TCK › Genel hükümler › Yaptırımlar

Dava ve cezanın düşürülmesi

TCK m.64–75Ceza Hukuku Genel HükümlerSon değişiklik: 24.12.2025 (m.75)

Kısaca

5237 sayılı Kanun'un 64. maddesi, sanığın ölümü ve hükümlünün ölümü hâllerinde dava ve cezanın akıbetini düzenler. TCK m.65, af hâllerinin ceza ve dava üzerindeki etkisini düzenler: genel affın kamu davasını düşürmesi ve hükmolunan cezaları bütün neticeleriyle ortadan kaldırması, özel affın hapis cezasının infazına son verebilmesi, infaz süresini kısaltabilmesi ya da adli para cezasına çevirebilmesi ve cezaya bağlı hak yoksunluklarının özel affa rağmen sürmesi.

Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.64–75 hükümlerini kapsar.

TCK m.64 — Sanığın veya hükümlünün ölümü

5237 sayılı Kanun'un 64. maddesi, sanığın ölümü ve hükümlünün ölümü hâllerinde dava ve cezanın akıbetini düzenler. Sanığın ölümünde kamu davasının düşürülmesi, bunun istisnası olarak müsaderiye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam edilmesi, hükümlünün ölümünde ise henüz infaz edilmemiş hapis ve adli para cezalarının ortadan kalkması ile müsadere ve yargılama giderlerinin infazı konularını kapsar. Madde, kamu davasının tarafı olan sanık ve kesinleşmiş hükmün tarafı olan hükümlü bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında; genel ve özel af (m.65), dava ve ceza zamanaşımı (m.66-68), şikayetten vazgeçme (m.73) ve önödeme (m.75) yer alır. Ölümün malların geri alınması ve zararın tazmini için açılan şahsi hak davasına etkisi ise m.74 kapsamındadır.

Sanığın veya hükümlünün ölümü: hangi kavramlar bilinmeli?

Sanığın ölümü
Hüküm kesinleşmeden önce failin ölmesidir. Ölüm, dava aşamasında kamu davasının düşmesine yol açar ve cezalandırma yetkisini ortadan kaldırır.
Hükümlünün ölümü
Hükmün kesinleşmesinden sonra failin ölmesidir. Ceza ilişkisini sona erdirir; infaz edilmemiş hapis ve adli para cezası ortadan kalkar.
Müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler
Niteliği itibarıyla müsadere edilebilen nesneler ve suçtan doğan maddi yararlardır. Sanığın ölümüne rağmen bunlar hakkında davaya devam edilebilir.
Müsadere ve yargılama giderleri
Hükümlünün ölümünden önce kesinleşmiş olması şartıyla infazı devam eden kalemlerdir. Kesinleşmemiş ya da ölümden sonra kesinleşen hükümler bakımından bu istisna işlemez.

Sanığın veya hükümlünün ölümü: hangi şartlar aranır?

  • Sanığın ölümü hâlinde, ölümün hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Ölümün nüfus kayıtlarıyla veya bunların bulunmadığı ya da sahte olduğu hâllerde her türlü delille ispatlanması gerekir.
  • Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesi için, müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler dışında bir istisnanın bulunmaması gerekir.
  • Müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam edilebilmesi için bu nesnelerin niteliği itibarıyla müsadereye tabi olması gerekir.
  • Hükümlünün ölümü hâlinde, hapis ve adli para cezasının henüz infaz edilmemiş olması gerekir.
  • Müsadere ve yargılama giderlerinin infazı için bu kalemlere ilişkin hükmün ölümden önce kesinleşmiş bulunması gerekir.

Sanığın veya hükümlünün ölümü: hangi sonuçları doğurur?

  • Sanığın ölümü halinde mahkeme kamu davasının düşürülmesine karar verir.
  • Sanığın ölümü halinde, müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam edilerek bunların müsaderesine hükmedilebilir.
  • Hükümlünün ölümü halinde henüz infaz edilmemiş hapis cezası ortadan kalkar.
  • Hükümlünün ölümü halinde henüz infaz edilmemiş adli para cezası ortadan kalkar ve mirasçılardan talep edilemez.
  • Hükümlünün ölümünden önce kesinleşmiş müsadere ve yargılama giderleri infaz olunur.
  • Ölümden sonra kesinleşen müsadere ve yargılama giderleri bakımından infaz yapılamaz.
  • Sanığın ölümü, diğer sanıklar hakkındaki davanın devamına engel değildir.

Sanığın ölümü ile hükümlünün ölümü arasındaki fark nedir?

Sanığın ölümünde hüküm henüz kesinleşmemiştir; yargılama dava aşamasındadır.

Hükümlünün ölümünde hüküm kesinleşmiş ve infaz aşamasına geçilmiştir.

Sanığın ölümü davayı düşürür; hükümlünün ölümü ise cezayı ortadan kaldırır. Birincide dava ilişkisi, ikincide ceza ilişkisi sona erer.

Hapis ve adli para cezası ile müsadere ve yargılama giderleri arasındaki fark nedir?

Henüz infaz edilmemiş hapis ve adli para cezası, hükümlünün ölümüyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Müsadere ve yargılama giderleri, ölümden önce kesinleşmiş olduğu takdirde infaz olunur.

Ölümden sonra kesinleşen müsadere ve yargılama giderleri infaz edilemez; ölümden önce kesinleşenler infaz edilir.

Kamu davası ile müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler arasındaki fark nedir?

Kamu davası sanığın ölümüyle düşer.

Müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında dava, niteliği gereği devam ettirilebilir.

Sanık öldüğünde dava düşer, ancak bu nesneler hakkında yargılama sürerek müsadereye hükmedilebilir.

Ceza ilişkisi ile şahsi hak ilişkisi arasındaki fark nedir?

Kamu davasının veya cezanın düşmesi, ölüm sonrasında da m.64 kapsamında uygulanır.

Malların geri alınması ve zararın tazmini için açılan şahsi hak davası, kamu davasının düşmesinden etkilenmez.

Ölüm nedeniyle kamu davası düşse bile şahsi hak davası ayrıca görülebilir (m.74).

Sanığın veya hükümlünün ölümü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sanığın ölümünü, nüfus kaydına dayanmadan ve re'sen araştırma yapmadan kabul etmek.
  • Ölüm tarihini hüküm tarihiyle karıştırmak; ölümün hükmün kesinleşmesinden önce mi sonra mı olduğunu tespit etmemek.
  • Sanığın ölümünü tüm dava ve müsadere kalemlerine yaymak; müsadereye tabi nesneler hakkında davanın devamını göz ardı etmek.
  • Hükümlünün ölümü sonrasında adli para cezasının mirasçılardan istenebileceğini kabul etmek.
  • Ölümden sonra kesinleşen müsadere ve yargılama giderlerini infaz edilebilir saymak.
  • Şahsi hak davasının da kamu davasıyla birlikte düştüğünü varsaymak (m.74).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sanığın ölümü, nüfus kaydına dayanılarak mahkemece re'sen araştırılmalı ve hüküm tarihinden sonra gerçekleşen ölüm bakımından duruşma açılarak değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/369 E., 2025/308 K., 02.07.2025; Ceza Genel Kurulu, 2024/387 E., 2025/266 K., 18.06.2025)
  • Hükmün onanması aşamasında sanığın ölümü öğrenilirse, Yargıtay'ın kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/402 E., 2012/151 K., 10.04.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/151 K., 10.04.2012)
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın ölümü hâlinde dava düşüşü kararının esasa ilişkin hükmü ortadan kaldıracağını ve hükmün onanması yerine düşme kararı verilmesini benimsemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/97 E., 2008/101 K., 06.05.2008; Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Sanığın ölümünü ileri süren taraf ya da re'sen araştıran mahkeme, ölümü nüfus kayıt örneğiyle ispatlar. (Ceza Genel Kurulu, 2024/369 E., 2025/308 K., 02.07.2025; Ceza Genel Kurulu, 2024/387 E., 2025/266 K., 18.06.2025)
  • Nüfus kayıtlarının bulunmaması ya da sahte olması hâlinde ölüm her türlü delille ispatlanabilir.
  • Müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatlerin niteliği, bunların müsaderesini talep eden tarafça ortaya konulmalıdır.
  • Hükümlünün ölümünden önce müsadere ve yargılama giderlerinin kesinleşmiş olduğu, kesinleşme tarihine bakılarak belirlenmelidir.
  • Ölümün tarihi ile kesinleşme tarihinin karşılaştırılması, infazın kapsamı bakımından belirleyicidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.74: Kamu davasının veya cezanın düşmesinin malların geri alınması ve tazminat davasını etkilemediğini düzenler; m.64'ün şahsi hak yönünü tamamlar.
  • 5237 sayılı Kanun m.65: Genel ve özel af da dava veya cezayı düşüren sebeplerdendir; m.64 ile aynı düşme rejiminde değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.20: Cezaların şahsiliği ilkesini düzenler; ölümle cezanın mirasçılara geçmemesinin dayanağıdır.

TCK m.65 — Af

Madde, af hâllerinin ceza ve dava üzerindeki etkisini düzenler: genel affın kamu davasını düşürmesi ve hükmolunan cezaları bütün neticeleriyle ortadan kaldırması, özel affın hapis cezasının infazına son verebilmesi, infaz süresini kısaltabilmesi ya da adli para cezasına çevirebilmesi ve cezaya bağlı hak yoksunluklarının özel affa rağmen sürmesi. Hüküm, af kararını veren yetkili organın çıkardığı genel ve özel af kanunları bakımından uygulanır. Madde, affın çıkarılma usulünü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Cumhurbaşkanının yetkisini düzenlemez (Anayasa m.87, m.104). Affın malî sonuçlarını, yani müsadere edilen şeylerin ya da ödenen adli para cezasının geri alınmasını ve yargılama giderlerinin istenmesini düzenlemez (m.74). Ölüm, sanığın veya hükümlünün ölümü ile cezanın düşmesini düzenlemez (m.64). Tekerrür ve erteleme hükümlerinin affa bağlanan etkisi ayrıca Kanunun tekerrüre ilişkin maddelerinde ve erteleme hükümlerinde aranmalıdır (m.58 ve m.50 kapsamındaki düzenlemeler kanunun genel yapısıdır).

Af: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel af
Belirli suçlar veya suçlular topluluğu için çıkarılan ve fiili suç olmaktan çıkarmayan ancak kamu davasını düşüren, hükmolunan cezaları ve mahkûmiyetin bütün neticelerini ortadan kaldıran affın türüdür. Soruşturma aşamasında çıkarıldığında dava açılmaz, yargılama aşamasında çıkarıldığında kamu davası düşer.
Özel af
Kesinleşmiş hapis cezasının infazını durduran, infaz süresini kısaltan ya da cezayı adli para cezasına çeviren affın türüdür. Mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz; yalnızca infaz aşamasında etkili olur ve adli para cezası üzerinde etkisi yoktur.
Hak yoksunluğu
Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen, hükümlüye belli hakların kullanılmasını yasaklayan sonuçtur. Özel af karşısında da varlığını sürdürür; madde metninde açıkça bu şekilde düzenlenmiştir.
Adli para cezasına çevirme
Özel affın hapis cezası yerine adli para cezası uygulanmasını sağlayan etkisidir. Bu çevirme yalnızca hapis cezası üzerinde yapılabilir; adli para cezasına bu yolla yeni bir etki verilmez.

Af: hangi şartlar aranır?

  • Genel af halinde, kamu davasının düşmesi için af kanunu yürürlüğe girmiş ve af kapsamındaki suç veya suçluya ilişkin dava ya da hüküm bulunmalıdır.
  • Genel affın etkisinin doğması için hükmolunan cezanın türü ve miktarı fark etmeksizin cezanın tamamının ortadan kaldırıldığı hükme bağlanmalıdır.
  • Özel af halinde, kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan veya infazı henüz başlamamış bir hapis cezasının bulunması gerekir.
  • Özel affın etkisi yalnızca hapis cezası için doğar; adli para cezası üzerinde özel af uygulanamaz.
  • Özel affın sonucu olarak infazın sona erdirilmesi, infaz süresinin kısaltılması veya cezanın adli para cezasına çevrilmesi, af kanununda öngörülen şekilde gerçekleşir.
  • Cezaya bağlı hak yoksunlukları ya da hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel af olsa bile etkisini sürdürür; bu yoksunluklar için ayrıca bir kaldırma hükmü aranmaz.

Af: hangi sonuçları doğurur?

  • Genel af çıkarıldığında kamu davası düşer ve hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar.
  • Genel af halinde, henüz infazı başlamamış cezanın infazı yapılmaz; infazı başlamış ise sonlandırılır.
  • Genel af ile ortadan kalkan mahkûmiyet yeni işlenen bir suç bakımından tekerrür uygulamasına temel oluşturmaz.
  • Özel af çıkarıldığında hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesi sona erdirilebilir, infaz kurumunda çektirilecek süre kısaltılabilir veya hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.
  • Özel af, mahkûmiyeti ortadan kaldırmadığı için adli sicil kaydı silinmez ve mahkûmiyet tekerrüre esas olmaya devam eder.
  • Cezaya bağlı veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini sürdürür ve kendiliğinden sona ermez.
  • Özel af, adli para cezası üzerinde bir etki doğurmaz; bu tür ceza hükmü aynen uygulanır.

Genel af ile özel af arasındaki fark nedir?

Genel af, işlenen fiili suç olmaktan çıkarmasa da kamu davasını düşürür ve mahkûmiyetin bütün sonuçlarını ortadan kaldırır. Dava henüz açılmamışsa dava açılmaz.

Özel af ise mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz; yalnızca kesinleşmiş hapis cezasının infazına son verir, süresini kısaltır ya da adli para cezasına çevirir.

Genel affta mahkûmiyet kalkar ve tekerrüre esas olmaz; özel affta mahkûmiyet varlığını korur, erteleme hükümlerinin uygulanmasına engel olur ancak tekerrür hükümlerini engellemez.

Hapis cezası ile adli para cezası (özel af bakımından) arasındaki fark nedir?

Hapis cezası, özel affın konusudur; infazı durdurulabilir, süresi kısaltılabilir veya adli para cezasına çevrilebilir.

Adli para cezası üzerinde özel affın bir etkisi yoktur; bu ceza özel af ile değiştirilemez ya da indirilemez.

Yalnızca hapis cezasına bağlı olan af etkisi doğar; adli para cezası hükmü affa rağmen aynen kalır.

Cezaya bağlı hak yoksunluğu ile hapis cezasının infazı arasındaki fark nedir?

Hak yoksunluğu, hapis cezasının infazına bağlı bir sonuçtur ve özel affın konusu değildir.

Hapis cezasının infazı özel af ile sona erdirilebilir veya kısaltılabilir.

Af hapis cezasının infazını bitirse dahi hak yoksunluğu sürer ve hükümlü bu yoksunluklar bakımından haklarını yeniden kazanmaz.

Genel af ile özel af (yargılama giderleri ve malî sonuçlar) arasındaki fark nedir?

Genel af, kamu davasını düşürdüğü için yargılama giderlerinin sanık veya hükümlüden istenmesine engel olur.

Özel af, mahkûmiyeti ortadan kaldırmadığından yargılama giderlerinin istenmesine ilişkin bu sınır doğmaz.

Genel affta yargılama giderleri istenemez; özel affta ise bu giderlerin tahsili sürer. Bu konu madde metninde değil, ilgili kanun maddesinde düzenlenmiştir.

Af: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Özel affı genel af gibi yorumlayıp mahkûmiyetin ortadan kalktığını ve tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmek.
  • Özel affın adli para cezası üzerinde de etkili olduğunu düşünmek; bu cezaya affın etkisi yoktur.
  • Özel affın hapis cezasını tamamen ortadan kaldırdığını varsaymak; özel af yalnızca infazı sona erdirir, kısaltır ya da çevirir.
  • Af kapsamında hükmün tamamen düştüğünü düşünüp hak yoksunluğunun da sona erdiğini kabul etmek; m.65/3 gereği hak yoksunlukları özel affa rağmen sürer.
  • Genel affın malî sonuçlarını (müsadere, adli para cezasının geri alınması, şahsi hak davası) da m.65 kapsamında aramak; bu konular m.74'te düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Genel affın kapsamına giren mahkûmiyetin ortadan kalktığı ve bu mahkûmiyetin sonraki bir suç bakımından tekerrür uygulamasına esas alınmayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)
  • Özel af hükmünün, adli para cezası ile ilgili olarak uygulanmayacağı ve yalnızca hapis cezasının infazı üzerinde etkili olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/2284 E., 11.01.2024)
  • Özel af ile mahkûmiyetin ortadan kalkmadığı, dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanmasına engel bulunmadığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/2284 E., 11.01.2024)
  • Özel af uygulandığında da hükmün kurulmasının gerektiği, af nedeniyle davanın salt düşürülmesinin yerinde olmayacağı kabul edilmektedir. (5. Daire, 2023/13696 E., 2025/8486 K., 02.07.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Genel af veya özel af iddiasını ileri süren taraf, af kanununun yürürlükte olduğunu ve olayın af kapsamında kaldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Af kapsamı, mahkûmiyet kararı, kesinleşme tarihi ve infaz durumuna ilişkin resmî belgeler ile ispatlanır; bu belgeler mahkeme dosyasında bulunmalıdır.
  • Hükümlünün hak yoksunluğunun sona erdiğini ileri süren taraf, bu hakkın affa rağmen sürmediğini ya da başka bir sebeple sona erdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Özel af sonrasında infazın kısaltıldığı veya adli para cezasına çevrildiği iddiası, infaz hesabını gösteren belgelerle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.64: Sanığın veya hükümlünün ölümü halinde cezanın ve davanın düşmesini düzenler; af hükümlerinden bağımsız, ölüm sebebiyle düşme halini ayrıca ele alır.
  • 5237 sayılı Kanun m.74: Af halinde müsadere ve adli para cezasının geri alınmasına, şahsi hak davasına ve yargılama giderlerine ilişkin sonuçları düzenler; m.65'in kapsamı dışındaki malî etkileri belirler.
  • 5237 sayılı Kanun m.53: Mahkûmiyete bağlanan hak yoksunluklarını ve güvenlik tedbirlerini düzenler; m.65/3'ün hak yoksunluklarının affa rağmen sürmesi kuralının dayanağıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.58: Tekerrür hükümlerini düzenler; genel af ile ortadan kalkan mahkûmiyetin tekerrüre esas olmadığı, özel affın ise tekerrürü engellemediği bu hükümle birlikte değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.50: Hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükümleri düzenler; özel affın erteleme hükümlerinin uygulanmasını engellediği bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.7: Fiilin sonradan suç olmaktan çıkarılması halinde mahkûmiyetin kendiliğinden kalkmasını düzenler; af ile suç olmaktan çıkarma ayrımını tamamlar.

TCK m.66 — Dava zamanaşımı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi, kamu davasının hangi sürelerle düştüğünü, bu sürelerin suçun kanunda öngörülen cezasına göre nasıl belirleneceğini, çocuklar bakımından indirimli süreleri, nitelikli hallerin ve seçimlik cezaların süre tayinindeki rolünü, yeniden yargılama hallerinde sürenin yeniden başlamasını, dava zamanaşımının başlangıç anını ve yurt dışında işlenen belirli suçlarda zamanaşımının uygulanmamasını düzenler. Madde, hükmün verilmesinden sonra işleyen infaz zamanaşımını düzenlemez (m.68). Zamanaşımının kesilmesi ve durmasına ilişkin haller (m.67) ile hükmün kesinleşmesinden sonra işleyen süreler bu maddenin kapsamı dışındadır. Ceza zamanaşımının usul yönü ve dava zamanaşımının ceza davasında re'sen gözetilmesi de bu maddede değil, ilgili usul hükümlerinde aranmalıdır.

Dava zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava zamanaşımı
Suç nedeniyle kamu davasının açılıp yürütülmesini, belirli bir süre geçtikten sonra engelleyen kurumdur. Hakkın varlığını değil, kamu davasının yapılabilirliğini ortadan kaldırır.
Kanunda öngörülen cezanın üst sınırı
Süreyi belirlemede esas alınan, suç için kanunda yazılı hapis cezasının en yüksek miktarıdır. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve hapis cezası ayrımı bu sınıra göre yapılır.
Seçimlik cezalar
Kanunda hapis veya adli para cezasının birlikte ya da alternatif olarak öngörüldüğü suçlardır. Bu suçlarda süre belirlenirken hapis cezası esas alınır.
Nitelikli hal
Suçun temel şeklinden daha ağır cezayı gerektiren unsurların bulunduğu durumdur. Süre tayininde yalnızca dosyadaki mevcut delillere göre gözetilir; iddia edilmesi yeterli değildir.
Tekrar yargılamayı gerektiren haller
Aynı fiil nedeniyle yeniden yargılamanın yapılmasını gerektiren durumlardır. Bu hallerde mahkemenin talebi kabul ettiği tarihten itibaren fiile ilişkin süre yeniden başlar.
Kesintisiz suç
Suçun tamamlanmasından sonra da hukuka aykırı durumun sürdüğü suç türüdür. Süre, kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işler.

Dava zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • Suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırının tespit edilmesi gerekir; süre bu sınıra göre belirlenir.
  • Suç seçimlik cezalı ise süre hesabında hapis cezasının esas alınması gerekir.
  • Dosyadaki mevcut delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin bulunup bulunmadığı gözetilmelidir.
  • Fail fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş ve on sekiz yaşını doldurmamış olmalıdır ki çocuklara özgü indirimli süre uygulansın.
  • Kanunda başka türlü yazılmış bir hal bulunmamalıdır; özel düzenlemeler (m.66/7 ve ilgili özel hükümler) öncelikle uygulanır.
  • Yurt dışında işlenen suç, ikinci kitabın dördüncü kısmındaki ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan biri olmamalıdır; aksi halde dava zamanaşımı hiç işlemez.

Dava zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre dolduğunda kamu davası düşer; dava açılmamışsa açılamaz, açılmışsa devam edilemez.
  • Dava zamanaşımı süresi içinde kesin hüküm verilmemişse davanın düşmesine karar verilir.
  • Çocuk faillerde süre, fiil anındaki yaşa göre indirilir; fail yaş grubuna göre yarı ya da üçte iki süre belirlenir.
  • Yurt dışında işlenen ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalı suçlarda dava zamanaşımı uygulanmaz ve kamu davası bu nedenle düşmez.
  • Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin süre yeniden başlar.
  • Süreler kanunda başka türlü yazılmış hallerde (örneğin özel hükümler) bu maddedeki genel süreler yerine uygulanır.
  • Madde 66/3 uyarınca nitelikli hal süre tayininde yalnızca dosyada mevcut delillerle ortaya konursa dikkate alınır; aksi halde temel suçun cezası esas alınır.

Yetişkin ile çocuk fail arasındaki fark nedir?

Fiil işlendiğinde on sekiz yaşını doldurmuş olan fail için madde 1. fıkradaki süreler aynen uygulanır.

Fiil işlendiğinde on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış ya da on beş yaşını doldurmuş on sekiz yaşını doldurmamış olan fail için süreler indirilir.

Birinci yaş grubunda süreler yarıya iner, ikinci yaş grubunda üçte ikisi geçince dava düşer.

Yurt içinde ile yurt dışında işlenen suç arasındaki fark nedir?

Suç yurt içinde işlenmişse m.66/1'deki süreler uygulanır.

Suç yurt dışında işlenmiş ve ikinci kitabın dördüncü kısmındaki ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan biriyse dava zamanaşımı uygulanmaz.

Bu suçlar yurt dışında işlenmişse kamu davası zamanaşımıyla düşmez; yurt içinde işlenmişse süre işler.

Seçimlik ceza ile tek ceza türü arasındaki fark nedir?

Hapis ve adli para cezasının birlikte veya seçimlik öngörüldüğü suçlarda süre hesabında hapis cezası esas alınır.

Yalnızca adli para cezası öngörülen suçlar için süre hesabı bu seçimlik kurala dayanmaz.

Seçimlik suçta hapis cezasının üst sınırına göre süre belirlenir; adli para cezası tek başına süre belirlemez.

Mevcut delil ile iddia edilen nitelikli hal arasındaki fark nedir?

Dosyadaki mevcut delillere göre sabit olan nitelikli hal süre tayininde dikkate alınır.

Dosyada desteklenmeyen, yalnızca iddia edilen nitelikli hal süre tayininde esas alınmaz.

Daha uzun süre, ancak delille ortaya konan nitelikli hal ile uygulanır.

Yeniden yargılama ile ilk dava süresi arasındaki fark nedir?

Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin süre yeniden başlar.

Yeniden yargılama talebi kabul edilmeyen veya bu kapsama girmeyen durumlarda süre kendi seyrine devam eder.

Yeniden başlayan süre, talep kabul tarihinden itibaren yeni bir sürenin işlemesi anlamına gelir.

Dava zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süre belirlenirken maddedeki bent yerine ağırlaştırılmamış ya da ağırlaştırılmış cezayı yanlış sınıflandırmak; cezanın üst sınırını esas almak yerine alt sınırı dikkate almak.
  • Seçimlik cezalı suçta adli para cezasına göre süre belirlemek; hapis cezasının üst sınırını esas almamak.
  • Çocuk faillerde yaş grubunu fiil anına göre değil, dava açıldığı veya karar verildiği tarihteki yaşa göre belirlemek.
  • Nitelikli hali yalnızca iddia edilmesi nedeniyle süre tayininde dikkate almak; dosyadaki mevcut delillerle sabit olup olmadığını araştırmamak.
  • Yurt dışında işlenen suçlarda m.66/7'nin uygulanma koşullarını aşmak; hem suçun yurt dışında işlendiğini hem de cezanın ağırlığını birlikte aramamak.
  • Dava zamanaşımı ile infaz zamanaşımını birbirine karıştırmak; hükmün kesinleşmesinden sonraki süreleri m.66'ya göre hesaplamak.
  • Yeniden yargılama talebi kabul edilmeden önceki dönemi yeni sürenin başlangıcı saymak; yeniden başlayan süreyi talep tarihinden değil fiil tarihinden hesaplamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava zamanaşımı süresi, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenmekte; seçimlik cezalı suçlarda hapis cezası esas alınmaktadır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1767 E., 2026/1352 K., 28.04.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2022/369 E., 2024/94 K., 14.02.2024; Ceza Genel Kurulu, 2017/618 E., 2020/16 K., 21.01.2020)
  • Mahkemeler, suçun türüne bakarak ilgili fıkra bendini belirlemekte; örneğin resmi belgede sahtecilik suçunda sekiz yıllık süreyi esas almaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2017/618 E., 2020/16 K., 21.01.2020)
  • Zamanaşımı süresinin hesabında suçun işlendiği tarih esas alınmakta, işlenme tarihi belli değilse failin lehine olan gün kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)
  • Zamanaşımı süresi, kesilme ve durma hallerinin yanı sıra kesin hükmün kesinleşmesiyle sona erer; kesinleşmeyen süreçte dava zamanaşımı düşme kararı verilir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/164 E., 2008/178 K., 24.06.2008)
  • Yeniden yargılama talebi kabul edildiğinde fiile ilişkin süre yeniden başlamakta, ancak bu başlangıç yalnızca talep kabul tarihinden itibaren işlemektedir. (Genel Kurul, 2022/73603 E., 20.03.2025)
  • Uyarlama yargılamasında (lehe kanunun tespiti) dava zamanaşımı hükümlerinin uygulanmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Dava zamanaşımının dolduğunu ileri süren taraf, suçun işlendiği tarihi ve süreyi etkileyen olayları ispatlamakla yükümlüdür; suçun işlenme tarihi dosyadaki belgelerle belirlenir.
  • Nitelikli halin süre tayinine etkisini ileri süren taraf, bu hali dosyadaki mevcut delillerle ispatlamalıdır; yalnızca iddia yeterli değildir.
  • Çocuk faillerde fiil anındaki yaşın ispatı, nüfus kaydı gibi resmi belgelerle yapılır; yaşın belirlenememesi halinde failin lehine olan yorum esas alınır.
  • Yeniden yargılama talebinin kabul edildiği tarih, mahkeme kararı ile ispatlanır; süre bu tarihten itibaren başlar.
  • Dava zamanaşımının dolduğu iddiasını savunan taraf, sürenin kesildiğini veya durduğunu ileri sürenin karşı delilini çürütmekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.67: Zamanaşımının kesilmesi ve durmasına ilişkin hükümleri içerir. Bu maddedeki süreler kesilme sebepleri ortaya çıkarsa yeniden hesaplanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.68: Hükmün verilmesinden sonra işleyen infaz zamanaşımını düzenler; m.66'daki dava zamanaşımından ayrıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.72: Sürelerin hesabında başlangıç gününün dikkate alınmasına ilişkin genel süre hesaplama kuralını içerir.
  • 5237 sayılı Kanun m.76: Soykırım suçunda dava zamanaşımının işlemeyeceğini belirten özel hükmü içerir.
  • 5237 sayılı Kanun m.77: İnsanlığa karşı suçlarda dava zamanaşımının işlemeyeceğini belirten özel hükmü içerir.
  • 5237 sayılı Kanun m.78: Örgüt suçlarından bazıları için dava zamanaşımının işlemeyeceğini belirten özel hükmü içerir.
  • 5237 sayılı Kanun m.94: İşkence suçunda dava zamanaşımının işlemeyeceğini belirten özel hükmü içerir.
  • 5237 sayılı Kanun m.89: Adli para cezası ile ilgili düzenleme olup, adli para cezası öngörülen suçlarda süre hesabında m.66/4'teki seçimlik ceza kuralı ile birlikte değerlendirilir.
  • 5252 sayılı Kanun m.9/4: Kesin hükümle sonuçlanmış davalarla bağlantılı lehe kanunun tespiti yargılamalarında dava zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler.

TCK m.67 — Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Bu madde, dava zamanaşımının hangi hallerde işlemeyeceğini (durmasını) ve hangi hallerde baştan işlemeye başlayacağını (kesilmesini) düzenler. Durma nedenleri olarak izin, karar, bekletici meselenin çözümü ve failin kaçak olduğuna dair kararı sayılmıştır. Kesilme nedenleri olarak savcı huzurunda ifade veya sorgu, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı sayılmıştır; kesilmenin sonucu ve süre uzaması da bu maddededir. Maddede ceza zamanaşımı, ceza infazının durması veya kesilmesi düzenlenmez (m.66, m.68 ve m.69 ilgili maddelerdir). Kolluk ifadesi, davet ve tanık olarak dinlenme gibi usuli işlemlerin kesici etkisi bu maddede sınırlı sayıldığı için yoktur. Zamanaşımı sürelerinin kendisi ve dava zamanaşımının ne zaman başlayacağı da bu maddede yer almaz (m.66'da düzenlenir). Ceza zamanaşımının tespiti ve uygulanması usul hukuku ile yargılama aşamasında da ayrıca ele alınır.

Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava zamanaşımının durması
Kanunda sayılan bir engel ortaya çıktığında zamanaşımı süresinin işlemesinin geçici olarak durmasıdır. Durma, engel ortadan kalkana kadar sürer ve kanunda durmanın azami süresi öngörülmemiştir. Engel kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Dava zamanaşımının kesilmesi
Kanunda sayılan bir işlemin yapılmasıyla, o ana kadar geçen sürenin sıfırlanması ve sürenin baştan işlemeye başlamasıdır. Durmadan farkı, kesilmede geçen süre dikkate alınmamasıdır.
Bekletici mesele
Suçun varlığı veya kovuşturmanın yapılması için başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı olan hâldir. Bu mesele çözülene kadar dava zamanaşımı durur.
Kaçak karar
Kanun gereğince failin kaçak olduğuna dair verilmiş karardır. Bu karar kaldırılana kadar dava zamanaşımı durur.
Savcı huzurunda ifade veya sorgu
Şüpheli veya sanığın savcı önünde ifadesinin alınması ya da hâkim veya mahkeme önünde sorgusunun yapılmasıdır. Kolluk tarafından alınan ifade bu kapsamda değildir.
Mahkûmiyet kararı
Sanıklardan birinin mahkûm edilmesine ilişkin karardır. Kesin olmayan mahkûmiyet kararı da kesme etkisi doğurur; beraat ve diğer kararlar bu kapsamda değildir.

TCK m.68 — Ceza zamanaşımı

Bu madde, mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olan cezaların infaz edilemeyeceği sürelerin ne olduğunu düzenler: ağırlaştırılmış müebbet, müebbet, süreli hapis ve adli para cezaları için ceza zamanaşımı sürelerini, fiil sırasında çocuk olan failler için bu sürelerin indirimini, yurt dışında işlenen belirli suçlar için zamanaşımının uygulanmamasını, birden fazla türde ceza içeren hükümlerde süreyi ve zamanaşımının başlangıcı ile hesaplama yöntemini belirler. Maddenin uygulanması, hükmün kesinleşmesinden ya da infazın kesintiye uğramasından sonraki döneme ilişkindir. Dava zamanaşımını (m.66), dava zamanaşımının kesilmesini (m.67), ceza zamanaşımının infaz sırasındaki hak yoksunluklarına etkisini (m.69), müsadereyi (m.70) ve zamanaşımının resen uygulanmasını (m.72) düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca zamanaşımının kesilmesi ve durması ile koşullu salıverilme hesabı da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ceza zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Ceza zamanaşımı
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün, belirli bir süre içinde infaz edilememesi durumudur. Süre geçtiğinde cezayı infaz etme yetkisi ortadan kalkar; hüküm ortadan kalkmaz, yalnızca infaz engeli doğar.
İnfaz engeli
Zamanaşımı süresinin dolmasıyla doğan, cezanın infazını yasaklayan durumdur. Mahkûmiyet kararının kendisini ortadan kaldırmaz.
Kalan ceza miktarı
Hükmün kesinleşmesinden ya da infazın kesintiye uğramasından itibaren, henüz çekilmemiş ceza miktarıdır. Zamanaşımı süresi bu miktara göre hesaplanır.
Türleri başka başka cezalar
Aynı hükümde farklı cins cezaların birlikte yer alması halidir; örneğin hapis ile adli para cezasının birlikte hükmedilmesi. Bu hâlde süre, en ağır cezaya göre belirlenir.
Fiil sırasındaki yaş
Süre indiriminin uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen ölçüttür. Hükmün verildiği tarih değil, fiilin işlendiği tarih esas alınır.

Ceza zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğramış bulunması gerekir; zamanaşımı bu andan itibaren işlemeye başlar.
  • Hükmolunan cezanın türünün ve miktarının bu maddenin fıkra (1) bentlerinden birine girmesi gerekir; ağırlaştırılmış müebbet için kırk yıl, müebbet için otuz yıl, yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis için yirmi dört yıl, beş yıldan fazla hapis için yirmi yıl, beş yıla kadar hapis ve adli para cezası için on yıl geçmelidir.
  • Fail fiili işlediğinde on iki yaşını doldurmuş, on beş yaşını doldurmamış ise süreler yarıya indirilir; on beş yaşını doldurmuş, on sekiz yaşını doldurmamış ise süreler üçte ikisi oranında indirilir.
  • Yurt dışında işlenmiş olup İkinci Kitabın Dördüncü Kısmında yer alan suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezası bulunuyorsa zamanaşımı hiç uygulanmaz.
  • Türleri başka başka cezaları içeren hükümlerde süre, en ağır ceza için konulan süreye göre belirlenir.
  • Zamanaşımı süresi, kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanır; cezanın bir kısmı infaz edilmişse süre kalan bölüm için işler.

Ceza zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre dolduğunda devletin cezayı infaz etme yetkisi sona erer; mahkûmiyet hükmü ortadan kalkmaz, yalnızca infaz edilmez.
  • Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis gerektiren ve yurt dışında işlenen İkinci Kitabın Dördüncü Kısmı suçlarında zamanaşımı işlemez; cezanın infazı süresiz olarak mümkündür.
  • Türleri farklı cezaları içeren hükümlerde en ağır ceza için konulan süre geçtiğinde, hafif cezalar da dahil olmak üzere hüküm infaz edilemez hâle gelir.
  • Hükümlü kesinleşmeden sonra cezanın bir kısmını çekmişse, süre kalan ceza miktarına göre işler.
  • Zamanaşımı süresi, hükmün kesinleşmesi veya infazın kesintiye uğraması gününden başlar; kesinleşme tarihi ile hüküm tarihi aynı şey değildir.
  • Fail fiil sırasında çocuk ise süre indirimi uygulanır; bu indirim hükmün verildiği yaşa göre değil fiil yaşına göre yapılır.

Ağırlaştırılmış müebbet / müebbet / süreli hapis kademeleri: fark nedir?

Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarında sürenin çok uzun belirlendiği, bu cezaların infaz süresini ölçen kademeler olarak düzenlenmiş olduğu görülür.

Süreli hapis cezalarında süre, cezanın uzunluğuna göre ikiye ayrılır: yirmi yıl ve daha fazla için yirmi dört yıl, beş yıldan fazla için yirmi yıl, beş yıla kadar için on yıl.

Ceza türü ve miktarı, uygulanacak zamanaşımı süresini doğrudan belirler; yanlış kademenin seçilmesi infaz hesabını bozar.

Yetişkin fail / on iki-on beş yaş arası fail / on beş-on sekiz yaş arası fail: fark nedir?

Fiil sırasında on sekiz yaşını doldurmuş olan faillerde madde metnindeki süreler aynen uygulanır.

Fiil sırasında on iki yaşını doldurmuş ve on beş yaşını doldurmamış olanlarda süreler yarıya, on beş yaşını doldurmuş ve on sekiz yaşını doldurmamış olanlarda üçte ikisine iner.

Aynı mahkûmiyet için çocuk faille yetişkin failin infaz süresi farklı olur; ölçüt hükmün tarihi değil, fiilin işlendiği yaştır.

Yurt dışında işlenen suç ile yurt içinde işlenen suç arasındaki fark nedir?

Yurt dışında işlenmiş ve İkinci Kitabın Dördüncü Kısmındaki suçlardan dolayı ağır cezaya hükmedilmiş ise zamanaşımı uygulanmaz.

Yurt içinde işlenen suçlarda ve yurt dışı olsa bile bu koşulları taşımayan hallerde zamanaşımı uygulanır.

Yurt dışı işlenen ağır suçta infaz engeli hiç doğmaz; diğer hallerde süre işler.

Tek tür ceza ile birden fazla tür ceza arasındaki fark nedir?

Yalnız tek türde cezaya hükmedilen hükümlerde her ceza için kendi süresi uygulanır.

Hapis ile adli para cezası gibi türleri farklı cezaları içeren hükümlerde süre en ağır ceza için konulan süreye göre belirlenir.

Birlikte hükmedilen cezalarda en uzun süre esas alınır; daha hafif cezanın süresi ayrıca işlemez.

Hükmün kesinleşmesi ile infazın kesintiye uğraması arasındaki fark nedir?

Hüküm kesinleşmiş ve infaza başlanmamışsa zamanaşımı kesinleşme tarihinden işler.

İnfaza başlanmış ve kesintiye uğramışsa zamanaşımı kesinti tarihinden itibaren işler.

Başlangıç anı farklıdır; kısmen infaz edilmiş cezada süre kalan miktar üzerinden hesaplanır.

Ceza zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ceza zamanaşımı süresini dava zamanaşımı süreleriyle karıştırmak; m.66'daki süreler infaz zamanaşımı için uygulanmaz.
  • Zamanaşımı süresini hükmün verildiği tarihten saymak; süre hükmün kesinleşmesi veya infazın kesintiye uğraması gününden başlar.
  • Çocuk failde indirimi hükmün verildiği yaşa göre yapmak; indirim fiil sırasındaki yaşa göre yapılır.
  • Hükmün tamamı üzerinden süre hesaplamak; kısmen infaz edilmiş cezada kalan ceza miktarı esas alınmalıdır.
  • Hapis ile adli para cezası birlikte hükmedilmişken her cezaya ayrı süre uygulamak; birlikte hükmedilen cezalarda en ağır ceza için konulan süre esas alınır.
  • Yurt dışında işlenen ağır suçta zamanaşımının uygulandığını varsaymak; bu hâlde zamanaşımı hiç işlemez.
  • Zamanaşımının mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırdığını düşünmek; yalnızca infazı engeller.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ceza zamanaşımı süresinin hesabında, mahkûmiyetin kesinleşmesinden önce geçen tutukluluk ve gözaltı süreleri mahsup edildikten sonra kalan bakiye ceza miktarı esas alınmaktadır; bakiye 5 yılın altına düşmüşse on yıllık süre uygulanır. (Ceza Genel Kurulu, 2020/378 E., 2021/494 K., 21.10.2021)
  • Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına ya da kamuya yararlı işe çevrilmesi hâlinde, zamanaşımı yerine geçen yaptırımın kesinleşme ve tebliğ tarihine göre işlediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/222 E., 2024/360 K., 20.11.2024)
  • Dava zamanaşımı ile ceza zamanaşımı arasındaki ayrımın korunması gerektiği, ceza zamanaşımında somut cezanın esas alındığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri süren taraf, hükmün kesinleşme tarihini ve infazın başlangıcını gösteren resmi belgelerle ispat yükü altındadır.
  • Hükmolunan cezanın türü ve miktarı mahkûmiyet kararından ispatlanır; somut ceza miktarı belirlidir.
  • Failin fiil sırasındaki yaşı, nüfus kaydı veya doğum belgesiyle ispat edilir; indirimi isteyen taraf bu yaşı belgelemek zorundadır.
  • Tutukluluk ve gözaltı sürelerinin mahsubu, tutuklama ve gözaltı kayıtları ile ispat edilir; bu mahsup bakiye cezayı ve dolayısıyla zamanaşımı süresini etkiler.
  • Yurt dışında işlenen suç iddiasında, suçun yurt dışında işlendiği ve İkinci Kitabın Dördüncü Kısmındaki bir suç olduğu ileri sürülen taraf bunu ispat etmelidir; zamanaşımının uygulanmadığı iddiasını ileri süren taraf bu hususu ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.66: Dava zamanaşımı sürelerini düzenler. Ceza zamanaşımı ile dava zamanaşımı karıştırılmamalı; bu madde kesinleşmiş cezanın infazına ilişkindir.
  • 5237 sayılı Kanun m.67: Dava zamanaşımının kesilme hallerini düzenler. Ceza zamanaşımının kesilmesi ve durması ayrı hükümlere tabidir ve bu maddede yer almaz.
  • 5237 sayılı Kanun m.69: Ceza zamanaşımı süresince cezaya bağlı hak yoksunluklarının süresini belirler; bu maddedeki sürelerin hak yoksunluğu üzerindeki etkisini düzenler.
  • 5237 sayılı Kanun m.72: Ceza zamanaşımının resen uygulanmasını ve bundan vazgeçilemeyeceğini düzenler.
  • 5237 sayılı Kanun m.50: Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına veya diğer yaptırımlara çevrilmesi hâlinde, zamanaşımının hangi cezaya göre işleyeceğini belirler.

TCK m.69 — Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları

Madde, cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresinin ne zamana kadar devam edeceğini düzenler. Hak yoksunluğunun süresi ile ceza zamanaşımı süresi arasındaki bağlantıyı kurar. Maddenin kişisel kapsamı, mahkûmiyet hükmü bulunan failler ve bu faillere bağlanan hak yoksunluklarıdır. Ceza zamanaşımı sürelerinin kendisini, bu sürelerin başlangıcını, durmasını ve kesilmesini düzenlemez (m.68, m.71). Hak yoksunluklarının kapsamını ve hangi hallerde hükmedileceğini düzenlemez (m.53). Müsadereye ilişkin zamanaşımı ile dava zamanaşımını da bu madde kapsamında değildir (m.70, m.66-67 ilgili bölüm).

Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları: hangi kavramlar bilinmeli?

Hak yoksunluğu
Mahkûmiyetin sonucu olarak failin belirli hakları kullanmasının yasaklanmasıdır. Hükmün içinde açıkça belirtilebilir ya da cezaya bağlı olarak kendiliğinden doğabilir.
Ceza zamanaşımı
Kesinleşmiş bir mahkûmiyetin infaz edilebilmesi için tanınan süredir. Süre dolunca devletin cezayı infaz yetkisi sona erer; mahkûmiyet hükmü ortadan kalkmaz.
Hak yoksunluğunun süresinin sınırlanması
Hak yoksunluğunun, hükümlünün cezasının infazından kaçması veya infazın gecikmesi nedeniyle sonsuza kadar uzamasını önleyen üst sınırdır. Bu sınır ilgili cezanın ceza zamanaşımı süresidir.

Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları: hangi şartlar aranır?

  • Failin işlediği suç nedeniyle bir cezaya mahkûm edilmiş olması veya hükümde hak yoksunluğuna hükmedilmiş olması gerekir.
  • Hak yoksunluğunun cezaya bağlı olarak veya hükümde açıkça belirtilerek doğmuş olması gerekir.
  • Hükmün kesinleşmesi ve bu hükmün infazının başlamış ya da henüz başlamamış olması gerekir; infazın gecikmesi hak yoksunluğunu engellemez.
  • Hak yoksunluğunun süresinin, ilgili cezanın ceza zamanaşımı süresinin dolmasına kadar devam etmesi esastır; bu süre dolduğunda hak yoksunluğu sona erer.

Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları: hangi sonuçları doğurur?

  • Cezaya bağlı hak yoksunluğu, ceza zamanaşımı dolmadığı sürece devam eder.
  • Cezanın infazının gecikmesi, hak yoksunluğunun uygulanmasını engellemez.
  • Ceza zamanaşımı dolduğunda hak yoksunluğu da sona erer ve artık geçerliliğini yitirir.
  • Hükümlünün infazdan kaçması halinde hak yoksunluğu, infaz tamamlanana kadar değil en fazla ceza zamanaşımı süresi kadar devam eder.
  • Birden fazla mahkûmiyet varsa her ceza için ayrı ayrı zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulur.

Hak yoksunluğunun infazı ile ceza zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Hak yoksunluğunun, cezanın infaz edilmesine bağlı kaldığı durum; yani hükümlü cezasını çektikçe hak yoksunluğu da işler (m.53/2).

Cezanın infazının gecikmesi veya engellenmesi halinde hak yoksunluğunun süresinin, ceza zamanaşımı süresiyle sınırlandığı durum.

Hükümlü cezasını çekmeden zamanaşımı dolarsa hak yoksunluğu da zamanaşımı dolduğunda sona erer; infazın gecikmesi hak yoksunluğunu ortadan kaldırmaz.

Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hak yoksunluğunun süresini, cezanın infaz tamamlanana kadar sınırsız devam ettiği şeklinde yorumlamak; madde zamanaşımı ile sınırlandırmıştır.
  • Ceza zamanaşımı dolduğunda hükmün ortadan kalktığını sanmak; zamanaşımı yalnızca infaz engeli oluşturur, hükmü ortadan kaldırmaz.
  • Hak yoksunluğunun süresini ceza zamanaşımından bağımsız, sabit bir süre olarak hesaplamak.
  • Birden fazla mahkûmiyet varsa cezaları toplayıp tek bir zamanaşımı süresi uygulamak; her ceza için ayrı süre göz önüne alınmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ceza zamanaşımı dolduktan sonra hak yoksunluğunun devam ettiği kabul edilmemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017)
  • Hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, ceza zamanaşımının işleyişi ayrıca değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Hak yoksunluğunun süresinin dolup dolmadığını ileri süren taraf, ceza zamanaşımı süresinin başlangıç tarihini ve hükmün kesinleşme tarihini belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Hükmün kesinleşme tarihi ve infaz kayıtları mahkeme dosyası ve infaz dosyasından ispat edilir.
  • Hükümlünün infazdan kaçtığı iddiası, infaz kayıtları ve yakalama tutanakları ile ispat edilir.
  • Hak yoksunluğunun sona erdiğini iddia eden taraf, zamanaşımının gerçekleştiğini gösteren belgeleri sunmakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.53: Hak yoksunluklarını düzenler; bu madde ise bu yoksunlukların süresinin üst sınırını belirler. Hükümlünün infaz tamamlanana kadar yoksunluk devam edebilir, ancak m.69 bu sürenin ceza zamanaşımı ile sınırlandığını ortaya koyar.
  • 5237 sayılı Kanun m.68: Ceza zamanaşımı sürelerini belirler; m.69'daki hak yoksunluğu sınırı bu sürelere bağlıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.70: Müsaderenin infaz süresini düzenler; m.69 hak yoksunlukları için geçerli olduğundan ayrı bir hükümdür.

TCK m.70 — Müsaderede zamanaşımı

Bu madde, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünde yer alan müsadere kararının infaz edilebileceği en son süreyi düzenler. Müsadere hükmü, kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilemez. Madde, müsadereye konu eşyanın veya kazancın türünü ayırt etmez; hem eşya müsaderesi hem kazanç müsaderesi bakımından aynı süreyi öngörür. Maddenin uygulanması hükmün kesinleşmesine bağlı olup kesinleşmemiş müsadere kararlarını kapsamaz. Madde, müsaderenin türlerini, koşullarını ve kapsamını düzenlemez (m.54, m.55). Ceza zamanaşımı süreleri (m.68), ceza zamanaşımının başlangıcı ve kesilmesi (m.67, m.68, m.72), hak yoksunluklarının süresi (m.69) ve dava zamanaşımı (m.66, m.67) bu maddenin konusu değildir.

Müsaderede zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Müsadere zamanaşımı
Müsadere hükmünün kesinleşmesinden itibaren infazın yapılamayacağı süre. Bu madde bakımından süre yirmi yıldır ve ceza zamanaşımından ayrı bir süre olarak işler.
İnfaz
Kesinleşmiş müsadere hükmünün yerine getirilmesi, yani el konulan eşyanın devletçe alınması ya da kazancın tahsil edilmesi işlemi. Süre dolduktan sonra bu işlem yapılamaz.
Kesinleşme
Müsadere hükmünün artık olağan kanun yollarına başvurulamayacak hale gelmesi. Yirmi yıllık sürenin başlangıcı bu andır.

Müsaderede zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • Müsadere, kesinleşmiş bir hükümle hükme bağlanmış olmalıdır.
  • Hükmün kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmemiş olmalıdır.
  • Müsadereye konu eşya veya kazanç hakkında infaz işlemi, süre dolmadan başlatılmış olmalıdır; süre dolduktan sonra infaz yapılamaz.

Müsaderede zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Müsadere hükmü kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez.
  • Süre dolmadan başlatılan infaz işlemi, süre içinde sürdürülebilir ve tamamlanabilir; sürenin dolması, önceden yapılmış infazı geriye etkili olarak geçersiz kılmaz.
  • Ceza zamanaşımının dolması, müsadere hükmünü ortadan kaldırmaz; müsadere için ayrı bir süre işler.
  • Müsadere hükmü kesinleşmeden önce bu sürenin işlemeye başlaması söz konusu değildir.

Müsadere zamanaşımı ile ceza zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Müsadere hükmünün infazına ilişkin, yirmi yıllık süreye tabi olan düzenlemedir.

Cezanın infazına ilişkin ceza zamanaşımı (m.68) hapis, adli para cezası gibi cezalar için kendi sürelerine tabidir.

Müsadere hükmü için ceza zamanaşımı süreleri değil, bu maddedeki yirmi yıllık süre uygulanır.

Müsadere zamanaşımı ile hak yoksunluğu süresi arasındaki fark nedir?

Müsadere hükmünün infazı, kesinleşmeden yirmi yıl sonra sona erer.

Cezaya bağlı hak yoksunlukları, ceza zamanaşımı dolana kadar devam eder (m.69).

İki süre birbirinden bağımsızdır; müsaderenin infaz süresi hak yoksunluğu süresi ile karıştırılmamalıdır.

Eşya müsaderesi ile kazanç müsaderesi arasındaki fark nedir?

Eşya müsaderesi, suçta kullanılan veya suçla elde edilen eşyanın el konulmasıdır (m.54).

Kazanç müsaderesi, suçtan elde edilen ekonomik yararın el konulmasıdır (m.55).

İki müsadere türü için madde aynı yirmi yıllık süreyi öngörür; süre türe göre ayrılmaz.

Müsaderede zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Müsadere süresini ceza zamanaşımı süreleriyle (m.68) karıştırmak; müsadere için ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağını varsaymak.
  • Yirmi yıllık sürenin başlangıcını hükmün tebliğ tarihi veya infazın başladığı tarih olarak almak; başlangıç kesinleşme anıdır.
  • Müsadere hükmünü cezaya bağlı hak yoksunluğu süresi (m.69) ile aynı şey saymak.
  • Yirmi yıllık süre dolduktan sonra infazın hâlâ yapılabileceğini düşünmek; süre dolunca infaz yetkisi sona erer.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, dava ve ceza ilişkisini düşüren nedenleri 64 ila 75. maddeler arasındaki beş sebep olarak ele almakta ve bu düzenlemeyi Yaptırımlar Kısmı'nın Dava ve Cezanın Düşürülmesi bölümünde değerlendirmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023; Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Müsaderenin infaz edilemeyeceğini ileri süren taraf, hükmün kesinleşme tarihini ve kesinleşmeden itibaren yirmi yılın geçtiğini belgelemelidir; kesinleşme şerhi bu belgenin temelini oluşturur.
  • Infazın süre içinde başlatıldığını ileri süren taraf, infaza ilişkin işlem belgelerini (tebligat, yakalama, infaz müzekkeresi) sunmalıdır.
  • Kesinleşme tarihi ile infaz işlemi tarihi arasındaki süre, mahkeme kayıtları ve infaz dosyası ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.54: Eşya müsaderesini düzenler; bu maddedeki yirmi yıllık süre bu müsadere türü için de geçerlidir.
  • 5237 m.55: Kazanç müsaderesini düzenler; bu maddedeki yirmi yıllık süre bu müsadere türü için de geçerlidir.
  • 5237 m.69: Cezaya bağlı hak yoksunluklarının süresini ceza zamanaşımına bağlar; müsadere infaz süresinden ayrıdır.
  • 5237 m.68: Ceza zamanaşımı sürelerini belirler; müsadere süresi bu sürelerden ayrı olarak uygulanır.
  • 5237 m.72: Zamanaşımının hesaplanma ve uygulanma yöntemini düzenler.

TCK m.71 — Ceza zamanaşımının kesilmesi

Bu madde, ceza zamanaşımının hangi hallerde kesileceğini düzenler. Kesilme, mahkûmiyet hükmünün infazı için yapılan tebligat ya da infaz amacıyla yakalama ve hükümlünün yeni bir kasıtlı suç işlemesi hâllerinde gerçekleşir. Madde, mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş kişiler bakımından uygulanır. Dava zamanaşımının kesilmesini (m.67), dava zamanaşımı ile ceza zamanaşımının sürelerini ve hesabını (m.72), şikayete bağlı suçlarda şikayet süresini (m.73) ve ceza zamanaşımının süresini (m.66) düzenlemez. Ceza zamanaşımının durması kavramı da bu maddede yer almaz, kanun yalnız kesmeyi kabul etmiştir.

Ceza zamanaşımının kesilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Ceza zamanaşımının kesilmesi
Kesilme anına kadar işlemiş süreyi sıfırlayan ve sürenin baştan işlemesini sağlayan etkidir. Ceza zamanaşımında durma kabul edilmediğinden, sürenin işlemesi sırasında yalnız bu maddede sayılan hallerde kesilme gerçekleşir.
Hükmün infazı için tebligat
Mahkûmiyet hükmünün infazı amacıyla yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna uygun biçimde yapılan tebliğdir. Yalnız hükümlüye yapılan ve doğrudan infazla ilgili tebligat bu nitelikte kabul edilir; yargılama giderlerine veya infazın ertelenmesine ilişkin tebligatlar kapsamaz.
İnfaz amaçlı yakalama
Hükümlünün, mahkûm olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın infazını sağlamak amacıyla yakalanmasıdır. Başka bir suç şüphesiyle yapılan yakalama bu kapsama girmez.
Üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suç
Kanunda hapis cezasının üst sınırının iki yılı aştığı kasıtlı suçtur. Ölçüt, somut olayda verilecek cezanın değil, suç tipinde öngörülen üst sınırın aranmasıdır.

Ceza zamanaşımının kesilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması gerekir; kesinleşmemiş mahkûmiyet bu fıkra kapsamında değerlendirilmez. (Ceza Genel Kurulu, 2021/222 E., 2024/360 K., 20.11.2024)
  • Birinci fıkra bakımından, mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna uygun tebligat yapılmış ya da infaz amacıyla hükümlü yakalanmış olmalıdır.
  • Tebligat ya da yakalama, hükmün infazı amacını taşımalı ve belli bir suçun cezasıyla ilgili olmalıdır.
  • İkinci fıkra bakımından, failin bir suçtan dolayı mahkûm olmuş olması ve sonradan kasıtlı bir suç işlemesi gerekir.
  • İkinci fıkradaki yeni suçun üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektirmelidir; suçun aynı cinsten olması aranmaz.
  • Yeni suç kasıtlı olmalıdır; taksirli suç bu fıkrayı harekete geçirmez.

Ceza zamanaşımının kesilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki tebligat ya da infaz amaçlı yakalama gerçekleştiğinde, o ana kadar işlemiş ceza zamanaşımı süresi sıfırlanır ve süre en baştan işlemeye başlar. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)
  • İkinci fıkradaki yeni kasıtlı suç işlendiğinde de ceza zamanaşımı kesilir ve süre yeniden başlar.
  • Kesilme yalnız ilgili mahkûmiyet hükmü bakımından sonuç doğurur; birden fazla mahkûmiyet varsa diğer hükümler için süre işlemeye devam eder.
  • Yakalama, başka bir suç nedeniyle yapılmışsa zamanaşımı kesilmez.
  • Yeni suç taksirli ise ya da üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiriyorsa ikinci fıkra uygulanmaz ve kesilme gerçekleşmez.
  • Tebligat, mahkûm dışındaki bir kişiye yapılmış ya da infazla doğrudan ilgili değilse zamanaşımı kesilmez.

Hükmün infazı tebligatı ile diğer tebligatlar arasındaki fark nedir?

Mahkûmiyet hükmünün infazına yönelik, hükümlüye yapılan tebligat zamanaşımını keser.

Yargılama giderlerinin ödenmesi veya infazın ertelenmesi gibi infazla doğrudan ilgili olmayan tebligatlar ya da mahkûm dışındaki kişilere yapılan tebligatlar zamanaşımını kesmez.

Kesilme yalnız infaz amaçlı ve mahkûma yapılan tebligatla gerçekleşir.

İnfaz amaçlı yakalama ile başka nedenle yakalama arasındaki fark nedir?

Hükümlünün mahkûm olduğu cezanın infazı için yakalanması zamanaşımını keser.

Başka bir suç şüphesiyle yapılan yakalama zamanaşımını kesmez.

Yakalamanın amacı belirleyicidir; yakalamanın hangi suç için yapıldığı tespit edilmelidir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, infaz sürecindeki tebligat ya da yakalama işlemine bağlı kesilmeyi düzenler.

İkinci fıkra, hükümlünün yeni bir kasıtlı suç işlemesine bağlı kesilmeyi düzenler.

İki fıkranın koşulları ayrıdır; birinde infaz işlemi, diğerinde yeni suç aranır.

Ceza zamanaşımının kesilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ceza zamanaşımında durma kabul edip, sürenin belli bir olayla durduğunu hesaplamak; bu maddede yalnız kesilme düzenlenmiştir.
  • Yargılama giderlerine veya infazın ertelenmesine ilişkin tebligatı infaz tebligatı saymak; bu tebligatlar kesmez.
  • Başka bir suç şüphesiyle yapılan yakalamayı infaz amaçlı yakalama saymak.
  • Yeni suçta aynı cins aramak; ikinci fıkra aynı cins şartı aramaz, üst sınır ölçütü uygulanır.
  • Taksirli bir suçu ya da üst sınırı iki yıl veya daha az olan kasıtlı suçu kesilme nedeni saymak.
  • Kesilmenin birden fazla hükümlülükte tüm hükümler için sonuç doğurduğunu kabul etmek; sonuç yalnız ilgili hüküm için geçerlidir.
  • Kesinleşmemiş mahkûmiyetin ceza zamanaşımını kestiğini ileri sürmek; bu madde kesinleşmiş hükmü varsayar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ceza zamanaşımında durma kabul edilmez; yalnız kanunda sayılan hallerde kesilme gerçekleşir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017)
  • Kesilme için hükmün kesinleşmiş olması gerektiği, kesinleşmemiş mahkûmiyetin dava zamanaşımını kestiği ve kesinleşmeden sonra ceza zamanaşımının işlediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/222 E., 2024/360 K., 20.11.2024)
  • Kesilme yalnız belli bir mahkûmiyet hükmü bakımından etkili olur; birden çok hükümde her hüküm için ayrı zamanaşımı işler. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ceza zamanaşımının kesildiğini ileri süren taraf, kesilmeyi gösteren belgeyi ibraz etmelidir; infaz amaçlı tebligat için tebligat evrakı, yakalama için yakalama emri ve yakalama tutanağı delil olarak kullanılabilir.
  • Hükmün kesinleşmiş olduğu ispat edilmelidir; kesinleşme şerhi ve infaz dosyası bu amaçla kullanılır.
  • Yakalamanın hangi suç için yapıldığı, yakalama emrinin ve tutanağın içeriğinden belirlenir; savunma, yakalamanın başka bir suç şüphesiyle yapıldığını ileri sürerse bunu ispatlamalıdır.
  • Yeni suçun kasıtlı olduğu ve üst sınırının iki yılı aştığı, suç tipine göre belirlenir; kasıt ve suç niteliği iddia eden tarafça ortaya konulmalıdır.
  • Tebligatın mahkûma yapıldığı ve infazla ilgili olduğu, tebligat evrakından anlaşılmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.66: Ceza zamanaşımı süresinin belirlenmesinde kullanılır; bu maddede kesilen süre, m.66'da öngörülen süredir.
  • 5237 sayılı Kanun m.67: Dava zamanaşımının kesilmesini düzenler; bu madde ceza zamanaşımı için aynı kurumu öngörür, ancak kesilme halleri ayrıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.72: Dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin gün, ay ve yıl olarak hesaplanmasını düzenler; kesilme sonrası sürenin hesabında uygulanır.

TCK m.72 — Zamanaşımının hesabı ve uygulanması

5237 sayılı Kanun m.72, dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin gün, ay ve yıl esasına göre nasıl hesaplanacağını ve bu sürelerin resen uygulanıp taraflarca vazgeçilemeyeceğini düzenler. Kapsamı, zamanaşımının türü ve sonucu bakımından her iki süre türünü (dava ve ceza zamanaşımı) birlikte içerir. Maddenin muhatabı yargılamayı yürüten mercilerle zamanaşımı süresinden yararlanabilecek şüpheli, sanık ve hükümlüdür. Madde dava zamanaşımının başlangıcını (m.66), kesilmesini ve uzamasını (m.67), ceza zamanaşımı sürelerini (m.68) ve ceza zamanaşımının kesilmesini (m.69 ilgili hükümler) düzenlemez. Müsadere zamanaşımı (m.70) ile zamanaşımının kısalması ve dava ile cezanın düşürülmesi gibi diğer düşme sebepleri (m.71 ve sonrası) de bu maddenin konusu dışındadır.

Zamanaşımının hesabı ve uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava zamanaşımı
Suç işlendikten sonra kamu davasının açılıp yürütülebilmesi için kanunda öngörülen süredir. Süre dolduğunda kamu davası düşer.
Ceza zamanaşımı
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün infazı için öngörülen süredir. Süre dolduğunda cezanın infaz yetkisi ortadan kalkar.
Gün, ay ve yıl hesabı
Zamanaşımı sürelerinin ölçü birimlerinin kanunda sabitlenmiş biçimde hesaplanmasıdır. Bir gün yirmidört saat, bir ay otuz gün olarak alınır; yıl ise resmi takvime göre belirlenir.
Resen uygulama
Zamanaşımının taraf talebine bağlı olmaksızın mahkeme veya infaz mercii tarafından kendiliğinden gözetilmesidir.
Vazgeçme yasağı
Şüpheli, sanık ve hükümlünün zamanaşımından feragat edememesi, yani zamanaşımının uygulanmasını istemeyen bir irade beyanının hukuken hüküm doğurmamasıdır.

Zamanaşımının hesabı ve uygulanması: hangi şartlar aranır?

  • Zamanaşımı hesabına esas alınacak sürenin gün, ay veya yıl birimiyle ifade edilmiş olması gerekir.
  • Bir gün yirmidört saat, bir ay otuz gün olarak hesaplanmalıdır.
  • Yıl hesabının resmi takvime göre yapılması gerekir.
  • Zamanaşımının uygulanabilmesi için bir talebe gerek yoktur; yargılama makamı süreyi re'sen gözetmelidir.
  • Şüpheli, sanık veya hükümlünün zamanaşımından vazgeçme beyanı hukuki sonuç doğurmaz.

Zamanaşımının hesabı ve uygulanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava zamanaşımı dolmuşsa kamu davası düşer ve mahkeme bunu re'sen gözetir.
  • Ceza zamanaşımı dolmuşsa kesinleşmiş cezanın infazı yapılamaz ve bu durum resen dikkate alınır.
  • Şüpheli, sanık veya hükümlü zamanaşımından vazgeçtiğini bildirse bile bu beyan hukuki sonuç doğurmaz.
  • Zamanaşımı süresinin işlemesi için taraflardan talep beklenmez; süre kendiliğinden işler.
  • Yıl hesabında resmi takvim esas alındığından, süre yıl sonunda takvime göre sona erer.

Dava zamanaşımı ile ceza zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Dava zamanaşımı, suçtan sonra kovuşturma aşamasında işler ve henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmaz.

Ceza zamanaşımı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün infazı aşamasında işler.

Her iki süre de m.72 uyarınca aynı gün-ay-yıl hesabına ve resen uygulamaya tabidir; ancak süreleri ve başlangıç anları farklıdır.

Re'sen uygulama ile taraf talebi arasındaki fark nedir?

Zamanaşımı re'sen uygulanır; mercii süreyi kendiliğinden dikkate alır.

Taraf talebine bağlı savunmalarda ise ilgili kişinin ileri sürmesi gerekir.

Şüpheli, sanık veya hükümlü zamanaşımından vazgeçemez; zamanaşımının işlemesi için talep gerekmez.

Yıl hesabı ile ay ve gün hesabı arasındaki fark nedir?

Yıl, resmi takvime göre hesaplanır.

Ay otuz gün, gün yirmidört saat olarak sabit alınır.

Yıl ile ay hesabı arasında takvim farkı varsa yıl sürelerinde takvim esas alınır, ay sürelerinde otuz günlük sabit ölçü uygulanır.

Zamanaşımının hesabı ve uygulanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ay süresini takvim ayına göre hesaplamak; kanun ayı otuz gün olarak sabitlemiştir.
  • Bir günü yirmidört saatten farklı biçimde saymak; kanunun ölçüsü yirmidört saattir.
  • Zamanaşımının işlemesi için sanığın talebinin gerekli olduğunu düşünmek; süre re'sen işler.
  • Şüpheli veya sanığın zamanaşımından vazgeçme beyanını geçerli sayıp davayı bu gerekçeyle sürdürmek veya durdurmak; bu beyan hukuki etki doğurmaz.
  • Yıl süresini ay ve gün ölçüsüyle karıştırmak; yıl resmi takvime göre hesaplanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Zamanaşımı süresinin hesabında başlangıç gününün belirlenmesi ve sürenin yıl, ay, gün birimlerinin tamamlanması esas alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017)
  • Zamanaşımı süresinin re'sen gözetilmesi ve sanık tarafından bu konuda feragat beyanında bulunulmasının hukuki etkisiz olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017)
  • Zamanaşımının kesilmesi ve yeniden işlemesi hallerinde süre hesabının yeni kesilme anından yapıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımının dolduğunu ileri süren taraf veya mercii, hesaba esas başlangıç tarihini ve süreyi gösteren belgelerle ispat yükünü taşır; resen gözetilen süre için ayrıca talep gerekmez.
  • Suçun işlendiği tarih, kesilme olayı ve kesinleşme tarihi gibi başlangıç anları dosya içindeki belgelerle (iddianame, karar, tebliğ kayıtları) ispat edilir.
  • Şüpheli veya sanığın zamanaşımından vazgeçtiği yönündeki beyanı hukuki sonuç doğurmadığından, bu beyan zamanaşımının uygulanmasını engellemez; zamanaşımının dolup dolmadığı dosya kayıtlarıyla belirlenir.
  • Süre hesabında yıl için resmi takvim, ay ve gün için sabit ölçü esas alınır; hesap farkı iddia eden taraf bunu gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.66: Dava zamanaşımının başlangıç anlarını belirler; m.72'deki gün, ay ve yıl hesabı bu başlangıç anından itibaren uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.67: Dava zamanaşımının kesilmesi ve uzamasını düzenler; m.72 bu kesilmeler sonrasında yeniden işleyen süreye de hesap kuralını uygular.
  • 5237 sayılı Kanun m.68: Ceza zamanaşımı sürelerini belirler; m.72 bu sürelerin hesabında kullanılacak gün, ay ve yıl ölçüsünü verir.
  • 5237 sayılı Kanun m.70: Müsadereye ilişkin ayrı zamanaşımı süresini düzenler; m.72'deki hesap ve re'sen uygulama kuralları bu süre için de geçerlidir.

TCK m.73 — Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar

Madde, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresini, bu sürenin başlangıcını, hakaret suçuna özgü mutlak üst sınırı, birden fazla şikâyet hakkı sahibi bulunduğunda hakların durumunu, şikâyetten vazgeçmenin kovuşturmaya ve hükme etkisini, iştirak halinde vazgeçmenin sirayetini, vazgeçmenin kabul etmeyen sanığa etkisini ve şikâyetten vazgeçmenin hukuk mahkemesinde dava açılmasına etkisini düzenler. Madde, mağdur ya da şikâyet hakkı bulunan kişiler bakımından uygulanır. Şikâyete bağlı suçların hangilerinin bu nitelikte olduğunu madde saymaz; bunlar ilgili suç tiplerinde düzenlenmiştir (ör. TCK m.125, m.151 değil; ilgili tipler). Şikâyetin nasıl ve nereye yapılacağı, şikâyet yokluğunda kararın usulü (CMK m.158) ve şikâyetin geri alınmasına ilişkin ayrıntılı usul kuralları madde kapsamında değildir. Uzlaşma usulü, hukuk davasının esası ve tazminat miktarı da bu maddede düzenlenmemiştir.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Şikâyet hakkı
Suçtan zarar gören kişinin, failin cezalandırılması için yetkili makamlara başvurarak kovuşturma koşulunu yerine getirme yetkisidir. Bu hak şahsa sıkı sıkıya bağlıdır ve başkası tarafından kullanılamaz.
Şikâyetin bölünmezliği ve sirayeti
Şikâyet fiil hakkında yapılır; fiile katkısı bulunan herkes hakkında sonuç doğurur. Failler arasından yalnızca bir kısmı hakkında şikâyet edilip diğerleri hakkında edilmemesi mümkün değildir.
Şikâyet süresi
Şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlayan altı aylık süredir. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren zamanaşımı süresini aşamaz.
Hakaret suçunda mutlak üst sınır
Hakaret suçunda şikâyet süresi, öğrenme tarihinden bağımsız olarak fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Bu sınır, ikinci fıkranın ek cümlesi ile getirilmiştir.
Vazgeçme
Şikâyet hakkı sahibinin şikâyetinden kovuşturma aşamasında vazgeçmesidir. Vazgeçme, kovuşturmayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonra cezanın infazına engel olmaz.
Şahsi haklardan vazgeçme
Şikâyetten vazgeçen kişinin, vazgeçtiği anda şahsi haklarından da vazgeçtiğini açıkça belirtmesidir. Bu beyan varsa kamu davasının düşmesi hukuk mahkemesinde dava açılmasını da engeller.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar: hangi şartlar aranır?

  • Suçun soruşturulması veya kovuşturulmasının şikâyete bağlı olması gerekir; bu nitelik ilgili suç tipinde açıkça düzenlenmiş olmalıdır.
  • Şikâyet hakkı olan kişi, suçtan zarar gören olmalıdır; birden fazla kişi zarar görmüşse aralarından birinin şikâyeti yeterlidir.
  • Yetkili kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde şikâyette bulunmalıdır.
  • Hakaret suçunda şikâyet, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçmemiş olmalıdır.
  • Şikâyet, zamanaşımı süresini geçmemiş olmalıdır.
  • Kovuşturma aşamasında vazgeçme için şikâyet hakkı sahibinin açık bir vazgeçme beyanı bulunmalıdır; bu beyan kanunda aksi yazılı olmadıkça sanığın kabulüne bağlı değildir ve kabul etmeyen sanık bakımından etkisizdir.
  • Hukuk mahkemesinde dava açılmasını engellemek için vazgeçme anında şahsi haklardan da vazgeçildiğinin ayrıca açıklanmış olması gerekir.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Altı ay içinde şikâyet yapılmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
  • Altı aylık süre, şikâyet hakkı sahibinin fiili ve failin kim olduğunu öğrenmesiyle başlar, ancak zamanaşımı süresini geçemez.
  • Hakaret suçunda fiilin gerçekleşmesinden iki yıl geçmişse şikâyet yapılamaz ve kovuşturma yapılamaz.
  • Birden fazla şikâyet hakkı sahibinden biri süreyi kaçırırsa diğerlerinin hakları düşmez.
  • Kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilirse kamu davası düşer.
  • Hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
  • İştirak halinde bir sanık hakkındaki vazgeçme diğer sanıkları da kapsar.
  • Vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında vazgeçme etkili olmaz ve kovuşturma onun hakkında devam eder.
  • Vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği açıklanmışsa kamu davasının düşmesi hukuk mahkemesinde dava açılmasını engeller.
  • Şahsi haklardan vazgeçildiği açıklanmamışsa hukuk mahkemesinde dava açma hakkı saklı kalır.

Genel süre ile hakaret suçu arasındaki fark nedir?

Genel kuralda altı aylık süre, öğrenme anından başlar ve zamanaşımı süresini geçemez.

Hakaret suçunda süre, ek cümle uyarınca fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılla sınırlanır.

Hakaretin öğrenilmesi geç olsa bile fiilden iki yıl geçtikten sonra şikâyet yapılamaz.

Birden fazla şikâyet hakkı sahibi ile tek hak sahibi arasındaki fark nedir?

Birden fazla şikâyet hakkı olan kişiden biri altı ayı kaçırırsa diğerlerinin hakkı düşmez.

Tek şikâyet hakkı sahibi süreyi kaçırırsa hakkı kalmaz.

Her şikâyet hakkı sahibi için süre ayrı değerlendirilir; diğer hak sahiplerinin süresi devam eder.

Kovuşturma öncesi ile hüküm kesinleşmesi sonrası vazgeçme arasındaki fark nedir?

Kovuşturma aşamasında yapılan vazgeçme kamu davasını düşürür.

Hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

Kesinleşmiş hükümde vazgeçme infazı durdurmaz.

Vazgeçen sanık ile vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık arasındaki fark nedir?

İştirak halinde bir sanık hakkındaki vazgeçme diğer sanıkları da kapsar.

Vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında vazgeçme etkili olmaz.

Kabul etmeyen sanık hakkında kovuşturma devam eder.

Ceza davası düşmesi ile hukuk davası arasındaki fark nedir?

Kamu davasının düşmesi yalnızca şikâyetten vazgeçmeden kaynaklanmışsa ve şahsi haklardan da vazgeçildiği açıklanmışsa hukuk davası engellenir.

Şahsi haklardan vazgeçme açıklanmadan yapılan vazgeçme yalnızca kamu davasını düşürür.

Açıklama yoksa hukuk mahkemesinde tazminat davası açılabilir.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Altı aylık süreyi suçun işlendiği tarihten saymak; süre öğrenme tarihinden başlar ve zamanaşımı süresini aşamaz.
  • Hakaret suçunda iki yıllık üst sınırı öğrenme tarihinden hesaplamak; bu sınır fiil tarihinden işler.
  • Birden fazla hak sahibinden birinin süreyi kaçırmasını diğerlerinin hakkını da düşürdüğü şeklinde yorumlamak; üçüncü fıkra bunu açıkça engeller.
  • Vazgeçmenin tüm sanıklar hakkında kendiliğinden etkili olduğunu varsaymak; vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık bakımından vazgeçme etkisizdir.
  • Şahsi haklardan vazgeçme beyanı olmadan vazgeçmenin hukuk davasını da engellediğini düşünmek; açıklama olmadan hukuk davası açılabilir.
  • Hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçmenin infazı durdurduğunu düşünmek; bu vazgeçme infaza engel olmaz.
  • Süresinde yapılmamış şikâyeti kovuşturma aşamasında sonradan tamamlanabilir saymak; süre geçmişse kovuşturma düşer.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şikâyetin bölünmezliği ve sirayeti ilkesi uygulanır; şikâyet fiil hakkında yapılmış sayılır ve fiile katkısı bulunan herkesi kapsar. (Ceza Genel Kurulu, 2008/73 E., 2008/88 K., 15.04.2008)
  • Suç soruşturma aşamasında takibi şikâyete bağlı olmayan olarak nitelendirilip kovuşturma aşamasında niteliği değişerek şikâyete bağlı hale gelmişse, mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği sürece şikâyetçi olduğu kabul edilir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/532 E., 2015/368 K., 03.11.2015)
  • Taksirle işlenen suçlarda da iştirak kuralı uygulanır ve birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda vazgeçmenin sirayeti söz konusu olabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/191 E., 2006/183 K., 11.07.2006)
  • Şikâyet süresi geçtikten sonra açılmış bir davada, süresinde şikâyet bulunmadığı gerçeği, kamu davası açılmış olsa da değişmez; dava düşürülür. (Ceza Genel Kurulu, 2023/565 E., 2024/11 K., 17.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyet süresinin başladığı anı, yani mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günü, şikâyeti yapan kişi ispatlamakla yükümlüdür; savunma bu süreyi geçtiğini ileri sürerse öğrenme tarihini ortaya koymalıdır.
  • Şikâyetin süresinde yapıldığı, şikâyet dilekçesi veya tutanakla ispat edilir; şikâyet yazılı ya da tutanağa geçirilmiş bir beyan ile yapılabilir.
  • Hakaret suçunda fiilin tarihi ispat edilerek iki yıllık üst sınır hesaplanır; fiil tarihinin belirlenememesi halinde bu tarih esas alınır.
  • Vazgeçmenin şahsi haklardan da vazgeçildiğini içerdiği, vazgeçme beyanında açıkça yer almalıdır; bu açıklamanın bulunmadığını ileri süren taraf, açıklamanın yokluğunu gösterir.
  • Vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığın bulunduğu durumda, kabulün yapılmadığını ileri süren taraf bu durumu ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.22: Taksirle işlenen suçlarda birden fazla kişinin kusuru bulunduğunda, şikâyetin bölünmezliği ve iştirak kavramının kapsamını etkiler.
  • 5271 sayılı Kanun m.158: Şikâyetin nasıl yapılacağı ve kovuşturma aşamasında suçun şikâyete bağlı çıkması halinde sürecin nasıl işleyeceği bu maddeye bağlıdır.

TCK m.74 — Dava veya cezanın düşmesinin etkisi

Madde, dava veya cezanın düşmesinin hukuki sonuçlarını düzenler: genel af, özel af ve şikâyetten vazgeçmenin müsadere edilen eşya ile ödenen adli para cezası üzerindeki etkisini, kamu davasının düşmesinin şahsi hak davasına etkisini ve cezanın düşmesinin şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine etkisini sıralar. Hükmün kapsamı, düşme sebeplerinin ceza ve yargılama üzerindeki sonuçlarıdır; düşmeye yol açan sebeplerin kendisi değildir. Düşme sebepleri bakımından madde kişilerin hangi hallerde cezalandırılamayacağını söylemez, bu sonuçları sonraki maddelerde aramak gerekir. Ölüm, zamanaşımı, şikâyetten vazgeçme ve önödeme gibi düşme sebepleri bu maddede düzenlenmez (m.64, m.66-68, m.73, m.75). Hükmün, şahsi hak davasının zamanaşımı ve hukuk mahkemesindeki usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır; bunlar Borçlar Kanunu ve ilgili usul hükümlerinin alanına girer. Şikâyetten vazgeçmede şahsi hakların ayrıca saklı tutulup tutulmadığı ise TCK m.73/7 hükmüne bağlıdır.

Dava veya cezanın düşmesinin etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava veya cezanın düşmesi
Kanunda sayılan bir sebep gerçekleştiğinde devletin dava açma veya cezalandırma yetkisinin sona ermesidir. Düşme, işlenmiş bir suçu geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz; ceza ilişkisini sona erdirir.
Genel af
Kamu davasını ve cezayı, suçun türüne göre toplu olarak ortadan kaldıran sebeptir. Bu maddede yalnız müsadere ve adli para cezasının geri alınmasına etkisi ve yargılama giderlerinin istenememesi bakımından ayrı hüküm bulunur.
Özel af
Belirli bir kişi veya suç bakımından uygulanan af türüdür. Maddede genel afla birlikte müsadere ve adli para cezası bakımından aynı sonuca bağlanmıştır.
Şahsi hak davası
Suçtan zarar gören kişinin, malların geri alınması veya uğradığı zararın tazmini için hukuk mahkemesinde açtığı davadır. Kamu davasının düşmesi bu davayı etkilemez.
Müsadere
Suçla ilgili eşyanın devlete geçirilmesi yaptırımıdır. Düşme sebebi gerçekleşse de müsadere edilmiş eşyanın geri alınmasını gerektirmez.
Yargılama giderleri
Yargılama sırasında yapılan masrafları ifade eder. Cezanın düşmesi bunların istenmesini engellemez; ancak genel af halinde istenemez.

Dava veya cezanın düşmesinin etkisi: hangi şartlar aranır?

  • Dava veya cezanın düşmesine yol açan sebebin genel af, özel af veya şikâyetten vazgeçme olması gerekir; müsadere ve adli para cezası sonucu bu sebeplerle bağlanır.
  • Düşmeye bağlı olarak müsadere edilen eşya veya tahsil edilen adli para cezasının geri alınması istenecekse, bu talebin düşme sebebine dayanmadığı ve ayrı bir hukuki dayanağa oturması gerekir.
  • Kamu davasının düşmesi halinde şahsi hak davasının açılabilmesi için malların geri alınması veya uğranılan zararın tazmini talebinin bulunması gerekir.
  • Cezanın düşmesi halinde şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümlerin uygulanması için bu taleplerin ayrıca ileri sürülmüş olması gerekir.
  • Genel af halinde yargılama giderlerinin istenebilmesi için bu sebebin genel af olmaması gerekir.

Dava veya cezanın düşmesinin etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Genel af, özel af veya şikâyetten vazgeçme halinde müsadere olunan şeyler geri alınmaz.
  • Genel af, özel af veya şikâyetten vazgeçme halinde ödenen adli para cezası geri alınmaz.
  • Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez.
  • Cezanın düşmesi şahsi haklara, tazminata ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez.
  • Genel af halinde yargılama giderleri istenemez.
  • Maddede düşme sebebinin sonucu olarak hükümlünün ceza sicilinden veya hukuki ehliyetinden doğrudan bir sonuç bağlanmamıştır.

Genel af ile özel af ve şikâyetten vazgeçme arasındaki fark nedir?

Genel af, özel af ve şikâyetten vazgeçme birinci fıkrada birlikte sayılır.

Bu sebeplerin hepsi müsadere ve ödenen adli para cezası bakımından aynı sonucu doğurur.

Bu sebeplerden biriyle düşme olsa bile müsadere edilen eşya ve tahsil edilen adli para cezası geri alınmaz.

Kamu davasının düşmesi ile şahsi hak davası arasındaki fark nedir?

Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar görenin mal iadesi ve tazmin istemiyle açtığı şahsi hak davasını etkilemez.

Kamu davasının düşmesinin zarar görenin hukuk mahkemesi yolunu kapatıp kapatmadığı ise m.73/7 hükmüne bağlıdır.

Zarar gören kamu davası düşse de hukuk mahkemesinde tazmin talep edebilir; bu hak düşme sebebinden etkilenmez.

Genel af ile diğer düşme sebepleri (yargılama giderleri) arasındaki fark nedir?

Cezanın düşmesi yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez.

Genel af halinde yargılama giderleri ayrıca istenemez.

Genel af dışındaki düşme sebeplerinde yargılama giderleri istenebilir, genel af halinde istenemez.

Dava veya cezanın düşmesinin etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Genel af veya şikâyetten vazgeçmenin, müsadere edilen eşya veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını da doğurduğunu varsaymak; madde bunu açıkça engeller.
  • Kamu davasının düşmesini şahsi hak davasının da düşmesi sonucu saymak; m.74/2 bunu reddeder.
  • Şikâyetten vazgeçme beyanında şahsi haklardan vazgeçmenin açıkça yazılı olup olmadığını incelemeden hukuk mahkemesinde dava açma hakkını tümüyle yok saymak; bu ayrım m.73/7 ile ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Cezanın düşmesinin yargılama giderlerini de kendiliğinden düşürdüğünü varsaymak; madde yalnız genel af halinde giderlerin istenememesini öngörür.
  • Genel af halinde yargılama giderlerini diğer düşme sebeplerinde olduğu gibi istemek; genel af halinde bu istem yapılamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davası düşürülmüşse, zarar görenin şahsi haklarından da açıkça vazgeçtiğini belirttiği hallerde hukuk mahkemesinde dava açılamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)
  • Şikâyetten vazgeçme ceza ilişkisi bakımından etkili olsa da hukuk davaları üzerinde kural olarak etkisi bulunmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023)
  • Ceza Genel Kurulu, m.74/2 ve m.74/3 hükümlerinin şahsi hak davasının korunduğu yönünde uygulandığını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Şahsi hak davasını açan zarar görenin, malların geri alınması veya tazmin talebinin dayanağı olan zararı ve bu zarar ile suç arasındaki bağı ispat yükü altındadır.
  • Düşme kararının varlığı ve düşme sebebinin genel af, özel af, şikâyetten vazgeçme veya ceza zamanaşımı olduğu, ilgili mahkeme kararı veya ceza dosyası ile ispatlanır.
  • Zarar görenin şahsi haklarından açıkça vazgeçip vazgeçmediği, şikâyetten vazgeçme sırasındaki beyanı ile ispatlanır; bu beyanın yazılı olması ispat açısından önemlidir.
  • Müsadere edilen eşya veya tahsil edilen adli para cezası üzerinde iddia edilen geri alma talebi, düşme kararının bu sonucu doğurmadığı yönünde karşı tarafça ileri sürülebilecek savunmaya karşı ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.64: Sanığın veya hükümlünün ölümünün düşme sebebi olduğunu düzenler; m.74, bu sebeple düşmenin sonuçlarını belirler.
  • 5237 m.65: Genel ve özel affın düşme sebebi olarak düzenlendiği maddedir; m.74/1 ve m.74/3 bu sebeplerin sonuçlarını belirler.
  • 5237 m.73: Şikâyetten vazgeçmeyi düzenler; m.74/1 bu sebebin müsadere ve adli para cezasına etkisini belirler. Fıkra 7 hükmü şahsi hak davasının hukuk mahkemesinde açılabilmesi bakımından m.74/2 ile birlikte okunur.
  • 5237 m.75: Önödeme sonucunda düşmenin hangi koşullarla gerçekleştiğini düzenler; m.74 bu sebebin sonuçları bakımından uygulanabilir.
  • 5237 m.66: Dava ve ceza zamanaşımını düzenler; zamanaşımının düşme sonuçları bakımından m.74 uygulanır.

TCK m.75 — Önödeme

Bu madde, uzlaşma kapsamındaki suçlar dışında kalan ve yalnız adli para cezasını ya da yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda önödeme (ön ödeme) kurumunu düzenler; ödenecek miktarın hesaplanma ölçütlerini, on günlük ödeme süresini, taksitlendirmeyi, ödemenin kamu davasının açılmamasına veya düşmesine etkisini, altı maddelik sayma usulüyle belirlenen suçlar ile tekerrür halini ve ödeme kayıtlarının tutulmasını içerir. Madde, kişisel hakkın istenmesini, malın geri alınmasını ve müsadereyi düzenlemez (m.74 ve m.75/5 kapsamındaki ayrı rejim). Uzlaşma usulü, şikâyete bağlı suçların uzlaşma koşulları ve uzlaştırmanın yürütülmesi Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenmiştir (5271 sayılı Kanun m.253). Hapis cezasının infazı, ertelenmesi ve denetimli serbestlik gibi hükümler bu maddenin kapsamı dışındadır.

Önödeme: hangi kavramlar bilinmeli?

Önödeme
Failin, suç nedeniyle kamu davası açılmadan ya da açılmış davada belirli bir parayı soruşturma veya yargılama giderleriyle birlikte ödemesi karşılığında kamu davasının açılmamasını veya düşmesini sağlayan kurumdur. Yargılamasız cezalandırma ile ceza muhakemesi düşme nedenlerinin karışımıdır.
Uzlaşma kapsamındaki suç
Uzlaşmaya tabi olan suçlardır. Bu suçlar, maddenin kapsamı dışında tutulmuştur; ceza miktarı önödeme sınırının altında kalsa bile önödemeden yararlanılamaz.
Gün para cezası karşılığı miktar
Hapis cezasının aşağı sınırının her gün için yüz Türk Lirası üzerinden hesaplanan karşılığıdır. Bu hesap, yalnız hapis cezası için yapılır ve hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülmüşse adli para cezasının aşağı sınırıyla toplanır.
Önödemeye tabi suç
Yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesindeki hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçtur. Ceza, somut olaya verilecek cezaya değil, kanunda öngörülen soyut cezaya göre belirlenir.
Önödemeye bağlı kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve düşme kararı
Önödemenin yerine getirilmesi üzerine verilen karardır. Bu kararlar, tekerrür hesabında kullanılmak üzere ayrı bir sisteme kaydedilir.

Önödeme: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin, uzlaşma kapsamı dışında kalan ve yalnız adli para cezasını gerektiren ya da kanunda öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan bir suç oluşturması gerekir; bu değerlendirme soyut cezaya göre yapılır, somut cezaya göre değil.
  • Hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülmüşse, hapis cezası için gün başına yüz Türk Lirası üzerinden hesaplanan miktar ile adli para cezasının aşağı sınırı birlikte ödenmelidir.
  • Yalnız birinin uygulanabildiği hallerde ödenecek miktar adli para cezası esas alınarak belirlenmelidir.
  • Ödeme, Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebliğ üzerine on gün içinde ve soruşturma giderleriyle birlikte yapılmalıdır; failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla üç eşit taksit de kabul edilebilir.
  • Maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlarda (m.75/6) önödeme yalnız kanunda sayılan suçlar için uygulanır; bu suçların beş yıl içinde tekrarında önödeme uygulanmaz.

Önödeme: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme on gün içinde yapılırsa hakkında kamu davası açılmaz.
  • Failin talebi üzerine Cumhuriyet savcısı, ödemeyi birer ay arayla üç eşit taksitte ödemesine karar verebilir.
  • Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.
  • Önödeme, özel kanun gereği doğrudan mahkemeye intikal eden işte hakimin bildirimi üzerine yapılırsa kamu davası düşer.
  • Önödeme dava açıldıktan sonra da yapılabilir; bu halde kamu davası düşer.
  • Önödeme kapsamındaki suçta, ödeme yapılmadan dava açılmış ya da fiilin niteliği değişerek kapsama girmişse, önödeme yine uygulanır.
  • Önödemeye tabi suç beş yıl içinde tekrar işlenirse, teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır; taksirli suçlar bu kuralın dışındadır.
  • Altıncı fıkradaki sayılı suçların beş yıl içinde tekrarı halinde önödeme hükümleri aynı suçtan dolayı uygulanmaz.
  • Önödeme, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye engel değildir.
  • Ödeme yapılması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığı ve düşme kararları özel bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar yalnız bağlantılı bir soruşturma veya kovuşturma için istenirse kullanılabilir.
  • Uzlaşma kapsamındaki suçlarda, cezanın miktarına bakılmaksızın bu maddenin birinci fıkrası uygulanmaz.

Maktu adli para cezası ile aşağı sınırlı adli para cezası arasındaki fark nedir?

Adli para cezası maktu ise kanunda belirtilen miktar ödenir.

Adli para cezası aşağı ve yukarı sınırla belirlenmişse yalnız aşağı sınır ödenir.

Maktu cezada tam miktar, sınırlı cezada alt sınır ödenerek önödeme gerçekleşir.

Yalnız adli para cezası ile hapis cezası içeren suç arasındaki fark nedir?

Yalnız adli para cezası öngören suçta sadece para cezası miktarı ödenir.

Hapis cezası öngören suçta, hapis cezasının aşağı sınırının gün karşılığı hesaplanır.

Hapis cezası öngören suçta yüz Türk Lirası çarpanı devreye girer; bu hesap yalnız hapis cezası için yapılır.

Hapis ile adli para cezasının birlikte öngörüldüğü suç ile birinin uygulanabildiği suç arasındaki fark nedir?

Hem hapis hem adli para cezası öngörülmüşse, hapisin gün karşılığı ile adli para cezasının alt sınırı birlikte ödenir.

Seçimlik cezalardan yalnız birinin uygulanabildiği hallerde adli para cezası esas alınır.

Seçimlik hallerde hesap tek kalemle yapılır; bu durumda hapis karşılığı eklenmez.

Maddenin birinci fıkrası ile altıncı fıkra kapsamındaki suçlar arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra uyarınca önödeme, altı ay yukarı sınırı ve uzlaşma dışılık koşullarına bağlıdır.

Altıncı fıkradaki sayılı suçlarda, cezanın altı aylık sınırına bakılmaksızın önödeme uygulanır.

Altıncı fıkradaki suçlarda, cezanın türü ve miktarı önödemeye engel olmaz; ancak beş yıl içinde tekrarda önödeme uygulanmaz.

Re'sen soruşturma ile özel kanun gereği doğrudan mahkemeye intikal arasındaki fark nedir?

Cumhuriyet savcılığınca tebliğ üzerine on gün içinde ödeme yapılırsa dava açılmaz.

Özel kanun gereği işin doğrudan mahkemeye gelmesi halinde hakimin bildirimi üzerine ödeme yapılır.

İlk durumda dava açılmaz, ikinci durumda ödeme ile dava düşer.

Önödeme sonrası dava açılması ile dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi arasındaki fark nedir?

Savcılık önödeme işlemi yapmadan dava açmışsa ya da fiilin niteliği değişmişse, önödeme yine uygulanır.

Önödeme işlemi zaten yapılmış ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse yeniden önödeme sözkonusu değildir.

Bu hallerde ödeme ile dava düşer; ancak önödeme tamamlanmışsa aynı fiilden ikinci kovuşturma açılamaz.

Önödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hapis cezasının yukarı sınırını somut cezaya göre değerlendirmek; kanunda öngörülen soyut cezanın üst sınırına bakılmalıdır.
  • Hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülen suçta yalnız birini hesaplamak; hem hapisin gün karşılığı hem de adli para cezasının alt sınırı birlikte alınmalıdır.
  • Seçimlik cezalardan yalnız birinin uygulanabildiği hallerde hapis karşılığını da eklemek; bu durumda adli para cezası esas alınır.
  • Uzlaşma kapsamındaki bir suçta, ceza miktarı küçük olduğu için önödeme uygulamak; uzlaşma kapsamı önödemeyi baştan dışlar.
  • Altıncı fıkradaki sayılı suçlar için, cezanın altı aylık sınırını aramak; bu suçlarda yukarı sınır koşulu uygulanmaz, yalnız tekrar yasağı geçerlidir.
  • Tekerrür hesabında taksirli suçların da dahil edilmesi; taksirli suçlar beş yıllık artırım kuralının dışındadır.
  • Ödeme miktarını, taksit aralığını ve on günlük süreyi birbirine karıştırmak; on gün ödeme süresidir, taksit aralığı birer aydır.
  • Önödemenin malın geri alınmasını ya da kişisel hakların istenmesini engellediğini düşünmek; madde bu hakları etkilemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Önödeme kararının verilmesi üzerine kovuşturmaya yer olmadığı kararı ne bis in idem etkisi taşır ve aynı fiil için ikinci bir soruşturma ya da kovuşturma açılamaz. (Ceza Genel Kurulu, 2011/421 E., 2012/34 K., 14.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/222 E., 2012/5 K., 31.01.2012)
  • Şikâyete bağlı suçlarda, önödeme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilemez. (Ceza Genel Kurulu, 2011/421 E., 2012/34 K., 14.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/222 E., 2012/5 K., 31.01.2012)
  • Önödemeyi kabul edip ödeme yapıldıktan sonra suçun niteliğinin değiştiği ileri sürülerek yargılama yapılması mümkün değildir; bu halde verilecek karar düşme kararıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/421 E., 2012/34 K., 14.02.2012)
  • Altıncı fıkra kapsamındaki suçlarda bildirim yükümlülüğü ve hakaret gibi suçların önödeme kapsamına alınması, 2024 ve 2025 değişikliklerinden sonra uygulamada gündeme gelmiş ve bu suçlar için önödeme talebi kabul edilmiştir. (4. Ceza Dairesi, 2025/13227 E., 2026/4154 K., 25.02.2026; 4. Ceza Dairesi, 2025/12334 E., 2026/3503 K., 17.02.2026; 4. Ceza Dairesi, 2025/12335 E., 2026/3504 K., 17.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Önödemenin uygulanabilmesi için suçun niteliği ve cezası kovuşturma makamınca, kanunda öngörülen soyut cezaya göre tespit edilir; bu tespitin dayanağı suçun kanuni tarifine ilişkin belgelerdir.
  • Ödeme yapıldığının ispatı, ödemeye ilişkin makbuz veya banka kaydı ile yapılır ve bu belge savcılık dosyasında bulunmalıdır.
  • Taksitli ödeme talebinde bulunulmuşsa, talebin on gün içinde yapıldığı tutanakla belgelenir; taksitlerin süresinde ödenmediği iddiasını ileri süren Cumhuriyet savcılığı bunu ödeme kayıtlarıyla ispat eder.
  • Tekerrür iddiasının ispatı, önödemeye bağlı kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararlarının kayıtlı olduğu sistemden alınacak kayıtla yapılır; bu kayıtlar yalnız bağlantılı bir soruşturma veya kovuşturma için istenebilir.
  • Failin bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ya da suçun niteliğinin değiştiğini ileri sürmesi halinde, bu savunmayı ileri süren fail ilgili belgeyle ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.98: Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu, altıncı fıkranın (a) bendinde sayılan ve birinci fıkranın koşullarına bakılmaksızın önödemeye tabi tutulan suçlardandır.
  • 5237 sayılı Kanun m.125: Hakaret suçu, altıncı fıkranın (a) bendi (2) numarasında sayılmıştır; üçüncü fıkranın (a) bendi hariç tutulmuştur.
  • 5237 sayılı Kanun m.171: Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması, altıncı fıkranın (a) bendinde sayılmıştır.
  • 5237 sayılı Kanun m.182: Çevrenin taksirle kirletilmesinin birinci fıkrası altıncı fıkranın (a) bendinde yer alır.
  • 5237 sayılı Kanun m.264: Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçunun birinci fıkrası altıncı fıkranın (a) bendinde sayılmıştır.
  • 5237 sayılı Kanun m.278: Suçu bildirmeme suçunun birinci ve ikinci fıkraları altıncı fıkranın (a) bendinde sayılmıştır.
  • 6831 sayılı Kanun m.108: Orman Kanunu'nun birinci fıkrasındaki suç, altıncı fıkranın (b) bendi uyarınca önödemeye tabi tutulmuştur.
  • 2863 sayılı Kanun m.74: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki suç, altıncı fıkranın (c) bendi uyarınca önödemeye tabi tutulmuştur.
  • 5253 sayılı Kanun m.32: Dernekler Kanunu'nun birinci fıkrasının (d) bendindeki suç, altıncı fıkranın (d) bendi uyarınca önödemeye tabi tutulmuştur.
  • 5237 sayılı Kanun m.74: Dava veya cezanın düşmesinin etkisini düzenler; önödeme ile düşen kamu davasında kişisel hakların ve malın geri alınmasının ayrı rejimini gösterir.
  • 5271 sayılı Kanun m.253: Uzlaşma usulünü düzenler; uzlaşma kapsamındaki suçların önödeme dışında tutulmasının usul dayanağıdır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
otuz yılm.66(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere…
Yirmi yıldanm.66(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere…
yirmi yılm.66(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere…
Beş yıldanm.66(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere…
sekiz yılm.66(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere…
on yıldanm.66(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
kırk yılm.68(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.…
otuz yılm.68(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.…
Yirmi yılm.68(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.…
Beş yıldanm.68(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.…
Beş yılam.68(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.…
on yılm.68(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.…
on yıldanm.68(3) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.
yirmi yılm.70(1) Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez.
iki yıldanm.71(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.
Bir günm.72Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür.
bir aym.72Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür.
otuz gündürm.72Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür.
altı aym.73(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
iki yılım.73(Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
altı aylıkm.73(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
altı ayım.75(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;26 a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse…
on günm.75(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;26 a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse…
beş yılm.75(Ek cümle: 24/11/2016-6763/12 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

51 karar
  1. 2025/251 E., 2025/247 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.73
  2. Ceza Genel Kurulu, 2025/102 E., 2025/418 K., 22.10.2025
    İlgili madde: m.67
  3. Ceza Genel Kurulu, 2024/369 E., 2025/308 K., 02.07.2025
    İlgili madde: m.64
  4. Ceza Genel Kurulu, 2024/387 E., 2025/266 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.64
  5. Ceza Genel Kurulu, 2021/222 E., 2024/360 K., 20.11.2024
    İlgili madde: m.68, m.71
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2022/369 E., 2024/94 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.66
  7. Ceza Genel Kurulu, 2023/565 E., 2024/11 K., 17.01.2024
    İlgili madde: m.73
  8. Ceza Genel Kurulu, 2019/257 E., 2023/671 K., 20.12.2023
    İlgili madde: m.64, m.65, m.66, m.68, m.69, m.70, m.71, m.72, m.74
  9. Ceza Genel Kurulu, 2020/378 E., 2021/494 K., 21.10.2021
    İlgili madde: m.68
  10. Ceza Genel Kurulu, 2017/618 E., 2020/16 K., 21.01.2020
    İlgili madde: m.66
Diğer 41 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2016/1042 E., 2017/255 K., 02.05.2017
    İlgili madde: m.68, m.69, m.70, m.71, m.72
  2. Ceza Genel Kurulu, 2014/532 E., 2015/368 K., 03.11.2015
    İlgili madde: m.73
  3. Ceza Genel Kurulu, 2011/402 E., 2012/151 K., 10.04.2012
    İlgili madde: m.64
  4. Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/151 K., 10.04.2012
    İlgili madde: m.64
  5. Ceza Genel Kurulu, 2011/311 E., 2012/120 K., 27.03.2012
    İlgili madde: m.71, m.72
  6. Ceza Genel Kurulu, 2011/241 E., 2012/114 K., 20.03.2012
    İlgili madde: m.67
  7. Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012
    İlgili madde: m.74
  8. Ceza Genel Kurulu, 2011/304 E., 2012/79 K., 06.03.2012
    İlgili madde: m.71, m.72
  9. Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012
    İlgili madde: m.74
  10. Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012
    İlgili madde: m.74
  11. Ceza Genel Kurulu, 2011/421 E., 2012/34 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.75
  12. Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012
    İlgili madde: m.74
  13. Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012
    İlgili madde: m.74
  14. Ceza Genel Kurulu, 2011/222 E., 2012/5 K., 31.01.2012
    İlgili madde: m.75
  15. Ceza Genel Kurulu, 2011/305 E., 2011/275 K., 20.12.2011
    İlgili madde: m.71, m.72
  16. Ceza Genel Kurulu, 2011/217 E., 2011/244 K., 06.12.2011
    İlgili madde: m.65
  17. Ceza Genel Kurulu, 2011/170 E., 2011/179 K., 20.09.2011
    İlgili madde: m.67
  18. Ceza Genel Kurulu, 2008/164 E., 2008/178 K., 24.06.2008
    İlgili madde: m.66, m.67
  19. Ceza Genel Kurulu, 2008/97 E., 2008/101 K., 06.05.2008
    İlgili madde: m.64
  20. Ceza Genel Kurulu, 2008/73 E., 2008/88 K., 15.04.2008
    İlgili madde: m.73
  21. Ceza Genel Kurulu, 2006/191 E., 2006/183 K., 11.07.2006
    İlgili madde: m.73
  22. Ceza Genel Kurulu, 2006/128 E., 2006/177 K., 04.07.2006
    İlgili madde: m.70
  23. Ceza Genel Kurulu, 2006/124 E., 2006/165 K., 20.06.2006
    İlgili madde: m.70
  24. Ceza Genel Kurulu, 2005/84 E., 2005/90 K., 05.07.2005
    İlgili madde: m.73
  25. 4. Ceza Dairesi, 2025/13227 E., 2026/4154 K., 25.02.2026
    İlgili madde: m.75
  26. 4. Ceza Dairesi, 2025/12334 E., 2026/3503 K., 17.02.2026
    İlgili madde: m.75
  27. 4. Ceza Dairesi, 2025/12335 E., 2026/3504 K., 17.02.2026
    İlgili madde: m.75
  28. 5. Daire, 2023/13696 E., 2025/8486 K., 02.07.2025
    İlgili madde: m.65, m.67
  29. 5. Daire, 2024/11249 E., 2025/5234 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.65, m.67
  30. 5. Daire, 2024/262 E., 2025/5231 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.65
  31. 2. Ceza Dairesi, 2025/4016 E., 2025/7638 K., 29.04.2025
    İlgili madde: m.70
  32. 2. Ceza Dairesi, 2024/14327 E., 2025/3853 K., 04.03.2025
    İlgili madde: m.70
  33. 1. Ceza Dairesi, 2022/6189 E., 2022/4393 K., 03.06.2022
    İlgili madde: m.69
  34. 12. Ceza Dairesi, 2015/4557 E., 2015/10027 K., 08.06.2015
    İlgili madde: m.69
  35. 12. Ceza Dairesi, 2013/26289 E., 2013/30393 K., 23.12.2013
    İlgili madde: m.69
  36. Genel Kurul, 2022/73603 E., 20.03.2025
    İlgili madde: m.66
  37. Genel Kurul, 2022/49332 E., 09.01.2025
    İlgili madde: m.75
  38. Genel Kurul, 2019/2284 E., 11.01.2024
    İlgili madde: m.65, m.68
  39. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1767 E., 2026/1352 K., 28.04.2026
    İlgili madde: m.66
  40. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2022/1952 E., 2023/50 K., 27.01.2023
    İlgili madde: m.72
  41. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1793 E., 2022/1965 K., 22.12.2022
    İlgili madde: m.68

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.12.2025 (m.75).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5.2. Yaptırımlar - 2 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış