 K., 08.12.2022
    İlgili madde: m.347
  7. 13. Daire, 2021/3772 E., 2021/3713 K., 08.11.2021
    İlgili madde: m.354
  8. 11. Hukuk Dairesi, 2020/6225 E., 2021/2885 K., 25.03.2021
    İlgili madde: m.348
  9. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/161 E., 2026/356 K., 08.04.2026
    İlgili madde: m.355
  10. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/877 E., 2025/1067 K., 31.12.2025
    İlgili madde: m.355
  11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/53 E., 2025/1557 K., 02.10.2025
    İlgili madde: m.353
  12. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/40 E., 2025/755 K., 16.09.2025
    İlgili madde: m.355
  13. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/361 E., 2025/730 K., 11.09.2025
    İlgili madde: m.355
  14. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/535 E., 2025/519 K., 27.06.2025
    İlgili madde: m.348
  15. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/384 E., 2025/57 K., 23.01.2025
    İlgili madde: m.358
  16. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/965 E., 2024/782 K., 23.10.2024
    İlgili madde: m.357
  17. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2320 E., 2024/680 K., 25.04.2024
    İlgili madde: m.353, m.354
  18. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/1064 E., 2024/352 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.346
  19. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/954 E., 2024/401 K., 29.02.2024
    İlgili madde: m.353
  20. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/426 E., 2023/1013 K., 14.12.2023
    İlgili madde: m.357
  21. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/1255 E., 2020/470 K., 23.09.2020
    İlgili madde: m.354
  22. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/310 E., 2020/407 K., 09.09.2020
    İlgili madde: m.354
  23. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/134 E., 2020/170 K., 14.02.2020
    İlgili madde: m.357
  24. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/520 E., 2019/671 K., 23.10.2019
    İlgili madde: m.355
  25. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/827 E., 2019/538 K., 10.09.2019
    İlgili madde: m.358
  26. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/1037 E., 2019/442 K., 09.05.2019
    İlgili madde: m.344

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 26.06.2012 (m.354).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Anonim Şirket-1 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış