HMK › Yazılı yargılama usulü › Tahkikat ve tahkikat sırasındaki özel durumlar

Tahkikat, tarafların duruşmaya daveti ve mahkemenin çalışma zamanı

HMK m.143–154Medeni Usul HukukuSon değişiklik: 16.07.2026 (m.147)

Kısaca

HMK m.143, hukuk yargılamasında tahkikat aşamasında tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların birlikte incelenmesi kuralını ve hâkimin bu sıranın istisnası olarak belirli iddia veya savunmaları diğerlerinden önce inceleme yetkisini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.143–154 hükümlerini kapsar.

HMK m.143 — Tahkikatın konusu

Madde, hukuk yargılamasında tahkikat aşamasında tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların birlikte incelenmesi kuralını ve hâkimin bu sıranın istisnası olarak belirli iddia veya savunmaları diğerlerinden önce inceleme yetkisini düzenler. Kural, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konusu olarak belirlenen iddia ve savunmalara uygulanır. Madde, tahkikatın konusunu ve incelenme sırasını belirler; ispat araçlarının toplanma biçimini ve tahkikat duruşmasının yapılışını düzenlemez. Ön inceleme aşamasında yapılacak usul işlemleri ile uyuşmazlık noktalarının tespiti (m.140) ve zamanaşımı ile hak düşürücü süre itirazlarının ön incelemede karara bağlanması (m.142) bu maddenin kapsamı dışındadır. Tahkikat duruşmasının davet, süre ve yapılış usulü (m.147 ve m.144) ile delillerin toplanması ve değerlendirilmesi de bu maddede düzenlenmez.

Tahkikatın konusu: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahkikat
Tarafların iddia ettikleri vakıaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılıp değerlendirildiği yargılama aşamasıdır. Ön inceleme tamamlandıktan sonra başlar ve hükümle sona erer.
İddia ve savunma
Tarafların davada ileri sürdükleri vakıalar ve bunlara dayanan hukuki iddialar ile karşı tarafın itirazları ve karşı vakıalarıdır. Tahkikatta incelenecek olanlar, ön incelemede uyuşmazlık konusu olarak tespit edilenlerdir.
Birlikte inceleme
Tüm iddia ve savunmaların aynı tahkikat sürecinde bir arada değerlendirilmesidir. Kural budur ve istisnası ayrı bir karar gerektirir.
Önce inceleme kararı
Hâkimin, muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak amacıyla bir iddia veya savunmanın diğerlerinden önce incelenmesine karar vermesidir. Karar resen veya taraf talebi üzerine verilebilir ve tahkikatın her aşamasında alınabilir.
Usul ekonomisi
Yargılamanın gereksiz işlem ve masraf olmadan, emek ve zaman kaybı yaşanmadan sürdürülmesi ilkesidir. Madde 2. fıkradaki istisnanın gerekçesi olarak bu ilke gösterilmektedir.

Tahkikatın konusu: hangi şartlar aranır?

  • Tahkikat aşamasına geçilmiş olmalıdır; yani ön inceleme tamamlanmış ve dava tahkikat için ilerletilmiş bulunmalıdır.
  • İncelenecek iddia ve savunmalar ön incelemede uyuşmazlık konusu olarak tespit edilmiş olmalıdır; taraflarca kabul edilen vakıalar tahkikatın konusu yapılmamalıdır.
  • Kural olarak tarafların ileri sürdüğü tüm iddia ve savunmalar birlikte incelenmelidir.
  • Önce incelemenin istisna olarak uygulanabilmesi için hâkimin muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmak amacını gütmesi gerekir.
  • Önce inceleme kararı, hâkimin resen takdiri veya taraflardan birinin talebi üzerine verilebilir; talep olmasa da hâkim karar verebilir.
  • Önce inceleme, tahkikatın her aşamasında mümkündür; ancak kararın gerekçesinde usul ekonomisi amacı ortaya konmalıdır.

Tahkikatın konusu: hangi sonuçları doğurur?

  • Tahkikat aşamasında tüm iddia ve savunmalar birlikte incelendiğinde, hâkim dava hakkında tek bir değerlendirme ile karar verir.
  • Hâkim önce inceleme kararı verirse, o iddia veya savunma diğerlerinden önce karara bağlanır; kararın sonucuna göre diğer iddialar ayrıca incelenebilir veya dava sona erebilir.
  • Önce inceleme kararı verilmezse, iddia veya savunmalar arasında sıra gözetilmez ve hepsi birlikte değerlendirilir.
  • Taraflarca kabul edilen vakıalar tahkikatın konusu olmaz ve bunlar hakkında tahkikat yapılması kural olarak yerinde değildir.
  • Bu maddeye aykırı bir tahkikat yapılması, usul ekonomisi ilkesine ve tahkikatın amacına aykırılık doğurur.

Birlikte inceleme ile önce inceleme arasındaki fark nedir?

Birinci fıkraya göre tüm iddia ve savunmalar birlikte incelenir. Bu kural genel ve varsayılan yöntemdir.

İkinci fıkraya göre hâkim belirli bir iddia veya savunmayı diğerlerinden önce inceleyebilir. Bu istisnai yöntemdir ve amacı muhakemeyi basitleştirmek veya kısaltmaktır.

Önce inceleme ancak amaç ve gerekçesi bulunduğunda uygulanır; aksi halde birlikte inceleme kuralı geçerlidir.

Resen karar ile taraf talebi üzerine karar arasındaki fark nedir?

Hâkim, taraf talebi olmadan kendiliğinden önce inceleme kararı verebilir.

Taraflardan biri talepte bulunarak önce incelenmesini isteyebilir; talep hâkimi bağlamaz.

Her iki durumda da karar hâkimin takdirindedir ve amaca uygunluk aranır.

Ön inceleme aşaması ile tahkikat aşaması arasındaki fark nedir?

Ön incelemede dava malzemesi belirlenir, uyuşmazlık noktaları tespit edilir ve usuli itirazlar karara bağlanır.

Tahkikatta ise bu tespit edilmiş iddia ve savunmalar değerlendirilir ve gerçeklikleri araştırılır.

Madde, yalnız tahkikat aşamasındaki incelemenin sırasını düzenler; ön incelemede yapılacak işlemler bu maddenin kapsamında değildir.

Tahkikatın konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 143/1 kuralını mutlak sanarak, usul ekonomisi gerekçesi bulunan hallerde önce inceleme kararını hiç değerlendirmemek.
  • Önce inceleme kararını amaç ve gerekçe aramadan, sırf taraf talebi üzerine otomatik olarak vermek.
  • Ön inceleme aşamasında tespit edilen uyuşmazlık noktalarının dışına çıkıp taraflarca kabul edilmiş vakıaları tahkikat konusu yapmak.
  • Önce inceleme ile birlikte inceleme arasındaki farkı göz ardı ederek, önce incelenen savunma sonucunda diğer iddiaların da otomatik olarak sona erdiğini varsaymak.
  • Tahkikatın konusu ile ön incelemede yapılacak usul işlemlerini (m.140, m.142) karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, madde metnindeki 'birlikte inceleme' kuralını esas alarak tahkikatta tüm iddia ve savunmaların bir arada değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/167 E., 2025/1400 K., 18.09.2025)
  • İdari yargılamada tahkikat evresi bulunmamakla birlikte 6100 sayılı Kanun'un 143. maddesindeki tahkikatın konusu düzenlemesinin, idari yargılamada da benzer biçimde yorumlandığı görülmektedir. (13. Daire, 2025/2174 E., 2025/3308 K., 24.10.2025; 8. Daire, 2025/2982 E., 2025/7440 K., 09.10.2025; 13. Daire, 2025/1229 E., 2025/3026 K., 09.10.2025; 13. Daire, 2025/1673 E., 2025/2952 K., 06.10.2025; 13. Daire, 2025/1564 E., 2025/2934 K., 02.10.2025)
  • Önce inceleme kararının verilmesi, muhakemeyi basitleştirme veya kısaltma amacına bağlanmaktadır; bu amaç gözetilmeden verilen ayrı bir inceleme sırasının hukuka uygun olmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/167 E., 2025/1400 K., 18.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Önce inceleme talebinde bulunan taraf, bu talebin muhakemeyi basitleştirme veya kısaltma amacına hizmet ettiğini gerekçesiyle ortaya koymalıdır.
  • Tarafların hangi iddia ve savunmalarda uyuştuğu ve hangilerinde uyuşmazlık bulunduğu, ön inceleme tutanağı ile ispat edilir; tutanağa göre tahkikat konusu belirlenir.
  • Önce incelenmesi istenen savunma (örneğin zamanaşımı veya sahtelik iddiası) kendi delilleri ile ispatlanır; savunmayı çürüten taraf ise karşı delili ile ispat yükü altındadır.
  • Tahkikatta birlikte inceleme kuralına göre, tüm iddia ve savunmalara ilişkin deliller birlikte değerlendirilir ve ispat yükü her iddianın sahibine aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.30: Usul ekonomisi ilkesini düzenler. Hâkimin ikinci fıkradaki istisnayı uygularken gözettiği amaç bu ilkedir.
  • 6100 sayılı Kanun m.140: Ön inceleme aşamasında uyuşmazlık noktalarının tespit edilmesini düzenler. Tahkikatta incelenecek iddia ve savunmalar bu tespitle belirlenir.
  • 6100 sayılı Kanun m.142: Hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının ön incelemede karara bağlanmasını düzenler. Tahkikatta önce inceleme kararına konu olabilecek itirazlardan biri bu maddedir.
  • 6100 sayılı Kanun m.147: Ön inceleme tamamlandıktan sonra tahkikat duruşmasının yapılmasını düzenler. Tahkikat aşamasının başlangıcını belirler.

HMK m.144 — Tarafların dinlenilmesi

HMK m.144, tahkikat aşamasında mahkemenin her iki tarafı usulüne uygun davet ederek davada ileri sürülen vakıalar hakkında dinleyebilmesini düzenler; bu dinleme yetkisinin, dinlenilmek üzere gelinmesi için tarafa verilecek sürenin alt sınırını ve bu sürenin uzatılması ya da kısaltılmasını kapsar. Düzenleme, davanın taraflarına ve tahkikat aşamasında dinleme yapacak mahkemeye uygulanır. Maddede tarafın dinlenmesinin ispat aracı olmadığı, isticvapla farkı ve tarafın vekille temsil edilmesinin dinleme yetkisini ortadan kaldırmadığı açıkça yazılı değildir. Madde, isticvabı (m.169 vd.) düzenlemez. Tanık dinlenmesini (m.240 vd.) ve delil sonradan gösterilmesini (m.145) düzenlemez. Tarafların dinlenmesinin usulüne uygun davet ile yapılmasına ilişkin genel ilke ve tebligat kuralları m.147 ve tebligat hükümlerinde yer alır.

Tarafların dinlenilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tarafların dinlenmesi
Mahkemenin tahkikat aşamasında tarafları davet ederek davada ileri sürülen vakıalar hakkında açıklama almasıdır. Amacı, dava malzemesindeki eksik, belirsiz ve çelişkili noktaları açıklığa kavuşturmaktır.
Tahkikat aşaması
Delillerin toplandığı ve vakıaların araştırıldığı yargılama evresidir. Tarafların dinlenmesi bu evrede yapılabilir.
İsticvap
Bir tarafın kendi aleyhine olan vakıalar hakkında sorguya çekilmesidir ve ikrar elde etmeye yöneliktir. Tarafların dinlenmesinden farklı olarak ispata yöneliktir ve m.169 vd.de düzenlenmiştir.
Dinlenilmek üzere gelme süresi
Mahkemenin tarafa tanıdığı, dinlenmek üzere mahkemeye gelmesi için verilen süredir. Kanun bu sürenin iki haftadan az olamayacağını öngörür; mahkeme bu süreyi resen veya taraf talebiyle uzatabilir ya da kısaltabilir.
Açıklama hakkı
Tarafın iddia ve savunmasını mahkemeye bildirebilmesi için tanınan imkândır. Taraf bu hakkı kullanmakta serbesttir; kullanmazsa hukuki dinlenilme hakkının ihlalinden söz edilemez.

Tarafların dinlenilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Dava tahkikat aşamasında bulunmalıdır; madde yalnız bu aşamada dinlemeye imkân tanır.
  • Mahkeme, davada ileri sürülen vakıaların açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç duyduğuna karar vermelidir; dinleme ispat amacı taşımaz.
  • Her iki taraf, dinlenme için usulüne uygun biçimde davet edilmelidir.
  • Tarafa dinlenilmek üzere gelmesi için verilen süre iki haftadan kısa olamaz.
  • Süre, gerektiğinde mahkemece resen veya taraf talebi üzerine uzatılabilir ya da kısaltılabilir; kısaltma yalnız bu usulle yapılabilir.

Tarafların dinlenilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme tarafları usulüne uygun davet ederek dinleyebilir ve davada ileri sürülen vakıalar hakkında açıklama isteyebilir.
  • Dinleme için verilen süre iki haftadan az olamaz; bu sınıra uyulmazsa dinleme işlemi usulsüz hale gelir.
  • Süre, mahkemece resen veya taraf talebiyle uzatılabilir ya da kısaltılabilir.
  • Taraf dinlenmek üzere gelmemekte ya da açıklama yapmamakta serbesttir; açıklama hakkını bilerek veya kendi kusuruyla kullanmayan taraf sonradan hukuki dinlenilme hakkının ihlalini ileri süremez.
  • Dinleme ispat aracı değildir; bu nedenle tarafın dinlenmesinden ikrar sonucu çıkarılması, isticvap hükümlerinin sonucu olarak değerlendirilir.

Tarafların dinlenmesi ile isticvap arasındaki fark nedir?

Tarafların dinlenmesinde amaç, davada açık olmayan, eksik, belirsiz veya çelişkili vakıaların açıklığa kavuşturulmasıdır. Mahkeme taraf lehine olan vakıalar hakkında da dinleyebilir.

İsticvapta amaç, belli olan ve tarafın aleyhine olan vakıanın ispatıdır ve ikrar elde etmeye yöneliktir. Düzenlemesi m.169 vd.dedir.

Tarafların dinlenmesi aydınlatma ödevinin aracıdır; isticvap aydınlatma ödevinin aracı olarak kullanılamaz. Yargıtay bazı kararlarında isticvabı aydınlatma aracı saymış olsa da, uygulamada tarafların dinlenmesi ile isticvap ayrı tutulmaktadır.

Tarafın bizzat dinlenmesi ile vekille temsil arasındaki fark nedir?

Taraf kendisini avukatla temsil ettirse de hâkim, davanın aydınlatılması için asili (müvekkili) duruşmaya davet edip dinleyebilir.

Vekilin bulunması, hâkimin dinleme yetkisini ortadan kaldırmaz.

Vekille temsil edilen davada dinleme ödevi de devam eder; vekâlet hâkimin bu ödevini daraltmaz.

Kanunda gösterilen süre ile mahkemenin verdiği süre arasındaki fark nedir?

Kanun dinlenilmek üzere gelme süresi için iki haftalık alt sınır koyar.

Mahkeme, gerektiğinde bu süreyi resen veya taraf talebi üzerine uzatabilir ya da kısaltabilir.

Süre iki haftadan kısa tutulamaz; kısaltma ancak madde gereğince yapılabilir. Süre uzatma talebinin kabulü takdir meselesidir.

Tarafların dinlenilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tarafların dinlenmesini isticvapla karıştırmak; dinlemede ikrar aramak ve ispat yükü ile ilgili sonuç çıkarmak.
  • Dinlenmeye gelme süresini iki haftadan kısa vermek ya da süreyi kısaltırken m.144/2'de öngörülen usulü izlememek.
  • Tarafın vekille temsil edilmesini, hâkimin tarafı dinleme ödevinin kalkması olarak yorumlamak.
  • Davanın aydınlatılması gerekirken tarafları dinlemeden karar vermek; özellikle tazminat gibi kalemlere ayrılmış taleplerde zararların hangi kalemlere karşılık geldiğini sormamak.
  • Tahkikat tamamlanmış sayıldıktan sonra tarafları sözlü yargılama ve hükmün tefhimi için davet etmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tarafların dinlenmesi hâkimin davayı aydınlatma ödevinin en önemli araçlarından biri sayılmaktadır. (1. Hukuk Dairesi, 2024/1688 E., 2024/2872 K., 24.04.2024)
  • Tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılamanın yapılması ve hükmün tefhimi için tarafların davet edilmesi gerekir; bu davetin yapılmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3936 E., 2024/1592 K., 28.02.2024)
  • Uygulamada ilk derece mahkemelerinin tarafları yeterince dinlemediği, bunun da aydınlatma ödevinin yerine getirilmemesi sonucunu doğurduğu ve istinafta kararın kaldırılmasına neden olduğu görülmektedir. Örneğin tazminat talebinin kalem kalem hangi zararlara ilişkin olduğu açık değilse ilk derece kararının bu nedenle kaldırıldığı bildirilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tarafların dinlenmesini talep eden ya da mahkemenin resen yaptığı dinlemenin usulüne uygunluğunu ileri süren taraf, davet tebliğinin yapıldığını ve sürenin en az iki hafta olduğunu tebligat belgesiyle göstermelidir.
  • Dinlemenin sonucunda elde edilen açıklamalar, tutanağa geçirilmiş beyan olarak ispat araçlarıyla birlikte değerlendirilir; dinleme kendi başına ispat aracı değildir, ispat ihtiyacı varsa isticvap veya başka delil yoluna gidilir.
  • Karşı tarafın, dinlemenin süresiz olarak uzatıldığını ya da usule aykırı yapıldığını savunması hâlinde bu savunmayı ileri süren taraf, süre ve davet işlemlerini belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Taraf, açıklama hakkını kullanmadığını ve bu hakkı bilerek bıraktığını ileri süremez; bu durum tutanakta yer almalıdır.
  • Vekille temsil edilen tarafın dinlenmesi yapılmamışsa, dinlenmeme sonucu ileri süren taraf bunun davanın aydınlatılması için gerekli olduğunu ve eksikliğin karara etkisini göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.147: Tarafların usulüne uygun davet edilmesi ve dinleme işleminin çerçevesi bakımından m.144 ile birlikte okunur.
  • 6100 sayılı Kanun m.169: İsticvabın düzenlendiği hükümdür; tarafların dinlenmesi ile isticvabın amaç farkını belirlemek için m.144'ün karşısında yer alır.
  • 6100 sayılı Kanun m.145: Delillerin sonradan gösterilmesini düzenler; tarafların dinlenmesi sırasında yeni delil ileri sürülmesi bu hükme tabidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.115: Dava şartlarını düzenler; tarafların dinlenmesi sırasında dava şartı eksikliği ortaya çıkarsa bu hüküm uygulanır.

HMK m.145 — Sonradan delil gösterilmesi

HMK m.145, taraflara süreden sonra delil gösterme yasağını ve bu yasağın istisnasını düzenler. Yasak, dilekçe ve ön inceleme aşamalarında süresinde bildirilmemiş delillerin sonradan gösterilmesini kapsar; istisna iki koşulla (yargılamayı geciktirme amacının bulunmaması ya da delilin süresinde sunulamamasında tarafın kusurunun bulunmaması) hâkimin iznine bağlanır. Hüküm yargılamada taraflara uygulanır ve tahkikat aşamasındaki yeni delil gösterilmesini de kapsar. Maddede süre hesabı, delil bildirme sürelerinin kendisi, ön inceleme ve tahkikatın usulü, vazgeçme yaptırımı ve yeni vakıa ileri sürülmesi düzenlenmez; bunlar ilgili HMK maddelerinde yer alır. Temyiz aşamasında yeni delil sunulmasına ilişkin tartışmalar ve ıslah yoluyla delil ileri sürülmesi de bu maddenin doğrudan konusu değildir.

Sonradan delil gösterilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Sonradan delil gösterilmesi
Kanunda öngörülen delil bildirme süresi geçtikten sonra bir tarafın delil göstermesidir. Madde, bu tür gösterimin kural olarak yasak olduğunu, istisnai hâlde hâkim izniyle mümkün olduğunu düzenler.
Yargılamayı geciktirme amacı
Sonradan gösterilen delilin davanın uzamasına yol açacak biçimde ileri sürülmesidir. Delilin gerçekten gerekli olup olmadığı ve gösteriliş amacı bu ölçütle değerlendirilir; amaç yoksa istisnanın birinci koşulu gerçekleşmiş sayılır.
Tarafın kusuru
Delilin süresinde ileri sürülememesinin ilgili tarafın ihmali, özensizliği ya da kötü niyetinden doğmasıdır. Kusur bulunmayan, delile önceden ulaşılamamasını haklı kılan bir engel varsa istisna uygulanabilir.
Hâkimin izni
Sonradan delil gösterilmesinin hüküm mahkemesince değerlendirilip kabul edilmesi işlemidir. Madde izin verebilirlik kurduğundan izin hâkimin takdirine bırakılmış olup koşullar varsa da izin verme zorunluluğu doğmaz.

Sonradan delil gösterilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Delil gösterilmesi, Kanunda belirtilen delil bildirme süresinin geçmiş olmasından sonra yapılmış bulunmalıdır.
  • Sonradan gösterilen delilin ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımamalıdır; bu koşul sağlanmıyorsa istisna işlemez.
  • Delilin süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmamalıdır; kusur varsa istisna işlemez.
  • Yargılamayı geciktirme amacı bulunmaması ile kusur bulunmaması alternatif koşullardır; bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
  • Mahkemenin delilin sonradan gösterilmesine izin vermesi gerekir; izin olmadan sonradan gösterilen delil dikkate alınmaz.

Sonradan delil gösterilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunda belirtilen süreden sonra gösterilen delil, koşullar gerçekleşmedikçe yargılamada dikkate alınamaz.
  • Yargılamayı geciktirme amacı taşımayan sonradan delil gösterilmesi, hâkim izni ile mümkün hâle gelir.
  • Delilin süresinde sunulamamasında tarafın kusuru yoksa, hâkim sonradan delil gösterilmesine izin verebilir.
  • Gerekçesinde belirtildiği üzere, bu istisna hukuki dinlenme hakkının bir sonucu olarak kabul edilmektedir.
  • Tarafın salt ihmali, yeterince araştırmaması, davayı uzatma amacı veya kötü niyeti nedeniyle sunmadığı delil için istisna uygulanamaz ve delilden vazgeçilmiş sayılır.
  • Hâkim izni verirse, sonradan gösterilen delilin tahkikat aşamasında incelenip değerlendirilmesi gerekir.

Kural ile istisna arasındaki fark nedir?

Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilmesi, kural olarak yasaktır.

Birinci fıkranın ikinci cümlesindeki koşullar gerçekleşirse sonradan delil gösterilmesine izin verilebilir.

Süre geçtikten sonra gösterilen delil, hâkim izni olmadıkça dikkate alınmaz.

Yargılamayı geciktirme amacı ile tarafın kusuru arasındaki fark nedir?

Yargılamayı geciktirme amacının bulunmaması, delilin sonradan gösterilmesine izin verilmesi için tek başına yeterli bir alternatif koşuldur.

Delilin süresinde ileri sürülememesinin tarafın kusurundan kaynaklanmaması da ayrı bir alternatif koşuldur.

Her iki koşul birlikte aranmaz; birinin varlığı izin için yeterli görülebilir, ancak hâkim takdir yetkisini kullanır.

Sonradan delil gösterilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süre geçtikten sonra gösterilen her delili otomatik olarak kabul etmek; izin koşullarının ayrıca incelenmesi gerekir.
  • Yargılamayı geciktirme amacı ile tarafın kusurunu birlikte aramak; bu koşullar alternatiftir ve birinin bulunması yeterlidir.
  • Tarafın ihmalini, yeterince araştırmamasını veya davayı uzatma amacını kusursuz engel saymak; bu hâllerde istisna uygulanmaz.
  • Hâkim izni vermeden sonradan gösterilen delili dikkate almak; izin olmadan delil değerlendirmeye alınmamalıdır.
  • Maddeyi yalnız dilekçe aşamasına hasretmek; madde tahkikat aşamasındaki delil gösterilmesini de kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, sonradan delil gösterilmesinde süre geçmiş olsa da tarafın ihmalinin, yeterli araştırmasızlığının veya davayı uzatma amacının bulunduğu hâllerde istisnanın uygulanamayacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/259 E., 2023/1347 K., 21.12.2023)
  • Mahkemelerin, istisnanın tarafa esneklik sağlamasının sınırlarını titiz biçimde değerlendirmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/1527 E., 2025/1414 K., 10.12.2025)
  • Gerekçede ve uygulamada, delil gösterilmesine izin verilip verilmeyeceğinin hâkimin takdirine bırakıldığı belirtilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1290 E., 2025/365 K., 26.03.2025)
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sonradan delil gösterilmesinin koşullarını madde metnine dayanarak değerlendirmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/268 E., 2021/1570 K., 02.12.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Sonradan delil gösteren taraf, delilin süre geçtikten sonra ileri sürüldüğünü ve izin koşullarının bulunduğunu ispatlamalıdır; yargılamayı geciktirme amacı taşımadığını ve kusuru bulunmadığını göstermesi gerekir.
  • Delilin süresinde sunulamamasının haklı bir sebebe dayandığı, somut olayın özelliklerine göre ortaya konulmalıdır.
  • Karşı taraf, sonradan delilin yargılamayı geciktirme amacı taşıdığını veya tarafın kusurundan kaynaklandığını ileri sürüyorsa bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
  • Hâkim izni, mahkeme kararında gerekçesiyle birlikte yer almalı; izin verilmemişse sonradan gösterilen delil dosyaya alınmamalıdır.

HMK m.146 — Mevcut delillerle davanın aydınlanması

Madde, delil toplama aşamasının sona erdiğini ve tahkikatın kapatılmasını düzenler. Mahkemenin taraflarca gösterilen delilleri inceledikten sonra davanın muhakeme ve hüküm için yeterince aydınlandığına kanaat getirmesi halinde tahkikatın bittiğini taraflara bildirmesi kuralını koyar. Kural, HMK'ya göre yargılamayı yürüten mahkemeyi ve dava taraflarını bağlar. Madde, tahkikatın bitişinden sonra başlayan sözlü yargılamanın usulünü, delil gösterme süresini ve sonradan delil sunulmasının koşullarını düzenlemez; bunlar için ilgili maddelere bakılmalıdır (m.145 sonradan delil gösterilmesi, m.27 süre ve dilekçe ilişkisi). Hâkimin davayı aydınlatma ödevi (m.31) ve taraf isticvabı da bu maddede düzenlenmez; bu konular delil toplama sürecine aittir ve tahkikat bitmeden uygulanır.

Mevcut delillerle davanın aydınlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahkikat
Tarafların gösterdiği delillerin mahkeme tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi aşamasıdır. Amaç kural olarak yeni delil toplamak değil, mevcut delilleri incelemektir.
Davanın yeterince aydınlanması
Mahkemenin, elindeki delillerle muhakeme ve hüküm için gerekli bilgiye ulaştığı kanaatine varmasıdır. Bu bir mahkeme takdiridir; tarafların yeni delil talebi bu kanaati kendiliğinden doğurmaz.
Tahkikatın bittiğinin bildirilmesi
Mahkemenin tahkikatın kapandığını taraflara açıkça iletmesidir. Bu bildirimle delil toplama aşaması sona erer ve sözlü yargılamaya geçilir.

Mevcut delillerle davanın aydınlanması: hangi şartlar aranır?

  • Taraflarca gösterilmiş olan delillerin mahkeme tarafından incelenmiş olması gerekir.
  • Mahkemenin, incelenen delillerle davanın muhakeme ve hüküm için yeterince aydınlandığı kanaatine varması gerekir.
  • Mahkemenin bu kanaatini taraflara bildirerek tahkikatın bittiğini açıklaması gerekir.
  • Kanaat oluşmadan, yani dava hâlâ yeterince aydınlanmamışken tahkikatın kapatılması yapılamaz; bu hâlde tahkikat sürer.

Mevcut delillerle davanın aydınlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme davanın yeterince aydınlandığına kanaat getirir ve tahkikatın bittiğini bildirirse, delil toplama aşaması sona erer ve sözlü yargılamaya geçilir.
  • Kanaat oluşmazsa tahkikat sürer; mahkeme gerekli delilleri toplamaya ve gerektiğinde tarafları açıklamaya çağırmaya devam eder.
  • Tahkikatın bittiğinin bildirilmesi, bildirimin yapılmadığı durumda tahkikatın hâlen açık olduğu anlamına gelir; bu nedenle delil incelemesi bildirimle bitmiş sayılmaz.
  • Madde yalnızca mahkemenin kanaat ve bildirim yetkisini düzenlediğinden, bildirimin yapılmamış olması tek başına hükmün hukuka aykırılığı sonucunu doğurmaz; ancak delilleri incelemeden karar verilmesi ayrı bir usul hatası oluşturur.

Tahkikatın bittiği bildirimi ile tahkikatın sürdürülmesi arasındaki fark nedir?

Mahkeme delilleri yeterli bulur ve tahkikatın bittiğini taraflara bildirir.

Mahkeme davanın hâlâ yeterince aydınlanmadığını görür; tahkikat açık kalır ve gerekli delil toplanmaya devam eder.

Bildirimden sonra sözlü yargılamaya geçilir; bildirim öncesinde tahkikat devam ettiği için delil incelemesi ve gerekli işlemler sürer.

Madde 146 bildirimi ile m.145 sonradan delil arasındaki fark nedir?

Madde 146 tahkikatın bittiğinin bildirilmesini düzenler ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

m.145 sonradan delil gösterilmesinin koşullarını düzenler; tahkikat bitmeden taraflar delil gösterebilir.

Tahkikat bildirilmeden önce, m.145'teki koşullar varsa sonradan delil gösterilebilir; bildirimden sonra bu olanak daraltılır.

Mevcut delillerle davanın aydınlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tahkikatın bittiğini bildirmeden doğrudan sözlü yargılamaya geçmek; bildirim yükümlülüğünü atlamak.
  • Mahkemenin delilleri incelemeden davanın aydınlandığı sonucuna varması; kanaatin dayanağını yok saymak.
  • m.145 sonradan delil koşullarını, tahkikat bittikten sonra da geçerli sanmak; bildirimden sonra delil gösterme olanağını genişletmek.
  • Hâkimin davayı aydınlatma ödevini (m.31) tahkikat bittikten sonra da sürdürebileceğini varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin tahkikatın bittiğini bildirmeden hüküm vermesi, tarafların delil sunma ve dinlenilme hakkını etkileyen bir usul sorunu olarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/275 E., 2020/827 K., 03.11.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2020/276 E., 2020/828 K., 03.11.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2020/277 E., 2020/829 K., 03.11.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2020/278 E., 2020/830 K., 03.11.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2020/295 E., 2020/831 K., 03.11.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2020/155 E., 2020/521 K., 07.07.2020)
  • Tahkikatın sonradan delil gösterilmesi ile tamamlanmadığı durumlarda, mahkemenin kapanış kararını davanın aydınlandığı kanaatine dayandırması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/275 E., 2020/827 K., 03.11.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2020/155 E., 2020/521 K., 07.07.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Tahkikatın bittiğini bildirme yetkisi mahkemededir; bu yetkinin kullanıldığını gösteren tutanak ve duruşma kaydı esas alınır.
  • Davanın yeterince aydınlandığı kanaati, dosyadaki delillerin incelenmiş olmasıyla ortaya çıkar; mahkemenin bu incelemeyi yaptığı duruşma tutanağından anlaşılır.
  • Tarafın tahkikatın erken kapatıldığını ileri sürmesi hâlinde, o tarafın gösterdiği ve incelenmemiş delilin bulunduğunu ispat yükü taraftadır.
  • Tarafın delil gösterme hakkını kaybettiğini savunan karşı taraf, bildirimin ve süre geçişinin varlığını belgeyle ortaya koymakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.145: Tahkikat aşamasında sonradan delil gösterilmesinin koşullarını düzenler. Madde 146 bildirimiyle delil toplama kapanmadan önce bu koşullar çerçevesinde yeni delil sunulabilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.31: Hâkimin davayı aydınlatma ödevini düzenler. Mahkeme tahkikatı kapatmadan önce bu ödev çerçevesinde açıklama ve delil gösterilmesini isteyebilir.

HMK m.147 — Tarafların duruşmaya daveti

Bu madde, ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tarafların tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilmesini, davetiyede yer alacak ihtarları ve duruşmalar arası en uzun süreyi düzenler. Davetiyenin tebliğ edilmemesi ya da eksik ihtarla gönderilmesi halinde doğacak sonuçlar bu maddenin kapsamına girmektedir. Madde, yazılı yargılama usulünde ve basit yargılama usulündeki duruşma düzenini tamamlayan genel çekişmeli yargı düzeni bakımından uygulanır. Ön inceleme duruşmasına davet (m.139) ile ön inceleme aşamasının kendisi (m.137-140) bu maddenin konusu değildir. Duruşmaya gelmeyen tarafın yokluğunda hüküm verilmesinin koşulları (m.150 ve m.186) ile dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılması (m.150) bu maddede düzenlenmez. Basit yargılama usulünde iki duruşma sınırı ve bu usulde duruşma davetine ilişkin özel düzen (m.320 ve m.322) da bu maddede yer almaz.

Tarafların duruşmaya daveti: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahkikat duruşması
Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra, delillerin toplanması ve tahkikat işlemlerinin yapılması için tarafların davet edildiği duruşmadır. Tahkikat için yapılan davet ile sözlü yargılama için yapılan davet tek davetiyede birleştirilebilir.
Sözlü yargılama
Tahkikatın sona erdiği duruşmada, tarafların iddia ve savunmalarını sözlü olarak açıkladıkları aşamadır. Madde, tahkikat sona erdiğinde kural olarak sözlü yargılamaya geçileceğini öngörür.
Meşruhatlı davetiye
Tarafların geçerli bir özür olmadan duruşmaya gelmemeleri halinde duruşmanın yokluklarında devam edileceğini ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceklerini bildiren davetiyedir. Bu ihtarın davetiyede yer alması zorunludur; ihtar yoksa yokluk sonuçları doğmaz.
Geçerli özür
Belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmamayı haklı kılan, tarafın kendi iradesi dışındaki engeldir. Madde bu özrün nasıl ispat edileceğini ayrıca düzenlemez; özrün varlığı tarafın yokluğunda devam edilip edilmeyeceğini belirler.
Duruşmalar arası süre
Bir duruşma ile sonraki duruşma arasında geçebilecek azami zamandır. Kanun bunu üç ay olarak sınırlar; işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilir.

Tarafların duruşmaya daveti: hangi şartlar aranır?

  • Ön inceleme aşamasının tamamlanmış olması gerekir; bu aşama tamamlanmadan tahkikat duruşmasına davet yapılamaz.
  • Taraflara, belirlenen gün ve saati içeren ve kanunda sayılan ihtarları taşıyan bir davetiye usulüne uygun biçimde tebliğ edilmelidir.
  • Davetiyede, geçerli özür olmaksızın gelinmediği takdirde duruşmaya yoklukta devam edileceği, yapılan işlemlere itiraz edilemeyeceği, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, ertelenen sözlü yargılama için ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde saklı kalmak kaydıyla yokluklarda hüküm verileceği bildirilmelidir.
  • Duruşmalar arasındaki süre üç aydan uzun olamaz; zorunlu hallerde hâkim gerekçesiyle daha uzun süre belirleyebilir.

Tarafların duruşmaya daveti: hangi sonuçları doğurur?

  • Ön inceleme tamamlanmadan tahkikat için duruşmaya davet yapılamaz ve bu durumda yapılan davet usule aykırıdır.
  • Davetiyede kanundaki ihtarlar yer aldığı halde taraf geçerli özür olmadan gelmezse, duruşma yokluğunda devam edilir ve yokluğunda işlem yapılabilir.
  • Davetiyede ihtar bulunmuyorsa taraf yokluğunda devam edilmesine ilişkin yaptırıma bağlanamaz; bu durumda dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin hükümler de uygulanamaz.
  • Sözlü yargılama için duruşma ertelenirse yeniden davetiye gönderilmez; ilk davetiyedeki ihtar geçerliliğini korur.
  • Duruşmalar arası süre üç ayı aşarsa, zorunlu hal ve gerekçe yoksa usul ihlali doğar ve buna dayanılarak kararın bozulması istenebilir.
  • Tarafların duruşmaya yokluklarında hüküm verilmesi, 150. maddedeki sınırlara tabidir; bu madde tek başına yokluk hükmü için yeterli değildir.

Tahkikat davetiyesi ile sözlü yargılama için ayrı davetiye arasındaki fark nedir?

Kanun, tek bir davetiyenin hem tahkikatı hem sözlü yargılamayı kapsamasını öngörür; davetiyede bu ihtar yapılmışsa ayrıca davetiye gerekmez.

Sözlü yargılama duruşmasının ertelenmesi halinde ise ayrıca davetiye gönderilmez; bu durumda ilk davetiyedeki ihtar yeterlidir.

İlk davetiyede ihtar eksiksiz yapılmışsa sonraki ertelemelerde yeniden davet gerekmez; ihtar eksikse yokluk sonuçları doğmaz.

Geçerli özürlü gelmeme ile özürsüz gelmeme arasındaki fark nedir?

Geçerli özür bulunan taraf duruşmaya gelmemiş olsa da yapılan işlemlere itiraz edebilir.

Geçerli özrü olmadan gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Özürsüz gelmeyen taraf yokluğunda yapılan tahkikat ve hükme bağlanır; özür ispat edilirse itiraz hakkı korunur.

Tahkikat duruşması ile ön inceleme duruşması davetiyesi arasındaki fark nedir?

Ön inceleme duruşması davetiyesinin ihtarı ön incelemeye ilişkin hususları kapsar ve m.139 kapsamındadır.

Bu maddedeki davetiye ise ön inceleme tamamlandıktan sonra tahkikat ve sözlü yargılama için gönderilir ve ihtar bu aşamaya göre düzenlenir.

İki davetiyenin ihtarları ayrıdır; birinde yapılan ihtar diğerini karşılamaz.

Tarafların duruşmaya daveti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ön inceleme duruşmasına ilişkin davetiyedeki ihtarı tahkikat davetiyesinin ihtarı yerine saymak; iki davetiyenin ihtarları ayrıdır ve her biri kendi aşamasına göre kontrol edilmelidir.
  • Davetiyede yokluk ihtarı bulunmadığı halde, tarafın yokluğunda işlem yapılabileceğini varsaymak; ihtar yoksa yokluk sonuçları doğmaz.
  • Sözlü yargılama duruşması ertelendiğinde yeniden davetiye göndermek gerektiğini düşünmek; ilk davetiyedeki ihtar yeterlidir ve ayrıca davetiye gerekmez.
  • Duruşmalar arası üç aylık süreyi sınır olarak almayıp, bilirkişi ya da istinabe gibi hâllerde süreyi hiç denetlememek; zorunlu hâlde uzatma yalnız hâkimin gerekçeli kararıyla mümkündür.
  • Geçerli özrü olmayan tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edebileceğini sanmak; bu taraf itiraz hakkını kaybeder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tahkikat için davetin usulüne uygun yapılmadan, davalının yokluğunda hüküm kurulmasının hukuki dinlenme hakkına aykırı olduğu ve bozma nedeni sayıldığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/1114 E., 2026/304 K., 11.03.2026)
  • Davetiyenin hem tahkikatı hem sözlü yargılamayı kapsayacak biçimde düzenlenmesi, her duruşmada ayrıca davetiye gönderilmemesini amaçlayan bir düzenleme olarak yorumlanmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/534 E., 2026/51 K., 15.01.2026)
  • Davetiyede yokluk sonucunu doğuran ihtarın bulunmaması halinde, tarafın yokluğunda devam edilebilmesi ve dosyanın işlemden kaldırılması için gerekli ihtarın eksik olduğu kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2020/1113 E., 2022/1335 K., 20.09.2022)
  • Duruşma davetiyesinin tebliğ edilmediği ya da eksik tebliğ edildiği durumlarda, tarafın yokluğunda yapılan işlemlerin geçerliliği tartışılmakta ve tebligat usulünün denetlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/1640 E., 2023/3468 K., 30.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiğini ve ihtarları içerdiğini ispat yükü, yokluğunda devam edilmesini isteyen tarafa ya da mahkemenin işlemlerine dayanan tarafa aittir; tebligat belgesi bu ispatın asıl aracıdır.
  • Taraf geçerli özrünü ispat ederek yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edebilir; özrün varlığı bu tarafa aittir ve hastalık gibi belgelerle kanıtlanır.
  • Davetiyede gerekli ihtarın bulunmadığını ileri süren taraf, ihtarsız davetiyeyi dosyadan çıkararak ispatlar; mahkeme bu ihtarın bulunup bulunmadığını davetiye nüshasından denetler.
  • Duruşmalar arası üç aylık sürenin aşıldığını ileri süren taraf, duruşma tutanaklarındaki tarihlerle bunu ispatlar; hâkimin daha uzun süreyi gerekçelendirdiğini ise mahkeme kararındaki gerekçe gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.148 — Mahkemenin çalışma zamanı

Madde, mahkemelerin hangi gün ve saatlerde görev yapacağını ve bu kuralın hangi hâllerde istisnaya uğrayabileceğini düzenler. Kural olarak işlemler resmî çalışma gün ve saatlerinde yapılır; zorunluluk veya gecikmesinde zarar ihtimali bulunan hâllerde keşif, delillerin tespiti ve günlük duruşma listesindeki işler için istisna öngörülür. Hukuk mahkemelerinin genel yargılama faaliyetine uygulanır. Adlî tatil dönemi ve adlî tatilde görülecek işler bu maddede düzenlenmez (m.102-104). Tebligatın resmî tatil günlerinde yapılabilmesi bu maddenin konusu değildir. Mahkemelerin yargı çevresi dışında iş görmesi ile istinabe de bu maddede düzenlenmez.

Mahkemenin çalışma zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Resmî çalışma gün ve saatleri
Mahkemelerin olağan olarak görev yaptığı, resmî tatil olmayan takvim günleri ile mesai saatleri anlamına gelir. Bu zaman dilimi dışında kalan işlemler istisnai niteliktedir.
Zorunluluk veya gecikmesinde zarar
İşlemin ertelenmesinin delilin kaybolması ya da hakkın korunamaması gibi bir sonuç doğuracağı durumu ifade eder. Bu ölçüt, istisnanın tek dayanağıdır; yalnızca iş yükü ya da kolaylık gerekçesi bu ölçütü karşılamaz.
Keşif
Hâkimin uyuşmazlık konusu hakkında duyu organlarıyla bizzat inceleme yapmasıdır (m.288 vd.). Maddede istisnai zamanda yapılabilecek işlerin başında sayılmıştır.
Delillerin tespiti
Delilin ileride kaybolma veya değişme riski bulunduğunda, dava açılmadan ya da yargılama sırasında önceden tespit edilmesidir (m.400 vd.). Maddede istisnai zamanda yapılabilecek işler arasında sayılır.
Günlük duruşma listesindeki işler
O gün için belirlenmiş duruşmalarda yapılacak işlemlerdir. Bu işlerin istisnai zamanda yapılabilmesi, listede yer almaları ve ertelenmelerinin sakıncası ile bağlantılıdır.

Mahkemenin çalışma zamanı: hangi şartlar aranır?

  • İşlemin resmî çalışma gün ve saatleri dışında yapılabilmesi için zorunluluk veya gecikmesinde zarar bulunmalıdır.
  • İşlemin, madde metninde sayılan türlerden olması gerekir: keşif, delillerin tespiti veya günlük duruşma listesinde yazılı işler.
  • Mahkemenin istisnai zamanda işlem yapılmasına karar vermesi gerekir; bu karar, işlemin hangi gün ve saatte yapılacağını belirlemelidir.
  • Madde metninde sayılmayan bir işlem, yalnızca zorunluluk veya gecikmesinde zarar gerekçesiyle istisnai zamanda yapılamaz.

Mahkemenin çalışma zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Zorunluluk veya gecikmesinde zarar hâlinde, mahkeme keşif, delillerin tespiti ve günlük duruşma listesindeki işlemleri resmî tatil gününde veya çalışma saatleri dışında yaptırabilir.
  • Bu yetkinin kullanılması için mahkemenin karar vermesi gerekir; karar verilmeden yapılan istisnai zamandaki işlemin dayanağı bulunmaz.
  • Zorunluluk veya gecikmesinde zarar bulunmayan hâllerde istisna uygulanamaz ve işlemler resmî çalışma gün ve saatlerinde yapılır.
  • Madde metninde sayılmayan işlemler bu maddeye dayanılarak istisnai zamanda yapılamaz.
  • Resmî tatil günlerinde kural olarak adlî işlem yapılamayacağından, bu istisna dar yorumlanmalıdır.

Resmî çalışma saatleri ile istisnai işlem saatleri arasındaki fark nedir?

Resmî çalışma gün ve saatlerinde yapılan olağan mahkeme işlemleri.

Zorunluluk veya gecikmesinde zarar olan hâllerde resmî tatil günlerinde ya da çalışma saatleri dışında yapılan keşif, delillerin tespiti ve günlük duruşma listesindeki işler.

İstisnai zamanda işlem yapılabilmesi için mahkemenin bu yönde karar vermesi gerekir; kendiliğinden her işlem yapılamaz.

Keşif ve delil tespiti ile diğer adli işlemler arasındaki fark nedir?

Keşif ve delillerin tespiti, madde metninde sayılan işlerdir ve istisnai zamanda yapılabilir.

Madde metninde sayılmayan diğer adli işlemler ile genel duruşma işleri, bu maddenin kapsamında değildir.

Sayılmayan işlemler için istisnai zamanda işlem yapılabilmesi bu maddeye değil, ayrı bir düzenlemeye dayandırılmalıdır.

Mahkemenin çalışma zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Resmî tatil gününde yapılan her işlemin istisna kapsamında olduğunu varsaymak; istisna yalnızca madde metninde sayılan işlemler ve zorunluluk ölçütü ile sınırlıdır.
  • Adlî tatil ile resmî tatil günlerini aynı kavram gibi değerlendirmek; adlî tatil ayrı bir düzenlemeye tabidir (m.102-104).
  • Zorunluluk veya gecikmesinde zarar ölçütünü iş yükü ya da kolaylık gerekçesiyle yeterli saymak.
  • Mahkemenin istisnai zamanda işlem yapılmasına karar vermesi gerektiğini gözden kaçırıp, kararsız yapılan işlemi geçerli saymak.
  • Madde metninde sayılmayan bir işlemi bu maddeye dayanarak resmî çalışma saatleri dışında yaptırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Zorunluluk veya gecikmesinde zarar ölçütünün varlığı, somut delil kaybı ya da acil keşif ihtiyacı gibi olgularla gösterilmelidir; yalnızca iş yükü ya da kolaylık gerekçesi yeterli kabul edilmemektedir. (İkinci Bölüm, 2018/3552 E., 19.01.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • İstisnai zamanda yapılan işlemin geçerliliğine ilişkin olarak, zorunluluk veya gecikmesinde zarar varlığını ileri süren taraf bu durumu ispatla yükümlüdür.
  • Bu hâlin varlığı, delilin kaybolma riskini gösteren belgeler, tanık beyanı veya işlemin ertelenmesinin zarar doğuracağını ortaya koyan somut olgularla ispatlanır.
  • Karar tutanağı ve işlemin yapıldığı gün ve saat, istisnanın mahkemece kararlaştırıldığını gösteren başlıca belgelerdir.
  • Karşı taraf, kararın verilmediğini ya da zorunluluk bulunmadığını ileri sürerek işlemin geçersizliğini savunabilir; bu savunmasını ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.102-104: Adlî tatil ve adlî tatilde görülecek işleri düzenler. Bu maddenin çalışma zamanı kuralı ile adlî tatilin kapsamı ayrı tutulmalıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.288: Keşfin usulünü düzenler. Maddede sayılan keşif işleminin istisnai zamanda yapılabilmesi bu hükümlere tabidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.400: Delillerin tespitini düzenler. Maddede sayılan delil tespiti işleminin istisnai zamanda yapılabilmesi bu hükme bağlıdır.

HMK m.149 — Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası

Madde, hukuk yargılamasında duruşmanın ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla yapılmasını ve duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasını düzenler. Taraf ya da vekilinin uzaktan katılımı, tanık, bilirkişi ve uzmanın uzaktan dinlenmesi, tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde ilgililerin uzaktan dinlenmesi ve fiili engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın başka yerde yapılması kapsamındadır. Madde, mahkemenin resen ya da taraf talebiyle karar vermesine ilişkin takdir yetkisini ve uygulamanın yönetmelikle ayrıntılandırılmasını öngörür. Duruşmanın yapılış biçimi ve duruşma salonunda ses ve görüntü kaydı yasağı bu maddede düzenlenmez; bu konular ayrı hükümlerde yer alır. Yurt dışındaki işlemler için hukuki yardım (istinabe) yolu ve il dışında dinlemenin istinabe ile yapılması da bu maddenin kapsamına girmez; bunlar istinabeye ilişkin hükümlerde düzenlenir. Isticvap ve yemin için madde 172 ile 236 ayrı kurallar içerir. Delil tespiti ve keşif için ayrı hükümler (m.401, m.289) geçerlidir.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası: hangi kavramlar bilinmeli?

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma
Katılımcıların aynı anda ses ve görüntü iletimiyle, bulundukları yerden duruşmaya katılması ya da işlem yapması yöntemidir. Uygulamada e-duruşma sistemi olarak da anılır. Katılımcı mahkeme salonunda bulunmaz, ancak dinleme ve görüntüleme anında gerçekleşir.
Resen karar
Mahkemenin taraf talebi beklemeksizin kendiliğinden verdiği karardır. Madde 149/3'te tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde ilgililerin uzaktan dinlenmesi için öngörülmüştür.
Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği dava ve işler
Taraflar üzerinde dilediği gibi tasarruf edebildikleri, yani iddia ve savunmayı serbestçe belirleyebildikleri uyuşmazlıklardır. Bu tür işlerde uzaktan katılım ancak taraflardan birinin talebiyle mümkündür.
Bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu
Duruşmanın başka yerde yapılması kararından önce uygun görüşü alınması gereken organdır. Yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesinin komisyonudur.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası: hangi şartlar aranır?

  • Taraf veya vekilinin uzaktan katılımı için taraflardan birinin talebi bulunmalı ve mahkeme bu talebi kabul etmelidir; talep olmaksızın mahkeme bu katılımı resen kararlaştırmamalıdır.
  • Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde tanık, bilirkişi veya uzmanın uzaktan dinlenmesi mahkemenin resen kararına bağlanmalı ve ilgililer bu yolla dinlenebilmelidir.
  • Tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava ve işlerde, ilgilinin uzaktan dinlenmesi için taraflardan birinin talebi aranmalıdır.
  • Tanık, bilirkişi veya uzmanın uzaktan dinlenmesi için mahkemenin resen kararı ya da taraflardan birinin talebi bulunmalıdır.
  • Duruşmanın başka yerde yapılması için fiili engel veya güvenlik sebebi bulunmalıdır.
  • Duruşmanın başka yerde yapılması, yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşü alınarak kararlaştırılmalıdır.
  • Başka yerde yapılacak duruşma il sınırları içinde olmalıdır; il sınırı dışına çıkılamaz.
  • Uzaktan katılım ve dinlemenin usul ve esasları yönetmelikte belirlenmiş olmalıdır.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme, talep eden tarafın veya vekilinin uzaktan katılmasına ve usul işlemleri yapmasına karar verebilir; bu karar mahkemenin takdirindedir.
  • Tanık, bilirkişi veya uzmanın uzaktan dinlenmesine mahkeme resen ya da taraf talebiyle karar verebilir.
  • Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde ilgililerin uzaktan dinlenmesine mahkeme resen karar verir.
  • Fiili engel veya güvenlik sebebi varsa duruşma il sınırları içinde başka bir yerde yapılabilir, ancak bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşü alınmalıdır.
  • Uzaktan dinleme sırasında ses ve görüntü aynı anda duruşma salonuna nakledilir; bu, doğrudanlık ilkesinin korunması için bir gerekliliktir.

Taraf katılımı ile tanık-bilirkişi-uzman dinlenmesi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra taraf veya vekilinin kendi katılımını düzenler ve taraflardan birinin talebine bağlıdır.

İkinci fıkra tanık, bilirkişi veya uzmanın dinlenmesini düzenler ve mahkemenin resen veya taraf talebiyle karar vermesine imkân tanır.

Taraf katılımında talep zorunludur; tanık-bilirkişi-uzman dinlenmesinde mahkeme resen de karar verebilir.

Serbestçe tasarruf edilebilen ile edilemeyen dava ve işler arasındaki fark nedir?

Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği dava ve işlerde uzaktan katılım için taraf talebi gerekir.

Tarafların serbestçe tasarruf edemediği dava ve işlerde ilgililerin uzaktan dinlenmesine mahkeme resen karar verebilir.

Kamu düzenine ilişkin nitelikteki işlerde taraf talebi beklenmeden uzaktan dinleme yapılabilir.

Uzaktan katılım ile il içinde başka yerde duruşma arasındaki fark nedir?

Uzaktan katılımda duruşma mahkeme salonunda yapılır, katılımcı bulunduğu yerden bağlanır.

Başka yerde duruşmada duruşmanın kendisi il sınırları içindeki başka bir mekânda yapılır.

İkinci yolda fiili engel veya güvenlik sebebi ve adalet komisyonunun uygun görüşü aranır; birinci yolda bu şartlar aranmaz.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taraf katılımını resen yapılabilecek bir işlem saymak; birinci fıkrada karar için taraf talebi aranır, resen karar yalnızca üçüncü fıkrada tanınmıştır.
  • Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği dava ve işlerde ilgilinin uzaktan dinlenmesini taraf talebi olmadan kararlaştırmak.
  • Fiili engel veya güvenlik sebebi aramadan duruşmayı il sınırları dışında yapmak ya da adalet komisyonunun görüşünü almadan başka yerde duruşma kararı vermek.
  • Madde 149'u yurt dışındaki tanık için tek başına yeterli saymak; yabancı ülkedeki dinleme için hukuki yardım yolu ayrıca gereklidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma, hukuk yargılamasında sesli ve görüntülü duruşmanın uygulanmasını ayrıntılandıran yönetmelik ile düzenlenmiş ve e-duruşma sistemi UYAP ile entegre kurulmuştur. (Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/400 E., 2024/849 K., 23.09.2024; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/200 E., 2024/641 K., 10.06.2024)
  • Mahkemeler taraf talebini kabul edip etmemekte takdir yetkisine sahip kabul edilmektedir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/815 E., 2025/480 K., 11.07.2025)
  • Tahkim veya başka kurumların pandemi döneminde madde 149 uyarınca online duruşma düzenlemesi, ses ve görüntü yoluyla duruşmanın hukuki dayanağı olarak anılmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2022/8297 E., 2023/562 K., 13.03.2023)
  • Madde 149'un uygulandığı dosyalarda hangi tarafın ve hangi işlemin uzaktan yapıldığının tutanağa ve yönetmeliğe uygun geçirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2023/4621 E., 2024/3930 K., 18.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Uzaktan katılım talebinde bulunan taraf, talebini ve gerekçesini mahkemeye sunmakla yükümlüdür; talebin kabulü mahkemenin takdirindedir.
  • Fiili engel veya güvenlik sebebinin varlığını, duruşmanın başka yerde yapılmasını isteyen taraf veya mahkeme ortaya koymalıdır; bu hal belgeyle, örneğin bina hasarına ilişkin resmi kayıtla gösterilebilir.
  • Başka yerde duruşma kararından önce bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünün alındığı, dosya içinde yazılı belgeyle gösterilmelidir; bu görüşün alınmamış olması usulsüzlük olarak ileri sürülebilir.
  • Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği işlerde resen karar verildiği, ara karar ile gerekçelendirilerek tutanağa geçirilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.172: Tarafın isticvabında ses ve görüntü nakli yoluyla katılım kuralının istisnasını oluşturur; il dışındaki tarafın isticvabı için ayrı bir düzenleme getirir.
  • 6100 sayılı Kanun m.236: Yemin edecek tarafın il dışında olması halinde yemin için ses ve görüntü nakli yoluna başvurulmasını öngören ilişkili düzenlemedir.
  • 6100 sayılı Kanun m.289: Keşfin yargı çevresi dışında yapılmasında istinabe yolunu belirler; bu maddenin il dışı yerlere ilişkin sınırlarıyla karşılaştırılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.401: Delil tespiti için ayrı bir yol tanır; uzaktan dinleme yerine geçen bir usul değildir.

HMK m.150 — Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması

Madde, usulüne uygun davet edilmiş tarafların duruşmaya gelmemesi, gelip davayı takip etmeyeceğini bildirmesi ya da yalnızca bir tarafın gelmesi hâllerinde dosyanın işlemden kaldırılmasını, gelen tarafın talebi üzerine yokluğunda devamı ve dosyanın yenilenmesini ile yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasını düzenler. Kural, davaya taraf olan kişiler bakımından ve yargılamanın duruşmalı aşamalarında uygulanır. Duruşma gününün taraflarca belirtilmesi gereken hâllerde bir ay geçmekle işlemden kaldırmayı da kapsar. Madde, duruşma gününün ön inceleme ve tahkikat aşamasında kimin için ne zaman belirleneceğini düzenlemez (m.139, m.147). Sözlü yargılama duruşmasında gelmeyen tarafın durumu bu maddenin kapsamında değildir (m.186). Harcın tamamlanmasına ilişkin kesin süre ve harç hükümleri ayrı maddelerde yer alır (m.120, m.150/4 hükmü dışında harç rejimi). Davanın geri alınması, dosyanın işlemden kaldırılmasından ayrı bir kurumdur (m.123). Davaların yığılmasında her talebin bağımsız değerlendirilmesi de başka bir hükme dayanır (m.110).

Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Dosyanın işlemden kaldırılması
Yargılamanın, tarafların takibi olmadığı için geçici olarak durdurulması ve dosyanın yargılama dışına alınmasıdır. Dava sona ermez; yenileme süresi içinde yeniden canlandırılabilir. Mahkemenin bir karar vermesiyle uygulanır.
Yenileme
İşlemden kaldırılan davanın taraflardan birinin dilekçesiyle yeniden yürütülmesini sağlayan işlemdir. Üç aylık süre içinde yapılabilir; bir ayı geçtikten sonra yapılacak yenilemede yeniden harç alınır ve bu harç yenileyen tarafça ödenir.
Davanın açılmamış sayılması
Yenileme süresi geçtikten sonra davanın hiç açılmamış gibi kabul edilmesidir. Mahkeme kendiliğinden karar verir ve kaydı kapatır. Sonucunda talep de vaki olmamış sayılır (m.150/7).
Usulüne uygun davet
Tarafın duruşma gününden tebligat yoluyla haberdar edilmesidir. Bu koşul yerine gelmeden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilemez; geçersiz tebligat dayanağında yapılan işlem sonuç doğurmaz.
Son işlem tarihi
Duruşma gününün tarafların başvurusuna bağlı olduğu hâllerde, dosyada yapılan en son usuli işlemin tarihidir. Bu tarihten bir ay geçmekle dosya kendiliğinden işlemden kaldırılır.
Geçerli özür
Tarafın duruşmaya gelmemesini haklı kılan, mahkemece kabul edilebilir nitelikteki mazeretidir. Mahkeme özrü kabul ederse yeni duruşma günü verilir ve dosya işlemden kaldırılmaz.

Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması: hangi şartlar aranır?

  • Taraflara duruşma gününün usulüne uygun biçimde, yani tebligatla bildirilmiş olması gerekir.
  • Her iki taraf duruşmaya gelmemişse, geçerli bir özür sunulmamış ya da özür kabul edilmemiş olmalıdır; bu hâlde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
  • Taraflardan biri gelip davayı takip etmeyeceğini bildirmişse, dosya işlemden kaldırılır.
  • Taraflardan biri gelip diğeri gelmemişse, gelen tarafın yokluğunda devam talebi bulunmalıdır; talep yoksa dosya işlemden kaldırılır.
  • Duruşma gününün taraflarca belirtilmesi gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden bir ay geçmiş olmalıdır.
  • Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde, taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu yapılmalıdır; yenileme için yeni duruşma günü tebliğ edilir.
  • Bir ayı geçtikten sonra yapılan yenileme talebinde yeniden harç ödenmelidir; bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez.

Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Her iki taraf da usulüne uygun davet edildiği hâlde gelmezse dosya işlemden kaldırılır.
  • Taraflar gelip davayı takip etmeyeceklerini bildirirse dosya işlemden kaldırılır.
  • Taraflardan biri gelip diğeri gelmez ve gelen taraf devam talep ederse yargılama gelmeyen tarafın yokluğunda sürer.
  • Gelen taraf devam talep etmezse dosya işlemden kaldırılır.
  • Geçerli özrü olmadan duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
  • Üç ay içinde yapılan yenileme ile dava eski davanın devamı sayılır.
  • Bir ayı geçtikten sonra yapılan yenileme talebinde yeniden harç alınır ve bu harç yenileyen tarafça ödenir; karşı tarafa yüklenemez.
  • Üç ay içinde yenilenmeyen dava, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkeme kendiliğinden karar vererek kaydı kapatır.
  • Yenilenen dava bir defadan fazla takipsiz bırakılırsa dava açılmamış sayılır.
  • Davanın açılmamış sayılması hâlinde o davadaki talep de vaki olmamış sayılır (m.150/7).

Her iki tarafın gelmemesi ile yalnız bir tarafın gelmesi arasındaki fark nedir?

Her iki taraf da duruşmaya gelmezse, mahkeme gelmeyenler bakımından yokluk işlemi yapmaz ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir (m.150/1).

Taraflardan yalnız biri gelirse, gelen tarafın talebi olup olmadığı belirleyicidir (m.150/2).

Her iki tarafın gelmemesinde talep aranmaz; tek taraf gelmişse gelen tarafın devam talebi yoksa yine dosya işlemden kaldırılır.

Devam talebi ile davayı takip etmeyeceğini bildirme arasındaki fark nedir?

Gelen taraf yokluğunda devam talep ederse yargılama sürer ve gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Gelen taraf davayı takip etmeyeceğini bildirirse ya da dosyanın işlemden kaldırılmasını isterse dosya işlemden kaldırılır.

Yargılamanın devamı ile işlemden kaldırma arasındaki fark yalnızca gelen tarafın beyanına bağlıdır.

Geçerli özürlü ile özürsüz gelmeyen taraf arasındaki fark nedir?

Mahkemeye özür dilekçesi gönderilmiş ve mahkemece kabul edilmiş ise yeni duruşma günü verilir; dosya işlemden kaldırılmaz.

Özür kabul edilmez veya hiç özür yoksa dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

Yalnızca kabul edilen özür, işlemden kaldırmayı önler; özürsüz gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Duruşma gününü mahkemenin mi, tarafların mı belirlediği: fark nedir?

Mahkemece belirlenen duruşmalara gelmeme hâlinde, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları uygulanır.

Duruşma gününün tarafların başvurmasına bağlı olduğu hâllerde, başvuru yapılmazsa son işlemden bir ay sonra dosya işlemden kaldırılır (m.150/3).

Bu iki hâlde işlemden kaldırma için gereken süre ve dayanak farklıdır; ikincisinde bir aylık süre başlamadan işlem yapılmaz.

İşlemden kaldırma ile davanın açılmamış sayılması arasındaki fark nedir?

Üç ay içinde yenilenmeyen dava açılmamış sayılır; bu durum mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayda yansır (m.150/5).

Aynı dava için tekrar işlemden kaldırma şartı oluşursa, ilk yenilemeden sonra bir kereden fazla takipsiz bırakılamaz; aksi hâlde doğrudan açılmamış sayılır (m.150/6).

Yenilemeden sonra ikinci kez takipsizlik olursa, yeni işlemden kaldırma kararı verilmeden dava açılmamış sayılır.

Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mahkeme gelmeyen tarafın usulüne uygun davet edilip edilmediğini kontrol etmeden dosyayı işlemden kaldırmak; eksik tebligat, işlemden kaldırmanın hukuka aykırı olmasına yol açar.
  • Gelen tarafın devam talebi olmadığı hâlde yokluğunda yargılamaya devam etmek; bu durumda dosya işlemden kaldırılmalıdır.
  • Her iki tarafın gelmediği durumda da gelen taraf talebi aramak; talep yalnızca tek taraf geldiğinde anlamlıdır.
  • Duruşma gününün taraflarca belirtilmesi gereken hâllerde bir ay geçmeden dosyayı işlemden kaldırmak ya da süreyi takvim gününe göre yanlış hesaplamak.
  • İşlemden kaldırma kararı verilmeden doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar vermek; önce işlemden kaldırma, sonra üç ay sonunda açılmamış sayılma gerekir.
  • Üç aylık süreyi işlemden kaldırma kararının tebliğinden başlatmak; süre işlemden kaldırıldığı tarihten başlar.
  • Yenileme talebi bir ayı geçtikten sonra yapıldığında yeniden harcın karşı tarafa yüklenebileceğini varsaymak; bu harç yenileyen tarafa aittir.
  • Sözlü yargılama duruşmasında gelmeyen tarafın yokluğunda dosyayı işlemden kaldırmak; bu madde sözlü yargılama için uygulanmaz (m.186).
  • Geçerli özrü kabul edilen tarafın davasını yine de işlemden kaldırmak; kabul edilen özür dosyanın işlemden kaldırılmasını önler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Usulüne uygun davet edilmemiş tarafın duruşmaya gelmemesi üzerine dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılması, tebligat eksikliği nedeniyle usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/816 E., 2025/265 K., 30.04.2025)
  • Yenileme süresi geçtikten sonra mahkemenin kendiliğinden açılmamış sayılmasına karar vermesi, madde hükmü gereğince kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/816 E., 2025/265 K., 30.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/183 E., 2025/181 K., 26.03.2025)
  • Davanın açılmamış sayılması kararı, işlemden kaldırma kararı verilmeden doğrudan verilemez; önce işlemden kaldırma, sonra üç aylık sürenin geçmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/183 E., 2025/181 K., 26.03.2025)
  • Eksik harcın tamamlanması için kesin süre verilmiş ve bu süre içinde harç yatırılmamışsa, dosyanın işlemden kaldırılması ve üç aylık sürenin sonunda açılmamış sayılması kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/131 E., 2026/137 K., 29.01.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2023/627 E., 2025/69 K., 19.02.2025)
  • Mahkeme özrü kabul etmiş ya da işlemden kaldırma kararı verirken geçerli özrü değerlendirmemişse, bu durum davanın açılmamış sayılması kararını hatalı kılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/183 E., 2025/181 K., 26.03.2025)
  • Duruşma gününün kendi kendine öğrenilmesi (UYAP veya kalem yoluyla) gibi yöntemlerle tarafa yükümlülük yüklenmesi, hukuki dinlenilme hakkına aykırı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/38 E., 2023/10 K., 03.01.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Dosyanın işlemden kaldırılmasını isteyen ya da bu sonuca dayanan taraf, tarafların usulüne uygun davet edildiğini tebligat evrakı ile ispatlamalıdır; tebligat bulunmazsa işlemden kaldırma kararı dayanaktan yoksun kalır.
  • Duruşmaya gelmeme hâlinin dayanağı duruşma tutanağıdır; gelmeyen tarafın geçerli özrü varsa bunu özür dilekçesi ve belgeleriyle ortaya koyması gerekir.
  • Gelen tarafın yokluğunda devam talebi, duruşma tutanağına geçirilmelidir; talebin yazılı kaydı yoksa dosyanın işlemden kaldırılması ileri sürülebilir.
  • Tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edilemeyeceği iddiası, geçerli özrün bulunmadığını gösteren belgeyle ayakta kalır; özrü olduğunu ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Gün tespit ettirilmesi gereken hâllerde son işlem tarihinin dosya kaydından belirlenmesi gerekir; bir ay geçip geçmediği bu tarihle hesaplanır.
  • Üç aylık yenileme süresinin geçip geçmediği, işlemden kaldırma kararının tebliğ tarihi değil, işlemden kaldırıldığı tarih esas alınarak hesaplanır; işlemden kaldırıldığı tarihi ispat yükü dosyayı takip eden tarafa aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.139: Ön inceleme duruşmasında da bu maddenin işlemden kaldırma hükmü uygulanır; duruşma gününün tebliğ ve tarafların davet edilmesi bu maddeye bağlıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.147: Tahkikat duruşmasında tarafların davet edilmesi ve gelmeyen tarafın yokluğunda işlem yapılması hakkındaki kuralların dayanağıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.186: Sözlü yargılama duruşmasında bu maddenin işlemden kaldırma hükmü uygulanmaz; gelmeyen tarafın yokluğunda hüküm verilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.123: Davanın geri alınması ayrı bir kurumdur; işlemden kaldırma ile karıştırılmamalıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.110: Davaların yığılmasında her talep bakımından işlemden kaldırma ve yenileme ayrı ayrı değerlendirilir.

HMK m.151 — Duruşma düzeni

Madde, duruşma düzenini bozan kişiler bakımından hâkimin yetkilerini düzenler: düzeni bozanın men edilmesi ve duruşma salonundan çıkarılması (1. fıkra), ihtara rağmen düzeni bozmaya devam edenler hakkında yakalama ve disiplin hapsi (2. fıkra), düzen bozucu eylemin ayrıca suç oluşturması halinde Cumhuriyet başsavcılığına bildirim ve tutuklama (3. fıkra). Duruşmada bulunan herkese, yani taraflara, müdahillere, tanıklara, dinleyicilere ve diğer katılanlara uygulanır; avukatlar bakımından ise 1. fıkrada salondan çıkarma, 2. fıkrada yakalama ve disiplin hapsi, 3. fıkrada tutuklama uygulanmaz. Duruşma düzeninin hâkimin genel yargılama yönetimi görevi olarak düzenlenmesi (m.32) ve tarafın davasını kendisi takip etmesi halinde uygulanacak m.79/2 hükmü bu maddenin kapsamında değildir (m.32, m.79). Disiplin hapsinin infazına ilişkin ayrıntılar, duruşma ertelenmesi ve yargılamanın ertelenmesine ilişkin usul ise bu maddede düzenlenmemiştir (m.152, m.150 ve ilgili yönetmelik hükümleri)."

Duruşma düzeni: hangi kavramlar bilinmeli?

Duruşma düzeni
Duruşmanın kanuna uygun, sağlıklı ve saygılı biçimde yürütülmesini sağlayan durum. Madde, düzeni bozan eylem ile mahkeme huzurunda söylenen uygun olmayan söz ve davranışı aynı çerçevede ele alır.
İhtar
Hâkimin düzeni bozan kişiye davranışını durdurması yönünde yaptığı uyarı. İkinci fıkradaki yaptırımın uygulanabilmesi için ihtarın önceden yapılmış olması ve düzen bozmanın bu uyarıya rağmen sürmesi gerekir.
Disiplin hapsi
Duruşma düzenini bozmaya devam eden kişiye, derhal yakalanmasının ardından uygulanan kısa süreli hapis yaptırımı. Madde, en fazla dört güne kadar uygulanabileceğini belirtir.
Avukat istisnası
Maddenin 1. ve 2. fıkrasındaki yaptırımların ve 3. fıkrasındaki tutuklamanın avukatlar hakkında uygulanmamasını ifade eden düzenleme. Avukat hakkında düzen bozucu davranış halinde bu yaptırımlar yerine duruşmanın ertelenmesi ve baroya bildirim gelir.
Tutanak ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderme
Düzeni bozan eylemin ayrıca suç oluşturması halinde olayın tutanakla başsavcılığa iletilmesi. Bu bildirim, ceza soruşturması başlatılmasının ön adımıdır ve maddedeki tutuklama kararı bu bildirimle birlikte verilebilir.

Duruşma düzeni: hangi şartlar aranır?

  • Duruşma sırasında bir kişinin duruşma düzenini bozan bir eylemde bulunması ya da mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz veya davranışta bulunması gerekir.
  • 1. fıkra yaptırımı için hâkimin bu kişiyi düzen bozucu eylemi yapmaktan men etmesi ve gerekirse derhal salondan çıkarılmasını emretmesi gerekir; bu yaptırım avukatlar hakkında uygulanmaz.
  • 2. fıkra yaptırımı için kişiye önce ihtar yapılmış olmalı ve kişi ihtara rağmen düzen bozmaya ya da uygun olmayan söz ve davranışa devam etmelidir.
  • 2. fıkradaki yakalama ve dört güne kadar disiplin hapsi için bu kişinin avukat olmaması gerekir; avukat hakkında bu yaptırım uygulanmaz.
  • 3. fıkra bildirimi için düzen bozucu eylemin veya uygun olmayan söz ya da davranışın ayrıca bir suç oluşturması gerekir.
  • 3. fıkradaki tutuklama kararı için eylemin ayrıca suç oluşturması ve fiili işleyenin avukat olmaması gerekir; bu hâlde olay tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Duruşma düzeni: hangi sonuçları doğurur?

  • Düzeni bozan kişi hâkim tarafından men edilir ve gerekirse derhal duruşma salonundan çıkarılır.
  • Kişi ihtara rağmen düzen bozmaya veya uygun olmayan söz ve davranışa devam ederse anında yakalanarak en fazla dört güne kadar disiplin hapsine konulur ve hakkında bu yaptırım uygulanır.
  • İhtar yapılmadan ilk düzen bozucu eylem, yakalama ve disiplin hapsi için tek başına yeterli değildir; önce men ve salondan çıkarma uygulanır.
  • Düzen bozucu eylem ayrıca suç oluşturuyorsa olay tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
  • Suç oluşturan eylemde gerekiyorsa fiili işleyen tutuklanabilir.
  • Avukat hakkında 1. fıkradaki salondan çıkarma, 2. fıkradaki yakalama ve disiplin hapsi ile 3. fıkradaki tutuklama uygulanmaz.
  • Düzen bozucu eylem suç oluşturmuyorsa 3. fıkra işlemi yapılmaz; yalnızca 1. ve 2. fıkra yaptırımları gündeme gelir.
  • Madde emredici niteliktedir; hâkim düzen bozan kişiye karşı bu yaptırımları uygulamakla yükümlüdür ve bu konuda tarafların sözleşmesi ile değiştirilemez.

Men ve salondan çıkarma ile yakalama ve disiplin hapsi arasındaki fark nedir?

1. fıkradaki yaptırım düzeni bozan kişiye hiçbir ihtar şartı aranmadan, düzeni bozduğu anda men ve gerekirse salondan çıkarma olarak uygulanır.

2. fıkradaki yaptırım ise önceden yapılmış bir ihtara rağmen düzen bozmanın sürmesine bağlıdır ve yakalama ile dört güne kadar disiplin hapsini içerir.

İlk müdahale men ve salondan çıkarmadır; ihtara rağmen devam halinde yakalama ve disiplin hapsine geçilir. Avukat hakkında her iki fıkranın yaptırımı da uygulanmaz.

Disiplin yaptırımı ile ceza yaptırımı (tutuklama) arasındaki fark nedir?

2. fıkradaki disiplin hapsi, düzen bozmanın mahkeme içinde doğrudan ve hızlı biçimde karşılanmasını amaçlar ve dört güne kadar sınırlıdır.

3. fıkradaki işlem, düzen bozucu eylemin ayrıca suç oluşturması halinde devreye girer ve Cumhuriyet başsavcılığına bildirim ile tutuklamayı içerir.

Eylem suç oluşturuyorsa disiplin hapsine ek olarak tutanak gönderilir ve tutuklama kararı verilebilir; avukat hakkında tutuklama uygulanmaz.

Taraf veya dinleyici ile avukat arasındaki fark nedir?

Madde, duruşmada bulunan taraf, müdahil, tanık ve dinleyici hakkında 1. ve 2. fıkradaki yaptırımları ve 3. fıkradaki tutuklamayı öngörür.

Avukat, salondan çıkarılamaz, yakalanamaz, disiplin hapsine konulamaz ve tutuklanamaz; onun düzen bozucu davranışına ayrı usul uygulanır.

Avukatın düzen bozucu davranışı halinde hâkim uyarır, duruşmayı erteler ve durumu baroya, gerekiyorsa başsavcılığa bildirir; bu bir yaptırım değil, usul yoludur.

Duruşma düzeni: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İhtar yapılmadan doğrudan disiplin hapsine karar vermek; 2. fıkradaki yaptırım önceden ihtar ve ihtara rağmen devamı koşuluna bağlıdır.
  • Avukatı salondan çıkarmak, yakalamak veya disiplin hapsine koymak; bu yaptırımlar avukat hakkında uygulanmaz ve bunun yerine duruşmanın ertelenmesi ve baroya bildirim yolu izlenir.
  • Disiplin hapsinin süresini dört günden fazla belirlemek; üst sınır dört gündür.
  • Düzen bozucu eylem suç oluşturmadığı halde 3. fıkra uyarınca tutanak gönderip tutuklama kararı vermek.
  • Her düzen bozucu eylemde doğrudan tutuklamaya gitmek; tutuklama yalnızca eylemin ayrıca suç oluşturması ve gerekli görülmesi halinde söz konusudur.
  • Duruşma düzenini bozan kişinin tarafların davasını takip eden taraf olup olmadığını ayırt etmeden m.79/2 uygulamasını bu madde ile karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hâkimin duruşma düzenini bozan kişi hakkında disiplin hapsi kararı vermesi, ihtar ve düzen bozmanın sürmesi koşullarının somut olarak gerçekleştiği hallerde uygulanmaktadır. (Birinci Bölüm, 2021/47455 E., 11.07.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Düzen bozucu eylemi ileri süren ve yaptırım uygulanmasını talep eden taraf, bu eylemin duruşma tutanağında ve olay tutanağında yer almasını sağlamakla ispat yükü altındadır.
  • Yaptırımın dayanağı olan ihtarın yapıldığı, ihtara rağmen düzen bozmanın sürdüğü duruşma tutanağı ile ispatlanır; yazılı kayıt yoksa bu husus yaptırımın uygulanmasını engeller.
  • Düzen bozucu eylemin ayrıca suç oluşturduğunu ileri süren taraf, olayın tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına iletildiğini ve eylemin suç unsurlarını göstermekle yükümlüdür.
  • Yaptırım altına alınan kişinin avukat olduğu savunması, baro kaydı ve vekâletname ile ispatlanır; avukat olduğu anlaşılan kişi hakkında yaptırım uygulanamaz.
  • Hâkim, yaptırım kararını tutanağa dayanarak verir; kararda ihtarın içeriği ve düzen bozucu davranışın somut biçimi açıkça belirtilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.32: Yargılamanın idaresinin hâkime ait olduğunu ve düzenin bozulmaması için gerekli tedbirleri almasını hâkime yükleyen genel hükümdür. Bu madde, düzen koruma görevinin özel yaptırımlarını düzenler.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.79: Davasını kendisi takip eden tarafın duruşmada uygunsuz davranışta bulunması halinde, hâkimin tarafı vekille temsil ettirmesi ve salondan çıkarması ile yokluk hükümlerinin uygulanmasını düzenler. Bu hüküm 151. maddenin tarafa yönelik uygulamasını tamamlar.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.152: Duruşmada tarafların ve vekillerin soru yöneltmesini düzenler; düzen bozucu davranış ile sınırı oluşturabilir ve bu maddenin kapsamında değildir.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.28: Duruşmanın aleniliğini düzenler. Duruşma düzeni ile birlikte değerlendirilir ancak gizli duruşma kararı bu maddenin konusu değildir.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.203: Ceza yargılamasında duruşma düzenini bozan eylemlere ilişkin karşılık hükümdür; 151. maddenin 3. fıkrasında karşılık olarak anılmaktadır.

HMK m.152 — Soru yöneltme

Madde, duruşmada tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere soru yöneltme yetkisini düzenler. Yetkinin kimde olduğunu, doğrudan soru sorma ile hâkim aracılığıyla soru sorma arasındaki ayrımı ve soruya itiraz halinde karar mercini belirler. Maddenin ikinci fıkrası toplu mahkemelerde hâkimlerin de soru sorabilmesini düzenler. Madde, taraf vekillerinin ve tarafların kime, hangi sırayla ve hangi biçimde soru yöneltebileceğini kuralar; soru sırasının ayrıntısını, sorunun niteliğini ve sorunun reddini düzenlemez. Kayıt ve yayın yasağı (m.153), tanığın dinlenmesi ve tanık listesi (m.241), hâkimin davayı aydınlatma ödevi (m.31) ve duruşma tutanağı (m.154) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Taraf isticvabı ile ilgili usul kuralları da bu maddenin kapsamında değildir.

Soru yöneltme: hangi kavramlar bilinmeli?

Doğrudan soru yöneltme
Duruşmaya katılan taraf vekillerinin hâkimi aracı kılmadan, tanık, bilirkişi veya duruşmaya çağrılan diğer kişiye soru sorabilmesidir. Bu yetki duruşma disiplinine uyma koşuluna bağlıdır.
Hâkim aracılığıyla soru sorma
Tarafların sormak istediği soruyu hâkime bildirip hâkimin soruyu yöneltmesi yoluyla soru sormasıdır. Taraflar bu yolla soru sorar, kendileri doğrudan soramaz.
Duruşma disiplini
Duruşmanın düzenli yürütülmesini sağlayan kurallar bütünüdür. Doğrudan soru yetkisinin sınırını oluşturur ve sorunun biçimine ile davranışa ilişkin ölçüt verir.
Toplu mahkeme
Birden fazla hâkimden oluşan mahkemedir. Bu mahkemelerde her hâkim, maddenin birinci fıkrasında sayılan kişilere soru sorabilir (ikinci fıkra).
Soruya itiraz
Yöneltilen sorunun yargılama ile ilgisi olmaması, savunma hakkını aşması veya kişilik haklarına aykırı olması gibi gerekçelerle ileri sürülen karşı çıkıştır. İtiraz üzerine sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim karar verir.

Soru yöneltme: hangi şartlar aranır?

  • Soru sorma yetkisinin doğrudan kullanılabilmesi için sorunun, duruşmaya katılan bir taraf vekili tarafından yöneltilmesi gerekir.
  • Doğrudan sorulabilecek kişiler tanık, bilirkişi ve duruşmaya çağrılan diğer kişilerle sınırlıdır; bu kişilere soru yöneltilirken duruşma disiplinine uyulmalıdır.
  • Taraflar bu kişilere soru yöneltecekse soruyu hâkim aracılığıyla yöneltmelidir; taraf kendisi doğrudan soru soramaz.
  • Yöneltilen soruya itiraz edilmişse sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim karar vermelidir.
  • Toplu mahkemede hâkimlerden her biri, aynı kişilere soru sorabilir; bu yetki tek hâkimli mahkemede kendiliğinden doğan bir yetki değildir.

Soru yöneltme: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraf vekili duruşma disiplinine uygun olarak sorduğu sürece, tanığa ve bilirkişiye doğrudan soru yöneltebilir.
  • Taraf vekili duruşma disiplinini bozarsa bu yetkisini kullanamaz ve hâkim gerekli önlemi alabilir.
  • Taraflar kendiliğinden doğrudan soru soramaz; sormak istedikleri soruları hâkime bildirmeleri gerekir.
  • Yöneltilen soruya itiraz edilirse hâkim, sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine karar verir; soru gerekli görülmezse yöneltilmez.
  • Toplu mahkemede hâkimlerden her biri, birinci fıkrada sayılan kişilere soru sorabilir.
  • Tek hâkimli mahkemede hâkim, bu madde gereği soru sorma yetkisine sahip değildir; bu konuda hâkim, başka maddelere dayanarak da soru soramaz denilmemelidir ve bu sorunun cevabı maddede yoktur.

Vekil ile taraf arasındaki fark nedir?

Duruşmaya katılan taraf vekili, yani avukat, tanığa, bilirkişiye ve diğer çağrılan kişilere doğrudan soru sorabilir.

Taraf bizzat kendisi, sormak istediği soruyu hâkime bildirir ve soruyu hâkim aracılığıyla sorar.

Avukat soruyu kendisi yöneltir; taraf ise hâkimin takdirine bağlı bir yolla soru sorar. Avukatın doğrudan sorusu için hâkimden izin alınması gerekmez.

Doğrudan soru ile hâkim aracılığıyla soru arasındaki fark nedir?

Doğrudan soru, soruyu soran kişinin ara vermeden tanığa ya da bilirkişiye yönelttiği sorudur.

Hâkim aracılığıyla soru, soranın sorusunu hâkime bildirmesi ve hâkimin bunu yöneltmesidir.

Doğrudan soruda itiraz hâkimce karara bağlanır; aracılı soruda hâkim soruyu yöneltip yöneltmemekte takdir kullanır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, soru yöneltme yetkisini taraf vekillerine ve tarafa tanır.

İkinci fıkra, toplu mahkemede hâkimlerin soru sorma yetkisini düzenler.

Hâkimler birinci fıkrada sayılan kişilere soru sorabilir; bu yetki taraf vekillerinin yetkisinden bağımsız ve ayrı bir yetkidir.

Tanık ile taraf arasındaki fark nedir?

Tanık ve bilirkişi, maddenin doğrudan soru yöneltilebilecek kişileri arasında yer alır.

Taraf ise hâkim aracılığıyla soru sorabileceği bir kişi olarak düzenlenmiştir.

Tanık ve bilirkişiye avukat doğrudan soru sorabilir; taraf, yani davanın tarafı, aynı kişiye ancak hâkim aracılığıyla soru sorabilir.

Soru yöneltme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tarafın kendisinin doğrudan soru sorabileceğini sanmak; taraf yalnız hâkim aracılığıyla soru sorabilir.
  • Avukatın tanığa doğrudan soru sorması için hâkimden izin alınması gerektiğini sanmak; izin gerekmez, yalnız duruşma disiplinine uyulması yeterlidir.
  • Toplu mahkemede soru sorma yetkisini yalnız başkana ait saymak; ikinci fıkra gereği her hâkim soru sorabilir.
  • Soruya yapılan itirazı hâkimin kendiliğinden ve gerekçesiz reddetmek; itiraz üzerine hâkim sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine karar vermelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tanığa tarafın talep ettiği bir sorunun hâkim tarafından sorulmadan reddedilmesi, madde gereği hâkimin itiraz üzerine verdiği karar niteliğinde değerlendirilmektedir ve bu kararın sorunun yönetmesi gerekçesi taşıması beklenmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2022/14549 E., 2022/14498 K., 08.11.2022)
  • Tarafın talep ettiği sorunun gerekli görülmesi halinde hâkimin bu soruyu tanığa yöneltmesi, hukuki dinlenilme hakkının korunması açısından gerekli sayılmaktadır. (9. Hukuk Dairesi, 2022/14549 E., 2022/14498 K., 08.11.2022)
  • Taraf vekilinin tanığa soru sorması hâkimin iznine bağlı değildir; yalnız duruşma disiplinine uyulması gerekir. (9. Hukuk Dairesi, 2022/14549 E., 2022/14498 K., 08.11.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Soruyu yöneltenin avukat mı taraf mı olduğu, duruşma tutanağından ve oturum kayıtlarından ispat edilir.
  • Tarafın sorduğu sorunun hâkim aracılığıyla yöneltilip yöneltilmediği ve itirazın hangi gerekçeyle yapıldığı tutanakta yer almalıdır.
  • Duruşma disiplinine aykırılık iddiası, iddiayı ileri süren taraf tarafından tutanağa dayanılarak ispatlanır.
  • Soruya itiraz ve hâkimin kararı, tutanağa geçirilmemişse ispat açısından sorun doğurur; bu nedenle itiraz ve karar tutanağa yazdırılmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.31: Hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında taraflara soru sorma yetkisini düzenler; bu madde ile birlikte okunur ve hâkimin takdir alanını gösterir.
  • 6100 sayılı Kanun m.153: Duruşmada ses ve görüntü kaydı yasağını düzenler; soru yöneltme sırasında kayıt ve yayın yasağına uyulması gerektiğini bu madde ile birlikte gösterir.
  • 6100 sayılı Kanun m.241: Tanık dinlenmesinde hâkimin tanıkların bir kısmını dinlemeden karar verebilme koşullarını düzenler; tanıkla ilgili soru sorma ayrımının tanık dinlemesi bağlamında okunmasını sağlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.154: Duruşmada yapılan tahkikat ve yargılama işlemlerinin tutanağa geçirilmesini düzenler; soru ve cevapların tutanağa yansıması bu maddeyle bağlantılıdır.

HMK m.153 — Kayıt ve yayın yasağı

Duruşma sırasında fotoğraf çekimi ile ses ve görüntü kaydının yasaklanmasını, bu yasağın istisnasını (mahkemece zorunlu hâllerde çekim ve kayıt alınması) ve bu çekim ve kayıtlar ile dava dosyasındaki kişilik haklarını ilgilendiren belge ve tutanakların yayımlanmasının yasaklanmasını düzenler. Yasağa aykırılığa bağlanan disiplin yaptırımını (151. madde) ve ayrıca TCK 286. maddesi uyarınca cezai sorumluluğu belirtir. Kural, duruşmada bulunan herkes bakımından, yani taraflar, vekiller, tanıklar ve üçüncü kişiler için uygulanır. Duruşmanın açık ya da kapalı yapılmasını, aleniyet kararını düzenlemez (m.28, AY m.141). Duruşma tutanağının içeriğini ve tutanağa geçirilecek hususları düzenlemez (m.154). Adliye binası içinde ve duruşma salonu dışındaki sesli ve görüntülü kayıt araçlarının kullanımına ilişkin yasağı düzenlemez (CMK m.183 ile ayrı bir rejimdir). Görüntülü katılım yoluyla duruşmaya katılmayı düzenlemez (m.149).

Kayıt ve yayın yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Yargılama sırasında, yani duruşma devam ederken fotoğraf çekiminin ya da ses ve görüntü kaydının yapılmış olması gerekir; yasak duruşma sırasındaki eylemlere ilişkindir.
  • Çekim ve kayıt yapılması için yargılamanın zorunlu kıldığı bir hâlin bulunması ve çekim ya da kaydın mahkemece yapılması gerekir.
  • Mahkemece alınan çekim ve kayıtların dava dosyasında saklı kalması gerekir.
  • Çekim, kayıt ve kişilik haklarını ilgilendiren dava dosyası belgelerinin yayımlanması için mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izninin alınmış olması gerekir.
  • Yasağa aykırı davranışın duruşma sırasında gerçekleşmiş olması hâlinde 151. madde uyarınca düzen yaptırımı uygulanabilir.
  • Yasağa aykırı kayıt ya da yayım eylemi, TCK 286. maddesinin öngördüğü suçun unsurlarını taşıdığında ayrıca cezai yaptırım doğar.

Kayıt ve yayın yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Duruşma sırasında yasağa aykırı fotoğraf çekilmesi ya da ses ve görüntü kaydı yapılması hâlinde 151. madde uygulanır ve ilgili kişi duruşma salonundan çıkarılır, gerekirse disiplin hapsi ile cezalandırılır.
  • Duruşma sırasında yasağa aykırı davranan kişi, aynı zamanda TCK 286. maddesi hükümleri uyarınca ayrıca cezai sorumluluk altına girer.
  • Mahkemece zorunlu hâllerde yapılan çekim ve kayıtlar dava dosyasında saklı kalır ve mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izni olmadan yayımlanamaz.
  • Dava dosyasındaki kişilik haklarını ilgilendiren her türlü belge ve tutanak da mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izni olmadan yayımlanamaz.
  • Zorunlu hâl bulunmadığında mahkemenin kendisi de çekim ve kayıt yapmamalıdır; aksi hâlde kayıt dosyada saklı kalma şartını taşımaz.
  • Duruşma sırasında yasak kapsamındaki kayıt ya da çekim gerçekleşmemişse, yalnızca duruşmayı izleyip haber yapmak madde kapsamında yaptırım doğurmaz.
  • Madde hükmü emredicidir; taraflar arasında yasağı kaldıran ya da değiştiren bir anlaşma yapılamaz.

Duruşma sırasında kayıt ile mahkemece zorunlu hâlde yapılan kayıt arasındaki fark nedir?

Taraf, vekil ya da üçüncü kişinin duruşma sırasında kendiliğinden fotoğraf çekmesi ya da kayıt alması.

Yargılamanın zorunlu kıldığı hâlde mahkemenin çekim yapması ya da kayıt alması.

Birincisi kural olarak yasaktır ve 151. madde ile TCK 286 uygulanabilir; ikincisi yasak kapsamında değildir, ancak dosyada saklı kalması gerekir.

Dosyada saklanan kayıt ile dosyadan yayımlanan kayıt arasındaki fark nedir?

Mahkemece alınıp dava dosyasında saklı kalan çekim ve kayıtlar.

Bu kayıtların ya da kişilik haklarını ilgilendiren dava dosyası belgelerinin dosyadan çıkarılıp yayımlanması.

Yayım, mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izni olmadıkça yasaktır; izinli yayım hukuka uygundur.

Disiplin yaptırımı ile ceza yaptırımı arasındaki fark nedir?

151. madde uyarınca duruşma sırasında yasağa aykırı davranan kişi hakkında uygulanan düzen yaptırımı.

TCK 286. maddesi uyarınca kayıt ve yayın yasağına aykırılığın cezai sorumluluğu.

Duruşma düzeni yaptırımı duruşma sırasındaki eyleme bağlıdır; ceza yaptırımı ise kayıt ya da yayım eylemi üzerinden ayrıca uygulanır ve iki yaptırım birlikte uygulanabilir.

Duruşma salonu içi ile adliye binası ve diğer adli işlemler arasındaki fark nedir?

Duruşma salonunda duruşma sırasında yapılan kayıt ve fotoğraf çekimi.

Duruşma dışında yapılan çekim ve kayıt; bu maddenin konusu değildir.

Duruşma dışı kayıt yasağı bu maddenin değil, CMK m.183 ile ayrı düzenlenen rejimin konusudur.

Kayıt ve yayın yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Duruşma dışındaki çekim ve kayıtları bu maddenin kapsamında saymak; bu durumlar CMK m.183 ile ayrı değerlendirilir.
  • Mahkemenin zorunlu hâl dışında da kayıt alabileceğini düşünmek; kayıt yalnızca yargılamanın zorunlu kıldığı hâllerde ve dosyada saklı kalmak kaydıyla yapılabilir.
  • Dava dosyasındaki her belgenin yayımlanabileceğini sanmak; kişilik haklarını ilgilendiren belge ve tutanaklar açık izin olmadan yayımlanamaz.
  • Düzen yaptırımı ile cezai yaptırımı birbirinin yerine geçen yollar sanmak; ikisi birlikte uygulanabilir.
  • Yayımın izninin sözlü verilmesini yeterli saymak; açık izin ilgili kişi ve mahkeme bakımından aranır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Duruşma sırasında kayıt yasağına aykırılığın hem düzen yaptırımı hem de TCK 286 kapsamında cezai sorumluluk doğurabileceği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2017/11910 E., 2018/2544 K., 07.03.2018; 8. Ceza Dairesi, 2017/9393 E., 2017/13181 K., 23.11.2017)
  • Mahkemenin kayıt yasağı kapsamında değerlendirilen eylemler için TCK 286/1 hükmünün uygulanması gerektiği görüşü benimsenmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2017/9393 E., 2017/13181 K., 23.11.2017)
  • Kayıt yasağı kapsamında yapılan işlemlerde ceza mahkemelerinin 6100 sayılı Kanun'un 153/3. maddesini delalet yoluyla uyguladığı görülmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2017/11910 E., 2018/2544 K., 07.03.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Yasağa aykırı kayıt veya çekimi ileri süren taraf, bu eylemin duruşma sırasında gerçekleştiğini ispatlamalıdır; tutanağa geçen olaylar ve görüntü ya da ses kaydı bu konuda temel delildir.
  • Kişilik haklarını ilgilendiren bir belgenin yayımlandığını ileri süren taraf, yayımın gerçekleştiğini ve mahkemenin ya da ilgili kişinin açık izninin bulunmadığını ispatlamalıdır.
  • Yayımın izinle yapıldığını savunan taraf, mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izninin varlığını yazılı belgeyle ispatlamalıdır; sözlü izin yeterli kabul edilmez.
  • Mahkemenin zorunlu hâl nedeniyle çekim veya kayıt yaptığını savunan taraf, yargılamanın bu tür bir çekimi zorunlu kıldığını dosya içeriğinden göstermelidir.
  • Dava dosyasında saklı kalma şartının yerine getirildiğini gösteren kayıt, dosya içindeki tutanak veya ara karardır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.151: Duruşma sırasında yasağa aykırı davranan kişi hakkında uygulanacak düzen yaptırımlarını (salondan çıkarma, disiplin hapsi) belirler; 153/2 bu maddeye gönderme yapar.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.286: Ses ve görüntülerin kayda alınması ve yayımlanmasına ilişkin cezai yaptırımı öngörür; 153/3 bu maddeye atıf yapar.
  • 6100 sayılı Kanun m.149: Tarafların ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılmasını düzenler; kayıt yasağının istisnası olarak değil, ayrı bir katılım rejimi olarak ele alınır.
  • 6100 sayılı Kanun m.154: Duruşma tutanağının içeriğini düzenler; kayıt yasağı ile tutanak tutma yükümlülüğü ayrı hükümlerdir.

HMK m.154 — Tutanak

6100 sayılı Kanun'un 154. maddesi, duruşma ve tahkikat sırasında tutulacak tutanağın içeriğini, hangi hususların mutlaka yazılacağını, tarafların ve ilgililerin sözlü açıklamalarının tutanağa geçirilme usulünü ve teknik araçlarla yapılan kayıtların tutanakla tespitini düzenler. Hüküm, hâkim, zabıt kâtibi ve tutanağa ilgili taraf, tanık, bilirkişi ve diğer ilgililer bakımından uygulanır. Tutanağın imzalanma biçimini ve zabıt kâtibinin görevini düzenlemez (m.146 ile m.147 ve Yönetmelik hükümleri bu konuda ayrıca bakılmalıdır). Tutanakların örneklerinin verilmesi ve gizlilik kararı kapsamındaki belgelerin örneği düzenlemez (m.158). Tutanağa karşı sahtecilik dışında itiraz yolu ve tutanağın ispat gücü, bu maddeden çok ispat hükümleri ile birlikte değerlendirilir (m.156). Teknik kayıt alınmasına karar verilmesi ve kayıt yasağı düzenlemez (m.153).

Tutanak: hangi kavramlar bilinmeli?

Tutanak
Yargılama işlemlerinin ve tarafların sözlü açıklamalarının zabıt kâtibi aracılığıyla yazıya geçirildiği resmî kayıttır. Tahkikat ve yargılama işlemlerinin ispatı bakımından esas araç niteliğindedir.
Mutlak olarak tutanağa yazılan hususlar
Hâkimin takdirine bırakılmayan, her durumda tutanağa geçirilmesi gereken unsurlardır. Bunların eksik yazılması tutanağın şeklini ve sıhhatini etkiler.
İmza ile onanan işlemler
İkrar, yemin, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, davayı kabule ilişkin beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucudur. Beyanda bulunana okunup imzası alınmadan geçerli sayılmazlar.
Teknik araçlarla kayıt
Ses veya görüntü gibi teknik yollarla alınan yargılama kaydıdır. Bu kaydın alınması ayrı bir tutanakla tespit edilir ve kayıt, tutanakla çelişmesi hâlinde ayrı değerlendirmeye tabi tutulur.
Tutanağın eki
Tutanakta sözü edilen veya dosyaya konulduğu belirtilen belgelerdir. Bu belgeler tutanağın parçası sayılır.

Tutanak: hangi şartlar aranır?

  • Yargılama işlemi, tahkikat veya duruşma yapılmış bulunmalıdır.
  • Tutanağa yazılması zorunlu olan başlık bilgileri (mahkeme, yer, gün, saat, hâkim, zabıt kâtibi, taraflar, vekiller, temsilciler, fer'i müdahil, tercüman, aleniyet durumu) kaydedilmelidir.
  • İkrar, yemin, feragat, davayı kabul, davanın geri alınmasına muvafakat ve sulh müzakereleri tutanağa geçirilmeli, beyanda bulunana okunup imzası alınmalıdır.
  • Taraf, tanık, bilirkişi veya uzman kişi beyanı tutanağa geçirilmeli ve beyanda bulunana okunmalıdır.
  • Duruşma dışında yapılan işlemlerin özeti, tarafların sunduğu belgeler, ara kararları ve hükmün sonucu ile karar veya hükmün açıklanma biçimi tutanağa yazılmalıdır.
  • Sözlü açıklamalar gerektiğinde özet olarak tutanağa geçirilebilir; taraflar hâkimin izniyle sözlerini doğrudan tutanağa yazdırabilir.
  • Teknik araçla kayıt alınmışsa bu durum ayrıca bir tutanakla tespit edilmelidir.

Tutanak: hangi sonuçları doğurur?

  • Mutlak unsurlar tutanağa yazılmamışsa tutanağın şekli eksik kalır ve bu eksiklik işlemin ispatını zorlaştırır.
  • İkrar, yemin, feragat, davayı kabul ve sulh müzakereleri beyanda bulunana okunup imzası alınmadan tutanağa geçirilmişse bu işlemler geçersizdir.
  • Okunmamış veya imzası alınmamış tutanağa dayanılarak hüküm verilemez.
  • Tutanakta sözü edilen veya dosyaya konulduğu belirtilen belgeler tutanağın eki sayılır.
  • Hâkim davayla ilgisiz beyanların tutanağa yazılmasına izin vermemelidir.
  • Teknik kayıt alınmış ancak bu durum bir tutanakla tespit edilmemişse kaydın tutanak yerine geçmesi beklenemez.

Mutlak tutanak unsurları ile hâkimin özetleme takdiri arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkranın (a)-(h) bentlerinde sayılan hususlar her durumda tutanağa yazılır; hâkim bunları atlayamaz.

Tarafların ve ilgililerin sözlü açıklamaları ise gerektiğinde hâkim tarafından özetlenerek tutanağa geçirilir.

Mutlak unsurlardaki eksiklik tutanağın şeklini bozar; özetleme ise hâkimin takdirindedir ancak hukuken önemli hususları kapsamalıdır.

Hâkimin özetlemesi ile tarafın doğrudan yazdırması arasındaki fark nedir?

Sözlü açıklamalar hâkim tarafından özetlenerek zabıt kâtibi aracılığıyla yazılır (m.154/1).

Taraflar veya diğer ilgililer sözlerini hâkimin izniyle doğrudan tutanağa yazdırabilir (m.154/2).

Doğrudan yazdırma hâkimin iznine bağlıdır; davayla ilgisiz beyanlar tutanağa yazılmaz.

Okunup imzalatılan işlemler ile sadece yazılan işlemler arasındaki fark nedir?

İkrar, yemin, feragat, davayı kabul ve sulh müzakereleri beyanda bulunana okunup imzası alınarak tutanağa geçirilir.

Taraf, tanık ve bilirkişi beyanları ise yalnızca okunarak tutanağa yazılır; imza zorunluluğu bulunmaz.

İmza ve okunma eksikliği ikrar, feragat gibi işlemler bakımından geçersizlik doğurur; diğer beyanlarda ise okunmaması usul eksikliğidir.

Tutanak ile teknik kayıt arasındaki fark nedir?

Teknik araçla alınan kayıt tutanağın yerine geçmez; kayıtlar bir tutanakla tespit edilir.

Yazılı tutanak, yargılama işlemlerinin ispatı bakımından esas araçtır.

Kayıtla tutanak çelişirse çelişki ayrı bir ön sorun olarak giderilir.

Tutanak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mutlak unsurlardan birini (ör. yargılamanın aleni veya gizli yapıldığını) tutanağa yazmamak, hükmün dayanağı tutanağın eksik kalmasına yol açar.
  • Hâkimin izni olmadan veya davayla ilgisiz beyanları tutanağa yazdırmak; ya da davayla ilgili önemli beyanları tutanak dışı bırakmak.
  • İkrar, feragat, davayı kabul veya sulh beyanını okutup imzalatmadan tutanağa geçirmek ve bu tutanağa dayanarak hüküm kurmak.
  • Tarafın beyanını “beyanlarımı tekrar ederim” gibi içeriksiz bir kayıtla geçiştirmek yerine beyanın özünü tutanağa yazdırmamak.
  • Teknik kayıt alınmasını tutanakla tespit etmeden kaydı yargılama kaydı olarak kullanmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkeme dışında yapılan ikrarın tutanağa geçirilmesinin mahkemenin tutanağına değil, mahkemeye sunulan yazılı belgeye dayanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/50 E., 2024/417 K., 12.09.2024)
  • Duruşmada yapılan ikrarın tutanağa yazılmakla birlikte beyanda bulunana okunup imzasının alınmamasının geçerlilik şartını yerine getirmediği kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2015/19031 E., 2015/28591 K., 13.10.2015)
  • Yazılı sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiği duruşmada tutanağa yazılması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1981 E., 2025/2701 K., 20.05.2025)
  • Bozma sonrası sulh protokolü üzerine davanın taraflarının beyanlarının ve imzalarının alınmak suretiyle duruşma açılmasının, m.154/3-ç uyarınca gerekli olduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/6432 E., 2023/5872 K., 16.10.2023)
  • Ayrı bir tutanakla tespit edilmeyen teknik kayıtların tutanak yerine geçmeyeceği ve tutanakla bağdaşmayan kayıtların ayrıca değerlendirileceği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2022/4480 E., 2023/2626 K., 16.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tutanağa geçirilen işlemlerin ispatı tutanakla yapılır; ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri ancak duruşma tutanağı ile ispat olunabilir.
  • Tutanağa karşı yalnızca sahtecilik iddiası ileri sürülebilir; tutanağın içeriğine ilişkin aksi iddia tutanak dışı delille ispat edilemez.
  • İkrar, yemin, feragat, davayı kabul ve sulh gibi işlemlerde beyanda bulunana okunup imza alındığı tutanaktan görülmelidir; bu hususu iddia eden taraf, imza ve okunma eksikliğini ispatlamalıdır.
  • Tutanağa yanlış geçirilen bir husus derhal düzeltilmezse sonradan aksini ispat güçleşir; taraf düzeltme talebini hâkim reddederse ilgililerin imzasını taşıyan yazılı bir beyan verebilir.
  • Teknik kayıt ile tutanak çelişiyorsa çelişki ön sorun olarak incelenir ve kaydın tutanakla tespit edilmiş olması aranır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.156: Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemlerinin ancak tutanakla ispat edilebileceğini düzenler; m.154'ün ispat yönünü tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.153: Yargılama işlemlerinin teknik araçlarla kayda alınmasına ilişkin esası düzenler; m.154/5 bu kaydın tutanakla tespitini öngörür.
  • 6100 sayılı Kanun m.158: Tutanak örneklerinin verilmesini düzenler; m.154/4'te sözü edilen ekler ile gizlilik kararı kapsamındaki belgelerin örneği bakımından tamamlayıcıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.123: Davanın geri alınmasına muvafakat ile ilgili olup m.154/3-ç'de tutanağa yazılması zorunlu işlemler arasındadır.
  • 6100 sayılı Kanun m.309: Davadan feragat ve davayı kabul beyanlarını düzenler; m.154/3-ç'deki zorunlu tutanak kapsamına girer.
  • 6100 sayılı Kanun m.313: Sulh hükümlerini düzenler; m.154/3-ç'de sulh müzakerelerinin tutanağa yazılmasını gerektirir.
  • 6100 sayılı Kanun m.193: Mahkeme önünde tutanağa geçirilen delil sözleşmesi, m.154/3-d uyarınca tutanağa yazılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.200: Tanık dinlenmesine açık muvafakatin tutanağa geçirilmesi bakımından m.154/3-d ile birlikte uygulanır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki haftadanm.144(2) Mahkemenin, dinlenilmek üzere mahkemeye gelmeleri için iki tarafa vereceği süre iki haftadan az olamaz.
üç aydanm.147(3) (Ek:16/7/2026-7589/21 md.) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz.
üç aym.150(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra (31/10/2026) yürürlüğe girmek üzere bu maddeye üçüncü…
bir aym.150Söz konusu düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihte Mevzuat Bilgi Sistemine işlenecek olup mezkur düzenlemeyi görmek için 31/7/2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’ye bakınız. tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay…
dört günem.151(2) Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

52 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/208 E., 2025/328 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.145
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/816 E., 2025/265 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.150
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2025/183 E., 2025/181 K., 26.03.2025
    İlgili madde: m.150
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/627 E., 2025/69 K., 19.02.2025
    İlgili madde: m.150
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/50 E., 2024/417 K., 12.09.2024
    İlgili madde: m.154
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/259 E., 2023/1347 K., 21.12.2023
    İlgili madde: m.145
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2019/268 E., 2021/1570 K., 02.12.2021
    İlgili madde: m.145
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2020/275 E., 2020/827 K., 03.11.2020
    İlgili madde: m.146
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2020/276 E., 2020/828 K., 03.11.2020
    İlgili madde: m.146
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2020/277 E., 2020/829 K., 03.11.2020
    İlgili madde: m.146
Diğer 42 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2020/278 E., 2020/830 K., 03.11.2020
    İlgili madde: m.146
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2020/295 E., 2020/831 K., 03.11.2020
    İlgili madde: m.146
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2020/155 E., 2020/521 K., 07.07.2020
    İlgili madde: m.146
  4. 13. Daire, 2025/2174 E., 2025/3308 K., 24.10.2025
    İlgili madde: m.143
  5. 8. Daire, 2025/2982 E., 2025/7440 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.143
  6. 13. Daire, 2025/1229 E., 2025/3026 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.143
  7. 13. Daire, 2025/1673 E., 2025/2952 K., 06.10.2025
    İlgili madde: m.143
  8. 13. Daire, 2025/1564 E., 2025/2934 K., 02.10.2025
    İlgili madde: m.143
  9. 5. Daire, 2022/7929 E., 2025/8620 K., 09.09.2025
    İlgili madde: m.149
  10. 7. Hukuk Dairesi, 2025/1981 E., 2025/2701 K., 20.05.2025
    İlgili madde: m.154
  11. 8. Hukuk Dairesi, 2022/1582 E., 2024/7015 K., 02.12.2024
    İlgili madde: m.144
  12. 7. Hukuk Dairesi, 2023/4621 E., 2024/3930 K., 18.09.2024
    İlgili madde: m.149
  13. 1. Hukuk Dairesi, 2024/1688 E., 2024/2872 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.144
  14. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3936 E., 2024/1592 K., 28.02.2024
    İlgili madde: m.144
  15. 11. Hukuk Dairesi, 2022/6432 E., 2023/5872 K., 16.10.2023
    İlgili madde: m.154
  16. 7. Hukuk Dairesi, 2022/4480 E., 2023/2626 K., 16.05.2023
    İlgili madde: m.154
  17. 11. Hukuk Dairesi, 2021/8136 E., 2023/2286 K., 13.04.2023
    İlgili madde: m.153
  18. 3. Hukuk Dairesi, 2022/8297 E., 2023/562 K., 13.03.2023
    İlgili madde: m.149
  19. 1. Hukuk Dairesi, 2022/4326 E., 2022/7620 K., 17.11.2022
    İlgili madde: m.151
  20. 9. Hukuk Dairesi, 2022/14549 E., 2022/14498 K., 08.11.2022
    İlgili madde: m.152
  21. 12. Ceza Dairesi, 2017/11910 E., 2018/2544 K., 07.03.2018
    İlgili madde: m.153
  22. 8. Ceza Dairesi, 2017/9393 E., 2017/13181 K., 23.11.2017
    İlgili madde: m.153
  23. 22. Hukuk Dairesi, 2015/19031 E., 2015/28591 K., 13.10.2015
    İlgili madde: m.154
  24. Birinci Bölüm, 2021/47455 E., 11.07.2024
    İlgili madde: m.151
  25. İkinci Bölüm, 2018/3552 E., 19.01.2022
    İlgili madde: m.148
  26. Birinci Bölüm, 2013/5016 E., 12.06.2018
    İlgili madde: m.153
  27. Birinci Bölüm, 2014/14189 E., 25.10.2017
    İlgili madde: m.153
  28. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/744 E., 2026/139 K., 29.01.2026
    İlgili madde: m.145
  29. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/131 E., 2026/137 K., 29.01.2026
    İlgili madde: m.150
  30. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/1527 E., 2025/1414 K., 10.12.2025
    İlgili madde: m.145
  31. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/167 E., 2025/1400 K., 18.09.2025
    İlgili madde: m.143
  32. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/815 E., 2025/480 K., 11.07.2025
    İlgili madde: m.149
  33. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2025/339 E., 2025/508 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.154
  34. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1290 E., 2025/365 K., 26.03.2025
    İlgili madde: m.145
  35. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/240 E., 2025/173 K., 06.03.2025
    İlgili madde: m.148
  36. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1415 E., 2025/311 K., 17.02.2025
    İlgili madde: m.150
  37. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/400 E., 2024/849 K., 23.09.2024
    İlgili madde: m.149
  38. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/200 E., 2024/641 K., 10.06.2024
    İlgili madde: m.149
  39. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/874 E., 2024/279 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.144
  40. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/757 E., 2023/2093 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.144
  41. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/38 E., 2023/10 K., 03.01.2023
    İlgili madde: m.150
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1908 E., 2020/583 K., 04.06.2020
    İlgili madde: m.144

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.07.2026 (m.147).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5. Yazılı Yargılama Usulü bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış