Teşkilat ve muhtelif hükümler
İş görmekten memnuiyet ve icra mahkemesi hâkiminin reddi, müddetler
Kısaca
İİK m.10, icra ve iflas işlerine bakan memur ve müstahdemlerin kendilerinin, karı veya kocalarının, nişanlılarının, belirli derecedeki kan ve sıhri hısımlarının ile kanuni mümessil veya vekillerinin ya da müstahdemi bulunduğu kişilerin menfaatine olan işleri görmesini yasaklar ve bu durumda icra mahkemesine haber verme yükümlülüğü ile işin başka bir memura veya katibe devrini düzenler. İcra mahkemesi hâkiminin reddine ilişkin temel usulü düzenler.
Kapsam
Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.10–23 hükümlerini kapsar.
- İİK m.10İş görmekten memnuiyet
- İİK m.10/Aİcra mahkemesi hâkiminin reddi
- İİK m.11Memnu işler
- İİK m.13Gözetim ve denetim
- İİK m.13/ABirinci teftiş
- İİK m.14Yönetmelik ve yargıtay kararları
- İİK m.15Harçlar
- İİK m.16Şikayet ve şartlar
- İİK m.17Şikayet üzerine yapılacak muameleler
- İİK m.18Yargılama usulleri
- İİK m.19Başlaması ve bitmesi
- İİK m.20Müddetlerin değiştirilmemesi
- İİK m.21İcra tebliğleri
- İİK m.22İcranın durdurulması
- İİK m.23Kanundaki ıstılahlar
Yürürlükten kaldırılmış: m.12.
İİK m.10 — İş görmekten memnuiyet
İİK m.10, icra ve iflas işlerine bakan memur ve müstahdemlerin kendilerinin, karı veya kocalarının, nişanlılarının, belirli derecedeki kan ve sıhri hısımlarının ile kanuni mümessil veya vekillerinin ya da müstahdemi bulunduğu kişilerin menfaatine olan işleri görmesini yasaklar ve bu durumda icra mahkemesine haber verme yükümlülüğü ile işin başka bir memura veya katibe devrini düzenler. Hüküm icra müdürü ve müstahdemleri için geçerlidir. Madde icra hâkimlerini kapsamaz; onlar bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki red sebepleri uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: icra hâkimlerinin reddi (İİK m.10/a), icra memurlarının kendi kendileriyle sözleşme yapma yasağı (m.11), işlemlere karşı şikâyet yolu (m.16) ve bu yasağa aykırı işlemin iptali için süre ve usul (m.16 ve ilgili hükümler).
İş görmekten memnuiyet: hangi kavramlar bilinmeli?
- İş görme yasağı
- Maddede sayılan kişilerin menfaatine olan bir işin, icra veya iflas memuru ya da müstahdemi tarafından görülmesinin yasaklanmasıdır. Yasak, işin menfaatinin kime ait olduğuna bağlıdır, memurun tarafsızlığını ayrıca araştırmayı gerektirmez.
- Kan ve sıhri hısımlar
- Kan hısımlığı, aynı soydan gelme ilişkisini; sıhri hısımlık ise evlilik yoluyla doğan hısımlık ilişkisini ifade eder. Maddede üçüncü dereceye kadar olan hısımlar da sayılmıştır, dolayısıyla derece hesabı yapılması gerekir.
- Kanuni mümessil ve vekil
- Kanuni mümessil, kanun gereği bir kişiyi temsil eden kişidir; vekil ise sözleşmeye dayanarak temsil eden kişidir. Memurun veya müstahdemin bu sıfatlardan birini taşıdığı kişinin menfaatine olan işler de yasak kapsamına girer.
- Derhal haber verme
- Memurun yasak kapsamına giren bir işle karşılaştığında bunu icra mahkemesine gecikmeden bildirmesi yükümlülüğüdür. Madde bu bildirim için somut bir süre öngörmemiştir.
İş görmekten memnuiyet: hangi şartlar aranır?
- İşi görecek kişinin icra veya iflas dairesinde memur ya da müstahdem sıfatıyla görev yapması gerekir.
- İşin, memurun kendisinin, karı veya kocasının, nişanlısının, kan ve sıhri usul ile füruunun ya da üçüncü dereceye kadar olan kan ve sıhri civar hısımlarının menfaatine olması gerekir.
- İşin, memurun kanuni mümessili veya vekili ya da müstahdemi bulunduğu bir kişinin menfaatine olması da yasak kapsamına girer.
- Bu hallerden biri varsa memur o işi görmemeli ve derhal icra mahkemesine haber vermelidir.
- Yasak, icra hâkimleri bakımından uygulanmaz; onlar için HMK'daki red sebepleri geçerlidir.
- İcra mahkemesi müracaatı yerinde bulursa işi başka bir memura, bulunmayan yerlerde katiplerinden birine vermelidir.
İş görmekten memnuiyet: hangi sonuçları doğurur?
- Yasak kapsamına giren bir işi memur görürse, bu işlem icra mahkemesinin bilgisi dışında yapılmış olur.
- İcra mahkemesinin bilgisi dışında yapılan işlem kendiliğinden geçersiz olmaz, ilgililerin şikâyeti üzerine iptale tabidir.
- Memur yasak kapsamındaki işi görmekten kaçınamaz ise de haber verme yükümlülüğü devam eder; işi görmesi yasak olduğundan icra mahkemesi onu başka bir memura verir.
- Icra mahkemesi müracaatı yerinde görürse işi diğer bir memura, bulunmayan yerlerde katiplerinden birine verir.
- Yasak kapsamında olmayan bir yakınlık sebebiyle yapılan işlem bu madde kapsamında iptal sebebi değildir.
Yasaklı işlem ile yasaklı olmayan işlem arasındaki fark nedir?
Menfaati, maddede sayılan kişilerden birine ait olan iş; memur bu işi göremez.
Bu kişilerle ilgisi olmayan iş; memur normal görevini sürdürür.
Yasaklı kapsamda kalan iş icra mahkemesine haber verilerek başka memura devredilir, kapsam dışında kalan iş için bu yükümlülük doğmaz.
İcra memuru-müstahdem ile icra hâkimi arasındaki fark nedir?
İcra müdürü, müdür yardımcısı, kâtip ve diğer müstahdemler maddenin muhatabıdır.
İcra hâkimleri maddenin kapsamında değildir.
Hâkimler bakımından bu madde değil HMK'daki red sebepleri ve İİK m.10/a uygulanır; memurlar için ise icra mahkemesine haber verme yükümlülüğü vardır.
Kan/sıhri hısım ile kapsam dışı yakın (ör. vekil ile memur arası yakınlık) arasındaki fark nedir?
Maddede sayılan derecedeki kan ve sıhri hısımlar ile karı veya koca, nişanlı, kanuni mümessil, vekil ya da müstahdem bulunulan kişi yasak kapsamındadır.
Maddede sayılmayan bir yakınlık, örneğin vekil ile icra müdürü arasındaki yakınlık yasaklılık sebebi değildir.
Kapsamda olmayan yakınlık sebebiyle yapılan işlem bu madde uyarınca şikâyete konu olamaz.
İş görmekten memnuiyet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Icra hâkimlerinin de m.10 kapsamında olduğunu düşünmek; hâkimler için bu madde değil HMK'daki red sebepleri uygulanır.
- Maddede sayılmayan bir yakınlık (ör. vekil ile memur arasındaki ilişki) sebebiyle yasak olduğunu varsaymak; bu hâl maddede düzenlenmemiştir.
- Yasağa aykırı işlemi kendiliğinden hükümsüz saymak; işlem ilgililerin şikâyeti üzerine iptale tabidir.
- Kan ve sıhri hısımlık derecesini hesaplarken üçüncü dereceye kadar olan sınırı aşmak ya da eksik saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yasak kapsamına giren bir işlemin kendiliğinden hükümsüz değil, ilgililerin şikâyeti üzerine iptale tabi olduğu kabul edilmektedir.
- Kapsam dışında kalan yakınlıkların (ör. vekil ile memur arası yakınlık) yasaklılık sebebi sayılmadığı, bu nedenle bu gerekçeyle şikâyetin kabul edilemeyeceği belirtilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- İşin yasaklı kapsamda olduğunu ileri süren taraf, memurla maddede sayılan kişi arasındaki ilişkiyi ve işin menfaatinin o kişiye ait olduğunu ispatlamalıdır.
- Hısımlık ve evlilik ilişkisi nüfus kaydı, evlilik cüzdanı veya nişanlılık belgesi gibi resmi belgelerle ispatlanır.
- Memurun veya müstahdemin kendisi haber verme yükümlülüğüne uymuşsa bu durum icra mahkemesi dosyasında yer alan bildirimle belgelenir.
- Mahkemenin işi başka memura vermesi kararı dosyada yer alan kararla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.11: Aynı yasaklılık düşüncesini kendi kendileriyle sözleşme yapma bakımından düzenler; m.10 kişisel yakınlığa, m.11 sözleşme ilişkisine bağlıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.10/a: İcra hâkimleri için m.10'un uygulanmadığını, onların reddinin HMK hükümlerine bağlandığını söyler ve m.10'un kapsamını sınırlar.
- 2004 sayılı Kanun m.16: Yasağa aykırı yapılan işlemin iptali için şikâyet yolunun işleyeceği hükmüdür; m.10 uyarınca iptal talebi bu yoldan yapılır.
- 6100 sayılı Kanun m.34: İcra hâkimleri ve yardımcılarının iş görmelerinin yasağını genel hukuk hükmüne bağlar; m.10 bakımından icra hâkimleri ayrıca düzenlenmiştir.
İİK m.10/A — İcra mahkemesi hâkiminin reddi
İcra mahkemesi hâkiminin reddine ilişkin temel usulü düzenler. Reddedilen hâkimin yerine bakacak hâkimin nasıl belirleneceğinde HMK hükümlerinin uygulanacağını söyler; ret talebinin dilekçe içeriğini, ret talebinin reddine karşı istinaf yolunu, reddedilen hâkimin verdiği kararın akıbetini ve dosyanın gönderileceği mahkemeyi kurar. Kanun yalnızca icra mahkemesi hâkimi bakımından uygulanır; icra müdürü ve icra dairesi personelinin reddi (İİK m.10 ve m.11 kapsamındaki yasaklılık hâlleri) ile hâkimin reddinin genel sebepleri ve ret usulünün ayrıntıları bu maddede düzenlenmez. Genel ret sebepleri HMK m.34 ve devamı, ret talebinin dilekçe ve karara bağlanma usulü HMK m.36 vd. ile yürütülür. Ret talebinin reddi hakkındaki kararın kaldırılması hâlinde dosyanın hangi mahkemeye gideceği bu maddede düzenlenmiş olsa da, icra mahkemesinin başka dairesinin bulunmadığı yerlerde en yakın icra mahkemesi sistemi ve ret kararının itirazını doğuran usul bakımından İİK m.40 kıyasen uygulanır.
İcra mahkemesi hâkiminin reddi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hâkimin reddi
- Taraflardan birinin, davaya bakacak hâkimin tarafsızlığından şüphe edilmesi için kanunda gösterilen sebeplerden birinin varlığını ileri sürerek hâkimin davadan uzaklaştırılmasını istemesidir. Bu madde bakımından reddin konusu yalnızca icra mahkemesi hâkimidir.
- Ret talebinin reddi
- Ret talebinin, ileri sürülen sebeplerin kanuna uygun olmadığı veya yeterli delil ya da emare gösterilmediği gerekçesiyle merci tarafından reddedilmesi kararıdır. Bu karara karşı istinaf yolu açıktır ve ret talebini reddeden karar, hâkimin davaya bakmasını engellemez.
- Ret sebepleri
- Hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürdüğü ileri sürülen olgulardır. Dilekçede ayrıntılı biçimde gösterilmeleri ve delil veya emarelerle desteklenmeleri gerekir.
- Merci
- Ret talebini inceleyerek karara bağlayan mercidir. Bu maddede ret talebinin incelenmesi HMK hükümlerine göre yürütülür; reddedilen hâkimin kendisi bu incelemede yer almaz.
- Kıyasen uygulama
- Bu maddede açıkça düzenlenmeyen bir konunun, benzer hâle ilişkin İİK m.40 hükmü üzerinden çözülmesidir. Ret kararının kaldırılması sonrası dosyanın gönderilmesi ve yerine getirilmeyen kararın işlemlerinde bu yol izlenir.
İcra mahkemesi hâkiminin reddi: hangi şartlar aranır?
- Reddi istenen hâkim bir icra mahkemesi hâkimi olmalıdır; icra dairesi personeli bu maddenin kapsamında değildir.
- Ret talebi, HMK hükümlerine uygun olarak dilekçeyle yapılmalı ve ret talebinde bulunan taraf dilekçesinde ret sebeplerini delilleriyle birlikte bildirmelidir.
- Ret sebeplerinin HMK m.34 kapsamında bir yasaklılık hâli ya da hâkimin tarafsızlığından şüphe ettirecek bir olgu olduğu ileri sürülmelidir.
- Ret talebi HMK m.36 ve devamındaki usule göre merci tarafından incelenmeli ve ret sebebinin muhtemel görünmesi hâlinde kabul edilmelidir; ret talebi reddedilirse bu karara karşı istinaf yoluna gidilebilir.
- Ret talebi kabul edildiğinde, reddedilen hâkimin o dosyada verdiği karar yerine getirilmemelidir ve dosya, kararın kaldırılması hâlinde başka bir icra mahkemesi dairesine ya da en yakın icra mahkemesine gönderilmelidir.
İcra mahkemesi hâkiminin reddi: hangi sonuçları doğurur?
- Ret talebi, delil ve sebepleri gösterilmeden yapılırsa usulüne uygun bir talep sayılmaz ve incelemeye alınmaz.
- Ret talebinin reddine karşı istinaf yoluna başvurulabilir; istinaf incelemesi sürerken hâkim davaya bakmaya devam edebilir.
- Ret talebinin reddi hakkındaki karar kaldırılırsa, reddedilen hâkimin o dosyada verdiği karar yerine getirilmez.
- Kaldırma hâlinde dosya başka icra mahkemesi dairesine ya da en yakın icra mahkemesine gönderilir ve yeni hâkim işe bakar.
- Ret talebinin kabul edilmesi hâlinde reddedilen hâkim, dosyada verdiği kararları yerine getirilmemesi sonucuyla karşılaşır; bu kararların akıbeti 40. madde hükümleri kıyasen belirlenir.
Ret talebinin reddi ile ret talebinin kabulü arasındaki fark nedir?
Ret talebi reddedildiğinde hâkim davaya bakmaya devam eder; ret talebinin reddi hakkındaki karara karşı istinaf açıktır.
Ret talebi kabul edildiğinde reddedilen hâkim o işte karar veremez ve dosya başka bir mahkemeye gönderilir.
Ret talebinin reddine karşı istinaf yoluna gidilmesi, hâkimin işe bakmasına engel değildir; istinaf sonucu ret kararı kaldırılırsa reddedilen hâkimin verdiği karar yerine getirilmez.
İcra mahkemesinin başka dairesinin bulunması ile bulunmaması arasındaki fark nedir?
Yerde icra mahkemesinin başka bir dairesi varsa dosya bölge adliye mahkemesince o daireye gönderilir.
Yerde başka daire yoksa dosya en yakın icra mahkemesine gönderilir.
Dosyanın gönderileceği merci, yerde başka icra mahkemesi dairesinin bulunup bulunmamasına göre değişir.
Madde 10/a ile genel HMK ret usulü arasındaki fark nedir?
Madde 10/a yalnızca icra mahkemesi hâkimi reddedildiğinde uygulanır ve ret usulünü HMK'ya bağlar.
İcra dairesi personeli bakımından İİK m.10 ve m.11 yasakları ve bunlara ilişkin usul ayrı düzenlenmiştir.
Hâkim reddinde HMK, personel yasaklılığında İİK m.10-11 hükümleri esas alınır.
İcra mahkemesi hâkiminin reddi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hâkimin davranışından duyulan rahatsızlığı, HMK m.34'teki yasaklılık ya da çekinme sebebi saymak; ret sebebinin kanuna uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
- Ret dilekçesinde delil ve emareleri göstermeden talep yapmak; bu talebin incelemeye alınmayacağını hesaba katmamak.
- Ret talebinin reddi kararına karşı istinaf yoluna gidildiğinde hâkimin işe bakamayacağını varsaymak; madde bunun tersini öngörür.
- Ret kararının kaldırılması hâlinde dosyanın her zaman aynı mahkemeye döneceğini düşünmek; yerde başka daire yoksa en yakın icra mahkemesine gönderilir.
- İcra personelinin reddi ile icra mahkemesi hâkiminin reddini karıştırmak; personel yasaklılığı bu maddenin değil İİK m.10-11'in konusudur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İcra mahkemesi hâkiminin reddi talebinde ret sebeplerinin somut olaya dayanması ve delil ya da emareyle desteklenmesi aranmaktadır; yalnızca hâkimin tutumundan duyulan memnuniyetsizlik ret sebebi sayılmamaktadır.
- Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması hâlinde talebin geri çevrilebileceği kabul edilmektedir.
- Ret talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılması hâlinde, reddedilen hâkimin verdiği kararın yerine getirilmemesi ve dosyanın yeni hâkime gönderilmesi uygulanmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Ret talebinde bulunan taraf, ret sebebinin varlığını ve bu sebebe ilişkin delil ya da emareyi dilekçesinde göstermekle yükümlüdür; ispat yükü ret talebini ileri süren tarafa aittir.
- Ret sebebi tanıkla değil, yazılı belge, tutanak ya da reddedilen hâkimin davranışını gösteren somut emareyle desteklenmelidir; ret sebepleri hakkında yemin teklif edilemez.
- Karşı tarafın ret talebine yaptığı cevap ve dosyadaki belgeler merci tarafından değerlendirilir; hâkimin ret sebeplerine ilişkin görüşü yazılı olarak bildirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.40: Madde metninde kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilen hükümdür; reddedilen hâkimin verdiği kararın akıbetine ilişkin usul bu hükme göre belirlenir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.34: Hâkimin davaya bakmaktan yasaklılık ve çekinme hâllerini düzenler; ret sebeplerinin dayanağıdır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.36: Hâkimin reddi talebinin dilekçe ile yapılması, karşı tarafa tebliği ve incelenme usulünü düzenler; madde metninde HUMK ve HMK ile yapılan genel atıf bu usulü ifade eder.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.10: İcra müdürü ve personelinin kendi işlerini görme yasağını düzenler; hâkim reddi bu maddenin kapsamında değildir, ancak yasaklılık ayrımında karşılaştırma için bağlantılıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.11: İcra personelinin kendileriyle sözleşme yapma yasağını düzenler; hâkim reddi ile doğrudan ilgili değildir.
İİK m.11 — Memnu işler
İcra ve İflas Kanunu'nun 11. maddesi, tetkik hâkimlerinin ile icra ve iflas memur ve müstahdemlerinin, dairelerince takip edilmekte olan bir alacak veya satılmakta bulunan bir şey hakkında kiminle olursa olsun kendileri veya başkaları hesabına akit yapmasını yasaklar ve bu yasağa aykırı akdi hükümsüz sayar. Kapsam, icra hâkimlerini de içine alacak biçimde icra organlarıdır. Madde, icra organlarının iş görme yasağını (m.10) ve icra mahkemesi hâkimlerinin reddine ilişkin usulü düzenlemez; bunlar m.10 ve m.10/a kapsamındadır. Maddede bir süre öngörülmediği için sürelere ilişkin bir düzenleme de yoktur. Taksitle ödeme sözleşmeleri ve icra dairesinin tutanak düzenlemesi de bu maddenin konusu değildir (m.111). Yasağın kapsamı dışındaki akitlerin (icra dairesi ile ilgisiz, dairenin takip etmediği bir alacak veya satılmayan bir şeye ilişkin sözleşmeler) geçerliliği genel hükümlere bağlıdır.
Memnu işler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tetkik vazifesini gören hâkim
- İcra ve iflas işlerinde incelemeyi yürüten, yani icra mahkemesi ve tetkik sıfatıyla görev yapan hâkimdir. Yasak, hâkimin hangi mahkemede çalıştığına bakmaksızın bu sıfatla görev yaptığı işlere bağlıdır.
- Dairesince takip edilmekte olan alacak
- İcra dairesinde yürütülmekte olan bir takip konusu alacaktır. Yasak yalnızca dairenin fiilen takip ettiği alacakla sınırlıdır; daireyle ilgisi olmayan bir alacak bu kapsamda değildir.
- Satılmakta bulunan şey
- İcra dairesi tarafından satışa çıkarılmış, artırma ya da satış süreci devam eden maldır. Satışın henüz başlamamış olduğu bir mal ile satış sürecinin tamamlanmış olduğu bir mal bu kapsamda değildir.
- Kendi hesabına veya başkası hesabına akit
- Görevli kişinin kendi adına ya da bir üçüncü kişi adına hareket ederek, dairenin takip ettiği alacak veya sattığı şeyle bağlantılı olarak yaptığı sözleşmedir. Kefalet, alacağın devralınması ve satış ihalesine katılım bu kavramın örnekleridir.
- Hükümsüzlük
- Maddenin açık ifadesiyle yasağa aykırı akit baştan itibaren hüküm doğurmaz. Taraflar sonradan onaylayarak işlemi geçerli kılamaz.
Memnu işler: hangi şartlar aranır?
- Akdi yapan kişinin tetkik vazifesini gören hâkim ya da icra ve iflas memuru veya müstahdemi olması gerekir.
- Akdin, dairenin takip etmekte olduğu bir alacak ya da satılmakta bulunan bir şeyle ilgili olması gerekir.
- Akdin kişinin kendi hesabına ya da başkası hesabına yapılmış olması gerekir; karşı tarafın kim olduğu yasağı ortadan kaldırmaz.
- Yasak, akdin yapılmasını engellemek için kanunda bir yetki, izin ya da onay koşulu öngörmez; görevli kişinin rızası da yasağı kaldırmaz.
- Hükmün uygulanabilmesi için yasağa aykırı bir akdin varlığı yeterlidir; ayrıca zarar doğmuş olması aranmaz.
Memnu işler: hangi sonuçları doğurur?
- Yasağa aykırı yapılan akit hükümsüzdür; baştan itibaren hüküm doğurmaz.
- Hükümsüz akit, taraflar sonradan rızalarıyla onaylasalar da geçerli hale gelmez.
- Hükümsüzlük için icra mahkemesinde şikâyet yolu kullanılabilir ve bu şikâyet süreye bağlı değildir; şikâyeti yapan kişinin ayrıca zarar görmüş olması aranmaz.
- Kefalet, alacağın devri ve icra dairesince satılan malın satın alınması gibi işlemler yasak kapsamındadır ve geçersizdir.
- Yasak kapsamına girmeyen bir akit (dairece takip edilmeyen alacak ya da satılmayan şeye ilişkin akit) bu madde gereğince geçersiz sayılmaz; genel hükümlere göre değerlendirilir.
- Yasak, kişinin kendi hesabına ya da başkası hesabına yapılan akitleri kapsar; hesap sahibinin üçüncü kişi olması yasağı ortadan kaldırmaz.
Takip edilen alacak ile takip dışı alacak arasındaki fark nedir?
Dairece takip edilmekte olan bir alacakla ilgili akit, madde kapsamına girer.
Dairenin takip etmediği bir alacakla ilgili akit, icra dairesinin takibiyle bağlantısı yoksa bu yasağın kapsamında değildir.
Kapsama giren akit mutlak hükümsüzdür; kapsam dışı akit için genel hükümler (TBK) uygulanır.
Satılmakta bulunan şey ile satışı sona ermiş ya da hiç başlamamış mal arasındaki fark nedir?
Dairenin artırmaya çıkardığı ve satış süreci devam eden bir mal, yasağın konusudur.
Satış süreci tamamlanmış ya da henüz başlamamış bir mal, kanunun ifadesine göre yasağın kapsamında değildir.
Yasak kapsamındaki bir mal için icra görevlisi pey süremez ve ihale alamaz; kapsam dışındaki mal için bu yasak uygulanmaz.
Icra hâkimi ile icra müdürü ve müstahdemi arasındaki fark nedir?
Madde metni hem hâkimleri hem memur ve müstahdemleri yasağa tabi tutar.
Hâkimler için iş görme yasağı HMK hükümlerine bağlanır; m.10/a ile reddi mekanizması kabul edilmiştir.
Akit yapma yasağı her iki grup için aynıdır; iş görme yasağının kapsamı ve reddi usulü ise farklıdır.
Akit yapma yasağı ile iş görme yasağı (m.10) arasındaki fark nedir?
m.11, görevlinin belirli bir akdi yapmasını hükümsüzlük yaptırımıyla yasaklar.
m.10, görevlinin kendisinin ya da yakınlarının menfaatine olan işleri görmesini yasaklar.
Aynı olay her iki maddeye de girebilir; m.11'in hükümsüzlük sonucu m.10'un iş görme yasağı ile birlikte değerlendirilir.
Memnu işler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükümsüzlüğü, yasak kapsamına giren bir akit için bile şikâyet süresine tabi tutmak; bu şikâyet süresizdir.
- Taraflar rızasıyla sonradan onay verdiğinde akdin geçerli hale geleceğini kabul etmek; mutlak butlan nedeniyle bu mümkün değildir.
- Yasağı yalnızca icra memurlarına uygulamak ve icra hâkimlerini kapsam dışı saymak; madde her iki grubu da kapsar.
- Yasağın yalnızca görevlinin kendi adına yaptığı akitlerle sınırlı olduğunu düşünmek; başkası hesabına yapılan akit de yasaktır.
- Yasağı, dairenin takip etmediği bir alacakla ilgili akite de uygulamak; bağlantı yoksa madde uygulanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yasağa aykırı akdin mutlak butlanla sakat olduğu ve taraflarca onaylanarak geçerli hale getirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/621 E., 2020/530 K., 07.07.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2017/753 E., 2019/586 K., 21.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2009 E., 2019/587 K., 21.05.2019)
- Hükümsüzlüğün icra mahkemesinde süresiz şikâyet yoluyla tespit edilebileceği ve bu şikâyet için zarar görmenin aranmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/621 E., 2020/530 K., 07.07.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2009 E., 2019/587 K., 21.05.2019)
- İcra dairesinin takip ettiği alacağa ilişkin işlemlerde görevlinin taraflardan birinin lehine diğerinin aleyhine işlem yapmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/753 E., 2019/586 K., 21.05.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Yasağa aykırılığı ileri süren taraf, akdin görevli bir kişi tarafından yapıldığını ve dairenin takip ettiği alacak ya da satılan şeyle ilgili olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Akdin varlığı ve tarafları yazılı sözleşme, icra dosyası kayıtları ve ihale tutanağı gibi belgelerle ispat edilir.
- Akdin başkası hesabına yapıldığı iddiası, görevlinin o kişi adına hareket ettiğini gösteren belgelerle ispatlanır; bu bağlantı ispatlanamazsa yasak uygulanmaz.
- Dairenin takip ettiği alacak ya da satılan şeyle ilgisizlik savunmasını ileri süren karşı taraf, bu bağlantının bulunmadığını belgeyle göstermek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.10: Aynı görevliler bakımından kendi ve yakınlarının işlerini görme yasağını düzenler; m.11 akit yapma yasağı ile birlikte bir bütün oluşturur.
- 2004 sayılı Kanun m.10/a: İcra mahkemesi hâkimlerinin iş görme yasağının reddi ile ilgili özel düzenlemeyi içerir; m.11'in hâkimler bakımından uygulanmasıyla ilgilidir.
- 2004 sayılı Kanun m.16: İcra görevlisinin yasağa aykırı işlemine karşı şikâyet yolunu düzenler; m.11 kapsamındaki hükümsüzlük iddiası bu yolla ileri sürülebilir.
- 2004 sayılı Kanun m.111: Taksitle ödeme sözleşmelerini ve bunların icra dairesinde tutanağa bağlanmasını düzenler; m.11'in konusu değildir.
İİK m.13 — Gözetim ve denetim
İİK m.13, icra ve iflas dairelerinin kimin gözetim ve denetimi altında olacağını ve bu dairelerin hangi organlarca denetleneceğini düzenler; ayrıca icra ve iflas memur ve yardımcılarının disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerinde Devlet Memurları Kanununun disiplin hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Hüküm icra daireleri başkanlığı ile icra mahkemesi hâkiminin gözetimini, Cumhuriyet savcıları ve adalet müfettişleri aracılığıyla denetimi ve memur ile yardımcılarının disiplin sorumluluğunu kapsar. Teftişin takvimini, ilk teftişin usulünü, kasa denetiminin adımlarını ve teftiş raporunun biçimini düzenlemez (İİK Yönetmeliği m.102-105). Dosya ve kartonların kaybından sorumluluğu düzenlemez (İİK Yönetmeliği m.110). İflas idaresinin denetimi ve üyelerinin görevden alınmasını düzenlemez (İİK m.223, m.227). Şikâyet yolunu ve icra mahkemesinin denetim sınırını düzenlemez (İİK m.16).
Gözetim ve denetim: hangi kavramlar bilinmeli?
- Daimî gözetim ve denetim
- İcra ve iflas dairelerinin, 4. maddedeki esaslara göre icra daireleri başkanlığının ya da bu başkanlığın kurulmadığı yerlerde icra mahkemesi hâkiminin sürekli gözetimi altında bulunması anlamına gelir. Bu gözetim, şikâyet üzerine yapılan incelemeden farklı olarak kendiliğinden ve sürekli işler.
- Icra daireleri başkanlığı
- Birden fazla icra dairesinin bulunduğu yerlerde icra ve iflas dairelerini gözeten ve idari işlerini yürüten başkanlık birimidir. Başkanlığın kurulmadığı yerlerde bu görev icra mahkemesi hâkimine geçer.
- Adalet müfettişi ile denetim
- Görevlendirilmek suretiyle yapılan sürekli teftiş türüdür. Cumhuriyet savcılarının yıllık teftişinden ayrı ve ek bir denetimdir.
- Disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller
- İcra ve iflas memur ve yardımcılarının görevlerinde işledikleri ve disiplin cezası gerektiren davranışlardır. Bunların yaptırımı için Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır; İcra ve İflas Kanunu ayrı bir disiplin rejimi kurmaz.
Gözetim ve denetim: hangi şartlar aranır?
- İcra veya iflas dairesinin bulunması ve bu dairenin 4. maddedeki esaslara göre icra daireleri başkanlığının ya da başkanlığın kurulmadığı yerde icra mahkemesi hâkiminin daimî gözetim ve denetimi altına girmesi gerekir.
- Dairelerin Cumhuriyet savcıları ve adalet müfettişleri vasıtasıyla denetime tabi tutulması gerekir.
- Cumhuriyet savcılarının dairelerini yılda en az bir kez denetlemesi gerekir.
- Denetlenen kişinin icra veya iflas memuru ya da yardımcısı olması gerekir.
- Fiil ya da halin disiplin cezasını gerektirmesi gerekir; bu durumda Devlet Memurları Kanununun disiplin cezalarına ilişkin hükümleri uygulanır.
Gözetim ve denetim: hangi sonuçları doğurur?
- Dairelerin gözetim ve denetim altında olması, işlemlerin bu gözetim altında yürütülmesi anlamına gelir.
- Cumhuriyet savcısının yılda en az bir kez denetim yapmaması, yükümlülüğün ihlali olur; bu ihlal yönetimsel yaptırım doğurur.
- Icra ve iflas memur ya da yardımcısının disiplin gerektiren bir fiili varsa Devlet Memurları Kanununun disiplin cezaları uygulanır.
- Disiplin cezası, icra mahkemesinin şikâyet üzerine verdiği bir karara bağlı değildir; idari disiplin yoluyla yürür.
- Madde, daire işlemlerinin iptalini ya da geçersizliğini doğrudan düzenlemez; bu sonuçlar için başka hükümlere bakılır.
Icra daireleri başkanlığı ile icra mahkemesi hâkimi gözetimi arasındaki fark nedir?
Başkanlığın kurulduğu yerlerde gözetim icra daireleri başkanlığına aittir.
Başkanlığın kurulmadığı yerlerde gözetim icra mahkemesi hâkimine aittir.
Hangi organın gözetim yetkisini kullanacağı yerin başkanlık kurulu olup olmamasına göre belirlenir.
Daimî gözetim ile cumhuriyet savcısı ve adalet müfettişi denetimi arasındaki fark nedir?
Gözetim sürekli ve kendiliğinden yürüyen bir yetkidir.
Savcı denetimi yılda en az bir kez yapılan periyodik teftiştir; müfettiş denetimi görevlendirmeye bağlı sürekli teftiştir.
Savcı teftişinin takvimi sabit, müfettiş denetimi ise görevlendirmeye bağlıdır; ikisi birbirinin yerini tutmaz.
Disiplin fiili ile devlet Memurları Kanunu uygulaması arasındaki fark nedir?
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller icra ve iflas memur ve yardımcılarına özgüdür.
Disiplin cezalarının kendisi ve usulü Devlet Memurları Kanunundan alınır.
Cezanın türü ve uygulanması 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre belirlenir; İİK bu alanda ayrı bir ceza listesi vermez.
Gözetim ve denetim: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Icra daireleri başkanlığı bulunan yerde gözetimin icra mahkemesi hâkimine ait olduğunu sanmak; gözetim başkanlığa aittir.
- Savcı denetimini şikâyete bağlı bir yetki olarak görmek; savcı denetimi idari ve periyodik bir denetimdir.
- Disiplin cezalarını İİK içinde aramak; cezaların türü ve usulü Devlet Memurları Kanunundan alınır.
- Adalet müfettişi denetimini savcı teftişi ile aynı takvimde saymak; müfettiş denetimi görevlendirmeye bağlı ve süreklidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İcra mahkemesinin gözetim yetkisi, şikâyete bağlı denetimden ayrı ve genel bir yetkidir; mahkeme şikâyet edilmeyen işlemleri de idari gözetim çerçevesinde değerlendirebilir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2099 E., 2023/2261 K., 05.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Gözetim ve denetimin yapılmadığını ileri süren taraf, yılda en az bir kez savcı teftişinin yapıldığını gösteren teftiş kayıtlarının bulunmadığını ispat etmelidir; savcılık kayıtları bu konuda temel delildir.
- Disiplin cezası gerektiren fiilin varlığını ileri süren taraf, fiilin memur ya da yardımcı tarafından işlendiğini ve Devlet Memurları Kanunu kapsamında bir disiplin hâli oluşturduğunu ispat etmelidir.
- Memurun savunması, fiilin disiplin cezasını gerektirmediğini ya da görev dışı kaldığını göstermek suretiyle yapılır; bu savunmada ispat yükü memurdadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.4: Gözetim yetkisinin hangi esaslara göre kullanılacağını gösterir; m.13 bu esasları yollama yoluyla kullanır.
- 2004 sayılı Kanun m.16: Icra dairelerinin işlemlerine karşı tarafların başvurduğu şikâyet yolunu düzenler; m.13'teki idari denetimden farklı, şikâyete bağlı bir denetimdir.
- 2004 sayılı Kanun m.223: İflas idaresinin denetimini ve icra mahkemesinin gözetimini düzenler; m.13'teki genel gözetimin iflas idaresi bakımından uygulama alanıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.227: İflas idaresi hakkında icra ve iflas dairelerine ilişkin hükümlerin hangilerinin uygulanacağını belirler; disiplin ve gözetim bakımından m.13 ile bağlantılıdır.
İİK m.13/A — Birinci teftiş
Madde, Cumhuriyet savcılarınca icra ve iflas dairelerinde yapılacak ilk teftişin zamanını ve kapsamını düzenler: teftişin her yıl Ocak ayında yapılması, geçen bir yıllık işlemleri kapsaması ve düzenlenecek raporların birer örneğinin icra ve iflas dairesi ile Cumhuriyet savcılığında saklanması. Ayrıca teftişi kimlerin yapacağı ve raporun nasıl düzenleneceği konusunda yönetmeliğe yollama yapar. Uygulama, icra ve iflas dairelerini denetleyen Cumhuriyet savcılıkları ve bu teftişi yürüten görevliler bakımından geçerlidir. Madde, icra mahkemesi hâkimlerinin denetimini, adalet müfettişlerinin sürekli teftişini, teftişte incelenecek hususları ve teftiş raporunun biçimini düzenlemez (İİK m.102, m.104, m.105); yönetmelik hükümlerinin içeriği ve kasanın tespiti usulü de bu maddede yer almaz.
Birinci teftiş: hangi kavramlar bilinmeli?
- İlk teftiş
- Cumhuriyet savcılarınca icra ve iflas dairelerinde yapılan, yılın Ocak ayında gerçekleştirilen ve geçen bir yıllık işlemleri kapsayan teftiştir. Savcının yıl içinde yapacağı diğer teftişlerin ilk adımı niteliğindedir.
- Geçen bir yıllık işlemler
- Teftişin konusunu oluşturan, teftişin yapıldığı yıldan önceki bir yıl içinde dairede yapılmış işlemlerdir. Teftiş kapsamı bu dönemle sınırlıdır.
- Teftiş raporu
- Teftiş sonucunda düzenlenen yazılı belgedir. Maddeye göre raporun birer örneği icra ve iflas dairesinde ve Cumhuriyet savcılığında saklanır.
- Savcılığın açık olması
- Cumhuriyet savcılığında kadronun boş bulunması durumudur. Bu hâlde teftişi kimlerin yapacağı yönetmelikte belirlenir.
Birinci teftiş: hangi şartlar aranır?
- Teftişin Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gerekir.
- Teftişin ilk teftiş olarak ve her yıl Ocak ayı içinde yapılması gerekir.
- Teftişin kapsamına geçen bir yıllık işlemlerin girmesi gerekir.
- Teftiş sonunda düzenlenen raporun birer örneğinin icra ve iflas dairesi ile Cumhuriyet savcılığında saklanması gerekir.
- Savcılıkların açık olması hâlinde teftişi yapacak kişilerin ve rapor düzenleme usulünün yönetmelikle belirlenmesi gerekir.
Birinci teftiş: hangi sonuçları doğurur?
- İlk teftiş her yıl Ocak ayı içinde yapılır ve geçen bir yıllık işlemleri kapsar.
- Teftiş raporu iki örnek olarak düzenlenir ve birer örneği icra ve iflas dairesinde ile Cumhuriyet savcılığında saklanır.
- Savcılıkların açık olduğu hâllerde teftişi kimlerin yapacağı ve raporun nasıl düzenleneceği yönetmelikte belirlenir.
- Maddede belirtilen teftiş yükümlülüğü yerine getirilmezse, madde kendiliğinden bir hak düşürücü sonuç bağlamaz; ancak denetim görevinin ihmali disiplin ve idari sorumluluk doğurabilir (bu sonuç madde metninde yazılı değildir).
İlk teftiş ile sürekli teftiş arasındaki fark nedir?
Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan ilk teftiş, her yıl Ocak ayında ve geçen bir yıllık işlemleri kapsayacak biçimde yapılır.
Adalet müfettişleri tarafından görevlendirilerek yapılan teftiş ise süreklidir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
Ocak ayı ve geçen bir yıl sınırı yalnız savcılık teftişi için geçerlidir; müfettiş teftişinde bu zaman sınırı aranmaz.
Savcılığın dolu ile açık olması arasındaki fark nedir?
Cumhuriyet savcılığının dolu olduğu hâlde teftiş doğrudan savcı tarafından yapılır.
Savcılığın açık olduğu hâlde teftişi kimlerin yapacağı yönetmelikte gösterilir.
Açık savcılık hâlinde teftişin yürütücüsü ve rapor usulü yönetmelik hükmüne göre belirlenir.
Birinci teftiş: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ocak ayı zorunluluğunu sürekli teftişin zamanı sanmak; sürekli denetim (m.102) ile ilk teftiş (m.13/a) farklı kurallara bağlıdır.
- Geçen bir yıllık işlemlerin kapsamını cari yılın işlemleri olarak okumak; teftiş önceki yılı kapsar.
- Raporun birer örneğinin iki yerde saklanması gerektiğini gözden kaçırmak; saklama yükümlülüğü hem icra ve iflas dairesi hem Cumhuriyet savcılığı için geçerlidir.
- Savcılığın açık olması hâlinde teftişi savcının bizzat yapması gerektiğini varsaymak; yürütücü yönetmelikle belirlenir.
Nasıl ispat edilir?
- Teftişin Ocak ayı içinde yapıldığını ve geçen bir yıllık işlemleri kapsadığını ileri süren taraf, bu hususu teftiş raporu ile ispatlamalıdır.
- Teftiş raporunun icra ve iflas dairesi ile Cumhuriyet savcılığında iki yerde saklanmış olması, raporun varlığını ve tarihini gösteren belgelerle ortaya konur.
- Teftişin yapılmadığını ileri süren taraf, Ocak ayında düzenlenmiş bir raporun bulunmadığını, saklama kayıtlarının eksikliğini belgelerle göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.102: Cumhuriyet savcılarının icra dairelerini en az yılda bir kez teftiş etmesini ve sürekli denetimini düzenler; m.13/a bu genel denetimin ilk teftişine ilişkin usul kurallarını getirir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.103: Maddenin ilk teftişe ilişkin ana kaynağıdır; ilk teftişin Ocak ayında yapılması ve iki örnekle düzenlenen raporların saklanması hükmünü içerir (m.13/a'nın içeriğiyle örtüşen bu hükmün mevcut metni değişiklikle düzenlenmiştir).
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.104: Teftişte gözönünde bulundurulacak hususları düzenler; m.13/a'nın kapsadığı teftişin içeriğini tamamlar.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.105: Teftiş raporunun biçimini düzenler; m.13/a'da yollanan raporun düzenlenme usulünün ayrıntısını gösterir.
İİK m.14 — Yönetmelik ve yargıtay kararları
İİK m.14, icra ve iflas dairelerinde ve icra mahkemelerinde tutulacak defterlerin ile dosyalarla diğer basılı kağıtların düzenlenme şekillerini Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliğe bırakır; ayrıca Yargıtayın icra ve iflas işlerine ait kararların tamamını düzenli olarak yayımlamasını ve bunun esaslarının Yargıtayca yönetmelikle düzenlenmesini öngörür. Kanunun uygulama şekline ilişkin yetkilendirme ve kararların yayımlanması yükümlülüğü bakımından icra ve iflas işlerinin tüm taraflarını ve merciilerini ilgilendirir. Defter ve belge sütunlarının ayrıntısını, icra ve iflas ilanlarının içeriğini, kasa defterinin kayıt sıklığını, adların alfabetik sıralamasını ve takip işlemlerinin esasını düzenlemez (sırasıyla m.13, m.14 ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği, m.51-60 ilgili düzenlemeler); bu konular yönetmelik ve başka kanun maddelerinde yer alır. Yargıtay kararlarının yayımlanmasına ilişkin Yargıtay yönetmeliğinin kendisi de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Yönetmelik ve yargıtay kararları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yönetmelikle düzenleme yetkisi
- Kanunun uygulanmasına ilişkin ayrıntıların, kanunda sayılan defter, dosya ve basılı kağıtların biçimlerinin Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesidir. Bu yetki kanunun temel kurallarını değiştirmez, yalnızca uygulama biçimini tayin eder.
- Defter ve basılı kağıt
- İcra ve iflas dairelerinde ile icra mahkemelerinde tutulan kayıt defterleri, dosyalar ve kullanılan diğer matbu belgelerdir. Bunların düzeni madde metninde değil yönetmelikte belirlenir.
- Yargıtay kararlarının yayımlanması
- Yargıtayın icra ve iflas işlerine ait kararların tamamını düzenli olarak yayımlama yükümlülüğüdür. Yayımın esasları Yargıtay tarafından yönetmelikle düzenlenir.
Yönetmelik ve yargıtay kararları: hangi şartlar aranır?
- Kanunun uygulama şeklinin Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle tayin ve tespit edilmesi gerekir.
- Defterlerin ve dosyaların ile diğer basılı kağıtların düzenlenme şeklinin yönetmelikle belirlenmesi gerekir.
- Yargıtayın icra ve iflas işlerine ait kararların tamamını düzenli olarak yayımlaması gerekir.
- Bu yayımın esaslarının Yargıtay tarafından yönetmelikle düzenlenmesi gerekir.
Yönetmelik ve yargıtay kararları: hangi sonuçları doğurur?
- Defter ve dosya düzenlenme şekilleri yönetmelikle belirlenir; madde kendisi bu şekilleri tek tek saymaz.
- Yargıtay icra ve iflas kararlarını düzenli olarak yayımlamakla yükümlüdür.
- Yayımın esasları Yargıtayın çıkaracağı yönetmelikle belirlenir.
Adalet Bakanlığı yönetmeliği ile yargıtay yönetmeliği arasındaki fark nedir?
Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelik, icra ve iflas dairelerinin defter, dosya ve basılı kağıtlarının düzenini belirler.
Yargıtayca hazırlanan yönetmelik, Yargıtay kararlarının yayımlanmasının esaslarını düzenler.
İki yönetmelik farklı kurumlarca çıkarılır ve farklı konuları düzenler; birinin kapsamı diğerine taşınmaz.
Yönetmelik ve yargıtay kararları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer almayan defter sütunlarını ya da sıklık kurallarını bu maddeden çıkarmak; bu ayrıntılar yönetmeliktedir.
- Yargıtay yayımlama yükümlülüğünü bir yönetmelik çıkarma zorunluluğu ile karıştırmak; yükümlülük kararların yayımıdır, yönetmelik bunun esasını düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay kararlarının yayımlanmasına ilişkin ek fıkranın, yayımın tamamlanmadığı yönünde eleştirildiği ve yayımlanmayan kararların bulunduğu belirtilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Yönetmelik düzenlemesinin varlığı ve kapsamı, ilgili yönetmeliğin Resmî Gazete'de yayımlanmış metni ile kanıtlanır.
- Yargıtay kararlarının yayımlanmadığı iddiası, ilgili kararın yayımlanıp yayımlanmadığının araştırılmasıyla ortaya konur.
- Uygulamada yönetmelik hükmüne aykırılık iddiası, aykırılığı ileri süren tarafça ortaya konmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.13: Ad-soyad defterinin borçlunun soyadına göre alfabetik düzenlenmesini öngörür; m.14'ün yetki verdiği yönetmelik kapsamındaki defter düzeninin bir örneğidir.
- 2004 sayılı Kanun m.14: Kasa defterinin tutulma biçimini düzenleyen hükümler, bu maddede yetki verilen yönetmeliğin konusudur.
İİK m.15 — Harçlar
İİK m.15, icra ve iflas harçlarının kanunla belirleneceğini, harç ve masrafların kural olarak borçluya ait olduğunu ve bunların ayrıca hüküm aranmaksızın tahsil edileceğini düzenler. Ayrıca icra takiplerinde müzaheret (yardım) kararlarının icra mahkemesince verilmesine ilişkin usulü, HUMK'un 465 ve devamı maddelerine yollama yaparak belirler. Madde, harçların miktarını, oranlarını ve tahsil zamanını düzenlemez; bunlar Harçlar Kanunu ve ona bağlı tarifede yer alır. Maddenin kapsamı icra takipleri olup iflas harçları için de birinci fıkrada aynı kural geçerlidir. Borçlu ile alacaklı arasında harç ve giderlerin paylaşımına ilişkin kural, kanunda aksi yazılmadıkça borçlu aleyhine işler; bu konuda taraflar arası sözleşme veya icra dairesinin tek taraflı takdiri maddede yer almaz. İcra giderlerinin tanımı ve iflas giderlerinin ayrıntısı ile haciz ve satış sırasında yapılan masraf kalemleri bu maddede düzenlenmez (icra giderleri ve masrafların kapsamı için ilgili kanun bölümlerine bakılmalıdır).
Harçlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- İcra harcı
- Devletin icra hukuku alanındaki faaliyetine karşılık olarak aldığı paradır. Harcın miktarı ve türü kanun tarafından belirlenir, İİK m.15 bu belirlemeyi Harçlar Kanunu'na bırakır.
- Harç ve masraflar
- Takip sırasında yapılan ödemelerin tamamıdır. Maddenin ikinci cümlesi bunların kanunda aksi yazılmadıkça borçluya ait olduğunu belirtir; harçlar Harçlar Kanunu'na göre ayrıca ayrılır.
- Hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil
- Harç ve masrafların, borçlu hakkında ayrıca bir mahkeme kararı verilmesine veya yeni bir takip yapılmasına gerek olmaksızın takipte tahsil edilmesi anlamına gelir.
- Müzaheret kararı
- Takibe ilişkin olarak tarafa yardım amacıyla verilen kararlardır. Maddeye göre icra mahkemesi tarafından, HUMK m.465 ve devamı hükümlerine göre verilir.
Harçlar: hangi şartlar aranır?
- İcra veya iflas harcının doğması için kanunda öngörülen harç türüne ilişkin işlemin yapılmış olması gerekir; harcın miktarı ve oranı Harçlar Kanunu ile ilgili tarifeye göre belirlenir.
- Kanunda aksi bir düzenleme yoksa harç ve masrafların borçluya yükletilmesi gerekir.
- Harç ve masrafların ayrıca hüküm verilmesi veya takip açılması aranmaksızın tahsil edilebilmesi için takibin bu aşamaya ulaşmış olması gerekir.
- Müzaheret kararının verilebilmesi için takibin yetkili icra mahkemesi önünde görülmesi ve HUMK m.465 ve devamındaki usulün izlenmesi gerekir.
Harçlar: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda aksi yazılı değilse harç ve masraflar borçluya yüklenir ve bu yükleme için ayrıca hüküm verilmesi gerekmez.
- Harç ve masraflar, takip sonunda ayrıca bir hüküm ya da takip yapılmaksızın tahsil edilir.
- Harçların miktar ve oranı kanunla belirlendiğinden, tarafların veya icra dairesinin takdiriyle farklı bir miktar uygulanamaz.
- Müzaheret kararı, yetkili icra mahkemesi tarafından HUMK m.465 ve devamı hükümlerine göre verilir; icra dairesi bu kararı kendiliğinden veremez.
Harç ile masraf arasındaki fark nedir?
Harç, devletin icra hizmetine karşılık aldığı kanuni bir paradır ve Harçlar Kanunu ile tarifeye göre belirlenir.
Masraf, takip sırasında yapılan ve harç sayılmayan giderlerdir; kanun dayanağı harçtan farklı olarak genel olarak ödeme ve tahsil usulüne bağlıdır.
Her iki kalem de kural olarak borçluya ait olur; ancak harcın miktarı tarifeye, masrafın miktarı ise yapılan işleme göre belirlenir.
Kanunda aksi yazılı olan ile yazılı olmayan hal arasındaki fark nedir?
Kanunda aksi bir düzenleme bulunan hallerde harç ve masrafların borçluya yükletilmesi uygulanmaz.
Kanunda aksi yazılı olmayan hallerde harç ve masraflar kuralı gereği borçluya aittir.
Kanunun özel düzenlediği hallerde o hüküm, genel kural olan borçluya yükletme ilkesinin yerini alır.
Harç tahsili ile müzaheret kararı arasındaki fark nedir?
Harçların tahsili, takip içinde hüküm veya ayrı takibe gerek olmaksızın yapılır.
Müzaheret kararı, icra mahkemesinin HUMK m.465 ve devamına göre verdiği ayrı bir karardır.
Harç tahsili icra dairesinin işlemiyle yürürken, müzaheret usulü icra mahkemesinin kararıyla işler.
Harçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Harç ve masrafların kanunda aksi yazılı olmadığı halde alacaklıya yükletilmesi, madde metnindeki genel kurala aykırıdır.
- Müzaheret kararının icra dairesi tarafından verilebileceğini sanmak; karar yetkisi icra mahkemesine aittir.
- Harç miktarını madde metninde yazılı bir oran sanmak; oranlar madde değil Harçlar Kanunu ve tarifede yer alır.
Nasıl ispat edilir?
- Harç ve masrafın borçluya yüklenmesini isteyen tarafın, bu harç ve masrafın yapıldığını ve kanuni dayanağını göstermesi gerekir.
- Harcın dayanağı olan işlem ve tutar, icra dairesinin makbuzu ve harç hesabıyla ispatlanır.
- Harç miktarına itiraz eden borçlu, hesabın tarifeye uygunsuzluğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.465: Madde metninde yollama yapılan HUMK hükmü olarak müzaheret kararlarının usulünü belirler. Mülga 1086 sayılı HUMK'un m.465 hükmüne yapılan atıf, 6100 sayılı Kanun'un ilgili düzenlemesine göre okunmalıdır.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu: İİK m.15'in belirlediği icra ve iflas harçlarının miktarını, oranlarını ve türlerini düzenleyen kanundur; tarifenin (B) bölümü bu harçları gösterir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.32: Harç ve giderler ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağını düzenler; m.15'teki harç borcunun takibe etkisini tamamlar.
İİK m.16 — Şikayet ve şartlar
İcra ve iflas dairelerinin ve bazı diğer organların işlemlerine karşı icra mahkemesine yapılacak şikâyetin sebeplerini ve şikâyetin hangi hallerde süreye bağlı olduğunu düzenler. Şikâyet sebepleri kanuna aykırılık, işlemin hadiseye uygun olmaması, bir hakkın yerine getirilmemesi ve bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılmasıdır. Şikâyetin genel süresi ile süresiz şikâyet hâllerini kapsar. Madde, şikâyetin kimler tarafından ve kimlere karşı yapılacağını, şikâyetin incelenme usulünü, karar süresini ve kararın sonuçlarını düzenlemez (m.17, m.18). Kamu düzenine aykırılık iddiası da madde metninde yer almadığından bu alanda yalnızca uygulama eğilimi olarak yer alır. Şikâyetin hukuki niteliği ve yetkili mahkeme gibi konular da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Şikayet ve şartlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şikâyet
- İcra ve iflas dairelerinin işlemlerinin ya da işlemsizliğinin, icra mahkemesi önünde iptali, düzeltilmesi veya yerine getirilmesi için başvurulan, dava olmayan kendine özgü bir kanun yoludur. Dava dilekçesi şartları aranmaz, sözlü olarak da yapılabilir.
- Kanuna aykırılık
- İşlemin tesisinde kanun hükmünün hiç uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanmasıdır. Kanun sözüyle kanun dışında kalan düzenleyici işlemler de (yönetmelik gibi) kapsama alınır; taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık bu kapsamda değildir.
- Hadiseye uygun olmama
- Kanunun icra memuruna takdir yetkisi tanıdığı hallerde, bu yetkinin somut olayın koşullarına uygun kullanılmamasıdır. Kanuna uygun olsa da olaya uygun olmayan işlem bu sebeple şikâyete konu olur.
- Bir hakkın yerine getirilmemesi
- İcra dairesinin görevi dahilinde yapması gereken bir işlemi yapmayı reddetmesidir. Yapılmış bir işlem varsa bu sebep değil, işlemin kanuna aykırılığı ya da hadiseye uygunsuzluğu esas alınır.
- Sebepsiz sürüncemede bırakma
- İcra dairesinin kanunda öngörülen veya uygun bir süre içinde, haklı bir neden olmadan yapması gereken işlemi yapmamasıdır. Dairenin kendiliğinden ya da ilgilinin usulüne uygun talebi üzerine harekete geçmesi gerekebilir.
Şikayet ve şartlar: hangi sonuçları doğurur?
- Kanuna aykırılık veya hadiseye uygunsuzluk sebebiyle yedi gün içinde yapılan şikâyet kabul edilirse, mahkeme işlemi iptal eder veya düzeltilmesine karar verir.
- Yedi günlük süre geçtikten sonra kanuna aykırılık ya da hadiseye uygunsuzluk sebebiyle şikâyet yapılamaz ve işlem kesinleşir.
- Bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması sebebiyle yapılan şikâyet kabul edilirse, mahkeme dairenin yapmadığı işlemi yapmasını emreder.
- Bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması sebeplerine dayanan şikâyette süre sınırı bulunmadığından, bu sebeplerle başvuru her zaman mümkündür.
Şikayet ve şartlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakkın yerine getirilmemesi ve sebepsiz sürüncemede bırakılma sebeplerini de yedi günlük süreye bağlamak; bu sebeplerde süre yoktur.
- Kanuna aykırılık ve hadiseye uygunsuzluk sebeplerini süresiz sanmak; bu sebeplerde yedi günlük süre vardır.
- Hadiseye uygunsuzluğu, kanuna aykırılık gibi yalnızca kanun metni karşılaştırmasıyla değerlendirmek; bu sebep takdir yetkisinin somut olayda kullanılmasına bakar.
- Yedi günlük süreyi, işlemin yapıldığı tarihten değil, öğrenme tarihinden başlatmamak.
- Kamu düzenine aykırılığı madde metninde yazılı bir şikâyet sebebi gibi göstermek; bu sebep metinde yer almaz, uygulamada kabul edilmiş bir yorumdur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü, borçlu tarafından m.16/1 uyarınca yedi günlük süre içinde şikâyet yoluyla ileri sürülmesi hâlinde incelenebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/91 E., 2023/105 K., 22.02.2023)
- Tebliğ edilmemiş bir işlemde süre, şikâyet edenin işlemi öğrendiği tarihten başlamaktadır; öğrenme tarihinin ispatı süreye ilişkin uyuşmazlıklarda önem taşımaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/76 E., 2023/544 K., 31.05.2023)
- Şikâyetin, haczin ilgili hukuki durumu bakımından bir bütün olarak m.16 kapsamında ele alındığı ve sürenin bu çerçevede değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
- Hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması iddialarında şikâyetin süresiz olduğu ve sürelerin işlemediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/708 E., 2023/915 K., 11.10.2023)
- Şikâyet başvurularının, madde metnine göre hangi sebebe dayandığının belirlenmesinin, sürenin uygulanıp uygulanmayacağı açısından belirleyici olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1139 E., 2024/581 K., 27.11.2024; Genel Kurul, 2017/35282 E., 10.02.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Yedi günlük sürenin başladığını ileri süren ve süresinde başvurduğunu iddia eden şikâyet eden, işlemi hangi tarihte öğrendiğini ispatla yükümlüdür; tebliğ edilmiş işlemde tebliğ belgesi bu ispatta esas delildir.
- Tebliğ edilmeyen işlemlerde, karşı taraf şikâyet edenin işlemi daha önce öğrendiğini iddia ederse bu iddiayı ispat yükü karşı tarafa geçer.
- Kanuna aykırılık veya hadiseye uygunsuzluk iddiasını ileri süren taraf, işlemin hangi kanun hükmüne aykırı olduğunu ve somut olayda neden uygun olmadığını ortaya koyar; bu iddianın dayanağı dosya belgeleridir.
- Hakkın yerine getirilmemesi ya da sebepsiz sürüncemede bırakılma iddiasında, başvuran talebinin dairece alındığını ve yerine getirilmediğini belgeyle ortaya koyar; dairenin haklı bir nedeni bulunduğunu ise daire ispatlar.
- Süre itirazı ileri süren karşı taraf, şikâyetin yedi gün geçtikten sonra yapıldığını dosya kayıtlarıyla ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.17: Şikâyet kabul edilirse icra mahkemesinin verebileceği kararları ve dairenin yapmak zorunda olduğu işlemleri düzenler; bu maddedeki şikâyet sebeplerinin sonucunu tamamlar.
- 2004 sayılı Kanun m.18: Şikâyetin başvuru biçimini, sözlü yapılabilmesini, incelenme usulünü ve karar süresini düzenler; m.16'daki süre hesabının uygulanmasında başvuru şekli bakımından tamamlayıcıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.19: Ödeme emri ve icra emri gibi belgelerin tebliğine ilişkin şikâyetlerde yedi günlük sürenin başlangıcını tebliğ ile ilişkilendirir.
- 2004 sayılı Kanun m.78: Haczin yalnızca alacaklının talebiyle yapılabileceğini düzenler; talep olmadan yapılan haciz bu maddede kanuna aykırılık sebebiyle şikâyete konu olur.
- 2004 sayılı Kanun m.83: Maaş haczinde haczedilebilecek miktarın üst sınırını düzenler; aykırı haciz kanuna aykırılık sebebiyle şikâyete konu olur.
İİK m.17 — Şikayet üzerine yapılacak muameleler
İcra ve İflas Kanunu'nun 17. maddesi, icra mahkemesince şikâyet kabul edildiğinde verilecek sonuçları düzenler: şikâyet konusu işlemin bozulması veya düzeltilmesi ile memurun sebepsiz yapmadığı ya da geciktirdiği işlemlerin yapılmasının emredilmesi. Madde, şikâyetin icra ve iflas dairelerinin ya da memurlarının işlemlerine karşı açılan bir denetim yolu olması çerçevesinde uygulanır. Şikâyet başvurusunun kimler tarafından, hangi süreyle ve hangi nedenlerle yapılabileceği (m.16), başvurunun usulü ve incelemesi (m.18) bu maddede düzenlenmez. Şikâyetin icra mahkemesinde incelenmesine ilişkin ayrıntılar ile kararın sonuçlarının kapsamı başka maddelerde yer alır. Kamu düzenine aykırılık nedeniyle yapılan süresiz başvurular, ayrıca bir hak düşürücü süre öngörmeyen bu maddenin kapsamında değerlendirilmez; bunların usul ve süre yönü ayrıca ele alınır (m.16).
Şikayet üzerine yapılacak muameleler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şikâyet muamelesinin bozulması
- Şikâyet konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilerek tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Bozulan işlem, hiç yapılmamış gibi sonuç doğurmaz hale gelir.
- Şikâyet muamelesinin düzeltilmesi
- İşlemin tamamen kaldırılmadan, hukuka uygun hale getirilmesi için değiştirilmesidir. Ortadan kaldırma yerine işlemin eksik veya hatalı kısmının giderilmesi amaçlanır.
- Sebepsiz sürüncemede bırakma
- Memurun, yapmakla yükümlü olduğu bir işi gerekçesiz biçimde geciktirmesi ya da hiç yapmamasıdır. Bu hal, işlem yapılmamasına karşı bir denetim yolu olarak şikâyete konu olur.
- Yapılmasının emredilmesi
- İcra mahkemesinin, memurun yapmadığı ya da geciktirdiği işi yerine getirmesini hükme bağlamasıdır. Burada karar bir işlemin iptalinden çok, eksik kalan bir eylemin tamamlanmasına yöneliktir.
Şikayet üzerine yapılacak muameleler: hangi şartlar aranır?
- Şikâyet konusunun icra veya iflas dairesi ya da memurunun, icra ve iflas hukukuna göre yaptığı bir işlem olması gerekir.
- Şikâyetin icra mahkemesince kabul edilmiş olması gerekir; kabul edilmeyen şikâyette bu maddedeki sonuçlar doğmaz.
- Kabul edilen şikâyette işlemin hukuka veya olaya aykırı olduğunun tespit edilmesi gerekir.
- Sonuç olarak şikâyet konusu işlemin ya bozulması ya da düzeltilmesi kararlaştırılmalıdır.
- Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği bir işin varlığı halinde, bu işin yapılması emredilmelidir.
Şikayet üzerine yapılacak muameleler: hangi sonuçları doğurur?
- Şikâyet kabul edilir ve işlem hukuka aykırı bulunursa, işlem bozulur ya da düzeltilir.
- Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği bir iş varsa, bu işin yapılması icra mahkemesince emredilir.
- Şikâyet reddedilirse işlem olduğu gibi kalır ve bu maddedeki bozma, düzeltme ya da emir sonucu doğmaz.
- Bozma kararı, işlemin baştan itibaren sonuç doğurmamasını sağlar; bu nedenle işlemin ardından yapılan işlemler de etkilenir.
- Kararın kesinleşmesi ve uygulanması, ilgili icra dairesinin kararı yerine getirmesine bağlıdır.
- Kanun yalnız bozma, düzeltme ve emir yollarını saydığından, mahkeme bu sınırların dışına çıkan bir sonuç veremez; ancak madde metninde yer alan "icrası emrolunur" ifadesi emredici bir sonuçtur.
Bozma ile düzeltme arasındaki fark nedir?
Bozmada işlem tamamen ortadan kaldırılır. İşlemin baştan hükümsüz kılınması gereken hallerde uygulanır.
Düzeltmede işlem korunur ama hukuka uygun hale getirilir. İşlemin yalnız hatalı kısmı ya da eksik yönü giderilir.
Hangi sonucun verileceği işlemin niteliğine ve aykırılığın kapsamına bağlıdır; kısmi aykırılıkta düzeltme, bütünüyle hukuka aykırılıkta bozma tercih edilir.
İşlemin yapılması ile yapılmış işlem arasındaki fark nedir?
Memurun hiç yapmadığı ya da geciktirdiği bir işte mahkeme yapılmasını emreder.
Memurun yaptığı ancak hatalı bulunan bir işlemde mahkeme bozma veya düzeltme kararı verir.
Birinci halde karar bir eylemin tamamlanmasına, ikinci halde mevcut işlemin ortadan kaldırılması ya da değiştirilmesine yöneliktir.
Sebepsiz geciktirme ile yasal gerekçeli bekleme arasındaki fark nedir?
Memurun işi sebepsiz olarak geciktirmesi ya da yapmaması, maddenin emir yoluna konu olan halidir.
Memurun kanunun öngördüğü bir sebeple işi erteleyerek beklemesi emir yoluna konu olmaz.
Yalnız sebepsiz geciktirme halinde yapılmasına emredilebilir; haklı bir sebeple bekleyen memura işin yapılması emredilemez.
Şikayet üzerine yapılacak muameleler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Şikâyetin kabulü halinde yalnızca işlemi iptal etmekle yetinmek; oysa madde bozma, düzeltme ve yapılmasının emredilmesi olmak üzere üç ayrı sonucu öngörür.
- Memurun geciktirdiği bir işin yapılmasını emretmek yerine işlemin bozulmasını istemek; yapılmamış bir işte bozulacak bir işlem bulunmadığını gözden kaçırmak.
- Sebepsiz geciktirme ile haklı sebeple beklemeyi ayırt etmemek ve haklı bekleme halinde de emir vermek.
- Düzeltme ile bozmayı karıştırmak; kısmi hatada işlemi tamamen bozmak, oysa aykırılığın kapsamına göre düzeltme yeterli olabilir.
- Hakimin şikâyet sebepleriyle bağlı olduğunu düşünmek; hakim işlemin tümünü inceleyebilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Şikâyetin kabulü halinde icra mahkemesinin, işlemi iptal etmekle yetinmeyip kanuna uygun bütün kararları verebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
- Şikâyet, icra ve iflas hukukuna ilişkin olarak 16, 17 ve 18. maddelerle birlikte bir bütün olarak düzenlenmiş kabul edilmekte; m.17'nin sonuçları bu bütünlük içinde değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2019/518 E., 2020/37 K., 21.01.2020)
- İcra mahkemesinin, şikâyet sebeplerine bağlı kalmadan işlemin tümünü inceleyebileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Şikâyeti ileri süren taraf, şikâyet konusu işlemin icra veya iflas dairesi ya da memuru tarafından yapıldığını ve hukuka aykırı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Yapılmamış ya da geciktirilmiş bir işin emredilmesini isteyen taraf, işin yapılması gerektiğini ve memurun sebepsiz davrandığını ortaya koymalıdır.
- Yazılı işlem belgeleri, tutanaklar ve icra dosyası kayıtları temel delil olarak kullanılır; sözlü başvuruda tutanak esas alınır.
- Hakim gerektiğinde tanık dinleyebilir, bilirkişiye başvurabilir ya da keşif yapabilir; bu deliller taraflardan biri tarafından ileri sürülmüş olmasa da mahkeme tarafından değerlendirilebilir.
- Karşı taraf olan icra dairesi, işlemin kanuna uygun olduğunu ya da işlemi yapmasının haklı bir sebebe dayandığını ileri sürmek ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.16: Şikâyetin hangi sebeplerle ve hangi hallerde yapılabileceğini düzenler; m.17 yalnızca bu başvurunun kabulü halindeki sonuçlarını belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.18: Şikâyetin incelenme usulünü ve icra mahkemesinin karar verme süresini düzenler; m.17'deki sonuçlar bu inceleme sonucunda doğar.
- 2004 sayılı Kanun m.22: Şikâyetin kendiliğinden icrayı durdurmadığını, icranın geri bırakılmasının ayrıca karar gerektirdiğini düzenler; m.17 sonucunu tamamlar.
İİK m.18 — Yargılama usulleri
İİK m.18, icra mahkemesine arzedilen hususların ivedi sayılmasını, bu işlerde basit yargılama usulünün uygulanmasını, talep ve cevapların dilekçe veya ifade zaptı ile yapılabilmesini ve duruşma yapılıp yapılmayacağına icra mahkemesinin takdir yetkisini düzenler. Maddenin uygulanması icra mahkemesine yapılan başvurular ve şikayetler bakımından söz konusudur. Madde, şikayet ve icra mahkemesi yargılamasında ceza hükümlerini, icra mahkemesinin tazyik hapsi kararlarına itirazı gibi ayrı yolları düzenlemez. İcra suçlarının yargılama usulü (m.16 ve devamı ile ilgili ceza hükümleri) bu maddenin kapsamı dışındadır. Borçlunun itirazının iptali ya da istihkak davası gibi icra mahkemesinde dava olarak görülen işlerin esasına ilişkin kurallar da maddede yer almaz.
Yargılama usulleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- İvedi iş
- Kanunun hızlı sonuçlandırılmasını öngördüğü, tatil ve benzeri nedenlerle geciktirilemeyen işlerdir. İcra mahkemesine arzedilen hususlar kanun gereği bu niteliktedir.
- Basit yargılama usulü
- HMK'da düzenlenen, yazılı yargılama usulünden daha kısa ve sade yargılama biçimidir. İcra mahkemesinde uygulanması, HMK'nın basit yargılama hükümlerinin atfıyla gerçekleşir.
- Talep ve cevap
- Taraflardan icra mahkemesine yapılan başvuru ve buna karşı yapılan savunmalardır. Dilekçeyle yapılabileceği gibi mahkemede ifade zaptı tutturularak da yapılabilir.
- Duruşma takdiri
- Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, icra mahkemesinin şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinden açıklama isteyip istemeyeceği ve duruşma yapıp yapmayacağı konusunda serbest karar verebilmesidir.
- Duruşmanın ertelenmesi
- Duruşmanın zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenmesidir. Kanun bu sınırı açıkça koymuştur.
Yargılama usulleri: hangi şartlar aranır?
- İcra mahkemesine arzedilen bir hususun bulunması gerekir; bu husus kanun gereği ivedi iş sayılır ve basit yargılama usulüne tabi olur.
- Talep ve cevapların dilekçe ile yapılması ya da icra mahkemesine ifade zaptettirilmesi yeterlidir; iki yol alternatiftir.
- Kanunda aksine hüküm yoksa icra mahkemesi, icra dairesinden açıklama isteyip istemeyeceğini ve duruşma yapıp yapmayacağını takdir eder.
- Duruşma yapılmasına karar verilirse ilgililerin en kısa zamanda duruşmaya çağrılması gerekir; gelmeseler bile mahkeme gereken kararı verir.
- Duruşma yapılmayacaksa icra mahkemesi karar süresi olan on günü, işin kendisine geldiği tarihten itibaren aşmamalıdır.
- Duruşmalar yalnızca zorunluluk hâlinde ertelenebilir ve erteleme süresi otuz günü geçemez.
Yargılama usulleri: hangi sonuçları doğurur?
- İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi iş sayılır ve basit yargılama usulünde görülür.
- Talep ve cevaplar dilekçeyle yapılabildiği gibi ifade zaptı ile de yapılabilir.
- Duruşma yapılmasına karar verilirse ilgililer en kısa zamanda çağrılır ve gelmeseler bile mahkeme karar verir.
- Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi on gün içinde karar verir.
- Duruşmalar yalnızca zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir.
- Kanunda aksine hüküm bulunan hallerde icra mahkemesinin duruşma takdiri söz konusu olmaz.
Duruşmalı inceleme ile dosya üzerinde inceleme arasındaki fark nedir?
Duruşma yapılan işte ilgililer çağrılır, ifadeleri ve delilleri dinlenir ve taraflar gelmese bile karar verilir.
Duruşma yapılmayan işte icra mahkemesi dosya üzerinden inceleme yapar ve kararını on gün içinde verir.
Duruşma yapılmazsa on günlük karar süresi işler; duruşma yapılırsa bu süre bağlı değildir ve duruşma takvimi belirler.
Dilekçe ile talep ile ifade zaptı ile talep arasındaki fark nedir?
Talep ve cevap yazılı dilekçeyle yapılır.
Talep ve cevap sözlü olarak icra mahkemesine ifade zaptettirilerek yapılır.
İki yol eşdeğerlidir; hangisinin kullanıldığı talebin geçerliliğini değiştirmez.
Aksine hüküm bulunan iş ile aksine hüküm bulunmayan iş arasındaki fark nedir?
Kanunun açıkça duruşma yapılmasını ya da yapılmamasını öngördüğü işlerde mahkemenin takdir yetkisi yoktur.
Kanunun bu konuda sessiz kaldığı işlerde madde uyarınca icra mahkemesi takdir yetkisini kullanır.
Takdir yetkisi yalnız aksine hükmün bulunmadığı işlerde söz konusu olur.
Karar süresi ile duruşma erteleme süresi arasındaki fark nedir?
Duruşma yapılmayan işte karar süresi işin mahkemeye geldiği tarihten başlayarak on gündür.
Duruşmanın ertelenmesi zorunluluk hâlinde ve en fazla otuz gün için mümkündür.
Karar süresi ile erteleme süresi farklı başlangıç ve sınırlara bağlıdır, birbirine karıştırılmamalıdır.
Yargılama usulleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basit yargılama usulünü yalnızca şikayet hükümleri için geçerli saymak; madde icra mahkemesine arzedilen tüm hususlar için uygulanır.
- Duruşma yapılmayan işte on günlük süreyi duruşma tarihi ile karıştırmak; süre işin mahkemeye geldiği tarihten başlar.
- Duruşma ertelemesini otuz günü aşacak biçimde yapmak; kanun bu sınırı açıkça koymuştur.
- Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde duruşma takdirini mutlak seçimlik hak sayıp hiçbir koşulda duruşma yapmamak; işin niteliği duruşma gerektirebilir.
- Duruşmaya gelmeyen tarafın yokluğunda karar verirken çağrının usulüne uygun yapılmadığını gözden kaçırmak.
- Basit yargılama usulü ile yazılı yargılama usulünü birbirinin yerine kullanmak; yazılı yargılama yalnızca basit usulde hüküm bulunmadığı hallerde uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İcra mahkemesine arzedilen hususların ivedi iş sayılması ve basit yargılama usulünün uygulanması, kanun gereği zorunlu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/263 E., 2023/1150 K., 29.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2024/782 E., 2025/349 K., 28.05.2025)
- Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde duruşma yapılıp yapılmayacağı icra mahkemesinin takdirinde olsa da bu takdir mutlak bir seçimlik hak değildir; işin niteliğine göre duruşma yapılması gerektiği durumlar bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021)
- Borçlunun ödeme emrinin usulsüz tebliğine ve tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin şikayetinde, işin niteliği gözetilerek duruşma yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021)
- Duruşma açılmadan dosya üzerinde karar verilmesi, karşı tarafın savunmasının alınmasına ihtiyaç duyulmayan hallerde mümkündür. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/622 E., 2025/535 K., 17.09.2025)
- Kanunun açıkça seçim hakkı tanıdığı işlerde (örneğin gecikmiş itiraz ve istihkak iddiası) mahkeme duruşma yapıp yapmama konusunda karar verebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021)
- İcra mahkemesinde HMK'nın uygulanma kabiliyeti sınırlıdır; basit yargılama hükümleri ve bunların bulunmadığı hallerde yazılı yargılama hükümleri atıf yoluyla uygulanır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1262 E., 2025/1640 K., 09.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Şikayeti ya da talebi ileri süren taraf, dayandığı olguları dilekçe veya ifade zaptı ile ortaya koyar; delil sunma yükü bu tarafa aittir.
- Karşı taraf savunmasını dilekçe veya ifade zaptı ile yapar; savunmasını dayandığı belgelerle ispatlar.
- Duruşma yapılmayan işte mahkeme dosyadaki belgeler üzerinden karar verir; bu nedenle başvuru dilekçesine delillerin eklenmesi önem taşır.
- Duruşma yapılmasına karar verilmişse tanık ve diğer deliller duruşma tutanağına geçirilir; gelmeyen tarafın yokluğunda karar verilebilmesi için çağrının usulüne uygun yapılmış olması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.316-322: Basit yargılama usulünün düzenlendiği hükümlerdir; İİK m.18/1 bu hükümlere atıf yaparak icra mahkemesinde uygulanmasını sağlar.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.322: Basit yargılama usulünde hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulünün uygulanmasını öngörür; icra mahkemesi yargılamasında da bu atıf işler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.16: Şikayet yolunun düzenlendiği maddedir; m.18 bu şikayetlerin yargılama usulünü belirler.
İİK m.19 — Başlaması ve bitmesi
İcra ve İflas Kanunu'nda gün, ay, yıl ve hafta olarak belirlenen sürelerin nasıl başlayıp nasıl biteceğini düzenler. Sürenin ilk gününün hesaba katılmaması, ay ve yıl süreleri ile hafta süreleri bakımından bitiş gününün belirlenmesi, son günün resmi tatile rastlaması hâli ve sürenin bitiş saati bu kapsamdadır. Kuralları İcra ve İflas Kanunu'nun tüm süreleri bakımından, hem kanunun koyduğu hem de icra organlarınca belirlenen süreler için uygular. Sürelerin hak düşürücü ya da düzenleyici niteliği, süreleri sözleşmeyle değiştirme yasağı, sürelerin tebliğ, tefhim veya ilan gibi başlangıç anları ve zamanaşımı süreleri bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde (m.20, m.7, m.39) yer alır. Adli tatil ve gece vakti gibi tatil saatlerinin ayrıntılı rejimi de bu maddenin kapsamı dışında kalır.
Başlaması ve bitmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gün olarak tayin olunan müddet
- Gün sayısıyla belirlenen süredir. Bu tür sürede başlangıç günü hesaba katılmaz, süre bir sonraki günden itibaren işlemeye başlar.
- Ay veya sene olarak tayin olunan müddet
- Ay veya yıl sayısıyla belirlenen süredir. Bitiş günü, süreyi başlatan günün karşılığına göre belirlenir.
- Hafta olarak belirlenmiş müddet
- Hafta sayısıyla belirlenen süredir. Madde metninde 2024 değişikliğiyle eklenmiş olup süre, başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter.
- Resmi tatil günü
- Süre sonunun düştüğü takdirde süreyi bir sonraki güne kaydıran, resmi tatil olarak kabul edilen gündür. Süre hesabına dahil edilir ancak son gün olarak tatile rastlaması hâlinde süre uzar.
- Son günün tatil saati
- Süresinin son gününün bitiminde, yani mesai saatinin sona erdiği anda süre dolmuş sayılır. Süre bu anda biter, gece yarısına kadar işlemeye devam etmez.
Başlaması ve bitmesi: hangi şartlar aranır?
- Sürenin gün, ay, yıl veya hafta olarak tayin edilmiş olması gerekir; süre hangi birimle belirlenmişse hesaplama o birime göre yapılır.
- Gün olarak tayin edilen sürede başlangıç günü hesaba katılmamalı, süre bir sonraki günden itibaren işlemeye başlamalıdır.
- Ay veya yıl olarak tayin edilen süre, başladığı günün karşılığı olan günde bitecek şekilde hesaplanmalıdır.
- Bitiş ayında karşılık gelen gün yoksa süre, o ayın son gününde bitmelidir.
- Hafta olarak belirlenen süre, başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitmelidir.
- Süre sonunun resmi tatil gününe rastlaması hâlinde süre, tatili takip eden günde bitmelidir.
Başlaması ve bitmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Gün olarak tayin edilen süre, başlangıç gününün ertesi günü işlemeye başlar.
- Ay veya yıl olarak tayin edilen süre, başladığı günün karşılığı olan günde biter.
- Bitiş ayında karşılık gelen gün yoksa süre o ayın son gününde biter.
- Hafta olarak tayin edilen süre, başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter.
- Süre sonunun resmi tatil gününe rastlaması hâlinde süre, tatili takip eden günde biter.
- Süre, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır; yani son günün mesai bitiminde sona erer.
- Süre sonu tatile rastlamıyorsa süre yukarıdaki kurallara göre belirlenen gün bitiminde dolar ve sonraki işlem süre dışında kalır.
Gün süresi ile ay veya yıl süresi arasındaki fark nedir?
Gün olarak tayin edilen sürede ilk gün hesaba katılmaz; süre bir sonraki günden işlemeye başlar.
Ay veya yıl olarak tayin edilen sürede süre, başladığı günle aynı günde biter; başlangıç günü hesaba katılır.
Aynı tebliğ tarihinden başlayan gün süresi ile ay süresinin bitiş günleri farklı hesaplanır.
Ay veya yıl süresi ile hafta süresi arasındaki fark nedir?
Ay veya yıl süresinde esas alınan, başlangıç gününün ay veya yıl içindeki karşılığı olan gündür.
Hafta süresinde esas alınan, başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen gündür.
Hafta süresi ay süresi kuralına değil hafta kuralına göre hesaplanır; bitiş günü ay sonu kuralı bu süre için uygulanmaz.
Karşılık gün varsa ile karşılık gün yoksa arasındaki fark nedir?
Bitiş ayında başlangıç gününün karşılığı olan gün mevcutsa süre o günde biter.
Bitiş ayında karşılık gün yoksa (örneğin 31 veya 29 Şubat) süre o ayın son gününde biter.
Bitiş günü ayın son gününe kayar.
Son gün iş günü ile son gün resmi tatil arasındaki fark nedir?
Süre sonu normal bir iş gününe rastlarsa süre o gün mesai saati bitiminde sona erer.
Süre sonu resmi tatile rastlarsa süre tatili takip eden günde biter.
Tatil nedeniyle süre bir sonraki güne kadar uzamış olur; sürenin uzaması yalnız son gün tatile denk geldiğinde söz konusudur.
Başlaması ve bitmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gün olarak tayin edilen sürede başlangıç gününü de hesaba katmak; süre, tebliğ gününü izleyen günden itibaren işler.
- Ay süresinde bitiş gününü başlangıç gününden bir gün sonraya ya da önceye kaydırmak; ay süresinde bitiş günü başlangıç gününün karşılığıdır.
- Bitiş ayında karşılık gün yoksa bir sonraki ayın ilk gününü esas almak; bu durumda süre o ayın son gününde biter.
- Hafta süresinde ay sonu kuralını uygulamak; hafta süresinde bitiş günü son hafta içindeki karşılık gündür.
- Son günün resmi tatile rastlaması hâlinde süreyi tatilden önceki iş gününde bitmiş saymak; süre tatili takip eden güne uzar.
- Adli tatilin süre hesabını uzattığını düşünmek; icra süreleri hakkında adli tatil hükümleri uygulanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sürenin hesaplanmasında ilk günün hesaba katılmaması ilkesinin, tebliğ tarihinden sonraki gün başlatılarak uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2330 E., 2021/876 K., 29.06.2021)
- Ay sonu kuralının uygulanmasında başlangıç gününün ay içindeki karşılığının bulunup bulunmadığına bakıldığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2330 E., 2021/876 K., 29.06.2021)
- Hukuk Genel Kurulu, bu maddeyi süre hesabının temel kuralı olarak kabul etmekte ve gün, ay ve yıl süreleri bakımından bu hesabı uygulamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/91 E., 2023/105 K., 22.02.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Süreyi hesaplayarak bir hakkın düştüğünü ya da bir işlemin süresinde yapıldığını ileri süren taraf, sürenin başlangıç tarihini gösteren belgeyle ispat yükü altındadır; çoğu zaman tebliğ belgesi bu amaçla kullanılır.
- Sürenin son gününün resmi tatile rastladığı iddiası, resmi tatil takvimi ile ispatlanır; bu nitelikteki bilgi genellikle resmi kaynaklardan kolayca doğrulanabilir.
- Elektronik ortamda yapılan işlemler bakımından sürenin gün sonunda sona erdiği iddiası, işlemin elektronik kayıtlarıyla ispatlanır.
- Karşı tarafın sürenin dolduğunu veya işlemin süre dışında yapıldığını savunması hâlinde, bu savunmayı destekleyen tebliğ veya işlem tarihini ispatlamak onun yükümlülüğündedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.20: Sürelerin kesinliğini ve sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenler. Bu madde süreyi hesaplama kuralı koyar, m.20 ise süreyi değiştiren sözleşmelerin hükümsüzlüğünü ekler.
- 2004 sayılı Kanun m.18: İcra daireleri ve icra mahkemesinde adli tatil hükümlerinin uygulanmadığını düzenler; dolayısıyla m.19'daki hesaplama adli tatilde de işler.
- 2004 sayılı Kanun m.8: Elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin gün sonunda bittiğini düzenler; bu istisna m.19'daki genel kurala üstündür.
- 2004 sayılı Kanun m.7: İcra ve iflas görevlilerinin kusurundan doğan tazminat davalarında zamanaşımı süresini düzenler; m.19'un hesap kuralları bu zamanaşımı süresine de uygulanır.
İİK m.20 — Müddetlerin değiştirilmemesi
Bu madde, İcra ve İflas Kanunu'nda taraflar (alacaklı, borçlu) için öngörülen sürelerin sözleşmeyle değiştirilememesini ve bu kuralın istisnasını, yani süreye bağlı bir hakkın sahibi borçlunun bu hakkından vazgeçebilmesini düzenler. Kuralın uygulanacağı kişiler, icra takibinin tarafları ve takip ilişkisine giren ilgililerdir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: sürelerin başlangıcı ve hesabı (m.19), icra organlarının süreleri (düzenleyici niteliktedir, m.20'nin yorumu olarak ayrıca değerlendirilir), icra görevlilerinin kusurundan doğan tazminat ve diğer zamanaşımı süreleri (m.7), ilamlı takiplerin zamanaşımı (m.39), itiraz ve şikâyet süreleri ile bunların usulü (m.16, m.62 vd.).
Müddetlerin değiştirilmemesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Taraflar için öngörülen süre
- Alacaklı ve borçluya kanunca tanınan, geçtiğinde ilgili hakkı sona erdiren süredir. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve icra organlarınca re'sen gözetilir.
- Kesin süre
- Taraflar için öngörülen sürelerin özelliğidir; sözleşmeyle kısaltılamaz, uzatılamaz ya da başka biçimde değiştirilemez.
- Sürenin geçmesinden istifade hakkı
- Süre geçtiğinde lehine sonuç doğan kişinin, yani sürenin işlemesinden yararlanacak olan borçlunun hakkıdır. Bu hak, süre dolmadan vazgeçme yoluyla kullanılabilir.
- Vazgeçme
- Borçlunun, süreye bağlı kendi lehine olan hakkından süre dolmadan feragat etmesi bir tek taraflı beyandır. Vazgeçme üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz.
- Üçüncü kişi
- Takip ilişkisinde borçlu ile alacaklı dışında kalan ve vazgeçme sonucundan etkilenmemesi gereken kişilerdir. Örneğin borçlunun malına sonradan haciz koyduran diğer alacaklılar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Müddetlerin değiştirilmemesi: hangi şartlar aranır?
- Süreye bağlı bir hakkın varlığı: Hakkın, kanunda taraflar için öngörülmüş bir süreye tabi olması ve bu sürenin işlemekte olması gerekir.
- Hakkın sahibinin borçlu olması: Vazgeçme yetkisi, sürenin geçmesinden istifade eden borçluya tanınmıştır; alacaklının bu yetkisi yoktur.
- Sürenin dolmasından önce vazgeçmenin yapılması: Borçlunun vazgeçmesi, süre geçmeden önce ve açık bir beyanla gerçekleşmelidir.
- Sözleşme ile süre değiştirilmemiş olması: Kanunun tayin ettiği süreleri değiştiren sözleşme hükümsüz olduğundan, sürenin değiştirilmesi vazgeçme yerine geçemez; vazgeçme ancak kanuni süreye ilişkin tek taraflı bir irade beyanıdır.
- Üçüncü kişiler bakımından vazgeçmenin hüküm doğurmaması: Vazgeçme, yalnızca borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkide sonuç verir; üçüncü kişilerin süreye bağlı hakları bu vazgeçmeden etkilenmez.
Müddetlerin değiştirilmemesi: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunun tayin ettiği süreleri değiştiren sözleşme hükümsüzdür; sürenin kısaltılması ya da uzatılması geçerli bir düzenleme sayılmaz.
- Sürenin geçmesinden istifade hakkı olan borçlu, süre dolmadan bu hakkından vazgeçebilir.
- Borçlunun vazgeçmesi üzerine alacaklı, süre dolmasını beklemeden ilgili işlemi (örneğin haciz isteme) yapabilir.
- Vazgeçme üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz; onlar bakımından kanuni süre geçerliliğini korur.
- Sürenin geçmesiyle hak düşer; hak düşürücü niteliği nedeniyle bu sonuç icra organlarınca re'sen dikkate alınır.
- Kanuni süreleri değiştiren sözleşme kaydının hükümsüzlüğü, icra organlarının bu kaydı dikkate almayıp kanundaki süreye göre işlem yapmasını gerektirir.
Taraflar için süre ile icra organları için süre arasındaki fark nedir?
Taraflar için öngörülen süreler hak düşürücüdür ve sözleşmeyle değiştirilemez; geçmekle ilgili hak sona erer.
İcra organları için öngörülen süreler düzenleyicidir; süre geçtikten sonra yapılan işlem de geçerlidir.
Taraflar için süre dolduğunda hak düşer; icra organının süreyi kaçırması işlemi geçersiz kılmaz. Örnek olarak ödeme emrinin üç günden sonra gönderilmesi işlemi geçersiz kılmaz.
Sözleşmeyle süre değiştirme ile süreden vazgeçme arasındaki fark nedir?
Sözleşmeyle süreyi kısaltmak veya uzatmak, kanunun tayin ettiği süreye ilişkin bir düzenlemedir ve hükümsüzdür.
Süreden vazgeçme, sürenin geçmesinden yararlanan borçlunun tek taraflı irade beyanıdır ve süre dolmadan yapılabilir.
Sözleşme yoluyla süre değiştirilemez; buna karşılık borçlu süre dolmadan vazgeçebilir ve bu durumda takip süreden önce ilerleyebilir.
Borçlunun vazgeçmesinin taraflar arası ile üçüncü kişiler arası etkisi arasındaki fark nedir?
Borçlu ile alacaklı arasında vazgeçme, süreye bağlı işlemin erken yapılmasına imkân verir.
Üçüncü kişiler bakımından vazgeçme hüküm doğurmaz; onlar kanuni süreye tabi kalmaya devam eder.
Diğer alacaklılar, borçlunun vazgeçmesine rağmen kanuni süreyi bekleyerek haklarını kullanabilir.
Müddetlerin değiştirilmemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sözleşmeyle takip süresini kısaltan kaydı geçerli saymak; kanuni süreleri değiştiren sözleşme hükümsüzdür.
- Borçlunun vazgeçmesini, süre dolduktan sonra yapılmış bir işlem gibi değerlendirmek; vazgeçme yalnızca süre dolmadan yapılabilir.
- Borçlunun vazgeçmesinin üçüncü kişiler bakımından da sonuç doğuracağını varsaymak; vazgeçme yalnızca taraflar arasında etkilidir.
- Alacaklının, borçlunun vazgeçmesi olmadan süre dolmadan işlem yapabileceğini düşünmek; bu yetki yalnızca vazgeçme ile doğar.
- Taraflar için öngörülen süreleri icra organları için öngörülen düzenleyici süreyle karıştırmak; icra organının süreyi kaçırması işlemi geçersiz kılmaz, taraflar için süre ise hak düşürücüdür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Borçlunun süre dolmadan yaptığı vazgeçme beyanının, alacaklının süre dolmadan haciz isteyebilmesini sağladığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/124 E., 2026/378 K., 31.03.2026)
- Vazgeçmenin üçüncü kişilere karşı sonuç doğurmadığı, dolayısıyla diğer alacaklıların kanuni süreye tabi haklarını koruduğu kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/124 E., 2026/378 K., 31.03.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Vazgeçmeyi ileri süren alacaklıdır; borçlunun süre dolmadan açık bir vazgeçme beyanında bulunduğunu belgeyle ispatlaması gerekir.
- Vazgeçme beyanı icra dairesine bildirilmiş yazılı bir belgeyle ispatlanır; bu belge yoksa alacaklının erken işlemi dayanaksız kalır.
- Üçüncü kişinin, vazgeçmeye rağmen kanuni süreye uyulması gerektiğini ileri sürmesi halinde, bu kişinin hakkını ve süreyi ispatlaması gerekir.
- Kanuni süreyi değiştiren bir sözleşme kaydına dayanılması halinde, bu kaydın hükümsüzlüğü re'sen gözetilir; kaydı ileri süren taraf onun geçerliliğini ispat etmek zorunda değildir, aksine geçerliliğini iddia eden taraf bu iddiayı ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.19: Süreye ilişkin hesaplama kurallarını düzenler; m.20'de geçen süreler bu hükme göre hesaplanır, örneğin gün olarak belirlenen sürede ilk gün hesaba katılmaz.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.78: Haciz isteme için ödeme emrine itiraz süresinin geçmesi gerekir; borçlunun m.20 uyarınca vazgeçmesi bu süreyi erken dolduran bir işlevi görür.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.7: İcra ve iflas görevlilerinin kusurundan doğan tazminat davalarının zamanaşımı süresini düzenler; m.20'nin hak düşürücü süre kuralından ayrılan bir istisnadır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.39: İlamlı takiplerin zamanaşımı süresini düzenler; bu süre m.20'deki hak düşürücü sürelerden ayrıdır.
İİK m.21 — İcra tebliğleri
İcra dairelerince yapılacak tebliğlerin usulünü düzenler: tebliğin yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması, makbuz karşılığı doğrudan tevdi yolu ve ilam, ilam hükmündeki belge veya ipotek senedinde yazılı adresi değiştiren alacaklı ya da borçlunun adres bildirim yükümlülüğü ile eski adrese tebligatın sonuçları. Madde, adresi değiştiren tarafın noter aracılığıyla bildirimde bulunmadığı hâllerde tebligatın aynı adrese yapılmasını, bu adreste bulunulmadığında Tebligat Kanunu m.35'in uygulanmasını ve kötü niyetle eski adrese tebligat yaptırmanın yaptırımını öngörür. Kime yapılacağı, muhatabın bizzat kendisine tebligat, tebligatın vekile yapılması ve tebliğ imkânsızlığı gibi konular Tebligat Kanunu'nun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Elektronik tebligatın ayrıntıları, Tebligat Kanunu m.7/a ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği'ne, tebligat masrafı ve yapılma süreleri ise İİK'nın ayrı maddelerine bırakılmıştır. Ödeme emri, kıymet takdiri ve satış ilanı gibi işlemlerin içeriği ile bu tebliğlerin hangi işlemlere bağlı olduğu bu maddede düzenlenmez (m.57 ve ilgili icra maddeleri).
İcra tebliğleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- İcra tebliği
- İcra dairesi tarafından icra takibine ilişkin işlemlerin ilgililere bildirilmesidir. Yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır; makbuz karşılığı doğrudan doğruya tevdi yolu da kanunda ayrıca öngörülmüştür.
- İlam hükmünde belge
- Madde 38 uyarınca ilam gibi icra takibine dayanak olabilen belgedir. Bu belgede yer alan adres, tebligatın yapılacağı adres bakımından ilamla birlikte bağlayıcı kabul edilir.
- Noter vasıtasıyla bildirim
- Adres değişikliğinin karşı tarafa noter aracılığıyla iletilmesidir. Bu bildirim yapılmadan eski adres değiştirilmiş sayılmaz ve tebligat ilamda ya da ipotek senedinde yazılı adrese yapılmaya devam eder.
- Yüzde 15 tazminat
- Adres değişikliğini bildirmeksizin ya da bildirimine rağmen kötü niyetle eski adrese tebligat yaptıran tarafın, karşı tarafa verdiği bütün zararları ödemesi için öngörülen ek tutardır. Zararın yüzde on beş fazlasıyla ödenmesi anlamına gelir.
- Tebligat Kanunu m.35
- Adresini değiştiren muhatabın yeni adresini bildirme yükümlülüğünü ve bildirilmeyen adrese tebligatın sonuçlarını düzenleyen hükümdür. Madde 21, bu hükmün icra tebliğlerinde ilam ve ipotek senedi halinde uygulanacağını belirtir.
İcra tebliğleri: hangi şartlar aranır?
- Tebliğin icra dairesi tarafından yapılan bir icra işlemine ilişkin olması bulunmalıdır.
- Tebliğin yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir; makbuz karşılığı doğrudan doğruya tevdi yolu da kullanılabilir.
- Tebliğin ilam, ilam hükmündeki belge ya da ipotek senedine dayanan takipte yapılması hâlinde, adres değişikliğinin karşı tarafa noter vasıtasıyla bildirilmemiş olması gerekir.
- Noter bildirimi yapılmadığı sürece tebligat ilamda veya ipotek senedinde yazılı adrese yapılmalıdır.
- Bu adreste muhatap bulunmuyorsa Tebligat Kanunu m.35 uygulanmalıdır.
- Eski adrese tebligat yaptırmak için adres değişikliğinin usulüne uygun olarak diğer tarafa bildirilmiş olması gerekir; bu bildirim yapılmışsa eski adrese tebligat yaptıran taraf, bunun sonucu olan zararlardan sorumlu olur.
- Kötü niyetle eski adrese tebligat yaptırıldığının kabul edilebilmesi için tarafın kasıtlı davrandığının ortaya konulması gerekir.
İcra tebliğleri: hangi sonuçları doğurur?
- Adres değişikliği noter vasıtasıyla karşı tarafa bildirilmemişse, tebligat ilamda veya ipotek senedinde yazılı adrese yapılır.
- Bu adreste muhatap bulunmazsa, Tebligat Kanunu m.35 uygulanır ve tebligat bildirilen yeni adrese yapılır.
- Adres değişikliği usulüne uygun bildirilmiş olduğu hâlde, bildiren taraf kötü niyetle eski adrese tebligat yaptırırsa, diğer tarafa verdiği bütün zararları yüzde 15 fazlasıyla ödemeye mecburdur.
- Kötü niyetli eski adres tebligatı, ayrıca m.343 uyarınca cezayı da gerektirir.
- Yazı ile ve Tebligat Kanunu'na uygun tebliğ yapıldığında, tebligat geçerli sayılır; tebligat usulü ve sonuçları Tebligat Kanunu'nda belirlenir.
Genel tebligat ile ilam ve ipotek senedinde adres değişikliği arasındaki fark nedir?
Genel icra tebligatında tebligat Tebligat Kanunu'nun genel kuralları (muhatabın bilinen en son adresi, m.10) uyarınca yapılır.
İlam, m.38 kapsamındaki ilam hükmü belge veya ipotek senedinde yazılı adres değiştiğinde, tebligat ilam veya senetteki adrese yapılır.
Bu hâlde adres değişikliği karşı tarafa noter ile bildirilmedikçe tebligat eski, ilamdaki ya da senetteki adrese yapılmaya devam eder.
Noter bildirimi yapılan ile yapılmayan adres değişikliği arasındaki fark nedir?
Adres değişikliği noter vasıtasıyla karşı tarafa bildirilmişse, tebligat artık yeni adrese yapılır.
Adres değişikliği noter aracılığıyla bildirilmemişse, ilamdaki ya da senetteki eski adres geçerliliğini korur.
Noter bildirimi yapılmamış adrese yapılan tebligat geçerli sayılır; yeni adrese yapılmış olsa dahi bu bildirim usulüne uygun değilse sonuç doğmaz.
Adreste bulunma ile bulunmama arasındaki fark nedir?
Tebligat ilam veya senetteki adreste muhatap bulunduğunda doğrudan o adrese yapılır.
Adreste muhatap bulunmazsa Tebligat Kanunu m.35 devreye girer.
Bu durumda tebligat, Tebligat Kanunu m.35 çerçevesinde bildirilen yeni adrese yapılır.
Usulüne uygun ve kötü niyetli eski adres tebligatı ile iyi niyetli tebligat arasındaki fark nedir?
Adres değişikliğini usulüne uygun bildiren taraf, karşı tarafın bildirdiği yeni adresi bilerek eski adrese tebligat yaptırırsa ağır sorumlu olur.
Adres değişikliğini bilmeyen ya da yeni adres bildirimi usulsüz kalan tarafın yaptığı tebligat, madde 21/3 kapsamı dışındadır.
Kötü niyetle yapılan eski adres tebligatında, verilen zararların yüzde 15 fazlasıyla ödenmesi ve m.343 uyarınca cezalandırılma sonucu doğar.
İcra tebliğleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yüzde 15 fazlasıyla ödeme yükümlülüğünü, tebligatın yalnızca eski adrese yapılmış olmasına bağlamak; bunun için ayrıca usulüne uygun bildirim ve kötü niyet koşulu aranmalıdır.
- Adres değişikliğinin noter dışında başka bir yolla bildirilmesini yeterli saymak; m.21/2 noter bildirimini şart koşar.
- Tebligatı, ilam veya ipotek senedi dışındaki takiplerde de m.21/2 kapsamında değerlendirmek; fıkra yalnızca ilam, m.38 belgeleri ve ipotek senedinde yazılı adres için geçerlidir.
- Yüzde 15 fazlasını cezai bir yaptırım gibi düşünmek; madde bunu zararın tazmini kapsamında öngörür, ayrıca m.343 cezası ayrı bir yaptırımdır.
- Kötü niyet koşulunu aramadan m.343 cezasını uygulamak; ceza yalnızca kötü niyetle eski adrese tebligat yaptırılan hâllerde söz konusudur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İcra tebliğlerinde Tebligat Kanunu'na yapılan yollamanın hangi tebligat rejiminin uygulanacağı konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İİK m.21/1 ve m.57/1 uyarınca icra işlerinde tebligatın 7201 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapılacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/681 E., 2024/269 K., 22.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/60 E., 2023/270 K., 29.03.2023)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, icra tebligatında Tebligat Kanunu'nun yanında Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümlerinin de dikkate alınmasını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023)
- İcra tebliğlerinde m.21 ve m.16 gibi hükümlerin birlikte değerlendirildiği kararlarda, tebligatın geçerliliği tebligat usulüne uyulup uyulmadığına göre belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/728 E., 2025/261 K., 30.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/205 E., 2023/455 K., 17.05.2023)
- İcra takiplerinde m.21 ve m.51, m.127 ve m.134 ile birlikte değerlendirilen kararlarda, tebligat sonucunda doğan işlemlerin usulüne uygun olup olmadığı tebligatın geçerliliğine bağlanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/545 E., 2023/916 K., 11.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kötü niyetle eski adrese tebligat yaptırıldığını ileri süren taraf, adres değişikliğinin usulüne uygun olarak noter vasıtasıyla bildirildiğini ve karşı tarafın bu bildirimi bildiğini yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
- Adres değişikliğinin noter vasıtasıyla bildirilip bildirilmediği, noter ihbarnamesi ya da noterlikte düzenlenmiş belge ile ispatlanır; bildirim yapılmadığını savunan taraf bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Tebligatın ilam veya ipotek senedindeki adrese yapıldığı ve bu adreste muhatabın bulunmadığı iddiası, tebligat evrakı ve tebligat memurunun düzenlediği şerh ile ispatlanır.
- Kötü niyet, eski adrese tebligat yaptıran tarafın bildirimi bilmesine rağmen tebligatı bu adrese yaptırdığının ortaya konulmasıyla ispatlanır; kötü niyetin ispatı için tanık ve yazılı delillerden yararlanılır.
- Zararın varlığı ve miktarı, zarar gören tarafça somut delillerle ortaya konulmalıdır; yüzde 15 fazlasının hesabı bu zarar üzerinden yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.38: İlam hükmünde sayılan belgeleri tanımlar; bu belgelerde yazılı adres değişikliği m.21/2 kapsamına girer.
- 2004 sayılı Kanun m.343: Adres değişikliğini bildirip kötü niyetle eski adrese tebligat yaptıranlara uygulanan ceza hükmüdür.
- 2004 sayılı Kanun m.57: İcraya ait tebliğlerde Tebligat Kanunu'nun uygulanacağını belirtir; m.21 ile birlikte tebligatın dayanağını oluşturur.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.35: Adresini değiştiren muhatabın yeni adresini bildirmesini ve bildirilmeyen adrese yapılan tebligatın sonuçlarını düzenler; m.21/2 bu hükmü icra tebliğlerine uygular.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.10: Bilinen en son adrese tebligat yapılmasını düzenler; m.21/2'nin ilam ve ipotek senetlerinde getirdiği istisna bu genel kuralla karşılaştırılmalıdır.
İİK m.22 — İcranın durdurulması
İİK m.22, icra mahkemesine yapılan şikayetin icranın durdurulması bakımından etkisini düzenler; şikayet kendiliğinden icrayı durdurmaz, ancak icra mahkemesi karar verirse durma ya da ertelenme gerçekleşir. Madde, şikayetin icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan başvuru olduğu hallerde uygulanır. Maddenin kapsamına girmeyen konular: ilamlı icrada kanun yoluna başvurma sebebiyle icranın durdurulması (İİK m.36), ilamlı icrada icranın geri bırakılması (İİK m.33 ve m.33a), şikayet süresi ve şikayetin usulü (İİK m.16 ve ilgili hükümler) ve icra mahkemesinin şikayeti inceleme yetkisi. Bu konular madde metninde yer almaz, ayrı maddelerde düzenlenir.
İcranın durdurulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şikayet
- İcra dairesinin işlemlerine ya da icra müdürlüğünün muamelelerine karşı ilgililerin icra mahkemesine yaptığı başvurudur. Madde metni yalnızca şikayetin icrayı durdurmadığını söyler; şikayetin kapsamı ve süresi bu maddede tanımlanmaz.
- İcranın durdurulması (geri bırakılması)
- İcra mahkemesinin kararıyla takip işlemlerinin geçici ya da kesin olarak durdurulmasıdır. Şikayetin kendiliğinden doğurduğu bir sonuç değil, mahkeme kararının sonucudur.
- Icra mahkemesi
- İcra dairesinin işlemlerine karşı yapılan şikayetleri inceleyip karar veren mahkemedir. Şikayeti kabul edip icranın durdurulmasına karar verme yetkisi yalnızca bu mercidedir.
İcranın durdurulması: hangi şartlar aranır?
- Şikayetin icra dairesinin ya da icra müdürlüğünün bir işlemine karşı yapılmış olması gerekir.
- Şikayet üzerine icra mahkemesinin icranın durdurulmasına ya da ertelenmesine karar vermiş olması gerekir; bu karar olmadan takip durmaz.
- Mahkeme kararı verene kadar icra dairesinin takibe devam etmesi hukuka aykırı sayılmaz; şikayet, karar verilmeden takibi kendiliğinden durdurmaz.
İcranın durdurulması: hangi sonuçları doğurur?
- Şikayet yapıldığında icra mahkemesi karar verene kadar takip kendiliğinden durmaz.
- İcra mahkemesi şikayeti kabul ederek icranın durdurulmasına ya da ertelenmesine karar verirse takip bu karara göre durur.
- İcra mahkemesi şikayeti reddederse ya da karar vermezse icra dairesinin işlemleri devam eder.
- Maddede yer alan hüküm, şikayetin takibi durdurucu nitelikte olmadığını açıkça belirtir; bu nedenle şikayet üzerine icra dairesinin kendiliğinden işlem yapmaktan kaçınması maddeye göre zorunlu değildir.
Şikayet ile icranın durdurulması kararı arasındaki fark nedir?
Şikayetin yapılması, icra mahkemesine yapılan bir başvurudur ve tek başına takibi durdurmaz.
İcranın durdurulması, icra mahkemesinin şikayet üzerine verdiği karardır ve takibi fiilen durdurur.
Şikayet yapılmış olsa da mahkeme karar verene kadar icra dairesi takibe devam edebilir.
İcranın durdurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Şikayetin yapılmasını takibi kendiliğinden durdurucu sayarak icra dairesinin işlemlerini durdurmak.
- İcra mahkemesinin kararı beklenirken takibin durduğunu varsaymak; karar verilene kadar takip devam eder.
- İcranın durdurulmasını (m.22) ilamlı icrada kanun yoluna başvuru sebebiyle icranın durdurulmasıyla (m.36) karıştırmak.
- İcra mahkemesinin geri bırakma kararını, şikayet üzerine verilen durdurma kararıyla aynı şey saymak.
Nasıl ispat edilir?
- Şikayeti yapan taraf, şikayetin icra dairesinin bir işlemine karşı yapıldığını ve icra mahkemesinin icranın durdurulmasına karar verdiğini belgeyle göstermelidir.
- Şikayet üzerine icranın durdurulması talebi, mahkeme kararı olmadan takibin durduğunu iddia eden taraf tarafından ispatlanmalıdır; kendiliğinden durma kabul edilmez.
- Mahkeme kararının varlığı, icra dosyasına konulan karar ile belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.36: İlamlı icrada kanun yoluna başvuru sebebiyle icranın durdurulmasını düzenler; m.22 şikayetin durdurucu etkisinin olmadığını söylerken m.36 ayrı bir durdurma sebebini gösterir.
- 2004 sayılı Kanun m.33: İlamlı takipte icranın geri bırakılması sebeplerini düzenler; şikayet yoluyla durdurma ile karıştırılmamalıdır.
İİK m.23 — Kanundaki ıstılahlar
İİK m.23, İcra ve İflas Kanunu'nun uygulanmasında kullanılan "ipotek", "taşınır rehni" ve "sadece rehin" terimlerinin hangi hak ve rehin türlerini kapsadığını tanımlar. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu'nun taşınırlara ilişkin hükümlerinin gemilere, bayrak ve sicil kaydı aranmaksızın, istisnalar dışında uygulanacağını belirtir ve gemi siciline verilecek şerhlerin TK m.977'ye tabi olduğunu söyler. Terimlerin tek tek hangi düzenlemelere karşılık geldiği, bu maddenin kendisinde sayılmış; rehinlerin paraya çevrilme usulünü, rehinli alacağın sıralamasını, satış ve paylaşım kurallarını düzenlemez (bunlar İİK'nun ilgili hükümlerindedir). Madde, borçlunun haciz ya da iflas sürecinde ilgili rehin sahibinin haklarını doğrudan belirlemez; yalnızca kanundaki terimlerin kapsamını çizer.
Kanundaki ıstılahlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- İpotek (İİK m.23/1 anlamında)
- İcra ve İflas Kanunu'nun uygulanmasında ipoteği, ipotekli borç senedini, irat senedini, eski hukuk hükümlerine göre kurulmuş taşınmaz rehinlerini, taşınmaz mükellefiyetlerini, bazı taşınmazlar üzerindeki hususi imtiyazları ve taşınmaz eklenti üzerine rehin işlemlerini kapsayan geniş bir kavramdır. Medeni Kanun'daki ipotek kavramından daha geniş bir içerik taşır.
- Taşınır rehni (İİK m.23/2 anlamında)
- Teslime bağlı rehinleri, Türk Medeni Kanunu'nun 940. maddesinde öngörülen rehinleri, ticari işletme rehnini, hapis hakkını ile alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri kapsayan, İİK'ya özgü bir üst kavramdır. Taşınır rehninin kapsamı, rehne konu malın taşınır olup olmasına ve maddede sayılan türlere bağlıdır.
- Sadece "rehin" (İİK m.23/3 anlamında)
- Maddede ayrıca tanımlanan ipotek ve taşınır rehni terimlerine giren bütün taşınır ve taşınmaz rehinlerinin toplamını ifade eder. Yani hem ipotek hem taşınır rehni kapsamındaki rehinleri birlikte karşılayan ortak bir kavramdır.
- Gemi
- Maddenin son fıkrasında, bayrağı ve sicile kayıtlı olup olmadığı önemsiz tutularak taşınırlara ilişkin İİK hükümlerinin uygulanacağı mal türüdür. Uygulamada istisna, ancak kanunlarda açıkça öngörülmüş olmalıdır.
Kanundaki ıstılahlar: hangi şartlar aranır?
- Bir hükmün İİK m.23 anlamında "ipotek" olarak değerlendirilebilmesi için, m.23/1'de sayılan türlerden birine girmesi gerekir.
- Bir rehnin "taşınır rehni" sayılabilmesi için m.23/2'de sayılan türlerden birine girmesi gerekir.
- Bir rehnin "rehin" olarak nitelenebilmesi için ipotek veya taşınır rehni kavramlarına girmesi gerekir; bu üçüncü terim, ilk ikisinin birleşimini ifade eder.
- Bir geminin İİK'nun taşınırlara ilişkin hükümlerine tabi tutulabilmesi için kanunlarda açıkça öngörülmüş bir istisnanın bulunmaması gerekir.
- Gemi siciline verilecek şerhin TK m.977 hükmüne uygun olması gerekir.
Kanundaki ıstılahlar: hangi sonuçları doğurur?
- Bir rehin m.23/1'deki ipotek tanımına giriyorsa İİK'nun ipotek hükümleri uygulanır.
- Bir rehin m.23/2'deki taşınır rehni tanımına giriyorsa İİK'nun taşınır rehnine ilişkin hükümleri uygulanır.
- Gemiler bakımından, açıkça öngörülmüş bir istisna yoksa İİK'nun taşınırlara ilişkin hükümleri uygulanır.
- Gemi siciline verilecek şerhler TK m.977 hükmüne tabidir.
İpotek ile taşınır rehni arasındaki fark nedir?
İpotek; taşınmaz rehinleri, ipotekli borç senetleri, irat senetleri, taşınmaz mükellefiyetleri, hususi imtiyazlar ve taşınmaz eklenti üzerine rehinleri kapsar.
Taşınır rehni; teslime bağlı rehinler, MK m.940 rehinleri, ticari işletme rehni, hapis hakkı ve alacak ile sair haklar üzerindeki rehinleri kapsar.
Bir rehnin hangi kategoriye girdiği, İİK'nun ipotek ya da taşınır rehnine ilişkin hükümlerinin hangisinin uygulanacağını belirler.
İİK anlamında kavram ile medeni Kanun anlamında kavram arasındaki fark nedir?
İİK m.23'te tanımlanan ipotek ve taşınır rehni kavramları, Medeni Kanun'daki karşılıklarından daha geniş kapsamlıdır.
Medeni Kanun'da aynı adlarla anılan kurumlar, yalnızca kendi düzenlediği sınırlı içerikle sınırlıdır.
İİK'da geçen bir terimle karşılaşıldığında Medeni Kanun'a değil, m.23'teki tanıma bakılması gerekir.
Gemi ile diğer taşınırlar arasındaki fark nedir?
Gemiler, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, İİK'nun taşınırlara ilişkin hükümlerine tabidir.
Diğer taşınırlar için taşınırlara ilişkin hükümler doğrudan geçerlidir ve gemilere özgü bir sicil ayrımı yapılmaz.
Gemi bakımından yalnızca açık bir kanun istisnası varsa taşınır hükümleri uygulanmaz; sicil kaydı yokluğu uygulamayı etkilemez.
Kanundaki ıstılahlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İİK m.23'teki ipotek kavramını Medeni Kanun'daki dar ipotek kavramıyla sınırlamak; irat senetleri, taşınmaz mükellefiyetleri ve eklenti üzerine rehin gibi türleri kapsam dışında bırakmak.
- Taşınır rehnini yalnızca teslime bağlı rehinlerle sınırlamak; m.23/2'deki hapis hakkı, ticari işletme rehni ve alacak üzerindeki rehinleri görmezden gelmek.
- Geminin bayrağını ya da sicile kaydını esas alarak taşınır hükümlerini uygulamamak; oysa m.23 bu ayrımı önemsiz sayar.
- Gemi siciline verilecek şerhi TK m.977 dışında bir düzenlemeye göre değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararlar, İİK m.23'te yazılı rehin türlerinin kapsamını dayanak alarak uygulamada ilgili rehnin hangi hükme tabi olduğunu belirlemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/513 E., 2011/549 K., 21.09.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Bir rehnin m.23 kapsamında ipotek veya taşınır rehni olduğunu ileri süren taraf, bu nitelendirmeyi ileri süren olarak rehnin türünü ortaya koyan belge ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Rehnin dayanağı olan sözleşme, senet veya sicil kaydı, rehin türünün tespitinde temel delildir.
- Gemi bakımından, açık bir kanun istisnasının varlığını ileri süren taraf bu istisnayı göstermekle yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.977: Gemi siciline verilecek şerhlerin şekil ve içeriğini belirleyen hükümdür; m.23'ün son fıkrası bu şerhlerin bu maddeye tabi olduğunu söyler.
- 4721 sayılı Kanun m.940: Teslime bağlı olmayan ve m.23/2'de anılan rehin türünü tanımlayan maddedir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.45: Metin, m.23 kapsamında ipotek ve rehin kavramlarına yapılan atıflarda bu maddeyi de anar.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıllık | m.13/A | (Ek: 18/2/1965-538/9 md.) 13 üncü maddeye göre Cumhuriyet savcılarınca ilk defa yapılacak teftişin, geçen bir yıllık işlemlere şamil olmak üzere her sene Ocak ayı içinde yapılması ve düzenlenecek raporların birer örneğinin icra ve iflas… |
| yedi gün | m.16 | Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. |
| on gün | m.18 | Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç on gün içinde kararını verir. |
| otuz günü | m.18 | Duruşmalar, ancak zorunluluk hâlinde ve otuz günü geçmemek üzere ertelenebilir. |
| bir gün | m.19 | Ay veya sene olarak tayin olunan müddetler ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği ay veya senenin aynı gününde ve müddetin biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa ayın son gününde biter. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
69 karar- 2023/13 E., 2025/135 K., 17.06.2025İlgili madde: m.14
- 2020/53 E., 2021/55 K., 14.07.2021İlgili madde: m.14
- 2019/99 E., 2019/83 K., 14.11.2019İlgili madde: m.10
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/593 E., 2025/686 K., 05.11.2025İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/622 E., 2025/535 K., 17.09.2025İlgili madde: m.18
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/782 E., 2025/349 K., 28.05.2025İlgili madde: m.18
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/728 E., 2025/261 K., 30.04.2025İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/591 E., 2025/103 K., 05.03.2025İlgili madde: m.22
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1139 E., 2024/581 K., 27.11.2024İlgili madde: m.16
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/681 E., 2024/269 K., 22.05.2024İlgili madde: m.21
Diğer 59 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/52 E., 2024/29 K., 31.01.2024İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/263 E., 2023/1150 K., 29.11.2023İlgili madde: m.18
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/708 E., 2023/915 K., 11.10.2023İlgili madde: m.16
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/545 E., 2023/916 K., 11.10.2023İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023İlgili madde: m.16, m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/76 E., 2023/544 K., 31.05.2023İlgili madde: m.16
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/205 E., 2023/455 K., 17.05.2023İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1035 E., 2023/272 K., 29.03.2023İlgili madde: m.17, m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/60 E., 2023/270 K., 29.03.2023İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/91 E., 2023/105 K., 22.02.2023İlgili madde: m.16
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/695 E., 2023/70 K., 15.02.2023İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1853 E., 2021/1529 K., 30.11.2021İlgili madde: m.18
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2189 E., 2021/1480 K., 23.11.2021İlgili madde: m.17
- Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/621 E., 2020/530 K., 07.07.2020İlgili madde: m.11
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/518 E., 2020/37 K., 21.01.2020İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/753 E., 2019/586 K., 21.05.2019İlgili madde: m.11
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2009 E., 2019/587 K., 21.05.2019İlgili madde: m.11
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K., 22.11.2017İlgili madde: m.22
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/728 E., 2016/154 K., 10.02.2016İlgili madde: m.10
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/2258 E., 2014/7 K., 15.01.2014İlgili madde: m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/558 E., 2012/1359 K., 26.12.2012İlgili madde: m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/553 E., 2012/1354 K., 26.12.2012İlgili madde: m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/554 E., 2012/1355 K., 26.12.2012İlgili madde: m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/856 E., 2012/192 K., 16.03.2012İlgili madde: m.23
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/513 E., 2011/549 K., 21.09.2011İlgili madde: m.23
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/732 E., 2011/134 K., 13.04.2011İlgili madde: m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/688 E., 2011/44 K., 09.02.2011İlgili madde: m.15
- Hukuk Genel Kurulu, 2009/545 E., 2009/617 K., 30.12.2009İlgili madde: m.23
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/2086 E., 2025/972 K., 30.04.2025İlgili madde: m.13
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/2365 E., 2025/700 K., 12.02.2025İlgili madde: m.22
- 7. Ceza Dairesi, 2022/9908 E., 2024/6012 K., 04.06.2024İlgili madde: m.13
- 2. Daire, 2024/1346 E., 2024/3347 K., 30.05.2024İlgili madde: m.22
- 10. Daire, 2023/1591 E., 2024/1123 K., 27.03.2024İlgili madde: m.13
- 12. Hukuk Dairesi, 2023/838 E., 2023/5011 K., 14.09.2023İlgili madde: m.14
- 8. Daire, 2020/6258 E., 2022/6560 K., 15.11.2022İlgili madde: m.11
- 10. Daire, 2015/492 E., 2020/6964 K., 28.12.2020İlgili madde: m.14
- 17. Ceza Dairesi, 2020/4112 E., 2020/4636 K., 03.06.2020İlgili madde: m.10
- 8. Ceza Dairesi, 2017/14013 E., 2019/3503 K., 12.03.2019İlgili madde: m.10
- 8. Ceza Dairesi, 2017/10335 E., 2019/960 K., 22.01.2019İlgili madde: m.10
- 8. Ceza Dairesi, 2017/11025 E., 2019/56 K., 07.01.2019İlgili madde: m.10
- 19. Ceza Dairesi, 2017/1180 E., 2017/2078 K., 09.03.2017İlgili madde: m.11
- İkinci Bölüm, 2019/10203 E., 29.03.2023İlgili madde: m.13
- Genel Kurul, 2017/35282 E., 10.02.2022İlgili madde: m.16, m.18
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/124 E., 2026/378 K., 31.03.2026İlgili madde: m.20
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/674 E., 2026/141 K., 11.02.2026İlgili madde: m.23
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/45 E., 2026/65 K., 21.01.2026İlgili madde: m.14
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1309 E., 2026/118 K., 20.01.2026İlgili madde: m.20
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/683 E., 2026/53 K., 20.01.2026İlgili madde: m.23
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/650 E., 2026/57 K., 15.01.2026İlgili madde: m.11
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1262 E., 2025/1640 K., 09.10.2025İlgili madde: m.18
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/1241 E., 2025/1460 K., 10.07.2025İlgili madde: m.20
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/655 E., 2025/792 K., 07.07.2025İlgili madde: m.20
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/668 E., 2025/342 K., 07.05.2025İlgili madde: m.23
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/183 E., 2025/151 K., 11.03.2025İlgili madde: m.22
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/329 E., 2024/376 K., 17.05.2024İlgili madde: m.22
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2099 E., 2023/2261 K., 05.12.2023İlgili madde: m.13
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2022/1926 E., 2023/536 K., 22.02.2023İlgili madde: m.14
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/631 E., 2021/675 K., 03.06.2021İlgili madde: m.13
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2024 (m.19).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Cebri İcra Hukukunda Takip Yolları ve Şikayet bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış