Özel hükümler › Kişilere karşı suçlar

İşkence ve eziyet, koruma, gözetim, yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlâli

TCK m.94–105Ceza Hukuku Özel HükümlerSon değişiklik: 12.05.2022 (m.94)

Kısaca

TCK m.94, kamu görevlisi tarafından bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal acı, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi ya da aşağılanma sonucunu doğuran işkence suçunu; temel cezayı, çocuk, savunmasız kişi, gebe kadın, avukat ve diğer kamu görevlisi gibi nitelikli halleri, cinsel taciz şeklinde işlenmesini, iştirakçilerin cezalandırılmasını, ihmali davranışla işlenmesini ve zamanaşımına ilişkin hükmü düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.94–105 hükümlerini kapsar.

TCK m.94 — İşkence

Bu madde, kamu görevlisi tarafından bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal acı, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi ya da aşağılanma sonucunu doğuran işkence suçunu; temel cezayı, çocuk, savunmasız kişi, gebe kadın, avukat ve diğer kamu görevlisi gibi nitelikli halleri, cinsel taciz şeklinde işlenmesini, iştirakçilerin cezalandırılmasını, ihmali davranışla işlenmesini ve zamanaşımına ilişkin hükmü düzenler. Madde, failin kamu görevlisi olmasını gerektiren özgü suç yapısını kurar ancak mağdur bakımından herkesi kapsar. Suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri (m.95), hukuka uygunluk ve görevin ifası konusunu (m.24), kişiye karşı diğer eziyet ve kötü muamele fiillerini (m.96 ve izleyen maddeler) bu madde düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır.

İşkence: hangi kavramlar bilinmeli?

İnsan onuruyla bağdaşmayan davranış
Kişinin insan olarak taşıdığı onur ve haysiyetini zedeleyen, onu nesneleştiren veya boyun eğdiren hareketlerdir. Fiilin bu niteliği, maddede sayılan sonuçlardan bağımsız olarak fiilin kendisinde aranır.
Algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi
Kişinin olayları doğru algılama kabiliyetinin veya iradesine göre hareket edebilme imkânının bozulmasıdır. Uyku bozukluğu, panik hâli veya depresyon gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Aşağılanma
Kişiyi utandıran, başkalarının önünde küçük düşüren veya onurunu zedeleyen davranışlardır.
Cinsel yönden taciz
Fiilin cinsel nitelik taşıyan bir taciz biçiminde gerçekleşmesidir. Bu hâlde üçüncü fıkradaki ağırlaştırılmış ceza uygulanır.
Savunamayacak durumda bulunan kişi
Beden veya ruh bakımından kendisini savunma olanağı bulunmayan kişidir. Bu nitelik fiilin işlendiği anda mağdurda aranır.
İhmali davranış
Yükümlü olan kamu görevlisinin, işkenceyi önlemek için gereken müdahaleyi yapmamasıdır. Dikkatsizlik ya da tedbirsizlik bu kapsamda değildir.

İşkence: hangi şartlar aranır?

  • Failin kamu görevlisi olması ve fiilin görevi ile bağlantılı işlenmesi gerekir.
  • Fiilin insan onuruyla bağdaşmayan bir davranış olması ve maddede sayılan sonuçlardan birine (acı çekme, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi, aşağılanma) yol açacak nitelikte bulunması gerekir.
  • Mağdurun kim olduğu serbesttir; suç her kişiye karşı işlenebilir.
  • Nitelikli hâllerden birinin varlığı halinde (çocuk, savunamayacak durumdaki kişi, gebe kadın, avukat, diğer kamu görevlisi) cezanın alt ve üst sınırları ağırlaşır.
  • Fiilin cinsel yönden taciz biçiminde gerçekleşmesi üçüncü fıkrada ayrı bir ağırlaştırılmış ceza sebebi oluşturur.
  • Suçun işlenişine iştirak eden kişiler, kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
  • Hukuka uygunluk nedeni olarak emir ileri sürülemez; yetkili merciin emri suç teşkil eden bir içerik taşıyorsa emri yerine getiren de sorumludur.

İşkence: hangi sonuçları doğurur?

  • Temel hâlde fail üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Suç kadına karşı işlenmişse cezanın alt sınırı beş yılın altına inemez.
  • Çocuğa, savunamayacak durumdaki kişiye, gebe kadına, avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenirse ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir.
  • Fiil cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşirse ceza on yıldan on beş yıla kadar hapistir.
  • İşkenceye iştirak eden kişiler, kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
  • İhmali davranışla işlenen suçta verilecek cezadan bu nedenle indirim yapılmaz.
  • Suç zamanaşımına tabi değildir; kovuşturma ve cezanın zamanaşımı işlemez.
  • Madde metninde açıkça belirtilmemekle birlikte, nitelikli hâl ile cinsel taciz hâlinin birlikte bulunması durumunda hangi sınırın uygulanacağı metinden çıkmaz; bu konu uygulamada ayrıca değerlendirilmektedir.

Temel hâl ile kadına karşı işlenmesi arasındaki fark nedir?

Suçun temel hâli, kadın dışındaki bir mağdura karşı ya da nitelikli sebep bulunmaksızın işlenmesidir.

Suçun kadına karşı işlenmesi, birinci fıkranın ek cümlesi uyarınca ayrı bir alt sınır getirir.

Kadına karşı işlenen suçta cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz; üst sınır değişmez.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra nitelikli hâller arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki temel suç üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezası öngörür.

İkinci fıkradaki hâllerde (çocuk, savunamayacak durumdaki kişi, gebe kadın, avukat ya da diğer kamu görevlisi) ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir.

Nitelikli hâl bulunduğunda hem alt hem üst sınır yükselir; kadına karşı işlenme ile ikinci fıkranın birlikte bulunması hâlinde hangi hükmün uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

İkinci fıkra ile üçüncü fıkra (cinsel taciz) arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra, mağdurun ya da yerin kişisel niteliğine dayanır.

Üçüncü fıkra, fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesine dayanır.

Cinsel taciz hâlinde ceza on yıldan on beş yıla kadar hapistir; bu hâl ikinci fıkranın sınırlarından bağımsız bir ağırlaştırma sebebidir.

İcrai hareket ile ihmali davranış arasındaki fark nedir?

İcrai hareketle işkence, kamu görevlisinin aktif olarak acı veren, onur kırıcı bir davranışta bulunmasıdır.

İhmali davranışla işkence, işkenceye engel olması gereken görevlinin müdahale etmemesidir.

İhmali davranışla işlenen suçta verilecek cezada indirim yapılmaz.

Failin kamu görevlisi olması ile mağdurun kim olduğu arasındaki fark nedir?

Fail yönünden suç özgü suçtur; kamu görevlisi olmayan kişi doğrudan fail olamaz.

Mağdur yönünden her kişi mağdur olabilir.

Kamu görevlisi olmayan kişi, işkenceye iştirak ederse dördüncü fıkra uyarınca kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

İşkence: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tek bir olaya dayanan kötü muameleyi işkence saymak; süreklilik unsurunu aramamak ve fiili kasten yaralama, hakaret ya da tehdit olarak değerlendirmemek.
  • Cinsel tacizi ikinci fıkranın nitelikli hâli gibi değerlendirmek; üçüncü fıkrada ayrı bir ceza aralığının bulunduğunu gözden kaçırmak.
  • Kadına karşı işlenme hâlinde alt sınırı yanlış hesaplamak; cezanın alt sınırının beş yıldan az olamayacağını unutmak.
  • İhmali davranışla işlenen suçta cezadan indirim yapılabileceğini düşünmek; madde açıkça indirim yapılmayacağını söyler.
  • Kamu görevlisi olmayan bir kişiyi doğrudan fail saymak; ancak iştirak hâlinde dördüncü fıkra uyarınca cezalandırılabileceğini gözden kaçırmak.
  • Emrin hukuka uygunluk sağlayacağını varsaymak; suç teşkil eden bir emrin yerine getirilmesinin sorumluluğu kaldırmadığını unutmak.
  • Zamanaşımı süresini uygulamak; altıncı fıkra uyarınca bu suç bakımından zamanaşımı işlemez.
  • Değişiklik öncesi kararlardaki ceza sınırlarını ve kadına karşı işlenme hâlinin olmadığı metni güncel metinle karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada işkence suçu ile kasten yaralama, hakaret veya tehdit arasındaki ayrım, fiilin sistematik ve süreklilik taşıyan bir davranış olup olmadığına göre yapılmaktadır. Tek bir olayda kalan kötü muamele işkence sayılmamakta, süreklilik aranmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2021/90 E., 2023/60 K., 01.02.2023)
  • Mahkemelerin bir kısmı, fiilin işkence yerine kasten yaralama niteliğinde olduğu sonucuna varıp beraat kararı verebilmekte, Yargıtay bu değerlendirmeyi ayrıca denetlemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/90 E., 2023/60 K., 01.02.2023)
  • Sanıkların birden fazla kamu görevlisi olması hâlinde, her birinin fiilin işlenişine katkısı ayrı ayrı tespit edilmekte ve iştirak hükümleri (dördüncü fıkra) uygulanmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2022/6239 E., 2025/4218 K., 26.05.2025)
  • Yargıtay, sanığın avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlediği iddiasında nitelikli hâlin ayrıca tespit edilmesini aramaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2022/1423 E., 2024/1309 K., 14.02.2024)
  • Mahkemeler, eylemin işkence suçunu oluşturma ihtimali varsa görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermekte; görev sorunu ilk aşamada bu yolla çözülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/15482 E., 2024/2316 K., 12.03.2024)
  • Madde 2022 değişikliğinden önceki kararlarda ceza sınırlarının ve kadına karşı işlenme hâlinin farklı uygulandığı görülmektedir; güncel uygulamada ek cümle esas alınmalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/413 E., 2021/532 K., 04.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, yani savcılık veya müşteki, fiilin kamu görevlisi tarafından, görevi sırasında ve insan onuruyla bağdaşmayan bir davranış olarak işlendiğini ispatla yükümlüdür.
  • Kamu görevlisi sıfatı, görev belgesi, kadro kaydı veya görevlendirme yazısı ile ispatlanır.
  • Fiilin sistematik ve süreklilik taşıdığı, tanık beyanları, tıbbi raporlar, adli muayene tutanakları, görüntü kayıtları ve kolluk tutanakları ile ortaya konur. Tek bir olaya dayanan kötü muamele işkence sayılmayacağı için süreklilik unsuru özellikle ispat edilmelidir.
  • Nitelikli hâllerden birinin varlığı (çocuk, gebe kadın, savunamayacak durum, avukat ya da kamu görevlisi) mağdurun kimlik ve durum belgeleri ile ispatlanır.
  • Sanığın emir aldığı savunmasını yapması hâlinde, emrin varlığını ve içeriğini ispat yükü savunmayı ileri süren tarafa aittir; ancak emrin suç teşkil eden bir içerik taşıması hâlinde hukuka uygunluk savunması kabul görmez.
  • İhmali davranış iddiasında, müdahale yükümlülüğünün varlığı ile müdahale edilmediği yazılı kayıt, nöbet çizelgesi veya tanık beyanı ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.95: Suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerini düzenler; bu maddede sayılan sonuçların gerçekleşmesi hâlinde ceza ayrıca artar.
  • 5237 sayılı Kanun m.24: Hukuka uygunluk nedenlerinden emir hükmünü düzenler; işkence bakımından emrin hukuka uygunluk sağlamayacağının sınırını belirler.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Maddede yer alan cezaların uygulanması bakımından genel ceza indirimi hükmü olup, bu maddedeki ihmali davranış indirimi yasağı ile birlikte değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.53: Hükmün kuruluşunda yer alan cezaya bağlı hak yoksunluklarını düzenler; işkence mahkûmiyetinin sonuçlarını tamamlar.

TCK m.95 — Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence

Madde, işkence suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerini düzenler: mağdurun duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzde sabit iz veya sürekli değişiklik, yaşamın tehlikeye girmesi, gebe kadında çocuğun vaktinden önce doğması ya da düşmesi, kemik kırılması ve işkence sonucu ölüm hallerinde cezanın artırılmasını ya da belirlenmesini kapsar. Madde, işkencenin temel tanımını ve temel cezasını düzenlemez; bunlar 94. maddededir. Hükmün kamu görevlisi dışındaki kişilere uygulanıp uygulanmayacağı, maddenin kendi metninde açık değildir. Düzenlemediği konular arasında işkencenin temel şekli ve nitelikli halleri (m.94), işkence suçunda zamanaşımının işlememesi (m.94/6), kasten yaralama ve kasten öldürme suçlarının ağırlaşmış halleri ve bunların ayrıntılı uygulaması yer alır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence: hangi kavramlar bilinmeli?

Duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması
Mağdurun bir duyu ya da organının işlevinin kalıcı olarak azalmasıdır. İşlevin tamamen ortadan kalkması bu hâl değil, 2. fıkranın (b) bendidir.
Yüzde sabit iz
Yaralama sonucu yüzde oluşan kalıcı izdir. Yüzün sürekli değişikliğinden ayrıdır; yüzün görünümünü değiştirmeyen izler bu kapsamdadır.
Yüzün sürekli değişikliği
Yüzün görünümünü kalıcı olarak değiştiren durumdur. Sabit izden farkı, görünümün esaslı biçimde değişmesidir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence: hangi şartlar aranır?

  • İşkence fiilinin 94. madde anlamında gerçekleşmiş olması gerekir; bu madde yalnız işkencenin tamamlanmış hâline bağlanır.
  • Fiil sonucunda maddede sayılan netice (ör. işlev zayıflaması, sabit iz, kemik kırılması, ölüm) meydana gelmiş olmalıdır.
  • Neticenin ortaya çıkması ile işkence fiili arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Fıkra 1 ve 2'deki hâllerde mağdurun bu sonuçlara uğramış olması aranır; sonucun yalnız tehlike doğurması 1(d) dışında yeterli değildir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence: hangi sonuçları doğurur?

  • 1. fıkradaki netice gerçekleşirse, 94. maddeye göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
  • 2. fıkradaki netice gerçekleşirse, 94. maddeye göre belirlenen ceza bir kat artırılır.
  • Kemik kırılması gerçekleşirse, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
  • İşkence sonucunda ölüm gerçekleşirse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilir.
  • Maddede sayılan netice gerçekleşmezse bu madde uygulanmaz; yalnızca 94. maddedeki temel ya da nitelikli hüküm uygulanır.
  • Netice gerçekleşmiş ama bu madde kapsamında sayılmamışsa ayrıca bir artırım yapılmaz.

1. fıkra ile 2. fıkra (bendler) arasındaki fark nedir?

1. fıkra; sürekli zayıflama, sürekli konuşma zorluğu, sabit iz, yaşam tehlikesi ve gebede erken doğum hâllerini sayar.

2. fıkra; iyileşmesi olanaksız hastalık, bitkisel hayat, işlevin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği ve gebede düşük hâllerini sayar.

1. fıkrada ceza yarı oranında, 2. fıkrada bir kat artırılır.

Sürekli zayıflama ile işlevin yitirilmesi arasındaki fark nedir?

Sürekli zayıflamada duyu veya organın işlevi azalır ama ortadan kalkmaz.

İşlevin yitirilmesinde işlev tamamen ortadan kalkar.

Zayıflama 1(a) kapsamında yarı artırım, yitirilme 2(b) kapsamında bir kat artırım getirir.

Yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği arasındaki fark nedir?

Sabit iz, yaralama sonucu oluşan ve yüzü değiştirmeyen kalıcı izdir.

Sürekli değişiklik, yüzün görünümünü esaslı biçimde değiştirir.

Sabit iz 1(c) kapsamında yarı artırım, sürekli değişiklik 2(d) kapsamında bir kat artırım getirir.

Konuşmada sürekli zorluk ile konuşma yeteneğinin kaybı arasındaki fark nedir?

Konuşmada zorluk, konuşmanın güçleşmesidir.

Konuşma yeteneğinin kaybı, konuşmanın tamamen ortadan kalkmasıdır.

Zorluk 1(b) kapsamında yarı artırım, kayıp 2(c) kapsamında bir kat artırım getirir.

Gebede erken doğum ile düşük arasındaki fark nedir?

Çocuğun vaktinden önce doğması 1(e) kapsamındadır.

Çocuğun düşmesi 2(e) kapsamındadır.

Erken doğum yarı artırım, düşük bir kat artırım getirir.

Kemik kırılması (3. fıkra) ile 1. ve 2. fıkra arasındaki fark nedir?

3. fıkra, kemik kırılmasını ayrı bir netice olarak düzenler ve ceza, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre belirlenir.

1. ve 2. fıkra, ceza artırımını temel cezanın oranına bağlar.

Kırıkta 8-15 yıl hapis aralığında hüküm kurulur; bu aralık oran artırımı yerine doğrudan ceza aralığı getirir.

Ölüm (4. fıkra) ile diğer nedensel hâller arasındaki fark nedir?

4. fıkra, işkence sonucu ölümü düzenler.

Diğer fıkralar ölüm dışındaki sonuçları düzenler.

Ölüm hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sürekli zayıflama ile işlevin yitirilmesini karıştırmak; 1(a) yerine 2(b) hükmünü, ya da tersini uygulamak.
  • Sabit iz ile yüzün sürekli değişikliğini aynı şey saymak; sabit izde yarı, değişiklikte bir kat artırım uygulanır.
  • Konuşmada zorluk ile konuşma yeteneğinin kaybını karıştırmak.
  • Kemik kırılması hâlinde 3. fıkrayı göz ardı edip artırım oranı uygulamak; 3. fıkra ayrı bir ceza aralığı verir.
  • Ölümde 4. fıkrayı uygulamak yerine ölümü yalnız temel suçun bir kat artırımıyla çözmek.
  • Netice yalnız tehlike doğuruyorsa 1(d) dışında artırım uygulanacağını varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde artırım, 94. maddede belirlenen temel cezaya uygulanır; artırım önce temel cezanın hesaplanmasına bağlanır. (Genel Kurul, 2019/20904 E., 15.04.2021)
  • Kemik kırılması hâlinde kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi belirleyicidir; Adli Tıp uygulaması kemik çatlamasını da kırık saymaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/4045 E., 2024/7645 K., 21.11.2024)
  • Yüksek mahkeme, işkence suçunda 95. maddenin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğini tartışmaktadır; kırık hâlinin tespiti ve bu hükmün uygulanması, ayrıntılı tıbbi değerlendirmeyle birlikte ele alınmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/4045 E., 2024/7645 K., 21.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Neticenin varlığını iddia eden savcılık olduğundan, işkence fiilinin ve maddede sayılan neticenin gerçekleştiğini ispat yükü savcılıktadır.
  • Yaralanma, kırık, sabit iz, işlev kaybı ve ölüm gibi sonuçlar başta Adli Tıp raporu olmak üzere tıbbi belgelerle ispatlanır.
  • Yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği ayrımı tıbbi değerlendirme ve fotoğraf gibi belgelerle yapılır.
  • Failin neticeye karşı taksirinin ya da kastının bulunduğu, sonucu öngörebilecek olduğu fiil ve olay bağlamından ispatlanır.
  • Nedensellik bağının kesildiği savunmasını yapan sanık, bu iddiayı ileri sürmekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.94: İşkencenin tanımını, temel cezasını ve nitelikli hallerini düzenler. Bu maddedeki artırımlar 94. maddede belirlenen cezaya uygulanır.

TCK m.96 — Eziyet

Madde, bir kimseye eziyet çektirecek davranışları gerçekleştiren kişinin cezasını düzenler; temel hal ile kadına karşı işlenme ve çocuğa, savunamayacak durumdaki kişiye ya da gebe kadına karşı ile üstsoy, altsoy, babalık veya analık, eşe ya da boşandığı eşe karşı işlenme hallerinde cezanın artırılmasını kapsar. Suç herkes tarafından, herkese karşı işlenebilir. Madde, işkence suçunu (m.94), neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkenceyi (m.95), suçun kovuşturulma koşullarını ve zamanaşımını, teşebbüs, iştirak ve içtima kurallarını ayrıca düzenlemez; bunlar genel hükümlere ve m.94-95 ile ilgili düzenlemelere tabidir. Kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz fiilleri tek başına eziyet sayılmaz; bunların sistematik biçimde işlenmesi hâlinde eziyet oluşur.

Eziyet: hangi kavramlar bilinmeli?

Eziyet
Bir kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine ya da aşağılanmasına yol açacak, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlardır. Fiilin sistematik olarak ve belli bir süreç içinde işlenmesi gerekir.
Sistematik ve belli bir süreç
Eziyet fiillerinin birbirini izleyen, süreklilik gösteren bir biçimde uygulanmasıdır. Aynı hareketin tekrarlanması şart değildir; çeşitli acı verici veya aşağılayıcı davranışların belli bir süreç içinde sürdürülmesi yeterlidir. Tek bir hakaret bu kapsamda değerlendirilmez.
Savunamayacak durumda bulunan kişi
Beden veya ruh bakımından kendisine yöneltilen fiile karşı koyma gücü bulunmayan kişidir. Bu nitelik, mağdurun içinde bulunduğu durumdan kaynaklanır.
Nitelikli hal
Temel cezanın artırılmasını gerektiren, mağdurun kişisel durumuna veya mağdurla fail arasındaki hısımlık ya da eşlik ilişkisine dayanan hallerdir. Madde 2. fıkrada sayılmıştır.

Eziyet: hangi şartlar aranır?

  • Failin, başka bir kişinin eziyet çekmesine yol açacak davranışları icra hareketiyle gerçekleştirmesi gerekir; eziyet ihmali davranışla işlenemez.
  • Fiillerin sistematik olarak ve belli bir süreç içinde işlenmesi, yani süreklilik taşıması gerekir; tek bir olay bu unsuru karşılamaz.
  • Fiilin insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal acı çektiren ya da aşağılayan nitelikte olması gerekir.
  • Fiilin kasten işlenmesi gerekir; hareketin hangi amaçla yapıldığı önemli değildir.
  • Hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması gerekir.
  • Kadına karşı işlenmiş olması hâlinde, cezanın alt sınırının iki yıl altı aydan az olamayacağı dikkate alınmalıdır.
  • Çocuğa, savunamayacak durumdaki kişiye ya da gebe kadına karşı; ya da üstsoy, altsoy, babalık, analık, eş veya boşandığı eş bakımından işlenmiş olması hâlinde 2. fıkra uygulanır.

Eziyet: hangi sonuçları doğurur?

  • Temel halde fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
  • Nitelikli hallerde (çocuğa, savunamayacak durumdaki kişiye, gebe kadına; üstsoy, altsoy, babalık, analık, eş veya boşandığı eşe karşı) fail hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Eziyet fiilleri sistematik ve belli bir süreç içinde işlenmemişse, bu madde kapsamında eziyet suçu oluşmaz; ancak bu fiiller ayrı suçları oluşturabilir.
  • Eziyet suçu ihmali davranışla işlenemez.
  • Madde, eziyet fiillerinden doğan bir neticeye bağlı ağırlaşmış hal öngörmez; neticeye göre ayrı bir ağırlaştırma uygulanmaz.
  • Mağdurun ölümü veya ağır yaralanması gibi bir netice doğmuşsa, genel içtima hükümleri ile ayrı suçlar birlikte değerlendirilir.

Temel hal ile 2. fıkra nitelikli hal arasındaki fark nedir?

Mağdurun durumu ve fail-mağdur ilişkisi nitelikli sayılmayan hallerde 1. fıkra uygulanır.

Mağdur çocuk, savunamayacak durumda kişi veya gebe kadın ise ya da fail ile mağdur üstsoy, altsoy, babalık, analık, eş veya boşandığı eş ise 2. fıkra uygulanır.

1. fıkrada iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülürken, 2. fıkrada üç yıldan sekiz yıla kadar hapis öngörülür.

Kadına karşı eziyet ile diğer hal arasındaki fark nedir?

Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde 1. fıkranın ek cümlesi uygulanır.

Kadın dışındaki mağdura karşı işlenen hallerde bu ek cümle uygulanmaz.

Kadına karşı işlenen eziyette cezanın alt sınırı iki yıl altı ay olur; diğer hallerde alt sınır iki yıldır.

Eziyet ile işkence arasındaki fark nedir?

Eziyet, failin herkes olabildiği ve sistematik acı veya aşağılama içeren fiillerdir.

İşkence, kamu görevlisinin görevi sırasında veya görevi dolayısıyla işlediği, m.94'te tanımlanan suçtur.

Kamu görevlisi olmayan kişinin işkence niteliğindeki fiilleri eziyet olarak cezalandırılır.

Eziyet ile kasten yaralama, hakaret, tehdit arasındaki fark nedir?

Tek bir yaralama, hakaret veya tehdit, süreklilik taşımıyorsa eziyet sayılmaz.

Bu fiiller sistematik ve belli bir süreç içinde tekrarlanırsa eziyet oluşur.

Eziyet kapsamında kalan fiiller için ayrıca yaralama veya hakaret hükmü kurulmaz; fiilin niteliğine göre ayrı suç varlığı ayrıca tartışılır.

Eziyet: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tek bir hakareti, tehdidi veya yaralamayı eziyet saymak; süreklilik unsuru aranmadan mahkûmiyet kurmak.
  • Kadına karşı işlenme hâlinde cezanın alt sınırının iki yıl altı ay olduğunu gözden kaçırıp alt sınırı iki yıl olarak uygulamak.
  • Çocuğa, savunamayacak durumdaki kişiye, gebe kadına ya da üstsoy, altsoy, eş veya boşandığı eşe karşı işlenen eziyette 2. fıkrayı uygulamamak ya da temel hal cezasıyla yetinmek.
  • Kamu görevlisi tarafından görevi sırasında yapılan fiillerde m.96 yerine m.94'ü uygulamamak, ya da kamu görevlisi olmayan kişinin işkence niteliğindeki fiillerini işkence olarak nitelendirmek.
  • Eziyet suçunu ihmali davranışla işlenebilir saymak; eziyet suçu ihmal yoluyla işlenemez.
  • Eziyet fiillerinden doğan ölüm veya ağır yaralanma gibi bir neticeyi bu maddeden ağırlaştırılmış hal olarak uygulamak; madde böyle bir ağırlaştırılmış hal içermez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Eşe karşı eziyet suçunda, mahkemelerin 2. fıkra b bendini uygulayarak 2 yıl 6 ay hapis cezası verdiği ve hak yoksunluğu uyguladığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/272 E., 2025/542 K., 26.11.2025)
  • Çocuğa karşı eziyet suçunda 2. fıkra a bendi uygulanarak cezanın belirlendiği ve bu hükme dayanılarak mahkûmiyet kurulduğu kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/2287 E., 2025/5618 K., 03.07.2025; 8. Ceza Dairesi, 2024/23357 E., 2025/5119 K., 23.06.2025)
  • Eziyet ile yaralama, hakaret veya tehdit arasında ayrım yapılırken, fiillerin sistematik ve belli bir süreç içinde işlenip işlenmediğinin araştırıldığı görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/2442 E., 2024/8319 K., 04.11.2024)
  • Eziyet suçunun 1. fıkrası kapsamında mahkûmiyet hâlinde cezanın belirlenmesinde 2 kez hapis cezası verildiği, birden fazla mağdura karşı işlenen fiillerin ayrı ayrı değerlendirildiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/365 E., 2024/5217 K., 10.07.2024)
  • Eziyet suçu olarak nitelendirilen fiillerin infaz hukuku bakımından denetimli serbestlik ve benzeri tedbirlerle değerlendirildiği görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/5789 E., 2024/3394 K., 10.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Eziyet suçunda asıl iddiayı ileri süren savcı ya da katılan, fiillerin sistematik ve belli bir süreç içinde işlendiğini ispatla yükümlüdür.
  • Süreklilik unsuru, tanık beyanları, tıbbi raporlar, mesajlar, tutanaklar ve benzeri delillerle ispatlanır; tek bir olayın kanıtı süreklilik için yeterli değildir.
  • Mağdurun çocuk olması, savunamayacak durumda bulunması, gebe olması ya da failin üstsoy, altsoy, eş veya boşandığı eş olması gibi nitelikli hallerin varlığını iddia eden taraf bunları nüfus kayıtları, sağlık raporları veya evlilik belgeleri ile ispatlar.
  • Sanık, fiillerin tek bir olaydan ibaret olduğunu veya hukuka uygun bir nedene dayandığını savunursa, bu savunmanın ispat yükü ona aittir.
  • Eziyet suçunun kasten işlendiğini savcı ortaya koymakla yükümlüdür; failin kastı, fiillerin tekrarı ve sürecin bütünü delil değerlendirmesiyle birlikte ortaya konulur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.94: Kamu görevlisi tarafından işlenen işkence suçunu düzenler; eziyet suçu, failin kamu görevlisi olmadığı durumlarda işkence niteliğindeki fiilleri kapsar.
  • 5237 sayılı Kanun m.95: İşkence suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerini düzenler; eziyet suçunda böyle bir ağırlaştırılmış hal bulunmadığı için karşılaştırma yapmak gerekir.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Ceza ölçüsünün belirlenmesinde takdiri indirim ve ilgili hükümler için başvurulan genel hükümdür; kararlarda bu madde ile birlikte uygulanmaktadır.
  • 5237 sayılı Kanun m.53: Hak yoksunluklarını düzenleyen genel hükümdür; eziyet suçunda mahkûmiyet hâlinde birlikte uygulanmaktadır.
  • 5237 sayılı Kanun m.43: Yaralama ve hakaret gibi fiillerin eziyet kapsamında değerlendirilmesi halinde birinci fıkranın uygulama alanı bulmadığını, fiillerin sistematik biçimde işlenmesinin aranması gerektiğini belirtmek için ilişkilidir.

TCK m.97 — Terk

TCK m.97, yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyen ve koruma-gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi kendi haline terk etme suçunu ve bu terkin mağdurun hastalanması, yaralanması veya ölümüyle sonuçlanması halinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali düzenler. Suç, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan failler bakımından uygulanır. Madde, yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlalini (m.98), aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlalini (m.233), sağlık ve kurtarma görevlilerinin yükümlülüğünü (m.83) ve kasten öldürme ile yaralama suçlarını düzenlemez. Ayrıca terk suçunun zamanaşımı ve usul yönü maddede yer almaz.

Terk: hangi kavramlar bilinmeli?

Terk
Koruma ve gözetim altındaki bir kişiyi, kendi başına bırakarak onun bakımsız ve çaresiz kalmasına yol açan davranış. Hem icrai bir davranışla hem de ihmali bir davranışla gerçekleşebilir.
Kendini idare edemeyecek durum
Mağdurun yaşı veya hastalığı nedeniyle kendi ihtiyaçlarını karşılayamaması halidir. Madde metni yalnızca bu iki nedeni saymaktadır; başka bir nedenle kendini idare edemeyen kişi bu madde kapsamında değildir.
Koruma ve gözetim yükümlülüğü
Failin mağdur üzerinde bakım, koruma ve denetim sorumluluğunu taşımasıdır. Bu yükümlülük kanundan, aile hukukundan veya fiilî üstlenmeden doğabilir. Yükümlülük yoksa terk suçu oluşmaz.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal
Terk fiilinden dolayı mağdurun hastalanması, yaralanması veya ölmesi halinde, ikinci fıkra uyarınca ağırlaştırılmış cezanın uygulanmasını sağlayan özel hâldir. Bu netice bakımından failin en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir.

Terk: hangi şartlar aranır?

  • Mağdurun yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda bulunması gerekir.
  • Mağdur üzerinde failin koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunması gerekir.
  • Fail, mağduru kendi haline bırakarak terk etmiş olmalıdır; terk icrai bir davranışla ya da ihmali bir davranışla gerçekleşebilir.
  • Birinci fıkradaki suçun oluşması için mağdurun bir zarara uğraması aranmaz; fıkra terk fiilini bağımsız suç olarak düzenler.
  • İkinci fıkranın uygulanması için terk dolayısıyla mağdurun hastalanmış, yaralanmış veya ölmüş olması gerekir.
  • Ağırlaşmış halin uygulanabilmesi için netice bakımından failin en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir.

Terk: hangi sonuçları doğurur?

  • Koruma ve gözetim altındaki kendini idare edemeyen kişiyi kendi haline terk eden fail, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmışsa, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza verilir.
  • Terk dolayısıyla mağdur yaralanmışsa, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza verilir.
  • Terk dolayısıyla mağdur ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza verilir.
  • Mağdur terk nedeniyle bir zarara uğramamışsa yalnızca birinci fıkra uygulanır.
  • Mağdur üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü yoksa bu madde uygulanmaz; eylem m.98 kapsamında değerlendirilebilir.

Terk / Yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali (m.97 / m.98): fark nedir?

Terk suçunda fail, koruma ve gözetim yükümlülüğü altında olan kişiyi kendi haline bırakır.

m.98'de fail, yardım veya bildirim yükümlülüğü altında olup bu yükümlülüğü yerine getirmez; koruma-gözetim ilişkisi aranmaz.

Koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan fail, yardım etmemesi halinde m.98'den değil m.97'den sorumlu tutulur. Ceza miktarları ve ölüm halinde uygulanacak hükümler de farklıdır.

Terk (m.97/1) ile terkin neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali (m.97/2) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, yalnızca terk fiilinin gerçekleşmesini cezalandırır.

İkinci fıkra, terk dolayısıyla mağdurun hastalanması, yaralanması veya ölümünü de kapsar.

Netice gerçekleştiğinde ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza verilir. Netice gerçekleşmemişse yalnızca birinci fıkra uygulanır.

Terk suçu / Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (m.97 / m.233): fark nedir?

Terk suçu, koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişinin terkini cezalandırır.

m.233, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlalini düzenler.

Mağdur üzerinde aile hukukundan doğan bir yükümlülük varsa ve bu yerine getirilmemişse, uygulamada m.233 gündeme gelebilir.

Terk: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmayan bir kişinin yardım etmemesini m.97 kapsamında değerlendirmek; bu durumda m.98 uygulanır.
  • Yardım etmeyip sadece bildirimde bulunan ya da yalnızca yardım eden failin sorumluluğunu tartışmasız saymak; m.97 bakımından terk ile yardım edilmemesinin ilişkisine dikkat edilmelidir.
  • Terk suçunu netice aranmayan bağımsız bir suç yerine netice sebebiyle ağırlaşmış suç olarak yorumlamak; birinci fıkra için netice aranmaz.
  • Netice sebebiyle ağırlaşmış halde failin neticeyi öngörüp kabullenmesini aramak; ilgili açıklamalara göre bu zorunlu değildir, en azından taksir yeterlidir.
  • Ölüm halinde yalnızca birinci fıkra cezasını uygulamak; ikinci fıkra gereği ağırlaşmış suç hükümleri uygulanmalıdır.
  • Bu suçu aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali ile karıştırmak; mağdur üzerinde aile hukukundan doğan bir yükümlülük varsa m.233 ayrıca değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Terk suçundan verilen cezalarda uygulamada alt sınıra yakın cezalar verildiği ve hükmün hak yoksunluklarıyla birlikte açıklandığı görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/4377 E., 2024/1140 K., 21.02.2024; 1. Ceza Dairesi, 2023/2824 E., 2023/4476 K., 22.06.2023; 1. Ceza Dairesi, 2025/7078 E., 2025/7425 K., 27.10.2025)
  • Sanık hakkında hükmolunan cezanın cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak uygulanmaktadır. (4. Ceza Dairesi, 2025/5783 E., 2025/13329 K., 11.09.2025; 4. Ceza Dairesi, 2025/157 E., 2025/5586 K., 24.03.2025)
  • Yargıtay, katılanlara karşı işlenen terk suçunda cezanın bireysel olarak belirlenmesini ve gerektiğinde nitelikli hâllerin ayrıca değerlendirilmesini benimsemektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/8995 E., 2024/2159 K., 28.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Terk fiilini ileri süren taraf, failin mağdur üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğünü ve mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Mağdurun yaşı, hastalık raporları, sağlık kayıtları ve tanık beyanları ile kendini idare edemeyecek durumu ispatlanabilir.
  • Failin koruma ve gözetim yükümlülüğü, aile bağı, fiilî bakım üstlenmesi veya kanuni görev gibi delillerle ortaya konulur.
  • Netice sebebiyle ağırlaşmış halde, hastalanma, yaralanma veya ölüm ile terk arasındaki illiyet bağı ve failin en azından taksirinin bulunduğu ispat edilmelidir. Fail, neticeyi önleyemediğini veya nedensellik bağının bulunmadığını savunabilir ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Failin, terkin mağdura yardım edilmesi için yeterli çaba gösterdiği savunması varsa, bu savunmayı ileri süren fail ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.98: Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu düzenler. Koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmayan kişiler bakımından uygulanır; terkte sorumluluk doğmazsa bu madde gündeme gelebilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.233: Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlalini düzenler. Mağdur üzerinde bu yükümlülük varsa ayrıca uygulanabilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.83: Kanundan veya sözleşmeden doğan yardım yükümlülüğünü ihlal eden kişiler bakımından ayrı suç olarak uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.23: Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda failin netice bakımından en azından taksirle hareket etmesini düzenler; ikinci fıkranın uygulanmasında dayanak oluşturur.

TCK m.98 — Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi

TCK m.98, kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye yardım etmeme veya durumu ilgili makamlara bildirmeme fiilini suç olarak düzenler. Suçun temel şekli ile bu yükümlülüğün ihlali sonucunda mağdurun ölmesi hâlinin (ağırlaşmış hal) yaptırımını kapsar. Suç herkes tarafından işlenebilir; fail bakla yükümlü olduğu özel bir kişi olmak zorunda değildir. Düzenlemediği konular: koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişiyi terk etme suçu (m.97), neticeyi önleme hukuki yükümlülüğü bulunan kişilerin ihmali davranışla öldürme veya yaralama suçları (m.83, m.88), aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (m.233), bildirmeme suçu (m.278) ve bu suçta dava zamanaşımı ile yargılama usulü.

Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kendini idare edemeyecek durum
Yaş, hastalık, yaralanma veya başka herhangi bir nedenle kişinin kendi bakımını ve güvenliğini sağlayamaması halidir. Neden sınırlı sayılmamıştır; yaşlılık ve çocukluk gibi nedenlerin yanında her türlü neden bu kapsama girebilir.
Hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım
Failin o anda fiilen sahip olduğu imkân, bilgi ve durum içinde yapabileceği yardımdır. Yardımın sınırı, failin kendisini tehlikeye atmadan ve somut olayın koşullarında yapabileceği ölçüye bağlıdır; yardım yükümlülüğü geniş yorumlanamaz.
Derhal bildirim
Durumun ilgili makamlara, gecikmeksizin ulaştırılmasıdır. Bildirimin hangi makama yapılacağı ve hangi araçla yapılacağı maddede belirtilmemiştir; ilgili makam, durumu gidermeye yetkili olan kamu makamıdır.
Seçimlik hareket
Yardım etmek veya derhal bildirmek yükümlülüklerinden birinin yerine getirilmesinin, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmasıdır. İki yükümlülüğün ikisinin de ihlali tek suç oluşturur.
Netice sebebiyle ağırlaşmış hal
Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle kişinin ölmesi hâlidir. Ölüm ile yükümlülük ihlali arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi: hangi şartlar aranır?

  • Mağdurun yaşı, hastalığı, yaralanması veya başka bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda bulunması gerekir.
  • Failin o anda mağdura hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmemiş olması veya durumu derhal ilgili makamlara bildirmemiş olması gerekir; bu iki hareketten biri yeterlidir.
  • Failin yardım veya bildirim yapabilecek durumda olması, yani neticeyi önleme imkânının bulunması gerekir.
  • Kişinin ölmesi hâlinde ölüm, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ile nedensel bağ içinde olmalıdır.
  • Yardım yükümlülüğü, failin kendisini tehlikeye atmasını gerektirecek durumlarda doğmaz; o andaki hal ve koşullara göre yardımın yapılamadığı durumlarda suç oluşmaz.

Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Temel suç oluştuğunda fail bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucu kişi ölürse fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Failin yardım etmesi veya durumu derhal bildirmesi hâlinde suç oluşmaz.
  • Yardım imkânı yoksa, yardım etmek failin tehlikeye girmesini gerektiriyorsa veya başka bir zorunluluk hâli varsa yardım yükümlülüğü doğmaz; bildirim yükümlülüğü ise devam eder.
  • Garantör konumunda olan kişi ölüm sonucunda 98 inci madde yerine m.83 veya m.85 ile sorumlu tutulur.

Yardım yükümlülüğü ile bildirim yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Failin mağdura fiilen yardım etmesi gereken hal, yani yerinde müdahale yükümlülüğü.

Failin durumu derhal ilgili makamlara bildirmesi gereken hal.

İki yükümlülük birbirinin alternatifidir; birini yerine getiren fail sorumluluktan kurtulur. Yardım etmeyip bildirim yapan fail, imkânı varsa yardım etmediği için sorumlu olabilir.

Temel suç ile netice sebebiyle ağırlaşmış hal arasındaki fark nedir?

Kişinin yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlaliyle ölmediği hâl (1. fıkra).

İhlal sonucunda kişinin öldüğü hâl (2. fıkra).

Temel suçta bir yıla kadar hapis veya adli para cezası; ölüm hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

m.98 ile m.83 (ihmali davranışla öldürme) arasındaki fark nedir?

Neticeyi önleme hukuki yükümlülüğü bulunan kişinin (ör. garantör) ihlali.

Yükümlülüğü hukuki kaynağa dayanmayan, yalnızca ahlaki veya genel yardım yükümlülüğü altında bulunan fail.

Garantör konumundaki kişi m.83 veya m.88 kapsamında değerlendirilir; m.98 uygulanmaz.

m.98 ile m.97 (terk) arasındaki fark nedir?

Kişinin koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunması ve kendi haline bırakılması.

Mağdur üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmayan kişinin yardım etmemesi veya bildirmemesi.

Koruma ve gözetim yükümlülüğü altında kişiyi terk eden fail m.97 kapsamında cezalandırılır; m.98 uygulanmaz.

m.98 ile m.278 (bildirmeme) arasındaki fark nedir?

Kendini idare edemeyen kişinin durumunu bildirme yükümlülüğü.

Suç işlendiğini veya ölüm hâlini bildirme yükümlülüğü.

Mağdur ölmüşse m.98 uygulanmaz; ölü kişiye yardımın yapılamaması m.98 kapsamına girmez, ancak bildirim yükümlülüğü ayrıca m.278 kapsamında değerlendirilebilir.

Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yardım ve bildirim yükümlülüklerini 've' bağlacıyla birlikte okumak; oysa kanunda 'ya da' kullanılmış ve birinin yerine getirilmesi sorumluluğu ortadan kaldırır.
  • Garantör konumundaki kişiyi m.98 ile cezalandırmak; bu durumda m.83 veya m.88 uygulanır.
  • Koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi terk edip yardım etmemeyi m.98 ile değerlendirmek; bu fiil m.97 kapsamındadır.
  • Yardım yükümlülüğünü geniş yorumlayıp failin tehlikeye girmesini gerektiren durumlarda da sorumluluk yüklemek.
  • Ölüm hâlinde m.98/2 yerine yalnızca m.98/1 uygulamak ya da tersine, ölüm nedensel bağı kurulmadan m.98/2 uygulamak.
  • Mağdurun öldüğü hâlde ölümü yardım yükümlülüğü ihlaline bağlamak; ölmüş kişiye yardım yükümlülüğü m.98 kapsamında değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yardım ve bildirim yükümlülüğünün ihlali suçu ile ölüm sonucu suçunun bir arada değerlendirilmesi gerektiğinde, mahkemelerin failin garantör konumunda olup olmadığına göre m.98/2 ile m.83 arasında ayrım yaptığı görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3050 E., 2024/7630 K., 20.11.2024; 1. Ceza Dairesi, 2023/2752 E., 2024/5958 K., 25.09.2024)
  • Yardım ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunda hapis cezası verilen davalarda, Yargıtay'ın mahkemelerin m.98/1 ile m.98/2 ayrımını gözetmesi gerektiğini vurguladığı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/1837 E., 2025/5343 K., 01.07.2025; 1. Ceza Dairesi, 2023/7402 E., 2024/4174 K., 05.06.2024; 1. Ceza Dairesi, 2023/7283 E., 2024/3541 K., 15.05.2024)
  • Suç sonucunda ölüm gerçekleşmişse, Yargıtay bu hâlde m.98/2 uygulanmasını ve sanığın bu madde ile cezalandırılmasını gerekli görmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3050 E., 2024/7630 K., 20.11.2024; 1. Ceza Dairesi, 2023/2752 E., 2024/5958 K., 25.09.2024; 1. Ceza Dairesi, 2023/7283 E., 2024/3541 K., 15.05.2024)
  • Bir kararda, yardım ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin ağırlaşmış hâlinin uygulanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulduğu görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3050 E., 2024/7630 K., 20.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, yani savcılık veya müşteki, failin mağdurun durumunu bildiğini ve yardım veya bildirim imkânına sahip olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Failin mağdurun durumunu bildiği, tanık beyanı, olay yeri tutanağı, kaza kaydı veya görüntü gibi delillerle ortaya konur.
  • Mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olduğu, sağlık raporu, tıbbi kayıt veya bilirkişi raporu ile ispatlanır.
  • Failin yardım etme imkânının bulunduğunu savunan taraf bu imkânı ispat etmelidir; failin imkânsızlık savunması, failin kendisi tarafından ileri sürülür ve bu savunma kendi tarafından ispatlanmalıdır.
  • Ölüm hâlinde ölümün yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlaliyle nedensel bağı bağlantısı bilirkişi raporu ile değerlendirilir; ölüm anının tespit edilememesi hâlinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.97: Koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişiyi kendi haline terk etme fiilini düzenler; bu durumda m.98 değil m.97 uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.83: Neticeyi önleme hukuki yükümlülüğü bulunan kişinin ihmali davranışla öldürmesini düzenler; garantör konumundaki fail m.98 yerine bu madde ile sorumlu tutulur.
  • 5237 sayılı Kanun m.88: Garantör konumundaki kişinin ihmali davranışla yaralamasını düzenler; m.98 yerine uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.233: Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlalini düzenler; aile bağı bulunan failde m.98 ile birlikte gündeme gelebilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.278: Suç işlendiğini veya ölüm hâlini bildirmeme fiilini düzenler; m.98 ile kesişen durumlarda ayrıca uygulanabilir.

TCK m.99 — Çocuk düşürtme

Bu madde, gebeliğin sona erdirilmesine ilişkin çocuk düşürtme suçunu; rızasız düşürtmeyi, on haftadan sonra tıbbi zorunluluk olmaksızın rızaya dayalı düşürtmeyi, bu fiillerin kadında bıraktığı zarar ve ölüm sonuçlarına bağlı ağırlaşmış halleri, yetkisiz kişi tarafından işlenmesi hâlini ve kadının mağduru olduğu suç sonucu gebeliklerde cezasızlık hâlini düzenler. Suç, gebe kadın dışında herkese karşı işlenebilir ve kadının rızası bulunsa dahi kadın mağdur sayılır. Düzenlemesi kapsamında olmayan konular şunlardır: çocuk düşürme suçu, yani gebe kadının kendi fiili (m.100); kısırlaştırma suçu (m.101); suça iştirak ve teşebbüs hükümleri (m.37, m.35); cezanın belirlenmesinde kullanılan genel ilkeler (m.61); ve tüzükle düzenlenen tıbbi yetki ve tıbbi zorunluluk ölçütleri, bunlar madde metninde tanımlanmamıştır.

Çocuk düşürtme: hangi kavramlar bilinmeli?

Çocuk düşürtme
Gebe bir kadının çocuğunun, bir başka kişi tarafından rahimden alınarak düşürülmesi fiilidir. Bu suçun failinin gebe kadın olmaması gerekir; gebe kadının kendi eylemi m.100 kapsamındadır.
Tıbbi zorunluluk
Gebeliğin on haftayı aşması hâlinde sona erdirilmesini hukuka uygun kılan, tıbbi nedenlere dayanan durumdur. Madde bu kavramı tanımlamaz; ölçütü ilgili tüzüğe bırakır.
Yetkili olmayan kişi
Gebeliği sona erdirme konusunda tüzük uyarınca yetkilendirilmemiş kişidir. Yetki, gebeliğin süresine göre değişen tüzük hükümlerine bağlıdır.
Mağdur suç sonucu gebelik
Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalmasıdır. Cezasızlık hükmü bu gebeliğin en çok yirmi haftalık olmasını ve kadının rızasını şart koşar.
Rıza
Kadının çocuğunun düşürülmesine yönelik özgür iradesini ifade eder. Bu rıza tipikliği ortadan kaldırabilir, ancak m.99/2 ve m.99/5 kapsamındaki hallerde ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.

Çocuk düşürtme: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin, gebe kadın dışındaki bir kişi tarafından işlenmesi gerekir; gebe kadının kendi eylemi bu maddenin değil m.100'ün konusudur.
  • Fiilin bir kadının çocuğu üzerinde gerçekleştirilmesi ve bu kadının çocuğunun düşmesiyle sonuçlanması gerekir.
  • Birinci fıkra hâlinde kadının rızasının bulunmaması gerekir.
  • İkinci fıkra hâlinde gebelik süresinin on haftayı aşması, tıbbi zorunluluğun bulunmaması ve fiilin rızaya dayalı da olsa işlenmiş olması gerekir.
  • Beşinci fıkra hâlinde gebelik süresinin on haftayı doldurmaması ve fiilin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi gerekir.
  • Cezasızlık hâlinde kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalmış olması, gebeliğin yirmi haftadan fazla olmaması ve kadının rızasının bulunması gerekir.
  • Cezasızlık hâlinde gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir.

Çocuk düşürtme: hangi sonuçları doğurur?

  • Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi beş yıldan on yıla kadar hapis cezası alır; gebelik süresi on haftadan az da olsa bu hüküm uygulanır.
  • Tıbbi zorunluluk bulunmadan, rızaya dayalı olsa bile, on haftayı aşan gebeliğin düşürtülmesi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile suç olur.
  • Bu durumda düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adli para cezası hükmolunur.
  • Tıbbi zorunluluk bulunduğunda on haftayı aşan gebelikte çocuğun alınması ceza sorumluluğu doğurmaz.
  • On haftayı doldurmamış gebelikte rızaya dayalı düşürtme, yetkisiz kişi tarafından yapılırsa iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Birinci ve ikinci fıkradaki fiillerin yetkisiz kişi tarafından işlenmesi, öngörülen cezayı yarı oranında artırır.
  • Birinci fıkra fiili kadının beden veya ruh sağlığında zarara yol açarsa altı yıldan on iki yıla kadar hapis; ölüme yol açarsa on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis verilir.
  • İkinci fıkra fiili kadının beden veya ruh sağlığında zarara yol açarsa üç yıldan altı yıla kadar hapis; ölüme yol açarsa dört yıldan sekiz yıla kadar hapis verilir.
  • Kadının mağduru olduğu suç sonucu gebe kalmada, gebelik yirmi haftayı aşmıyor ve kadın rıza gösteriyorsa gebeliği sona erdirene ceza verilmez.
  • Cezasızlık hâlinde gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi zorunludur; aksi hâlde cezasızlık uygulanmaz.

Rızasız düşürtme ile rızaya dayalı düşürtme (on hafta öncesi) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, kadının rızası bulunmayan düşürtmeyi kapsar.

Beşinci fıkranın ilk cümlesi, on haftayı doldurmamış ve rızaya dayalı düşürtmeyi kapsar, ancak yetkisiz kişi şartı arar.

Rızasız düşürtmede ceza beş ila on yıl hapistir. Rızaya dayalı ama yetkisiz kişi tarafından yapılan düşürtmede ceza iki ila dört yıl hapistir.

On haftayı aşan rızaya dayalı düşürtme ile tıbbi zorunluluk hâli arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra, tıbbi zorunluluk bulunmadan on haftayı aşan gebeliğin düşürtülmesini kapsar.

Tıbbi zorunluluk bulunan on haftayı aşan gebelikte fıkra uygulanmaz ve fiil suç oluşturmaz.

Tıbbi zorunluluk yoksa fail iki ila dört yıl hapis cezası alır, kadın ise bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

Yetkili kişi ile yetkisiz kişi arasındaki fark nedir?

Yetkili kişi, tüzük uyarınca gebeliği sona erdirmeye yetkilendirilmiş kişidir.

Yetkisiz kişi, bu yetkiye sahip olmayan kişidir.

On hafta içinde yetkisiz kişi tarafından yapılan rızaya dayalı düşürtme ayrı bir suç olur ve ceza iki ila dört yıldır. Diğer fıkralardaki fiillerde yetkisiz kişinin işlemesi cezayı yarı oranında artırır.

Düşürtme sonucunun yaralanma ile ölüm olması arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki fiilin kadının beden veya ruh sağlığında zarara yol açması ya da ölümüne neden olması hâlidir.

İkinci fıkradaki fiilin aynı sonuçlara yol açması hâlidir.

Birinci fıkra fiili zarar verirse altı ila on iki yıl, ölüme yol açarsa on beş ila yirmi yıl hapis verilir. İkinci fıkra fiili zarar verirse üç ila altı yıl, ölüme yol açarsa dört ila sekiz yıl hapis verilir.

Kadının rızası ile mağdur suç sonucu gebelik arasındaki fark nedir?

Genel hâlde rıza tipikliği ortadan kaldırabilir, ancak on haftayı aşan veya yetkisiz kişi hâllerinde ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Kadının mağduru olduğu suç sonucu gebelikte kadının rızası ile birlikte yirmi haftayı aşmayan süre aranır.

Bu koşullar bir arada gerçekleşirse gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Koşullardan biri eksikse genel hükümler uygulanır.

Çocuk düşürtme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • On haftadan önceki düşürtmeyi rıza varsa tamamen suçsuz saymak; rıza tipikliği ortadan kaldırsa da beşinci fıkranın yetkisiz kişi hâlinde ceza doğar.
  • Tıbbi zorunluluk bulunmayan on haftayı aşan rızaya dayalı düşürtmeyi, yalnızca kadının rızasıyla meşru saymak; ikinci fıkra suç oluşturur ve kadın da cezalandırılır.
  • Tıbbi zorunluluk olan on haftayı aşan gebelikte fiili suç saymak; bu hâlde ceza sorumluluğu doğmaz.
  • Ceza aralıklarını karıştırmak; birinci fıkra (beş-on yıl) ile ikinci fıkra (iki-dört yıl) ve beşinci fıkra (iki-dört yıl) farklı fiillere bağlıdır.
  • Yetkili kişi kavramını tıbbi bilgi düzeyine göre değerlendirmek; yetki tüzük ölçütüne bağlıdır ve gebelik süresine göre değişir.
  • Cezasızlık hükmünü gebelik süresinden bağımsız uygulamak; yirmi hafta sınırı ve rızanın birlikte aranması gerekir.
  • Cezasızlık hükmünde hastane ortamı ve uzman hekim şartını ihmal etmek; bu şart olmadan cezasızlık uygulanmaz.
  • Birinci fıkra ile ağırlaşmış hâlleri birbirinden ayırmadan ceza üst sınırını belirlemek; zarar ve ölüm hâllerinde ayrı aralık uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rızaya dayalı düşürtmenin on haftayı doldurmamış hâllerde de rıza tipikliği ortadan kaldırabilen bir unsur olarak değerlendirildiği ve beşinci fıkranın yetkisiz kişi hâlinde yine suç oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/330 E., 2017/536 K., 12.12.2017)
  • Yetkili olmayan kişinin işlediği suçta beşinci fıkra uyarınca cezanın artırılması hâli, sadece tüzük kapsamındaki yetkiyle sınırlı tutulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2016/330 E., 2017/536 K., 12.12.2017)
  • Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebeliğin kapsamında, cezasızlık hükmünün şartlarının (süre ve rıza) birlikte aranması kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/31619 E., 23.07.2020)
  • Mağduriyetten gelen gebeliklerde cezasızlık hükmünün uygulanabilmesi için hastane ortamında uzman hekim tarafından sonlandırmanın yapılması aranmaktadır. (Genel Kurul, 2017/31619 E., 23.07.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren tarafın (savcılık veya müşteki) rızasızlık, gebelik süresi, tıbbi zorunluluğun yokluğu ve yetkisizlik unsurlarını ispat yükü altındadır.
  • Gebelik süresi, muayene raporu, ultrason ve hastane kayıtları gibi tıbbi belgelerle ispatlanır; süre tartışmalıysa bilirkişi incelemesi gerekir.
  • Tıbbi zorunluluğun varlığını iddia eden fail, bu savunmayı tıbbi belgelerle ispatlamak zorundadır.
  • Kadının rızasının bulunduğunu iddia eden fail, rızanın kadın tarafından özgür iradeyle verildiğini ispatlamalıdır.
  • Mağdur suç sonucu gebelikte cezasızlık hükmünden yararlanmak isteyen kişi, suçun işlendiğini gösteren bir belge veya karar ve kadının rızasını ortaya koymalıdır.
  • Yetkisizlik hâlinde savunma, failin tüzük kapsamında yetkili olduğunu belgelerle ispatlamak durumundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.100: Gebe kadının kendi eliyle düşürmesini düzenler; bu madde ise gebe kadın dışındaki faili düzenler. İki madde birlikte düşürme suçlarının failini ayırır.
  • 5237 m.101: Kısırlaştırma suçunu düzenler; bu madde ile aynı bölümde yer alır ancak kapsamı farklıdır.
  • 5237 m.37: Teşebbüs hükümlerini içerir ve çocuk düşürtme suçunun teşebbüs hâlinde cezalandırılmasında uygulanır.
  • 5237 m.38: Azmettirme hâlinde failin sorumluluğunu düzenler; kürtaj yaptırılmasında doktora baskı yapan kişiler bu hükme göre sorumlu tutulabilir.

TCK m.100 — Çocuk düşürme

Madde, gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının, çocuğunu isteyerek düşürmesi fiilini ve bu fiile verilecek cezayı düzenler. Fail, cenini taşıyan gebe kadındır; suç özgü suçtur. Madde, çocuğun düşürtülmesini (yetkisiz kişi tarafından düşürtme) düzenlemez (m.99). Madde, kadının mağduru olduğu suç sonucu gebe kalması halindeki cezasızlık nedenini düzenlemez (m.99 ve m.100 bağlamında ayrıca 5237 sayılı Kanun'un ilgili hükmü). Düşürtme fiilinde rızanın etkisi, nitelikli haller ve iştirak kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.99, m.100'ün yanı sıra genel hükümler). Suçun soruşturma ve kovuşturma usulü ile zamanaşımı da bu maddede düzenlenmez.

Çocuk düşürme: hangi kavramlar bilinmeli?

Özgü suç
Yalnız belirli bir niteliğe sahip kişinin faili olabildiği suçtur. Bu maddede fail, cenini taşıyan gebe kadındır; başka bir kişi bu suçun faili olamaz.
Cenin
Rahimde gelişmekte olan, henüz doğmamış insan varlığıdır. Suçun konusu budur; çocuk kavramından ayrılır, çünkü kişilik tam ve sağ doğumla başlar.
Gebelik süresi
Gebeliğin başlangıcından itibaren geçen haftalarla ölçülen süredir. Madde, bu sürenin on haftayı aşmasını aradığı için hareketin cezalandırılması bu ölçüye bağlıdır.
Çocuğun düşmesi
Cenin ile gebe kadın arasındaki yaşamsal bağın sona ermesidir. Suçun neticesi budur ve hareketle arasında nedensellik bağı aranır.
Adli para cezası
Maddede hapis cezasına alternatif olarak öngörülen yaptırımdır. Hâkim, hapis yerine adli para cezasını tercih edebilir.

Çocuk düşürme: hangi şartlar aranır?

  • Fail, cenini taşıyan gebe kadın olmalıdır; bu suç özgü suç olduğundan başka bir kişi doğrudan fail olamaz.
  • Gebelik süresi on haftadan fazla olmalıdır; on hafta ve altındaki gebeliklerde bu madde uygulanmaz.
  • Fail, çocuğunu düşürmek amacıyla hareket etmelidir; hareket, çocuğun düşmesini sağlamaya yönelik bir eylem olmalıdır.
  • Fiil, isteyerek, yani kasten işlenmelidir; taksirle işlenmesi mümkün değildir.
  • Hareket sonucunda çocuk düşmelidir; düşme gerçekleşmezse teşebbüs hükümleri uygulanır.

Çocuk düşürme: hangi sonuçları doğurur?

  • Gebelik süresi on haftadan fazla iken kadın, çocuğunu isteyerek düşürürse bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Gebelik süresi on hafta veya daha az ise bu madde uygulanmaz; fiil bu madde kapsamında suç değildir.
  • Düşürme gerçekleşmezse ancak hareket başlamışsa teşebbüs hükümleri uygulanır.
  • Kasten işlenebilen suç olduğundan taksirle işlenen fiil bu madde kapsamında cezalandırılmaz.
  • Kadına yardım eden, ilaç temin eden veya teşvik eden kişi, madde 100 kapsamında doğrudan fail olmaz; iştirak hükümleri uyarınca sorumlu olur.

Madde 100 ile madde 99 (çocuk düşürtme) arasındaki fark nedir?

Madde 100'de fail yalnızca gebe kadındır ve kadının kendi çocuğunu düşürmesi cezalandırılır.

Madde 99'da fail, gebe kadın dışındaki herkestir ve kadının rızası geçerli sayılmaz.

Aynı gebelik süresi sınırı için iki ayrı suç söz konusudur; kadının kendi fiili m.100'e, başkasının fiili m.99'a girer.

On hafta ve altı ile on haftadan fazla gebelik arasındaki fark nedir?

On hafta ve altındaki gebeliklerde kadının çocuğunu düşürmesi bu madde kapsamında suç değildir.

Gebelik süresi on haftayı aşan durumda hareket bu madde kapsamında suç oluşturur.

Sürenin tespiti ceza sorumluluğu için belirleyicidir; süre aşılmadan yapılan fiil suç değildir.

Kadının fiili ile iştirak eden üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Gebe kadın, kendi fiiliyle doğrudan fail olarak sorumlu tutulur.

Kadına yardım eden, ilaç temin eden veya teşvik eden kişi suça iştirak eder.

İştirak eden kişi, özgü suçun faili olamaz; yalnız azmettiren veya yardım eden olarak cezalandırılır.

Çocuk düşürme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gebelik süresini hesaplamak için haftayı yanlış tespit etmek; on haftanın tam aşılıp aşılmadığını dikkate almadan karar vermek.
  • Kadının kendi fiilini m.99 kapsamında değerlendirmek; m.100'ün özgü suç niteliğini gözden kaçırmak.
  • Kadına ilaç temin eden veya teşvik eden kişiyi doğrudan fail saymak; onun iştirak hükümleriyle sorumlu tutulacağını unutmak.
  • Taksirle düşürme fiilini bu madde kapsamında cezalandırmak; kasten işlenebilen suç olduğunu gözden kaçırmak.
  • Hazırlık hareketlerini teşebbüs sayıp cezalandırmak; teşebbüsün icra hareketine başlanmasını aramayı unutmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gebelik süresinin on haftayı aşıp aşmadığı, suçun oluşması bakımından esas alınmakta; süre aşılmadan yapılan fiiller bu madde kapsamında değerlendirilmemektedir. (Genel Kurul, 2016/24616 E., 03.05.2019)
  • Mahkemeler, sanığın fiilinin çocuk düşürme suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendirirken, dosyadaki tıbbi bilgi ve ifadeleri birlikte inceleyerek karar vermektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/9947 E., 2024/1891 K., 06.03.2024)
  • Çocuk düşürme suçunda cezanın hesaplanmasında, adli para cezası miktarının kanundaki gün sayısı ve günlük tutar çarpımına göre belirlendiği ve bu hesabın hatalı yapıldığı durumlarda bozma sebebi sayıldığı görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2023/2674 E., 2023/7705 K., 30.10.2023; 4. Ceza Dairesi, 2023/12824 E., 2023/22631 K., 17.10.2023; 4. Ceza Dairesi, 2022/14636 E., 2022/25743 K., 20.12.2022)
  • Bu madde kapsamındaki fiilin mağdur hakkında başka bir suçu oluşturup oluşturmadığı, somut olaya göre ayrıca değerlendirilmekte; bazı kararlarda m.100 indiriminin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/1383 E., 2023/6356 K., 20.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Gebelik süresinin on haftayı aşmış olduğunu iddia eden taraf, bunu tıbbi kayıt, muayene raporu veya ultrason gibi belgelerle ispatlamalıdır; süre tespiti bilirkişi incelemesiyle yapılabilir.
  • Fiilin isteyerek işlendiği, yani kasten yapıldığı iddia eden tarafça ispatlanmalıdır; kast, fiilin koşullarından ve tanık ifadelerinden çıkarılabilir.
  • Kadının çocuğunu düşürmediği veya gebelik süresinin on hafta ve altında olduğu savunmasını yapan sanık, bu savunmasını ispat etmekle yükümlü değildir; ancak savunmasını destekleyen delil sunması yararına olur.
  • Yardım eden veya teşvik eden kişinin iştirakini iddia eden taraf, bu kişinin fiile katkısını tanık veya yazılı delille ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.99: Gebe kadın dışındaki kişinin çocuk düşürtmesini düzenler; kadının rızası geçerli değildir. Kadına yardım eden üçüncü kişinin sorumluluğu bu madde ile ayrışır.
  • 5237 sayılı Kanun m.35: Düşürme neticesinin gerçekleşmediği hallerde teşebbüs hükümlerinin uygulanmasını sağlar.
  • 5237 sayılı Kanun m.82: Gebelik süresi aşılmış ve cenin düşmüşse, fiilin kasten öldürme suçunu oluşturması ihtimalinde ilgili hükümle sınırlandırılır; bu, uygulamada tartışılan bir ayrımdır.

TCK m.101 — Kısırlaştırma

Madde, bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştırma fiilini (birinci fıkra) ve rızaya dayalı olsa bile kısırlaştırmanın yetkisiz bir kişi tarafından yapılmasını (ikinci fıkra) suç olarak düzenler; birinci fıkradaki fiilin yetkisiz kişi tarafından işlenmesini nitelikli hal olarak öngörür. Kısırlaştırma yapma yetkisinin kapsamı ise 2827 sayılı Kanun ve Tüzük hükümlerine bağlıdır. Madde, hekim olmayan kişilerin kasten yaralama niteliğindeki fiilleri, kasten yaralama suçunun (m.86) ve ağır neticeli hallerinin (m.87) kapsamında kalır; bu konuda düzenleme yapmaz. Kısırlaştırmanın yetkili hekimce, rızaya dayalı ve kurallara uygun yapılması bakımından madde bir yükümlülük getirmez; bu koşullar 2827 sayılı Kanunda düzenlenmiştir. Kasten yaralama suçu (m.86), ağır neticeli suçlar (m.87), zincirleme suç (m.43) ve hukuka uygunluk sebepleri (m.25, m.26) bu maddede değil, ilgili maddelerinde düzenlenmiştir.

Kısırlaştırma: hangi kavramlar bilinmeli?

Kısırlaştırma
Bir erkek veya kadının çocuk yapma yeteneğinin tıbbi bir müdahale ile geri dönüşümsüz biçimde ortadan kaldırılmasıdır. Tedavi amacı taşımayan, doğum kontrolüne yönelik bir müdahaledir.
Yetkili kişi
Kısırlaştırma işlemini yapmaya yetkili olan, uzmanlık alanı itibarıyla 2827 sayılı Kanun ve Tüzük'te belirlenmiş hekimdir. Hekim olması tek başına yeterli değildir; uzmanlık alanının da uygun olması gerekir.
Rıza
Kısırlaştırılan kişinin, müdahalenin niteliğini ve sonuçlarını bilerek verdiği onaydır. Birinci fıkrada rıza fiili suç olmaktan çıkarır, ikinci fıkrada ise yetkisiz kişi bakımından hukuki değer taşımaz.
Nitelikli hal
Birinci fıkradaki temel fiilin, yetkili olmayan bir kişi tarafından ve rıza olmaksızın işlenmesi durumudur. Cezayı üçte bir oranında artırır.

Kısırlaştırma: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin, bir erkek veya kadın üzerinde çocuk yapma yeteneğini ortadan kaldıracak tıbbi bir müdahale olarak gerçekleşmesi gerekir.
  • Birinci fıkra bakımından kişinin rızasının bulunmaması gerekir; rızanın 2827 sayılı Kanun ve Tüzük'e uygun olarak geçerli olması aranır.
  • Birinci fıkranın temel şekli bakımından failin kısırlaştırma işlemini yapmaya yetkili olması gerekir; yetkisiz kişi bu fıkrada nitelikli hali oluşturur.
  • İkinci fıkra bakımından rıza bulunsa bile fiilin yetkisiz bir kişi tarafından işlenmiş olması gerekir.
  • Failin, rızanın yokluğunu veya yetkisizliğini bilmesi gerekir; taksirle işlenemez.
  • Kısırlaştırma fiilinin neticesi, yani çocuk yapma yeteneğinin ortadan kalkması gerçekleşmelidir; bu gerçekleşmezse teşebbüs söz konusu olur.

Kısırlaştırma: hangi sonuçları doğurur?

  • Yetkili bir hekim tarafından rıza olmaksızın yapılan kısırlaştırma, birinci fıkranın temel şekli olarak üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Fiil yetkisiz bir kişi tarafından işlenirse birinci fıkradaki ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Rızaya dayalı olsa bile yetkisiz kişi tarafından yapılan kısırlaştırma, ikinci fıkra uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Rıza, birinci fıkra bakımından fiili suç olmaktan çıkarır; ancak rızanın 2827 sayılı Kanun ve Tüzük'e uygun olması gerekir.
  • Kısırlaştırma neticesi, yani kişinin ölümü veya bedensel zarar doğarsa fail netice sebebiyle ağırlaşmış suçtan sorumlu olur ve bu durumda m.101 ayrıca uygulanmaz.
  • Kısırlaştırma neticesi gerçekleşmezse fiil teşebbüs olarak değerlendirilir.
  • Taksirle işlenmesi cezalandırılmaz.
  • Hukuka uygunluk sebepleri bakımından, kısırlaştırmanın meşru savunma, görevin ifası veya hakkın kullanılması kapsamında kalması zor görünmektedir.

Temel hal ile nitelikli hal (birinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Yetkili hekim tarafından rıza olmaksızın yapılan kısırlaştırma temel hali oluşturur.

Yetkisiz kişi tarafından rıza olmaksızın yapılan kısırlaştırma nitelikli haldir.

Temel halde üç yıldan altı yıla kadar hapis; nitelikli halde ceza üçte bir oranında artırılır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkrada rıza yoksa fiil suçtur; rızanın varlığı fiili suç olmaktan çıkarır.

İkinci fıkrada rıza olsa bile fail yetkisizse fiil suçtur; rızanın hukuki değeri yoktur.

İkinci fıkra, rıza bulunduğu hâlde yetkisizliği cezalandırır; ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Yetkili hekim ile yetkisiz kişi arasındaki fark nedir?

Yetki, 2827 sayılı Kanun ve Tüzük'te belirlenen uzmanlık alanına sahip hekimde aranır.

Hekim olmayan kişi ya da uzmanlık alanı uygun olmayan hekim yetkisizdir.

Yetkisiz kişinin rıza olmaksızın yaptığı fiil nitelikli hal; rızalı yaptığı fiil ikinci fıkra suçudur.

Kısırlaştırma ile kasten yaralama (m.86-87) arasındaki fark nedir?

Kısırlaştırma, tedavi amacı taşımayan ve yetkili olmayan kişide çocuk yapma yeteneğinin kaybına yol açan fiildir.

Hekim olmayan kişinin kısırlaştırma amacı taşıyan fiili, genel kasten yaralama hükümlerine tabidir.

Hekim olmayan kişinin fiili kasten yaralama (m.86) ya da netice sebebiyle ağırlaşmış hal (m.87/2-c) kapsamında değerlendirilir; kısırlaştırma neticesi doğmuşsa m.87 uygulanır ve m.101 ayrıca uygulanmaz.

Kısırlaştırma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkrada temel halin herkes tarafından işlenebileceğini sanmak; temel halin faili yalnızca yetkili kişi olabilir, yetkisiz kişi nitelikli halden sorumlu tutulur.
  • Rızayı her hâlde fiili suç olmaktan çıkaran bir unsur saymak; ikinci fıkrada rıza hukuki değer taşımaz.
  • Hekim olmayan kişinin fiilini m.101 kapsamında değerlendirmek; neticesi doğmuş fiilde m.87 uygulanır ve m.101 ayrıca uygulanmaz.
  • Taksirli kısırlaştırmayı cezalandırılabilir saymak; suç taksirle işlenemez.
  • Kısırlaştırma için yetkisi olmayan hekim ile yetkisiz kişiyi ayırt etmemek; uzmanlık alanı da yetkiyi belirler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kısırlaştırma işleminin hekim tarafından kişinin rızasına dayanarak yapılması ve hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi aranır; aydınlatma yapılmadan gerçekleşen müdahalede hekimin sorumluluğu gündeme gelir. (9. Ceza Dairesi, 2022/14682 E., 2023/946 K., 28.02.2023)
  • Kısırlaştırmanın zincirleme suç olarak işlenmesi, yalnızca ilk fiil teşebbüs aşamasında kalırsa mümkün kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Kısırlaştırma fiilini iddia eden taraf, failin yetkili olup olmadığını ve rızanın bulunup bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür; rızanın yokluğu bakımından savcılık ilgili belgeleri ve bilirkişi raporunu kullanır.
  • Hekimin yetkisi, uzmanlık belgesi ve Tüzük'te belirlenen uzmanlık alanına göre değerlendirilir; uzmanlık alanı uygun değilse yetkisizlik ileri sürülebilir.
  • Rıza bakımından 2827 sayılı Kanun uyarınca yazılı onay, reşit olma durumu ve evli kişilerde eşin rızası belgelerle ispatlanır.
  • Failin rızanın yokluğunu veya yetkisizliği bildiği, olası kastla işlenemeyeceği için tam ve kesin bilgiyle ispatlanmalıdır; hata savunması ileri süren taraf bunu ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.86: Hekim olmayan kişinin kısırlaştırma amacıyla yaptığı fiil, kasten yaralama olarak bu madde kapsamında değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.87: Kısırlaştırma neticesinin doğması halinde netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri uygulanır ve bu durumda m.101 ayrıca uygulanmaz.
  • 5237 sayılı Kanun m.43: Kısırlaştırmanın zincirleme suç olarak işlenmesi mümkün olup, kasten yaralama bakımından öngörülen istisna bu suç bakımından uygulanmaz.
  • 5237 sayılı Kanun m.30: Rızanın yokluğu veya yetkisizlik konusundaki yanılgı, maddi unsurlarda hata hükümlerine göre değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.26: Rıza, hukuka uygunluk sebebi olarak düzenlenmiştir; kısırlaştırma bakımından rızanın etkisi bu madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.25: Zorunluluk hali kusurluluğu kaldırdığından, koşulları oluşan failin kısırlaştırma nedeniyle cezalandırılmaması sonucunu doğurur.
  • 5237 sayılı Kanun m.53: Hapis cezasına mahkûmiyet halinde belirli hakların kullanılmasından yoksun bırakma uygulanabilir.
  • 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun: Kısırlaştırmanın yetkili kişi, rıza ve tıbbi koşulları bu kanunda düzenlenmiştir; madde metni bu koşullara atıf yapar.

TCK m.102 — Cinsel saldırı

5237 sayılı TCK'nın 102. maddesi, cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmesi olan cinsel saldırı suçunun temel şeklini, sarkıntılık düzeyindeki hafif şeklini, vücuda organ veya cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli hali, nitelikli hallerin (savunmasız kişi, nüfuz, hısımlık, silah veya birden fazla kişi, toplu yaşam ortamı) cezayı artıran etkisini, neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali ve mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halindeki cezayı düzenler. Madde, failin ve mağdurun cinsiyeti bakımından bir sınırlama getirmez ve suç genel kasta bağlı bir suç olarak düzenlenmiştir. Madde cinsel davranışın tanımını, cinsel istismarı (m.103), cinsel tacizi (m.105), cebir ve tehditle işlenen fiilin ayrıntılı tipini, fiil sırasında kişi hürriyetinin kısıtlanmasını (m.109) ve konut dokunulmazlığının ihlalini düzenlemez. Ayrıca kasten yaralama (m.86) ve işkence (m.94) suçlarının ayrıntılı hükümleri ile zincirleme suç ve içtima hükümleri (m.43, m.44, m.53) bu maddede yer almaz. Kovuşturma usulüne ilişkin uzlaşma ve şikayet süreleri de başka hükümlere bağlıdır."

Cinsel saldırı: hangi kavramlar bilinmeli?

Cinsel davranış
Cinsel arzuları tatmin amacı taşıyan ve objektif olarak şehvani nitelik gösteren hareketlerdir. Failin arzusunun fiilen tatmin edilmiş olması gerekmez.
Vücut dokunulmazlığının ihlali
Failin mağdurun bedenine temas ederek cinsel davranışta bulunmasıdır. Temas doğrudan dokunma, sürtünme ya da bir cisim aracılığıyla gerçekleşebilir.
Sarkıntılık
Vücut dokunulmazlığının ani bir hareketle ihlal edilmesi ve süreklilik göstermemesidir. Bedensel temasın bir süre devam etmemesi bu düzeyi belirler ve madde ikinci cümlesindeki hafif ceza bu hale uygulanır.
Vücuda organ veya cisim sokma
Vajinal, anal veya oral yoldan bir organın ya da başka bir cismin vücuda ithal edilmesidir. Bu nitelikli hal için davranışın cinsel arzuyu tatmin amacı taşıması aranmaz.
Toplu yaşama zorunluluğu
İnsanların birlikte yaşamak zorunda oldukları ortamlardır. Bu hali kapsamak için yalnız kalabalık bir yerde bulunmak yeterli değildir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal
Cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır sonuçlarına neden olmasıyla oluşan haldir. Bu durumda kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır.

Cinsel saldırı: hangi şartlar aranır?

  • Failin cinsel davranışla mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etmesi gerekir; temel suç için bu davranış tek bir hareket olarak da yeterlidir.
  • Temel şekil için mağdurun şikâyetinin bulunması gerekir; şikâyet yoksa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
  • Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel davranışta birinci fıkranın ikinci cümlesindeki hafif ceza uygulanır; bu halde bedensel temasın süreklilik göstermemesi gerekir.
  • Nitelikli halde fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekir ve bu durumda şikâyete bağlılık aranmaz; eşe karşı işlenen halde ise şikâyet aranır.
  • Üçüncü fıkrada sayılan hallerden birinin bulunması gerekir; bunlar savunamayacak kişi, nüfuzun kötüye kullanılması, üçüncü derece dahil hısımlık veya üvey ilişkiler, silah ya da birden fazla kişi, toplu yaşama ortamından yararlanmadır.
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal için cinsel saldırı için kullanılan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticesine yol açması gerekir.
  • Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi için fiil ile sonuç arasında nedensellik bağı bulunması gerekir.

Cinsel saldırı: hangi sonuçları doğurur?

  • Cinsel davranışla vücut dokunulmazlığı ihlal edilip sarkıntılık düzeyinde kalmazsa beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir ve bu suç mağdurun şikâyetine bağlıdır.
  • Cinsel davranış sarkıntılık düzeyinde kalırsa iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir ve bu hal de şikâyete bağlıdır.
  • Fiil vücuda organ veya sair bir cisim sokularak işlenirse on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezası verilir.
  • Organ veya cisim sokma fiili eşe karşı işlenirse soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır; şikâyet yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Üçüncü fıkradaki nitelikli hallerden biri bulunursa birinci ve ikinci fıkraya göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
  • Cebir ve şiddet kasten yaralama suçunun ağır neticesine neden olursa ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
  • Suç sonucunda mağdur bitkisel hayata girer veya ölürse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
  • Nitelikli hal yalnız kalabalık bir ortam bulunması ile gerçekleşmez; toplu yaşama zorunluluğu bulunan ortamda işlenmesi gerekir.

Temel şekil ile sarkıntılık arasındaki fark nedir?

Temel şekilde bedensel temas bir süre devam eder ve cinsel davranış süreklilik taşır.

Sarkıntılıkta temas ani gerçekleşir ve süreklilik göstermez.

Temel şekil beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile, sarkıntılık ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Temel şekil ile organ veya cisim sokma arasındaki fark nedir?

Temel şekil cinsel davranışın vücut dokunulmazlığını ihlal etmesidir ve failin cinsel arzu taşıması aranır.

Nitelikli şekil vücuda organ veya cisim sokulmasıdır ve davranışın cinsel arzu taşıması şart değildir.

Nitelikli halde on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezası verilir ve şikâyet aranmaz; eşe karşı işlenirse şikâyet gerekir.

Eşe karşı ile diğer haller (nitelikli şekil) arasındaki fark nedir?

Organ veya cisim sokma fiilinin eşe karşı işlenmesidir.

Aynı fiilin eş dışındaki kişiye karşı işlenmesidir.

Eşe karşı işlenen halde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır; diğer hallerde re'sen soruşturulur.

Üçüncü fıkra hali ile temel ceza arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkradaki hallerden biri, örneğin silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme, söz konusudur.

Bu hallerin hiçbiri yoktur ve fiil yalnız birinci veya ikinci fıkraya göre değerlendirilir.

Nitelikli hal bulunursa birinci veya ikinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

Toplu yaşama ortamı ile kalabalık arasındaki fark nedir?

Kışla, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu veya hastane gibi insanların zorunlu olarak birlikte yaşadığı ortamda işlenme söz konusudur.

Konser, maç veya miting gibi geçici bir kalabalık içinde işlenme söz konusudur.

Birinci durumda üçüncü fıkra bendi uygulanır ve ceza yarı oranında artırılır; ikinci durumda bu bent uygulanmaz.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal ile bitkisel hayat veya ölüm arasındaki fark nedir?

Cebir ve şiddet kasten yaralama suçunun ağır neticesine yol açmıştır.

Suç sonucunda mağdur bitkisel hayata girmiş veya ölmüştür.

Birinci durumda kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır; ikinci durumda beşinci fıkraya göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Cinsel saldırı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sarkıntılık ile temel şekli ayırırken temasın süresini değil, yalnız fiilin cinsel niteliğini esas almak; sarkıntılıkta temasın ani ve süreksiz olması gerekir.
  • Organ veya cisim sokma halinde cinsel arzunun tatmininin aranacağını düşünmek; bu nitelikli halde bu unsur aranmaz.
  • Eşe karşı işlenen organ veya cisim sokma fiilinde şikâyet şartını unutmak ya da bu şartı temel şekle de uygulamak.
  • Konser, maç veya miting gibi geçici kalabalıkları üçüncü fıkra (e) bendindeki toplu yaşama ortamı saymak; bu bent yalnız insanların zorunlu olarak birlikte yaşadığı ortamları kapsar.
  • Birden fazla dokunmayı her biri ayrı cinsel saldırı sayarak zincirleme suç hükmü uygulamak; tek cinsel davranış veya tek fiil değerlendirmesi gerekir.
  • Ağır neticeli hal ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali karıştırmak; kasten yaralama hükümleri yalnız cebir ve şiddetin ağır sonucu için uygulanır.
  • Ağırlaştırılmış müebbet cezasını yalnız mağdurun ölümüne bağlamak; bitkisel hayata girme de bu cezayı doğurur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sarkıntılık ayrımında temasın süreklilik gösterip göstermediği esas alınmakta, kalabalık bir ortamda arkadan yapılan ani bir dokunmanın sarkıntılık sayıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023)
  • Vücut dokunulmazlığının ihlali bakımından tek bir cinsel davranışın yeterli olduğu, birden fazla dokunmanın tek fiil olarak değerlendirileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023)
  • Birden fazla kişinin müşterek fail olarak işlediği hallerde her failin hareketinin ayrı ayrı değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023)
  • Sarkıntılık düzeyindeki bir fiilin 102/1-2. cümle ve 102/3-b uyarınca cezalandırılmasının uygulamada kabul edildiği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023)
  • Ağırlaştırılmış müebbet cezası için mağdurun ölümü ya da bitkisel hayata girmesi ile fiil arasında nedensellik bağının bulunması aranmaktadır. (Genel Kurul, 2014/19112 E., 17.05.2018)
  • Lehe kanun değişikliğinden önce işlenen fiillerde, değişiklik öncesi 102/5 hükmünün uygulanamayacağı ve lehe olan yeni hükmün uygulanacağı kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2025/398 E., 2025/8134 K., 22.10.2025)
  • Nitelikli cinsel saldırının eşe karşı işlenmesi ile yapılan birden fazla nitelikli hal bir arada bulunduğunda 102/3-d uygulanarak artırım yapılmasının kabul edildiği görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/8985 E., 2025/3916 K., 14.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyete bağlı temel suç ve sarkıntılık halinde şikâyetin varlığını ileri süren mağdur veya temsilcisidir; şikâyetin geçerli olarak yapıldığını kanıtlamak savcılık ve mahkemenin görevidir.
  • Cinsel davranışın ve vücut dokunulmazlığının ihlalinin ispatı için mağdurun beyanı, tanık anlatımları ve fiziksel izlerin tespitini gösteren tıbbi raporlar kullanılır.
  • Sarkıntılık ile temel şekil arasındaki ayrımda temasın süresi ispat konusudur; bu süreyi iddia eden taraf kanıtlamakla yükümlüdür.
  • Organ veya cisim sokulduğu iddiasında bu fiilin ispatı tıbbi muayene ve uzman raporu ile yapılır; sanığın aksini savunması halinde bu savunmayı ispatlaması gerekir.
  • Nitelikli halin (savunamayacak kişi, hısımlık, silah, birden fazla fail, toplu yaşama ortamı) varlığını iddia eden taraf bu unsurun varlığını belge veya tanık ile ortaya koymak zorundadır.
  • Ölüm veya bitkisel hayat sonucunda ağırlaştırılmış hal için, fiil ile sonuç arasındaki nedensellik bağı bilirkişi raporu ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.103: Çocuğun cinsel istismarını düzenler; mağdur çocuk ise bu madde yerine uygulanır ve ayrım mağdurun yaşına göre yapılır.
  • 5237 sayılı Kanun m.105: Cinsel taciz suçunu düzenler; fiziksel temas bulunmayan cinsel davranışlar bu maddeye girer ve 102 ile ayrım fiziksel temas ölçütüne dayanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.109: Cinsel saldırı fiilinin dışında mağdurun özgürlüğünün kısıtlanması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrıca ceza verilmesini sağlar.
  • 5237 sayılı Kanun m.86: Cebir ve şiddetin neticesi sebebiyle ağırlaşmış haldeki kasten yaralama hükümlerini tanımlar; 102/4 bu hükmün ayrıca uygulanacağını belirtir.
  • 5237 sayılı Kanun m.94: Cinsel saldırı fiillerinin kullanılması suretiyle işkence işlenirse faile her iki suçtan ayrı ceza verilmesi hükmünün dayanağıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.43: Zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı durumlarda, birden fazla cinsel saldırı fiilinin değerlendirilmesinde başvurulur.
  • 5237 sayılı Kanun m.44: Aynı fiille birden fazla suç oluştuğunda fikri içtima hükümlerinin uygulanmasını düzenler; cinsel saldırı ile konut dokunulmazlığı ihlali gibi hallerde kullanılır.

TCK m.103 — Çocukların cinsel istismarı

5237 sayılı Kanun'un 103. maddesi, çocuğun cinsel yönden istismarı suçunun temel şeklini, sarkıntılık düzeyindeki hâlini, on iki yaşını tamamlamamış mağdura ilişkin ceza alt sınırını, şikâyete bağlı olma koşulunu, cinsel istismarın tanımını, vücuda organ veya cisim sokma hâlini, seçimlik nitelikli halleri, cebir veya tehdit ile silah kullanımının nitelikli hâlini, ağır neticeli kasten yaralama ile ölüm veya bitkisel hayat sonucunu düzenler. Madde, mağdurun 18 yaşını doldurmamış çocuk olduğu hâllerde ve failin herkes olabildiği durumlarda uygulanır. Cinsel saldırı suçunu (m.102), cinsel tacizi (m.105), fail çocuksa uygulanacak özel usul ve yaptırım hükümlerini (ör. çocuk hakkında koruma tedbirleri) düzenlemez. Uzlaşma ve zamanaşımı gibi usul yönleri ile suçun içtima ve zincirleme suç hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Çocukların cinsel istismarı: hangi sonuçları doğurur?

  • Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Cinsel istismar sarkıntılık düzeyinde kalırsa fail 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.
  • Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismarda 10 yıldan, sarkıntılıkta 5 yıldan az olamaz.
  • Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır; şikâyet yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokularak gerçekleştirilmesi hâlinde en az 16 yıl hapis verilir; mağdur on iki yaşın altındaysa en az 18 yıl hapis verilir.
  • Seçimlik nitelikli haller (birden fazla kişi, toplu yaşam ortamı, üçüncü dereceye kadar hısımlık veya üvey ana-baba-kardeş ya da evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren ya da koruma yükümlülüğü bulunan kişi, kamu görevi veya hizmet ilişkisinin nüfuzu) gerçekleşirse verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Cebir veya tehditle ya da silah kullanılarak (a ve b bentlerindeki çocuklar bakımından) işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
  • Cinsel istismar için kullanılan cebir ve şiddet kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olursa kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır.
  • Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
  • Cinsel istismar sayılan davranışın tanımında 15 yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı rıza geçerli değildir; bu hâllerde cebir, tehdit veya hile aranmaz.

Cinsel istismar ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?

Cinsel istismarda mağdur çocuktur ve 15 yaşını tamamlamamış ya da algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı her türlü cinsel davranış suç olur; rıza geçerli değildir.

Cinsel saldırıda (m.102) mağdur erişkindir ve fail, cebir, tehdit veya hile ile vücut dokunulmazlığını ihlal etmelidir; rıza ceza sorumluluğunu kaldırır.

15 yaş altı çocuk için cebir veya hile aranmaz; rızanın varlığı fiili suç olmaktan çıkarmaz.

15 yaşını tamamlamış çocuk ile 15 yaşını tamamlamamış çocuk arasındaki fark nedir?

15 yaşını tamamlamış ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilen çocuğa karşı suçun oluşması için cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden aranır.

15 yaşını tamamlamamış çocuk, ya da algılama yeteneği gelişmemiş çocuk için cinsel davranış kendiliğinden yeterlidir.

İki grupta da suçun unsuru farklıdır; cebir ya da tehdit birinci grupta nitelikli hal, ikinci grupta unsurdur.

Temel hal ile sarkıntılık düzeyinde kalan hal arasındaki fark nedir?

Cinsel davranış vücut dokunulmazlığını ihlal eden düzeyde gerçekleşmişse temel hal uygulanır.

Cinsel istismar sarkıntılık düzeyinde kalmışsa hafif hal söz konusudur.

Temel hal 8 yıldan 15 yıla kadar hapis; sarkıntılık hâli 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Sarkıntılık hâlinde fail çocuksa soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

On iki yaş altı mağdur ile diğer mağdur arasındaki fark nedir?

Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde ceza alt sınırı ayrıca yükseltilmiştir.

Mağdurun on iki yaşını tamamlamış olması hâlinde genel alt sınırlar geçerlidir.

On iki yaş altında istismar için en az 10 yıl, sarkıntılık için en az 5 yıl hapis verilir; vücuda cisim sokma hâlinde ceza en az 18 yıldır.

Vücuda organ veya cisim sokma ile diğer cinsel istismar arasındaki fark nedir?

Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokularak gerçekleştirilmesi nitelikli hâldir.

Diğer cinsel davranışlar temel hâl kapsamında kalır.

En az 16 yıl hapis verilir; mağdur on iki yaşın altındaysa en az 18 yıl hapis gerekir.

Yarı oranında artırılan hal ile ağırlaştırılmış müebbet hâli arasındaki fark nedir?

Seçimlik nitelikli haller (birlikte işleme, toplu yaşam ortamı, hısımlık, vasi veya bakıcı gibi yükümlülük sahipleri, kamu görevi nüfuzu) ile cebir veya tehdit ya da silah kullanımı hâlinde ceza yarı oranında artırılır.

Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ceza ağırlaştırılmış müebbet hapistir.

Yarı oranı artırım bu hallerde kademelidir; ölüm veya bitkisel hayat sonucu ayrı ve daha ağır bir yaptırım öngörülmüştür.

Ağır neticeli kasten yaralama ile ölüm veya bitkisel hayat sonucu arasındaki fark nedir?

Cinsel istismar için kullanılan cebir ve şiddet kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olursa kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır.

Suç sonucu bitkisel hayat veya ölüm meydana gelirse 103/6 uygulanır.

Cebir veya şiddetle yaralama ayrı bir suç olarak değerlendirilir; ölüm veya bitkisel hayat hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis gerekir.

Çocukların cinsel istismarı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 15 yaşını tamamlamış çocuğun rızasını, 15 yaş altındaki çocuklar için geçerli kabul etmek; 15 yaş altında rızanın hiçbir zaman geçerli olmadığını gözden kaçırmak.
  • Cebir, tehdit veya hileyi 15 yaş altı çocuklar için de unsur saymak; bu yaş grubunda cebir veya tehdit nitelikli haldir, unsur değildir.
  • Mağdurun yaşını suç tarihi yerine yargılama tarihine göre belirlemek.
  • Madde metnindeki 12 yaş altı alt sınırını, 103/1 ve 103/2 için yalnızca bir kez uygulamak; istismar ve sarkıntılık için ayrı alt sınırların ayrı ayrı hesaplanmasını gözden kaçırmak.
  • 6545 ve 6763 değişiklikleri öncesi metinle, bugünkü metni karıştırmak; 2016 değişikliğinden sonra on iki yaş ölçütünün ceza alt sınırını etkilediğini atlamak.
  • Seçimlik nitelikli hallerle cebir/tehdit nitelikli halini birlikte uygulayıp yarı oranı iki kez artırmak; bunun yerine ceza yalnızca bir kez yarı oranında artırılır.
  • Sarkıntılık düzeyindeki suçun failinin çocuk olması hâlinde şikâyet koşulunu aramamak; bu durumda soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır.
  • Cinsel saldırı (m.102) ile cinsel istismarı, fiziksel temas koşulu ve mağdurun yaşı açısından karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Cinsel istismar suçunda hukuka uygun gösterilen rıza, 15 yaşını tamamlamamış ya da algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar açısından değerlendirmeye alınmamaktadır. (9. Ceza Dairesi, 2021/25588 E., 2025/3105 K., 17.04.2025)
  • Yargıtay, 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi ve sonrası hükümler arasında sanık lehine olanın belirlenmesinde, değişiklik öncesi cezanın hesaplanmasını ve failin suç tarihindeki yaşını da gözetmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2024/9359 E., 2025/4799 K., 28.05.2025)
  • Nitelikli cinsel istismar hükmünde, suç tarihinde yürürlükte olan hâli esas alınarak 103/2 ve 43/1 uyarınca ceza belirlenmesi kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2025/7989 E., 2025/8970 K., 01.12.2025)
  • Cinsel istismar suçu bakımından 103/4 hükmünün uygulanmaması, 6545 sayılı Kanun öncesi ve sonrası karşılaştırmasında lehe değerlendirmenin yapılmaması bozma sebebi sayılmaktadır. (9. Ceza Dairesi, 2021/19916 E., 2025/9033 K., 02.12.2025)
  • Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olduğu hâllerde, 103/2 ve 103/6 hükümleri ayrı ayrı değerlendirilerek ceza alt sınırının belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2025/1827 E., 2026/219 K., 07.01.2026)
  • Suça sürüklenen çocuk olan failler bakımından 103/3-b uygulanıp uygulanmayacağının somut olayda ayrıca araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/25588 E., 2025/3105 K., 17.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Cinsel istismar suçunu iddia eden taraf, mağdurun on sekiz yaşını doldurmadığını, cinsel davranışın gerçekleştiğini ve fiilin tanımına uyduğunu ispatlamakla yükümlüdür; mağdurun yaşı nüfus kaydı ile ispatlanır.
  • Mağdurun 15 yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş olduğunu iddia eden taraf, bu durumu sağlık raporu, bilirkişi raporu ve sosyal inceleme ile ispatlamakla yükümlüdür; mağdurun beyanı tek başına yeterli kabul edilmemektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/25588 E., 2025/3105 K., 17.04.2025)
  • Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka neden, 15 yaşını tamamlamış çocuklar bakımından iddia edenin ispat yükü altındadır; aksi halde temel hal uygulanamaz.
  • Seçimlik nitelikli hallerin (birlikte işleme, akrabalık, vasi gibi) varlığını iddia eden taraf, bu ilişkiyi nüfus kaydı, tanık ve olay yeri tespiti ile ispatlar.
  • Sarkıntılık düzeyinde kalma iddiası savunma tarafından ileri sürüldüğünde, cinsel davranışın vücut dokunulmazlığını ihlal etmediği savunmacı tarafından ispatlanmalıdır; istismarın ağırlığı delillerle değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.102: Cinsel saldırı suçu; cinsel istismarın tanımında ve cebir, tehdit, hile ölçütünde karşılaştırma noktası oluşturur, ayrıca madde 103/1 ve 103/3-fıkralarının bazı nitelikli hâlleri onun hükümlerine atıf yapar.
  • 5237 m.105: Cinsel taciz; fiziksel temas gerektirmeyen cinsel davranışları kapsar ve çocuğa karşı işlendiğinde ayrı nitelikli hal olarak ele alınır, dolayısıyla istismar tanımının dışında kalır.
  • 5237 m.6: Çocuk kavramını, on sekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlar; madde bu tanıma göre uygulanır.

TCK m.104 — Reşit olmayanla cinsel ilişki

5237 sayılı Kanun'un 104. maddesi, 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını doldurmamış çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişkiye girilmesi fiilini (temel hal), bu fiilin mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi halini ve koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü olan kişi tarafından işlenmesi halini düzenler. Hüküm, cinsel ilişkiye rızası bulunan çocuğun cinsel dokunulmazlığını korumayı amaçlar ve fail bakımından 18 yaşını doldurmuş herkesi kapsar. Madde, cebir, tehdit veya hile ile işlenen cinsel saldırıyı (m.102), çocuğun cinsel istismarını (m.103), cinsel tacizi (m.105) düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Zincirleme suç ve iştirak hükümleri (m.43, m.42 ve benzeri genel hükümler) ile şikâyetin usulü ve süresi genel hükümlere tabidir ve bu madde bunları ayrıca düzenlemez.

Reşit olmayanla cinsel ilişki: hangi kavramlar bilinmeli?

Reşit olmayan çocuk
Maddede 15 yaşını bitirmiş fakat 18 yaşını doldurmamış kişi anlamındadır. Yaş, fiilin işlendiği tarihte aranır ve 15 yaşını doldurmamış çocuklarla ilişki bu maddenin değil, m.103 kapsamında değerlendirilir.
Evlenme yasağı
Maddenin ikinci fıkrasında nitelikli hal olarak aranan, failin mağdurla evlenmesinin kanunen engellendiği ilişkidir. Evlenme yasağının varlığı, ilişkinin hangi yaş grubunda gerçekleştiğinden bağımsız olarak nitelikli halin koşuludur.
Koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü
Üçüncü fıkrada, evlat edinme öncesi bakımı üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi kapsamında çocuğu koruyup gözeten kişinin bu sıfatıyla taşıdığı yükümlülüktür. Sıradan bir yakınlık veya akrabalık bu kavram için yeterli değildir; fiilin bu ilişki çerçevesinde işlenmiş olması gerekir.
Şikâyet
Temel halde kovuşturma koşulu olan, mağdurun veya kanunda sayılan kişilerin yaptığı başvurudur. Nitelikli hallerde şikâyet aranmaz ve soruşturma re'sen yürütülür.

Reşit olmayanla cinsel ilişki: hangi şartlar aranır?

  • Failin 18 yaşını doldurmuş olması gerekir; çocuğun reşit olmayanla cinsel ilişkisi bu madde kapsamında değildir.
  • Mağdurun fiilin işlendiği tarihte 15 yaşını bitirmiş, 18 yaşını doldurmamış olması gerekir.
  • Cinsel ilişkinin cebir, tehdit veya hile olmaksızın, mağdurun rızasıyla gerçekleşmesi gerekir; cebir, tehdit veya hile varsa fiil m.102 veya m.103 kapsamına girer.
  • Fiilin kasten işlenmesi gerekir.
  • Temel halde şikâyetin bulunması gerekir; şikâyet olmadan kovuşturma yapılamaz.
  • Nitelikli hal olarak mağdurla arada evlenme yasağı bulunması hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkrada öngörülen on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde de şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre ceza verilir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki: hangi sonuçları doğurur?

  • Temel halde cebir, tehdit ve hile olmaksızın 15 yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Şikâyet yoksa temel hal bakımından kovuşturma yapılamaz.
  • Evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenirse şikâyet aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenirse şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre ceza verilir.
  • 15 yaşını doldurmamış çocukla ilişki bu maddenin kapsamına girmez.
  • Cebir, tehdit veya hile varsa fiil bu maddenin değil, m.102 veya m.103'ün kapsamında değerlendirilir.
  • Maddenin ikinci fıkrası 2005 yılında Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş, 2014 değişikliğiyle yeniden düzenlenmiştir; eski metindeki beş yaş farkı ölçütü artık uygulanmaz.

Temel hal ile nitelikli hal (evlenme yasağı) arasındaki fark nedir?

Temel halde fail ile mağdur arasında özel bir yasak ya da yükümlülük aranmaz; rıza ve yaş koşulu yeterlidir.

İkinci fıkrada mağdurla arada evlenme yasağı bulunan kişi, failin özel konumu nedeniyle ağırlaştırılmış hükme tabi olur.

Temel halde şikâyet aranır ve ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir; nitelikli halde şikâyet aranmaz ve ceza on yıldan on beş yıla kadar hapistir.

Temel hal ile üçüncü fıkra nitelikli hali (koruma ve bakım yükümlülüğü) arasındaki fark nedir?

Temel halde fail herhangi bir 18 yaşın üstü kişi olabilir ve ilişki sıradan bir ilişkidir.

Üçüncü fıkrada fail, evlat edinme öncesi bakımı üstlenen veya koruyucu aile ilişkisindeki koruma yükümlüsüdür.

Üçüncü fıkra kapsamında şikâyet aranmaz ve ikinci fıkraya göre ceza verilir.

Cebir, tehdit veya hile ile ilişki ile rızaya dayalı ilişki arasındaki fark nedir?

Cebir, tehdit veya hile bulunan ilişki m.102 veya m.103 kapsamındadır ve bu madde uygulanmaz.

Cebir, tehdit ve hile olmaksızın yapılan ilişki bu maddenin temel halidir.

Hile, tehdit veya cebir varsa daha ağır suç tipi uygulanır; yoksa m.104 temel hali uygulanır.

15 yaşını doldurmamış çocuk ile 15 yaşını bitirmiş çocuk arasındaki fark nedir?

15 yaşını doldurmamış çocukla rızaya dayalı ilişki bu maddenin değil m.103 kapsamındadır.

15 yaşını bitirmiş çocukla rızaya dayalı ilişki m.104 temel hali kapsamındadır.

Yaş sınırının altında kalan ilişki için şikâyet koşulu aranmaz ve farklı suç tipi uygulanır.

Ayrı ayrı yaş ve fiil zamanı ile tek suç değerlendirmesi arasındaki fark nedir?

Mağdurun 15 yaşını tamamlamadan önce ve sonra gerçekleşen eylemler ayrı tarihlerde ise her biri ayrı değerlendirilir.

Aynı süreç içinde tek bir kesintisiz fiil varsa birlikte değerlendirme gündeme gelir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında 15 yaşını tamamlamadan önceki eylem m.103 kapsamında, sonraki eylem m.104 kapsamında ayrı cezalandırılmıştır. (Genel Kurul, 2013/3262 E., 11.05.2016)

Reşit olmayanla cinsel ilişki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mağdurun 15 yaşını doldurmadan önceki ilişkiyi m.104 kapsamında değerlendirmek; bu durumda m.103 uygulanmalıdır.
  • Yaş sınırını kesin tarih yerine kabaca hesaplamak; fiil tarihindeki yaşın nüfus kaydıyla tespit edilmesi gerekir.
  • Temel halde şikâyet aranmadan kovuşturma yapmak; şikâyet koşulunun varlığı ayrıca kontrol edilmelidir.
  • Eski metinde yer alan beş yaş farkı ölçütünü güncel ikinci fıkraya uygulamak; bu ölçüt 2005'te iptal edilmiştir.
  • Cebir, tehdit veya hile varlığını dikkate almadan m.104 uygulamak; bu unsurların varlığı m.102 veya m.103'ü gündeme getirir.
  • Kardeş, akraba veya yakın çevredeki kişileri koruma yükümlülüğü sahibi saymak; üçüncü fıkra yalnız evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisini kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, aynı mağdurla farklı tarihlerde gerçekleşen eylemlerde mağdurun 15 yaşını tamamlamadan önceki eylemi m.103 kapsamında, tamamladıktan sonraki eylemi m.104 kapsamında ayrı ayrı değerlendirmektedir. (Genel Kurul, 2013/3262 E., 11.05.2016)
  • Yargıtay, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdurun yaşının, rızanın ve fiilin cinsel ilişki niteliğinin somut olayda tespit edilmesini aramaktadır. (9. Ceza Dairesi, 2023/7047 E., 2024/4031 K., 06.05.2024)
  • Yargıtay, rızaya dayalı ilişkide failin mağdurun cinsel özgürlüğünü kullanabilecek düzeyde olup olmadığını dosya içeriğine göre değerlendirmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/99 E., 2025/356 K., 24.09.2025)
  • Yargıtay, aynı mağdurla birden fazla tarihte gerçekleşen ilişkilerde her eylemin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2023/8778 E., 2024/1446 K., 21.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Temel halde şikâyetin varlığı ve geçerliliği iddia makamı tarafından ispatlanmalıdır; şikâyet yoksa kovuşturma koşulu gerçekleşmemiş olur.
  • Mağdurun fiil tarihindeki yaşı nüfus kaydı ve doğum belgesiyle ispatlanır; yaş tespiti bu madde bakımından temel unsurdur.
  • Cinsel ilişkinin varlığı ve niteliği, tanık beyanı, sağlık raporu ve sanık ile mağdurun ifadeleri gibi delillerle ispatlanır; cebir, tehdit veya hilenin bulunmadığı savunması sanık tarafından ileri sürülürse bunu iddia eden taraf ispatlamalıdır.
  • Evlenme yasağının varlığı nüfus kayıtlarıyla, koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü ise evlat edinme veya koruyucu aile belgeleriyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.102: Cebir, tehdit veya hile ile gerçekleştirilen cinsel saldırıyı düzenler; bu unsurların bulunduğu hâllerde m.104 uygulanmaz.
  • 5237 sayılı Kanun m.103: Çocuğun cinsel istismarını düzenler; 15 yaşını doldurmamış çocuklarla ilişki ve cebir, tehdit veya hile içeren eylemler bu madde kapsamındadır.
  • 5237 sayılı Kanun m.105: Cinsel taciz suçunu düzenler; cinsel ilişki dışındaki cinsel davranışlar m.104 kapsamında değildir.

TCK m.105 — Cinsel taciz

Madde, bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişinin temel cezasını ve bu fiilin çocuğa karşı işlenmesi halinde uygulanacak cezayı düzenler. İkinci fıkrada sayılan nitelikli hallerde temel cezanın yarı oranında artırılmasını ve mağdurun işini, okulunu veya ailesini bırakmak zorunda kalması halinde cezanın alt sınırını düzenler. Suç, kişi bakımından herkese karşı işlenebilen bir suçtur; mağdur yönünden yaş ayrımı yapılmaz, ancak çocuğa karşı işlenmesi ayrı bir ceza ağırlığı doğurur. Cinsel saldırı ve cinsel istismar niteliğine varan fiiller, cinsel taciz kapsamında değildir (m.102, m.103). Soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olup olmadığı ile uzlaşma usulü madde metninde değil, CMK ve ilgili usul hükümlerinde düzenlenir. Cinsel taciz fiilinin başka bir suçu oluşturması halinde içtima hükümleri de bu maddede değil, genel hükümlerde (m.42, m.44) yer alır.

Cinsel taciz: hangi kavramlar bilinmeli?

Cinsel taciz
Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak rahatsız eden, vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan davranışlardır. Cinsel amaç bulunmayan rahatsız etme fiilleri bu madde kapsamında değildir.
Cinsel amaç
Failin cinsel arzularını tatmin etme gayesiyle hareket etmesidir. Bu saik bulunmazsa fiil bu madde yerine huzur ve sükûnu bozma, tehdit veya hakaret gibi başka suçları oluşturabilir.
Teşhir suretiyle işleme
Belirli bir kişiye yönelik olarak cinsel organların veya cinsel içerikli bir görüntünün gösterilmesidir. Bu hal, TCK m.225'teki hayasızca hareketler kapsamındaki teşhirden farklı olup aleniyet aranmaz.
Elektronik haberleşme araçları
Posta veya elektronik haberleşme araçlarıyla fiilin işlenmesi halinde nitelikli hal oluşur. Araç kullanımı, failin fiili kolaylıkla işlemesini sağlamalıdır.
Aynı işyerinde çalışma
Failin ve mağdurun aynı iş yerinde çalışması ve bu durumun fiili kolaylaştırmasıdır. Yalnızca aynı işyerinde bulunmak yetmez, çalışmanın sağladığı kolaylığın kullanılması gerekir.
Bakım veya gözetim yükümlülüğü
Failin mağdur üzerinde koruma, bakım, öğretim veya eğitim görevi nedeniyle hukuken bulunan yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük, fıkranın (b) bendinde sayılan kişilerin görevinden kaynaklanır.

Cinsel taciz: hangi şartlar aranır?

  • Failin bir kimseyi cinsel amaçla rahatsız eden bir davranışta bulunması gerekir; bu davranış vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımamalıdır.
  • Fiilin cinsel saldırı veya cinsel istismar boyutuna ulaşmamış olması gerekir.
  • Suç, mağdurun şikayeti üzerine kovuşturulur; şikayet yoksa temel hal kovuşturulamaz.
  • Nitelikli hallerden birinin (a)-(e) bentlerindeki kolaylık veya araç ya da teşhir unsuru gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Fiilin çocuğa karşı işlenmesi halinde birinci fıkradaki ceza alt ve üst sınırlarıyla farklı biçimde uygulanır.
  • Nitelikli halde verilecek ceza, birinci fıkraya göre belirlenen cezanın yarı oranında artırılarak hesaplanır.
  • Mağdurun işi bırakması, okulundan veya ailesinden ayrılması zorunda kalması halinde verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Cinsel taciz: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki temel halde fail, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Fiilin çocuğa karşı işlenmesi halinde hapis cezası altı aydan üç yıla kadar olur.
  • İkinci fıkradaki nitelikli hallerden biri varsa birinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Mağdur işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
  • Cinsel amaç bulunmazsa madde uygulanmaz ve fiil başka bir suç kapsamında değerlendirilebilir.
  • Fiil vücuda temas içerir ve cinsel saldırı boyutuna ulaşırsa m.102 uygulanır, bu madde uygulanmaz.
  • Temel halde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikayetine bağlıdır.
  • Nitelikli hal gerçekleşmişse soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlı değildir.
  • Fiil başka bir suçu da oluşturuyorsa fikri içtima hükümleri uygulanır.

Temel hal ile çocuğa karşı işlenen hal arasındaki fark nedir?

Fiilin mağdurunun çocuk olmadığı hal, birinci fıkranın birinci cümlesine tabidir.

Fiilin çocuğa karşı işlendiği hal, birinci fıkranın ikinci cümlesine tabidir ve mağdurun çocuk olması ayrı ceza ağırlığı doğurur.

Çocuğa karşı işlenen halde ceza üç aydan iki yıla değil, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Cinsel taciz ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?

Cinsel taciz, vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel amaçlı rahatsız etme fiilidir.

Cinsel saldırı, vücuda temas içeren ve cinsel dokunulmazlığı ihlal eden fiildir ve m.102'de düzenlenmiştir.

Fiil vücuda temas içeriyorsa m.105 değil m.102 uygulanır.

Cinsel taciz ile huzur ve sükûnu bozma arasındaki fark nedir?

Cinsel taciz, cinsel amaçla hareket edilmesini gerektirir.

Huzur ve sükûnu bozma suçu, başka bir saikle ısrarla rahatsız etmeyi konu alır.

Cinsel amaç yoksa m.105 uygulanmaz, fiil m.123 kapsamında değerlendirilebilir.

Nitelikli hal (c) bendi ile (d) bendi: fark nedir?

(c) bendi aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylığa dayanır.

(d) bendi posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylığa dayanır.

Her iki bentte de temel cezanın yarı oranında artırılması sonucu doğar, ancak bentlerin dayandığı olgular farklıdır.

Yarı oranda artırım ile netice sebebiyle ağırlaşmış hal arasındaki fark nedir?

Yarı oranda artırım, ikinci fıkradaki nitelikli hallerin varlığına bağlanır.

Asgari bir yıl, mağdurun işi bırakması, okuldan veya ailesinden ayrılması zorunda kalmasına bağlanan ayrı bir sonuçtur.

Mağdurun bu sonuca uğraması halinde verilecek ceza bir yıldan az olamaz; bu, artırımdan ayrı bir alt sınırdır.

Cinsel taciz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Cinsel amaç aranmaksızın, yalnızca rahatsız edici davranışı yeterli görerek m.105'i uygulamak; cinsel amacın varlığı ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Vücuda temas içeren bir fiili cinsel taciz olarak nitelemek; bu hal m.102 kapsamında değerlendirilmelidir.
  • Nitelikli halin artırımını temel cezanın üst sınırı üzerinden hesaplamak; artırım birinci fıkradaki temel cezanın yarı oranı üzerinden yapılır.
  • Netice sebebiyle ağırlaşmış halde bir yıl alt sınırını artırım gibi uygulamak; bu alt sınır, artırımdan ayrı bir sınır olarak uygulanmalıdır.
  • Çocuğa karşı işlenen halde temel hal cezasının (üç aydan iki yıla kadar) uygulanmasını yanlış değerlendirmek; bu halde ceza altı aydan üç yıla kadar hapis olarak uygulanmalıdır.
  • Temel halde şikayet koşulunu gözden kaçırarak kovuşturma yapmak; şikayet yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Nitelikli halde şikayet koşulunu aramak; nitelikli halde şikayet aranmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, eski 765 sayılı TCK m.421'deki söz atma fiillerinin cinsel amaçlı olduğu sürece bu madde kapsamında cinsel taciz olarak değerlendirildiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/350 E., 2007/30 K., 13.02.2007)
  • Cinsel taciz fiilinin nitelikli hallerinden biri olan elektronik haberleşme araçlarının kullanılmasının, suçun vasfını değiştirdiği ve ağırlaştırıcı hal olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/565 E., 2024/11 K., 17.01.2024; Ceza Genel Kurulu, 2023/479 E., 2023/674 K., 20.12.2023)
  • Nitelikli hallerin gerçekleştiği durumlarda soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/4 E., 2024/39 K., 24.01.2024)
  • Nitelikli hallerde cezanın artırılması ile birlikte hangi nitelikli hal gerçekleşirse onun ayrıca tespit edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024)
  • Cinsel taciz fiili sonucu verilecek adli para cezasının, hapis cezasının alt ve üst sınırına göre belirlendiği ve taksitlendirme hükümlerinin uygulandığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/544 E., 2024/38 K., 24.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Cinsel taciz suçunda cinsel amacın varlığını iddia eden taraf, bu amacı davranışın niteliğinden ve olayın koşullarından çıkararak ispatlamalıdır.
  • Fiilin vücuda temas içermediğini ve cinsel saldırı boyutuna ulaşmadığını iddia eden taraf, olay tutanakları, tanık beyanları ve mağdurun anlatımıyla bunu ortaya koymalıdır.
  • Nitelikli hallerden birinin gerçekleştiğini iddia eden taraf, aynı işyerinde çalışma, hizmet ilişkisi, elektronik araç kullanımı veya teşhir gibi olguları belgelerle ispatlamalıdır.
  • Mağdurun şikayetinin varlığı, temel halde kovuşturmanın başlaması için şikayet dilekçesi veya beyanla ispatlanır.
  • Mağdurun işi bırakması, okuldan veya ailesinden ayrılması gibi netice sebebiyle ağırlaşmış halde, bu sonucun fiille nedensel bağı işyeri, okul veya aile kayıtlarıyla ispatlanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.102: Vücuda temas içeren ve cinsel saldırı boyutuna ulaşan fiiller bu maddenin dışında kalır ve m.102 uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.103: Çocukların cinsel istismarı halleri bu maddeden ayrılır ve m.103 kapsamında değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.123: Cinsel amaç bulunmayan, huzur ve sükûnu bozmaya yönelik ısrarlı rahatsız etme fiilleri için sınır oluşturur.
  • 5237 sayılı Kanun m.42: Cinsel taciz fiilinin başka bir suçla birlikte bileşik suç oluşturması halinde uygulanacak hükümdür.
  • 5237 sayılı Kanun m.44: Cinsel taciz fiilinin başka bir suçu da oluşturması halinde fikri içtima hükümlerini düzenler.
  • 5237 sayılı Kanun m.225: Teşhir suretiyle işlenen cinsel taciz ile hayasızca hareketler kapsamındaki teşhirin farklı olduğunu belirtmek için karşılaştırma konusudur.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yıldanm.94(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki…
beş yıldanm.94(Ek cümle:12/5/2022-7406/4 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
sekiz yıldanm.94(2) Suçun; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar…
on yıldanm.94(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
sekiz yıldanm.95(3) İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
iki yıldanm.96(1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
beş yılam.96(1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
iki yılm.96(Ek cümle:12/5/2022- 7406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
altı aydanm.96(Ek cümle:12/5/2022- 7406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
üç yıldanm.96(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe…
sekiz yılam.96(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe…
üç aydanm.97(1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki yılam.97(1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
bir yılam.98(1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir…
bir yıldanm.98(2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
üç yılam.98(2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
beş yıldanm.99(1) Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
on yılam.99(1) Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
on haftadanm.99(2) Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki yıldanm.99(2) Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
dört yılam.99(2) Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
bir yılam.99Bu durumda, çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
altı yıldanm.99(3) Birinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, onbeş yıldan…
yirmi yılam.99(3) Birinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, onbeş yıldan…
üç yıldanm.99(4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz…
altı yılam.99(4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz…
dört yıldanm.99(4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz…
sekiz yılam.99(4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz…
yirmi haftadanm.99(6) Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez.
on haftadanm.100(1) Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
bir yılam.100(1) Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
üç yıldanm.101(1) Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
altı yılam.101(1) Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
bir yıldanm.101(2) Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
üç yılam.101(2) Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
beş yıldanm.102(Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.) (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
on yılam.102(Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.) (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki yıldanm.102Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
beş yılam.102Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
on iki yıldanm.102(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
sekiz yıldanm.103(Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.) (1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
on beş yılam.103(Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.) (1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
üç yıldanm.103Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
sekiz yılam.103Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
on yıldanm.103(Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.
beş yıldanm.103(Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.
on altı yıldanm.103(2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
on sekiz yıldanm.103Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
iki yıldanm.104(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
beş yılam.104(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
on yıldanm.104Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
on beş yılam.104Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
üç aydanm.105(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına…
iki yılam.105(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına…
altı aydanm.105(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına…
üç yılam.105(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına…
bir yıldanm.105Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

72 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2023/272 E., 2025/542 K., 26.11.2025
    İlgili madde: m.96
  2. Ceza Genel Kurulu, 2024/99 E., 2025/356 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.104
  3. Ceza Genel Kurulu, 2025/74 E., 2025/291 K., 25.06.2025
    İlgili madde: m.103
  4. Ceza Genel Kurulu, 2024/2 E., 2024/164 K., 22.05.2024
    İlgili madde: m.99
  5. Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024
    İlgili madde: m.105
  6. Ceza Genel Kurulu, 2023/544 E., 2024/38 K., 24.01.2024
    İlgili madde: m.105
  7. Ceza Genel Kurulu, 2024/4 E., 2024/39 K., 24.01.2024
    İlgili madde: m.105
  8. Ceza Genel Kurulu, 2023/565 E., 2024/11 K., 17.01.2024
    İlgili madde: m.105
  9. Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023
    İlgili madde: m.102
  10. Ceza Genel Kurulu, 2023/479 E., 2023/674 K., 20.12.2023
    İlgili madde: m.105
Diğer 62 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2021/90 E., 2023/60 K., 01.02.2023
    İlgili madde: m.94
  2. Ceza Genel Kurulu, 2018/413 E., 2021/532 K., 04.11.2021
    İlgili madde: m.94
  3. Ceza Genel Kurulu, 2016/330 E., 2017/536 K., 12.12.2017
    İlgili madde: m.99
  4. Ceza Genel Kurulu, 2011/28 E., 2011/32 K., 05.04.2011
    İlgili madde: m.102
  5. Ceza Genel Kurulu, 2008/173 E., 2008/190 K., 15.07.2008
    İlgili madde: m.99
  6. Ceza Genel Kurulu, 2008/174 E., 2008/191 K., 15.07.2008
    İlgili madde: m.99
  7. Ceza Genel Kurulu, 2008/95 E., 2008/195 K., 15.07.2008
    İlgili madde: m.99
  8. Ceza Genel Kurulu, 2006/350 E., 2007/30 K., 13.02.2007
    İlgili madde: m.105
  9. Ceza Genel Kurulu, 2006/193 E., 2006/203 K., 03.10.2006
    İlgili madde: m.102
  10. 9. Ceza Dairesi, 2025/1827 E., 2026/219 K., 07.01.2026
    İlgili madde: m.103
  11. 9. Ceza Dairesi, 2021/19916 E., 2025/9033 K., 02.12.2025
    İlgili madde: m.103
  12. 9. Ceza Dairesi, 2025/7989 E., 2025/8970 K., 01.12.2025
    İlgili madde: m.103
  13. 1. Ceza Dairesi, 2025/7078 E., 2025/7425 K., 27.10.2025
    İlgili madde: m.97
  14. 9. Ceza Dairesi, 2025/398 E., 2025/8134 K., 22.10.2025
    İlgili madde: m.102
  15. 1. Ceza Dairesi, 2024/7695 E., 2025/6853 K., 08.10.2025
    İlgili madde: m.98
  16. 4. Ceza Dairesi, 2025/5783 E., 2025/13329 K., 11.09.2025
    İlgili madde: m.97
  17. 8. Ceza Dairesi, 2025/2287 E., 2025/5618 K., 03.07.2025
    İlgili madde: m.96
  18. 1. Ceza Dairesi, 2025/1837 E., 2025/5343 K., 01.07.2025
    İlgili madde: m.98
  19. 8. Ceza Dairesi, 2024/23357 E., 2025/5119 K., 23.06.2025
    İlgili madde: m.96
  20. 2. Ceza Dairesi, 2022/13739 E., 2025/11397 K., 17.06.2025
    İlgili madde: m.101
  21. 9. Ceza Dairesi, 2024/9359 E., 2025/4799 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.103
  22. 8. Ceza Dairesi, 2022/6239 E., 2025/4218 K., 26.05.2025
    İlgili madde: m.94
  23. 1. Ceza Dairesi, 2023/8985 E., 2025/3916 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.102
  24. 9. Ceza Dairesi, 2021/25588 E., 2025/3105 K., 17.04.2025
    İlgili madde: m.103
  25. 4. Ceza Dairesi, 2025/157 E., 2025/5586 K., 24.03.2025
    İlgili madde: m.97
  26. 1. Ceza Dairesi, 2024/4045 E., 2024/7645 K., 21.11.2024
    İlgili madde: m.95
  27. 1. Ceza Dairesi, 2024/3050 E., 2024/7630 K., 20.11.2024
    İlgili madde: m.98
  28. 8. Ceza Dairesi, 2022/2442 E., 2024/8319 K., 04.11.2024
    İlgili madde: m.96
  29. 1. Ceza Dairesi, 2023/2752 E., 2024/5958 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.98
  30. 1. Ceza Dairesi, 2024/365 E., 2024/5217 K., 10.07.2024
    İlgili madde: m.96
  31. 6. Ceza Dairesi, 2023/8650 E., 2024/7565 K., 13.06.2024
    İlgili madde: m.101
  32. 1. Ceza Dairesi, 2023/7402 E., 2024/4174 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.98
  33. 1. Ceza Dairesi, 2023/7283 E., 2024/3541 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.98
  34. 1. Ceza Dairesi, 2023/5789 E., 2024/3394 K., 10.05.2024
    İlgili madde: m.96
  35. 9. Ceza Dairesi, 2023/7047 E., 2024/4031 K., 06.05.2024
    İlgili madde: m.104
  36. 9. Ceza Dairesi, 2024/1748 E., 2024/3766 K., 29.04.2024
    İlgili madde: m.104
  37. 8. Ceza Dairesi, 2024/245 E., 2024/3179 K., 17.04.2024
    İlgili madde: m.94
  38. 11. Ceza Dairesi, 2021/4084 E., 2024/4664 K., 02.04.2024
    İlgili madde: m.101
  39. 9. Ceza Dairesi, 2023/10716 E., 2024/3006 K., 02.04.2024
    İlgili madde: m.104
  40. 1. Ceza Dairesi, 2023/8995 E., 2024/2159 K., 28.03.2024
    İlgili madde: m.97
  41. 8. Ceza Dairesi, 2021/15482 E., 2024/2316 K., 12.03.2024
    İlgili madde: m.94
  42. 9. Ceza Dairesi, 2021/9947 E., 2024/1891 K., 06.03.2024
    İlgili madde: m.100
  43. 1. Ceza Dairesi, 2023/4377 E., 2024/1140 K., 21.02.2024
    İlgili madde: m.97
  44. 9. Ceza Dairesi, 2023/8778 E., 2024/1446 K., 21.02.2024
    İlgili madde: m.104
  45. 8. Ceza Dairesi, 2022/1423 E., 2024/1309 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.94
  46. 11. Ceza Dairesi, 2023/2674 E., 2023/7705 K., 30.10.2023
    İlgili madde: m.100
  47. 4. Ceza Dairesi, 2023/12824 E., 2023/22631 K., 17.10.2023
    İlgili madde: m.100
  48. 2. Ceza Dairesi, 2023/19124 E., 2023/5338 K., 10.10.2023
    İlgili madde: m.101
  49. 8. Ceza Dairesi, 2023/1383 E., 2023/6356 K., 20.09.2023
    İlgili madde: m.100
  50. 1. Ceza Dairesi, 2023/2824 E., 2023/4476 K., 22.06.2023
    İlgili madde: m.97
  51. 9. Ceza Dairesi, 2022/14682 E., 2023/946 K., 28.02.2023
    İlgili madde: m.101
  52. 4. Ceza Dairesi, 2022/14636 E., 2022/25743 K., 20.12.2022
    İlgili madde: m.100
  53. 14. Ceza Dairesi, 2016/3139 E., 2016/3776 K., 14.04.2016
    İlgili madde: m.101
  54. 1. Daire, 2009/221 E., 2009/535 K., 25.03.2009
    İlgili madde: m.95
  55. İkinci Bölüm, 2019/7902 E., 15.06.2022
    İlgili madde: m.95
  56. Genel Kurul, 2019/20904 E., 15.04.2021
    İlgili madde: m.95
  57. İkinci Bölüm, 2017/15128 E., 19.11.2020
    İlgili madde: m.95
  58. Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020
    İlgili madde: m.95
  59. Genel Kurul, 2017/31619 E., 23.07.2020
    İlgili madde: m.99
  60. Genel Kurul, 2016/24616 E., 03.05.2019
    İlgili madde: m.100
  61. Genel Kurul, 2014/19112 E., 17.05.2018
    İlgili madde: m.102
  62. Genel Kurul, 2013/3262 E., 11.05.2016
    İlgili madde: m.104

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 12.05.2022 (m.94).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 8. Kişilere Karşı Suçlar - 1 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış