TTK › Ticaret şirketleri › Anonim şirket › Yönetim kurulu
Yönetim ve temsil, temsil yetkisi
Kısaca
TTK m.365, anonim şirketin yönetim ve temsil organının yönetim kurulu olduğunu belirler ve bu kuralın kanundaki istisnai hükümlerle sınırlanabileceğini bildirir. TTK m.366, yönetim kurulunun iç görev dağılımını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.365–378 hükümlerini kapsar.
- TTK m.365Esas
- TTK m.366Görev dağılımı
- TTK m.367Yönetimin devri
- TTK m.368Ticari mümessil ve vekiller
- TTK m.369Özen ve bağlılık yükümlülüğü
- TTK m.370Genel olarak
- TTK m.371Kapsam ve sınırlar
- TTK m.372İmza şekli
- TTK m.373Tescil ve ilan
- TTK m.374Genel olarak
- TTK m.375Devredilemez görev ve yetkiler
- TTK m.376Çağrı ve bildirim yükümü
- TTK m.377Konkordato
- TTK m.378Riskin erken saptanması ve yönetimi
TTK m.365 — Esas
Madde, anonim şirketin yönetim ve temsil organının yönetim kurulu olduğunu belirler ve bu kuralın kanundaki istisnai hükümlerle sınırlanabileceğini bildirir. Yönetim kurulunun seçimi, görev süresi, toplantı ve karar yeter sayıları, yönetim ve temsil yetkisinin devri, temsil yetkisinin çift imzayla kullanılması ve sınırlandırılması ayrıntılı olarak bu maddede düzenlenmez. Maddenin kapsamı anonim şirketlerle sınırlıdır; limited şirket müdürleri ve adi şirket ortakları bakımından aynı kural doğrudan uygulanmaz. Yönetim yetkisinin devri (m.367), temsil yetkisinin devri ve sınırlandırılması (m.370), yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev süresi (m.363 ve m.364 çerçevesinde m.363 ve m.365 ilişkisi), devredilemez yetkiler (m.375) bu maddede değil, ilgili ayrı maddelerde düzenlenir.
Esas: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yönetim kurulu
- Anonim şirketi hem yöneten hem de üçüncü kişilere karşı temsil eden yasal organdır. Kanun, şirketin iç işleri ile dış ilişkilerini bu organ eliyle yürütülmesini esas alır.
- Yönetim yetkisi
- Şirketin iç işleriyle ilgili karar alma ve idare yetkisidir. Üçüncü kişilere karşı şirketi bağlama işlevi taşımaz; bu, temsil yetkisinin alanıdır.
- Temsil yetkisi
- Şirketin üçüncü kişilerle ilişkilerinde onu hak sahibi yapan ve borç altına sokan yetkidir. Yönetim yetkisinden ayrı bir kavramdır ve ayrı devredilir.
- İstisnai hükümler
- Kanunun, yönetim kurulunun yönetim ve temsil yetkisini başka organlara ya da kişilere bıraktığı veya sınırladığı hükümlerdir. Maddenin ikinci cümlesi bu hükümleri saklı tutar.
Esas: hangi şartlar aranır?
- Şirketin anonim şirket olması gerekir; bu kural limited şirket ve adi şirket için aynen geçerli değildir.
- Yönetim ve temsil yetkisi yönetim kuruluna ait olmalıdır; bu yetki kanunun öngördüğü istisnalar dışında başka bir organa aktarılmamış olmalıdır.
- Kanunda yönetim kuruluna bırakılmış devredilemez görevler yönetim kurulunda kalmalıdır; bu görevler devredilemez.
- Yönetim kurulunun yetkisini istisnai hükümlere göre devretmesi veya başka organa bırakması gerekiyorsa, bu devrin kanunda öngörülen şekilde ve yetki çerçevesinde yapılması gerekir.
Esas: hangi sonuçları doğurur?
- Madde uyarınca yönetim kurulu, anonim şirketin hem yönetimini hem temsilini yürütür; bu yetkiler kanun, esas sözleşme veya devir kararıyla sınırlanmadıkça yönetim kuruluna aittir.
- İstisnai bir hüküm varsa, yönetim kurulunun yetkisi o hüküm ölçüsünde sınırlanır veya başka organa geçer.
- Yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri, hiçbir devir ya da sözleşme kaydıyla başkasına bırakılamaz.
- Maddenin ikinci cümlesi kanunun istisnai hükümlerini saklı tuttuğundan, bu hükümlere aykırı bir esas sözleşme kaydı geçersiz sayılır.
Yönetim yetkisi ile temsil yetkisi arasındaki fark nedir?
Yönetim yetkisi şirketin iç işlerine ilişkindir ve devredilmediği sürece tüm yönetim kurulu üyelerine aittir.
Temsil yetkisi üçüncü kişilerle ilişkiyi kapsar ve esas sözleşmede aksi öngörülmediği veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmadığı sürece çift imzayla kullanılır.
İki yetki ayrı devredilir ve ayrı sınırlandırılır; yönetim kurulu birini devrettiğinde diğerini kendisinde tutabilir.
Genel hal ile kanundaki istisnalar arasındaki fark nedir?
Genel kural, şirketin yönetim ve temsilinin yönetim kurulunda toplanmasıdır.
İstisnai hükümler, belirli hallerde yetkinin başka organa veya kişiye geçmesini sağlar; bunlar maddenin ikinci cümlesiyle saklı tutulur.
İstisna uygulanacaksa genel kural yerine özel hüküm esas alınır; istisna yoksa yönetim kurulu yetkisi kesintisiz devam eder.
Yönetim kurulu ile tasfiye memurları arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulu, şirketin normal işleyişinde yönetim ve temsil organıdır.
Tasfiyeye girmiş şirkette tasfiye memurları, tasfiyeye ilişkin yönetim ve temsil yetkilerini kullanır.
Tasfiye hâlinde bu madde yerine tasfiye hükümleri uygulanır; yönetim kurulunun yetkisi tasfiye memurlarına geçer.
Esas: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi tek başına okuyarak yönetim kurulunun tüm yetkilerinin sınırsız olduğunu saymak; oysa ikinci cümle istisnaları saklı tutar ve yetkinin devri, sınırlandırılması ayrı maddelerde düzenlenir.
- Yönetim yetkisi ile temsil yetkisini aynı şey saymak; iki yetki farklı kapsamlıdır ve ayrı devredilir.
- Temsil yetkisinin çift imzayla kullanılmasını her durumda geçerli sanmak; esas sözleşmede aksi öngörülmüşse veya yönetim kurulu tek kişiden oluşuyorsa çift imza kuralı uygulanmaz.
- Devredilemez yetkilerin de iç yönergeyle başka organa bırakılabileceğini düşünmek; devredilemez görevler yönetim kurulunda kalır.
- Anonim şirket yönetim kurulu kuralını limited şirket müdürlerine veya adi şirket ortaklarına doğrudan uygulamak; bu alanlarda ayrı hükümler ve kıyas yolu geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı sonucuna varırken maddeyi yönetim kurulunun genel yetki kaynağı olarak değerlendirmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/186 E., 2026/156 K., 03.02.2026)
- Maddede yer alan genel kural, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri ve ibrası gibi konularda ilgili diğer hükümlerle birlikte okunmaktadır. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/166 E., 2024/170 K., 19.12.2024)
- Sınırsız temsil yetkisi verilmiş bir yönetim kurulu üyesinin yetkisinin iç yönergeyle sınırlanamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/544 K., 21.03.2024)
- Anonim şirketin yönetim kurulunun şirket adına işlem yapma yetkisi, madde uyarınca bu organın yetkisi olarak değerlendirilmekte; bu yetkiye dayanan şirket işlemleri geçerli sayılmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/402 E., 2023/1813 K., 19.10.2023)
- Yönetim kurulu üyesinin işveren sıfatıyla şirketi temsil ettiği dönemde işçi sayılmayacağı, bu nitelendirmenin maddedeki yönetim kurulu yetkisine dayandığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2020/854 E., 2022/848 K., 16.06.2022)
- Şirkette organ boşluğu bulunmadığı hallerde, kayyım atanması talepleri maddedeki yönetim kurulu yetkisi gerekçesiyle reddedilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/5885 E., 2023/2826 K., 09.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Yönetim kurulunun yönetim ve temsil yetkisine dayanan kişi, bu yetkinin kendisinde olduğunu tescil kaydı, ticaret sicili kayıtları ve yönetim kurulu kararı ile ispatlar.
- Yönetim yetkisinin veya temsil yetkisinin devredildiğini ileri süren taraf, esas sözleşme hükmünü, iç yönergeyi ve devre ilişkin yönetim kurulu kararını yazılı belgeyle ispatlar.
- Yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisinin sınırlandığını ileri süren taraf, bu sınırlandırmanın ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini sicil kaydıyla ispatlar; tescil yoksa sınırlamanın üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceği sonucu ortaya çıkar.
- Tasfiye hâli veya istisnai bir yetki devri ileri sürülüyorsa, bunu ileri süren taraf ilgili kararı ve sicil kaydını gösterir; karşı taraf aksini yazılı delille ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.367: Yönetim yetkisinin devrini düzenler; devredilmedikçe yönetim yetkisinin tüm yönetim kurulu üyelerine ait olduğunu bildirir. Maddenin genel kuralına ilişkin istisnalardan biridir.
- 6102 sayılı Kanun m.370: Temsil yetkisinin çift imza kuralını, devrini ve sınırlandırılmasını düzenler. Maddede saklı tutulan istisnai hükümlerin önemli bir kısmını oluşturur.
- 6102 sayılı Kanun m.375: Yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerini sayar. Yönetim kurulunun bu görevleri başkasına bırakamamasının dayanağıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.395: Yönetim kurulu üyelerinin şirketle borçlanma işlemlerini sınırlar; yönetim yetkisinin kullanımında bağlayıcı bir sınır oluşturur.
TTK m.366 — Görev dağılımı
TTK m.366, yönetim kurulunun iç görev dağılımını düzenler. Birinci fıkra, yönetim kurulunun üyeleri arasından bir başkan ile en az bir başkan vekili seçmesini ve esas sözleşmede başkan ile başkan vekilinin genel kurulca seçilmesinin öngörülebilmesini kapsar. İkinci fıkra, yönetim kurulunun işlerin gidişini izlemek, rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla komite ve komisyon kurmasına ilişkindir. Hüküm, anonim şirket yönetim kurulunu esas alır ve kurulun iç yapısına ilişkin görev dağılımı ile sınırlıdır. Madde, yönetim kurulunun devredilemez yetkilerini (m.375), yönetim ve temsil yetkisinin devrini (m.367, m.370 ve ilgili hükümler), genel kurulun yetkilerini (m.408) ve borca batıklık ile riskin erken saptanması komitesine ilişkin yükümlülükleri (m.376, m.378) düzenlemez.
Görev dağılımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Başkan
- Yönetim kurulunun üyeleri arasından seçilen ve kurulu yöneten kişidir. Başkanın seçimi kural olarak yönetim kurulunca yapılır; esas sözleşmede öngörülürse genel kurul tarafından da seçilebilir.
- Başkan vekili
- Başkanın bulunmadığı zamanlarda onun yerine geçen, yönetim kurulu üyeleri arasından seçilen kişidir. Kanun en az bir başkan vekili seçilmesini zorunlu tutar; birden fazla seçilmesi de mümkündür.
- Komite
- Yönetim kurulunun işlerin gidişini izlemek, rapor hazırlamak, kararlarını uygulatmak veya iç denetim amacıyla kurduğu, içinde yönetim kurulu üyelerinin de bulunabileceği yardımcı organdır. Komite kararları yönetim kurulu adına karar niteliği taşımaz; hazırlık ve izleme işlevi görür.
- Komisyon
- Komiteyle birlikte ikinci fıkrada sayılan, yönetim kurulunun yardımcı olarak kurduğu organdır. Maddenin metni komite ve komisyonu birlikte anar; her ikisinin de yönetim kurulunun yetkisini devralmadığı, yalnızca hazırlık ve izleme işlevi gördüğü kabul edilmektedir.
- İç denetim
- Şirketin iş ve işlemlerinin yönetim kurulu adına izlenmesi amacıyla kurulan denetim düzenidir. Madde bu amaçla komite kurulmasına izin verir; ikinci fıkra anılan denetimin ayrıntısını düzenlemez.
Görev dağılımı: hangi şartlar aranır?
- Yönetim kurulunun üyeleri arasından bir başkan seçmesi gerekir. Seçim, esas sözleşmede genel kurulca yapılması öngörülmedikçe yönetim kurulu tarafından yapılır.
- Yönetim kurulunun, başkanın bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere en az bir başkan vekili seçmesi gerekir. Vekil de yönetim kurulu üyeleri arasından seçilmelidir.
- Esas sözleşmede öngörülmüşse başkanın, başkan vekilinin veya bunlardan birinin genel kurul tarafından seçilmesi mümkündür.
- Komite veya komisyon kurulabilmesi için kurulun bu organları işlerin gidişini izleme, rapor hazırlama, kararları uygulatma veya iç denetim amacıyla kurması gerekir.
- Komite veya komisyonun içinde yönetim kurulu üyelerinin bulunması zorunlu değildir; üyelerin bulunabileceği belirtilmiştir.
- Komite veya komisyon, yönetim kurulunun devredilemez yetkilerini kullanamaz; bu organlar yalnızca yardımcı ve hazırlayıcı nitelikte çalışır.
Görev dağılımı: hangi sonuçları doğurur?
- Yönetim kurulu başkan ve en az bir başkan vekilini seçmezse kanunun öngördüğü iç yapı kurulmamış olur.
- Esas sözleşmede genel kurul seçimi öngörülmüşse başkan ve başkan vekili genel kurulca seçilir; böyle bir hüküm yoksa seçim yönetim kurulunda kalır.
- Yönetim kurulu, ikinci fıkradaki amaçlarla komite veya komisyon kurarsa bu organların çalışma alanı izleme, hazırlık ve uygulama ile sınırlıdır.
- Komite veya komisyon, kurulun devredilemez yetkilerini kendi kararıyla kullanamaz; bu yetkilerin kullanımı kurulda kalır.
- Komite kurulması zorunlu değildir; kanun ikinci fıkrada kurma yetkisi tanır, ancak riskin erken saptanması komitesi gibi başka maddelerde zorunlu komiteler de bulunur.
Kurul seçimi ile genel kurul seçimi arasındaki fark nedir?
Başkan ve başkan vekilinin yönetim kurulu tarafından seçilmesi, kanunun genel düzenidir.
Esas sözleşmede öngörüldüğünde başkanın, başkan vekilinin veya bunlardan birinin genel kurulca seçilmesi mümkündür.
Esas sözleşmede hüküm yoksa seçim yönetim kuruluna aittir; hüküm varsa seçim genel kurulun yetkisine geçer.
Başkan ile başkan vekili arasındaki fark nedir?
Başkan, kurulu yöneten ve kurul toplantısını yöneten üyedir.
Başkan vekili, yalnızca başkanın bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet eden üyedir.
Vekil, başkanın yokluğunda başkanın yerine geçer; kanun vekilin seçilmesini zorunlu, başkanın seçilmesini ise madde metninde açıkça zorunlu saymaktadır.
Komite ile komisyon ile yönetim kurulunun devredilemez yetkisi arasındaki fark nedir?
Komite ve komisyonlar, işlerin gidişini izler, rapor hazırlar, kararları uygulatır veya iç denetim yapar.
Devredilemez yetkiler (m.375) ve kurulun karar yetkisi kurulun kendisinde kalır.
Komiteye karar yetkisi devredilemez; komite ancak hazırlık ve izleme işlevi görebilir.
Yönetim kurulu üyesi içeren ile içermeyen komite arasındaki fark nedir?
Komitenin içinde yönetim kurulu üyeleri bulunabilir.
Komitenin içinde üye olmayan kişiler de yer alabilir.
Komite bileşimi kurulun takdirine bırakılmıştır; üyelerin tamamının kurul üyesi olması gerekmez.
Görev dağılımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Başkan ve başkan vekili seçiminin her yıl yenilenmesi gerektiğini kabul etmek; kanun yeni seçimin yıllık bir zorunluluk olduğunu açıkça düzenlemez, uygulamada bu konuda farklı yorumlar bulunmaktadır.
- Birinci fıkradaki "en az bir başkan vekili" ifadesini tek bir vekil seçilebilir diye okumak; kanun birden fazla vekil seçilmesine olanak tanır.
- Esas sözleşmede genel kurul seçimi öngörülmeden başkanın genel kurulca seçilebileceğini varsaymak; genel kurul seçimi ancak esas sözleşmede öngörüldüğünde söz konusudur.
- Komiteye devredilemez yetkileri devretmek veya komitenin karar alabileceğini sanmak; ikinci fıkra yalnızca izleme, rapor, uygulatma ve iç denetim amacıyla komite kurulmasına izin verir.
- Komitenin kurulmasını m.366/2'ye dayandırıp m.378'deki zorunlu riskin erken saptanması komitesi ile karıştırmak; iki komitenin dayanağı ve zorunluluk derecesi farklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetim kurulu başkan ve başkan vekili seçiminin her yıl yenilenmesi gerektiği yönünde kararlarda tartışma vardır; mahkemeler birinci fıkranın emredici olduğunu ve seçimin kurul tarafından yapılması gerektiğini kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/821 E., 2023/1125 K., 12.07.2023; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/250 E., 2023/634 K., 12.10.2023)
- Bir karar, görev dağılımına ilişkin yönetim kurulu kararının m.366 kapsamında yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu kabul etmiştir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/280 E., 2024/755 K., 06.05.2024)
- Esas sözleşmede başkan ve vekilin genel kurulca seçileceğine ilişkin hüküm yoksa seçimin yönetim kurulunda yapılacağı yönünde uygulamada yerleşik bir anlayış vardır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/65 E., 2023/144 K., 01.03.2023; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5912 E., 2024/3380 K., 30.04.2024)
- Anonim şirketlerin esas sözleşmelerinde m.366/1 hükmünden farklı düzenleme konulamayacağı ve görev dağılımının bu madde uyarınca yeniden görüşülmesi gerektiği ileri sürülmüştür. (İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/208 E., 2022/560 K., 27.09.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Yönetim kurulunda başkan ve başkan vekili seçildiğini ileri süren taraf, bunu yönetim kurulu kararı ile ispatlar; yönetim kurulu kararı defterdeki kayıt ve tescil kayıtları en güçlü delildir.
- Başkanın genel kurulca seçildiğini ileri süren taraf, esas sözleşmede bu yönde açık bir hüküm bulunduğunu yazılı olarak ispatlar.
- Görev dağılımı kararının geçersizliğini ileri süren taraf, kararın usulüne uygun alınmadığını veya m.366 hükmüne aykırı olduğunu ispatla yükümlüdür.
- Komitenin kurulduğu ve işlevinin izleme veya hazırlık olduğu iddiası, komite kararı ve görev tanımı ile ispatlanır; komitenin karar yetkisi kullandığını ileri süren taraf bunu ispat etmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.375: Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerini sayar; komitelerin karar yetkisi alamayacağının sınırını belirler.
- 6102 m.378: Riskin erken saptanması ve yönetimi komitesini düzenler; m.366/2'deki komite yetkisinden ayrı ve zorunlu bir komitedir.
- 6102 m.367: Yönetimin devrine ilişkin esas sözleşme ve iç yönerge düzenini kurar; m.366'daki görev dağılımından ayrı bir devir konusudur.
- 6102 m.370: Şirketi temsil yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğunu düzenler; m.366 ile temsil yetkisi ayrılmalıdır.
- 6102 m.408: Genel kurulun devredilemez yetkilerini sayar; m.366/1'deki genel kurul seçimi ile birlikte iki organın yetki sınırını gösterir.
TTK m.367 — Yönetimin devri
Madde, anonim şirkette yönetim kurulunun iç işlere ilişkin yönetim yetkisinin kısmen veya tamamen bir ya da birkaç yönetim kurulu üyesine ya da üçüncü kişiye devredilmesinin esas sözleşmeye, iç yönergeye ve yazılı bilgilendirmeye bağlanmasını düzenler; devredilmediği takdirde yönetimin tüm yönetim kurulu üyelerine ait olduğunu belirtir. Hüküm, anonim şirketin yönetim kurulunu ve bu kurulun iç yönergeyle yetki devri yapma imkânını kapsar. Temsil yetkisinin devrini düzenlemez (m.370). Devredilemez yetkileri ve bunların niteliğini düzenlemez (m.375). Yönetim kurulunun toplantı, yeter sayı ve karar usulünü düzenlemez (m.390). Müdür ve ticari vekil atanmasını düzenlemez (m.368).
Yönetimin devri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yönetimin devri
- Yönetim kurulunun, şirketin iç işlerini yürütme yetkisinin tamamını veya bir kısmını bir ya da birkaç yönetim kurulu üyesine ya da üçüncü kişiye aktarmasıdır. Devir, şirketin dış ilişkilerini bağlayan temsil yetkisini kendiliğinden kapsamaz.
- İç yönerge
- Yönetim kurulunun esas sözleşmeye dayanarak hazırladığı, şirketin yönetimini düzenleyen belgedir. Görevleri, tanımları, yerleri ve kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yetki devri için yasal zorunluluk olarak aranır.
- Temsil yetkisi
- Şirketi üçüncü kişilere karşı bağlayan dış ilişki yetkisidir. Yönetimin devrinden ayrı bir kurumdur ve ayrıca m.370'e göre devredilmesi gerekir.
- Devredilemez yetkiler
- m.375'te sayılan, yönetim kurulunun devredemediği ve vazgeçemediği görevlerdir. Devir kapsamı bu görevleri dışarıda bırakır.
- Korunmaya değer menfaat sahibi alacaklı
- Pay sahibi dışında, ikna edici biçimde korunmaya değer menfaatini ortaya koyan alacaklıdır. Bu sıfat, iç yönergeye ilişkin yazılı bilgilendirme talebinin öznesidir.
Yönetimin devri: hangi şartlar aranır?
- Esas sözleşmede, yönetim kurulunun yönetimi devredebileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmalıdır; genel kurul kararı bu hükmün yerini tutmaz.
- Yönetim kurulu, devri düzenleyen iç yönergeyi kendisi hazırlamalı ve yönetimin bu yönergeye göre devredilmesi gerekmektedir.
- İç yönerge şirketin yönetimini düzenlemeli; görevleri, tanımları, yerleri ve kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirlemelidir.
- Devir, devredilemez yetkiler dışında kalan yönetim görevleri ile sınırlı olmalıdır.
- Yetki devri kısmen ya da tamamen yapılabilir; devredilen görevler için yönetim kurulu üyesi veya üçüncü kişi seçilmelidir.
- İstek üzerine, pay sahipleri ile korunmaya değer menfaatini ikna edici biçimde ortaya koyan alacaklılara iç yönerge hakkında yazılı bilgi verilmelidir.
- Temsil yetkisinin de devredilmek istenmesi halinde m.370 koşullarının ayrıca yerine getirilmesi gerekir.
Yönetimin devri: hangi sonuçları doğurur?
- Esas sözleşmede devir hükmü yoksa ya da iç yönerge hazırlanmamışsa yönetimin devri geçerli olarak yapılamaz.
- Devir geçerli yapılmışsa, devredilen yönetim görevleri devralan üyeye veya üçüncü kişiye ait olur.
- Devir kapsamına giren görevler yönetim kurulunun tüm üyelerine ait değildir; ancak devredilemez görevler yönetim kurulunda kalır.
- Devir yapılmamışsa yönetim, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir (m.367/2).
- Temsil yetkisi, m.370 koşulları yerine getirilmeden devredilmiş sayılmaz.
- Genel kurul kararı tek başına yönetim devri için yeterli değildir; esas sözleşme hükmü gerekir.
- İstek üzerine yazılı bilgilendirme yapılmazsa, bu eksiklik iç yönergeye ilişkin usul yükümlülüğünün ihlali olarak ortaya çıkar.
Yönetimin devri ile temsil yetkisinin devri arasındaki fark nedir?
m.367 uyarınca yönetim, şirketin iç işlerini yürütme yetkisidir ve esas sözleşme hükmü ile iç yönergeye dayanarak devredilir.
m.370 uyarınca temsil, şirketin üçüncü kişilere karşı bağlanmasıdır ve ayrıca devredilmesi gerekir.
Yönetimin devri temsil yetkisini kendiliğinden devretmez; temsil devri için m.370 koşulları ayrıca aranır.
Devredilebilir yetkiler ile devredilemez yetkiler arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulunun iç işlere ilişkin yönetim yetkisi, esas sözleşme ve iç yönerge çerçevesinde devredilebilir.
m.375'te sayılan görev ve yetkiler, üst düzey yönetim, muhasebe, üst gözetim ve borca batıklık bildirimi gibi konulardır; devredilemez ve vazgeçilemezdir.
Devredilemez görevler devir kapsamına alınamaz; bu yetkiler yönetim kuruluna ait kalır.
Devir yapılmış ile devir yapılmamış arasındaki fark nedir?
Yönetim devredilirse, devredilen görevler devralan üye veya üçüncü kişiye aittir.
Devredilmediği takdirde yönetim, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.
Devir yapılmamışsa yönetim kurulunun tüm üyeleri yönetimde kusurla sorumlu tutulabilir.
Yönetim devri ile müdür veya ticari vekil atanması arasındaki fark nedir?
m.367 devri, organsal işlevin yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye aktarılmasıdır.
Müdür, icra yetkisiyle görevli olup yönetim kurulunun ticari mümessil ve vekil atama yetkisi devir ile ortadan kalkmaz.
Yönetimin devredilmiş olması, yönetim kurulunun müdür ve ticari vekil atama yetkisini kaldırmaz.
Yönetimin devri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Genel kurul kararını esas sözleşme hükmünün yerine geçirmek; devir için esas sözleşme hükmü aranır.
- Yönetimin devrini temsil yetkisinin devri ile karıştırmak; temsil devri m.370'e göre ayrıca yapılmalıdır.
- Devredilemez yetkileri (m.375) devir kapsamına dahil etmek; bu görevler devredilemez ve vazgeçilemezdir.
- Yönetimin devredilmesi halinde müdür ve ticari vekil atama yetkisinin yönetim kurulundan çıktığını sanmak; bu yetki devirle ortadan kalkmaz.
- İç yönergeyi yalnızca içe dönük bir belge sayıp alacaklıya bilgi verilmesi yükümlülüğünü göz ardı etmek; istek üzerine yazılı bilgilendirme gerekir.
- Devir yapılmadığı halde yönetimi yalnızca bir üyenin yürüttüğünü kabul etmek; devir yoksa yönetim tüm üyelere aittir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Esas sözleşmede devir hükmü bulunmadan yönetim kurulunun iç yönerge ile yetki devri yapabileceği kabul edilmemektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/510 E., 2022/1138 K., 30.09.2022)
- İç yönergenin yazılı biçimde hazırlanması ve yönetim kurulu üyelerince imzalanması, devrin geçerliliği açısından önemli görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/356 E., 2024/4114 K., 21.05.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/387 E., 2024/4088 K., 20.05.2024)
- Ticaret sicili ve ilan yönünden, temsil yetkisinin devri ile yönetim devrinin ayrı işlemler olduğu kabul edilerek tescil talepleri değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/264 E., 2025/292 K., 20.02.2025)
- Yönetim devrinin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıklarda, iç yönergenin ve yönetim kurulu kararının hangi tarihte alındığı ve tescil edildiği ayrıca incelenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/356 E., 2024/4114 K., 21.05.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/4306 E., 2024/8274 K., 25.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Yetki devrini ileri süren taraf, esas sözleşmede devir hükmünün bulunduğunu esas sözleşme ile ispatlar.
- Yönetim kurulunun devir için aldığı karar ile iç yönergenin yazılı olarak hazırlandığı, tescil ve ilan belgeleri ile ya da yönetim kurulu kararı ile ispatlanır.
- Devrin geçersizliğini ileri süren taraf, iç yönergenin bulunmadığını veya esas sözleşme hükmünün eksik olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Yönetimin devredildiği iddiasını savunan taraf, devredilen görevin m.375 kapsamında devredilemez bir görev olmadığını da göstermelidir.
- Pay sahibinin veya alacaklının iç yönerge hakkında bilgi istediğini ve bu talebe yazılı yanıt verilmediğini ileri süren taraf, talebin yapıldığını ve yanıtın verilmediğini ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.370: Temsil yetkisinin devrini düzenler. m.367 uyarınca yapılan yönetim devri temsil yetkisini kendiliğinden kapsamaz; temsil için m.370 koşulları ayrıca aranır.
- 6102 sayılı Kanun m.375: Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevlerini sayar. Devir kapsamı bu görevlerle sınırlıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.368: Ticari mümessil ve ticari vekil atama yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğunu, devirle ortadan kalkmayacağını düzenler.
- 6102 sayılı Kanun m.365: Şirketin sevk ve idaresinin yönetim kuruluna ait olduğunu düzenler; m.367 devri bu karinenin istisnasıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.390: Yönetim kurulunun toplantı, karar ve oy usulünü düzenler; iç yönergenin ve devir kararının alınmasında bu usuller uygulanır.
TTK m.368 — Ticari mümessil ve vekiller
Madde, anonim şirketlerde yönetim kurulunun ticari mümessil ve ticari vekil atama yetkisini düzenler. Yetkinin kime ait olduğunu ve bu organın bu atama yetkisini kullanabileceğini belirler. Atanacak kişilerin koşulları, yetkilerinin kapsamı, görevden alınmaları ve ticaret siciline tescili bu maddede düzenlenmez; bunlar ticari temsilci ve ticari vekil hükümlerinde (TTK m.371, m.375, m.629, m.631 ve TBK m.547-554) yer alır. Yönetim kurulunun devredilemeyen yetkileri ve genel kurulun atama yetkisi de ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Ticari mümessil ve vekiller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari mümessil (ticari temsilci)
- Tacir adına ticari işletmeyi yöneten ve ticaret unvanı altında tacirin yerine işlem yapma yetkisini taşıyan tacir yardımcısıdır. Yetkisi geniş olup işletmenin konusuna giren işlemleri kapsar.
- Ticari vekil
- Tacir adına, işletmenin belirli işlerini ya da olağan işlerini yürütmek üzere atanan ve yetkisi tacir tarafından belirlenen tacir yardımcısıdır. Yetkisi ticari mümessilden dar olup kanundan değil atamadan doğar.
- Devredilemez yetki
- Yönetim kurulunun bu atama yetkisinin genel kurula ya da başka bir organa devredilememesi anlamına gelir. Madde gerekçesine göre bu nitelik 368 ve 375 inci maddelerin (d) bendinden anlaşılmaktadır.
Ticari mümessil ve vekiller: hangi şartlar aranır?
- Atamayı yapan organın anonim şirkette yönetim kurulu olması gerekir.
- Atanan kişinin ticari mümessil ya da ticari vekil niteliğinde bir tacir yardımcısı olarak atanması gerekir.
- Atamanın, şirketin ticari işletmesine ilişkin bir görev için yapılması gerekir.
- Yönetim kurulunun atama yetkisini devretmemesi ya da bu yetkiyi genel kurula bırakmaması gerekir; yetkinin devri bu yetkiyi ortadan kaldırmaz.
Ticari mümessil ve vekiller: hangi sonuçları doğurur?
- Yönetim kurulu, anonim şirket adına ticari mümessil ve ticari vekil atayabilir.
- Atama yetkisi yönetim kurulunun devredilemeyen yetkisidir; bu yetki ana sözleşmeyle ya da iç yönergeyle genel kurula ya da başka bir organa bırakılamaz.
- Yönetim kurulunun yetki devri yapması halinde devredilen yetki kapsamında atama yapılabilir, ancak devir yönetim kurulunun atama yetkisini ortadan kaldırmaz.
- Atama yetkisi kullanılmadan yapılan ve yetkisiz kişiye verilen temsil yetkisi, ticari mümessil ya da ticari vekil sıfatı doğurmaz.
Anonim şirket yönetim kurulu ile limited şirket genel kurulu arasındaki fark nedir?
Anonim şirkette ticari mümessil ve ticari vekil atama yetkisi bu maddeye göre yönetim kuruluna aittir.
Limited şirkette bu yetki, şirket sözleşmesinde farklı düzenleme yoksa genel kurula aittir (TTK m.631/1).
Atamayı yapacak organ şirket türüne göre değişir; anonim şirkette yönetim kurulu, limited şirkette genel kurul kararı gerekir.
Yönetim kurulu atama yetkisini kendisi kullanma ile yetkiyi devretme arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulu yetkisini bizzat kullanarak ticari mümessil ya da ticari vekil atayabilir.
Yetkinin devredilmesi halinde yetki devralan organ atama yapar, ancak yetkinin devri onu yönetim kurulunun yetkisinden çıkarmaz.
Devir, yönetim kurulunun yetkisini ortadan kaldırmaz; devredilmiş olması atama yetkisini yok etmez.
Ticari mümessil ile ticari vekil arasındaki fark nedir?
Ticari mümessil geniş yetkili, işletmeyi yöneten ve tacirin ticaret unvanı altında temsil eden kişidir.
Ticari vekil ise belirli iş veya olağan işlerle sınırlı yetkili kişidir.
Her ikisi de yönetim kurulu tarafından atanabilir; yetki kapsamı atama kararına göre belirlenir.
Ticari mümessil ve vekiller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yönetim kurulunun atama yetkisini devredilebilir bir yetki gibi görmek; yetki devri halinde de yönetim kurulunun yetkisinin ortadan kalktığını sanmak.
- Anonim şirkette ticari mümessil atamasını limited şirkettekiyle aynı kurala bağlamak; limitedde genel kurul, anonimde yönetim kurulunun yetkili olduğunu karıştırmak.
- Şirkette fiilen çalışan ya da genel müdür vekili unvanlı kişiyi, yönetim kurulu kararı olmadan ticari vekil saymak.
- Ticari mümessil ile ticari vekil arasındaki yetki kapsamı farkını gözden kaçırmak; ticari vekilin yetkisini ticari mümessil yetkisiyle eşitlemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, anonim şirketlerde ticari mümessil ya da ticari vekil atamasının yönetim kurulu kararıyla yapılabileceğini kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1591 E., 2025/249 K., 19.02.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1151 E., 2025/215 K., 11.02.2025)
- Mahkemeler, bir kişinin şirkette genel müdür vekili olarak çalışmasının tek başına ticari vekil atamasını ispatlamadığını ve yönetim kurulu kararının aranması gerektiğini kabul etmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2020/2356 E., 2021/3870 K., 20.04.2021)
- Mahkemeler, vekaletnamenin kapsamına bakılarak davalının 368 kapsamında ticari mümessil ya da ticari vekil olarak atanıp atanmadığını değerlendirmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2479 E., 2025/998 K., 18.02.2025)
- Mahkemeler, vekillik ilişkisinin varlığını değerlendirirken vekaletname tarihi ile işleme ait belgelerin tarihlerinin yakınlığı gibi karineleri birlikte incelemektedir. (Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/662 E., 2021/871 K., 28.12.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Ticari mümessil ya da ticari vekil atamasının varlığını ileri süren taraf, atamanın yönetim kurulu kararı ile yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; yönetim kurulu kararı ya da tutanağı bu ispat için temel delildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1591 E., 2025/249 K., 19.02.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2024/2479 E., 2025/998 K., 18.02.2025)
- Ticari vekil olarak atandığını ileri süren kişi, işlemi yapma yetkisinin atamadan kaynaklandığını yazılı belge ile ispatlamalıdır; vekaletname ve yetki belgesi bu bakımdan önemlidir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2479 E., 2025/998 K., 18.02.2025; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/662 E., 2021/871 K., 28.12.2021)
- Tek başına şirkette çalışılması ya da genel müdür vekilliği unvanı, ticari vekil atamasını ispatlamaya yetmez; karşı taraf bu iddiayı delille çürütebilir. (11. Hukuk Dairesi, 2020/2356 E., 2021/3870 K., 20.04.2021)
- Yetki devri ya da genel kurul kararıyla atama iddiasında bulunan taraf, bu yetkinin devredildiğini ve devralan organın kararını ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.371: Yönetim kurulunun devredilemez görevleri arasında sayılan ve ticari mümessil ile ticari vekil atamasını da kapsayan hükümdür. Madde gerekçesi bu nitelikte 368 ile birlikte anılmaktadır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.375: Yönetim kurulunun devredilemez görevlerini sayan hükümdür; (d) bendi atama yetkisinin devredilemezliğini destekler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.367: Yönetim kurulunun yönetimin devredilmesine ilişkin hükmüdür; madde gerekçesine göre yönetimin devredilmiş olması atama yetkisini ortadan kaldırmaz.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.376: Yönetim kurulunun devredilemez görevlerine aykırı yetki devrinin geçersizliği ilkesiyle ilişkilidir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.547-554: Ticari temsilci ve ticari vekilin yetki kapsamını, sona ermesini ve üçüncü kişilere karşı etkisini düzenler; atanmanın hukuki sonuçlarını tamamlar.
TTK m.369 — Özen ve bağlılık yükümlülüğü
Madde, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimle görevli üçüncü kişilerin özen yükümünü ve şirket menfaatini gözetme yükümünü düzenler; ölçü olarak tedbirli yönetici ve dürüstlük kuralını koyar ve şirketler topluluğuna ilişkin 203 ilâ 205. maddelerin saklı kalacağını belirtir. Madde, yönetim kurulu üyelerinin kusur sorumluluğunun koşullarını ve zarar tazminini düzenlemez (m.553). Maddenin hesap verme ve bilgi verme yükümlerini, sorumluluğun kimlere karşı doğacağını (şirket, ortak, alacaklı) ve sorumluluk davasının usul yönünü düzenlemez (m.553, m.555 ve devamı). Bağlı şirket hâllerinde talimat ve tazmin rejimi de bu maddede değil, 203 ilâ 205. maddelerde yer alır.
Özen ve bağlılık yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tedbirli yönetici ölçütü
- Yönetim kurulu üyesinin ve yönetimde görevli kişinin özen ölçüsüdür. Ölçü, yönetici sıfatıyla işin gerektirdiği özeni de kapsar ve nesnel olarak belirlenir. Uzman bilgisi aranmaz, ancak göreve ilişkin asgari yetkinlik beklenir.
- Dürüstlük kuralı
- Şirketin menfaatinin gözetilmesinde kullanılan objektif ölçüdür. Yöneticinin kişisel çıkarını şirket menfaatinin önüne koymaması anlamına gelir.
- İşadamı kararı (Business Judgment Rule)
- Yöneticinin işletmeyle ilgili ve bilgiye dayanan bir kararından doğan riskin, kararın kendisi kusurlu görülmedikçe yöneticiye yüklenmemesi ilkesidir. Madde metninde açıkça yer almaz; gerekçede ifade edilmiştir.
- Şirketler topluluğu hâli
- Bağlı şirketin yönetim kurulu üyesinin, şirketin menfaatini değil, bağlı şirketin ya da hâkim şirketin talimatını ve menfaatini gözetebildiği durumdur. Bu hâllerde 203 ilâ 205. maddeler uygulanır.
Özen ve bağlılık yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Özen yükümlüsü olarak yönetim kurulu üyesi veya yönetimle görevli üçüncü kişi bulunmalıdır.
- Görev, tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirilmelidir; özenin ölçüsü, yöneticinin sıfatı ve işin gerektirdiği özen birlikte nesnel olarak belirlenir.
- Şirketin menfaati dürüstlük kuralına uyularak gözetilmelidir; kişisel veya üçüncü kişinin çıkarı bu gözetmenin önüne geçmemelidir.
- Şirketler topluluğu hâlinde 203 ilâ 205. maddelerin koşulları varsa, şirketin menfaatini gözetme yükümü bu maddelerin öngördüğü ölçüde sınırlanmalıdır.
Özen ve bağlılık yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Özen yükümü veya dürüstlük kuralı gereğince şirket menfaatinin gözetilmemesi, yönetim kurulu üyesinin kusurlu ihlali olarak sorumluluk doğurabilir (kusur sorumluluğunun koşulları m.553 ile belirlenir).
- Kasıt ve ihmalin yanı sıra dikkatsizlik sonucu doğan zararlar da sorumluluğa yol açar.
- Madde özen yükümünü kişisel mazeretle değil, nesnel olarak belirlenen tedbirli yönetici ölçüsüyle değerlendirir.
- Şirketler topluluğu hâlinde 203 ilâ 205. maddelerin koşulları gerçekleşmişse, şirket menfaatini gözetme yükümü bu maddelerin öngördüğü ölçüde kalkar veya sınırlanır.
- Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan veya tehlikeye düşürecek talimatlara uyulmaz (204. madde).
- İşadamı kararı ilkesinin koşulları varsa, yöneticinin işletmesel kararından doğan zarar nedeniyle sorumluluk doğmaz; bu ilke madde metninde yazılı değildir, uygulamada ve gerekçede kabul edilir.
- Madde emredici niteliktedir; esas sözleşmeyle özen ölçüsünün tedbirli yönetici ölçüsünün altına indirilmesi ayrıca tartışmalıdır.
Tedbirli yönetici ölçütü ile 6762 sayılı Kanun m.320 ölçütü arasındaki fark nedir?
6102 sayılı Kanun m.369, tedbirli yönetici ölçütünü kullanır ve yönetici sıfatıyla işin gerektirdiği özeni de kapsar.
Eski Kanun m.320, göndermelerle nesnel ve öznel ölçütleri birlikte kullanıyordu ve işletme konusuna bağlı bir ölçü içeriyordu.
Yeni ölçüde özen, işletme konusuyla sınırlı kalmaz; yönetim kurulu üyesinin ücret alıp almadığı ölçütü değiştirmez ve özen daha geniş tutulur.
Ücretli üye ile ücretsiz üye arasındaki fark nedir?
Ücret alan yönetim kurulu üyesinin özen borcu, işin gerektirdiği nesnel özenle belirlenir.
Ücret almayan üyenin özen borcu, gerekçeye göre içerik ve sınır bakımından daha belirsizdir.
Tedbirli yönetici ölçütü her iki durumda da birlikte uygulanır; ancak ücretsiz üyenin sorumluluğu yönünden ölçü, yöneticinin nesnel olarak kontrol edebildiği alanla sınırlıdır.
Genel hal ile şirketler topluluğu hali arasındaki fark nedir?
Bağımsız bir şirkette yönetim kurulu, şirketin menfaatini dürüstlük kuralına uyarak gözetir.
Bağlı şirkette 203 ilâ 205. maddeler uygulanır; tam hakimiyet hâlinde ve talimat hâlinde şirket menfaati yükümü sınırlanır.
Aynı görev için iki farklı çerçeve geçerlidir; talimata uyma hâlinde sorumluluk 204. madde ve tazmin kuralları ile belirlenir.
Vekâlet hükümleri ile adi şirket ortağının özen ölçütü arasındaki fark nedir?
Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekâlet hükümlerine göre değerlendirilebilir.
Diğer ortaklar bakımından, ortaklık işlerinde ortakların menfaatini gözeten basiretli vekil ölçütü esas alınır.
Ortağın özen borcunun kapsamı, ücret karşılığı görev alıp almamasına göre değişir.
Özen ve bağlılık yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 369'u eski 6762 sayılı Kanun m.320 ile aynı ölçüde yorumlamak; yeni ölçünün işletme konusuyla sınırlı olmadığını gözden kaçırmak.
- Tedbirli yönetici ölçütünü, yönetim kurulu üyesinin ücret alıp almadığına bakarak daraltmak veya genişletmek.
- Ortakların özen borcunu, tacir sayılma hâli dışında, yalnız vekâlet hükümlerine göre belirlemek; ölçüyü TBK m.506/3 ile birlikte değerlendirmemek.
- Bağlı şirket hâlinde m.369/2'yi yok saymak ve yönetim kuruluna her talimatı uygulama yükümü yüklemek; 203 ilâ 205. maddelerin istisnasını uygulamamak.
- İşadamı kararı ilkesini madde metninde yazılı bir kural gibi görmek; ilkenin koşullarını ayrıca değerlendirmemek.
- Dürüstlük kuralını yalnız iyiniyet olarak almak; şirket menfaatinin gözetilmesi yükümünü ayrı bir unsur olarak incelememek.
- Özen yükümünün ihlalini doğrudan sorumluluk saymak; m.553'teki kusur ve zarar unsurlarını ayrıca aramamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, sadakat ve özen yükümlülüğünü 6102 sayılı Kanun m.369 kapsamında değerlendirerek yönetim kurulu üyesinin şirkete karşı sorumluluğunu bu hüküm üzerinden incelemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/277 E., 2025/1665 K., 16.10.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1617 E., 2022/1638 K., 27.10.2022; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/274 E., 2026/49 K., 21.01.2026)
- Şirketin rekabet yasağına aykırı faaliyeti, aynı alanda başka şirkette ortaklık gibi hâllerde m.369 ihlali kabul edilebilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/277 E., 2025/1665 K., 16.10.2025)
- Özen yükümlülüğünün ihlali iddiası, yönetim kurulu kararının ve bilgi temelinin somut olarak değerlendirilmesini gerektirir; yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu, iddia edilen zararla ilgili kusurlu ihlalin ispatına bağlanmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1996 E., 2023/1552 K., 12.10.2023; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1617 E., 2022/1638 K., 27.10.2022)
- Şirketin menfaatine aykırı görünen bir protokol veya sözleşme hükmünün serbest iradeyle kurulup kurulmadığı, m.369 kapsamında denetlenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/3798 E., 2023/7698 K., 26.12.2023)
- Şirketin tek taraflı menfaat sağlayan sözleşme kayıtları (örneğin işçiye cezai şart ödenmesi), şirket menfaatini koruma ve özen yükümlülüğü ile çelişiyorsa bu kayıtların geçerliliği m.369 ölçütüyle tartışılmaktadır. (Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/745 E., 2026/109 K., 11.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Sorumluluk davasında zararı ve m.369 ihlalini iddia eden taraf, yani genellikle şirket veya ortak, özen yükümünün ihlalini ispatla yükümlüdür.
- Madde metninde özenle hareket edildiği karinesi bulunduğundan, aksini iddia eden taraf özen yükümünün ihlalini ispatlamalıdır; gerekçede bu karine açıkça belirtilmiştir.
- Yönetim kurulu kararlarının bilgi temeline dayandığı, yazılı belgeler, yönetim kurulu toplantı tutanakları ve karar defteri ile ispatlanır.
- İşadamı kararı savunması yapan yönetim kurulu üyesi, kararın işletmesel nitelikte, bağımsız, bilgiye dayalı ve iyiniyetli alındığını ispatlamalıdır.
- Bağlı şirket hâlinde talimatın verildiği ve talimatın şirketin ödeme gücünü aşıp aşmadığı, talimat yazışmaları ve mali tablolarla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.203: Tam hakimiyet hâlinde bağlı şirketin yönetim kurulunun şirket menfaatine bağlılık yükümünü ortadan kaldırır.
- 6102 sayılı Kanun m.204: Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan veya tehlikeye düşürecek talimatların uygulanmayacağını düzenleyerek m.369/2'nin istisnasını oluşturur.
- 6102 sayılı Kanun m.205: Bağlı şirket yönetim kurulunun, talimat sonucu zarar hâlinde tazmin ve sorumluluk rejimini düzenler; m.369/2 kapsamında saklı tutulur.
- 6102 sayılı Kanun m.553: Yönetim kurulu üyelerinin kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu ihlal etmeleri hâlinde sorumluluğunun koşullarını düzenler; m.369 ihlalinin sorumluluk doğurması bu hükümle belirlenir.
- 6102 sayılı Kanun m.18: Ticari işletme işleten adi şirket ortakları tacir sayıldığında, tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükü bu maddeye göre değerlendirilir.
- 6102 sayılı Kanun m.12: Adi şirket ortaklarının ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adlarına işletmeleri hâlinde tacir sayılmalarını düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.506: Vekilin özen borcu ve basiretli vekil ölçütü, ortak ve yönetici özen borcunun ölçütünü belirlemede kıyas kaynağıdır (Türk Borçlar Kanunu m.506).
TTK m.370 — Genel olarak
Bu madde, anonim şirket dışındaki sermaye şirketlerinde (ve kanunun bu maddeye yollama yaptığı hallerde) yönetim kurulunun temsil yetkisinin hangi usulle kullanılacağını ve bu yetkinin yönetim kurulu üyeleri veya üçüncü kişilere nasıl devredileceğini düzenler. Düzenlediği konular: birlikte temsil (çift imza) kuralı, esas sözleşmeyle aksi düzenlenebilmesi ve temsil yetkisinin murahhas üyeye veya murahhas müdür olarak üçüncü kişiye devri. Kurallar yönetim kuruluna sahip şirketler bakımından uygulanır. Madde, yönetim yetkisinin (iç işler) devrini düzenlemez (m.367). Temsil yetkisinin kapsam ve sınırlarını, sicile tescil ve ilanını düzenlemez (m.371). İmza sirkülerinin ve imza şeklinin düzenlenmesi (m.372), yönetim kurulunun tek kişiden oluşması halinde temsilin işleyişi ile ticari vekil ve tacir yardımcılarının atanması (m.371/7) ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu (m.369) bu maddede yer almaz.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temsil yetkisi
- Şirketi üçüncü kişilere karşı hukuki işlemlerle bağlama yetkisidir. Yönetim yetkisinden ayrıdır; yönetim şirketin iç işlerini, temsil ise dış ilişkilerini kapsar.
- Çift imza (birlikte temsil)
- Şirketi bağlamak için temsil yetkisine sahip birden fazla kişinin birlikte imzasının gerekmesi usulüdür. Kanuna göre varsayılan temsil biçimidir ve esas sözleşmeyle farklı düzenlenebilir.
- Murahhas üye
- Yönetim kurulu üyeleri arasından, temsil yetkisi devredilen üyedir. Yönetim kurulu üyesi sıfatını korur ve temsil yetkisini kendi adına kullanır.
- Murahhas müdür
- Yönetim kurulu üyesi olmayan üçüncü kişiye devredilen temsil yetkisidir. Devir yalnızca temsil yetkisi üzerinden yapılır; yönetim yetkisinin tamamı devredilmez.
- Yönetim kurulu kararı
- Temsil yetkisinin devri için gerekli olan, yönetim kurulunun aldığı karardır. Esas sözleşmede olumlu hüküm bulunmasıyla birlikte aranır.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Esas sözleşmede temsil yetkisinin çift imzayla kullanılacağına dair aksi bir hüküm bulunmamalı ya da yönetim kurulu birden fazla üyeden oluşmalıdır.
- Temsil yetkisinin devri söz konusuysa, esas sözleşmede devre izin veren açık bir hüküm bulunmalıdır.
- Temsil yetkisinin devri için yönetim kurulunun karar alması gerekir.
- Devredilen temsil yetkisi bir veya daha fazla murahhas üyeye ya da yönetim kurulu dışındaki üçüncü kişiye (müdür olarak) verilebilir.
- Devir sonrasında yönetim kurulunda en az bir üyenin temsil yetkisini haiz olması gerekir; bu şart aşılamaz.
- Temsil yetkisinin konu ve miktar itibarıyla sınırlandırılması bu maddenin kapsamında değildir; sınırlamalar yalnızca tescil ve ilan edilen coğrafi ya da birlikte temsil biçiminde yapılabilir (m.371/3).
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse ya da yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imzayla kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
- Esas sözleşmede aksi öngörülmüşse, temsil bu hükme göre kullanılır.
- Yönetim kurulu temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye ya da müdür olarak üçüncü kişiye devredebilir.
- Temsil yetkisi devredildiğinde yönetim kurulunda en az bir üyenin temsil yetkisini haiz olması şarttır; bu şart sağlanmazsa devir geçerli sayılmaz.
- Esas sözleşmede devre ilişkin bir hüküm yoksa temsil yetkisi devredilemez.
- Temsil yetkisinin devredilmesi, kanunda emredici olarak yönetim kuruluna bırakılan devredilemez yetkileri (m.375) kapsamaz.
Çift imza ile münferit temsil arasındaki fark nedir?
Esas sözleşmede aksi düzenleme yoksa ve yönetim kurulu birden fazla üyeden oluşuyorsa temsil yetkisi çift imzayla kullanılır.
Esas sözleşmede münferit (tek imza) temsil öngörülmüşse ya da yönetim kurulu tek kişiden oluşuyorsa tek kişi temsil eder.
Temsil biçimi değişir; çift imza olmayan işlemin üçüncü kişilere karşı geçerliliği bakımından iyiniyet koruması ayrıca değerlendirilir.
Murahhas üye ile murahhas müdür arasındaki fark nedir?
Murahhas üye, yönetim kurulunun bir üyesidir ve temsil yetkisini bu sıfatla kullanır.
Murahhas müdür, yönetim kurulu dışında kalan üçüncü kişidir ve devredilen temsil yetkisiyle yönetim kurulu adına hareket eder.
Murahhas müdür atandığında yönetim kurulunda en az bir üyenin temsil yetkisi kalmalıdır; bu üye icra yetkisiz duruma düşürülemez.
Yönetim yetkisi devri ile temsil yetkisi devri arasındaki fark nedir?
Yönetim yetkisinin devri şirketin iç işlerine ilişkindir ve m.367 kapsamındadır.
Temsil yetkisinin devri şirketin üçüncü kişilerle ilişkisine ilişkindir ve bu maddede düzenlenmiştir.
Her iki devir farklı hükümlere bağlıdır; temsil devrinde esas sözleşme hükmü ve yönetim kurulu kararı aranır, iç yönerge zorunlu değildir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Temsil yetkisinin devrini yönetim yetkisinin devri gibi değerlendirip m.367 uyarınca iç yönerge aramak; temsil devri için iç yönerge zorunlu değildir.
- Esas sözleşmede devre ilişkin hüküm bulunmadan temsil yetkisini devredilebilir saymak.
- Murahhas müdür atandığında yönetim kurulundaki tüm üyelerin temsil yetkisini kaybettiğini kabul etmek; kanun en az bir üyenin temsil yetkisini korumasını şart koşar.
- Çift imza kuralını esas sözleşmede aksi düzenleme yoksa dahi uygulanmayan bir istisna gibi görmek; kural varsayılan düzendir.
- Temsil yetkisinin konu veya miktar itibarıyla sınırlanabileceğini düşünmek; bu maddeye göre sınırlama yalnızca coğrafi ya da birlikte temsil biçiminde ve tescil ve ilan şartıyla mümkündür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temsil yetkisinin devri için esas sözleşmede olumlu bir hüküm ve yönetim kurulunun ayrı bir kararı bulunması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1295 E., 2025/1336 K., 20.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/1809 E., 2022/1529 K., 28.12.2022)
- Temsil yetkisinin çift imzayla kullanılması kuralına aykırı tescil başvuruları, ticaret sicili tarafından mevzuata aykırılık gerekçesiyle iade edilebilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/544 K., 21.03.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/264 E., 2025/292 K., 20.02.2025)
- Esas sözleşmede aksi hüküm bulunmadığı sürece çift imza kuralının uygulandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/1809 E., 2022/1529 K., 28.12.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/185 E., 2021/251 K., 10.03.2021)
- Murahhas müdür atanmasıyla birlikte yönetim kurulunda temsil yetkisi bulunan en az bir üyenin korunması gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/280 E., 2024/755 K., 06.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Temsil yetkisinin çift imzayla kullanıldığını ya da bu usulden sapıldığını ileri süren taraf, esas sözleşme ve ticaret sicili kayıtlarıyla bu iddiayı ispatlar.
- Temsil yetkisinin devredildiğini ileri süren taraf, esas sözleşmedeki devir hükmünü ve yönetim kurulu kararını yazılı belgeyle ispatlar.
- Devrin geçersizliğini ileri süren karşı taraf, yönetim kurulunda temsil yetkisini haiz en az bir üyenin bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Yetkinin sınırlandığını ileri süren taraf, sınırlamanın tescil ve ilan edildiğini ya da üçüncü kişinin bu sınırlamayı bildiğini ispatlar; tescil ve ilan olmadan bu sınırlama iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez (m.371 bağlamında).
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.367: Yönetim yetkisinin devri ve iç yönerge düzenlemesidir. Temsil yetkisinin devri ile yönetim yetkisinin devri birbirinden ayrı tutulmalıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.371: Temsil yetkisinin kapsamını, sınırlandırılmasını ve sicile tescil-ilanını düzenler. Bu maddedeki temsil düzeni sınırlandırma ve tescil bakımından m.371'e tabidir.
- 6102 sayılı Kanun m.375: Yönetim kuruluna ait, devredilemez görev ve yetkileri sayar. Temsil yetkisi devredilse bile bu yetkiler yönetim kurulunda kalır.
- 6102 sayılı Kanun m.372: Temsil yetkisinin imza şeklini ve imza sirkülerini düzenler; çift imzanın nasıl kullanılacağı bu maddeyle tamamlanır.
TTK m.371 — Kapsam ve sınırlar
Madde, temsile yetkili kişilerin şirket adına yapabileceği işlemlerin sınırını, bu işlemlerin üçüncü kişilere karşı şirketi bağlamasının koşullarını, temsil yetkisinin sınırlandırılmasının sicil ve iyiniyet bakımından etkisini, yetkiye aykırı işlemlerde şirketin rücû hakkını, temsilcilerin haksız fiillerinden doğan sorumluluğu, tek pay sahipli anonim şirketlerde pay sahibi ile şirket arasındaki sözleşmenin şekli ile sınırlı yetkili ticari vekil ve tacir yardımcılarının atanmasını ve bunların sorumluluğunu düzenler. Hüküm anonim şirketler bakımından yazılmış olup temsile yetkili organ ve kişilere uygulanır. Ticari temsilcinin olağan ve olağanüstü yetkileri, ticari vekil ve tacir yardımcılarının kendi yetkileri ile iç yönergenin ayrıntıları madde metninde yer almaz; bu konular Türk Borçlar Kanunu'nun ticari vekâlet hükümlerinde ve 367 nci maddede düzenlenir. Şirketin ehliyeti ve işletme konusunun hak ehliyetine etkisi de bu maddenin konusu değildir (TMK m.48 ve TTK m.354 gibi genel ve sicile ilişkin hükümler). Ortaklar arasındaki iç ilişkiler, yönetim kurulu üyelerinin görev sorumluluğu (TTK m.553) ve şirket adına açılacak davaların usulü de bu maddede düzenlenmez.
Kapsam ve sınırlar: hangi şartlar aranır?
- İşlemi yapan kişinin şirketin temsile yetkili kişisi olması veya yetkisini bu niteliğe dayandırması gerekir.
- İşlem işletme konusu dışında kalıyorsa, üçüncü kişinin bunu bildiğinin veya durumun gereğinden bilebilecek durumda olduğunun ispat edilmemesi gerekir; aksi halde işlem şirketi bağlar.
- Temsil yetkisinin birlikte kullanım ya da merkez veya şube işlerine özgüleme biçiminde sınırlandırılmış olması halinde, bu sınırın ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olması gerekir; aksi halde iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
- Sınırlı yetkili ticari vekil ya da tacir yardımcısı atanacaksa, yönetim kurulunun bu yönde karar alması, iç yönergenin 367 nci maddeye göre hazırlanması ve atamanın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir.
- Tek pay sahipli anonim şirket ile pay sahibi arasındaki sözleşmenin geçerliliği için yazılı şekil aranır; piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemler bu şekil şartına tabi değildir.
Kapsam ve sınırlar: hangi sonuçları doğurur?
- Temsile yetkili kişinin işletme konusu içinde kalan işlemleri şirketi bağlar ve şirket adına yapılmış olur.
- Temsile yetkili kişinin işletme konusu dışında yaptığı işlem, üçüncü kişinin kötüniyetinin ispatlanamaması halinde şirketi bağlar.
- Üçüncü kişinin kötüniyeti ispatlandığında işlem şirketi bağlamaz; bu durumda şirket sorumluluktan kurtulur.
- Esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı işlem, iyiniyetli üçüncü kişinin şirkete başvurmasına engel değildir ve şirket dış ilişkide bağlanır.
- Şirketin temsilciye karşı rücû hakkı, esas sözleşmeye ve kanuna aykırı işlemler nedeniyle saklıdır.
- Temsil yetkisinin tescil ve ilan edilmemiş sınırlaması, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
- Temsilcilerin görevleri sırasında işlediği haksız fiillerden şirket sorumlu olur ve şirketin rücû hakkı saklıdır.
- Tek pay sahipli anonim şirkette yazılı şekle uyulmayan ve istisna kapsamında olmayan pay sahibi sözleşmesi geçersizdir.
- Sınırlı yetkili ticari vekil veya tacir yardımcısının verdiği her türlü zarardan yönetim kurulu müteselsilen sorumlu olur.
Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlem ile işletme konusu dışı işlem arasındaki fark nedir?
Temsilcinin esas sözleşmeye aykırı işlemi, şirketin rücû hakkını doğurur ve iç ilişkide sorumluluk getirir.
İşletme konusu dışındaki işlem, üçüncü kişinin iyiniyetine bağlı olarak şirketi bağlar.
Dış ilişkide şirket, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı sorumludur; sınırı aşan temsilciye karşı ise rücû edebilir (m.371/1, 371/2).
İyiniyetli üçüncü kişi ile kötüniyetli üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
İyiniyetli üçüncü kişi, işlemin işletme konusu dışında olduğunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da bulunmayan kişidir.
Kötüniyetli üçüncü kişi, işlemin işletme konusu dışında olduğunu bilen veya halin gereğinden bilebilecek durumda olan kişidir.
İyiniyetli kişiye karşı işlem şirketi bağlar; kötüniyetli kişiye karşı şirket bağlanmaz, bu ispat şirkete aittir (m.371/2, 371/4).
Tescil ve ilan edilmiş sınırlama ile tescil edilmemiş iç sınırlama arasındaki fark nedir?
Birlikte kullanım veya merkez ya da şube işlerine özgüleme gibi tescil ve ilan edilmiş sınırlamalar üçüncü kişiye karşı geçerlidir.
Tescil edilmemiş iç sınırlamalar ve esas sözleşme hükümleri iyiniyetli üçüncü kişiye karşı hüküm ifade etmez.
İyiniyetli üçüncü kişi, tescil edilmemiş sınırlamaya rağmen yapılan işlemde şirkete karşı korunur; temsilci iç ilişkide sorumlu olur (m.371/3).
Esas sözleşmenin ilanı ile üçüncü kişinin bilgisi arasındaki fark nedir?
Esas sözleşmenin ilan edilmiş olması, tek başına üçüncü kişinin kötüniyetini ispat için yeterli değildir.
Kötüniyetin ispatı için işlemin işletme konusu dışında olduğunun bilindiği ya da bilinebileceğinin gösterilmesi gerekir.
Şirketin yalnızca ilanı savunmasını güçlendirmez; kötüniyet ayrıca somut olgularla kanıtlanmalıdır (m.371/2).
Temsilcinin sözleşmesi ile haksız fiili arasındaki fark nedir?
Temsile veya yönetime yetkili kişilerin işlemleri şirket adına yapılan sözleşmelerdir.
Görevlerini yaparken işledikleri haksız fiiller ayrı bir sorumluluk kaynağıdır.
Haksız fiillerden şirket doğrudan sorumludur ve rücû hakkı saklıdır (m.371/5).
Tek pay sahipli anonim şirket sözleşmesi ile günlük sıradan işlemler arasındaki fark nedir?
Tek pay sahibi ile şirket arasındaki sözleşmelerde yazılı şekil geçerlilik koşuludur.
Piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemler şekle tabi değildir.
Yazılı şekle uyulmayan ve istisna kapsamına girmeyen sözleşme geçersizdir (m.371/6).
Yönetim kurulu üyesi temsilci ile sınırlı yetkili ticari vekil arasındaki fark nedir?
Temsile yetkili olanlar, madde 371 birinci ve ikinci fıkra kapsamındadır.
Temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyesi veya hizmet akdiyle bağlı kişiler, yalnızca 7. fıkra uyarınca sınırlı yetkiyle atanabilir.
İkinci grup için yönetim kurulu kararı, iç yönerge ve tescil-ilan zorunludur; bunların sorumluluğu yönetim kuruluna müteselsildir (m.371/7).
Kapsam ve sınırlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Esas sözleşmenin ticaret siciline ilan edilmiş olmasını, üçüncü kişinin kötüniyetini kendiliğinden kanıtlayan bir delil saymak.
- Tescil edilmemiş iç sınırlamayı iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir saymak.
- İşletme konusu dışındaki işlemi, sınır aşıldığı için şirketi hiç bağlamaz saymak; oysa kural iyiniyete dayanır.
- Sınırlı yetkili ticari vekil atamasını yalnızca iç yönergeyle yapılabilir saymak; yönetim kurulu kararı ve tescil de gerekir.
- Yönetim kurulunun sorumluluğunu yalnızca atanan kişinin kusuruyla sınırlı görmek; 371/7 uyarınca sorumluluk müteselsildir.
- Sözleşmenin şekil şartını tüm tek pay sahipli sözleşmelere uygulamak; günlük, önemsiz ve sıradan işlemler istisnadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisinin sınırlandırıldığı iddiası, yalnızca tescil ve ilan edilmiş bir sınırlama varsa iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/544 K., 21.03.2024)
- Temsil yetkisini aşan işlemde şirketin sorumluluğu, sınırı aşan temsilciye karşı rücû ilişkisiyle birlikte değerlendirilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/448 E., 2022/2512 K., 30.12.2022; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/935 E., 2022/1634 K., 14.10.2022)
- Şirket yöneticilerinin sadece bu sıfatla şirketle birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduğu kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1145 E., 2022/2007 K., 29.11.2022; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1146 E., 2022/1403 K., 28.09.2022)
- Temsilcinin görevi sırasında işlediği haksız fiillerden şirketin sorumluluğu, 371/5 hükmü ile ayrıca değerlendirilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/448 E., 2022/2512 K., 30.12.2022; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/293 E., 2021/266 K., 02.03.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Şirketin işlemin işletme konusu dışında olduğunu üçüncü kişinin bildiğini veya bilebilecek durumda bulunduğunu ispat yükü şirkettedir (m.371/2).
- Kötüniyetin ispatında esas sözleşmenin ticaret siciline ilanı tek başına yeterli delil değildir; somut olgular ve yazılı belgeler gerekir (m.371/2).
- Tescil ve ilan edilmiş sınırlamanın varlığı ticaret sicili kaydıyla belgelenir; üçüncü kişinin sicil kayıtlarını bilmediği iddiası dinlenmez.
- Tek pay sahipli anonim şirket sözleşmesinin yazılı olduğu ve istisna kapsamında bulunmadığı, yazılı belgeyle ispatlanır (m.371/6).
- Sınırlı yetkili ticari vekil atamasının yönetim kurulu kararı, iç yönerge ve tescil ile yapıldığının ispatı, atamaya dayanan tarafa aittir (m.371/7).
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.367: Sınırlı yetkili ticari vekil ve tacir yardımcılarının görev ve yetkilerinin belirlendiği iç yönergenin hazırlanmasını düzenler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.354: Şirket amacı ve işletme konusunun sicil ile ilişkisini düzenler; esas sözleşmenin ilanının üçüncü kişiyi bağlamadığı ilkesiyle bağlantılıdır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.553: Yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı görev ihlali sorumluluğunu düzenler; bu madde ise temsilci ile şirket arasındaki rücû ilişkisini ayrıca kurar.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.36: Tescil ve ilanın sonuçlarını düzenler; temsil yetkisinin sınırlandırılmasının üçüncü kişiye karşı etkisi bu sicil ilkesine dayanır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.37: Tescil ve ilan edilmesi gerekmeyen hususların üçüncü kişinin iyiniyetini bertaraf etmediği kuralını tamamlar.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.551: Ticari vekilin yetkisinin olağan işlerle sınırlı olduğu ve özel yetki gerektiren işleri ayırdığı hükümdür; bu madde temsil yetkisinin kapsamını belirlerken ilgili kabul edilir.
TTK m.372 — İmza şekli
Madde, şirket adına imza yetkisi bulunan kişilerin şirketi hangi biçimde imzayla temsil edeceğini ve şirket tarafından düzenlenen belgelerde bulunması gereken asgari kimlik unsurlarını düzenler. Kural, imza atanın şirket unvanı altında imza atmasıdır; bu fıkra, anonim şirkette temsil yetkisinin çift imzayla kullanılmasına ilişkin esas sözleşme hükmü (TTK m.40/2 yollaması) ile birlikte okunur. Madde, anonim şirketlerde ve ticaret şirketi temsilinde genel olarak uygulanır. Madde, imza yetkisinin nasıl verileceğini ve tescilini düzenlemez; bu konu temsil yetkisinin tescil ve ilanına (m.373) ve yönetim kurulunun temsil yetkisini belirlemesine (m.370) aittir. Temsil yetkisinin devri ve yetki sınırları, yönetim kurulunun devredilemez görevleri ile yetkisiz temsilin sonuçları da bu maddenin kapsamında değildir (m.367, m.369, m.371). Şirket adına imza atılmamasının ve eksik imzanın hukuki sonucu da bu maddede düzenlenmemiştir; bu hususlar genel hükümlere ve temsil kurallarına bağlanır.
İmza şekli: hangi kavramlar bilinmeli?
- Unvan altında imza
- Şirketin ticaret unvanının, imza yetkilisinin kendi adıyla birlikte, şirket adına atılan imzadır. İmza, şirketin temsilcisi sıfatıyla atılır ve kişinin şahsi borç altına girmesi anlamına gelmez.
- İmza yetkisi
- Şirket adına hukuki işlem yapmak üzere yönetim kurulu veya esas sözleşme tarafından verilmiş temsil yetkisinin imza biçimindeki görünümüdür. Yetki, madde kapsamında ancak şirketin temsil yetkisi tescil edilmiş ve ilan edilmiş olduğunda sonuç doğurur.
- Çift imza kuralı
- Temsil yetkisinin birden fazla yönetim kurulu üyesinin birlikte imzasıyla kullanılmasıdır. Yönetim kurulu tek kişiden oluşuyorsa uygulanmaz; esas sözleşmeyle farklı düzenlenebilir.
- Sicil bilgileri
- Şirketin merkezi, sicile kayıtlı olduğu yer ve sicil numarasıdır. Fıkra 2 uyarınca şirket tarafından düzenlenen belgelerde gösterilmesi zorunludur.
İmza şekli: hangi şartlar aranır?
- Şirket adına imza atacak kişinin, şirketi temsil yetkisini haiz olması gerekir; bu yetki esas sözleşme, yönetim kurulu kararı veya devir yoluyla verilmiş olmalıdır.
- İmza, şirketin unvanı altında atılmalıdır; kişinin yalnız kendi adını atması bu şartı karşılamaz.
- Temsil yetkisi kural olarak çift imzayla kullanılıyorsa, belgede en az iki yetkili imzası bulunmalıdır; yönetim kurulu tek kişiden oluşuyorsa veya esas sözleşmede tek imza kabul edilmişse bu şart aranmaz.
- Anonim şirketlerde imza yetkililerinin imzalarının noterce onaylanmış örneği ticaret siciline verilmiş olmalıdır (m.40/2 yollamasıyla).
- Şirket tarafından düzenlenen belgelerde şirketin merkezi, sicile kayıtlı olduğu yer ve sicil numarası gösterilmelidir.
İmza şekli: hangi sonuçları doğurur?
- Şirket unvanı altında yetkili kişi tarafından atılan imza şirketi bağlar.
- Yetkili imzanın unvan altında atılmaması durumunda işlem şirkete bağlanamayabilir; bu halde üçüncü kişinin güveni korunmaz.
- Esas sözleşmede çift imza kuralı varsa ve gerekli ikinci imza atılmamışsa, şirket imza eksikliğine dayanabilir; bu durum temsil yetkisinin kullanılmadığını gösterir.
- Esas sözleşme veya iç yönerge tek imzayı öngörmüşse, tek imzayla atılan belge geçerli temsil sayılır.
- m.40/2 yollaması gereği, imzaların noterce onaylanmış örneği ticaret siciline verilmemişse imza yetkisi tescilli olmadığı için üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez (m.373 ile birlikte).
- Fıkra 2 kapsamında merkez, sicil yeri ve sicil numarası belgede gösterilmemişse, belgenin şirkete ait olduğunun anlaşılması güçleşir; bu eksiklik tek başına imza yetkisini ortadan kaldırmaz.
- Madde emredicidir; şirket sözleşmesi, unvan altında imza kuralını ve sicil bilgilerinin gösterilmesi zorunluluğunu ortadan kaldıramaz. Çift imza ise esas sözleşmeyle değiştirilebilir.
Unvan altında imza ile kişisel imza arasındaki fark nedir?
Şirket adına imza yetkilisi, şirketin unvanını yazıp kendi imzasını atarsa işlem şirket adına yapılmış sayılır.
Kişi yalnızca kendi adını ve imzasını atar, unvanı yazmaz ya da şirket adına değil kendi adına hareket eder.
Unvan altında atılmayan imza şirketi bağlamaz; işlem kişiye ait sayılabilir.
Tek imza ile çift imza arasındaki fark nedir?
Esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ve yönetim kurulu birden fazla üyeden oluşuyorsa temsil çift imzayla kullanılır.
Esas sözleşme tek imzayı kabul etmişse ya da yönetim kurulu tek kişiden oluşuyorsa tek imza yeterlidir.
Çift imza şartı yerine getirilmeden atılan imza, yetkili imzanın eksik kaldığı durumda şirketi bağlamayabilir.
Fıkra 1 ile fıkra 2 arasındaki fark nedir?
Fıkra 1 imzanın şekline, yani unvan altında atılmasına ve m.40/2 yollamasına ilişkindir.
Fıkra 2 belgede bulunması gereken kimlik unsurlarını (merkez, sicil yeri, sicil no.) düzenler.
Fıkra 2'ye aykırılık imza yetkisinin varlığını etkilemez; şekil eksikliği ayrı bir sorun olarak değerlendirilir.
İmza şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Unvan altında atılan imzayı, yalnızca kişinin adının yazılı olması ile karıştırmak; unvanın belgede açıkça yer alıp almadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
- Çift imza kuralını her anonim şirkette kesin kabul etmek; esas sözleşme tek imzayı öngörmüş olabilir ya da yönetim kurulu tek kişiden oluşabilir, bu durumda kural uygulanmaz.
- Fıkra 2'deki sicil bilgilerinin eksikliğini imza yetkisinin yokluğu ile eş tutmak; iki konu ayrı değerlendirilir.
- Kaşe eksikliğini tek başına şirketi bağlamama sonucu doğurur saymak; uygulamada kaşe ile birlikte imza aranmakta, ancak kaşenin eksikliği tek başına sonuç için yeterli kabul edilmemektedir.
- m.40/2 yollamasını göz ardı ederek imza sirküleri olmadan yetkili imzanın tescilli sayılması; tescil ve ilan koşulu ayrıca aranmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anonim şirketlerde, şirketi bağlayacak belgenin şirket kaşesiyle birlikte ve yetkili kişilerce unvan altında atılmış olması aranmakta; bu şartın bulunmaması durumunda şirketin sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/7 E., 2023/73 K., 12.01.2023; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2264 E., 2022/2250 K., 27.10.2022; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/693 E., 2022/498 K., 14.06.2022)
- Yerel mahkemeler ve bölge adliye mahkemeleri, imzanın şirket kaşesi ile birlikte atılmış olmasını şirketin sorumluluğunun şartı olarak değerlendirmekte; kaşesiz imzayı tek başına yeterli görmemektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2264 E., 2022/2250 K., 27.10.2022; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/693 E., 2022/498 K., 14.06.2022)
- Bir sözleşmede şirket unvanı ve yetkili temsilcinin imzası bulunuyorsa, madde m.372/1 uyarınca şirketin sözleşmeye taraf olduğu kabul edilebilmekte; bu durumda yazılı metnin ve imzanın varlığı incelenmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/813 E., 2025/1543 K., 12.03.2025)
- Kararlarda, m.372 ile birlikte m.818 ve m.40 gibi hükümlerin birlikte uygulanması da gündeme gelmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6213 E., 2023/7585 K., 21.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Şirketin, belgeyi şirket adına düzenlendiğini ve unvan altında atılan imzanın yetkili kişiye ait olduğunu ileri süren taraf ispat yükü altındadır; bu iddia ticaret sicili kayıtları, imza sirküleri ve yönetim kurulu kararı ile ispatlanır.
- Kişinin imza yetkisinin varlığı, esas sözleşme ve ticaret siciline tescil edilmiş ve ilan edilmiş temsil yetkisi belgeleriyle ispatlanır; tescil ve ilan edilmemiş yetkiye dayanan şirket, yetkiyi ileri süremez (m.373 ile birlikte).
- Çift imza kuralı varsa, ikinci yetkili imzanın bulunduğunu ileri süren taraf, belgenin üzerindeki imzaları ve yetkili kişilerin listesini karşılaştırarak ispat eder.
- Belgede şirket kaşesinin bulunmaması veya unvan altında atılmamış imza iddiası, şirketin sorumluluğunu reddeden tarafça ileri sürülür; bu iddiayı karşı taraf, belgenin şirket adına düzenlendiği delilleriyle çürütür.
- Sicil bilgilerinin (merkez, sicil yeri, sicil no.) belgede bulunup bulunmadığı yazılı belgenin kendisiyle ispat edilir; bu bilgilerin eksikliği ayrı bir delil değerlendirmesi gerektirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.40: Fıkra 1 ikinci cümlesinin yollama yaptığı maddedir; tüzel kişi adına imza yetkilisinin imzasının noterce onaylatılarak ticaret siciline verilmesini düzenler.
- 6102 sayılı Kanun m.370: Anonim şirkette temsil yetkisinin kural olarak birlikte (çift imza) kullanılmasını ve esas sözleşmeyle farklı düzenlenebilmesini belirler; bu madde m.372/1'in uygulanma biçimini belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.373: Temsil yetkisinin tescil ve ilanını ve tescil edilmiş yetkiye ilişkin sakatlığın üçüncü kişiye karşı ileri sürülme şartlarını düzenler; imza yetkisinin dış etkisi bu maddeye dayanır.
- 6102 sayılı Kanun m.367: Yönetim kurulunun devredilemez görevlerini düzenler; imza yetkisinin devri ve sınırları bakımından çerçeve oluşturur.
- 6102 sayılı Kanun m.371: Yönetim kurulu üyelerinin ve temsil yetkisi bulunanların şirketi bağlama yetkisini düzenler; imza yetkisinin kapsamı bu maddeyle birlikte okunur.
- 6102 sayılı Kanun m.530: Yönetim kurulunun eksik olması halinde şirketin feshini düzenler; imza ve temsilin işleyemediği durumları kapsar.
TTK m.373 — Tescil ve ilan
Bu madde, şirketin temsile yetkili kişilerinin ticaret siciline bildirilmesini, temsile yetkili kişilerin seçimine veya atanmasına ilişkin hukuki sakatlıkların üçüncü kişilere karşı ileri sürülme koşullarını ve kamu kurum ve kuruluşlarının ticaret sicili kayıtlarını esas almasını düzenler. Kurala muhatap olan, anonim ve diğer sermaye şirketleri ile temsil yetkisi tescil edilmesi gereken ticaret şirketleridir. Madde, tescil ve ilanın genel etkilerini (m.36), ticaret sicilinde yanlış ilanın etkisini (m.37) ve sicilin aleniyetini (m.35) düzenlemez. Tescil ve ilanın üçüncü kişiye karşı hüküm ifade etme anını (m.36), yanlış ilan halini (m.37) ve yönetim kurulu kararlarının iptal ve butlan davalarında ileri sürülmesini bu maddede aramak gerekmez; bunlar ilgili genel ve özel hükümlerde yer alır.
Tescil ve ilan: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temsile yetkili kişi
- Şirketi üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi taşıyan, yönetim kurulunca belirlenmiş gerçek kişidir. Temsil şekli, bu kişilerin tek başına ya da birlikte temsil yetkisini ifade eder.
- Noterce onaylanmış karar suretî
- Yönetim kurulunun temsile yetkili kişileri ve temsil şekillerini gösteren kararının noter onaylı örneğidir. Ticaret siciline bu belgeyle başvurulur.
- Hukuki sakatlık
- Temsile yetkili kişinin seçiminde ya da atanmasında bulunan geçersizlik, iptal edilebilirlik veya benzeri kusurlardır. Madde, bu kusurların üçüncü kişiye karşı ileri sürülme koşulunu düzenler.
- Üçüncü kişi
- Şirketle temsil yetkisine dayanarak hukuki işlem yapan ve seçim ya da atanma sakatlığını bilmeyen kişidir. İyi niyetin korunması bu kişinin bilgisine bağlıdır.
- Ticaret sicili kayıtları
- Ticaret sicili müdürlüklerince tutulan ve tescil edilen temsil yetkisine ilişkin bilgilerdir. Üçüncü fıkraya göre kamu kurum ve kuruluşları bu kayıtları esas alır.
Tescil ve ilan: hangi şartlar aranır?
- Yönetim kurulunun, temsile yetkili kişileri ve temsil şekillerini gösteren kararının noter onaylı suretinin ticaret siciline tescil ve ilan için verilmiş olması gerekir.
- Temsil yetkisinin ticaret siciline tescil edilmiş olması gerekir; sakatlık ileri sürülecekse bu tescil sonrası dönem söz konusu olmalıdır.
- Temsile yetkili kişilerin seçimi ya da atanmasında bir hukuki sakatlık bulunmalıdır.
- Şirket bu sakatlığı üçüncü kişiye karşı ileri sürecekse, sakatlığın üçüncü kişi tarafından bilindiğinin şirket tarafından ispat edilmiş olması gerekir; bilinmediği hâlde sakatlık üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
- Kamu kurum ve kuruluşları bakımından, temsile yetkili kişiler ve temsil şekilleri ticaret sicili kayıtlarına göre belirlenir; şirketten bu kayıtlar dışında belge istenemez.
Tescil ve ilan: hangi sonuçları doğurur?
- Temsil yetkisi tescil edilmişse, temsile yetkili kişinin seçim veya atanmasındaki sakatlık şirket tarafından üçüncü kişiye karşı yalnız üçüncü kişinin bilgisinin ispatıyla ileri sürülebilir.
- Üçüncü kişinin sakatlığı bilmediği anlaşılırsa, şirket sakatlığa dayanamaz ve işlem şirketi bağlar.
- Üçüncü kişinin bilgisinin ispatlanması hâlinde şirket sakatlığı ileri sürebilir ve işlem bu sakatlık nedeniyle bağlayıcılığını kaybedebilir.
- Yönetim kurulunun temsile yetkili kişileri tescil ve ilan için siciline vermemesi, birinci fıkra gereği bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi anlamına gelir; bu durumda temsile yetkili kişilerin tescile dayanması mümkün olmaz.
- Kamu kurum ve kuruluşları, temsile yetkili kişiler ve temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtlarını esas almak zorundadır.
- Kamu kurum ve kuruluşlarının şirketten sicil müdürlüğü belgesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı dışında belge istemesi yasaktır.
- Bu maddede düzenlenen koruma, madde metninde açıkça yer alan koşullarla sınırlıdır; sicil kaydının yanlışlığı hâlinde m.37 ayrıca değerlendirilir.
Tescil öncesi ile tescil sonrası sakatlık arasındaki fark nedir?
Temsil yetkisi henüz tescil edilmeden önce ortaya çıkan seçim veya atanma sakatlığı, tescil ve ilan kapsamına girmeyen ön dönemi ifade eder.
Temsil yetkisinin ticaret siciline tescilinden sonra ileri sürülen sakatlık, ikinci fıkranın koruma kuralına tabidir.
İkinci fıkradaki ispat kuralı yalnız tescil sonrası sakatlıklar için uygulanır; tescil öncesi dönem bu maddenin koruma alanı dışında kalır.
Şirket ile üçüncü kişi bakımından bilgi arasındaki fark nedir?
Şirket, sakatlığın üçüncü kişi tarafından bilindiğini ispat ederse sakatlığı ileri sürebilir.
Üçüncü kişi, sakatlığı bilmediğini savunduğunda bu savunma korunur.
Sakatlığın bilindiğinin ispatı şirkete düşer; ispat edilemezse sakatlık üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
Genel ticaret sicili kayıtları ile kamu kurum ve kuruluşları arasındaki fark nedir?
Özel kişiler ve genel ticaret ilişkileri bakımından ikinci fıkra ve genel sicil kuralları uygulanır.
Kamu kurum ve kuruluşları, temsilciler ve temsil şekilleri konusunda ticaret sicili kayıtlarını esas alır.
Kamu kurumları şirketten yalnız sicil müdürlüğü belgesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanını isteyebilir; başka belge talep edemez.
Tescil ve ilan: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü fıkrayı eski metindeki genel sicil kuralıyla karıştırıp, kamu kurumlarının şirketten ek belge isteyebileceğini varsaymak.
- İkinci fıkrayı, tescil öncesi sakatlıklar için de uygulamak; koruma yalnız tescil sonrası sakatlıklar için vardır.
- Bilgi ispatını üçüncü kişiye yüklemek; ispat yükü sakatlığı ileri süren şirkettedir.
- Sakatlık ileri sürüldüğünde, üçüncü kişinin yalnız kayda güvenmesinin yeterli olacağını sanmak; şirketin bilgi ispatı yapamaması hâlinde koruma sürer.
- Bu maddeyi m.37 ile karıştırmak; tescil ile ilan çelişkisi ayrı bir kurallar bütünüdür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetim kurulu kararının noter onaylı suretinin tescil ve ilana verilmesi, temsil yetkisinin doğru kişiye tescil edilmesi bakımından belirleyici kabul edilmektedir. (İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/79 E., 2020/195 K., 27.02.2020; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/114 E., 2019/303 K., 03.04.2019)
- Üçüncü kişinin sicil kaydına güvenerek yaptığı işlemlerde, sakatlığın bilindiğinin ispatı şirkete düşer ve bu ispat yapılamadıkça işlem şirketi bağlar. (İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/79 E., 2020/195 K., 27.02.2020; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/114 E., 2019/303 K., 03.04.2019)
- Seçim veya atanmadaki bir sakatlığın üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi için sakatlığın bilindiğinin ispatı aranmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2281 E., 2023/5825 K., 12.10.2023)
- Kamu kurum ve kuruluşlarının şirketten başka belge istememesi, ticaret sicili kayıtlarının esas alınması ilkesiyle uyumlu bulunmaktadır. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/681 E., 2025/1195 K., 06.11.2025)
- Tescil ve ilan edilmemiş temsil değişikliğinde, ilgili kişinin istifası veya azli ilan edilmediği sürece üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez; ilan eksikliği ayrıca değerlendirilmektedir. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/988 E., 2025/165 K., 06.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Sakatlığın üçüncü kişi tarafından bilindiğini ispat yükü, sakatlığı üçüncü kişiye karşı ileri süren şirkettedir.
- Üçüncü kişinin bilgisi, şirketin ileri sürdüğü sakatlığın bilinmesine ilişkin yazılı belge, sirküler, yazışma veya tanık beyanı ile ispatlanabilir.
- Üçüncü kişi, sicil kaydına dayanarak iyi niyetli olduğunu savunduğunda, sakatlığı bilmediğini ispat yükü ona düşmez; şirketin bilgi ispatı esastır.
- Temsil yetkisinin tescil edildiğinin ispatı ticaret sicili müdürlüğü belgesi ile yapılır.
- Kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkide temsil bilgisi sicil belgesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı ile ispatlanır; şirket başka belge sunmakla yükümlü tutulamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.36: Tescil ve ilanın üçüncü kişiye karşı hüküm ifade etme anını düzenler; bu madde m.373'ün birinci ve ikinci fıkralarındaki tescil ve ilanın hukuki sonuçlarının genel çerçevesini oluşturur.
- 6102 sayılı Kanun m.37: Tescil ile ilanın birbirine aykırı olması hâlini düzenler; m.373/2 ile aynı düşünce eksenindedir ve iyi niyetli üçüncü kişiyi korur.
- 6102 sayılı Kanun m.35: Ticaret sicilinin aleniyetini ve ilan zorunluluğunu düzenler; m.373/1'deki tescil ve ilan yükümlülüğünün dayanağıdır.
TTK m.374 — Genel olarak
Bu madde, anonim şirkette yönetim kurulunun karar alma yetkisinin genel kapsamını ve genel kurulla arasındaki sınırı düzenler. Yönetim kurulunun, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurula bırakılmamış her türlü iş ve işlem hakkında karar alma yetkisine sahip olduğunu (yetki karinesi) belirtir. Devredilemez yetkiler, temsil, ibra ve kâr dağıtımı gibi konular bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir; devredilemez yetkiler TTK m.375'te, genel kurulun devredilemez yetkileri TTK m.408'de, yönetimin devri ve yönetim kurulunun temsil yetkisi ise ilgili ayrı maddelerde düzenlenir. Madde, anonim şirketler bakımından yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim için uygulanır. Yönetim kurulunun devredilemez yetkilerinin içeriği, ibra kararları, kâr payı kararları ve esas sözleşme değişikliği bu maddenin kapsamı dışındadır (m.375, m.408, m.370). Ayrıca yönetim kurulunun sorumluluğu ve genel kurul kararlarının iptali de bu maddede düzenlenmez.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yetki karinesi
- Kanunun, yönetim kuruluna kanun ve esas sözleşmeyle genel kurula bırakılmamış bütün işletme konusu işlerinde karar alma yetkisini varsayması anlamına gelir. Yetkinin varlığı bu karine ile kabul edilir; genel kurulun yetkisini ileri süren taraf bunu ayrıca göstermek durumundadır.
- İşletme konusu
- Şirketin esas sözleşmede belirlenen ve gerçekleştirmek için kurulduğu faaliyet alanıdır. Yönetim kurulunun yetkisi, bu konunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan iş ve işlemlerle sınırlıdır.
- Yönetim kurulunun kendisine bırakılan alanda yönetim
- Yönetim kurulunun devredilebilen yetkilerini esas sözleşmeye uygun olarak üyelere veya üçüncü kişilere devretmesiyle oluşan yönetim alanıdır. Bu alan da aynı sınırlarda karar alma yetkisine tabidir.
- Genel kurulun yetkisinde bırakılmış alanlar
- Kanunda veya esas sözleşmede genel kurula açıkça bırakılan konulardır. Bu alan yönetim kurulunun yetkisinden çıkar; kanunda sayılan genel kurul yetkileri ayrıca TTK m.408'de düzenlenir.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Karar konusu iş veya işlemin şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olması gerekir.
- Karar konusunun kanun uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmamış olması gerekir; aksi halde yönetim kurulunun yetkisi doğmaz.
- Karar konusunun esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisine bırakılmamış olması gerekir.
- Karar konusunun yönetim kurulunun devredilemez yetkileri (m.375) arasında yer almaması gerekir; devredilemez yetkiler yönetim kurulu tarafından kullanılır ve genel kurula devredilemez.
- Yönetim kurulunun kararı, şirketin yönetim kuruluna ait alanda alınmış olmalı ve kurul kararı olarak oluşmalıdır.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli iş ve işlemlerde genel kurula bırakılmamış konular yönetim kurulunun kararına tabidir.
- Genel kurula kanun veya esas sözleşmeyle bırakılmamış bir konuda genel kurul karar alırsa, bu karar yetki aşımı niteliğinde kabul edilir ve geçerliliği tartışmalı hale gelir.
- Kanunda genel kurula bırakılmış konularda yönetim kurulu karar alamaz; bu konularda yetki karinesi uygulanmaz.
- Genel kurul, devredilemez yetkilerin kullanılmasına yönelik talimat veremez ve bu yetkileri yönetim kurulundan alamaz.
- Bu hüküm emredici niteliktedir; esas sözleşme ile yönetim kurulunun devredilemez yetkileri genel kurulun yetkisine bırakılamaz.
Yönetim kurulu yetkisi ile genel kurul yetkisi arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulu, işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli iş ve işlemlerde kanun ve esas sözleşmeyle genel kurula bırakılmamış her alanda karar alır.
Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça kendisine bırakılan konularda karar alır.
Genel kurula bırakılmamış konularda yetki yönetim kuruluna aittir; genel kurulun yetkisi kanun ve esas sözleşmeyle sınırlıdır. Genel kurul, yönetim alanındaki yetkisini kendiliğinden genişletemez.
Genel kurula bırakılmış alan ile devredilemez alan arasındaki fark nedir?
Genel kurulun yetkisine bırakılan alan, kanunda (m.408) ve esas sözleşmede sayılan konulardır.
Devredilemez yetkiler, yönetim kurulunun m.375 uyarınca kendisinde kalan ve genel kurulun emir veremediği görev ve yetkilerdir.
Devredilemez yetkiler genel kurul kararıyla yönetim kurulundan alınamaz; genel kurul bu alanda yönetim kuruluna talimat veremez.
Yönetim kurulu ile kendisine bırakılan alanda yönetim arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulunun kendisi, bütün yetkisini kullanarak karar alır.
Devredilmiş yönetim alanı, esas sözleşmeye uygun devir ile yönetim kurulundan ayrılan yönetim alanıdır.
Devredilen alanda karar yetkisi devralan kişiye aittir; ancak devredilemez yetkiler devredilmiş alanda da yönetim kuruluna kalır.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yönetim kurulunun yetkisini m.374 kapsamında sınırsız saymak; oysa devredilemez yetkiler ve genel kurula bırakılmış konular bu yetkinin dışındadır.
- Genel kurulun her konuda karar alabileceğini varsaymak; genel kurul yetkisi kanunla ve esas sözleşmeyle sınırlıdır.
- Yetki karinesini devredilemez yetkilerle karıştırmak; karine yönetim kuruluna genel bir yetki verir, devredilemez yetkiler ise ayrıca m.375'te sayılmıştır.
- İşletme konusu dışındaki işlemleri yönetim kurulunun yetkisine dahil etmek; bu işlemler yetki karinesinin kapsamı dışındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki karinesi, genel kurulun yetkisinin kanun veya esas sözleşmeyle açıkça belirlenmediği hallerde yönetim kurulu lehine yorumlanmaktadır.
- Genel kurulun ibra kararlarında, ibra edilecek üyenin oy kullanamayacağı kabul edilmektedir; bu, yönetim kurulu üyelerinin ortalık işlerine katılmış olanların oy hakkı bulunmadığı ilkesiyle bağlantılıdır.
- Genel kurul kararlarında oy hesabı yapılırken oylamaya katılarak olumlu ya da olumsuz oy kullanan hisselerin karar nisabında dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Yönetim kurulunun karar yetkisini ileri süren taraf, işin şirketin işletme konusuna girdiğini ve genel kurula bırakılmadığını yazılı belgelerle (esas sözleşme, işletme konusu, kurul kararı) göstermek zorundadır.
- Genel kurulun yetkisini ileri süren taraf, yetkinin kanun veya esas sözleşmede açıkça genel kurula bırakıldığını ispatlamakla yükümlüdür; yetki karinesi nedeniyle bu ispat yükü daha ağırdır.
- Karar konusunun devredilemez bir yetki olduğunu iddia eden taraf, bunu m.375 kapsamındaki sayılmış görevlerle eşleştirerek göstermelidir.
- Genel kurul kararının yetki aşımı nedeniyle geçersiz olduğu iddiasında bulunan taraf, bu iddiayı genel kurul tutanağı ve esas sözleşme ile ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.375: Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkilerini sayar; m.374'ün yetki karinesi bu alanda yönetim kuruluna bırakılan yetkileri daraltır.
- 6102 sayılı Kanun m.408: Genel kurulun devredilemez yetkilerini sayar; genel kurulun yetkisinde bırakılmış alanın sınırını belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.367: Yönetim kurulunun yönetim devrine ilişkin esas sözleşme hükmü ve kurulun kendi iç organizasyonu, bu maddedeki yetkinin kullanılış biçimini belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.370: Yönetim kurulunun şirketi temsil yetkisini düzenler; karar alma yetkisi ile temsil yetkisi birbirinden ayrıdır.
TTK m.375 — Devredilemez görev ve yetkiler
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesi, anonim şirkette yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerini sınırlı sayıda (numerus clausus) düzenler. Bu görevler; üst düzeyde yönetim ve talimat verme, yönetim teşkilatının belirlenmesi, muhasebe, finans denetimi ve finansal planlama düzeninin kurulması, müdür ve aynı işleve sahip kişilerin atanması ve görevden alınması, yönetimle görevli kişilerin üst gözetimi, defter tutma, faaliyet raporu ve kurumsal yönetim açıklaması ile genel kurul hazırlığı ve kararlarının yürütülmesi ile borca batıklık halinde mahkemeye bildirimi kapsar. Madde anonim şirketlerin yönetim kuruluna uygulanır. Genel kurulun devredilemez yetkileri (m.408), yönetim kurulunun genel yetki karinesi (m.374), yönetimin devri ve komite kurulması (m.367, m.366), ticari mümessil ve vekil atanması (m.370, m.368) ile bu yetkilerin sorumluluk ve iptal davası sonuçları bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır.
Devredilemez görev ve yetkiler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Devredilemez ve vazgeçilemez yetki
- Yönetim kurulunun, ne esas sözleşmeyle ne de genel kurul kararıyla başkasına devredebileceği ve kendiliğinden bırakamayacağı görev ve yetkilerdir. Yönetim kurulu bu yetkilerden feragat de edemez. Kanun bu yetkileri sınırlı sayar; listede olmayan yetkiler için aynı nitelik kendiliğinden doğmaz.
- Üst düzeyde yönetim
- Şirketin genel işletme politikası, yatırım, finansman ve temettü gibi politikalarının hedeflerinin belirlenmesi, bu hedeflere ulaşmak için araçların seçilmesi ve hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının kontrolüdür. Şirketin günlük işlemlerinin yürütülmesi bu kavramın içinde değildir; günlük işler yönetime devredilebilir.
- Müdür ve aynı işleve sahip kişi
- Kendilerine yönetme görev ve yetkisi tanınmış olan ve şirketin icra işlerini yürüten kişilerdir. Bu ibare, yönetimin devredilmesi (delegasyon) anlamında değil, yürütme aşamasındaki yetkiler anlamındadır. Şube müdürleri bu kapsamın dışında tutulmuştur.
- Borca batıklık
- Şirketin borçlarının varlıklarını aşması halidir. Bu durumda yönetim kurulunun mahkemeye bildirimde bulunması zorunludur.
- Üst gözetim
- Yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediğinin denetlenmesidir.
Devredilemez görev ve yetkiler: hangi şartlar aranır?
- Yetkinin yönetim kurulu tarafından kurul olarak kullanılması gerekir; karar yetkisi başka bir organa, komiteye veya kişiye devredilemez.
- Üst düzeyde yönetim, politika ve stratejilerin belirlenmesi ile talimat verilmesi yönetim kurulunun kendi görevi olarak yerine getirilmelidir.
- Şirket yönetim teşkilatı yönetim kurulu tarafından belirlenmelidir; örgüt şeması bu görevin bir parçası olarak kurul tarafından tayin edilmelidir.
- Muhasebe, finans denetimi ve finansal planlama için gerekli düzen, şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde kurulmalıdır; bu düzenin kurulması yönetim kurulunun sorumluluğundadır, muhasebenin fiilen tutulması devredilebilir.
- Şube müdürleri dışındaki müdürlerin ve aynı işleve sahip kişilerin atanması ve görevden alınması yönetim kurulunca yapılmalıdır; en üst hiyerarşik kademeyi yönetim kurulunun kendisi atamalıdır.
- Yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yazılı talimatlara uygunluğu üst gözetim ile denetlenmelidir.
- Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterleri tutulmalı, yıllık faaliyet raporu ve kurumsal yönetim açıklaması düzenlenerek genel kurula sunulmalı, genel kurul hazırlanmalı ve genel kurul kararları yürütülmelidir.
- Borca batıklık durumunun varlığında yönetim kurulu bunu mahkemeye bildirmelidir.
Devredilemez görev ve yetkiler: hangi sonuçları doğurur?
- Yönetim kurulu bu yetkileri başka bir organa, komiteye veya kişiye esas sözleşme veya karar ile devredemez.
- Yönetim kurulu bu yetkilerden feragat edemez ve genel kurul bu alanda yönetim kuruluna talimat veremez.
- Şube müdürleri dışındaki müdür ve aynı işleve sahip kişilerin atanmasında yönetim kurulu en üst kademeyi bizzat atamak zorundadır; altındaki kişilerin atanmasını devredebilir.
- Borca batıklık halinde yönetim kurulu mahkemeye bildirimde bulunmakla yükümlüdür; bu yükümlülük yerine getirilmezse yönetim kurulu üyeleri sorumlu olabilir.
- Yönetim kurulunun bu yetkileri kullanmak için kurduğu komite ve komisyonlardan hazırlık amacıyla yararlanabilmesi mümkündür; karar yetkisi kurulda kalır.
- Genel kurulda bu alana giren konularda yapılan istişari oylamanın yönetim kurulu bakımından bağlayıcılığı yoktur.
- Bu yetkilere ilişkin bir kayıt esas sözleşmede veya kararda yer alırsa, kaydın bu yönde hükmü geçersizdir; yetki kurula geri döner.
Yönetim kurulunun devredilemez yetkisi ile devredilebilir yetki arasındaki fark nedir?
Madde 375'te sayılan görevler; yönetim kurulunun karar ve sorumluluğu kendisinde kalır, esas sözleşme veya genel kurul kararıyla devredilemez.
Bu listede olmayan, yönetimin günlük işleri ve icra işlemleri devredilebilir; yönetim kurulu bunları müdürlere veya komitelere bırakabilir (m.367, m.366).
Devredilemez yetkilerde yetki devri geçersiz kalır ve yönetim kurulu sorumluluğu sürer; devredilebilir alanda devir yapılabilir.
Müdür atanması ile en üst kademe dışındaki personelin atanması arasındaki fark nedir?
En üst hiyerarşik kademedeki müdürlerin ve aynı işleve sahip kişilerin atanması ve görevden alınması yönetim kurulunun devredilemez yetkisindedir.
Bunların altında kalan kişilerin atanması yönetim kurulunca devredilebilir.
Üst kademe atamaları yönetim kurulu dışında yapılamaz; alt kademe atamaları devredilebilir.
Şube müdürü ile müdür ve aynı işleve sahip kişi arasındaki fark nedir?
Şube müdürleri madde kapsamı dışındadır (değişiklikle açıkça çıkarılmıştır).
Müdürler ve aynı işleve sahip kişiler devredilemez yetki kapsamındadır.
Şube müdürünün atanması yönetim kurulunun devredilemez yetkisi sayılmaz; bu atama devredilebilir.
Üst düzeyde yönetim ile günlük işlemler arasındaki fark nedir?
Stratejik politikaların, hedeflerin ve araçların belirlenmesi, kontrolü yönetim kurulunun devredilemez alanıdır.
Şirketin günlük işlemleri yönetime devredilebilir.
Stratejik kararlar yönetim kurulu dışında alınamaz; günlük işler devredilebilir.
Muhasebe düzeninin kurulması ile muhasebenin tutulması arasındaki fark nedir?
Muhasebe örgütünün, defter ve kayıt kurallarının belirlenmesi yönetim kurulunun sorumluluğundadır.
Muhasebenin fiilen tutulması devredilebilir.
Yönetim kurulu düzeni kurmak ve kontrol etmekle yükümlüdür; fiili tutma işini başkasına bırakabilir.
Genel kurulun devredilemez yetkisi (m.408) ile yönetim kurulunun devredilemez yetkisi (m.375) arasındaki fark nedir?
Genel kurulun devredilemez yetkileri (esas sözleşme değişikliği, finansal tabloların onayı, kar dağıtımı, fesih gibi) m.408'de düzenlenir.
Yönetim kurulunun devredilemez yetkileri m.375'te düzenlenir; her iki organ kendi alanında bağımsızdır.
Bir organın devredilemez yetkisine diğer organın karışması kural olarak geçersizdir; bu yetkilerin hangi organa ait olduğu ayrı maddeye göre belirlenir.
Devredilemez görev ve yetkiler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Şube müdürü atamasını da devredilemez yetki saymak; 2024 değişikliğiyle şube müdürleri bu kapsamın dışına çıkarılmıştır.
- Devredilemez yetkilerin esas sözleşmeyle genel kurula bırakılabileceğini düşünmek; madde ve gerekçe bu devri açıkça yasaklar.
- Muhasebenin fiilen tutulmasının da devredilemez olduğunu sanmak; devredilemez olan düzenin kurulması ve kontrolüdür, tutma işi devredilebilir.
- Üst kademe ile alt kademe müdür atamalarını aynı kurala bağlamak; yalnızca en üst kademe yönetim kurulunca atanmak zorundadır.
- Borca batıklık bildirimini yalnız müdürlerin işi saymak; yönetim kurulunun bu yükümlülüğü devredilemez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetim kurulunun atama yetkisinde en üst kademe müdürlerin kurul tarafından atanması gerektiği ve bu yetkinin devredilemediği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/7466 E., 2023/1458 K., 09.03.2023)
- Müdür ve aynı işleve sahip kişilerin atanması ve görevden alınması yetkisinin 375/1-d kapsamında kurula ait olduğu, bu konuda kararların bu hükme dayandırıldığı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/902 E., 2023/3381 K., 30.05.2023)
- Yönetim kurulu üyelerinin üst gözetim görevini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesinde, kurulun kendi görevlerini yerine getirdiğini kanıtlaması önemli kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/1073 E., 2019/64 K., 05.02.2019)
- Devredilemez yetkilere ilişkin uyuşmazlıklarda, bilirkişi raporunda 375/1 kapsamının somut olayda değerlendirildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/669 E., 2023/1247 K., 14.09.2023)
- Kar dağıtımı ve genel kurul kararlarının yürütülmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, dava sürerken kurulun 375/1-f kapsamındaki yükümlülüğünün dikkate alındığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/669 E., 2023/1247 K., 14.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Devredilemez yetkinin yönetim kurulu tarafından kullanılmadığını ileri süren taraf, yetkinin kurul tarafından kullanılmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Atama veya görevden alma işlemi, yönetim kurulu kararı ile ispatlanır; kararın bulunmaması işlemin yönetim kurulunca yapılmadığını gösterir.
- Yönetim kurulu üyelerinin üst gözetim ve talimat görevini yerine getirdiğini ileri süren taraf, yazılı talimat, iç yönerge ve denetim kayıtlarıyla bunu ispatlamalıdır.
- Borca batıklık bildiriminin yapılmadığını ileri süren taraf, bildirimin yapılmadığını gösterebilmek için şirketin mali tablolarını ve bildirim kayıtlarını ortaya koymalıdır; yapıldığını ileri süren taraf da bildirimi ispatlamalıdır.
- Devredilemez yetkinin devredildiğini ileri süren taraf, esas sözleşme veya karar metnini sunarak devrin geçerliliğini ispatlamalıdır; bu devrin hukuken geçerli olmadığını karşı taraf da ileri sürebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.408: Genel kurulun devredilemez yetkilerini sayar; yönetim kurulunun 375. maddedeki yetkileriyle karşılıklı olarak sınırlanan iki organ ayrımını tamamlar.
- 6102 m.374: Yönetim kurulunun genel yetki karinesini düzenler; 375. madde bu genel yetkinin içinde kalan ama devredilemez nitelikteki görevleri ayırır.
- 6102 m.367: Yönetimin devrini düzenler; 375. maddedeki yetkiler bu devrin dışında kalır.
- 6102 m.366: Komite ve komisyon kurulmasını düzenler; bu organların devredilemez yetkilerin hazırlık çalışmalarında yardımcı olabileceğini belirler.
- 6102 m.370: Müdür atanmasına ve temsil yetkisinin devrine ilişkin kuralları düzenler; 375/1-d ile birlikte okunur.
TTK m.376 — Çağrı ve bildirim yükümü
Bu madde, anonim şirketlerde sermaye kaybı ve borca batıklık hâllerinde yönetim kurulunun görev ve yükümlülüklerini düzenler: son yıllık bilançoda sermaye ile kanuni yedek akçelerin yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması hâlinde genel kurulun toplantıya çağrılması ve alınacak önlemler, üçte ikilik kayıpta genel kurulun karar yükümlülüğü ve şirketin kendiliğinden sona ermesi, borca batıklık şüphesinde ara bilanço çıkarılması ile iflas bildirimi ve bu bildirimden kaçınmanın koşulları. Madde anonim şirketlere uygulanır; limited şirketler ve diğer ticaret şirketleri bakımından bu maddenin doğrudan uygulanması söz konusu değildir. Maddede genel kurulun toplantı usulü, çağrı süreleri ve çağrının kimler tarafından yapılacağı düzenlenmez (m.410-411). Sermaye kaybı nedeniyle sona erme sonrasında tasfiye işlemleri ve tasfiye memurlarının görevleri düzenlenmez (m.529 vd.). Sermaye koyma borcunun ifa edilmemesi ve ıskat düzenlenmez (m.128-129 ile ilgili hükümler). Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu ve tazmin davası ayrıca düzenlenir (m.553 ve m.555); bu madde yalnız bildirim ve çağrı yükümlülüğünü koyar.
Çağrı ve bildirim yükümü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sermaye kaybı
- Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının, zarar sebebiyle karşılıksız kalmasıdır. Kanuni yedek akçeler dışındaki açık yedek akçeler zararı kapatmıyorsa hesaba girer.
- Son yıllık bilanço
- Sermaye kaybının tespitinde esas alınan, son yıla ait bilançodur. Sermaye kaybı bir ara bilançodan ya da erken teşhis komitesinin raporundan anlaşılmışsa yönetim kurulu yıl sonu bilançosunu beklemez.
- Borca batık durum
- Şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması hâlidir. Borçların malvarlığını aşması ölçütüne dayanır ve bu hâl bir ara bilançoyla tespit edilir.
- Ara bilanço
- Aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden değerlendirildiği bilançodur. Borca batıklık şüphesinde yönetim kurulunca çıkarılır.
- İyileştirici önlem
- Şirketin mali durumunu düzeltmek için genel kurula sunulan tedbirlerdir. Madde örnek vermez; önlemlerin seçimi yönetim kurulunun takdirindedir.
- Kendiliğinden sona erme
- Üçte iki kayıpta genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayeyi tamamlama kararı vermemesi hâlinde şirketin mahkeme kararı olmadan sona ermesidir.
Çağrı ve bildirim yükümü: hangi şartlar aranır?
- Son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılmalıdır; bu hâlde yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırmak ve iyileştirici önlemleri sunmak zorundadır.
- Kayıp kanuni yedek akçeler dışındaki açık yedek akçelerle kapanmamış olmalı ve kalan zarar sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısını geçmelidir.
- Son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılmalıdır; bu hâlde genel kurul derhâl toplantıya çağrılmalıdır.
- Üçte iki kayıpta genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanması kararlarından birini vermelidir; aksi hâlde şirket kendiliğinden sona erer.
- Şirketin borca batık durumda bulunduğunu düşündüren işaretlerin varlığı gerekir; bu hâlde yönetim kurulu aktifleri hem işletmenin devamlılığı hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden gösteren bir ara bilanço çıkarmalıdır.
- Ara bilançodan aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamadığı anlaşılmalıdır; bu hâlde yönetim kurulu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirmeli ve şirketin iflasını istemelidir.
- İflas kararından önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki borçların alacaklıları, alacaklarının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş olmalıdır; bu beyan veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmalıdır.
- Yukarıdaki kabul ve doğrulama koşulları sağlanmadığı sürece iflas bildirimi yapılmalıdır; bilirkişi incelemesi için yapılan başvuru bu hâlde iflas bildirimi sayılır.
Çağrı ve bildirim yükümü: hangi sonuçları doğurur?
- Yarı kayıp hâlinde yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırmalı ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunmalıdır; bu yükümlülüğe aykırılık hâlinde yönetim kurulu sorumlu olur.
- Üçte iki kayıpta genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanması kararı vermezse şirket kendiliğinden sona erer.
- Borca batıklık şüphesinde ara bilanço sonucu aktiflerin alacakları karşılamadığı anlaşılırsa yönetim kurulu iflas bildirimi yapar.
- Alacaklıların sıra geri alma taahhüdü bilirkişilerce doğrulanmışsa iflas istenmez; sözleşme ya da beyan yeterli olmazsa iflas kararı verilir.
- Kayıp, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısını geçmiyorsa bu maddenin ilk fıkrası uygulanmaz.
- Borca batık olmayan şirketlerde ara bilanço ve iflas bildirimi yükümlülüğü doğmaz.
Yarı kayıp ile üçte iki kayıp arasındaki fark nedir?
Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının karşılıksız kaldığı hâl (fıkra 1) yalnız yönetim kurulunun çağrı ve önlem sunma yükümlülüğünü doğurur.
Üçte ikisinin karşılıksız kaldığı hâl (fıkra 2) genel kurulun derhâl toplanmasını ve sermaye kararı vermesini zorunlu kılar.
Üçte iki kayıpta genel kurul karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer; yarı kayıpta ise bu sonuç doğmaz.
Sermaye kaybı ile borca batıklık arasındaki fark nedir?
Sermaye kaybı, bilançodaki özkaynak kalemlerinin zarar yüzünden erimesine bakar ve son yıllık bilançoya dayanır.
Borca batıklık, aktiflerin borçları karşılayıp karşılamadığına bakar ve bilançonun yanında ara bilanço ile tespit edilir.
Sermaye kaybında genel kurul çağrılır; borca batıklıkta ise ara bilanço sonucuna göre iflas bildirimi yapılır.
Gerçek sermaye kaybı ile gizli yedeklerle kapanan kayıp arasındaki fark nedir?
Bilançoda görünen ve açık yedeklerle kapanmayan kayıp madde kapsamına girer.
Gizli yedeklerin çözülmesiyle kapanabilen kayıp, fiilen bilançoda yer almadığı sürece dikkate alınmaz.
Gizli yedekler çözülmeden kayıp hesaplanmaz ve genel kurul çağrısı yükümlülüğü doğmaz.
Bilirkişi onaylı taahhüt ile doğrulanmamış taahhüt arasındaki fark nedir?
Alacaklının sırayı geri koymayı yazılı kabul etmesi ve bu beyanın bilirkişilerce doğrulanması iflas bildirimini engeller.
Taahhüt yoksa ya da bilirkişi doğrulaması sağlanamamışsa iflas bildirimi zorunlu olur.
Doğrulanan taahhütte iflas istenmez; doğrulanmayan hâlde yönetim kurulu iflas bildirimini yapmak zorundadır.
Çağrı ve bildirim yükümü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gizli yedek akçeleri çözülmemişken kayıp hesabına katmak; madde yalnız fiilen bilançoda yer alan kalemlerle hesap yapılmasını öngörür.
- Yarı kayıp ile üçte iki kaybı karıştırmak; yarı kayıpta genel kurul kararı kendiliğinden sona erme sonucu doğurmaz, üçte ikide doğurur.
- Kayıp hesabında kanuni yedek akçelerle birlikte sermaye toplamını almamak ya da sermaye yerine kayıtlı sermayeyi esas almak; madde yalnız esas ve çıkarılmış sermayeyi dikkate alır.
- Borca batıklığı sermaye kaybıyla eş tutmak; borca batıklık aktif-borç karşılaştırmasıdır ve ara bilanço ile tespit edilir.
- Sıra geri alma beyanını bilirkişi doğrulaması olmadan yeterli saymak; doğrulama yapılmadan iflas bildirimi engellenmez.
- Bilirkişi incelemesi başvurusunu iflas bildirimi sayılmayacağını düşünmek; madde aksi hâlde bu başvuruyu iflas bildirimi sayar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetim kurulu, sermaye kaybı ve borca batıklık hesabında yıllık bilançoyu esas alır; yıllık bilançoda görünmeyen ve açık yedeklerle kapanmayan kayıplar bu hesabı etkileyebilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/2310 E., 2024/1205 K., 05.09.2024)
- Bilançoda yer alan belirli kalemlerin borca batıklık hesabında hariç tutulabileceği, Ticaret Bakanlığı tebliğine dayanılarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2024/649 K., 08.05.2024)
- Sermaye kaybı nedeniyle sermaye azaltımı ve eş zamanlı artırım kararlarında, madde kapsamında yapılan artırımın yasal oranlarda ödenmesi aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/2244 E., 2022/850 K., 16.06.2022)
- Borca batıklık tespitinde rayiç değerlerle hazırlanan bilançonun esas alınması ve özvarlığın negatif çıkması, şirketin borca batık olduğunun kabulüne yeterli görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/43 E., 2026/339 K., 04.03.2026)
- Yönetim kurulunun bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, ceza hukuku bakımından da yaptırıma bağlanmış bir yükümlülük olarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/527 E., 2019/305 K., 09.04.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Sermaye kaybını ileri süren taraf, son yıllık bilanço ile sermaye ve kanuni yedek akçe kalemlerini ortaya koyarak kaybın eşiği aştığını ispatlar; bilanço en temel delildir.
- Gizli yedeklerle kapanabilecek kayıpta, bu yedeklerin fiilen bilançoda yer almadığını gösterme yükü kaybı ileri süren tarafta olur; aksi hâlde kayıp hesaba katılır.
- Borca batıklık iddiasında ara bilanço ve gerekiyorsa mahkemece atanan bilirkişi raporu ile aktiflerin muhtemel satış değerleri ve devamlılık esasına göre değerleri ispatlanır.
- Alacaklının sıra geri alma taahhüdü, yazılı belge ve bilirkişi doğrulaması ile ispatlanır; bu doğrulama yapılmadan taahhüt iflas bildirimini ortadan kaldırmaz.
- Yönetim kurulunun çağrı ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunan taraf, toplantı çağrısı, gündem ve yazılı bildirim belgeleriyle bu savunmasını ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.410: Yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetkisini düzenler; bu maddenin çağrı yükümlülüğünün yerine getirilmesinin dayanağıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.411: Azınlık pay sahiplerinin genel kurul çağrısını isteme hakkını düzenler; yönetim kurulunun çağrıdan kaçınması hâlinde devreye girer.
- 6102 sayılı Kanun m.378: Tehlikelerin erken teşhisi komitesinin sermaye kaybı ve borca batıklık işaretlerini bildirmesini düzenler; bu bildirim yönetim kurulunun durumu öğrenmesinde rol oynar.
- 6102 sayılı Kanun m.519: Kanuni yedek akçeleri düzenler; sermaye kaybının hesabında kanuni yedek akçelerin toplamına girer.
- 6102 sayılı Kanun m.553: Yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sorumluluğunu düzenler; bu maddedeki bildirim ve çağrı yükümlülüğünün ihlali bu sorumluluğu doğurabilir.
- İcra ve İflas Kanunu m.179: Anonim şirketin iflas talebinde bulunma zorunluluğunu ve borca batıklık hâlinde iflas sebebini düzenler; bu maddedeki iflas bildirimi ile birlikte okunur.
TTK m.377 — Konkordato
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 377. maddesi, borca batık durumdaki bir sermaye şirketinin, yönetim kurulu veya alacaklılardan birinin iflas talebiyle birlikte ya da bu kapsamdaki iflas yargılaması sırasında İİK'nın konkordato hükümlerine göre konkordato talep edebilmesini düzenler. Maddenin konusu, iflas talebinin konkordatoya bağlanması ve bu yolla iflasın ertelenmesi yolunun açılmasıdır. Madde, sermaye şirketlerinin borca batıklık hâlinde uygulanır ve yönetim kurulunu ya da alacaklıyı konkordato talep eden taraf olarak belirler. Madde; konkordatonun mühlet, tasdik, kabul çoğunluğu ve fesih rejimini düzenlemez (İİK m.285 ve devamı, İİK m.179), borca batıklığın tespit usulünü ve iflas talebinin yükümlüsünü düzenlemez (TTK m.376), iflas erteleme sürecinin kayyım ve raporlama kurallarını da düzenlemez (TTK m.377 fıkra yapısı içinde kayyım ve rapor hükümleri ile uygulama, ayrıca İİK m.179 atfı ile birlikte okunur).
Konkordato: hangi kavramlar bilinmeli?
- Borca batık
- Sermaye şirketinin aktiflerinin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borçlarını karşılayamayacak durumda olmasıdır. Tespit, İİK m.179 uyarınca beyan ve mahkeme tespiti ile yapılır.
- İflasın ertelenmesi kurumu
- Borca batık şirketin iflas talebi üzerine iyileştirme projesi ile iflasının ertelenmesi düzenidir. Madde metninde bu kurum yerine konkordato talebi geçmiştir; 2004 sayılı İİK'nın ilgili iflas erteleme hükümleri 7101 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
- Konkordato talebi
- Borçlu ya da iflas talebinde bulunabilecek alacaklının, 2004 sayılı İİK'nın 285 ve devamı maddeleri uyarınca mahkemeye yaptığı talep ve bunun sonucunda verilen mühlet sürecidir. Bu maddede konkordato, iflas talebi ile birlikte veya iflas yargılaması sırasında talep edilebilir.
- İyileştirme projesi
- Borca batık şirketin, denetçi önerilerini ve gerçekçi kaynakları içeren, özkaynak dahil nesnel kaynakları gösteren projesidir. Proje sahipleri kendi önerilerini bu projeye koyamaz.
- Kayyım
- Erteleme talebi üzerine mahkemenin derhal atadığı ve şirketi temsil eden ya da sürece nezaret eden kişidir. Maddenin üçüncü cümlesi kayyım atanmasını öngörür.
Konkordato: hangi şartlar aranır?
- Talebi yapan kişinin yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı olması gerekir.
- Talep, 376. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılacak iflas talebiyle birlikte veya bu kapsamda yürüyen iflas yargılaması sırasında ileri sürülmelidir.
- Konkordato talebinin dayanağı 2004 sayılı İİK'nın 285 ve devamı maddeleri olmalıdır.
- Şirketin borca batık olduğunun TTK 376 ve İİK 179 uyarınca tespit edilmiş veya beyan edilmiş olması gerekir.
- Sunulan iyileştirme projesinin denetçi önerilerini ve bunlara uygun gerçekçi kaynakları içermesi gerekir; proje sahipleri kendi önerilerini koyamaz.
- Projede özkaynakların da yer alması ve kaynakların nesnel biçimde gösterilmesi gerekir.
Konkordato: hangi sonuçları doğurur?
- Konkordato talebi iflas talebi ile birlikte yapılırsa iflas sürecinin yerine konkordato mühleti süreci başlar.
- Talep kabul edilirse borca batık şirket iflasın ertelenmesi yoluna girer ve iflas durumu bu talep kapsamında ele alınır.
- Konkordatonun tasdiki için İİK 285 ve devamı hükümlerindeki şartların gerçekleşmesi gerekir.
- Sunulan proje denetçi önerilerine ve gerçekçi kaynaklara dayanmazsa konkordato talebi reddedilebilir.
- Mahkeme erteleme talebi üzerine kayyımı derhal atamalıdır; kayyım şirketin erteleme dönemindeki işlerini yürütür.
- Erteleme sırasında mahkeme ilgili önlemleri alır ve kayyım belirli aralıklarla rapor verir.
Yönetim kurulu ile alacaklı arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulu, 376 uyarınca iflas talebinde bulunmak zorundadır ve bu talebi konkordatoyla birlikte yapabilir.
Herhangi bir alacaklı da iflas talebinde bulunabilen sıfatıyla konkordato talep edebilir; her alacaklı değil iflas talep edebilecek alacaklı kastedilir.
Her iki taraf da konkordato talep edebilir; alacaklının talebi ancak iflas talep edebilecek nitelikte olmalıdır.
İflas talebiyle birlikte ile iflas yargılaması sırasında arasındaki fark nedir?
Konkordato talebi, iflas talebiyle birlikte yapılabilir.
Konkordato talebi, iflas yargılaması devam ederken de yapılabilir.
Her iki zamanda da talep mümkündür; her iki hâlde de iflas sürecinden konkordato yoluna geçiş sağlanır.
TTK 377 konkordatosu ile İİK 309 iflas içi konkordato arasındaki fark nedir?
TTK 377 konkordatosu, iflas kararından önce, iflas talebi aşamasında veya yargılama sırasında borca batık sermaye şirketine uygulanır.
İİK 309 iflas içi konkordato, iflasa hükmedilmiş borçlu için iflas kararından sonra uygulanır.
Kurumların zamanı ve talep sahibi farklıdır; iflas kararı verildikten sonra TTK 377 değil İİK 309 yolu açıktır.
Konkordato: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki iflasın ertelenmesi ifadesini eski kurum olarak okuyup 2018 değişikliğinden önceki ertelemeye ilişkin kuralları güncel metne uygulamak.
- İflas talebi olmadan veya yalnızca herhangi bir alacaklı sıfatıyla konkordato talep edilebileceğini sanmak; talep sahibinin iflas talep yetkisine sahip olması gerekir.
- Konkordatoyu iflas kararından sonra TTK 377 ile yapılabilir saymak; bu durumda İİK 309 iflas içi konkordato yolu uygulanır.
- Projenin denetçi önerisi olmadan veya proje sahibinin kendi önerilerini koyarak sunulabileceğini düşünmek.
- Özkaynak sağlanmadan iyileştirme projesinin yeterli sayılacağını varsaymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İflasın ertelenmesi kurumunun 6102 sayılı TTK 377 maddesi ile İİK 179 ve devamı hükümlerinde düzenlendiği, bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (4. Daire, 2016/17837 E., 2021/2719 K., 20.05.2021; 4. Daire, 2016/15531 E., 2021/967 K., 15.02.2021)
- Borca batıklık nedeniyle iflas talebi ile birlikte konkordato talep edilmesi ve iyileştirme projesinin denetçi raporu ile desteklenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/38 E., 2022/22 K., 19.01.2022)
- Madde 2018 değişikliğinden önce erteleme kurumuna yollama yaptığından, bu tarihten önceki kararlar güncel metni değil eski düzenlemeyi yorumlamaktadır. (23. Hukuk Dairesi, 2014/8227 E., 2015/1691 K., 17.03.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Talebi ileri süren yönetim kurulu veya alacaklı, borca batıklığın varlığını İİK 179 uyarınca ara bilanço ve beyan ya da mahkeme tespiti ile ispatlamakla yükümlüdür.
- İyileştirme projesinin gerçekçiliği denetçi raporu ve erken teşhis komitesi önerileri ile ispatlanır; projeyi sunan taraf kaynakların nesnel varlığını göstermekle yükümlüdür.
- Özkaynak katkısının bulunduğu, yazılı belge ve sermaye artırım kayıtları ile ispatlanır.
- Karşı taraf projenin yetersizliğini veya gerçekçi olmadığını ileri sürerse bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür; mahkeme projenin uygunluğunu değerlendirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.376: Borca batıklığın tespiti ve denetçi önerilerinin dayanağı olan maddedir; 377 üçüncü fıkrasındaki iflas talebi bu maddeye bağlanır.
- 6102 m.378: Erken teşhis komitesinin önerileri proje hazırlanırken dikkate alınacak olup 377 ile bağlantılıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.179: Borca batıklığın beyan ve tespit usulünü düzenler; 377 maddesi bu hükme gönderme yapar ve iki hükmün birlikte uygulanmasını öngörür.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.285 ve devamı: Konkordatonun şartlarını, mühletini ve tasdik sürecini düzenler; 377 maddesinin talep dayanağıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309: İflas içi konkordatoyu düzenler; 377 maddesinin uygulanma zamanı ile ayrılan ayrı bir kurumdur.
TTK m.378 — Riskin erken saptanması ve yönetimi
TTK m.378, anonim şirketlerde riskin erken saptanması ve yönetimi amacıyla uzman bir komite kurulmasını, bu komitenin çalıştırılmasını ve geliştirilmesini düzenler. Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde komite kurulması yönetim kuruluna doğrudan yüklenmiştir; diğer şirketlerde ise komitenin kurulması denetçinin yazılı bildirimine bağlanmıştır. Komitenin yönetim kuruluna ve denetçiye yaptığı periyodik raporlamayı da kapsar. Kuruluşun dayanağı olan bağımsız denetim sistemini, komitenin görev alanını genişleten denetim komitesi düzenlemesini ve borca batıklık ile sermaye kaybı bildirimini düzenlemez (sırasıyla m.375, m.366/2 ve m.376). Yönetim kurulu üyelerinin genel özen ve sadakat yükümlülükleri ile sorumluluğu da bu maddede değil, ilgili genel hükümlerde yer alır.
Riskin erken saptanması ve yönetimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi
- Şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşürebilecek sebepleri önceden tespit etmek, bunlara karşı önlem ve çare belirlemek ve riski yönetmek için kurulan uzman komitedir. Komite denetim komitesinden farklı olarak yönetimi değil, risklere odaklanır.
- İcra yetkisi olmayan yönetim kurulu üyesi (non-executive)
- Şirketin günlük yönetiminde icra yetkisi bulunmayan yönetim kurulu üyesidir. Komitenin bu üyelerden oluşabilmesi, muhasebe ve finansman konularında uzman olma koşuluna bağlıdır.
- Derhâl kurulma
- Diğer şirketlerde denetçinin gerekli görüp yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi üzerine komitenin gecikmeksizin oluşturulması zorunluluğudur.
- İlk rapor süresi
- Komitenin kurulmasını izleyen bir ayın sonunda ilk raporunu vermesi gerektiğini ifade eder.
Riskin erken saptanması ve yönetimi: hangi şartlar aranır?
- Pay senetleri borsada işlem gören şirket olunması veya diğer şirketlerde denetçinin komitenin gerekli olduğu kanısına varıp bunu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi gerekir.
- Yönetim kurulunun uzman bir riskin erken saptanması ve yönetimi komitesini kurması, sistemi çalıştırması ve geliştirmesi gerekir.
- Komite üyelerinin muhasebe ve finansman konularında uzman olması gerekir; komite icra yetkisi olmayan yönetim kurulu üyelerinden veya tamamen uzman üçüncü kişilerden oluşabilir.
- Komitenin kurulması, tehlikelerin erken teşhisi ile bunlara karşı önlem ve çarelerin uygulanmasını ve riskin yönetilmesini amaçlamalıdır.
- Komite, kurulmasını izleyen bir ay sonunda ilk raporunu yönetim kuruluna vermelidir.
- Komite, sonraki raporlarını iki ayda bir yönetim kuruluna vermelidir; raporda durum değerlendirilir, varsa tehlikelere işaret edilir ve çareler gösterilir.
- Her raporun bir nüshası denetçiye gönderilmelidir.
Riskin erken saptanması ve yönetimi: hangi sonuçları doğurur?
- Pay senetleri borsada işlem gören şirkette yönetim kurulu komiteyi kurmaz, sistemi çalıştırmaz ya da geliştirmezse bu kanuna aykırılık oluşur.
- Diğer şirkette denetçinin yazılı bildirimi üzerine komite derhâl kurulmak zorundadır; bildirim yoksa bu yükümlülük doğmaz.
- Komite kurulmasını izleyen bir ay sonunda ilk raporunu verir.
- Komite her iki ayda bir yönetim kuruluna rapor verir ve bu raporda durumu değerlendirir, varsa tehlikelere işaret eder ve çareleri gösterir.
- Her rapor denetçiye de gönderilir.
- Komite icra yetkisi olmayan üyelerden veya uzman üçüncü kişilerden oluştuğunda uzmanlık koşulunu taşımalıdır.
Borsada işlem gören şirket ile diğer şirketler arasındaki fark nedir?
Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde komite kurma yükümlülüğü doğrudan yönetim kuruluna aittir ve bekleme aranmaz.
Diğer şirketlerde komite, denetçinin gerekli görüp yazılı bildirimi üzerine kurulur.
Borsada işlem görmeyen şirketlerde denetçinin bildirimi yoksa komite kurulma zorunluluğu doğmaz; borsa şirketlerinde ise bu yükümlülük kendiliğinden vardır.
Denetim komitesi ile riskin erken saptanması komitesi arasındaki fark nedir?
Denetim komitesi, şirketin iç denetim düzenini ve yönetimin denetimini geçmişe dönük olarak izler (m.375/c).
Riskin erken saptanması komitesi, gelecekteki tehlikeleri öngörmeye ve risk yönetimine odaklanır (m.378).
İki komite ayrı kurulabilir ve ayrı görev taşır; biri diğerinin yerine geçmez.
Komitenin ilk raporu ile sonraki raporlar arasındaki fark nedir?
İlk rapor, komitenin kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verilir.
Sonraki raporlar iki ayda bir yönetim kuruluna verilir.
İlk rapor ile periyodik raporların zamanlaması farklıdır; ilk raporun gecikmesi sonraki raporlama takvimini kendiliğinden değiştirmez.
Komitenin yönetim kurulu üyelerinden oluşması ile tamamen üçüncü kişilerden oluşması arasındaki fark nedir?
Komite icra yetkisi olmayan yönetim kurulu üyelerinden oluşabilir ve bu durumda uzmanlık koşulu aranır.
Komite tamamen uzman üçüncü kişilerden de oluşabilir.
Her iki kompozisyon da kanunda öngörülmüştür; komitenin bileşimi seçimlik olup uzmanlık koşulu her iki halde de aranır.
Riskin erken saptanması ve yönetimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Komiteyi yalnızca denetim komitesi ile karıştırarak m.375/c kapsamındaki iç denetim görevinin m.378 komitesine de yüklendiğini varsaymak; iki komitenin görevleri farklıdır.
- Borsada işlem görmeyen şirketlerde komitenin her durumda kurulmak zorunda olduğunu sanmak; bu şirketlerde kuruluş, denetçinin yazılı bildirimine bağlıdır.
- Komitenin ilk raporunu iki aylık periyotla karıştırmak; ilk rapor kurulmayı izleyen bir ay sonunda verilir, sonraki raporlar iki ayda bir verilir.
- Komitenin tamamen icra yetkisi olan yönetim kurulu üyelerinden oluşabileceğini düşünmek; kanun icra yetkisi olmayan üyeleri veya uzman üçüncü kişileri öngörür.
- Denetçinin raporunu yalnızca yönetim kuruluna vermesi gerektiğini düşünmek; komitenin raporu denetçiye de gönderilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Denetçinin, şirketin mali durumunu incelerken görevinin salt belgeleri kontrol etmekle sınırlı olmadığı ve şirketi koruma yükümünün bulunduğu, bu bağlamda m.378 kapsamında riskin erken saptanmasına ilişkin işaretleri değerlendirmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3210 E., 2024/5389 K., 01.07.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Komitenin kurulmasını talep eden taraf, pay senetlerinin borsada işlem görüp görmediğini ve dolayısıyla m.378/1'in hangi bölümünün uygulanacağını belgeyle (SPK ve borsa kayıtları, ana sözleşme) ispatlamalıdır.
- Diğer şirketlerde komitenin kurulması gerektiğini ileri süren taraf, denetçinin yazılı bildirimini ispatlamakla yükümlüdür; yazılı bildirimin bulunmaması, derhâl kurulma yükümlülüğünün doğmadığı savunmasına dayanak yapılabilir.
- Komitenin kurulduğunu ve ilk raporunu bir ay içinde verdiğini savunan yönetim kurulu, komite kararını ve rapor tarihini belgeyle göstermekle yükümlüdür.
- İki aylık periyodik raporların yönetim kuruluna ve denetçiye gönderildiğinin ispatı, yazılı rapor ve iletişim kayıtlarıyla yapılır; karşı tarafın gönderimi inkâr etmesi halinde gönderim yükü raporu gönderen tarafa aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.366: Yönetim kurulunun komite ve komisyon kurma yetkisini düzenler; m.378 bu genel yetkiye ek olarak riskin erken saptanması komitesini zorunlu kılar.
- 6102 m.375: Yönetim kurulunun devredilemez görevleri arasında finansal denetim düzeninin kurulmasını sayar; m.378 ile ayrı bir iç kontrol mekanizması oluşturulur.
- 6102 m.376: Sermaye kaybı ve borca batıklık durumunda yönetim kurulunun önlem ve bildirim yükümlülüğünü düzenler; komitenin tespit edeceği tehlikelerle bağlantılıdır.
- 6102 m.397: Denetçinin bağımsız denetim yetkisini düzenler; m.378/1 uyarınca denetçinin komite kurulmasını gerekli görüp bildirmesi bu yetkiye dayanır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir ayın | m.378 | Diğer şirketlerde bu komite denetçinin gerekli görüp bunu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi hâlinde derhâl kurulur ve ilk raporunu kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verir. |
| iki ayda | m.378 | (2) Komite, yönetim kuruluna her iki ayda bir vereceği raporda durumu değerlendirir, varsa tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
56 karar- 2017/18 E., 2019/66 K., 25.07.2019İlgili madde: m.377
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/603 E., 2023/1216 K., 06.12.2023İlgili madde: m.377
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/65 E., 2023/144 K., 01.03.2023İlgili madde: m.366
- Ceza Genel Kurulu, 2018/527 E., 2019/305 K., 09.04.2019İlgili madde: m.376
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/813 E., 2025/1543 K., 12.03.2025İlgili madde: m.372
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/2479 E., 2025/998 K., 18.02.2025İlgili madde: m.368
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/4306 E., 2024/8274 K., 25.11.2024İlgili madde: m.367
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/3210 E., 2024/5389 K., 01.07.2024İlgili madde: m.378
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/356 E., 2024/4114 K., 21.05.2024İlgili madde: m.367
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/387 E., 2024/4088 K., 20.05.2024İlgili madde: m.367
Diğer 46 karar
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5912 E., 2024/3380 K., 30.04.2024İlgili madde: m.366
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/5711 E., 2024/3206 K., 24.04.2024İlgili madde: m.368
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/3798 E., 2023/7698 K., 26.12.2023İlgili madde: m.369
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/6213 E., 2023/7585 K., 21.12.2023İlgili madde: m.372
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/5885 E., 2023/2826 K., 09.05.2023İlgili madde: m.365
- 4. Daire, 2016/17837 E., 2021/2719 K., 20.05.2021İlgili madde: m.377
- 11. Hukuk Dairesi, 2020/2356 E., 2021/3870 K., 20.04.2021İlgili madde: m.368
- 4. Daire, 2016/15531 E., 2021/967 K., 15.02.2021İlgili madde: m.377
- 23. Hukuk Dairesi, 2014/8227 E., 2015/1691 K., 17.03.2015İlgili madde: m.377
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/43 E., 2026/339 K., 04.03.2026İlgili madde: m.376
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/745 E., 2026/109 K., 11.02.2026İlgili madde: m.369
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/186 E., 2026/156 K., 03.02.2026İlgili madde: m.365
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/274 E., 2026/49 K., 21.01.2026İlgili madde: m.369
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1295 E., 2025/1336 K., 20.10.2025İlgili madde: m.370
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/277 E., 2025/1665 K., 16.10.2025İlgili madde: m.369
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/264 E., 2025/292 K., 20.02.2025İlgili madde: m.367, m.370
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1591 E., 2025/249 K., 19.02.2025İlgili madde: m.368
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1151 E., 2025/215 K., 11.02.2025İlgili madde: m.368
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/166 E., 2024/170 K., 19.12.2024İlgili madde: m.365
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/2310 E., 2024/1205 K., 05.09.2024İlgili madde: m.376
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2024/649 K., 08.05.2024İlgili madde: m.376
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/280 E., 2024/755 K., 06.05.2024İlgili madde: m.366, m.370
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/544 K., 21.03.2024İlgili madde: m.365, m.367, m.370, m.371
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/402 E., 2023/1813 K., 19.10.2023İlgili madde: m.365
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/250 E., 2023/634 K., 12.10.2023İlgili madde: m.366
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1996 E., 2023/1552 K., 12.10.2023İlgili madde: m.369
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/821 E., 2023/1125 K., 12.07.2023İlgili madde: m.366
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/7 E., 2023/73 K., 12.01.2023İlgili madde: m.372
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/448 E., 2022/2512 K., 30.12.2022İlgili madde: m.371
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/1809 E., 2022/1529 K., 28.12.2022İlgili madde: m.370
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1145 E., 2022/2007 K., 29.11.2022İlgili madde: m.371
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1617 E., 2022/1638 K., 27.10.2022İlgili madde: m.369
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2264 E., 2022/2250 K., 27.10.2022İlgili madde: m.372
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/935 E., 2022/1634 K., 14.10.2022İlgili madde: m.371
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/510 E., 2022/1138 K., 30.09.2022İlgili madde: m.367
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1146 E., 2022/1403 K., 28.09.2022İlgili madde: m.371
- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/208 E., 2022/560 K., 27.09.2022İlgili madde: m.366
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2020/854 E., 2022/848 K., 16.06.2022İlgili madde: m.365
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/2244 E., 2022/850 K., 16.06.2022İlgili madde: m.376
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/693 E., 2022/498 K., 14.06.2022İlgili madde: m.372
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/38 E., 2022/22 K., 19.01.2022İlgili madde: m.377
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/662 E., 2021/871 K., 28.12.2021İlgili madde: m.368
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/487 E., 2021/796 K., 24.06.2021İlgili madde: m.376
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2018/2440 E., 2021/877 K., 22.04.2021İlgili madde: m.372
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/185 E., 2021/251 K., 10.03.2021İlgili madde: m.370
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/293 E., 2021/266 K., 02.03.2021İlgili madde: m.371
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 23.05.2024 (m.375).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 7. Anonim Şirket-1 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış