HMK › Genel hükümler › Görev, yetki ve yargı yeri belirlenmesi
Yetki
Kısaca
HMK m.5, mahkemelerin yetkisinin genel çerçevesini çizer: yetkinin, başka kanunlardaki yetki hükümleri saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Kanundaki hükümlere tabi olduğunu belirler. HMK m.6, davalı gerçek veya tüzel kişi bakımından genel yetkili mahkemeyi belirler ve bu mahkemenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu söyler. HMK m.7, birden fazla davalı bulunan davalarda yetkili mahkemeyi belirler.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.5–19 hükümlerini kapsar.
- HMK m.5Genel kural
- HMK m.6Genel yetkili mahkeme
- HMK m.7Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
- HMK m.8Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki
- HMK m.9Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki
- HMK m.10Sözleşmeden doğan davalarda yetki
- HMK m.11Mirastan doğan davalarda yetki
- HMK m.12Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki
- HMK m.13Karşı davada yetki
- HMK m.14Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki
- HMK m.15Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki
- HMK m.16Haksız fiilden doğan davalarda yetki
- HMK m.17Yetki sözleşmesi
- HMK m.18Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
- HMK m.19Yetki itirazının ileri sürülmesi
HMK m.5 — Genel kural
Madde, mahkemelerin yetkisinin genel çerçevesini çizer: yetkinin, başka kanunlardaki yetki hükümleri saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Kanundaki hükümlere tabi olduğunu belirler. Yargı çevresi, genel yetki kuralı, kesin yetki ve yetki sözleşmesi gibi yetkiye ilişkin ayrıntılar bu maddenin kendisinde değil, Kanunun izleyen yetki maddelerinde düzenlenir. Madde, yetkisizlik itirazının usulünü düzenlemez (m.116 ve izleyen maddeler). Görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının kesinleşmesi, yargı yeri belirlenmesi (merci tayini) ve bağlantılı davalar 2577 sayılı İYUK ile 6100 sayılı Kanunun m.22-23 ve m.5 çevresindeki bölümlerinde yer alır; bu konular bu maddenin kapsamı dışındadır. Yetki ile ilgili süre ve harç düzenlemeleri de bu maddede yer almaz.
Genel kural: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yetki
- Bir davaya hangi yerdeki hukuk mahkemesinin bakacağını belirleyen kuraldır. Görev ile aynı yetki bakımından yalnızca kanunla belirlenir, ancak yetki coğrafi bir ölçüte bağlıdır.
- Yargı çevresi
- Bir mahkemenin yargılama yetkisini kullanabildiği coğrafi alandır. Sınırları idari teşkilat sınırlarına göre belirlenir.
- Diğer kanunlardaki yetki hükümleri
- Medeni Kanun, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu gibi özel kanunlarda yer alan, belirli dava türleri için öngörülmüş yetki kurallarıdır. Madde bu kuralların 6100 sayılı Kanun hükümleri karşısında saklı olduğunu belirtir.
- Genel yetki kuralı
- Özel bir düzenleme bulunmadığı sürece açılan bütün hukuk davaları için yetkili mahkemeyi gösteren kuraldır. Kanunun genel yetki maddesi davalının yerleşim yeri mahkemesini işaret eder.
- Kesin yetki
- Uyuşmazlığa yalnızca tek bir mahkemenin bakabildiği yetki türüdür. Kesin yetkiye aykırı yetki sözleşmesi yapılamaz ve kesin yetki dava şartı niteliğindedir.
Genel kural: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın bir hukuk davası olması ve mahkemenin yetkisinin tespit edilmesi gerekir.
- Yetkinin belirlenmesinde önce 6100 sayılı Kanunun yetki hükümlerine bakılmalıdır.
- Diğer kanunlarda, örneğin Türk Medeni Kanunu veya Türk Borçlar Kanunu gibi özel düzenlemelerde yetkili mahkeme gösterilmişse, bu hüküm 6100 sayılı Kanunun genel yetki kurallarına üstün gelir.
- Diğer kanunda açık bir yetki kuralı bulunmuyorsa, 6100 sayılı Kanunun yetkiye ilişkin hükümleri uygulanmalıdır.
Genel kural: hangi sonuçları doğurur?
- Diğer kanunlarda açık bir yetki kuralı varsa, o kural 6100 sayılı Kanunun genel yetki hükümlerine öncelikle uygulanır.
- Özel kanunda kesin yetki öngörülmemişse, özel yetki kuralı genel yetki kuralıyla birlikte seçimlik bir yetki oluşturur.
- Yetki kuralları yalnızca kanunla konulabilir; idari tasarruf veya yönetmelik ile yetki kuralı konulamaz ve kaldırılamaz.
- Kesin yetkiye ilişkin bir kural varsa taraflar yetki sözleşmesiyle bu kuralı değiştiremez.
Kanunun genel yetki kuralı ile özel kanunda yer alan yetki kuralı arasındaki fark nedir?
6100 sayılı Kanunun yetki maddeleri, genel olarak her hukuk davası için geçerli olan ve özel bir düzenleme yokken uygulanan kurallardır.
Diğer kanunlarda yer alan yetki kuralları, belirli dava türlerine özgü olup madde gereğince saklıdır.
Özel kanunda yetki düzenlemesi varsa o öncelikle uygulanır; yoksa genel kural devreye girer. Özel düzenleme kesin yetki içermiyorsa genel yetki kuralı ile birlikte seçimlik bir yetki oluşturur.
Kesin yetki ile seçimlik yetki arasındaki fark nedir?
Kesin yetki, yalnızca tek bir mahkemenin bakabileceği durumdur ve yetki sözleşmesiyle değiştirilemez.
Seçimlik yetki ise birden fazla mahkemenin yetkili olduğu durumdur ve davacı bunlardan birini seçebilir.
Kesin yetkiye aykırı dava başka bir mahkemede açılamaz ve mahkeme bunu resen göz önünde tutar; seçimlik yetkide ise davacı yetkili mahkemeler arasında seçim yapabilir.
Genel kural: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnini tek başına yeterli sayıp özel kanunlardaki yetki kurallarını taramamak; özel kanunda yetki hükmü varsa genel kuralı uygulamamak.
- Diğer kanunlardaki yetki kuralını genel yetki kuralıyla aynı ağırlıkta görmek; özel düzenleme kesin yetki içeriyorsa seçimlik yetki olduğunu varsaymak.
- Kesin yetki bulunan bir uyuşmazlıkta yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu kabul etmek.
- Yetki kuralının bir yönetmelik veya idari işlemle belirlenebileceğini düşünmek; yetki kuralı yalnızca kanunla konulabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetkisizlik kararı verilirken önce özel kanunlardaki yetki kuralına bakıldığı, bu tür bir kural yoksa genel yetki kuralının uygulandığı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Yetkiye itiraz eden taraf, davanın açıldığı mahkemenin yetkisiz olduğunu ve yetkili mahkemenin hangisi olduğunu ileri sürer ve bunu ispatlar.
- Yetkili mahkemenin tespitinde yerleşim yeri ve yer ile ilgili kayıtlar gibi belgeler kullanılır.
- Yetki sözleşmesi iddia edilirse sözleşmenin yazılı yapıldığını ve kesin yetki kapsamında olmadığını iddia eden taraf ispatlar.
- Yetki sorunu mahkemece resen göz önünde tutulur; kesin yetki uyuşmazlıklarında taraf beyanı belirleyici değildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.6: Genel yetkili mahkemeyi gösteren kuraldır; m.5'te saklı tutulan özel hükümler yoksa bu madde uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.17: Yetki sözleşmesinin yapılabilmesine ilişkin kuraldır ve kesin yetki hallerinde uygulanmaz.
- 6100 sayılı Kanun m.22: Yetki ve görev uyuşmazlıklarında yargı yeri belirlenmesine ilişkin kurallar, m.5'in uygulanmasından doğan uyuşmazlıkları çözer.
- 4721 sayılı Kanun: Türk Medeni Kanunundaki boşanma davalarına ilişkin yetki kuralı, m.5 uyarınca özel yetki hükmü olarak saklıdır.
HMK m.6 — Genel yetkili mahkeme
Madde, davalı gerçek veya tüzel kişi bakımından genel yetkili mahkemeyi belirler ve bu mahkemenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu söyler. Yerleşim yerinin hangi hukuk kurallarına göre belirleneceğini de bağlar. Madde, davacı ile davalı arasındaki her türlü dava bakımından genel yetki kuralıdır. Madde, özel yetki hallerini (m.5 ve devamı ile diğer kanunlardaki özel yetki kuralları) düzenlemez. Kesin yetki kurallarını (örneğin m.10 ve devamı ile diğer kanunlardaki kesin yetki hükümleri) düzenlemez. Yerleşim yerinin tanımını, türlerini ve kurulma şartlarını düzenlemez; bunlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alır. Davacının seçimlik hakkı ve yetkisizlik kararının usulü de bu maddede değil, ilgili yetki ve usul hükümlerinde düzenlenir.
Genel yetkili mahkeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Genel yetkili mahkeme
- Davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Her davada, özel bir yetki kuralı bulunmadıkça, yetkili mahkeme olarak esas alınır.
- Davanın açıldığı tarih
- Yetkinin belirlendiği andır. Davalının bu tarihten sonra yerleşim yerini değiştirmesi, genel yetkili mahkemeyi değiştirmez.
- Yerleşim yeri
- Gerçek kişiler için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenen, tüzel kişiler için de aynı kavramın uygulandığı yerdir. Yerleşim yerinin tespiti bu maddeden değil, Türk Medeni Kanunu'ndan yapılır.
- Özel yetki kuralı
- Belirli dava türleri için davalının yerleşim yeri dışında başka bir mahkemeyi de yetkili kılan kuraldır. Kural olarak genel yetki kuralını ortadan kaldırmaz; davacıya seçimlik hak tanır.
- Kesin yetki kuralı
- Kamu düzenine dayanan ve genel yetki kuralının yerine geçen yetki kuralıdır. Bu tür davalar m.6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılamaz.
Genel yetkili mahkeme: hangi şartlar aranır?
- Davanın, davalı gerçek veya tüzel kişiye karşı açılmış olması gerekir.
- Yetkinin belirlenmesi için davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri tespit edilmelidir.
- Yerleşim yeri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenmelidir.
- Dava, kesin yetki kuralı kapsamına girmemelidir; aksi halde genel yetkili mahkemede açılamaz.
- Dava için özel yetki kuralı varsa, davacı genel yetkili mahkeme ile özel yetki mahkemesi arasında seçim yapabilir.
Genel yetkili mahkeme: hangi sonuçları doğurur?
- Davalının yerleşim yeri mahkemesi, dava açıldığı tarihte genel yetkilidir.
- Davalı sonradan yerleşim yerini değiştirse bile yetkili mahkeme değişmez.
- Özel yetki kuralı varsa, davacı genel yetkili mahkeme ile özel yetkili mahkeme arasında seçim yapabilir.
- Kesin yetki kuralı kapsamına giren davada genel yetkili mahkemeye dava açılırsa mahkeme yetkisizlik kararı vermek zorundadır.
- Yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme yetkisini davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırır.
- Kesin olmayan yetki hallerinde taraflar yetki itirazını ilk itiraz süresi içinde ileri sürmelidir; aksi halde yetki itirazı dikkate alınmaz.
- Kesin olmayan yetkiye dayanılan davada yetki itirazı süresinde yapılmamışsa mahkemenin re'sen yetkisizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki fark nedir?
Gerçek kişi davalıda yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu'nun yerleşim yeri tanımına göre tespit edilir.
Tüzel kişi davalıda aynı madde uygulanır; maddenin gerekçesine göre yerleşim yeri kavramı her iki halde de geçerlidir.
Her iki durumda da yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir.
Genel yetki ile özel yetki arasındaki fark nedir?
Genel yetki, davalının yerleşim yeri mahkemesini tüm davalar için yetkili kılar.
Özel yetki, yalnız belirli dava türlerinde ek bir mahkemeyi yetkili kılar.
Özel yetki kuralı genel yetkiyi ortadan kaldırmaz; davacı ikisi arasında seçim yapabilir.
Genel yetki ile kesin yetki arasındaki fark nedir?
Genel yetki kuralı, taraflar ve yetki itirazı yönünden uygulanan esnek bir kuraldır.
Kesin yetki, kamu düzenine dayanır ve davanın kesin yetkili mahkemede açılmasını zorunlu kılar.
Kesin yetki kapsamındaki davalar, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılamaz.
Yerleşim yerinin değişmesi öncesi ile sonrası arasındaki fark nedir?
Davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri esas alınır.
Dava açıldıktan sonra davalının yerleşim yerini değiştirmesi yetkiyi etkilemez.
Davalının sonradan taşınması, yetkili mahkemeyi değiştirmez.
Genel yetkili mahkeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yerleşim yerini Türk Medeni Kanunu'na göre değil, nüfus kaydı veya adres beyanı gibi tek bir belgeye dayanarak belirlemek; tespitte fiilî ikamet ve kanuni tanımın birlikte değerlendirilmesi gerekir.
- Davalının dava sonrasında yerleşim yerini değiştirmesini yetkiyi değiştiren bir neden saymak; yetki, davanın açıldığı tarihe göre belirlenir.
- Özel yetki kuralını genel yetki kuralının yerine geçen bir kural saymak; özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, davacıya seçim hakkı tanır.
- Kesin yetki kapsamındaki davayı genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yerinde açılabilir saymak; bu davalar mutlaka kesin yetkili mahkemede açılmalıdır.
- Kesin olmayan yetki hallerinde süresinde yetki itirazı yapılmamışken re'sen yetkisizlik kararı vermek; bu karar usul ve yasaya aykırıdır.
- Yetki itirazını yerinde görmeden önce davalının yerleşim yerini sadece dava dilekçesindeki adresten tespit etmek; resmî kayıtlar ile fiilî durum birlikte araştırılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Boşanma davalarında yetkinin, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi ile davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer mahkemesi olarak kabul edildiği ve bu yetkinin kesin olmadığı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/187 E., 2026/560 K., 01.04.2026)
- Yetkinin kesin olmadığı hallerde davalının süresinde yetki itirazında bulunmaması durumunda re'sen yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/187 E., 2026/560 K., 01.04.2026)
- Davacının yerleşim yerinin, davanın açıldığı tarihte gerçekten orada olduğu hem dilekçedeki adres hem de fiilî yaşam bilgileri birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/350 E., 2024/2233 K., 10.12.2024)
- Genel yetki kuralının, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerine bağlandığı ve sonradan taşınmanın yetkiyi etkilemediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2026/224 E., 2026/292 K., 12.02.2026)
- İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası gibi bazı davalarda özel yetki kuralları bulunduğu, bu durumda davacının seçimlik hak kullanabildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/488 E., 2024/655 K., 25.04.2024)
- Yetkiye ilişkin uyuşmazlıkta davacının yerleşim yerinin, resmî kayıtlar ile fiilî ikamet birlikte değerlendirilerek tespit edildiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/350 E., 2024/2233 K., 10.12.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2026/224 E., 2026/292 K., 12.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Genel yetkinin dayanağı olan yerleşim yerinin varlığını ve dava tarihindeki yerini, yetki iddiasında bulunan taraf ispatlar; resmî adres kaydı ve fiilî ikamet birlikte değerlendirilir.
- Davacı, dava açıldığı tarihte davalının o yerde yerleşim yerinin bulunduğunu iddia ediyorsa bunu nüfus kaydı, adres kayıt bilgisi veya fiilî yaşam deliliyle ispatlar.
- Davalı, yerleşim yerinin başka bir yerde olduğunu ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır; resmî kayıt tek başına karine sayılmaz ve fiilî durum da değerlendirilir.
- Davalı yetki itirazında bulunacaksa bunu süresinde ve açıkça yapmalıdır; yetki itirazı yapmayan taraf, kesin olmayan yetki bakımından bunu sonradan ileri süremez.
- Kesin yetki kapsamındaki davada yetkisizlik, mahkemece re'sen araştırılır; bu konuda taraf beyanına bağlı bir ispat yükü söz konusu değildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Yerleşim yerinin nasıl belirleneceğini gösterir; m.6/2 bu kanuna yollama yapar. Gerçek kişide yerleşim yerinin tespiti, Türk Medeni Kanunu'nun yerleşim yeri hükümlerine göre yapılır.
- 6100 sayılı Kanun m.5: Özel yetki hallerini düzenlediği için genel yetki kuralı olan m.6 ile birlikte uygulanır; davacıya seçim hakkı sağlayabilecek özel yetki kurallarının çerçevesini çizer.
HMK m.7 — Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
Bu madde, birden fazla davalı bulunan davalarda yetkili mahkemeyi belirler. Birinci fıkra, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabilmesi kuralını ve bu kuralın istisnasını, yani davalıların tamamı hakkında kanunda ortak yetkili bir mahkeme belirtilmiş olmasını düzenler. İkinci fıkra, davalılardan birini kendi yerleşim yeri mahkemesinden çıkarmak amacıyla açılan davalarda, ilgili davalının itirazı üzerine davanın o davalı hakkında ayrılmasını ve yetkisizlik kararı verilmesini düzenler. Madde, dava arkadaşlığı bulunan davalarda uygulanır; zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı ayrımı gözetilmez. Madde, genel yetki kuralını (m.6), tek davalı hâlinde yetkiyi, özel yetki hallerinin ayrıntılarını ve yetki itirazının süresini ve usulünü düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır (m.6, m.8–m.19, m.116 ve devamı).
Davalının birden fazla olması hâlinde yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dava arkadaşlığı
- Davada hukuki korunma istenen davalının birden fazla kişi olması durumudur. Zorunlu ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır; bu madde her iki türde de aynı kuralı uygular.
- Ortak yetkili mahkeme
- Dava sebebine göre tüm davalılar hakkında kanunun açıkça belirlediği mahkemedir. Bu mahkemenin varlığı, birinci fıkradaki davalı yerleşim yeri seçimini ortadan kaldırır.
- Davalının yerleşim yeri seçimi
- Birden fazla davalı varsa davacının, davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilmesidir. Bu seçim, ortak yetkili mahkeme bulunmadığında geçerlidir.
- Sırf başka mahkemeye getirme amacı
- Davalılardan birini kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir yere götürmek için davanın açılmış olmasıdır. İkinci fıkranın uygulanabilmesi için bu amacın delil veya belirtilerle anlaşılması gerekir.
- Tefrik (ayırma)
- İlgili davalı hakkındaki davanın diğer davalılardan ayrılarak ayrı bir dosyada görülmesidir. İkinci fıkrada yetkisizlik kararının sonucu olarak düzenlenmiştir.
Davalının birden fazla olması hâlinde yetki: hangi şartlar aranır?
- Birden fazla davalı bulunmalıdır; davacı birden fazla kişiye karşı tek dava açmış olmalıdır.
- Birinci fıkra uygulanacaksa, dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında kanunda ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmemiş olmalıdır; aksi halde dava o ortak yetkili mahkemede görülür.
- Davacı, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açmış olmalıdır; bu seçim birinci fıkra kapsamında geçerlidir.
- İkinci fıkranın uygulanması için davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılmalıdır.
- İkinci fıkrada yetkisizlik kararı için ilgili davalının itirazı bulunmalıdır; mahkeme bu itiraz olmadan resen karar vermez.
- Yetkisizlik kararı verilebilmesi için yalnızca ilgili davalı hakkındaki dava ayrılır; diğer davalılar hakkındaki dava aynı mahkemede sürer.
Davalının birden fazla olması hâlinde yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Dava sebebine göre tüm davalılar hakkında ortak yetkili mahkeme belirtilmişse, davaya yalnızca o mahkemede bakılır ve davacı davalılardan birinin yerleşim yerinde dava açamaz.
- Ortak yetkili mahkeme belirtilmemişse, davacı davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
- Kötüniyet hâli deliller veya belirtilerle anlaşılır ve ilgili davalı itiraz ederse, mahkeme o davalı hakkındaki davayı diğerlerinden ayırır ve yetkisizlik kararı verir.
- Kötüniyet hâli anlaşılmaz veya ilgili davalı itiraz etmezse, davacının seçtiği mahkemede dava görülmeye devam eder.
- Ayrılan dava, ilgili davalının yerleşim yeri mahkemesinde görülür; ayırma yalnızca itiraz eden davalı hakkındadır.
Ortak yetkili mahkeme var ile yok arasındaki fark nedir?
Dava sebebine göre tüm davalılar hakkında kanunda ortak yetkili mahkeme belirtilmişse, davacı davalılardan birinin yerleşim yerinde dava açamaz.
Böyle bir ortak yetki kuralı yoksa, davacı davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesini seçebilir.
Ortak yetki kuralı varsa yetki kesin hale gelir ve davaya yalnızca o mahkemede bakılır. Yoksa davacı seçimlik olarak birden fazla mahkeme arasından seçim yapar.
Zorunlu dava arkadaşlığı ile ihtiyari dava arkadaşlığı arasındaki fark nedir?
Zorunlu dava arkadaşlığında tüm davalıların davada yer alması gerekir ve genellikle kesin yetki kuralı bulunur.
İhtiyari dava arkadaşlığında davalılar birlikte dava edilebilir fakat zorunlu değildir.
Madde her iki durumda da aynı kuralı uygular; ancak zorunlu dava arkadaşlığında çoğunlukla ortak yetki kuralı bulunduğundan birinci fıkradaki seçim hakkı pratikte sınırlı kalır.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, davacıya davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açma imkânı verir.
İkinci fıkra, bu imkânın kötüye kullanıldığı hâlde, sırf davalıyı mahkemeden uzaklaştırmak amacıyla açılan davayı düzenler.
İkinci fıkra devreye girerse ilgili davalı hakkındaki dava ayrılır ve yetkisizlik kararı verilir; birinci fıkranın seçim hakkı bu hâlde korunmaz.
Yetki itirazı ile resen inceleme arasındaki fark nedir?
İkinci fıkradaki kötüniyet hâli, ilgili davalının itirazıyla ileri sürülür.
Mahkeme kötüniyet hâlini resen değerlendiremez.
İtiraz yapılmamışsa mahkeme ikinci fıkra uyarınca yetkisizlik kararı veremez.
Davalının birden fazla olması hâlinde yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dava sebebine göre kanunda ortak yetki kuralı bulunup bulunmadığını araştırmadan, birinci fıkranın seçim hakkını uygulamak.
- Ortak yetki kuralını, dava arkadaşlığı türüne (zorunlu veya ihtiyari) göre farklı yorumlamak; bu madde her iki türde aynı kuralı uygular.
- İkinci fıkradaki yetkisizlik kararını, davalının itirazı olmadan resen vermek.
- İkinci fıkrada yetkisizlik kararı verirken tüm davayı göndermek; yalnızca itiraz eden davalı hakkındaki dava ayrılır.
- Birinci fıkradaki seçimlik yetkiyi, ortak yetki kuralı olan hâllerde de uygulamak.
- Madde kapsamındaki yetki itirazını genel yetki kuralıyla (m.6) karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Davada birden fazla davalı bulunduğunda, ortak yetki kuralının varlığı tespit edilmeden davacının seçtiği davalının yerleşim yeri mahkemesinde yetkisizlik kararı verilmesi, uygulamada hata olarak kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1090 E., 2023/1111 K., 22.11.2023)
- Ortak yetki kuralı bulunmayan dava arkadaşlığında davacının seçimlik yetkisinin varlığı ve bu seçimin kesin yetki kuralı olarak yorumlanmaması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1090 E., 2023/1111 K., 22.11.2023)
- Davalılardan birinin yerleşim yerinin dava açılan ilde bulunmaması hâlinde, yetkili mahkemenin ortak yetki kuralına göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3884 E., 2017/1411 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3885 E., 2017/1412 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3679 E., 2017/1410 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1393 E., 2017/1413 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3504 E., 2016/92 K., 27.01.2016)
- Ortak yetkili mahkemenin belirlenmesi hâlinde, mahkemenin yetkisizlik kararını birinci fıkranın ilk cümlesine göre değil ortak yetki kuralına dayandırması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3884 E., 2017/1411 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3885 E., 2017/1412 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3679 E., 2017/1410 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1393 E., 2017/1413 K., 22.11.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3504 E., 2016/92 K., 27.01.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Birden fazla davalı bulunduğunu ve davanın tek dava olarak açıldığını ileri süren taraf, bu hususu dava dilekçesi ve taraf kayıtlarıyla ispatlar.
- Ortak yetkili mahkemenin varlığını ileri süren taraf, dava sebebine göre hangi kanun maddesinin ortak yetki belirlediğini gösterir; kanun metni bu ispatın asıl kaynağıdır.
- İkinci fıkradaki sırf başka mahkemeye getirme amacını ileri süren davalı, bu amacı deliller veya belirtilerle ispatlamakla yükümlüdür; davalı davacının kötüniyetini yazılı belge, yerleşim yeri kayıtları ve davanın açılış koşullarıyla gösterebilir.
- Yetkisizlik itirazını yapan davalı itirazını süresinde ve açıkça yapmak zorundadır; itirazın yapılmaması hâlinde ikinci fıkra uyarınca karar verilemez.
- Davacı, seçtiği mahkemenin kendi menfaatine uygun olduğunu ve kötüniyetli bir amaç taşımadığını karşı delille ortaya koyabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.6: Genel yetki kuralıdır; davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğunu düzenler. Bu madde, birden fazla davalı hâlinde bu genel kuralın nasıl uygulanacağını belirler.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Birinci fıkradaki davalının yerleşim yerinin belirlenmesinde başvurulacak kanundur.
HMK m.8 — Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki
6100 sayılı Kanun'un 8. maddesi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak ve taşınır mal davalarında, bu kişilerin orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesine yetki tanıyan kesin olmayan yetki kuralını düzenler. Kurala giren kişiler memur, işçi, öğrenci, asker gibi geçici olarak bir yerde oturan gerçek kişilerdir; madde bu sayımı örnek niteliğinde görür. Madde tüzel kişiler aleyhine açılan davalara uygulanmaz. Genel yetkili mahkemeyi (m.6), davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığı hâlde mutad mesken kuralını (m.9), sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri yetkisini (m.10) ve taşınmaz davalarında yetkili mahkemeyi düzenlemez. Yerleşim yeri kavramının tanımı ve TMK'daki unsurları da bu maddenin konusu değildir. Yetkisizlik kararının usulünü ve yetkisizlik itirazının zamanını düzenleyen hükümler (m.19–20) ile bu yetkinin görevle ilgisi de ayrı maddelerde yer alır.
Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bir yerde geçici olarak oturma
- Kişinin sürekli yerleşim niyeti olmaksızın, belli bir yerde fiilen bulunması halidir. Yerleşim yeri kurulmuş sayılmaz; TMK m.22 uyarınca öğretim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma yeni yerleşim yeri doğurmaz.
- Uzunca bir süre
- Kişinin orada bulunmasının fiilen uzun sürmüş olması değil, oturmanın uzunca bir süre devam edebilecek nitelikte olmasıdır. Dava açılış anında bu niteliğin bulunması yeterlidir ve sürenin ölçüsü somut olaya göre belirlenir.
- Alacak ve taşınır mal davaları
- Maddenin uygulanabildiği dava türleridir. Sözleşmeden doğan alacak ve sebepsiz iktisap alacakları bu kapsamdadır; taşınmaz davaları ile kişi hakları (şahsi varlık) davaları kapsam dışındadır.
Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Dava, gerçek kişi davalıya karşı açılmalıdır; tüzel kişi aleyhine açılan dava bu maddeye dayanamaz.
- Davalı, memur, işçi, öğrenci, asker gibi bir yerde geçici olarak oturan kişi olmalıdır; sayım örnekseldir ve somut olayda madde kapsamına girip girmediği mahkemece değerlendirilir.
- Davalının orada bulunması, dava açıldığı anda devam ediyor olmalı ve uzunca bir süre devam edebilecek nitelikte bulunmalıdır.
- Dava alacak veya taşınır mal davası olmalıdır; taşınmaz ya da kişi hakları davaları bu yetki kuralına dayanılarak açılamaz.
- Davalının geçici oturduğu yerden sürekli ayrılmış olması hâlinde, o yerde yeni dava açılamaz; kesinleşmiş bir dava devam eder.
- Dava açılış anında bulunma şartı aranır; sonradan ortaya çıkan değişiklik mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz.
Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlar birlikte gerçekleşirse, geçici olarak bulunulan yer mahkemesi yetkili olur ve davacı bu mahkemede dava açabilir.
- Şartlardan biri eksikse madde uygulanmaz ve yetki genel veya özel kurallara göre belirlenir.
- Dava, davalının geçici oturduğu yerden ayrılmasından sonra o yerde açılamaz; bu durumda yerleşim yeri mahkemesi veya diğer yetki kuralları geçerli olur.
- Önceden geçici oturulan yerde açılmış davalar, davalının sonradan ayrılması hâlinde de görülmeye devam edilir.
- Yetki kesin olmadığından, taraflar yetkisizlik itirazında bulunmazsa mahkeme yetkiyi kendiliğinden araştırmaz ve dava orada devam eder.
- Yetkisizlik itirazı, davalının yetki kuralına dayanarak zamanında ileri sürmesi gereken bir hakkıdır.
Geçici oturma ile yerleşim yeri arasındaki fark nedir?
Geçici oturma, sürekli kalma niyeti taşımayan ve uzunca bir süre devam edebilecek fiili bulunmadır.
Yerleşim yeri, fiili oturma ile sürekli ve gerçek oturma niyetinin birlikte bulunduğu yerdir ve TMK'ya göre belirlenir.
Geçici oturulan yerde dava ancak m.8 ile açılabilir; genel yetkili mahkeme olan yerleşim yeri mahkemesi (m.6) bu hâlde değişmez, davalının yerleşim yeri değişmiş sayılmaz.
Alacak-taşınır mal davası ile taşınmaz ve kişi hakları davası arasındaki fark nedir?
Alacak ve taşınır mal davaları, sözleşmeden veya sebepsiz iktisaptan doğan borç ilişkileri ile taşınır mal üzerindeki hakları kapsar.
Taşınmaz ve şahsi varlık (kişi hakları) davalarında madde uygulanmaz.
Bu davalar geçici oturulan yer mahkemesinde açılabilir; diğer davalarda genel veya özel yetki kuralları uygulanır.
Gerçek kişi ile tüzel kişi davalı arasındaki fark nedir?
Gerçek kişi davalı, geçici oturma koşullarını taşıyorsa bu yetki kuralına tabidir.
Tüzel kişi davalı için madde uygulanmaz.
Tüzel kişi aleyhine geçici oturulan yerde dava açılamaz; yetki genel kurallara göre belirlenir.
Kesin yetki ile kesin olmayan yetki arasındaki fark nedir?
Bu madde kesin olmayan yetki kuralı olarak kabul edilir.
Kesin yetki hâllerinde mahkeme yetkisini kendiliğinden araştırır.
Bu yetki türünde yetkisizlik itirazı gerekir; itiraz edilmezse yetki kendiliğinden düzelir.
Dava açıldığı tarihteki durum ile sonradan değişen durum arasındaki fark nedir?
Dava açıldığı sırada davalı geçici olarak o yerde bulunuyorsa dava açılabilir.
Davalının sonradan o yerden ayrılması, dava sonradan açılmış olsa da bu yerde açılmış davayı etkilemez.
Dava açılış anındaki durum esas alınır; sonraki değişiklik mahkemeyi yetkisiz hâle getirmez.
Borcun doğduğu zaman ile dava açılış anı arasındaki fark nedir?
Borcun geçici oturma başlamadan önce doğmuş olması önemli değildir.
Davanın açıldığı anda kişinin o yerde geçici olarak oturması gerekir.
Alacak geçici oturmadan önce doğmuş olsa bile davalının o yerde bulunduğu sırada dava açılabilir.
Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Geçici oturma ile yerleşim yerini karıştırmak; oturmanın sürekli niyetle yapılıp yapılmadığını değerlendirmeden yerleşim yerinin değiştiğini kabul etmek.
- Maddeyi taşınmaz ya da kişi hakları davalarında uygulamak; yalnızca alacak ve taşınır mal davalarında kullanılabileceğini gözden kaçırmak.
- Tüzel kişi aleyhine açılan davada m.8 yetkisini kabul etmek.
- Kısa süreli ziyaret veya tatil gibi hâllerde uzunca bir süre koşulunu aramamak ve bu yetki kuralına dayanmak.
- Dava açıldıktan sonra davalının ayrılmasının yetkiyi ortadan kaldırdığını varsaymak; yetkinin dava açılış anına göre belirlendiğini unutmak.
- Yetkinin kesin olmadığını unutup kamu düzenine ilişkin bir yetki gibi her hâlde re'sen araştırmak; itiraz gerektiğini gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki kuralının kesin olmadığı ve kamu düzenine ilişkin bir yetki türü olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/122 E., 2020/574 K., 16.06.2020)
- Dava açılış anında kişinin geçici olarak o yerde bulunmasının aranması ve sonradan ayrılmanın yetkiyi etkilememesi kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/122 E., 2020/574 K., 16.06.2020)
- Dava konusu alacağın geçici oturma başlamadan önce doğmuş olmasının uygulamayı engellemediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
- Mahkemenin davalının geçici oturma koşullarını somut olaya göre değerlendirmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2014/1178 E., 10.03.2015)
- Davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinin seçilmesi ile m.8 kapsamında açılan davanın bu hükmün amacına uygun görülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2014/2235 E., 08.09.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Geçici oturma koşulunu ileri süren davacıdır; davalının o yerde dava açılış anında bulunduğunu ve uzunca bir süre devam edebilecek nitelikte oturduğunu ikame edilen belgeler ve tanıkla ispat etmesi gerekir.
- Davalının yerleşim yerinin o yer olmadığını ve geçici oturduğunu gösteren belgeler (iş sözleşmesi, atama kararı, öğrenci belgesi, kira sözleşmesi gibi) önemlidir.
- Yetkisizlik itirazında bulunan davalı, geçici oturmanın sona erdiğini veya kısa süreli olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
- Davalının ayrılma iddiasını ispat yükü de davalıya aittir; ayrılmanın dava açıldıktan sonra gerçekleştiği belgelenmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.6: Genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu düzenler. Madde 8, bu genel kuralın yanında geçici oturma halinde ek bir yetki sağlar.
- 6100 sayılı Kanun m.9: Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan davalılar için mutad mesken kuralını düzenler; madde 8'in uygulanacağı durumlardan ayrıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.10: Sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesini yetkili kılar. Sözleşmeden doğan alacak davası hem m.8 hem m.10 kapsamına girebilir, davacı seçimlik hak kullanabilir.
- 6100 sayılı Kanun m.22: Yetkili mahkemeye ilişkin ilk tayin ve yetkisizlik kararı ile yetki kurallarının uygulanması sırasında yetkisizlik itirazının zamanını düzenler.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.22: Öğretim, sağlık, bakım ve ceza kurumuna konulma hâllerinde yeni yerleşim yeri doğmadığını belirtir; madde 8 uygulamasının dayanağıdır.
HMK m.9 — Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki
Madde, Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan davalılar hakkında genel yetkili mahkemeyi ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda ek bir özel yetki hâlini düzenler. Kişinin Türkiye'de yerleşim yeri olmadığı, buna karşılık Türkiye'de mutad meskeninin bulunduğu hallerde uygulanır. Maddenin genel yetki kuralı, yerleşim yeri olan davalılar için öngörülen kuraldan ayrıdır ve yalnız yerleşim yeri bulunmayanlara uygulanır. Madde, davacının tarafı olduğu davalarda ve davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunduğu hâllerde uygulanmaz. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: davalının Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesinin yetkisi (m.6), sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri (m.10), kesin yetki hâlleri ve yabancı mahkeme yetkilendirmesi (MÖHUK m.47). Bu konuların her biri ayrı bir kuralla çözülür; madde bunlara ilişkin hüküm kurmaz.
Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mutad mesken
- Kişinin gerçek hayat ilişkilerini sürdürdüğü, fiilen oturduğu yerdir. Kişinin sürekli kalma niyetinin bulunması gerekmez; yerleşim yerinden farklı olarak hukuki bir kavram değildir ve somut maddi delillerle belirlenir.
- Yerleşim yeri
- Bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Maddenin uygulanması için Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmaması gerekir; yerleşim yeri Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir.
- Malvarlığı hakları
- Para değeri taşıyan hak ve alacaklardır. Menkul ve gayrimenkul mallar, fikri ve sınai haklar, kıymetli evrak ve alacaklar bu kapsama girer. Nafaka, mal rejimi ve manevi tazminat davaları bu kavramın dışındadır.
- Uyuşmazlık konusu malvarlığı unsuru
- Davanın konusunu oluşturan malvarlığı değeridir. Dava, bu unsurun bulunduğu yerde açılabilir. Mahkemenin yetkisi, uyuşmazlığın bu unsurun Türkiye'de bulunmasına dayanır; malın davalıya ait olması şart değildir.
Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki: hangi şartlar aranır?
- Davalının Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmaması gerekir; yerleşim yeri varsa madde değil genel yetki kuralı uygulanır.
- Davalının Türkiye'de mutad meskeninin bulunması gerekir; genel yetki bakımından bu yer aranır.
- Dava malvarlığı haklarına ilişkin olmalıdır; nafaka, mal rejimi ve maddi-manevi tazminat davaları bu kapsamda değildir.
- Uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun Türkiye'de bulunması gerekir; bu hâlde ayrı bir özel yetki doğar.
- Davanın, kesin yetki kuralının bulunduğu bir dava olmaması gerekir.
- Diğer özel yetki hâllerinin saklı kalması gerekir; bu hüküm özel yetki kurallarını ortadan kaldırmaz.
Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan davalı hakkında, mutad meskeninin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi genel yetkilidir.
- Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.
- Davacı, bu iki yetki hâlinden birini seçebilir; mahkeme yetki hâllerinden birinin varlığını resen araştırır.
- Davalının Türkiye'de mutad meskeni ve malvarlığı unsuru bulunmuyorsa Türk mahkemesi bu madde uyarınca yetkili olmaz.
- Dava konusu olmayan başka bir malvarlığının Türkiye'de bulunması bu maddeye göre yetki doğurmaz.
- Kesin yetki kuralı bulunan davalarda madde uygulanmaz; örneğin taşınmazın aynına ilişkin dava taşınmazın bulunduğu yer dışında açılamaz.
- Madde, diğer özel yetki hâllerini ortadan kaldırmaz; bu hâllerde özel yetki kuralı ayrıca uygulanır.
- Kişi hâllerine ilişkin davalarda (MÖHUK m.42) ve iş, tüketici, sigorta gibi özel yetki hâllerinde bu madde değil, ilgili özel kurallar esas alınır.
Genel yetki ile malvarlığı özel yetkisi arasındaki fark nedir?
Genel yetki, davalının Türkiye'deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir ve her dava türünde uygulanır.
Malvarlığı özel yetkisi, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun Türkiye'de bulunduğu yerde açılan dava için geçerlidir ve yalnız malvarlığı haklarına ilişkin davalarda uygulanır.
İki yetki birlikte doğabilir; davacı seçimlik olarak bunlardan birini kullanabilir.
Yerleşim yeri olan davalı ile yerleşim yeri olmayan davalı arasındaki fark nedir?
Türkiye'de yerleşim yeri olan davalıya karşı m.6 uygulanır ve yetki davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerine göre belirlenir.
Türkiye'de yerleşim yeri olmayan davalıya karşı m.9 uygulanır ve yetki mutad mesken ile malvarlığı unsurunun bulunduğu yere göre belirlenir.
Yerleşim yeri bulunmayan davalıda malvarlığı özel yetkisi ek bir seçenek olarak ortaya çıkar.
Malvarlığı haklarına ilişkin dava ile nafaka, mal rejimi ve tazminat davası arasındaki fark nedir?
Malvarlığı haklarına ilişkin davada iki yetki hâli birlikte kullanılabilir.
Nafaka, mal rejimi ve maddi-manevi tazminat davaları maddenin kapsamına girmez.
Bu davalarda malvarlığı unsuru bulunsa bile madde uygulanmaz; yetki başka kurallara göre belirlenir.
Madde 9 ile eski HUMK m.16 (aşkın yetki) arasındaki fark nedir?
HMK m.9, dava konusuyla ilgili malvarlığını aradığı için davanın konusuyla bağlantılı bir malvarlığı gerektirir.
Eski HUMK m.16 ise dava konusuyla ilgisi olmasa da davalının Türkiye'deki herhangi bir malının bulunduğu yer mahkemesini yetkili kılıyordu.
Dava konusu olmayan bir malın bulunması HMK m.9 kapsamında yetki doğurmaz; yetki yalnız uyuşmazlık konusu unsura dayanır.
Madde 9 ile madde 10 (ifa yeri) arasındaki fark nedir?
Madde 9 davalının mutad meskenine ve malvarlığı unsuruna dayanır.
Madde 10, sözleşmeye dayanan davada sözleşmenin ifa yeri mahkemesini seçimlik olarak yetkili kılar.
Sözleşmeden doğan malvarlığı davasında her iki kural birlikte uygulanabilir; davacı seçim hakkına sahiptir.
Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davalının Türkiye'de geçici olarak bulunmasını yerleşim yeri saymak; yerleşim yeri ile mutad mesken kavramlarını karıştırmak.
- Malvarlığı özel yetkisini nafaka, mal rejimi veya manevi tazminat davalarına uygulamak.
- Dava konusu olmayan bir malın Türkiye'de bulunmasını yeterli görmek; eski HUMK m.16'daki aşkın yetki anlayışını sürdürmek.
- Kesin yetki kuralı bulunan bir davada m.9'u uygulamak; örneğin taşınmazın aynına ilişkin davayı taşınmazın bulunduğu yer dışında açılabilir saymak.
- Türk vatandaşı olan tarafın bulunmasını yetkinin doğumu için yeterli saymak; vatandaşlığın yetkiye etkisi bulunmadığını gözden kaçırmak.
- Davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunduğu hâlde m.9'u uygulamak; bu durumda genel yetki m.6'ya göre belirlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki kuralının uygulanabilmesi için Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığının ve davalının Türkiye'de mutad meskeni olduğunun somut delillerle ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/874 E., 2024/279 K., 13.02.2024)
- Malvarlığı özel yetkisinde uyuşmazlık konusu malvarlığının Türkiye'de bulunmasının yeterli olduğu, malın davalıya ait olmasının aranmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2318 E., 2021/45 K., 14.01.2021)
- Türk vatandaşının dava tarafı olması yetkinin doğumunda belirleyici değildir; madde yalnız yabancı unsurun bulunduğu davalarda işler. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
- Yerleşim yeri bulunmadığı hâlde Türkiye'de geçici olarak oturulan yerin mutad mesken sayılabileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1467 E., 2022/1379 K., 22.09.2022)
- Kesin yetki kuralı bulunan davalarda maddenin uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/2014 E., 2023/1604 K., 14.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren davacı, davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığını ve Türkiye'de mutad meskeninin bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Mutad meskenin varlığı, fiilen oturma, kira sözleşmesi, iş kaydı, ikamet ve benzeri maddi delillerle ispatlanır; kişinin sürekli kalma niyeti aranmaz.
- Malvarlığı özel yetkisinde davacı, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun Türkiye'de bulunduğunu tapu, sicil, banka kaydı veya benzeri belgelerle ispatlamalıdır.
- Davalı, Türkiye'de yerleşim yeri bulunduğunu veya kesin yetki kuralının uygulandığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlar.
- Yetkisizlik itirazı, yetkinin doğumuna ilişkin bu olguların tartışılmasıyla değerlendirilir; mahkeme yetki hâllerini resen araştırır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.6: Davalının yerleşim yeri mahkemesini genel yetkili kılar; m.9 yalnız davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığı hâllerde bu kuralın yerini alır.
- 6100 sayılı Kanun m.10: Sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesini seçimlik yetkili kılar; m.9'daki malvarlığı yetkisiyle birlikte kullanılabilir.
- 6100 sayılı Kanun m.14: Taşınmazın aynına ilişkin davalarda kesin yetkili mahkemeyi belirler; m.9 bu tür davalarda uygulanmaz.
- 6100 sayılı Kanun m.15: Kesin yetki kuralları içerir; m.9'un uygulanmadığı kesin yetki hâllerini oluşturur.
- 5718 sayılı Kanun m.42: Yabancı kişi hâllerine ilişkin davalarda yetkiyi belirler; m.9 bu hâllerde ayrı bir yetki kuralı olarak değerlendirilir.
- 5718 sayılı Kanun m.47: Yetki anlaşması ile yabancı mahkemeyi yetkilendirme hâlini düzenler; m.9'un yetki kuralıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
HMK m.10 — Sözleşmeden doğan davalarda yetki
Madde, sözleşmeden doğan davalarda yetkili mahkemeyi düzenler: davacıya, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açma seçeneği tanır. Kural, borçlar hukukuna ilişkin, malvarlığı hakkı konusu olan sözleşmelerden doğan davalar bakımından uygulanır. Maddedeki yetki, genel yetkili davalı yerleşim yeri mahkemesinin yerine geçmez; davacıya ek bir seçimlik yetki sağlar. Kişiler hukuku, aile hukuku ve miras hukukuna ilişkin sözleşmeler ile kanundan ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar bakımından madde uygulanmaz. Genel yetki kuralı (m.6) ve sözleşmede yetki anlaşması (m.17) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Sözleşmeden doğan davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sözleşmeden doğan dava
- Taraflar arasındaki geçerli bir sözleşmeye dayanan ve bu sözleşmenin ifası, ihlali, feshi veya sonuçlarından kaynaklanan dava türüdür. Maddenin uygulanması için sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir; geçersiz sözleşmeye dayalı davalar bu kapsamda değerlendirilmez.
- Borçlar hukukuna ilişkin sözleşme
- Konusu malvarlığı hakkı olan sözleşmelerdir; satış, ödünç, hizmet, kira, istisna ve vekâlet sözleşmeleri bunlara örnektir. Konusu kişi varlığına ilişkin olan veya aile ya da miras hukukuna dayanan sözleşmeler bu kavramın dışındadır.
- Sözleşmenin ifa edileceği yer
- Borcun yerine getirilmesi gereken yerdir. Öncelikle tarafların açık veya zımni iradesine göre belirlenir; bu iradeden anlaşılamıyorsa kanundaki ifa yeri hükümlerine bakılır. Bu yer mahkeme yetkisi bakımından belirleyicidir ve davalının yerleşim yerinden ayrı olabilir.
- Seçimlik yetki
- Davacının genel yetkili davalı yerleşim yeri mahkemesi ile sözleşmenin ifa yeri mahkemesi arasında tercih yapabilmesi anlamına gelir. Maddedeki yetki ek bir seçenek olup genel yetkiyi ortadan kaldırmaz.
Sözleşmeden doğan davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın taraflar arasındaki hukuken geçerli bir sözleşmeden doğması gerekir; geçersiz sözleşmeye dayalı davada bu yetki kuralına başvurulamaz.
- Sözleşmenin konusunun malvarlığı hakkına ilişkin borçlar hukuku sözleşmesi olması gerekir; kişiler hukuku, aile hukuku veya miras hukukuna ilişkin sözleşmeler kapsam dışındadır.
- Dava, sözleşmeden doğan bir talep olmalıdır; kanundan veya sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlara ilişkin talepler bu kapsamda değildir.
- Sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenebilmelidir; bu yer önce tarafların açık veya zımni iradesine göre, sonra kanundaki ifa yeri hükümlerine göre tespit edilir.
- Davanın, ifa yeri olarak belirlenen yerdeki Türk mahkemesinde açılması gerekir; bu yer davalının yerleşim yeri dışında olabilir.
Sözleşmeden doğan davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Sözleşmeden doğan davada davacı, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi arasında seçim yapabilir.
- Sözleşmenin ifa yeri Türkiye'deyse ve bu yer mahkemesi davayı görmeye yetkiliyse, dava bu mahkemede açılabilir.
- Sözleşmenin ifa yeri belirlenemiyorsa madde uygulanamaz ve davalının yerleşim yeri ile diğer özel yetki kurallarına göre yetki belirlenir.
- Geçersiz sözleşmeye veya sözleşme dışı bir borç kaynağına dayanan dava, ifa yerinde açılamaz.
- Madde yetki kuralı niteliğindedir; kesin yetki getirmediğinden taraflar bu yetkiye ilişkin itirazlarını süresinde yapmazsa yetki sonradan ortadan kalkar.
Geçerli sözleşme ile geçersiz sözleşme arasındaki fark nedir?
Taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme bulunan davalar madde kapsamındadır.
Sözleşme geçersizse, örneğin sebepsiz iktisap gibi sonuçlar doğuruyorsa, dava ifa yerinde açılamaz.
Geçersiz sözleşmeye dayalı davada davacı genel yetkili davalı yerleşim yeri mahkemesinde dava açmak zorundadır.
Feshedilmiş sözleşme ile geçerli sözleşme arasındaki fark nedir?
Feshedilmiş sözleşmeye dayanılmakla birlikte hukuken geçerli olan sözleşmeden doğan tazminat veya sözleşmeden dönme sonucu istenen talepler maddeye göre ifa yerinde açılabilir.
Sözleşme feshedildikten sonra artık geçerli bir sözleşme varmış gibi ifa yerinde dava açılamaz; fesih sonrası iade talepleri sebepsiz zenginleşme niteliğinde görülebilir.
Fesih sonrası tazminat talebi ifa yeri mahkemesinde görülebilirken, iade talebi genel yetki kuralına tabi olabilir.
Borçlar hukuku sözleşmesi ile aile ve miras hukukuna ilişkin sözleşme arasındaki fark nedir?
Satış, kira, hizmet, eser, vekâlet gibi malvarlığı konulu sözleşmeler maddenin kapsamındadır.
Nişan sözleşmesi veya miras sözleşmesi gibi kişi varlığı ya da miras hukukuna ilişkin sözleşmeler kapsam dışındadır.
Kapsam dışı sözleşmelerden doğan davalarda ifa yeri mahkemesinde dava açılamaz; genel yetki kuralları uygulanır.
Sözleşmeden doğan talep ile kanundan veya sebepsiz zenginleşmeden doğan talep arasındaki fark nedir?
Sözleşmenin yerine getirilmesi, tazminat, cezai şart veya sözleşmenin geçerliliğinin tespiti gibi talepler sözleşmeden doğar.
Vekâletsiz iş görme veya sebepsiz iktisap gibi talepler sözleşme dışı borç kaynaklarından doğar.
İkinci grupta madde uygulanmaz ve dava ifa yerinde değil, genel yetkili mahkemede açılır.
Sözleşmeden doğan davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi genel yetki kuralı gibi okuyup, davalının yerleşim yeri dışında dava açılamayacağını saymak; madde ek bir seçimlik yetki getirir.
- Kişiler hukuku, aile hukuku veya miras hukukuna ilişkin sözleşmelere de maddeyi uygulamak; bu sözleşmeler kapsam dışındadır.
- Geçersiz sözleşmeye dayalı veya sebepsiz zenginleşmeden doğan davayı ifa yerinde açmak; bu durumda madde uygulanamaz.
- Fesih sonrası iade talebini sözleşmeden doğan dava gibi değerlendirmek; geçerli bir sözleşmenin varlığı gerekir.
- Sözleşmenin ifa yerini tespit ederken davalının yerleşim yerini ifa yeri saymak; ifa yeri tarafların iradesi veya kanuni hükümle belirlenir.
- Hizmet ya da fiziki iş yapılan yeri ifa yeri saymak; ödeme borcunun ifa yeri ile fiziki hizmet yeri ayrı değerlendirilebilir.
- Davalının sözleşmeyi inkâr etmesini yetki itirazı için yeterli görmek; sözleşmenin varlığı ispatlandığında yetki kuralı uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sözleşmenin varlığı davalı tarafından inkâr edilse bile sözleşmeden doğan davalarda yetki kuralının uygulanacağı kabul edilmektedir; sözleşmenin geçersizliği ancak yargılamanın ilerleyen aşamasında tespit edilirse yetkisizlik kararı verilir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/350 E., 2024/2233 K., 10.12.2024)
- Feshedilmiş bir sözleşmeye dayanılarak dahi madde uyarınca dava açılabileceği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/813 E., 2025/1790 K., 23.10.2025)
- Sözleşmenin ifa yeri, davacının yerleşim yeri veya sözleşmede belirtilen teslim yeri ile belirlenebilmekte ve bu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/791 E., 2025/1770 K., 23.10.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/2145 E., 2022/1382 K., 08.09.2022)
- Bozma kararlarında, sözleşmeden doğan bir alacak davasında ifa yeri mahkemesinin yetkisinin göz ardı edilerek davanın yetkisizlik nedeniyle reddedilmesinin usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/354 E., 2021/862 K., 24.06.2021)
- Hizmet sözleşmelerinde ifa yerinin fiziki hizmetin verildiği yer olarak yorumlanmasının hatalı olduğu, ödeme borcunun niteliğinin ifa yerini değiştirmeyeceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2026/916 E., 2026/1058 K., 21.05.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Sözleşmeden doğan dava açan davacı, sözleşmenin varlığını ve bu sözleşmeden doğan talebi ispat yükü altındadır; bu da yazılı sözleşme, fatura, sipariş veya tanık gibi delillerle kanıtlanır.
- Davacı, sözleşmenin ifa edileceği yeri de ispatlamalıdır; ifa yeri sözleşmede açıkça yazılıysa yazılı belge bu konuda esas alınır.
- Yazılı sözleşme yoksa ifa yerinin tespiti için tarafların davranışları ve zımni iradesi değerlendirilir; bu hususu iddia eden taraf ispat yükü altındadır.
- Davalı, sözleşmenin bulunmadığını veya geçersiz olduğunu savunursa bu savunmayı ispat etmekle yükümlüdür; ancak davalının inkârı tek başına yetki kuralını ortadan kaldırmaz, uyuşmazlığın esası üzerinden değerlendirilir.
- Yetki itirazı davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun ileri sürülmelidir; itiraz yapılmazsa yetki sonradan tartışılamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 m.6: Genel yetki kuralıdır; davalının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Madde 10 bu genel yetkinin yanına ek bir seçimlik yetki ekler, genel yetkinin yerine geçmez.
- 6098 m.89: Sözleşmede ifa yerinin açıkça belirlenmediği hallerde ifa yerinin tespitinde başvurulacak borçlar hukuku hükmüdür.
- 6100 m.17: Taraflar yetki sözleşmesi ile yetkili mahkemeyi belirleyebilir; bu anlaşma m.10'daki seçimlik yetkiyle birlikte değerlendirilir.
HMK m.11 — Mirastan doğan davalarda yetki
Madde, mirastan doğan davalarda yetkili mahkemeyi düzenler. Birinci fıkrada terekenin paylaşımı, paylaşma sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi, miras sebebiyle istihkak ve mirasçılar arasında terekenin yönetimi ile terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılan davalarda ölenin son yerleşim yeri mahkemesini kesin yetkili kılar. İkinci fıkra terekedeki bir mal hakkında açılan istihkak davası, üçüncü fıkra ise mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davaları için ek yetkili mahkemeleri belirler. Madde, mirasçılık belgesinin verilmesi talebinin çekişmesiz yargı niteliğini, taşınmaz aynî davalarının yetkisini, terekenin iflas yoluyla tasfiyesini, vasiyetnamenin açılmasını ve kesin paylaşımdan sonra mirasçılara karşı açılacak davaların yetkisini düzenlemez; bunlar için ilgili hükümlere ve genel yetki kurallarına bakılır (m.12, m.6, m.384).
Mirastan doğan davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tereke
- Ölenin ölüm anındaki tüm aktif ve pasif hak, alacak ve borçlarının bütünüdür. Uygulamada bu bütün için tereke deyimi kullanılır ve madde de bu terimi esas alır.
- Son yerleşim yeri
- Ölenin ölümünden önceki son yerleşim yeridir. Birinci fıkradaki kesin yetkinin ölçütü budur ve ölenin nüfus kaydından saptanabilir.
- İstihkak davası (miras sebebiyle)
- Terekede bulunması gerekirken bulunmayan bir malın terekeye döndürülmesi için mirasçıların açtığı davadır. Üçüncü kişinin tereke malı üzerindeki mülkiyet iddiasına dayanan istihkak davasından ayrıdır.
- Terekenin kesin paylaşımı
- Terekenin mirasçılar arasında fiilen ve hukuken paylaşılmasıdır. Bu gerçekleşince birinci fıkra b bendindeki yetki kuralı sona erer, çünkü geriye paylaşılacak tereke kalmaz.
- Seçimlik yetki
- Davacının birden fazla yetkili mahkeme arasında seçim yapabildiği yetki türüdür. İkinci ve üçüncü fıkradaki yetkiler bu niteliktedir ve kesin yetki değildir.
- Mirasçılık belgesi
- Mirasçıların kimliğini ve paylarını gösteren belgedir. Verilmesi çekişmesiz yargı işi olup madde yalnız iptali ve yeni belge verilmesi davalarını düzenler.
Mirastan doğan davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Davanın, birinci fıkranın a bendinde sayılan konulardan birine ilişkin olması gerekir: terekenin paylaşılması, paylaşma sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali veya tenkisi, miras sebebiyle istihkak ya da mirasçılar arasında terekenin yönetimi.
- Ya da davanın, b bendi uyarınca terekenin kesin paylaşımından önce mirasçılara karşı açılmış olması gerekir.
- Birinci fıkradaki kesin yetki için davanın ölenin son yerleşim yeri mahkemesinde açılması zorunludur; bu yer mahkemesi dışında açılan dava yetkisizlik nedenidir.
- İkinci fıkradaki yetki için terekede bulunan bir mal hakkında istihkak davası açılmış olması ve terekenin yazımı ile tespiti zamanında malın bulunduğu yerin tespit edilmiş olması gerekir.
- Üçüncü fıkradaki yetki için davanın mirasçılık belgesinin iptali veya yeni mirasçılık belgesi verilmesi talebi olması gerekir; bu halde mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Mirastan doğan davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki davalar ölenin son yerleşim yeri mahkemesinde açılmazsa mahkeme yetkisizlik kararı vermelidir.
- Kesin yetki dava şartı niteliğindedir ve davanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.
- Birinci fıkranın b bendindeki yetki, terekenin kesin paylaşımından sonra sona erer ve dava genel yetki kurallarına göre görülür.
- İkinci fıkra kapsamındaki istihkak davası, malın terekenin yazımı ve tespiti anında bulunduğu yerde de açılabilir; bu seçimlik bir yetkidir.
- Üçüncü fıkrada yetkili olan mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesidir; geçici bir konaklamanın yeri bu anlamda oturulan yer sayılmaz ve yetki doğurmaz.
- Birinci fıkradaki kesin yetki ile aykırı açılan davanın yetkisizlik kararıyla sonuçlanması, bu yetkiyi ihlal eden tarafın itirazına bağlı değildir.
Kesin yetki ile seçimlik yetki (m.11/1 ile m.11/2-3) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki davalarda yalnız ölenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir ve bu yetki kesindir.
İkinci ve üçüncü fıkradaki davalarda, ölenin son yerleşim yeri mahkemesine ek olarak başka bir mahkeme de yetkilidir.
Birinci fıkra kapsamındaki dava başka yerde açılırsa yetkisizlik kararı verilir; ikinci ve üçüncü fıkra kapsamındaki davalarda davacı seçimlik yetkili mahkemelerden birini tercih edebilir.
Miras sebebiyle istihkak davası ile üçüncü kişinin istihkak davası arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra a bendindeki istihkak, terekeye döndürülmesi gereken bir malı mirasçıların istemesidir.
İkinci fıkradaki istihkak, üçüncü kişinin tereke malı üzerindeki mülkiyetini ileri sürmesidir.
Birinci türde son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir; ikinci türde malın terekenin yazımı ve tespiti anında bulunduğu yer mahkemesi de açılabilir.
Terekenin kesin paylaşımı öncesi ile sonrası arasındaki fark nedir?
Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılan davalarda b bendi uygulanır ve yetki kesindir.
Kesin paylaşımdan sonra mirasçılara karşı açılan davalarda bu madde değil, davanın niteliğine göre genel ve diğer yetki kuralları uygulanır.
Paylaşım sonrası davada son yerleşim yeri kesin yetkisi aranmaz, genel yetki kuralına bakılır.
Mirasçılık belgesi iptali (m.11/3) ile mirasçılık belgesi verilmesi arasındaki fark nedir?
Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi istemi bir dava niteliğindedir ve m.11/3 kapsamındadır.
Mirasçılık belgesinin ilk kez verilmesi çekişmesiz yargı işidir ve m.11/3 kapsamına girmez.
Birinci durumda mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir; ikinci durumda çekişmesiz yargı yetki kuralı geçerlidir.
Mirastan doğan davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki davayı genel yetki kuralına (m.6) göre davalının yerleşim yerinde açmak; bu dava için son yerleşim yeri kesin yetkilidir.
- Kesin paylaşımdan sonra mirasçılara karşı açılan davada m.11/1 b bendini hâlâ uygulamak; bu durumda genel ve diğer yetki kuralları geçerlidir.
- İkinci fıkradaki istihkak davasını her durumda açılabilir saymak; yalnız terekenin yazımı ve tespiti anında malın bulunduğu yer seçilebilir.
- Mirasçılık belgesinin verilmesi talebini m.11/3 ile çözmek; bu talep çekişmesiz yargı işidir ve yetki m.384'e göre belirlenir.
- Yetki kesin olduğu halde yetki itirazını tarafların ileri sürmesini beklemek; mahkeme yetkiyi kendiliğinden araştırmalıdır.
- Mirasçılardan birinin geçici olarak bulunduğu yeri m.11/3 kapsamındaki oturma yeri saymak; madde yerleşim niyetiyle sürdürülen oturma yeri aradığını gerekçede açıkça belirtir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi davalarında m.11/3 kapsamında mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu ve bu yetkinin kesin olmadığı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
- Mirasçılık belgesinin verilmesi talebinin çekişmesiz yargı işi olduğu, bu talep bakımından da kesin yetki bulunmadığı ve ilk açıldığı mahkemede görülüp sonuçlandırılabileceği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
- Vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasında lehine vasiyet yapılan kişi diğer mirasçılara karşı doğrudan dava açarsa ve tereke taksim edilmemişse, davanın m.11/1 b bendi kapsamında miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerektiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
- Terekenin elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davalarının m.11 kapsamı dışında kaldığı ve taşınmazın aynından doğan kesin yetki kuralının (m.12) uygulandığı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
- Miras bırakanın yaptığı muvazaalı işlem sebebiyle açılan tapu iptali ve tescil davasında, ölenin son yerleşim yeri yerine taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
- Mirasın hükmen reddinin tescili davasının m.11 yerine m.6 hükmü uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkra kapsamındaki yetkiye dayanan taraf, ölenin son yerleşim yerinin... ili... ilçesi olduğunu ölenin nüfus kayıt örneği ve kolluk araştırması ile ispatlar. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
- Yetki kesin olduğundan mahkeme, yetkili olup olmadığını davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırır ve taraflar yetkisizlik itirazını her zaman ileri sürebilir.
- İkinci fıkradaki yetkiyi ileri süren taraf, terekenin resmen yazım ve tespitinin yapıldığını ve malın o tarihte bu yerde bulunduğunu belgeyle göstermelidir.
- Üçüncü fıkradaki yetkiyi ileri süren taraf, mirasçıların oturduğu yerin yerleşim niyetiyle sürdürülen oturma yeri olduğunu ispatlamalıdır; geçici bir konaklama bu yetkiyi doğurmaz.
- Mirasçılık belgesinin iptali davalarında yetki itirazı yapılmazsa, dava açıldığı ilk mahkemede görülebilir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.19: Kesin yetkili davalarda mahkemenin yetkiyi davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmasını ve tarafların yetkisizlik itirazını her zaman ileri sürebilmesini düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.12: Taşınmaz davalarındaki kesin yetkiyi düzenler; tereke içindeki taşınmazla ilgili davalarda hangi yetki kuralının uygulanacağı konusunda m.11 ile çakışma doğurabilir.
- 6100 sayılı Kanun m.6: Genel yetki kuralıdır; birinci fıkranın b bendi sona erdikten sonra ve m.11 kapsamı dışındaki tereke davalarında uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.384: Mirasçılık belgesinin verilmesi çekişmesiz yargı işi olduğunda yetkili mahkemeyi, ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi olarak belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.20: Yetkisizlik kararı verildiğinde yapılacak işlemleri düzenler; birinci fıkra kapsamındaki yetkisiz açılmış davada bu hüküm uygulanır.
HMK m.12 — Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki
Madde, taşınmaz üzerindeki ayni haklardan doğan davalar, taşınmazın zilyetliği ve alıkoyma hakkına ilişkin davalar ile irtifak hakkına ilişkin davalarda hangi mahkemenin yetkili olduğunu düzenler: taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi ve birden fazla taşınmazda seçimlik yetki. Ayni nitelikli olmayan şahsi hak davalarında, kiralanan taşınmazın tahliyesinde veya ipotekle güvence altına alınmış alacak davalarında madde uygulanmaz; bu davalarda yetki diğer yetki kurallarına göre belirlenir. Maddenin düzenlemediği konular arasında mirastan doğan davalarda ölenin son yerleşim yeri yetkisi (m.11), tahkim elverişliliği (m.408) ve yetki sözleşmesi yer alır; bu konular başka maddelerde düzenlenmiştir. Zamanaşımı ve usul süreleri de bu maddenin kapsamında değildir.
Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Taşınmazın aynına ilişkin dava
- Taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka dayanan ya da şahsi bir talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak taşınmaz üzerinde ayni hak değişikliği veya ayni hak sahipliğinde değişiklik meydana getirmeyi amaçlayan davadır. Taşınmazla ilgili olmak tek başına yeterli değildir; ölçüt, dava sonucunda taşınmaz üzerindeki ayni durumun değişip değişmediğidir.
- Zilyetlik
- Taşınmazın fiilen malik gibi kullanılmasına veya üzerinde hâkimiyet kurulmasına ilişkin durumdur. Madde, zilyetliğin iadesi ya da korunması talebini, dayanılan hakkın ayni olup olmadığına bakmaksızın kapsar.
- Alıkoyma hakkı
- Taşınmazın bir alacak nedeniyle elde tutulmasına dayanılan haktır. Madde bakımından Türk Medeni Kanunundaki hapis hakkından daha geniş kabul edilir ve taşınmazın her türlü alıkonulmasına ilişkin davaları kapsar.
- İrtifak hakkı
- Başka bir taşınmazın yararlanılmasına veya kullanılmasına ilişkin sınırlı ayni haktır. Madde 12/2'ye göre irtifak hakkına ilişkin davalarda yetkili mahkeme, irtifakın kurulduğu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
- Kesin yetki
- Kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilen, yetki sözleşmesiyle değiştirilemeyen yetki türüdür. Madde 12 kapsamındaki davalarda yetkili mahkeme tek bir mahkemedir.
- Bütünleyici parça
- Taşınmazın ayrılmaz bir parçası olup asıl taşınmazın hukuki kaderini paylaşan parçadır (TMK m.684 kapsamında). Asıl şeyden ayrılıp bağımsız eşya niteliği kazanırsa bu kapsam dışında kalır.
Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Davanın konusunun taşınmaz üzerindeki bir ayni hak, ayni hak sahipliğinde değişiklik, zilyetlik veya alıkoyma hakkı olması gerekir.
- Dava şahsi bir talep hakkına dayanıyorsa, bu talep taşınmaz üzerinde ayni hak değişikliği veya ayni hak sahipliğinde değişiklik meydana getirmeye yönelmiş olmalıdır.
- İrtifak hakkına ilişkin dava söz konusuysa, dava üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmaz bakımından açılmalıdır.
- Birden fazla taşınmaza ilişkin davada taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi seçilebilir; bu seçim dürüstlük kuralına uygun yapılmalıdır.
- Taşınmazın bulunduğu yer, tapu kaydındaki yer değil fiilen içinde bulunduğu mülki sınırlar esas alınarak belirlenmelidir.
- Taşınmazın aynına ilişkin olmayan şahsi hak davalarında bu madde uygulanmaz; yetki başka bir kurala göre belirlenmelidir.
Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Ayni nitelikli davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur ve başka mahkemede açılan dava yetkisizlik nedeniyle usulden reddedilir.
- Kesin yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme yetkiyi resen gözetir; taraflar yetki sözleşmesi ile bu yetkiyi değiştiremez.
- Şahsi hak davalarında taşınmazın bulunduğu yer yetkili olsa bile kesin yetki sonucu doğmaz ve yetki başka kurallara göre belirlenir.
- Birden fazla taşınmazda taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde açılan dava ilgili mahkemede görülür.
- Taşınmaz Türkiye'de bulunuyorsa yabancı unsur taşıyan davalarda da Türk mahkemelerinin yetkisi kesindir.
- Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir ve hakemlerce görülemez (HMK m.408).
Aynî hakka ilişkin dava ile şahsi hakka ilişkin dava arasındaki fark nedir?
Doğrudan taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka ilişkin olan ya da şahsi bir talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak taşınmaz üzerinde ayni hak değişikliği ya da ayni hak sahipliğinde değişiklik yaratmayı amaçlayan davalar kesin yetki kapsamındadır.
Taşınmazla ilgili olsa bile taşınmaz üzerinde ayni hakka değil şahsi bir hakka dayanan davalar bu kapsamda değildir.
Ayni nitelikli davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olur; şahsi nitelikli davalarda başka yetki kuralları (örneğin sözleşmenin ifa yeri) uygulanır ve taşınmazın bulunduğu yer yetkili olsa bile kesin yetkili olmaz.
Zilyetlik ve alıkoyma hakkına ilişkin davalar ile ayni hak davaları arasındaki fark nedir?
Taşınmazın zilyetliğine veya alıkoyma hakkına ilişkin davalar, ayni hakka dayanmasalar da madde kapsamına girer.
Ayni hakka ilişkin davalar, ister mülkiyet ister sınırlı ayni hak olsun, doğrudan birinci fıkranın ilk cümlesine girer.
Her iki grupta da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; ancak zilyetlik davasında dayanılan hakkın ayni olması aranmaz.
Alıkoyma hakkı ile TMK'daki hapis hakkı arasındaki fark nedir?
Madde kapsamındaki alıkoyma hakkı, taşınmazın her türlü alıkonulmasına ilişkin davaları kapsar.
TMK'da düzenlenen hapis hakkı daha dar bir kavramdır.
Haricen satılan taşınmazın alıcısının bedeli geri alıncaya kadar alıkoyma hakkı iddiası da bu madde kapsamında taşınmazın bulunduğu yerde görülür.
Tek taşınmaz ile birden fazla taşınmaz arasındaki fark nedir?
Dava tek bir taşınmaza ilişkinse yetkili mahkeme o taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Dava birden fazla taşınmaza ilişkinse taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde açılabilir.
Birden fazla taşınmazda davacıya seçim hakkı tanınır; bu seçim dürüstlük kuralına uygun kullanılmalıdır, dava ile ilişkisi en az olan taşınmazın bulunduğu yerde açılması kötüniyet sayılır.
Taşınmazın bütünleyici parçası ile eklenti arasındaki fark nedir?
Bütünleyici parçalar asıl taşınmazın hukuki kaderini paylaştığından bunlara ilişkin davalar da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Asıl şeyden ayrılıp bağımsız eşya niteliği kazanan parça ile eklenti taşınır mal olduğundan bu hükmün kapsamı dışındadır.
Eklentiye ilişkin dava bu madde kapsamında kesin yetkiye tabi değildir.
Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taşınmazın bulunduğu yerin yalnızca tapu kaydındaki yer olarak belirlenmesi; oysa esas alınan yer fiilen içinde bulunulan mülki sınırlardır.
- Kiralanan taşınmazın tahliyesi gibi şahsi hak davasında taşınmaz yerindeki kesin yetkiyi uygulamak; bu davada yetki diğer kurallara göre belirlenir.
- İpotekle güvence altına alınmış alacak davasını taşınmazın aynına ilişkin saymak; ipotek dava konusu değilse madde uygulanmaz.
- Taşınmaza ilişkin tüm davaları kesin yetkiye tabi saymak; ayni nitelik aranmalıdır.
- Birden fazla taşınmaz varken davacının seçim hakkını sınırsız görmek; seçim dürüstlük kuralına uygun kullanılmalıdır.
- Eklentiyi taşınmazın bütünleyici parçası saymak; eklenti taşınır maldır ve madde kapsamında değildir.
- Yetki sözleşmesiyle kesin yetkili mahkemenin değiştirilebileceğini varsaymak; kesin yetki kamu düzenindendir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Taşınmazın aynından doğan davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisinin kesin olduğu ve mahkemece resen gözetildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2616 E., 2019/1330 K., 10.12.2019; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/847 E., 2024/852 K., 15.05.2024)
- Kiralanan taşınmazın zilyetliğinin iadesi için dayanılan hakkın sözleşmeye dayalı zilyetlik olması karşısında, bu davanın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde kesin yetkiyle açılması gerektiği yönünde yerel bölge adliye mahkemesi kararları bulunmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2017/3956 E., 2018/2521 K., 23.11.2018; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2017/4071 E., 2018/2490 K., 21.11.2018)
- Taşınmaza ilişkin dava ile taşınmaz üzerinde ayni hak değişikliği yaratılması amaçlanıyorsa bu davanın madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2616 E., 2019/1330 K., 10.12.2019; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1269 E., 2024/1176 K., 31.10.2024)
- Devremülk sözleşmesinden cayma ve tapu iptali talebine ilişkin davanın taşınmazın aynına ilişkin sayılarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/847 E., 2024/852 K., 15.05.2024)
- Müdahalenin meni davasında dava konusu taşınmazın adresi esas alınarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1269 E., 2024/1176 K., 31.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Taşınmazın aynına ilişkin dava açan davacı, dava konusunun taşınmaz üzerindeki ayni hak, zilyetlik veya alıkoyma hakkı olduğunu dava dilekçesinde ortaya koymakla yükümlüdür; yetki itirazında bulunan davalı, davanın şahsi hakka dayandığını ileri sürerek bunu ispatlamalıdır.
- Taşınmazın bulunduğu yer, tapu kaydı ile birlikte fiilen bulunduğu yerin tespiti gerektirir; mahkeme tereddüt halinde keşif yoluyla bu yeri belirler.
- Birden fazla taşınmaza ilişkin seçim hakkının kötüniyetli kullanıldığını iddia eden taraf, dava ile ilişkisi en az olan taşınmazın bulunduğu yerde açıldığını ispatlamalıdır.
- Taşınmaz üzerindeki ayni hakkın varlığı tapu kaydı ve ilgili belgelerle ispatlanır; kayıt uyuşmazlığı varsa mahkeme bu uyuşmazlığı keşif ve bilirkişi yoluyla çözer.
- Dava konusunun şahsi hak olduğunu ileri süren taraf, sözleşme veya ilgili belgelerle bu iddiasını göstermelidir; yetkisizlik kararı bu ayrıma göre verilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.408: Taşınmaz üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradesine tabi olmayan işlerden doğan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığını belirtir; bu nedenle bu davalar hakemlerce görülemez.
- 4721 sayılı Kanun m.684: Bütünleyici parçaların asıl taşınmazın hukuki kaderini paylaştığını belirtir; bu parçalara ilişkin davalar madde kapsamında taşınmazın bulunduğu yerde açılır.
- 4721 sayılı Kanun m.686/2: Eklentiyi taşınır mal olarak tanımlar; eklentiye ilişkin davalar bu maddenin kesin yetki kapsamına girmez.
- 4721 sayılı Kanun m.713: Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazda tescil davalarını düzenler; bu davalar madde 12 kapsamında taşınmazın bulunduğu yerde açılır.
- 4721 sayılı Kanun m.676: Türk Medeni Kanunundaki hapis hakkını düzenler; madde 12'deki alıkoyma hakkı bu haktan daha geniş olduğu için iki kavram ayrı tutulur.
HMK m.13 — Karşı davada yetki
Bu madde, açılmış ve derdest bir davaya karşı ileri sürülen karşı davanın yetki yönünü düzenler; karşı davanın hangi mahkemede görüleceğini, kesin yetki bulunmayan hallerde asıl davaya bakan mahkemenin karşı davaya da yetkili olması kuralıyla belirler. Kural, asıl davanın açıldığı mahkemede karşı dava açılması bakımından uygulanır ve davalının karşı davasının görüleceği yeri belirler. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: karşı davanın şartları ve açılma biçimi (m.132, m.133, m.134, m.135); genel yetki kuralı (m.6); kesin yetki hâllerinde karşı davanın açılacağı mahkeme (ilgili kesin yetki hükümleri); şube ve tüzel kişilere ilişkin yetki kuralları (m.14); yetki itirazının ileri sürülmesi ve incelenmesi (m.16, m.116 ve devamı). Karşı davanın tabi olduğu usul ve süre kuralları da bu maddenin kapsamında değildir.
Karşı davada yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Karşı dava
- Derdest bir davada davalının, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde, asıl davacıya karşı açtığı bağımsız dava niteliğindeki talep. Karşı dava, takas veya mahsup ilişkisi ya da asıl dava ile davalının ileri süreceği iddialar arasında bağlantı bulunması koşuluna bağlıdır.
- Asıl dava
- Karşı davanın ona karşı açıldığı, önce açılmış ve halen görülmekte olan dava. Yetkili mahkeme asıl davanın açıldığı tarihteki duruma göre belirlenir.
- Kesin yetki
- Kanunun belirli bir yer mahkemesini zorunlu kıldığı ve taraf iradesiyle değiştirilemeyen yetki türü. Kesin yetkinin bulunduğu hâllerde bu madde uygulanmaz; karşı dava kesin yetkili mahkemede açılır.
- Yetki
- Aynı görevli mahkeme türleri arasında davanın hangi yer mahkemesinde görüleceğini belirleyen kurallar bütünü.
Karşı davada yetki: hangi şartlar aranır?
- Derdest bir asıl davanın bulunması ve bu davaya karşı bir karşı davanın açılmış olması gerekir; karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ileri sürülmüş olmalıdır.
- Karşı davanın asıl dava ile takas veya mahsup ilişkisi ya da iddialar bakımından bağlantısı bulunmalıdır.
- Karşı davada kesin yetki kuralının söz konusu olmaması gerekir; kesin yetki varsa bu madde uygulanmaz.
- Asıl davanın bakıldığı mahkeme, karşı dava için de yetkili olur ve karşı dava bu mahkemede görülür.
- Kesin yetkinin bulunduğu hâllerde karşı dava, asıl davanın açıldığı mahkemede değil, kesin yetkili mahkemede açılmalıdır.
Karşı davada yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Kesin yetki bulunmayan hâllerde asıl davaya bakan mahkeme, karşı davayı da görmeye yetkilidir.
- Karşı dava için kesin yetkili mahkeme belirlenmişse, karşı dava asıl davanın açıldığı mahkemede değil, kesin yetkili mahkemede açılır.
- Kesin yetkili mahkemede açılması gereken karşı davayı asıl davanın mahkemesinde açmak, yetkisizlik sonucu doğurur.
- Asıl dava ile karşı dava birlikte görülerek tahkikat ortak yürütülür ve çelişkili kararların önüne geçilir.
- Madde kesin yetki kuralı niteliğinde değildir; kesin yetki bulunmayan hâlde uygulanır.
Kesin yetki bulunmayan hal ile kesin yetki bulunan hal arasındaki fark nedir?
Karşı dava için kesin yetkili mahkeme belirlenmemişse, asıl davaya bakan mahkeme karşı davaya da bakar.
Karşı dava için kanun kesin yetkili bir mahkeme belirlemişse, bu kural uygulanmaz.
Kesin yetki yoksa karşı dava asıl davanın görüldüğü mahkemede görülür; kesin yetki varsa karşı dava kesin yetkili mahkemede açılır.
Asıl dava ile karşı davanın aynı mahkemede açılması ile kesin yetkili mahkemede açılması arasındaki fark nedir?
Asıl davanın bakıldığı mahkemede açılan karşı dava, bu madde gereği yetki itirazına konu olmaz.
Kesin yetkili mahkemede açılması gereken karşı dava, asıl davanın mahkemesinde açılamaz.
Yetki itirazı bakımından iki hal birbirinden ayrılır.
Asıl davanın sonradan sona ermesi ile sürmesi arasındaki fark nedir?
Karşı dava açıldıktan sonra davacı asıl davadan feragat etse veya geri alsa bile, asıl davanın açıldığı mahkeme karşı dava için yetkili kalmaya devam eder.
Karşı dava açılmadan önce asıl dava sona ererse, bu madde ile karşı dava açılamaz.
Yetki, davanın açıldığı tarihteki duruma göre belirlenir.
Karşı davada yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kesin yetki bulunan hâlde de karşı davanın asıl davanın mahkemesinde görülebileceğini varsaymak; kesin yetki kuralı karşı dava için ayrıca aranmalıdır.
- Yetkiyi, asıl davanın açıldığı tarihteki duruma göre değil sonraki duruma göre belirlemek; asıl davanın sonradan feragat veya geri alma ile sona ermesi yetkiyi değiştirmez.
- Karşı dava olmayan bir talebi (ör. cevaba eklenen bağımsız dava) bu madde kapsamında değerlendirmek; önce karşı dava niteliğinin incelenmesi gerekir.
- Yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkemede karşı dava için yetki itirazı yapmak; bu itiraz dinlenmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki, davanın açıldığı tarihteki duruma göre belirlendiğinden, karşı dava açıldıktan sonra asıl davanın feragat veya geri alma ile sona ermesi karşı dava için yetkiyi ortadan kaldırmaz kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
- Yetki sözleşmesiyle yetkili kılınan bir mahkemede karşı dava açılabileceği ve bu mahkemenin karşı dava için yetkisinin itiraz konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/122 E., 2020/574 K., 16.06.2020)
- Karşı dava için kanunda kesin yetkili mahkeme belirlenmişse, karşı davanın asıl davanın açıldığı mahkemede görülemeyeceği uygulamada kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/541 E., 2015/1287 K., 29.04.2015)
- Karşı talebin gerçekten karşı dava niteliği taşıyıp taşımadığının ilk olarak incelenmesi gerektiği, bu inceleme yapılmadan açılmamış sayılmaya karar verilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/543 E., 2015/1286 K., 29.04.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Karşı davanın asıl dava ile bağlantılı olduğunu ileri süren davalı, takas veya mahsup ilişkisini ya da iddialar arasındaki bağlantıyı, dosyadaki belgelerle ispatlamak zorundadır.
- Kesin yetkinin bulunmadığını ileri süren taraf, kesin yetki hükmünün karşı davayı kapsamadığını ilgili kanun maddesine dayanarak ortaya koymalıdır.
- Karşı davanın açılış tarihi ve cevap dilekçesinin ya da esasa cevap süresinin korunup korunmadığı dava dosyasındaki dilekçe ve tebligat belgeleriyle ispatlanır.
- Asıl davanın açıldığı tarih, yetkinin belirlenmesinde esas alındığından, bu tarih dava dilekçesi ve dosya kaydından ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.132: Karşı davanın açılamayacağı hâlleri ve karşı dava yasağını düzenler; bu madde ancak karşı dava açılabildiğinde uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.133: Karşı davanın açılma şartlarını ve cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde açılma zorunluluğunu düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.135: Karşı davanın ayrılmasına veya birlikte görülmesine ilişkin usul kurallarını düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.12: Kesin yetki hâllerini düzenler; karşı davanın kesin yetkili mahkemede açılması gereken hâlleri bu kurala göre belirlenir.
- 6100 sayılı Kanun m.6: Genel yetki kuralını düzenler; asıl davanın hangi mahkemede açıldığının belirlenmesinde kaynak oluşturur.
HMK m.14 — Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki
Madde, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda yetkili mahkemeyi (şubenin bulunduğu yer mahkemesini, merkeze karşı açılan davalar bakımından) ve özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkilerinden doğan davalarında merkez mahkemesinin kesin yetkisini düzenler. Şube tanımı ve şubenin hak-borç ilişkisi ile merkezin genel yetkisi bu çerçevede uygulanır. Madde, ortaklık veya üyelik ilişkisi dışındaki davaları, örneğin çalışan, güvenlik görevlisi veya sicil memuru aleyhine açılan davaları kapsamaz. Genel yetkiyi (m.6), taşınmaza ilişkin davalarda yetkiyi (m.12), karşı davada yetkiyi (m.13) ve yetkisizlik kararının sonuçlarını (m.20) düzenlemez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Madde, icra takiplerinde yetkiyi de kendiliğinden belirlemez; İİK m.50 hükmü ayrıca değerlendirilir.
Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şube
- Bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve muhasebesi bulunan ya da muhasebesi merkezde tutulan ve müstakil sermayesi olmadan kendi başına ticari muamele yapan yerlerdir. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin şube tanımı, bağımsız sermaye ve muhasebe aranmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerleri de şube sayar.
- Merkez
- Tüzel kişinin yerleşim yeri sayılan, genel müdürlüğün veya şirketin bulunduğu yerdir. Şubenin işlemlerinden doğan hak ve borçlar merkeze aittir; dava, merkeze karşı açılır.
- Kesin yetki
- Tarafların sözleşmeyle değiştiremeyeceği, hâkimin re'sen dikkate alacağı yetki türüdür. Madde 14/2 kapsamındaki davalarda merkezin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
- Ortaklık veya üyelik ilişkisi
- Tüzel kişi ile ortağı veya üyesi arasında, o sıfattan doğan uyuşmazlıktır. Madde 14/2'nin uygulanması için davanın bu ilişkiden doğması gerekir; ilişki istifa ile sona ermişse fıkra uygulanmaz.
- Taraf ehliyeti
- Davada taraf olabilme yeteneğidir. Şubenin tüzel kişiliği olmadığından, şubenin bulunduğu yerde açılan dava da merkeze karşı açılır.
Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Şube işlemine dayalı bir davanın bulunması gerekir; dava, bir merkeze bağlı şubenin yaptığı işlemden doğmuş olmalıdır.
- Dava merkeze karşı açılmalıdır; şubenin bulunduğu yerde açılan dava da davalı olarak merkezi (tüzel kişiyi) gösterir.
- Şube, merkez adına işlem yapmış olmalıdır; işlemin doğrudan şubeden kaynaklanması şart değildir, merkez adına işlem yapmak üzere açılan dava yeterlidir.
- Madde 14/2 bakımından özel hukuk tüzel kişisi bulunmalı, dava ortaklık veya üyelik ilişkisinden doğmalı ve taraflardan biri ortak veya üye olarak bu sıfatla karşı tarafta yer almalıdır.
- Ortaklık veya üyelik ilişkisi dava açıldığı anda devam etmelidir; istifa ile sona ermiş ilişkide kesin yetki kuralı uygulanmaz.
Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Şube işleminden doğan dava, merkeze karşı açıldığında merkezin bulunduğu yer mahkemesinde veya şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.
- Şube ile işlem yapan kişi, iki yerden birini seçtiğinde seçimlik hakkını kullanmış olur.
- Ortaklık veya üyelik ilişkisinden doğan davalarda merkezin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir ve bu yetki sözleşmeyle değiştirilemez.
- Kesin yetkili merkez dışında açılan ortaklık davasında mahkeme yetkisizliğe karar verir; dava şartı yokluğu olarak değerlendirilen sonuçlar ayrıca görülür.
- Tüzel kişilik sona erdiğinde şubenin bulunduğu yer kuralı artık uygulanamaz; tasfiye hâlinde kural geçerliliğini sürdürür.
- Ortaklık veya üyelik sona erdikten sonra, 14/2'deki kesin yetki kuralı uygulanmaz.
- Dava açıldıktan sonra merkezin değişmesi kesin yetkinin belirlenmesinde etkili olmaz; önemli olan davanın açıldığı tarihteki merkezdir.
Şube işlemi ile ortaklık ilişkisi arasındaki fark nedir?
Şubenin yaptığı bir işlemden doğan dava, şube ile işlem yapan kişinin davasıdır.
Ortaklık veya üyelik ilişkisinden doğan dava, tüzel kişi ile ortak ya da üye arasındaki iç ilişkiye dayanır.
Şube işleminde merkez ve şubenin bulunduğu yer seçimlik yetkili olur; ortaklık davasında yalnızca merkezin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Seçimlik yetki ile kesin yetki arasındaki fark nedir?
Şube işleminden doğan davada davacı, merkezin veya şubenin bulunduğu yer mahkemesini seçebilir (m.14/1).
Ortaklık ve üyelik ilişkisinden doğan davalarda yetki, merkezin bulunduğu yer mahkemesine bağlanmıştır (m.14/2).
Kesin yetkiye aykırı açılan davada yetkisizlik kendiliğinden dikkate alınır; seçimlik hakkı yoktur.
Şubenin bulunduğu yer ile merkezin genel yetkisi arasındaki fark nedir?
Şubenin bulunduğu yerdeki yetki, şube işlemine özgü özel yetki kuralıdır.
Tüzel kişinin merkezi, genel yetkiyi taşır ve şube yetkisi bu genel yetkiyi ortadan kaldırmaz.
Davacı, kesin yetki hâli dışında, genel yetkili merkez mahkemesi ile şubenin bulunduğu yer mahkemesi arasında seçim yapabilir.
Şube ile ortaklık ilişkisi ile ortaklık ilişkisi dışı dava arasındaki fark nedir?
Ortak veya üye ile tüzel kişi arasındaki iç ilişkiden doğan dava 14/2 kapsamındadır.
Çalışan, güvenlik görevlisi veya sicil memuru gibi ortaklık dışı kişilere karşı açılan dava 14/2 kapsamına girmez.
Ortaklık dışı davada genel kurallara göre yetkili mahkeme belirlenir.
Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ortaklık veya üyelik davasında şubenin bulunduğu yer mahkemesini seçimlik yetkili saymak; 14/2 kesin yetki kuralıdır.
- Ortaklık dışı kişilere, örneğin çalışana veya güvenlik görevlisine karşı açılan davada 14/2'yi uygulamak; kural bu davaları kapsamaz.
- Şubenin bulunduğu yerde açılan davada davalı olarak şubeyi göstermek; taraf ehliyeti tüzel kişiye aittir ve dava merkeze karşı açılır. Banka gibi tüzel kişiliği olan şubelerde ise şube hasım gösterilebilir.
- Tüzel kişilik sona erdiğinde şubenin bulunduğu yer kuralını hâlâ uygulamak; kural bu durumda kullanılamaz.
- Dava açıldıktan sonra merkez değişti diye kesin yetkiyi yeni merkeze göre belirlemek; önemli olan davanın açıldığı tarihteki merkezdir.
- Taşınmaz davası ile 14/2 çakıştığında 14/2'ye üstünlük tanımak; Yargıtay taşınmaz yetkisini daha genel görmektedir.
- İİK m.50 kapsamındaki para veya teminat icra takiplerinde 14/2'nin kesin yetkisini aynen uygulamak; bu takiplerde kesin yetki söz konusu değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ortaklık veya üyelik ilişkisinden doğan davada, merkezin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/467 E., 2024/1124 K., 25.06.2024; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/226 E., 2024/387 K., 23.02.2024)
- Taşınmazın aynından doğan davalar ile 14/2 kapsamındaki davalar çakıştığında Yargıtay, taşınmaz yetkisini daha genel nitelikte görerek 14/2'ye üstünlük tanımamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/176 E., 2025/618 K., 08.10.2025)
- Ortaklık veya üyelik ilişkisi bulunup bulunmadığı mahkemece araştırılmalıdır; ortaklık dışı kişilere karşı bu kural uygulanmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
- Banka şubesine ilişkin davada davacının iki yerden birini seçerek açtığı dava geçerli kabul edilmektedir. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1877 E., 2023/2170 K., 26.12.2023)
- Dernek ile ilgili davaların kesin yetkisi dernek merkezine bağlanmıştır; bu uygulama 14/2 ile birlikte okunmalıdır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/735 E., 2023/414 K., 16.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Şube işlemine dayanan davacı, davanın şube işleminden doğduğunu ve şubenin merkez adına işlem yaptığını ispatla yükümlüdür; ticaret sicili kaydı ve şube belgesi bu amaçla kullanılabilir.
- Ortaklık veya üyelik ilişkisini ileri süren taraf, ilişkinin varlığını ortaklık kaydı, pay defteri, üye kaydı veya tüzel kişinin ilgili belgeleriyle ispatlar.
- Yetki itirazında bulunan davalı, ortaklık ilişkisinin bulunmadığını ya da ilişkinin istifa ile sona erdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Merkezin bulunduğu yer, tüzel kişinin ticaret sicili kaydı ve kuruluş belgeleriyle belirlenir; dava açıldığı tarihteki merkez esas alınır.
- Yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme, ortaklık ilişkisini ve yetkiyi re'sen araştırır; tarafların anlaşması bu kesin yetkiyi değiştiremez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.6: Tüzel kişinin yerleşim yerinin merkez olarak belirlenmesi için 14/2'deki merkez tespitine ölçüt verir.
HMK m.15 — Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki
Bu madde sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetkili mahkemeyi düzenler. Zarar sigortalarından doğan davalarda seçimlik yetki kuralını, can sigortalarından doğan davalarda ise sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkisini koyar ve deniz sigortalarını bu kuralların dışında tutar. Kişi bakımından sigortacı ile sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar arasındaki sigorta ilişkisinden doğan davaları kapsar. Genel yetki kuralını (m.6), karşı dava yetkisini (m.13), birden fazla taşınmaza ilişkin davaları (m.16 ve benzeri) ve tüzel kişilere ilişkin yetkiyi (m.17) düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır. Yetki itirazının süresi ve usulü de bu maddenin konusu değildir.
Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zarar sigortası
- Sigortalının malvarlığında meydana gelen gerçek zararın tazmin edildiği sigorta türüdür. Kapsamı, zarar gören malın niteliğine göre belirlenir.
- Can sigortası
- Sigortalının hayatına veya hayatta kalmasına bağlanan sigortadır. Bu maddenin ikinci fıkrasındaki kesin yetki kuralı yalnız bu sigorta türü için geçerlidir.
- Rizikonun gerçekleştiği yer
- Sigortalı tehlikenin meydana geldiği yerdir. Taşınır malın belli bir yerde sabit bulunması gerekmediği veya şart kılınmadığı hâllerde seçimlik yetki olarak kullanılabilir.
- Lehtar
- Can sigortasında sigorta bedelini hak eden kişidir. İkinci fıkradaki yetki kuralında yerleşim yeri esas alınan kişilerden biridir.
- Kesin yetki
- Tarafların anlaşmasıyla değiştirilemeyen ve mahkemece resen dikkate alınan yetki türüdür. Can sigortalarındaki yetki bu niteliktedir.
- Deniz sigortası
- Deniz rizikolarına karşı yapılan sigortadır. Üçüncü fıkra uyarınca bu sigortalardan doğan davalarda birinci ve ikinci fıkra uygulanmaz.
Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Dava, bir sigorta sözleşmesinden doğmalı ve sigorta türü belirlenmelidir; zarar sigortası mı yoksa can sigortası mı olduğu ayrılmalıdır.
- Zarar sigortası söz konusuysa, sigorta konusu bir taşınmaz, niteliği gereği sabit bulunması gereken ya da sabit bulunması şart kılınan bir taşınır ise dava malın bulunduğu yerde açılabilmelidir.
- Zarar sigortasında sigorta konusu bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan taşınır ise dava rizikonun gerçekleştiği yerde açılabilmelidir.
- Can sigortası söz konusuysa, dava sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar lehine ya da aleyhine açılmalı ve yetkili mahkeme bu kişilerin yerleşim yeri mahkemesi olmalıdır.
- Dava deniz sigortalarından doğmamalıdır; deniz sigortalarında bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları uygulanmaz.
- Zarar sigortasında seçimlik yetki kullanılırken, genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilmesi de bu seçeneklere eklenmelidir.
Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Zarar sigortasından doğan davada malın bulunduğu yer veya rizikonun gerçekleştiği yer mahkemesinde dava açılabilir.
- Zarar sigortasında bu yetki seçimlidir; kesin yetki değildir ve tarafların anlaşmasıyla başka bir yetki kabul edilebilir.
- Can sigortasında sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın leh veya aleyhine açılan davalarda, onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
- Can sigortasında kesin yetki nedeniyle, sigorta şirketi ile sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar arasında yetki sözleşmesi ile farklı bir mahkeme kararlaştırılamaz.
- Can sigortasında yetki kuralına aykırı yetki şartı konulmuşsa bu şart hükümsüzdür.
- Yetkili mahkeme tespit edilirken önce sigortanın zarar sigortası mı can sigortası mı olduğu belirlenmelidir.
- Can sigortasında yetki kesin olduğundan, yetki itirazı olmasa bile mahkeme davanın her aşamasında yetkisizliği resen gözetir.
- Deniz sigortalarından doğan davalarda bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları uygulanmaz; yetki bu hâlde başka kurallara göre belirlenir.
Zarar sigortası ile can sigortası arasındaki fark nedir?
Zarar sigortasında, sigorta konusu malın niteliği ve bulunduğu yer ya da rizikonun gerçekleştiği yer belirleyicidir.
Can sigortasında belirleyici olan, sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın yerleşim yeridir.
Zarar sigortasında yetki seçimlidir ve kesin değildir; can sigortasında yetki kesindir ve itiraz olmasa bile mahkemece resen gözetilir.
Taşınmaz veya sabit taşınır ile yeri belirli olmayan taşınır arasındaki fark nedir?
Sigorta konusu bir taşınmaz, niteliği gereği sabit bulunması gereken ya da şart kılınan taşınır ise yetkili yer malın bulunduğu yerdir.
Bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan taşınır ise yetkili yer rizikonun gerçekleştiği yerdir.
İki hâlde de davanın hangi yerde açılacağı değişir; mal yerinin ve tehlikenin yerinin belirlenmesi gerekir.
Asıl sigortalı ile sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar arasındaki fark nedir?
Zarar sigortasında dava sigortacıya karşı genel yetki veya seçimlik yetki kurallarına göre açılır.
Can sigortasında ikinci fıkra, davanın sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar bakımından açılmasını ve yerleşim yeri mahkemesini belirler.
Can sigortasında davacı ya da davalı olunmasına bakılmaksızın bu kişilerin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Seçimlik yetki ile genel yetki arasındaki fark nedir?
Zarar sigortası davasında davacı, madde 15 birinci fıkrasındaki yerlerden birini seçebilir.
Davacı, genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir.
Zarar sigortasında davacı birden fazla mahkeme arasında seçim yapar.
Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Can sigortası davasında yetkili mahkemeyi genel yetki kuralına göre davalının yerleşim yeri olarak belirlemek; can sigortasında yetkili yer sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın yerleşim yeridir.
- Zarar sigortası davasında seçimlik yetkiyi kesin yetki gibi değerlendirmek; zarar sigortasında yetki kesin değildir.
- Taşınır malı, sabit bulunup bulunmadığına bakmadan malın bulunduğu yer mahkemesinde açmak; yalnız sabit bulunması gereken veya şart kılınan taşınırda malın bulunduğu yer geçerlidir.
- Deniz sigortasında bu maddeyi uygulamak; üçüncü fıkra gereği birinci ve ikinci fıkra bu sigortalar için uygulanmaz.
- Can sigortasında yetki itirazı yapılmadığı için yetkisizliği resen gözetmemek; can sigortasında yetki kesin olduğundan mahkeme bunu resen dikkate alır.
- Sigorta türünü belirlemeden yetki kuralı seçmek; önce sigortanın zarar mı can sigortası mı olduğu ayrılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Can sigortasından doğan davada, sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/220 E., 2026/217 K., 11.02.2026)
- Sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar kendi yerleşim yerinde sigorta şirketine karşı dava açabilir ve bu yetkiye aykırı yetki şartı hükümsüz sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/220 E., 2026/217 K., 11.02.2026)
- Zarar sigortasında dava, rizikonun gerçekleştiği yer ile malın bulunduğu yer arasında seçimlik olarak açılabilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1253 E., 2025/297 K., 12.03.2025)
- İçe rücu davalarında yetkili mahkeme, genel yetki kuralları ile madde 15 birinci fıkrası ve diğer ilgili hükümler birlikte gözetilerek seçimlik olarak belirlenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/488 E., 2024/655 K., 25.04.2024)
- Yetki kuralına aykırılık hâlinde mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararın sonucunun 20. madde çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zarar sigortasında yetki itirazında bulunan taraf, dava konusu sigortanın türünü ve sigorta konusunun niteliğini ortaya koymalıdır; sigorta poliçesi ve sigorta konusu malın durumu bu amaçla kullanılır.
- Rizikonun gerçekleştiği yerin tespiti için hasar tutanağı, kaza veya olay tespit belgeleri ve tanık beyanları kullanılabilir; bu yerin davacı tarafından ispatlanması gerekir.
- Can sigortasında davacı, davanın sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar bakımından açıldığını ve yerleşim yerinin bu kişilerin yerleşim yeri olduğunu göstermelidir; nüfus kaydı ve ikametgâh belgesi bu amaçla kullanılır.
- Karşı taraf, davanın deniz sigortasından doğduğunu iddia ederse bu iddiayı ispat etmek zorundadır; üçüncü fıkranın uygulanması bu ispata bağlıdır.
- Sigorta sözleşmesindeki yetki şartının can sigortasında geçerli olup olmadığını iddia eden taraf, sözleşme metnini ve ilgili kayıtları sunmakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.6: Genel yetki kuralıdır. Zarar sigortasında davacı, davalı sigortacının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir.
- 6100 sayılı Kanun m.13: Karşı dava yetkisini düzenler. Bu maddedeki kesin yetki, karşı dava bakımından da yetkinin belirlenmesinde dikkate alınır.
- 6100 sayılı Kanun m.20: Yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde yapılacak işlemleri düzenler; can sigortasında kesin yetki aykırılığının sonucu bu hükümle birlikte değerlendirilir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1453-1520: Zarar sigortaları ve can sigortaları ile ilgili sigorta sözleşmesi hükümlerini içerir. Maddedeki sigorta türü ayrımı bu hükümlere göre yapılır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1472/1: Sigortacının ödediği tazminat kadar sigortalının dava hakkına halef olmasını düzenler. Rücu davalarında yetkinin belirlenmesinde ilgilidir.
HMK m.16 — Haksız fiilden doğan davalarda yetki
HMK m.16, haksız fiilden doğan davalarda ek bir yetkili mahkeme kuralı koyar. Düzenlediği konu, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin yetkisidir. Kural, haksız fiilden doğan tüm davalara uygulanır; kişilik haklarına saldırıdan doğan davalar da bunlara dahildir. Madde genel yetki kuralını (davalının yerleşim yeri, HMK m.6) değiştirmez, yalnızca davacıya seçimlik özel yetki tanır. Maddenin düzenlemediği konular: davalılar birden fazla olduğunda ortak yetki ve yetkisizlik kararı (HMK m.7), sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri (HMK m.10), tüketici ve iş davalarında özel yetki kuralları ile yetki itirazının süresi ve usulü (HMK m.19 ve ilgili usul hükümleri). Kişilik hakları bakımından TMK m.25/5 ayrıca yetki verir; bu yetki HMK m.16'dan bağımsız olarak da kullanılabilir.
Haksız fiilden doğan davalarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haksız fiil
- Kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verilmesi olgusudur; sözleşmeye dayanmayan, kanundan doğan sorumluluk hâllerini de kapsayacak biçimde yorumlanır. Maddenin uygulanması için davanın haksız fiilden kaynaklanması gerekir; sözleşme ilişkisinden doğan talepler bu kapsamda değerlendirilmez.
- Haksız fiilin işlendiği yer
- Fiilin icra edildiği veya tamamlandığı yerdir. Kitle iletişim araçlarıyla işlenen haksız fiillerde, yayının ulaştığı her yer bu kapsamda kabul edilmektedir.
- Zararın meydana geldiği yer
- Zararın fiilen gerçekleştiği yerdir. Fiilin yapıldığı yerden farklı olabilir ve bu durumda davacı iki yerden birini seçebilir.
- Zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer
- Henüz zarar doğmamış olsa da zarar tehlikesinin gerçekleşeceği yerdir. Bu yetki, zararın önlenmesi amacıyla açılacak davalar için öngörülmüştür.
- Seçimlik yetki
- Davacının, maddede sayılan yerlerden birini kendi tercihiyle seçerek dava açabilmesi hakkıdır. Seçim, davacının inisiyatifindedir; yetkisiz bir mahkemede açılan davada seçim hakkı davalıya geçer ve davalı yetki itirazıyla doğru yeri gösterirse dava orada görülür.
Haksız fiilden doğan davalarda yetki: hangi şartlar aranır?
- Dava, haksız fiilden doğan bir talebe dayanmalıdır; sözleşme ya da başka bir hukuki ilişkiden doğan talep bu maddenin kapsamına girmez.
- Davanın açıldığı yer, haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri olmalıdır.
- Davacı, bu yerlerden hangisinde dava açacağını seçmiş olmalıdır; seçim hakkı davacıya aittir.
- Davanın genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri dışında bir yerde açılması hâlinde, mahkeme davanın haksız fiilden doğduğunu ve seçilen yerin maddede sayıldığını resen değerlendirmelidir.
Haksız fiilden doğan davalarda yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Davacı, maddede sayılan yerlerden birini seçerek dava açarsa mahkeme bu yetkiyi kabul eder ve davanın esasına girer.
- Davacı genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir; bu seçenek saklıdır.
- Davacı yetkisiz bir mahkemede dava açarsa ve davalı yetki itirazında bulunup doğru yeri gösterirse seçim hakkı davalıya geçer; davalı maddedeki yerlerden birini yetkili mahkeme olarak gösterirse dava orada görülür.
- Davalı birden fazla ise ve davanın tamamı ortak bir haksız fiilden doğuyorsa, dava haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde açılmalıdır; davalılardan birinin yerleşim yeri seçilemez.
- Yetki bu maddeye göre kesin değildir; taraflar yetkisizlik itirazını ileri sürmezse mahkeme yetkisizliği kendiliğinden dikkate almaz.
- Davacının seçtiği yer maddede sayılan yerlerden biri değilse mahkeme yetkisizlik kararı verir.
Genel yetki ile HMK m.16 seçimlik yetki arasındaki fark nedir?
Genel yetki kuralında dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır ve bu yer tektir.
Haksız fiil davalarında davacı, maddede sayılan dört yerden birinde de dava açabilir.
Davacı, davalının yerleşim yeri dışında bir mahkemede de dava açabilir; genel yetki kuralı bu seçeneği ortadan kaldırmaz.
Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yer arasındaki fark nedir?
Haksız fiilin işlendiği yer, fiilin icra veya tamamlanma yeridir.
Zararın meydana geldiği yer, zararın fiilen gerçekleştiği yerdir.
İki yer farklıysa davacı her ikisinde de dava açabilir; hangisini seçtiği davanın yetki yönünü belirler.
Zararın meydana gelme ihtimali ile gerçekleşmiş zarar arasındaki fark nedir?
Zararın meydana gelme ihtimali, henüz zarar doğmadan zararın önlenmesi amacıyla açılan davalarda söz konusudur.
Gerçekleşmiş zarar, zararın fiilen doğduğu davalarda söz konusudur.
Zarar henüz doğmamışsa da tehlike bulunan yerde dava açılabilir.
HMK m.16 ile TMK m.25/5 (kişilik hakları) arasındaki fark nedir?
HMK m.16 haksız fiilden doğan tüm davalara uygulanan genel bir özel yetki kuralıdır.
TMK m.25/5 yalnızca kişilik haklarının korunması için açılan davalara ilişkin yetki kuralıdır.
Kişilik hakkı ihlali davasında iki kural birlikte uygulanabilir; davacı her iki kuralın tanıdığı yerlerden birinde dava açabilir.
Davalının yalnız biri ile birden fazla davalı arasındaki fark nedir?
Tek davalıya karşı açılan haksız fiil davasında maddedeki dört yer seçimlik olarak kullanılabilir.
Birden fazla davalı varsa haksız fiilin işlendiği yer ortak yetkili mahkeme olur ve bu durumda davalılardan birinin yerleşim yeri seçilemez.
Davalıların hepsine karşı açılan dava, haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde görülür (HMK m.7/1).
Haksız fiilden doğan davalarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Haksız fiil davasında yalnızca davalının yerleşim yerinin yetkili olduğunu saymak; m.16'nın seçimlik yetki tanıdığını göz ardı etmektir.
- Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin aynı şey olduğunu varsaymak; iki yer farklı olabilir ve her ikisi de yetki doğurur.
- Birden fazla davalıya karşı açılan davada davalılardan birinin yerleşim yerini seçmek; ortak yetkili mahkeme olan haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde açmak gerekir (m.7/1).
- Kişilik hakkı ihlali davasında yalnızca TMK m.25/5'i uygulayıp HMK m.16'yı yok saymak ya da tersine yalnızca HMK m.16'ya dayanmak; iki kural birlikte uygulanabilir.
- Yetki kuralını kesin yetki gibi değerlendirerek yetki itirazını süre bakımından sınırlı saymak; bu maddede yetki kesin değildir ve taraflar yetki itirazını her zaman ileri sürebilir.
- Davacının seçtiği yerin maddede sayılan yerlerden biri olup olmadığını araştırmadan yetki kabul etmek; seçilen yerin gerçekten haksız fiil ile bağlantılı olması gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haksız fiilden doğan davalarda davacının, maddede sayılan dört yerden birini seçerek dava açabileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1090 E., 2023/1111 K., 22.11.2023; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2287 E., 2026/776 K., 24.04.2026; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/695 E., 2026/959 K., 30.03.2026)
- Trafik kazasından doğan tazminat davalarında kazanın meydana geldiği yerin ve davacının yerleşim yerinin seçimlik yetkili mahkeme olarak kabul edildiği görülmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1088 E., 2025/1037 K., 29.12.2025)
- Davacının seçtiği yer mahkemesinde yetki itirazının reddedilerek davanın esasına girilmesi gerektiği yönünde uygulama vardır; mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi bozma nedeni sayılmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2026/215 E., 2026/676 K., 09.04.2026)
- İş ilişkisinden doğan haksız fiil iddialarında işçinin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili sayıldığı, iş mahkemesi sıfatıyla bu yerde dava açılabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2026/679 E., 2026/675 K., 29.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Davacı, haksız fiilin varlığını, zararın doğduğunu ve zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yerin neresi olduğunu ileri sürmek ve ispatlamak zorundadır; yetki için dava dilekçesinde bu yerlerden birinin dayanağı gösterilmelidir.
- Yetki iddiasını dayandırdığı yer için davacı kolaylıkla kanıt sunabilmelidir; trafik kazasında tutanak ve polis raporu, kişilik hakkı ihlalinde yayın veya yazı metni, yerleşim yeri için nüfus kaydı kullanılabilir.
- Davalı yetki itirazında bulunuyorsa, davanın seçilen yerde açılmasının maddeye uymadığını ya da başka bir yerin yetkili olduğunu ileri sürmek zorundadır; bu savunmayı kanıtlamak da davalıya düşer.
- Davacının seçtiği yerin fiilen haksız fiilin işlendiği, zararın doğduğu veya yerleşim yeri olduğu tespit edildiğinde mahkeme yetkiyi kabul eder; bu tespit için mahkeme resen araştırma yapabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6: Davalının yerleşim yeri mahkemesinin genel yetkili olduğunu düzenler; m.16 bu genel yetkiye ek olarak davacıya seçimlik özel yetki tanır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.7: Birden fazla davalı bulunması hâlinde ortak yetkili mahkemeyi ve sırf davalılardan birini başka mahkemeye getirmek amacıyla yapılan davanın ayrılmasını düzenler; m.16'nın davalılar bakımından nasıl uygulanacağını belirler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.10: Sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesini düzenler; haksız fiil davası bu kapsamda değildir, ancak sözleşme ve haksız fiil talepleri birlikte ileri sürülüyorsa iki yetki kuralı ayrı ayrı değerlendirilir.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.25: Kişilik haklarına saldırıdan doğan davalarda davacının kendi yerleşim yerinde de dava açabilmesine ilişkin ayrı bir yetki kuralı getirir; m.16 ile birlikte uygulanabilir.
HMK m.17 — Yetki sözleşmesi
Bu madde, tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında doğmuş ya da doğabilecek bir uyuşmazlık bakımından yetki sözleşmesi yapılabilmesinin şartlarını ve bu sözleşmenin etkisini düzenler; yetki sözleşmesinin münhasır nitelikte kabul edilmesi (aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız sözleşmedeki mahkemede açılır) kuralını içerir. Tacir olmayan gerçek kişilerin ve tüketicilerin yetki sözleşmesi yapmasını yasaklar. Yetki sözleşmesinin yazılı yapılmasını (m.18/2), yetki sözleşmesinin hangi mahkemeleri kapsayacağını ve belirliliğini (m.18/1), kesin yetki hâllerini ve bölge adliye mahkemeleri için yetki sözleşmesi yasağını düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde ya da Yargıtay içtihadında yer alır (m.18, m.357/2). Yabancı mahkemeye yetki veren sözleşmelerin milletlerarası özel hukuk bakımından ayrı bir rejimi vardır ve bu madde ile birlikte değerlendirilmekle beraber 5718 sayılı Kanunun ilgili hükmüne tabidir. Tarihsel değerlendirme ve gerekçe bu alanın dışındadır.
Yetki sözleşmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yetki sözleşmesi
- Taraflardan birinin veya ikisinin, aralarındaki belirli bir uyuşmazlık için kanunen yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili kılmak amacıyla yaptığı sözleşmedir. Usul hukuku alanında asıl etkisini doğurur; sözleşmenin yalnızca yan etkisi maddi hukuka ilişkin olabilir.
- Tacir
- Türk Ticaret Kanunu'na göre ticari işletmesi bulunan veya kanunun tacir saydığı kişidir. Bu madde bakımından yalnız tacir olan veya kanunen tacir sayılan kişiler yetki sözleşmesi yapabilir; TTK m.12/3 kapsamında ticaret işi görmekle sorumlu tutulanlar bu kapsamda değildir.
- Münhasır yetki sözleşmesi
- Yetki sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça, davanın yalnız sözleşmede belirlenen mahkemede açılabilmesi anlamına gelen sözleşme türüdür. Kanunen yetkili diğer mahkemelerin yetkisi, sözleşmede açıkça saklı tutulmadıkça ortadan kalkar.
- Kesin yetki
- Kanunun kamu düzenine dayanarak belirli bir mahkemeyi zorunlu kıldığı yetki türüdür. Bu yetki yetki sözleşmesiyle değiştirilemez; böyle bir sözleşme yapılmış olsa da etki doğurmaz.
- Tüketici ve tacir olmayan gerçek kişi
- Tacir veya kamu tüzel kişisi karşısında daha zayıf konumda sayılan, bu madde kapsamında yetki sözleşmesi yapamayan taraftır. Aralarında yapılan yetki kayıtları, bu sıfat taşıyan taraf bakımından geçersizdir.
Yetki sözleşmesi: hangi şartlar aranır?
- Sözleşmenin taraflarının her ikisinin de tacir veya kamu tüzel kişisi olması gerekir; tacir olmayan bir gerçek kişiyle yapılan yetki kaydı bu kişi bakımından geçersizdir. Kanunen tacir sayılanlar (TTK m.12/2) yetki sözleşmesi yapabilir, ticaret işi görmekle sorumlu tutulanlar (TTK m.12/3) yapamaz.
- Uyuşmazlığın taraflar arasında doğmuş ya da doğabilecek bir uyuşmazlık olması gerekir ve kesin yetkiye tabi bir uyuşmazlık olmamalıdır.
- Yetki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir; bu şekil geçerlilik şartıdır.
- Yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme belirli olmalıdır.
- Taraflar aksini kararlaştırmadıkça dava yalnız sözleşmede belirlenen mahkemede açılmalıdır; sözleşme münhasır yetki doğurur.
- Bölge adliye mahkemeleri bakımından yetki sözleşmesi yapılamaz; bu yasağa uyulmaması hâlinde sözleşme hüküm doğurmaz.
Yetki sözleşmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Tacir ya da kamu tüzel kişisi olan taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi yapıldığında, aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız sözleşmede belirlenen mahkemede açılabilir.
- Sözleşmede belirlenen mahkeme tek başına yetkili olur; kanunen yetkili diğer mahkemelerin yetkisi ortadan kalkar.
- Sözleşmede kanunen yetkili mahkemelerin de yetkisi saklı tutulduysa dava bu mahkemelerde de açılabilir.
- Taraflardan biri tacir olmayan bir gerçek kişi, tüketici ya da ticaret işi görmekle sorumlu tutulan kişi ise yetki sözleşmesi geçersizdir ve kanunen yetkili mahkeme belirlenir.
- Yetki sözleşmesi kesin yetki hâlinde etki doğurmaz; yokluğu hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
- Sözleşme yazılı değilse geçersizdir ve yetki kanunen belirlenir.
- Yetki sözleşmesi bölge adliye mahkemesi için yapılamaz.
Tacir ile tacir olmayan gerçek kişi arasındaki fark nedir?
Tacir ya da kamu tüzel kişisi, kendi aralarındaki ilişkide eşit konumda sayılır ve yetki sözleşmesi yapabilir.
Tacir olmayan gerçek kişi veya tüketici, daha zayıf konumda sayılır ve bu tür bir sözleşme yapamaz.
Tacir ile tüketici arasında yapılan yetki kaydı geçersiz olur; tüketici bakımından kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi korunur.
Kanunen tacir sayılan ile ticaret işi görmekle sorumlu tutulan kişi arasındaki fark nedir?
Kanunen tacir sayılanlar (TTK m.12/2) yetki sözleşmesi yapabilir.
Ticaret işi görmekle sorumlu tutulanlar (TTK m.12/3) bu madde kapsamında tacir sayılmaz.
Ticaret işi görmekle sorumlu tutulan taraf yetki sözleşmesi yaptığında sözleşme geçersiz kalır.
Münhasır yetki ile aksi kararlaştırılmış yetki arasındaki fark nedir?
Sözleşmede aksi belirtilmezse yalnız sözleşmedeki mahkeme yetkilidir.
Taraflar kanunen yetkili mahkemelerin yetkisini saklı tutmak isterlerse bunu sözleşmede ayrıca belirtmelidir.
Saklı tutma ayrıca yazılmamışsa diğer kanunen yetkili mahkemelerde dava açılamaz.
Kesin yetki ile yetki sözleşmesine açık uyuşmazlık arasındaki fark nedir?
Kesin yetkiye tabi uyuşmazlıklarda yetki sözleşmesi etki doğurmaz.
Kesin yetki gerektirmeyen uyuşmazlıklarda yetki sözleşmesi geçerli olabilir.
Kesin yetkili mahkeme bulunan davada hâkim, sözleşmenin yokluğunu kendiliğinden dikkate alır ve kesin yetkili mahkemede görülmesine karar verir.
Yabancı devlet mahkemesine yetki ile yerel mahkemeye yetki arasındaki fark nedir?
Yabancı devlet mahkemesini yetkili kılan sözleşme, Türk hukuku bakımından yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisinde ve belirli mahkeme gösterilerek yapılmalıdır.
Türk mahkemelerini yetkili kılan sözleşmede yabancılık unsuru aranmaz; bu madde ve m.18 esas alınır.
Yabancı mahkeme seçimi ayrı şartlara bağlıdır; belirlilik şartı sağlanmazsa sözleşme geçersiz olur.
Yetki sözleşmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tacir olan tarafın yetki sözleşmesi yapma yetkisini, tarafın bir gerçek kişi olması nedeniyle yok saymak; kanunen tacir sayılan kişilerin de bu kapsamda değerlendirildiğini gözden kaçırmak.
- Ticaret işi görmekle sorumlu tutulan kişiyi (TTK m.12/3) tacir gibi kabul ederek yetki sözleşmesini geçerli saymak.
- Yetki sözleşmesinde mahkeme adı gösterilmeden genel bir ifadeyle yetki kaydını yeterli görmek; belirlilik şartını ihmal etmek.
- Sözleşmenin münhasır olmadığını varsaymak; aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız sözleşmedeki mahkemede açılır.
- Kesin yetki gerektiren bir uyuşmazlıkta yetki sözleşmesini geçerli kabul etmek; kesin yetki hâlinde sözleşme etki doğurmaz.
- Yetki sözleşmesinin yazılı olmasını zorunlu görmemek; yazılı şekil geçerlilik şartıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tarafların tacir olması nedeniyle yetki sözleşmesinin geçerli sayılması ve yetki itirazının bu gerekçeyle değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/2997 E., 2024/356 K., 27.02.2024)
- Sözleşmede yetkili mahkeme belirtilmişse, aksi kararlaştırılmadıkça davanın yalnız bu mahkemede açılacağı yönünde uygulama yapılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/104 E., 2016/15 K., 20.01.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2017/741 E., 2019/382 K., 02.04.2019)
- Yetki sözleşmesinin yabancılık unsuru taşıyan ilişkiler ile yerel ilişkilerde ayrı kurallara bağlanmaması, tek bir münhasır yetki çözümü olarak uygulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1158 E., 2025/1240 K., 10.07.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/1148 E., 2020/1050 K., 08.10.2020)
- Sözleşmede yetkili kılınan mahkemenin adının gösterilmesi, belirlilik şartının sağlanması için aranmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1690 E., 2022/1679 K., 08.12.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Yetki sözleşmesinin varlığını ileri süren taraf, sözleşmenin yazılı olarak yapıldığını ve belirli bir mahkeme gösterdiğini ispatlamakla yükümlüdür; ispat yazılı belge ile yapılır.
- Karşı taraf tacir olmadığını veya ticaret işi görmekle sorumlu tutulduğunu ileri sürüyorsa, bu sıfatı ispat etmesi gerekir; tacir olduğunu iddia eden taraf bu sıfatı ticaret sicili ya da kanuni karine ile gösterir.
- Yetki itirazında bulunan taraf, sözleşmenin geçersizliğini (tacir sıfatının bulunmaması, yazılılık eksikliği, belirsizlik) ileri sürdüğünde bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Sözleşmede kanunen yetkili mahkemelerin saklı tutulduğunu ileri süren taraf, bu iradeyi sözleşmenin içeriğinden çıkararak ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.18: Yetki sözleşmesinin yazılı yapılmasını ve belirli bir mahkeme gösterilmesini (belirlilik) öngörür; bu madde şartlarını tamamlar.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.357: Bölge adliye mahkemeleri bakımından yetki sözleşmesi yapılamayacağını düzenler (m.357/2).
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.47: Yabancı devlet mahkemesine yetki veren sözleşmelerin Türk hukuku bakımından geçerliliğini düzenler; bu maddenin yabancılık unsurlu sözleşmelere uygulanmasında ilgilidir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.12: Tacir kavramını belirler; kanunen tacir sayılanlar (m.12/2) ile ticaret işi görmekle sorumlu tutulanları (m.12/3) ayırt eder.
HMK m.18 — Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
Madde, taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin (yetki şartının) geçerlilik koşullarını düzenler; iki ana başlık altında, yetki sözleşmesinin yapılamayacağı konular ve kesin yetki hâlleri ile yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları (yazılılık, uyuşmazlığın belirli veya belirlenebilir olması, yetkili mahkemenin gösterilmesi) yer alır. Kural, yetki sözleşmesi yapan tarafların hukuki ilişkisine ve yetki sözleşmesinin kurulmasına uygulanır. Maddenin tacir ve kamu tüzel kişisi şartını (m.17), yetki sözleşmesinin zımni olarak doğma hâlini (m.19/2) ve yetkisizlik itirazının usulünü (m.116, m.117) düzenlemediği; bunların ilgili maddelerde yer aldığı kabul edilir. Yetki sözleşmesinin yabancı mahkemeye ilişkin uluslararası boyutu ve yetki sözleşmesinin dava açılmadan önce ve sonra yapılmasına ilişkin ayrıntılar da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yetki sözleşmesi
- Tarafların, doğmuş veya doğabilecek belirli bir uyuşmazlık için hangi mahkemenin yetkili olacağını kararlaştırdıkları sözleşmedir. Yetki şartı biçiminde asıl sözleşmenin bir maddesi olarak da yapılabilir.
- Yetki şartı
- Asıl sözleşmenin içinde yer alan ve uyuşmazlık çıkarsa hangi mahkemenin yetkili olacağını belirleyen hükümdür. Geçerlilik koşulları bakımından bağımsız yetki sözleşmesinden ayrılmaz, aynı şartlara tabidir.
- Kesin yetki
- Kanunun belirli bir mahkemeyi zorunlu kıldığı ve taraf iradesiyle değiştirilemeyen yetki türüdür. Bu hâllerde yetki sözleşmesi yapılamaz ve yapılmış olsa bile bir etki doğurmaz.
- Uyuşmazlığın belirli veya belirlenebilir olması
- Yetki sözleşmesinin hangi hukuki ilişkiden doğan uyuşmazlığa uygulanacağının sözleşmeden açıkça anlaşılmasıdır. Belirlenebilirlik, uyuşmazlığın ne olabileceğinin sözleşme anında öngörülebilmesi ölçüdür; serbest seçime bırakılan mahkeme belirli sayılmaz.
- Zımni yetki sözleşmesi
- Davalının yetkisiz mahkemede açılan davaya süresinde ilk itiraz etmemesiyle, yazılı olmayan biçimde doğan yetki anlaşmasıdır. Kesin yetki hâllerinde ve üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen konularda doğmaz.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları: hangi şartlar aranır?
- Yetki sözleşmesinin, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konulara ilişkin olmaması gerekir.
- Yetki sözleşmesinin kesin yetki hâllerine ilişkin olmaması gerekir; kesin yetkili bir uyuşmazlıkta yapılan yetki sözleşmesi hiçbir etki doğurmaz.
- Yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerekir; bu şekil geçerlilik şartıdır ve yazılı olmayan sözleşme geçersizdir.
- Yetki sözleşmesinin, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkiyi belirli veya belirlenebilir kılması gerekir.
- Yetki sözleşmesinde yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi gerekir; belirsiz bir mahkeme gösterimi geçerli değildir.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları: hangi sonuçları doğurur?
- Üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen konularda ve kesin yetki hâllerinde yapılan yetki sözleşmesi hukuken yoktur ve mahkemenin yetkisini değiştirmez.
- Kesin yetki hâllerinde taraflar yetki sözleşmesi yapmış olsalar bile, hâkim kesin yetkili mahkemede görülmesi yönünde kendiliğinden karar verir.
- Yazılı şekle uyulmayan yetki sözleşmesi geçersizdir; varlığı tanık veya yemin gibi başka delillerle ispat edilemez.
- Uyuşmazlık belirli veya belirlenebilir değilse, ya da yetkili mahkeme gösterilmemişse yetki sözleşmesi geçersizdir.
- Yetki sözleşmesi geçerli değilse, yetki kuralları genel hükümlere göre belirlenir ve taraflar sözleşmeye dayanarak mahkemeyi değiştiremez.
- Geçerli bir yetki sözleşmesi varsa, yetkili kılınan mahkeme dava açılabilecek tek mahkeme olur ve yetkili kılınan mahkeme davaya bakmaktan kaçınamaz.
Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği konu ile edemediği konu arasındaki fark nedir?
Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği konularda, yani hakkın üzerinde taraf iradesiyle karar verilebilen uyuşmazlıklarda yetki sözleşmesi yapılabilir.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konularda (kamu düzenine ilişkin haklar, kişi varlığına ilişkin haklar gibi) yetki sözleşmesi yapılamaz.
Bu konularda yapılan yetki sözleşmesi geçersizdir ve mahkemenin yetkisini değiştirmez.
Kesin yetki ile nispi yetki arasındaki fark nedir?
Kesin yetkili hâllerde kanun mahkemeyi zorunlu olarak belirler ve taraf iradesi bu belirlemeyi değiştiremez.
Nispi yetkili hâllerde kanun yalnız bir veya birkaç seçenek tanır ve taraflar sözleşmeyle yetkili mahkemeyi kararlaştırabilir.
Kesin yetkili uyuşmazlıkta yetki sözleşmesi etkisizdir; nispi yetkili uyuşmazlıkta geçerli bir yetki sözleşmesi yetkiyi belirler.
Yazılı yetki sözleşmesi ile zımni yetki sözleşmesi arasındaki fark nedir?
Yazılı yetki sözleşmesi, tarafların açık yazılı iradesiyle kurulur ve geçerlilik şartını taşır.
Zımni yetki sözleşmesi, davalının yetkisiz mahkemede açılan davaya süresinde ilk itiraz etmemesiyle doğar.
Zımni yetki, yazılı şekil şartına bağlı değildir ve kesin yetki ile tasarruf edilemeyen konularda doğmaz; bu bağlamda m.18/1'deki sınırlar aynen geçerlidir.
Asıl sözleşme şekli ile yetki şartının şekli arasındaki fark nedir?
Asıl sözleşme resmi şekle tabi olabilir.
Yetki sözleşmesi, asıl sözleşme resmi şekle tabi olsa bile adi yazılı şekilde yapılabilir.
Asıl sözleşmenin resmi şekle uyulmamış olması, yetki şartını kendiliğinden geçersiz kılmaz; yetki şartının yazılılık şartı yeterlidir.
Belirli uyuşmazlık ile belirsiz uyuşmazlık arasındaki fark nedir?
Belirli bir hukuki ilişkiden doğan uyuşmazlık için kararlaştırılan yetki sözleşmesi geçerlidir.
Bütün gelecekteki sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıkları kapsayan genel bir yetki kaydı, ilişkinin belirlenebilirliğini sağlamayabilir.
Uyuşmazlık konusu belirlenemiyorsa yetki sözleşmesi geçersizdir.
Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yazılı şekil şartını 'ispat şartı' gibi okumak; yazılılık geçerlilik şartıdır ve tanıkla ya da yeminle giderilemez.
- Asıl sözleşme resmi şekle tabi olduğu için yetki şartının da resmi şekilde yapılması gerektiğini sanmak; yetki sözleşmesi adi yazılı şekilde yapılabilir.
- 'İfa yeri mahkemesi' ya da 'serbest seçime göre mahkeme' gibi belirsiz ifadeleri yeterli saymak; mahkemenin belirli olması gerekir.
- Kesin yetkili bir uyuşmazlıkta yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu düşünüp mahkemeyi sözleşmeye göre belirlemek; bu hâlde hâkim kesin yetkili mahkemede görülmesine kendiliğinden karar vermelidir.
- Uyuşmazlığın belirli olmadığı genel nitelikli bir yetki kaydını geçerli saymak; uyuşmazlığın hangi hukuki ilişkiden doğduğu açık değilse sözleşme geçersizdir.
- Zımni yetki sözleşmesini yazılılık şartına tabi tutmak; zımni yetki yazılı şekle bağlı değildir, ancak kesin yetki ve tasarruf yasağı sınırlarına tabidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için m.17 ve m.18'de öngörülen şartların birlikte aranması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/611 E., 2025/870 K., 22.05.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/772 E., 2024/1690 K., 11.12.2024)
- Yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin belirli olması aranır; 'ifa yeri mahkemesi' veya 'ödemeyen mahkemesi' gibi ifadeler yeterli sayılmaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1269 E., 2024/1176 K., 31.10.2024)
- Kesin yetki hâllerinde yapılan yetki sözleşmesinin yok hükmünde sayıldığı ve hâkimin bunu kendiliğinden dikkate alması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/305 E., 2024/574 K., 09.05.2024)
- Yetki sözleşmesinin varlığının yazılı belge ile ispat edilmesi aranır; belge aslının ibraz edilmemesi hâlinde sözleşmenin bulunmadığına hükmedilir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/1525 E., 2024/1379 K., 02.10.2024)
- Yetki sözleşmesinin 6100 sayılı Kanunun 1 ila 19. maddelerinde düzenlenen görev ve yetki kuralları içinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Yetki sözleşmesine dayanan taraf, sözleşmenin varlığını ve yazılı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; yazılı belgenin aslı ibraz edilmelidir.
- Yazılılık şartı nedeniyle yetki sözleşmesinin varlığı tanık veya yemin gibi başka delillerle ispat edilemez; karşı taraf sözleşmeyi inkâr ederse belge aslının ibrazı istenir.
- Belge aslı ibraz edilemezse yetki sözleşmesinin bulunmadığına hükmedilir.
- Uyuşmazlığın belirli veya belirlenebilir olduğunu ve yetkili mahkemenin açıkça gösterildiğini iddia eden taraf bunu sözleşme metninden ispatlar.
- Yetki sözleşmesinin kesin yetki kapsamına girdiğini ileri süren taraf veya hâkim, uyuşmazlığın kanunla kesin yetkili mahkemeye ayrıldığını belgeye ve kanun hükmüne dayanarak gösterir.
- Yetki itirazında bulunmayan davalı, zımni yetki sözleşmesinin doğduğunu ileri süren karşı tarafa karşı, itirazın süresinde yapılmadığı belgelerle ortaya konulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.17: Yetki sözleşmesi yapabilecek kişileri sınırlar; yalnız tacir veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilir. Bu madde ise yapılan sözleşmenin şekil ve içerik koşullarını düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.12: Kesin yetki hâllerini belirler; m.18/1'deki yasağın kapsamı bu maddedeki kesin yetki kurallarıyla çizilir.
- 6100 sayılı Kanun m.19: Davalının yetkisiz mahkemede açılan davaya süresinde ilk itiraz etmemesi hâlinde zımni yetki sözleşmesinin doğduğunu düzenler (m.19/2).
- 6100 sayılı Kanun m.116: Yetki itirazının ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerektiğini düzenler; zımni yetki sözleşmesinin doğup doğmayacağı bu süreye bağlıdır.
HMK m.19 — Yetki itirazının ileri sürülmesi
Bu madde, yetki itirazının hangi aşamada ve hangi usulle ileri sürüleceğini, kesin yetki ile kesin olmayan yetki arasındaki farkı, yetkisizlik kararında yetkili mahkemenin gösterilmesini ve süresinde itiraz yapılmadığında davanın açıldığı mahkemenin yetkili hale gelmesini düzenler. Kime uygulandığı bakımından davalı taraf yetki itirazında bulunabilir, mahkeme ise kesin yetkide resen inceleme yapar; davacı yetki itirazında bulunamaz. Düzenlemediği konular arasında görev ve yetkisizlik kararı sonrası dosyanın gönderilmesi (m.20–23), kesin yetki kurallarının kendisi, yetki sözleşmesinin geçerlilik koşulları (m.17–18) ve yetki kurallarının içeriği (m.6–16) yer alır; bu konular başka maddelerde düzenlenmiştir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yetki itirazı
- Davalının, cevap dilekçesinde, davanın açıldığı mahkemenin yetkisiz olduğunu ileri sürmesidir. Yetkili mahkemeyi göstermesi ve birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerekir.
- Kesin yetki
- Yetkili mahkemenin kanun gereği değiştirilemediği yetki türüdür. Bu hâlde mahkeme yetkiyi davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve taraflar yetkisizliği her zaman ileri sürebilir.
- Kesin olmayan yetki
- Taraflarca değiştirilebilen ya da davalının itirazına bağlı olan yetki türüdür. Bu hâlde yetkisizlik, yalnızca süresinde ve usulüne uygun ileri sürülürse dikkate alınır.
- İlk itiraz
- Davalının esasa ilişkin savunmadan önce ileri sürmesi gereken yetki itirazı ile usule ilişkin itirazlardır. Kesin olmayan yetkide yetki itirazı ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde yapılır.
- Dava arkadaşlığı
- Birden fazla davalının aynı davada yer alması hâlidir. Zorunlu ve ihtiyari olmak üzere ikiye ayrılır ve yetki itirazının kimin adına yapılabileceği bu ayrıma göre belirlenir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi: hangi şartlar aranır?
- Yetkinin kesin olmadığı bir davada davalının yetki itirazında bulunması, bu itirazın cevap dilekçesinde yapılması gerekir.
- Yetki itirazında bulunan davalının yetkili mahkemeyi göstermesi bulunmalıdır; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemenin de bildirilmesi gerekir.
- Yetki itirazı, cevap süresi içinde ve usulüne uygun yapılmalıdır.
- Zorunlu dava arkadaşlığı bulunan hâllerde yetki itirazının tüm dava arkadaşları tarafından birlikte yapılması gerekir.
- Yetkinin kesin olduğu hâllerde, taraflar itiraz etmese bile mahkeme yetkisini kendiliğinden araştırmalıdır.
- Yetki itirazının hukuki sonuç doğurması için itiraz yapılmadan önce yetki ilk itirazının başka bir işlemle (feragat gibi) geri alınmamış olması gerekir.
Yetki itirazının ileri sürülmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Kesin yetkide mahkeme yetkisizse, taraflar itiraz etmese bile yetkisizlik kararı verir ve bu kararda yetkili mahkemeyi gösterir.
- Kesin olmayan yetkide davalı süresinde ve usulüne uygun itiraz etmezse, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir ve davayı esastan karara bağlar.
- Yetki itirazı yetkili mahkemeyi göstermeden yapılmışsa ya da birden fazla yetkili mahkeme varken seçim bildirilmemişse itiraz dikkate alınmaz.
- Kesin olmayan yetkide itirazda bulunan davalının gösterdiği mahkeme yetkili değilse, mahkeme itirazı reddeder ve bu nedenle geçerli bir itiraz yapılmış olur.
- Kesin olmayan yetkide yetkisizlik kararı verilirken mahkeme, itirazda belirtilen mahkeme gerçekten yetkili ise onu gösterir.
- Zorunlu dava arkadaşlığında itiraz tüm ortaklarca yapılmazsa hukuki sonuç doğurmaz.
- Yetki itirazında bulunmayan davalı ile itiraz sonrası duruşmaya katılan davalı yönünden aynı itiraz sonuç vermez; her davalı yönünden ayrı değerlendirme yapılır.
- Usulüne uygun yetki itirazından sonra yapılan feragat yetki itirazını ortadan kaldırır ve davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
Kesin yetki ile kesin olmayan yetki arasındaki fark nedir?
Kesin yetkide mahkeme yetkiyi resen ve davanın sonuna kadar araştırır; taraflar yetkisizliği her zaman ileri sürebilir.
Kesin olmayan yetkide yetki itirazı cevap dilekçesinde ve süresinde yapılmazsa dikkate alınmaz.
Kesin yetkide süre ve cevap dilekçesi şartı aranmaz; kesin olmayan yetkide süresinde itiraz yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
Zorunlu dava arkadaşlığı ile ihtiyari dava arkadaşlığı arasındaki fark nedir?
Zorunlu dava arkadaşlığında dava arkadaşları hakkında tek ve aynı karar verilmesi gerekir.
İhtiyari dava arkadaşlığında her davalı hakkında ayrı karar verilebilir.
Zorunlu dava arkadaşlarında yetki itirazı tüm ortaklarca birlikte yapılmalıdır; ihtiyari dava arkadaşlarında itiraz yalnız itirazda bulunan davalı yararına sonuç doğurur ve diğerleri için davanın tefriki gerekebilir.
Usulüne uygun itiraz ile usulüne uygun olmayan itiraz arasındaki fark nedir?
Yetkili mahkemeyi gösteren ve birden fazla varsa seçimini bildiren itiraz usulüne uygundur.
Yetkili mahkemeyi doğru göstermeyen ya da birden fazla yetkili mahkeme varken seçimini bildirmeyen itiraz usulüne uygun değildir.
Usulüne uygun olmayan itiraz dikkate alınmaz ve dava esastan incelenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki itirazında bulunan davalının yetkili mahkemeyi doğru göstermesi gerektiği, aksi hâlde geçerli bir yetki itirazından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/350 E., 2024/2233 K., 10.12.2024)
- Birden fazla yetkili mahkeme bulunan hâlde davalının tüm yetkili mahkemeleri değil seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, sadece birden fazla mahkemeyi sıralamanın yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1852 E., 2023/221 K., 09.02.2023; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/369 E., 2022/1015 K., 02.06.2022)
- Cevap süresinin geçtikten sonra yapılan yetki itirazının süresinde sayılmayacağı ve bu hâlde doğrudan yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1276 E., 2022/1056 K., 30.06.2022)
- Zorunlu dava arkadaşlığında yetki itirazının tüm davalılarca birlikte yapılmaması hâlinde itirazın hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/772 E., 2023/865 K., 27.09.2023)
- İhtiyari dava arkadaşlığında yalnız itirazda bulunan davalı yararına yetki itirazının sonuç doğuracağı; diğer davalılar hakkında yetkisizlik kararı verilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/187 E., 2026/560 K., 01.04.2026)
- Kesin yetki kuralına aykırı olarak yetki sözleşmesi uyarınca başka yerde açılan davada mahkemenin yetkisizliği kendiliğinden dikkate alıp yetkisizlik kararı vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/772 E., 2023/865 K., 27.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Yetki itirazını ileri süren davalı, itirazının süresinde ve usulüne uygun yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; itirazın cevap dilekçesinde yapıldığı ve yetkili mahkemenin açıkça gösterildiği dosya belgeleriyle ortaya konur.
- Cevap süresinin başlangıcı, dava dilekçesinin tebligat belgesi ile ispatlanır; tebligatın tarihi süreye ilişkin tartışmanın temel delilidir.
- Davacı, yetki itirazına karşı yetkili mahkemenin davanın açıldığı yer olduğunu iddia ederse, yetkili mahkemeyi gösteren yetki sözleşmesi, sözleşme metni veya yerleşim yeri kayıtları ile ispat yükü ona geçer.
- Yetki itirazı davacıya tebliğ edilir ve davacı bu konudaki beyanını sunar; mahkeme itirazı incelerken tarafların delillerini toplar ve değerlendirir.
- Yetki sözleşmesine dayanılıyorsa sözleşmenin yazılı olduğu ve imzanın inkar edilmediği belgeyle gösterilir; imza inkar edilmişse sözleşmenin geçerliliği ayrıca ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.20: Yetkisizlik kararı verildiğinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi usulünü düzenler; m.19/3'te gösterilen yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesini tamamlar.
- 6100 sayılı Kanun m.127: Cevap süresinin (iki hafta) kaynağıdır; bu süre mahkemece uzatılabildiğinde yetki itirazının süresini de etkiler.
- 6100 sayılı Kanun m.60: Birden fazla davalıdan yalnız birinin yetki itirazının hukuki sonuç doğurup doğurmayacağını, diğer davalının duruşmaya gelmesinin etkisini belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.17: Yetki sözleşmesinin yazılı şekli ve geçerliliği, yetki itirazında dayanılacak sözleşmelerin geçerlilik ölçütünü belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.18: Yetki sözleşmesinin kapsamı ve belirlenebilirliği, birden fazla yetkili mahkeme bulunan hâllerde itirazda seçilecek mahkemenin tespitinde ölçüt oluşturur.
Konuda geçen kararlar
72 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2024/176 E., 2025/618 K., 08.10.2025İlgili madde: m.14
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/422 E., 2024/485 K., 02.10.2024İlgili madde: m.11
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024İlgili madde: m.8, m.9, m.11, m.13, m.14, m.15, m.18
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/226 E., 2024/201 K., 24.04.2024İlgili madde: m.11
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1090 E., 2023/1111 K., 22.11.2023İlgili madde: m.7, m.16
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/408 E., 2023/1116 K., 22.11.2023İlgili madde: m.11
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/772 E., 2023/865 K., 27.09.2023İlgili madde: m.19
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/515 E., 2022/285 K., 10.03.2022İlgili madde: m.8, m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2616 E., 2019/1330 K., 10.12.2019İlgili madde: m.12
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/741 E., 2019/382 K., 02.04.2019İlgili madde: m.17
Diğer 62 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3884 E., 2017/1411 K., 22.11.2017İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3885 E., 2017/1412 K., 22.11.2017İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3679 E., 2017/1410 K., 22.11.2017İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/1393 E., 2017/1413 K., 22.11.2017İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3504 E., 2016/92 K., 27.01.2016İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/104 E., 2016/15 K., 20.01.2016İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/541 E., 2015/1287 K., 29.04.2015İlgili madde: m.13
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/543 E., 2015/1286 K., 29.04.2015İlgili madde: m.13
- Birinci Bölüm, 2014/1178 E., 10.03.2015İlgili madde: m.8
- Birinci Bölüm, 2014/2235 E., 08.09.2014İlgili madde: m.8
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2026/916 E., 2026/1058 K., 21.05.2026İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2026/679 E., 2026/675 K., 29.04.2026İlgili madde: m.15, m.16
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1258 E., 2026/752 K., 24.04.2026İlgili madde: m.5
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2287 E., 2026/776 K., 24.04.2026İlgili madde: m.16
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2026/215 E., 2026/676 K., 09.04.2026İlgili madde: m.16
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/187 E., 2026/560 K., 01.04.2026İlgili madde: m.6, m.19
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/1358 E., 2026/502 K., 30.03.2026İlgili madde: m.13
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/695 E., 2026/959 K., 30.03.2026İlgili madde: m.16
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1563 E., 2026/407 K., 06.03.2026İlgili madde: m.13
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1679 E., 2026/289 K., 04.03.2026İlgili madde: m.5
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1673 E., 2026/277 K., 25.02.2026İlgili madde: m.11
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2026/224 E., 2026/292 K., 12.02.2026İlgili madde: m.6
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/220 E., 2026/217 K., 11.02.2026İlgili madde: m.15
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1088 E., 2025/1037 K., 29.12.2025İlgili madde: m.16
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1033 E., 2025/2037 K., 02.12.2025İlgili madde: m.5
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1078 E., 2025/2043 K., 02.12.2025İlgili madde: m.5
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/853 E., 2025/1339 K., 12.11.2025İlgili madde: m.5
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/813 E., 2025/1790 K., 23.10.2025İlgili madde: m.6, m.10
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/791 E., 2025/1770 K., 23.10.2025İlgili madde: m.6, m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1158 E., 2025/1240 K., 10.07.2025İlgili madde: m.17
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/611 E., 2025/870 K., 22.05.2025İlgili madde: m.18
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1253 E., 2025/297 K., 12.03.2025İlgili madde: m.15
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/772 E., 2024/1690 K., 11.12.2024İlgili madde: m.18
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/350 E., 2024/2233 K., 10.12.2024İlgili madde: m.6, m.10, m.19
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1269 E., 2024/1176 K., 31.10.2024İlgili madde: m.12, m.18
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/1525 E., 2024/1379 K., 02.10.2024İlgili madde: m.18
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/91 E., 2024/1523 K., 27.09.2024İlgili madde: m.12
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1788 E., 2024/1300 K., 18.09.2024İlgili madde: m.11
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/467 E., 2024/1124 K., 25.06.2024İlgili madde: m.14
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/847 E., 2024/852 K., 15.05.2024İlgili madde: m.12
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/305 E., 2024/574 K., 09.05.2024İlgili madde: m.18
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/488 E., 2024/655 K., 25.04.2024İlgili madde: m.6, m.15
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/2997 E., 2024/356 K., 27.02.2024İlgili madde: m.17
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/226 E., 2024/387 K., 23.02.2024İlgili madde: m.14
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/874 E., 2024/279 K., 13.02.2024İlgili madde: m.9
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1877 E., 2023/2170 K., 26.12.2023İlgili madde: m.14
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/2014 E., 2023/1604 K., 14.12.2023İlgili madde: m.9
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2021/2782 E., 2023/1610 K., 17.05.2023İlgili madde: m.8
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/735 E., 2023/414 K., 16.03.2023İlgili madde: m.14
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1852 E., 2023/221 K., 09.02.2023İlgili madde: m.19
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2022/2425 E., 2022/2017 K., 08.12.2022İlgili madde: m.5
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1690 E., 2022/1679 K., 08.12.2022İlgili madde: m.17
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1467 E., 2022/1379 K., 22.09.2022İlgili madde: m.9
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/2145 E., 2022/1382 K., 08.09.2022İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1276 E., 2022/1056 K., 30.06.2022İlgili madde: m.19
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/369 E., 2022/1015 K., 02.06.2022İlgili madde: m.19
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/354 E., 2021/862 K., 24.06.2021İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2318 E., 2021/45 K., 14.01.2021İlgili madde: m.9
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/1148 E., 2020/1050 K., 08.10.2020İlgili madde: m.17
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/122 E., 2020/574 K., 16.06.2020İlgili madde: m.8, m.9, m.13
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2017/3956 E., 2018/2521 K., 23.11.2018İlgili madde: m.12
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2017/4071 E., 2018/2490 K., 21.11.2018İlgili madde: m.12
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Genel Hükümler, Görev, Yetki bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış