Özel borç ilişkileri
Ödünç sözleşmeleri
Kısaca
TBK 379 kullanım ödüncü sözleşmesinin tanımını düzenler: ödünç verenin bir şeyi karşılıksız kullanmaya bırakması ile ödünç alanın kullanımdan sonra o şeyi geri vermeyi üstlenmesi. TBK m.380, kullanım ödüncü alanın ödünç konusunu kullanma biçimini ve bu kullanıma ilişkin sınırları düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.379–392 hükümlerini kapsar.
- TBK m.379Tanımı
- TBK m.380Ödünç alanın kullanım hakkı
- TBK m.381Bakım ve koruma giderleri
- TBK m.382Müteselsil sorumluluk
- TBK m.383Amacı belirlenmiş kullanmada
- TBK m.384Amacı belirlenmemiş kullanmada
- TBK m.385Ödünç alanın ölümü
- TBK m.386Tanımı
- TBK m.387Genel olarak
- TBK m.388Faize ilişkin özel kurallar
- TBK m.389Zamanaşımı
- TBK m.390Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü
- TBK m.391Para yerine verilen şeyler
- TBK m.392Geri verme zamanı
TBK m.379 — Tanımı
TBK 379 kullanım ödüncü sözleşmesinin tanımını düzenler: ödünç verenin bir şeyi karşılıksız kullanmaya bırakması ile ödünç alanın kullanımdan sonra o şeyi geri vermeyi üstlenmesi. Maddenin konusu, sözleşmenin unsurları ve tarafların temel borçlarıdır. Madde, tarafların kullanma ödüncünü kurup kuramayacağını belirlemek için sözleşmenin kapsamını çizer. Kullanım ödüncünün kurulması, tarafların borçlarının ayrıntısı ve sona erme hâlleri maddede düzenlenmez; tarafların borçları (m.380 ve devamı) ile sözleşmenin sona ermesi ve geri verme (m.382 ve devamı) ayrı maddelerde yer alır. Tüketim ödüncü (m.386 ve devamı) ve kira (m.299 ve devamı) bu maddenin kapsamı dışındadır. Hak üzerindeki kullanım ödüncü ile ürün kirası arasındaki ayrım da bu maddede değil, ilgili hükümlerde ele alınır.
Tanımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kullanım ödüncü
- Ödünç verenin bir şeyin karşılıksız kullanımını ödünç alana bırakması, ödünç alanın da kullanımdan sonra o şeyi geri vermesi borcunu doğuran sözleşmedir. Karşılığında bir kullanım bedeli ödenmesi bu sözleşmeyi kiraya dönüştürür.
- Karşılıksız
- Kullanımın devri için ödünç alanın herhangi bir bedel ya da karşı edim ödemediği anlamına gelir. Bu ölçüt kullanım ödüncünü kiradan ayırır.
- Geri verme borcu
- Ödünç alanın sözleşmenin sonunda, kullanılan şeyi ödünç verene iade etme yükümlülüğüdür. Bu borç karşılığın yerini tutmaz, sözleşmenin tali bir edimi olarak kabul edilir.
- Rızai sözleşme
- Yalnızca tarafların karşılıklı ve uygun irade beyanlarıyla kurulan, şeyin tesliminin kuruluş için gerekmediği sözleşme türüdür. Teslim sözleşmenin ifasıyla ilgilidir.
- Misli şey
- Aynı tür, miktar ve nitelikte olan ve ölçü, tartı ya da sayıyla belirlenen şeylerdir. Kullanım ödüncü konusu olabilmesi için kullanımla tüketilmemesi ve aynen geri verilebilmesi gerekir.
Tanımı: hangi şartlar aranır?
- Sözleşmenin konusunu, kullanılmasına ve aynen geri verilmesine elverişli bir şey ya da hak oluşturmalıdır; kullanımla tüketilen şeyler bu kapsama girmez.
- Ödünç verenin bir şeyin kullanımını ödünç alana bırakma iradesi bulunmalıdır.
- Ödünç alanın şeyi kullandıktan sonra geri verme iradesi bulunmalıdır; geri verme kararlaştırılmamışsa sözleşme kullanım ödüncü olarak nitelendirilemez.
- Kullanmanın devri karşılıksız olmalıdır; karşılığında bir bedel kararlaştırılmışsa sözleşme kira olur.
- Sözleşme taraflarının karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulmalıdır; şeyin teslimi kuruluş için gerekli değildir.
- Taşınmaz konusu olsa dahi sözleşme için kanunda belli bir geçerlilik şekli aranmaz.
Tanımı: hangi sonuçları doğurur?
- Maddedeki unsurlar bir arada bulunduğunda kullanım ödüncü sözleşmesi kurulmuş olur ve tarafların borçları doğar.
- Karşılık kararlaştırılmışsa sözleşme kullanım ödüncü olmaz, kira niteliği taşır.
- Geri verme kararlaştırılmamışsa kullanım ödüncü kurulmuş sayılmaz; bu durumda bağış ya da başka bir sözleşme değerlendirilir.
- Sözleşmenin kurulması için şeyin teslimi gerekmez; teslim ifa aşamasına aittir.
- Taşınmaz konusu olsa bile sözleşme için kanunda özel bir şekil öngörülmemiştir.
- Kullanılarak tüketilen şeylerin devri bu maddenin kapsamında değildir.
Kullanım ödüncü ile kira arasındaki fark nedir?
Kullanım ödüncünde kullanmanın devri karşılıksızdır ve sözleşme ödünç alanın yararına kurulur.
Kirada kullanmanın devri bir kira bedeline karşılık yapılır.
Bedel kararlaştırılmışsa ortada kira vardır ve kira hükümleri uygulanır; karşılıksız kullanım devri kullanım ödüncüdür.
Kullanım ödüncü ile bağış arasındaki fark nedir?
Kullanım ödüncünde şeyin sözleşme sonunda geri verileceği kararlaştırılmıştır.
Bağışta karşılıksız bir kullanım bırakılır ancak geri verme borcu yoktur.
Geri verme kararlaştırılmamışsa kullanım ödüncü değil bağış söz konusu olabilir.
Kullanım ödüncü ile tüketim ödüncü arasındaki fark nedir?
Kullanım ödüncünde konu şey kullanımla tüketilmeyen ve aynen geri verilen şeydir.
Tüketim ödüncünde konu şey kullanımla tüketilir ve aynı miktar ve nitelikte şeyle iade edilir.
Kullanımla tüketilen şeyler kullanım ödüncüne konu olamaz; bu tür şeyler tüketim ödüncü hükümlerine tabidir.
Şey ile hak arasındaki fark nedir?
Maddi şeyler kullanım ödüncüne konu olur.
Haklar ancak kullanılabildikleri ölçüde kullanım ödüncüne konu olabilir.
Alacaklar kullanılamayacağı için kullanım ödüncüne konu olamaz; haklar ise ürün kirası ya da kullanım ödüncü hükümlerine göre değerlendirilir.
Kullanım ödüncü ile ürün kirası arasındaki fark nedir?
Kullanım ödüncü bir şeyin kullanımının karşılıksız devridir.
Ürün kirasında hakkın kullanımının karşılığı bulunur.
Karşılık bulunduğu için ürün kirası hükümleri uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sözleşmenin karşılıksız kullanım devri ve geri verme kararı birlikte aranır; bu iki unsurdan biri eksikse uygulamada kullanım ödüncünün kurulmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/1425 E., 2016/1039 K., 09.11.2016)
- Sözleşmenin ödünç alanın yararına olduğu, ödünç verenin bir karşılık almadığı hâllerde sözleşmenin kullanım ödüncü olarak nitelendirildiği görülmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1430 E., 2026/87 K., 22.01.2026)
- Ödünç alanın şeyi sözleşme sonunda geri vermesi borcu, kullanım ödüncünün temel unsurlarından sayılmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/612 E., 2025/92 K., 17.01.2025)
- Sözleşmenin şifahi kurulabildiği, yazılı belge bulunmadığında da varlığının kabul edildiği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/1425 E., 2016/1039 K., 09.11.2016; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/304 E., 2025/739 K., 09.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kullanım ödüncünün varlığını ileri süren taraf, sözleşmenin karşılıksız kullanım devri ve geri verme kararı içerdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Sözleşme için kanunda şekil aranmadığından tanık ve diğer delillerle ispat mümkündür; ancak tanık dinletilebilmesi için yazılı delil başlangıcı aranabilir.
- Karşı taraf, bedelin kararlaştırıldığını ileri sürerek sözleşmenin kira olduğunu savunuyorsa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
- Ödünç alanın geri verme borcunu yerine getirdiğini iddia etmesi hâlinde iadenin ispatı ödünç alana aittir.
- Sözleşmenin tarafları ve konusu hakkında taraflar arasında anlaşma varlığı ileri sürülüyorsa bu anlaşmanın içeriği ilgili delillerle belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.380: Ödünç verenin şeyi kullanılmaya hazır bulundurma ve ödünç alana bırakma borcunu düzenler; bu maddedeki tanım uyarınca doğan borcun içeriğidir.
- 6098 sayılı Kanun m.386: Tüketim ödüncünü düzenler; kullanımla tüketilen şeyler bu maddenin kapsamı dışında kalır ve kullanım ödüncünden ayrılır.
- 6098 sayılı Kanun m.299: Kira sözleşmesinin tanımını düzenler; kullanım ödüncü ile kira arasındaki ayrım bu tanımla belirlenir.
TBK m.380 — Ödünç alanın kullanım hakkı
TBK m.380, kullanım ödüncü alanın ödünç konusunu kullanma biçimini ve bu kullanıma ilişkin sınırları düzenler. Hüküm üç konuya değinir: ödünç konusunu sözleşmede kararlaştırılan şekilde, hüküm yoksa niteliğine veya özgülendiği amaca göre kullanma borcu; konuyu başkasına kullandırmama yasağı; bu yasaklara aykırılığın doğurduğu beklenmedik hal sorumluluğu ile kurtuluş kanıtı. Düzenleme, ödünç alan bakımından geçerlidir ve ödünç verenin kullanıma elverişli hâlde devretme borcu bakımından bir hüküm içermez. Maddede süre yoktur. Ödünç alanın bakım ve koruma giderlerini (m.381), geri verme borcunu ve sözleşmenin sona ermesini (m.383-384), müteselsil sorumluluğu (m.382) düzenlemez. Tüketim ödüncü (karz) ilişkisi ve kabul borcu da bu maddenin kapsamında değildir.
Ödünç alanın kullanım hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kullanım ödüncü
- Ödünç verenin karşılıksız olarak bir şeyin kullanılmasını ödünç alana bırakmayı, ödünç alanın da kullanımdan sonra şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Tüketim ödüncünden farkı, konunun aynen geri verilmesidir.
- Sözleşmede kararlaştırılan kullanım şekli
- Tarafların sözleşmede kullanımın biçimi, tarzı veya kapsamı konusunda açıkça belirledikleri sınırdır. Bu sınır varsa niteliğe ve amaca göre belirlenen kullanım yerine öncelik taşır.
- Niteliğine veya özgülendiği amaca göre kullanma
- Sözleşmede hüküm yoksa ödünç konusunun doğası ve tahsis edildiği amaç ölçü alınarak belirlenen kullanımdır. Amaç, mevcut koşullarda herkesin bu mal üzerinde gerçekleştireceği normal kullanım olarak anlaşılır.
- Başkasına kullandırma
- Ödünç alanın kullanım hakkını, kendisi dışında bir üçüncü kişinin fiilen kullanmasına bırakmasıdır. Ödünç verenin izni varsa yasak ortadan kalkar.
- Beklenmedik haller sorumluluğu
- Ödünç alanın amaca aykırı kullanım veya başkasına kullandırma nedeniyle, normalde sorumlu olmadığı olağanüstü olaylardan doğan zarardan da sorumlu olmasıdır. Ödünç alan, bu aykırılığa rağmen zararın gerçekleşeceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
Ödünç alanın kullanım hakkı: hangi şartlar aranır?
- Kullanım ödüncü sözleşmesinin geçerli olarak kurulmuş ve ödünç konusu şeyin ödünç alana kullanılmak üzere bırakılmış bulunması gerekir.
- Ödünç konusu şey, sözleşmede kararlaştırılan şekilde kullanılmalıdır; sözleşmede hüküm yoksa niteliğine veya özgülendiği amaca uygun kullanılmalıdır.
- Ödünç alan, ödünç konusunu başkasına kullandırmamalıdır; ödünç verenin açık veya örtülü izni varsa bu yasak uygulanmaz.
- Aykırı kullanım veya başkasına kullandırma varsa ödünç alan, beklenmedik hallerden doğan zarardan sorumlu tutulur.
- Ödünç alanın sorumluluktan kurtulabilmesi için, kendi borcuna uymuş olsaydı bile zararın meydana geleceğini ispat etmesi gerekir.
Ödünç alanın kullanım hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Ödünç alan sözleşmeye, hüküm yoksa niteliğe veya özgülendiği amaca uygun kullanırsa, bu kullanımdan doğan zararlardan sorumlu olmaz.
- Ödünç alan konuyu sözleşmeye veya amaca aykırı kullanır ya da ödünç verenin izni olmadan başkasına kullandırırsa, bu aykırılıktan doğan zararlardan sorumlu olur.
- Aykırılık halinde sorumluluk yalnız öngörülebilir zararlarla sınırlı değildir; beklenmedik hallerden doğan zararlar da kapsanır.
- Ödünç alan, kendi borcuna uymuş olsaydı bile zararın meydana geleceğini ispat ederse sorumluluktan tamamen kurtulur.
- Kullanımın amaca uygun olduğunu ispat eden ödünç alan, bu kullanımdan doğan zararlardan sorumlu tutulamaz.
- Madde emredici nitelikte görünmektedir; ancak kullanım şekline ilişkin sözleşme hükümleri taraflara bırakılmıştır. Başkasına kullandırma yasağı ise taraflarca ya da ödünç verenin izniyle daraltılabilir veya kaldırılabilir.
Sözleşmede kararlaştırılan kullanım ile niteliğine veya amaca göre kullanım arasındaki fark nedir?
Taraflar kullanım şeklini sözleşmede açıkça belirlemişse, bu belirleme esas alınır.
Sözleşmede hüküm yoksa, ödünç konusunun niteliği ve tahsis amacı ölçü alınır; bu da mevcut durum ve şartlar altında olağan kullanımı ifade eder.
Sözleşmedeki kayıt niteliğe göre belirlenen kullanımdan daraltıcı ya da genişletici olabilir; sözleşme hükmü varsa öncelik taşır.
Amaca uygun kullanım ile aşırı kullanım arasındaki fark nedir?
Ödünç alan, konuyu tahsis amacına uygun ve olağan biçimde kullandığında borcunu yerine getirmiş olur.
Ödünç alan malı olağanüstü ya da aşırı biçimde kullanırsa, amaca aykırılık söz konusu olur.
Aşırı kullanımdan doğan zararlar ödünç alana yüklenir; uygun kullanımla doğan zararlarda sorumluluk aranmaz.
Aykırı kullanım sorumluluğu ile ödünç verenin izni ile başkasına kullandırma arasındaki fark nedir?
Ödünç verenin izni yoksa başkasına kullandırma yasaktır.
Ödünç verenin izni varsa başkasına kullandırma hukuka uygundur.
İzin varsa sorumluluk doğmaz; izin yoksa ödünç alan beklenmedik hallerden doğan zarardan da sorumludur.
Ödünç alanın kullanım hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sözleşmede kullanım şekli kararlaştırılmışken niteliğe göre belirlenen kullanımı esas almak; sözleşme hükmü öncelik taşır.
- Başkasına kullandırma yasağını mutlak saymak; ödünç verenin izni varsa yasak uygulanmaz.
- Beklenmedik hal sorumluluğunu yalnızca aykırılığın doğrudan sonucu olan zararlarla sınırlamak; madde beklenmedik hallerden doğan zararları da kapsar.
- Kurtuluş kanıtını ödünç verene yüklemek; kurtuluş ispatı ödünç alana aittir.
- Kurtuluş için yalnızca kullanım amacına uyulduğunun ispatını yeterli görmek; madde, kendi borcuna uyulmuş olsaydı da zararın doğacağının ispatını arar.
- Olağan kullanım ile olağanüstü kullanım arasındaki farkı gözden kaçırmak; aşırı kullanım amaç dışı sayılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ödünç alanın sorumluluğunun kaynağının sözleşmeye aykırı kullanım olduğu, bu nedenle zararın kullanım amacıyla bağlantısının somut olarak incelenmesi gerektiği yönünde bir eğilim vardır. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/530 E., 2026/33 K., 20.01.2026)
- Ödünç alanın kurtuluş için yalnızca kullanım kurallarına uymuş olsaydı da zararın doğacağını ispatlaması gerektiği, bu ispatın ödünç alana ait olduğu kabul edilmektedir. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/820 E., 2025/132 K., 13.02.2025)
- Kullanım ödüncü ilişkisinin uyuşmazlığında, sözleşmenin niteliğinin ve ödünç konusunun belirlenmesinin esas alındığı ve bu nedenle ilişkinin ödünç hükümlerine tabi tutulduğu görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/305 E., 2022/446 K., 26.05.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Ödünç veren, ödünç alanın sözleşmeye veya amaca aykırı kullanımını ve başkasına kullandırmasını ileri sürdüğünde bu aykırılığı ispatlamakla yüklüdür.
- Ödünç alanın sözleşme metni, kullanım talimatı veya ödünç konusunun niteliği gibi yazılı belgelerle kullanım şeklinin kararlaştırıldığı ispat edilebilir.
- Ödünç alan, kullanımın sözleşmeye ve amaca uygun olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
- Başkasına kullandırma iddiasında, ödünç verenin izninin bulunduğunu ödünç alan ispatlamalıdır.
- Ödünç alanın kurtuluş savunması kapsamında, kendi borcuna uymuş olsaydı da zararın meydana geleceğini ispat etmesi gerekir; bu ispat aşamasında bilirkişi incelemesi önem taşır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.381: Ödünç alanın olağan bakım ve koruma giderlerini karşılama borcunu düzenler; m.380 kullanım kurallarını, m.381 masraf yükünü düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.382: Birden çok ödünç alanın ödünç verene karşı müteselsil sorumluluğunu düzenler; birlikte kullanımda m.380 uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.383: Sözleşmenin sona ermesini ve ödünç verenin sözleşmeyi bozma hakkını düzenler; m.380 aykırılığı bu bozma sebeplerinden biridir.
- 6098 sayılı Kanun m.384: Süresiz verilen ödünç konusunun her zaman geri istenmesini düzenler; kullanım amacının belirsizliğinde m.380 ile birlikte değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.379: Ödünç sözleşmesinin tanımını ve türlerini düzenler; m.380 bu tanımın kullanım ödüncü türüne ilişkin kurallarını tamamlar.
TBK m.381 — Bakım ve koruma giderleri
Madde, ödünç sözleşmesinde ödünç alanın ödünç konusu şeyin bakım ve koruma giderlerini karşılama borcunu ve ödünç verenin, ödünç alanın yaptığı olağanüstü giderleri ödünç verenin yararına olmak üzere geri ödeme yükümlülüğünü düzenler. Ödünç verene ait olağanüstü giderlerin hangilerinin kapsama girdiği, bu giderlerin ödünç verenin yararına olması koşulu ve olağan giderin tanımı, maddenin uygulanmasında yorum konusudur. Kullanım ödüncüne ilişkin ayrıntılı kurallar (kullanım ödüncü alanın sorumluluğu, şeyi başkasına kullandırma yasağı) bu maddede değil, ilgili kullanım ödüncü hükümlerinde yer alır. Maddenin sona erme, ödünç verenin ayıp ve zapta karşı sorumluluğu, sebepsiz zenginleşme yoluyla giderlerin talebi ve zamanaşımı gibi konuları düzenlemediği; bunlar başka hükümlere bağlıdır.
Bakım ve koruma giderleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Olağan bakım ve koruma giderleri
- Ödünç konusu şeyin günlük kullanımı ve korunması için düzenli olarak yapılması gereken masraflardır. Yağlama, yıkama, kullanımla eskiyen parçaların değiştirilmesi ve hayvanın yem ve sağlık giderleri bu gruba girer. Bu giderler ödünç alana aittir ve ödünç verenden istenemez.
- Olağanüstü giderler
- Şeyin varlığını sürdürebilmesi için zorunlu olan, olağan bakım sınırını aşan ve nadiren ortaya çıkan büyük masraflardır. Ödünç alanın bu giderleri yapması, ancak bunların ödünç verenin yararına olması halinde ödünç verenden istenebilmesini sağlar.
- Ödünç verenin yararına olma
- Yapılan olağanüstü giderin ödünç verenin mülkiyet veya menfaat alanını koruyan ya da ona daha büyük bir zararı önleyen nitelikte olmasıdır. Harcamanın yalnızca ödünç alanın kullanımını kolaylaştırması bu koşulu karşılamaz.
Bakım ve koruma giderleri: hangi şartlar aranır?
- Ödünç sözleşmesinin geçerli biçimde kurulmuş ve ödünç konusu şeyin ödünç alana teslim edilmiş olması gerekir.
- Giderin, ödünç konusu şeyin olağan bakım ve koruma kapsamında kalması halinde yükümlü taraf ödünç alan olur ve bu gider ödünç verenden istenemez.
- Giderin olağan bakım sınırını aşan olağanüstü nitelikte olması gerekir.
- Olağanüstü giderin ödünç verenin yararına yapılmış olması gerekir.
- Ödünç alanın giderin yapılmasının zorunlu olduğunu ve giderin şeyin varlığını sürdürmesi için gerekli bulunduğunu ortaya koyması gerekir.
- Ödünç alanın olağanüstü gideri ödünç verenden istemesi için giderin gerçekten yapılmış ve ödenmiş olması gerekir.
Bakım ve koruma giderleri: hangi sonuçları doğurur?
- Olağan bakım ve koruma giderleri ödünç alan tarafından karşılanır ve ödünç verenden geri istenemez.
- Ödünç alan, ödünç verenin yararına yaptığı olağanüstü giderlerin ödenmesini ödünç verenden isteyebilir.
- Giderin ödünç verenin yararına olmaması halinde 2. fıkra uygulanmaz; ödünç alan ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir.
- Ödünç alanın olağanüstü gideri geri isteme hakkı, bu gideri yapmış olmasıyla doğar.
- Madde emredici nitelik taşımaz; taraflar sözleşmeyle giderlerin paylaşımını farklı biçimde düzenleyebilir.
Olağan gider ile olağanüstü gider arasındaki fark nedir?
Olağan giderler, şeyin düzenli kullanımı ve korunması için her zaman ortaya çıkan masraflardır. Yağ, yıkama ve küçük onarımlar bu gruba girer.
Olağanüstü giderler, şeyin varlığını sürdürmek için zorunlu olan, nadiren ortaya çıkan ve büyük miktarlı masraflardır. Motor değişimi tipik örnektir.
Olağan gider ödünç alana aittir (1. fıkra). Olağanüstü gider ise ödünç verenin yararına yapılmışsa ödünç verence karşılanır (2. fıkra).
Ödünç verenin yararına olan olağanüstü gider ile yalnız ödünç alanın yararına olan gider arasındaki fark nedir?
Ödünç verenin mülkiyet değerini koruyan ya da daha büyük zararı önleyen harcamalar, ödünç verenin yararınadır.
Ödünç alanın kullanım konforunu artıran veya yalnız kendi ihtiyacını karşılayan harcamalar, ödünç verenin yararına değildir.
Yararına olan gider ödünç verenden istenebilir. Yararına olmayan gider için ödünç alan yalnız sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurabilir.
Bakım ve koruma giderleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Olağanüstü gideri olağan gider sanıp ödünç alana yüklemek; motor değişimi gibi büyük masrafı rutin bakım gibi değerlendirmek.
- Ödünç verenin yararına olma koşulunu aramamak; yalnız ödünç alanın kullanımını kolaylaştıran masrafı ödünç verenden istenebilir saymak.
- Ödünç alanın kendi ihtiyacını karşılayan harcamalarını 2. fıkraya dayanarak talep edilebilir görmek; bu hal için sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağını gözden kaçırmak.
- Giderin gerçekten yapılıp ödenmediği halde geri isteme talebini kabul etmek.
- Sözleşmede giderlerin paylaşımına ilişkin özel bir hüküm bulunup bulunmadığını incelememek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Olağan bakım giderinin tespitinde şeyin türü, kullanım amacı ve masrafın düzenli olarak yapılıp yapılmadığı dikkate alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023)
- Ödünç alanın olağanüstü gider talebinde giderin ödünç verenin yararına olduğu, somut olay üzerinden ayrıca değerlendirilmektedir. (Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/423 E., 2023/114 K., 20.02.2023)
- Ödünç alanın taleplerinde gider belgelerinin ve harcamanın ödünç verenin yararına olduğunu gösteren delillerin sunulması beklenmektedir. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/530 E., 2026/33 K., 20.01.2026)
- Madde kapsamındaki taleplerin zamanaşımı ve hangi hukuki sebebe dayanılacağı tartışmalıdır; uyuşmazlığın niteliğine göre farklı hükümler uygulanabilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2023/822 E., 2026/1093 K., 30.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Olağanüstü gider talep eden ödünç alan, giderin yapıldığını ve ödendiğini fatura, makbuz veya benzeri belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Ödünç alan, giderin şeyin varlığını sürdürmek için zorunlu olduğunu ve olağanüstü nitelikte bulunduğunu ispatlamalıdır; bu konuda bilirkişi incelemesi yaygın delil türüdür.
- Ödünç veren, giderin olağan bakım kapsamında kaldığı veya ödünç verenin yararına olmadığı savunmasını ileri sürüyorsa bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Giderin ödünç verenin yararına olduğu iddiası, ödünç alan tarafından şeyin değerinin korunduğu veya daha büyük zararın önlendiği somut verilerle gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.380: Kullanım ödüncü alanın şeyi özenle kullanma ve bakım borçlarını düzenler; bakım giderleri bu sorumluluk çerçevesinde ele alınır.
- 6098 sayılı Kanun m.383: Amacı belirlenmiş kullanım ödüncünün sona ermesini düzenler; giderlerin talebi bu sürenin sonunda tartışmalı hale gelebilir.
- 6098 sayılı Kanun m.80: Ödünç verenin yararına olmayan olağanüstü giderler için ödünç alanın başvurabileceği sebepsiz zenginleşme hükümlerini oluşturur.
TBK m.382 — Müteselsil sorumluluk
TBK m.382, birlikte ödünç alanların ödünç verene karşı müteselsil sorumluluğunu düzenler. Hüküm, bir şeyi birlikte ödünç alan birden çok kişi ile ödünç veren arasındaki dış ilişkiye uygulanır. Maddenin kapsamı dışında kalan konular: ödünç sözleşmesinin kurulması, türleri ve ödünç verenin borçları (m.379 vd.), müteselsil borçluluğun genel hükümleri (m.162-168), müteselsil sorumluluk halinde iç ilişkide rücu ve pay (m.61-62), haksız fiilden doğan müteselsil sorumluluk (m.61) ile zamanaşımı (m.146 vd.) düzenlenmez.
Müteselsil sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Birlikte ödünç alma (ariyet)
- Birden çok kişinin aynı şeyi, ödünç verenle yaptıkları tek bir sözleşme ile birlikte kullanmak üzere almasıdır. Her birinin ayrı bir ödünç sözleşmesi yapmış olması bu hükmün konusu değildir.
- Müteselsil sorumluluk
- Birden çok borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından birlikte sorumlu olmasıdır. Alacaklı borcun tamamını borçlulardan dilediğine isteyebilir; bir borçlunun ödemesi diğerlerini de borçtan kurtarır.
- Dış ilişki
- Müteselsil borçluların alacaklıya karşı olan ilişkisidir. Bu ilişkide her borçlu borcun tamamından sorumludur ve alacaklının talebi kendi aralarındaki paylaşıma bağlı değildir.
Müteselsil sorumluluk: hangi şartlar aranır?
- Birden çok kişinin aynı ödünç verenden aynı şeyi birlikte ödünç almış olması gerekir.
- Ödünç alanların birlikte kullanım amacıyla hareket etmiş olması ve ödünç alma sözleşmesinin tek bir sözleşme olarak kurulmuş bulunması gerekir.
- Ödünç verenin, ödünç alanların her birine karşı borcun tamamını talep edebilmesi için ödünç alanların müteselsil sorumlu olması sonucu doğmalıdır.
Müteselsil sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?
- Birlikte ödünç alanlar ödünç verene karşı müteselsilen sorumlu olur ve ödünç veren borcun tamamını her birinden talep edebilir.
- Müteselsil sorumluluk nedeniyle bir ödünç alanın yaptığı ödeme, diğerlerini de borçtan kurtarır; ödeme sonucu bu kişi iç ilişkide diğerlerine karşı rücu hakkı kazanır.
- Ödünç alanlardan biri aleyhine ileri sürülebilecek kişisel def'iler, diğer borçlular bakımından kendiliğinden ileri sürülmez; bu konuda genel müteselsil borçluluk hükümleri (m.162 vd.) uygulanır.
- Ödünç alanlardan birinin tek başına ödünç aldığı kabul edilirse m.382 uygulanmaz ve sorumluluk yalnız o kişiye aittir.
Birlikte ödünç alma ile tek kişinin ödünç alması arasındaki fark nedir?
Birden çok kişinin aynı şeyi birlikte ödünç aldığı hal, müteselsil sorumluluğu doğurur.
Tek bir kişinin ödünç alması halinde ödünç alan tek başına sorumludur ve müteselsillik sorunu doğmaz.
Müteselsil sorumluluk yalnız birlikte ödünç alma halinde söz konusu olur.
Dış ilişki ile iç ilişki arasındaki fark nedir?
Dış ilişki, müteselsil borçluların ödünç verene karşı sorumluluğudur ve m.382 bu ilişkiyi düzenler.
İç ilişki, müteselsil borçluların kendi aralarındaki pay ve rücu ilişkisidir ve m.382'de düzenlenmez.
Ödünç veren borcun tamamını her birinden isteyebilir; ödünç alanlar arasındaki paylaşım ise ayrı bir hesaba tabidir.
Müteselsil sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birlikte ödünç alma ile birbirinden bağımsız iki ayrı ödünç sözleşmesini karıştırmak; ikinci durumda m.382 uygulanmaz.
- Müteselsil sorumluluğu, ödünç alanlar arasındaki paylaşım oranına göre sınırlı saymak; dış ilişkide alacaklı borcun tamamını her birinden isteyebilir.
- m.382'yi iç ilişkideki pay ve rücu sorusunun çözümü olarak uygulamak; bu konu m.61-62 ile çözülür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birlikte ödünç almada müteselsil sorumluluğun doğması için ödünç alanların tek bir ödünç ilişkisinde yer almış olması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/305 E., 2022/446 K., 26.05.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Ödünç verenin, birden çok kişinin aynı şeyi birlikte ödünç aldığını ispat etmesi gerekir; bu, ödünç sözleşmesi, teslim belgesi veya tanık gibi delillerle yapılabilir.
- Ödünç alanların her biri, kendisinin birlikte ödünç alan olmadığını veya ödünç ilişkisinde yer almadığını ileri sürüyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür.
- Ödünç alanlardan biri ödemede bulunduğunu iddia ederse, ödemeyi kendisi ispatlar; bu ödeme diğerleri bakımından da sonuç doğurur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.162-168: Müteselsil borçluluğun genel hükümleridir. m.382 bakımından niteliğe aykırı düşmedikçe bu hükümler uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.61-62: Haksız fiilde müteselsil sorumluluk ve iç ilişkide paylaşım ile rücu hükümleridir. m.382'nin iç ilişki yönünü tamamlarlar; m.382 kendisi bu konuyu düzenlemez.
- 6098 sayılı Kanun m.379 vd.: Ödünç sözleşmesinin genel hükümleridir. m.382, birden çok ödünç alanın bu sözleşmeden doğan sorumluluğunu düzenler.
TBK m.383 — Amacı belirlenmiş kullanmada
Madde, kullanma için belirli bir süre öngörülmemiş kullanım ödüncü (ariyet) sözleşmelerinde sözleşmenin kendiliğinden hangi hallerde sona ereceğini ve ödünç verenin hangi hallerde şeyi daha önce geri isteyebileceğini düzenler. Birinci fıkra, amacı belirlenmiş ödünçte kullanımın tamamlanmasını veya kullanılabilecek kadar zamanın geçmesini sona erme nedeni sayar. İkinci fıkra, ödünç alanın sözleşmeye aykırı kullanımı, şeyi bozması, başkasına kullandırması ve önceden bilinmeyen bir nedenle ödünç verenin ivedi gereksiniminin doğması hallerinde erken geri isteme hakkını düzenler. Madde, ödünç alanın kişiliğine bağlı ölümle sona ermeyi, süreli ödünçte süre dolumunu, süresiz ödünçte fesih hakkını ve tüketim ödüncünü düzenlemez. Ödünç veren ile ödünç alan arasındaki ilişkiye uygulanır; kira ve diğer kullanma ilişkileri için özel hükümler saklıdır. Belirli süreli ödünçte süre dolumu (m.384 ve m.385 kapsamı dışında kalan ayrıntılar dahil), ödünç alanın ölümü (m.385), süresiz ödünçte fesih (m.384) ve tüketim ödüncü (m.392 ve çevresi) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Amacı belirlenmiş kullanmada: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kullanım ödüncü (ariyet)
- Ödünç verenin bir şeyi karşılıksız olarak ödünç alanın kullanımına bırakmayı, ödünç alanın da kullanım bitince aynen geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Şeyin mülkiyeti ödünç alana geçmez; bu yönüyle tüketim ödüncünden ayrılır.
- Amacı belirlenmiş ödünç
- Kullanma için süre belirtilmemiş, ancak kullanım amacı kararlaştırılmış ödünçtür. Amaca uygun kullanım gerçekleştiğinde ya da bu kullanım için gereken zaman geçtiğinde sözleşme kendiliğinden sona erer.
- Sözleşmeye aykırı kullanım
- Ödünç konusu şeyin sözleşmede kararlaştırılan biçim veya amaç dışında kullanılmasıdır. Kullanım amacı sözleşmede açıkça belirtilmemiş olsa bile olağan kullanım sınırının dışına çıkılması bu kapsamda değerlendirilir.
- İvedi gereksinim
- Ödünç verenin, sözleşme kurulduğunda öngöremediği bir nedenle ödünç konusu şeye acilen ve bizzat ihtiyaç duymasıdır. Gereksinimin ödünç verenin kendisinden kaynaklanan bir öngörülebilir ihtiyaç olmaması gerekir.
- Öngörülemeyen durum
- Sözleşme kurulduğu ya da en geç şey teslim edildiği anda, makul ve orta zekalı bir kişinin ilgili ihtiyacı öngöremediği durumdur. Öngörülebilirlik bu objektif ölçüte göre belirlenir.
Amacı belirlenmiş kullanmada: hangi şartlar aranır?
- Kullanma için belirli bir süre kararlaştırılmamış olmalıdır; süre kararlaştırılmışsa birinci fıkra değil sözleşmenin süresi ve ikinci fıkranın erken geri isteme hakkı değerlendirilir.
- Birinci fıkra halinde ödünç alan, ödünç konusunu sözleşme uyarınca kullanmış olmalı ya da kullanabilecek kadar zaman geçmiş olmalıdır.
- İkinci fıkra halinde ödünç alan, ödünç konusunu sözleşmeye aykırı olarak kullanmalı, onu bozmalı ya da kullanmak için başka bir kimseye vermiş olmalıdır.
- Alternatif olarak ödünç verenin, önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ivedi gereksinimi ortaya çıkmış olmalıdır.
- İvedi gereksinimin sözleşme kurulduğu ya da en geç teslim anında öngörülemeyen bir durumdan doğması gerekir; ödünç veren bu gereksinimi kendisi yaratmamış olmalıdır.
- Ödünç veren, sözleşmenin sona erdiğini ya da şeyin geri verilmesi gerektiğini ileri sürebilmek için ödünç konusu şeyi talep etmiş olmalıdır.
Amacı belirlenmiş kullanmada: hangi sonuçları doğurur?
- Kullanma için süre öngörülmemiş ve ödünç konusu sözleşme uyarınca kullanılmışsa sözleşme kendiliğinden sona erer ve ödünç alan şeyi geri vermekle yükümlü olur.
- Kullanma için süre öngörülmemiş ve kullanılabilecek kadar zaman geçmişse sözleşme kendiliğinden sona erer; kullanmanın fiilen yapılmış olması aranmaz.
- Ödünç alan şeyi sözleşmeye aykırı kullanır, bozar veya başkasına kullandırırsa ödünç veren şeyi sözleşmenin süresi dolmadan geri isteyebilir.
- Önceden bilinmeyen bir durum nedeniyle ödünç verenin ivedi gereksinimi doğarsa ödünç veren şeyi daha önce geri isteyebilir.
- Sözleşmeye aykırılık halinde ihtar çekilmesi ve mehil verilmesi gerekmez; ödünç veren derhal iade talebinde bulunabilir.
- İvedi gereksinim öngörülebilir bir ihtiyaçtan doğmuşsa erken geri isteme hakkı doğmaz ve sözleşme ödünç verenin istediği erken sona ermeye bağlı kalmaz.
- Madde emredici nitelikte görünmemektedir; ancak erken geri isteme hakkını kaldıran ya da genişleten sözleşme kayıtlarının geçerliliği metinde düzenlenmemiştir.
Amacı belirlenmiş ödünç ile süresi belirlenmiş ödünç arasındaki fark nedir?
Amacı belirlenmiş ödünçte sözleşme, amacın gerçekleşmesi ya da kullanım için gereken zamanın geçmesiyle kendiliğinden sona erer.
Süresi belirlenmiş ödünçte sözleşme, kararlaştırılan sürenin dolmasıyla sona erer.
Süre kararlaştırılmışsa birinci fıkra uygulanmaz; sona erme anı sürenin dolumudur. Amaca bağlı ödünçte süre dolumu ayrıca aranmaz.
Birinci fıkra hali ile ikinci fıkra hali arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, ödünç alanın normal kullanımının tamamlanmasına dayanır ve kimsenin kusuru aranmaz.
İkinci fıkra, ödünç alanın aykırılığına ya da ödünç verenin sonradan doğan ivedi gereksinimine dayanır.
Birinci fıkrada sözleşme kendiliğinden sona erer; ikinci fıkrada ödünç veren şeyi sözleşmenin süresi dolmadan geri isteyebilir.
Ödünç alanın sözleşmeye aykırılığı ile ödünç verenin ivedi gereksinimi arasındaki fark nedir?
Sözleşmeye aykırılık halinde sebep ödünç alanın davranışıdır ve ödünç alanın kusuru ile ilgilidir.
İvedi gereksinimde sebep ödünç verenin öngörülemeyen ihtiyacıdır ve kimsenin kusuru aranmaz.
Her iki halde de ödünç veren erken geri isteme hakkını kazanır; ancak ivedi gereksinimde öngörülemezlik ve ödünç verenin bizzat ihtiyacı koşulu aranır.
Amacı belirlenmiş kullanmada: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Amacı belirlenmiş ödünçte süre öngörülmediği için sözleşmenin hiç sona ermeyeceğini varsaymak; kullanım amacının gerçekleşmesi sözleşmenin sona ermesi için yeterlidir.
- Birinci fıkradaki "kullanabilecek kadar zaman geçmesi" koşulunu gerçek kullanımın yapılmış olması koşuluyla karıştırmak.
- Sözleşmeye aykırı kullanımda ihtar çekmeyi ya da mehil vermeyi zorunlu saymak; m.383 ikinci fıkrası bunu aramaz.
- İvedi gereksinimi, öngörülebilir bir ihtiyaç olsa bile erken geri isteme sebebi saymak; öngörülemezlik koşulu zorunludur.
- Ödünç alanın ölümünü m.383 kapsamında değerlendirmek; ölüm ayrı bir sona erme nedenidir ve m.385'e tabidir.
- Tüketim ödüncü ilişkisine m.383'ü uygulamak; m.383 kullanım ödüncü için düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kullanım ödüncünde süre öngörülmemişse ödünç verenin ihtar çekmeden ve ödünç alanın geri verme borcunu kendiliğinden doğan sonuç olarak değerlendiren yaklaşım benimsenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/912 E., 2024/47 K., 18.01.2024; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/394 E., 2023/643 K., 05.09.2023)
- Ödünç alanın şeyi sözleşmeye aykırı kullanması, bozması ya da başkasına vermesi halinde ihtar ya da mehil aranmadan derhal iade talep edilebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/394 E., 2023/643 K., 05.09.2023)
- Ödünç ilişkisinin sona erme tarihinin belirlenmesinde sözleşmenin ayrı hükümleri ile m.383 birlikte değerlendirilmekte; uyuşmazlık sözleşmeden doğan alacak niteliğiyle ele alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/305 E., 2022/446 K., 26.05.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Erken geri isteme talebinde bulunan ödünç veren, sözleşmenin kullanım amacını ve kullanımın sözleşmeye aykırılığını ispatla yükümlüdür; yazılı sözleşme, kullanım amacına ilişkin yazışmalar ve tanık beyanı bu amaçla kullanılabilir.
- Ödünç alanın sözleşme uyarınca kullanımı tamamladığını ya da kullanabileceği kadar zamanın geçtiğini ileri sürmesi halinde bu savunmayı ispatlaması ödünç alana düşer.
- İvedi gereksinim iddiasında bulunan ödünç veren, gereksinimin sözleşme kurulduğunda öngörülemediğini ve bizzat kendisinin ihtiyaç duyduğunu ispatlamalıdır.
- Ödünç alan, aykırı kullanım iddiasını çürütmek için şeyin kullanımına ilişkin kendi beyanını ve olağan kullanım delillerini ileri sürebilir; bu savunmanın ispatı ödünç alana aittir.
- Ödünç veren, şeyin geri verilmediğini ve ihtar yapılmadığını ispatlamak zorunda değildir; ancak şeyin iade edilmediğini ileri sürerek talep ettiği iade ve tazminat bakımından ilgili delilleri sunmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.384: Ödünç konusu, kullanım süresi ve amacı belirlenmeden verilmişse ödünç verenin dilediği zaman geri isteyebileceğini düzenler; m.383 ise amacı belirlenmiş ödüncü kapsar.
- 6098 sayılı Kanun m.385: Ödünç alanın ölümünü sözleşmenin kendiliğinden sona erme nedeni sayar; m.383'te sayılan sona erme hallerinden ayrı bir sebeptir.
- 6098 sayılı Kanun m.392: Tüketim ödüncünü düzenler; m.383 kullanım ödüncü için olup tüketim ödüncü ilişkisine doğrudan uygulanmaz.
- 6098 sayılı Kanun m.112: Ödünç alanın şeyi geri vermemesi ya da şeye zarar vermesi halinde sorumluluk hükümlerinin uygulanmasını sağlayan genel borç hükümleridir.
TBK m.384 — Amacı belirlenmemiş kullanmada
Bu madde, ödünç konusu, kullanım süresi ve kullanım amacı belirlenmeden verilmiş ödünç ilişkisinde ödünç verenin geri isteme hakkını düzenler. Hükmün konusu, belirsiz süreli kullanım ödüncü sözleşmesinin ödünç verence dilediği zaman feshedilmesi ve şeyin geri istenmesidir. Madde, kullanım ödüncü alanın borçlarını, süreli sözleşmelerde geri verme yükümlülüğünü, sözleşmenin olağanüstü sebeplerle (ihlal, ivedi gereksinim) bozulmasını ve ödünç alanın ölümünü düzenlemez; bunlar sırasıyla 380 (uygun kullanma ve ödünç alanın borçları), 383 (süreli sözleşmede geri verme ve olağanüstü fesih) ve 385 (ödünç alanın ölümü) maddelerinde yer alır. Ayrıca ödünç verenin bu hakkını kullanmasından doğan geri verme ve zamanaşımı ayrıntıları ile usul yönü bu maddenin kapsamı dışındadır.
Amacı belirlenmemiş kullanmada: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kullanım ödüncü
- Ödünç verenin bir şeyi karşılıksız olarak ödünç alana kullanması için bırakması ve şeyin geri verilmesini kararlaştırdığı sözleşmedir. Bu hükümde yalnızca hem kullanım süresinin hem de kullanım amacının belirlenmediği hal ele alınır.
- Belirsiz süreli sözleşme
- Kullanım süresi ve kullanım amacı kararlaştırılmadan kurulan kullanım ödüncü sözleşmesidir. Bu sözleşme, süreye ya da amaca bağlı olmadığı için ödünç verenin dilediği zaman feshine açıktır.
- Dilediği zaman geri isteme
- Ödünç verenin herhangi bir süre, mehil ya da gerekçe göstermeksizin şeyin iadesini talep edebilmesidir. Hakkın kullanımı dürüstlük kuralına bağlıdır.
- Dürüstlük kuralı
- Hakkın kullanılmasında ve sözleşmenin yorumunda gözetilmesi gereken genel ölçüttür. Ödünç verenin dilediği zaman geri isteme hakkı da bu ölçüte uygun kullanılmak zorundadır.
Amacı belirlenmemiş kullanmada: hangi şartlar aranır?
- Ödünç konusu şeyin ödünç alana verilmiş olması gerekir.
- Kullanım süresinin sözleşmeyle belirlenmemiş olması gerekir.
- Hangi amaçla kullanılacağının da sözleşmeyle belirlenmemiş olması gerekir; amaç ya da süreden yalnızca biri belirlenmişse madde uygulanmaz.
- Ödünç verenin geri isteme beyanının dürüstlük kuralına uygun olarak yapılması gerekir.
- Geri isteme sonucunda şeyin ödünç verene iadesi sağlanır; ödünç veren bu hakkı kullanmak için ödünç alana mehil vermek ya da bir gerekçe göstermek zorunda değildir.
Amacı belirlenmemiş kullanmada: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlar varsa ödünç veren, herhangi bir süre beklemeksizin ve dilediği zaman şeyin iadesini isteyebilir.
- Geri isteme ile sözleşme sona erer ve ödünç alanın şeyi geri verme borcu doğar.
- Süre ya da amaç belirlenmişse bu madde uygulanmaz; ödünç veren bu süreye ya da amaca bağlı kalır.
- Hakkın dürüstlük kuralına aykırı kullanılması halinde, geri isteme hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilir ve talep sonuç vermez.
- Ödünç veren geri istemede bulunduktan sonra şeyi almadan ödünç alanın kullanımı sürerse, ödünç alan artık hakka dayanamaz ve kullanımı sürdürmesi hukuka aykırı hale gelir.
- Madde emredici nitelikte değildir; taraflar süreyi veya amacı kararlaştırarak bu sonucu bertaraf edebilir. Bu tür kayıtlar geçerlidir.
Belirli süreli veya amaçlı sözleşme ile belirsiz süreli sözleşme arasındaki fark nedir?
Süre ya da kullanım amacının kararlaştırıldığı sözleşmede geri verme, bu sürenin veya amacın gerçekleşmesine bağlıdır.
Süre ile amacın ikisinin de belirlenmediği sözleşmede ödünç veren dilediği zaman geri isteyebilir.
Belirsiz süreli sözleşmede ödünç veren, süre beklemeden fesih yoluyla şeyi geri alabilir. Süreli sözleşmede ise olağan geri verme anı ya da olağanüstü fesih (m.383) gerekir.
Süre veya amaçtan yalnızca birinin belirlenmesi ile ikisinin de belirlenmemesi arasındaki fark nedir?
Sözleşmede süre belirlenmiş, amaç belirlenmemişse ya da tersi durumda madde uygulanmaz.
Hem süre hem amaç belirlenmemişse madde uygulanır.
Yalnız biri belirlenmişse ödünç veren dilediği zaman geri isteme hakkına sahip olmaz; belirlenen süre veya amaç esas alınır.
Olağan fesih (m.384) ile olağanüstü fesih (m.383/II) arasındaki fark nedir?
Madde 384 hükmünde ödünç verenin serbest iradesine dayanan fesih vardır ve bir sebep aranmaz.
Madde 383/II'deki hallerde ise ihlal, kusurlu bozulma, başkasına kullandırma ya da ivedi gereksinim gibi sebepler gerekir.
Olağanüstü hallerde süre beklemeden geri isteme mümkündür; belirsiz süreli sözleşmede ise sebep göstermeye gerek yoktur ancak hak dürüstlük kuralına uymalıdır.
Amacı belirlenmemiş kullanmada: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 384'ü süreli sözleşmeye uygulamak; süre ya da amaçtan biri belirlenmişse bu maddenin uygulanamayacağını gözden kaçırmak.
- Olağan fesih (m.384) ile olağanüstü fesih (m.383/II) sebeplerini karıştırmak; belirsiz süreli sözleşmede sebep aramak ya da sebep gösterilmemesini geçersizlik saymak.
- Ödünç verenin hakkını sınırsız saymak; dürüstlük kuralına aykırı biçimde ve kötü niyetle kullanılan geri isteme beyanının sonuç doğurmayacağını unutmak.
- Ödünç verene mehil ya da ihtar zorunluluğu aramak; bu hükmün kendisi böyle bir zorunluluk getirmez, ancak dürüstlük kuralı gereği makul bildirim beklenebilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Belirsiz süreli kullanım ödüncü sözleşmesinde ödünç verenin geri isteme beyanını gönderip sözleşmeyi feshettiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/1425 E., 2016/1039 K., 09.11.2016; 1. Hukuk Dairesi, 2012/14348 E., 2013/2603 K., 25.02.2013)
- Ödünç verenin fesih beyanının ardından ödünç alanın şeyi kullanmaya devam etmesi hâlinde, ödünç alanın hukuka dayanmadığı ve fuzuli şagil konumuna düştüğü kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2015/1465 E., 2017/4521 K., 21.09.2017; 1. Hukuk Dairesi, 2012/7658 E., 2012/14578 K., 06.12.2012)
- Uyuşmazlığın ödünç sözleşmesinden doğduğu ve bu hükmün uygulanacağı durumlarda, dava ve icra takibi yönünden görev ve itirazın iptali gibi usul sorularının gündeme geldiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/305 E., 2022/446 K., 26.05.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Geri isteme hakkını ileri süren ödünç veren, sözleşmede süre ve kullanım amacının kararlaştırılmadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yazılı sözleşme, mesaj yazışması veya tanık beyanıyla yapılabilir.
- Ödünç veren, geri isteme beyanının karşı tarafa ulaştığını ispatlamalıdır; ihtarname ya da noter aracılığıyla yapılan bildirim bu konuda en güçlü delildir.
- Ödünç alan, süre ya da amacın sonradan kararlaştırıldığını ya da geri isteme hakkının dürüstlük kuralına aykırı kullanıldığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.
- Şeyin ödünç verene ne zaman teslim edildiği ve kullanım amacının kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı yazılı belge yoksa tanık ve olağan yaşam deneyimine dayanılarak değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.380: Ödünç alanın şeyi uygun biçimde kullanma ve kullanım amacına bağlı kalma borcunu düzenler; geri isteme hakkı bu borca aykırılık hâlinde ayrıca doğar.
- 6098 sayılı Kanun m.383: Süreli sözleşmede geri verme anını ve 383/II'deki olağanüstü fesih hallerini düzenler; madde 384 bu hükmün belirsiz süreli sözleşme için tamamlayıcısıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.385: Ödünç alanın ölümüyle sözleşmenin kendiliğinden sona ermesini düzenler; madde 384 ile birlikte sözleşmenin sona erme yollarını tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.2: Dürüstlük kuralını düzenler; geri isteme hakkının dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiğini belirleyen ölçüttür.
TBK m.385 — Ödünç alanın ölümü
Kullanım ödüncü sözleşmesinin ödünç alanın ölümü halinde kendiliğinden sona ermesini düzenler. Hükmün kapsamı, ödünç alanın ölümü sebebiyle sözleşmenin sona ermesi ve bu sonucun tersini taraflara bırakmayan emredici nitelik ile sınırlıdır. Ödünç verenin ölümünün sözleşmeye etkisi bu maddede değil, ödünç verenin mirasçılarına geçişi ilkesiyle ilgili başka hükümlerde ele alınır. Kullanım ödüncünün diğer sona erme sebepleri (kullanma amacının gerçekleşmesi, süre dolumu, ödünç verenin bozma hakkı, dilediği zaman geri isteme) bu maddenin kapsamında değildir; bunlar TBK m.383 ve m.384 ile düzenlenir. Tüketim ödüncü (karz) sözleşmesinin ölümle sona ermesi de bu maddeye tabi değildir. Ayrıca sözleşmenin ölüm nedeniyle sona ermesinin ifa ve hesap sonuçları ile mirasçıların sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Ödünç alanın ölümü: hangi sonuçları doğurur?
- Ödünç alanın ölümü ile sözleşme ayrı bir irade açıklamasına gerek kalmadan kendiliğinden sona erer.
- Sözleşme sona erdiğinde ödünç alanın mirasçıları sözleşmenin ifasını talep edemez.
- Ödünç alan sözleşme konusu şeyi, sona erme anına ilişkin genel kurallar çerçevesinde geri vermekle yükümlü hale gelir.
- Taraflar sözleşmede ödünç alanın ölümüyle sona ermeyi aksine kararlaştırabilir; bu durumda sözleşme ödünç alanın mirasçıları ile ödünç veren arasında sürer.
- Ödünç verenin ölümü sözleşmeyi sona erdirmez; ödünç verenin mirasçıları sözleşmeye devam eder.
Ödünç alanın ölümü ile ödünç verenin ölümü arasındaki fark nedir?
Ödünç alanın ölümünde sözleşme, kullanım ödüncünün kişiliğe bağlı olması nedeniyle kendiliğinden sona erer. Ölen kişinin şahsına bağlılık ön plandadır.
Ödünç verenin ölümünde sözleşme sona ermez; ödünç verenin mirasçıları sözleşmeye devam eder ve ödünç alanın kullanımına katlanmak zorundadır.
Ödünç alan öldüğünde mirasçılar sözleşmeyi sürdüremez; ödünç veren öldüğünde ise sözleşme mirasçılarla devam eder.
Varsayılan sonuç ile tarafların aksi kararı arasındaki fark nedir?
Kanun, ödünç alanın ölümüyle sona ermeyi kendiliğinden doğan bir sonuç olarak öngörür; hüküm tek başına yeterlidir.
Taraflar sözleşmede ölümle sona ermenin tersini kararlaştırabilir; bu durumda sözleşme ölümden sonra da sürer.
Aksi kararlaştırılmışsa ölüm sözleşmeyi sona erdirmez; sözleşme ödünç alanın mirasçıları ile ödünç veren arasında devam eder.
Ödünç alanın ölümü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kullanım ödüncünü tüketim ödüncü (karz) ile karıştırarak m.385'i karz sözleşmesine uygulamak; m.385 yalnızca kullanım ödüncüne ilişkindir.
- Ödünç verenin ölümünü de ödünç alanın ölümü gibi sözleşmeyi sona erdiren bir sebep saymak; kanun ödünç verenin ölümünü sona erme sebebi saymaz.
- Taraflar aksini kararlaştırmış olsa bile ölümle kendiliğinden sona ermeyi uygulamaya devam etmek; hüküm nispi emredici niteliktedir.
- Mirasçıların sözleşmeyi sürdürme talebini ölüm sonrası kendiliğinden kabul etmek; kişisel nitelik nedeniyle mirasçılar sözleşmeyi sürdüremez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kullanım ödüncünün ödünç alanın şahsına bağlı kurulduğu kabul edilmekte, bu nedenle ölüm sonrası mirasçıların sözleşmeyi sürdürme talebi reddedilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023)
- Ödünç alanın ölümüyle sona erme için ayrı bir fesih beyanı aranmaz; sözleşme kendiliğinden sona erdiği için bu sonuç doğrudan uygulanmaktadır. (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/305 E., 2022/446 K., 26.05.2022)
- Hükmün ödünç veren açısından uygulanmadığı, ödünç verenin ölümünün sözleşmeyi sona erdirmediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Ödünç alanın ölümüyle sözleşmenin sona erdiğini ileri süren taraf, ölüm olgusunu nüfus veya mirasçılık belgesiyle ispatlar.
- Ödünç sözleşmesinin kullanım ödüncü niteliğinde olduğunu ileri süren taraf, sözleşmenin ödünç alanın şahsına bağlı kurulduğunu sözleşme metni, tanık ve diğer yazılı delillerle ortaya koyar.
- Taraflar arasında ölümle sona ermenin aksinin kararlaştırıldığını ileri süren taraf, bu anlaşmayı yazılı delille ispatlamalıdır; yazılı delil bulunmadığında tanık dinletilmesi karşı tarafın itirazına bağlı olabilir.
- Ödünç alanın mirasçılarının sözleşmeyi sürdürmesini ya da ödünç verenin sözleşmeyi ölümle sona erdiğini savunmasını ileri süren taraf bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.383: Kullanım ödüncünün diğer sona erme ve bozma hallerini düzenler; ölüm dışındaki sebepler bu maddeye göre değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.384: Kullanım süresi ve amacı belirlenmemiş ödünçte ödünç verenin dilediği zaman geri isteme hakkını düzenler; ölümle sona ermeden bağımsız bir sona erme yoludur.
- 6098 sayılı Kanun m.380: Ödünç alanın şeyi bizzat kullanma yükümlülüğünü düzenler; kişisel nitelik vurgusunu destekler.
- 6098 sayılı Kanun m.392: Tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi hükümlerinin bu bölümde yer aldığını gösterir; m.385 tüketim ödüncüne uygulanmaz.
TBK m.386 — Tanımı
TBK m.386, tüketim ödüncü sözleşmesinin tanımını yapar: ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmenin unsurlarını belirler. Kime uygulandığı açısından madde, ödünç veren ve ödünç alan sıfatıyla taraf olan kişiler bakımından geçerlidir. Madde; sözleşmenin faiz yükümlülüğünü, ivazlı veya ivazsız niteliğini, geri verme süresini, zamanaşımını ve tüketim ödüncüne özgü diğer hükümleri düzenlemez.
Tanımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüketim ödüncü
- Ödünç verenin bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin mülkiyetini ödünç alana devrettiği, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Eski Borçlar Kanunundaki karz kavramının yerini almıştır.
- Tüketilebilen şey (misli şey)
- Kullanılmasının tüketilmesine bağlı olan ve sözleşme sonunda aynen değil, aynı cins, nitelik ve miktarda bir benzeriyle iade edilebilen maddi şeydir. Parça borcu oluşturan, ferdiyle belli şeyler bu kapsama girmez.
- Para
- Tüketim ödüncünün konusunu oluşturabilen, mülkiyeti ödünç alana geçen ödeme aracıdır. Madde, yerli ya da yabancı para ayrımı yapmaz; yabancı paranın konu olup olamayacağı ayrıca düzenleyici işlemlerle belirlenir.
- Mülkiyetin devri
- Ödünç verenin, sözleşme konusu şeyin mülkiyetini ödünç alana geçirmeyi taahhüt etmesidir. Kullanım ödüncünden farkı budur; kullanım ödüncünde yalnızca kullanma hakkı devredilir.
- Aynı nitelik ve miktar
- Ödünç alanın geri vereceği şeyin, aldığı şeyin aynı değil, cins, nitelik ve miktar bakımından denk olması gerektiğini ifade eder.
Tanımı: hangi şartlar aranır?
- Sözleşme konusunun bir miktar para ya da tüketilebilen bir şey olması gerekir.
- Ödünç verenin, konunun mülkiyetini ödünç alana geçirmeyi üstlenmesi gerekir.
- Ödünç alanın, aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlenmesi gerekir.
- Sözleşmenin genel kurulma ve geçerlilik unsurlarını taşıması gerekir; tüketim ödüncü için özel bir şekil öngörülmemiştir.
- Ödünç konusu şeyin ferdiyle belli, parça borcu niteliğinde bir şey olmaması gerekir.
- Sözleşmenin kurulması için konunun ödünç alana fiilen teslim edilmesi gerekmez; teslim ifa için gereklidir.
Tanımı: hangi sonuçları doğurur?
- Sözleşme geçerli kurulduğunda ödünç alan konuyu tüketebilir veya yok edebilir ve aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermekle yükümlü olur.
- Mülkiyet ödünç alana geçtiğinden ödünç veren sözleşme sona erdiğinde yalnızca şahsi hakka dayanarak iade talep edebilir.
- Ödünç veren sözleşme süresince konuyu ödünç alanın emrinde tutma yükümlülüğü taşımaz; mülkiyet devredildiği için bu sürede konu üzerinde ayni hakkı kalmaz.
- Konu aynen değil, eşit miktar ve nitelikte bir benzerle iade edildiğinden, iade edilen şeyin aynı şey olması gerekmez.
- Madde, faiz kararlaştırılmamışsa ödünç alanın faiz ödemesini öngörmez; faiz ayrıca kararlaştırılmalıdır (m.387).
Tüketim ödüncü ile kullanım ödüncü arasındaki fark nedir?
Tüketim ödüncünde mülkiyet ödünç alana geçer ve ödünç alan aynı nitelik ve miktarda başka bir şeyi geri verir.
Kullanım ödüncünde yalnızca kullanma hakkı devredilir ve aynı şeyin kendisi geri verilir.
Mülkiyetin geçip geçmemesi ve iade edilecek şeyin niteliği bakımından farklı hükümler uygulanır.
Tüketim ödüncü ile kira arasındaki fark nedir?
Tüketim ödüncünde konu tüketilebilen (misli) bir şeydir ve mülkiyet devredilir.
Kirada konu genellikle kullanılarak zarar görmeyen şeydir ve mülkiyet kiraya verende kalır.
Kiracı konuyu tüketmez; tüketim ödüncünde ödünç alanın tüketme yetkisi vardır.
Parayla yapılan ödünç ile misli şeyle yapılan ödünç arasındaki fark nedir?
Konu para olduğunda para borçlarına ilişkin genel hükümler (TBK m.88, 99, 120, 122) da uygulanabilir.
Konu diğer tüketilebilen bir şey olduğunda bu hükümlerin uygulanması söz konusu değildir.
Para borcu rejimi yalnızca para konulu sözleşmede işler.
Faizsiz ile faizli tüketim ödüncü arasındaki fark nedir?
Faiz kararlaştırılmadığında sözleşme eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir.
Faiz kararlaştırıldığında sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeye dönüşür.
Faiz ödenmesi ve karşılıklılık açısından sonuçlar değişir.
Tanımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tüketim ödüncünü kullanım ödüncü (ariyet) ile karıştırmak; mülkiyetin ödünç alana geçtiğini ve aynen değil benzer bir şeyin iade edildiğini gözden kaçırmak.
- Maddedeki 'devretmeyi' sözcüğünü mülkiyet devri anlamında okumamak; gerekçe, bu sözcüğün kullanma değeri anlamında yorumlanması gerektiğini belirtir.
- Konu ferdiyle belli bir şey olduğu halde tüketim ödüncü hükümlerini uygulamak; bu tür şeyler ancak kira veya kullanım ödüncüne konu olabilir.
- Faiz kararlaştırılmamış adi tüketim ödüncünü ticari tüketim ödüncü gibi karşılıklı borç doğuran sözleşme olarak değerlendirmek.
- Yabancı paranın tüketim ödüncü konusu olabileceğini mutlak sanmak; 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı kapsamındaki yabancı para konulu sözleşmelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
- Sözleşmenin kurulması için konunun fiilen teslim edilmesini aramak; teslim ifa için gereklidir, kuruluş için değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, bir ödemenin tüketim ödüncü mü yoksa başka bir borç ilişkisi mi olduğunu belirlerken, alacaklının konu parayı mülkiyet devriyle ödünç alana verdiğini ve iadenin aynı nitelik ve miktarda yapılacağını değerlendirmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023)
- Tanım maddesi, sözleşmenin tarafları arasındaki iade borcunu esas alan bir çerçeve olarak kullanılmakta ve dava konusu ilişkinin bu çerçeveye oturup oturmadığı incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3089 E., 2026/322 K., 17.02.2026)
- Uyuşmazlığın tüketim ödüncünden kaynaklandığı iddiasıyla açılan itirazın iptali davalarında m.386 tanımı temel alınarak sözleşmenin niteliği belirlenmektedir. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2025/630 K., 24.04.2025)
- İstinaf incelemelerinde m.386'daki tanım, ödünç ilişkisinin varlığını ve iade yükümlülüğünün kapsamını tespit etmek için dayanak alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/2897 E., 2025/2775 K., 29.12.2025)
- Takibe konu alacağın tüketim ödüncü sözleşmesinden doğup doğmadığı belirlenirken, sözleşmenin karz niteliği taşıdığı kabul edilmekte ve takibin iptali ya da devamı bu tespite göre verilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026)
- Tüketim ödüncü tanımı, tarafların borçlarını esas alan bir çerçeve olarak yorumlanmakta; alacağın bu sözleşmeden doğduğunun ispatı ilgili ödeme belgeleri üzerinden yapılmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1401 E., 2026/277 K., 13.03.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Tüketim ödüncü sözleşmesinden doğan alacağı ileri süren taraf, konunun ödünç alana devredildiğini ve iade borcunun doğduğunu ispatla yükümlüdür.
- Sözleşme herhangi bir şekle tabi olmadığından ispat, HMK'nın senetle ispat kuralına tabidir; bu nedenle yazılı belge ile ispat esastır.
- Banka dekontu gibi havale ve ödeme belgeleri, paranın ödünç alana aktarıldığını ve açıklamasının ödünç ilişkisini gösterdiğini ortaya koyan başlıca delillerdir.
- Ödünç alan, paranın kendisine borç olarak değil başka bir nedenle (örneğin avans ya da ödeme) verildiğini ileri sürerse, bu savunmayı ispat yükü kendisine düşer.
- Ödünç alanın iadeyi yaptığını veya borcun sona erdiğini ileri sürmesi halinde bu savunmayı ispat etmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.387: Adi tüketim ödüncünün ivazsız olduğunu ve faizin ancak kararlaştırılmasıyla doğacağını düzenler; m.386'daki tanımın ticari ve adi ayrımında tamamlayıcıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.88: Konu para olduğunda para borçlarına ilişkin genel hükümlerin tüketim ödüncünde de uygulanabileceğini belirleyen kurallardan biridir.
- 6098 sayılı Kanun m.99: Para borçlarına ilişkin genel hükümlerden olup, para konulu tüketim ödüncünde uygulanabilir.
- 6098 sayılı Kanun m.120: Para borçlarına ilişkin genel hükümlerden olup, para konulu tüketim ödüncünde uygulanabilir.
- 6098 sayılı Kanun m.122: Para borçlarına ilişkin genel hükümlerden olup, para konulu tüketim ödüncünde uygulanabilir.
- 6098 sayılı Kanun m.392: Tüketim ödüncü sözleşmesinin devamındaki ilgili hükümler kapsamında bulunur; tanım maddesinin uygulanmasında tamamlayıcı niteliktedir.
TBK m.387 — Genel olarak
Bu madde, tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz borcunun doğup doğmayacağını düzenler. Adi (ticari olmayan) ve ticari tüketim ödüncü ayrımına göre, faizin taraflarca kararlaştırılmasının gerekip gerekmediğini belirler. Faiz oranını, faize faiz yasağını ve temerrüt faizini düzenlemez; bunlar için TBK m.388 ve m.120 ile m.121 ilgili yerlerdir. Ayrıca ödüncün tanımını ve iade yükümlülüğünü düzenlemez (m.386), faiz alacağının zamanaşımı ve asıl alacakla ilişkisi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.131, m.152).
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüketim ödüncü sözleşmesi
- Ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilir bir şeyi ödünç alana devrettiği, ödünç alanın aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu maddenin uygulanabilmesi için sözleşmenin konusunun para olması gerekir.
- Ticari olmayan tüketim ödüncü (adi tüketim ödüncü)
- Ödüncün ticari işletme faaliyeti kapsamında yapılmadığı tüketim ödüncü sözleşmesidir. Bu halde faiz, ancak taraflar kararlaştırmışsa istenebilir.
- Ticari tüketim ödüncü
- Ödüncün taraflardan birinin ya da her ikisinin ticari işi kapsamında yapıldığı tüketim ödüncü sözleşmesidir. Kanun, bu halde faizin taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile istenebileceğini öngörür.
- Sözleşmeyle kararlaştırılan faiz
- Tarafların ödünç ilişkisi için faiz ödeneceğini açıkça ya da sözleşmenin yorumuyla kabul ettikleri faiz borcudur. Adi ödüncte faiz borcunun tek kaynağıdır.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Ödünç ilişkisinin tüketim ödüncü sözleşmesi niteliğinde olması ve konusunun para ya da tüketilebilir bir şey olması gerekir.
- Ödünç ilişkisinin ticari olmayan bir tüketim ödüncü olması hâlinde, faiz ödenmesinin taraflarca açıkça ya da fiilen kararlaştırılmış olması gerekir; kararlaştırma yoksa faiz istenemez.
- Ödünç ilişkisinin ticari tüketim ödüncü olması hâlinde, faiz ödenmesi için taraflarca ayrıca kararlaştırma yapılmış olması gerekmez; ticari nitelik faiz istenmesi için yeterlidir.
- Faiz isteneceği hâllerde, faiz oranının tespit edilmesi ve faiz borcunun doğması için ödünç verilen paranın kullanıldığı süre dikkate alınır; oran belirlenmemişse m.388 uygulanır.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Ticari olmayan tüketim ödüncünde taraflar faiz kararlaştırmamışsa ödünç alan faiz ödemekle yükümlü olmaz.
- Ticari olmayan tüketim ödüncünde faiz kararlaştırılmışsa faiz borcu doğar ve ödünç alan bu faizi ödemekle yükümlüdür.
- Ticari tüketim ödüncünde faiz kararlaştırılmamış olsa bile paranın kullanıldığı süre için faiz istenebilir.
- Ticari tüketim ödüncünde faiz, sözleşme yapılırken öngörülmemiş olsa dahi, kanun gereği istenebilir.
- Madde metninde açıkça bir emredicilik ya da yedeklilik ifadesi bulunmamakla birlikte, ticari olmayan halde faiz borcunun kararlaştırmaya bağlanması tarafların serbestliğine bırakılmıştır; ticari halde kanunun faiz borcunu kendiliğinden doğurması, aksini kararlaştırma serbestisi bakımından sınırı oluşturur.
Ticari olmayan tüketim ödüncü ile ticari tüketim ödüncü arasındaki fark nedir?
Ticari olmayan tüketim ödüncünde faiz borcu sözleşmeye bağlıdır. Taraflar faiz kararlaştırmamışsa faiz istenemez.
Ticari tüketim ödüncünde ise taraflar faiz kararlaştırmamış olsalar bile faiz istenebilir. Ticari nitelik, faiz borcunun kaynağı olarak kanundan gelir.
Adi ödüncde faiz için açık ya da fiili bir kararlaşma aranır; ticari ödüncde bu aranmaz. Aynı miktarlı iki ödünçte yalnızca ticari nitelik nedeniyle faiz talep edilebilir veya edilemez.
Ticari olmayan tüketim ödüncü (faiz kararlaştırılmış) ile ticari tüketim ödüncü (faiz kararlaştırılmış) arasındaki fark nedir?
Faiz kararlaştırılmışsa, ticari olmayan halde de oran sözleşmeyle belirlenir ve m.388 sınırları geçerlidir.
Ticari halde de faiz kararlaştırılmışsa sözleşmedeki faiz geçerlidir; oran konusunda ticari işlerde taraflar serbesttir.
Kararlaştırma varsa ayrım faiz borcunun doğmasında değil, oranın sınırında belirleyici olur. Adi ödüncte oran sınırı m.388 ile çizilir; ticari ödüncde bu sınır kanunda yoktur.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ticari tüketim ödüncünde de faiz kararlaştırılmadan faiz istenemeyeceğini düşünmek; oysa kanun bu halde faizi kendiliğinden doğurur.
- Adi tüketim ödüncünde faiz kararlaştırılmamış olsa bile kanuni faiz oranı üzerinden faiz talep etmek; adi ödüncte kararlaştırma olmadan faiz istenemez.
- Ticari ilişkiyi ödünç verenin ya da alanın kişisel niteliğine göre belirlemek; ticarilik işlemin ticari faaliyet kapsamında yapılıp yapılmadığına göre tespit edilir.
- Ticari olmayan halde faiz kararlaştırılmışsa bile oranın serbestçe belirlenebileceğini sanmak; adi ödüncte oran sınırları m.388 ve m.88 ile çizilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari tüketim ödüncünde faizin kanun gereği istenebileceği, taraflar ayrıca kararlaştırmamış olsa bile talep edilebileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/1025 E., 2026/451 K., 30.04.2026)
- Ticari tüketim ödüncü olup olmadığı tespit edilirken, ödünç verilen paranın ticari faaliyet kapsamında kullanılıp kullanılmadığına bakılmaktadır; bu tespitte işlemin ticari nitelik taşımadığı sonucuna varılması hâlinde adi ödünç hükümleri uygulanmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023)
- Taraflar arasında yapılan para gönderme işlemlerinin ticari nitelik taşımadığı kabul edilerek, bu işlemlerin tüketim ödüncü olarak değerlendirilip faiz istemi için kararlaştırmanın aranması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023)
- Ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibinde, faiz talebinin dayanağının ticari ödünç olduğu kabul edildiğinde, faiz kararlaştırılmamış olsa dahi talep edilebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Faiz talep eden taraf, ödünç ilişkisinin varlığını ve konusunun para olduğunu yazılı belge, banka kaydı ya da tanık gibi delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Ticari ödüncü ileri süren taraf, ödünç verenin ya da ödünç alanın ticari işletme faaliyeti kapsamında hareket ettiğini ispatlamalıdır; ticari nitelik kanunun faiz borcunu doğurmasının dayanağı olduğu için bu iddia önemlidir.
- Ticari olmayan ödüncte faiz talep eden taraf, faiz kararlaştırıldığını yazılı belge veya diğer delillerle ispat etmelidir; kararlaştırma ispatlanamazsa faiz talebi reddedilir.
- Karşı taraf, ödünç ilişkisinin ticari olmadığını ya da faiz kararlaştırılmadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.386: Tüketim ödüncü sözleşmesinin tanımını verir. Bu maddenin uygulanabilmesi için sözleşmenin ödünç niteliğini belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.388: Faiz oranını, faize faiz yasağını ve adi ödüncte üst sınırı düzenler. Faiz borcu doğduktan sonra oranın belirlenmesi bakımından bu maddenin devamıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.88: Adi işlerde akdi faiz oranının kanuni faizin en fazla yüzde elli fazlası olabileceğini düzenler; m.388 üzerinden dolaylı bağlantısı vardır.
- 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüt hâlinde kanuni temerrüt faizi oranını belirler; bu madde faiz borcunun doğmasını, m.120 ise temerrüt faizini düzenler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.8: Ticari işlerde faiz oranının taraflarca serbestçe belirlenebileceğini öngörür; ticari ödüncde oran serbestisinin dayanağıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.131: Asıl alacak sona erince faiz alacağının akıbetini düzenler; faiz borcunun doğmasıyla değil, sonrasıyla ilgilidir.
TBK m.388 — Faize ilişkin özel kurallar
TBK m.388, tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranının nasıl belirleneceğini ve faiz borcunun yıllık ödenmesini, ayrıca faize faiz yürütülmesinin yasaklanmasını düzenler. Faiz oranının sözleşmede belirlenmemesi hâlinde uygulanacak oranın kaynağını, faizin ödeme periyodunu ve birleşik (mürekkep) faiz yasağını kapsar. Hüküm, tüketim ödüncü sözleşmesinin taraflarına, yani ödünç veren ile ödünç alan arasındaki ilişkiye uygulanır. Faiz ödenip ödenmeyeceği (adi ve ticari ayrımı, TBK m.387), faiz oranına üst sınır getiren genel kuralın ayrıntısı (TBK m.88), temerrüt faizinin oranı (TBK m.120) ve ödünç sözleşmesinin genel hükümleri (TBK m.386-387) bu maddede düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerde yer alır.
Faize ilişkin özel kurallar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüketim ödüncü
- Ödünç verenin, ödünç alana para ya da misli eşyanın mülkiyetini devretmesi ve alanın aynı cins ve miktarda iade etmeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu maddede konu para olduğunda uygulanır.
- Ödünç alma zamanında ve yerinde geçerli faiz oranı
- Sözleşmede oran yoksa ödünç alma anında ve sözleşmenin yapıldığı yerde o tür ödünçler için geçerli olan oranı ifade eder. Oran, sözleşme tarihindeki genel uygulamaya bakılarak belirlenir.
- Yıllık ödeme
- Faizin bir yıl sonunda ya da yıl esasına göre ödenmesi anlamına gelir. Aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça faiz yıllık olarak ödenir.
- Mürekkep faiz (faize faiz)
- Faizin anaparaya eklenerek bunun üzerinden yeniden faiz yürütülmesidir. Madde bu biçimdeki faiz hesabını sözleşme ile kararlaştırılmasını yasaklar.
Faize ilişkin özel kurallar: hangi şartlar aranır?
- Sözleşmenin tüketim ödüncü niteliğinde olması ve konusunun para ya da misli bir değer olması gerekir.
- Taraflar sözleşmede faiz oranını belirlemişse bu oran uygulanır; belirlememişlerse ödünç alma anında ve yerinde o tür ödünçler için geçerli oran esas alınır.
- Faiz borcunun doğması için sözleşmede veya kanunda faiz ödenmesi öngörülmüş olmalıdır; bu koşulun varlığı ayrı bir maddeye (TBK m.387) göre belirlenir.
- Sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça belirlenen faiz yıllık olarak ödenmelidir.
- Faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılmamalıdır; bu kayıt geçersizdir.
Faize ilişkin özel kurallar: hangi sonuçları doğurur?
- Sözleşmede faiz oranı belirlenmemişse, ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli oran uygulanır.
- Sözleşmede aksine hüküm yoksa belirlenen faiz yıllık olarak ödenir.
- Faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz; bu yöndeki sözleşme kaydı geçersizdir.
- Mürekkep faiz yasağı, Kanuni Faiz Kanunu ile TTK m.8 arasındaki ilişki nedeniyle ticari cari hesap ilişkilerinde ayrıca değerlendirilir.
Oranın sözleşmede belirlenmesi ile belirlenmemesi arasındaki fark nedir?
Sözleşmede oran açıkça kararlaştırılmışsa taraflar anlaşmaya göre hareket eder.
Oran belirlenmemişse madde ödünç alma anındaki yerel ve zamanın oranına başvurur.
Oran eksikse hâkim ya da uygulayıcı, ödünç alma zamanındaki ve yerindeki o tür ödünçlere ait oranı belirler.
Yıllık ödeme ile aksi sözleşme arasındaki fark nedir?
Sözleşmede ödeme periyodu belirtilmemişse faiz yıllık olarak ödenir.
Taraflar farklı bir ödeme dönemi kararlaştırmışsa bu kayıt uygulanır.
Yıllık ödeme varsayılan kuraldır; aksi kararlaştırılırsa sözleşme hükmü geçerlidir.
Serbest faiz kaydı ile mürekkep faiz kaydı arasındaki fark nedir?
Faizin yalnız anaparaya bağlı kalan oranda işlemesi, madde bakımından geçerlidir.
Faizin anaparaya eklenip yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılırsa bu kayıt geçersizdir.
Mürekkep faiz kaydı hükümsüzdür; ödünç veren ancak basit faiz talep edebilir.
Faize ilişkin özel kurallar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sözleşmede oran yoksa faiz oranını yalnızca tarafların beyanına bırakmak; madde ödünç alma anındaki ve yerindeki o tür ödünçlerin oranına başvurmayı öngörür.
- Faiz ödeme yükümlülüğünü m.388'den çıkarmak; faizin doğup doğmadığı m.387'ye göre ayrıca belirlenir.
- Mürekkep faiz yasağını bütün ticari ilişkilere uygulamak; ticari cari hesap istisnası TTK m.8 ile ayrıca değerlendirilir.
- Yıllık ödeme kuralını temerrüt faizine uygulamak; temerrüt faizi m.120'ye tabidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tüketim ödüncü sözleşmelerinde sözleşmede faiz oranı belirlenmediğinde, ödünç alma anındaki ve yerindeki kanuni faiz oranının uygulanacağı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2023/2296 E., 2023/3637 K., 13.03.2023; 9. Hukuk Dairesi, 2023/2300 E., 2023/2472 K., 20.02.2023; 9. Hukuk Dairesi, 2023/2295 E., 2023/2468 K., 20.02.2023)
- Ticari nitelikli tüketim ödüncünde mürekkep faiz kaydının geçerliliği, TTK m.8 gereği cari hesap ilişkisine bağlanmakta; bu kapsam dışında yasak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023)
- Tüketim ödüncü niteliği taşımayan veya konusu para olmayan ilişkilerde m.388'in uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Faiz oranını talep eden taraf, sözleşmede oranın belirlenmediğini veya belirlenen oranı yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
- Oran belirlenmemişse ödünç alma anındaki ve yerindeki oranın hangisi olduğu, bilirkişi veya resmî kurum kayıtlarıyla ispatlanır.
- Mürekkep faiz talebinde, faiz hesabının anaparaya eklenerek yürütüldüğünü ileri süren taraf bunu sözleşme metni ve hesap dökümüyle ispatlamak zorundadır.
- Ticari cari hesap istisnasını ileri süren taraf, ilişkinin cari hesap niteliğini ve iki tarafın da tacir olduğunu ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.387: Faizin ödenip ödenmeyeceğini, adi ve ticari ayrımına göre belirler; m.388 ise faizin ödendiği hâlde oranını ve ödeme biçimini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.88: Faiz oranı konusunda genel üst sınırı belirler; m.388 bu genel sınırla birlikte okunur.
- 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüt faizinin oranını ayrıca düzenler; m.388 temerrüt faizini kapsamaz.
- 3095 sayılı Kanun: Kanuni faiz oranını belirler; sözleşmede oran yoksa m.388 bu kanuna atıf yapılarak uygulanabilir ve mürekkep faiz yasağını genel olarak tekrarlar.
- 6102 sayılı Kanun m.8: Ticari işlerde faiz serbestisini düzenler; mürekkep faiz konusunda istisna oluşturabilir.
TBK m.389 — Zamanaşımı
TBK m.389, ödünç sözleşmesinde ödünç alanın ödünç konusunu teslim etme borcuna ve ödünç verenin bu şeyi teslim alma hakkına ilişkin istemlerin zamanaşımı süresini düzenler. Hüküm, tüketim ödüncü (karz) bakımından özel bir kısa süre getirir ve süre, temerrüt anından itibaren işler. Maddede ödünç verenin faiz, ödünç konusu paranın geri ödenmesine ilişkin diğer alacakları veya sözleşmenin genel zamanaşımı süresi düzenlenmemiştir. Genel on yıllık zamanaşımı (m.146), zamanaşımının başlangıcı (m.147), durması (m.153), kesilmesi (m.154) ve süre hesabı (m.151) bu maddede yer almaz; bunlar ilgili genel hükümlerde düzenlenmiştir.
Zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ödünç konusunun teslimine ilişkin istem
- Ödünç alanın, sözleşme gereği ödünç konusu şeyi ödünç verene teslim etme borcuna karşı ödünç verenin ileri sürdüğü talep ile ödünç verenin bu şeyi teslim alma hakkına dayanan talebidir. Maddenin koruduğu istem bu iki yöndedir.
- Temerrüt
- Borçlunun borcunu muaccel olduğu hâlde ifa etmemesi durumudur. Bu maddede süre, ödünç alanın teslim yükümlülüğünde temerrüde düşmesinden başlar; temerrüt, ihtar veya ihbar gibi bir şekle bağlanmadığı sürece ödünç verenin talebiyle oluşabilir.
- Tüketim ödüncü (karz)
- Ödünç verenin, ödünç alana aynı cins, miktar ve kalitede şeyleri mülkiyetini geçirerek verdiği ve ödünç alanın bunları aynı nitelikte geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Maddenin kısa zamanaşımı bu sözleşmenin teslim yönüne ilişkindir.
- Altı ay
- Maddenin öngördüğü zamanaşımı süresidir. Süre, temerrüdün gerçekleştiği andan başlar ve geçtiğinde istem zamanaşımına uğrar; genel on yıllık süre yerine bu kısa süre uygulanır.
Zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Ödünç sözleşmesinin tüketim ödüncü niteliğinde olması ve ödünç alanın teslim yükümlülüğünün doğmuş bulunması gerekir.
- Ödünç alanın teslim yükümlülüğünde temerrüde düşmüş olması gerekir; süre bu andan itibaren işlemeye başlar.
- İstemin ödünç konusunun teslimine veya teslim alınmasına ilişkin olması gerekir; bu hüküm dışındaki alacaklar bu süreye tabi tutulamaz.
- Temerrüt tarihinden itibaren altı ayın geçmiş olması gerekir; bu süre dolmadan istem zamanaşımına uğramaz.
Zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Altı ay geçtiğinde ödünç konusunun teslimine ilişkin istem zamanaşımına uğrar ve ödünç alan bu süreyi def'i olarak ileri sürebilir.
- Süre dolmamışsa istem dava konusu yapılabilir ve zamanaşımı savunması kabul edilmez.
- Zamanaşımı, hakkın kendisini ortadan kaldırmaz; alacaklının talebini dava yoluyla zorlaması engellenir, ancak borç ifa edilebilir bir eksik borca dönüşür.
- Süre, ödünç verenin istemini temerrüt tarihinden itibaren başlattığı için, temerrüt tarihi bu hükmün uygulanmasında belirleyicidir.
Tüketim ödüncünde teslim istemi ile genel zamanaşımı arasındaki fark nedir?
Ödünç konusunun teslimine ilişkin istem, m.389 kapsamında altı aylık süreye tabidir.
Bu kapsam dışındaki alacaklar, örneğin ödünç ilişkisinden doğan diğer alacaklar veya genel hükümlere giren talepler, genel on yıllık süreye (m.146) tabi kalır.
Aynı ödünç ilişkisinden doğan iki farklı istemin süresi farklı olabilir; teslim istemi kısa süreye, diğer talepler uzun süreye bağlanır.
Ödünç alanın temerrüdü ile ödünç verenin temerrüdü arasındaki fark nedir?
Süre, ödünç alanın teslim borcunda temerrüde düşmesinden başlar.
Ödünç verenin teslim alma yükümlülüğünde temerrüdü, maddenin bu fıkrasında süre başlangıcı olarak yazılmamıştır; metin ödünç alanın temerrüdünü esas alır.
Sürenin başlangıcı ödünç alanın temerrüdüne bağlanır; ödünç verenin temerrüdü bu hüküm çerçevesinde başlangıç olarak kabul edilmez.
Zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Altı aylık süreyi, ödünç verme tarihinden başlatmak; süre temerrüt tarihinden başlar.
- Teslim istemi ile ödünç ilişkisinden doğan diğer alacakları aynı süreye tabi saymak; diğer talepler genel on yıllık süreye tabidir.
- Zamanaşımını hakim tarafından resen dikkate almak; zamanaşımı def'i ile ileri sürülür.
- Altı ayın dolmasının hakkı kendiliğinden ortadan kaldırdığını varsaymak; zamanaşımı hakkı ortadan kaldırmaz, eksik borca dönüştürür.
- Ödünç verenin temerrüdünü süre başlangıcı olarak almak; maddede başlangıç ödünç alanın temerrüdüne bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ödünç ilişkisinden kaynaklanan teslim istemlerinde altı aylık sürenin başlangıcının ödünç alanın temerrüde düştüğü tarih olduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/775 E., 2023/2146 K., 28.12.2023)
- Tüketim ödüncünden kaynaklanan alacak davalarında, dava veya icra takibi tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki sürenin altı ayı aşıp aşmadığına bakılarak zamanaşımı savunmasının değerlendirildiği görülmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/775 E., 2023/2146 K., 28.12.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2440 E., 2020/652 K., 18.06.2020)
- Ödünç ilişkisinin tüketim ödüncü niteliğinin tespiti, ticari nitelik ve uyuşmazlığın görevli mahkemesi bakımından ayrıca değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023)
- Ödünç ilişkisinden doğan bononun ya da temel ilişkinin, teslim istemi olarak m.389 kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği somut olaya göre belirlenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2440 E., 2020/652 K., 18.06.2020)
- Ödünç ilişkisinden doğan bir alacağın m.389 kapsamında kabul edildiği hâllerde, takip tarihinin temerrüt tarihinden altı aydan fazla sonra olması zamanaşımı itirazının kabulü sonucunu doğurmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/775 E., 2023/2146 K., 28.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Teslim istemini ileri süren ödünç verenin, ödünç ilişkisinin varlığını ve teslim borcunu yazılı belge, banka kaydı veya tanık ile ispatlaması gerekir.
- Ödünç alanın temerrüt tarihini ispat yükü, zamanaşımı savunmasını ileri süren ödünç alandadır; temerrüt tarihi bu süreyi başlatan olgudur.
- Ödünç alan, altı aylık sürenin geçtiğini ispatlayarak zamanaşımı def'ini ileri sürer; süre hesabı için ihtar, tebligat veya takip tarihi gibi belgeler esas alınır.
- Ödünç verenin sürenin kesildiğini ileri sürmesi hâlinde, kesme sebebini (örneğin borçlunun borcu kabulü veya dava açılması) ispat yükü ödünç verene aittir.
- Ödünç ilişkisinin tüketim ödüncü niteliğini değerlendirirken, ödünç verenin ticari nitelik veya diğer hukuki nitelendirmeleri de delille ortaya konulmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.386: Tüketim ödüncü (karz) sözleşmesinin tanımını verir; m.389 bu sözleşmenin teslim istemlerine uygulanır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146: Genel on yıllık zamanaşımı süresini düzenler; m.389 kapsamı dışındaki alacaklarda bu süre uygulanır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.147: Zamanaşımının başlangıcı genel kuralını düzenler; m.389'un temerrüt tarihine bağlı özel başlangıcı bu genel kurala göre öncelik taşır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.153: Zamanaşımını durduran sebepleri düzenler; m.389 süresinin işleyişinde uygulanır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154: Zamanaşımını kesen sebepleri düzenler; altı aylık sürenin kesilmesinde uygulanır.
TBK m.390 — Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 390. maddesi, tüketim ödüncü sözleşmesinde ödünç verenin teslim borcunu ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü nedeniyle yerine getirmekten kaçınabilmesini düzenler; bu kaçınma hakkının sözleşme kurulduktan sonra doğan güçsüzlük ve sözleşme kurulmadan önce doğup ödünç verence sonradan öğrenilen güçsüzlük bakımından ayrı ayrı koşullarını belirler. Madde tüketim ödüncü ilişkisinde ödünç veren ile ödünç alan arasında uygulanır. Düzenlemediği konular: ödünç alanın geri verme borcu ve geri verme süresi (m.392), belirli ya da belirsiz süreli ödünç sözleşmelerinin sona ermesi (m.392 ve m.391), ödünç veren tarafından ödünç alana karşı açılacak teslim davasının zamanaşımı (m.389), genel olarak karşılıklı borçlu sözleşmelerde ifadan kaçınma ve teminat isteme hakkı (m.98) ile sözleşmeden dönme (m.98) ve ödünç alanın sözleşme kurulmadan önceki güçsüzlüğüne dayanan sözleşmenin iptali (m.39).
Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüketim ödüncü
- Ödünç verenin ödünç konusu parayı ya da tüketilebilen diğer bir şeyi mülkiyetini geçirerek ödünç alana teslim ettiği, ödünç alanın ise aynı miktar ve nitelikte şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Madde bu sözleşme türü için düzenlemedir.
- Ödeme güçsüzlüğü
- Ödünç alanın malvarlığının muaccel borçlarını ödeyemeyecek derecede kötüleşmesi halidir. Yalnızca soyut bir güçsüzlük yetmez; ödünç verenin alacağını tehlikeye sokmuş olması gerekir.
- Teslimden kaçınma hakkı
- Ödünç verenin, ödünç konusunu henüz teslim etmeden, karşı tarafın güçsüzlüğü nedeniyle bu borcunu ifadan kaçınabilmesi hakkıdır. Hakkın kullanılması sözleşmenin sona ermesi anlamına gelmez; teslim yükümlülüğü bu hak nedeniyle ertelenir veya düşer.
- Sözleşme kurulmasından önceki güçsüzlük
- Ödünç alanın sözleşme kurulmadan önce ödeme güçsüzlüğünde bulunması ve ödünç verenin bunu sonradan öğrenmiş olmasıdır. Bu durumda ödünç verenin öğrenme anı, kaçınma hakkının kullanılabilmesi için belirleyicidir.
Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü: hangi şartlar aranır?
- Ödünç sözleşmesinin tüketim ödüncü niteliğinde kurulmuş olması gerekir.
- Ödünç alanın, sözleşme kurulduktan sonra ödeme güçsüzlüğüne düşmüş olması gerekir (birinci fıkra).
- Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü, ödünç verenin alacağını tehlikeye sokmuş olmalıdır; soyut bir güçsüzlük bu hak için yeterli değildir.
- Sözleşme kurulmadan önce ödeme güçsüzlüğünde bulunan ödünç alan için, ödünç verenin bu durumu sözleşme kurulduktan sonra öğrenmiş olması gerekir (ikinci fıkra).
- Ödünç verenin, güçsüzlüğü bilerek sözleşmeyi kurmuş olmaması gerekir; bilerek ödünç vermeyi kabul eden ödünç veren bu hakka dayanamaz.
- Ödünç verenin teslim borcunu henüz yerine getirmemiş olması gerekir.
Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Ödünç alan sözleşme kurulduktan sonra ödeme güçsüzlüğüne düşerse ödünç veren ödünç konusunun tesliminden kaçınabilir.
- Sözleşme kurulmadan önce güçsüzlüğe düşmüş ödünç alan için, ödünç veren bunu sonradan öğrenmişse aynı hakka sahip olur.
- Ödünç verenin bu hakkı kullanması, ödünç alanın teslim alma hakkının doğmasını engeller; ödünç veren teslim yükümlülüğünden kurtulur.
- Ödünç alanın güçsüzlüğü sonradan güvence altına alınsa bile kaçınma hakkı ortadan kalkmaz.
- Ödünç alan sözleşme kurulmadan önceki güçsüzlüğünü bilerek ödünç vermeyi kabul eden ödünç veren, teslimden kaçınamaz.
- Hükmün tüketim ödüncü sözleşmesinde para ödüncü ve faiz ödemeli sözleşmeler için de geçerli olduğu kabul edilmektedir.
Sonradan doğan güçsüzlük ile sözleşme öncesi güçsüzlük arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra; ödünç alan sözleşme kurulduktan sonra ödeme güçsüzlüğüne düşer. Ödünç verenin öğrenme zamanı aranmaz.
İkinci fıkra; güçsüzlük sözleşme kurulmadan önce vardır ve ödünç veren bunu sonradan öğrenmiştir.
Birinci fıkrada ödünç verenin güçsüzlüğü ispat etmesi yeterlidir. İkinci fıkrada ek olarak sözleşmeden sonra öğrenmiş olma koşulu aranır ve bu durum sözleşmenin esaslı saik yanılması niteliğinde görülür.
Teslimden kaçınma ile sözleşmeden dönme (m.98 ile karşılaştırma) arasındaki fark nedir?
Ödünç veren m.390 uyarınca yalnızca teslimden kaçınabilir; ödünç alanın güçsüzlüğü sözleşmeden dönme hakkı doğurmaz.
Genel hükme göre (m.98) hakkı tehlikeye düşen taraf teminat verilmezse sözleşmeden dönebilir.
Ödünç verenin m.390'a dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmaz; sözleşmenin sona ermesi için ayrıca m.392 gibi bir hükme dayanılır.
Ödünç veren öğrendikten sonra vermeyi kabul etmiş ile öğrenmeden vermiş arasındaki fark nedir?
Ödünç veren ödünç alanın durumunu bilerek sözleşmeyi kurmuşsa ikinci fıkra uyarınca kaçınma hakkı yoktur.
Ödünç veren durumu sonradan, teslimden önce öğrenmişse kaçınma hakkını kullanabilir.
Bilerek verilen ödünç için kaçınma hakkı doğmaz; öğrenme sonrası teslimden önce doğan hak kullanılabilir.
Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki hakkı, ikinci fıkranın öğrenme koşuluna bağlamak; birinci fıkrada öğrenme anı aranmaz.
- Ödünç verenin m.98 uyarınca sözleşmeyi feshedebileceğini varsaymak; m.390 yalnızca teslimden kaçınmayı düzenler.
- Soyut bir mali sıkıntıyı yeterli saymak; ödünç verenin alacağının tehlikeye girmesi gerekir.
- Güçsüzlüğü bilerek ödünç veren kişinin de kaçınma hakkı olduğunu düşünmek; bu durumda hak doğmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tüketim ödüncü sözleşmelerinde ödünç verenin kaçınma hakkının, ödünç alanın güçsüzlüğünün ödünç verenin alacağını gerçekten tehlikeye soktuğunun ispatına bağlandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026)
- Ödünç verenin alacağının tehlikeye girip girmediğinin değerlendirilmesinde güçsüzlüğün soyut varlığı yeterli görülmemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Teslimden kaçınmak isteyen ödünç veren, ödünç alanın sözleşme kurulduktan sonra ödeme güçsüzlüğüne düştüğünü ispat etmekle yükümlüdür; bu ispat, belgeler ve mali durum kayıtlarıyla yapılabilir.
- Birinci fıkra için ödünç verenin, hakkının tehlikeye girdiğini ayrıca kanıtlaması gerekmez; tehlike, güçsüzlük ispatından kendiliğinden çıkar.
- İkinci fıkra için ödünç veren, ödünç alanın sözleşme kurulmadan önce güçsüzlüğünde bulunduğunu ve bunu sonradan öğrendiğini ispat etmelidir.
- Ödünç alan, ödünç verenin güçsüzlüğü sözleşme anında bildiğini ileri sürerse, bu bilgiyi ispatlamakla yükümlüdür.
- Ödünç alanın güçsüzlüğünün sonradan giderildiğini ya da alacağın yeterli teminatla güvence altına alındığını ileri süren ödünç alan, bunu ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.98: Genel hükümde, hakkı tehlikeye düşen tarafın karşı edimi güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminden kaçınabileceği ve teminat verilmezse sözleşmeden dönebileceği düzenlenir. m.390 bu genel hükmün tüketim ödüncüne özgü bir uygulamasıdır; ancak m.390 yalnızca kaçınmayı öngörür, dönme hakkını vermez.
- 6098 sayılı Kanun m.32: Sözleşme kurulmadan önceki güçsüzlüğü öğrenen ödünç verenin, bunu esaslı saik yanılması olarak değerlendirmesi açısından ikinci fıkranın dayanağıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.392: Ödünç alanın geri verme borcunun ve sözleşmenin sona ermesinin koşullarını düzenler; m.390 teslim öncesi kaçınmayı, m.392 ise teslim sonrası geri verme ilişkisini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.389: Ödünç verenin ödünç alana karşı açacağı teslim davası için kısa zamanaşımını düzenler; m.390 ise teslim borcunun ifadan kaçınmayı konu alır, dava süresini düzenlemez.
TBK m.391 — Para yerine verilen şeyler
6098 sayılı Kanun'un 391. maddesi, tüketim ödüncünde ödünç alanın, sözleşmede para kararlaştırılmışken para yerine kıymetli evrak veya ticari mallar vermesi halinde borç tutarının nasıl hesaplanacağını düzenler. Hesap yöntemi ile bu yöne aksi sözleşme kaydının akıbeti maddenin konusudur. Madde, ödünç alan tarafın ifası bakımından uygulanır ve ödünç verenin alacağını bu değer üzerinden belirlemesini sağlar. Madde, ödünç konusunun para olmadığı hallerde (misli şeyle ödünç) hesaplama kuralı koymaz; bu durumda ödünç konusu şeyin aynen geri verilmesi esastır (m.386). Ödünç verenin temerrüt, faiz veya tazminat sonuçları, ödünç ilişkisinin tam hükümleri (m.386-392 arasındaki diğer hükümler) ve ödünç ilişkisinin sona ermesi bu maddede düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerde yer alır.
Para yerine verilen şeyler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüketim ödüncü
- Ödünç verenin bir miktar parayı ya da misli şeyi ödünç alana devrettiği, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu maddenin uygulanması için konusunun para olması gerekir.
- Kıymetli evrak
- Üzerinde yazılı hakkın kâğıda bağlandığı ve bu kâğıdın devriyle hakkın da devredildiği belgelerdir. Madde bakımından, kararlaştırılan para yerine ödünç alana verilebilecek bir ödeme aracı olarak düşünülür.
- Ticari mal
- Piyasada alınıp satılan ve borsada ya da piyasada fiyatı oluşan taşınır mallardır. Maddede yer alan piyasa değeri ölçütü, bu tür malların değerini belirlemek için kullanılır.
- Borsa veya piyasa değeri
- Teslim zamanında ve teslim yerinde geçerli olan rayiç fiyattır. Hesaplama, sözleşmenin yapıldığı tarihteki ya da başka bir zamandaki değere değil, teslim anına ve yerine göre yapılır.
- Teslim zamanı ve yeri
- Kıymetli evrak veya ticari malın ödünç alana fiilen verildiği an ve yerdir. Değerin tespiti bu ana ve bu yere bağlıdır; sözleşmede başka bir zaman veya yer seçilmiş olsa da hesap, fiilî teslim anına göre yapılır.
Para yerine verilen şeyler: hangi şartlar aranır?
- Ödünç sözleşmesinin tüketim ödüncü niteliğinde olması ve konusunun para olarak kararlaştırılmış bulunması gerekir.
- Ödünç alanın, kararlaştırılan para yerine kıymetli evrak veya ticari mal vermesi gerekir.
- Verilen kıymetli evrak veya ticari malın teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değerinin tespit edilmesi gerekir.
- Borç tutarının bu değer üzerinden hesaplanması gerekir; sözleşmeyle başka bir değer ölçütü kararlaştırılmış olsa dahi bu aksine kayıt geçersiz sayılır.
- Aksine kararlaştırılmış bir hesaplama yöntemi varsa bu kayıt geçersizdir ve hesap yine madde metnindeki değer üzerinden yapılır.
Para yerine verilen şeyler: hangi sonuçları doğurur?
- Ödünç alan kıymetli evrak veya ticari mal verdiğinde borç tutarı, bunların teslim zamanı ve yerindeki borsa ya da piyasa değeri üzerinden belirlenir.
- Sözleşmede aksine bir hesaplama yöntemi kararlaştırılmışsa bu kayıt geçersizdir ve madde hükmü uygulanır.
- Teslim anındaki değer, sözleşmede kararlaştırılan para tutarından farklı çıkabilir; bu durumda borcun miktarı teslim anındaki değere göre tespit edilir.
- Ödünç alan, kararlaştırılan parayı kendi rızasıyla kıymetli evrak veya ticari malla ödemeye yönelmediği sürece bu hesap yöntemi işlemez.
- Kıymetli evrak veya ticari malın teslim edilmemesi hâlinde bu hesaplama yapılmaz; borç para olarak kalır.
Para borcu ile kıymetli evrak veya ticari malla ifa arasındaki fark nedir?
Sözleşmede para kararlaştırılmış ve ödünç alan parayla ödeme yapmıştır. Bu durumda borç tutarı para olarak belirlenir.
Ödünç alan, para yerine kıymetli evrak veya ticari mal vermiştir. Bu halde borç tutarı maddedeki değer ölçütüyle hesaplanır.
Madde yalnızca ikinci halde uygulanır; ödemenin para ile yapılması hâlinde hesap değer üzerinden değil, itibari miktar üzerinden yapılır.
Teslim anı ile sözleşme anı değeri arasındaki fark nedir?
Maddeye göre değer, kıymetli evrak veya ticari malın teslim zamanındaki değeridir.
Sözleşmenin kurulduğu andaki değer veya taraflarca belirlenen başka bir değer ölçüsü maddede yer almaz.
Borç tutarı teslim anındaki değere göre tespit edilir; sözleşmedeki farklı değer kaydı geçersizdir.
Borsa değeri ile piyasa değeri arasındaki fark nedir?
Borsada işlem gören kıymetli evrak ve mallar için borsa rayici esas alınır.
Borsada işlem görmeyen ticari mallar için piyasada oluşan değer esas alınır.
Her iki halde de ölçüt teslim zamanı ve yeridir; hangi değerin uygulanacağı mal ya da evrakın borsada işlem görüp görmemesine bağlıdır.
Para yerine verilen şeyler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Teslim anı yerine sözleşme anındaki değeri esas almak; madde teslim zamanı ve yerindeki değeri öngörür.
- Borsa değeri ile piyasa değerini birbirinin yerine kullanmak; borsada işlem görmeyen mallarda piyasa değeri ölçüt alınmalıdır.
- Sözleşmedeki aksine değer hesaplama kaydını geçerli saymak; madde bu kaydı açıkça geçersiz kılar.
- Maddeyi misli şeyle yapılan ödüncü de kapsayacak şekilde genişletmek; madde yalnızca para ödüncü için değer hesabı öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ödünç ilişkisinde ödemenin para yerine kıymetli evrak veya ticari malla yapıldığı durumlarda, mahkemelerin borç tutarını teslim anındaki değere göre hesaplamaları kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7423 E., 2024/3120 K., 02.05.2024)
- Taraflar arasında yapılan ödünç sözleşmesinde bulunan ve değer hesabını farklı kılan kayıtların geçersiz sayılması kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7423 E., 2024/3120 K., 02.05.2024)
- Ödünç ilişkisinin tüketim ödüncü niteliğinin tespiti, para gönderme işlemlerinin ticari nitelikte olup olmadığına ilişkin değerlendirmeye bağlı olarak yapılmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/740 E., 2025/17 K., 13.01.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ödünç verilen paranın kararlaştırılan para yerine kıymetli evrak veya ticari malla ödendiğini ileri süren taraf bu hususu ispatlamakla yükümlüdür. Ödünç ilişkisinin varlığı ve sözleşme kaydı yazılı delille ispatlanır.
- Kıymetli evrak veya ticari malın teslim zamanı ve yerinin tespiti, teslim belgeleri, makbuz veya teslim tutanağı ile ispatlanır.
- Teslim anındaki borsa veya piyasa değerinin tespiti, resmî borsa kayıtları ya da bilirkişi raporu ile yapılır; bu değeri ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
- Karşı taraf, sözleşmede aksine bir değer hesabı kararlaştırıldığını ileri sürerse bu iddiasını yazılı sözleşme ile ispatlamakla yükümlüdür; ancak aksine kayıt madde gereği geçersizdir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.386: Tüketim ödüncünün tanımını verir. Madde 391, bu tanımdaki para ödüncü için değer hesabını düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.392: Ödünç alanın geri verme borcuna ilişkin devamı hükmü olup, bu maddeyle birlikte tüketim ödüncü yükümlülüklerini tamamlar.
TBK m.392 — Geri verme zamanı
Madde, belirsiz süreli tüketim ödüncü sözleşmelerinde ödünç alanın iade (geri verme) borcunun ne zaman muaccel olacağını düzenler. Ödüncün geri verilmesine ilişkin belirli bir gün, bildirim süresi veya istendiği anda muaccel olma kararı bulunmadığında, ödünç verenin ilk istemi üzerine geri verme zamanını belirler. Hüküm tüketim ödüncü sözleşmesi bakımından uygulanır; ödünç veren ile ödünç alan arasındaki ilişkiye bağlıdır. Maddeye göre sözleşmenin sona ermesi de dolaylı olarak bu zamana bağlanır. Madde, zamanaşımı süresini, faiz hesabını, temerrüt ve ihtar koşullarını, ödünç verenin ödeme güçsüzlüğü halindeki teslimden kaçınma hakkını ve faizli sözleşmede erken ödemeyi düzenlemez (TBK m.389, m.390, m.117). Kullanma ödüncü (TBK m.309 vd.) ve kira gibi kullandırma ilişkileri bakımından da bu madde doğrudan uygulanmaz.
Geri verme zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüketim ödüncü
- Ödünç verenin, ödünç alana para ya da tüketilebilir bir şeyi mülkiyetiyle devretmesi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda bir şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Ödünç alan şeyi tükettiği için aynının iadesi değil eşit nitelik ve miktarda şey iadesi söz konusudur.
- Belirsiz süreli ödünç
- Geri verme zamanının ne belirli bir gün, ne bildirim süresi, ne de istendiği anda muaccel olma kaydıyla kararlaştırıldığı sözleşmedir. Bu halde madde metnindeki altı haftalık bekleme süresi devreye girer.
- İlk istem
- Ödünç verenin ödünç konusunun geri verilmesini talep ettiği ilk ihbar niteliğindeki talep. Altı haftalık sürenin başlangıç anıdır; sonraki taleplerin bu süreyi yeniden başlatmadığı kabul edilmektedir.
- Muaccel olma
- Borcun ifa edilebilir hale gelmesi, yani vadesinin gelmesidir. Madde, geri verme borcunun hangi andan itibaren muaccel olacağını belirler; muacceliyet gelmeden temerrüt de doğmaz.
Geri verme zamanı: hangi şartlar aranır?
- Sözleşmenin tüketim ödüncü niteliğinde olması ve konusunun para veya tüketilebilir bir şey olması gerekir.
- Taraflarca geri verme için belirli bir gün kararlaştırılmamış olmalıdır.
- Taraflarca geri verme için bildirim süresi kararlaştırılmamış olmalıdır.
- Borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamış olmalıdır.
- Ödünç veren ödünç konusunun geri verilmesini ödünç alandan istemiş olmalıdır; bu ilk istem altı haftalık sürenin başlangıcıdır.
- İlk istemden itibaren altı hafta geçmemiş olmalıdır; bu süre geçmeden ödünç alan geri vermekle yükümlü değildir. Süre geçtikten sonra ise geri verme borcu muaccel hale gelir.
- Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış olmalıdır; madde tamamlayıcı nitelikte bir düzenleme getirir.
Geri verme zamanı: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar geri verme için gün, bildirim süresi ya da istendiği anda muacceliyet kararlaştırmamışsa, ödünç alan ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir.
- Altı hafta dolduğunda geri verme borcu muaccel olur ve ödünç alan bu tarihten sonra geri vermezse temerrüde düşer.
- Taraflar bir gün, bildirim süresi veya istendiği anda muacceliyet kararlaştırmışsa madde uygulanmaz; kararlaştırılan zaman esas alınır.
- Madde tamamlayıcı niteliktedir; taraflar sözleşmeyle farklı bir iade zamanı kararlaştırabilir.
- Ödünç alan altı hafta dolmadan da iade edebilir; bu süre ödünç alanın lehine konulmuştur ve ödünç alan bundan vazgeçebilir.
- Sözleşmede bir süre belirlenmişse, madde değil o süre uygulanır ve süre dolunca sözleşme kendiliğinden sona erer.
- Faizli sözleşmede altı haftalık fesih süresi boyunca faiz borcu devam eder.
Belirsiz süreli ile belirli süreli tüketim ödüncü arasındaki fark nedir?
Sözleşmede bir vade kararlaştırılmışsa, vadenin gelmesiyle sözleşme kendiliğinden sona erer ve iade borcu muaccel olur.
Vade kararlaştırılmamışsa madde 392 devreye girer; ödünç veren ilk istemle geri verme zamanını başlatır.
Belirli süreli ödüncte altı haftalık bekleme uygulanmaz; belirsiz süreli ödüncde altı hafta sonunda borç muaccel olur.
Faizsiz ile faizli tüketim ödüncü arasındaki fark nedir?
Faizsiz ödüncte ödünç alan her zaman, vade ya da fesih süresi dolmadan da borcunu iade ederek sözleşmeyi sona erdirebilir.
Faizli ödüncte ödünç alan vade veya fesih süresi dolmadan ödeme yapamaz; yalnızca faizi de kabul edilirse ya da ödünç veren faizden vazgeçerse erken ödeme mümkündür.
Faizli ödüncte erken ödeme ancak faizin ödenmesi veya faizden feragat ile olur. Ödünç alan ödünç verenin iade talebinden sonra altı haftalık süre dolmadan da borcunu ödeyebilir.
Tek taraflı bildirim hakkı ile bildirim hakkının bulunmaması arasındaki fark nedir?
Taraflar ödünç verene istem üzerine derhal ya da belirli süre sonra sona erme hakkı tanımışsa, iade talebi bir fesih bildirimi niteliği taşır.
Böyle bir kayıt yoksa, madde 392'deki altı haftalık süre uygulanır.
Bildirim kaydı varsa süre bildirime göre işler; yoksa altı hafta beklenir.
Geri verme zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Altı haftalık süreyi tüm ödünç sözleşmelerine uygulamak; oysa madde yalnızca belirsiz süreli tüketim ödüncü için geçerlidir ve vadeli sözleşmede işlemez.
- Altı haftalık süreyi ihtar tarihinden değil ilk istem tarihinden saymamak ya da ilk istemi, ödünç verenin sonraki ihtarlarıyla karıştırmak.
- Sözleşmede bildirim süresi ya da belirli bir gün varsa bile madde 392'yi uygulamak; önce sözleşmenin kaydına bakılmalıdır.
- Muacceliyet tarihini hesaplarken faizi dikkate almamak; faizli sözleşmede altı haftalık süre boyunca faiz borcunun devam ettiğini göz ardı etmek.
- Ödünç alanın altı haftadan önce erken iadeyi reddedebileceğini düşünmek; bu süre ödünç alanın lehine konulmuştur ve iade hakkı ondadır.
- Madde 392'nin zamanaşımı süresini düzenlediğini sanmak; zamanaşımı için 389 ve 152 hükümleri esas alınır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Belirsiz süreli ödüncde ödünç verenin ilk istem tarihinden altı hafta sonra iade borcunun muaccel olacağı ve bundan önce temerrüt doğmayacağı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1891 E., 2025/1862 K., 25.12.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1401 E., 2026/277 K., 13.03.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/756 E., 2023/1654 K., 15.09.2023)
- Taraflar arasında sözleşmede belirli bir vade ya da ihbar süresi bulunup bulunmadığı, madde 392'nin uygulanıp uygulanmayacağının ilk ölçütüdür; kayıt yoksa 392 uygulanır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3089 E., 2026/322 K., 17.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2022/1987 E., 2025/1301 K., 11.09.2025)
- Borç para verildiğinde ve geri istenmesi için bir süre kararlaştırılmadığında, ödünç verenin itirazın iptali ya da alacak davasında ilk istem tarihini ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2022/1987 E., 2025/1301 K., 11.09.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/737 E., 2024/1113 K., 25.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Ödünç verenin ödünç ilişkisinin varlığını ve ödünç konusu parayı ya da şeyi teslim ettiğini ispatlaması gerekir; bu, yazılı belge (banka dekontu, EFT kaydı, sözleşme) ile yapılır.
- Ödünç verenin asıl talebi olan geri verme borcunun muacceliyetini ileri sürmesi gerekir; bunun için geri verme isteminin (ilk istemin) hangi tarihte ve hangi araçla yapıldığını ispatlaması zorunludur.
- Geri verme için vade ya da bildirim süresi kararlaştırılmadığını ispat yükü, bu yönde ileri sürülen tarafa düşer; ödünç alan vade olduğunu iddia ediyorsa bunu yazılı ya da tanık delilleriyle ispatlamalıdır.
- Ödünç alanın altı hafta dolmadan iadede bulunduğunu, ya da ödemeyi yaptığını ispat etmesi gerekir; bu savunma ödeme makbuzu ile ispatlanır.
- Faizli sözleşmede faiz ödeme borcunun varlığı ve miktarı, ödünç verenin ileri sürdüğü alacak kalemlerinin ispatında ayrıca gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.386: Tüketim ödüncünde ödünç alanın aynı nitelik ve miktarda şey geri verme borcunu düzenler; madde 392'nin muaccel olan borcunun konusunu belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.389: Ödünç verenin para alacağı için altı aylık zamanaşımı süresini düzenler; madde 392'nin muacceliyetinden sonra işleyen süreyi belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.390: Ödünç alanın ödeme güçsüzlüğüne düşmesi halinde ödünç verenin teslimden kaçınma hakkını düzenler; madde 392 ile birlikte ödünç verenin korunmasını tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.391: Kıymetli evrak ya da ticari mal ile ödünç verilmesi halinde geri verilecek tutarın hesabını düzenler; madde 392'nin muacceliyet anındaki değerle ilgilidir.
- 6098 sayılı Kanun m.117: Temerrüt koşullarını düzenler; altı haftalık sürenin dolmasından sonra ödünç alanın temerrüdü bu hükme göre değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.125: Faiz ödeme borcunda temerrüde düşen ödünç alana karşı ödünç verenin mehil vererek sözleşmeden dönme hakkı için kullanılır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| altı ayın | m.389 | Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. |
| bir gün | m.392 | Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. |
| altı hafta | m.392 | Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
37 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2014/1425 E., 2016/1039 K., 09.11.2016İlgili madde: m.379, m.384
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/7423 E., 2024/3120 K., 02.05.2024İlgili madde: m.391
- 5. Hukuk Dairesi, 2022/16666 E., 2023/6581 K., 21.06.2023İlgili madde: m.390
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/2296 E., 2023/3637 K., 13.03.2023İlgili madde: m.388
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/2300 E., 2023/2472 K., 20.02.2023İlgili madde: m.388
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/2295 E., 2023/2468 K., 20.02.2023İlgili madde: m.388
- 1. Hukuk Dairesi, 2015/1465 E., 2017/4521 K., 21.09.2017İlgili madde: m.384
- 1. Hukuk Dairesi, 2012/14348 E., 2013/2603 K., 25.02.2013İlgili madde: m.384
- 1. Hukuk Dairesi, 2012/7658 E., 2012/14578 K., 06.12.2012İlgili madde: m.384
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2023/822 E., 2026/1093 K., 30.04.2026İlgili madde: m.381
Diğer 27 karar
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/1025 E., 2026/451 K., 30.04.2026İlgili madde: m.387
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1401 E., 2026/277 K., 13.03.2026İlgili madde: m.386, m.392
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026İlgili madde: m.386, m.387, m.388, m.389, m.390, m.391
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3089 E., 2026/322 K., 17.02.2026İlgili madde: m.386, m.392
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1430 E., 2026/87 K., 22.01.2026İlgili madde: m.379
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/530 E., 2026/33 K., 20.01.2026İlgili madde: m.379, m.380, m.381
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/2897 E., 2025/2775 K., 29.12.2025İlgili madde: m.386
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1891 E., 2025/1862 K., 25.12.2025İlgili madde: m.392
- Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/990 E., 2025/718 K., 13.11.2025İlgili madde: m.387
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/304 E., 2025/739 K., 09.10.2025İlgili madde: m.379
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2022/1987 E., 2025/1301 K., 11.09.2025İlgili madde: m.392
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2025/630 K., 24.04.2025İlgili madde: m.386
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/820 E., 2025/132 K., 13.02.2025İlgili madde: m.380, m.381
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/612 E., 2025/92 K., 17.01.2025İlgili madde: m.379
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/740 E., 2025/17 K., 13.01.2025İlgili madde: m.390, m.391
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/737 E., 2024/1113 K., 25.06.2024İlgili madde: m.392
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/912 E., 2024/47 K., 18.01.2024İlgili madde: m.383
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/775 E., 2023/2146 K., 28.12.2023İlgili madde: m.389
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/756 E., 2023/1654 K., 15.09.2023İlgili madde: m.392
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/394 E., 2023/643 K., 05.09.2023İlgili madde: m.383
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/1404 K., 18.05.2023İlgili madde: m.379, m.380, m.381, m.382, m.383, m.384, m.385, m.387, m.388, m.389, m.390, m.391
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1297 E., 2023/343 K., 22.03.2023İlgili madde: m.386, m.387, m.388, m.389, m.390, m.391
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/423 E., 2023/114 K., 20.02.2023İlgili madde: m.381
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/305 E., 2022/446 K., 26.05.2022İlgili madde: m.380, m.381, m.382, m.383, m.384, m.385
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2022/292 E., 2022/142 K., 01.02.2022İlgili madde: m.389
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2440 E., 2020/652 K., 18.06.2020İlgili madde: m.389
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/131 E., 2018/765 K., 10.07.2018İlgili madde: m.387, m.390, m.391
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 8. Kullandırma Borcu Doğuran Sözleşmeler bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış