Haciz yoliyle takip
Sonradan tesis edilen taşınmaz mükellefiyetleri ve ipotekli ve mahcuz
Kısaca
İİK m.132, alacaklının taşınmaz üzerinde rehin (ipotek) ya da haciz yoluyla teminat altına alındıktan sonra borçlunun, alacaklının rızası olmaksızın taşınmaz üzerinde irtifak hakkı veya taşınmaz mükellefiyeti tesis etmesinin ve ipotekli taşınmazı kiraya vermesinin alacaklı bakımından hukuki etkisini düzenler.
Kapsam
Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.132–144/A hükümlerini kapsar.
- İİK m.132Taşınmazların kiralanmasında hüküm
- İİK m.133İhalenin feshi ve farkının tahsili
- İİK m.134İhalenin neticesi ve feshi
- İİK m.135Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma
- İİK m.136Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması
- İİK m.137Aile yurtları
- İİK m.138Paraların paylaştırılması zamanı, masraflar ve vekalet ücreti
- İİK m.139İcra dairesinin tamamlama hacizleri
- İİK m.140Sıra cetveli
- İİK m.141Cetvel suretlerinin tebliği
- İİK m.142Cetvele itiraz
- İİK m.142/ATeminat karşılığı ödeme
- İİK m.143Borç ödemeden aciz vesikası
- İİK m.144Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası
- İİK m.144/AParanın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması
İİK m.132 — Taşınmazların kiralanmasında hüküm
İİK m.132, alacaklının taşınmaz üzerinde rehin (ipotek) ya da haciz yoluyla teminat altına alındıktan sonra borçlunun, alacaklının rızası olmaksızın taşınmaz üzerinde irtifak hakkı veya taşınmaz mükellefiyeti tesis etmesinin ve ipotekli taşınmazı kiraya vermesinin alacaklı bakımından hukuki etkisini düzenler. Alacaklının bu tesisleri yok sayarak taşınmazın ya bu hakla birlikte ya da bu haktan arı olarak artırmaya çıkarılmasını isteyebilmesini, satış bedelinin hak sahibine tahsisini ve aynı korumanın haczedilmiş taşınmazlar için de geçerli olduğunu kapsar. Madde, borçlunun tasarruf yetkisinin alacaklının haklarını ihlal ettiği ölçüde sınırlandığı bir düzenlemedir. Hükmün uygulanma alanı, ipotek veya haciz sonrası tesislerdir; ipoteğin paraya çevrilme usulü ve artırma koşulları düzenlemez (m.123, m.124, m.134'e bırakılmıştır). Mükellefiyetler listesinin hazırlanması ve bu listeye karşı şikâyet usulü de bu maddenin konusu değildir (m.126 ve m.15 ilgili hükümleri esas alınır). Tasarrufun iyi niyetli üçüncü kişiye karşı geçerliliği ve iktisap koşulları İİK m.86 ve m.83/c gibi ayrı hükümlerde düzenlenmiştir; eklentilerin ayrı haczi de bu maddenin kapsamında değildir.
Taşınmazların kiralanmasında hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mükellefiyet (taşınmaz mükellefiyeti)
- Bir taşınmazın yararına veya yükümü altında doğan, taşınmazın satışında alıcının üstlendiği ayni ve benzeri yükler; burada irtifak hakları, taşınmaz rehinleri ve tapu siciline şerh verilmiş kişisel haklar anlaşılır. Maddenin metninde açıkça tanımlanmaz, uygulamada mükellefiyetler listesi ile ortaya çıkar.
- İrtifak hakkı
- Bir taşınmazın belirli bir yararından, başka taşınmaz malikinin yararına veya kişisel bir kimsenin yararına yararlanmasını sağlayan sınırlı ayni haktır. Madde, borçlunun alacaklının rızası olmadan bu hakkı taşınmaz üzerinde tesis etmesini kapsar.
- Alacaklının rızası
- Borçlunun taşınmaz üzerinde yeni bir sınırlı ayni hak tesis edebilmesi için alacaklıdan alınması gereken onay. Rıza yoksa tesis alacaklının hakkına karşı etkisizdir; rıza varsa madde uygulanmaz.
- Artırmaya haktan arı olarak çıkarma
- Taşınmazın, sonradan tesis edilen irtifak veya mükellefiyet bulunmaksızın satılmasıdır. Alacaklının tercihine bağlıdır ve sonradan tesis edilen hakkın satış bedelinden düşürülmesi sonucunu doğurur.
- Hak sahibine tahsis
- Haktan arı satışta bedelin alacağı aşan kısmının, sonradan tesis edilen hakkın takdir edilecek değeri kadar hak sahibine ayrılmasıdır. Yalnızca satış bedelinin alacağı aşması halinde söz konusu olur.
- Teminat altına alınmış alacak
- Alacağın taşınmaz ipoteği ile güvence altına alınması veya taşınmazın haczedilmiş olması durumudur. Madde, bu iki halde de borçlunun sonraki tasarruflarını alacaklı bakımından sınırlar.
Taşınmazların kiralanmasında hüküm: hangi şartlar aranır?
- Alacağın bir taşınmaz ile temin edilmiş olması, yani taşınmazın ipotekle teminat altına alınmış ya da haczedilmiş bulunması gerekir.
- Borçlunun, temin ya da haciz tarihinden sonra taşınmaz üzerinde irtifak hakkı veya taşınmaz mükellefiyeti tesis etmiş olması gerekir.
- Tesis, alacaklının rızası olmaksızın yapılmış olmalıdır; rıza varsa hüküm uygulanmaz.
- Madde, ipotekli taşınmazın borçlu tarafından alacaklının rızası olmadan kiraya verilmesi ve bunun tapuya tescil ettirilmesi halini de kapsar; bu halde tescil alacaklının hakkına tesir etmez.
- Alacaklı, taşınmazın bu hak ile birlikte veya bu haktan arı olarak artırmaya çıkarılmasını isteme hakkına sahip olmalıdır.
Taşınmazların kiralanmasında hüküm: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklının rızası olmadan yapılan irtifak veya mükellefiyet tesisi, alacaklının hakkına karşı etkisizdir ve alacaklıyı bağlamaz.
- Alacaklı, taşınmazın sonradan tesis edilen hakla birlikte satılmasını isteyebilir.
- Alacaklı, taşınmazın bu haktan arı olarak satılmasını da isteyebilir.
- Haktan arı satışta bedelin alacağı aşan kısmı, hakkın takdir edilecek kıymeti ödenmek üzere hak sahibine tahsis edilir.
- Haktan arı satış bedeli alacağı aşmazsa hak sahibine tahsis yapılmaz.
- Borçlunun ipotekli taşınmazı alacaklının rızası olmadan kiraya vermesi ve bunu tapuya tescil ettirmesi alacaklının hakkına tesir etmez.
- Haczedilmiş taşınmazlarda da aynı koruma geçerlidir.
- Alacaklının rızası varsa tesis geçerlidir ve madde uygulanmaz; alacaklı bu durumda yalnızca hakla birlikte satış yoluna gidebilir.
Hakla birlikte satış ile haktan arı satış arasındaki fark nedir?
Taşınmazın sonradan tesis edilen hakla birlikte satılmasında alıcı taşınmazı o yükle birlikte edinir.
Haktan arı satışta taşınmaz sonradan tesis edilen hak olmaksızın, sanki yük yokmuş gibi artırmaya çıkarılır.
Alacaklının tercihine göre satış bedeli değişir; haktan arı satış bedelinin alacağı aşması halinde fazla, hak sahibine tahsis edilir.
Haktan arı satışta bedelin alacağı karşılamaması ile aşması arasındaki fark nedir?
Haktan arı satış bedeli alacağı karşılamaya yetiyorsa hak sahibine bir ödeme yapılmaz.
Haktan arı satış bedeli alacağı aşarsa aşan kısım hakkın takdir edilecek kıymeti kadar hak sahibine tahsis edilir.
Hak sahibi, taşınmazın satış bedelinden yalnızca fazla çıkan kısım ölçüsünde pay alır; alacaklı açısından satış tamamlanmış olur.
İpotekle teminat ile haciz sonrası tesis arasındaki fark nedir?
İpotekli taşınmazda madde, ipotek tesisinden sonra yapılan irtifak ve kiralama tescilini kapsar.
Haczedilmiş taşınmazda madde, haciz tarihinden sonra yapılan tesisleri kapsar; son fıkra uyarınca aynı koruma geçerlidir.
Her iki halde de sonradan tesis edilen hak alacaklıyı bağlamaz ve alacaklı aynı şekilde satış talep edebilir.
İrtifak tesisi ile kiralama tescili arasındaki fark nedir?
İrtifak hakkı veya mükellefiyet tesisi, taşınmaz üzerinde yeni bir sınırlı ayni hak doğurur.
İpotekli taşınmazın kiraya verilip tapuya tescili ise açıkça ayrı bir fıkrada düzenlenmiştir.
Her iki durumda da tesis ve tescil alacaklının hakkına tesir etmez; hükmün kapsamı kiralamaya da genişletilmiştir.
Madde 132 ile madde 83/c ve Madde 86 arasındaki fark nedir?
Madde 132, borçlunun sonradan yaptığı tesisin alacaklıya karşı etkisizliğini düzenler.
Madde 83/c ipotek akit tablosunda yazılı eklentinin ayrı haczini, madde 86 ise iyi niyetli üçüncü kişinin iktisabını düzenler.
Eklenti ayrı haczi ve üçüncü kişi iktisabı sorunları bu maddeye değil, ilgili maddelere göre çözülür.
Taşınmazların kiralanmasında hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 132'yi ipotek paraya çevrilme usulü ile karıştırmak; bu madde yalnızca sonradan tesis edilen hakların alacaklı açısından etkisizliğini düzenler.
- Rızası olan tesisi de bu madde kapsamında saymak; rıza varsa madde uygulanmaz ve tesis geçerli kalır.
- Haktan arı satış bedelinin alacağı aşmadığı halde hak sahibine ödeme yapılacağını sanmak; tahsis yalnızca bedelin fazlası için söz konusudur.
- Eklentinin ayrı haczini madde 132 ile çözmeye çalışmak; bu sorun madde 83/c ve madde 86 çerçevesinde değerlendirilir.
- Haczin düşmesi ihtimalini göz ardı etmek; haciz ve satış talebinin süresinde yapılmadığında alacaklının bu maddeye dayanması mümkün olmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, mükellefiyetler listesinde yer alan irtifak hakkının hacizden sonra tesis edildiği tespit edildiğinde, icra dairesinin bu hakkı listeye alırken madde 132 hükmüne aykırı davrandığını kabul etmektedir.
- Yargıtay, borçlunun hacizli taşınmaz üzerindeki tasarruflarının alacaklının haklarını ihlal ettiği ölçüde geçersiz sayıldığını kabul etmektedir.
- Yargıtay, alacaklının haczinden sonra borçlunun taşınmazını devrettiği üçüncü kişiye karşı bu maddeye dayanarak satış talebinde bulunulabildiğini kabul etmektedir.
- Yargıtay, haciz talebinin ve satış talebinin süresinde yapılmamasının haczin düşmesine yol açabileceğini kabul etmektedir; bu durumda madde 132 korumasından yararlanılamaz.
Nasıl ispat edilir?
- Haciz veya ipotek tarihi ile irtifak ya da mükellefiyetin tesis tarihinin karşılaştırılması gerekir; bu tarihleri ispatlamakla alacaklı yükümlüdür ve tapu kaydı ile icra dosyası belgeleri başlıca delildir.
- Alacaklının rızasının bulunmadığını ispat yükü alacaklıdadır; karşı taraf rızanın varlığını ileri sürüyorsa yazılı rıza belgesi ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Mükellefiyetler listesinin madde 132 aykırı düzenlendiğini ileri süren taraf bu aykırılığı ispatlamalıdır; icra dairesinin işlemi ve tapu kayıtları bu konuda delil değeri taşır.
- Haktan arı satışta hak sahibine tahsis edilecek kıymetin tespitinde takdir ve bilirkişi incelemesi gerekebilir; ödeme tutarının bu yolla belirlenmesi ispat konusudur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İİK m.83/c: İpotek akit tablosunda yazılı eklentinin taşınmazdan ayrı haczedilememesini düzenler; madde 132 bu eklentilere ilişkin tasarrufları değil irtifak ve mükellefiyet tesislerini düzenler.
- 2004 sayılı İİK m.86: İyi niyetli üçüncü kişinin mahcuz mal üzerinde iktisap ettiği hakların geçerliliğini düzenler; madde 132 ile birlikte alacaklının korunmasında tamamlayıcı rol oynar.
- 2004 sayılı İİK m.123: Artırmanın taşınmazın bulunduğu yer icra dairesince yapılmasını düzenler; haktan arı satış da bu usule tabidir.
- 2004 sayılı İİK m.124: Artırma şartnamesi ve teminat koşullarını düzenler; mükellefiyetler listesinin şartnameye bağlanması bu maddeye göre yapılır.
- 2004 sayılı İİK m.134: Artırmanın feshi sebeplerini düzenler; hak sahibine tahsis ve satış usulüne aykırılık bu madde kapsamında ele alınır.
İİK m.133 — İhalenin feshi ve farkının tahsili
Madde, satış ihalesinde alıcının ihale bedelini süresinde ödememesi hâlinde icra müdürünün ihaleyi kendiliğinden kaldırması, bu hâlde alıcının sorumluluğunu ve ihalenin yeniden yapılmasında doğacak farkın tahsilini düzenlemekteydi. Madde 7343 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle 24/11/2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır; bugün uygulanabilir bir hüküm değildir. Madde, yalnız 24/11/2021'den önce düzenlenen satışlar bakımından geçmişe yönelik uygulama alanı taşır. Maddenin düzenlemediği konular arasında ihalenin feshi için icra mahkemesine başvuru ve bunun sonuçları (m.134), ihale bedelinin ödenme süresi (m.130) ve ihale kararının kesinleşmesi ile tescil işlemleri bulunmaktadır.
İhalenin feshi ve farkının tahsili: hangi kavramlar bilinmeli?
- İhalenin kaldırılması (feshi) m.133 kapsamında
- Alıcının ihale bedelini süresinde yatırmaması üzerine icra müdürünün, şikâyet beklemeksizin ihale kararını hemen kaldırması işlemidir. Mahkeme kararıyla yapılan m.134 feshinden ayrı bir yoldur.
- İki ihale bedeli arasındaki fark
- İlk ihalede alıcının ödemediği bedel ile kaldırılan ihalenin ardından yapılan yeni ihalede elde edilen bedel arasındaki farktır. Alıcı bu farktan sorumludur ve tahsil, paraya çevrilen teminat akçesinden başlar.
- Pey (teminat) akçesi
- Artırmaya katılmak için m.124 uyarınca yatırılan paradır. İhalenin kaldırılması hâlinde alıkonularak alıcının sorumlu olduğu tutara mahsup edilir.
İhalenin feshi ve farkının tahsili: hangi şartlar aranır?
- Ihalenin geçerli bir ihale olarak yapılmış ve kesinleşmiş olması gerekir; ön şart, ilk ihalenin geçerli bir ihale olmasıdır.
- Alıcının ihale bedelini süresi içinde icra dairesi hesabına yatırmaması gerekir; haricen yapılan ödeme yeterli değildir.
- İcra müdürünün ihale kararını hemen kaldırmış olması gerekir; kaldırma bir şikâyete bağlı değildir.
- Kaldırma sonrasında alıcıdan önce en yüksek pey süren kişiye teklif yapılması ve bu kişinin üç gün içinde başvurup bedeli ödemesi gerekir.
- Yeniden yapılan ihalede elde edilen bedelin ilk ihale bedelinden düşük kalması hâlinde alıcının iki ihale arasındaki farkı ödemesi gerekir.
- Alıcının pey akçesi, sorumlu olduğu tutara mahsup edilmek üzere alıkonur.
İhalenin feshi ve farkının tahsili: hangi sonuçları doğurur?
- Alıcının ihale bedelini süresinde yatırmaması hâlinde icra müdürü ihale kararını hemen kaldırır.
- Kaldırma üzerine alıcıdan önce en yüksek pey süren kişiye taşınmaz teklif edilir; bu kişi kabul edip bedeli öderse ona ihale yapılır.
- Yeniden yapılan ihalede ilk ihale bedelinden düşük bedel elde edilirse alıcı iki ihale arasındaki farktan sorumlu olur.
- Alıcının yatırdığı pey akçesi, sorumlu olduğu tutara mahsup edilmek üzere alıkonur.
- Alıcının ödeme süresinin geçmesinden sonra yatırdığı bedel, icra müdürünü kaldırma yükümlülüğünden kurtarmaz.
- Kaldırma işlemi, ihalenin feshi için icra mahkemesine yapılan başvurunun yapılmasını ve incelenmesini engellemez.
m.133 kaldırma ile m.134 fesih arasındaki fark nedir?
m.133 kapsamında icra müdürü, ihale bedelinin süresinde ödenmemesi üzerine ihaleyi kendiliğinden ve hemen kaldırır.
m.134 kapsamında ise ilgililer icra mahkemesinden şikâyet yoluyla ihalenin feshini ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde ister.
İki yol birbirini engellemez. m.133 uyarınca kaldırma, m.134 başvurusunu engellemez; mahkeme feshi reddederse icra müdürü m.133 işlemine devam eder, feshe karar verip kesinleşirse m.133 işlemine devam edemez.
Haricî ödeme ile icra dairesi hesabına ödeme arasındaki fark nedir?
Alıcının bedeli alacaklıya doğrudan ödemesi.
Bedelin icra dairesi hesabına yatırılması.
Haricî ödeme süre içinde yapılmış olsa bile ihalenin m.133 uyarınca kaldırılmasını önlemez.
Süresinde ödeme ile geç ödeme arasındaki fark nedir?
Bedelin süresi içinde yatırılması hâlinde ihale kararı kaldırılmaz.
Süre geçtikten sonra yatırılan bedel, icra müdürünü kaldırmaya zorunlu kılar.
Geç ödeme, icra müdürünün kendiliğinden kaldırma yükümlülüğünü doğurur.
Ortak alıcılar ile tek alıcı arasındaki fark nedir?
Birlikte pey süren ortaklardan biri payını ödemezse ve diğeri feragat etmezse, ihale kaldırılır.
Tek alıcının ödemeyi yapması yeterlidir.
Ortaklardan birinin ödememesi, sürenin diğer ortak için de işlemesine karşın ihalenin tamamının kaldırılmasına yol açar.
İhalenin feshi ve farkının tahsili: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninin yürürlükten kaldırıldığını göz ardı edip 24/11/2021 sonrası bir satışa m.133 uygulamak; kaldırılmış bir hükmü uygulamaya çalışmak.
- Haricen ödemeyi süresinde yapılmış ödeme saymak; ödemenin icra dairesi hesabına yatırılması gerektiğini gözden kaçırmak.
- m.133 kaldırması ile m.134 fesih yolunu birbirine karıştırmak; mahkemede fesih talebinin görülmekte olmasını m.133 işlemini durduran bir neden saymak.
- İkinci ihalede bedelin ilk ihaleden yüksek çıkması hâlinde fark sorumluluğu doğduğunu sanmak; farkın yalnız düşük bedel hâlinde doğduğunu gözden kaçırmak.
- Ortaklardan birinin ödemesinin tüm ihale için yeterli olduğunu varsaymak; feragat yoksa ihalenin kaldırıldığını unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Madde 24/11/2021 tarihinde yürürlükten kaldırıldığından, sonradan açılan davalarda bu maddeye dayanılması mümkün değildir; yalnız 24/11/2021'den önceki satış kararları bakımından uygulanabilir. (Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/785 E., 2023/670 K., 28.11.2023)
- Satış kararı tarihinde yürürlükte olan m.133/2 uyarınca ihaleye katılıp bedeli yatırmayarak feshe sebep olan tüm alıcı ve kefillerin, teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan sorumlu tutulduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/683 E., 2024/131 K., 28.02.2024)
- Alıcının pey akçesi, iki ihale bedeli arasındaki farka ve diğer zararlara mahsup edilmek üzere alıkonulabilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/631 E., 2023/302 K., 05.04.2023)
- İki ihale arasındaki fark, m.133 kapsamında alacak ve temerrüt faiziyle birlikte talep edilen zarar kalemidir. (4. Hukuk Dairesi, 2024/9509 E., 2025/3355 K., 27.02.2025)
- Ihalenin feshi davası ile m.133 kaldırması farklı sebeplere dayandığından, m.133 uyarınca yapılan işlem m.134 yargılamasını engellemez ve kesin hüküm oluşturmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/732 E., 2019/14 K., 17.01.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Fark tazminatını isteyen alacaklı, ihale bedelinin süresinde ödenmediğini, icra müdürünün kaldırma kararını ve ikinci ihalenin sonucunu icra dairesinden alınan belgelerle ispatlar.
- İkinci ihalede elde edilen bedelin ilk ihale bedelinden düşük olduğu, ihale tutanağı ve satış sonucu belgeleriyle ispatlanır.
- Alıcının ödemenin süresinde yapıldığını ya da haricen ödeme yaptığını ileri sürmesi hâlinde, icra dairesi hesabına yatırma belgesi aranır; haricî ödemenin m.133 uygulamasını durdurmadığı göz önünde tutulur.
- Alıcının pey akçesinin alıkonulması ve mahsup işlemi icra dairesi kayıtlarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.134: İhalenin feshi için icra mahkemesine şikâyeti düzenler; m.133 kaldırmasından bağımsız bir yoldur ve iki hüküm birbirini engellemez.
- 2004 sayılı Kanun m.124: Artırmaya katılanların yatırdığı pey akçesini düzenler; m.133'te alıkonulan teminatın dayanağıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.130: İhale bedelinin ödeme süresini düzenler; m.133 uygulamasının süresinin geçip geçmediğinin ölçütüdür.
- 2004 sayılı Kanun m.135: İhalenin feshi talebi üzerine taşınmazın çıkarılmasını düzenler; m.133 ile ilişkilidir.
- 7343 sayılı Kanun m.32: İİK m.133'ü yürürlükten kaldıran hükümdür; uygulamada geçerlilik tarihini belirler.
İİK m.134 — İhalenin neticesi ve feshi
İİK m.134, icra dairesince satılan taşınmazda ihalenin feshine ilişkindir: alıcının mülkiyet kazanması, ihale kesinleşene kadar taşınmazın muhafazası, ihale alıcısının talebiyle kira veya kullanım bedelinin depo edilmesi, ihalenin feshi talebinin kimler tarafından, hangi süre içinde ve hangi usulle yapılacağı, fesih talebinin reddinde para cezası ve teminat, ihale bedelinin nemalandırılması ve ödenmesi ile fesih sebeplerinin ispatı konularını düzenler. Kanun, taşınır satışlarında da m.134'ün uygulanacağını doğrudan belirtmez; uygulama bu yönde kabul görmektedir. Maddenin kapsamı alıcı ile ihalenin feshini isteyen ilgililerdir. Hükmün ihale tutanağının düzenlenmesi, satış ilanı ve tapuya tescil işlemi bakımından ayrıntıları düzenlemez; bunlar m.126 ve m.128 gibi komşu hükümler ile m.135 (taşınmazdan çıkarma) ve m.133 (ihale bedelinin ödenmemesi halinde ihalenin kaldırılması) kapsamındadır. Ayrıca icra mahkemesinin şikâyet üzerine yaptığı yargılamanın genel usulü ile itiraz ve istinaf yolları m.16 ve m.363 kapsamında kalır.
İhalenin neticesi ve feshi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şikâyet yolu
- İcra işlemlerine karşı icra mahkemesine yapılan başvuru yoludur. İhalenin feshi bu yoldan, ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde istenir.
- Nemalandırma
- İcra müdürünün, ödenen ihale bedelini fesih şikâyeti sonuçlanana kadar bankada değerlendirmesidir. Nemalar, bedelle birlikte hak sahiplerine ya da alıcıya ödenir.
- Kullanım bedeli
- Kira sözleşmesine dayanmayan kullanıcı için bilirkişi marifetiyle tespit edilen aylık bedeldir. Kira sözleşmesine bağlı oturan kişide ise bedel kira bedelidir.
- Yurt içi adres
- Fesih talep edenin başvuruda göstermesi zorunlu adres koşuludur. Bu adres gösterilmezse talep, icra mahkemesinin verdiği süre içinde tamamlanmazsa reddedilir.
- Teminat
- Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalanların fesih talebinde göstermek zorunda olduğu, ihale bedelinin yüzde beşi oranındaki güvencedir.
İhalenin neticesi ve feshi: hangi şartlar aranır?
- İhalenin feshinin istenebilmesi için ihalenin kanuna veya usule aykırı yapılmış olması ve fesih sebebinin bulunması gerekir.
- Talep, yalnızca satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer, sınırlı ayni hak sahipleri veya pey sürerek ihaleye katılanlar tarafından yapılmalıdır.
- Talep, ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla yapılmalıdır.
- Talep eden yurt içinde bir adres göstermelidir.
- Yukarıdaki kişiler dışında kalanlar fesih talep ediyorsa, talep tarihinde ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmeli ve nispi harcın yarısı peşin yatırılmalıdır.
- İhale alıcısı, ihaleye alacağına mahsuben katılmamışsa, ihale bedelini derhal veya m.130 uyarınca verilen süre içinde nakden ödemelidir.
- Taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı, mülkiyeti ihale ile kazanır; ihalenin feshi kararı kesinleşirse bu mülkiyet sona erer.
İhalenin neticesi ve feshi: hangi sonuçları doğurur?
- İhalenin feshi talebi süresinde ve usulüne uygun yapılır, sebep yerinde görülürse ihale feshedilir; alıcının mülkiyeti sona erer ve ödediği bedel nemalarıyla birlikte alıcıya geri verilir.
- İhalenin feshi talebi reddedilirse, talepte bulunan kişi ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm edilir; bu cezanın Devlete ait olduğu ve karşı tarafa tazminat yerine geçmediği kabul edilir.
- Fesih talebi sayılan kişiler dışındakilerce yapıldığı için veya bu kişiler bakımından feragat nedeniyle reddedilirse de para cezasına hükmedilir.
- Talep kabul veya reddedilmeden önce ihale bedeli alacaklılara ödenmez; ihale konusu taşınmazın alıcı adına tescili istenemez ve borçlu ya da üçüncü kişi taşınmazdan çıkarılamaz.
- Fesih talep edilse bile alıcı, ihale bedelini derhal veya m.130 uyarınca verilen süre içinde nakden öder; bedel fesih kararı kesinleşene kadar nemalandırılır.
- İhale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya teslim edilmedikçe bedel alacaklılara ödenmez.
- Kiracı ya da taşınmazı kullanan kişi, ihale alıcısının talebi üzerine kira veya bilirkişi ile belirlenen kullanım bedelini icra dairesine yatırmak zorundadır; ihtara rağmen yatırmazsa m.356 kıyasen uygulanır.
- Depo edilen bedel, ihalenin sonucuna göre hak sahibine ödenir.
- Yurt içinde adres gösterilmezse ya da teminat/harç süresinde ikmal edilmezse fesih talebi reddedilir.
- Fesih sebebi ispat edilemezse talep reddedilir ve ihale kesinleşir.
Yetkili kişiler ile yetkisiz kişiler arasındaki fark nedir?
Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer, sınırlı ayni hak sahipleri ve pey sürerek ihaleye katılanlar fesih talep edebilir.
Bu kişiler dışında kalan herkes, örneğin pey sürerek ihaleye katılanlar, fesih talep edebilmek için teminat ve harç yükümlülüğü altındadır; ihaleye iştirak etmeyen üçüncü kişinin talebi ise dosya üzerinden kesin olarak reddedilir.
Yetkisiz kişinin talebi için yüzde beş teminat ve nispi harcın yarısı peşin yatırılır; talep reddedilirse para cezası ve teminatın tahsili sonuçlanır. Dosya üzerinden kesin red hali de vardır.
Feshi isteyen kişinin kendi kusuru ile kusuru olmayan yolsuzluk arasındaki fark nedir?
Satışı isteyen alacaklı ve ihaleye fesat karıştıran kişi, kendi kusuruyla yapılan aykırılığa dayanamaz.
Talep eden, yolsuzluğun kendi menfaatini ihlal ettiğini ispat ettiğinde talepte bulunabilir.
Kendi kusuruna dayanan talep, sınırlı yetkili kişi olsa bile reddedilir.
Yedi günlük süre ile ıttıla süresi arasındaki fark nedir?
Kural olarak ihalenin feshi talebi ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır.
Satış ilanının tebliğ edilmemesi ya da esaslı vasıf hatası ve ihaleye fesat gibi hallerde süre, ıttıla tarihinden başlar.
Ancak ıttıla süresi, ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir yılı geçemez.
Talebin esastan reddi ile usulden reddi arasındaki fark nedir?
Talep esastan incelenip reddedilirse, icra mahkemesi talep edene ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezası verir.
Para cezası esastan red hâlinde verildiği gibi, talebin sayılan kişiler dışındakilerce yapılması nedeniyle veya bu kişiler bakımından feragat nedeniyle reddinde de verilir.
Para cezası esastan red, yetkisiz kişilerce talep ve bu kişiler bakımından feragat nedeniyle red hâllerinde doğar; hüküm yalnız talep ihale bedeli üzerinden hesaplanır ve Devlete ödenir.
Genel yetki ile sınırlı kesin yetki (görev ve yetki) arasındaki fark nedir?
İhalenin feshi şikâyeti, satışı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinde görülür.
Görevsiz veya yetkisiz mahkemeye başvurulursa, mahkeme on gün içinde evrak üzerinde görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verir.
Bu kararlar kesindir. Dosya resen yetkili icra mahkemesine gönderilir; talep, başvuru tarihinden itibaren geçerli kalır.
İhalenin neticesi ve feshi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddede sayılan süreleri karıştırmak; şikâyet süresi olan yedi günü, ıttıla için öngörülen bir yıllık üst sınırla ya da teminat ve harç süreleriyle birlikte hesaplamak.
- Fesih talebini genel mahkemede dava olarak açmak; ihalenin feshinin yalnızca şikâyet yoluyla istenebildiğini gözden kaçırmak.
- Yetkisiz ya da görevsiz mahkemeye başvuruyu talep yapılmamış saymak; bu durumda on gün içinde yetkili mahkemeye geçiş süresinin işlediğini ihmal etmek.
- Para cezasını her fesih talebinde uygulanacak genel bir ceza sanmak; cezanın esastan red, yetkisiz kişilerce talep ve feragat nedeniyle red hâllerinde ihale bedelinin yüzde onuna kadar verildiğini atlamak.
- Yüzde beş teminatı yalnızca sınırlı yetkili olmayanlar için aramamak; teminatın kapsamını ve ikmal süresini yanlış hesaplamak.
- Taşınır satışlarında m.134'ü uygulanmaz sanmak; uygulamada bu yönün kabul edildiğini gözden kaçırmak.
- Fesih talebinin reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ile ihalenin kesinleşmesini birbirine karıştırmak; ihale bedelinin alacaklılara ödenmesi için bu ayrımın dikkate alınması gerektiğini unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İhalenin feshi talebinde bulunma yetkisinin sınırlı sayıda kişiye tanındığı, bu kişiler dışında kalanların talebinin kanun gereğince teminat ve harç koşuluna bağlandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/958 E., 2024/226 K., 08.05.2024)
- Yurt içi adres gösterilmemesi ya da fesih talebine konu aykırılığın sebep sayılmadığı durumlarda talebin esastan incelenmeden reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/958 E., 2024/226 K., 08.05.2024)
- Fesih sebebi olarak ileri sürülen yolsuzluğun, şikâyetçi tarafından ihale tarihinde öğrenildiğinin kabulünde, şikâyet süresinin ihale tarihinden itibaren yedi gün olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/681 E., 2024/269 K., 22.05.2024)
- Esaslı vasıf hatasında, alıcının hataya düştüğünün ve bu hatanın ihale kararını etkilediğinin ispatı aranmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/331 E., 2024/15 K., 24.01.2024)
- Pey sürerek ihaleye katılanların fesih talep edebilmesi için ihalenin yapıldığı anda yolsuzluğu öğrenmiş olmalarının aranacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/263 E., 2023/1150 K., 29.11.2023)
- Ödenmeyen para cezasının ihale bedeli üzerinden hesaplanmasının haksız sonuçlar doğurabildiği, mahkemelerin bu sonucu değerlendirdiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/336 E., 2023/1203 K., 06.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- İhalenin feshi talebinde bulunan, sebebin varlığını ve kendi menfaatinin bu yolsuzluk nedeniyle ihlal edildiğini ispatla yükümlüdür; ispat her türlü delille, tanık dahil, yapılabilir.
- Yolsuzluğun ihale tarihinde öğrenildiğine ilişkin savunmayı karşı taraf ileri sürer ve bunu ispatlar; ıttıla tarihinin ihale günü olduğu, ihale günü öğrenilmiş sayılmasından yararlanılarak kabul edilir.
- İcra mahkemesi tarafların ikrarı veya kabulüyle bağlı değildir ve fesih sebebini re'sen araştırır; bu nedenle tutanak ve kayıtlar esas alınır.
- Yurt içi adres gösterilmesi ve teminat ya da harcın yatırılması talep eden tarafın yükümlülüğüdür; eksikliğin giderilmemesi talebin reddi sonucunu doğurur.
- Kiracı veya kullanıcının bedeli yatırdığının ispatı icra dairesine yatırılan makbuzla yapılır; kira ya da kullanım bedelinin tespiti bilirkişi raporuna dayanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.281: Satış sözleşmesinde ayıp ve aykırılık hâllerinin sebep olarak anıldığı hükümdür; m.134 ikinci fıkra, bu kanunda yazılı sebeplerin de fesih sebebi olabileceğini belirtir.
- 2004 sayılı Kanun m.135: İhalenin feshi talebi üzerine kararın verilmesine kadar borçlu veya üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılmasını engeller; m.134 ile birlikte uygulanır.
- 2004 sayılı Kanun m.133: İhale bedelinin ödenmemesi hâlinde ihalenin icra müdürü tarafından kaldırılmasını düzenler; m.134 ise ihalenin kanuna veya usule aykırılığı nedeniyle feshini düzenler, iki kurum ayrıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.130: İhale bedelinin ödenmesi için tanınan sürenin belirlendiği hükümdür; fesih talebi hâlinde bedelin nakden ödenmesi için bu süre esas alınır.
- 2004 sayılı Kanun m.356: Kira veya kullanım bedelinin yatırılmaması hâlinde kıyasen uygulanan hükümdür.
- 2004 sayılı Kanun m.16: Şikâyet yoluyla başvurulacak icra mahkemesinin görev ve yetki ile kararlara karşı kanun yolunu düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.363: İhalenin feshi talebi hakkında verilen kararlara karşı istinaf yolunun açık olduğunu belirtir.
- 6183 sayılı Kanun: Ödenmeyen para cezasının tahsil usulünü düzenler; m.134 metninde bu kanuna atıf yapar.
İİK m.135 — Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma
İcra ve İflas Kanunu m.135, ihale edilen taşınmazın ihalenin kesinleşmesinden sonra alıcı adına tescili için tapuya yazı gönderilmesini ve taşınmazın borçlu veya üçüncü kişi tarafından işgal edilmesi hâlinde tahliyesini düzenler. Birinci fıkra tescil yazısını, ikinci fıkra ise tahliye emri ile zorla çıkarmayı konu alır. Maddenin ek cümlesi, tescilden sonra tahliye yapılmadan taşınmazı ihale alıcısından satın alan kişinin de tahliye isteme hakkını kapsar. Kanun, taşınmazın alıcıya fiilen tesliminin nasıl yapılacağını ve ihale alıcısının bu hakkını hangi kişiler bakımından kullanabileceğini bu maddede belirler. Madde, taşınır satışlarını ve taşınmazın ihalesinin feshi davasının esasını düzenlemez. İhalenin feshi (m.134), ihale bedelinin ödenmesi ve paydaşlar için ortaklığın giderilmesi usulü ayrı maddelerde yer alır. Tahliye emrine karşı şikâyet yolu ve bu şikâyetin süresi (m.22 ve ilgili hükümleri), borçlunun taşınmazı teslim yükümlülüğü (m.26) bu maddenin dışında kalır.
Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tescil müzekkeresi
- İcra dairesinin, ihale bedeli ödenmiş ve ihale kesinleşmiş taşınmazın alıcı adına tapuda tescili için tapu müdürlüğüne gönderdiği yazıdır. Ortaklığın giderilmesi satışlarında bu yazıyı sulh hukuk mahkemesinin kararı üzerine satış memuru gönderir.
- Tahliye emri
- Taşınmazı borçlu veya hacizden önceki resmi belgeye dayanmayan üçüncü kişinin işgal etmesi hâlinde, on beş gün içinde boşaltılması için işgal edene tebliğ edilen icra işlemidir. Süre geçtikten sonra zorla çıkarma uygulanır.
- Hacizden evvelki resmi belgeli akit
- Taşınmazın hacizden önceki bir tarihte yapıldığını resmi belgeyle kanıtlanabilen ve işgalcinin dayandığı akittir. Bu akde dayanan işgalci tahliye emrinin kapsamında değildir.
- İhalenin kesinleşmesi
- İhale bedelinin ödenmesi ve ihalenin feshi yoluna ilişkin sürelerin işlemesinin sonuçlanmasıyla ihalenin geçerli hâle gelmesidir. Tescil yazısı ve tahliye işlemi bu aşamadan sonra yapılır.
- Zorla çıkarma
- Tahliye emrine uyulmaması hâlinde icra dairesinin işgal edeni taşınmazdan çıkarıp taşınmazı alıcıya teslim etmesidir.
Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma: hangi şartlar aranır?
- Taşınmazın ihale edilmiş ve alıcının ihale bedelini ödemiş olması gerekir; tescil yazısı bu koşul gerçekleşmeden gönderilemez.
- İhalenin kesinleşmiş olması gerekir; ihalenin feshi istenmişse ve bu istek sonuçlanmamışsa tescil yazısı yazılmaz ve taşınmaz teslim edilmez.
- İhale bedelinin ödenmesi ile kesinleşme arasında m.134 uyarınca öngörülen süreye uyulmuş olmalıdır.
- Taşınmazda işgalci bulunmalıdır ve bu işgal borçlu veya hacizden önceki resmi belgeli akde dayanmayan üçüncü kişi tarafından yapılmış olmalıdır.
- Tahliye emri on beş gün içinde tahliye için işgal edene tebliğ edilmiş olmalıdır; bu süre içinde tahliye yapılmazsa zorla çıkarma gerekir.
- Tahliye emrinin tebliğ edilmiş olması, zorla çıkarma için ön koşuldur.
Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma: hangi sonuçları doğurur?
- İhale kesinleşmişse ve bedel ödenmişse icra dairesi tapuya alıcı adına tescil müzekkeresi gönderir.
- Taşınmazı işgal eden borçlu veya hacizden önceki resmi belgeye dayanmayan üçüncü kişiye on beş günlük tahliye emri tebliğ edilir.
- On beş gün içinde tahliye edilmezse işgalci taşınmazdan zorla çıkarılır ve taşınmaz alıcıya teslim edilir.
- Taşınmaz hacizden önceki resmi belgeli bir akde dayanılarak işgal ediliyorsa bu fıkra uyarınca tahliye emri gönderilmez.
- Tescilden sonra henüz tahliye yapılmadan taşınmazı ihale alıcısından satın alan kişi de tahliye isteme hakkına sahiptir.
- İhalenin feshi istenmiş ve kesinleşme gerçekleşmemişse tescil yazısı yazılmaz ve taşınmaz alıcıya teslim edilmez.
Tescil yazısı ile taşınmazın fiilî teslimi arasındaki fark nedir?
Tescil müzekkeresi, taşınmazın hukuki olarak alıcı adına kaydedilmesini sağlar ve tapu siciline yazılır.
Teslim, taşınmazın fiilen alıcıya bırakılmasıdır ve işgalci varsa tahliye emri ve zorla çıkarma ile gerçekleşir.
Tescil gerçekleşmiş olsa bile işgal sürdüğü sürece alıcı fiilî teslim alamaz; tahliye işlemi ayrıca yürütülür.
Borçlunun işgali ile üçüncü kişinin işgali arasındaki fark nedir?
Borçlunun taşınmazı işgal etmesi hâlinde, kanunun bu fıkrasındaki hacizden önceki resmi belgeli akde dayanma koşulu borçlu bakımından aranmaz; borçluya doğrudan tahliye emri tebliğ edilir.
Üçüncü kişinin işgali hâlinde işgalcinin hacizden önceki resmi belgeli bir akde dayanıp dayanmadığı önemlidir.
Hacizden önceki resmi belgeli akde dayanan üçüncü kişi tahliye emri ile çıkarılmaz; bu kişi için ayrı yargı yolu ve süre öngörülür.
Tescilden önce ile tescilden sonra satın alan arasındaki fark nedir?
Taşınmazı ihale alıcısı kendi adına tescil ettirmeden satın alan kişi bakımından tescil yazısı ve tahliye talebi alıcıya ait kalır.
Tescilden sonra henüz tahliye yapılmadan taşınmazı ihale alıcısından satın alan kişi, ek cümle uyarınca tahliye isteme hakkına sahiptir.
Sonraki alıcı, tescilden sonra tahliye yapılmadan devralmışsa aynı tahliye isteme hakkını kullanabilir.
Tescil için tapuya tebliğ ve zorla çıkarma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İhalenin kesinleşmesinden önce tescil müzekkeresi yazmak; kesinleşme beklenmeden tapuya yazı göndermek yanlıştır.
- Hacizden önceki resmi belgeli akde dayanan üçüncü kişiye de tahliye emri göndermek; bu kişi m.135 ikinci fıkrasının kapsamında değildir.
- Tahliye süresini on beş gün yerine yedi gün ya da başka bir süre olarak hesaplamak; m.135'teki süre on beş gündür.
- Tahliye emrini tescilden önce göndermek; tahliye emri tescilden sonra veya alıcının talebi üzerine gönderilir.
- Ek cümledeki tahliye isteme hakkını yalnız ihale alıcısına tanımak; tescilden sonra taşınmazı satın alan kişi de bu hakka sahiptir.
- Tahliye emrini tebliğ etmeden doğrudan zorla çıkarma yapmak; zorla çıkarma yalnız tahliye emrinin tebliğinden ve on beş günün geçmesinden sonra mümkündür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İhale kesinleşmeden tescil müzekkeresinin yazılmasında icra müdürünün tereddüt etmemesi gerektiği; kesinleşme sonrası yazının yazılmasının yasal zorunluluk olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/336 E., 2023/1203 K., 06.12.2023)
- Taşınmazı işgal eden borçlunun ihale alıcısına karşı tahliye emrine tabi olduğu; ihale alıcısının pay sahibi olması hâlinde bile borçlu işgalcisine tahliye emri gönderilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/496 E., 2014/50 K., 29.01.2014)
- Hacizden önce resmi belgeye dayanan işgalcinin tahliye emri kapsamında olmadığı, bu hâlde işgalin başka yoldan giderileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/516 E., 2012/1352 K., 28.12.2012; Hukuk Genel Kurulu, 2012/515 E., 2012/1190 K., 12.12.2012)
- Uygulamada tahliye emrinin tebliğinden sonra işgalcinin şikâyet yoluna başvurabileceği ve bu şikâyetin tahliye sürecini etkileyebileceği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/2967 E., 2026/56 K., 13.01.2026)
- Tescil yazısının yazılması ile tahliye işleminin birbirinden bağımsız olduğu, tescilin yapılmış olmasının tahliye emrine gerek bırakmadığı yönünde bir uygulama bulunmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2025/19 E., 2025/21 K., 03.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tescil yazısının gönderilmesini isteyen alıcı, ihale bedelinin ödendiğini ve ihalenin kesinleştiğini icra dosyasındaki belgelerle ispatlar.
- Tahliye emrinin gönderilmesini isteyen alıcı, taşınmazın işgal edildiğini ve işgalcinin borçlu veya hacizden önceki resmi belgeli akde dayanmayan üçüncü kişi olduğunu ispatlar.
- İşgalcinin hacizden önceki resmi belgeli bir akde dayandığını iddia eden kişi, bu akdin resmi belge ile hacizden önceki tarihli olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Tahliye emrinin, on beş gün içinde tahliye ihtarını içerecek şekilde tebliğ edildiği tebliğ belgesiyle ispatlanır; tebliğin usulsüz olduğunu öne süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Tescilden sonra taşınmazı satın alan kişi, ihale alıcısından satış yolu ile edinimini resmi belge ile ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.134: Tescil yazısının gönderilebilmesi için aranan müddete uyulmasını ve ihalenin feshi yolunu düzenler. Kesinleşme ve fesih sonucu tescil ve teslim işlemini belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.130: İhale bedelinin ödenme süresini düzenler; tescil yazısının gönderilebilmesi için bedelin alınmış olması bu maddeye bağlıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.144: Tescil yazısında alıcıya geçmeyen irtifak, rehin ve benzeri kayıtların tapudan terkinini düzenler; tescil işleminin ayrılmaz tamamlayıcısıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.22: Tahliye emrine karşı şikâyet ve tahliyenin durdurulmasını düzenler; m.135'teki tahliye süresinin işleyişini etkileyebilir.
- 2004 sayılı Kanun m.26: İlâmlı icrada borçlunun taşınmazı teslim yükümlülüğünü düzenler; m.135'teki tahliye emrinden ayrı bir yoldur.
İİK m.136 — Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması
İcra ve İflas Kanunu m.136, taşınmaz mallara ilişkin satış hükümlerinin gemilere uygulanmasını düzenler. Hüküm, bayrağa bakılmaksızın gemi siciline kayıtlı bütün gemiler bakımından geçerlidir ve gemi sicili, gemi ipoteği ve sicile kayıtlı gemi üzerindeki intifa hakkı gibi kavramların karşılığını belirler. Madde yabancı bayraklı gemiler dahil, sicile kayıtlı her gemiye uygulanır. Madde, sicile kayıtlı olmayan gemilerin taşınır satış hükümlerine göre paraya çevrilmesini düzenlemez (TTK m.1383). Gemilerin paraya çevrilme usulünün ayrıntıları, ihtiyati haciz rejimi ve ilan usulü de bu maddede yer almaz (TTK m.1382-1388). Gemi siciline kayıt işlemleri ile ipoteklerin terkin ve nakli de bu maddenin kapsamında değildir (İİK m.144).
Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gemi siciline kayıtlı gemi
- Türk gemi siciline veya yabancı bir gemi siciline kaydı bulunan gemidir. Bu niteliği taşıyan gemiler, icra hukuku bakımından taşınmaz satış hükümlerine tabi olur. Kayıt, geminin bayrağına bakılmaksızın aranır.
- Tapu sicili karşılığı gemi sicili
- Taşınmaz satışına ilişkin hükümlerde geçen tapu sicili ibaresinin, gemilere uygulandığında anlam kazandığı sicildir. Bu ikame yapılırken gemi sicilinin esas alınması gerekir.
- Gemi ipoteği
- Taşınmaz satış hükümlerinde geçen ipotek teriminin gemilerde karşılığıdır. Gemi üzerindeki rehin hakkını ifade eder ve sicile kayıtlı olması gerekir.
- Sicile kayıtlı gemi üzerindeki intifa hakkı
- Taşınmaz satışında geçen irtifak hakkı teriminin gemi bakımından karşılığıdır. Sicile kayıtlı bir gemi üzerinde kurulmuş intifa hakkını ifade eder.
- Bayrak
- Geminin hangi devletin bayrağını taşıdığını gösterir. Bu maddede bayrak, uygulanacak satış rejimini belirlemez; sicile kayıt esas alınır.
Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi şartlar aranır?
- Satışa konu geminin Türk veya yabancı bir gemi siciline kayıtlı olması gerekir.
- Geminin bayrağının hangi devlet olduğuna bakılmaksızın sicil kaydının varlığı yeterli görülmelidir.
- Satış işleminde taşınmaz satışına ilişkin İİK hükümlerinin uygulanabilmesi için, bu hükümlerdeki tapu sicili, ipotek ve irtifak hakkı terimlerinin gemi karşılıklarına okunması gerekir.
- Sicile kayıtlı olmayan gemiler bu maddenin kapsamına girmez; bu gemiler için taşınır satış hükümleri uygulanır.
Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi sonuçları doğurur?
- Sicile kayıtlı her gemi, bayrağı ne olursa olsun, taşınmaz satışına ilişkin İİK hükümlerine göre paraya çevrilir.
- Sicile kayıtlı olmayan gemi bu maddenin kapsamında değildir; bu gemi taşınır satış hükümlerine göre paraya çevrilir (TTK m.1383).
- Maddede geçen tapu sicili, ipotek ve irtifak hakkı terimleri gemi karşılıklarıyla okunur. Bu okuma yapılmazsa satış hükümleri gemiye uygulanamaz.
Sicile kayıtlı gemi ile sicile kayıtlı olmayan gemi arasındaki fark nedir?
Gemi siciline kayıtlı olan gemiler, taşınmaz satışına ilişkin İİK hükümlerine tabidir.
Sicile kaydı bulunmayan gemiler taşınır satışına ilişkin hükümlere göre paraya çevrilir.
Satış usulü, ilan rejimi ve mükellefiyetler listesi kayda göre farklılaşır.
Türk bayraklı gemi ile yabancı bayraklı gemi arasındaki fark nedir?
Türk gemi siciline kayıtlı gemilerde ilgili sicil Türk gemi sicilidir ve sicil kaydının terkin ve nakli icra dairesi tarafından yaptırılır.
Yabancı bayraklı ve yabancı sicile kayıtlı gemilerde bayrak devletinin konsolosluğuna bildirim yapılır.
Bayrak, satış rejimini değil, sicil kayıtlarının yürütülme biçimini değiştirir. Bu maddeye göre her iki durumda da taşınmaz satış hükümleri uygulanır.
Gemi ipoteği ile gemi üzerinde intifa hakkı arasındaki fark nedir?
Gemi ipoteği, taşınmaz satışında geçen ipotek teriminin gemideki karşılığıdır.
Sicile kayıtlı gemi üzerindeki intifa hakkı, irtifak hakkı teriminin gemideki karşılığıdır.
Her iki hak da satış sırasında sicil kaydı üzerinden izlenir ve satış sonrasında sicilden terkin ya da nakil konusu olur.
Taşınmazların satışına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gemiyi bayrağına bakarak yabancı bayraklı olduğu için taşınır satış hükümlerine tabi saymak; oysa belirleyici olan sicil kaydıdır.
- Sicile kayıtlı gemiye taşınmaz satış hükümlerini uygulayıp tapu sicili terimini aynen tapu siciline bağlamak; bu terimin gemi siciline okunması gerekir.
- Sicile kayıtlı olmayan gemiyi taşınmaz rejimine sokmak; bu gemiler taşınır satış hükümlerine göre paraya çevrilir.
- Gemi ipoteği ve intifa hakkı terimlerini taşınmazdaki karşılıklarıyla birebir özdeş saymak; bunlar gemi ipoteği ve sicile kayıtlı gemi üzerindeki intifa hakkı olarak okunur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gemi satışında ihalenin feshi davası sırasında geminin alıcıya teslimi ve işletilmesi, taşınmaz satışına ilişkin İİK m.134 hükmünün gemiye uygulanmasıyla çözülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1036 E., 2023/714 K., 05.07.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Sicile kayıtlı gemi olduğunu ileri süren taraf, gemi sicil kaydını ya da bunun onaylı suretini ibraz ederek ispat yükü altındadır.
- Geminin bayrağı ve sicil devleti, geminin sicil kaydı üzerinden belirlenir; sicil kaydı en güçlü delildir.
- Sicile kayıtlı olmadığını ileri süren taraf, bu iddiasını sicil kaydının bulunmadığını gösteren belgeyle kanıtlamak zorundadır.
- Yabancı sicil kaydı söz konusu olduğunda, bayrak devletinden alınacak sicil bilgisi ve konsolosluk bildirimi ile durum belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.134: Taşınmaz satışında ihalenin kesinleşmesi ve ihale sonrası muhafaza, idare ile ilgili hükümleri içerir. Bu maddeye bağlı olarak gemi satışında da ihale sonrası işlemler yürütülür.
- 2004 sayılı Kanun m.126: Satışa ilişkin ilanın yapılış biçimini düzenler. Gemi satışında ilanın hangi gazetelerde yapılacağı TTK m.1385 ile birlikte belirlenir.
- 6102 sayılı Kanun m.1383: Sicile kayıtlı gemilerin taşınmaz satış hükümlerine, sicile kayıtlı olmayanların taşınır satış hükümlerine göre paraya çevrileceğini belirler. Bu maddenin uygulanma ölçütünü tamamlar.
- 6102 sayılı Kanun m.1388: Satış sonucunda mülkiyetin ve yüklerin ne zaman sona ereceğini düzenler. Bu maddenin satıştan sonraki sonuçlarını tamamlar.
İİK m.137 — Aile yurtları
İcra ve İflas Kanunu m.137, aile yurduna ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümlerinin icra takibi bakımından saklı kalacağını belirten bir atıf hükmüdür. Aile yurdu ve eklentilerinin haczedilemezliğinin kaynağının Medeni Kanun'daki aile yurdu hükümleri olduğunu ve İcra ve İflas Kanunu'nun bu konudaki düzenlemesinin bu hükümlere ek nitelik taşıdığını ifade eder. Hükmün uygulanacağı kişi, borçlunun aile yurdu olarak kullandığı konut bakımından icra takibi yapılan herkestir. Haczedilemezliğin kapsamını, aile yurdunun kurulması, sona ermesi ve tescili gibi konuları düzenlemez (TMK m.downlo ve m.391 gibi Medeni Kanun hükümleri); İİK m.82/12 kapsamındaki borçlunun haline münasip evin haczedilemezliği ile bu maddenin ilişkisi ise ayrı bir konudur (m.82); haczedilemezlik şikâyetinin usulü ve icra mahkemesinin yetkisi de bu maddede düzenlenmemiştir (m.16).
Aile yurtları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aile yurdu
- Eşlerin birlikte yaşadığı ve aile hayatının merkezi olarak kullandığı konut anlamına gelir. Haczedilemezliğin konusu bu konuttur ve kapsamı Medeni Kanun'daki aile yurdu hükümlerince belirlenir.
- Eklentiler
- Aile yurdunun ayrılmaz parçası niteliğindeki eşyadır. Aile yurdu ile birlikte haczedilemez olarak kabul edilir.
- Medeni hükümler
- Bu maddede atıf yapılan Türk Medeni Kanunu'nun aile yurduna ilişkin hükümleridir. Haczedilemezliğin kurulması ve kapsamı bu hükümlere göre belirlenir.
Aile yurtları: hangi şartlar aranır?
- Haczedilmek istenen taşınmazın aile yurdu niteliğinde olması gerekir.
- Aile yurdu olarak kullanılan konutun Türk Medeni Kanunu'nun aile yurduna ilişkin hükümlerine göre belirlenmiş olması gerekir.
- Haczedilmek istenen şeyin aile yurdunun eklentisi olması hâlinde de haczedilemezlik kuralının uygulanması için aynı koşulların bulunması gerekir.
Aile yurtları: hangi sonuçları doğurur?
- Aile yurdu ve eklentileri, Medeni Kanun'daki aile yurdu hükümleri saklı kalmak kaydıyla haczedilemez.
- Aile yurdu haczedilemediğinden, bu konut üzerinde yapılan haciz işlemi hukuka aykırı olur ve haciz şikâyeti yoluyla ortadan kaldırılabilir.
- Aile yurdu niteliği bulunmayan bir taşınmaz hakkında bu maddeye dayanılamaz; haczedilebilirlik ayrı hükümlere göre belirlenir.
Aile yurdu ile borçlunun haline münasip konut arasındaki fark nedir?
Aile yurdu, eşlerin aile hayatının merkezi olarak kullandığı konuttur ve Medeni Kanun'daki aile yurdu hükümlerine tabidir.
Borçlunun haline münasip konut, İİK m.82/12 kapsamında ayrıca korunan bir mesken türüdür ve borçlunun sosyal durumuna göre belirlenir.
Her iki koruma da haczedilemezlik sağlar; ancak dayanağı ve belirleme ölçütü farklıdır. Değeri haline uygun konuttan fazla olan konut, İİK m.82/3 uyarınca kısmen haczedilebilir.
Aile yurtları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Aile yurdu haczedilemezliğini İİK m.137'den doğrudan bağımsız bir kural gibi okumak; kuralın kaynağı Medeni Kanun'dur.
- Aile konutu şerhinin varlığını haczedilemezlik için yeterli saymak.
- Aile yurdu ile İİK m.82/12'deki borçlunun haline münasip evi birbirinin yerine kullanmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aile yurdu olan konutun haczedilemezliği, konutun icra takibi sırasında hangi niteliği taşıdığına bakılarak değerlendirilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Aile yurdu olduğunu öne süren borçlu veya aile üyesi, konutun aile yurdu niteliğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Aile yurdu niteliği, tapu kaydındaki aile konutu şerhi veya konutun fiilen kullanımına ilişkin belgelerle ispatlanabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.391: Aile yurdunun tanımını, kapsamını ve haczedilemezliğinin Medeni Kanun'daki dayanağını düzenler; bu madde İİK m.137'nin saklı tuttuğu hükümdür.
- 2004 sayılı Kanun m.82: Tamamı haczedilemeyen mal ve hakları sayar; 12. bentteki borçlunun haline münasip ev ile aile yurdu koruması birlikte uygulanır.
İİK m.138 — Paraların paylaştırılması zamanı, masraflar ve vekalet ücreti
İcra ve İflas Kanunu'nun 138. maddesi, hacizli malların satışından elde edilen paranın alacaklılara nasıl ödeneceğini düzenler. Kapsamı; tüm malların satılması halinde paylaştırma, kısmi satış halinde avans dağıtımı, paylaştırmadan önce ayrılacak ortak giderler, vekalet ücretinin hesaplanması ve muvakkat haciz paylarının saklanması konularıdır. Madde, paranın kendiliğinden dağıtılması ilkesinin dayanağıdır ve icra dairesi bakımından uygulanır. Düzenlemediği konular: sıra cetvelinin düzenlenmesi ve alacakların sıralanması (m.140), tamamlama haczi (m.139), sıra cetveline itiraz ve dağıtımın ertelenmesi (m.235 ve m.250 hükümleri gibi, iflas bakımından m.250) ile icra iflas hukukunda rehinli alacakların sırası (m.206 ve sonrası) bu maddede yer almaz.
Paraların paylaştırılması zamanı, masraflar ve vekalet ücreti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avans dağıtımı
- Mahcuz malların yalnızca bir kısmı satılmış ve elde edilen paranın, tüm satışlar tamamlanmadan alacaklılara hisseleri oranında verilmesidir. Yalnızca kısmi satış sonrası ve icra müdürünün takdiriyle mümkündür.
- Ortak giderler
- Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma işlemlerinden doğan ve tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardır. Satış tutarından, alacaklılara pay verilmeden önce alınır.
- Takip giderleri
- Alacaklının takip sırasında yaptığı ve alacağa bağlı işlemiş faizle birlikte paylaştırmaya dahil edilen masraflardır. Vekalet ücreti de bu kapsamdadır.
- Vekalet ücreti
- Vekil aracılığıyla yapılan takiplerde takip masrafına dahil olan ücrettir. Miktarı, alacaklı ile borçlu arasındaki sözleşmeye bakılmaksızın, icra memurunca avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır.
- Muvakkat haciz
- Henüz kesinleşmemiş ya da geçici nitelikte yapılan haciz olup, bu hacizli alacaklılara ait paylar kesin haciz sahiplerine ödenmeden önce ayrılır. Muvakkat haciz sahibine ödeme yapılmaz; ayrılan pay durum anlaşılıncaya kadar saklanır.
Paraların paylaştırılması zamanı, masraflar ve vekalet ücreti: hangi şartlar aranır?
- Hacizli malların satışının yapılmış olması gerekir; tüm mallar satılmışsa bedeller alacaklılara hisselerine göre paylaştırılır.
- Kısmi satış halinde avans dağıtımı için satılan malların bedelinin elde edilmiş olması ve icra müdürünün avans olarak dağıtımı uygun görmesi gerekir.
- Paylaştırmadan önce haciz, satış ve paylaştırma giderleri gibi tüm alacaklıları ilgilendiren ortak giderler satış tutarından alınmalıdır.
- Paylaştırmaya dahil alacak; asıl alacak, işlemiş faiz ve takip giderlerinden oluşmalıdır. Vekil aracılığıyla yapılan takipte vekalet ücreti avukatlık ücret tarifesine göre memurca hesaplanarak takip masrafına eklenmelidir.
- Muvakkat haciz paylarının, durum anlaşılıncaya kadar sağlam bir bankaya, banka bulunmayan yerlerde mahkeme veya icra sandığına yatırılması gerekir.
Paraların paylaştırılması zamanı, masraflar ve vekalet ücreti: hangi sonuçları doğurur?
- Satış tutarı tüm alacakları karşılamaya yetiyorsa paylaştırmaya gerek kalmaz; her alacaklı alacağını alır ve artan para borçluya iade edilir.
- Tüm alacakları karşılamayan satış tutarında sıra cetveli düzenlenmeden paralar paylaştırılamaz.
- Ortak giderler çıkarıldıktan sonra kalan tutar, kesin haciz sahibi alacaklılara alacakları oranında paylaştırılır.
- Paylaştırmaya dahil olan alacakların tutarında asıl alacak, işlemiş faiz ve takip giderleri birlikte yer alır.
- Muvakkat haciz sahiplerine ait paylar durum anlaşılıncaya kadar sağlam bir bankaya yatırılır; bu paylar hemen dağıtılmaz.
- Vekalet ücreti sözleşmede farklı bir miktar öngörülmüş olsa bile tarifeye göre hesaplanır.
Tam satış ile kısmi satış arasındaki fark nedir?
Tüm hacizli malların satılması halinde satış bedeli bir bütün olarak hisselere göre paylaştırılır.
Yalnızca bir kısım malın satılmış olması halinde elde edilen para, icra müdürünce avans olarak dağıtılabilir.
Kısmi satışta paylaştırma henüz kesin değildir ve avans niteliğindeki dağıtım sonradan yapılacak paylaştırmaya mahsup edilir.
Ortak giderler ile alacaklıya özgü giderler arasındaki fark nedir?
Haciz, satış, nakliye ve paylaştırma gibi tüm alacaklıların ortak yararına olan giderlerdir.
Yalnızca tek bir alacaklının talebi ile doğan ve kendisine özgü masraflardır.
Ortak giderler satış tutarından önce alınır; alacaklıya özgü masraflar ise ilgili alacaklının takip masrafı olarak paylaştırmaya girer.
Vekil ile takip ile vekil olmadan takip arasındaki fark nedir?
Vekil aracılığıyla yapılan takipte vekalet ücreti takip masrafına dahil edilir.
Vekil bulunmayan takipte vekalet ücreti bu şekilde takip masrafına girmez.
Vekalet ücreti sözleşmeye bakılmaksızın tarifeye göre hesaplanarak paylaştırmaya dahil edilir.
Kesin haciz sahibi ile muvakkat haciz sahibi alacaklı arasındaki fark nedir?
Kesin haciz sahibi alacaklı paylaştırmada doğrudan ödeme alır.
Muvakkat haciz sahibi alacaklıya ait pay, paylaştırmada hesaplanır ancak ona ödeme yapılmaz.
Muvakkat haciz payı bankaya yatırılır ve durum anlaşılana kadar beklenir.
Paraların paylaştırılması zamanı, masraflar ve vekalet ücreti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vekalet ücretini sözleşmede kararlaştırılan miktara göre hesaplamak; hesap tarifeye göre yapılmalıdır.
- Ortak giderleri satış tutarından düşmeden alacaklılara pay dağıtmak; önce ortak giderler alınmalıdır.
- Kısmi satışta elde edilen parayı kesin paylaştırma gibi dağıtmak; bu dağıtım yalnızca avans niteliğindedir.
- Muvakkat haciz sahibine ait payı alacaklıya ödemek; bu pay bankaya yatırılmalıdır.
- Tüm alacaklar karşılandığı halde paylaştırma yapmaya çalışmak; bu halde her alacaklı tam alacağını alır ve artan para borçluya iade edilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Paylaştırmada vekalet ücretinin sözleşmedeki miktara değil avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanması kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/976 E., 2023/32 K., 08.02.2023)
- Ortak giderlerin satış tutarından önce düşülmesi ve paylaştırılacak tutarın bu giderlerden arındırılmış olması kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/311 E., 2023/173 K., 08.03.2023)
- İcra dairesinin paylaştırmayı kendiliğinden yapması ve alacaklının talebine gerek görülmemesi kabul edilmektedir. (10. Daire, 2016/9814 E., 2021/4956 K., 20.10.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Paylaştırmaya dahil edilecek asıl alacak, faiz ve takip giderlerinin varlığını ve miktarını alacaklı ispatlar; takip dosyasındaki belgeler bu ispatın temelidir.
- Vekil aracılığıyla yapılan takipte vekalet ücretinin tutarı icra memurunca tarifeye göre hesaplanır; alacaklının sözleşmeye dayalı daha yüksek bir ücret iddiası bu hesabı değiştirmez.
- Ortak giderlerin varlığı ve miktarı, bu giderleri talep eden tarafça yazılı belgelerle ortaya konulur.
- Muvakkat haciz sahibinin durumunun netleşmesi bekleneceğinden, bu pay için karşı tarafın ayrı bir savunma ile ispat yükü bulunmaz; pay bankaya yatırılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.139: Satış tutarı tüm alacakları karşılamıyorsa paylaştırmadan önce yapılacak tamamlama haczini düzenler; m.138 bu durumun öncesindeki paylaştırma kurallarını belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.140: Tamamlama haczine rağmen paranın yetmemesi halinde yapılacak sıra cetvelini düzenler; m.138 ile birlikte paylaştırmanın dayanağıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.141: Sıra cetvelinin ilgililere tebliğini düzenler; paylaştırma kararının uygulanmasında sıra cetvelinin rolünü tamamlar.
- 2004 sayılı Kanun m.9: Muvakkat haciz paylarının bankaya yatırılmasında atıf yapılan hükümdür; m.138 bu hükme göndermede bulunur.
- 2004 sayılı Kanun m.144/a: Gemi satışında paranın paylaştırılmasına ilişkin m.138 hükümlerinin uygulanmasını sağlar.
İİK m.139 — İcra dairesinin tamamlama hacizleri
Madde, satış tutarının aynı derecede hacze iştirak eden bütün alacakları karşılamaya yetmemesi halinde icra müdürünün kendiliğinden borçlunun başka mallarını haczederek haczi tamamlamasını düzenler. Düzenlenen konular, tamamlama haczinin koşulu, yapılış biçimi ve yeniden haczedilen malların satışıdır. Maddenin uygulandığı kişi, takibi icra dairesinde yürüyen alacaklılar ve borçlu, haciz aşamasında icra müdürüdür. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: ilave haciz ve alacaklının talebiyle yapılan iştirak hacizleri (m.100), sıra cetveli ve paylaştırma (m.140-142), kesin haciz talebinin şartları (m.78) ve icra müdürünün fazla ödemeyi geri alması (m.361).
İcra dairesinin tamamlama hacizleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tamamlama haczi
- Haczedilen malların satışından elde edilen paranın bütün alacakları karşılamaması üzerine, icra müdürünün kendiliğinden borçlunun başka mallarına yaptığı haczdir. Alacaklının talebine bağlı değildir.
- Satış tutarının yetmemesi
- Paraya çevrilen malların bedelinin, aynı derecede hacze iştirak eden alacaklıların toplam alacağını karşılayamamasıdır. Bu eşik, tamamlama haczinin doğması için gerekli koşuldur.
- İlave haciz
- Hacze iştirak sırasında, ilk haczin alacakları karşılamayacağının anlaşılması üzerine alacaklıların talebiyle yapılan haczdir. Tamamlama haczinden farklı olarak talep gerektirir.
- Kıymet takdirinde yanılgı
- Tamamlama haczinin gerekçesidir: ilk haczedilen malların değerinin olduğundan az takdir edilmesi, satış bedelinin alacakları karşılayamamasına yol açmıştır.
İcra dairesinin tamamlama hacizleri: hangi şartlar aranır?
- Haczedilen malların satılması veya paraya çevrilmesi sonucunda elde edilen satış tutarının, aynı derecede hacze iştirak etmiş bütün alacakları ödemeye yetmediğinin anlaşılmış olması gerekir.
- İcra müdürünün, bu yetersizliği saptayarak borçlunun haczedilebilir başka mallarının bulunup bulunmadığını araştırması gerekir.
- Haczin yapılması için alacaklının talebi aranmaz; icra memuru kendiliğinden yeni haciz yapar.
- Yeni haciz, önceki haciz sırasında daha öncelikli hakkı bulunan ve haciz koymuş olan kişilerin doğurduğu haklara halel getirmeyecek biçimde yapılmalıdır. Öncelikli haciz hakları korunur.
- Yeniden haczedilen mallar için ayrıca satış talebi aranmaz ve bu mallar mümkün olduğu kadar çabuk satılır.
- Borçlunun haczedilebilir başka malı bulunmadığında yapılacak bir haciz bulunmadığından, geriye kalan alacak için aciz belgesi düzenlenmesi gündeme gelir (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır).
İcra dairesinin tamamlama hacizleri: hangi sonuçları doğurur?
- Paranın tüm alacakları karşılamaya yetmemesi durumunda icra memuru resen yeni bir haciz yaparak haczi tamamlar.
- Yeni haczedilen mallar ayrıca satış talebi aranmaksızın ve mümkün olduğu kadar çabuk satılır.
- Yeni haczedilen malların satışından elde edilen para, önceki satış tutarıyla birlikte bütün alacakları karşılarsa takipler bu paralarla sona erer.
- Satış tutarı yine yetmezse sıra cetveli düzenlenir ve paylaştırma bu cetvele göre yapılır (m.140-142).
- Sonraki derece alacaklılarının daha önce koydurdukları hacizlerin doğurduğu haklar korunur.
- Borçlunun haczedilebilir başka malı yoksa tamamlama haczi yapılamaz ve alacaklıya ödenemeyen kısım için aciz belgesi verilir.
Tamamlama haczi ile ilave haciz arasındaki fark nedir?
Tamamlama haczi, haczedilen malların paraya çevrilmesinden sonra satış tutarının alacakları karşılamaması üzerine icra müdürünün kendiliğinden yaptığı haczdir. Yapılış nedeni, ilk haczin kıymet takdirindeki yanılgısıdır.
İlave haciz, hacze iştirak sırasında yeni alacaklıların talebiyle, ilk haczin alacakları karşılamayacağının anlaşılması üzerine yapılan haczdir. Burada talep aranır.
Tamamlama haczinde talep aranmaz ve icra müdürü resen hareket eder; ilave haczde alacaklının talebi gerekir.
Tamamlama haczi ile satış talebi: fark nedir?
Tamamlama haczi ile haczedilen mallar, alacaklının ayrıca satış talebi olmadan paraya çevrilir.
Normal kesin haciz yolunda malın satışı için alacaklının talebi gerekir.
Tamamlama haczindeki mallar mümkün olduğu kadar çabuk ve talep aranmaksızın satılır.
İcra dairesinin tamamlama hacizleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tamamlama haczini ilave haciz gibi görüp alacaklının talebini aramak; tamamlama haczinde talep şartı yoktur.
- Talep aranmadığından haciz ve paraya çevirme masraflarının devlet tarafından karşılandığını sanmak; masraflar alacaklılar tarafından karşılanır.
- Yeniden haczedilen malları ayrıca satış talebine bağlamak; bu mallar talep olmaksızın satılır.
- Öncelikli haciz hakları korunmadan, bütün mallar üzerinde sonraki haczin tek başına öncelik doğurduğunu sanmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tamamlama haczinin, ilk haczin kıymet takdirinde yanılgı yapıldığını gösterdiği ve bu nedenle alacaklının talebine ihtiyaç duyulmadığı kabul edilmektedir.
- Satış sonucunda paranın alacakları karşılamaması halinde, sonraki haczin yalnız m.139 uyarınca yapılabileceği ve bu yolun takibin kapsamında yeniden haciz gerektirdiği kabul edilmektedir.
- İflas öncesinde haczedilmiş ve satılmış malların bedelinin haciz koyduran alacaklılara İİK m.138 ila 144 hükümlerine göre paylaştırıldığı; bu durumda artan paranın iflas masasına girdiği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Tamamlama haczinin koşulu olan satış tutarının yetersizliği, icra dairesinin satış ve paylaştırma kayıtlarıyla ispatlanır; ispat yükü icra dairesindedir ve belge olarak satış tutanağı ile alacak miktarları esas alınır.
- Tamamlama haczinde talep aranmadığından, alacaklının talepte bulunmadığını savunması hukuki sonuç doğurmaz; bu husus icra dairesinin kendiliğinden hareket ettiğinin kayıtlarla gösterilmesi gerektiği anlamına gelir.
- Yeni haczedilen malların öncelikli hak sahiplerinin haklarına halel getirmediğini savunan taraf, önceki haciz kayıtlarını sunarak bunu ispatlar.
- Borçlunun haczedilebilir başka malının bulunmadığı savunması, icra dairesinin araştırma sonucuna dayanır ve bu durumda aciz belgesi talebi için yazılı kayıt aranır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.100: İlave haciz düzenlenir; tamamlama haczinden farklı olarak alacaklı talebine bağlıdır ve iştirak hacizlerini kapsar.
- 2004 sayılı Kanun m.140: Satış tutarının bütün alacakları karşılamaması halinde sıra cetvelinin düzenlenmesini öngörür; tamamlama haczinden sonra uygulanır.
- 2004 sayılı Kanun m.78: Kesinleşmiş takipte haciz için alacaklının talep etmesi gerektiğini düzenler; m.139 bu talep aranmayan istisnai hâli oluşturur.
- 2004 sayılı Kanun m.361: İcra müdürünün yanlış ödemesi halinde fazla ödenen parayı alacaklıdan geri almasını düzenler; tamamlama haczinin sonucu olan ödeme düzenine yardımcıdır.
İİK m.140 — Sıra cetveli
İcra ve İflas Kanunu m.140, satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmediği hallerde icra dairesinin alacaklılar için sıra cetveli düzenlemesini ve alacaklıların hangi sıraya kabul edileceğini düzenler. Sıra cetvelinin resen düzenlenmesi, iflas hukukundaki sıra esasının haciz yoluna uygulanması ve ilk üç sıra için kayıt tarihinin haciz talebi tarihi olması bu maddenin konusudur. Kural, paraların paylaştırılması aşamasında hem tamamlama haczi hem de birden fazla alacaklının katıldığı hacizlerde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: sıra cetveline itiraz ve şikâyet usulü (m.142), cetvelin tebliği (m.141), iflasta imtiyaz sıralarının tek tek belirlenmesi (m.206), alacakların incelenmesi ve kabul-ret işlemleri (m.100-101 ile hacze iştirak hükümleri, m.138 ve diğer paylaştırma hükümleri) ile masa alacaklılarının konumu. Bu konular ayrı maddelerde ele alınır.
Sıra cetveli: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sıra cetveli
- Satış bedelinden pay alacak alacaklıları, alacak miktarları ve sıraları ile gösteren, icra dairesince düzenlenen listedir. Paraların paylaştırılmasının dayanağıdır ve kesinleşmeden paylaştırma yapılamaz.
- Tamamlama haczi
- Daha önce haczedilen ve satılan malların ardından, alacakların tamamını karşılamak için yapılan ek haczi ifade eder. Tamamlama haczi ile yapılan satışın tutarı, önceki satış tutarıyla birlikte değerlendirilerek sıra cetveline konu olur.
- Haciz talebi tarihi
- Alacaklının haciz için icra dairesine yaptığı talebin tarihidir. Madde metnine göre ilk üç sırada kaydın geçerli olduğu tarih budur; haczin fiilen uygulandığı tarih değildir.
- İflas halinde sıra
- İİK m.206'da belirlenen, iflas hâlinde alacakların alacağa ilişkin öncelik sırasıdır. Haciz yoluyla paylaştırmada bu sıra kıyasen uygulanır; maddenin 'iflas halinde hangi sıraya girmeleri gerekiyorsa' ibaresi bu bağlantıyı kurar.
- Ortak giderler
- Satış, paylaştırma, nakliye ve yemin giderleri gibi tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardır. Bu giderler sıra cetvelinde alacaklı sırasına girmez; satış bedelinden önce karşılanır (kaynak malzemeye dayanır, madde metninde açıkça yer almaz).
Sıra cetveli: hangi şartlar aranır?
- Satış tutarının (tamamlama haczi dahil) bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir; yetiyorsa sıra cetveli düzenlenmez ve herkes alacağını alır.
- Birden fazla alacaklının aynı satış bedeline veya paraya hacze iştirak etmiş olması gerekir.
- Sıra cetveli icra dairesince, tarafların talebi beklenmeden resen düzenlenmelidir.
- Alacaklılar, İİK m.206 uyarınca iflas halinde girecekleri sıraya kabul edilmelidir.
- İlk üç sıraya kayıt için haciz talebi tarihi esas alınmalıdır.
- Sıra cetveli hazırlanmadan ve kesinleşmeden paraların paylaştırılmamalıdır.
Sıra cetveli: hangi sonuçları doğurur?
- Satış tutarı tüm alacaklıların alacağını karşılamaya yetiyorsa sıra cetveli yapılmaz; alacaklılar alacaklarını tamamen alır ve arta kalan borçluya iade edilir.
- Satış tutarı yetmezse icra dairesi, tarafların talebi olmaksızın sıra cetveli düzenler.
- Sıra cetveli, alacaklıların iflas halinde gireceği sıraya göre hazırlanır; önce rehinli alacaklar, sonra ilk üç imtiyazlı sıra, en son dördüncü sıradaki imtiyazsız alacaklar ödenir.
- Rehinli alacaklıların tamamı alacaklarını elde etmeden ikinci sıraya geçilemez.
- Sıra cetveli hazırlanmadan ve kesinleşmeden paraların paylaştırılması mümkün değildir.
- İlk üç sıra için kayıt tarihi haciz talebi tarihi olarak alınır.
Satış tutarı yeterli ile yetersiz arasındaki fark nedir?
Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen karşılıyorsa sıra cetveli düzenlenmez.
Satış tutarı tüm alacakları karşılamıyorsa icra dairesi sıra cetveli düzenler.
Yetersiz kalan durumda sıra ve öncelik belirleyici olur; yeterli olan durumda herkes alacağını tam alır, arta kalan borçluya iade edilir.
Tamamlama haczi ile satış ile ilk satış arasındaki fark nedir?
Tamamlama haczi ile yapılan satışın tutarı, daha önce satılan malların tutarıyla birlikte değerlendirilir.
Tek bir satış söz konusuysa yalnız o satışın tutarı esas alınır.
Toplam tutar yetmezse sıra cetveli düzenlenir; önceki satış bedeli de cetvelin kapsamına girer.
İlk üç sıra ile dördüncü sıra arasındaki fark nedir?
Rehinli alacaklar ile ilk üç sıradaki imtiyazlı alacaklar için kayıt tarihi haciz talebi tarihidir.
Dördüncü sıradaki imtiyazsız alacaklar için sıra, m.206'daki genel sıraya göre belirlenir.
Kayıtta öncelik tarihi ilk üç sırada haciz talebi tarihine göre belirlenir; dördüncü sırada bu tarih esas alınmaz.
Aynı sıradaki alacaklılar ile farklı sıradaki alacaklılar arasındaki fark nedir?
Aynı sırada yer alan alacaklılar eşit haklıdır.
Farklı sıralarda yer alan alacaklılardan önceki sıra tamamen ödenmeden sonraki sıraya ödeme yapılmaz.
Aynı sıradakiler alacakları oranında pay alır; farklı sıralarda öncelik sırası belirleyicidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sıra cetveli, ilk haczi koyan ve haczi düşmemiş olan icra dairesince düzenlenir; haczin talimatla uygulandığı hallerde cetvelin asıl icra dairesince hazırlanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/976 E., 2023/32 K., 08.02.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2019/52 E., 2022/1141 K., 22.09.2022)
- Haciz talebi tarihinin ilk üç sırada kayıt tarihi olarak esas alınması, sıra cetvelinde alacaklıların sırasını belirleyen temel ölçüt olarak uygulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/770 E., 2023/1274 K., 20.12.2023)
- Sıra cetveli yapılmadan bir alacaklıya ödeme yapılmasının sıra cetveli düzenlenmesine engel olmadığı, ancak paylaştırmanın kesinleşen cetvele göre yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2019/2597 E., 2022/1142 K., 04.07.2022)
- Sıra cetvelinin ihale alıcısının bedeli yatırması için gerekli olup olmadığının belirlenmesinden önce hazırlanması gerektiği, fark doğarsa ihale alıcısına süre verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2017/848 E., 2021/1521 K., 30.11.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Sıra cetvelinin düzenlenmesini ve alacağın sırasını talep eden alacaklı, alacağının varlığını, miktarını ve haciz talebi tarihini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Haciz talebi tarihi, icra dairesine verilen talep dilekçesi veya icra dosyasındaki kayıtlarla ispat edilir.
- Rehinli alacaklı, rehnin varlığını ve kapsamını tapu kaydı, rehin sözleşmesi gibi resmi ya da yazılı belgelerle ispatlamalıdır.
- Başka bir alacaklının sırasına veya tutarına itiraz eden taraf, bu itirazını dayandığı belge ve delille ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.206: Alacakların iflas halinde gireceği sıraları belirler; m.140/II bu sıralamaya yollama yapar ve haciz yolunda kıyasen uygulanmasını sağlar.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.207: Bir önceki sıradaki alacaklı alacağını tamamen almadan sonraki sıraya ödeme yapılmayacağını, aynı sıradakilerin eşit hakka sahip olduğunu düzenler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.141: Hazırlanan sıra cetvelinin ilgililere tebliğini düzenler; cetvel bu tebliğle işlerlik kazanır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.142: Sıra cetveline karşı şikâyet ve itiraz yollarını düzenler; m.140'ta düzenlenen cetvelin kesinleşmesi bu maddeye bağlıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.100: Hacze iştirak eden alacaklıların kimler olduğunu belirler; sıra cetveline kimlerin gireceği bu maddeyle belirlenir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.101: Sonradan hacze iştirak eden alacaklılar bakımından m.100 ile birlikte uygulanarak sıra cetvelinin kapsamını belirler.
İİK m.141 — Cetvel suretlerinin tebliği
İİK m.141, icra dairesinin hazırladığı sıra cetvelinin tebliğini düzenler. Hükme göre sıra cetvelinin birer sureti, icra dairesi tarafından ilgililere tebliğ edilir. Madde, sıra cetvelinin hangi hallerde düzenleneceğini, cetvele itiraz usulünü ve paylaştırmanın yapılmasını düzenlemez; bunlar sıra cetvelinin düzenlenmesi (m.140), cetvele itiraz (m.142) ve paraların paylaştırılması (m.143 ve devamı) başlıklarındadır. Tebligatın usulü, yani kimin nasıl tebliğ alacağı ve tebligat adresi konusu ise 2004 sayılı Kanun m.21 ile 6107 ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlıdır.
Cetvel suretlerinin tebliği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sıra cetveli
- Tamamlama haczi ile haczedilen malların satış tutarı ile daha önce haczedilip satılmış malların satış tutarının toplamının, aynı dereceden hacze iştirak eden alacaklıların tamamını karşılamaması hâlinde icra dairesince düzenlenen, alacaklıların sırasını ve alacak miktarlarını gösteren belgedir. Cetvelin düzenlenmesi m.140 kapsamındadır.
- Alakadarlar
- Sıra cetvelinin tebliğ edileceği kişilerdir. Bunlar, haciz ve rehin alacaklıları ile borçlu gibi cetvelden doğrudan etkilenen ilgililerdir.
- Tebliğ
- Belgenin muhataba usulüne uygun biçimde ulaştırılmasıdır. İcra dairesi tebliğlerinde İİK m.21 uyarınca Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.
Cetvel suretlerinin tebliği: hangi şartlar aranır?
- Sıra cetvelinin icra dairesince düzenlenmiş olması gerekir.
- Cetvelin birer suretinin alakadarlara ayrı ayrı hazırlanması gerekir.
- Tebliğin icra dairesi tarafından yapılması gerekir.
- Tebliğin İİK m.21 ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygun yapılması gerekir.
Cetvel suretlerinin tebliği: hangi sonuçları doğurur?
- Sıra cetvelinin birer suretinin alakadarlara tebliğ edilmesi, cetvele karşı koyma sürecinin başlamasının ön koşuludur.
- Tebliğ yapılmamışsa cetvele karşı süre işlemeye başlamaz ve cetvel kesinleşmez.
- Tebliğin usulüne uygun yapılmaması hâlinde ilgili tebliğ geçersiz sayılabilir ve tebligat yeniden yapılmalıdır.
Sıra cetvelinin düzenlenmesi ile tebliği arasındaki fark nedir?
Cetvelin düzenlenmesi, icra dairesinin alacakları sıraya yerleştirmesidir ve m.140'a bağlıdır.
Tebliğ, düzenlenmiş cetvelin birer suretinin alakadarlara iletilmesidir ve m.141'e bağlıdır.
Cetvelin tebliği, itiraz süresinin işlemeye başlaması için gerekli işlemdir; tebliğ yapılmadan cetvele karşı koyma süresi başlamaz.
Tebliğ usulü ile tebliğ amacı arasındaki fark nedir?
Tebligatın usulü İİK m.21 ve Tebligat Kanunu'na göre belirlenir.
Bu madde ise yalnızca sıra cetvelinin tebliğ edileceğini söyler.
Usulde hata yapılırsa tebliğ geçersiz sayılabilir; bu durumda tebligat usulüne ilişkin kurallar uygulanır.
Cetvel suretlerinin tebliği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki tebliğ yükümlülüğünü cetvelin düzenlenmesi ile karıştırmak; m.141 yalnızca tebliği düzenler.
- Tebliğin usulünü m.141'de aramak; usul İİK m.21 ve Tebligat Kanunu'na bağlıdır.
- Tebliğ yapılmadan cetvele karşı itiraz süresinin başladığını varsaymak; süre tebliğle başlar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sıra cetvelinin tebliğ edilmesinin, cetvele karşı koyma süresinin başlangıcı açısından önemli olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/52 E., 2022/1141 K., 22.09.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Tebliğin yapıldığını icra dairesi tebliğ belgesiyle ispatlar; tebligat evrakındaki tebellüğ veya ihbarname kayıtları bu konuda esas delildir.
- Tebliğin usulsüz olduğunu ileri süren taraf bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Tebliğ belgesinin bulunmaması hâlinde tebliğin yapıldığı kanıtlanamaz ve cetvele karşı süre başlamamış sayılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.140: Sıra cetvelinin düzenlenmesini ve hangi durumda yapılacağını düzenler; m.141'deki tebliğin konusu olan cetveli üretir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.142: Tebliğ edilen cetvele karşı itiraz usulünü düzenler; tebliğin sonucu olarak itiraz süresi bu maddeyle bağlantılıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.21: İcra dairesi tebliğlerinin yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağını belirtir; m.141 tebliğinin usulünü bu madde belirler.
İİK m.142 — Cetvele itiraz
İİK m.142, sıra cetveline karşı alacaklıların başvurabileceği iki yolu düzenler: alacaklının alacağının esas ve miktarına itiraz etmeksizin yalnızca sıraya itiraz etmesi halinde şikâyet yolu, alacağın esas veya miktarına ya da hem esas ve miktarına hem sırasına itiraz edilmesi halinde dava yolu. Dava yolunun süresini, görev ve yetki kurallarını ve dava usulünü (basit yargılama) belirler. Kapsam, cetvel tebliğinden sonra yapılan dava ve şikâyetle sınırlıdır. Maddenin uygulandığı kişiler, cetvele karşı başvurma hakkı olan alacaklılardır ve borçlu ile müflis bu düzenlemenin dava yolu kapsamında değildir. Şikâyet yolunun icra mahkemesindeki usulünü ve sıra cetvelinin iptali ile yeniden düzenlenmesini bu maddede aramak gerekmez; bunlar m.16 ve m.141 kapsamındadır. Cetvelin tebliği ve içeriği m.141'de, teminat mektubu ile paranın tahsili m.142/a'da, dava sonucunda kayıt silme ve kayıt kabul sonuçları m.235'te düzenlenmiştir. Geç bildirilen alacakların kaydı m.236 kapsamındadır ve bu madde ile doğrudan ilgili değildir."
Cetvele itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sıra cetveli
- Paraların paylaştırılmasında alacaklıların hangi sırada ve hangi miktarda pay alacağını gösteren icra dairesi belgesidir. Cetvelin tebliği bu maddedeki süreleri başlatır.
- Şikâyet yolu
- Alacaklının yalnızca kendi sırasına karşı koyduğu hallerde icra mahkemesine başvurduğu yoldur. Alacağın esas ve miktarına itiraz bu yolun konusu değildir.
- İtiraz davası
- Başka bir alacaklının alacağının esas veya miktarına ya da sırasına karşı, genel mahkemede açılan davadır. Davalı, itiraz edilen alacaklıdır.
- Kayıt kabul davası
- Davacının kendi alacağının cetvele alınmasını ya da miktarının artırılmasını istediği itiraz davasıdır. Davalı idare olup dava idareye karşı açılır.
- Kayıt silme davası
- Davacının başka bir alacaklının alacağının cetvelden çıkarılmasını ya da miktarının düşürülmesini istediği itiraz davasıdır. Davalı, alacağına itiraz edilen alacaklıdır.
- Basit yargılama usulü
- Maddede öngörülen dava usulüdür. Yargılama, HMK'daki basit yargılama usulüne göre yürütülür.
Cetvele itiraz: hangi şartlar aranır?
- Cetvele karşı itirazın, cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerekir.
- İtiraz, cetvelde yer alan bir alacaklının alacağının esas veya miktarına yönelmiş olmalıdır; bu durumda itiraz davası yoluna başvurulur.
- İtiraz, yalnızca alacaklının kendi sırasına ilişkin ise şikâyet yoluna başvurulmalıdır; ikinci fıkra gereğince bu hal icra mahkemesinin görev alanındadır.
- İtiraz davasında davacı, cetvele itiraz eden alacaklı; davalı ise alacağına veya sırasına itiraz edilen alacaklı olmalıdır.
- Dava, cetvelin düzenlendiği icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır (görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir).
- Dava, basit yargılama usulüyle görülmelidir.
Cetvele itiraz: hangi sonuçları doğurur?
- Yedi gün içinde dava açılmazsa cetvel mündericatına itiraz hakkı düşer ve cetvel, bu alacaklı bakımından kesinleşir.
- Dava, alacaklının alacağının esas ve miktarına itiraz edilmesi halinde açılır ve davanın kabulü halinde cetvelin düzeltilmesi sonuç doğurur.
- Yalnızca sıraya itiraz edilmesi halinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurulur ve icra mahkemesi şikâyeti kabul ederse cetvel düzeltilir.
- Kanun, itiraz davasında basit yargılama usulünü öngörmüştür; dava bu usulde görülür.
- Yanlış yolun seçilmesi halinde itiraz kabul edilmeyebilir; bu nedenle yol seçimi itirazın içeriğine göre yapılmalıdır.
Şikâyet ile itiraz davası arasındaki fark nedir?
Şikâyet, alacaklının yalnızca kendi sırasına karşı koyduğu ve icra dairesinin takip hukukunu yanlış uyguladığı hallerde icra mahkemesine yapılır.
İtiraz davası, başka bir alacaklının alacağının esas veya miktarına ya da sırasına karşı genel mahkemede açılan davadır.
Şikâyet icra mahkemesinde incelenir; itiraz davası asliye hukuk mahkemesinde görülür ve davalı alacaklıya karşı açılır.
Kayıt kabul davası ile kayıt silme davası arasındaki fark nedir?
Kayıt kabul davasında davacı kendi alacağının kabulünü ya da artırılmasını ister ve dava idare aleyhine açılır.
Kayıt silme davasında davacı başka bir alacaklının alacağına ya da sırasına itiraz eder ve dava o alacaklıya karşı açılır.
Kayıt kabul davasında ispat yükü davacıdadır; kayıt silme davasında davalı alacaklı ispat yükü altındadır.
Esas ve miktar itirazı ile yalnız sıra itirazı arasındaki fark nedir?
Alacağın esas veya miktarına itiraz, sıra itirazıyla birlikte ya da tek başına itiraz davası konusudur.
Yalnızca sıraya itiraz eden alacaklı için kanun şikâyet yolunu öngörür.
İtirazın kapsamı yol seçimini belirler; yanlış yol seçilirse itiraz ilgili yolda değerlendirilmez.
Yedi günlük süre ile on beş günlük süre (dava açma süresi) arasındaki fark nedir?
Bu maddedeki yedi günlük süre cetvel suretinin tebliğinden işler ve itiraz davası ile şikâyetin ilgili sürelerini düzenler.
Doğrudan tebliğ edilmeyen ilanla bildirim halinde cetvel ilanından itibaren 15 gün gibi süreler için m.235 kapsamındaki düzenlemeler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Hangi tarihin başlangıç alındığı (tebliğ veya ilan) sürenin dolup dolmadığını belirler.
Cetvele itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Alacağın esas veya miktarına da itiraz edilmişken yalnızca şikâyet yoluna başvurmak; itirazın kapsamını doğru belirlememek.
- Başka bir alacaklının sırasına itiraz eden alacaklının icra mahkemesinde şikâyet yoluna gitmesi; bu durumda dava yolu kullanılmalıdır.
- Yedi günlük süreyi cetvel tebliği yerine cetvel düzenleme tarihinden saymak; süre başlangıcını m.141 kapsamında tebliğe göre hesaplamamak.
- Sıra cetveline itiraz davasını icra mahkemesinde açmak; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu gözden kaçırmak.
- İtiraz davasını basit yargılama usulü dışında bir usulle görmek.
- Kayıt silme davasında ispat yükünü davacıya yüklemek; ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sıra cetveline itiraz davalarının kural olarak genel mahkemede, yani asliye hukuk mahkemesinde görüldüğü kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2025/2563 E., 2026/890 K., 22.04.2026)
- Alacaklı yalnızca sıraya itiraz ediyorsa icra mahkemesinde şikâyet yolunun kullanılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
- Sıra cetveline itiraz davasının, 142. maddeye göre açılan ve alacağın esas veya miktarına ilişkin bir dava olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/52 E., 2022/1141 K., 22.09.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/586 E., 2025/711 K., 25.06.2025)
- Kendi sırasına itiraz eden alacaklının şikâyet yoluna, başka alacaklının sırasına itiraz eden alacaklının dava yoluna gitmesi gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Sıra cetveline itiraz davasında, davacı alacaklı kendi itirazını ileri sürdüğü için itirazının dayanağını ispatla yükümlüdür; kayıt kabul davasında ispat yükü davacıdadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2025/2563 E., 2026/890 K., 22.04.2026)
- Kayıt silme davasında ispat yükü, alacağına veya sırasına itiraz edilen davalı alacaklıdadır; davalı alacağın varlığını ve sırasını belgelerle kanıtlamalıdır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/586 E., 2025/711 K., 25.06.2025)
- Alacağın ödendiği iddiası gibi savunmalarda, ödemeyi ileri süren taraf ödeme belgesini sunmakla yükümlüdür.
- Yol seçimi konusunda itirazın niteliği (esas-miktar mı, yalnız sıra mı) belgelerle ve dilekçe içeriğiyle belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.16: İcra dairesinin takip hukukuna aykırı işlemlerine karşı şikâyet yolunu düzenler; sıraya ilişkin şikâyet bu yoldan yapılır.
- 2004 sayılı Kanun m.141: Sıra cetvelinin ilgililere tebliğini düzenler; m.142'deki yedi günlük sürenin başlangıcını belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.142/a: Şikâyet ya da itiraz sırasında alacağın tahsili için kesin teminat mektubu verilmesini düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.235: Sıra cetveline itiraz davasının sonucunda kayıt kabul ve kayıt silme sonuçlarını düzenler; itiraz davasının cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde açılacağını öngörür.
- 2004 sayılı Kanun m.236: Geç bildirilen alacakların kaydını düzenler; bu madde ile itiraz davası arasındaki bağlantıyı tamamlar.
İİK m.142/A — Teminat karşılığı ödeme
İcra ve İflas Kanunu'nun 142/A maddesi, sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra, cetvelde hak sahibi görünen alacaklının payına düşen parayı bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu karşılığında dosyadan tahsil etmesini düzenler. Ayrıca teminat mektubunun içeriğini, yani alacaklının tahsil ettiği meblağın ve iade gerektiğinde buna işleyecek faizin icra dairesinin ilk yazılı talebi üzerine ödeneceği taahhüdünü ve teminatla garanti edilecek miktarın icra dairesince belirlenmesini kapsar. Madde, sıra cetveline dayanan paylaşım aşamasında uygulanır ve bu aşamada cetvelde yer alan her alacaklıya tanınan bir seçimlik imkândır. Maddenin, takip sırasında açılan menfi tespit davasında icranın durdurulmasını veya paranın verilmemesini düzenlemediği, bu konunun İİK m.72 kapsamında kaldığı; ihtiyati tedbir ve teminat koşullarının m.72'de bulunduğu; sıra cetvelinin düzenlenmesi ve itirazın usulünün m.141 ve benzeri hükümlerde yer aldığı; genel teminat gösterme rejiminin m.36'da düzenlendiği ayrıca belirtilmelidir.
Teminat karşılığı ödeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sıra cetveli
- Paraya çevrilen malın bedelinin alacaklılar arasında dağıtımını gösteren ve tebliğ edilen belgedir. Madde, cetvelde hak sahibi görünen alacaklının bu belgeye dayanarak paydan pay almasını konu alır.
- Kesin ve süresiz teminat mektubu
- Bir bankanın, teminat mektubunda belirtilen tutarı süresiz olarak ve koşulsuz ödemeyi taahhüt ettiği belgedir. Maddede, alacaklının parayı alırken dosyaya ibraz edeceği güvencenin niteliğini belirler.
- Teminat mektubuyla garanti edilecek miktar
- Alacaklının tahsil ettiği meblağ ile varsa iade tarihine kadar işleyecek faizi karşılayacak tutardır. Bu miktarı icra dairesi belirler; maddede sabit bir oran yazmaz.
- İlk yazılı talep
- İcra dairesinin, iade gerektiğinde teminat mektubunun paraya çevrilmesi için bankaya yazılı olarak yaptığı ilk başvurudur. Taahhüt bu talep üzerine yerine getirilmelidir.
Teminat karşılığı ödeme: hangi şartlar aranır?
- Alacaklının sıra cetvelinin düzenlenmesi üzerine tebligatı alması ve cetvelde hak sahibi olarak görünmesi gerekir.
- Alacaklı, bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunu dosyaya ibraz etmelidir; teminat mektubu kesin ve süresiz olmalıdır.
- Teminat mektubunda, tahsil edilen meblağın ve iade gerektiğinde iade tarihine kadar işleyecek faizin icra dairesinin ilk yazılı talebi üzerine dosyaya ödeneceği taahhüt edilmelidir.
- Teminat mektubuyla garanti edilecek miktar icra dairesince belirlenmelidir.
- 36. maddenin ikinci fıkrasındaki hüküm burada da uygulanmalıdır; yani teminat gösterme yükümlülüğünden muaf tutulan kişiler bakımından aynı istisna geçerlidir.
Teminat karşılığı ödeme: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı, koşulları sağlarsa payını bankadan teminat mektubu ile dosyadan tahsil edebilir.
- Teminat mektubunda taahhüt bulunmazsa veya belirlenen tutar garanti edilmezse, teminat mektubu karşılığında tahsil yapılamaz.
- Alacaklının dosyadan tahsil ettiği meblağın iadesi gerektiğinde, banka icra dairesinin ilk yazılı talebi üzerine tutarı dosyaya ödemekle yükümlüdür.
- Teminat mektubunun garanti miktarı icra dairesince belirlendiğinden, mektup bu tutarı karşılamalıdır.
Nakden tahsil ile teminat mektubu karşılığı tahsil arasındaki fark nedir?
Alacaklı payını doğrudan nakden alır; bu durumda ek bir güvence gösterilmez.
Alacaklı payını teminat mektubu karşılığında alır; paranın iadesi ihtimali banka teminatıyla güvence altına alınır.
Teminat mektubu yolunda cetvelde hak sahibi görünen alacaklı, ödemeyi ancak belirtilen teminat ile yapar ve iade ihtimali bankanın taahhüdüyle karşılanır.
Ana alacak ile iade faizi arasındaki fark nedir?
Teminat mektubunun asgari konusu, tahsil edilen meblağın kendisidir.
İade gerektiğinde, iade tarihine kadar işleyecek faiz de teminatın kapsamına girer.
Teminat mektubunda faiz kalemi yer almazsa maddenin koşulları eksik kalır; icra dairesi garanti miktarını belirlerken bu kalemi de hesaba katar.
Teminat karşılığı ödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Teminat mektubunun kesin ve süresiz olmasının şart olduğunu gözden kaçırıp, şartlı veya süreli bir mektubu yeterli saymak.
- Teminat mektubunda iade faizinin taahhüdünü aramamak; faiz kalemi ihmal edildiğinde garanti miktarını yanlış hesaplamak.
- Garanti miktarını icra dairesi belirlemesine rağmen alacaklının kendi hesabına göre tutar belirlemesi.
- Menfi tespit davasında uygulanan m.72 teminat rejimini 142/A kapsamında yorumlamak; iki rejimin amacı ve aşaması farklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada, borçlunun alacağın tamamını karşılayan kesin banka teminat mektubu vermesi halinde ayrıca %15 teminat aranarak takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
- Bu uygulamanın kanunun açık hükmüne aykırı olduğu, kanun koyucunun takip sonrası menfi tespit davasında yalnızca icra dairesi hesabına giren paranın alacaklıya verilmesinin engellenebileceğini öngördüğü eleştirisi yapılmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Teminat mektubu karşılığı tahsil talebinde bulunan alacaklı, cetvelde hak sahibi göründüğünü sıra cetvelinin tebliğ tarihini gösteren belgeyle ortaya koymalıdır.
- Kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunun dosyaya ibrazı, teminatın varlığının tek belgesidir; mektubun niteliğine ilişkin uyuşmazlıkta alacaklı mektubun içeriğini belgeyle ispat etmelidir.
- Mektupta faiz ve ana tutarın dosyaya ödeneceği taahhüdünün bulunup bulunmadığı, mektubun metninden anlaşılır; eksiklik varsa ilgili taraf bunu icra dairesine karşı ileri sürebilir.
- Teminat mektubuyla garanti edilecek miktarın icra dairesince belirlendiğine dair karar, icra dairesinin dosya kaydında yer alır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.36: Maddenin ikinci fıkrası 142/A'nın birinci fıkrasının sonunda doğrudan uygulanır; yani teminat gösterme zorunluluğu olmayan kişiler bakımından istisna geçerlidir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72: Takip sırasında açılan menfi tespit davasında, paranın alacaklıya verilmemesini sağlayan ihtiyati tedbir ve teminat koşullarını düzenler; 142/A bu düzenlemenin yerini almaz, farklı bir aşamada uygulanır.
İİK m.143 — Borç ödemeden aciz vesikası
Madde, alacaklının takip sonunda alacağının tamamını alamaması hâlinde, ödenmeyen kısım için icra dairesince borç ödemeden aciz vesikasının kendiliğinden düzenlenmesini, bu vesikanın alacaklıya ve borçluya verilmesini, harçtan muafiyetini, il merkezindeki özel sicile kaydını ve sicilin aleniliğini düzenler; vesikanın senet niteliğini, alacaklıya tanınan hakları, bir yıllık takip kolaylığını, faiz yasağını, kefil ve müşterek borçlulara ilişkin rücu sınırlamasını, yirmi yıllık zamanaşımını, mirasçılara özgü bir yıllık itiraz süresini, borçlunun borcu ödemesi hâlinde sicilden terkini ve bu konudaki belgeyi kapsar. Maddenin borçlu bakımından uygulanması, paraların paylaştırılmasından sonra alacağını tam alamamış alacaklılar için söz konusudur. Madde, haczi kabil mal bulunmaması hâlinde haciz tutanağının aciz vesikası hükmünde olmasını düzenlemez (m.105). Aciz vesikasının iptal davası açma hakkını doğurmasını düzenlemez (m.277). Sicilin yönetmelikle ayrıntılandırılmasını düzenlemez (İİK Yönetmeliği m.94-101, ayrıca madde metninde yönetmelik yetkisi yer alır). Aciz vesikası ile iflas sürecindeki aciz vesikası arasındaki farkları düzenlemez (m.251). Kefalet ve borcun yenilenmesine ilişkin maddi hukuk kuralları (TBK m.133) bu maddenin kapsamında değildir.
Borç ödemeden aciz vesikası: hangi kavramlar bilinmeli?
- Borç ödemeden aciz vesikası
- Paraların paylaştırılması sonunda alacağının tamamını alamayan alacaklıya, ödenmeyen kısım için icra dairesince verilen belgedir. Vesika bu kısmın ödenmemiş olduğunu resmî olarak belgeler.
- Aciz vesikasının senet mahiyeti
- Vesikanın borcun ikrarını içermesi nedeniyle senet niteliğinde sayılmasıdır. Bu nitelik alacaklıya 277. maddede yazılı hakları verir; yani iptal davası açma imkânı doğar.
- Özel sicil
- Her il merkezinde Adalet Bakanlığınca belirlenen icra dairesinde tutulan, aciz vesikalarının bir nüshasının kaydedildiği ve aleni olan sicildir. Sicilin tutulma şekli ve içeriği yönetmelikle belirlenir.
- Sicilden terkin
- Aciz vesikasının sicilden silinmesidir. Borcun tamamen ödenmesi, takibin batıl ya da iptal olması, borçlunun borçlu olmadığının mahkemece sabit olması veya alacaklının takibi geri alması hâllerinde yapılır.
- Kesin ve geçici aciz vesikası ayrımı
- Madde 143 kapsamındaki vesika, paylaştırma sonunda ödenmeyen kısım için düzenlenen belgeyi ifade eder. Haciz tutanağının aciz vesikası hükmü taşıdığı durumlar m.105 kapsamındadır ve bu madde ile doğrudan aynı değildir.
Borç ödemeden aciz vesikası: hangi şartlar aranır?
- Alacaklının takip sonunda paraya çevirme işlemlerinin tamamlanması ve paraların alacaklıya ödenmesi ya da alacaklılara paylaştırılması gerçekleşmiş olmalıdır.
- Alacaklının alacağının tamamını alamamış olması, yani ödenmeyen bir alacak kesiminin kalmış olması gerekir.
- Aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartların yerine gelmiş olması aranır; icra dairesi bu koşulları kendiliğinden inceleyerek kalan miktar için vesikayı düzenler.
- Vesikanın yalnızca ödenmeyen kalan miktar için verilmesi gerekir; ödenen kısım vesikaya dâhil edilemez.
- Vesikanın bir nüshasının alacaklıya, bir nüshasının borçluya verilmesi ve bir örneğinin il merkezindeki özel sicile gönderilmesi gerekir; harç ve vergi alınmaz.
- Vesika ile ödenmeyen alacak için faiz istenemez; bu nedenle faiz talebi vesika kapsamındaki miktar bakımından kabul edilmez.
Borç ödemeden aciz vesikası: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı, ödenmeyen kalan miktar için icra dairesinden hemen aciz vesikası almaya hak kazanır ve vesika harç ve vergiye tabi olmadan düzenlenir.
- Vesika senet mahiyetinde olup alacaklıya 277. maddede yazılı haklarını (iptal davası) verir.
- Vesika kapsamındaki miktar için faiz istenemez; bu hüküm, kefil ve müşterek borçlular için rücu sınırını da doğurur.
- Vesika düzenlenmesi ile borç yenilenmiş olmaz; kefalet devam eder.
- Vesikanın bir nüshası sicile kaydedilir ve sicil aleni olduğundan herkes bu sicilden vesikanın varlığını öğrenebilir.
- Borçlunun borcu işlemiş faiziyle ödemesi hâlinde vesika sicilden terkin edilir ve borçluya terkin belgesi verilir.
Asıl borçlu ile kefil ve müşterek borçlular arasındaki fark nedir?
Asıl borçlu, vesikanın düzenlenmesiyle borçluya karşı alacağın varlığı devam eder ve zamanaşımı yirmi yıla çıkar.
Kefil ve müşterek borçlular ile borcu tekeffül edenler, vesikanın doğurduğu faiz yükümlülüğünden dolayı borçluya rücu edemezler.
Kefil ve müşterek borçlular, vesika kapsamındaki miktar için ödedikleri faizi asıl borçludan geri isteyemezler; kefalet ise vesika ile yenilenmiş sayılmadığından devam eder.
Alacaklının bir yıl içinde takibe başlaması ile bir yıl geçmesi arasındaki fark nedir?
Alacaklı vesikayı aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde takibe teşebbüs ederse, yeniden ödeme emri tebliğine gerek yoktur.
Bir yıl geçtikten sonra başlatılan takipte ise yeniden ödeme emri tebliği gerekir.
Bir yıl içindeki takipte eski vesikaya dayanılarak doğrudan takip yürütülebilir; süre geçtikten sonra ödeme emri yeniden tebliğ edilmelidir.
Borçlunun hayattayken ile ölümü hâli (mirasçılar) arasındaki fark nedir?
Borçlu hayattayken borç, vesikanın düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Borçlu öldüğünde mirasçılar, mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklının hakkını aramamışsa zamanaşımı def'ini ileri sürebilirler.
Mirasçılar bakımından zamanaşımı savunması, mirasın açılmasından itibaren bir yıllık sürenin işlemesine bağlıdır; bu süre dolmuşsa zamanaşımı savunması ileri sürülebilir.
Borcun ödenmesi ile takibin batıl, iptal, borçlu olmadığının tespiti veya takipten vazgeçme arasındaki fark nedir?
Borçlu, borcunu işlemiş faiziyle birlikte aciz vesikasını düzenleyen icra dairesine her zaman ödeyebilir.
Takibin batıl veya iptal olması, borçlunun borçlu olmadığının mahkemece sabit olması ya da alacaklının takibi geri alması hâllerinde ödeme yapılmaz.
Ödeme hâlinde vesika sicilden terkin edilir ve borçluya terkin belgesi verilir; diğer hâllerde de vesika sicilden terkin edilerek borçluya buna ilişkin belge verilir.
Borç ödemeden aciz vesikası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki faiz yasağını, vesika dışında kalan ve takip sürecinde doğmuş faizler için de uygulamak; yasak yalnızca vesikada yazılı alacak miktarı için geçerlidir.
- Aciz vesikasının borcu yenilediğini düşünerek kefaletin sona erdiğini kabul etmek; m.143 uyarınca borç yenilenmez ve kefalet devam eder.
- Yirmi yıllık zamanaşımını takip tarihinden veya borcun doğum tarihinden başlatmak; süre vesikanın düzenlenmesinden başlar.
- Mirasçılar bakımından bir yıllık süreyi borçlunun ölüm tarihinden saymak; süre mirasın açılmasından başlar.
- Bir yıllık yeniden ödeme emri istisnasını süresiz uygulamak; süre vesikanın alındığı tarihten itibaren bir yıldır ve bu süre geçince istisna sona erer.
- Borçlunun borcunu ödemesiyle vesikanın sicilden terkin edilmesini unutmak; ödeme tamamlandığında terkin ve belge verilmesi gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aciz vesikasının senet niteliği, alacaklının alacağını ispat yükünden kurtarır; borçlu alacağın mevcut olmadığını iddia ederse bunu ispatla yükümlüdür. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023)
- Vesikanın düzenlenmesinden itibaren yirmi yıllık zamanaşımı, uygulamada bu süreyi doğrudan hesaplayan kararlarda vesika tarihinden başlatılmaktadır. (3. Daire, 2023/5537 E., 2024/899 K., 26.02.2024)
- Aciz vesikası, bir kısım mahkemelerce alacaklının alacağını karşılayacak malvarlığının bulunmadığını gösteren belge olarak kabul edilmektedir ve icra takibinin devamında bu belgeye dayanılmaktadır. (2024/97 E., 2024/234 K., 25.12.2024)
- İflas sürecinde verilen aciz vesikası, alacaklılar toplantısında ve tebliğde m.143 kapsamında işleme konulmaktadır. (İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/750 E., 2023/304 K., 06.04.2023)
- Aciz vesikasının bulunması, ilgili hükümlere dayanılarak teminat gösterilmesi yükümlülüğünü doğurabilmektedir; bu hususta mahkemeler HMK m.84/1-b'yi uygulamaktadır. (12. Hukuk Dairesi, 2022/7810 E., 2023/1306 K., 02.03.2023)
- Vesikada yazılı alacak için faiz istenemeyeceği hükmü, takip talebinde faiz isteminin değerlendirilmesinde esas alınmakta ve faiz talebinin reddi için gerekçe gösterilmektedir. (Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/218 E., 2025/151 K., 12.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Aciz vesikasının varlığını ve kapsamını ileri süren alacaklı, vesikayı ibraz ederek alacağının ödenmeyen kısmını ispatlamış sayılır; alacağın varlığını ayrıca ispatlamak zorunda değildir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023)
- Borçlu, alacağın mevcut olmadığını veya ödendiğini iddia ederse, bu iddiasını ispat yükü altındadır; ödeme savunması yazılı belge ile kanıtlanmalıdır.
- Vesikanın düzenlenmiş olduğu ve sicile kaydedildiği, icra dairesinin kayıtları ve sicil örneği ile belgelenir.
- Zamanaşımı savunmasını ileri süren borçlu veya mirasçılar, vesikanın düzenlenme tarihini ve yirmi yıllık ya da bir yıllık süreyi hesaplayabilmek için bu tarihi belgelemekle yükümlüdür. (3. Daire, 2023/5537 E., 2024/899 K., 26.02.2024)
- Borcun ödenmesi veya takibin batıl ya da iptal olması hâlinde terkin talebini ileri süren borçlu, ödeme makbuzu ya da mahkeme kararı ile durumunu belgelemelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İİK m.105: Haczi kabil mal bulunmadığını gösteren haciz tutanağının aciz vesikası hükmünde olmasını düzenler; m.143 ile birlikte aciz vesikasının kaynağını oluşturur.
- 2004 sayılı İİK m.277: Aciz vesikasının senet mahiyetinde olması sonucu alacaklıya tanınan iptal davası hakkının dayanağıdır.
- 2004 sayılı İİK m.9: Borçlunun borcu icra dairesine ödemesi hâlinde ödenen paranın gerektiğinde bir bankaya yatırılması usulünü belirler.
- 2004 sayılı İİK m.251: İflas sürecinde iflas idaresi tarafından verilen aciz vesikasını düzenler; m.143'teki sonuçlar bu vesika bakımından da kıyasen geçerlidir.
- 2004 sayılı İİK m.331: Alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mevcudu eksiltme suçunda aciz vesikasının bulunması aranır.
- 2004 sayılı İİK m.338: Gerçeğe aykırı beyan suçunda aciz vesikasının bulunması aranır.
İİK m.144 — Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası
İİK m.144, icra dairesinin takip sonunda alacaklıya ait senedin borçluya verilmesini, kısmi ödeme hâlinde senedin alacaklıda kalmasını ve senet üzerine ödenen kısmın yazılmasını, ilamların kısmen ya da tamamen icra edildiğine dair belgenin verilmesini ve taşınmazın paraya çevrilmesi hâlinde tapu kayıtlarının terkin ya da nakil işlemlerini düzenler. Hükmün muhatabı icra dairesi, alacaklı ve borçludur. Maddenin düzenlemediği konular: borç ödemeden aciz vesikası ve rehin açığı belgesi (İİK m.51 ve m.54), satış sonrası paranın dağıtımı ve cezaevi harcı (ilgili paylaştırma hükümleri), gemi satışında tescil işlemleri ile yabancı sicilli gemilerde konsolosluğa bildirim (m.144/a) ve ödeme emrine ilişkin senet aslı kasası yükümlülüğü (m.38 ve ilgili yönetmelik düzenlemesi).
Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası: hangi kavramlar bilinmeli?
- Borç senedi
- Alacağın varlığını gösteren ve icra takibine konu olan belge; bu maddede, alacaklının ödeme karşılığında icra dairesine teslim ettiği asıl belgedir. Kısmi ödemede üzerine ödenen miktarın yazılması, senedin niteliğini değiştirmez.
- Kısmi ödeme şerhi
- Alacağın bir kısmı ödendiğinde senet üzerine ödenen miktarın ve senedin bundan sonra hangi miktar için geçerli olduğunun yazılmasıdır. Senedin niteliğine göre ilgili dairelere de yazdırılabilir.
- İlamın kısmen veya tamamen icrası belgesi
- Borçlunun talebi üzerine, ilamın ne ölçüde yerine getirildiğini gösteren, bedava ve pulsuz verilen vesikadır.
- İrtifak hakkı ve taşınmaz yükü
- Taşınmaz üzerindeki sınırlı ayni haklar ve kamu veya özel mükellefiyetlerdir. Satış sonrası alıcıya geçmeyecek olanlar terkin, geçecek olanlar ise alıcı adına nakil konusu yapılır.
- Taşınmaz rehin hakkı
- Taşınmaz üzerinde alacağı güvence altına alan rehin hakkıdır; bu maddede tapu kaydından terkin edilmesi gereken hak türlerinden biri olarak geçer. Rehin hakkı tapu sicilinden terkin edildiğinde ayrıca İİK m.125 kapsamında değerlendirilir.
Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası: hangi şartlar aranır?
- Alacağın tamamen ödenmiş olması ve icra dairesine borç senedinin teslim edilmiş bulunması gerekir.
- Alacağın yalnızca bir kısmının ödenmiş olması hâlinde alacaklının senedini geri alma talebinde bulunması gerekir.
- Senet geri alınırken icra dairesinin, senet üzerine ödenen miktarı ve bundan sonra hangi miktar için geçerli olduğunu yazması ya da senedin niteliğine göre ilgili dairelere yazdırması gerekir.
- İlamın icrasında borçlunun talebi bulunmalıdır; bu talep üzerine ilamın kısmen veya tamamen icra edildiğine dair belge bedava ve pulsuz verilir.
- Bir taşınmazın paraya çevrilmesi gerekir; ardından icra dairesinin, alıcıya geçmeyecek irtifak, taşınmaz yükü ve taşınmaz rehin hakkı kayıtlarını tapu sicilinden terkin ettirmesi ve alıcıya geçecek hakları alıcı üzerine nakletmesi gerekir.
Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası: hangi sonuçları doğurur?
- Alacağın tamamen ödenmesi hâlinde icra dairesi alacaklının senedini borçluya verir.
- Alacağın kısmen ödenmesi hâlinde alacaklı senedi geri alabilir, ancak icra dairesi senede ne miktar için geçerli olacağını yazar.
- Senedin niteliğine göre icra dairesi ilgili dairelere de yazdırma yapabilir.
- Borçlu talep ederse ilamın kısmen veya tamamen icra edildiğine dair belge bedava ve pulsuz verilir.
- Taşınmaz paraya çevrildiğinde, alıcıya geçmeyecek kayıtlar tapu sicilinden terkin edilir ve alıcıya geçecek haklar alıcı üzerine nakledilir.
- Madde metninde açıkça belirtilmeyen rehin açığı ve aciz belgesi düzenlemeleri bu maddenin kapsamında değildir.
Tam ödeme ile kısmi ödeme arasındaki fark nedir?
Alacağın tamamının ödenmesi hâlinde senet, icra dairesi tarafından borçluya verilir.
Alacağın yalnız bir kısmının ödenmesi hâlinde alacaklı senedi geri alabilir ve senet üzerine ödenen miktar ile kalan geçerlilik yazılır.
Tam ödemede senet borçlunun elinde kalır; kısmi ödemede senet alacaklıda kalır ve üzerinde şerh bulunur.
Senedin niteliğine göre yazdırma ile senet üzerine yazma arasındaki fark nedir?
Senet üzerine yazılacak bir belge olduğunda icra dairesi kalan miktarı senet üzerine yazar.
Senedin niteliği gereği başka dairede kayıt gerektiğinde (örneğin tapu dairesi) ilgili daireye yazdırma yoluna gidilir.
Hangi yolun izleneceği senedin türüne bağlıdır ve iki yol birlikte uygulanmaz.
Taşınmazda terkin ile nakil arasındaki fark nedir?
Alıcıya geçmeyecek irtifak hakları, taşınmaz yükleri ve taşınmaz rehin hakları tapu sicilinden terkin edilir.
Alıcıya geçecek haklar ise alıcı üzerine nakledilir.
Kayıtlar icra dairesi tarafından kendiliğinden yaptırılır; ayrı bir talep gerekmez.
Borçlu talepli ilam belgesi ile ilamın senet işlemi arasındaki fark nedir?
İlamın kısmen veya tamamen icra edildiğine dair belge yalnız borçlunun talebi üzerine verilir.
Alacaklı senedinin geri alınması ise alacaklının talebine bağlıdır ve senet üzerine yazılma işlemi icra dairesince yapılır.
İki işlem farklı taraflara ve farklı yollara bağlıdır; ilam belgesinde talep borçludan gelir.
Senedin geri verilmesi ve ilamın icrası vesikası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kısmi ödeme durumunda senedi tamamen borçluya vermek, oysa alacaklının senedi geri alma hakkı bulunduğunu gözden kaçırmak.
- Senet üzerine ödenen miktarı yazmadan senedi alacaklıya teslim etmek; icra dairesinin bu yazma yükümlülüğünü atlamak.
- Taşınmazın paraya çevrilmesinde terkin ve naklin ayrı yapılması gerektiğini unutup tüm kayıtları alıcı adına nakletmek ya da hepsini terkin etmek.
- İlamın icra belgesini borçlunun talebi olmadan düzenlemek; belgenin yalnız borçlunun talebi üzerine verildiğini gözden kaçırmak.
- Madde metnindeki eski fıkra düzenini (beşinci fıkra) yürürlükteki bir hüküm gibi uygulamak; beşinci fıkra mülga edilmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kambiyo senetlerine dayalı takiplerde senet aslının icra dairesinde bulunması gerektiği ve bu yükümlülüğün yerine getirilmediğinin ödeme emrine karşı yedi günlük şikayet süresi içinde ileri sürülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2096 E., 2023/2093 K., 11.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kısmi ödeme iddiasını ileri süren taraf, ödemenin yapıldığını ve miktarını ispatla yükümludür; ödemeyi icra dairesine yapılmış ödeme makbuzu veya tahsilat kaydıyla kanıtlamak mümkündür.
- Alacaklının senedini geri alma talebi bakımından, senedin icra dairesine ait kayıtlarda bulunduğu ve kısmi ödeme miktarının senede yazıldığı icra dosyasından anlaşılır.
- İlamın kısmen veya tamamen icra edildiğini ileri süren borçlu, icra dosyasındaki tahsilat ve ödeme kayıtlarıyla bu iddiasını ispatlar.
- Taşınmaz kayıtlarının terkin ya da nakli bakımından, paraya çevrilen taşınmazın tapu kaydı ve ihale kararı belge olarak esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.125: Taşınmaz rehin ve irtifak haklarının kayıtlarının terkin ya da nakli bakımından bu madde ile birlikte değerlendirilir. Metinde ilgili fıkralara atıf yapılmıştır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.51: Borç ödemeden aciz vesikası düzenlemesi; bu maddenin kapsamında değildir, ancak satış sonrası eksik kalan alacak için ayrı belge düzenlenir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.54: Rehin açığı belgesi düzenlemesi; satış sonrası ödenmeyen kısım için ayrı belge verilmesini öngörür, bu madde ile karıştırılmamalıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.144/a: Yabancı sicile kayıtlı gemilerde konsolosluğa bildirim yükümlülüğünü düzenler; bu madde taşınmaz odaklıdır, gemi işlemleri m.144/a'da yer alır.
İİK m.144/A — Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması
İİK m.144/a, paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilerin satışı hâlinde de uygulanmasını düzenler. Ayrıca sıra cetvelinin hangi kurallara tabi olduğunu ve Türk gemi siciline kayıtlı gemilerde sicildeki ipotek ve intifa hakkı kayıtlarının terkini ya da naklinin hangi icra dairesi eliyle yapılacağını belirler. Hüküm, icra dairesince gemi satıldığında ve paranın paylaştırılacağı aşamada uygulanır; bayrak ve sicil kaydı ayrımına göre sıra cetveli bakımından farklı bir rejim kurmaz. Gemilerin ihtiyati haczi, satış usulünün ayrıntıları, mükellefiyetler listesi ve ilan rejimi bu maddede düzenlenmez; bunlar Türk Ticaret Kanunu m.1352-1376 ve m.1383-1385 kapsamındadır. Sıra cetvelinin içeriği ve alacakların sıralanması TTK m.1389-1397 hükümlerinde yer alır. Paranın ödeme safhasına ilişkin genel kurallar İİK m.138-144 hükümlerinde düzenlenmiştir.
Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Paranın paylaştırılması
- Satış bedelinin birden fazla alacaklı arasında dağıtılmasıdır. Tek alacaklı varsa işlem ödeme, birden fazla alacaklı hacze iştirak etmişse paylaştırma olarak adlandırılır.
- Sıra cetveli
- Satış bedelinin hangi alacağa hangi sırayla ve ne ölçüde ödeneceğini gösteren belgedir. Gemi satışında bu cetvel bayrak veya sicil kaydına bakılmaksızın TTK m.1389-1397 hükümlerine göre yapılır.
- Türk gemi siciline kayıtlı gemi
- Türk sicilinde kaydı bulunan gemidir. Bu gemilerde icra dairesi, sicildeki ipotek ve intifa hakkı kayıtlarını terkin veya nakil ettirmekle yükümlüdür.
- Yabancı sicile kayıtlı gemi
- Geminin bayrağını taşıdığı devlet dışındaki bir sicile kayıtlı olduğu gemidir. Bu gemilerde icra dairesi kayıt işlemi için bayrak devletinin en yakın konsolosluğuna bildirimde bulunur.
- İntifa hakkı
- Başkasına ait bir gemiyi kullanma ve ondan yararlanma hakkıdır. Sicile kayıtlı ise terkin veya nakil işleminin konusu olur.
Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi şartlar aranır?
- Satışın bir gemi üzerinde cebri icra yoluyla yapılmış olması gerekir.
- Satış bedelinin bütün alacakları karşılamaması hâlinde birden fazla alacaklı arasında paylaştırma yapılması gerekir; bu durumda sıra cetveli düzenlenmelidir.
- Sıra cetveli, geminin bayrağı ve sicil kaydı ne olursa olsun TTK m.1389-1397 hükümlerine göre hazırlanmalıdır.
- Geminin Türk gemi siciline kayıtlı olması hâlinde, paraya çeviren icra dairesi sicildeki ipotek ve intifa hakkı kayıtlarının terkin veya nakli işlemini yaptırmalıdır.
- Geminin yabancı sicile kayıtlı olması hâlinde, icra dairesi bu işlem için geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna bildirimde bulunmalıdır.
Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi sonuçları doğurur?
- Gemi satış bedeli bütün alacakları karşılamıyorsa, icra dairesi TTK m.1389-1397 uyarınca sıra cetveli düzenler.
- Türk gemi siciline kayıtlı gemi satıldığında, icra dairesi sicildeki ipotek ve intifa hakkı kayıtlarının terkin veya nakli için gerekli işlemi yaptırır.
- Yabancı sicile kayıtlı gemi satıldığında, icra dairesi kayıt işlemi için bayrak devletinin en yakın konsolosluğuna bildirimde bulunur.
- Sıra cetveli bakımından gemi bayrağı veya sicil kaydı, sıra cetvelinin uygulanacağı kuralı değiştirmez.
Türk sicilli gemi ile yabancı sicilli gemi arasındaki fark nedir?
Türk gemi siciline kayıtlı gemide icra dairesi sicil kayıtlarının terkin veya nakli işlemini doğrudan yaptırır.
Yabancı sicile kayıtlı gemide icra dairesi kayıt işlemini kendisi yapmaz; bayrak devletinin en yakın konsolosluğuna bildirimde bulunur.
İki durumda kayıtların düzeltilme yöntemi ve kurumu farklıdır; birinde icra dairesi doğrudan işlem yapar, diğerinde konsolosluk aracılığıyla bildirim yapılır.
Bayrak ve sicil kaydı ile sıra cetveli rejimi arasındaki fark nedir?
Gemi bayrağına ve sicil kaydına bakılmaksızın sıra cetveli bakımından hüküm aynıdır.
Gemi için sicil kaydı, satış usulünü (taşınmaz veya taşınır hükümleri) belirler.
Paranın paylaştırılmasında sıra cetveli TTK m.1389-1397 hükümlerine göre yapılır; satış usulü ayrımı ise bu maddenin kapsamı dışındadır.
Paranın paylaştırılmasına ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gemi bayrağına ya da sicil kaydına göre paylaştırma kuralını değiştirmek; sıra cetveli bakımından bayrak ve sicil ayrımı yapılmadığını gözden kaçırmak.
- Yabancı sicilli gemide icra dairesinin doğrudan sicil terkini yapabileceğini varsaymak; bu durumda konsolosluğa bildirim yapılması gerektiğini unutmak.
- Paylaştırma hükümlerini tek alacaklı durumuna uygulamak; tek alacaklıda ödeme, birden fazla alacaklıda paylaştırma söz konusudur.
Nasıl ispat edilir?
- Satış bedelinin alacakları karşılamadığını ve paylaştırma gerektiğini, icra dairesinin satış tutanağı ve alacaklıların alacak miktarlarına ilişkin belgeler gösterir; bu belgeleri talep eden taraf ispat yükü altındadır.
- Türk gemi siciline kayıtlı gemide ipotek ve intifa hakkı kayıtlarının bulunduğu, sicil kaydı ile tespit edilir; kayıtların terkin veya nakli için sicilden alınan belge esas alınır.
- Yabancı sicilli gemide bildirimin yapıldığı, konsolosluğa gönderilen yazı ve tebliğ belgesiyle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.140: Paranın paylaştırılması ve sıra cetveline ilişkin usulün dayanağıdır; bu maddede sıra cetveli yapılması kararı bu hükme bağlıdır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1389: Gemi satışında sıra cetvelinin yapılmasının kanuni dayanağını oluşturur.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1390-1397: Sıra cetvelinde alacakların hangi sırayla kaydedileceğini belirler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1383: Gemilerin paraya çevrilmesinde sicil kaydına göre taşınmaz veya taşınır satış hükümlerinin uygulanacağını belirler; bu maddenin satış usulü ayrımına ilişkin tamamlayıcısıdır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1384: Yabancı sicile kayıtlı geminin satışında bayrak devletinin konsolosluğuna bildirimi ve sicil kaydının istenmesini düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| yedi gün | m.134 | (Değişik ikinci fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî… |
| bir ay | m.134 | Talebin reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde genel hükümlere göre tazminat davasının açılmaması hâlinde hükmedilen para cezasının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun… |
| üç ay | m.134 | Tahsil dairesi alınan teminattan, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para cezasını tahsil etmezse talep hâlinde teminat ilgilisine iade edilir. |
| iki haftalık | m.134 | (Ek cümleler:24/12/2025-7571/1 md.) Teminatın veya üçüncü fıkra uyarınca yatırılması gereken harcın yatırılmaması veya eksik yatırılması suretiyle ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde mahkeme tebliğ edeceği muhtırada, iki haftalık… |
| yirmi gün | m.134 | (Ek fıkra:24/11/2021-7343/27 md.) İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. |
| on gün | m.134 | (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) İhalenin feshine ilişkin şikâyet görevsiz veya yetkisiz icra mahkemesi veya mahkemeye yapılırsa, icra mahkemesi veya mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün… |
| yedi gün | m.142 | (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. |
| bir sene | m.143 | Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliğine lüzum yoktur. |
| yirmi yıl | m.143 | (Değişik altıncı fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
29 karar- 2024/97 E., 2024/234 K., 25.12.2024İlgili madde: m.143
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/770 E., 2023/1274 K., 20.12.2023İlgili madde: m.140
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1036 E., 2023/714 K., 05.07.2023İlgili madde: m.136
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023İlgili madde: m.142
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/311 E., 2023/173 K., 08.03.2023İlgili madde: m.138
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/92 E., 2023/106 K., 22.02.2023İlgili madde: m.143
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/976 E., 2023/32 K., 08.02.2023İlgili madde: m.138, m.140
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/52 E., 2022/1141 K., 22.09.2022İlgili madde: m.140, m.141, m.142
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/211 E., 2022/829 K., 02.06.2022İlgili madde: m.142
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021İlgili madde: m.140, m.142
Diğer 19 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/848 E., 2021/1521 K., 30.11.2021İlgili madde: m.140
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2189 E., 2021/1480 K., 23.11.2021İlgili madde: m.136
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/375 E., 2019/594 K., 21.05.2019İlgili madde: m.138
- 3. Daire, 2023/5537 E., 2024/899 K., 26.02.2024İlgili madde: m.143
- 12. Hukuk Dairesi, 2022/7810 E., 2023/1306 K., 02.03.2023İlgili madde: m.143
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/406 E., 2022/1531 K., 18.04.2022İlgili madde: m.138
- 10. Daire, 2016/9814 E., 2021/4956 K., 20.10.2021İlgili madde: m.138
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2025/2563 E., 2026/890 K., 22.04.2026İlgili madde: m.142
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/755 E., 2025/454 K., 09.07.2025İlgili madde: m.138
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/586 E., 2025/711 K., 25.06.2025İlgili madde: m.142
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/218 E., 2025/151 K., 12.02.2025İlgili madde: m.143
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2096 E., 2023/2093 K., 11.12.2023İlgili madde: m.144
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/545 E., 2023/1028 K., 22.06.2023İlgili madde: m.141
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/750 E., 2023/304 K., 06.04.2023İlgili madde: m.143
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2019/2597 E., 2022/1142 K., 04.07.2022İlgili madde: m.140
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/74 E., 2020/538 K., 25.11.2020İlgili madde: m.141
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2536 E., 2019/1889 K., 25.12.2019İlgili madde: m.141
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/182 E., 2019/755 K., 02.10.2019İlgili madde: m.141
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/245 E., 2018/1183 K., 28.11.2018İlgili madde: m.141
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.12.2025 (m.134).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.4. Genel Haciz Yolu - Satış, Paraların Paylaştırılması ve Aciz Belgesi bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış