Genel hükümler › Borç ilişkisinin hükümleri

Borçların ifa edilmemesinin sonuçları

TBK m.112–126Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Kısaca

TBK m.112, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinde borçlunun alacaklının zararını gidermek yükümlülüğünü ve bu yükümlülük bakımından kusur karinesini düzenler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesi, yapma ve yapmama borçlarının ifa edilmemesi hâlinde alacaklıya tanınan yolları düzenler. TBK m.114, borçlunun borca aykırılıktan doğan tazminat sorumluluğunun ölçüsünü ve kapsamını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.112–126 hükümlerini kapsar.

TBK m.112 — Genel olarak

Madde, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinde borçlunun alacaklının zararını gidermek yükümlülüğünü ve bu yükümlülük bakımından kusur karinesini düzenler. Hiç ifa etmeme ile gereği gibi ifa etmeme (kötü ifa ve yan borçlara aykırılık) hallerini kapsar. Sözleşmeden doğan borçlar başta olmak üzere borç ilişkilerinin ihlali hallerinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: borcun aynen ifası ve borçlunun yerine ifa yetkisi (m.113), yapma ve yapmama borçlarının özel giderimi (m.113), borçlunun temerrüdü ve temerrüdün sonuçları (m.117 vd.), kusurlu imkansızlık sonrası karşılık ve zarar hesabı ile ilgili özel hükümler (m.114, m.115, m.116), ayıba karşı tekeffül ve muayene-ihbar yükümlülüğü ile bunların zamanaşımı (özel satış ve eser hükümleri), ve tazminat talebinin zamanaşımı (genel zamanaşımı hükümleri).

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Gereği gibi ifa etmeme
Edimin borca uygun olarak tam ve doğru biçimde yerine getirilmemesidir. Taraflar, yer, zaman, miktar ve nitelik unsurlarından birinin eksik kalması halinde söz konusu olur. Edim hiç ifa edilmemiş olmasa bile bu kavram kapsamına girebilir.
Kusur karinesi
Borca aykırılığın varlığı hâlinde borçlunun kusursuzluğunun var sayılmasıdır. Borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz; alacaklının kusuru ispatlaması gerekmez.
Giderim borcu
Borca aykırılık nedeniyle alacaklının uğradığı zararın borçlu tarafından karşılanması yükümlülüğüdür. Madde, alacaklının ifaya olan menfaatinin, yani olumlu zararının karşılanmasını amaçlar.
Yan borç
Asıl edim dışında, borç ilişkisinin amacını korumak için taraflara yüklenen ek yükümlülüklerdir. Bunlara aykırılık da gereği gibi ifa etmeme kapsamında değerlendirilir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Geçerli bir borç ilişkisinin bulunması gerekir; madde sözleşmeden doğan borçlarda başlıca uygulama alanı bulur, diğer kaynaklardan doğan borçlarda da uygulanabilir.
  • Borcun hiç ifa edilmemiş veya gereği gibi ifa edilmemiş olması gerekir; yani ifa ya da kötü ifa ya da yan borca aykırılık fiilen gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Alacaklının bir zarar uğramış olması gerekir; zarar ile borca aykırılık arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat edememiş olması gerekir; kusursuzluğun ispatlanması halinde sorumluluk doğmaz.
  • Sorumluluğun doğması için alacaklının borçlunun kusurunu ayrıca ispatlaması gerekmez.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmemişse ve borçlu kusursuzluğunu ispat edemezse, alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olur.
  • Borçlu kusursuz olduğunu ispat ederse, bu maddeye dayanılarak tazminat sorumluluğu doğmaz.
  • Kusurun ispatı alacaklıya yüklenmez; borçlu kendi kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır.
  • Madde, zarar giderimi yükümlülüğünü doğurur; alacaklının ifa talebi ya da diğer yollar ayrıca değerlendirilir.
  • Madde emredici nitelikte değerlendirilmektedir; kusur karinesini kaldırmaya veya ağırlaştırmaya yönelik sözleşme kayıtlarının geçerliliği bu maddenin dayanağı olan genel ilkelerle sınırlıdır (metinde açık bir düzenleme yoktur).

Hiç ifa etmeme ile gereği gibi ifa etmeme arasındaki fark nedir?

Edimin hiç yerine getirilmemesi, örneğin satılan malın hiç teslim edilmemesi hâlidir.

Edimin yapılmış ama unsurlarından birinde (nitelik, miktar, yer, zaman) eksiklik bulunan hâldir; kötü ifa ve yan borca aykırılık bu gruba girer.

Her iki halde de madde 112 uygulanır ve borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe zarardan sorumlu olur. Gereği gibi ifa etmemede zarar, ifanın eksik kalan kısmıyla sınırlanır.

Kusurlu imkansızlık ile kusurlu ifa etmeme arasındaki fark nedir?

Borcun ifası borçlunun kusuru nedeniyle imkânsız hâle gelen hâldir.

Borcun ifası imkânsız olmamakla birlikte borçlu ifayı gereği gibi yapmamıştır.

Her iki hâlde de madde 112 kusur karinesini koyar; ancak imkânsızlığa ilişkin özel hükümler (m.114 ve m.115) ayrıca değerlendirilir.

Madde 112 ile madde 113 (yapma ve yapmama borçları) arasındaki fark nedir?

Madde 112 genel giderim borcunu ve kusur karinesini düzenler.

Madde 113, yapma ve yapmama borçlarında alacaklıya tanınan özel yollar ile zarar giderimini düzenler.

Yapma ve yapmama borçlarında alacaklının izin alarak kendisi ya da üçüncü kişi aracılığıyla ifa talep etmesi ve masrafları borçludan istemesi m.113'e göre yapılır; genel zarar giderimi m.112 çerçevesinde yürür.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacaklıdan borçlunun kusurunu ayrıca ispatlamasını beklemek; madde 112 kusur karinesi getirdiği için bu yanlıştır.
  • Kusur karinesini genel ispat kuralı olan TMK m.6 ile karıştırmak; madde 112 bu genel kuralın istisnasıdır.
  • Kusurlu imkânsızlık hallerinde m.112'yi tek başına uygulamak ve m.114-116 hükümlerini yok saymak.
  • Yapma ve yapmama borçlarında genel zarar giderimi (m.112) ile özel izinli ifa yolunu (m.113) birbirine karıştırmak.
  • Gereği gibi ifa etmeme ile borçlunun temerrüdünü aynı şey saymak; temerrüt m.117 vd.'de ayrıca düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, borca aykırılık sabit olduğunda kusurun varlığını alacaklıdan aramayıp borçludan kusursuzluğunu ispat etmesini bekler. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2293 E., 2025/2089 K., 05.12.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/197 E., 2025/1148 K., 19.06.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/146 E., 2024/569 K., 28.03.2024)
  • Uygulamada madde 112, sözleşmeden doğan borçların ihlali halinde tazminat talebinin dayanağı olarak sıkça kullanılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1087 E., 2025/1416 K., 10.12.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/874 E., 2023/118 K., 22.02.2023)
  • Madde 112'nin ayıplı ifa ve yan borç ihlallerine uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır; bazı kararlar genel hükme dayanılabileceğini kabul etmiştir. (Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/378 E., 2025/74 K., 17.01.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Borca aykırılığı ileri süren alacaklı, borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmediğini ve sözleşme ya da borç ilişkisinin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacaklı zararını ve borca aykırılık ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatlar; kusurunu ispatlamak zorunda değildir.
  • Borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispatla yükümlüdür; bu savunmayı ileri süren borçludur.
  • Borçlunun kusursuzluğunu ispatlamak için kullanılabilecek deliller arasında belge, bilirkişi raporu ve tanık beyanı yer alır; ispat yükü borçluda olduğundan belirsizlik borç aleyhine sonuçlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.113: Yapma ve yapmama borçlarında alacaklının izin alarak ifa ettirmesi ve masrafları talep etmesi için özel bir yol getirir; genel giderim kuralından ayrı işler.
  • 6098 sayılı Kanun m.114: Borçlunun sorumluluğunu kusurlu imkânsızlık halinde ayrıca düzenler; m.112 ile birlikte okunur.
  • 6098 sayılı Kanun m.115: Edimin imkânsızlaşması halinde karşı edimin akıbetini düzenler; zarar giderimi bakımından m.112 ile bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.116: Borçlunun kendi kusuru olmaksızın borcu ifa edememesi ve sorumluluğun kapsamı ile ilgilidir; kusur karinesinin sınırını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.117: Borçlunun temerrüdünü düzenler; gereği gibi ifa etmeme kavramının zamanında ifa etmeme türünü ayrıca ele alır.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6: Genel ispat kuralını düzenler; madde 112, borca aykırılıkta bu genel kuraldan farklı olarak kusursuzluğun ispatını borçluya yükler.

TBK m.113 — Yapma ve yapmama borçlarında

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 113. maddesi, yapma ve yapmama borçlarının ifa edilmemesi hâlinde alacaklıya tanınan yolları düzenler. Yapma borcunda edimin borçlu dışındaki birine yaptırılmasına izin verilmesi, yapmama borcunda ise borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasına veya bu konuda alacaklının yetkili kılınmasına ilişkin korumayı kapsar. Maddenin uygulanması, borçlunun borca aykırılığı ile birlikte alacaklının istemine bağlıdır ve her iki borç türünde de alacaklının uğradığı zararın giderimi hakkını saklı tutar. Madde, borçlu ile alacaklı arasındaki sözleşmesel ilişkilerde ve borç ilişkisinin kaynağından bağımsız olarak uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular ise şunlardır: borca aykırılığın genel sorumluluk koşulları ve tazminatın genel hükümleri (m.112), temerrüt hâlinde özel sonuçlar (m.117 vd.), kişiye sıkı sıkıya bağlı işgörme edimlerinin cebri icrası ile ilgili İcra ve İflas Kanunu'ndaki ceza tehdidi yolu (İİK m.343, m.30) ve zamanaşımı ile dava usulü (m.146 vd. ve ilgili usul hükümleri).

Yapma ve yapmama borçlarında: hangi kavramlar bilinmeli?

Yapma borcu
Borçlunun belirli bir işi, fiili veya edimi gerçekleştirmesini konu alan borçtur. Hizmet ve eser sözleşmelerinde ağırlıklı olarak görülür.
Yapmama borcu
Borçlunun belirli bir davranıştan kaçınmasını konu alan borçtur; rekabet etmeme veya gürültü yapmama gibi örnekler bu gruba girer.
Nama ifa (edimin kendisi veya başkası tarafından ifası)
Alacaklının, borçlu yerine edimin kendisinin ya da üçüncü bir kişinin, masrafı borçluya ait olmak üzere yerine getirmesi için hâkimden izin istemesidir. Hâkimin izni olmadan yapılan ifa, bu fıkra uyarınca masraf talebine dayanak oluşturmaz.
Borca aykırı durumun ortadan kaldırılması
Yapmama borcuna aykırı olarak yapılmış bir işin geri alınmasını, sökülmesini veya yıkılmasını ifade eder. Amaç, ihlal edilen borcun durumunu eski hâline getirmektir.
Yetkili kılınma
Alacaklının, borca aykırı durumu borçlunun masrafına kendisinin ortadan kaldırabilmesi için hâkimden yetki alması anlamına gelir.

Yapma ve yapmama borçlarında: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun yapma borcunu, borcun muaccel olduğu hâlde ifa etmemiş olması gerekir (1. fıkra).
  • Yapma borcunun niteliği, edimin borçlu dışındaki birince de yerine getirilebilmesine elverişli olmalıdır; kişiye sıkı sıkıya bağlı edimlerde bu yol kapalıdır.
  • Alacaklının, edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesi yönünde açık bir talebi bulunmalıdır ve bu talep mahkemeden istenmelidir.
  • Masrafların borçluya ait olacağı karara bağlanmalıdır; masraf ve ifa bedeli alacaklının önceden ödemesine değil, borçludan talep edilecek kalemlere dayanır.
  • Yapmama borcunda, borçlunun yapmama borcuna aykırı davranmış olması ve bu aykırılığın bir durum yaratmış bulunması gerekir (2. ve 3. fıkra).
  • Yapmama borcuna aykırılıkla doğan zararın giderilmesi için borçlunun zararı gidermekle yükümlü olduğu hâlde, bu zararın tespit edilmesi gerekir (2. fıkra).
  • Borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasının mümkün olması hâlinde alacaklı bu konuda istem ileri sürebilir ve masrafın borçluya ait olmasını talep edebilir (3. fıkra).
  • Maddenin uygulanması için borçlunun kusurlu olması gerekmediği, ancak tazminat talebinin genel sorumluluk şartlarına tabi olduğu kabul edilmektedir.

Yapma ve yapmama borçlarında: hangi sonuçları doğurur?

  • Yapma borcunda borçlu edimini ifa etmezse, alacaklı hâkimden masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir.
  • Yapma borcunda izin alınmadan üçüncü kişiye yaptırılan iş için borçludan doğrudan masraf istenemez; ancak borçlunun borca aykırılığı ve zararı ispat edilerek tazminat istenebilir.
  • Yapma borcunda alacaklı, ifanın mümkün olduğunu ispat eden borçlu aleyhine açtığı davada, hâkim masraf yükünü borçluya yükleyerek izin verebilir; bu hüküm, borçluyu üçüncü kişiye yaptırılan işin masraflarını tazmine mahkûm eder.
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı edimlerde başkası tarafından ifa izni verilemez; bu hâlde İİK m.343 uyarınca ceza tehdidi yoluyla dolaylı baskı sağlanabilir.
  • Yapmama borcuna aykırılıkta borçlu, aykırılığın doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Borca aykırı durumun ortadan kaldırılması mümkünse alacaklı bunu isteyebilir ve bu durumda tazminat, durumun bertarafı biçiminde belirlenir.
  • Yapmama borcu sürekli nitelikte ise, alacaklı borçluyu borcuna uymaya davet eden bir dava açabilir; cebri icra talep edilemez.
  • Bu hükümler emredici niteliktedir ve borçlunun aleyhine sözleşmeyle değiştirilmesi, kanunun koruma amacına aykırı olur.

Yapma borcu ile yapmama borcu arasındaki fark nedir?

Yapma borcunda borçlu bir işi yapmakla yükümlüdür; ihlal, işin yapılmamasıdır.

Yapmama borcunda borçlu bir davranıştan kaçınmakla yükümlüdür; ihlal, yasaklanan davranışın gerçekleşmesidir.

Yapma borcunda 1. fıkra uyarınca başkasına yaptırma izni istenebilir; yapmama borcunda 2. ve 3. fıkralar uygulanır ve ihlalin ortadan kaldırılması istenebilir.

Edimin kendisi tarafından ifası ile başkası tarafından ifası arasındaki fark nedir?

Edimin borçlu dışında bir kişi tarafından ifası, işin niteliğine ve masrafın borçluya yüklenmesine bağlıdır.

Kişiye sıkı sıkıya bağlı işgörme edimlerinde yalnız borçlu tarafından ifa mümkündür.

Başkası tarafından ifa yolu kapalı olan edimlerde 1. fıkra masraf talebine dayanak oluşturmaz; bu hâlde cebri icra yerine İcra ve İflas Kanunu'ndaki ceza tehdidi yolu gündeme gelir.

Borca aykırı durumun ortadan kaldırılması ile alacaklının yetkili kılınması arasındaki fark nedir?

Ortadan kaldırma, borçlunun yaptığı aykırı işin fiilen geri alınmasıdır.

Yetkili kılınma, alacaklının bu işi borçlunun masrafına kendisi yapabilmesi için hâkimden yetki almasıdır.

Her iki hâlde de masraf borçluya ait olur; ancak ilk hâlde borçlu işi kendisi kaldırmakla yükümlüdür, ikinci hâlde ise alacaklı bu işi yapabilir.

Yapma ve yapmama borçlarında: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yapma borcunda izin alınmadan üçüncü kişiye yaptırılan işin masrafını doğrudan borçludan talep etmek; bu hâlde yalnız tazminat yolu açıktır.
  • Başkası tarafından ifası mümkün olmayan kişiye sıkı sıkıya bağlı işgörme edimine m.113'ü uygulamak; bu hâlde İİK m.343 yolu gündeme gelir.
  • Yapmama borcunda ihlal gerçekleştikten sonra cebri icra ile ihlalin geri alınmasını istemek; ihlal gerçekleşmişse m.113/3 kapsamında ortadan kaldırma veya yetkili kılınma istenmelidir.
  • Kusurun aranmadığını söyleyerek tazminat sorumluluğunda da kusuru görmezden gelmek; tazminat talebinde m.112 uyarınca kusur karinesi uygulanır.
  • Yapmama borcunda sürekli nitelikteki borçlarda ihlal sonrası cebri icra talep etmek; borçlu borcuna uyduğu sürece cebri icra talep edilemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, yapma borcunda nama ifa izni talebini, borçlunun ifa etmediğinin tespiti ve işin üçüncü kişiye yaptırılmasının mümkün olduğu hâllerde kabul etmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2217 E., 2023/2104 K., 05.04.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1202 E., 2023/1876 K., 30.11.2023)
  • Nama ifa izni verilirken masrafın borçluya ait olduğu kararda açıkça belirtilmekte ve yapılacak iş tarif edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2217 E., 2023/2104 K., 05.04.2023)
  • Boşanma anlaşmasından doğan ve çocuk yararına kararlaştırılan edimlerin ifası için de m.113 uyarınca ifa izni istenebildiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11197 E., 2024/3926 K., 28.05.2024)
  • Mahkemeler, sözleşme ya da protokollerle kararlaştırılan borcun m.113/1-2 uyarınca değerlendirilmesini yapmakta, bu fıkraların birlikte uygulanabileceğini kabul etmektedir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/335 E., 2023/255 K., 11.04.2023)
  • Yapmama borcu ihlallerinde mahkemeler, borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını ve alacaklının yetkili kılınmasını m.113/3 kapsamında değerlendirmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/622 E., 2020/787 K., 10.12.2020)
  • Villa satışı gibi bir taşınmazın devrine ilişkin uyuşmazlıkta, m.113 kapsamındaki bir yapma talebinin tedbir veya ifa davasıyla birlikte ele alındığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/1231 E., 2024/651 K., 18.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Nama ifa izni isteyen alacaklı, borçlunun yapma borcunu muaccel olduğu hâlde ifa etmediğini ve edimin başkası tarafından yapılmasının mümkün olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.
  • Borçlu, ifanın kendisi tarafından mümkün olduğunu ispat ederek tazminat sorumluluğundan kurtulabilir; bu savunmayı ileri süren borçlu, ifanın mümkün olduğunu ispat yükü altındadır.
  • Yapmama borcunda ihlali ileri süren alacaklı, borçlunun belirli davranışta bulunduğunu ve bu davranışın sözleşmeye aykırı olduğunu belgeyle veya tanıkla ispatlamalıdır.
  • Masrafın miktarı, bilirkişi raporu gibi somut delillerle belirlenmelidir; alacaklının kendisi tarafından yapılan masraf iddiası tek başına yeterli değildir.
  • Borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi tazminat sorumluluğu bakımından gerekir; ancak nama ifa izni için kusurun aranmadığı görüşü ağırlıktadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.112: Borca aykırılığa dayalı genel tazminat sorumluluğunu düzenler; m.113 uyarınca yapılacak giderimin dayanağıdır ve sorumluluk şartları bu maddeye tabidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.117: Temerrüt hâlinin genel sonuçlarını düzenler; yapma borcunda gecikmeden doğan zararlar için m.113 son cümlesi ile birlikte değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Edimin ifasının imkânsızlaşmasının sonuçlarını düzenler; yapma borcunun imkânsızlaşması hâlinde tazminat talebinde ilgili hüküm olarak anılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.304: Kiracının kira ilişkisinde borçlu adına ifa hakkını hâkim kararına gerek kalmadan tanımaktadır; m.113'ten ayrı bir özel düzenlemedir.
  • 6098 sayılı Kanun m.473: İş sahibinin eser sözleşmesinde borçlu adına ifa hakkını hâkim kararına gerek kalmadan tanımaktadır; m.113'ten ayrı bir özel düzenlemedir.
  • İcra ve İflas Kanunu m.30: Bir işin yapılmasına ilişkin ilamın icrasını düzenler; m.113'teki nama ifa yolunun icra aşamasındaki karşılığıdır.
  • İcra ve İflas Kanunu m.343: Kişiye sıkı sıkıya bağlı yapma borçlarında ve yapmama borçlarında ceza tehdidi yoluyla dolaylı baskı sağlar; m.113'ün cebri icra yolunun kapalı olduğu hâllerde devreye girer.

TBK m.114 — Genel olarak

TBK m.114, borçlunun borca aykırılıktan doğan tazminat sorumluluğunun ölçüsünü ve kapsamını düzenler. Kapsamda kusurun yeterliliği, kusurun türü ve derecesinin sorumluluğa etkisi, işin özel niteliğinin sorumluluğu hafifletmesi ve sözleşmeye aykırılık hâllerinde haksız fiil hükümlerinin kıyasen uygulanması yer alır. Madde, sorumsuzluk anlaşmalarının sınırlarını, yardımcı kişilerin fiillerinden doğan sorumluluğu ve tazminatın hesaplanmasını düzenlemez; bu konular sırasıyla TBK m.115 ve m.116 ile m.112 ve m.27 kapsamındadır.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Akdi kusur
Borçlunun, mensup olduğu sosyal ve mesleki çevrede yaşayan standart ve normal borçlu tipinin davranışından sapmasıdır. Hukuk düzeninin kınadığı bir davranış biçimidir ve kastı da dikkatsizliği de kapsar.
İş (üstlenilen edim)
Maddedeki iş, yalnızca iş görme borçlarını değil, borçlunun üstlendiği her türlü edimi ifade eder. Sorumluluğun hafifliği bu edimin borçluya bir yarar sağlayıp sağlamadığına bağlıdır.
Sorumluluğun kapsamı
Borçlunun alacaklıya karşı ödeyeceği tazminatın miktarını ve niteliğini belirleyen ölçüdür. Kusurun türü ve derecesi, işin özel niteliği bu kapsamın tayininde göz önünde tutulur.
Kıyas yoluyla uygulama
Haksız fiil hükümlerinin, sözleşmeye aykırılık hâllerinde benzer koşulla uygulanmasıdır. Kanunda doğrudan düzenlenmeyen bir boşluk, haksız fiil sorumluluğu hükümleriyle doldurulur.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Borca aykırılık bulunmalıdır: borçlunun üstlendiği edimi ifa etmemesi, geç ifa etmesi ya da hatalı ifa etmesi gerekir.
  • Borçlunun kusuru bulunmalıdır; en hafif kusur dahi sorumluluk için yeterlidir, ancak kanunun kast veya ağır ihmal aradığı hâllerde bu nitelikte kusur aranır.
  • Kusurun türü ve derecesi, somut olayın niteliğine göre tazminatın çok ya da az olmasında değerlendirilmelidir.
  • İş, borçluya bir yarar sağlamıyorsa (bağış, ödünç, ücretsiz vekalet gibi) sorumluluk daha hafif değerlendirilmelidir.
  • Alacaklının zararı ve borca aykırılıkla zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
  • Sözleşmeye aykırılık hâllerinde haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanmalıdır; bu uygulama için haksız fiilin unsurları da aranır.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Borca aykırılık ve kusur birlikte bulunduğunda borçlu, alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
  • En hafif kusur dahi bulunsa borçlu sorumludur; kusurun hafifliği tek başına sorumluluğu kaldırmaz.
  • İş borçluya yarar sağlamıyorsa tazminat, borçlunun hafif kusuru ölçüsünde indirilebilir.
  • Kanun kast veya ağır ihmal aradığı hâllerde hafif kusur sorumluluk doğurmaz.
  • Sözleşmeye aykırılıkta haksız fiil hükümlerinin kıyasen uygulanması, bu hükümlerdeki sorumluluk ölçütlerini de getirir.
  • Kusurun bulunmadığının ispatı borçluya kalmaz; alacaklı borca aykırılığı ve zararı ispatlamakla yükümlüdür.

Genel kusur sorumluluğu ile hafif kusur arasındaki fark nedir?

Borçlu, en hafif kusurundan dahi sorumludur. Kural budur ve kusurun derecesi sorumluluğun varlığını etkilemez.

Kusurun hafif olması, sorumluluğun varlığını değil tazminatın ölçüsünü etkiler; kanun aksini özel olarak düzenlemişse bu ilke geçerli değildir.

Hafif kusur sorumluluğu ortadan kaldırmaz, ancak tazminatın indirilmesi sebebi olabilir.

Kast ve ağır ihmal ile hafif kusur (kanunun özel düzenlemesi) arasındaki fark nedir?

Bazı hükümler sorumluluk için kast veya ağır ihmal arar; örneğin bağışlayanın sorumluluğu bu hâllerle sınırlıdır.

Özel düzenleme bulunmayan hâllerde genel ilke, her türlü kusurdan sorumluluk geçerlidir.

Özel düzenlemede kastın veya ağır ihmalin aranması, hafif kusurdan sorumluluğu tamamen dışlar.

Bedelli edim ile yarar sağlamayan iş arasındaki fark nedir?

Borçlunun edimi karşılığında alacaklıdan bir bedel aldığı ilişkilerde sorumluluk genel ölçüye tabidir.

Borçlunun üstlendiği edim kendisine bir yarar sağlamıyorsa, örneğin ücretsiz vekalet, ödünç veya saklamada, sorumluluk daha hafif değerlendirilir.

Yarar sağlamayan işlerde tazminat indirilir; kanun bu hâllerde sorumluluğun hafifleyeceğini öngörür.

Sözleşmeden doğan sorumluluk ile haksız fiil sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Sözleşmeye aykırılıkta madde ve borç ilişkisi esas alınarak borçlunun kusuru değerlendirilir.

Haksız fiil sorumluluğu hükümleri, sözleşmeye aykırılığa ancak kıyasla uygulanır; kıyas yalnızca boşluk bulunan hâllerde yapılır.

Kıyas yoluyla uygulanan haksız fiil hükümleri, sözleşmeye aykırılık hâlinde sorumluluğun kapsamını ve ispat düzenini belirler.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • En hafif kusurun sorumluluğu doğurmayacağını düşünmek; kanun genel olarak her türlü kusurdan sorumluluğu kabul eder.
  • Kusurun hafif olmasını sorumluluğun tamamen ortadan kalkması olarak yorumlamak; hafiflik çoğunlukla tazminatın indirilmesi sonucunu doğurur.
  • İşin özel niteliği ile yalnızca iş görme borcunu anlamak; maddedeki iş, borçlunun üstlendiği her türlü edimi kapsar.
  • Kıyas yoluyla uygulanmanın her sözleşmeye aykırılıkta kendiliğinden geçerli olduğunu sanmak; kıyas boşluk hâllerinde yapılır.
  • Kast ve ağır ihmal arayan özel düzenlemeleri genel kural gibi uygulamak; bu hâllerde hafif kusur sorumluluk doğurmaz.
  • Yarar sağlamayan işlerde sorumluluğu sıfırlamak; indirim vardır ancak sorumluluk tamamen kalkmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sözleşmeye aykırılık hâllerinde 6098 sayılı Kanun m.114/2 yollamasıyla haksız fiil hükümlerinin kıyasen uygulanması kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/170 E., 2025/1032 K., 28.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2096 E., 2025/1977 K., 20.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2025/294 E., 2025/476 K., 27.05.2025)
  • Kıyas yoluyla uygulanan haksız fiil hükümleri çerçevesinde borçlunun sorumluluğunun ve zararın değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/170 E., 2025/1032 K., 28.05.2025)
  • Borçlunun sözleşmeden doğan sorumluluğunun, kusura dayanan bir haksız fiil sorumluluğu gibi değerlendirilmesi ve zarar-illiyet bağının aranması kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1283 E., 2025/154 K., 12.02.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2046 E., 2026/541 K., 17.03.2026)
  • Sözleşmenin yazılı olmaması hâlinde, borçlunun belirli bir sorumluluğu üstlendiğine dair anlaşmanın varlığı ayrıca değerlendirilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2046 E., 2026/541 K., 17.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Borca aykırılığı ve buna bağlı zararı ileri süren alacaklıdır; alacaklı, sözleşme ilişkisini ve borçlunun edimini ifa etmediğini ya da hatalı ifa ettiğini ispat etmelidir.
  • Borçlunun kusursuz olduğunu ispat yükü borçludadır; bu ispat yapılamazsa kusur varsayılır (m.112 bağlantısı).
  • Kusurun türü ve derecesinin, işin borçluya yarar sağlayıp sağlamadığının ispatı, indirim talep eden tarafa aittir.
  • Delil olarak sözleşme, yazışmalar ve tanık beyanları kullanılabilir; sözlü sözleşmelerde karşı tarafın sorumluluğu üstlendiğine dair anlaşma ayrıca ispatlanmalıdır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2046 E., 2026/541 K., 17.03.2026)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.112: Borca aykırılık nedeniyle tazminat sorumluluğunun genel hükmüdür. Borçlunun kusursuz olduğunu ispat etmedikçe sorumlu olması, m.114 ile birlikte kusur ilkesini belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.115: Sorumluluğun ağırlaştırılması veya hafifletilmesine ilişkin anlaşmaların sınırlarını düzenler; m.114'teki sorumluluk ölçüsü bu sınırlar içinde değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.116: Borçlunun yardımcı kişilerinin fiillerinden doğan sorumluluğunu düzenler; m.114'ün kapsam ve kusur değerlendirmesi bu fiiller bakımından da uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.27: Sorumluluğu önceden kaldıran veya sınırlayan anlaşmalar bakımından ahlaka ve kamu düzenine aykırılık sınırını çizer; m.114'teki sorumluluk ölçüsü bu sınırla birlikte okunur.
  • 6098 sayılı Kanun m.49: Haksız fiil sorumluluğunun temel hükmüdür; m.114/2 uyarınca sözleşmeye aykırılık hâllerinde kıyasen uygulanır.

TBK m.115 — Sorumsuzluk anlaşması

TBK m.115, borçlunun önceden yaptığı sorumsuzluk anlaşmalarının hangi hallerde kesin hükümsüz olacağını düzenler. Üç hal kapsanır: borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma, alacaklıyla hizmet sözleşmesinden doğan borçlar bakımından her türlü sorumsuzluk anlaşması ve uzmanlık gerektiren, kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen hizmet, meslek veya sanat bakımından hafif kusur sorumsuzluğu. Hüküm borçlu ile alacaklı arasındaki sözleşmesel ilişkilerde, zarar doğmadan önce yapılan anlaşmalar bakımından uygulanır. Yardımcı kişilerin fiilleri bakımından sorumsuzluğu ayrıca düzenleyen TBK m.116 ve yardımcı kişilerin fiilinden sorumluluk kapsamı bu maddenin konusu dışındadır. Zarar doğduktan sonra yapılan ibra ve sulh, sorumsuzluk anlaşması niteliğinde değildir ve bu madde kapsamında değerlendirilmez. Ağır kusurun ve hafif kusurun tanımı, kusur ölçütleri ve sorumluluğun genel esasları ayrı başlıklar olarak bu maddede düzenlenmez. Satım sözleşmesinde ayıptan sorumluluğa ilişkin özel hüküm (TBK m.221) ve taşıma gibi özel sözleşmelere ilişkin özel düzenlemeler de bu maddenin dışındadır.

Sorumsuzluk anlaşması: hangi kavramlar bilinmeli?

Sorumsuzluk anlaşması
Zarar doğmadan önce, borçlunun ileride doğabilecek bir tazminat sorumluluğunu tamamen veya kısmen ortadan kaldıran ya da sınırlayan taraflar arası anlaşmadır. Asıl sözleşmeye bağlı olup onun esaslı noktasını oluşturmaz; ayrı bir sözleşme veya asıl sözleşmenin yan hükmü olarak yapılabilir.
Ağır kusur
Kast ve ağır ihmali kapsayan kusur türüdür. Maddenin birinci fıkrası, bu kusur bakımından sorumsuzluk anlaşmasını hiçbir koşulda geçerli saymaz.
Hafif kusur
Ağır kusur dışında kalan, dikkat yükümlülüğüne aykırılığın düşük derecesini ifade eden kusur türüdür. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasında yalnızca belirli ilişkilerde sorumsuzluk anlaşmasına konu olabilmesi engellenmiştir.
Uzmanlığı gerektiren hizmet, meslek veya sanat
Mesleki bilgi ve becerinin zorunlu olduğu, ayrıca kanun veya yetkili makamın verdiği izinle yürütülebilen faaliyetlerdir. Bu nitelik, izin şartına bağlıdır; izin şartı taşımayan uzmanlık alanları ikinci fıkra kapsamında değildir.
Kesin hükümsüzlük
Anlaşmanın yapılmasından itibaren hiç doğmamış sayılması, hâkimin takdirine bırakılmaksızın kendiliğinden geçersiz olmasıdır. Bu yaptırım, eski Borçlar Kanunundaki hâkimin hükümsüz sayabileceği düzenlemeden ayrılır.

Sorumsuzluk anlaşması: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar arasında, borçlunun sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan bir anlaşma bulunmalıdır; bu anlaşma asıl borç ilişkisinden doğan bir sorumluluğa ilişkin olmalıdır.
  • Anlaşma, zararın doğmasından önce yapılmış olmalıdır; zarar doğduktan sonra yapılan anlaşma sorumsuzluk anlaşması sayılmaz.
  • Birinci fıkra kapsamında, anlaşmanın konusu borçlunun ağır kusurundan doğan sorumluluk olmamalıdır; ağır kusur bakımından sorumsuzluk anlaşması hiçbir koşulda geçerli değildir.
  • İkinci fıkra kapsamında, anlaşma alacaklı ile borçlu arasındaki hizmet sözleşmesinden doğan herhangi bir borç sebebiyle sorumsuzluğa ilişkin olmalıdır; bu fıkrada kusur derecesi ayrımı yapılmamıştır.
  • Üçüncü fıkra kapsamında, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma, uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat konusunda olmalıdır ve bu faaliyet ancak kanun veya yetkili makam izniyle yürütülebilmelidir.
  • Sorumsuzluk anlaşması için bir şekil şartı aranmaz; ancak uyuşmazlıkta anlaşmanın varlığı ve kapsamı ispat edilmelidir.

Sorumsuzluk anlaşması: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür; anlaşma hiç doğmamış sayılır ve hâkim ayrıca karar vermek zorunda değildir.
  • Alacaklı ile hizmet sözleşmesinden doğan herhangi bir borç sebebiyle sorumsuzluk anlaşması, kusur derecesine bakılmaksızın kesin hükümsüzdür.
  • Uzmanlık gerektiren ve kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen hizmet, meslek veya sanat bakımından hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüzdür.
  • Hükümsüz olan sorumsuzluk kaydı, borçlunun sorumluluğunu asıl hükümlere göre doğurur; kayıt geçersiz olduğu için sorumluluk genel esaslara göre belirlenir.
  • Yukarıdaki hallerin dışında, ağır kusur sınırını aşmayan sorumsuzluk anlaşmaları geçerli kalır.
  • Madde emredici niteliktedir; taraflar bu sınırlardan sözleşmeyle ayrılamaz.

Ağır kusur ile hafif kusur arasındaki fark nedir?

Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma, birinci fıkra gereğince her durumda kesin hükümsüzdür.

Borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma, yalnızca ikinci veya üçüncü fıkradaki hallerde kesin hükümsüzdür.

Genel ilişkide hafif kusura ilişkin sorumsuzluk anlaşması geçerli kalabilir; ağır kusur ise hiçbir halde sorumsuzluğa konu olamaz.

Hizmet sözleşmesi ilişkisi ile genel sözleşme ilişkisi arasındaki fark nedir?

Alacaklı ile hizmet sözleşmesinden doğan borçlar bakımından her türlü sorumsuzluk anlaşması, ikinci fıkra gereğince kesin hükümsüzdür.

Hizmet ilişkisi dışındaki sözleşmelerde, hafif kusur bakımından yapılan sorumsuzluk anlaşması ikinci fıkra kapsamına girmez.

Hizmet ilişkisinde hafif kusur sorumsuzluğu da geçersiz olur; diğer sözleşmelerde ise geçerlilik ağır kusur sınırına bağlıdır.

Uzmanlık-izin ilişkisi ile diğer meslek ve faaliyetler arasındaki fark nedir?

Uzmanlığı gerektiren ve kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen hizmet, meslek veya sanat bakımından üçüncü fıkra uygulanır.

Uzmanlık gerektirmeyen veya izne bağlı olmayan faaliyetlerde üçüncü fıkra uygulanmaz.

İzinli uzmanlık gerektiren faaliyette hafif kusur sorumsuzluğu hâkimin takdirine bağlı olmaksızın kesin hükümsüz olur.

Zarar öncesi anlaşma ile zarar sonrası ibra veya sulh arasındaki fark nedir?

Zarar doğmadan önce yapılan anlaşma sorumsuzluk anlaşmasıdır ve bu maddeye tabidir.

Zarar doğduktan sonra yapılan anlaşma ibra veya sulh niteliğindedir.

Zarar sonrası anlaşma m.115 kısıtlamasına tabi tutulmaz; ibra ve sulh hükümleri uygulanır.

Sorumsuzluk anlaşması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ağır kusur sorumsuzluğunu, hizmet ilişkisi olmadığı halde hafif kusur için de geçersiz saymak; ağır kusur kuralı yalnızca birinci fıkraya dayanır.
  • Alacaklının borçlunun hizmetinde olması koşulunu aramak; yeni metinde bu koşul yer almaz ve ikinci fıkra hizmet sözleşmesinden doğan her borç için uygulanır.
  • Eski Borçlar Kanunundaki hâkimin hükümsüz sayabileceği düzenlemeyi uygulamak; TBK m.115'te yaptırım kesin hükümsüzlüktür, hâkim takdirine bağlı değildir.
  • Uzmanlık gerektiren her faaliyeti üçüncü fıkraya dahil etmek; fıkra yalnızca kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen faaliyetler için geçerlidir.
  • Zarar doğduktan sonra yapılan ibra veya sulhu sorumsuzluk anlaşması gibi değerlendirip kesin hükümsüz saymak; bu anlaşmalar m.115 kapsamında değildir.
  • Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu m.115 ile çözmek; bu konu m.116'da düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hafif kusur bakımından yapılan sorumsuzluk kaydının, bankalar gibi özel yasayla kurulmuş ve imtiyaz tanınmış kuruluşlarda üçüncü fıkra gereğince geçersiz sayıldığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1430 E., 2026/87 K., 22.01.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1126 E., 2026/44 K., 14.01.2026)
  • Bir mahkeme, somut olayda taşeronun hile veya ağır kusurunun tespit edilemediği hallerde, hafif kusur bakımından sorumsuzluk kaydının uygulanabileceğini değerlendirmiştir; bu durumda anlaşmanın hangi ilişki kapsamında yapıldığına bakılması gerekir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2020/795 E., 2026/214 K., 25.02.2026)
  • Hizmet ilişkisi kapsamında yapılan sorumsuzluk anlaşmasının, ağır kusur sınırını aşan bölümü bakımından geçersiz olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1709 E., 2026/526 K., 14.04.2026)
  • Yüksek mahkeme, m.115 ve m.116'nın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve ağır kusur sınırının korunduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/777 E., 2024/476 K., 25.09.2024)
  • Bir bölge adliye mahkemesi, sorumsuzluk anlaşmasının hizmet ilişkisine ve kusur derecesine göre ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/199 E., 2026/259 K., 18.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Sorumsuzluk anlaşmasının varlığını ve kapsamını ileri süren taraf, anlaşmanın zarar doğmadan önce yapıldığını ve kapsamını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sorumsuzluk anlaşması için şekil şartı bulunmadığından, anlaşma yazılı delille ispat zorunluluğu ancak HMK m.200 kapsamında belirli bir miktarı aşan uyuşmazlıklarda gündeme gelir; bu nedenle tarafların yazılı delil bulundurması önemlidir.
  • Hafif kusurdan sorumsuzluğu savunan borçlu, bu savunmanın ikinci veya üçüncü fıkra kapsamı dışında kaldığını, yani hizmet ilişkisinin ya da izinli uzmanlık faaliyetinin bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlunun ağır kusur bulunmadığı yönündeki savunması, ağır kusur derecesinin varlığını iddia eden alacaklının ispat yükünü kaldırmaz; ağır kusuru ileri süren alacaklı bunu ispatlamalıdır.
  • Hizmet ilişkisinin varlığı ve izin belgesinin bulunup bulunmadığı, ilgili sözleşme, yetki belgesi ve resmi kayıtlarla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.116: Borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşmaları düzenler. Üçüncü fıkrasında uzmanlık gerektiren izinli hizmetlerde bu anlaşmanın kesin hükümsüzlüğünü öngörür; m.115 ile birlikte okunur.
  • 6098 sayılı Kanun m.221: Satım sözleşmesinde satıcının ağır kusurlu olduğu hallerde ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşmayı kesin hükümsüz kılan özel düzenlemedir; genel m.115 ile paralel bir işlev görür.

TBK m.116 — Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

Bu madde, borçlunun borcu ifa ederken veya bir borç ilişkisinden doğan hakkı kullanırken yardımcı kişi kullanmasından doğan sorumluluğunu düzenler. Borçlunun yardımcılarının alacaklıya verdiği zararın borçluya yüklenmesinin koşullarını, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu önceden yapılan anlaşmayla kaldırma veya sınırlama imkânını ve bu imkânın uzmanlık gerektiren hizmetlerde kesin olarak sınırlandırılmasını kapsar. Madde, birlikte yaşanan kişilerin ve yanında çalışanların yardımcı sayılması bakımından borçlu ile alacaklı arasındaki sözleşme ilişkisinde uygulanır. Borçlunun kendi fiilinden sorumluluğunu daraltan anlaşmalar (m.115), adam çalıştıranın sözleşme dışı sorumluluğu (m.66), borçlunun kendi kusurunun değerlendirilmesi ve zamanaşımı ile dava usulü maddede düzenlenmez.

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?

Yardımcı kişi (ifa yardımcısı)
Borçlunun onayıyla borcun ifasına veya borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasına katılan kişidir. Birlikte yaşadığı kişiler ile yanında çalışanlar bu kapsama girer. Borçlunun onayı olmadan borcun ifasına katılan kişi yardımcı sayılmaz.
Borca aykırılık
Yardımcı kişinin verdiği zararın borçlu bakımından borç ilişkisinin ihlali niteliğinde olmasıdır. Borç ilişkisinin kapsamına girmeyen, yalnızca ifa vesilesiyle işlenen fiiller bu anlamda borca aykırılık sayılmaz.
Kusursuz sorumluluk
Borçlunun kendi kusurunun bulunmaması ya da yardımcının kusurunun bulunmaması hâlinde dahi, yardımcının borca aykırı fiilinden borçlunun sorumlu olmasıdır. Sorumluluk yardımcının kusuruna bağlı değildir.
Kurtuluş kanıtı
Adam çalıştıranın sözleşme dışı sorumluluğunda, özen yükümlülüğüne uyduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulması imkânıdır. Bu madde kapsamındaki sorumlulukta kurtuluş kanıtına yer yoktur.
Uzmanlık gerektiren hizmet, meslek veya sanat
Yürütülmesi için kanun veya yetkili makamların izni gereken faaliyetlerdir. Bu faaliyetlerde yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu kaldıran anlaşma kesin hükümsüzdür.

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk: hangi şartlar aranır?

  • Borçlu ile zarar gören alacaklı arasında bir borç ilişkisi bulunmalıdır; bu ilişki sözleşmeden, kanundan veya haksız fiilden doğabilir.
  • Zarar veren kişi, borçlunun onayıyla borcun ifasına veya borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasına katılmış bir yardımcı kişi olmalıdır.
  • Yardımcı kişi, borçlunun borcuna aykırı bir davranışla alacaklıya zarar vermiş olmalıdır; borç ilişkisi dışında kalan, yalnızca ifa vesilesiyle işlenen fiiller bu kapsamda değildir.
  • Zarar, yardımcı kişinin işi yürüttüğü sırada doğmuş olmalıdır.
  • Borçlunun kendi kusurunun bulunması veya yardımcının kusurlu olması aranmaz; borçlu, yardımcının kusurundan bağımsız olarak sorumlu tutulur.
  • Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşma yapılmış ise, bu anlaşma ancak yardımcının fiilinden doğan sorumluluk bakımından geçerlidir ve uzmanlık gerektiren hizmet, meslek veya sanatta bu anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
  • Borçlunun kendisine tanınan kurtuluş kanıtı bu sorumlulukta yer almaz; borçlu yalnızca geçerli bir anlaşma ile sorumluluğunu kısmen veya tamamen kaldırabilir.

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?

  • Yardımcı kişinin borca aykırı fiille alacaklıya verdiği zararda borçlu, kendi kusuru bulunmasa bile sorumludur.
  • Yardımcı kişinin kusurlu olması da sorumluluğun ön koşulu değildir; yardımcının ayırt etme gücünü kaybettiği anda doğan zarar da borçluya yüklenir.
  • Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırmak ya da daraltmak mümkündür.
  • Uzmanlık gerektiren ve kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen hizmet, meslek veya sanatta, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına dair anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
  • Uzmanlık gerektiren hizmette bu hükümsüzlük nedeniyle yardımcının hafif kusurundan dahi borçlu sorumlu kalır.
  • Yardımcı kişinin fiili borç ilişkisinin ihlali niteliğinde değilse, borçlu bu madde uyarınca sorumlu olmaz; bu durumda haksız fiil hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
  • Borçlunun onayı olmadan borcun ifasına katılan kişinin verdiği zarardan borçlu bu madde uyarınca sorumlu olmaz.
  • Sorumluluk kapsamındaki zarar alacaklının borçluya karşı bir talep hakkı doğurur; borçlu zararı gidermekle yükümlüdür.

Yardımcı kişinin fiili ile adam çalıştıranın sözleşme dışı sorumluluğu (m.66) arasındaki fark nedir?

Bu maddede sorumluluk, borçlu ile alacaklı arasında önceden kurulmuş bir borç ilişkisine dayanır ve yardımcının borca aykırı fiiline bağlanır.

Adam çalıştıranın sözleşme dışı sorumluluğunda zarar gören üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında sözleşme ilişkisi yoktur ve zarar haksız fiile dayanır.

Bu maddede sorumluluk yalnızca sözleşme ilişkisinde doğar ve sorumsuzluk anlaşması ile kaldırılabilir; sözleşme dışı sorumlulukta ise kurtuluş kanıtı ile sorumluluktan kurtulunabilir ve sorumsuzluk anlaşması gündeme gelmez.

Borca aykırı yardımcı fiili ile yalnızca ifa vesilesiyle işlenen fiil arasındaki fark nedir?

Yardımcının verdiği zarar borç ilişkisinin ihlali niteliğindeyse borçlu bu maddeye göre sorumludur.

Yardımcının fiili borç ilişkisinin kapsamı dışında kalıyorsa, yalnızca ifa vesilesiyle işlenmiştir ve borçlu bu maddeye göre sorumlu olmaz.

Sorumlu olunup olunmadığı, zararın borcun ihlali niteliğinde olup olmadığına göre belirlenir. Bu hâlde haksız fiil hükümleri ayrıca değerlendirilebilir.

Genel hal ile uzmanlık gerektiren hizmet, meslek veya sanat arasındaki fark nedir?

Genel halde, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu önceden yapılan anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırmak mümkündür.

Uzmanlık gerektiren ve kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen hizmet, meslek veya sanatta bu tür bir anlaşma yapılamaz.

Bu alanlarda sorumsuzluk anlaşması kesin hükümsüzdür; yardımcının her türlü kusurundan borçlu sorumlu kalır.

Yardımcı kişinin fiili ile borçlunun kendi fiili (m.115) arasındaki fark nedir?

Bu maddede borçlu, yardımcının fiilinden sorumludur ve yardımcının fiili borçlunun kendi fiili gibi değerlendirilmez.

Borçlunun kendi fiilinden sorumluluğu ise m.115 kapsamında düzenlenir.

Anlaşmayla kaldırılabilme ölçütü farklıdır: yardımcının fiili için ağır kusur da dahil sınırlandırma mümkünken, kendi fiili için m.115 ayrı ölçüt koyar.

Borçlunun onayıyla ifaya katılan kişi ile onaysız katılan kişi arasındaki fark nedir?

Borçlunun onayı ile borcun ifasına katılan kişi yardımcı sayılır; onay en geç zarar doğuran fiilden önce verilmelidir.

Borçlunun onayı olmadan ifaya katılan kişi yardımcı sayılmaz ve sonradan verilen onay geçmişe etkili olmaz.

Onaysız katılan kişinin fiilinden borçlu bu madde uyarınca sorumlu tutulamaz.

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yardımcı kişinin kusursuz davranması hâlinde borçlunun sorumluluktan kurtulacağını varsaymak; bu maddede yardımcının kusuru sorumluluğun koşulu değildir.
  • Borçlunun kendi kusurunun bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulabileceğini düşünmek; kurtuluş kanıtı bu sorumlulukta yer almaz.
  • Yardımcının ifa vesilesiyle işlediği her zararı bu madde kapsamında saymak; yalnızca borca aykırı fiillerden doğan zarar bu madde kapsamındadır.
  • Uzmanlık gerektiren hizmette sorumsuzluk anlaşmasının yalnızca ağır kusur bakımından geçersiz olduğunu düşünmek; bu alanda her türlü kusur bakımından hükümsüzlük söz konusudur.
  • Adam çalıştıranın sözleşme dışı sorumluluğu (m.66) ile bu maddedeki sorumluluk arasında ayrım yapmamak; birincisinde sorumsuzluk anlaşması gündeme gelmez.
  • Borçlunun onayı olmadan ifaya katılan kişiyi yardımcı saymak; onay yoksa yardımcı sayılmaz ve bu madde uygulanmaz.
  • Sonradan verilen onayın geçmişe etkili olacağını düşünmek; onay en geç zarar doğuran fiilden önce verilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bankaların hafif kusurlarından doğan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümlerinin, bankacılık faaliyetinin izne bağlı uzmanlık gerektiren bir hizmet olması nedeniyle geçersiz sayıldığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1430 E., 2026/87 K., 22.01.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1126 E., 2026/44 K., 14.01.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/889 E., 2025/1829 K., 17.12.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1768 E., 2025/1238 K., 09.10.2025)
  • Bu hükmün, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99/2 ve 100/3 hükümleriyle bağlantılı olarak uygulandığı ve geçmiş dönem olayların eski düzenlemeye göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1151 E., 2025/1390 K., 14.10.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1768 E., 2025/1238 K., 09.10.2025)
  • Hafif kusurdan sorumluluğu kaldıran sözleşme kaydının uzmanlık gerektiren hizmette geçersiz sayılması, sözleşmenin diğer hükümlerinin geçerliliğini kendiliğinden etkilemediği yönünde uygulama bulunduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/777 E., 2024/476 K., 25.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren alacaklı, borçlu ile arasındaki borç ilişkisini, zararı ve zararın yardımcı kişinin borca aykırı fiilinden kaynaklandığını ispatla yükümlüdür.
  • Yardımcı kişinin borçlunun onayıyla ifaya katıldığını ispat yükü, bu nitelikten yararlanmak isteyen alacaklıdadır; yazılı sözleşme, görevlendirme belgesi veya fiilî katılım tanıkla kanıtlanabilir.
  • Borçlu, yardımcı kişiyle ilişkisinin bulunmadığını, onayının olmadığını ya da zararın borca aykırılık niteliği taşımadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
  • Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmanın varlığını ileri süren borçlu, anlaşmanın yazılı olarak yapıldığını ve kapsamını ispatlamalıdır; uzmanlık gerektiren hizmette bu anlaşmanın geçersizliği alacaklı tarafından ileri sürülebilir.
  • Uzmanlık gerektiren hizmetin izne tabi olup olmadığı ve iznin bulunup bulunmadığı, ilgili mevzuat ve yetkili makam belgeleriyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.115: Borçlunun kendi fiilinden sorumluluğunu daraltan anlaşmaları düzenler. Bu maddedeki yardımcı kişi sorumluluğu ile ayrı ölçütlere tabidir ve ikisi karıştırılmamalıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.27: Kesin hükümsüzlük yaptırımının genel hükmüdür. Uzmanlık gerektiren hizmetlerde sorumsuzluk anlaşmasının hükümsüzlüğü bu genel kurala dayanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.66: Adam çalıştıranın sözleşme dışı sorumluluğunu düzenler. Yardımcının borca aykırı olmayan, ancak haksız fiil niteliğindeki zararında bu madde değil m.66 uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.112: Borçlunun hakkı başkalarına kullandırmasının borca aykırı olması hâlinde uygulanır; bu madde ile birlikte değerlendirilir.

TBK m.117 — Koşulları

Madde, muaccel bir borcun borçlusunun ne zaman temerrüde düşeceğini düzenler. Kural olarak temerrüt için alacaklının ihtarını şart koşar; ikinci fıkrada ihtarın aranmadığı halleri sayar: ifa gününün birlikte belirlenmesi veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmesi, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme halleri. Maddenin uygulanması borçlu ile alacaklı arasındaki borç ilişkilerinde, hem sözleşmesel hem sözleşme dışı borçlarda söz konusudur. Madde temerrüdün hukuki sonuçlarını (gecikme tazminatı, munzam zarar, temerrüt faizi) düzenlemez; temerrüdün kusur ve beklenmedik hâl sorumluluğu ile ifa imkânsızlığından ayrımı da bu maddenin kapsamı dışındadır. Bu konular, temerrüdün sonuçlarına ilişkin TBK m.118 ve devamı ile TBK m.119 ve imkânsızlık hükümleri (TBK m.136) içinde yer alır.

Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?

Temerrüt (borçlunun temerrüdü)
Halen ifası mümkün olan muaccel bir borcun, alacaklının ihtarına rağmen zamanında ifa edilmemesi, yani ifada gecikilmiş olmasıdır. Borcun ifa imkânsızlaşmış olması temerrüt değil imkânsızlık hükümlerine tabidir.
Muaccel borç
Alacaklının borcun ifasını talep edebileceği hale gelmiş borçtur. Muacceliyet ifa zamanının gelmesiyle, alacaklının hazırlık yapması gerekiyorsa bu hazırlıkların tamamlanmasıyla gerçekleşir.
İhtar
Alacaklının borçluya borcu ifaya davet eden tek taraflı beyanıdır. Kural olarak temerrüt için zorunludur; ikinci fıkrada sayılan hallerde aranmaz.
Usulüne uygun bildirim
Ifa gününü sözleşmede saklı tutulan bir hakka ya da birlikte belirlenmiş bir yetkiye dayanarak tespit eden tek taraflı hukuki işlemdir. Muhatabın hakimiyet alanına ulaşması gerekir; tacirler arasında şekle tabidir.
Sebepsiz zenginleşen iyiniyetli
Kendisine hukuki sebebi olmadan bir değer geçtiğini bilmeyen ve bilmesi gerekmeyen kişidir. Iyiniyetli zenginleşenin temerrüdü için ihtar şarttır; kötüniyetli zenginleşen ise zenginleşme tarihinde kendiliğinden temerrüde düşer.

Koşulları: hangi şartlar aranır?

  • Borcun muaccel olması gerekir; muaccel olmayan borçta temerrüt hiç doğmaz.
  • Borcun hâlâ ifasının mümkün olması gerekir; ifa imkânsızlaşmışsa temerrüt değil imkânsızlık hükümleri uygulanır.
  • Alacaklının ifayı kabule hazır olması veya ifa için gerekli hazırlıkları yapmış olması gerekir.
  • Borçlunun ifadan kaçınmasına imkân veren bir yasal durum (ödemezlik defi, ifa güçsüzlüğü gibi) bulunmamalıdır.
  • Kural olarak alacaklının usulüne uygun ihtarı yapılmış olmalıdır.
  • İstisna olarak ifa günü birlikte belirlenmiş ya da sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, bu günün geçmesi ihtar yerine geçer.
  • Haksız fiilde temerrüt fiilin işlendiği tarihte, sebepsiz zenginleşmede kötüniyetli zenginleşende zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte kendiliğinden doğar.
  • Sebepsiz zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır; bildirimsiz temerrüt doğmaz.

Koşulları: hangi sonuçları doğurur?

  • Muaccel borçta alacaklının usulüne uygun ihtarı üzerine borçlu temerrüde düşer.
  • İfa günü birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle borçlu ihtar olmaksızın temerrüde düşer.
  • Haksız fiilde borçlu, fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşer.
  • Sebepsiz zenginleşmede kötüniyetli zenginleşen, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşer.
  • Sebepsiz zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır; bildirim yapılmadan temerrüt doğmaz.
  • Borç muaccel değilse ya da ifa imkânsızlaşmışsa temerrüt doğmaz; imkânsızlık hükümleri uygulanır.
  • Ihtar ile temerrüt doğmuşsa temerrüdün sonuçları (TBK m.117 ve devamı kapsamında) başlar.
  • Ifa gününün geçmesiyle temerrüt için ihtar aranmaz; ancak ifa gününün sözleşmede ya da kanunda hangi yetkiye dayandığı önemlidir.
  • Madde emredici niteliktedir; ihtar koşulu tarafların anlaşmasıyla kaldırılabilir (ihtardan vazgeçme), ancak bu hüküm kamu düzenine aykırı değildir.
  • Borçlu, ifa etmeyeceğini önceden açıkça bildirmişse ihtar yerine geçen bir durum oluşur ve ihtara gerek kalmaz.

Kural (ihtarlı temerrüt) ile istisna (ihtarsız temerrüt) arasındaki fark nedir?

Muaccel borçta temerrüt için alacaklının ihtarı gerekir; ihtar temerrüdün kurucu unsurudur.

İfa günü belirlenmişse, haksız fiil veya kötüniyetli sebepsiz zenginleşme halinde ihtar aranmaz; gün geçmesi ya da olay tarihi kendiliğinden temerrüt doğurur.

İhtarsız temerrütte temerrüt tarihi günün geçmesi veya fiilin işlenmesi tarihidir; ihtar tarihinden faiz ve tazminat başlamaz.

Haksız fiil ile iyiniyetli sebepsiz zenginleşme arasındaki fark nedir?

Haksız fiilde borçlu fiilin işlendiği tarihte kendiliğinden temerrüde düşer.

Sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde ihtar aranır; iyiniyet ihtar koşulunu doğurur.

Iyiniyetli zenginleşende temerrüt bildirimle başlar; haksız fiil borçlusunda ise fiil tarihi temel alınır.

Sebepsiz zenginleşme (kötüniyetli) ile sebepsiz zenginleşme (iyiniyetli) arasındaki fark nedir?

Kötüniyetli zenginleşen, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş sayılır.

İyiniyetli zenginleşen, alacaklının bildirimi üzerine temerrüde düşer.

Temerrüt tarihi, kötüniyette zenginleşme anı, iyiniyette bildirim anıdır.

Belirli vade ile belirsiz (yaklaşık) vade arasındaki fark nedir?

Taraflarca belirli bir takvim tarihi veya kesin hesaplanabilir bir gün kararlaştırılmışsa, vadenin geçmesiyle temerrüt doğar.

Bağ bozumu başlangıcı gibi belirli olmayan bir vade kararlaştırılmışsa bu istisnanın kapsamına girmez.

Belirsiz vadede ihtar yine gereklidir ve temerrüt ihtar tarihinde doğar.

İfa günü tespiti: kendiliğinden ile bildirimle arasındaki fark nedir?

Ifa günü taraflarca birlikte belirlenmişse bildirime gerek kalmaz.

Ifa günü bir tarafın usulüne uygun bildirimiyle belirlenmişse, bildirimin geçerli olması ve sözleşmede saklı tutulan hakka dayanması gerekir.

Geçersiz bildirimle belirlenen gün temerrüt doğurmaz; bu durumda genel kural olan ihtar aranır.

Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Her borçta temerrüt için ihtar gerektiğini varsaymak; ifa günü belirlenmiş borçlarda ihtar aramak.
  • Belirsiz (yaklaşık) vadeyi belirli vade gibi değerlendirip ihtarsız temerrüt doğduğunu kabul etmek.
  • Haksız fiil borçlusu için de ihtar gerektiğini düşünmek; oysa temerrüt fiil tarihinde kendiliğinden doğar.
  • İyiniyetli sebepsiz zenginleşende de temerrüdü fiil tarihinden saymak; iyiniyetli halde bildirim şarttır.
  • Usulüne uygun olmayan bir bildirimle belirlenen günü temerrüt günü saymak.
  • Ihtarnamede verilen ek süreyi hesaba katmadan temerrüt tarihini tebliğ tarihi olarak almak; ek süre varsa temerrüt tarihi ona göre hesaplanmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Muaccel bir borçta temerrüdün ihtarla doğduğu, ihtarın tebliğ edildiği tarihin dikkate alındığı ve ihtarnamede tanınan ek sürenin tebliğ tarihine eklenerek temerrüt tarihinin belirlendiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/415 E., 2026/427 K., 14.04.2026)
  • Ihtarnamede verilen ek sürenin sonunda temerrüt tarihinin hesaplanması, tebliğ tarihinden itibaren yapılmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/415 E., 2026/427 K., 14.04.2026)
  • Munzam zarar talebinde, temerrüt koşullarının (para borcu olması ve borçlunun temerrüde düşmüş olması) ayrıca ispatı gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1705 E., 2026/444 K., 01.04.2026)
  • Genel kurul kararları ile belirlenen faiz oranlarının ortaklar bakımından bağlayıcı olduğu, genel kurula katılmamanın bu bağlayıcılığı ortadan kaldırmadığı, ancak temerrüt koşullarının ayrıca gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/934 E., 2026/401 K., 18.03.2026)
  • Maddenin birinci fıkrasındaki ihtar kuralının esas alındığı, ihtarın temerrüt için kurucu nitelikte görüldüğü kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/683 E., 2025/418 K., 30.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İhtarlı temerrütte ihtarın varlığını ve tebliğ tarihini ileri süren alacaklı ispat yükü altındadır; ihtarname ve tebliğ belgesi temel delildir.
  • İfa gününün birlikte belirlendiğini ileri süren taraf, bu belirlemeyi yazılı belgeyle (sözleşme, mutabakat) ispatlamalıdır.
  • Saklı tutulan hak veya usulüne uygun bildirim iddiasında bulunan taraf, bildirimin muhataba ulaştığını ve sözleşmeye dayandığını ispatlamalıdır.
  • Haksız fiil temerrüdünde fiilin işlendiği tarihi, sebepsiz zenginleşmede zenginleşme tarihini iddia eden taraf ispatlar.
  • Sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğunu öne süren borçlu, iyiniyetini ispatlamakla yükümlü olmakla birlikte, kötüniyet iddiasında bulunan alacaklı kötüniyeti ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.118: Temerrüde düşen borçlunun sorumluluğu ve temerrüdün sonuçlarını düzenler; bu maddede belirlenen temerrüt tarihi, sonuçların başlangıcını oluşturur.
  • 6098 sayılı Kanun m.136: Ifa imkânsızlığında temerrüt yerine imkânsızlık hükümlerinin uygulanacağını gösterir; temerrüt ile imkânsızlık ayrımını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.119: Kusursuz da olsa temerrüde düşmüş borçlunun sorumluluğunu düzenler; bu maddedeki temerrüt tespitinin sonuçlarına bağlanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.392: Ödünç sözleşmesinde kanunda öngörülen bildirimle geri verme gününün belirlenmesini düzenler; ihtarsız temerrüt bakımından örnek teşkil eder.

TBK m.118

Bu madde, borçlunun borcu geç ifa etmesi hâlinde (temerrüt) alacaklının uğradığı zararın tazminine ilişkin temel kuralı düzenler; borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe gecikme zararını gidermekle yükümlüdür. Kural, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde temerrüde düşen borçlu bakımından uygulanır. Madde, temerrüt şartlarını (ihtar, belirli vade gibi) düzenlemez; bu konu TBK m.117'dedir. Gecikme zararının türünü ve kapsamını, temerrüt faizinin ayrı niteliğini ve zararın ayrıca talep edilmesi koşulunu da ayrıntılı düzenlemez; bunlar TBK m.120 ve m.122 ile ilgilidir. Kusursuzluğun ispatı ile sorumluluğun kapsamı ayrı ayrı değerlendirilir; zamanaşımı ve dava usulü de bu maddenin kapsamında değildir (TBK m.146 ve HMK hükümleri).

m.118: hangi kavramlar bilinmeli?

Temerrüt
Borçlunun, muaccel olan borcunu alacaklının ihtarı veya kanunun öngördüğü diğer hâllerde gereği gibi ifa etmemesi durumudur. Bu madde temerrüdün oluşup oluşmadığını değil, temerrüde düşen borçlunun sorumluluğunu düzenler.
Gecikme zararı (geç ifa zararı)
Borcun geç ifa edilmesi yüzünden alacaklının malvarlığında oluşan azalma ve yoksun kalınan kârdır. Zararın, borç zamanında ifa edilseydi içinde bulunulacak durum ile geç ifa sonrası durum arasındaki fark olarak ölçüldüğü kabul edilir.
Kusursuzluk karinesi
Kanun koyucunun borçlu aleyhine getirdiği, aksi ispat edilebilir kusur karinesidir. Borçlu kusursuz olduğunu ispatlamadıkça kusurlu sayılır; alacaklının kusuru ispatlaması gerekmez.
Uygun illiyet bağı
Geç ifa ile ortaya çıkan zarar arasında, hayat tecrübesine ve olayların olağan akışına göre o türden zararın doğmasına elverişli bir bağ bulunmasıdır. Zararın tazmini için tabii illiyetin yanında bu bağ da aranır.
Düzenleyici hukuk normu
Taraflara belirli sınırlar içinde farklı düzenleme yapma serbestisi tanıyan kuraldır. Bu maddedeki gecikme tazminatı kuralı, sözleşmeyle sınırlar içinde değiştirilebilir.

m.118: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmalıdır.
  • Borçlunun borcunu muaccel olduğu hâlde gereği gibi ve zamanında ifa etmemesi, yani temerrüde düşmüş olması gerekir.
  • Alacaklının malvarlığında borcun geç ifasından kaynaklanan bir zarar doğmuş olmalıdır.
  • Geç ifa ile zarar arasında hem tabii hem uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
  • Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmelidir; aksi hâlde kusurlu sayılır.
  • Borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi, sorumluluktan kurtulmak için tek yoldur.

m.118: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu kusursuz olduğunu ispatlayamazsa, alacaklının geç ifadan doğan zararını gidermekle yükümlü olur.
  • Borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispatlarsa, gecikme zararından sorumlu tutulmaz.
  • Gecikme zararı, ifa ile birlikte veya ifadan sonra ayrıca talep edilebilir; ifa davasında istenmemiş olsa bile ayrıca dava konusu yapılabilir.
  • Gecikme zararının kapsamına, geç ifa yüzünden yapılan boşa giden masraflar, üçüncü kişilere ödenen tazminatlar, değer düşüklüğü ve yoksun kalınan kâr girebilir.
  • Gecikme tazminatı niteliği gereği düzenleyici bir normdur; taraflar TBK m.115, m.116/II-III, m.27 ve TMK m.23'te öngörülen sınırlara uymak kaydıyla sorumsuzluk anlaşması yapabilir.
  • Tazminat, sözleşmeden doğan sorumlulukta kural olarak nakden ödenir.

Gecikme zararı ile temerrüt faizi arasındaki fark nedir?

Gecikme zararı, geç ifadan doğan ve alacaklının malvarlığında fiilen oluşan azalma ile yoksun kalınan kârdır.

Temerrüt faizi, paranın geç ödenmesinin doğal sonucu olarak kanuni oranda işleyen faizdir ve zarar ispatı gerektirmez.

Temerrüt faizi ile yetinilemeyen ve fazla zarar ileri sürülen hâllerde gecikme zararı ayrıca istenebilir; ancak bu zarar alacaklı tarafından ispatlanmalıdır.

Kusur karinesi ile kusursuzluk ispatı arasındaki fark nedir?

Borçlu kusursuz olduğunu ispatlamadıkça kusurlu sayılır.

Alacaklı, borçlunun kusurunu ayrıca ispatlamak zorunda değildir.

Dava sırasında kusur tartışması borçlu aleyhine işler; borçlu kusursuzluk savunmasını somut delille desteklemelidir.

Sözleşmeden doğan gecikme sorumluluğu ile haksız fiil sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Bu madde, geçerli bir borç ilişkisinde borcun geç ifasından doğan sorumluluğu düzenler.

Haksız fiilde kusur ve zarar, sözleşme dışı bir yükümlülüğün ihlaline dayanır ve kusur ispatı farklı yönde işler.

Sözleşmeden doğan geç ifa sorumluluğunda kusur karinesi uygulanır; haksız fiilde ise genel ispat kuralları geçerlidir.

m.118: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Borçlunun kusurunu alacaklının ispatlaması gerektiğini sanmak; oysa kusur karinesi nedeniyle ispat yükü borçluya düşer.
  • Gecikme zararını temerrüt faizi ile karıştırmak; faiz zarar ispatı gerektirmezken gecikme zararı ispat ister.
  • Zararın varlığını ispatlamadan yalnız geç ifayı gösterip tazminat talep etmek.
  • Geç ifa ile zarar arasında uygun illiyet bağının aranmadığını varsaymak; her zarar tazmin edilmez.
  • Kusursuzluk savunmasını genel ifadelerle yapıp somut delil sunmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gecikme tazminatı, alacaklının borcun geç ifasından uğradığı zararı karşılamayı amaçlayan ve alacaklının gecikmeden ifa çıkarını koruyan bir tazmin olarak ele alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/501 E., 2024/241 K., 15.05.2024)
  • Gecikme tazminatının kanunda düzenlenen biçimi, borçlunun temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispatlamadıkça sorumluluğunun sürdüğünü gösterir. (Genel Kurul, 2024/41763 E., 08.07.2025)
  • Gecikme tazminatı ifa ile birlikte talep edilebileceği gibi, ifa davasında istenmemiş olsa bile ayrıca dava edilebilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/1271 E., 2023/1091 K., 22.12.2023)
  • Temerrüt faizinin aşılan zararın ayrıca istenebilmesi için alacaklının bu zararı ispat etmesi gerekmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/1271 E., 2023/1091 K., 22.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Gecikme zararını talep eden alacaklı, borcun geç ifasını, zararın varlık ve miktarını ve geç ifa ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispatla sorumluluktan kurtulabilir; kusursuzluğun ispat yükü borçluya aittir.
  • Borcun geç ifasını gösteren sözleşme, ihtar, fatura veya ödeme kayıtları gibi yazılı belgeler temel delil olarak kullanılır.
  • Zararın miktarı için fatura, kira sözleşmesi, bilirkişi raporu gibi somut belgeler gerekir; genel iddialar yeterli değildir.
  • Borçlunun kusursuzluk savunmasında, engelin borçlunun kontrolü dışında olduğunu gösteren somut deliller öne sürülmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.117: Temerrüdün oluşması için gereken şartları (ihtar, belirli vade) düzenler; bu madde ise temerrüde düşmüş borçlunun sorumluluğunu belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.122: Kusur ve gecikme zararının genel çerçevesini tamamlar; temerrüt faizini aşan zararın ayrıca talep edilebilmesi için kullanılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüt faizinin niteliğini ve oranını düzenler; gecikme zararı ile temerrüt faizi arasındaki ayrımda dikkate alınır.
  • 6098 sayılı Kanun m.115: Sorumsuzluk anlaşmasının sınırlarını belirler; taraflar bu sınıra uymak kaydıyla sorumluluğu sözleşmeyle değiştirebilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.116: Sorumsuzluk anlaşmasının sınırlarını belirler; yardımcı kişilerin fiillerinden doğan sorumluluk bakımından da geçerlidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.146: Sözleşmeden doğan sorumluluk için uygulanacak zamanaşımı süresini düzenler; bu madde ile doğrudan ilgili değildir ancak sorumluluğun süresini belirler.

TBK m.119

Madde, temerrüde düşen borçlunun, temerrüt süresinde edim konusu belirli şeyin beklenmedik bir hâl nedeniyle yok olması veya kötüleşmesinden doğan sorumluluğunu ve bu sorumluluktan kurtulma koşulunu düzenler. Hüküm parça borçlarında uygulanır; çeşit borçlarında uygulanmaz. Kurtulma için borçlunun temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı da şeyin zarar göreceğini ispat etmesi gerekir. Maddeyi tam ve özel sınıra bağlayan hükümler dışında, madde temerrüt faizini düzenlemez (m.120); temerrüdün genel koşulları ve temerrüde düşürme (m.117, m.118); yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk (m.116); imkansızlık nedeniyle sona eren borçlar ve sorumluluk (m.112) ve bu sorumluluğa dayanılan zamanaşımı ya da usul yönleri bu maddede aranmamalıdır.

m.119: hangi kavramlar bilinmeli?

Beklenmedik hâl
Dar anlamda olağan olarak öngörülemeyen olayları ve mücbir sebebi kapsayan, geniş anlamda umulmayan olaydır. Kaynakta bu ayrım, hem dar anlamdaki umulmayan hâli hem de mücbir sebebi içine aldığı biçiminde açıklanmaktadır.
Parça borcu
Belirli bir şeyin edimi olan borçtur. Yok olması hâlinde ifası imkânsızlaşabilen borç türüdür; madde yalnız bu tür borçlarda uygulanır.
Kurtuluş kanıtı
Borçlunun, temerrüdün kendi kusuru olmadan gerçekleştiğini ya da zararın borcu zamanında ifa etmiş olsa bile oluşacağını ispatla sorumluluktan kurtulmasıdır. Yalnız ispat ile kurtulma sağlanır, aksi karine olarak kabul edilir.
Temerrüt
Borçlunun, muaccel borcunu alacaklının ihtarına rağmen ya da hukuki sonucu doğuran hâllerde ifa etmemesi durumudur. Maddede sorumluluğun başlangıcı olarak yer alır ve kusurun bu aşamadaki yeri belirleyicidir.

m.119: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir; sorumluluk temerrüt süresi içinde doğar.
  • Borç, belirli bir şeyin edimi olan parça borcu olmalıdır; çeşit borçlarında madde uygulanmaz ve borçlu çeşit malını başka yerden temin etmekle yükümlüdür.
  • Edim konusu şeyin temerrüt sırasında beklenmedik bir hâl nedeniyle tamamen veya kısmen yok olması ya da değerini kaybetmesi gerekir.
  • Borçlunun temerrüde düşmekte kusuru bulunmamalıdır; kusurun varlığı hâlinde kurtuluş mümkün değildir.
  • Borçlu, borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile şeyin beklenmedik hâlden zarar göreceğini ispat etmelidir; bu ispat kurtuluş için ikinci bir koşul olarak yer alır.
  • Beklenmedik hâlin kendisi borçlunun kusurlu davranışından kaynaklanmamış olmalıdır; aksi hâlde sorumluluk genel hükümlere göre belirlenir.

m.119: hangi sonuçları doğurur?

  • Temerrüt süresinde edim konusu parça borcu şeyi beklenmedik hâl nedeniyle yok olur veya değer kaybederse, borçlu bu zarardan sorumludur.
  • Borçlu temerrüde düşmekte kusurunun bulunmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
  • Borçlu borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı da şeyin beklenmedik hâlden zarar göreceğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
  • Borçlu bu ispatları yapamazsa, şeyin yok olması veya kötüleşmesi nedeniyle alacaklının zararını karşılamakla yükümlü kalır.
  • Çeşit borçlarında sorumluluk doğmaz; borçlu aynı cinsten şeyi temin ederek ifa etmek zorundadır.
  • Temerrüt faizi ve para borcu bakımından sorumluluk bu maddede değil, m.120'de düzenlenir.

Temerrüt sırasında doğan imkânsızlık ile temerrüt öncesi imkânsızlık arasındaki fark nedir?

Edimin temerrüt sırasında beklenmedik hâlle yok olması veya kötüleşmesi; bu durumda m.119 uygulanır.

Edimin temerrüde düşülmeden önce imkânsızlaşması; bu durumda temerrüt kaynaklı beklenmedik hâl sorumluluğu değil, genel imkânsızlık hükümleri söz konusudur.

Borçlu, temerrüt süresindeki beklenmedik hâlden m.119 uyarınca sorumlu olur; ilk hâlde temerrüdün kusursuz olduğunu ispat ederse kurtulabilir.

Parça borcu ile çeşit borcu arasındaki fark nedir?

Belirli bir şeyin edimi olan parça borcu; edim konusu şey yok olabilir.

Çeşit borcu; tür yok olmadığı için borçlu aynı cinsten şeyi başka yerden temin etmekle yükümlüdür.

Madde yalnız parça borçlarında uygulanır; çeşit borcunda borçlu beklenmedik hâlden kurtulamaz, borcunu başka kaynaktan ifa etmek zorundadır.

Kusursuzluğun ispatı ile zararın ifa olsaydı da doğacağının ispatı arasındaki fark nedir?

Borçlunun temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat etmesi.

Borçlunun borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile şeyin beklenmedik hâlden zarar göreceğini ispat etmesi.

Her iki ispattan biri başarılı olursa borçlu sorumluluktan kurtulur; ikisi birlikte aranmaz, alternatiftir.

m.119: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metninde yer almayan bir süre ya da tutar aramak; bu maddede süre yoktur.
  • Beklenmedik hâl sorumluluğunu çeşit borçlarına uygulamak; madde yalnız parça borçlarında geçerlidir.
  • Kurtuluş için her iki ispatın birlikte aranması; ispat alternatiftir.
  • Borçlunun temerrüdün kendisindeki kusurunu, şeyin yok olmasındaki kusurla karıştırmak; kusur temerrüde düşmenin şartıdır, şeyin kaybının şartı değildir.
  • Temerrüt faizi sorumluluğunu bu maddeye bağlamak; faiz m.120 kapsamındadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren alacaklı, borçlunun temerrüde düştüğünü ve edim konusu parça borcu şeyin temerrüt sırasında yok olduğunu veya değer kaybettiğini ispatla yükümlüdür.
  • Temerrüdün ve şeyin kaybının belgeyle (ihtar, ifa talebi, teslim kayıtları, tespit raporları) ispatı kolaylaşır; bu belgelerin bulunmaması durumunda tanık ve bilirkişi delilleri kullanılabilir.
  • Kurtulmak isteyen borçlu, temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ya da zararın borcu zamanında ifa etmiş olsaydı da doğacağını ispatla yükümlüdür.
  • Borçlunun ispat yükünü yerine getirmesi, ikinci koşul için kendi ifa hazırlığını ve zamanlamayı gösteren belgelere dayanır.
  • Mücbir sebep ve umulmayan hâlin ispat yükü maddi olarak borçluya düşer; bu nedenle beklenmedik hâli ileri süren taraf olayın varlığını da göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.116: Borçlunun ifa yardımcılarının fiilinden doğan sorumluluğunu düzenler; yardımcının kusuru temerrüt sırasında borçluya yüklenebilir, bu madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.112: İfanın imkânsızlaşması hâlinde sorumluluğu düzenler; temerrüt dışındaki imkânsızlık hâlleri bakımından bu madde ile ayrım yapılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüt faizini düzenler; para borçlarında borçlu temerrüde düşmekte kusurlu olmasa bile faizden sorumludur, bu madde ise yalnız parça borcundaki beklenmedik hâl sorumluluğunu düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.117: Temerrüdün genel koşullarını düzenler; m.119'daki sorumluluğun başlangıç anı olan temerrüdün nasıl oluştuğunu belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.136: Alacaklının kusuruyla imkânsızlaşmada borcun sona ermesini düzenler; m.119'daki borçlunun kurtuluşuyla ilişkilidir.

TBK m.120

Bu madde, borçlar hukukunda para borçlarında temerrüt faizinin oranını düzenler. Düzenlediği konular; sözleşmede temerrüt faizi oranı kararlaştırılmadığında uygulanacak oranın belirlenmesi, sözleşmeyle kararlaştırılabilecek temerrüt faizi oranının üst sınırı ve sözleşmede temerrüt faizi yerine akdi faiz oranının uygulanma koşuludur. Hüküm, faiz borcunun tarafları arasındaki borç ilişkilerinde uygulanır. Maddenin ikinci bölümünde faizlerde, iratlarda ve bağışlamada temerrüt faizi başlığı yer almakla birlikte madde metni bu başlık altında ayrı bir hüküm içermez. Madde, temerrüdün koşullarını, temerrüt faizinin başlangıç tarihini ve faiz borcunun doğup doğmadığını düzenlemez (m.117-temerrüt koşulları ve m.120 kenar başlığındaki temerrüt faizi ile ilgili genel hükümler bakımından ilgili maddelere bakılmalıdır). Faiz oranının 3095 sayılı Kanun gibi mevzuatta belirlenmesi maddenin kendi düzenlemesi değildir. Ticari işlerde uygulanacak faiz rejimi, bu maddeye göre özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı Kanun'a bağlıdır.

m.120: hangi kavramlar bilinmeli?

Temerrüt faizi
Borçlunun para borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle borçlunun ödemekle yükümlü olduğu, gecikme süresine bağlı faiz türüdür. Madde, bu faizin yıllık oranını belirler; temerrüdün oluşup oluşmadığı bu maddenin konusu değildir.
Akdi faiz
Taraflarca sözleşmeyle kararlaştırılan, asıl borcun kullanılması karşılığında ödenen faizdir. Temerrüt faizinden ayrıdır; temerrüt faizi sözleşmede ayrıca kararlaştırılmamışsa ikinci kez akdi faiz oranı temerrüt faizi yerine geçebilir.
Yıllık temerrüt faizi oranı (yasal oran)
Sözleşmede oran kararlaştırılmadığında, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenen yıllık orandır. Oran kanunda sabit olarak yazılmamıştır; zamanla değişebilir.
Faiz borcunun doğduğu tarih
Uygulanacak yasal oranın hangi mevzuata göre belirleneceğini gösteren tarihtir. Oran, bu tarihteki mevzuata göre tespit edilir; sonradan yürürlüğe giren mevzuat bu tarihi değiştirmez.
Yüzde yüz sınırı
Sözleşmeyle kararlaştırılabilecek yıllık temerrüt faizinin, yasal yıllık oranın en fazla iki katı olabileceğini belirten üst sınırdır. Sınır, yasal oranın yüzde yüz fazlasıdır; yani yasal oran kadar bir artış payı tanınır.

m.120: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede yıllık temerrüt faizi oranı kararlaştırılmış olmalıdır; aksi halde birinci fıkra uyarınca faiz borcunun doğduğu tarihteki mevzuata göre belirlenen yasal oran uygulanır.
  • Sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yasal yıllık oranın yüzde yüz fazlasını aşmamalıdır.
  • Sözleşmede akdi faiz oranı kararlaştırılmış, ancak temerrüt faizi oranı kararlaştırılmamış olmalıdır.
  • Yıllık akdi faiz oranı, birinci fıkrada belirtilen yasal yıllık oranı aşmalıdır; bu halde temerrüt faizi oranı olarak akdi faiz oranı uygulanır.
  • Sözleşmede temerrüt faizi oranı kararlaştırılmış ise, akdi faiz oranına bakılmaksızın bu oran esas alınır, ancak yüzde yüz sınırına uyulmalıdır.

m.120: hangi sonuçları doğurur?

  • Sözleşmede temerrüt faizi oranı kararlaştırılmamış ve akdi faiz de yoksa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenen yasal oran uygulanır.
  • Sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizi oranı, yasal yıllık oranın yüzde yüzünü aşamaz; aşan kısım emredici hüküm gereği geçersizdir.
  • Yüzde yüz sınırını aşan sözleşme oranı, sınır içinde kalan kısma indirgenerek uygulanır; sözleşmenin tamamı bu nedenle geçersiz sayılmaz.
  • Sözleşmede akdi faiz oranı varsa ve yıllık akdi oran yasal oranı aşıyorsa, temerrüt faizi oranı olarak akdi faiz oranı uygulanır.
  • Akdi faiz oranı yasal oranın altındaysa, temerrüt faizi için yasal oran uygulanır.
  • Madde, sözleşmede temerrüt faizi oranının kararlaştırılması konusunda emredici bir üst sınır koyduğundan, bu sınıra aykırı sözleşme kayıtları bakımından taraf iradesi bu ölçüde geçersizdir.

Sözleşmede temerrüt faizi var ile yok arasındaki fark nedir?

Sözleşmede temerrüt faizi oranı açıkça kararlaştırılmışsa, bu oran yüzde yüz sınırı içinde uygulanır.

Sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa, birinci fıkra uyarınca faiz borcunun doğduğu tarihteki yasal oran uygulanır ya da akdi faiz oranı üstünlük kazanır.

Oran tespiti tamamen farklı kaynaklardan yapılır; sözleşme oranı sınırı aşıyorsa ölçüde indirim gerekir.

Yasal oran ile akdi faiz oranı (temerrüt faizi yerine) arasındaki fark nedir?

Yasal oran, faiz borcunun doğduğu tarihteki mevzuata göre belirlenir.

Akdi faiz oranı, yasal orandan yüksekse ve temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa temerrüt faizi yerine geçer.

Akdi faiz oranı yasal orandan yüksek ise temerrüt faizi olarak akdi oran uygulanır; yasal oran yüksekse yasal oran geçerli olur.

Genel hükme göre sözleşme ile ticari işler arasındaki fark nedir?

Bu madde, genel borçlar hukukunda temerrüt faizi oranını düzenler.

Ticari kredi ve benzeri uyuşmazlıklarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8. maddesi bu maddeye göre özel hüküm niteliğindedir.

Ticari alacaklarda önce 6102 sayılı Kanun'un ilgili hükmü, bu maddeye ilişkin hesaplama ancak o hükmün yetmediği yerde ya da ona aykırı olmayan ölçüde söz konusu olur.

m.120: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yasal temerrüt faizi oranını kanun metninde sabit bir yüzde gibi okumak; oran değişebilir, faiz borcunun doğduğu tarihteki mevzuata bakılmalıdır.
  • Sözleşme oranının yüzde yüz sınırını aştığı hâlde sözleşmenin tamamını geçersiz saymak; yalnızca sınırı aşan kısım geçersizdir.
  • Akdi faiz oranını kendiliğinden temerrüt faizi saymak; temerrüt faizi kararlaştırılmamış ve akdi oran yasal oranı aşmıyorsa akdi oran temerrüt faizi yerine geçmez.
  • Yasal oranı hesaplarken faiz borcunun doğduğu tarih yerine hüküm tarihindeki ya da dava tarihindeki oranı esas almak.
  • Ticari bir kredi uyuşmazlığında 6098 sayılı Kanun'un 120. maddesini doğrudan uygulamak; önce 6102 sayılı Kanun'un 8. maddesinin özel hükmünün incelenmesi gerekir.
  • Yüzde yüz sınırını yasal oranın yüzde yüz artışı değil, yüzde yüz oranı olarak yorumlamak; sınır yasal oranın iki katıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yasal temerrüt faizi oranının hesabında, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuatın esas alındığı; sonradan değişen oranların geçmişe dönük uygulanmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2017/1421 E., 2018/192 K., 07.02.2018; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1703 E., 2025/854 K., 22.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2013/1758 E., 2015/1190 K., 15.04.2015)
  • Sözleşmedeki temerrüt faizi oranının yasal oranın yüzde yüz fazlasını aştığı durumlarda, sınır aşılmış ölçüde uygulanmasının mümkün olmadığı ve yüzde yüz sınırına indirgenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1703 E., 2025/854 K., 22.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/523 E., 2025/1535 K., 26.09.2025)
  • Ticari nitelikteki kredi sözleşmelerinde, bu maddenin yerine 6102 sayılı Kanun'un özel hükmünün öncelikle uygulanacağı ve bu maddenin genel hüküm olarak geri planda kaldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2026/416 E., 2026/543 K., 26.03.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1446 E., 2025/133 K., 30.01.2025)
  • Sözleşmede temerrüt faizi bulunmadığında akdi faiz oranının yasal oranın üzerinde ise temerrüt faizi yerine geçtiği, bu kuralın uygulanması için yıllık akdi oranın yasal orandan yüksek olmasının aranacağı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/523 E., 2025/1535 K., 26.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temerrüt faizi oranının yasal orana göre hesaplanmasını isteyen taraf, faiz borcunun doğduğu tarihi ve o tarihte yürürlükte olan mevzuatı ortaya koymalıdır; bu konuda yasal oranın kendisi kamu hukuku kaynağından belirlenir.
  • Sözleşmede temerrüt faizi oranının kararlaştırıldığını ileri süren taraf, bu oranın yazılı sözleşmede yer aldığını ispat etmelidir; yazılı belge bu konuda en güçlü delildir.
  • Sözleşme oranının yüzde yüz sınırını aştığını ileri süren borçlu, yasal oranı ve sınırın hesabını ortaya koymalıdır; bu hesap çoğunlukla bilirkişi raporu ile yapılır.
  • Akdi faiz oranının temerrüt faizi yerine geçtiğini savunan taraf, sözleşmede akdi faiz oranının kararlaştırıldığını ve bu oranın yasal orandan yüksek olduğunu yazılı delille ispatlamalıdır; temerrüt faizi kararlaştırılmadığı yönündeki savunma da yazılı sözleşme incelenerek değerlendirilir.
  • Ticari nitelikli bir uyuşmazlıkta alacaklı, işin ticari olduğunu ve 6102 sayılı Kanun'un uygulanacağını ileri sürdüğünde, bu iddiayı taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine dair belgelerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.88: Akdi faiz ile temerrüt faizinin birlikte değerlendirildiği hükümdür; bu maddeyle uyuşmazlıkta ilişkisi, faizin türünün ve oranının belirlenmesinde kullanılmasıdır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117: Temerrüdün genel koşullarını düzenler; faiz borcunun doğup doğmadığı bu maddeye göre belirlenir, bu madde yalnızca oranı belirler.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.8: Ticari işlerde faiz oranına ilişkin özel hükümdür ve bu maddeye göre öncelikli uygulanır; ticari kredi uyuşmazlıklarında bu maddenin yerine geçer.

TBK m.121

TBK m.121, borçlunun faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemede temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizinin başlangıcını düzenler. Maddenin üç fıkrası sırasıyla temerrüt faizinin başlangıç anını, bu kuraldan sözleşmeyle sapmanın yolunu ve temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülemeyeceğini belirler. Hüküm, para borçlarında faiz borcunu ödemekte temerrüde düşen borçlu ile bağışlanan para borcunda temerrüde düşen borçlu hakkında uygulanır. Madde, temerrüdün genel şartlarını, borçlunun temerrüde düşmesi için ihtarın nasıl yapılacağını ve temerrüt faizinin oranını düzenlemez (m.120 ve ilgili hükümler, faiz oranı için ise kanun ya da sözleşme hükümleri). Alacaklının temerrüdü (m.112 vd.), ceza koşulunun indirilmesi (m.182/III) ve faiz alacağının zamanaşımı da bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.121: hangi kavramlar bilinmeli?

Temerrüt faizi
Borçlunun para borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle, gecikme süresi için doğan ve asıl borçtan ayrı bir tazminat niteliği taşıyan faiz alacağıdır. Bu madde kapsamındaki temerrüt faizi, faiz borcunun ödenmemesinden doğan faizdir.
Anapara faizi
Kredi, ödünç ya da benzeri bir sözleşmede anaparanın kullanılmasının karşılığı olarak öngörülen ve borç ilişkisinin gereği olarak ödenmesi gereken faizdir. Anapara faizi ile temerrüt faizi ayrı kavramlardır; maddenin ilk fıkrası anapara faizinin ödenmemesinden doğan temerrüt faizini düzenler.
İcra takibi veya dava tarihi
Temerrüt faizinin ilk fıkraya göre işlemeye başladığı andır. Faiz borcunun temerrüdünde kanun, faizin bu tarihten itibaren işlemesini öngörür; tarih öncesine geri götürülemez.
Ceza koşulu
Borçlunun borcuna aykırı davranması halinde ödemeyi üstlendiği önceden belirlenmiş bedeldir. Madde, faiz borcunun ilk fıkradaki başlangıç anından farklı kararlaştırılmasının ceza koşulu hükümlerine tabi olduğunu belirtmekte; bu nedenle TBK m.179 vd. uygulanır.
Temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülmesi
Temerrüt faizinin de ayrıca faiz doğuran bir alacak olarak kabul edilip, ona da faiz işletilmesi anlamına gelir. Üçüncü fıkra bu yolu kesin olarak kapatır.

m.121: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşmüş olması gerekir.
  • Temerrüt faizinin işlemeye başlaması için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması ve bunun için icra takibine girişilmesi ya da dava açılması gerekir; başlangıç tarihi bu tarihtir.
  • Taraflar bu başlangıç anını sözleşmeyle değiştirmek istiyorsa bu anlaşmanın ceza koşulu hükümlerine tabi olması gerekir.
  • Temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülmesi kararlaştırılamaz; bu kapsamda yapılacak anlaşma geçersizdir.

m.121: hangi sonuçları doğurur?

  • Faiz veya irat borcunu ya da bağışlanan bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
  • Taraflar temerrüt faizinin başlangıcını icra takibi ya da dava tarihinden farklı bir tarihe sözleşmeyle alabilir; bu anlaşma ceza koşulu hükümlerine tabidir.
  • Sözleşmeyle öngörülen temerrüt faizi aşırı yüksekse borçlu, hâkimden m.182/III uyarınca indirilmesini isteyebilir; tacir borçlu bu indirimden yararlanamaz (TTK m.22).
  • Temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülmesi yönündeki sözleşme kaydı geçersizdir; bu kayıt aşağıdaki yolla da geçerli kılınamaz.
  • Faiz ve temerrüt faizi alacağı, taraflarca anaparaya dönüştürülürse, bu yeni anapara için vadesinde ödenmemesi halinde temerrüt faizi kararlaştırılabilir.
  • Kanun emredici nitelik taşıyan üçüncü fıkrayı tanıdığından, bu kayda aykırı sözleşme hükümleri uygulanmaz.

Anapara faizi ile temerrüt faizi arasındaki fark nedir?

Anapara faizi, sözleşmede anaparanın kullanımının karşılığı olarak öngörülen faizdir ve borç ilişkisinin doğal bir parçasıdır.

Temerrüt faizi, anapara faizinin de dahil olduğu bir para borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine doğan ayrı bir alacaktır.

Anapara faizi için temerrüt faizi ancak icra takibi veya dava tarihinden itibaren istenebilir; faiz alacağının vadesinden değil, takip ya da dava tarihinden işler.

Madde 121/I uygulaması ile sözleşmeyle farklı başlangıç arasındaki fark nedir?

Kanunun öngördüğü başlangıç, icra takibi ya da dava tarihidir ve bu hüküm emredici olarak uygulanır.

Taraflar, temerrüt faizinin başlangıcını ihtar (protesto) günü gibi farklı bir tarihe alabilir.

Sözleşmeyle öngörülen farklı başlangıç tarihi, ceza koşulu hükümlerine tabi olur; aşırı ise hâkim m.182/III uyarınca indirebilir.

Temerrüt faizi ile temerrüt faizine temerrüt faizi arasındaki fark nedir?

Asıl borç üzerine işleyen temerrüt faizi, doğrudan temerrüde bağlı alacaktır.

Birikmiş temerrüt faizinin kendisine ayrıca faiz işletilmesi, yani faize faiz uygulaması.

Birincisi kanunca tanınmıştır; ikincisi için sözleşme geçersizdir. Ancak faiz ve temerrüt faizi alacağı anaparaya dönüştürülürse, bu yeni anapara için vadeden sonra temerrüt faizi sözleşmeyle kararlaştırılabilir.

m.121: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Anapara faizi ile temerrüt faizini karıştırarak, anapara faizi için temerrüt faizinin vade tarihinden işlediğini saymak; kanun takip ya da dava tarihini esas alır.
  • Madde 121/I'deki başlangıç anını emredici kabul etmeyip, sözleşmeyle ihtar tarihine çekilebileceğini gözden kaçırmak; bu anlaşma ceza koşulu rejimine tabidir.
  • Temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülmesi kaydını geçerli saymak; üçüncü fıkra bu kaydı kesin olarak geçersiz kılar.
  • Birikmiş faizin anaparaya dönüştürülmesi yoluyla sonradan kurulan temerrüt faizi kaydını, yasak olan faize faiz uygulaması ile karıştırmak.
  • Tacir borçlunun ceza koşulunun indirilmesi talebini TBK m.182/III'e dayanarak kabul etmek; TTK m.22 nedeniyle bu yol tacir için kapalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Temerrüt faizine temerrüt faizi yürütülemeyeceği kuralı emredici nitelikte kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2023/2354 E., 2024/263 K., 13.02.2024)
  • Temerrüt faizi niteliğindeki işlemiş faize yeniden faiz yürütülmesi mümkün görülmemektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/239 E., 2026/741 K., 17.04.2026)
  • Tacir sıfatını taşıyan borçlunun TBK m.121/II ve m.182/III'ten yararlanamayacağı, indirim talebinin tacir bakımından reddedildiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1307 E., 2026/165 K., 20.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/812 E., 2025/1447 K., 06.11.2025)
  • Tacir borçlu, aşırı faiz veya ceza koşulu iddiasıyla gabin ileri süremeyeceği gibi TBK m.121/II'deki kayıt nedeniyle sözleşmeyi de dayanak yapamamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/1854 E., 2026/137 K., 03.02.2026)
  • Temerrüt faizinin dava tarihine kadar işlemiş faizle birlikte ana paraya eklenmesi ve dava tarihinden sonra avans faizi işletilmesi uygulamada kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/129 E., 2025/1330 K., 16.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temerrüt faizinin başlangıç tarihini talep eden taraf, icra takibi veya dava tarihini belgeyle (takip dosyası, dava dilekçesi) ispatlamak zorundadır.
  • Faiz borcunun ödenmediği ve borçlunun temerrüde düşürüldüğü, ihtar, ödeme belgesi veya takip kaydıyla ispatlanır; ihtarın yapılmadığını ileri süren borçlu bunu ispatlamalıdır.
  • Taraflarca sözleşmeyle farklı bir başlangıç tarihi kararlaştırıldığını ileri süren taraf, yazılı sözleşmeyle bunu ispatlar.
  • Sözleşmedeki faiz oranının aşırı olduğunu ileri süren borçlu, bu iddiasını dosyaya sunduğu belgeyle ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle ispatlar.
  • Faize faiz yürütüldüğü iddiasını ileri süren taraf, hesaplamanın temerrüt faizine ayrıca faiz uygulandığını gösteren belgeyle ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.179: Ceza koşulunun genel tanımını ve şartlarını verir; m.121/II'nin sözleşmeyle farklı başlangıç yapılmasında tabi olduğu rejimi belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.182: Ceza koşulunun hâkimce indirilmesini düzenler; m.121/II'deki sözleşme kaydı aşırıysa bu hükmün üçüncü fıkrası uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüdün genel şartlarını düzenler; faiz borcunda temerrüdün nasıl doğduğunu belirleyen genel çerçeve olarak bu maddeyle birlikte okunur.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.22: Tacir borçlunun ceza koşulunun indirilmesi ve aşırı faiz bakımından TBK m.121/II ve m.182/III'ten yararlanamayacağını belirler.

TBK m.122 — Aşkın zarar

Madde, borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının temerrüt faiziyle karşılanmayan zararının (aşkın zarar) tazminini düzenler. Aşkın zararın koşulları, borçlunun kusursuzluğunu ispatla kurtulma imkânı ve bu zararın aynı davada karara bağlanabilmesi hükme bağlanmıştır. Madde yalnızca para borçlarına uygulanır; para borcu dışındaki borçlarda temerrüt sonuçları bu maddeye değil genel temerrüt hükümlerine tabidir. Madde, manevi zararı kapsamaz. Temerrüt faizinin kendisinin oranı, faize ilişkin kanuni ve akdi düzenlemeler bu maddede yer almaz ve bu maddenin konusu değildir. Aşkın zararın genel zarar hukuku kuralları (zararın ispatı, takdir, tenkis) ile hesabı da bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir; bunlar genel hükümlere bırakılmıştır. Maddenin düzenlemediği konular arasında temerrüt faizinin oranı ve türü (m.120), temerrüde düşme koşulları (m.117 vd.) ve zamanaşımı süreleri yer alır.

Aşkın zarar: hangi kavramlar bilinmeli?

Aşkın zarar
Alacaklının, borçlunun temerrüdü nedeniyle uğradığı ve temerrüt faiziyle karşılanmayan zararıdır. Bu zarar, faizin karşıladığı kısım düşüldükten sonra kalan kısımdır ve kaynağı ne olursa olsun para borçlarında söz konusu olabilir.
Temerrüt faizi
Para borcunda temerrüde düşmenin yasal sonucu olarak ödenen faizdir. Hem kanuni hem de sözleşmeyle kararlaştırılmış akdi temerrüt faizi bu kapsama girer. Alacaklının faizi kanıtlamak için zarara uğramış olması gerekmez.
Kusursuzluk karinesi
Madde gereği borçlunun, alacaklının geçmiş günler faizi aşan zararında kendisine atfedilebilecek bir kusurunun bulunmadığını ispatlamasıdır. Bu ispat ile borçlu sorumluluktan kurtulur.
Para borcu
Konusu para olan borçtur. Madde yalnızca bu borç türünde aşkın zarar bakımından uygulanır; para dışındaki borçlarda temerrüt zararı için bu madde kullanılamaz.

Aşkın zarar: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının bir para alacağının bulunması ve borçlunun bu alacağın ifasında temerrüde düşmüş olması gerekir.
  • Alacaklının temerrüt faizini aşan, faizle karşılanmayan bir zarara uğramış olması gerekir.
  • Aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağı bulunması gerekir.
  • Borçlunun temerrüdünde ve bu zararın doğmasında kusurunun bulunması gerekir; borçlu kendi kusursuzluğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.
  • Hükmün uygulanabilmesi için alacaklının aşkın zararı talep etmiş olması gerekir; faizin ödenmiş olması bu talebi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
  • Aşkın zarar, temerrüt faizinin karşıladığı miktar düşülerek hesaplanmalıdır.

Aşkın zarar: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu temerrüdü ve aşkın zararı doğuran kusurunu ispatlarsa, diğer koşullar bulunsa bile aşkın zarardan sorumlu tutulmaz.
  • Borçlu kusursuzluğunu ispatlayamazsa, alacaklının faizle karşılanmayan zararını gidermekle yükümlü olur.
  • Alacaklının zararı faizle karşılanmış veya hiç zararı yoksa aşkın zarar talebi doğmaz.
  • Madde emredici nitelikte değildir; taraflar borçlunun temerrüdüne rağmen aşkın zararın tazmin edilmeyeceğini kararlaştırabilir.
  • Aşkın zarar, faiz tutarı düşülerek hesaplanır; faizle karşılanan kısım tazmin konusu yapılamaz.
  • Davada belirlenebilen aşkın zarar, davacının istemi üzerine esas hakkında karar verilirken hükmedilir.
  • Aşkın zarar kapsamına manevi zarar girmez.
  • Kusurun derecesi, somut olay, ekonomik önlemler ve alacaklının zararı artırıp artırmadığı tazminatın takdirinde dikkate alınır.

Para borcu ile diğer borçlar arasındaki fark nedir?

Konusu para olan borçlarda temerrüt nedeniyle aşkın zarar bu madde kapsamında talep edilebilir.

Para dışındaki borçlarda temerrütten doğan zarar talebi bu maddeye değil genel temerrüt hükümlerine tabidir.

Yalnızca para borcunda m.122'nin kusur karinesi ve davada birlikte karara bağlanma imkânı uygulanır.

Sözleşmeden doğan ile haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden doğan borç arasındaki fark nedir?

Borç sözleşmeden doğmuşsa aşkın zarar sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir.

Borç haksız fiilden veya sebepsiz zenginleşmeden doğmuşsa aşkın zarar ilgili kaynağın hükümlerine tabidir.

Kaynağa göre zararın hesabı ve sorumluluk esasları değişir; kusur ispatı yükü ise bu maddeye göre borçludadır.

Kanuni temerrüt faizi ile akdi temerrüt faizi arasındaki fark nedir?

Taraflarca kararlaştırılmamış ve yasada öngörülen kanuni temerrüt faizi hâlinde faiz düşüldükten sonra kalan zarar aranır.

Sözleşmede akdi temerrüt faizi kararlaştırılmışsa bu faiz de temerrüt faizi sayılır.

Her iki halde de alacaklı faizle karşılanmayan zararını talep edebilir; akdi faiz oranı kanuni orandan yüksek olsa da aşkın zarar talebinden vazgeçildiği sonucu çıkarılamaz.

Davada belirlenebilen aşkın zarar ile belirlenemeyen aşkın zarar arasındaki fark nedir?

Görülmekte olan davada zarar miktarı belirlenebiliyorsa ve davacı isterse hâkim asıl hakkın kararıyla birlikte bu zarara da hükmeder.

Zarar miktarı o davada belirlenemiyorsa bu yoldan karar verilemez.

Belirlenebilen aşkın zarar aynı kararla hüküm altına alınır; belirlenemeyen zarar için ayrı bir dava gerekir.

Aşkın zarar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Para borcu dışındaki borçlarda temerrütten doğan zararı m.122 kapsamında talep etmek; bu zarar genel temerrüt hükümlerine tabidir.
  • Kusur ispatını alacaklıya yüklemek; m.122 bu yükü borçluya verir, alacaklı borçlunun kusurunu ispat etmek zorunda değildir.
  • Aşkın zararı faiz tutarını düşmeden hesaplamak; faizle karşılanan kısım tazmin konusu yapılamaz.
  • Akdi temerrüt faizinin varlığını aşkın zarar talebinden vazgeçme sayıp talebi reddetmek; bu sonuç çıkarılamaz.
  • Manevi zararı aşkın zarar kapsamında hesaplamak; m.122 manevi zararı kapsamaz.
  • Belirlenebilen aşkın zararı ayrı bir davayla talep edilmesi gerektiğini düşünmek; davada belirlenebiliyorsa aynı kararla hükmolunur.
  • Hükmü emredici sanarak taraf anlaşmasıyla aşkın zarar talebinin ortadan kaldırılamayacağını varsaymak; madde emredici değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aşkın zarar talebinde mahkemeler öncelikle alacağın varlığını, borçlunun temerrüdünü, illiyet bağını ve alacaklının bu alacağı tahsil edememesinden veya geç ödemeden kaynaklanan bir zararının bulunduğunu aramaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/129 E., 2025/1330 K., 16.10.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2025/235 E., 2025/257 K., 13.03.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/922 E., 2024/954 K., 26.06.2024)
  • Mahkemeler, yargıtayca kabul edilen yaklaşımla, aşkın zararın faizle karşılanmayan değer kaybı olarak hesaplanmasını ve bu hesapta faiz tutarının düşülmesini esas almaktadır. (Genel Kurul, 2024/41763 E., 08.07.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/77 E., 2026/103 K., 04.02.2026)
  • Uygulamada, alacaklı aşkın zarar talebini ödeme tarihine kadar değer kaybı hesabına dayandırdığında, tahsil edilen tutarların ve faizin mahsubu yapılarak kalan fark araştırılmaktadır. (Genel Kurul, 2024/41763 E., 08.07.2025)
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022 tarihli kararı, aşkın zarar taleplerinde yerleşik uygulamaya kaynak olmaktadır ve alt derece mahkemeleri bu içtihada uymaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/77 E., 2026/103 K., 04.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Aşkın zararı talep eden alacaklı, alacağın varlığını, borçlunun temerrüdünü, zararı ve zarar ile temerrüt arasındaki illiyet bağını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacaklının faizle karşılanmayan zararı, faiz hesabı ve tahsilat belgeleriyle birlikte ispat edilmelidir; zararın kendisi ile miktarı ayrı ayrı ispatlanır.
  • Borçlu, kendi kusursuzluğunu ispatla yükümlüdür; ifa için parayı zamanında gönderdiğini, banka iflası veya çalınma gibi olayların kendi kusuru dışında gerçekleştiğini belgelerle kanıtlayabilir.
  • Borçlunun kusuru ispat edilemezse, kusursuzluk karinesi nedeniyle borçlu sorumluluktan kurtulamaz.
  • Faizin ödendiği veya sözleşmede akdi faiz bulunduğu hallerde, alacaklı faizle karşılanmayan zararı kanıtlayarak talepte bulunabilir; faiz tutarı zarardan düşülerek sonuç belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.112: Sözleşmeye aykırılıkta borçlunun kusurunun ispatı yükü genel kural olarak borçludadır; m.122 bu yönüyle bu genel kuraldan hareket eder.
  • 6098 sayılı Kanun m.114: Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat istemlerinde m.122'nin uygulanmasını sağlayan yollamayı içerir.
  • 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüt faizinin oranını belirleyen hükümdür; m.122'deki temerrüt faizi bu hükme göre belirlenir.
  • 6098 sayılı Kanun m.50: Zararın ispatı, hesabı ve tazminat miktarının takdirine ilişkin genel hükümlerdir ve aşkın zarar bakımından da uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.52: Alacaklının zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermesi halinde tazminatın indirilmesini düzenler; aşkın zararın takdirinde dikkate alınır.
  • 6098 sayılı Kanun m.180: Ceza koşulunun karşılamadığı fazla zararın talebine ilişkin paralel düzenlemedir.

TBK m.123

Bu madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde karşı tarafın (alacaklının) borcun ifası için süre verme veya hâkimden süre tayinini isteme yetkisini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası (süre verilmesini gerektirmeyen haller) metinde yer almamakta olup madde metni yalnızca birinci fıkrayı içermektedir; süre verilmesini gerektirmeyen haller ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Madde, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde uygulanır; eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler ve tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler kapsam dışındadır. Madde, süre sonunda alacaklının seçimlik haklarını (ifadan vazgeçme, sözleşmeden dönme, gecikme tazminatı) düzenlemez; bu haklar sonraki maddelerde yer alır. Genel temerrüt koşulları (muaccellik, ihtar veya yerine geçen durumlar) ve bu koşulların düzenlendiği madde de bu maddenin kapsamına girmez.

m.123: hangi kavramlar bilinmeli?

Karşılıklı borç yükleyen sözleşme
Her iki tarafın da hem alacaklı hem borçlu olduğu, edimlerin birbirinin karşılığını oluşturduğu sözleşmedir. Edimler arasında değişim ilişkisi bulunmalıdır; yalnızca bir tarafın edim yüklendiği ya da edimlerin karşılıklılık taşımadığı sözleşmeler bu kavrama girmez.
Temerrüt
Borçlunun borcunu muaccel olduğu hâlde, kendisine yüklenebilir bir sebeple ifa etmemesi durumudur. Bu maddenin uygulanabilmesi için temerrütün genel koşullarının da gerçekleşmiş olması gerekir.
Uygun süre
Borçlunun ifasını sağlayabilecek nitelikte, edimin türü ve kapsamına göre belirlenen makul mehildir. Süre sabit bir gün sayısına bağlı değildir; her somut olayda edimin niteliğine göre değerlendirilir.
Süre verme yetkisi
Alacaklının borçluya borcunu ifa etmesi için mehil tanıması ya da bu mehlin hâkim tarafından tayin edilmesini talep etmesi hakkıdır. Taraflar sözleşmeyle süre belirlemiş olabilir; ancak bu süre uygun olmalıdır.

m.123: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar arasındaki borç ilişkisinin karşılıklı borç yükleyen (tam iki tarafa borç yükleyen) bir sözleşmeye dayanması gerekir.
  • Borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir; bunun için borcun muaccel olması ve TBK m.11'deki genel temerrüt koşullarının (bildirim ya da yerine geçen durum) gerçekleşmiş olması şarttır.
  • Alacaklı, borçluya borcunu ifa etmesi için uygun bir süre vermelidir veya bu süreyi hâkimden istemelidir.
  • Verilen süre uygun olmalıdır; sözleşmede kararlaştırılan süre de bu ölçüye tabidir ve uygun değilse madde hükmüne aykırılık oluşur.
  • Alacaklının süre vermesi bir seçim değildir, ancak süre verilmeden ileri sürülen seçimlik haklar için (m.124 kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen haller dışında) bu süre aranır.

m.123: hangi sonuçları doğurur?

  • Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede borçlu temerrüde düştüğünde, alacaklı uygun bir süre vererek borçluya ifa imkânı tanıyabilir.
  • Alacaklı süre vermek yerine hâkimden uygun süre tayinini de isteyebilir.
  • Verilen süre içinde borç ifa edilirse temerrüt sona erer ve alacaklının süre sonrası seçimlik hakları doğmaz.
  • Verilen süre içinde borç ifa edilmezse, süre sonunda alacaklının m.125 uyarınca ifa talebi, gecikme tazminatı ve sözleşmeden dönme gibi hakları doğar.
  • Sözleşmede kararlaştırılan süre uygun değilse, bu süre madde hükmüne aykırıdır ve alacaklının bu süreye dayanarak seçimlik hak kullanması sorunlu olabilir.
  • Süre verilmesi gerekmeyen hallerde alacaklı süre tanımaksızın seçimlik haklarını kullanabilir.

Alacaklının bizzat süre vermesi ile hâkimden süre tayinini istemesi arasındaki fark nedir?

Alacaklı, borçluya kendi takdiriyle uygun bir süre tanıyabilir ve bu süreyi bildirir.

Alacaklı, süreyi kendisi belirlemek yerine hâkimden tayin edilmesini isteyebilir; bu durumda süreyi mahkeme belirler.

Her iki yol da süre verilmesi koşulunu yerine getirir; alacaklı iki yoldan birini seçebilir.

Sözleşmede kararlaştırılan süre ile kanunun ölçü koyduğu uygun süre arasındaki fark nedir?

Taraflar sözleşmeyle temerrüt hâlinde verilecek süreyi önceden belirleyebilir.

Bu sürenin uygun olup olmadığı edimin niteliğine göre değerlendirilir ve kanun belirli bir süre öngörmemiştir.

Sözleşmedeki süre ifa için yetersizse madde hükmüne aykırılık oluşur ve sözleşme kaydının bu ölçüde etkisi tartışmalı hâle gelir.

Süre verilmesi gereken hal ile süre verilmesi gerekmeyen hal arasındaki fark nedir?

Bu madde, alacaklının süre vermesini öngören genel kuraldır.

Süre verilmesini gerektirmeyen haller ayrı bir maddede düzenlenmiştir.

Süre verilmesi gerekmeyen hallerde alacaklı doğrudan seçimlik haklarını kullanabilir; bu durumda bu madde uygulanmaz.

m.123: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Karşılıklı borç yükleyen sözleşme ile eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmeyi karıştırmak; ikinci tür sözleşmede bu madde ve m.125 uygulanmaz.
  • Sözleşmede kararlaştırılan süreyi her zaman bağlayıcı saymak; süre ifa için yetersizse madde hükmüne aykırılık oluşur.
  • Süre verilmesi gerekmeyen hal ile süre verilmesi gereken halin ayırt edilmemesi; ilk durumda m.124 uygulanır ve süre aranmaz.
  • Uygun süreyi sabit bir gün sayısı olarak almak; süre edimin türüne ve kapsamına göre değişir.
  • Temerrüt koşullarını (muaccellik, bildirim) aramaksızın süre vermenin yeterli olacağını düşünmek; genel koşullar bu maddeye ek olarak aranır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada 6098 sayılı Kanun m.123, m.125 ve m.126 birlikte değerlendirilmekte; alacaklının üç yetkisinin (aynen ifa ve gecikme tazminatı, ifadan vazgeçip müspet zararın tazmini, sözleşmeden dönme) bu maddelerden kaynaklandığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2044 E., 2026/758 K., 09.04.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2136 E., 2026/558 K., 11.03.2026)
  • Mahkemeler, borçlu temerrüde düştükten sonra alacaklının süre vermesi ya da hâkimden süre istemesi koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini somut olayda inceleyerek karar vermektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/698 E., 2025/921 K., 21.10.2025)
  • Kira ilişkilerinde kiralayanın kusurundan kaynaklanan teslim gecikmesi durumunda, kiracının bu madde ve ilgili maddeler çerçevesinde haklarını kullanabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/510 E., 2024/1728 K., 24.10.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/995 E., 2024/777 K., 02.05.2024)
  • Kira kaybı talebine ilişkin uyuşmazlıklarda borçlunun temerrüdünün ve alacaklının süre vermesinin birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/48 E., 2024/596 K., 10.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Süre vererek ya da hâkimden süre isteyerek seçimlik haklarını kullanmak isteyen alacaklı, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin varlığını ve borçlunun temerrüdünü ispatla yükümlüdür.
  • Temerrüt için borcun muaccel olduğu ve bildirim ya da yerine geçen bir durumun bulunduğu, bu bilgiyi kanıtlayan yazılı belgelerle (sözleşme, fatura, ihtarname, teslim tutanağı) ispatlanır.
  • Verilen sürenin uygun olduğunu ileri süren alacaklı, süre verme belgesini (ihtarname, noter aracılığıyla bildirim) ve edimin niteliğini gösteren belgeleri sunmakla yükümlüdür.
  • Borçlu, süre içinde ifa ettiğini ya da temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu savunmasını ödeme makbuzu veya ifa belgesiyle ispatlamalıdır.
  • Sözleşmede kararlaştırılan sürenin uygun olmadığını ileri süren taraf, edimin türüne ve kapsamına ilişkin bilirkişi incelemesi veya tanık beyanı gibi delillere başvurabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.11: Temerrüdün genel koşullarını düzenler; muaccellik ve bildirim ya da yerine geçen durum bu maddede aranan koşullar olup karşılıklı sözleşmelerde de aynen geçerlidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.124: Süre verilmesini gerektirmeyen halleri düzenler; bu hallerde alacaklı süre tanımadan seçimlik haklarını kullanabilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Sürenin geçmesinin sonuçlarını düzenler; alacaklının ifa talebi, gecikme tazminatı, ifadan vazgeçme ve sözleşmeden dönme haklarını bu madde verilen süreye bağlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.126: Alacaklının seçimlik haklarının kullanılmasında ek koşulları ve ihtar usulünü düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.

TBK m.124

Bu madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde, alacaklının ihtar ve ek süre vermeden seçimlik haklarını kullanabileceği üç hali düzenler: borçlunun tutumundan süre verilmesinin etkisiz kalacağının anlaşılması, temerrüt nedeniyle ifanın alacaklı için yararsız kalması ve sözleşmede kesin vade kararlaştırılmış olması. Madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ve borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkide uygulanır. Madde, süre verilmesinin gerektiği genel halleri, seçimlik hakların içeriğini ve sürekli sözleşmelerde feshin şartlarını düzenlemez; bunlar TBK m.123 (ek süre ve seçimlik haklara ilişkin genel düzen), m.125 (seçimlik haklar) ve m.126 (sözleşmeden dönmenin koşulları) hükümlerinde yer alır. Ayrıca özel hükümlerdeki olağanüstü fesih hakları ile zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bu maddenin kapsamında değildir.

m.124: hangi kavramlar bilinmeli?

Süre verilmesine gerek olmayan hal
Borçlu temerrüde düşmüş olsa bile alacaklının borçluya ek süre tanımadan seçimlik haklarını kullanabileceği, kanunda sayılan özel durumdur. Bu hallerde ihtar koşulu da aranmaz.
Seçimlik haklar
Temerrüde düşen borçlunun karşısında alacaklıya tanınan; ifa yerine tazminat isteme ve sözleşmeden dönme haklarıdır. Bu haklar TBK m.125 ve m.126'da ayrıntılı düzenlenir ve bu maddede yalnızca süre koşulundan istisna edilir.
Kesin vade (Fixgeschäft)
Borcun belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde ifa edilmesinin zorunlu olduğu ve gecikmiş ifanın artık kabul edilmeyeceğinin sözleşmeden anlaşıldığı vadedir. Sadece vade kararlaştırılmış olması yeterli değildir; gecikmiş ifanın kabul edilmeyeceği taraflarca öngörülmüş olmalıdır.
Yararsızlık
Borcun ifasının, temerrüt nedeniyle alacaklı için artık işe yaramaz hale gelmesidir. Ölçüt herkes için değil, alacaklının somut durumu ve sözleşmenin amacıdır.

m.124: hangi şartlar aranır?

  • Ortada karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme bulunmalıdır; tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde bu maddeye dayanılamaz.
  • Borçlu temerrüde düşmüş olmalıdır; temerrüdün genel koşulları, ayrıca ihtar gerekiyorsa ihtarın yapılmış olması gerekir.
  • Aşağıdaki üç halden biri gerçekleşmiş olmalıdır: borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılmalıdır (m.124/1).
  • Alternatif olarak, borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmış olmalıdır; yararsızlık herkes için değil alacaklının somut durumu ve sözleşme amacına göre değerlendirilir ve yararsızlığın temerrütten kaynaklanması gerekir (m.124/2).
  • Alternatif olarak, borcun belirli bir zamanda veya süre içinde ifa edilmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılmalıdır (m.124/3).

m.124: hangi sonuçları doğurur?

  • Üç halden biri gerçekleşmişse alacaklı, borçluya süre vermeden ifa yerine tazminat isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir (sürekli sözleşmelerde feshedebilir).
  • Süre verilmesi gerekmediği için alacaklının ek süre beklemesi zorunlu değildir; temerrüt koşulları gerçekleşmişse seçimlik haklar hemen kullanılabilir.
  • Kesin vadeli sözleşmede, süre verilmeden dönme hakkı doğar; alacaklı derhal bildirmek kaydıyla aynen ifa ve gecikme zararının tazminini de isteyebilir.
  • Üç halin hiçbiri gerçekleşmemişse alacaklının süre vermesi gerekir; süre verilmeden kullanılan seçimlik haklar geçerli olmaz ve borçlunun temerrüdü için genel koşullar aranır.
  • Alacaklı ifa yerine tazminatı tercih ettiğini derhal bildirmelidir; ifa talep edecekse m.124'e dayanamaz.

Süre verilmesi gerekli hal ile süre verilmesi gerekmeyen hal arasındaki fark nedir?

Genel halde borçluya uygun bir ek süre verilir ve bu süre sonunda ifa gerçekleşmezse alacaklı seçimlik haklardan birini kullanabilir.

m.124'te sayılan hallerde ek süre verilmez ve alacaklı doğrudan seçimlik haklarını kullanabilir.

Süre verilmeden dönme veya ifa yerine tazminat istenebilir; süre verilmemesi bu hallerde temerrüdün ön koşulu olmaz.

Kesin vade ile vadenin sadece belirli olması arasındaki fark nedir?

Kesin vadede gecikmiş ifa kabul edilmez; taraflar bunu sözleşmede açıkça ya da anlaşılır biçimde öngörmüştür.

Sadece ifa için belirli bir vade olan sözleşmede borç vadede ifa edilmezse borçlu kendiliğinden temerrüde düşmez ve süre verilmesi gerekir.

Kesin vade yoksa m.124/3 uygulanmaz; alacaklı süre vermek zorundadır (genel düzen).

Süre gerekmeyen hal ile ihtar gerekmeyen hal arasındaki fark nedir?

m.124 halleri süre koşulunu ortadan kaldırır ve bu durumda ihtar çekme zorunluluğu da kalkar.

Her ihtar gerektirmeyen hal, süre verilmesini de gereksiz kılmaz; örneğin vadesi kesin olmayan ve belirli bir gün içeren borçta ihtar gerekmez ama süre verilmesi gerekir.

İki kurumun kapsamı farklıdır; m.124 halleri ihtarı da gereksiz kılar, ancak tersi doğru değildir.

Alacaklının dönme ile ifa talebi tercihi arasındaki fark nedir?

İfa yerine tazminat veya dönme seçilirse alacaklı artık ifayı talep edemez.

Alacaklı ifayı isterse m.124'e dayanamaz ve ancak süre vererek dönebilir ya da ifa yerine tazminat isteyebilir.

Seçimin zamanlaması ve açıklanması, m.124 halinden yararlanıp yararlanamayacağı sonucunu belirler.

m.124: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kesin vadeyi sadece sözleşmede bir tarih bulunması olarak yorumlamak; kesin vade için gecikmiş ifanın kabul edilmeyeceğinin öngörülmüş olması gerekir.
  • m.124/2'deki yararsızlığı herkes için yararsızlık olarak değerlendirmek; ölçüt alacaklının somut durumu ve sözleşme amacıdır.
  • Yararsızlığın temerrüt yerine başka bir sebepten doğduğu durumu m.124/2 kapsamında saymak; bu halde süre verilmesi gerekir.
  • Vadesi kesin olmayan borçta ihtar gerekmediği için süre verilmesinin de gereksiz olduğunu düşünmek; ihtar ve süre farklı kurumlardır.
  • Alacaklı ifa talep ederken m.124'e dayanmak; bu durumda ancak süre vererek dönme veya tazminat istenebilir.
  • Tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde m.124'ün uygulanacağını düşünmek; bu maddenin uygulama alanı karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerle sınırlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, m.124'ün kapsamını dar yorumlayarak, süre verilmesine gerek olmadığı iddiasını somut olaydaki temerrüt ve sözleşme metni ile karşılaştırmaktadır. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/38 E., 2025/293 K., 11.03.2025)
  • Kesin vadenin varlığı, sözleşmede gecikmiş ifanın kabul edilmeyeceğinin açıkça ya da anlaşılır biçimde yer almasına bağlanmakta; sadece tarih belirlenmiş olması yeterli görülmemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2019/1959 E., 2021/1248 K., 22.04.2021)
  • Süre verilmemesi gereken hal iddia ediliyorsa, mahkemeler çoğu zaman ek süre verilmiş olup olmadığını ve sözleşmenin ayrıca fesih koşullarını da birlikte değerlendirmektedir. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2025/630 K., 24.04.2025)
  • Kira ve benzeri sürekli ilişkilerde m.124 ile m.123, 125 birlikte ele alınmakta; borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçimlik haklarının varlığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/48 E., 2024/596 K., 10.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2019/667 E., 2021/2339 K., 14.12.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2014/1045 E., 2015/1446 K., 27.05.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Süre verilmeden seçimlik hak kullanan alacaklı, m.124'teki hallerden birinin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yükü alacaklıdadır.
  • Borçlunun tutumunun ifa için süre verilmesini etkisiz kılacağı, yazışmalar, tanık beyanları ve borçlunun açık beyanı ile ispatlanabilir.
  • Kesin vadenin varlığı, sözleşme metni ve taraflar arasındaki yazılı belgeler ile ispatlanır; sözleşmede gecikmiş ifanın kabul edilmeyeceğine dair ifadenin bulunması gerekir.
  • Yararsızlık savunmasında, alacaklının somut durumunun ve sözleşme amacının temerrüt nedeniyle ifayı işe yaramaz hale getirdiği ispat edilmelidir; borçlu ise yararsızlığın temerrütten değil başka sebepten doğduğunu ileri sürerek savunma yapabilir.
  • Karşı taraf, m.124 halinin gerçekleşmediğini ve gerekli ek sürenin verilmesi gerektiğini savunursa, bu savunmayı ileri süren borçlu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.123: Borçlunun temerrüdü halinde ek süre verilmesi ve seçimlik hakların genel düzenini gösterir; m.124 bu genel düzenin süre koşulundan istisnasını oluşturur.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Seçimlik hakların içeriğini, yani ifa yerine tazminat ve sözleşmeden dönme haklarını düzenler; m.124 bu hakların süresiz kullanılabilmesi için koşul getirir.
  • 6098 sayılı Kanun m.126: Sözleşmeden dönmenin ayrıntılı koşullarını düzenler; m.124 halinde süre verilmeden dönme yapılabilmesinin dayanağıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.117: Temerrüt için ihtar gerektiren genel halleri düzenler; m.124 halinde bu ihtar zorunluluğu kalkar.

TBK m.125

Türk Borçlar Kanunu'nun temerrüt halinde alacaklıya tanıdığı seçimlik hakları düzenler: borcun ifası ile gecikme tazminatı isteme hakkı (birinci seçimlik hak), ifadan vazgeçerek zararın giderilmesini isteme veya sözleşmeden dönme hakkı (ikinci seçimlik hak) ve sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı iade ve menfi zarar sorumluluğu. Kurallar karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler bakımından uygulanır; borçlu ile alacaklı arasındaki sözleşme ilişkisinde temerrüde düşen tarafa karşı işler. Temerrüdün oluşum koşullarını ve ek süre verilmesi gereken hâlleri (m.117 vd.) düzenlemez; sözleşmenin kendi hükmüne, bu hükmün uygulanmasına ilişkin ayrıntıya ve sözleşmeden dönmenin hukuki niteliğine ilişkin genel kurallara bırakır (m.112 vd. imkânsızlık hükümleri de ayrıca değerlendirilir). Zamanaşımı, dava açma süresi ve sözleşmeden dönmeye ilişkin özel sözleşme hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.125: hangi kavramlar bilinmeli?

Temerrüt
Borçlunun, verilen süre içinde borcunu ifa etmemesi ya da süre verilmesini gerektirmeyen bir durumun bulunması hâlinde, alacaklının bu maddede düzenlenen haklarını kullanabilmesi için gereken aykırılık hâlidir. Temerrüdün varlığı, alacaklının seçimlik haklarını doğuran ön koşuldur.
Birinci seçimlik hak
Alacaklının borcun aynen ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteyebildiği haktır. Sözleşme ayakta kalır; alacaklı edimin ifasını talep eder ve gecikme zararını ayrıca ister.
İkinci seçimlik hak
Alacaklının ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek, ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini ya da sözleşmeden dönmeyi seçebildiği haktır. Bu seçim yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılır.
Müspet zarar
Sözleşme tam olarak ifa edilseydi alacaklının elde edeceği menfaatin zararıdır. İkinci seçimlik hakkın zarar giderme seçeneğinde bu zarar istenebilir.
Menfi zarar
Sözleşme hiç yapılmamış olsaydı alacaklının uğramayacağı zarardır. Sözleşmeden dönme hâlinde, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle istenebilir ve borçlunun temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat etmesi hâlinde bu zarar sorumluluğu doğmaz.
Sözleşmeden dönme
Alacaklının tek taraflı beyanıyla sözleşmeyi sona erdirmesi ve tarafların karşılıklı ifa yükümlülüklerinden kurtulmasıdır. Sözleşmeden dönme ile birlikte alınan edimlerin geri verilmesi ve menfi zararın istenmesi söz konusu olur.

m.125: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen (iki tarafa tam borç yükleyen) bir sözleşme olması gerekir; tek tarafa borç yükleyen ya da eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde bu madde uygulanmaz.
  • Borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir; borçlu verilen süre içinde borcunu ifa etmemiş olmalı ya da süre verilmesini gerektirmeyen bir durum bulunmalıdır.
  • Alacaklının seçimlik haklardan birini kullandığını karşı tarafa bildirmesi gerekir; ikinci seçimlik hakta vazgeçme beyanı hemen yapılmalıdır.
  • Sözleşmeden dönme seçildiğinde, dönme beyanı alacaklının tek taraflı ve yenilik doğuran irade açıklaması olarak karşı tarafa ulaşmış olmalıdır.
  • Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilmelidir; bu iade yükümü karşılıklı olarak doğar.
  • Menfi zararın istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat edememesi gerekir.

m.125: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu verilen süre içinde ya da süre gerekmeyen hâllerde ifa etmezse alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme tazminatını isteyebilir.
  • Alacaklı ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirirse, ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir.
  • Alacaklı ikinci seçimlik hakla sözleşmeden dönerse, tarafların karşılıklı ifa yükümlülüğü sona erer.
  • Sözleşmeden dönme hâlinde daha önce ifa edilen edimler geri istenebilir.
  • Borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.
  • Borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat ederse menfi zarar talep edilemez.
  • Tek taraflı borç yükleyen ya da eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde bu maddedeki seçimlik haklar doğmaz.
  • Madde düzenleyici niteliktedir; taraflar sözleşmeyle aksini kararlaştırabilir.

Birinci seçimlik hak ile ikinci seçimlik hak arasındaki fark nedir?

Birinci seçimlik hakta alacaklı borcun aynen ifasını ve gecikme tazminatını ister; sözleşme ayakta kalır.

İkinci seçimlik hakta alacaklı ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçer; zararın giderilmesini veya sözleşmeden dönmeyi seçer.

Seçim, sözleşmenin devamı ile sona ermesi arasında yapılır. İkinci seçimlik hakta vazgeçme beyanı hemen yapılmalıdır, aksi hâlde alacaklı birinci hakkı kullanmış sayılır.

Müspet zararın giderilmesi ile sözleşmeden dönme ve menfi zarar arasındaki fark nedir?

Zararın giderilmesinde sözleşme yürürlükte kalır ve sözleşme tam ifa edilseydi elde edilecek menfaat istenir.

Sözleşmeden dönmede sözleşme ortadan kalkar ve sözleşme yapılmamış olsaydı uğramayacak zarar istenir.

Dönme hâlinde taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve ifa edilen edimler geri istenir; tazmin kapsamı daralır.

Borçlunun kusursuzluğu ispatı ile menfi zarar sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Borçlu temerrüde düşmekte kusurunun olmadığını ispat ederse alacaklı menfi zararı isteyemez.

Borçlu bu kusursuzluğu ispat edemezse alacaklı menfi zararın giderilmesini isteyebilir.

Menfi zarar talebi, borçlunun kusuruna bağlanmıştır; sözleşmeden dönme kendiliğinden tazminat doğurmaz.

m.125: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacaklının ifa ile birlikte gecikme tazminatını isterken aynı anda ikinci seçimlik hakkın sonuçlarını da talep etmesi; seçimin birbirini dışlamasını gözden kaçırmak.
  • Sözleşmeden dönme ile menfi zararın tazminini otomatik bir sonuç saymak; borçlunun kusursuzluğu ispatı bu tazmin talebini engeller.
  • Tek taraflı ya da eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde m.125'i uygulamak; faizsiz ödünç ya da ücretsiz vekalet bu kapsamın dışındadır.
  • Alacaklının vazgeçme beyanını geciktirmesi hâlinde ikinci seçimlik hakkın kullanılamayacağını unutmak.
  • Menfi zararı müspet zarar ile karıştırmak; dönme hâlinde tazmin, sözleşme yapılmamış olsaydı uğranmayacak zarara göre hesaplanır.
  • Maddeyi emredici kabul etmek; m.125 düzenleyici niteliktedir ve sözleşmeyle farklı düzenlenebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sözleşmeden dönme hakkının m.125 kapsamında kullanılabilmesi için borçlunun temerrüdünün önceden gerçekleşmiş olması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/565 E., 2024/1437 K., 26.09.2024)
  • Alacaklının m.125/2 kapsamında derhal fesih yapmadan sözleşmeden döndüğünü ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir; dönme beyanının delillerle kanıtlanamaması hâlinde dönme hükümsüz sayılır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/510 E., 2024/366 K., 26.03.2024)
  • Sözleşmeden dönme hâlinde m.125 gereği menfi zararın tazmini talep edilebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1158 E., 2025/1563 K., 02.10.2025)
  • Sözleşmelerde temerrüt hâlinde alacaklının haklarının m.125'te tanımlandığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2293 E., 2025/2089 K., 05.12.2025)
  • Kira sözleşmelerinde ifada gecikme hâlinde gecikmiş işin ifası ile gecikme tazminatı isteme hakkının m.125 dayanağında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1304 E., 2024/1548 K., 23.12.2024)
  • Dava konusu hakkın devrinde m.125'in ifadelerinden iradi devrin öncelikle kapsandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1073 E., 2025/85 K., 26.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temerrüdü ileri süren alacaklıdır; borcun verilen süre içinde ya da süre gerekmeyen hâlde ifa edilmediğini ihtar, süre verilmesi veya fiili durum ile ispatlar.
  • Seçimlik hakkın kullanıldığı, özellikle sözleşmeden dönme beyanının karşı tarafa ulaştığı yazılı ihtar veya noter ihtarnamesi ile ispatlanır; beyanın delillerle kanıtlanamaması dönmeyi geçersiz kılar.
  • Menfi zarar talep eden alacaklı, zararın varlığını ve miktarını ispat eder; borçlu temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispat ederse bu talep reddedilir.
  • Borçlu, temerrüdün bulunmadığını ya da kendisinin kusursuz olduğunu savunuyorsa bu savunmasını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.124: Süre verilmesinin gerekmediği hâlleri düzenler; bu hâllerde m.125 uyarınca alacaklının seçim hakkı süre beklemeden doğar.
  • 6098 sayılı Kanun m.235: Satım sözleşmesinde satıcının bedeli önce ödemekle yükümlü alıcıya karşı ek süre ve sözleşmeden dönme haklarını düzenler; m.125 ile birlikte uygulanabilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.112: İmkânsızlık hâlinde tazminat sorumluluğunu düzenler; iade borcunun imkânsızlaşması hâlinde sonuçların değerlendirilmesinde başvurulur.
  • 6098 sayılı Kanun m.110: Alacaklının sözleşmeden dönme dolayısıyla borçluya karşı zarar sorumluluğunu sınırlayan genel kuralı içerir; m.125'in yollama yaptığı tartışmalı bir alandır.
  • 6098 sayılı Kanun m.485: Eser sözleşmesinde menfi zararın tazminine ilişkin özel düzenlemeyi içerir.

TBK m.126

Madde, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklıya tanınan seçimlik haklardan birini düzenler: ifa ve gecikme tazminatı isteme ile sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğranılan zararın giderilmesini isteme. Maddenin uygulanması karşılıklı borç yükleyen sürekli edimli sözleşmeler bakımından söz konusudur. Madde, sözleşmenin ani edimli sözleşmelerde olduğu gibi geçmişe etkili olarak sona erdirilmesini (dönme) düzenlemez; fesih ileriye etkilidir. Ayrıca temerrüdün genel koşullarını, süre verilmesini, ani edimli sözleşmelerde dönmeyi ve fesih hâlinde karşılıklı iadeyi düzenlemez (m.123, m.124, m.125). Sözleşmeden dönmenin olumsuz zararla sınırlanması ve ifa etmeme hâllerinde sorumluluk rejimi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.112 ve devamı, m.125 f.3).

m.126: hangi kavramlar bilinmeli?

Sürekli edimli sözleşme
Borçlunun edim yükümlülüğünün tek bir ifa ile bitmeyip zaman içinde birden fazla edimi kapsadığı sözleşmedir. Kira ve benzeri kullandırma borcu doğuran sözleşmeler buna örnektir. Ani edimli sözleşmede ise borç tek bir ifa ile sona erer.
İfasına başlanmış sözleşme
Sözleşmenin uygulanmaya başlandığı, en az bir edimin ifa edilmiş olduğu sözleşmedir. Kanun ifanın sayısı ya da miktarı bakımından bir ölçüt koymamıştır; başlamış olması yeterlidir.
Fesih (ileriye etkili)
Sürekli edimli sözleşmede, temerrüt hâlinde alacaklının bildirimiyle sözleşmenin yalnızca geleceğe yönelik edimler bakımından sona erdirilmesidir. Fesihten önce doğmuş ve ifa edilmiş edimler geriye etkili olarak ortadan kalkmaz.
Sözleşmeden dönme (geçmişe etkili)
Ani edimli sözleşmelerde sözleşmenin başından itibaren ortadan kaldırılmasıdır. Bu maddedeki sürekli edimli sözleşmede ise dönme yerine fesih kullanılır.
Müspet zarar (sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğranılan zarar)
Sözleşme sürdüğü hâlde elde edilmesi beklenen menfaatin kaybedilmesinden doğan zarardır. Fesih yoluyla istenen zarar bu niteliktedir ve olumlu zarar olarak tazmin edilir.
Temerrüt
Borçlunun borcunu muaccel olduğu hâlde, kendi kusuru ile ifa etmemesi durumudur. Maddenin uygulanması için alacaklının temerrüt koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir.

m.126: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin sürekli edimli bir sözleşme olması gerekir; yani borçlunun edimi zaman içinde tekrarlanan veya sürekli nitelikte bulunmalıdır.
  • Sözleşmenin ifasına başlanmış olması gerekir; ifanın miktarı ya da sayısı önemli değildir, ifa sürecinin başlamış olması yeterlidir.
  • Sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması gerekir, çünkü madde temerrüt hükümleri altında yer alır.
  • Borçlunun temerrüdü bulunmalıdır; alacaklının fesih hakkını kullanabilmesi için temerrüdün genel koşulları gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Alacaklı fesih hakkını seçtiğini açıkça belirtmelidir; fesih ileriye etkili olduğu için fesih öncesi ifa edilmiş edimler geri alınamaz.
  • Alacaklının istediği zarar, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğranılan müspet zarar olmalıdır; fesihle birlikte bu zararın giderilmesi istenebilir.
  • Borçlunun temerrüdüne kusursuz olduğunu ispat etmesi, kendisini bu zarar sorumluluğundan kurtarmaz; zarar tazmini için borçlunun kusuru aranır.

m.126: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı ifa ve gecikme tazminatını isteyebilir; bu durumda sözleşme devam eder.
  • Alacaklı sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.
  • Fesih ileriye etkilidir; fesihten önce doğmuş ve ifa edilmiş edimler geriye etkili olarak ortadan kalkmaz ve geri istenemez.
  • Fesih sonrasında sözleşmenin geleceğe ilişkin edimleri sona erer; taraflar bu edimler bakımından yükümlülükten kurtulur.
  • Temerrüt koşulları gerçekleşmemişse fesih hakkı doğmaz ve alacaklı bu maddeye dayanamaz.

Aynen ifa ve gecikme tazminatı ile fesih ve müspet zararın tazmini arasındaki fark nedir?

Alacaklı sözleşmenin devamını ister ve geciken edimin ifasını ile gecikme nedeniyle zararın tazminini talep eder.

Alacaklı sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararı ister.

Fesih hâlinde sözleşme geleceğe yönelik olarak sona erer ve alacaklı artık ifa beklemez; zarar sözleşmenin süresi boyunca elde edilecek menfaatin kaybıdır.

Sürekli edimli sözleşmede fesih ile ani edimli sözleşmede dönme arasındaki fark nedir?

Sürekli edimli sözleşmede alacaklı fesih yoluyla sözleşmeyi ileriye etkili sona erdirir.

Ani edimli sözleşmede alacaklı dönme yoluyla sözleşmeyi geçmişe etkili ortadan kaldırır ve karşılıklı iade doğar.

Fesihte fesih öncesi ifa edilmiş edimler geri istenemez; dönmede ise karşılıklı edimler iade edilir ve yalnız olumsuz zarar istenebilir.

İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşme ile ifasına başlanmamış sürekli edimli sözleşme arasındaki fark nedir?

Sözleşmenin ifasına başlanmışsa bu madde uygulanır ve fesih yoluna gidilebilir.

İfasına başlanmamış sözleşmede madde uygulanmaz; genel dönme hükümlerine göre hareket edilir.

Fesih ile müspet zarar isteme yolu yalnızca ifasına başlanmış sözleşmelerde açıktır.

m.126: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi ani edimli sözleşmelere uygulamak; sürekli edimli sözleşmede fesih yerine geçmişe etkili dönme yoluna gitmek ve geri iade talep etmek.
  • Fesih ile birlikte fesih öncesi ifa edilmiş edimleri geri istemek; fesih ileriye etkili olduğu için bu edimler geri alınamaz.
  • İfasına başlanmamış bir sözleşmeye maddeyi uygulamak; madde ifanın başlamış olmasını şart koşar.
  • Maddedeki 'sürekli edimli' kavramını sözleşmenin uzun süreli olmasıyla karıştırmak; sürekli edim, borçlunun edim yükümlülüğünün birden fazla ifayla yerine getirilmesidir.
  • Fesih hakkını kullanmadan önce temerrüdün koşullarını gerçekleştirmemek; alacaklının fesih hakkı temerrüdün varlığına bağlıdır.
  • Fesih nedeniyle istenen zararı olumsuz zarar sanmak; bu madde açıkça müspet zararı öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sürekli edimli sözleşmelerde alacaklının fesih yoluyla müspet zarar istemesinde, borçlunun temerrüdünün ve kusurunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2044 E., 2026/758 K., 09.04.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2136 E., 2026/558 K., 11.03.2026)
  • Kiralama gibi süreli sözleşmelerde fesih nedeniyle istenen zararın, sözleşmenin kalan süresi boyunca elde edilecek menfaatin kaybı olarak hesaplandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/510 E., 2024/1728 K., 24.10.2024)
  • Sözleşmenin süresinin uzun belirlendiği hâllerde, sözleşmenin sürekli borç doğuran nitelikte olup olmadığının somut olarak nitelendirilmesi ve maddenin buna göre uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/894 E., 2024/1394 K., 25.09.2024)
  • Zamanaşımı bakımından fesih hâlinde istenen zararın genel zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/426 E., 2024/1506 K., 17.10.2024)
  • Alacaklının fesih ile birlikte fesih öncesi ifalarını geri isteyemeyeceği, bu nedenle hesabın fesih tarihinden itibaren yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/860 E., 2025/1478 K., 06.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Fesih hakkını ileri süren alacaklı, sözleşmenin sürekli edimli ve ifasına başlanmış olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; sözleşme metni, ifa belgeleri ve fiili uygulama bu amaçla kullanılır.
  • Alacaklı, borçlunun temerrüdünü ve temerrüt koşullarının gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; ihtar, sürenin verilmesi veya süre gerektirmeyen hâle ilişkin belgeler bu ispata yarar.
  • Müspet zararın varlığını ve miktarını ileri süren alacaklı ispatlamakla yükümlüdür; sözleşmenin kalan süresi ve bu süre boyunca elde edilecek menfaat somut delillerle gösterilmelidir.
  • Borçlunun temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ileri sürmesi hâlinde, kusursuzluğunu ispat yükü borçludadır; aksi hâlde zarar tazmini için kusur karinesi işler.
  • Karşı taraf zamanaşımı savunmasında bulunursa, sürenin başlangıcını ve dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.123: Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüt hâlinde süre verilmesini düzenler; m.126 uygulanmadan önce temerrüdün koşullarının gerçekleşmesi için bu hükmün şartları gözetilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.124: Süre verilmesinin gerekmediği hâlleri düzenler; bu hâllerde m.126'daki fesih hakkı süre beklenmeden kullanılabilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Temerrüde düşen borçlunun süre içinde ifa etmemesinin sonuçlarını, ani edimli sözleşmede dönme ve karşılıklı iadeyi düzenler; m.126 ise bunun sürekli edimli sözleşmedeki karşılığıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.112: İfa edilmeme hâllerinde sorumluluk ve tazminat rejimini düzenler; m.126'daki zarar tazmininin genel çerçevesini oluşturur.

Konuda geçen kararlar

76 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/404 E., 2026/254 K., 15.04.2026
    İlgili madde: m.117
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1073 E., 2025/85 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.125
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/777 E., 2024/476 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.115, m.116
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/501 E., 2024/241 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.118
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2022/448 E., 2023/506 K., 24.05.2023
    İlgili madde: m.118
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2021/874 E., 2023/118 K., 22.02.2023
    İlgili madde: m.112
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2014/1045 E., 2015/1446 K., 27.05.2015
    İlgili madde: m.124
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2013/1758 E., 2015/1190 K., 15.04.2015
    İlgili madde: m.120
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2022/11197 E., 2024/3926 K., 28.05.2024
    İlgili madde: m.113
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2217 E., 2023/2104 K., 05.04.2023
    İlgili madde: m.113
Diğer 66 karar
  1. İkinci Bölüm, 2021/57771 E., 19.11.2025
    İlgili madde: m.118
  2. Genel Kurul, 2024/41763 E., 08.07.2025
    İlgili madde: m.118, m.122
  3. Genel Kurul, 2014/2267 E., 21.12.2017
    İlgili madde: m.122
  4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/239 E., 2026/741 K., 17.04.2026
    İlgili madde: m.121
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1709 E., 2026/526 K., 14.04.2026
    İlgili madde: m.115
  6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/415 E., 2026/427 K., 14.04.2026
    İlgili madde: m.117
  7. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2044 E., 2026/758 K., 09.04.2026
    İlgili madde: m.123, m.126
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1705 E., 2026/444 K., 01.04.2026
    İlgili madde: m.117
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2026/416 E., 2026/543 K., 26.03.2026
    İlgili madde: m.120
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/934 E., 2026/401 K., 18.03.2026
    İlgili madde: m.117
  11. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2046 E., 2026/541 K., 17.03.2026
    İlgili madde: m.114
  12. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2136 E., 2026/558 K., 11.03.2026
    İlgili madde: m.123, m.126
  13. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2020/795 E., 2026/214 K., 25.02.2026
    İlgili madde: m.115
  14. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1307 E., 2026/165 K., 20.02.2026
    İlgili madde: m.121
  15. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/199 E., 2026/259 K., 18.02.2026
    İlgili madde: m.115
  16. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/77 E., 2026/103 K., 04.02.2026
    İlgili madde: m.122
  17. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/1854 E., 2026/137 K., 03.02.2026
    İlgili madde: m.121
  18. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1430 E., 2026/87 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.115, m.116
  19. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1126 E., 2026/44 K., 14.01.2026
    İlgili madde: m.115, m.116
  20. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/889 E., 2025/1829 K., 17.12.2025
    İlgili madde: m.116
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1087 E., 2025/1416 K., 10.12.2025
    İlgili madde: m.112
  22. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2293 E., 2025/2089 K., 05.12.2025
    İlgili madde: m.112, m.125
  23. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/237 E., 2025/1260 K., 25.11.2025
    İlgili madde: m.118
  24. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2096 E., 2025/1977 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.114
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/812 E., 2025/1447 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.121
  26. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/860 E., 2025/1478 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.126
  27. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/698 E., 2025/921 K., 21.10.2025
    İlgili madde: m.123
  28. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/129 E., 2025/1330 K., 16.10.2025
    İlgili madde: m.121, m.122
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1151 E., 2025/1390 K., 14.10.2025
    İlgili madde: m.116
  30. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1768 E., 2025/1238 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.116
  31. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1158 E., 2025/1563 K., 02.10.2025
    İlgili madde: m.125
  32. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/523 E., 2025/1535 K., 26.09.2025
    İlgili madde: m.120
  33. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/197 E., 2025/1148 K., 19.06.2025
    İlgili madde: m.112
  34. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/170 E., 2025/1032 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.114
  35. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2025/294 E., 2025/476 K., 27.05.2025
    İlgili madde: m.114
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1703 E., 2025/854 K., 22.05.2025
    İlgili madde: m.120
  37. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2024/683 E., 2025/418 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.117
  38. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2025/630 K., 24.04.2025
    İlgili madde: m.124
  39. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2025/235 E., 2025/257 K., 13.03.2025
    İlgili madde: m.122
  40. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/38 E., 2025/293 K., 11.03.2025
    İlgili madde: m.124
  41. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1997 E., 2025/368 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.114
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1283 E., 2025/154 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.114
  43. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1446 E., 2025/133 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.120
  44. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/378 E., 2025/74 K., 17.01.2025
    İlgili madde: m.112
  45. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1304 E., 2024/1548 K., 23.12.2024
    İlgili madde: m.125
  46. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/510 E., 2024/1728 K., 24.10.2024
    İlgili madde: m.123, m.126
  47. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/426 E., 2024/1506 K., 17.10.2024
    İlgili madde: m.126
  48. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/565 E., 2024/1437 K., 26.09.2024
    İlgili madde: m.125
  49. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/894 E., 2024/1394 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.126
  50. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/1231 E., 2024/651 K., 18.09.2024
    İlgili madde: m.113
  51. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/48 E., 2024/596 K., 10.09.2024
    İlgili madde: m.123, m.124
  52. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/922 E., 2024/954 K., 26.06.2024
    İlgili madde: m.122
  53. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/995 E., 2024/777 K., 02.05.2024
    İlgili madde: m.123
  54. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/146 E., 2024/569 K., 28.03.2024
    İlgili madde: m.112
  55. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/510 E., 2024/366 K., 26.03.2024
    İlgili madde: m.125
  56. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2023/2354 E., 2024/263 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.121
  57. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2555 E., 2024/184 K., 01.02.2024
    İlgili madde: m.117
  58. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/1271 E., 2023/1091 K., 22.12.2023
    İlgili madde: m.118
  59. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1202 E., 2023/1876 K., 30.11.2023
    İlgili madde: m.113
  60. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/335 E., 2023/255 K., 11.04.2023
    İlgili madde: m.113
  61. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2019/667 E., 2021/2339 K., 14.12.2021
    İlgili madde: m.124
  62. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2019/1959 E., 2021/1248 K., 22.04.2021
    İlgili madde: m.124
  63. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/622 E., 2020/787 K., 10.12.2020
    İlgili madde: m.113
  64. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/623 E., 2020/556 K., 13.10.2020
    İlgili madde: m.119
  65. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/1051 E., 2020/552 K., 13.10.2020
    İlgili madde: m.119
  66. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2017/1421 E., 2018/192 K., 07.02.2018
    İlgili madde: m.120

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3. Borç İlişkisinin Hükümleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış